III

MALİ PİYASALAR

III.1. BANKACILIK SEKTÖRÜ VE KREDİ POLİTİKASI

III.1.1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Toplam Merkez Bankası kredileri, kamu ve bankacılık sektörüne açılan krediler olmak üzere iki ana kalemden oluşmaktadır. Kamu sektörüne açılan krediler, temel olarak Hazine’ye kısa vadeli avans kaleminden oluşurken, Merkez Bankası kredileri içindeki payı giderek azalmakta olan bankacılık sektörü kredileri ise tarımsal krediler, sanayici kredileri ile ticari kredilerden meydana gelmektedir. Toplam Merkez Bankası kredileri 1997 yılı sonu itibariyle, bir önceki yıl sonuna göre nominal olarak yüzde 8,8 azalışla, 378,6 trilyon Türk lirasından 345,2 trilyon Türk lirasına inmiştir.

Merkez Bankası toplam kredilerindeki düşüş, Hazine'ye açılan kısa vadeli avanstaki azalıştan kaynaklanmıştır. Merkez Bankası toplam kredilerinin tümüne yakın bir büyüklüğü oluşturan kısa vadeli avanstaki azalış, Merkez Bankası kredilerinin azalışını belirleyen en önemli gelişme olmuştur.

Merkez Bankası Kredilerinde 1997 Yılı Gelişmeleri

Hazineye Kısa Vadeli Avans

Hazine'ye kısa vadeli avans üst limiti, Merkez Bankası kanunu'nun 3985 sayılı kanun ile değişik 50'nci maddesi gereği, 1997 yılı için bir önceki yıl bütçe ödenekleri toplamını aşan tutarın yüzde 6'sı olarak belirlenmiştir. Bu orana dayanılarak belirlenen 133,9 trilyon Türk liralık kısa vadeli avans limitinden 1997'nin Ağustos ayına kadar kullanılmış olan kısım Hazine'ce Banka'ya geri ödenmiş ve bu tarihten yıl sonuna kadar kullanım olmamıştır. Hazine'ye kısa vadeli avans hesabı bakiyesi 1997 yılına 370,9 trilyon Türk lirası olarak devretmiştir. Merkez Bankası'nın yıllık kâ rından Hazine'ye ödenmesi gereken 33,3 trilyon Türk liralık kısım, Hazine Müsteşarlığı ile varılan mutabakat gereği takas edilerek 370,9 trilyon liradan düşülmüş ve avans bakiyesi 337,6 trilyon Türk lirasına indirilmiştir. Bu gelişmeler sonucu Hazine'ye kısa vadeli avans bakiyesi 1997 yılında nominal olarak yüzde 9 azalmıştır.

 

Tarımsal Krediler

a) T.C. Ziraat Bankası'na 1997 yılı içerisinde, 15 Eylül 1996 tarihinde daraltılan limit çerçevesinde kullandırılan tarımsal reeskont kredisinin 7,1 trilyon Türk lirası tutarındaki 1996 yıl sonu bakiyesi, 1997 yıl sonu itibariyle de aynı düzeyde kalmıştır.

b) Şeker pancarı alımlarının finansmanı amacıyla, Şekerbank aracılığı ile şeker pancarı üreticilerine 19 Aralık 1991 tarihinde belirlenen limit dahilinde kullandırılan kredinin 1996 yılı sonunda 55 milyar Türk lirası olan bakiyesi, 1997 yılı sonunda da değişmemiştir.

