YILLIK RAPOR


III. MALİ PİYASALAR

III.1. BANKACILIK SEKTÖRÜ VE KREDİ POLİTİKASI

III.1.1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Toplam Merkez Bankası kredileri kamu ve bankacılık sektörüne açılan krediler olmak üzere iki ana kalemden oluşmaktadır. Kamu sektörüne açılan krediler, Hazine'ye Kısa Vadeli Avans kaleminden oluşurken, Bankacılık Sektörü Kredileri ise sanayi kredileri, tarımsal krediler ve ticari kredilerden meydana gelmektedir. Toplam Merkez Bankası kredileri 1996 yılında yüzde 85,4 oranında artarak 378,6 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.

1. Kamu Sektörüne Açılan Krediler

Merkez Bankası kredilerinde 1996 yılındaki artış Hazine'ye Kısa Vadeli Avans kalemindeki artıştan kaynaklanmıştır.

Merkez Bankası kredilerinin tamamına yakın bölümünü Hazine'ye kısa vadeli avans kalemi oluşturmaktadır. Bu nedenle, Merkez Bankası kredilerindeki artış söz konusu kalemdeki artıştan kaynaklanmıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun Hazine'ye kısa vadeli avans hesabını düzenleyen 50'inci maddesinde 3985 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe göre, Hazine'ye kısa vadeli avans hesabı üst limiti, 1996 yılı için, bir önceki mali yılı bütçe ödenekleri toplamını aşan tutarın yüzde 10'u olarak belirlenmiş ve finansman bu limit dahilinde sürdürülmüştür. Bu çerçevede, kısa vadeli avans hesabının bakiyesi 1996 yılında yüzde 93,2 oranında artarak 370,9 trilyon Türk lirasına yükselmiş ve toplam Merkez Bankası kredileri içindeki payı 1996 yıl sonu itibariyle yüzde 98 olarak gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan, Merkez Bankası Kanunu'na yukarıda sözü edilen 3985 Sayılı Kanun ile eklenen geçici 9. maddesi uyarınca, 1994 ve önceki dönemlere ait biriken borç ile 1995-1998 döneminde kullanılacak avans tutarlarının Merkez Bankası ve T.C. Başbakanlık arasında belirlenecek esaslara göre tasfiyesi öngörüldüğünden, 1994 yılı ve önceki dönemlere ait 122,3 trilyon Türk liralık avans borcunun 25 trilyon Türk liralık bölümü 2 Haziran 1995 tarihinde, 1995 yılı sonunda önceki yıllarla birlikte biriken 192 trilyon liralık avans borcunun ise 50 trilyon Türk liralık bölümü 15 Şubat 1996 tarihinde, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile Merkez Bankası arasında yapılan protokoller uyarınca devlet iç borçlanma senetleri alınmak yoluyla tasfiye edilmiştir. Geçen yıldan devreden ve henüz tasfiye edilmemiş olan 142 trilyon Türk liralık borç tutarı ile 1996 yılı yasal limiti dahilinde kullanılmış olup tasfiye edilmesi gereken 228,9 trilyon liralık tutar ile birlikte tasfiye edilecek avans borcu 370,9 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır.

Merkez Bankası Kredileri

Merkez Bankası tarafından kamu ve bankacılık sektörüne açılan kredilerin, toplam Merkez Bankası kredileri içindeki payları aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. Merkez Bankası tarafından bankacılık kesimine kullandırılan kredilerin payında 1989 yılından itibaren azalma eğilimi gözlenmektedir. Merkez Bankası reeskont kredileri 1984 yılından başlayarak hacim olarak daraltılmış, 1990 yılında da reeskont kredilerinin niteliğinde değişime gidilmiş, buna göre Merkez Bankası'nın orta ve uzun vadeli kredi tahsis etmesine son verilerek bankacılık kesimine geçici likidite ihtiyaçlarının tahsisi için genel kısa vadeli reeskont penceresi açılmıştır. Son yıllarda, Merkez Bankası ekonomideki geniş tanımlı parasal büyüklüklerinin kontrolünden çok bilançosundaki büyüklüklerin kontrolüne yönelmiş ve bu anlamda iç varlık artışını sınırlamaya çalışmıştır. İç varlıklar içinde önemli paya sahip olan kamuya açılan kredilerin zaman içinde azaltılamaması, iç varlık artışını sınırlayabilmek için bankalara açılan kredilerin daraltılmasına yol açmıştır.

2. Bankacılık Sektörü Kredileri

Merkez Bankası'nın kamu kesiminin finansmanında oynayacağı rolün azaltılması ilkesi çerçevesinde tarımsal kredilerin bir kısmı tasfiye edilmiştir.

Toplam Merkez Bankası kredileri içinde kamu sektörüne açılan krediler dışında kalan, 7,7 trilyon Türk lirası tutarındaki yüzde 2'lik bölümünü ise bankacılık sektörüne açılan krediler oluşturmaktadır. Bankacılık sektörüne açılan krediler içinde yer alan tarımsal kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 1,9 olup 7,2 trilyon Türk lirası tutarındadır.

A. Tarımsal Krediler

Tarım sektöründe verimin artırılması, kalitenin iyileştirilmesi ve ürünün işlenmesi yoluyla değerlendirilerek, yurt içinde ve dışında rekabet olanağının sağlanması için Tarım Kredi Kooperatifleri kanalı ile çiftçilere kullandırılmak üzere T.C. Ziraat Bankası'na 15 Eylül 1993 tarihinde belirlenen limit dahilindeki toplam 11,6 trilyon Türk liralık tarımsal reeskont kredisinin 4,5 trilyon Türk liralık kısmı 1996 yılı Programında Merkez Bankası'nın kamu kesiminin finansmanında oynayacağı rolün azaltılması ilkesi çerçevesinde tasfiye edilmiştir. Söz konusu kredi, kalan limit dahilinde kullandırılmaya devam edilmiş olup 1996 yılı sonu itibariyle bakiyesi 7,1 trilyon Türk lirasıdır.

Şekerbank aracılığı ile şeker pancarı alımları dolayısıyla pancar üreticilerine kullandırılmakta olan tarımsal kredi bakiyesi, 1996 yılı sonununda 1995 yıl sonu değeri olan 55 milyar Türk liralık düzeyini korumuştur.

B. Sanayici Kredileri

Bankacılık sektörüne açılan kredilerdeki diğer bir kalem ise sanayici kredileri olup, toplam içindeki payı yalnızca binde 1'dir. Esnaf ve küçük sanatkârların işletme kredisi ihtiyacını karşılamak amacıyla Türkiye Halk Bankası'na kullandırılan kredi 1996 yılında da bir önceki yılda olan düzeyini koruyarak 471,7 milyar Türk lirası olmuştur.

Orta vadeli reeskont kredisi uygulamasına 1 Ocak 1990 tarihinde başlatılan reeskont penceresi sistemi nedeniyle son verilmiştir. Bu bağlamda, firma bazında verilen orta vadeli krediler tasfiye edilmekte olup bu kapsamda kullandırılan krediler 1996 yılında yüzde 81 oranında azalarak 14,4 milyar Türk lirası olmuştur.

3. Ticari Krediler

Para politikasının gereği olarak Merkez Bankası tarafından banka sistemine kısa vadeli reeskont kredisi tahsis edilmemiştir.

İzlenen para politikası gereği 1996 yılı içinde de Merkez Bankası tarafından banka sistemine kısa vadeli reeskont kredisi tahsis edilmemiştir. Bu sistem çerçevesinde önceki yıllarda tahsis edilmiş bulunan ihtisas kredilerinin kullandırılması ise sınırlı olarak sürüldürülmüştür.

Bankacılık sektörünün likidite gereksinimlerinin karşılanması amacıyla ticari nitelikte kabul edilen reeskont senetlerinin 1994 yılı sonu itibariyle 7,7 milyar Türk lirası olan bakiyesi 1995 yılı içinde tamamen tasfiye edilmiş ve 1996 yılında bu kapsamda kredi kullandırılmamıştır.

Yurt dışındaki muteber bir bankanın, ödeme garantisini içeren kredili veya kabul kredili ihracata ilişkin senetlerle, uygun vesaiki ibraz ve amir bankaca kabul edilmiş gayrikabilirücu vadeli akreditiflerin iskontosuna dayalı olarak bankalara döviz üzerinden düzenlenmiş, vadelerine en çok 120 gün kalan poliçelerin reeskontu karşılığı kullandırılmakta olan kabul finansmanı kapsamında 1996 yılı içinde 1,4 milyon ABD doları senet karşılığı 111,4 milyar Türk liralık finansman olanağı sağlanmış olup, 1996 yıl sonu itibariyle borç bakiyesi 0,2 milyon ABD dolarıdır.

Banka Meclisi'nin 3 Eylül 1996 tarih, 7226/16825 sayılı Kararı ile Türk Eximbank tarafından garanti edilen vadeli ihracat alacakları için de adı geçen Bankaya kabul finansmanı kapsamında reeskont olanağı sağlanmıştır.

III.1.2. Bankalar

III.1.2.A. Bankaların Konsolide Bilançoları ile Konsolide Kâr/Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler

a) Konsolide Bilançodaki Gelişmeler

Makroekonomik belirsizlikler 1996 yılı içinde azalmış ve ekonomik istikrar korunabilmiştir. Siyasi istikrarsızlıkların yıl içinde zaman zaman etkili olmasına karşın, özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı'nın uyumlu çalışmaları mali piyasalardaki istikrarın garantisi olmuş ve bankacılık sektörü, mali piyasalardaki en önemli değişkenler olan döviz kurları ile faiz oranlarındaki dalgalanmaların oldukça düşük düzeylerde seyrettiği istikrarlı bir ekonomik ortamda çalışma olanağı bulmuştur. Piyasalardaki istikrarın korunması, bankaların kolaylıkla önlerini görebilmelerini sağlamış ve sektör ekonomik canlanmaya bağlı olarak artan kredi taleplerini karşılayarak kredi arzını artırmıştır.

Bankacılık sektörü, büyümesini 1996 yılında da sürdürmüştür.

Bankacılık sektörünün toplam varlıkları, 1996 Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak, yüzde 116,3, reel olarak yüzde 16,5 oranında büyümüştür. Sektörün toplam aktiflerindeki reel büyüme oranı, bir önceki yılda gözlemlenen yüzde 14,5 oranındaki büyüme oranından daha yüksektir. Son dört yılda yaklaşık yüzde 52 dolayında seyreden bankacılık sektörü toplam aktiflerinin GSMH'ya oranı, sektörün büyüme hızının GSMH'nın büyüme hızını geçmesi sonucu 1996 Eylül itibariyle yüzde 66'ya yükselmiştir.

Sektörün büyümesi krediler ve menkul değerlerdeki büyümeden kaynaklanmıştır.

Bankacılık sektörünün toplam aktiflerindeki reel büyüme, krediler ve menkul değerler portföylerindeki artışlardan kaynaklanmaktadır. Sektörün toplam kredileri 1996 Kasım ayı itibariyle bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 23,7 oranında artmıştır. Toplam kredilerdeki artış oranı, bir önceki yıl gerçekleşen yüzde 27 oranındaki artıştan daha düşük düzeydedir. 1996 yılında siyasi belirsizliklerin zaman zaman etkili olmasının toplam kredilerin reel artış hızının önceki yıla göre daha düşük düzeyde kalmasına neden olduğu söylenebilir.

Bankacılık sektörünün açtığı krediler çeşitli banka grupları bazında incelendiğinde, kredilerini en fazla artıran grubun özel sektör bankaları olduğu görülmektedir. Özel sektör bankalarının kredi portföyü 1996 yılı Kasım ayı itibariyle, bir önceki yılın aynı dönemine göre, reel olarak yüzde 32,4 oranında büyümüştür. Aynı dönemde kamu bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının toplam kredileri reel olarak yüzde 15 oranında artarken, yabancı bankaların toplam kredileri geçen yıldaki düzeyinde kalmıştır.

Bankacılık sektörünün konsolide bilançosundaki payı yüksek olan menkul değerler portföyünün önceki yıla göre reel olarak önemli oranda büyüdüğü görülmektedir. Bankaların net menkul değerler cüzdanı 1996 yılı Kasım ayı itibariyle, bir önceki yılın aynı dönemine göre, reel olarak yüzde 52,6 oranında artış göstermiştir. Özellikle yabancı para menkul değerlerdeki artış dikkat çekicidir. Bankaların, vergi avantajı sağlaması nedeniyle yurtdışından sağlanan kredilerle yabancı para menkul değerlere yatırım yapmalarının yabancı para menkul değerler cüzdanındaki büyümede etkili olduğu söylenebilir. Menkul değerler cüzdanındaki değişim banka grupları itibariyle incelendiğinde, özellikle kamu bankaları ile yabancı bankaların yabancı para menkul değerler portföyündeki artışın belirgin olduğu görülmektedir.

