II
GSMH'daki büyüme hızı, sanayi sektöründeki hızlı büyümeye bağlı olarak, 1997 yılının ilk dokuz ayında yüzde 6,2 olmuştur. Yılın ilk dokuz ayında canlı bir talep olmakla birlikte son üç ayda talebin artış hızında bir yavaşlama beklenmektedir.
Faiz dışı bütçe fazlasının önemli ölçüde azalmasına rağmen, cari işlemler açığının sürdürülebilir düzeyini koruması, faiz-kur marjına bağlı olarak kısa dönemli sermaye hareketlerinin yüksek düzeyde gerçekleşmesi, ödemeler dengesinde bir probleme yol açmamıştır. Ekonomide 1995 yılında başlayan büyüme devresinin 1997 yılında da devam etmesi ithalatı artırmıştır. Ancak, 1997 yılında dış talebe bağlı olarak bavul ticareti dışındaki ihracatın ithalattan daha hızlı artması dış ticaret açığının artış hızında yavaşlamaya neden olmuştur.
Enflasyon, yılın ilk yarısında ağırlıklı olarak iç talep artışından, yılın ikinci yarısında ise petrol ürünlerine yapılan yüksek zamların neden olduğu maliyet artışından kaynaklanmıştır. Kamu sektörü 1997 yılında ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarını özel sektöre kıyasla önemli ölçüde artırmıştır. Yılın ilk yarısında gitgide büyüyen bütçe açığının, yılın ikinci yarısında öncelikle petrol ve ürünlerine yapılan zamların yaratacağı ek gelir artışı ile kapatılması amaçlanmış ancak, bu da ekonomide zorunlu fiyat artışlarına yol açmıştır.
Para politikası uygulamaları 1997 yılında bir önceki yıldan çok farklı olmamıştır. Enflasyonla mücadelede yeterli kararlılığın oluşmaması ve bütçe politikalarının enflasyonla mücadelede zayıf kalması, Merkez Bankası’nın para politikası hedefini 1996 yılında olduğu gibi özellikle mali piyasalarda istikrar sağlamak olarak şekillendirmesine yol açmıştır.
Merkez Bankası mali piyasalarda istikrarı, gerek döviz gerek Türk lirası piyasalarında oluşabilecek dalgalanmaları azaltarak sağlamaya çalışmıştır. Döviz kurlarının beklenen enflasyon paralelinde götürülmesi, reel kurlarda istikrarı sağlarken, ihracat sektörünün rekabet gücü korunmuş ve cari işlemler açığının makul düzeyde sürdürülebilir olması sağlanmıştır. Merkez Bankası’nın belirlediği kısa vadeli faiz oranlarının Hazine bono ve tahvillerinin işlem gördüğü birinci ve ikinci piyasalardaki faiz oranlarının üzerinde seyretmesi, Bankanın son kredi verici fonksiyonunu tutarlı bir şekilde yerine getirmesine yardımcı olmuştur. Böylelikle Merkez Bankası piyasalara sağladığı likiditeyi önemli ölçüde kontrol altında tutabilmiştir. Bu politika rezerv para artışını yavaşlatmış ve Merkez Bankası bilançosunu reel olarak daraltmıştır.
Yıl içinde yaşanan hükümet değişikliğinin ekonomi politikalarında yarattığı farklılık kendisini özellikle değişen maliye politikalarında göstermiştir. Yılın ilk yarısında Hazine’nin iç borçlanma faizlerini düşürmek amacıyla hükümet tarafından uygulanmaya konulan “Kamu Ortak Hesabı” ve “Bedelsiz İthalat” yoluyla sağlanan fonlar geçici bir süre için faizleri düşürmüş ancak, kamu açıklarının artarak sürmesi bir süre sonra faizlerin eski düzeyine ulaşmasına neden olmuştur. Hazine'nin borç ödemeleri bakımından elverişli bir yıl olmasına rağmen, 1997 yılında, hedeflenen denk bütçenin yılın ilk ayından itibaren açık vermesi, uzun süredir önemli ölçüde faiz dışı fazla veren bütçenin 1997 yılında bu özelliğini kaybetmesine neden olmuştur. Faiz dışı bütçe harcamalarının 1997 yılında bir sıçrama yaptığı gözlenmektedir. Bütçe açığının finansmanı amacıyla ilk kez kullanılan bir enstrüman olan TÜFE’ye endeksli tahviller iç borçlanmanın vadesinin üç-dört aydan bir yıla uzamasına ve iç borç faiz ödemelerinin 1997 yılında bir önceki yıla göre azalmasına yol açarken, iç borç faiz yükünün büyük oranda 1998 yılının ilk aylarına kaymasına neden olmuştur. Yılın son aylarında Güney Doğu Asya ülkelerinde başlayan ve etkileri giderek yayılan kriz nedeniyle dış borçlanma olanaklarının azalması, ülkenin net dış borç ödeyicisi konumunu 1997 yılında da sürdürmesine yolaçmıştır.
II.1. GENEL DENGE
Ekonomide 1994 yılında yaşanan daralmanın ardından, 1995 yılının ikinci yarısından itibaren ağırlıklı olarak iç talepteki canlılığa bağlı olarak ekonomi istikrarlı ve yüksek bir büyüme dönemine girmiştir. GSMH'daki büyüme hızı giderek azalmakla birlikte 1997 yılında da sürmüş ve yılın ilk dokuz ayında yüzde 6,2 oranında gerçekleşmiştir.
Arz yönünden bakıldığında, 1997 yılının ilk dokuz ayında sanayi ve ticaret sektörleri katma değerleri önemli oranlarda artarak GSMH'daki yüksek büyümenin kaynağını oluşturmuş, tarım katma değerinde ise gerileme gözlenmiştir.
Talep yönünden, yılın ilk yarısında tüketim ve yatırım harcamalarının yüksek oranda artması ve yılın tamamında özel imalat sanayinde dayanıklı tüketim ve yatırım mallarını içeren metal eşya, makine ve teçhizat üretimindeki hızlı artış, 1997 yılında GSMH'daki büyümenin hem özel tüketim hem de yatırım harcamalarından kaynaklandığını göstermektedir.
Yılın ilk dokuz ayında iç talepteki canlılığın kaynağını; yüksek kamu borçlanması ve buna bağlı olarak yüksek reel faizler ve artan mali tasarrufların yarattığı gelir etkisinin yanısıra özellikle yılın ilk yarısında genişleyici maliye ve para politikası sonucu artan kamu cari ve yatırım harcamaları oluşturmuştur. Kamu cari ve yatırım harcamaları 1994-1996 döneminde genellikle faiz harcamalarından daha yavaş artmıştır. Bu dönemde faiz dışı bütçe dengesi önce hızlanıp, sonra yavaşlayarak artmış ve önemli ölçüde fazla vermiş, bütçe açığı ise büyümeye devam etmiştir. Bu durum 1997 yılında tersine dönerek faiz dışı bütçe fazlası önemli ölçüde azalmış ve bütçe açığının GSMH'ya oranı bir önceki yıla göre düşmüştür. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ya oranının 1997 yılında azalarak yüzde 8 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
İç talepte yaşanan daralma sonucu 1994 yılında ithalat yüzde 20,9 küçülmüştür. İç talepte canlanma ve 1994 yılındaki küçülmenin de etkisiyle 1995 yılında ithalat yüzde 53,5 artmıştır. Gümrük Birliği'nin yarattığı ek ithalat talebine bağlı olarak 1996 yılında da ithalattaki artış devam etmiş ve yüzde 22,2 olarak gerçekleşmiştir. İhracattaki artış hızı ise 1996 yılında yavaşlamış ve yüzde 19,5'ten yüzde 7,3'e gerilemiştir. Buna karşın, 1997 yılında ithalattaki artış yavaşlayarak, ihracattaki artışın gerisinde kalmıştır. Bu dönemde ithalat yüzde 11,5, ihracat ise yüzde 13 büyümüştür. Bu nedenle, aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranında az da olsa bir artış gözlenmiş ve dış ticaret açığındaki artış hızı önemli ölçüde yavaşlamıştır. Ancak, önümüzdeki dönemde Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan krizden dolayı ihracatta yavaşlama beklenmektedir. Tüketim malları ithalatı 1997 yılında diğer mal gruplarına göre daha hızlı artmıştır. Dış ticaretteki serbestleşmeye bağlı olarak ortaya çıkan tüketim malları ithalatının toplam ithalat içindeki payında artma eğilimi 1997 yılında da devam etmiştir. Yılın ilk altı ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat fiyatları ortalama olarak yüzde 3,8, ithalat fiyatları ise yüzde 5,2 gerilemiştir. Bu durum, 1997 yılının ilk altı ayında dış ticaret hadlerinin Türkiye lehine geliştiğini göstermektedir.
Son iki yılda özel kesim tasarruf-yatırım dengesi önemli ölçüde değişmezken, özellikle faiz dışı harcamaların hızlı artmasıyla birlikte kamu kesimi açığının yüksek düzeyini koruması ve iç talepteki canlılığa paralel olarak cari işlemler açığı artmış, bu durum dış finansman ihtiyacını artırmıştır. Ayrıca, bavul ticaretindeki azalma cari işlemler açığının artmasında etkili olmuştur. Buna bağlı olarak, cari işlemler açığı, 1997 yılında yüzde 12,8 oranında artmıştır (Tablo II.1.1).
Merkez Bankası'nın mali piyasalarda istikrarı sağlamaya yönelik olumlu çabaları 1997 yılında da devam etmiştir. Aynı yıl reel kurun düşük bir oranda değerlenmesine rağmen, yüksek kamu borçlanması ve politik belirsizlikler faiz oranları ve fiyatlar üzerinde önemli bir baskı oluşturmuştur. Bunun sonucu olarak, yıl sonu itibariyle iç borçlanma stopajsız bileşik faiz oranı yüzde 122,5 tüketici fiyatlarındaki artış ise yüzde 99 düzeyine ulaşmıştır.
Tüketici fiyatlarındaki artış yılın ilk dokuz ayında beklenen şekilde devam etmiş, ancak tarım üretimindeki gerilemeye bağlı olarak gıda fiyatlarındaki hızlı artış ve petrol ürünlerine yapılan yüksek oranlı zam yılın son üç aylık döneminde tüketici fiyatlarındaki artışın hızlanmasına neden olmuştur. Ayrıca, yılın son üç aylık döneminde iç talepteki bir miktar daralmaya rağmen, enflasyonla mücadele etmek için uygulanacak ekonomik politikaların açıklık kazanmaması enflasyon beklentisini yeniden artırarak fiyat artışlarını hızlandırmış ve 1997 yılında tüketici fiyatlarındaki ortalama artış bir önceki yıldaki artışın beş puan üzerinde gerçekleşerek yüzde 85,8 olmuştur.
Tüketici fiyatları enflasyon oranı 1981-1987 yılları arasında yüzde 30'larda, 1989-1993 yılları arasında yüzde 60'larda, 1995 yılından itibaren yüzde 80'lerde seyretmiş ve 1997 sonu itibariyle enflasyon oranı yüzde 90'lar düzeyine çıkmıştır. Türkiye'de enflasyonun uzunca süre belli platformlara yerleştiği ve dışsal talep ve arz şoklarının bu platformları zaman zaman yükselttiği ve sıçrama sürelerinin giderek kısaldığı görülmektedir.
|
1995
|
1996
|
1997(1)
|
|
| GSMH (Trilyon TL., Cari Fiyatlarla) |
7 854,9
|
14 978,1
|
29 054,5
|
| GSMH (Trilyon TL., 1987 Üretici Fiyatlarıyla) |
99,0
|
106,1
|
112,5
|
| BÜYÜME HIZI, GSYİH (Yüzde) |
7,2
|
7,0
|
6,3
|
| BÜYÜME HIZI, GSMH (Yüzde) |
8,0
|
7,1
|
6,0
|
| NÜFUS (Milyon Kişi) |
61,6
|
62,7
|
63,7
|
| İSTİHDAM(2)(Milyon Kişi) |
21,4
|
21,7
|
21,2
|
| İHRACAT (Milyar ABD doları, FOB) |
21,6
|
23,2
|
26,2
|
| İTHALAT (Milyar ABD doları, CIF) |
35,7
|
43,6
|
48,7
|
| CARİ İŞLEMLER DENGESİ(3) (Milyar ABD doları) |
-2,3
|
-2,4
|
-2,8
|
| DIŞ BORÇ STOKU /GSMH(4)(Yüzde) |
42,7
|
43,2
|
44,0(6)
|
| KAMU KESİMİ BORÇ. GEREĞİ/GSMH (Yüzde) |
5,2
|
9,0
|
8,0
|
| İÇ BORÇ STOKU/GSMH (Yüzde) |
17,3
|
21,0
|
21,6
|
| Toptan Eşya Fiyat Endeksi(5) (Y. Ort.,Yüzde Değişim) |
86,0
|
76,0
|
81,8
|
| Tüketici Fiyat Endeksi(5) (Y. Ortalama,Yüzde Değişim) |
88,0
|
80,4
|
85,8
|
(1) Yıl sonu geçici
(2) DİE, Nisan ayı
(3) 1996 ve 1997 yılları verileri bavul ticaretini kapsamaktadır.
(4) Dış borç stoku Türk lirasına dönüştürülürken yıl ortalaması kuru kullanılmıştır.
(5) 1994 = 100
(6) Eylül 1997 itibariyle yıllık orandır.
Potansiyel üretim, üretim faktörlerinin (işgücü, sermaye) tam istihdamı sonucu ulaşılabilecek üretim düzeyini ifade etmektedir. Gerçekleşen üretimin potansiyel üretime oranı ise üretim açığı (output gap) olarak bilinir. Üretim açığının yapısı ve büyüklüğü, toplam arz ve talep etkileri arasındaki dengeyi ve dolayısıyla enflasyonist baskıları açıklamada yararlı bir araçtır. Başka bir deyişle, enflasyonla mücadele ederken potansiyel üretim düzeyinin bilinmesi uygulanacak politikaların sağlıklı olmasını sağlayacaktır. Çünkü potansiyel üretimi aşan üretim enflasyonist baskılar yaratırken, potansiyel üretim düzeyinin altında oluşan üretim ise enflasyonist baskıları azaltır. Ayrıca, potansiyel işgücü, sermaye stoku ve bu faktörlerin üretkenlik düzeylerini doğru bir şekilde tahmin etmek, düşük enflasyon düzeyinde üretim ve istihdamda sürdürülebilir bir büyümeyi sağlayacak toplam üretim kapasitesi hakkında sağlıklı değerlendirmelerin yapılmasını olanaklı hale getirecektir.
Reel GSYİH verileri baz alınarak 1923-1997 dönemi için Hodrick-Prescott filtresi kullanılarak, bir potansiyel üretim serisi oluşturulabilir. Hesaplanan potansiyel üretim ve GSYİH serileri arasındaki fark aşağıdaki Grafik'te, 1990 sonrası farklar ve GSYİH içindeki payı ise Tablo'da verilmiştir. Hesaplanan potansiyel üretim ve GSYİH serileri arasındaki gerek pozitif gerek negatif fark, özellikle 1974 yılında yaşanan petrol krizi sonrasında artmış ve Türkiye'nin 1980'lerde dışa açılmasıyla birlikte bu farktaki dalgalanma artarak devam etmiştir. Potansiyel üretim ve GSYİH arasındaki farkın son iki yılda ortalama olarak GSYİH'nın yüzde 3'ünü bulması enflasyonist baskının arttığını göstermektedir.
|
1990
|
1991
|
1992
|
1993
|
1994
|
1995
|
1996
|
1997(1)
|
|||
| Reel GSYİH(1) |
83,6
|
84,4
|
89,4
|
96,6
|
91,3
|
97,9
|
106,9
|
111,0
|
||
| HPTREND(2) |
81,8
|
85,3
|
88,9
|
92,5
|
96,1
|
99,7
|
103,4
|
107,9
|
||
| Fark (1-2) |
1,8
|
-1,0
|
0,5
|
4,1
|
-4,8
|
-1,9
|
3,5
|
3,1
|
||
| Fark/GSYİH(%) |
2,1
|
-1,2
|
0,6
|
4,3
|
-5,2
|
-1,9
|
3,2
|
2,8
|
(1)GSYİH'daki büyüme yüzde 6 olarak alınmıştır.
|
|
|
|
|||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||
| GSMH |
8,0
|
9,5
|
8,2
|
5,1
|
7,0
|
7,1
|
5,6
|
6,4
|
5,6
|
6,2
|
|
| GSYİH |
7,2
|
8,7
|
8,1
|
5,3
|
7,0
|
7,0
|
6,6
|
6,6
|
5,4
|
6,1
|
|
| Tarım |
2,0
|
-2,0
|
5,0
|
2,1
|
13,3
|
4,4
|
-2,3
|
-1,1
|
-1,1
|
-1,2
|
|
| Sanayi |
12,1
|
8,8
|
7,4
|
5,5
|
7,1
|
7,1
|
9,5
|
10,6
|
11,5
|
10,6
|
|
| İmalat Sanayi |
13,9
|
8,6
|
7,4
|
5,1
|
7,7
|
7,1
|
10,0
|
12,3
|
12,8
|
11,8
|
|
| Hizmetler |
6,3
|
9,6
|
9,0
|
6,8
|
5,8
|
7,6
|
5,9
|
6,0
|
5,8
|
5,9
|
|
II.1.1. Ekonominin Arz Yönü: Sektörlerin Üretim Gelişmeleri ve İthalat
II.1.1.A. Sektörlerin Üretim Gelişmeleri
a. Tarım
Tarım sektöründe son yıllarda üretim artışı düşük kalmıştır. Tarım sektörü katma değeri 1995 yılında yüzde 2, 1996 yılında yüzde 4,4 artarken, 1997 yılının ilk dokuz aylık döneminde yüzde 1,2 gerilemiştir. Bu dönemde, tarım sektörü katma değerinin küçülmesi daha çok ormancılık sektöründeki yüzde 6,3'lük gerilemeden kaynaklanmıştır. Aynı dönemde balıkçılık sektörü katma değeri yüzde 8 artmıştır. Tarım sektörü üretimindeki gerileme tarım ürünleri fiyatlarındaki artışın hızlanmasına neden olmuştur.
Türkiye'de 1960'lı yılların başından itibaren tarım sektörü, sanayi ve hizmetlere göre genel olarak çok daha yavaş büyümekte, dolayısıyla tarım katma değerinin GSMH içindeki payı giderek düşmektedir. Tarım katma değerinin GSMH içindeki payı 1970-1979 döneminde ortalama yüzde 33 iken, 1980-1989 döneminde yüzde 21 ve 1990-1997 döneminde yüzde 16 olmuştur. Tarım katma değeri 1990-1997 döneminde yıllık ortalama yüzde 1,5 büyürken, sanayi katma değeri yüzde 6 büyümüştür. Bu gelişmelerin de etkisiyle 1987-1997 döneminde tarım fiyatları imalat sanayii fiyatlarına göre 23 kat fazla artış göstermiştir. Tarım fiyatları 1997 yılında TEFE'den daha hızlı artmıştır. Tarım ürünleri fiyatlarındaki artış 1997 yılında çiftçinin gelirini yansıtan çiftçinin eline geçen fiyatlardaki artışın gerisinde kalmıştır (Tablo II.1.3).
|
1992(1)
|
1993(1)
|
1994(1)
|
1995(2)
|
1996(2)
|
1997(2)
|
|
| Toptan Esya Fiyat Endeksi |
62,1
|
58,4
|
120,7
|
86,0
|
75,9
|
81,8
|
| Tarım Fiyatları Endeksi |
62,7
|
62,2
|
97,8
|
107,8
|
86,5
|
86,9
|
| İmalat S. Fiyatları Endeksi |
59,7
|
56,6
|
129,4
|
81,0
|
70,4
|
80,6
|
| Çiftçinin Eline Geçen Fiyatlar Endeksi |
75,8
|
64,3
|
88,2
|
109,8
|
83,2
|
89,5
|
(1) 1987=100
(2) 1994=100
b. Sanayi
Sanayi üretiminde 1994 yılında başlayan gerileme, 1995 yılının ilk üç aylık döneminde de devam etmiştir. Ancak, 1995 yılının ikinci üç aylık döneminden itibaren, ekonomideki belirsizliklerin azalması ve canlanan iç talebin etkisiyle sanayi üretimi önemli artış göstermiştir. Sanayi katma değeri DİE verilerine göre 1995-1997 döneminde ortalama yıllık yüzde 9'un üzerinde artarak bu dönemdeki yüksek büyümenin kaynağını oluşturmuştur. Gümrük Birliği'nin etkisinden dolayı 1996 yılında olduğu gibi 1997 yılında da ithal girdi maliyetlerindeki düşme ve iç talepteki canlılık sanayi katma değerinde artışa neden olmuştur. Toplam sanayi katma değeri yılın ilk üç aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10, ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde ise sırasıyla yüzde 12,3 ve yüzde 12,8 büyümüştür (Tablo II.1.2).