Sanayici Kredileri

a) Esnaf ve Küçük Sanatkâ r Kredileri

Esnaf ve küçük sanatkâ rların işletme kredisi ihtiyacını karşılamak amacıyla Türkiye Halk Bankası'na kullandırılan kredinin, 1996 yılı sonu itibariyle 471,7 milyar Türk lirası olan bakiyesi, 1997 yılında senet değişimine bağlı olarak 472,5 milyar Türk lirası düzeyinde kalmıştır.

b) Orta Vadeli Krediler

Önceki yıllarda Merkez Bankasınca açılan orta vadeli reeskont kredilerinin tasfiyesi işlemine 1997 yılında da devam edilmiştir. Bu kredilerin, 1996 yılı sonu itibariyle 14,4 milyar Türk lirası olan bakiyesi, 1997 yılı sonunda 700 milyon Türk lirasına inmiştir.

Ticari Krediler

Kısa vadeli senet reeskontu sistemi dahilinde bankacılık sektörünün likidite ihtiyacını karşılamak amacıyla önceki yıllarda bankalara kullandırılan krediler, 1995 yılı içerisinde tasfiye edilmiş ve 1996 yılında olduğu gibi, 1997 yılında da bu kapsamda kredi kullandırılmamıştır.

Kabul Finansmanı Kredileri

İhracatçıların vadeli satışlarından doğan alacaklarının finansmanı amacıyla, 1997 yılı içinde 12,4 milyon ABD doları senet karşılığı 1,9 trilyon Türk lirası tutarında kredi kullandırılmıştır. Bu kredinin borç bakiyesi, 1997 yılı sonu itibariyle 3 milyon ABD doları olmuştur.

III.1.2. Bankalar

III.1.2.A. Bankaların Konsolide Bilançoları ile Konsolide Kâr/Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler

a) Konsolide Bilançodaki Gelişmeler

Bankacılık sektörünün toplam varlıkları, 1997 Kasım ayı itibariyle bir önceki yıl sonuna göre nominal olarak yüzde 99,1 ve reel olarak yüzde 9,9 büyüyerek 17 838 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Sektörün toplam aktiflerindeki büyüme ABD doları bazında incelendiğinde, 1996 yılı sonunda 83,3 milyar ABD doları olan toplam aktiflerin Kasım 1997 tarihi itibariyle 92,2 milyar dolara yükseldiği görülmektedir. Büyümesini 1997 yılında da sürdüren bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin GSMH’ya oranı, 1996 yılı sonu itibariyle yüzde 59,8'e, 1997 yılı sonu itibariyle ise tahmini GSMH rakamlarıyla yapılan hesaplamaya göre, yüzde 62 dolayına yükselmiştir. Bankacılık sektörü toplam aktiflerinin GSMH'ya oranındaki hızlı yükseliş, finansal derinleşmenin hızlandığını yansıtmaktadır.

Bankacılık sektörünün toplam aktiflerinde 1997 yılında gerçekleşen reel büyüme, temel olarak bilanço toplamı içindeki payı geleneksel olarak yüksek olan krediler portföyündeki artıştan kaynaklanmıştır. Sektörün toplam kredileri 1997 Kasım ayı itibariyle bir önceki yıl sonuna göre reel olarak yüzde 11 artmıştır (1). Toplam kredilerdeki artış, yabancı para ve Türk lirası krediler ayırımına göre incelendiğinde, yabancı para kredilerin reel olarak yüzde 20,4, Türk parası kredilerin ise yüzde 3,4 oranında artış gösterdiği görülmektedir.

(1) Tek düzen hesap sisteminde yapılan ve 1997 yılı başından itibaren uygulanmaya başlanılan değişiklik gereği, mali sektöre açılan kredilerin toplam kredilerden ayrı olarak gösterilmesi nedeniyle, kredilerdeki artış oranı yalnızca önceki yıl sonu rakamı ile karşılaştırılmıştır.