Disponibilite yükümlülüğü dışında tutulan menkul değerlerde önemli artış görülmüştür.

Disponibilite yükümlülüğü dışında bulundurulan devlet iç borçlanma senetleri tutarı da önemli oranda büyümüştür. Bankaların disponibilite yükümlülüğü dışında bulundurdukları menkul değerler tutarı 29 Kasım 1996 tarihi itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 148 oranında artış göstererek 644 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Disponibilite yükümlülüğü dışında bulundurulan menkul değerler tutarındaki reel artış, yüzde 33,6 olarak gerçekleşmiştir. Devlet iç borçlanma senetlerinin bankalar açısından önemli bir pasif yönetimi aracı olan REPO işlemlerinde kullanılması ve ayrıca, söz konusu senetlerin reel getirisinin genellikle tatmin edici düzeylerde bulunmasının bankaların bu senetlere olan talebini etkileyen diğer faktörler olduğu söylenebilir.

Yukarıda özetlenen gelişmeler sonucunda, 1995 yılı Kasım ayında, sırasıyla, yüzde 11,1 ve 39,4 olan menkul değerler ve krediler portföylerinin konsolide bilanço toplamı içindeki payları, Kasım 1996'da, sırasıyla, yüzde 14,6 ve 41,8'e yükselmiştir.

Mevduat munzam karşılıklarının bilanco toplamı içindeki payı azalmıştır.

Konsolide bilançonun aktif tarafındaki diğer kalemlerde ise şu gelişmeler gözlemlenmiştir. Mevduat munzam karşılıklarının Kasım 1995'te yüzde 6 olan bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1996'da yüzde 5,5'e inmiştir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Temmuz 1996 tarihinde yaptığı yeni bir düzenleme ile mevduat munzam karşılık uygulamasındaki sabit-artan ayrımının kaldırılması, bankaların munzam karşılık yükünü belirli oranda hafifletmiştir. Yapılan yeni düzenlemenin de etkisi ile Kasım 1995 tarihinde yüzde 11,5 olan efektif munzam karşılık oranı, Kasım 1996 tarihinde yüzde 9 dolayına çekilmiştir.

Tahsili gecikmiş alacakların bilanço toplamı içindeki payı 1996 yılında da azalmıştır. Kasım 1995 tarihinde binde 6,9 olan net tahsili gecikmiş alacakların bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1996 tarihinde binde 4,1'e inmiştir. Azalma, ayrılan karşılıkların payındaki azalışa rağmen gerçekleşmiştir. Bu karşılıkların reel olarak azalmasına karşın net tahsili gecikmiş alacakların azalması, bankaların alacak tahsillerinin de olumlu yönde geliştiğini yansıtmaktadır.

Bankaların faiz ve diğer gelirlerini geçici olarak muhasebeleştirdikleri faiz ve gelir tahakkuk ve reeskontları kaleminin Kasım 1995 tarihinde yüzde 12 olan bilanço toplamı içindeki payı, Kasım 1996 da yüzde 9,4'e inmiştir. Aktif taraftaki diğer kalemler olan sabit kıymetler ile iştirakler ve kuruluşlar kalemlerinin bilanço toplamı içindeki paylarında önemli bir gelişme görülmemiştir.

Tahsili gecikmiş alacakların bilanço toplamı içindeki payı azalmıştır.

Sektör, yabancı para kredi kullanımını artırmıştır.

Konsolide bilançonun pasif tarafındaki gelişmeler incelendiğinde, toplam mevduatın artışının sürdüğü ve bankaların Türk lirası kredi kullanımını bir önceki yıla göre bir miktar azalttıkları görülmektedir. Bununla birlikte, sektörün yabancı para kredi kullanımını önceki yıla göre artırdığı görülmektedir. Sektörün kullandığı Türk lirası krediler bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 36 oranında azalırken, yabancı para krediler reel olarak yüzde 27 oranında artmıştır. Bu gelişmeler sonucu sektörün toplam kredi kullanımı bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 15,6 oranında artmıştır. Uygulanan para politikasının da etkisiyle döviz kurlarındaki dalgalanmanın 1996 yılında ılımlı düzeylerde seyretmesi, döviz cinsinden fonlamanın maliyetinin makul sınırlar içerisinde kalmasını sağlamış ve bankalara aktiflerini çeşitli kaynaklardan finanse etme imkanı tanımıştır.

Toplam mevduattaki artış devam etmektedir.

Bankalararası mevduat dahil toplam mevduat, 1996 Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 132 ve reel olarak yüzde 24,9 oranında artarak, 2 310 trilyon Türk lirasından 5 356 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Toplam mevduatta 1996 yılında gerçekleşen artış, bir önceki yılda gerçekleşen artıştan daha yüksektir. Mevduattaki artış, mevduatın güvenli bir yatırım olması nedeniyle tasarruf sahipleri açısından çekiciliğini koruduğunu ifade etmektedir.

Toplam mevduattaki gelişmeler banka grupları itibariyle incelendiğinde, çeşitli banka gruplarının aktif finansman eğilimlerindeki farklılığın 1996 yılında belirginleştiği gözlenmektedir. Kamu bankaları daha çok Türk lirası mevduata, özel sektör ve yabancı bankaların ise daha çok yabancı para mevduata yöneldikleri görülmektedir. Yabancı para mevduatın ortalama maliyetinin 1996 yılı içinde genellikle Türk lirası mevduatın maliyetinden daha düşük düzeyde seyrettiği göz önüne alınırsa, özel sektör bankalarının, fonlama maliyetini daha etkin bir biçimde yönettikleri anlaşılmaktadır.

Sektörün toplam özkaynakları Kasım 1996 itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 12 oranında artmıştır. Toplam özkaynaklardaki artış, ödenmiş sermaye kaleminin reel olarak yüzde 15,3 oranında artmasından kaynaklanmaktadır. Sektöre yeni bankaların katılmasının, ödenmiş sermaye kalemindeki artışta etkili olduğu söylenebilir.

Bankaların döviz varlık ve yükümlülüklerinde ise aşağıdaki gelişmeler gerçekleşmiştir. 27 Aralık 1996 tarihli geçici verilere göre bankaların yurtdışı döviz varlıklarında dikkati çeken bir değişme görülmemiş, yurtiçi döviz varlıkları ise bankaların Merkez Bankası'ndaki döviz mevduatının artışına ve yurtiçine açılan döviz kredilerinin artışına bağlı olarak, 1995 yıl sonuna göre ABD doları bazında yüzde 23 oranında artmıştır.

Yine 27 Aralık 1996 tarihli geçici verilere göre bankaların kısa vadeli döviz yükümlülükleri, 1995 yılı sonuna göre ABD doları bazında yüzde 23,3 oranında artış göstermiştir. Kısa vadeli döviz yükümlülüklerindeki artış, açılan akreditifler ile bankaların yurtdışından sağladıkları kredilerdeki artışlardan kaynaklanmıştır.

Sektörün özkaynakları, reel olarak artmıştır.

Bankaların kısa vadeli yurtiçi döviz yükümlülükleri ise anılan dönemde ABD doları bazında yüzde 14,4 oranında artış göstermiştir. Yurtiçi döviz yükümlülüklerindeki artış, yerleşiklerin açtıkları döviz tevdiat hesaplarındaki artıştan kaynaklanmıştır.

Sektörün döviz pozisyon açığı normal düzeyde seyretmiştir.

Bankaların döviz varlık ve yükümlülüklerindeki yukarıda özetlenen gelişmeler sonucu bankaların döviz pozisyon açıkları 1996 yıl sonu itibariyle 2,5 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Sektörün döviz pozisyon açığı 1996 yılı içerisinde 3-3,5 milyar ABD doları arasında seyretmiştir. Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı'nın 1995 yılında yaptıkları ve bankaların döviz pozisyon açıklarını sermaye tabanlarının yüzde 50'si ile sınırlayan düzenleme kadar, yabancı para cinsinden fonlamanın azalmasına karşın bankaların döviz pozisyon açıklarını ılımlı düzeylerde tutmaları da sektörün döviz pozisyon açığının ılımlı olarak nitelenebilecek bu aralıkta seyretmesinde etkili olmuştur. Döviz pozisyon açıklarının normal düzeylerde seyretmesi sektörün kur riskinin de normal düzeylerde bulunmasını sağlamış ve mali piyasalardaki istikrarın korunmasına yardımcı olmuştur.

Sektörün 1996 yılındaki ortalama kur riski oranı yüzde 91.3 olmuştur.

b)Konsolide Kâr / Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler

Sektörün net kârı 86 trilyon Türk lirası olmuştur.

Bankacılık sektörü 1996 Eylül ayı itibariyle 85,8 trilyon Türk lirası net kâr sağlamıştır. Kârın, sektörün en önemli gelir kalemi olan kredilerden alınan faizlerden sağlandığı, faiz dışı gelir-gider dengesinin ise bir önceki yılda olduğu gibi zararla sonuçlandığı görülmektedir.

Bankaların kredilerden aldıkları faizler, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 21,4 oranında artış göstermiştir. Diğer yandan, menkul değerlerden sağlanan faiz gelirleri de reel olarak yüzde 31 oranında artmıştır.

Sektörün toplam faiz giderleri reel olarak yüzde 24 dolayında artış göstermiştir. Faiz giderlerinin büyük bölümü, sektörün aktif finansmanında daha çok mevduat kaynağına yönelmesine paralel olarak, mevduata ödenen faizlerden kaynaklanmaktadır. Mevduata ödenen faiz tutarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 30,6 oranında artmıştır. Sektörün mevduat kaynağına yönelmesi ve özellikle yurtiçi kredi kullanımını azaltması sonucu, kullanılan kredilere ödenen faiz tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 19,6 oranında azalmıştır.

Yukarıda özetlenen gelişmeler sonucu sektörün en önemli gelir kaynağı olan net faiz gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 34 oranında artarak, geçen yıldaki 157,6 trilyon Türk lirasından 380,5 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.

Sektörün kâr düzeyini belirleyen diğer bir gelişme ise net faiz dışı gelirlerdir. Sektörün faiz dışı gelir - gider dengesi, bir önceki yılda olduğu gibi 1996 yılında da zararla sonuçlanmıştır. Faiz dışı gelir ve giderlerdeki değişimler ayrıntılı olarak incelendiğinde, sermaye piyasası işlemlerinden sağlanan net kârların önceki yıla göre reel olarak azalması, kambiyo zararının önceki yıla göre artması ve diğer faiz dışı giderlerin ise önemli oranda büyümesinin sektörün faiz dışı gelir-gider dengesinin zararla sonuçlanmasına neden olduğunu yansıtmaktadır. Bu gelişmeler sonucu sektörün net kârı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 36 oranında azalarak, 85,8 trilyon Türk lirası düzeyinde gerçekleşmiştir.

Kârını en fazla artıran banka grubu kalkınma ve yatırım bankalarıdır.

Sektörde sağlanan kârın banka grupları itibariyle dağılımı incelendiğinde, 1996 yılı Eylül ayı itibariyle kârını en fazla oranda artıran banka grubunun kalkınma ve yatırım bankaları olduğu görülmektedir. Kalkınma ve yatırım bankalarının kârı, bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 56,3 oranında artarak, 7,6 trilyon Türk lirasından 21,4 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.

Özel sektör bankaları, kârlılıkta ikinci sıradadır.

Sektördeki kârlılıkta ikinci sırayı özel sektör bankaları almaktadır. Özel sektör bankalarının net kârı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yaklaşık yüzde 16 oranında artarak 109,8 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Kamu bankalarının zararı 61,7 trilyon Türk lirasına yükselmiş, yabancı bankaların reel kârları ise bir önceki yıldaki düzeyinde kalmıştır.

c) Mevduat

Mevduat reel olarak artmıştır.

Bankalararası mevduat dışındaki toplam mevduat, 1996 yılı Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 138 ve reel olarak yüzde 30,7 oranında artarak 4 818 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır.

TABLO III.1.1

MEVDUAT TÜRLERİNİN TOPLAM MEVDUAT İÇİNDEKİ
YÜZDE PAYLARI

(Bankalararası Mevduat Hariç)


                                                                     

                                                               Diğer    
                 Döviz                                      Mevduat ve  
                Tevdiat    Tasarruf     Ticari     Resmi      Mevduat   
                Hesabı     Mevduatı    Mevduat    Mevduat   Sertifikası 

1990             23,0         40,0       15,0        4,0        18,0 

1991             34,0         37,0       12,0        3,0        14,0 

1992 Kasım       40,0         33,0       10,0        3,0        14,0 

1993 Kasım       45,0         29,0       10,0        4,0        12,0 

1994 Kasım       52,1         29,4        8,3        2,7         7,5 

1995 Kasım       49,2         32,7        8,0        2,3         7,8 

1996 Kasım       50,2         31,7        7,2        3,5         7,4 



Kaynak: TCMB

Mevduatta görülen artış bütün mevduat türlerindeki reel artıştan kaynaklanmıştır. 1996 yılı Kasım ayında Türk lirası mevduat, 1995 yılı Kasım ayına göre nominal olarak yüzde 133,2 ve reel olarak yüzde 28 oranında artarak 2 397 trilyon Türk lirasına yükselmişir. Aynı dönemde döviz tevdiat hesapları da nominal olarak yüzde 143,4 ve reel olarak yüzde 33 artarak 2 421 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Döviz tevdiat hesaplarının dolar cinsinden büyüklüğü ise bu dönemde yüzde 30,3 oranında artış göstermiştir.