Sanayi üretiminin 1997 yılında hızlı artmasında imalat sanayinin alt sektörleri olan metal eşya, makina ve teçhizat ve kağıt ve basım sektörleri önemli rol oynamıştır. Dayanıklı tüketim ve yatırım mallarını içeren metal eşya, makina ve teçhizat sektörü üretimi ortalama yüzde 43,8 artmıştır. Makina-teçhizat sanayindeki üretim artışı ekonominin büyümesinde en önemli itici gücü oluşturmuştur. Bu sektörün üretiminin artmasında iç talebin yanısıra dış talep de etkili olmuştur. Bu sektör içinde sınıflandırılan kara taşıtları ihracatı yılın ilk on ayında yüzde 51, elektrikli makina ve cihazlar ihracatı ise yüzde 26,8 artış göstermiştir. Ayrıca, Gümrük Birliği'nden sonra ithal girdi maliyetinin düşmesi ve sektörün yatırım eğiliminin yüksek olması sektör üretiminin artmasında etkili olmuştur.
Yılın ilk dokuz ayında özel imalat sanayii üretimi yüzde 14,1 artarken, kamu kesimi imalat sanayii üretim artışı yüzde 4 düzeyinde kalmıştır. Kamu imalat sanayii üretiminin yavaş artmasında, kamu imalat sanayii sabit sermaye yatırımlarının toplam kamu yatırımları içindeki payının 1980'den itibaren gitgide azalması ve ekonomik olarak önemsiz bir büyüklüğe inmiş olması etkili olmuştur. Aynı dönemde, kamu kesiminde diğer imalat, mensucat ve gıda sektörü üretiminde düşüşler olurken, özel sektör imalat sanayinin tüm alt sektörlerinde üretim artmıştır.
İmalat sanayii üretim ağırlıklı kapasite kullanım oranı 1997 yılında bir önceki yıldaki aylık ortalama yüzde 79,2 düzeyinden yüzde 80,9 düzeyine yükselmiştir. Bu oran yılın genelinde önemli bir dalgalanma göstermemiştir. Sanayi üretimindeki yüksek artışa rağmen ortalama kapasite kullanım oranı 1996 yılına göre düşük düzeyde artış göstermiştir. Bunun en önemli nedeni, yatırım artışlarının kapasite kullanım düzeyinde yarattığı genişlemedir.
Sanayi sektörü içinde yer alan madencilik sektörü katma değeri 1996 yılında yüzde 7,1 artmışken, 1997 yılının ilk dokuz aylık döneminde artış yüzde 3,7 düzeyinde kalmıştır. Madencilik sanayii katma değeri yılın birinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde artarken, yılın ikinci üç aylık döneminde gerilemiştir. Enerji sektörü katma değeri ise yılın ilk dokuz ayında yüzde 4,5 artış göstermiştir.
c. Hizmetler
Hizmetler sektöründe 1997 yılının ilk dokuz aylık döneminde yüzde 5,9 katma değer artışı meydana gelmiştir (Tablo II.1.2). Hizmetler sektörü içinde en önemli büyüme ticaret ve ithalat vergilerinde olmuştur. Gümrük Birliği'nin etkisiyle, 1996 yılının ilk dokuz ayında ithalat vergileri yüzde 28,5 büyürken, 1997 yılının aynı döneminde ithalat vergilerindeki artış yüzde 8,4 düzeyinde kalmıştır.
II.1.1.B.İthalat
İç talepte yaşanan daralmayla birlikte 1994 yılında ithalat önemli oranda düşmüş, ancak 1995 yılında iç talepteki canlılığa bağlı olarak ithalat yüzde 53,5 artmıştır. İthalat 1996 yılında yüzde 22,2 artarken, Gümrük Birliği'nin yarattığı ek ithalat talebinin etkisini yitirmesi ve yılın son aylarında iç talepteki daralma sonucu 1997 yılında ithalattaki artış hızı yavaşlamıştır. İthalat 1997 yılında yüzde 11,5 artarak 48,7 milyar ABD doları düzeyine çıkmıştır.
Toplam ithalat içinde en yüksek payı 1996 yılında ara malları ithalatı alırken, sermaye malları ve tüketim malları ithalatı sırasıyla ikinci ve üçüncü sırayı almıştır. Bu sıralama 1997 yılında da değişmemiş, ara malları ithalatı toplam ithalatın yüzde 65,7'sini oluşturmuştur. Ana mal grupları arasında tüketim malları ithalatı 1997 yılında yüzde 25,1 artarken, ara malları ithalatı yüzde 11,2, sermaye malları ithalatı ise yüzde 6,8 düzeyinde artış göstermiştir.
Ana sektörler itibariyle toplam ithalatın yüzde 84,2'sini oluşturan imalat sanayii ürünleri ithalatı, 1997 yılında geçen yıla göre ortalama yüzde 12,7 artış göstermiştir. Aynı dönemde madencilik ithalatı yüzde 1,9, tarım ürünleri ithalatı ise yüzde 11,5 artmıştır.
Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne geçtiği 1996 yılında sanayi girdisi ithalatı 1997 yılına göre daha hızlı artış göstermiştir. Ancak, Gümrük Birliği kaynaklı ithal girdilerin göreli ucuzluğu 1996 yılında olduğu gibi 1997 yılında da yurtiçi sanayi üretiminin artmasında etkili olmuştur.
II.1.2. Ekonominin Talep Yönü: İç Talep ve İhracat
II.1.2.A. İç Talep: Yatırım ve Tüketim
Harcamalar yönüyle GSMH verileri 1997 yılı ilk altı ay sonuçları açıklanmıştır. Buna göre yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre özel tüketim harcamaları reel olarak yüzde 8,1 artarken, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,6 azalmıştır. Aynı dönemde, toplam sabit sermaye yatırımları yüzde 11,2 artış kaydetmiştir. Bu dönemde kamu yatırım harcamaları yüzde 25, özel yatırım harcamaları ise yüzde 9,2 artmıştır.
Özel tüketim harcamalarının bu düzeyde artmasında daha çok dayanıklı tüketim harcamaları etkili olmuş ve bu gelişme imalat sanayii üretiminin hızlı artmasına sebep olmuştur. Ayrıca, toplam yatırımların artmasında makina-teçhizat yatırımlarının artması etkili olmuş ve bu gelişme de imalat sanayii üretim artışını desteklemiştir. Devletin ücret ve maaş harcamalarında 1997 yılının ilk altı ayında önemli değişiklik olmamış, Temmuz ayındaki ücret ve maaş ayarlamaları reel ücretleri yükseltmiştir. Yılın ilk altı ayı sonunda iç talebin kaynağını devletin tüketim harcamalarından ziyade, özel kesim tüketim ve yatırım harcamaları ve kamu yatırım harcamaları oluşturmuştur.
|
1995
|
1996
|
1997(1)
|
|
| Tüketim Harcamaları | |||
| Kamu |
6,8
|
8,6
|
-1,6
|
| Özel |
4,8
|
9,3
|
8,1
|
| Sabit Sermaye Yatırımı | |||
| Kamu |
-18,8
|
24,4
|
25,0
|
| Özel |
16,9
|
11,4
|
9,2
|
(1): Ocak-Haziran dönemi
II.1.2.B. İhracat
İhracatın 1997 yılında bir önceki yıla kıyasla daha hızlı gelişme göstermesi daha çok dış talepten kaynaklanmıştır. Buna göre, ihracat 1996 yılında yüzde 7,3 oranında büyürken, 1997 yılında yüzde 13 artarak 26,2 milyar ABD doları düzeyine çıkmıştır. Son yıllarda, 1997 yılı hariç, ihracat performansındaki yavaş gelişme dış talepteki yetersizliklerden ziyade, ihracatı artırmaya yönelik çabaların önceki yıllara kıyasla azalmasından kaynaklanmıştır. Ayrıca, işin temeline yönelmek gerekirse, Türkiye ihracatının bilim ve teknolojiye dayalı ürünlerden ziyade, işgücü yoğun ve konvansiyonel teknolojilere dayalı ürünlerden oluşması ve ihracatın yarısından fazlasını oluşturan tüketim mallarındaki çeşitlenmenin yetersiz kalmasının ihracat performansını düşürdüğü söylenebilir.
Birleşmiş Milletler Geniş Ekonomik Kategorileri Sınıflamasına (BEC) göre ihracat ana mal grupları bazında, toplam ihracatın yarısından fazlasını oluşturan tüketim malları ihracatı 1997 yılında yüzde 12,4 artarken, toplam ihracatın yüzde 5'ini oluşturan sermaye malları ihracatı yüzde 18,9 artmıştır. Sermaye malları ihracatının bu düzeyde artması durumunda ihracat performansında önümüzdeki yıllarda olumlu gelişme beklenmektedir. Ana sektörlere göre ihracat artışı, 1997 yılında tarım ürünlerinde yüzde 9,1, madencilik sektöründe yüzde 9,8 ve imalat sanayii ürünlerinde yüzde 13,5 olarak gerçekleşmiştir. Özellikle ekonominin dışa açılmasına paralel olarak imalat sanayii ihracatının toplam ihracat içindeki payı artış eğilimine girmiş ve bu eğilim 1997 yılında da devam etmiştir.
Toplam ihracatın içinde 1997 yılında ilk sırayı yüzde 20'lik payıyla Almanya'ya yapılan ihracat alırken, ikinci sırayı yüzde 7,9'luk payıyla Rusya Federasyonu ve üçüncü sırayı ise yüzde 7,6'lık payıyla ABD almaktadır. Geçen yıla göre Almanya'ya yapılan ihracatın toplam ihracat içindeki payı düşerken, Rusya Federasyonu ve ABD'nin paylarında artış olmuştur. Aynı dönemde ülke grupları içinde Karadeniz Ekonomik İşbirliği, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Avrupa ülkelerine yapılan ihracat geçen yıla göre daha hızlı artış göstermiştir. Ağırlıklı olarak Karadeniz ülkeleri ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile yapılan bavul ticaretinin 1997 yılında önemli ölçüde azalması bavul ticaretinin kayıtlı ihracatla ikame edildiğini göstermektedir.
II.1.3. İstihdam
DİE tarafından uygulanan Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre, Ekim 1996'de 21,7 milyon olan toplam istihdam, Nisan 1997'de bir miktar düşerek 21,2 milyon olmuştur. İstihdamdaki azalma tarım sektörü istihdamındaki azalmadan kaynaklanmıştır. Toplam istihdamın yüzde 44'ü kentsel alanlarda, yüzde 56'sı ise kırsal alanlardadır. Türkiye genelindeki sivil işgücü arzı ve istihdam 1997 yılı Nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre azalmıştır. İşgücü arzındaki azalmadan dolayı işsizlik oranı yüzde 6,3'ten yüzde 5,9'a inmiş görülmektedir.
Kırsal yerler işsizlik oranı 1997 yılı Nisan ayında yüzde 3,2 iken bu oran kentsel yerlerde yüzde 9,2 olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizde kırdan kente göç süreci devam etmekte, bunun sonucunda kentsel yerlerdeki işsizlik oranı artmaktadır. Göç süreci içinde bulunan işgücünün nitelik düzeyindeki genel düşüklük iş arayanların sanayi ve hizmetler sektöründe istihdam edilmelerini zorlaştırmaktadır. Eksik istihdam ise geçen yıla göre azalarak yüzde 5,1 olmuştur. Eksik istihdam, özellikle işsizlik sigortasının olmadığı, kendi hesabına ve ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların yoğunlukta bulunduğu ülkelerde en az işsizlik kadar önem taşımaktadır. Eksik istihdam ve işsizlik oranının toplamından oluşan toplam atıl işgücü oranı geçen yıla göre azalarak yüzde 11 olmuştur.
İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde tarım sektörü istihdamının toplam istihdam içinde en yüksek paya sahip olduğu görülmektedir. Tarım sektöründe 12 ve daha yukarı yaştaki ücretsiz aile işçileri istihdamda kabul edildiği için tarımın istihdamdaki payı yüksek ve dolayısıyla da kırsal yerlerde işsizlik oranı düşük görülmektedir. Ancak, tarım sektörü istihdamının toplam istihdam içindeki payında düşme eğilimi devam etmiştir. Sanayi sektörü istihdamının toplam istihdam içindeki payı son yıllarda önemli ölçüde değişmezken, tarım sektörü istihdamındaki azalmayı hizmetler sektöründeki istihdam artışı telafi etmiştir.
|
1995
|
1996
|
1997(1)
|
|||
| İşgücü |
22 901
|
23 030
|
22 537
|
||
| Kadın İşg./İşgücü (Yüzde) |
30,4
|
29,6
|
29,1
|
||
| İstihdam |
21 378
|
21 698
|
21 201
|
||
| İşsiz Sayısı |
1 522
|
1 332
|
1 336
|
||
| İşsizlik Oranı |
6,6
|
5,8
|
5,9
|
||
| Kent (Yüzde) |
10,0
|
9,3
|
9,2
|
||
| Kır(Yüzde) |
3,9
|
2,9
|
3,2
|
||
| Eksik İst.(Yüzde) |
6,3
|
6,2
|
5,1
|
||
| Atıl İşg. (Yüzde) |
13,0
|
12,0
|
11,0
|
||
(1) Nisan 1997
Türkiye'de istihdam artışı önemli ölçüde ekonomik büyümenin gerisinde kalmıştır. Özellikle sanayi sektörü katma değeri 1990-1997 döneminde ortalama yıllık yüzde 6 oranında artarken, sanayi istihdamı yalnızca yüzde 2 oranında büyümüştür. Bu sonuç büyümenin motoru olan sanayi sektöründe teknolojik değişime ve işgücü niteliğindeki gelişmelere bağlı olarak işgücü verimliliğinin artığını göstermektedir.
|
|
|
|
|
| Tarım |
47,8
|
45,9
|
45,3
|
| Sanayi |
20,7
|
21,8
|
21,6
|
| Hizmetler |
31,5
|
32,3
|
33,1
|
II.1.4. Ücret ve Maaşlar
Ekonomide 1994 yılında yaşanan küçülmeyle birlikte reel ücret ve maaşlarda önemli ölçüde gerileme olmuştur. Son üç yılda ekonomideki hızlı büyümeye rağmen, reel ücretler 1994 yılı öncesi düzeyine henüz ulaşamamıştır. Asgari ücret hariç, diğer tüm maaş ve ücret kategorileri arasında 1993-1997 döneminde reel ücret kaybı en az memur maaşlarında olmuştur. Bu dönemde, toplu sözleşme kapsamında olup da özel sektörde çalışanların reel ücretlerindeki kayıp yüzde 30'un üzerindeyken, memur maaşlarındaki gerileme yüzde 7,3 düzeyinde kalmıştır. Ayrıca, imalat sanayinde ve toplu sözleşme kapsamındaki yerlerde kamu kesimindeki reel ücret kaybı özel sektörün kaybından daha azdır. Aynı dönemde, reel asgari ücrette önemli bir değişiklik olmamıştır.
Kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri, 1997 yılında aylık eşel-mobil sistemine geçme girişimine sahne olmuştur. Bu kapsamda yılın ikinci yarısında gerçekleşen aylık enflasyon kadar ücretlerin artırılması yoluna gidilmiştir. Memur maaşları yıl içinde Ocak, Nisan ve Temmuz ayında olmak üzere üç defa artırılmıştır. DPT tahminlerine göre toplu sözleşme kapsamındaki kamu kesiminde ücretler 1997 yılında reel olarak yüzde 37, memur maaşları ise yüzde 16,5 oranında artış kaydetmiştir. Buna karşın, toplu sözleşme kapsamındaki özel sektörde reel ücretler yüzde 1,8 artarken, 1997 yılının üçüncü üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre özel imalat sanayinde reel ücretler yüzde 1,5 gerilemiştir (Tablo II.1.7) .
|
1992
|
1993
|
1994
|
1995
|
1996
|
1997(2)
|
|
| İşgücü Maliyeti (3) | ||||||
| Kamu |
4,4
|
7,6
|
-5,0
|
-24,7
|
-23,4
|
36,8
|
| Özel |
-1,2
|
1,7
|
-21,4
|
-19,0
|
3,1
|
1,8
|
| Brüt Giyinik Ücret(3) | ||||||
| Kamu |
6,0
|
7,5
|
-5,2
|
-21,3
|
-23,3
|
32,2
|
| Özel |
3,1
|
1,8
|
-20,0
|
-14,4
|
3,3
|
1,8
|
| İmalat Sanayinde Ücretler (4) |
4,4
|
3,9
|
-19,2
|
-14,4
|
-0,8
|
0,8
|
| Kamu |
16,9
|
3,7
|
-14,1
|
-18,0
|
-4,5
|
13,7
|
| Özel |
-1,5
|
5,0
|
-21,7
|
-8,9
|
2,3
|
-1,5
|
| Memur Net Maaşı |
13,7
|
2,1
|
-22,0
|
-4,7
|
7,0
|
16,5
|
| Memur Aylık Maliyeti |
7,0
|
0,6
|
-25,8
|
-5,4
|
11,2
|
13,4
|
| Yıllık Ortalama Asgari Ücret (5) |
10,1
|
5,6
|
-21,3
|
-5,1
|
18,8
|
12,8
|
| Emekli Aylıkları (6) | ||||||
| Emekli Sandığı |
1,7
|
-1,7
|
-22,2
|
-11,0
|
22,2
|
10,1
|
| SSK |
-0,9
|
-4,8
|
-22,0
|
-3,8
|
20,0
|
14,4
|
| Bağ-Kur |
44,8
|
-3,6
|
-21,6
|
-1,0
|
57,7
|
29,3
|
(1) Reel değişimlerin hesaplanmasında 1987 bazlı DİE Kentsel Yerler Tüketici Fiyatları Endeksi kullanılmıştır.
(2) DPT tahmini
(3) Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve Kamu İşveren Sendikaları Konfederasyonu verileri kullanılarak DPT tarafından hesaplanmıştır.
(4) DİE imalat sanayii sektörü üretimde çalışılan saat başına ücretleri. 1997 yılı için Ocak-Eylül dönemi verileri alınmıştır.
(5) 16 ve üstü yaş için sanayi ve hizmetler kesimi yıllık ortalama asgari ücretidir.
(6) Ortalama emekli aylığı memur emeklisi için 3/1, işçi emeklisi için 8955 gösterge ve Bağ-Kur emeklisi için altıncı basamak esas alınmıştır.
II.2. KAMU MALİYESİ VE İÇ BORÇLANMA
II.2.1. Kamu Maliyesi
Türkiye'de kamu kesimi, Konsolide Bütçe, reel ve finansal kesimde faaliyet gösteren Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT'ler), Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Bütçe Dışı Fonlar'ı kapsamaktadır.
Kamu harcamalarının GSMH içindeki payı, 1995 yılında yüzde 26,1 iken, bu oran 1996 yılında yüzde 30,8'e yükselmiştir. Kamu gelirlerinin GSMH içindeki payı ise, yine aynı yıllar arasında yüzde 20,9'dan yüzde 21,8'e çıkmıştır. Kamu harcamalarındaki daha hızlı artışa bağlı olarak, kamu kesimi nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payı, 1995 yılındaki yüzde 5,1'lik değerinden 1996 yılında yüzde 9,1'e yükselmiştir.
1997 yılı Programı'nda kamu gelir ve harcamalarının sırasıyla yüzde 27,4 ve yüzde 27,8 olması hedeflenmektedir. Ancak, 1997 yılı boyunca kamu gelirlerinde beklenen artışın sağlanamamış olması nedeniyle, kamu gelirlerinin GSMH içindeki payının geçen yıla göre değişmeyerek yüzde 21,8 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Kamu harcamalarının GSMH içindeki payının 1997 yılında, 1996 yılına göre binde 5 puan artarak yüzde 31,3 olması beklenmektedir. Kamu harcamalarında gözlenen bu sınırlı artışın nedeni, harcamalara bir disiplin getirilmesinden çok, önemli ölçüde faiz harcamalarının 1998 ve 1999 yılına sarkıtılmasından kaynaklanmıştır. Nitekim, faiz dışı kamu harcamalarının GSMH içindeki payı incelendiğinde, 1996 yılında yüzde 20,8 olarak gerçekleşen bu oranın, 1997 yılında hızla artarak yüzde 23,5'e ulaşması beklenmektedir. Kamu kesimi nakit finansman gereksiminin GSMH içindeki payının 1997 yılında önceki yıla göre 1,1 puan düşerek yüzde 8,0 olması beklenmektedir. Ancak bu oran, 1997 Program öngörüsü olan binde 4 değerinin çok üzerindedir (Tablo II.2.1).