Bankacılık sektörünün açtığı kredilerin artışını belirleyen en önemli faktörün ekonomideki büyüme sürecinin devam etmesi olduğu söylenebilir. Toplam kredilerdeki artış, kredi türlerindeki değişimler itibariyle incelendiğinde, ihracat kredileri ile firmaların işletme sermayesi ihtiyaçları için talep ettikleri ticari kredilerin önemli oranda büyüdüğü görülmektedir. Kasım 1997 itibariyle ihracat kredileri ve ticari krediler bir önceki yıl sonuna göre reel olarak sırasıyla yüzde 11,6 ve yüzde 24 artmıştır. Üretimdeki artışın finansmanı amacıyla kullanılan bu kredilerdeki artış, özellikle sanayi sektöründeki büyüme sürecinin devam ettiği ve banka kredilerindeki artışı uyardığı yolunda bir gösterge sayılabilir.

Konsolide bilanço toplamındaki payı büyük olan diğer kalemlerden menkul değerler cüzdanı ise aynı dönemde reel olarak yüzde 15 azalmıştır. Repodaki menkul değerler hariç, teminata verilen ve bağlı değerler olarak tutulan menkul değerler dahil olmak üzere sektörün toplam menkul değerler cüzdanının maliyet değerleri üzerinden toplam tutarı, 30 Kasım 1997 tarihi itibariyle 2 271 trilyon Türk lirası olmuş ve aktif toplamı içindeki payı yüzde 12,7 düzeyinde gerçekleşmiştir. Menkul değerlerin toplam aktiflere oranı 1996 yılı sonunda yüzde 15,6 düzeyinde gerçekleşmişti.

Menkul değerlerdeki azalış, 1996 yılı sonunda banka portföylerinde bulunan ve vergi erteleme amacıyla satın alınmış olan özellikle yabancı ülkeler tarafından ihraç edilmiş olan menkul kıymetler tutarındaki azalışla açıklanabilir.

İncelenen dönemde reel olarak yüzde 117 artış gösteren ve 1996 yıl sonunda konsolide bilanço toplamı içindeki payı yüzde 6,4 iken, Kasım 1997'de yüzde 12,6'ya yükselen faiz gelir tahakkukları ve reeskontları kalemindeki artış, sektörün toplam aktiflerindeki büyümede etkili olan bir diğer gelişme olmuştur. Tahakkuk etmiş, ancak tahsil edilmemiş faiz gelirleri ile henüz gerçekleşmemiş faiz reeskontlarının kaydedildiği bu kalem, esas olarak, kredilere yapılan tahakkuk ve reeskontlar ile menkul kıymetlere yapılan reeskontları kapsamaktadır. Menkul değerlere yapılan reeskontlardaki artış, menkul değerler portföyündeki ve bilanço dışında izlenen repo konusu kıymetlere gelir reeskontu yapılmasından kaynaklanmıştır.

Bankacılık sektörünün brüt tahsili gecikmiş alacakları, Kasım 1997 itibariyle önceki yıl sonuna göre reel olarak yüzde 7,5 artarak 168 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Takibe alınan krediler için ayrılan karşılıkların reel olarak yüzde 14,5 azalması sonucu, net takipteki krediler 1996 sonuna göre reel olarak yüzde 46,6 artış göstermiştir. Bu artışın kredilerin artış hızından daha yüksek olması nedeniyle, net takipteki alacakların konsolide bilanço toplamı içindeki payı, binde 3'ten binde 5'e yükselmiştir.

Konsolide bilançonun aktif tarafındaki diğer kalemlerde ise şu gelişmeler gözlemlenmiştir: Mevduat munzam karşılıklarının 1996 yılı sonunda yüzde 5,2 olan bilanço toplamı içindeki payı, küçük bir azalışla Kasım 1997’da yüzde 4,9’a inmiştir. Merkez Bankası’nın Temmuz 1996 tarihinde yaptığı yeni bir düzenleme ile mevduat munzam karşılık uygulamasındaki sabit-artan ayrımının kaldırılması, bankaların munzam karşılık yükünü belirli oranda hafifletmiştir. Yapılan yeni düzenlemenin de etkisi ile Kasım 1995 tarihinde yüzde 11,5 olan efektif munzam karşılık oranı, Kasım 1996 tarihinde yüzde 9 dolayına çekilmiş, Kasım 1997 tarihinde ise aynı düzeyde kalmıştır.