Tasarruf sahipleri kısa vadeyi tercih etmektedir.

Mevduatın 1996 yılında vadelere göre dağılımı tasarruf sahiplerinin kısa vadeyi tercih ettiklerini göstermektedir. Kasım ayı itibariyle, vadesiz mevduatın payı yüzde 26,8, 1 ay vadeli mevduatın payı yüzde 13,5, 3 ay vadeli mevduatın payı yüzde 33,7, 6 ay vadeli mevduatın payı yüzde 16,5 ve 1 yıl vadeli mevduatın payı yüzde 9,5'dur. Mevduatın üç ay ve daha kısa vadeli mevduatta yoğunlaştığı görülmektedir. Toplam mevduatın yüzde 74'ünün vadesi üç ay veya daha kısa vadelidir (Grafik III.1.1).

Türk lirası mevduatta en yüksek artış, resmi mevduatta gerçekleşmiştir.

Türk lirası mevduatın türlerine göre artış hızları şöyle gerçekleşmiştir. 1996 yılı Kasım ayında, yıllık artış oranları tasarruf mevduatında yüzde 130,4, ticari mevduatta yüzde 114,7, resmi mevduatta yüzde 260,4, mevduat sertifikasında 28,6 ve diğer mevduatta yüzde 131,5 oranında gerçekleşmiştir. Yine Kasım ayı itibariyle yıllık bazda en yüksek artış, toplam mevduatın yüzde 3,5'u olan resmi mevduatta gerçekleşmiştir. Tasarruf mevduatı ve diğer mevduatta da yüzde 130'un üzerinde artış gerçekleşmiştir. Döviz tevdiat hesabı ve resmi mevduatın toplam mevduat içindeki payı artarken, diğer mevduat türlerinin payları bir miktar azalmıştır (Tablo III.1.1).

Krediler reel olarak artmıştır.

GRAFİK III.1.1

MEVDUATIN VADELERE GÖRE DAĞILIMI (Yüzde)

d) Krediler

Bankacılık sektörünün toplam kredileri, 1996 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre, nominal olarak yüzde 129,6 ve reel olarak yüzde 23,7 oranında artarak 3293 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Mevduatın kredilere kanalize edilen miktarını gösteren kredi/mevduat oranı 1995 yılına göre bir miktar düşüş göstererek yüzde 61,5'e gerilerken, kredi/toplam varlık oranı yüzde 41,8'e yükselmiştir (Tablo III.1.2).

Kredi hacminde, özel bankaların ağırlığı sürmektedir.

Bankacılık sektörünün toplam kredileri içinde, 1996 yılı Kasım ayı itibariyle özel bankaların payı yüzde 55, kamu bankalarının payı yüzde 32,4, kalkınma ve yatırım bankalarının payı yüzde 10,5 ve yabancı bankaların payı yüzde 2,1 olarak gerçekleşmiştir. Özel bankaların payı 1995 yılının aynı dönemine göre artmaya devam etmiş, diğer banka gruplarının payı ise azalma göstermiştir. Bir yıllık bazda özel bankaların kredi hacmi, 1996 yılı Kasım ayı verilerine göre, yüzde 145,8 oranında artarken, kamu bankalarının yüzde 113,8, yabancı bankaların yüzde 91 ve kalkınma ve yatırım bankalarının yüzde 113,3 oranında artmıştır. Reel olarak bakıldığında özel bankaların yüzde 32,4, kamu bankalarının yüzde 15,2, yabancı bankaların yüzde 2,9 ve kalkınma ve yatırım bankalarının yüzde 14,9 oranında artmıştır (Grafik III.1.2).

TABLO III.1.2

BANKA KREDİLERİNDEKİ GELİŞMELER


                      Krediler       Kredi/mevduat      Kredi/Toplam   
                   (yüzde artış)        (yüzde)        Varlık (yüzde)  

1990 Aralık             73,5               81,1             45,9 

1991                    59,7               73,9             42,3 

1992 Kasım              92,0               71,8             38,9 

1993 Kasım             103,9               88,8             42,6 

1994 Kasım              61,2               56,7             35,4 

1995 Kasım             118,4               62,0             39,4 

1996 Kasım             129,6               61,5             41,8 



Kaynak: TCMB

GRAFİK III.1.2

KREDİLERİN BANKA GRUPLARI İÇİNDEKİ PAYI(Yüzde)

Kredilerin büyük bir bölümü, 1995 yılında olduğu gibi 1996 yılı Kasım ayında da ticari krediler, ihracat kredileri ve ihtisas kredilerinden oluşmaktadır. İhracat kredileri yüzde 31,1'lik payla ilk sırayı alırken, ticari krediler yüzde 30,9 ve ihtisas kredileri de 22,2 pay almaktadır. Geçen yılın Kasım ayına göre ticari krediler ve ihracat kredilerinin payı bir miktar artarken, ihtisas kredilerinin payı bir miktar azalmıştır. Diğer taraftan tüketici kredilerinin payı yüzde 4,7, ithalat kredilerinin payı binde 2, mali kesime açılan kredilerin payı yüzde 6,8, ihracat garantili yatırım kredilerinin payı yüzde 2,3 ve diğer yatırım kredilerinin payı yüzde 1,8 olarak gerçekleşmiştir. Bu kredi türleri yaklaşık 1995 yılı Kasım ayındaki düzeylerini korurken, mali kesime kullandırılan kredilerin payında bir miktar azalış gerçekleşmiştir.

Toplam kredilerin Türk lirası ve yabancı para krediler arasındaki dağılımı incelendiğinde, yabancı para cinsinden kredilerin toplam krediler içindeki payının artmaya devam ettiği görülmektedir. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında toplam kredilerin yüzde 49,8'i olan Türk lirası krediler, 1996 yılı Kasım ayında yüzde 47,9'a gerilemiştir. Yabancı para cinsinden kullandırılan kredilerin payı ise, yüzde 50,2'den yüzde 52,1'e yükselmiştir. Bu dönemde yabancı para krediler yüzde 138,3 oranında artış göstermiştir.

Kredilerin büyük bir kısmı ticari, ihracat ve ihtisas kredilerinden oluşmaktadır.

Krediler kısa vadede yoğunlaşmaktadır.

Kredilerin vade yapısı incelendiğinde, 1996 yılı Kasım ayına göre toplam kredilerin yüzde 82,6'sının kısa vadeli kredilerden, yüzde 17,4'ünün orta vadeli kredilerden oluştuğu görülmektedir. Geçen yıl Kasım ayında kısa vadeli kredilerin payı yüzde 82,3 ve orta vadeli kredilerin payı 17,7 idi. 1996 yılında, 1995 yılına göre kredilerin vade yapısında önemli bir değişiklik olmamıştır.


Para Politikası ve Bankalar

Ülkemizde mali piyasaların en önemli bloku olan bankaların performansı, tüm ekonomiyi etkileyebilme özelliğine sahiptir. Bankacılık kesiminde herhangi bir nedenle başlayan sıkıntılar kolaylıkla reel kesime yansımakta ve ekonominin tümü olumsuz biçimde etkilenebilmektedir. Bu nedenle, bankacılık kesiminin faaliyette bulunduğu piyasalarda istikrarın korunması, ekonominin tümü açısından önemlidir.

Fazla bir derinliği olmayan ve çeşitli şoklar altında çalışan mali piyasalarımızda istikrarın korunmasında Merkez Bankası'na önemli görevler düşmektedir. Merkez Bankası'nın mali piyasalarda istikrarı korumak için en önemli silahı kredibilitesidir. Mali piyasalarda göreli istikrarın sürdürülebilmesi için para politikasının dikkatle uygulanması ve piyasalara güven verilmesi bu kredibilitenin unsurlarıdır. Para politikasının dikkatli bir biçimde yürütülmesi durumunda, mali piyasalardaki en önemli değişkenler olan döviz kurları ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar azalmaktadır. Merkez Bankası'nın, politikalarını siyasi karar ve tercihlerin de etkisini taşıyan yüksek enflasyon ortamında titizlikle uygulaması sonucu mali piyasalarda göreli istikrar korunmuş ve siyasi istikrarsızlıkların ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirilebilmiştir. Bankacılık kesimindeki istikrar, bir ölçüde de uygulanan para politikalarının başarısını yansıtmaktadır.


3.1.2.B. Yasal ve İdari Düzenlemeler

Bankalarla ilgili olarak 1996 yılında yapılan yasal düzenlemeler aşağıda özetlenmiştir.

a) Bankalar Kanunu'na İlişkin Düzenlemeler

Anayasa Mahkemesi'nce 16 Haziran 1994 tarih ve 538 sayılı "Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 18'inci maddesiyle değiştirilen 3182 sayılı Yasa'nın 512 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 38'inci maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen (2.a) bendinin "Tüzel kişilere nakit olarak verilen krediler" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verilerek 19 Temmuz 1996 tarihinde iptal edilmiştir. 19 Kasım 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 16 sayılı Hazine Müsteşarlığı Tebliği ile bir bankanın tüzel bir kişiye nakit, mal, kefalet ve teminat şekil ve mahiyetinde vereceği kredilerin özkaynaklarının yüzde 20'si ile sınırlanmasını düzenleyen söz konusu madde aynen korunarak ortaya çıkan yasal boşluk giderilmiştir.

b) Tekdüzen Hesap Planı ve Tekdüzen Raporlama Paketinde Yapılan Değişiklik

Tekdüzen hesap planı, bankacılık uygulamalarında ve teknolojide gerçekleşen hızlı gelişmeler sonucunda yetersiz hale geldiğinden, yeni bankacılık uygulamaları, uluslararası muhasebe standartları, gereksiz hesapların iptali, gözetim denetim otoriteleri arasındaki yaklaşım farklılıklarının ortadan kaldırılması, gözetim ve denetim otoritelerinin fonksiyonlarının artırılması, uygulama farklılıklarının ve belirsizliklerinin giderilmesi, şeffaflık ilkesi doğrultusunda kamuya daha açık ve anlaşılabilir bilgi verilmesi yönlerinden gözden geçirilerek değiştirilmiştir. Yeni tekdüzen hesap planı Bankalar Kanunu'nun 51'inci maddesinin verdiği yetkiye istinaden Hazine Müsteşarlığı'nca 1 Ocak 1996'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe konulmuştur. Buna bağlı olarak 1986 yılında yürürlüğe konmuş olan bankaların gözetimi amacıyla hazırlanmış olan "Merkez Bankası gözetim paketi" bankacılık alanında ülkemiz ve uluslararası gelişmeler dikkate alınarak daha etkin gözetim amacına yönelik olarak yeniden revize edilerek 1 Ocak 1997 tarihinden başlamak üzere yürürlüğe konulmuştur.

c) Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Kanun

Karaparanın aklanmasının önlenmesi konusunda uygulanacak esasları belirlemek amacıyla, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 4208 Sayılı Kanun, 19 Kasım 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun bankalara ve diğer mali kurumlara ve ilgili gerçek ve tüzel kişilere müşterilerinin kimliklerini tesbit zorunluluğu getirilmesi hususlarında yükümlülükler getirmektedir.

d) Mevduat Munzam Karşılıkları

Mevduat munzam karşılıkları hakkındaki muhtelif tarihli tebliğlerimizle değişik 85/1 sayılı Merkez Bankası Tebliği, 22 Temmuz 1996 tarih, 22704 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 26 Temmuz 1996 tarihli mevduat munzam karşılık cetvelinden başlamak üzere yürürlüğe giren 96/1 sayılı Merkez Bankası Tebliği ile; I-M sayılı Merkez Bankası Genelgesinin Döviz Tevdiat ve Altın Depo Hesabı Munzam Karşılıkları bölümü de 25 Temmuz 1996 tarih, 22707 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan I-A/R sayılı Merkez Bankası Genelgesi ile yürürlükten kaldırılarak 96/1 sayılı Mevduat Munzam Karşılık Tebliği çereçevesinde vade ayrımı gözetmeksizin Türk lirası mevduat hesaplarında yüzde 8, ABD doları, Alman markı, Fransız frankı, Hollanda florini, İsviçre frankı cinsinden döviz tevdiat hesapları için kendi döviz cinsi üzerinden, diğer döviz cinsleri üzerinden açılan döviz tevdiat hesapları için de ABD doları üzerinden yüzde 11, altın depo hesaplarından ise yüzde 0 oranında munzam karşılık tesisi öngörülmüştür.