Konsolide Bütçe nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payı, 1997 yılında Bütçe'nin denk olacağı öngörüsüyle Program'da yüzde sıfır olarak hedeflenmiştir. Ancak, bu oranın 1997 yılı sonunda, geçen yıla göre yalnızca 1 puan azalarak yüzde 7,4 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Diğer Kamu olarak tanımlanan Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları ve Döner Sermayeli Kuruluşlar'ın finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının 1997 yılında binde 8 fazla vermesi beklenirken, İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT'lerin finansman gereksiminin, bu kuruluşların finansman dengesindeki bozulmanın sonucu olarak, yüzde 1 açık vereceği tahmin edilmektedir. Kamu kesimi nakit finansman gereksiniminde, 1997 yılında geçen yıla göre beklenen yaklaşık 1 puanlık düşüşün, KİT'lerin finansman gereksinimindeki artışa karşılık, Konsolide Bütçe ve Diğer Kamu'nun nakit finansman gereksinimindeki azalmadan kaynaklandığı gözlenmektedir (Tablo II.2.1).
Fonların nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının 1997 Programı'nda binde 2 fazla vermesi beklenirken, 1997 yılı sonunda Fonların binde 2 oranında açık vereceği tahmin edilmektedir. Fonların finansman gereksinimi, 1996 yılında 1995 yılına göre yüzde 65 düzeyinde azalmıştır, ancak bu oranın 1997 yılında geçen yıla göre yüzde 220,2 artarak 56,1 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir (Tablo II.2.1).
Kamu kesimi nakit finansman gereksiniminin 1997 yılında geçen yıla göre yüzde 67,9 artarak cari fiyatlarla 2302,2 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Toptan eşya fiyat endeksi artışının 1997 sonunda yüzde 91 olarak gerçekleştiği gözönünde tutulursa, kamu kesimi nakit finansman gereksiniminin yıl sonunda reel olarak azalacağı tahmin edilmektedir.
|
|
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
| Konsolide Bütçe(2) |
|
|
|
|
|
|
| KİT'ler(3) |
|
|
|
|
|
|
| Fonlar |
|
|
|
|
|
|
| Diğer Kamu(4) |
|
|
|
|
|
|
| Toplam Nakit Finansman Gereksinimi |
|
|
|
|
|
|
(1) - işareti fazla anlamındadır.
(2) Konsolide Bütçe nakit açığının GSMH'ya oranıdır.
(3) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.

|
Program
|
||||||
|
1993
|
1994
|
1995
|
1996
|
1997
|
1997(4)
|
|
| Nakit Açığı |
-200,2
|
-204,5
|
-315,5
|
-1192,2
|
98,2
|
-1945,7
|
| Stok Değer Artışı |
-31,8
|
-100,9
|
-87,8
|
-171,6
|
-203,1
|
-356,5
|
| Finansman(1) |
232,0
|
305,4
|
403.3
|
1370,8
|
104,9
|
2302,2
|
| Kasa-Banka |
-27,4
|
-91,3
|
-191,8
|
-322,8
|
-685,2
|
-465,4
|
| Dış Borçlanma (net) |
27,7
|
-68,3
|
-67,9
|
-183,8
|
-193,2
|
-221,5
|
| Konsolide Bütçe |
21,1
|
-67,2
|
-81,2
|
-134,0
|
-193,3
|
-452,6
|
| KİT'ler(2) |
-1,3
|
-4,8
|
-13,5
|
-58,9
|
-43,6
|
50,9
|
| Fonlar |
-0,9
|
3,1
|
13,7
|
18,8
|
23,8
|
99,0
|
| Diğer Kamu(3) |
8,9
|
0,5
|
13,2
|
-9,7
|
19,9
|
81,2
|
| İç Borçlanma (net) |
231,8
|
465,0
|
662,9
|
1877,4
|
983,3
|
2989,1
|
| Konsolide Bütçe |
105,0
|
219,1
|
375,5
|
1402,0
|
193,3
|
2613,2
|
| Kısa V. Avans |
53,0
|
51,9
|
94,7
|
229,0
|
135,6
|
0
|
| Devlet Tahvili |
30,1
|
-70,3
|
85,7
|
274,0
|
1412,1
|
1484,8
|
| Hazine Bonosu |
22,2
|
244,2
|
197,2
|
792,0
|
-1354,4
|
1020,7
|
| "Diğer" Finansman |
-0,4
|
-6,6
|
-2,1
|
107,0
|
0
|
107,7
|
| KİT'ler(2) |
79,8
|
111,6
|
51,7
|
195,5
|
551,4
|
428,5
|
| Merkez Bankası |
8,4
|
-11,8
|
0,2
|
0
|
0
|
0
|
| Ticari Banka |
19,5
|
-7,2
|
7,8
|
-35,3
|
153,7
|
157,4
|
| Eximbank |
-0,1
|
1,2
|
-0,5
|
0
|
0
|
0
|
| Devlet Tahvili |
14,7
|
13,9
|
6,2
|
0
|
0
|
0
|
| Net Ödeme Ertelemeleri |
37,2
|
115,5
|
38,0
|
230,8
|
397,7
|
271,1
|
| Fonlar |
22,9
|
28,4
|
41,2
|
39,7
|
-66,2
|
-48,8
|
| Diğer Kamu(3) |
24,1
|
105,9
|
194,5
|
240,2
|
304,8
|
-3,8
|
(2) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.
(3) Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nı kapsamaktadır.
(4) Yılsonu tahmini
Vergi gelirleri açısından 1997 yılında programlanan düzeyin üzerinde bir gerçekleşme olmuştur. Ancak, özelleştirmede yapısal ve yasal çerçevenin tamamlanamaması nedeniyle, özelleştirme ve diğer kaynak paketlerinden beklenen gelir sağlanamamış, 1997 yılı Kasım ayına kadar sadece 463,4 milyon dolarlık özelleştirme işlemi gerçekleştirilmiştir.
Program öngörüsünün aksine harcamaların reel olarak kısılamaması ve vergi dışı gelirlerde hedeflenen düzeye ulaşılamaması, 1997 yıl sonu itibariyle 2,2 katrilyon Türk lirası bütçe açığına neden olmuştur.
Özellikle, 1997 yılının ikinci yarısından sonra bütçe içinde ödeneği kalmayan harcamalar, avans kaleminden karşılanmaya başlanmıştır. Bu nedenle, bütçe açığına emanet ve avans kalemlerinin eklenmesi ile elde edilen nakit açık hızla artarken, bütçe açığı yaklaşık aynı seviyelerde kalmış, hatta Ekim ve Kasım aylarında bütçe açığında yukarıda belirtilen nedenden ötürü bir azalma görülmüştür. Resmi Gazete'de 28 Kasım 1997 tarihinde yayımlanan "Ek Bütçe" ile 1,8 katrilyon ek ödenek sağlanmıştır. Buna göre, ek ödeneğin 427 trilyon Türk lirası ile borç faizlerine, 370 trilyon Türk lirası personel harcamalarına, 250 trilyon Türk lirası Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına ayrılmıştır. Ayrıca, ödeneklerin tarımsal destekleme, cari harcamalar, fon giderleri, yatırımlar ve diğer harcamalar için de kullanılacağı bildirilmiştir. Ek bütçenin GSMH'ya oranı 1996 yılında yüzde 3,0 iken, bu oran 1997 yılında denk bütçe öngörüsü altında hazırlanan harcama ödenekleri kısıtı nedeniyle, yüzde 6,3 oranına çıkmıştır.
Ek bütçenin yürürlüğe girmesi ile Aralık ayında avans kalemine yazılan ödemeler bütçeleştirilmiş ve 1997 yılında konsolide bütçe açığı 2,181 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. 1997 yılı boyunca hızla yükselen nakit açık ise Aralık ayındaki gelişmeler doğrultusunda 2,161 trilyon Türk lirası olmuştur. GSMH'ya oran olarak 1997 yılında konsolide bütçe açığı yüzde 7,5, nakit açık ise yüzde 7,4 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.2.5 ve Grafik II.2.2).

|
|
|
|
|
|
|
| Toplam Gelirler/GSMH(1)
Vergi Gelirleri/GSMH(1) |
17,6
13,2
|
19,2
15,1
|
17,7
13,8
|
18,3
15,2
|
20,1
16,3
|
| Dolaylı Vergiler/GSMH(1) |
6,8
|
7,8
|
7,9
|
9,2
|
9,7
|
| Dolaysız Vergiler/GSMH(1) |
6,4
|
7,3
|
5,9
|
5,9
|
6,7
|
| Vergi Gelirleri/Toplam
Harcamalar
Toplam Gelirler/Toplam Harcamalar |
54,5
72,3
|
65,5
83,0
|
63,4
81,4
|
56,8
68,6
|
59,1
72,9
|
| Vergi Gelirleri/Faiz Dışı Bütçe Harcaması |
71,7
|
98,1
|
94,8
|
91,5
|
82,5
|
| Dolaylı Vergiler/Toplam Vergi Gelirleri |
51,4
|
51,7
|
57,5
|
60,6
|
59,3
|
| Dolaysız Vergiler/Toplam Vergi Gelirleri |
48,6
|
48,3
|
42,5
|
39,4
|
40,7
|
(1) GSMH, DPT yıl sonu tahminidir.
Konsolide bütçe içinde vergi gelirleri Program öngörüsünün üzerinde gerçekleşmiştir. Vergi gelirlerinin GSMH'ya oranı 1996 yılında yüzde 15 iken, 1997 yılında yüzde 16,3'e çıkmıştır (Tablo II.2.3).
Vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı 1997 yılında geçen yıla göre yaklaşık 1 puan azalarak yüzde 59,3 olmuş, dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı ise geçen yıla göre artarak yüzde 40,7 olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirlerindeki artış ile beraber dolaylı ve dolaysız vergilerin GSMH içindeki payları artmıştır. Dolaylı vergilerin GSMH’ya oranı 1996 yılında yüzde 9,2'den 1997 yılında yüzde 9,7’ye yükselmiş, dolaysız vergilerin GSMH içindeki payı ise 5,9'dan 6,7'ye çıkmıştır.
Konsolide bütçe içinde toplam gelirlerin harcamaları karşılama oranı 1996 yılında yüzde 69 iken, 1997 yılında yüzde yaklaşık 73'e çıkmıştır (Tablo II.2.3).
Konsolide bütçe harcamalarının GSMH'ya oranı 1997 yılında yüzde 27,7'ye yükselmiştir. Geçen yıla göre faiz dışı harcamaların toplam harcamalar içindeki payı önemli ölçüde artış göstererek, 1996 yılında yüzde 62 oranından, 1997 yılında yüzde 71,6'ya yükselmiştir. Buna paralel olarak, toplam harcamalar içinde iç ve dış faiz ödemelerinin payı yüzde 38'den yüzde 28,3'e gerilemiştir (Tablo II.2.4). 1997 yılı boyunca iç borçlanma ile bütçe finansmanına devam edilmesine karşılık, iç borç faiz ödemelerinin toplam harcamalar içindeki payının geçen yıla göre önemli ölçüde gerilemesinin nedeni, 1996 yılı sonlarından itibaren izlenen borçlanma stratejisidir. Borçlanmada vade yapısı uzatılarak, 1997 yılı iç borç anapara ve faiz ödemeleri önemli ölçüde 1998 yılının ilk üç ayına sarkıtılmıştır. Böylece, 1997 yılında yapılan iç borçlanmanın konsolide bütçe üzerindeki faiz yükü, 1998 yılına ertelenerek, konsolide bütçe harcamalarında faiz ödemelerinin payı 1997 yılında görece azalmıştır. GSMH'ya oranlar olarak incelendiğinde, 1996 yılında yüzde 8,8 olarak gerçekleşen iç borç faiz ödemelerinin 1997 yılında 6,8'e indiği görülmektedir.
Konsolide bütçe harcamaları içinde en yüksek paya sahip olan diğer kalemler "personel" ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları'na transferlerin de yer aldığı "diğer transferler"dir. Personel harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı 1996 yılında yüzde 24,6 iken, 1997 yılında yüzde 25,8'e ulaşmıştır. Maaşlara yapılan zamlar ve toplu sözleşmelerde bu zamların esas alınması nedeniyle artan personel harcamalarının GSMH'ya oranı ise 1996 yılında yüzde 6,4'ten, 1997 yılında yüzde 7,1'e çıkmıştır (Tablo II.2.4). Diğer transferlerin toplam harcamalar içindeki payı, 1995 yılından beri, Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nın finansman gereksinimine paralel olarak hızla artmaktadır. 1997 yılında diğer transferlerin toplam harcamalar içindeki payı yüzde 27,5'e çıkmış ve GSMH'nın yüzde 7,6'sına ulaşmıştır (Tablo II.2.4).
Konsolide bütçeden KİT'lere yapılan transferlerin GSMH'ya oranı 1997 yılında geçen yıla göre yaklaşık aynı düzeyde kalmıştır. 1996 yılında yatırım harcamalarının yüzde 1,5'i olan GSMH içindeki payı, 1997 yılında yüzde 2,2'ye çıkmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
| Toplam Harcamalar/GSMH(1) |
24,3
|
23,1
|
21,8
|
26,2
|
27,7
|
| Faiz Dışı Harcamalar/GSMH(1) |
18,5
|
15,4
|
14,6
|
16,3
|
19,8
|
| İç
Borç Faiz Öd./GSMH(1)
Personel Harcamaları/GSMH(1) Diğer Transferler/GSMH(1) |
4,6
9,3
4,3
|
6,0
7,6
4,1
|
6,1
6,4
4,5
|
8,8
6,5
5,7
|
6,8
7,1
7,6
|
| Faiz dışı Harcamalar/Toplam Harcamalar |
76,0
|
66,8
|
66,9
|
62,2
|
71,6
|
| İç
Borç Faiz Öd /Toplam Harcamalar
Personel Harcamaları/Toplam Harcamalar |
19,1
34,9
|
26,0
30,4
|
27,8
29,4
|
33,6
24,6
|
24,6
25,8
|
| Diğer Transferler/Toplam Harcamalar |
17,5
|
17,7
|
20,5
|
21,9
|
27,5
|
(1) GSMH, DPT yıl sonu tahminidir.
|
|
|||||
|
|
|
|
|
|
|
| Bütçe Dengesi |
0
|
-411,8
|
-681,7
|
-768,4
|
-2 180,8
|
| Emanet ve Avans |
-
|
-56,7
|
-90,7
|
-382,2
|
20,2
|
| Nakit Dengesi |
0
|
-468,5
|
-772,5
|
-1 150,6
|
-2 160,6
|
| Finansman |
0
|
468,5
|
502,4
|
1 150,6
|
2 160,6
|
| Dış Borç (net) |
-193,3
|
-68,6
|
-143,0
|
-285,3
|
-452,6
|
| Devlet Tahvili (net) |
1412,1
|
778,1
|
1 480,4
|
1495,1
|
1 484,8
|
| Hazine Bonosu (net) |
-1354,4
|
-294,9
|
699,0
|
205,3
|
1 020,6
|
| Kısa V. Avans (net) |
135,6
|
100,1
|
83,1
|
0
|
0
|
| Diğer(1) |
0
|
46,2
|
50,9
|
-264,5
|
107,7
|
1997 yılı boyunca Konsolide bütçenin finansmanı iç borçlanma ile sürdürülmüştür. 1996 yılında kısa vadeli iç borçlanma ile sağlanan bütçe finansmanı, 1997 yılında yerini ağırlıklı olarak devlet tahvili ile borçlanmaya bırakmıştır. Şubat ve Haziran ayındaki bazı ihaleler dışında, itfa tarihleri 1998 yılına kaydırılmıştır. 1997 yılı Mart ayından itibaren uygulanmaya başlanan TÜFE'ye endeksli, 730 gün vadeli ihaleler ile, itfa tarihleri 1999 yılına kadar uzatılmıştır. Konsolide bütçe finansmanı için 1997 yılında net 1,5 katrilyon Türk lirası tutarında devlet tahvili borçlanmasına gidilmiş, bunun 2,1 katrilyon Türk lirası ile iç borçlanma yapılmış, 584 trilyon Türk lirası ise geri ödenmiştir. Geçen yıl yüzde 1,9 olan devlet tahvillerinin GSMH'ya oranı, 1997 yılında yüzde 5,1'e yükselmiştir (Tablo II.2.6).
Hazine bonosu ile finansmanda 1997 Ocak-Temmuz döneminde, ihale miktarından çok itfa yapılarak net geri ödemede bulunulmuştur. Temmuz ayından itibaren Hazine bonosu ile borçlanmaya da ağırlık verilmiş ve 1997 yıl sonu itibariyle Hazine bonosu ile iç borçlanma miktarı 2,9 katrilyona çıkmıştır. 1,9 katrilyon Türk lirası tutarındaki geri ödeme gözönüne alındığında 1 katrilyonluk net Hazine bonosu finansmanı yapıldığı ortaya çıkmaktadır (Tablo II.2.5), (Grafik II.2.3). Hazine bonoları ile net borçlanmanın GSMH'ya oranı 1996 yılında yüzde 5,4 iken, 1997 yılında yüzde 3,5 oranında net hazine bonosu geri ödemesinde bulunulmuştur.
Hazine'nin kullanabileceği kısa vadeli avans limiti 1997 yılında, geçen yıl ve cari yıl genel bütçe ödenekleri farkının yüzde 6'sı, 133,9 trilyon Türk lirası olarak belirlenmiştir. Kısa vadeli avansın 1994-1997 yılları arasındaki limit toplamı, Nisan ayına kadar 504 trilyon Türk lirası iken, bu ayda Merkez Bankası kârı sonucunda Hazine'ye aktarılması gereken 33 trilyon Türk lirası Hazine'nin borcundan mahsup edilmiş ve toplam limit 471,6 trilyon Türk lirası olmuştur. Hazine, Temmuz ayına kadar finansman gereksinimi doğrultusunda avans hesabını kullanmıştır. Temmuz ayında Merkez Bankası ile Hazine arasında imzalanan protokole göre Hazine, Merkez Bankası ile olan her türlü parasal ilişkisini, 1997 yılının ikinci yarısında ve 1998 yılında Merkez Bankası ile uyumlu olarak, Merkez Bankası'nın 1998 yılında uygulayacağı "Para Programı"nı bozmayacak şekilde ve önceden bilgilendirmek suretiyle kullanacaktır. Protokole uygun olarak, 1997 yılının ikinci yarısında Hazine, Merkez Bankası kısa vadeli avans hesabını kullanmamıştır (Tablo II.2.5). Kasım ayında yürürlüğe giren "Ek Bütçe" ile Hazine 110 trilyon Türk liralık ek avans hakkına sahip olmuş, ancak, bu miktarı talep etmemiştir. GSMH'ya oran olarak 1996 yılında yüzde 1,5 olan kısa vadeli avans, 1997 yılında sıfırlanmıştır (Tablo II.2.6) .
Konsolide bütçe nakit açığının finansmanında, son iki yılda olduğu gibi, 1997 yılında da net dış borç geri ödemesinde bulunulmuştur: 238 trilyon Türk lirası borçlanılmış ve 691 trilyon Türk lirası geri ödemede bulunulmuş, böylece 1997 yılında GSMH'nın yüzde 1,6'sı oranında net dış borç geri ödemesi yapılmıştır (Tablo II.2.6), (Grafik II.2.3).
KİT'lerin finansman dengesi, 1995 yılında düzelme göstererek binde 7 oranında fazla verirken, 1996 ve 1997 yıllarında yeniden bozularak, işletmeci KİT'lerin finansman gereksiniminin GSMH'ya oranı, 1996 yılında binde 1 açık vermiştir. Bu açığın 1997 yılında daha da artarak yüzde 1'e çıkması beklenmektedir.
İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT'lerin, 1997 yılı sonunda görev zararı ile sübvansiyonlar sonrası dönem kârı toplamının 402,4 trilyon Türk lirası, nakit finansman gereksiminin de 304,7 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Bu KİT'lerin 1997 yılı Programı ile hedeflenen görev zararı ile sübvansiyonlar sonrası dönem kârı toplamı 225,2 trilyon Türk lirası, nakit finansman gereksinimi ise 45,5 trilyon Türk lirasıdır. İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT'lerin 1997 yılındaki faiz ödemelerinin 197,4 trilyon Türk lirası olması, faiz ödemeleri hariç nakit finansman gereksiminin 107,2 trilyon Türk lirası açık vermesi beklenmektedir.
|
|
||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
||||||||
| Bütçe Dengesi(1) |
-134,0
|
-152,0
|
-316,6
|
-1 238,0
|
0
|
-2 180,8
|
||
| Nakit Dengesi(1) |
-126,1
|
-151,9
|
-294,3
|
-1 268,0
|
0
|
-2 160,6
|
||
| Faiz Dışı Bütçe Dengesi(1) |
-17,0
|
146,0
|
259,0
|
259,0
|
1 864,0
|
97,1
|
||
| Faiz Dışı Nakit Dengesi(1) |
-9,6
|
146,1
|
281,8
|
229,4
|
1 864,0
|
117,3
|
||
|
|
||||||||
| Bütçe Dengesi/GSMH |
-6,7
|
-3,9
|
-4,0
|
-8,3
|
0
|
-7,5
|
||
| Nakit Dengesi/GSMH |
-6.3
|
-3,9
|
-3,7
|
-8,4
|
0
|
-7,4
|
||
| Faiz D.Bütçe Deng./GSMH |
-0,9
|
3.8
|
3,3
|
1,7
|
7,3
|
0,3
|
||
| Faiz D.Nakit Deng./GSMH |
-0,5
|
3,8
|
3,6
|
1,5
|
7,3
|
0,4
|
||
| Dış Borçlanma(net)/GSMH |
1,1
|
1,7
|
-1,0
|
-0,9
|
-0,8
|
-1,6
|
||
| Devlet Tahvili(net)/GSMH |
1,5
|
-1,8
|
1,1
|
1,9
|
5,6
|
5,1
|
||
| Hazine Bonosu(net)/GSMH |
1,1
|
6,3
|
2,5
|
5,4
|
-5,3
|
3,5
|
||
| Kısa V.Avans(net)/GSMH |
2,7
|
1,3
|
1,2
|
1,5
|
0,5
|
0
|
||
| Diğer Finansman/GSMH |
-0,02
|
-0,2
|
-0,03
|
0,6
|
0
|
0,4
|
||
(2) GSMH, DPT yıl sonu tahminidir.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), TEKEL ve Türkiye Şeker Fabrikaları (TŞF) ile Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK), Türkiye Demir Çelik İşletmeleri (TDÇİ) ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) gibi başlıca işletmeci KİT'lerin borçlanma gereksinimi 1996 yılında 150,3 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşirken, 1997 yılında yüzde 151,8 oranında artarak 378,4 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Başlıca işletmeci KİT'lerin borçlanma gereksinimleri, 1996 yılında toplam işletmeci KİT borçlanma gereksiniminin 2,4 katı olarak gerçekleşirken, bu oranın 1997 yılında geçen yıla göre pek fazla değişmeyerek 2,2 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu KİT'lere 1997 yılında yapılan bütçe transferlerinin yüzde 120,1 oranında artarak 95,3 trilyon Türk lirası olması ve bu kuruluşlara yapılan bütçe transferlerinin, KİT'lere yapılan toplam bütçe transferleri içindeki payının 1996 yılındaki yüzde 85,2 düzeyinden 1997 yılında yüzde 75,1'e düşmesi beklenmektedir.
İşletmeci KİT'lerin, 1997 yılında kasa, banka gibi aktiflerinde 164,9 trilyon Türk liralık azalma olması beklenirken, 65,4 trilyon Türk lirası tutarında net dış borçlanma, 271,8 trilyon Türk lirası tutarında net iç borçlanma ile, 172,2 trilyon Türk lirası tutarındaki nakit finansman gereksinimini karşılaması beklenmektedir. Bu kuruluşların 1997 yılı dönem kârının 428,7 trilyon Türk lirası, faktör gelirlerinin de 668,5 trilyon Türk lirası olacağı tahmin edilmektedir.
Mali kesimde yer alan KİT'lerin 1997 yılı Programı'nda 5,8 trilyon Türk lirası tutarında fazla vermesi öngörülmüştür. Ancak, Mali KİT'lerin bu yılda, öngörülen düzeyin oldukça üzerinde olan 337,6 trilyon Türk lirası fazla vermesi beklenmektedir. Bu gelişmede kamu bankalarının sermaye artırımı ve görev zararı karşılığı olarak bütçeden yapılan transferlerdeki artış etkili olmuştur. Bu kuruluşların 1997 yılında 65,3 trilyon Türk lirası tutarında net dış borç geri ödemesi yapması beklenirken, kasa, banka gibi aktiflerindeki artışın 278,8 trilyon Türk lirası olacağı tahmin edilmektedir.
Kamu kesimi genel dengesinde fon başlığı altında 11 adet fon ve 3074 sayılı Yasa uyarınca akaryakıt tüketimi üzerinden alınarak ilgili kuruluşlar nezdinde dağıtılan vergi ile 3418 sayılı yasayla eğitim ve sağlık harcamaları için oluşturulan özel hesap takip edilmektedir. Fonlar'ın finansman dengesinin 1997 yılı Programı'nda 43,3 trilyon Türk lirası fazla vermesi öngörülürken, yıl sonunda 56,1 trilyon Türk lirası açık vermesi beklenmektedir. Fonlar'ın finansman dengesinin bozulmasında, 1997 yılında bütçe dışı fon gelirlerinden bütçeye yapılan kesintinin artırılması etkili olmuştur. Önemli bir bölümü Kamu Ortaklığı Fonu'nun gelir payı ödemeleri ve Savunma Sanayi Destekleme Fonu harcamalarından oluşan fon harcamalarının, Program hedefinin 165,3 trilyon Türk lirası üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Fonlar'ın finansman açığına ek olarak, net iç yükümlülüklerdeki 42,9 trilyon Türk lirası tutarındaki azalış, 99 trilyon Türk lirası tutarındaki net dış borçlanma ile finanse edilmiştir.
Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının finansman gereksiminin 1997 yılı Programı'nda 106,2 trilyon Türk lirası olması hedeflenmiştir. Bu kuruluşların finansman gereksiminin 1997 yılında yüzde 39 oranında artarak 118,3 trilyon Türk lirasına ulaşması beklenmektedir. Mahalli İdarelerin finansman gereksiminin, Program hedefinin 63,3 trilyon Türk lirası üzerinde gerçekleşerek 127,9 trilyon Türk lirası olması, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının ise Program hedefinin 47,6 trilyon Türk lirası altında gerçekleşerek 3,4 trilyon Türk lirası fazla vermesi beklenmektedir.
Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nın gelirlerinin artması ve temel olarak da bu kuruluşlara sağlanan bütçe transferlerinin yüksek düzeyde olması, bu kuruluşların finansman dengesinin sağlanmasında etkili olmuştur. Sosyal Güvenlik Kuruluşları'na 1996 yılında sağlanan bütçe transferlerinin GSMH'ya oranı yüzde 1,4 iken, bu oranın 1997 yılında yüzde 2,2 olması beklenmektedir. Mahalli İdarelerin harcamalarında 1997 yılında ortaya çıkan hızlı artış, bu kuruluşların finansman açığının artmasının temel nedenidir. Buna ek olarak, faktör gelirlerinin beklenen düzeyde artırılamaması da Mahalli İdarelerin finansman gereksiminin yükselmesinde etkili olmuştur.
Mahalli İdarelerin, 127,9 trilyon Türk lirası tutarındaki toplam finansman gereksinimi, 15,8 trilyon Türk lirası net dış borçlanma, 38,4 trilyon Türk lirası net iç borçlanma ve kasa-banka gibi aktiflerindeki 69,7 trilyon Türk lirası artışla karşılanmıştır. Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nın, kasa-banka gibi aktiflerinde 83 trilyon Türk lirası artış olmuş, 79,6 trilyon Türk lirası net iç borçlanma ile finansman sağlanmıştır.
II.2.2. İç Borçlanma
Toplam iç borç stoku, 1997 yılında, 1996 yılına göre, yüzde 99,6 oranında artarak 6,3 katrilyon Türk lirası olmuştur. Bunun GSMH'ya oranı yüzde 21,6'dır. İhale yolu ile yapılan tahvil ve bono anapara ve faiz stoku toplamı ise, 1996 yılına göre yüzde 139,3 oranında artarak 1997 yılı sonunda 11,8 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Anapara ve faiz stokunun GSMH'ya oranı geçen yıl yüzde 32 iken, 1997 yılında yüzde 41'e yükselmiştir.
Nakit bono ve tahvillerin toplam iç borç stoku içindeki payı, 1997 yılında geçen yıla göre yaklaşık 13 puan artarak yüzde 73,9 olarak gerçekleşmiştir. Nakit dışı bono ve tahvillerin toplam iç borç stoku içindeki payı ise, 1996 yılındaki yüzde 27.2 oranından, 1997 yılında yüzde 20,7'ye inmiştir. Hazine'nin iç piyasaya olan nakit borcuna ABD doları bazında bakıldığında, bu tutarın 1996 yılı sonundaki 18 milyar ABD doları düzeyinden, 1997 yılında 22,7 milyar ABD doları düzeyine ulaştığı gözlenmektedir.
Bonoların, tahvil ve bono anapara stoku içindeki payı, 1997 yılının Kasım ayı itibariyle, 1996 yılına göre yaklaşık 8 puan azalarak yüzde 39,9 olarak gerçekleşmiştir. Tahvillerin iç borç anapara stoku içindeki payı ise, yine aynı dönemde yaklaşık 20 puan artarak yüzde 42,1'e yükselmiştir. Özel amaçlı tahviller, tahkim tahvilleri, ikraz tahvilleri, hesaben tahviller ve döviz büfeleri hesabının yer aldığı "diğer tahvillerin" payı da yaklaşık 12 puan azalarak yüzde 19 olmuştur (Tablo II.2.7). 1997 yılı Aralık ayı itibariyle ihraç edilen bono ve tahvillerin yüzde 88,5'ini bankalar, yüzde 3,89'ini resmi kurumlar, yüzde 7,7'sini de özel sektör satın almıştır.
İhale yoluyla yapılan, satış miktarı ve vade ile ağırlıklandırılmış ortalama iç borç faiz oranları, 1997 yılının Ocak ayından itibaren düşme eğilimine girmiştir. İhale yoluyla yapılan iç borçlanma faiz oranları, 1996 yılı sonundaki yüzde 126'lık düzeyinden, 1997 yılının Ocak ayında yüzde 94,2'ye kadar gerilemiştir. Şubat ayında ise, yüzde 91,7 olarak gerçekleşerek, 1997 yılının en düşük değerine ulaşmıştır. Yılın ikinci üç aylık döneminde faiz oranları, Haziran ayında yaşanan politik belirsizliğin de etkisiyle yükselme eğilimine girmiş, Ağustos ayında iç borç faiz oranı yüzde 119,5'e kadar yükselmiştir. Yılın son ayına kadar faiz oranları yaklaşık olarak bu düzeyi korurken, Aralık ayında yılın en yüksek değeri olan yüzde 122,5'e ulaşmıştır. Aralık ayında iç borçlanma faiz oranının yükselmesinde ve vadenin kısalmasında, yıl sonu enflasyon beklentisinin yüksek olması, IMF ile yapılan görüşmelerinden sonuç alınamamasının yarattığı belirsizlik ve Aralık ayında gündeme gelen vergi reformu çerçevesinde menkul kıymet kazançlarına vergi uygulanacağı yolundaki beklentiler gibi faktörler etkili olmuştur. 31 Aralık 1997 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile, Hazine Bonosu ve Devlet Tahvillerine uygulanan yüzde 12'lik stopaj, 1 Ocak 1998'den geçerli olmak üzere yüzde 6'ya indirilmiş, repo gelirlerine de yüzde 6 oranında stopaj konulmuştur.
İç borçlanma vadesi, 1996 yılının son üç aylık döneminde 9,3 ay iken, 1997 yılının birinci üç aylık döneminde bir yılın üzerine çıkmıştır. Yılın ikinci üç aylık döneminde, bu aylarda gerçekleştirilen 730 gün vadeli TÜFE'ye endeksli Hazine ihaleleri ile, iç borçlanma vadesi daha da uzayarak Nisan ve Mayıs aylarında iki yıla ulaşmıştır. Haziran ayından itibaren kısalmaya başlayan iç borçlanma vadesi, 1997 yılının Aralık ayında 8,4 aya gerilemiştir. İç borçlanma vadesine yıl genelinde bakıldığında, 1996 yılında ortalama olarak 6,1 ay olan vadenin, 1997 yılında bir yılın üzerine çıkarak 13,3 ay olarak gerçekleştiği görülmektedir. İç borçlanma vadesinin 1997 yılında belirgin bir şekilde uzamasında, 1997 yılının Mart ayından itibaren başlanan TÜFE'ye endeksli ve 2 yıl vadeli Hazine ihaleleri, iki aşamalı olarak gerçekleştirilen bedelsiz ithalat ile birinci aşamada 1,8 milyar Alman markı, ikinci aşamada da 273 milyon Alman markı olmak üzere toplam 2 milyar Alman markı bedelsiz ithalat hesabından kullanım ve Hazine'nin, oluşturulan Kamu Tek Hesabını kullanımı etkili olmuştur.
İç borç stokunun ekonomiye göre büyüklüğünün bir göstergesi olan, tahvil ve bono anapara stokunun GSMH içindeki payı, 1997 yılında 1996'ya göre 2 puan yükselerek yüzde 20,5 olmuştur. Borç servisi yükünün bir göstergesi olan anapara ve faiz stokunun GSMH içindeki payı ise, 1997 yılında, 1996 yılına göre yaklaşık 8 puan artarak yüzde 40,5 olmuştur (Tablo II.2.8).
|
1993
|
1994
|
1995
|
1996
|
1997
|
|||
|
Düzey, (Trilyon
Türk lirası)
|
|||||||
| Hazine Bonosu |
64
|
305
|
631
|
1 528
|
2 375
|
||
| Nakit |
64
|
298
|
512
|
1 320
|
2 375
|
||
| Nakit Dışı |
0
|
7
|
119
|
208
|
0
|
||
| Devlet Tahvili |
191
|
239
|
512
|
1 250
|
3 569
|
||
| Nakit |
73
|
34
|
221
|
603
|
2 267
|
||
| Nakit Dışı |
118
|
205
|
291
|
647
|
1 302
|
||
| Nakit Toplamı |
137
|
332
|
733
|
1 923
|
4 642
|
||
| Nakit Dışı Toplamı |
118
|
212
|
410
|
855
|
1 302
|
||
| İç Borç Stoku |
357
|
799
|
1 361
|
3 149
|
6 283
|
||
|
GSMH'ya Oran,(Yüzde)
|
|||||||
| Hazine Bonosu |
3,2
|
7,8
|
8,0
|
10,2
|
8,2
|
||
| Nakit |
3,2
|
7,7
|
6,5
|
8,8
|
8,2
|
||
| Nakit Dışı |
0,0
|
0,2
|
1,5
|
1,4
|
0,0
|
||
| Devlet Tahvili |
9,6
|
6,1
|
6,5
|
8,3
|
12,3
|
||
| Nakit |
3,7
|
0,9
|
2,8
|
4,0
|
7,8
|
||
| Nakit Dışı |
5,9
|
5,3
|
3,7
|
4,3
|
4,5
|
||
| Nakit Toplamı |
6,9
|
8,5
|
9,3
|
12,8
|
16,0
|
||
| Nakit Dışı Toplamı |
5,9
|
5,5
|
5,2
|
5,7
|
4,5
|
||
| İç Borç Stoku |
7,9
|
20,6
|
17,3
|
21,0
|
21,6
|
||
|
İç Borç Stoku
İçinde Pay, (Yüzde)
|
|||||||
| Hazine Bonosu |
17,9
|
38,2
|
46,4
|
48,5
|
37,8
|
||
| Nakit |
17,9
|
37,3
|
37,6
|
41,9
|
37,8
|
||
| Nakit Dışı |
0,0
|
0,9
|
8,7
|
6,6
|
0,0
|
||
| Devlet Tahvili |
53,5
|
29,9
|
37,6
|
39,7
|
56,8
|
||
| Nakit |
20,4
|
4,3
|
16,2
|
19,1
|
36,1
|
||
| Nakit Dışı |
33,1
|
25,7
|
21,4
|
20,5
|
20,7
|
||
| Nakit Toplamı |
38,4
|
41,6
|
53,9
|
61,1
|
73,9
|
||
| Nakit Dışı Toplamı |
33,1
|
26,5
|
30,1
|
27,2
|
20,7
|
||
|
|
|||||||
| Hazine Bonosu |
4,4
|
7,9
|
10,3
|
14,2
|
11,6
|
||
| Nakit |
4,4
|
7,8
|
8,4
|
12,3
|
11,6
|
||
| Nakit Dışı |
0,0
|
0,2
|
1,9
|
1,9
|
0,0
|
||
| Devlet Tahvili |
12,3
|
6,2
|
8,4
|
11,6
|
17,4
|
||
| Nakit |
5,0
|
0,9
|
3,6
|
5,6
|
11,1
|
||
| Nakit Dışı |
8,2
|
5,3
|
4,8
|
6,0
|
6,4
|
||
| Nakit Toplamı |
9,5
|
8,6
|
12,8
|
17,9
|
22,7
|
||
| Nakit Dışı Toplamı |
8,2
|
5,5
|
6,7
|
8,0
|
6,4
|
||
| İç Borç Stoku |
24,7
|
20,8
|
22,3
|
29,3
|
30,7
|
||
a) İç borç stokunda nakit ve nakit dışı tahvil-bono ayırımı yıllar itibariyle incelendiğinde, 1994 yılından bu yana "nakit" iç borçlanma senetlerinin iç borç stoku içindeki payının giderek arttığı, buna karşılık, Özel Amaçlı Tahviller, Tahkim Tahvilleri, İkraz Tahvilleri ve Dövize Endeksli Tahvillerin kur farkından oluşan "nakit dışı" senetlerin payının azaldığı gözlenmektedir. İç piyasalara Hazine'nin borcunu nakit olarak gösteren nakit stokunun toplam iç borç stoku içindeki payı 1997 yılında, 1993 yılına göre yaklaşık 36 puan artmıştır.
b) 1994-1996 yılları arasında Hazine bonosu ile iç borçlanmaya ağırlık verilmiş ve Hazine bonosu nakit satışlarındaki artış nedeniyle nakit stoku bu dönemde hızla artmıştır. 1997 yılında iç borç stokunun vade yapısı uzatılabilmiş ve iç borçlanma ağırlıklı olarak devlet tahvili ile sürdürülmüştür. 1993-1996 yılları arasında Devlet tahvili ile borçlanmada nakit dışı tahvillerin payı yüksek iken, 1997 yılında Devlet tahvilinde nakit borçlanma ağırlık kazanmıştır.
|
Yüzde
|
Yüzde
|
|||
|
1996
|
Dağılım
|
1997
|
Dağılım
|
|
| Bono Toplamı |
1321,2
|
47,6
|
2375,0
|
39,9
|
| 3 Ay Vadeli |
14,9
|
0,5
|
0,0
|
0,0
|
| 6 Ay Vadeli |
207,5
|
7,5
|
237,1
|
4,0
|
| 9 Ay Vadeli |
104,7
|
3,4
|
171,0
|
2,9
|
| Halka
Satılan
(3, 6 ve 9 Ay Vadeli) |
0,0
|
0,0
|
0,0
|
0,0
|
| Kırık Vade |
994,1
|
35,8
|
1966,9
|
33,1
|
| Tahvil Toplamı |
631,3
|
22,7
|
2503,3
|
42,1
|
| 1 Yıl Vadeli(1) |
249,3
|
9,0
|
374,7
|
6,3
|
| Kırık Vade |
136,6
|
4,9
|
726,6
|
12,2
|
| 1,5-5 Yıl Vadeli |
218,1
|
7,9
|
1341,2
|
22,6
|
| Konsinye Satış |
0,0
|
0,0
|
0,0
|
0,0
|
| Diğer Tahvil(2) |
852,7
|
30,7
|
1128,3
|
19,0
|
| Toplam Stok |
2778,0
|
100,0
|
5945,8
|
100,0
|
(1) Halka satılan bir yıl vadeli senetleri de kapsamaktadır.
|
1993
|
1994
|
1995
|
1996
|
1997
|
|
| Anapara/GSMH(1) |
12,7
|
14,0
|
14,6
|
18,5
|
20,5
|
| Anapara/M2 |
87,1
|
84,6
|
90,0
|
99,2
|
112,9
|
| Anapara/M2Y |
46,6
|
42,8
|
43,5
|
50,5
|
54,9
|
| Anapara/TL Pasif(2) |
53,3
|
60,1
|
64,5
|
71,5
|
82,4(3)
|
| Anapara/Toplam Pasif(2) |
26,8
|
29,4
|
30,3
|
34,1
|
36,6(3)
|
| Anapara+Faiz/GSMH |
21,9
|
22,2
|
23,7
|
32,8
|
40,5
|
| Anapara+Faiz/M2 |
149,8
|
134,6
|
146,6
|
175,6
|
223,6
|
| Anapara+Faiz/M2Y |
80,3
|
68,0
|
70,9
|
89,4
|
108,7
|
| Anapara+Faiz/TL Pasif(2) |
91,6
|
95,6
|
105.0
|
126,5
|
163,1(3)
|
| Anapara+Faiz/Toplam Pasif(2) |
46,0
|
46.7
|
49,8
|
60,3
|
72,6(3)
|
(1) GSMH, DPT 1997 yılı için yıl sonu tahminidir.