Konsolide bilançonun pasif tarafında ise şu gelişmeler gözlemlenmiştir: Toplam mevduatın konsolide bilanço toplamı içindeki payı, toplam mevduatın reel olarak aynı düzeyde kalması sonucu 1996 sonunda yüzde 63,1 olan düzeyinden Kasım 1997 sonu itibariyle 57,2'ye inmiştir. Toplam mevduattaki gelişme Türk lirası ve yabancı para mevdut ayırımı göz önüne alınarak incelendiğinde, yabancı para mevduatın Türk lirası cinsinden değeri, bir önceki yıl sonuna göre reel olarak yüzde 3,8 oranında artarken, Türk lirası mevduatın reel olarak azaldığı görülmektedir. Türk lirası mevduattaki azalışın ise toplam mevduatın bilanço toplamı içindeki payının azalmasına neden olduğu görülmektedir.

Türk lirası mevduattaki azalmanın çeşitli nedenleri olduğundan söz edilebilir. İlk olarak, mevduatın tasarruf sahibine sağladığı net reel getiri, mevduatın faiz geliri üzerinden alınan vergi stopajının 1997 yılından başlanılarak yüzde 5'ten yüzde 12'ye yükseltilmesi ve enflasyon oranının bir önceki yıla göre yükselmesi sonucu azalmıştır. İkinci olarak, mevduatın reel olarak sabit düzeyde kalmasının bankaların fonlama davranışından kaynaklanan nedenleri olduğu da söylenebilir. Bankalar nezdinde bulunan mevduatın ne kadarının kredi olarak kullandırıldığının bir ölçütü olarak kabul edilen ve 1996 yılı sonunda yüzde 62 olan toplam krediler/toplam mevduat oranı, Kasım 1997 tarihi itibariyle yüzde 69'a yükselmiştir. Bankaların, özellikle Türk lirası mevduata önerdikleri faiz oranlarını son iki yılda fazla değiştirmemeleri, daha fazla Türk lirası mevduat kabul etmek istemedikleri şeklinde yorumlanabilir. Bankaların aynı dönemde, döviz tevdiat hesaplarına önerdikleri faiz oranlarını sürekli olarak yükseltmeleri ise diğer nedenlerin yanında döviz kurlarının 1997 yılında genellikle istikrarlı seyretmesi nedeniyle, döviz mevduatının Türk lirası cinsinden maliyetinin Türk lirası mevduattan daha düşük düzeyde seyretmesi ile açıklanabilir. Üçüncü olarak, tasarruf sahiplerinin mevduata alternatif mali araçlara, özellikle repo işlemlerine yönelimleri 1997 yılında önemli oranda artış göstermiştir. Repo işlemlerinin gerek vergi avantajı gerek likidite açısından mevduata göre üstün özelliklere sahip oluşu, bu aracın çekiciliğini artırmıştır. Repo kazançlarının 1998 yılından başlıyarak vergilendirilmesinin bu işlemlerin çekiciliğini ne ölçüde etkileyeceği 1998 yılında görülecektir.

Konsolide bilançonun pasif tarafındaki diğer gelişmeler ise aşağıdaki gibi özetlenebilir: Ayrılan karşılıkların payında önemli bir değişim görülmemiş ve 1996 yıl sonunda yüzde 1,3 olan karşılıkların payı, Kasım 1997'de yüzde 1,2'ye inmiştir.