Söz konusu tebliğ ile yurtiçi bankalararası mevduat, Tek Hazine Sistemi çerçevesinde açılan Hazine Cari Hesabı ile Memurlar ve İşçiler ile Bunların Emeklilerine Konut Edindirme Yardımı Yapılması Hakkındaki 3320 sayılı Kanun uyarınca açılan hesaplar hariç, Türkiye'de münhasıran kıyı bankacılığı yapanlar hariç, serbest bölgelerde faaliyet gösteren bankalar da dahil olmak üzere Türkiye'de kurulmuş veya şube açmak suretiyle faaliyet gösteren bankaların kabul ettikleri mevduat ile Türkiye'deki bankaların yurtdışı şubeleri adına kabul ettikleri mevduat tutarları üzerinden tebliğde belirtilen oranda munzam karşılık tesisi öngörülmüştür.

e) Umumi Disponibilite

1- Umumi Disponibilite Hakkında 5 sıra No.lu Tebliğ 3 Ocak 1996 tarih ve 22512 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, 5 Ocak 1995 tarih ve 22162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 95/1 sıra No.lu tebliğin 3'üncü maddesi değiştirilmiş ve bankaların, yalnızca yabancı para taahhütleri için disponibl değer olarak sayılan dövize endeksli en az bir yıl vadeli senetleri Türk lirası taahhütlere de sayılması imkanı getirilmiş, ayrıca dövize endeksli ve döviz üzerinden düzenlenmiş senetlerde en az bir yıl vadeli olma koşulu kaldırılmıştır.

2- Umumi Disponibilite Hakkında 6 sıra No.lu tebliğ 28 Mart 1996 tarih ve 22594 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, 5 Ocak 1995 tarih ve 22162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 95/1 sıra No.lu tebliğin, 1'inci maddesine (d) fıkrası olarak, pozisyon aşımlarına ilişkin taahhütler eklenmiş, 3'üncü maddesine de (d) fıkrası olarak, bankaların pozisyon aşımlarına ilişkin taahhütleri için tamamı Merkez Bankası nezdinde bulunan vadesiz serbest tevdiat olmak üzere yüzde 9 oranında disponibl değer bulundurma yükümlülüğü getirilmiştir.

3- Umumi Disponibilite uygulamasına ilişkin esas ve şartlar 22 Temmuz 1996 tarih ve 22704 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Umumi Disponibilite Hakkında 96/1 Sıra No.lu Tebliğ ile yeniden düzenlenmiştir.

Söz konusu tebliğ ile disponibilite yükümlülüğüne esas alınacak taahhütlerde sabit ve artan ayrımı kaldırılarak, taahhütler ve taahhütler ile ilgili disponibl değer yükümlülükleri sadeleştirilmiştir. Taahhütler, mevduata ilişkin taahhütler, mevduat dışı pasif hesaplara ilişkin taahhütler ve pozisyon aşımlarına ilişkin taahhütler olmak üzere üç ayrı bölümde ele alınmıştır. Bu taahhütlere ilişkin olarak bulundurulması gereken disponibilite oranları yeniden belirlenmiştir.

Bankaların taahhütleri ile ilgili olarak bulundurulması gereken disponibl değer ve oranları; Türk lirası mevduat için tamamı senet olmak üzere yüzde 6, yabancı para mevduat için tamamı senet olmak üzere yüzde 3, mevduat dışı Türk lirası pasif hesaplarda yüzde 8'i Türk lirası vadesiz serbest tevdiat, yüzde 6'sı senet olmak üzere toplam yüzde 14, mevduat dışı yabancı para pasif hesaplarda yüzde 11'i yabancı para serbest tevdiat, yüzde 3'ü senet olmak üzere toplam yüzde 14'dür. Pozisyon aşımlarına ilişkin taahhütler için bulundurulacak disponibilite oranı, tamamı Merkez Bankası nezdindeki vadesiz serbest tevdiat olmak üzere yüzde 8'dir.

f) Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı Standart Rasyosu

Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı Standart Rasyosuna İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ 7 Ağustos 1996 tarih ve 22720 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, döviz varlık ve yükümlülüklerin hesabında, Hazine Müsteşarlığınca veya Hazine Müsteşarlığının garantisi ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca yurtiçinde döviz üzerinden veya değeri döviz karşılığı Türk lirası olarak belirlenerek çıkarılmış ve çıkarılacak menkul kıymetlerin Yüzde 100'ünün döviz varlık ve yükümlülüklerin hesabında dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.

g) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 17 No.lu tebliğ 22 Temmuz 1996 tarih ve 22704 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatta yüzde 0 olan fon kesintisi oranı yüzde 6 olarak tespit edilmiş, fon kesintisinin, ithalat tutarının, fon kesintisinin yatırıldığı tarihteki Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak bulunacak Türk lirası karşılığı üzerinden hesaplanarak, malın fiili ithalinden önce bankalara veya özel finans kurumlarına yatırılacağı hükme bağlanmıştır.

Fiduciary İşlemler tanımlanarak, Türkiye'de kurulmuş bankaların yabancı bankalar veya yurt dışındaki kendi şubeleri adına yurt içinden kabul ettikleri mevduat veya aracılık ettikleri havalelerle karşılıklı olarak yurtdışından açtırılan mevduat hesapları ile havale olarak gelen ve Türkiye'de yerleşik kişilerin kullanımına sunulan paraların tebliğ uygulamasında kredi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.

6 No.lu tebliğin Fon'a kesinti yapılmayacak kredileri düzenleyen 3'üncü maddesine 18'inci, 19'uncu ve 20'nci bentler eklenerek,

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin 95-32/13 sayılı tebliğ çerçevesinde kullandırılan altın kredileri,

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Takas ve Saklama Bankası A.Ş. nezdinde kurulan Borsa Para Piyasası işlemleri,

Yurt dışından, bankalarca sağlanan ortalama vadesi asgari 1 yıl ve bankalar dışında Türkiye'de yerleşik kişilerce sağlanan ortalama vadesi asgari 2 yıl olan döviz kredileri (fiduciary işlemler hariç), fon muafiyeti kapsamına alınmıştır.

Tebliğe konulan geçici madde ile tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce İthalat Yönetmeliğine göre başlamış işlemlerin eski mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacağı belirtilmiştir. İthalat Yönetmeliğinde başlamış işlem, ithal edilecek malların gümrüğe gelmiş olması veya çıkış ülkesinde ihracat işlemlerinin tamamlanmış olması şeklinde tanımlanmış bulunmaktadır.

Daha sonra, 6 Eylül 1996 tarih, 22746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 22 Temmuz 1996 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 18 No.lu tebliğimizle, 17 No.lu tebliğin geçici maddesi değiştirilerek, vadeli akreditif (kabul kredili akreditif dahil) ödeme şekline göre yapılan ithalatta, akreditifin açılmış olması, diğer ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta ise ithal edilecek malların gümrüğe gelmiş olması veya çıkış ülkesinde ihracat işlemlerinin tamamlanmış olması, başlamış işlem olarak kabul edilmiştir. Ancak, vadeli akreditif ödeme şekline göre yapılan ithalatta, ödeme vadesinin temdit edilmesi veya akreditif tutarının artırılması halinde temdit edilen veya artırılan tutarları yüzde 6 oranında fon kesintisine tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

III.1.2.C. Özel Finans Kurumları

Özel Finans Kurumlarının (ÖFK) sayısı, 1995 yılında toplam beş iken 24 Ekim 1996 tarihinde Asya Finans Kurumu'nun faaliyete geçmesi ile 1996 yılında altı olmuştur.

Özel Finans Kurumlarının konsolide bilançoları reel olarak büyümüştür.

Özel Finans Kurumlarının konsolide bilanço büyüklüğü, 1995 yılı sonunda 84,8 trilyon Türk lirası iken Aralık 1995 - Ekim 1996 döneminde nominal yüzde 96,5, reel yüzde 18,9 oranında artarak 166,7 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Yabancı para varlıkların toplam varlıklar içerisindeki payı Aralık 1995 döneminde yüzde 73,2 iken, Ekim 1996 döneminde yüzde 73,8'e, yükümlülüklerin payı ise aynı dönemler itibariyle yüzde 72,8'den yüzde 74,3'e yükselmiştir. Pozisyon fazlası Aralık 1995 döneminde 351 milyar Türk lirası iken Ekim 1996'da 737 milyar Türk lirası pozisyon açığına dönüşmüştür.

Özel Finans Kurumlarının toplam aktiflerinin yüzde 74'ünü kullandırdıkları fonlar oluşturmaktadır. Cari ve katılma hesapları ile özkaynaklarından kullandırdıkları fonlar Aralık 1995 - Ekim 1996 döneminde 53 trilyon Türk lirasından, nominal yüzde 105,3, reel yüzde 24,2 oranında artışla 108,8 trilyon Türk lirasına yükselirken, özel proje fonlarından kullandırımlar, nominal yüzde 87,3, reel yüzde 13,3 oranında artarak 7,4 trilyon Türk lirasından 13,9 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır.

Özel Finans Kurumlarının kaynak yapısı incelendiğinde, varlıklarını yüzde 4 oranında özkaynakları ile finanse eden kurumların, yüzde 96 oranında yabancı kaynak kullandığı görülmektedir. Yabancı kaynakların 1996 Ekim dönemi itibariyle yüzde 78'i özel cari hesaplar ile katılma hesaplarından, yüzde 4'ü ise özel projeler için sağlanan fonlardan oluşmaktadır. Aralık 1995 - Ekim 1996 döneminde özel cari ve katılma hesaplarında toplanan fonlar reel yüzde 19,2 oranında artarak 63,7 trilyon Türk lirasından 125,5 trilyon Türk lirasına, özel projeler için sağlanan fonlar ise 3,1 trilyon Türk lirasından 6,1 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.

Özel Finans Kurumları varlıklarını ağırlıklı olarak yabancı kaynaklarla finanse etmektedirler.

Özel Finans Kurumlarının Aralık 1995 döneminde 4,1 trilyon Türk lirası olan toplam özkaynakları Ekim 1996 döneminde 6,5 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Nominal yüzde 58 oranında artarken reel yüzde 4 oranında azalış gösteren özkaynakların toplam kaynaklar içerisindeki payı da yüzde 4,9'dan yüzde 3,9'a inmiştir. Özkaynakların yüzde 57,9'unu ödenmiş sermaye, yüzde 27,3'ünü dönem kârı oluştururken, yüzde 11,6'sı sabit kıymet yeniden değerleme fonuna aittir.

Özel Finans Kurumları, 1995 yıl sonunda 682 milyar Türk lirası kâr elde etmişken 1996 Ekim döneminde 1,8 trilyon Türk lirası kâr elde ederek, dönem kârında nominal yüzde 161,9, reel yüzde 58 oranında bir artış sağlamışlardır. Özel Finans Kurumlarının aktif kârlılığı 1996 Ekim döneminde 1995 yılı sonuna göre, dönem kârında gerçekleşen bu yüksek artış nedeniyle binde 8'den yüzde 1,1'e, özkaynak kârlılığı ise yüzde 16,5'dan yüzde 27,3'e yükselmiştir.

Özel Finans Kurumları konsolide bilançosunun, Ekim 1996 itibariyle, yüzde 41'ini Al Baraka Türk, yüzde 20'sini İhlas Finans, yüzde 18'ini Kuveyt Türk, yüzde 13'ünü Faisal Finans, yüzde 8'ini de Anadolu Finans Kurumu oluşturmaktadır.

Özel Finans Kurumlarının konsolide bilançosu bankacılık sektörü ile karşılaştırıldığında, Özel Finans Kurumlarının toplam aktif büyüklüğü bankacılık sektörü toplam aktif büyüklüğünün yüzde 2,3'ü; cari ve katılma hesapları ile özkaynaklardan ve özel proje fonlarından kullandırılan fonlar bankacılık sektörü kredilerinin yüzde 4'ü; cari ve katılma hesapları ile özel projeler için sağlanan fonlar bankacılık sektörü toplam mevduatının yüzde 2,6'sı düzeyindedir. Bankacılık sektörü özkaynaklarının yüzde 1,1'i oranında toplam özkaynağa sahip olan Özel Finans Kurumlarının, 1996 Ekim dönemi itibariyle elde ettikleri dönem kârı bankacılık sektörünün yüzde 1,5'i oranındadır.