(2) TL ve toplam pasifler, mevduat bankalarının özkaynakları dışındaki pasifleridir.
(3) Kasım ayı sonundaki pasif değerleri kullanılarak hesaplanmıştır.
Finans piyasasının derinliği hakkında, M2/GSMH, M2Y/GSMH ve MVS (Mali Varlık Stoku)/GSMH gibi bir takım geleneksel ölçütler kullanılmaktadır. Türkiye'de ve bazı OECD ülkelerinde, geniş tanımlı para arzının (M) Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYİH) oranları ve Kamu Kesimi Borçlanma Gereği'nin (KKBG) M'ye oranları gözönünde tutularak, finansal derinlik ve finansal baskı konusunda genel bir kıyaslama yapılabilir. Hemen belirtilmesi gereken husus, M'nin kapsamının ülkeden ülkeye bazı farklılıklar taşımakta oluşudur.
|
|
|
|
|||
| ABD(1996) | 1,5 | 59,5 | 2,6 | ||
| İngiltere(1995) | 5,3 | 104,2 | 5,1 | ||
| Fransa(1995) | 6,4 | 67,8 | 9,5 | ||
| Almanya(1995) | 1,9 | 63,5 | 2,9 | ||
| İtalya(1991) | 10,5 | 65,2 | 16,0 | ||
| Arjantin(1994) | 0,7 | 19,0 | 3,5 | ||
| Yunanistan(1994) | 21,3 | 46,7 | 45,5 | ||
| İsrail(1995) | 5,0 | 78,2 | 6,4 | ||
| Türkiye(1996) | 9,0(*) | 38,1 | 25,2 |
Kaynak: IFS
(*) Türkiye için KKBG Rakamı, DPT verisidir.
M/GSYİH oranının artması finansal derinliğin, KKBG/M oranının artması da finansal baskının arttığını göstermektedir. Türkiye ile gelişmiş OECD ülkeleri için M/GSYİH oranı kıyaslandığında, bu oranın Türkiye'de, gelişmiş OECD ülkelerininkinin yaklaşık yarısı düzeyinde olduğu yukarıdaki tabloda görülmektedir. Bu kriter ışığında, Türk finans piyasalarında henüz yeterince derinleşme sağlanamadığı ortaya çıkmaktadır.
Türkiye için KKBG/M oranı, yine gelişmiş, hatta gelişmekte olan OECD ülkeleri ile kıyaslandığında, Yunanistan dışında, bu oranın oldukça yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Türkiye'de kamu kesimi açığının büyüklüğü ve bu açığın artan bir şekilde iç borçlanma ile finanse edilmeye yönelinmesi, sığ sayılabilecek finansal piyasalar üzerinde baskı yaratmaktadır. Böylece piyasa faiz oranları yüksek düzeylerde seyretmekte ve kredi hacmi sınırlıyken, özel sektörün finansal piyasalardan kredi kullanma maliyeti artmaktadır.
İç borç stokunun mali sisteme göre büyüklüğünün değerlendirilmesinde ise, dört alternatif finansal gösterge kullanılmıştır: Geniş tanımlı para arzı (M2), döviz tevdiat hesaplarını da içeren geniş tanımlı para arzı (M2Y), bankaların özkaynakları dışındaki toplam Türk lirası pasifleri ve özkaynakları dışındaki toplam pasifleri (Tablo II.2.7). Anapara stokunun alternatif mali sistem göstergelerine oranlarında 1997 yılında hızlı artışlar olmuştur. Faiz ödemelerinin 1997 yılındaki artışı nedeniyle, anapara ve faiz stokunun alternatif mali sistem göstergelerine oranları ise 1997 yılında belirgin bir şekilde artmıştır. Bu durum, anapara ve faiz stokunun finansal piyasalar üzerinde baskı yaratmasına neden olmaktadır.
II.2.3. Tarımsal Destekleme
Hububat, şeker pancarı ve tütün dışındaki ürünler, 1997 yılında devlet destekleme alımları kapsamı dışında bırakılmıştır. Destekleme alımları kapsamındaki ürünler için üreticilere yapılan ödemelerin, 1996 yılında 103,5 trilyon Türk lirasından, yüzde 220 oranında artarak 1997 yılında 330 trilyon Türk lirasına ulaşması beklenmektedir. Tarımsal destekleme alım fiyatları, 1996 yılında ortalama yüzde 107,2 oranında artarken, 1997 yılında ortalama artış oranının yüzde 94,8 olması beklenmektedir. Buğday, şeker pancarı ve tütün gibi ürünlere yapılan ödemeler, 1997 yılında, 1996 yılında olduğu gibi, toplam destekleme alımları için yapılan ödemelerin yüzde 60'ını oluşturmaktadır. Destekleme alımları için yapılan ödemelerin GSMH içindeki payı 1996 yılında yüzde 1,1’den 1997 yılında yüzde 1,5’e çıkmıştır.
Tarımsal desteklemeden sorumlu KİT’lere bütçeden yapılan transferler 1993 yılından itibaren giderek azalmaktadır. 1995 yılında TMO, TŞF ve TEKEL’e bütçeden transfer yapılmazken, 1996 yılında TMO ve TŞF'ye toplam 4,8 trilyon Türk lirası tutarında bütçe transferi yapılmış, 1997 yılında ise yalnızca TŞF'ye 21,8 trilyon Türk lirası tutarında bütçe transferi gerçekleştirilmiştir. İşletmeci KİT finansman gereksiniminin 1997 yılında 304,7 trilyon Türk lirası olması beklenirken, TMO, TŞF ve TEKEL'in toplam finansman gereksiniminin 299,1 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Bu kuruluşların finansman gereksinimi 1996 yılında işletmeci KİT finansman gereksiniminin 7,3 katı olarak gerçekleşirken, 1997 yılında bu KİT'lerin finansman gereksiniminin, işletmeci KİT'lerin finansman gereksinimine yaklaşık olarak eşit düzeyde gerçekleşmesi beklenmektedir (Tablo II.2.9).
Merkez Bankası'nın sağladığı tarımsal kredilerin, toplam TCMB iç kredileri içindeki payı azalma eğilimini sürdürerek, 1996 yılındaki yüzde 3,2'lik düzeyinden 1997 yılında binde 2'ye gerilemiştir. Önceki yılda olduğu gibi 1997 yılında da Merkez Bankası TMO ve TŞF'na tarımsal kredi sağlamamıştır. Merkez Bankası'nın, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla özel sektöre sağladığı tarımsal krediler, 1997 yılında, 1996 yılına göre değişmeyerek 7,1 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Merkez Bankası’nın özel sektöre açtığı diğer krediler çerçevesinde Şekerbank aracılığıyla kullandırılan kredilerin 1996 yılı sonundaki 55 milyar Türk liralık bakiyesi, 1997 yılı sonunda da aynı düzeyde kalmıştır (Tablo II.2.10).
|
1995
|
1996
|
1997(1)
|
|
| KİT'lerin Kamu Kesimi Nakit Finansman Gereksinimi İçindeki Payı |
-14,5
|
0,9
|
13,1
|
| TMO, TŞF ve TEKEL'in Nakit Finansman Gereksinimi / KİT Nakit Finansman Gereksinimi |
0,05
|
7,34
|
0,98
|
| TMO, TŞF ve TEKEL'in Kamu Kesimi Nakit Finansman Gereksinimi İçindeki Payı |
0,8
|
-6,5
|
-12,8
|
| GSMH'ya Oranlar | |||
| KİT'lerin Nakit Finansman Gereksinimi/GSMH |
-0,7
|
0,1
|
1,0
|
| TMO, TŞF ve TEKEL'in Nakit Finansman Gereksinimi/GSMH |
0,04
|
-0,6
|
-1,0
|
| TMO, TŞF ve TEKEL'e yapılan Bütçe Transferleri/GSMH |
0,0
|
0,03
|
0,08
|
|
1995
|
% Değ.
|
1996
|
% Değ.
|
1997
|
%Değ.
|
|
| Kamu Sektörü | ||||||
| TMO |
0,0
|
-100,0
|
0,0
|
-
|
0,0
|
-
|
| TŞF |
0,0
|
0,0
|
0,0
|
-
|
0,0
|
-
|
| Kamu Sek.Kredi. İçind. Payı |
-
|
-
|
-
|
-
|
-
|
-
|
| Özel Sektör | ||||||
| Tarım Kredi Kooperatifleri |
11 647,6
|
0,0
|
7 147,6
|
-38,6
|
7 147,6
|
0,0
|
| Diğer |
55.0
|
0,0
|
55,0
|
0,0
|
55,0
|
0,0
|
| Özel Sek. Kredi. İçind. Payı |
95,5
|
0,0
|
95,5
|
0,0
|
95,5
|
0,0
|
| Genel Toplam |
11 702,6
|
-68,2
|
7 202,6
|
-38,5
|
7 202,6
|
0,0
|
| TCMB İç Kredileri İçindeki Payı |
5,7
|
-
|
3,2
|
-
|
0,2
|
-
|
II.3. ÖDEMELER DENGESİ VE DIŞ BORÇLANMA
II.3.1. Ödemeler Dengesi
Türkiye ekonomisi 1995 yılının ikinci üç ayından itibaren tekrar büyüme sürecine girmiş, bu eğilimini 1996 yılında ve 1997 yılının ilk dokuz ayında da sürdürmüştür. GSMH’daki yüksek büyüme 1997 yılının ilk dokuz ayı itibariyle incelendiğinde, kaynağını arz yönünden sanayi ve ticaret katma değerlerinin oluşturduğu, talep yönünden ise özel tüketim ve yatırım harcamalarının belirlediği gözlenmektedir. Bu gelişmeler sonucu, özel kesim tasarruf-yatırım dengesinin 1996-1997 döneminde önemli ölçüde değişmediği, ancak genel talep artışına ve yüksek kamu kesimi açığına paralel olarak cari işlemler açığının yükseldiği izlenmektedir.
Diğer taraftan, 1996 yılında Gümrük Birliği’ne geçilmesinin ardından ithalat artışı devam etmiş, ihracat artışı ise yavaşlamıştır. Büyüme hızına paralel olarak 1997 yılında ithalat artış hızının giderek yavaşladığı, ancak bavul ticaretinin beklenenin altında gerçekleşmesi nedeniyle dış ticaret açığının 1996 yılına göre yüzde 46 oranında genişlediği görülmektedir. Gerçekleşen dış ticaret açığı görünmeyen kalemlerden elde edilen net gelirler ile büyük ölçüde kapanmış ve 1997'de cari işlemler açığı 2,8 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu dönem içerisinde sermaye hareketlerinden 8,6 milyar ABD doları net giriş olmuş ve resmi rezerv artışı 3,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir (Tablo II.3.1).
|
|
|
|
|
| Cari İşlemler |
-2 339
|
-2 437
|
-2 750
|
| Dış Ticaret Dengesi |
-13 212
|
-10 582
|
-15 466
|
| (Bavul Ticareti) |
-
|
(8 842)
|
(5 849)
|
| Görünmeyen
Hizmetler ve
Karşılıksız Transferler |
10 873
|
8 145
|
12 716
|
| Sermaye Hareketleri | |||
| (Rezerv hariç) |
4 643
|
8 763
|
8 616
|
| Net Hata ve Noksan |
2 354
|
-1 781
|
-2 522
|
| Resmi Rezerv (Değişim) |
-5 005
|
-4 545
|
-3 316
|
II.3.1.A. Cari İşlemler
Gümrük Birliği’nin 1996 yılı başından itibaren işlerlik kazanması sonucu, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerden yapılan sanayi malları ithalatında korumalar tamamen kaldırılmış, üçüncü ülkelerden yapılan ithalatta ise Avrupa Birliği’nin Ortak Gümrük Tarifesi uygulamasına
geçilmiştir. Böylece, ithalat harcamaları 1996 yılında yüzde 22,2 artmış, 1997 yılında ise bu artış yavaşlayarak devam etmiştir. İhracat gelirlerindeki artış ise 1997 yılında (bavul ticareti hariç) yüzde 13 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, 1997 yılında üretim artışının yüksek düzeyde gerçekleşmesi ve iç talebin canlı olması ithalat artışını açıklayan diğer önemli faktörlerdir. Bunun yanısıra, Türk lirasının 1996 yıl sonuna göre reel olarak değerlenmiş olması da ithalat artışını uyarmaktadır (Tablo II.3.2).
İthalat harcamalarının ana mal gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, 1997 yılında sermaye ve ara malları ithalatının toplam içindeki payı azalırken, tüketim mallarının payının arttığı izlenmektedir. Sözkonusu dönemde tüketim malları ithalatı yüzde 25,1, sermaye malları ile ara malları ithalatı ise sırasıyla yüzde 6,8 ve 11,2 artmıştır. Dağılımdaki gelişmeler de iç talep ve üretim artışı etkilerini doğrular niteliktedir (Tablo II.3.3).
|
(1987=100)
|
(1990=100)
|
|
|
|
100,0
|
131,3
|
|
|
96,4
|
126,5
|
|
|
90,3
|
118,6
|
|
|
76,2
|
100,0
|
|
|
74,7
|
98,1
|
|
|
77,3
|
101,4
|
|
|
75,3
|
98,8
|
|
|
101,9
|
133,8
|
|
|
88,1
|
115,6
|
|
|
84,8
|
111,3
|
|
|
86,2
|
113,2
|
|
|
88,8
|
116,6
|
|
|
85,8
|
112,6
|
|
|
87,3
|
114,6
|
|
|
84,9
|
111,5
|
|
|
85,9
|
112,8
|
|
|
80,8
|
106,0
|
(2) Tahmin
|
Yüzde
|
Yüzde
|
Yüzde
|
|||
|
1996
|
Pay
|
1997
|
Pay
|
Değişim
|
|
| Toplam İthalat (CIF) |
43 627
|
100,0
|
48 657
|
100,0
|
11,5
|
| Sermaye Malları |
10 366
|
23,8
|
11 073
|
22,8
|
6,8
|
| Ara Malları |
28 737
|
65,9
|
31 946
|
65,7
|
11,2
|
| Tüketim Malları |
4 266
|
9,8
|
5 338
|
11,0
|
25,1
|
| Diğerleri |
258
|
0,6
|
301
|
0,6
|
16,7
|
Türkiye’nin dış ticaret hacminde OECD ülkelerinin payı belirleyici düzeydedir. 1997 yılında söz konusu ülkeler dışında diğer ülke gruplarına olan ihracatın önemli oranda arttığı izlenmektedir. İlgili dönem içerisinde Türk lirasının reel olarak değerlenmesine karşın ihracat hacmindeki artışın sürmesi, ihracat gelirlerinin reel kur değişimlerine duyarlılığının az olduğunu, dış talep gelişmelerinin ise belirleyici nitelik taşıdığını göstermektedir (Tablo II.3.4).
Diğer taraftan, yabancı ziyaretçilerce yurt dışında satmak üzere Türkiye’den mal satın alınması olarak tanımlanan bavul ticareti, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra gelişmeye başlamış ve son yıllarda önemli miktarlara ulaşmıştır. Bu ticaretin boyutunu saptamak amacıyla yapılan anket çalışması sonucunda, 1996 yılı için 8,8 milyar ABD doları olarak belirlenen bavul ticareti geliri, 1997 yılında geçen yıla göre yüzde 33,8 azalma göstererek 5,8 milyar ABD doları olarak saptanmıştır.
1997 yılında gerçekleşen 15,5 milyar ABD doları düzeyindeki dış ticaret açığı, net görünmeyen kalem gelirleri ile kısmen kapanmış ve söz konusu dönemde cari işlem açığı 2,8 milyar ABD doları olmuştur. Görünmeyen kalem gelirleri içinde yer alan turizm gelirleri, turist sayısı ve kişi başı ortalama harcamadaki artışa paralel yüzde 23,9 artarak 7 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Faiz gelirleri yüzde 20,5, navlun, taşımacılık ve müteahhitlik hizmet gelirleri ile özel ve resmi hizmet gelirlerini içeren “diğer” gelirler yüzde 67,2 artmıştır. Gider kalemlerinden dış borç faiz ödemeleri yüzde 9,2, turizm giderleri yüzde 35,7, navlun, diğer taşımacılık, kâr transferleri ile resmi ve özel hizmet giderlerini içeren “diğer” giderler yüzde 30,3 artmıştır.
Karşılıksız transferlerden elde edilen net gelirler 1997 yılında 1996 yılına göre yüzde 9,4 artmış ve işçi gelirleri yüzde 17,8 artarak 4,2 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.
|
Yüzde
|
Yüzde
|
Yüzde
|
|||
|
1996
|
Pay
|
1997
|
Pay
|
Değişim
|
|
| Toplam İthalat |
43 627
|
100,0
|
48 657
|
100,0
|
11,5
|
| OECD Ülkeleri |
31 092
|
71,3
|
33 838
|
69,5
|
8,8
|
| Avrupa Ülkeleri |
4 102
|
9,4
|
4 518
|
9,5
|
10,1
|
| Afrika Ülkeleri |
1 993
|
4,6
|
2 255
|
4,6
|
13,1
|
| Amerika Ülkeleri |
644
|
1,5
|
766
|
1,6
|
18,9
|
| Orta Doğu Ülkeleri |
3 241
|
7,4
|
2 723
|
5,6
|
-16,0
|
| Diğer Asya Ülkeleri |
2 229
|
5,1
|
3 632
|
7,5
|
62,9
|
| Diğer Ülkeler |
326
|
0,7
|
825
|
1,7
|
153,1
|
| Toplam İhracat |
23 226
|
100,0
|
26 246
|
100,0
|
13,0
|
| OECD Ülkeleri |
14 427
|
62,1
|
15 495
|
59,0
|
7,4
|
| Avrupa Ülkeleri |
3 646
|
15,7
|
4 696
|
17,9
|
28,8
|
| Afrika Ülkeleri
Amerika Ülkeleri |
1 159
140
|
5,0
0,6
|
1 233
219
|
4,7
0,8
|
6,4
56,4
|
| Orta Doğu Ülkeleri |
2 173
|
9,4
|
2 295
|
8,7
|
5,6
|
| Diğer Asya Ülkeleri |
1 215
|
5,2
|
1 304
|
5,0
|
7,3
|
| Diğer Ülkeler |
466
|
2,0
|
1 004
|
3,8
|
115,5
|
II.3.1.B. Sermaye Hareketleri
Cari işlem açığının finansmanı gerçekleşen sermaye girişi ile sağlanmıştır. 2,8 milyar ABD doları düzeyindeki cari işlem açığına karşılık, 8,6 milyar ABD doları net sermaye girişi gerçekleşmiş ve resmi rezerv artışı 3,3 milyar ABD doları olmuştur. Girişlerin 6,9 milyar ABD doları uzun, 1,8 milyar ABD doları kısa vadelidir.
Uzun vadeli sermaye girişlerinin 554 milyon
ABD doları net doğrudan yatırım kaynaklıdır. Portföy yatırımları 1,6 milyar
ABD doları net giriş şeklinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde tahvil ihracı
yoluyla sağlanan kredileri; Hazine’nin Euromark piyasasından sağladığı
1,7 milyar ABD doları, Eurodolar piyasasından sağladığı
1 milyar
ABD doları, Chase Manhattan Bank ajanlığında bankalar topluluğundan sağladığı
177 milyon ABD doları, Halkbank’ın temin ettiği 147 milyon ABD doları,
Emlakbank’ın sağladığı 236 milyon ABD doları ve Eximbank’ın sağladığı 200
milyon ABD doları tutarındaki krediler
oluşturmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de yerleşik kişiler ile yurt dışında yerleşik
kişilerin menkul alım-satımları sonucunda 140 milyon ABD doları net çıkış
gerçekleşmiştir. Orta ve uzun vadeli sermaye hareketleri 1997 yılında 4,7
milyar ABD doları net giriş olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde özellikle
özel sektörün yurt dışından sağladığı döviz kredilerinde önemli artışlar
gerçekleşmiş ve kredi kullanımları 9,8 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.