Sektörün toplam özkaynaklarının 1996 yılı sonunda yüzde 8,9 olan konsolide bilanço toplamı içindeki payı, Kasım 1997 tarihi itibariyle değişmemiştir. Ancak, bilanço toplamının reel olarak büyüdüğü göz önüne alındığında, toplam özkaynakların da reel olarak aynı oranda arttığı anlaşılmaktadır. Toplam özkaynaklarda Kasım 1997 tarihi itibariyle, bir önceki yıl sonuna göre meydana gelen reel artış, yüzde 10,6 düzeyinde olmuştur. Sektörün özkaynaklarındaki reel artışı belirleyen en önemli faktör, ödenmiş sermaye kalemindeki yüzde 24,3 düzeyindeki reel artış olmuştur. Üç bankanın (Denizbank, Anadolu Bank ve ING Bank) 1997 yılında sektöre girmesi de ödenmiş sermaye kaleminin artışında etkili olmuştur.

Bankaların döviz varlık ve yükümlülüklerinde ise aşağıdaki gelişmeler gerçekleşmiştir. 12 Aralık 1997 tarihli geçici verilere göre bankaların yurtdışı döviz varlıkları, bir önceki yıl sonuna göre ABD doları bazında yüzde 4,2 azalarak, 11,3 milyar ABD dolarından 10,8 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Yurt dışı döviz varlıklarındaki azalma, bankaların yurtdışı muhabirleri nezdindeki döviz varlıklarını 1996 yılı sonuna göre yüzde 5,4 azaltmalarından kaynaklanmıştır. Yurt içi döviz varlıkları ise mevduat munzam karşılıkları ile yurt içine açılan döviz kredilerindeki artışa paralel olarak, 1996 yılı sonuna göre yüzde 15,5 artış göstermiştir. Yurt içine açılan döviz kredilerinde meydana gelen yüzde 16,5 oranındaki artış dikkat çekicidir.

Bankaların toplam döviz yükümlülükleri, 1997 yılı Aralık ayı itibariyle bir önceki yıl sonuna göre ABD doları bazında yüzde 10 artmıştır. Sektörün döviz yükümlülüklerindeki artış, yurtdışından sağlanan orta ve uzun vadeli döviz kredilerindeki artış ile yurtiçi adresli döviz tevdiat hesaplarındaki artıştan kaynaklanmaktadır. 12 Aralık 1997 tarihli geçici verilere göre, bankaların yurtdışından sağladığı kısa vadeli döviz kredileri, bir önceki yıl sonuna göre yüzde 4,3 artış gösterirken, sağlanan orta ve uzun vadeli kredilerdeki artış yüzde 42,5 olmuştur.

Sektörün yurtdışı piyasalardan sağladığı uzun vadeli kredi miktarındaki artış, ilk bakışta, bankaların kolaylıkla uzun vadeli fon sağlayabildikleri biçiminde bir izlenim vermektedir. Söz konusu gelişme, yurtdışından sağlanan bir yıldan daha kısa vadeli kredilere uygulanan fon kesintisinden kaçınabilmek amacıyla, bankaların bir yıldan biraz daha uzun vadeli kredi sağlamaya çalışmalarından kaynaklandığı şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca, bankaların yurtdışından sağladıkları toplam döviz kredileri, 1996 yılı sonuna göre yaklaşık 1,3 milyar ABD doları artış göstermiştir.

Bankacılık sektörü döviz yükümlülüklerinin önemli bir bölümünü oluşturan döviz tevdiat hesapları (DTH), 1996 yılı sonuna göre ABD doları bazında yüzde 10 artarak 24,5 milyar dolardan 27,2 milyar dolara yükselmiştir. DTH daki artışın, bankalarca bu hesaplara önerilen faiz oranlarının 1997 yılı içinde sürekli yükselmesinden kaynaklandığı söylenebilir.

Bankaların döviz varlık ve yükümlülüklerinde yukarıda özetlenen gelişmeler sonucu döviz pozisyon açıkları, 1996 yılı sonuna göre ABD doları bazında yüzde 65 oranında artış göstermiş ve 1996 yılı içerisinde 3-3,5 milyar dolar arasında seyreden açık, 12 Aralık 1997 tarihi itibariyle 4,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.