III.2. PARA PİYASALARI

1995 yılının son aylarından itibaren politik belirsizliğin artması nedeniyle, tüm parasal göstergelerde izlenen oynaklık 1996 yılının bir kısmında da devam etmiştir. Para piyasaları, böyle bir konjonktürde, para programının ara hedeflerinden olan rezerv parayı, program limitleri içinde tutmak, bunu yaparken de döviz kurundaki dalgalanmayı enaza indirmek ve aynı zamanda piyasanın ihtiyacı olan likidite miktarını, piyasadaki hassas dengeleri ve istikrarı bozmamaya özen gösterecek şekilde ayarlamak amacını gütmüştür. Merkez Bankası, bu amacı bankalararası para piyasası, açık piyasa işlemleri ve döviz piyasalarını, fiyat göstergelerindeki istikrarı kollayacak şekilde, zaman zaman ayrı ayrı, zaman zaman da birlikte kullanarak gerçekleştirmiştir.

III.2.1. Devlet İç Borçlanma Senetleri Satışları ve Faizleri

Toplam ihracın yüzde 79,4'ü kısa vadeli bonolardan oluşmaktadır.

Hazine, bu yıl alışılmış borçlanma metodlarının yanısıra, döviz tahvilleri yolu ile de borçlanmıştır.

Bu yıl Hazine toplam 5 709 trilyon Türk lirası değerinde menkul kıymet ihraç etmiş, bunun 5 200,3 trilyon Türk lirası opsiyon ve ortalama dahil olmak üzere ihale yolu ile, kalan 508,7 trilyon Türk lirası ise halka arz, kuponlu ve döviz tahvilleri olarak satılmıştır. İhale dışı satışlar toplam ihracın yüzde 8,91'ini oluşturmaktadır. Döviz tahvilleri ise çeşitli dövizlerden oluştuğu için değişik faiz oranlarından satılmıştır. Bunların 1 425 milyon dolarlık kısmı libor +2,6 faizle, 785 milyon mark değerindeki kısmı fibor+2 faizle, 10 milyon sterling değerindeki kısmı yüzde 1,7 faizle, 200 milyon Fransız frankı değerindeki tahviller binde 9,7 faizle, 320 milyon Belçika frankı değerindeki tahviller binde 8,8 faizle, 180 milyon Avusturya şilingi değerindeki tahviller binde 8,6 faizle ve 100 milyon Hollanda florini cinsinden olan tahviller ise binde 8,7 faizle satılmıştır.

Bir diğer ayırıma göre, toplam ihracın yüzde 79,42'si halka arzları da içeren kısa vadeli bonolardan, yüzde 20,58'i ise ihalede satılan 12 aylık menkul kıymetlerle, ihale dışı satılan uzun vadeli tahvillerden oluşmaktadır. İhaleyle satılanların ise yüzde 86,92'sini bonolar, yüzde 13,08'ini tahviller oluşturmaktadır. Hazine bu yıl halka arz yolu ile borçlanmaya, yılın ilk üç ayı ile Temmuz ayındaki maaş ödemeleri sırasındaki sıkışıklık nedeniyle başvurarak, toplam 200,5 trilyon Türk lirası değerinde menkul kıymet satmıştır.

İhale sisteminde 96/8635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile 1 Kasım 1996 tarihinden itibaren değişiklik yapılmıştır.

Devlet iç borçlanma senetlerini daha etkin bir şekilde vergilendirilmesini teminen mevcut ihale sisteminde aşağıdaki değişiklik yapılmıştır.

a) İhale teklifleri mevcut sistemde olduğu gibi verilecek, en düşük faiz oranından en yüksek faiz oranına doğru sıralamaya tabi tutulacaktır. İhaleyi kazananların hepsine uygulanacak faiz oranı, ihaleyi kazanan en son teklifin faiz oranı, yani en yüksek faiz oranı olacaktır. Diğer bir ifadeyle ihalenin kesildiği yerdeki en düşük fiyat kazanan tüm tekliflere uygulanacaktır.

b) İhaleyi kazananlara Hazine Müsteşarlığının izniyle ihalede kazandıkları miktarla sınırlı kalmak üzere, ihalede kabul edilen en yüksek faize denk gelen fiyattan ilave bono ve tahvil satma opsiyonu tanınabilecektir.

İhale sistemi Kasım ayından itibaren değişmiştir.

Bu değişikliğe göre, Kasım 1996 tarihinden itibaren ihraç edilecek Devlet iç borçlanma senetlerinden elde edilecek faiz kazancına, itfa tarihlerinde yüzde 10 oranında stopaj uygulanacak, buna ilaveten alınacak stopaj miktarı üzerinden yüzde 10 oranında savunma sanayini destekleme fonu kesilecektir. 29 Aralık 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yazı ile yüzde 10 olan stopaj oranı yüzde 12'ye yükseltilmiştir.

Eylül ayında 3 aylık ihale faizleri düşmüş, Kasım ve Aralık aylarında ise vadeler uzarken, faizler de yükselmiştir.

Bu yılın başlarında yüzde 135 düzeyinde olan 3 aylık ihale faizleri, yılın ilk yarısında giderek düşmüş ve Mayıs ayında yüzde 81,7 düzeyine inmiştir. Haziran ve Temmuz aylarında Hazine'nin, kısa vadeli avans kullanımı yerine iç borçlanmaya ağırlık vermesi, Temmuz ayındaki kamu maaş zamlar ve onu takibeden rezerv para artışının enflasyon beklentilerini körüklemesi nedeniyle, 3 aylık faizlerdeki düşüş trendi tersine dönmüştür. Hazine'nin, Ağustos ayından itibaren tekrar kısa vadeli avans kullanımına yönelmesi ve hükümetin bundan sonra kısa vadeli borçlanmaya gidilmeyeceği yönündeki demeçleriyle birlikte, devlet iç borçlanma senetlerine stopaj konulacağına dair beklentiler, Eylül ayında yapılan 3 aylık ihaleye yoğun bir talep yaratmış ve alıcıların düşük faizle gelmeleri nedeniyle faizler düşmüştür. Ayrıca, Hazine'nin özellikle Kasım ve Aralık ayında yoğun kısa vadeli avans kullanımı ve 3 aylık ihale açmaması nedeniyle, Ekim ayından itibaren devlet iç borçlanma senetlerinin vadeleri uzayarak 3 aylıktan 6, 9 ve 12 aylık senetlere kaymıştır (Tablo III.2.1).

TABLO III.2.1

İHALE FAİZLERİ(1)(2)


                  3 Aylık      6 Aylık      9 Aylık     1 Yıllık 

Ocak               133,46       133,98            -            - 

Şubat              104,60       110,92            -            - 

Mart                87,47       102,05            -            - 

Nisan                   -       102,27            -            - 

Mayıs               81,70        97,42            -            - 

Haziran             92,25        99,84            -            - 

Temmuz              95,58       102,77            -            - 

Ağustos                 -       102,20            -            - 

Eylül               87,78       102,57            -            - 

Ekim                   -        108,72       111,25       121,92 

Kasım                   -       109,38       106,50            - 

Aralık                  -            -       120,80       128,62 



Kaynak: TCMB

(1) Tablo ihale tarihlerine göre hazırlanmış olup, bir ay içinde birden fazla aynı vadeli ihalenin gerçekleşmesi durumunda, ihalede gerçekleşen basit faizler satış miktarıyla ağırlıklandırılarak hesaplanmıştır.

(2) Kırık vadeli ihaleler nedeniyle, 90- 136 gün arasındaki vadeler 3 aylık ihale kapsamına, 137-227 günlük kırık vadelere 6 aylık ihaleler kapsamına, 228-318 günlük kırık vadeler 9 aylık ihale kapsamına, 319-392 günlük kırık vadeler ise 12 aylık ihale kapsamına dahil edilmiştir.

TABLO III.2.2

İHALE MİKTARLARI(1)(2)

(Trilyon Türk lirası)


                   3 Aylık     6 Aylık      9 Aylık     1 Yıllık 

Ocak                 328,2       115,7            -            - 

Şubat                 88,9       248,7            -            - 

Mart                  95,4       151,9                         - 

Nisan                    -       502,8                         - 

Mayıs                136,2        85,7                         - 

Haziran              134,7       291,3            -            - 

Temmuz               154,2       159,2            -            - 

Ağustos                  -       339,8            -            - 

Eylül                133,9       482,7            -            - 

Ekim                     -       108,6        288,2        311,1 

Kasım                    -       121,1         39,2            - 

Aralık                   -           -        100,0        250,6 



Kaynak: TCMB

(1) Tablo ihale tarihlerine göre hazırlanmış olup, bir ay içerisinde aynı vadeye birden fazla ihale düşmesi halinde o ay için bu ihalelerin toplamı alınmıştır.

(2) Kırık vadeli ihaleler nedeniyle, 90-136 gün arasındaki vadeler 3 aylık ihale kapsamına, 137-227 günlük kırık vadelere 6 aylık ihaleler kapsamına, 228-318 günlük kırık vadeler 9 aylık ihale kapsamına, 319-392 günlük kırık vadeler ise 12 aylık ihale kapsamına dahil edilmiştir.

III.2.2. Açık Piyasa İşlemleri

Eylül ve Ekim aylarında Hazine'nin itfa miktarından daha fazla satış yapması sonucu, kısa vadeli repo ihaleleri artmıştır.

Ekonominin, 1996 yılında artan likiditesi karşısında daha etkili olabilmek için 1995 yılında 500 trilyon Türk lirası olan açık piyasa işlemleri portföy limiti, Mart 1996 tarihinde 650 trilyon Türk lirasına yükseltilmiştir. Diğer yıllarda olduğu gibi 1996 yılında da açık piyasa işlemleri zaman zaman tek başına, zaman zaman da döviz piyasası ve interbank piyasası ile birlikte dönemsel olarak likiditede meydana gelen dalgalanmaların piyasanın istikrarını bozmasının engellenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda yapılan işlemlerden repo, yılın ilk yarısında sadece Mayıs ayında, yılın ikinci yarısında ise, özellikle Eylül, Ekim ve Kasım aylarında oldukça fazla miktarda yapılmıştır. Haziran ayı sonuna doğru başlanan kısa vadeli repo ihaleleri, Eylül ve Ekim aylarında Hazine'nin itfa miktarından daha fazla satış yapmasının yarattığı likidite sıkışıklığı nedeni ile yoğunlaşmıştır. Eylül ve Ekim aylarında repo işlemleri daha çok ihale yöntemiyle yapılırken, Kasım ayında çoğunlukla İMKB repo piyasasında gerçekleştirilmiştir. Yıl sonuna kadar yapılan kısa vadeli repo ihalelerinin yanısıra vergi ve maaş ödeme dönemlerinde ortaya çıkan çok kısa dönemli likidite sıkışıklığının önlenilmesine yönelik olarak da İMKB'de genelde bir gecelik vadeli repo işlemleri yapılmıştır. Bu nedenle bu aylarda repo dönüşleri de yoğun olmuştur. Devlet iç borçlanma senetleri faiz oranlarında meydana gelen istenmeyen dalgalanmaların önüne geçmek amacı ile 1996 yılında İMKB tahvil ve bono piyasasında 44 trilyon Türk lirası değerinde doğrudan alım işlemi gerçekleştirilmiştir. Ters repoya ise yoğun olarak kamu maaş zamları nedeniyle fazla likit olan Temmuz ayında başvurulmuş, yapılan ters repoların uzun vadeli olup, dönüşlerinin Kasım ayına isabet etmesi ve Hazine'nin Kasım-Aralık döneminde itfa miktarından daha az borçlanması nedeniyle oluşan likidite fazlalıklarının giderilmesi amacıyla bu aylarda yoğun olarak ters repo işlemi yapılmıştır. Toplam açık piyasa işlemleri yolu ile en fazla para, likidite sıkışıklığının en yoğun olduğu Eylül ayında verilmiş, benzer miktarda para ise Kasım ayında çekilmiştir. Ayrıca, Aralık ayının ikinci yarısından itibaren para piyasalarında başlatılan uygulamaya paralel olarak İMKB repo piyasasında da T/N (Tomorrow Next-Ertesi gün valörlü bir gecelik) ve T/W (Tomorrow Week- Ertesi gün valörlü bir haftalık) işlemleri yapılmasına başlanmıştır. Açık piyasa ihalelerine getirilen bir diğer yenilik de yıl ortasından itibaren bu ihalelerin EFT aracılığıyla yapılmaya başlanmasıdır.