Aynı dönemde 6,1 milyar ABD doları anapara geri ödemesi gerçekleşmiş,
839 milyon ABD doları Süper Döviz Hesaplarından olmak üzere Kredi Mektuplu
Döviz Tevdiat Hesaplarında 978 milyon ABD doları tutarında net artış olmuştur.
Kısa vadeli sermaye hareketlerinde 1997 yılında 1,8 milyar ABD doları net artış gözlenmiştir. Yükümlülükler yönünden incelendiğinde, 3,5 milyar ABD doları tutarındaki net artışın 2,1 milyar ABD dolarının dış ticaretin finansmanı amacıyla sağlanan ticari kredilerden kaynaklandığı görülmektedir. Banka ve kuruluşların sağladığı döviz kredilerinde 1,3 milyar ABD doları artış, mevduat hesaplarında ise 102 milyon ABD doları azalış olmuştur. Varlıklar kaleminde ise toplam 1,8 milyar ABD doları artış gerçekleşmiştir.
II.3.2. Dış Borçlar
Dış borç stokuna ait veri tabanının yeniden yapılandırılması amacıyla sürdürülen geçiş çalışmalarının henüz tamamlanamamış olması nedeniyle, 1997 yılına ait dış borç stok verileri Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanamamıştır. Bu nedenle veriler 1996 yıl sonu itibariyledir. Dış borç stoku 1996 yılı sonunda 1995 yılına göre yüzde 8,8 artarak 79,7 milyar ABD doları olmuştur. Özellikle kısa vadeli dış borçlanmada bu yıl içerisinde önemli artışlar olmuştur. Orta ve uzun vadeli dış borçlar yüzde 2,9 artarak 59,2 milyar ABD doları olurken, kısa vadeli dış borçlar yüzde 30,7 artarak 20,5 milyar ABD doları olmuştur. Bu gelişmeler sonunda kısa vadeli dış borçların toplam dış borçlar içindeki payı yüzde 25,7'ye yükselmiştir.
Dış borç stoku üzerindeki kur etkisine bakıldığında borç stokunda önemli paya sahip paralardan ABD dolarının Japon yeni ve Alman markı karşısında değer kazandığı ve bunun da Türkiye ekonomisi hesabına 4,4 milyar ABD doları pozitif kur etkisi yarattığı görülmektedir. Çapraz kurlardaki bu olumlu gelişmeden sonra dış borç stokundaki artış 6,5 milyar ABD doları ile sınırlı kalmıştır (Tablo II.3.5). 1997 yılında da ABD doları Japon yeni ve Alman markı karşısında değer kazanmıştır. Dolayısıyla, dış borç stoku üzerindeki çapraz kur gelişmelerinden kaynaklı pozitif kur etkisi ilgili dönemde de devam etmiştir.
Dış borç stokunun yabancı para kompozisyonuna bakıldığında ise, en büyük paya sahip paranın, payı yüzde 34'ten yüzde 38,4'e yükselen ABD doları olduğu anlaşılmaktadır. ABD dolarının tersine Alman markının ve Japon yeninin payları azalmıştır. Alman markının payı yüzde 34,8'den yüzde 34,5'e ve Japon yeninin payı da yüzde 19,2'den yüzde 16,1'e inmiştir (Tablo II.3.6).

|
|
||||||||
|
|
|
|
|
|
||||
|
|
|
|
|
|
||||
| 1989 |
41 751
|
42 058
|
-307
|
1 029
|
1 336
|
|||
| 1990 |
49 035
|
45 913
|
3 123
|
7 284
|
4 161
|
|||
| 1991 |
50 489
|
50 345
|
144
|
1 454
|
1 310
|
|||
| 1992 |
55 592
|
56 975
|
-1 383
|
5 103
|
6 486
|
|||
| 1993 |
67 356
|
67 892
|
-536
|
11 764
|
12 300
|
|||
| 1994 |
65 601
|
61 300
|
4 301
|
-1 755
|
-6 056
|
|||
| 1995 |
73 278
|
71 308
|
1 970
|
7 677
|
5 707
|
|||
| 1996 |
79 748
|
84 158
|
-4 409
|
6 470
|
10 879
|
|||
(1) (A) Borç stokunun ilgili dönem sonu kuru ile hesaplanan tutarı ile bir önceki yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır, (B) Yıl sonu kuru ile hesaplanan dış borç stokunun bir önceki döneme göre artış miktarı, (C) Nominal hareket - Kur farkı.
|
|
|
||||||||
|
|
|
|
|
|
|
||||
| ABD Doları |
24 917
|
30 632
|
30 632
|
0
|
5 715
|
5 715
|
|||
| Alman Markı |
25 533
|
29 902
|
27 527
|
-2 375
|
1 994
|
4 369
|
|||
| Ö. Çekme Hakları |
582
|
696
|
672
|
-24
|
90
|
114
|
|||
| İsviçre Frangı |
2 388
|
1 994
|
1 696
|
-298
|
-693
|
-394
|
|||
| İngiliz Sterlini |
787
|
805
|
876
|
71
|
89
|
18
|
|||
| Japon Yeni |
14 062
|
14 479
|
12 879
|
-1 600
|
-1 183
|
417
|
|||
| Fransız Frangı |
1 314
|
1 443
|
1 347
|
-96
|
33
|
129
|
|||
| Hollanda Florini |
1 064
|
1 071
|
984
|
-87
|
-80
|
7
|
|||
| Diğer(ABD) |
2 631
|
3 135
|
3 135
|
0
|
504
|
504
|
|||
| TOPLAM |
73 278
|
84 157
|
79 748
|
-4 409
|
6 470
|
10 879
|
|||
|
1996
|
1997
|
|
| Anapara geri ödemeleri |
7 218
|
7 830
|
| Faiz ödemeleri |
4 200
|
4 588
|
| Toplam dış borç servisi |
11 418
|
12 418
|
| İhracat(1) |
32 446
|
32 631
|
| Diğer hizmet gelirleri |
14 628
|
21 273
|
| Karşılıksız transferler (özel) |
3 892
|
4 552
|
| Gelirler toplamı |
50 966
|
58 456
|
| Dış borç servis oranı |
22
|
21
|
(1) Bavul ticareti dahil.
Orta ve uzun vadeli borçlar önemli ölçüde proje ve program kredileri, uluslararası para piyasası kredileri, tahvil ihracı yoluyla sağlanan krediler ve özel kredilerden oluşmaktadır.
1996 yılı sonunda orta ve uzun vadeli dış borçlar, çapraz kurlardaki hareketlerin de etkisiyle 1,7 milyar ABD doları artmış, toplam dış borçlar içerisindeki payı ise yüzde 74,3’e gerilemiştir. Ayrıca, kamu sektörü borçları Merkez Bankası da eklendiğinde 1,1 milyar ABD doları azalırken, özel sektör borçları 2,8 milyar ABD doları artmıştır.
Toplam orta ve uzun vadeli dış borçların artmasına karşın alt kalemlerde, uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredilerde 933 milyon ABD doları azalış olmuştur. Sözkonusu dış borçlarda artışın kaynakları 1,7 milyar ABD doları artışla ikili anlaşmalar yoluyla sağlanan borçlar ve 594 milyon ABD doları artış ile tahvil ihracı yoluyla sağlanan borçlar olmuştur. Öte yandan, kredi türleri bazında proje ve program kredileri yüzde 6,3 azalırken, toplam orta ve uzun vadeli dış borçlardaki artış yüzde 14,9 artan özel krediler ve yüzde 4,2 artan tahvil ihraçları kalemlerinden kaynaklanmıştır.
II.3.2.B. Kısa Vadeli Borçlar
Kısa vadeli borçlar, ticari bankalar, özel ve kamu kuruluşları ile Merkez Bankası'nın yükümlülüğündeki borçları kapsamaktadır. Özel ve kamu kuruluşlarının kısa vadeli dış borçları; kısa vadeli ithalat borçları ve prefinansman kredileri ile bu kuruluşların yurtdışından doğrudan sağladıkları döviz kredileridir. Ticari bankaların kısa vadeli dış borçlarını ise yurtdışı döviz tevdiat hesapları (DTH), döviz kredileri ve yurtdışı depolar oluşturmaktadır. Merkez Bankası'nın yükümlülüğündeki kısa vadeli dış borçlarda Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları en önemli paya sahiptir.
1996 yıl sonu itibariyle kısa vadeli dış borçlar ticari bankaların borçlarındaki 1,8 milyar ABD doları ve diğer sektör borçlarındaki 3,1 milyar ABD doları artıştan dolayı 4,8 milyar ABD doları artmıştır. Kısa vadeli borçlardaki artışın kaynaklarına bakıldığında ithalatın finansmanı için sağlanan kısa vadeli borçların yüzde 57,5 arttığı görülmektedir. Diğer önemli artış kalemleri ise yüzde 30,9 artışla yurtdışı DTH'lar ve yüzde 21,5 artışla bankaların sağladığı döviz kredileri olmuştur.
1996 yılı sonunda ticari bankaların kısa vadeli borçları yüzde 26,4 artışla 8,4 milyar ABD doları olurken diğer sektörlerin kısa vadeli borçları yüzde 38,1 artarak 11,1 milyar ABD doları olmuştur. Merkez Bankası kısa vadeli borçları ise eski seviyesini koruyarak yaklaşık 1 milyar ABD doları olmuştur.

1996 yılında ticari bankaların kısa vadeli dış borçları artarken döviz rezervleri 1995 yılına göre 2,2 milyar ABD doları azalmıştır. Bu durum ticari bankaların döviz rezervi ile kısa vadeli dış borçları farkının 1995 yılındaki 2,9 milyar ABD doları fazladan 1996 sonunda 1,1 milyar ABD doları açığa dönüşmesine yol açmıştır. Merkez Bankası kısa vadeli dış borcunda ise önemli bir değişiklik olmamasına karşın resmi rezervler 3,9 milyar ABD doları artmıştır. Bunun sonunda resmi rezervler ile kısa vadeli dış borçları farkı yüzde 34,1 oranında artarak 15,3 milyar ABD doları olmuştur. Ekonominin tümüne bakıldığında, özellikle bankaların ve diğer sektörlerin kısa vadeli dış borçlanmalarındaki artışlardan dolayı brüt uluslararası rezervler ile toplam kısa vadeli borçlar arasındaki pozitif fark yüzde 41,2 azalarak 4,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Altın rezervleri geçen yılki 1,4 milyar ABD doları seviyesini korumuş ve brüt rezervler içindeki payı 1996 yılı sonunda yüzde 5,5 olmuştur (Tablo II.3.8).
|
1990
|
1991
|
1992
|
1993
|
1994
|
1995
|
1996
|
|
| Brüt Döviz Rez.-KVB |
442,9
|
1 643,1
|
1 100,0
|
-2 259,0
|
3 799,1
|
6 252,3
|
3 107,5
|
| Merkez Bankası |
5 117,3
|
4 361,1
|
5 544,0
|
5 546,2
|
6 284,1
|
11 397,6
|
15 288,6
|
| Bankalar |
-1 402,4
|
6 26,0
|
487,0
|
-1 066,2
|
3 313,0
|
2 903,7
|
-1 067,1
|
| Diğer Sektörler(2) |
-3 272,0
|
-3 344,0
|
-4 931,0
|
-6 739,0
|
-5 798,0
|
-8 049,0
|
-11 114,0
|
| Brüt Rez.(3)-KVB |
1 911,1
|
3 136,4
|
2 593,7
|
-770,9
|
5 209,1
|
7 635,4
|
4 490,6
|
(1) (-) işareti açığı göstermektedir.
II.4. PARA POLİTİKASI
1997 yılı para politikası uygulaması, 1996 yılında olduğu gibi, temelde finansal piyasalarda istikrarın sağlanmasını hedef almıştır. Merkez Bankası’nın istikrar hedefinin
unsurları iki başlık altında toplanabilir. Birincisi, öncelikle TL ve döviz piyasalarında ortaya çıkacak kısa süreli, hızlı veya değişken fiyat (faiz, döviz kuru) hareketlerinin önlenmesi, ikincisi ise piyasalardaki belirsizliklerin azaltılmasıdır.
Merkez Bankası, gerek döviz gerek Türk lirası piyasalarındaki fiyatların, ekonominin genel dengeleri ile uyum içinde gerçekleşmesini gözeterek kısa dönemde oluşabilecek dalgalanmaların veya hızlı hareketlerin önüne geçmeye ve reel sektörde ekonomik büyümenin kesintiye uğramadan sürdürülmesine katkıda bulunmaya çalışmıştır. Dönem boyunca döviz kurlarının beklenen enflasyon paralelinde hareketi ve bankalararası para piyasasındaki faiz oranlarının hareketliliğinin azaltılması, söz konusu hedefin uygulamadaki yansımalarıdır.
Yüksek enflasyonun piyasalar üzerinde yarattığı belirsizlikleri mümkün olduğu ölçüde azaltmak, böylelikle ekonomideki belirsizlik ortamından doğabilecek zararların önüne geçmek istikrar hedefinin diğer unsurunu oluşturmuştur. Bu doğrultuda, Merkez Bankası altı aylık dönemler itibariyle piyasalara enflasyon öngörülerini ve para programı uygulamalarının bu öngörüler altında şekillendirileceğini açıklamıştır. Bu konuda, Merkez
Bankası’nın ortaya koyduğu gerçekçi yaklaşım, piyasaların enflasyon ile ilgili beklentilerinin oluşmasındaki belirsizliklerin azaltılmasında önemli bir katkı sağlamıştır.
İstikrarlı bekleyiş hedefinin Merkez Bankası bilançosuna yansıması, iç varlıkların azalması, Merkez Bankası’nın döviz pozisyonunun güçlenmesi ve rezerv paranın sadece net dış varlıklardaki artış karşılığı yaratılması şeklinde olmuştur.
Rezerv para değişkeni Merkez Bankası’nın operasyonel hedefi olarak alınmıştır. Merkez Bankası rezerv para artışını kontrol altında tutmaya çalışırken, artışın kaynağının net dış varlık artışı olmasını hedeflemiştir. Net iç varlıklar son iki yılın genelinde düşük oranlı bir artış göstermiş, 1997 yıl sonu itibariyle artış hızı enflasyonun oldukça altında kalmıştır. Öte yandan yılın son üç ayında gelişen ekonomik konjonktür çerçevesinde Merkez Bankası'nın açık piyasa işlemleri ile piyasayı fonlaması rezerv para artışına katkıda bulunmuştur.
Merkez bankalarının rezerv para artışını kontrol ederek ekonomideki parasal büyüklüklerin artışını da kontrol edebilecekleri, bazı farklı görüşlerin varlığına rağmen genelde kabul gören bir husustur. Parasal büyüklüklerin kontrolünün gerek faizler yoluyla gerek krediler yoluyla ekonomideki nominal talep üzerinde de sınırlamaya yol açaçağı düşünülerek enflasyon üzerinde düşürücü bir etki yapması beklenir. Bu konuda ülkemizde pratikte ortaya çıkan sorunlardan biri Merkez Bankası’nın rezerv para üzerindeki kontrolünün sınırlı olmasıdır. Merkez Bankası’nın rezerv para üzerindeki kontrolünü azaltan etkenlerden en önemlisi hızla artan iç borç stoku ve bu stokun zaman içinde çevrilmesi gereğidir. Son yıllarda bütçe açıklarının artması ve artan açıkların yüksek faizli iç borçlar ile finansmanı, iç borç stokunun çok hızlı bir oranda artışına yol açmıştır. İç borcun bu şekilde hızlı artması, borç stokunun çevrilebilmesi için gerekli olan parasal genişlemenin de kontrolünü gündeme getirmektedir. Bu, Merkez Bankası’nın rezerv para artışını sınırlandırmasını güçleştiren önemli bir etkendir.
Rezerv para artışının kontrolü kadar artışın kaynağı da önemlidir. Rezerv para artışının kaynağının kamu finansmanıyla ilgili olmasının enflasyon üzerindeki etkisi, döviz satın alınarak yaratılan rezerv para artışının enflasyon üzerindeki etkisinden daha fazla olacaktır. Bu nedenle, Merkez Bankası rezerv para artışını kontrol altında tutmaya çalışırken artışın kaynağının kompozisyonunu değiştirmeye çalışmış ve rezerv paradaki artışı net dış varlıklardaki artışla ilişkilendirmeye gayret etmiştir.
Merkez Bankası’nın 1997 yılında uyguladığı döviz kuru politikası, reel kur değişmelerinde istikrarı sürdürmeye dayanmıştır. Bu doğrultuda kur artışlarının beklenen enflasyon oranı ile paralellik göstermesine özen gösterilmektedir. İzlenen kur politikası bu dönemde cari işlemler dengesinin belirlenmesinde etken olmuştur. Belirli bir düzeye sahip olan ve 1997'de istikrarlı bekleyişlere uygun seyreden kurlar dış ticaret sektörünün rekabet edebilme gücünü korurken, bu sektörün ileriyi görebilmesine ve uzun vadeli ticari bağlantılar yapabilmesine olanak tanımıştır.
Artan bütçe açıkları ve bu açıkların artan oranlarda iç borçlanma ile karşılanma zorunluluğu 1997'de de Hazine’nin iç borçlanma ihalelerinde bir arz baskısı yaratarak, ihale ve
ikincil piyasa faizlerinin, beklenen enflasyonun üstünde bir seviyede oluşmasına neden olmuştur. Ekonomide siyasi belirsizliklerin arttığı dönemlerde kısa vadeli faiz oranları hareket olarak temelde Hazine bono ve tahvillerinin işlem gördüğü birinci ve ikinci piyasalardaki faiz oranlarını izleyerek yükselmektedir. Merkez Bankası 1997 yılında kısa vadeli Türk lirası piyasalarında piyasanın likidite gereksinimini karşılarken oluşan faizin birincil ve ikincil piyasalarda gerçekleşen daha uzun vadeli Türk lirası işlem faizlerinin üzerinde kalmasına dikkat etmiştir. Ayrıca, kısa vadeli Türk lirası piyasalarındaki dalgalanmaların azaltılmasına özen gösterilmiştir. Bu amaçla, Merkez Bankası 1996 yılında başlattığı kendi gözetimindeki bankalararası para piyasasında bir gün ve bir hafta sonrası valörlü işlemleri 1997 yılında da sürdürmüştür.
Para programı, belirlenen para politikası doğrultusunda merkez bankalarının nihai hedefe ulaşmakta izleyecekleri yolu biçimlendiren bir program olarak tanımlanabilir. Açıklanan bu hedef temelde merkez bankalarının bir “irade beyanı” olmakta ve kredibilitesi ile çok yakın ilişkisi bulunmaktadır. Sonuç olarak, para politikaları bir takım araçlar kullanılarak nihai hedefe ulaşılmasını amaçlamakta, para programları ise bu nihai hedefe nasıl ulaşılacağı sürecini tanımlayan somut bir yöntemi açıklamak için oluşturulmaktadır.
Son yıllarda, gerek iktisatçılar gerek ekonomi politikalarını belirleyenler arasında merkez bankası para politikasının temel amacının fiyat istikrarını korumak olması biçiminde bir görüş birliği vardır. Merkez bankalarının bu nihai hedefe ulaşabilmeleri için iki temel stratejileri vardır. Birincisi, para politikasını bir parasal büyüklük kontrolü gibi bir “ara hedef değişken” (intermediate target) üzerine kurmaktır. Burada merkez bankası politika aracını, hedeflenen parasal büyüklüğün artış hızını kontrol etmek amacı ile kullanır. İkinci strateji ise para politikasını direkt olarak “nihai hedef” (final target) üzerine kurmaktır. Merkez bankaları bu hedeflere ulaşabilmek için bazı operasyonel hedefler (operational target) kullanmaktadırlar. Bunu yapabilmek için nihayi hedef ile (enflasyon oranı) operasyonel hedef arasında tahmin edilebilir bir ilişki olması gerekir. Bu değişkenin enflasyonu belirli bir zaman aralığında önceleyen göstergeler arasında olması da bu kriterlere ek olarak sayılabilir.
Merkez Bankası 1996 ve 1997 yıllarında ayrıntıları kamuya açıklanmayan para programı uygulaması gerçekleştirmiştir. Son iki yıldır uygulanan para politikası, temelde mali piyasalarda istikrarı hedef almıştır. Merkez Bankası’nın istikrar hedefinin unsurları iki başlık altında toplanabilir. Bunlardan birincisi, piyasalarda ortaya çıkabilecek kısa süreli ve hızlı fiyat değişikliklerinin önlenmesi, ikincisi ise piyasalardaki belirsizliklerin azaltılmasıdır. Merkez Bankası son iki yılda reel kur politikası izlemiştir. Rezerv para değişkeni ise Merkez Bankası'nın operasyonel hedefi olarak alınmış, likidite talebinin üzerinde bir parasal genişlemeden kaçınılmış ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar en aza indirgenmiştir. İstikrar hedefinin Merkez Bankası bilançosuna yansıması ise, iç varlıkların azalması, Merkez Bankası’nın döviz pozisyonunun güçlenmesi ve rezerv paranın sadece net dış varlıklardaki artış karşılığı yaratılması şeklinde olmuştur.