DTH'na önerilen faiz oranlarının 1997 yılı boyunca sürekli artış göstermesine karşın, yabancı para mevduatın bankalara Türk lirası cinsinden maliyetinin resmi mevduat dışındaki Türk lirası mevduattan daha düşük düzeyde kalması, yabancı para pozisyon açığının büyümesinde etkili olmuştur.

b) Konsolide Kâr / Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler

Bankacılık sektörü 1997 yılı Eylül ayı itibariyle kâ rını bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 352,2 ve reel olarak yüzde 146 artırarak, 383,8 trilyon Türk lirası net kâr sağlamıştır. Kârın, sektörün en önemli gelir kalemi olan kredilerden alınan faizlerden sağlandığı, faiz dışı gelir-gider dengesinin ise bir önceki yılda olduğu gibi zararla sonuçlandığı görülmektedir.

Bankaların toplam faiz gelirleri içinde en büyük paya sahip olan kredilerden alınan faizler, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 34 artış göstermiştir. Aynı dönemde menkul değerlerden sağlanan faiz gelirleri ise bir önceki yılın Eylül ayına göre nominal olarak yüzde 101 ve reel olarak yüzde 8,6 artmıştır. Kredilerden alınan faizler ve menkul kıymetlerden sağlanan faiz gelirlerindeki reel artışlara bağlı olarak, toplam faiz gelirleri bir önceki yılın Eylül ayına göre reel olarak yüzde 32,7 artmıştır.

Sektörün toplam faiz giderleri, Eylül 1997 itibariyle, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 26,7 artış göstermiştir. Sektörün toplam faiz giderlerinin reel olarak toplam faiz gelirlerine göre daha düşük oranda arttığı görülmektedir. Bankalar açısından maliyet avantajı sağlayan bu durumun mevduatın 1997 yılında reel olarak sabit kalması ve böylece faiz giderleri içinde en büyük payı oluşturan mevduata ödenen faiz tutarının artışının sınırlı kalmasından kaynaklandığı söylenebilir. Mevduata ödenen faiz kaleminde bir önceki yıla göre meydana gelen yüzde 10'luk reel artış, söz konusu faiz giderlerinin 1995 - 1996 yılları arasındaki yüzde 30 düzeyindeki reel artışın oldukça altındadır.

Yukarıda özetlenen gelişmeler sonucu sektörün en önemli gelir kaynağı olan net faiz gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 48,2 artarak, bir önceki yıldaki 380,5 trilyon Türk lirasından 1 045,2 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.

Sektörün kâr düzeyini belirleyen diğer bir faktör ise net faiz dışı gelirlerdir. Sektörün faiz dışı gelir - gider dengesi, 1996 yılında olduğu gibi 1997 yılında da zararla sonuçlanmıştır. Faiz dışı gelir ve giderlerdeki değişimler ayrıntılı olarak incelendiğinde, sermaye piyasası işlemlerinden sağlanan net kârların önceki yıla göre reel olarak azaldığı, kambiyo zararlarının ise önceki yıla göre arttığı görülmektedir. Personel giderlerinin kontrollü bir biçimde artmasına ve diğer faiz dışı giderlerin ise azalmasına karşın, sermaye piyasası işlemleri kârlarının azalması ve kambiyo zararlarının artması, sektörün faiz dışı gelir-gider dengesinin zararla sonuçlanmasına neden olmuştur. Yukarıda özetlenen gelişmeler sonucu sektörün net kârı, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 144 artarak, 383,8 trilyon Türk lirası düzeyinde
gerçekleşmiştir.

c) Mevduat

Bankalararası mevduat dışındaki toplam mevduat, 1997 yılı Kasım ayı itibariyle bir önceki yılsonuna göre nominal olarak yüzde 89,2, reel olarak ise yüzde 4,3 artarak 10 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Geçen yıla kıyasla toplam mevduatın artış hızı 1997 yılında önemli ölçüde yavaşlamıştır.