TABLO III.2.3

AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ

(Trilyon Türk lirası)


                                   Ters                                
        Doğrudan Doğrudan   Ters   Repo            Repo   TCMB     Net 
            Alım    Satım   Repo  Dönüş    Repo  Dönüşü   İtfa    Etki 

Ocak         0,0     15,4   40,3   38,3     0,0     0,0   15,4   (2,0) 

Şubat        0,0     31,8   59,3   16,5     0,0     0,0   28,6  (46,1) 

Mart         7,8     13,1    0,0   18,5    64,8    65,0    0,0    13,0 

Nisan        8,3     16,1    0,0   41,4    50,0    50,2    8,5    41,9 

Mayıs       14,4     24,2   46,4   23,9   132,1   123,0   18,1   (5,0) 

Haziran      0,5      3,1   23,5    0,0    74,2    47,9    0,0     0,1 

Temmuz       7,9      5,8  174,5  167,9   111,4   129,0    0,0  (22,1) 

Ağustos      0,0      4,3   13,3   22,8    34,6    51,6   0,0   (12,0) 

Eylül        0,0     14,3    7,5   17,8   276,9   172,6    1,1   101,4 

Ekim         0,0     25,4   26,3  108,5   269,7   316,9    4,0    13,5 

Kasım        4,7     40,6  106,6  108,4   290,5   360,6   12,9  (91,3) 

Aralık       0,3      3,4   77,1   30,1   139,6   122,1    4,2  (28,3) 

Toplam      44,0    197,6  574,9  594,2 1,443,7 1,439,1   92,8  (36,8) 



Kaynak: TCMB

Parantez içindeki rakamlar piyasadan para çekildiğini göstermektedir.

III.2.3. Bankalararası Para Piyasası

Bankalararası para piyasasında 1996 yılında katılan yeni banka olmadığından geçen yıldaki gibi yine 69 banka işlem yapmıştır. Bu piyasada 1996 yılında gerçekleşen toplam tek taraflı işlem hacmi 9 041,4 trilyon Türk lirası değerinde olup, bu rakam tahmini GSMH'nın yüzde 61,2'sini oluşturmaktadır. Bu oran 1995 yılında yüzde 67,9 olarak gerçekleşmiştir. Bir gecelik işlemler toplam işlem hacminin yüzde 94,7'sini oluşturmuştur. Toplam işlem hacmi yılın ilk yarısında Mart ayında yoğunlaşırken, yılın ikinci yarısında bu yoğunluk giderek artmış ve yıl genelinde en yoğun işlem hacmi vergi ve döviz ödemelerinin yoğun olduğu Kasım ve Aralık aylarında gerçekleşmiştir.

Bankalararası para piyasasında yapılan işlem miktarı yılın ikinci yarısında artmıştır.

Bankalararası para piyasasında Ocak ayında yüzde 95.2 olan bir gecelik ağırlıklı ortalama faiz oranları, takip eden aylarda gerileyerek Mayıs ayında yüzde 62,7 düzeyine inmiş, ancak yılın ikinci yarısında ihale faizleriyle birlikte tekrar yükselme trendine girerek, Haziran-Aralık döneminde yüzde 65-77 aralığında değişen, birinci yarıya göre daha istikrarlı bir seyir izlemiştir. Merkez Bankası likiditeyi düzenlemek için yılın ilk yarısında, özellikle Ocak, Şubat ve Mayıs aylarında net alıcı iken, diğer aylarda ve yılın ikinci yarısında net satıcı konumunda olmuştur. Bir gecelik işlemlerde en yoğun satış işlemi sırasıyla Kasım ve Mart ayında gerçekleşmiştir. Tablo III.2.4'ten de izlenebileceği gibi, Merkez Bankası'nın satışlarının yoğun olduğu aylarda faizler yüksek düzeylerde seyretmiştir.

TABLO III.2.4

BANKALARARASI PARA PİYASASI

(Bir gecelik işlemler)


                                                       Ağırlıklı     
                  Ortalama(1)        Merkez(2)       Ortalama  Bir   
                  İşlem Hacmi         Bankası        Gecelik Faiz    
                  (Milyar TL)       Net Alışları     Oranı (yüzde)   
                                    (Milyar TL)                      

Ocak                26 725,0          68 970,8             95,22 

Şubat               29 040,5          14 091,7             83,26 

Mart                35 357.2       (515 713,7)             89,94 

Nisan               29 490,4       (162 317,3)             76,39 

Mayıs               26 860,9          21 120,1             62,66 

Haziran             29 531,6        (56 770,4)             65,30 

Temmuz              30 222,2       (346 785,3)             74,59 

Ağustos             36 891,6        (79 816,2)             68,08 

Eylül               38 964,0       (427 375,1)             73,87 

Ekim                37 183,9       (376 047,7)             74,76 

Kasım               54 841,7       (710 127,2)             76,82 

Aralık              32 077,5       (153 496,3)             73,99 



Kaynak: TCMB

(1) İşlem hacmi rakamları tek taraflıdır.

(2) Net alışlar, toplam alışlardan toplam satışlar düşülerek bulunmuştur. Parantez içindeki rakamlar negatif değerleri, bir diğer deyişle satışların alışlardan fazla olduğunu göstermektedir.

Aralık ayında uygulamaya konulan T/N ve T/W gibi yeni işlem türleri ile bu piyasadaki işlem çeşitliliği artmıştır.

Bankalararası para piyasasında, Aralık ayında T/N (bir iş günü sonrası valörlü, ertesi iş günü vadeli) ve T/W (bir iş günü sonrası valörlü, bir hafta vadeli) gibi yeni vade türlerinde işlemler için Merkez Bankasınca kotasyon verilmeye başlanmıştır. Bankaların nakit akımlarını planlamalarına yardımcı olacağı ve piyasaların derinlik kazanmasına destek vereceği düşünülen bu işlemler, piyasa tarafından da olumlu karşılanmış ve Aralık ayı boyunca 705,7 trilyon Türk lirası değerinde tek taraflı bir gecelik işlem hacminin yanısıra, 448,1 trilyon Türk lirası değerinde T/N ve 27,6 trilyon Türk lirası değerinde T/W işlem hacmi gerçekleşmiştir. T/N işlem hacmi toplam işlem hacminin yüzde 4,96'sını oluştururken, T/W binde 3'ünü oluşturmuştur. Aralık ayında T/N işlemlerde ağırlıklı ortalama faiz oranı yüzde 74,3 olarak gerçekleşmiş, T/W'de ise sadece yüzde 75 faiz oranından işlem gerçekleşmiştir.

III.3. DÖVİZ VE EFEKTİF PİYASALARI

Döviz ve efektif piyasalarındaki en yüksek işlem hacmi Türk lirası-döviz piyasasında gerçekleşmiştir.

Döviz piyasalarında yıl içinde en yüksek müdahaleler Kasım ve Aralık aylarında gerçekleşmiştir.

Geçen yıl olduğu gibi 1996 yılında da döviz ve efektif piyasalarındaki en fazla işlem hacmi 23,9 milyar ABD doları ve yüzde 75 pay ile Türk lirası-döviz piyasasında gerçekleşmiştir. İkinci ve üçüncü sırayı ise 4,3 milyar ABD doları ve yüzde 13 pay ile Türk lirası-efektif ve 2,9 milyar ABD doları ve yüzde 9 pay ile döviz depo piyasaları almışlardır. Türk lirası-döviz piyasalarında yılın ilk iki ayında yüksek düzeylerde gerçekleşen işlem hacmi, Mart-Haziran döneminde düşmüştür. Temmuz ayındaki yükselişinin ardından Ağustos-Ekim döneminde yeniden gerileyen Türk lirası-döviz piyasaları işlem hacmi, Kasım ve Aralık aylarında hızla artmıştır. En düşük işlem hacmi, sırasıyla, Ağustos ve Nisan aylarında, en yüksek işlem hacmi ise Ocak, Aralık ve Kasım aylarında gerçekleşmiştir.

TABLO III.3.1

DÖVİZ VE EFEKTİF PİYASALARI İŞLEM HACMİ(1)

(Milyon ABD Doları)


              TL       TL  Döviz   Döviz   Efektif    Döviz          
            Döviz Efektif Efektif  Döviz   Efektif     Depo   Toplam 

Ocak      5 315,4   921,9    42,1    0,0       3,4     65,5  6 348,3 

Şubat     2 468,6   260,4    67,5    0,0       1,8    158,9  2 957,2 

Mart      1 434,7   466,8    60,6    0,0       5,1    256,2  2 223,4 

Nisan       616,3   254,2    46,1    0,0       0,7    298,4  1 215,7 

Mayıs     1 447,6   318,3    67,0    0,0       5,3    338,9  2 177,1 

Haziran   1 229,6   271,4    37,8    0,0       3,3    154,0  1 696,2 

Temmuz    2 002,0   330,0    72,2    0,0       1,3     75,3  2 480,8 

Ağustos     478,0   164,5    96,5    0,0       0,1    151,9    891,1 

Eylül     1 485,3   331,3   154,5    0,0       0,5    314,0  2 285,7 

Ekim      1 142,3   245,7   107,4    0,0       0,0    384,0  1 879,4 

Kasım     2 812,6   406,8   120,4    0,0       0,1    277,0  3 616,9 

Aralık    3 444,9   303,7   107,0    0,0       0,4    390,0  4 246,0 

                                                                     

Toplam   23 877,4  4275,1   979,1    0,0      22,1  2 864,2  32017,8 



Kaynak: TCMB

(1) Tablo çift taraflı olarak hesaplanmıştır.

Ocak ayında rezerv artışı sağlamak amacıyla yoğun bir şekilde döviz alımları yapılmıştır. Merkez Bankası vadeli döviz satım işlemleri tarihlerinin Hazine'nin yüksek itfalarının olduğu tarihlere denk getirilmesi, bu tarihlerde hem döviz hem de Türk lirası piyasalarındaki işlem hacimlerinin artmasına neden olmuştur. Merkez Bankası, Türk lirası karşılığı döviz ve efektif piyasalarında, Mart ve Mayıs ayları hariç, yılın ilk yarısında net alıcı konumundayken, yılın ikinci yarısında net satıcı konumuna geçmiştir. Özellikle Mayıs ayı boyunca siyasi belirsizliğin artmasının yanısıra Alman markı/ABD doları paritesinin de yükselmesi, bankaları dövize yönelterek döviz kuru üzerinde tekrar baskı oluşturmuştur. Haziran ayı boyunca Merkez Bankası döviz ve efektif alarak kura artış yönlü destek verirken, Temmuz ayında Hazine'nin yeterince iç borçlanma yapamaması ve piyasada likidite fazlası kalması Merkez Bankası'nın döviz satarak piyasalara müdahalesini gerektirmiştir. Ağustos ayında ise dengeli bir şekilde döviz-efektif alım-satımı yapılmıştır. Eylül ayında Hazine'nin itfa miktarlarından daha fazla iç borçlanma yapmasının yarattığı likidite sıkışıklığını gidermek için Merkez Bankası Türk lirası piyasalarında satıcı olmuş, bunun yanısıra paritenin de yükselmesi Merkez Bankası'nın kura satış yönlü müdahalesini gerektirmiştir. Ekim ayında Merkez Bankası yine dengeli bir şekilde döviz-efektif alım-satımı yapmıştır. Kasım ve Aralık aylarında ise Hazine borçlanma tarzını değiştirerek itfa miktarlarının altında iç borçlanma yapmıştır. Bu değişikliğin yarattığı belirsizlik ve piyasalarda oluşan likidite fazlasının döviz talebini artırması sonucunda, Merkez Bankası döviz satarak piyasalara müdahale etmiş ve 1996 yılı içinde gözlenen en yüksek müdahaleler Kasım ve Aralık aylarında gerçekleşmiştir.

Mayıs-Temmuz ve Kasım-Aralık dönemleri dışında, ortalama kur sepetindeki aylık artışlar TEFE'deki aylık artışların altında gerçekleşmiştir.

IMF ile 1995 yılı başında yapılan Stand-by anlaşması çerçevesinde belirlenen hedefler doğrultusunda, kur sepetinin öngörülen aylık enflasyon oranları kadar artırılması kararlaştırılmıştı. Geçtiğimiz yıl kurlardaki gelişmeler incelendiğinde, Türk lirasının, özellikle yılın ikinci yarısında ABD doları karşısında daha hızla değer kaybettiği gözlenmektedir. Kur sepetindeki artış oranı 1995 yıl sonu itibariyle yüzde 60,1 olarak gerçekleşirken, aylık ortalama kurlara göre hesaplanan kur sepetindeki artış oranı ise yüzde 58,3 olmuştur. TEFE'deki yıllık ortalama artış oranı ise 1995 yılında yüzde 86 olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl içindeki gelişmeler incelendiğinde ise, Mayıs-Temmuz ve Kasım-Aralık 1996 dönemleri dışında, ortalama kur sepetindeki aylık artışların TEFE'deki aylık artışların altında seyrettiği gözlenmektedir. Aylık ortalama kur sepetindeki en düşük artış yüzde 3,5 ile Ağustos ayında, en yüksek artış ise yüzde 6,3 ile Mart ayında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, ay sonu değerlerine göre hesaplanan kur sepetindeki en düşük artış yüzde 3 ile Ocak ayında, en yüksek artış ise yüzde 7 ile yine Mart ayında gerçekleşmiştir. Ay ortalamalarına göre, 1996 yılında Türk lirasının kur sepetinde yer alan para birimlerinden ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 84,1'e, Alman markı karşısındaki değer kaybı ise yüzde 70,8'e ulaşmıştır. Yıl sonu itibariyle, aylık ortalama kur sepetindeki artış yüzde 77,3 olarak gerçekleşmiş, TEFE'deki yıllık ortalama artış ise yüzde 75,9'a ulaşmıştır.