II.4.1. TCMB Analitik Bilançosu
Merkez Bankası dış varlıkları 1997 yılı genelinde yükseliş eğiliminde olmuştur. Dış varlıklar 1997 yılında Türk lirası cinsinden yüzde 116 artmıştır. ABD doları bazında bu yüzde 13’lük bir artış olmaktadır. Döviz kurlarının istikrar içinde hareketi ve Türk lirası faizlerinin yüksek düzeyde kalışı 1997 yılında ekonomide dövizden Türk lirasına geçişleri özendirirken, zorunlu döviz devirlerinin sürekli artışı Merkez Bankası dış varlıklarını artıran etken olmuştur. Bununla birlikte 1997 yılında cari işlemler açığının kontrol edilmesi, Merkez Bankası’nın uluslararası rezerv artışını desteklemiştir. Güneydoğu Asya’da ortaya çıkan ekonomik krizin bir yansıması olarak yılın son aylarında Türkiye’deki döviz piyasalarında döviz talebinde bir artış görülmüş ancak, Merkez Bankası kur politikasını değiştirmeksizin döviz satarak bu talebi karşılamıştır. 1997 yılı içinde dış varlık artış hızı toplam döviz yükümlülük artış hızından daha yüksek olmuştur. Bu durum Merkez Bankası dış varlıklarının toplam döviz yükümlülüklerine bölünmesi ile
bulunan kur riski oranını iyileştirmiştir. Kur riski oranı 1997 yılında bir önceki yıla göre 4,5 puan artarak 107,8 olarak gerçekleşmiştir.
Merkez Bankası iç varlık artış hızı 1994 yılından sonra gitgide yavaşlamış bu eğilim 1997 yılında yerini iç varlıkların nominal azalışına bırakmıştır. İç varlıklar 1997 yılında bir önceki yıla göre yüzde 48 oranında azalmıştır.
İç varlıkların önemli bir kısmını oluşturan kamu kredilerinin kısa vadeli avanstan oluşan kısmına, gitgide azalan oranlar şeklinde yıllık üst sınırlar getirilmesi ve 1997 Temmuz ayında Hazine ile Merkez Bankası arasında yapılan protokol ile Hazine’nin kısa vadeli avans kullanmaktan tümüyle vaz geçmesi iç varlık azalışının önemli bir nedenidir. Merkez Bankası’nın diğer kamu kuruluşlarına açtığı kredileri fiili olarak durdurması iç varlık azalışına katkıda bulunmuştur. Kamuya açılan krediler 1997 yılında 1996 yılına göre yüzde 1 oranında azalmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
| AKTİFLER |
2,681.8
|
3,019.0
|
3,435.8
|
4,483.5
|
4,737.7
|
| 1-Dış Varlıklar |
2,041.5
|
2,318.6
|
2,781.1
|
4,021.6
|
4,407.5
|
| 2-İç Varlılar |
640.3
|
700.4
|
654.6
|
461.9
|
330.2
|
| a-Nakit İşlemler |
643.9
|
720.5
|
713.9
|
603.8
|
572.0
|
| aa- Kamuya Açılan Nakit Krediler |
821.3
|
863.3
|
843.9
|
762.8
|
814.6
|
| ab- Bankalara Açılan Nakit Krediler |
7.7
|
6.9
|
7.2
|
7.7
|
7.6
|
| ac- Diğer Kalemler |
-185.1
|
-149.7
|
-137.1
|
-166.6
|
-250.2
|
| b- Değerleme Hesabı |
-3.6
|
-20.1
|
-59.3
|
-141.9
|
-241.8
|
| PASİFLER |
2,681.8
|
3,019.0
|
3,435.8
|
4,483.5
|
4,737.7
|
| 1- Toplam Döviz Yükümlülükleri |
1,975.7
|
2,198.6
|
2,578.9
|
3,240.7
|
4,087.9
|
| a- Dış Yükümlülükler |
1,409.3
|
1,580.6
|
1,800.9
|
2,158.2
|
2,592.6
|
| b- İç Yükümlülükler |
566.4
|
617.9
|
778.1
|
1,082.5
|
1,495.3
|
|
|
212.9
|
195.1
|
270.6
|
440.5
|
701.1
|
| bb- Bankaların Döviz Mevduatı |
353.4
|
422.9
|
507.5
|
641.9
|
794.2
|
| 2- Merkez Bankası Parası |
706.1
|
820.4
|
856.8
|
1,242.8
|
649.8
|
| A- Rezerv Para |
621.5
|
719.4
|
882.3
|
1,061.0
|
1,184.2
|
| a- Emisyon |
382.2
|
459.4
|
567.3
|
702.3
|
719.3
|
| b- Bankaları Mevduatı |
228.2
|
241.5
|
289.7
|
332.5
|
379.3
|
|
|
175.5
|
208.8
|
246.8
|
287.7
|
336.5
|
| bb- Bankalar Serbest İmkanı |
52.7
|
32.7
|
42.9
|
44.7
|
42.8
|
| c-Fon Hesapları |
6.5
|
16.4
|
21.7
|
21.4
|
38.4
|
| d- Banka Dışı Kesimin Mevduatı |
4.5
|
2.1
|
3.7
|
4.7
|
5.1
|
| B- Diğer Merkez Bankası Parası |
84.6
|
100.9
|
-25.6
|
181.8
|
-492.3
|
| a-Açık Piyasa İşlemleri ( Net) |
51.4
|
85.4
|
-54.1
|
-127.6
|
-741.3
|
| b- Kamu Mevduatı |
33.2
|
15.5
|
28.5
|
309.4
|
248.9
|
| TOPLAM
İÇ YÜKÜMLÜLÜKLER
(Merkez Bankası Parası + İç Döviz Yükümlülükleri) |
1,272.5
|
1,438.4
|
1,634.9
|
2,325.3
|
2,145.1
|
Merkez Bankası bilançosunun pasifinde yeralan bazı kalemler Banka'nın kamu ve bankalar ile olan karşılıklı kredi ilişkisini yansıtmaktadır. Analitik bilançonun pasifinde yeralan ve temelde kamunun Merkez Bankası’ndaki döviz mevduatını gösteren bankacılık dışı kesimin döviz yükümlülükleri ile kamunun Merkez Bankası’ndaki Türk lirası mevduatını gösteren kamu mevduatı kalemleri, kamudan Merkez Bankası’na açılan bir kredi şeklinde algılanabilir. Aynı şekilde yine pasifte yeralan açık piyasa işlemleri kalemi de eğer artı (eksi) bakiyede ise bankalardan (Merkez Bankası’ndan) Merkez Bankası’na (Bankalara) açılan bir kredi şeklinde değerlendirilebilir. Analitik bilançonun pasif tarafında bulunan bu üç kalemin (bankacılık dışı kesimin döviz mevduatı, kamu mevduatı ve APİ) aktifteki iç varlıklar toplamından çıkarılması Merkez Bankası’nın mali sistem ile olan net kredi ilişkisini göstermektedir. Bu tanım ile hesaplanan Merkez Bankası net iç varlıklarındaki gelişmeler Grafik II.4.1’de sunulmuştur. Görüldüğü gibi net iç varlıklar 1994 ile 1996 yılları arasında zaman zaman küçük yükseliş ve inişler gösteren, 1997'de ise önemli bir düşüş çizen bir seyir göstermiştir.
İç varlıkların azalışındaki diğer bir önemli etken değerleme hesabındaki azalıştır. Bu dönemde, Merkez Bankası’nın döviz pozisyonunun iyileşme göstermesi ile açık döviz pozisyonu neticesinde oluşan zararın yansıtıldığı değerleme hesabı 1996 yılında artıdan (zarardan) eksiye (kâra) dönmüştür. Döviz pozisyonundaki iyileşme ve bununla değerleme hesabındaki azalış 1997 yılında devam etmiştir. Değerleme hesabı 1997 yılında 238,2 trilyon Türk lirası azalış ile -241,8 trilyon Türk lirası olmuştur.
Merkez Bankası’nın son yıllarda uyguladığı reeskont kredisi kullandırmama politikasının bir sonucu olarak iç varlıklar içinde payı azalma eğilimi gösteren bankacılık kesimine açılan krediler kalemi, 1997 yılında azalma eğilimini sürdürmüş ve yüzde 1 düşüş göstermiştir. Bu kalemin bilanço içindeki payı sıfıra yaklaşmıştır.
İç varlıklar içinde yeralan sonuncu kalem temelde Merkez Bankası’nın kâr-zarar durumunu yansıtan “Diğer” iç varlıklardır. Bu hesabın eksi değer alması ve azalması Merkez Bankası’nın kârının arttığını göstermektedir. Bu hesap 1997 yılında yüzde 35 oranında azalarak iç varlıkların düşüşüne katkıda bulunmuştur.
Merkez Bankası bilançosunun yükümlülükler kısmında ortaya çıkan gelişmelere bakıldığında toplam döviz yükümlülükleri içinde yer alan ve Merkez Bankası’nın Türkiye'de yerleşik olmayanlara karşı döviz yükümlülüklerini gösteren “dış yükümlülükler” kaleminin yüzde 84 oranında arttığı görülmektedir. Dış yükümlülüklerin önemli bir kısmı yurtdışında döviz geliri elde eden Türk vatandaşlarının Merkez Bankası nezdinde açtıkları kredi mektuplu döviz hesaplarından oluşmaktadır. Alman markı cinsinden hesaplandığında dış yükümlülükler 1997 yılında yüzde 11 oranında artış göstermiştir.
Toplam döviz yükümlülüklerini oluşturan diğer iki kalem yurtiçi yerleşiklere karşı döviz yükümlülüklerini gösteren bankaların Merkez Bankası nezdindeki döviz hesapları ile bankacılık dışı kesimin döviz mevduatlarıdır. Bankacılık dışı kesimin döviz mevduatı ağırlıklı olarak kamunun Merkez Bankası’ndaki döviz mevduatlarından oluşmaktadır. Bankaların Merkez Bankası nezdindeki döviz mevduatları Türk lirası olarak yüzde 125, ABD doları cinsinden ise yüzde 18 artış göstermiştir. Bankacılık dışı kesimin döviz mevduatı ise Türk lirası olarak ve ABD doları cinsinden sırasıyla yüzde 229 ve yüzde 73 artmıştır. Bu hesaplarda ortaya çıkan artışın altında yatan temel neden özellikle yılın son aylarında Hazine’nin yurtdışı borçlanmasının artması ve borçlanılan bu dövizlerin Merkez Bankası’ndaki Hazine mevduatlarında, ilerki aylarda yapılacak dış borç geri ödemeleri için, tutulmasıdır.
Merkez Bankası’nın Türk lirası yükümlülüklerindeki gelişmelere bakıldığında, ekonomideki parasal büyüklüklerin temelini oluşturan değişken olarak kabul edilebilecek rezerv para artışının 1997 yılında enflasyon artışı ile paralel bir seyir izlediği görülmektedir. Yıl sonu itibariyle rezerv paradaki artış yüzde 85 olarak gerçekleşmiştir. Rezerv paranın temel bileşenlerini oluşturan emisyon ve bankalar mevduatındaki artış sırasıyla yüzde 88 ve yüzde 66 olmuştur.
Türk lirası yükümlülüklerin toplamını temsil eden ve rezerv paraya açık piyasa işlemleri ve kamunun Türk lirası mevduatı eklenerek hesaplanan Merkez Bankası parası 1997 yılında yüzde 8 azalmıştır.
Hazine’nin, özellikle yılın ikinci yarısından başlayarak, itfa miktarının üzerinde iç borçlanmaya gitmesi piyasalarda likidite sıkışıklığına neden olmuştur. Yılın son aylarında ise Güneydoğu Asya'da ortaya çıkan ekonomik krizin bir yansıması olarak bankaların artan likidite talebi bu sıkışıklığın boyutunu büyütmüştür. Merkez Bankası açık piyasa işlemleri yoluyla piyasalara likidite arz ederek, bu sıkışıklığı giderme yoluna gitmiştir. Açık piyasa işlemleri dahilinde Merkez Bankası’nın piyasalara likidite arz etmesi, tanım gereği açık piyasa işlemleri hesabında eksi işaret ile yeralmaktadır. Bu nedenle Merkez Bankası’nın açık piyasa işlemleri yoluyla piyasayı fonlaması Merkez Bankası parasını azaltıcı bir etkiye sahiptir. Nitekim 1997 yılında rezerv para yüzde 85 artarken Merkez Bankası parasının yüzde 8 azalıyor olması açık piyasa işlemlerinin yarattığı söz konusu etkiye bağlıdır.
Merkez Bankası parası içinde yeralan diğer değişken olan kamunun Merkez Bankası’ndaki Türk lirası mevduatı özellikle Ağustos ve Kasım aylarında önemli artışlar göstermiştir. Bu aylarda Hazine’nin iç piyasalardan gerçekleştirdiği borçlanmaların bir kısmını Merkez Bankası’nda mevduat olarak tutması Merkez Bankası kamu mevduatında artışa neden olmuştur. Yıl sonu itibariyle bu hesaptaki artış bir önceki yıla göre yüzde 649 olarak gerçekleşmiştir.
II.4.2. Para-Kredi Gelişmeleri
Dar tanımlı para arzı M1 ve geniş tanımlı para arzı M2, 1997 yılında reel olarak daralmıştır. Bu daralma M1'de M2'ye göre daha yüksek oranda gerçekleşmiştir. Döviz tevdiat hesaplarını (DTH) da içeren daha geniş tanımlı parasal büyüklükler M2Y ve M3Y, DTH’larının 1997 yılında artması nedeniyle reel olarak artış göstermiştir (Grafik II.4.1). Yıl sonunda reel olarak daralan M1 ve M2 parasal büyüklükleri yılın ilk altı ayında özellikle vadesiz mevduatlardaki yüksek oranlı artış nedeni ile M2Y ve M3Y parasal büyüklüklerine göre reel olarak daha fazla artış göstermişlerdir. Bu eğilim yılın ikinci yarısında tersine dönmüş, vadesiz mevduatların reel olarak önemli ölçüde azalması nedeni ile M1 ve M2, DTH’larını da içeren diğer parasal büyüklüklere göre reel olarak daha fazla daralma göstermişlerdir (Grafik II.4.1 ve Tablo II.4.2). Başbakanlığın 31 Ekim 1996 tarihli genelgesi ile uygulanmasına başlanan "Kamu Ortak Hesabı" vadesiz mevduat hacminde 1996 yılının son iki ayında bir artış yaratmış ve bu 1997 yılının ilk altı ayında da sürmüştür. Söz konusu uygulamanın 12 Temmuz 1997 tarihinde sona erdirilmesi üzerine bu hesaptan kamu mevduatına bir geçiş başlamış, bunun sonucu olarak vadesiz mevduat hacmi yılın ikinci yarısında daralma göstermiştir.
Para arzlarındaki artış, 1995 yılında temelde iç talepteki artıştan kaynaklanan ve 1997 yılında da süren ekonomik canlanmayı da destekler nitelikte olmuştur. Yıl boyunca mevduat bankalarının kullandırdığı toplam kredilerdeki artış söz konusu canlanmanın bankacılık kesimindeki olumlu beklentilerle birleştiğini göstermektedir.
Repo işlemleri, Hazine bonosu ve devlet tahvilleri üzerinden yapılmaktadır. Kamu açıklarının büyük olması Hazine bonosu ve devlet tahvili faizlerinin yüksek olmasına neden olmakta, bu da repo faizlerini yüksek tutmaktadır. Ayrıca mevduat kalemleri likidite ve munzam karşılık oranlarına tabi iken, repo işlemlerinin bu yükümlülüklere tabi olmaması, bankalar açısından repoyu mevduata göre daha ucuz bir finansman kaynağı haline getirmektedir. Tasarruf sahipleri açısından ise, mevduat hesapları gelir vergisine tabi iken, repo işlemlerinin buna tabi olmaması repo işlemlerini daha cazip kılmaktadır. Sonuç olarak, hem bankalar hem de mevduat sahipleri açısından repo işlemlerinin daha avantajlı olması, bankacılık sektöründe mevduattan repoya doğru bir kayma yaratmıştır. Ancak, 1998 yılı Ocak ayından itibaren repo işlemlerinin de gelir vergisi kapsamına alınması bu durumu etkileyebilir.
Repo işlemleri 1997 yılında bir önceki yıla göre yüksek oranda artarak 2,6 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Repo işlem hacmi yıllık bazda 1996 yılı sonuna göre nominal olarak yüzde 291 ve reel olarak yüzde 105 artış göstermiştir. Repo işlemlerinin toplam Türk lirası mevduata oranı 1996 yılı sonunda yüzde 26 iken, bu oran 1997 yılı sonunda yüzde 51'e yükselmiştir. Repo işlemlerinin vadelere göre dağılımı incelendiğinde, toplam repo işlemlerinin yüzde 47'sinin bir günlük vadede yoğunlaştığı, kalanın ise bir gün ile bir ay arasındaki vadelerde olduğu görülmektedir.

Merkez Bankası'nın 1997 yılında uyguladığı para politikası mali piyasalardaki istikrarı sağlama temelinde olmuştur. Bu bağlamda Merkez Bankası, Türk lirası ve döviz piyasalarında oluşan fiyat dengelerini korumaya yönelik politikalar izlemeye çalışmıştır. Yıl boyunca döviz kurlarının artış oranının enflasyon oranı ile paralel bir seyir izlemesi ve reel faiz oranlarında da önemli dalgalanmalar gözlenmemesi bu politikaların önemli ölçüde sonuç verdiğini göstermektedir. Para politikası uygulaması, rezerv para artışında iç varlıkların katkısını azaltmak ve net dış varlıkların payını arttırmak şeklinde özetlenebilir. Bu gelişmelerin sonucunda rezerv para yıl sonu itibariyle yüzde 84,7 artmış, yani reel olarak daralmıştır. (Tablo II.4.2). Piyasalarda artan likidite sıkışıklığını gidermek için, özellikle Ağustos ayından sonra Merkez Bankası açık piyasa işlemlerine (APİ) başvurmuş ve piyasayı fonlamıştır. APİ işlem hacminin yıl sonu itibariyle çok fazla artması, rezerv paraya APİ’nin eklenmesi ile elde edilen parasal taban kaleminin nominal olarak yüzde 35,4 daralması ile sonuçlanmıştır. Yine Ağustos ayından sonra Hazine, gerçekleştirdiği ihalelerde itfa miktarının üzerinde borçlanarak bunu Merkez Bankası kamu mevduatında tutmuştur. Böylece parasal tabana kamu mevduatının eklenmesiyle elde edilen ve Merkez Bankası’nın toplam Türk lirası yükümlülüğünü gösteren Merkez Bankası Parası (MBP) kaleminde 1997 yılı sonunda bir önceki yıla göre sadece yüzde 1,2 artış gerçekleşmiştir (Tablo II.4.2). Genel olarak 1997 yılında Merkez Bankası’nın net dış varlık artışı ve APİ yolu ile para arzı artışını etkilediği söylenebilir.
|
|
|
|
|
|
|
| Rezerv Para |
68,7
|
82,6
|
84,9
|
80,0
|
84,7
|
| Parasal Taban |
51,0
|
51,2
|
92,3
|
72,8
|
-35,4
|
| Merkez Bankası Parası |
45,5
|
50,8
|
93,0
|
72,2
|
1,2
|
| Toplam İç Yükümlülükler (TİY) |
48,5
|
73,4
|
113,1
|
94,5
|
70,9
|
| Bilanço |
59,7
|
142,5
|
105,1
|
88,5
|
76,9
|
| M1 |
87,6
|
80,6
|
65,7
|
109,9
|
65,8
|
| M2 |
59,6
|
120,0
|
97,7
|
120,5
|
87,9
|
| M2Y |
88,2
|
133,2
|
106,5
|
109,7
|
96,7
|
| M3Y |
86,0
|
133,1
|
106,8
|
111,2
|
103,9
|
| Mevduat |
56,7
|
122,0
|
100,9
|
132,7
|
97,6
|
| Krediler |
99,4
|
85,3
|
149,9
|
114,0
|
130,0
|
| TİY/GSMH(2) |
0,10
|
0,07
|
0,08
|
0,09
|
0,07
|
| TİY/M2Y(2) |
0,32
|
0,25
|
0,25
|
0,23
|
0,20
|
| Toptan Eşya Fiyatları İndeksi(4) |
60,2
|
149,5
|
64,9
|
81,9
|
91,0
|
(2) TİY/GSMH, TİY/M2Y için tabloda verilen değerler yüzde değişim değil orandır
(3) 27 Aralık 1996-26 Aralık 1997; geçici.