TABLO III.1.1
MEVDUAT TÜRLERİNİN TOPLAM MEVDUAT İÇİNDEKİ
YÜZDE PAYLARI
(Bankalararası Mevduat Hariç)
 
           
 
 
Döviz Tevdiat Hesabı
 
 
Tasarruf Mevduatı
 
 
Ticari Mevduat
 
 
Resmi Mevduat
Diğer Mevduat ve Mevduat Sertifikası
1991
34,0
37,0
12,0
3,0
14,0
1992 Kasım
40,0
33,0
10,0
3,0
14,0
1993 Kasım
45,0
29,0
10,0
4,0
12,0
1994 Kasım
52,1
29,4
8,3
2,7
7,5
1995 Kasım
49,2
32,7
8,0
2,3
7,8
1996 Kasım
50,2
31,7
7,2
3,5
7,4
1997 Kasım
51,5
29,3
5,8
5,1
8,3
Kaynak: TCMB

 

Resmi mevduat, diğer mevduat ve DTH'lar dışındaki bütün mevduat türlerinde reel azalma olmuştur 1997 yılı Kasım ayında Türk lirası mevduat, 1996 yılı Aralık ayına göre nominal olarak yüzde 84,8, reel olarak ise yüzde 1,9 artarak 4,8 katrilyon Türk lirasına yükselmişir. Aynı dönemde Türk lirası cinsinden döviz tevdiat hesapları nominal olarak yüzde 93,6, reel olarak ise yüzde 6,7 artarak 5,1 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Geçtiğimiz yıl yüzde 18'e yakın artan döviz tevdiat hesaplarının dolar cinsinden büyüklüğü de 1997 yılı Kasım ayı itibariyle geçen yıl sonuna göre yüzde 6,7 oranında artış göstermiştir.

Mevduatın vadelere göre dağılımı, geçen yıl olduğu gibi 1997 yılında da tasarruf sahiplerinin kısa vadeyi tercih ettiklerini göstermektedir. Kasım ayı itibariyle, toplam mevduat içinde vadesiz mevduatın payı yüzde 26,2, 1 ay vadeli mevduatın payı yüzde 14,4, 3 ay vadeli mevduatın payı yüzde 33,8, 6 ay vadeli mevduatın payı yüzde 16,5 ve 1 yıl vadeli mevduatın payı yüzde 9,1'dir. Mevduatın üç ay ve daha kısa vadeli mevduatta yoğunlaştığı görülmektedir (Grafik III.1.1).

Türk lirası mevduatın türlerine göre artış hızları şöyle gerçekleşmiştir: 1997 yılı Kasım ayında, geçen yıl sonuna göre, nominal artışlar tasarruf mevduatında yüzde 73,7, ticari mevduatta yüzde 44,4, resmi mevduatta yüzde 215,6 ve diğer mevduatta yüzde 129,8 oranında gerçekleşmiştir. Mevduat sertifikası hacmi ise geçen yılsonuna göre yüzde 96,8 azalmıştır. Bu azalış, mevduat sertifikaları uygulamasının 30 Ocak 1997 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmasından kaynaklanmaktadır. Yine Ocak-Kasım dönemi itibariyle en yüksek artış, toplam mevduatın yüzde 5’ini oluşturan resmi mevduatta gerçekleşmiştir. Döviz tevdiat hesapları, resmi mevduat ve diğer mevduatın toplam mevduat içindeki payı artarken, tasarruf mevduatı ve ticari mevduatın payları bir miktar azalmıştır (Tablo III.1.1).