GRAFİK III.3.1

DÖVİZ KURU SEPETİ VE TEFE

(1994=100) (Aylık yüzde değişim)

III.3.1.A. Döviz-Efektif Piyasalarına İlişkin Düzenlemeler

Türk lirası-döviz ve Türk lirası -efektif piyasalarına ilişkin olarak, 1996 yılı içinde, söz konusu piyasaların para piyasalarında yaşanan gelişmelere uyumunu sağlamak ve etkinliğini artırmak amacıyla aşağıdaki iki düzenleme yapılmıştır.

Zorunlu döviz devir oranları yıl içerisinde kademeli olarak indirilmiş ve bankalar ile yetkili müesseselerin döviz ve efektif piyasalarına satabilecekleri ve devredebilecekleri miktarlar değişmiştir. 7 Mayıs 1996 tarihli talimat gereğince, bankalar, özel finans kurumları ve PTT'ye, ihracat ve görünmeyen işlemlerden alışını yaptıkları döviz ve efektiflerin yüzde 10 oranındaki kısmını Merkez Bankası'na devretme zorunluluğu ve buna ilaveten yüzde 4 oranındaki kısmını da hesaba geçtiği tarihten itibaren takip eden ayın son işgününe kadar yine Merkez Bankası bünyesindeki döviz ve efektif piyasalarına satma veya Merkez Bankası'na devretme zorunluluğu getirilmiştir.

Bankalar nezdinde açılan altın depo hesapları için ise bankaların Türk lirası karşılığı alışını yaptıkları altının yüzde 14 oranındaki kısmını ABD doları karşılığı üzerinden Merkez Bankası'na devri zorunluluğu getirilmiştir.

Aynı talimat ile, yetkili müesseselerle kıymetli maden aracı kuruluşlarının yüzde 14 oranında zorunlu döviz devri yapmaları veya toplam devirlerini aynı süre içinde Merkez Bankası bünyesindeki döviz ve efektif piyasalarına satmaları zorunluluğu getirilmiştir.

Zorunlu döviz devir oranları yıl içinde aşamalı olarak azaltılmıştır.

İkinci düzenleme olan ve 25 Aralık 1996 tarih, 22861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile T.C. Başbakanlık, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının 91-32/5 Sayılı Tebliğine İlişkin Merkez Bankası I-A/Z sayılı Genelgesi ile; I-M sayılı Merkez Bankası Genelgesinin 1. maddesinde yeralan, Merkez Bankasınca alım-satım konusu yapılan dövizlere "Portekiz esküdosu (PTE), İrlanda lirası (IEP) ve Lüksemburg frankı (LUF)" dahil edilmiştir.

III.4. MENKUL KIYMET PİYASALARI

İhracı 1996 yılında gerçekleşen toplam menkul kıymet tutarı 3 864,7 trilyon Türk lirasıdır. Bunun yüzde 96,8'i kamu kesimince çıkarılan menkul kıymet ihraçlarından, yüzde 3,2'si ise özel sektör menkul kıymetlerinden oluşmaktadır.

II.4.1. Birincil Piyasalar

III.4.1.A. Kamu Kesimi

Kamu kuruluşlarının menkul kıymet ihracı 1996 yılında 3 742,4 trilyon Türk lirası olmuştur. İhracın yüzde 83,8'ini kısa vadeli hazine bonosu ihraçları oluşturmaktadır. Hazine bonosu ihracı 1996 yılında geçen yıla göre yüzde 186,1'lik bir artışla 3136,8 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Devlet tahvili ihracı da geçen yıla göre yüzde 75,9'luk bir artışla 604 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Gelir ortaklığı senetleri (GOS) ihracı 1996 yılında yapılmamıştır. Dövize endeksli senet 1996 yılında çıkarılmamış ve geri ödemeler nedeniyle geçen seneye oranla dövize endeksli senet stoku yüzde 46,2 azalarak 21,8 trilyon Türk lirasından 11,7 trilyon Türk lirasına gerilemiştir. Özelleştirme tahvili adı verilen ve ilk defa 1995 yılında 25 trilyon Türk liralık ihraç edilen menkul kıymetin 1996 yılında stok yekunu 26,6 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. 1 Kasım 1996 tarihinden itibaren devlet tahvili ve hazine bonosu üzerinden stopaj kesilmesi uygulaması yürürlüğe girmiştir.

Gerçekleştirilen özelleştirme gelirleri 20 Kasım 1996 tarihi itibariyle 290,8 milyon ABD dolarıdır. 1986-1996 döneminde yapılan özelleştirme geliri toplam 3070 milyon ABD dolarıdır. OECD ülkelerinin bir çoğuna göre özelleştirme uygulamaları yavaş ilerlemektedir (Tablo III.4.1). Türkiye'nin 1996 yılı özelleştirme geliri hedefi 2,5 milyar ABD dolarıdır.

TABLO III.4.1

TÜRKİYE'DE VE DİĞER ÜLKELERDE ÖZELLEŞTİRMEDEN SAĞLANAN GELİRLER (Milyon $)


                     1993         1994         1995          1996 

Avustralya           2149         1982        9 398         4 900 

Avusturya              75           31          585           500 

Belçika               987          559        2 697           100 

Kanada                750          537        3 805         2 100 

Danimarka             111         3171            -           200 

Finlandiya            208        1 119          325           100 

Fransa              7 134       12 790        5 715         4 500 

Almanya                10          689          518        16 900 

Yunanistan              -            -            -           600 

İrlanda               255            -          159             - 

İtalya              1 604        4 741        7 191         6 300 

Japonya(2)          9 675        5 548            -         6 300 

Meksika             2 503          766          167           300 

Yeni Zelanda          188           28           98           100 

Norveç                  2          126          518           500 

Portekiz              454        1 182        2 315         2 600 

İspanya             3 184        1 474        2 921         2 500 

İsveç                 244        1 654          940           800 

Hollanda                -        3 776        3 946         1 100 

Türkiye                 -   2 264,2(1)          515        291,7) 

İngiltere(2)        8 108        9 801        4 747         6 400 

ABD(3)                250          250          250           700 

Toplam OECD        38 438       51 635       46 810      57 791,7 



Kaynak : OECD, Financial Market Trends No: 64 June 1996, T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kasım 1996 Bülteni..

(1) 1986-1994 dönemidir.

(2) Japonya ve İngiltere rakamları mali yıl bazlıdır.

(3) İhale yoluyla elde edilen gelirler dahil değildir.

III.4.1.B. Özel Kesim

Toplam özel kesim menkul kıymet ihracı 1996 yılında 122,4 trilyon Türk lirasıdır. Bunun en büyük bölümü yüzde 57,4 ile hisse senedi ve yüzde 32,4 ile VDMK'lerdir. Bunları Menkul Kıymet Yatırım Fonu (MKYF) yüzde 3, finansman bonosu yüzde 2,4, gelir ortaklığı senetleri yüzde 2,2 ve banka bonosu yüzde 1,9'la izlemektedir. Kar-zarar ortaklığı belgesi ihracı 1996 yılında yapılmamıştır. Tahvil ihracı ise yüzde 56,4 oranında azalma göstermiştir. VDMK ihracı toplam ihraçlar içinde önemli bir paya sahip olmakla birlikte 1995 yılına göre yüzde 65,2 oranında bir azalma göstermiştir. Menkul kıymet yatırım fonu katılma belgesi ihracındaki azalma ise bir önceki yıla göre yüzde 12,8 dir. Bu yıl ilk defa 2 713,8 milyar Türk lirası tutarında gayrimenkul sertifikası ihracı yapılmıştır.

Özel kesim menkul kıymet ihracı çok fazla bir gelişme gösterememektedir. Yıllar itibariyle özel kesimin piyasa payı yüzde 10 civarında değişirken kamu kesimi geri kalan yüzde 90 civarında bir pay almaktadır.

TABLO III.4.2

İKİNCİL PİYASA İŞLEM HACMİNDEKİ GELİŞMELER

(Trilyon TL)


                                                    Toplam İçindeki   
                                          Yüzde         yüzde Pay     
                    1995     1996(1)     Değişme     1995      1996    

ÖZEL SEKTÖR        2 674    2 215,6       -17,1      12,0       5,8 

Hisse Senedi       2 375    1 885,3       -20,6      10,7       5,0 

Tahvil                43       80,0        86,0       0,2       0,2 

Banka Bonosu          91       25,1       -72,4       0,4      0,06 

Finansman Bonosu    0,01        0,0           -       0,0         - 

VDMK                 165      225,2        36,5       0,7       0,6 

KAMU SEKTÖRÜ    19 573,5   35 867,1        83,2      88,0      94,2 

Devlet Tahvili     4 580    5 682,6        24,1      20,6      14,9 

Hazine Bonosu     14 831   29 880,5       101,5      66,7      78,5 

GOS                    -        0,0           -         -         - 

Döv. End. Sen.     162,5      303,9        87,0       0,7       0,8 

Konut                0,0        0,1           -       0,0       0,0 
Sertifikası                                                         

TOPLAM          22 247,5   38 082,7        71,2     100,0     100,0 



Kaynak: SPK Ekim 1996 Aylık Bülteni

(1) 1996 yılı Eylül ayı itibariyle.

III.4.2.İkincil Piyasalar

İkincil piyasa toplam işlem hacmi 1996 yılında 38 082,6 trilyon Türk lirası olmuştur ve 1995 yılına göre yüzde 71,2 oranında artış göstermiştir (Tablo III.4.2).

İkincil piyasada işlem gören özel sektör kağıdı 1996 yılında 2 215,6 trilyon Türk lirası olmuştur. Toplam ikincil piyasa işlemleri içindeki payı yüzde 5,8'dir. İşlem gören kamu kağıtları 35 867,1 trilyon Türk lirasıdır ve yüzde 94,2'lik bir payı ifade etmektedir. Kamu kesimi ikincil piyasalarda da ağırlığını hissettirmektedir.

İkincil piyasa işlemlerinin yüzde 7,8'i banka-dışı aracı kurumlar ve yüzde 92,2'si ise bankalar tarafından gerçekleştirilmiştir.

III.4.3. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)

İMKB bileşik endeksi 1996 yılı sonunda bir önceki yıla göre Türk lirası bazında nominal yüzde 144 artışla 97 589 seviyesine ulaşmıştır (Tablo III.4.3). Mali endeks ve sınai endeks sırasıyla yüzde 205 ve yüzde 126 artmıştır. Bileşik endeks, mali endeks ve sınai endeks 1996 yılında ABD doları bazında sırasıyla yüzde 39, yüzde 74 ve yüzde 29 artış göstermiştir.

Mayıs ayında risk-getiri arasındaki ilişki bozulmuştur.

Ay sonu verilerine göre yılın ilk üç ayında Türk lirası bazında yüzde 68 artış gösteren bileşik endeks, Mayıs ayındaki düşüşten sonra Haziran-Temmuz döneminde önemli bir gelişme göstermemiştir. Ağustos ayındaki düşüş ve Eylül ayındaki küçük bir artıştan sonra, ay sonu verilerine göre bileşik endeks Ekim-Aralık döneminde Türk lirası bazında yüzde 35 artış göstermiştir.

Bileşik endeks ABD doları bazında yüzde 39 artmıştır.

Hisse senedi fiyatları 1996 yılında aylık ortalama yüzde 7,5 artmıştır. Yılın ilk ve son üç ayı en yüksek artışların gözlendiği dönemler olmuştur (Tablo III.4.4). Söz konusu dönemlerde dalgalanma da artış göstermiştir. Mayıs ayında hisse senedi piyasasında risk-getiri arasındaki ilişki bozulmuş, ortalama günlük ve aylık getiriler negatife dönüşürken risk yılın en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Risk günlük getirilerin standart sapması olarak tanımlanmıştır. Ağustos ayı birim getiri başına riskin en yüksek olduğu ay olarak dikkat çekmektedir.

Toplam işlem hacmi ABD doları bazında yüzde 28 azalmıştır.