(4) DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1987 = 100), yıl sonu;
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| M1 |
0,5
|
15,4
|
20,0
|
31,1
|
27,3
|
30,8
|
34,6
|
35,5
|
39,4
|
58,2
|
48,2
|
65,8
|
| Dolaşımdaki | ||||||||||||
| Para |
-6,7
|
6,2
|
10,2
|
31,5
|
27,0
|
35,5
|
61,0
|
62,3
|
73,4
|
70,5
|
66,8
|
80,8
|
| Vadesiz | ||||||||||||
| Mevduat |
6,0
|
22,3
|
27,3
|
30,7
|
27,5
|
25,6
|
15,0
|
15,1
|
14,1
|
49,2
|
34,2
|
54,6
|
| M2 |
4,3
|
9,8
|
15,4
|
22,8
|
27,8
|
35,4
|
44,4
|
50,0
|
60,0
|
76,0
|
75,2
|
87,9
|
| Vadeli Mevduat |
5,9
|
7,6
|
13,8
|
19,8
|
28,5
|
36,7
|
49,3
|
57,0
|
69,7
|
84,5
|
87,6
|
94,6
|
| M2Y |
4,4
|
9,8
|
16,0
|
22,7
|
29,3
|
36,9
|
45,2
|
54,3
|
63,2
|
77,8
|
84,2
|
96,7
|
| DTH (TL) |
4,6
|
10,0
|
16,5
|
22,5
|
31,0
|
39,5
|
46,0
|
58,8
|
66,5
|
79,8
|
93,6
|
105,8
|
| M3 |
5,5
|
9,9
|
15,4
|
21,9
|
26,3
|
36,1
|
48,5
|
61,5
|
71,6
|
85,5
|
92,3
|
102,3
|
| M3Y |
5,1
|
9,9
|
15,9
|
22,2
|
28,5
|
37,7
|
47,4
|
60,3
|
69,2
|
82,7
|
93,9
|
109,3
|
Rezerv para çarpanı, 1994 yılının ikinci yarısında yükselmeye başlamış, 1995 yılının ilk on aylık döneminde ise 1994 yılı sonunda ulaştığı düzeyde istikrar kazanmıştı. 1995 yılının son iki aylık döneminde ve 1996 yılı Ocak ayında yeniden yükselme eğilimi gösteren rezerv para çarpanı, emisyonda meydana gelen değişmelere paralel olarak 1996 yılında dalgalı bir seyir izlemiştir. Rezerv para çarpanı, 1997 yılında rezerv para artışının kontrol altında tutulması ve vadeli mevduatlarda çok fazla artış gözlenmemesi nedeni ile 4 dolaylarında istikrarlı bir seyir izlemiş ve fazla dalgalanma göstermemiştir (Grafik II.4.2).

Diğer taraftan, Merkez Bankası'nın yarattığı toplam Türk lirasının M2 ile ölçülen parasal genişlemeye katkısını gösteren ve M2/MBP şeklinde tanımlanan Merkez Bankası Parası çarpanı, açık piyasa işlemlerindeki değişikliklere paralel olarak dalgalı bir seyir izlemiştir. Çarpan, 1997 yılının ilk sekiz ayında vadeli mevduatlardaki artışa paralel olarak büyümüş, Eylül ve Ekim aylarında küçülmüştür. Yılın son iki ayında açık piyasa işlemlerindeki negatif yönlü artış nedeniyle MBP daralırken, çarpan da hızlı bir şekilde yükselmiştir (Grafik II.4.3).
II.4.3. Faiz Oranları
Bütçe açığındaki artış eğilimi 1997 yılında da sürmüş ve açığın finansmanı yılın ilk aylarından sonra yoğun olarak iç piyasadan borçlanarak sağlanmıştır. Bu finansman etkisini Hazine bonosu faizleri üzerinde göstermektedir. Hazine bonolarının satış miktarı ve vadeleri ile ağırlıklandırılmış bileşik faiz oranları incelendiğinde, Hazine’nin finansman için Merkez Bankası kaynaklarına başvurduğu yılın ilk aylarında faizlerin yılın diğer dönemlerine göre oldukça düşük olduğu gözlenmektedir. Ancak, bu tarihten sonra Hazine’nin iç piyasalardan borçlanmaya başlamasıyla birlikte faiz oranları artış eğilimine girmiş ve faiz oranları en yüksek noktasına Ağustos ve daha sonra Aralık ayında ulaşmıştır.
Mevduat faiz oranları, 1996 yılı Ocak ayında en yüksek düzeyine ulaştıktan sonra düşme eğilimine girmiş ve bu eğilim 1997 yılında da sürmüştür. Daha önceki yıllarda Hazine bonosu faiz oranlarındaki dalgalanmaların büyük ölçüde mevduat faiz oranlarına yansıdığı gözlenirken, 1997 yılında Hazine bonosu faiz oranlarındaki dalgalanmaların mevduat faiz oranlarına yansıması sınırlı olmuştur. Reel mevduat faiz oranları, 1996 yılı ortalarından bu yana kısa dönemli dalgalanmalardan etkilenmeyerek istikrarlı bir seyir izlemiştir (Grafik II.4.4.)
Mevduata alternatif yatırım araçlarından biri olan üç ay vadeli reel repo faiz oranları ile üç ay vadeli mevduat reel faiz oranları karşılaştırıldığında, 1995 yılının ikinci yarısı ile 1996 yılı Ocak-Nisan dönemi boyunca mevduat faizi aleyhinde gerçekleşen faiz marjının, Mayıs ayından itibaren kapanmaya başladığı gözlenmektedir. Bu eğilim 1997 yılı Şubat ayına kadar sürmüş, bu dönemden sonra, mevduat faizlerinden alınan stopajın artırılmasına paralel olarak, faiz marjı üç ay vadeli repo lehine açılmaya başlamıştır. Bundan farklı olarak, repo faiz oranları ile Hazine bonosu faiz oranları arasında bir paralellik gözlenmektedir. Bu paralellik 1996 yılının ilk yarısına kadar daha net gözlenmiş iken bu tarihten sonra paralellik devam etmekle birlikte aradaki marj büyümüştür. Repo faiz gelirinden vergi alınmazken Hazine bonosu faizlerinden 1996 yılı sonundan itibaren stopaj alınmaya başlanması bu gelişmenin nedeni olarak gösterilebilir.

II.4.4 Döviz Kurları
Merkez Bankası’nın 1997 yılında uyguladığı para politikası finansal piyasalarda istikrarın sağlanması ve sürdürülmesine öncelik vermek temelinde oluşturulmuştur. Bu çerçevedeki kur politikası ise, reel döviz kurlarında dalgalanmaların olabildiğince düşük tutulmasına yönelmiştir. IMF ile 1995 yılı başında yapılan “Stand-by” anlaşması çerçevesinde, 1,5 Alman markı ve 1 ABD doları şeklinde bir kur sepeti tanımlanmış ve bunun öngörülen aylık enflasyon oranları kadar arttırılması hedeflenmişti. Son iki yılda kur sepetinin aylık bazdaki artış oranları enflasyon oranına paralel şekilde gerçekleşmiş ve reel kur endeksindeki dalgalanmalar sınırlı düzeyde tutulmuştur. Bu bağlamda, 1997 yıl sonu itibariyle Türk lirasının ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 90,4 olurken, Alman markı karşısındaki değer kaybı yüzde 65,4 olmuştur. Kur sepetinin artışı ise yüzde 78,1 oranında gerçekleşmiştir.
Sonuç olarak, reel kur endeksindeki dalgalanmaların 1997 yılı boyunca dar bir aralık içinde seyretmesi izlenen kur politikası hedefine büyük ölçüde ulaşıldığını göstermektedir. Bu durum, açıklanan kur politikasının piyasalar tarafından gerçekçi bulunduğunun göstergesi olarak değerlendirilebilir.
II.5. FİYATLAR
Türkiye'de 1994 yılında yaşanan mali krizin ardından 1995 yılı sonunda yüzde 60'lara kadar gerileyen TEFE artış oranı 1996 yılında tekrar yükselme trendine girmiş ve bu eğilimini 1997 yılında da sürdürerek yıllık bazda yüzde 91 düzeyine ulaşmıştır (Tablo II.5.1). Yılın ilk yarısındaki fiyat artışlarının kaynağını ağırlıklı olarak iç talepte gözlenen artış oluştururken, yılın ikinci yarısındaki fiyat artışlarını petrol fiyatlarına yapılan yüksek oranlı zamların neden olduğu maliyet artışları belirlemiştir. Yılın tümünde tarım sektörü fiyatlarının geçen yıllar ortalamasının üzerinde seyretmesi fiyat artışlarını belirleyen unsurlardan biri olmuştur.
Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ise bir önceki yıla göre 19,3 puan artarak yıllık bazda yüzde 99,1 oranına ulaşmıştır. TÜFE içinde en yüksek paya sahip olan gıda, içki ve tütün sektörünün yüzde 115,9, ulaşım sektörünün yüzde 105,3 oranındaki artışları, 1997 yılında TÜFE artışını belirleyen önemli etkenlerdir. Mamul gıda fiyatlarının artışının en önemli nedeni tarım üretimindeki gerileme iken, ulaşım sektöründeki fiyat artışlarının kaynağını petrol ürünlerine yapılan yüksek oranlı zamlar oluşturmuştur.
|
1995
|
1996
|
1997
|
|
| TÜFE |
76,0
|
79,8
|
99,1
|
| TEFE |
65,6
|
84,9
|
91,0
|
| Özel |
70,8
|
80,5
|
89,0
|
| Kamu |
48,6
|
101,4
|
97,5
|
| Tarım |
86,6
|
89,9
|
96,5
|
| Maden. |
75,4
|
93,7
|
72,6
|
| Enerji |
40,8
|
129,9
|
64,1
|
| İmalat |
60,0
|
80,6
|
91,2
|
| Özel |
64,2
|
75,7
|
85,4
|
| Kamu |
47,5
|
96,7
|
108,5
|
(1)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1994=100 alınmıştır.
Erken genel seçimler nedeniyle geciktirilen kamu zamlarının 1996 yılı başında yapılması 1996 yılının ilk dört ayında Toptan Eşya Fiyatları Endeksinin (TEFE) aylık bazda önemli ölçüde artmasına neden olmuştur. Bu etkinin 1997 yılında kaybolması yılın ilk dört ayında TEFE'yi yıllık bazda düşüş eğilimine sokmuştur. Bu nedenle 1996 yılı sonunda yıllık bazda yüzde 84,9 olarak gerçekleşen TEFE artışı, 1997 yılı Nisan ayında yüzde 72,8'e kadar gerilemiştir. Ancak, artan siyasi belirsizliklere bağlı olarak ortaya çıkan erken seçim beklentileri ve bu durumun enflasyonist bekleyişlere yansıması ve yılın ilk dört aylık döneminde memur maaşlarına yapılan yüksek oranlı zamların neden olduğu iç talep canlılığı enflasyondaki düşüş eğilimini Mayıs ayından itibaren tersine çevirmiştir. Mayıs ayında hem kamu hem de özel sektör imalat sanayii fiyatlarında bir önceki aya göre önemli bir sıçrama gözlenmiştir. Tarım fiyatlarında yılın bütününde gözlenen artış, Haziran ayında belirginleşmiştir. 1991 yılından bu yana her Haziran ayında gerileyen (1994 yılı hariç) tarım sektörü fiyatları 1997 yılı Haziran ayında artış göstermiştir.
|
|
|
|
|
|
|
| TÜFE |
66,1
|
106,3
|
89,0
|
80,4
|
85,7
|
| Gıda |
63,5
|
110,0
|
92,3
|
72,2
|
92,5
|
| Giyim |
66,4
|
104,8
|
100,7
|
82,6
|
74,9
|
| Eşya |
66,8
|
122,2
|
82,6
|
65,1
|
71,8
|
| Sağlık |
68,4
|
113,1
|
75,5
|
94,0
|
87,3
|
| Ulaşım |
56,8
|
108,0
|
84,7
|
97,2
|
93,6
|
| Kültür |
73,5
|
102,9
|
86,0
|
84,5
|
76,0
|
| Konut |
71,8
|
91,0
|
86,8
|
85,4
|
82,2
|
| TEFE |
58,4
|
120,7
|
86,0
|
75,9
|
81,8
|
| Tarım |
62,2
|
97,8
|
107,8
|
86,5
|
86,9
|
| Madencilik |
57,9
|
132,8
|
85,6
|
89,3
|
76,2
|
| Enerji |
67,8
|
102,3
|
56,4
|
101,7
|
71,8
|
| İmalat |
56,6
|
129,4
|
81,0
|
70,4
|
80,6
|
| Özel |
59,3
|
130,5
|
81,1
|
68,2
|
77,6
|
| Kamu |
50,7
|
126,9
|
80,7
|
77,1
|
89,7
|
(1)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1987=100 alınmıştır.
(2)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1994=100 alınmıştır.
Temmuz ayında yaşanan hükümet değişikliği ve hükümetin artan kamu açığını kapatmak amacıyla petrol ve petrole bağlı ürünlerin fiyatlarına yaptığı yüzde 30 oranındaki zam, özellikle imalat sanayii fiyatlarında şok bir sıçramaya neden olmuştur. Temmuz ayında kamu imalat sanayii fiyatlarındaki artış yüzde 15,2 olurken özel sektör imalat sanayii fiyatları yüzde 6,3 oranında artmıştır. Böylece TEFE yüzde 5,3 oranında artışla Temmuz ayları için tarihsel olarak en yüksek değerine ulaşmış ve 1997 yılının başlarında yıllık bazda yüzde 70'ler düzeyinde gerçekleşen TEFE artışı bu platoyu terkederek yüzde 80'ler düzeyine oturmuştur (Tablo II.5.1). Yılın ilk altı aylık döneminde petrol ürünlerinde yüzde 25,9 oranında artış gerçekleşirken yılın ikinci altı aylık döneminde artış oranı yüzde 68,7 olmuştur. Üretimde kullanılan en önemli girdilerden biri olan petrol ürünlerine özellikle yılın ikinci altı ayında yapılan zamlar ekonomide önemli bir maliyet baskısı yaratmıştır. Yılın ikinci yarısında faizlerdeki artış ve reel ücretlerdeki gerilemenin neden olduğu iç talep daralmasına rağmen, enflasyon oranının çıkış trendini koruması, bu dönemde ekonomide maliyet artışından kaynaklanan bir enflasyonun varlığına işaret etmektedir.
Kamu imalat sanayii fiyatları 1997 yılında yüzde 108,5 artarken, özel sektör imalat sanayii fiyatlarındaki artış yüzde 85,4 düzeyinde kalmıştır. Kamu sektörünün ürettiği hammaddeleri girdi olarak kullanan özel sektör imalat sanayiinin yılın ikinci yarısında meydana gelen önemli maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtamamalarının ardında bir iç talep daralması yeralmaktadır. İç talep daralmasına rağmen sanayi üretimindeki artışın sürmesi, üretim kararlarının uzun vadeli olarak alındığı ve firmaların mamul mal stoklarını artırdığı sonucunu doğurmaktadır.
Yıl boyunca tarım fiyatları yıllık bazda TEFE artışının üzerinde seyretmiştir. Yüksek destekleme alım fiyatları, üretimde görülen gerileme 1997 yılında tarım fiyatlarının önceki yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşmesine neden olmuştur.

|
|
|
|||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| TÜFE |
78,3
|
82,2
|
80,7
|
79,9
|
80,4
|
76,9
|
77,6
|
87,7
|
96,1
|
85,7
|
| TEFE |
64,3
|
73,2
|
78,4
|
84,4
|
75,9
|
77,8
|
74,4
|
83,2
|
89,0
|
81,8
|
| Özel |
65,3
|
72,2
|
76,5
|
80,3
|
74,2
|
76,1
|
76,3
|
80,7
|
87,3
|
80,7
|
| Kamu |
61,2
|
76,9
|
85,0
|
99,4
|
81,9
|
83,9
|
67,8
|
91,7
|
94,7
|
85,5
|
| Tarım |
75,7
|
82,5
|
92,0
|
93,0
|
86,5
|
81,5
|
85,6
|
84,7
|
93,4
|
86,9
|
| Maden. |
75,9
|
81,6
|
95,2
|
99,2
|
89,3
|
89,1
|
70,4
|
76,8
|
72,0
|
76,2
|
| Enerji |
76,6
|
98,6
|
104,5
|
120,4
|
101,7
|
92,7
|
70,9
|
63,6
|
66,9
|
71,8
|
| İmalat |
59,3
|
68,1
|
71,8
|
79,0
|
70,4
|
75,1
|
70,2
|
84,2
|
89,3
|
80,6
|
| Özel |
60,2
|
66,8
|
69,2
|
74,1
|
68,2
|
73,1
|
71,3
|
78,9
|
84,4
|
77,6
|
| Kamu |
56,4
|
72,1
|
80,0
|
95,1
|
77,1
|
81,3
|
66,9
|
99,9
|
104,0
|
89,7
|
(1)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1994=100 alınmıştır.
|
|
|
|
||||
| SEKTÖRLER |
|
|
|
|
|
|
| GENEL |
75,9
|
81,8
|
81,9
|
85,5
|
74,3
|
80,7
|
| TARIM |
86,5
|
86,9
|
--
|
--
|
86,5
|
86,9
|
| Tarım, Avcılık |
84,5
|
90,2
|
--
|
--
|
84,5
|
90,2
|
| Ormancılık |
105,5
|
52,4
|
--
|
--
|
105,5
|
52,4
|
| Balıkçılık |
119,3
|
47,8
|
--
|
--
|
119,3
|
47,8
|
| MADENCİLİK |
89,3
|
76,2
|
88,1
|
77,8
|
92,4
|
72,0
|
| Kömür Madenleri |
89,2
|
76,6
|
86,9
|
79,9
|
95,6
|
67,5
|
| Ham Petrol, Doğalgaz |
93,3
|
67,7
|
93,4
|
68,1
|
92,1
|
63,6
|
| Metal Cevheri |
78,1
|
88,8
|
77,2
|
84,8
|
81,8
|
105,1
|
| Taşocakçılığı |
90,1
|
83,6
|
91,3
|
120,9
|
89,8
|
72,7
|
| İMALAT |
70,4
|
80,6
|
77,1
|
89,7
|
68,2
|
77,6
|
| Gıda |
81,9
|
86,6
|
96,6
|
79,7
|
79,2
|
87,0
|
| Tekstil |
53,5
|
49,9
|
52,4
|
77,6
|
53,5
|
72,4
|
| Giyim |
69,6
|
73,2
|
56,7
|
79,1
|
70,0
|
62,3
|
| Deri |
84,6
|
81,1
|
51,4
|
64,7
|
97,4
|
85,9
|
| Kağıt |
28,1
|
58,0
|
38,9
|
47,6
|
24,3
|
62,1
|
| Petrol Ürünleri |
96,5
|
93,8
|
92,1
|
93,5
|
95,5
|
94,6
|
| Kimyasal Ürünler |
57,2
|
78,7
|
33,6
|
75,5
|
64,8
|
79,6
|
| Plastik ve Kauçuk |
60,9
|
68,3
|
--
|
--
|
60,9
|
68,3
|
| Metalik Olmayan Madenler |
76,4
|
87,1
|
70,6
|
84,3
|
77,0
|
82,2
|
| Metal Ana Sanayi |
57,8
|
88,3
|
56,5
|
87,5
|
58,9
|
89,0
|
| Metal Eşya |
58,1
|
73,6
|
49,1
|
89,0
|
58,2
|
73,5
|
| Makina-Teçhizat |
70,7
|
71,8
|
59,0
|
62,0
|
70,9
|
72,0
|
| Elektrikli Cihazlar |
55,7
|
67,6
|
78,7
|
51,6
|
55,0
|
68,1
|
| Motorlu Kara Taşıtı |
71,5
|
72,2
|
--
|
--
|
71,5
|
72,2
|
| ENERJİ |
101,7
|
71,8
|
101,7
|
71,8
|
--
|
--
|
| Elektrik |
104,0
|
68,8
|
104,1
|
68,8
|
--
|
--
|
| Su |
90,9
|
86,2
|
91,1
|
86,2
|
--
|
--
|
(1) 1994=100 baz olarak alınmıştır.