Toplam işlem hacmi 1996 yılında bir önceki yıla göre ABD doları bazında yüzde 28 azalmıştır (Tablo III.4.5). Borsa şirketlerinin toplam piyasa değeri 1996 yılında yüzde 48 artış göstermiştir. Ortalama fiyat/kazanç oranı bir önceki yıla göre yüzde 18 azalırken, temettü veriminde önemli bir değişiklik olmamıştır.TABLO III.4.3

İMKB ENDEKSLERİ


                        Bileşik             Mali           Sınai 

1988                     374(1)                                  

                         120(2)                                  

1989                      2 218                                  

                            561                                  

1990                      3 256              256           3 256 

                            643              643             643 

1991                      4 369            3 355           4 963 

                            502              385             570 

1992                      4 004            2 434           4 915 

                            273              166             335 

1993                     20 683           19 190          22 288 

                            833              773             898 

1994                     27 257           22 964          30 474 

                            413              348             462 

1995                     40 024           30 004          46 247 

                            383              287             442 

1996                     97 589           91 447         104 591 

                            534              500             572 



Kaynak: İMKB Aylık Bültenleri.

(1) Kapanış fiyatlarına göre ve Türk lirası bazında;

(2) Kapanış fiyatlarına göre ve ABD doları bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 100. Tüm veriler yıl sonuna aittir.

TABLO III.4.4

1996 YILINDA AYLAR İTİBARİYLE İMKB BİLEŞİK ENDEKSİ


                            Aylık      Günlük     Günlük     Değişim   
Aylar         Endeks(1)  Değişim(2)  Değişim(3)   Risk(4)  Katsayısı(5) 

Ocak           44 921        11,1       1,01       2,87        2,84 

Şubat          54 077        20,4       1,31       3,03        2,31 

Mart            65563        21,2       0,51       2,22        4,35 

Nisan          68 031         3,8      -0,17       1,79      -10,59 

Mayıs          64 334        -5,4      -0,23       2,52      -11,18 

Haziran        66 945         4,1       0,72       1,40        1,93 

Temmuz         68 240         1,9      -0,45       1,49       -3,31 

Ağustos        64 419        -5,6       0,10       1,43       14,75 

Eylül          66 807         3,7       0,56       1,15        2,06 

Ekim           79 114        18,4       0,61       1,92        3,15 

Kasım          84 696         7,1       0,56       1,99        3,57 

Aralık         93 135        10,0       0,32       1,77        5,47 

Tüm aylar      68 441         7,5       0,38       2,09        5,45 



(1) İMKB bileşik endeksi günlük gözlemlerinin ay ortalaması; (2) Ay ortalaması verilerine göre aylık değişim (yüzde); (3) Ortalama günlük değişim (yüzde); (4) Ortalama günlük değişim gözlemlerinin standart sapması (yüzde); (5) Günlük standart sapmanın ortalama günlük değişime bölünmesiyle elde edilen değişim katsayısı, birim getiri başına riski göstermektedir.


Mali Piyasaların Bilgiye Dayalı Etkinliği

Mali piyasalarda etkinlik üç değişik şekilde incelenebilir: kaynakların tahsisi bakımından etkinlik, faaliyet etkinliği ve bilgiye dayalı etkinlik. Kaynakların tahsisi bakımından etkinlik kıt kaynakların en üretken ekonomik faaliyetlerde kullanılmasını ifade ederken, faaliyet etkinliği herhangi bir mali piyasada mikroyapı özelliklerine göre piyasanın işleyişi ile ilgili etkinlik olarak tanımlanabilir. Bilgiye dayalı etkinlik (informational efficiency), bir piyasadaki cari fiyatların söz konusu fiyatları etkilediği düşünülen tüm bilgileri yansıttığını ve yatırımcıların söz konusu bilgileri kullanarak işlem maliyetlerinin üzerinde sürekli ve olağanüstü kâr etme olanağı bulamadıkları bir ortamı ifade eder. Bilgiye dayalı etkinlik zayıf (weak form), yarı-güçlü (semi-strong form) ve güçlü (strong form) etkinlik olarak sınıflandırılmaktadır. Cari piyasa fiyatlarının geçmiş fiyat hareketleri ve işlem hacimleri gibi bilgileri yansıtması zayıf etkin, kamuya açık tüm bilgileri yansıtması yarı-güçlü etkin bir piyasayı gösterir. Cari fiyatların kamuya açıklanmamış bilgileri de yansıtması piyasanın güçlü etkin olduğu anlamındadır.

Türkiye'de hisse senedi piyasası, döviz piyasası ve bankalararası para piyasanın yarı-güçlü etkinliği Granger-nedensellik sınamaları kullanılarak incelenmiştir. Bu amaçla 1989-1995 dönemine ait İMKB bileşik endeksi, serbest piyasa satış fiyatları kullanılarak oluşturulan kur sepeti, gecelik faiz oranları ve emisyon günlük verileri kullanılmıştır.

Emisyondan gecelik faiz oranlarına, döviz kurlarına ve borsaya doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi vardır. Gecikme değerlerinin işaretleri incelendiğinde, emisyondaki değişimlerin, kurları aynı yönde, gecelik faizleri ise ters yönde etkilediği görülür. Öngörülen likidite artışının bir kısmı borsa yatırımlarına yönelerek, borsa üzerinde pozitif bir etki yaratmaktadır. Buna göre, Türkiye'de mali piyasalar bilgiye dayalı etkin değildir. Anılan piyasalardan emisyona doğru herhangi bir nedensellik ilişkisi bulunamamıştır.

Gecelik faiz oranları ve döviz kurları arasında iki yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Benzer şekilde, döviz kurları ile borsa arasında ve gecelik faiz oranları ile borsa arasında da iki yönlü nedensellik ilişkisi vardır.

Mali piyasalar arasındaki nedensellik ilişkileri fon akımları bakımından anılan piyasaların birbirleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Öte yandan, mali piyasalardaki günlük gelişmeler emisyondaki değişimleri tahmin etmede yardımcı olamamaktadır.


TABLO III.4.5

İMKB VERİLERİ


                           Piyasa                Fiyat/Kazanç  Temettü   
               İşlem      Değeri(2)    Şirket      Oranı(4)   Verimi(5)  
              Hacmi(1)                Sayısı(3)                          

1986               9         709          80          5,1        9,2 

                  13         938                      3,7       13,1 

1987             105       3 182          82         15,9        2,8 

                 118       3 125                     13,4        4,9 

1988             149       2 048          79          5,0       10,5 

                 115       1 128                      6,4        8,4 

1989           1 736      15 553          76         15,7        3,4 

                 773       6 756                      6,6       10,8 

1990          15 313      55 238         110         24,0        2,6 

               5 854      18 737                     23,3        2,6 

1991          35 487      78 907         134         15,9        4,0 

               8 502      15 564                     13,6        4,7 

1992          56 339      84 809         145         11,4        6,4 

               8 567       9 922                     10,7        5,8 

1993         255 222     546 316         160         25,8        1,7 

              21 770      37 824                     15,4        4,2 

1994         650 864     836 118         176         24,8        2,8 

              23 203      21 875                     18,2        4,3 

1995       2 374 055   1 264 998         193          9,2        3,6 

              52 357      20 782                     13,1        3,6 

1996       3 031 737   3 275 038         213         12,2        2,9 

              37 737      30 797                     10,7        3,9 



Kaynak: İMKB Aylık Bültenleri.

(1) Toplam işlem hacmi. Üstteki rakam milyar Türk lirası bazında, alttaki rakam milyon ABD doları bazındadır.

(2) Hisse senetleri Borsa'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri. Üstteki rakam milyar Türk lirası bazında, alttaki rakam milyon ABD doları bazındadır.

(3) Hisse senetleri Borsa'da işlem gören şirketlerin sayısı (yıl sonu).

(4) Fiyat/kazanç oranı. Üstteki rakam yıl sonu değerini, alttaki rakam aylık ortalama değeri gösterir.

(5) Temettü verimi oranı (yüzde). Üstteki rakam yıl sonu değerini, alttaki rakam aylık ortalama değeri gösterir.

III.4.4. İMKB'de Dalgalanma

Yüksek dalgalanma, gelişen piyasaları gelişmiş borsalardan ayıran önemli bir özelliktir. İMKB Bileşik endeksi 1988-1996 döneminde günlük bazda yüksek dalgalanma göstermektedir (Tablo III.4.6). Bu tabloda dalgalanma günlük getirilerin mutlak değeri olarak tanımlanmıştır.

TABLO III.4.6

İMKB'DE DALGALANMA


                     Ortalama(1)        Risk(2)         Değişim 
                                                   Katsayısı(3) 

1988                        1,76           1,69            0,96 

1989                        2,22           2,02            0,91 

1990                        2,68           2,28            0,85 

1991                        2,54           2,36            0,93 

1992                        1,68           1,48            0,88 

1993                        2,13           1,69            0,79 

1994                        2,81           2,36            0,84 

1995                        1,98           1,71            0,86 

1996                        1,59           1,37            0,86 



(1) İMKB bileşik endeksinin ortalama günlük dalgalanması (yüzde). Dalgalanma, günlük getirilerin mutlak değeri olarak tanımlanmıştır.

(2) İMKB bileşik endeksine ait günlük dalgalanma gözlemlerinin standart sapması (yüzde).

(3) Riskin ortalamaya bölünmesiyle elde edilen değişim katsayısı, birim dalgalanma başına riski göstermektedir.

İMKB'de ortalama günlük dalgalanma yıllar itibariyle değişmektedir (Tablo III.4.6). Ortalama günlük dalgalanma verilerine göre, 1990, 1991 ve 1994 yılları İMKB'de dalgalanmanın yükseldiği dönemler olarak dikkat çekmektedir. Söz konusu üç yıl, dalgalanma ve dalgalanmanın değişkenliği (risk) bakımından diğer yıllara göre farklılık gösterirken, birbirleri arasında herhangi bir farklılık gözlenmemiştir. Her üç yılın ortak özelliği, öngörülemeyen iç ve dış gelişmelerin yaşanmış olmasıdır. Körfez Krizi ve Körfez Savaşı 1990 ve 1991 yıllarındaki gelişmeleri temsil ederken, 1994 yılı da önemli bir iç ekonomik krizin yaşandığı yıl olmuştur. Buna göre, iç ve dış krizler İMKB'de dalgalanmayı artırmıştır.

İç ve dış krizler İMKB'de dalgalanmayı artırmaktadır.

Değişik dalgalanma tanımlarının kullanılması yukarıdaki sonuçları değiştirmemektedir. Dalgalanmanın günlük getirilerin standart sapması olarak tanımlandığı 1988-1994 dönemine ilişkin bir başka çalışmada da, iç ve dış kriz dönemleri İMKB'de risk-getiri ilişkisinin bozulduğu dönemler olarak bulunmuştur. Örneğin, 1990 ve 1992 yılları ortalama günlük getiriler bakımından birbirinden farklılık göstermezken, 1990 yılı günlük getirilerinin dalgalanması 1992 yılı günlük getirilerinin dalgalanmasından yaklaşık 2,5 kat daha fazladır. Benzer şekilde, 1992 yılında günlük dalgalanma 1994 yılındaki günlük dalgalanmanın yalnızca dörtte biridir.

İMKB'de haftanın günleri arasında da dalgalanma farklılıkları vardır. Dalgalanmanın her bir gün için ayrı ayrı hesaplanan günlük getirilerin standart sapması olarak tanımlandığı bir çalışmada dalgalanmanın en yüksek olduğu gün olarak Pazartesi bulunmuştur. En düşük dalgalanma Cuma günleri gözlenmiştir. Çarşamba günü, Cumadan sonra dalgalanmanın en düşük olduğu ikinci gündür. Aynı gelişmeler uluslararası borsalarda da görülmektedir.

III.4.5. Diğer Gelişmeler

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 1996 yılında İMKB ve sermaye piyasası kurumları ile ilgili önemli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bankaların menkul kıymet bölümlerinin ayrı bir anonim şirket olarak örgütlenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu düzenlemenin sermaye piyasası kurumları arasında rekabeti artıracağı beklenmektedir.

SPK tarafından sermaye piyasası kurumları arasında rekabeti artırmaya ve anılan kurumların sermaye yapılarını güçlendirmeye yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

Borsa aracı kurumlarının günlük işlem hacimleri sermaye büyüklükleri ile sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamanın aracı kurumları sermaye yapılarını güçlendirmeye teşvik edeceği beklenmektedir. Ayrıca aracı kurumların sermayelerinin belli bir bölümünün kamu menkul kıymetlerine yatırım yapılarak Takasbank'ta bloke edilmesi kuralı getirilmiştir. Söz konusu kuralın aracı kurumların sermaye maliyetini artırması olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Borsa aracı kurumları tarafından uygulanabilecek komisyon oranlarına alt ve üst limitler getirilmiştir. Buna göre aracı kurumlar en düşük binde 2, en yüksek yüzde 1 komisyon uygulayabilecektir. Komisyon oranlarına ilişkin bu düzenlemenin, İMKB'de gün içi dalgalanmayı azaltacağı beklenmektedir.