GRAFİK III.1.1
MEVDUATIN VADELERE GÖRE DAĞILIMI (Yüzde)
 

 

d) Krediler

Bankacılık sektörünün toplam kredileri, 1997 yılı Kasım ayında 1996 yılsonuna göre nominal olarak yüzde 101,3, reel olarak ise yüzde 11 artarak 7,1 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Mevduatın kredilere kanalize edilen miktarını gösteren kredi/mevduat oranı, daha çok mevduatlardaki yavaşlama nedeniyle, 1996 yılına göre artarak yüzde 69,4'e yükselmiştir. Kredi/toplam varlık oranı ise yüzde 39,7'ye gerilemiştir (Tablo III.1.2).

Bankacılık sektörünün toplam kredileri içinde, 1997 yılı Kasım ayı itibariyle özel bankaların payı yüzde 60,1, kamu bankalarının payı yüzde 31, kalkınma ve yatırım bankalarının payı yüzde 5,6 ve yabancı bankaların payı yüzde 3,5 olarak gerçekleşmiştir. Özel bankaların ve yabancı bankaların toplam krediler içindeki payı 1996 Aralık ayına göre artmış, diğer banka gruplarının payı ise azalmıştır. Özel bankaların kredi hacmi, 1997 yılı Kasım ayında 1996 yılsonuna göre, nominal olarak yüzde 136,4 oranında artarken, kamu bankalarının yüzde 73,3 yabancı bankaların yüzde 232,5 ve kalkınma ve yatırım bankalarının yüzde 92 oranında artmıştır. Reel olarak bakıldığında, özel bankaların kredileri yüzde 30,4 artarken kamu bankalarının kredileri yüzde 4,5 azalmıştır. Yabancı bankaların kredilerindeki reel artış yüzde 83,4, kalkınma ve yatırım bankalarının kredilerindeki artış ise yüzde 5,9'dur (Grafik III.1.2).

TABLO III.1.2
BANKA KREDİLERİNDEKİ GELİŞMELER
 
 
Krediler 
(yüzde artış)
Kredi/mevduat 
(yüzde)
Kredi/Toplam Varlık (yüzde)
1991
59,7
73,9
42,3
1992 Kasım
92,0
71,8
38,9
1993 Kasım
103,9
88,8
42,6
1994 Kasım
61,2
56,7
35,4
1995 Kasım
118,4
62,0
39,4
1996 Kasım
129,6
61,5
41,8
1997 Kasım
101,3
69,4
39,7
Kaynak: TCMB
GRAFİK III.1.2
KREDİLERİN BANKA GRUPLARI İÇİNDEKİ PAYI(Yüzde)
 

Kredilerin büyük bir bölümü, 1996 yılında olduğu gibi 1997 yılı Kasım ayında da ticari krediler, ihracat kredileri ve ihtisas kredilerinden oluşmaktadır. Krediler içinde toplam ticari krediler yüzde 35'lik payla ilk sırayı alırken, kısa vadeli ihracat kredileri yüzde 30, toplam ihtisas kredileri ise yüzde 19 pay almaktadır. Geçen yılın Kasım ayına göre toplam ticari kredilerin toplam krediler içindeki payı artarken, kısa vadeli ihracat kredilerinin payı değişmemiş, toplam ihtisa kredilerinin payı ise azalmıştır. Diğer taraftan toplam tüketici kredilerinin payı yüzde 6, ithalat kredilerinin payı binde 1, mali kesime açılan kredilerin payı yüzde 5, ihracat garantili yatırım kredilerinin payı yüzde 3 ve diğer yatırım kredilerinin payı yüzde 2 olarak gerçekleşmiştir. Mali kesime kullandırılan kredilerin payı 1996 yılı Ekim ayına göre bir miktar azalmış, ihracat garantili yatırım kredilerinin payı bir miktar artmış, diğer kredi türlerinin payı ise değişmemiştir.

Toplam kredilerin Türk lirası ve yabancı para krediler arasındaki dağılımı incelendiğinde, yabancı para cinsinden kredilerin toplam krediler içindeki payının geçen yılsonuna göre bir miktar arttığı görülmektedir. Geçtiğimiz yılsonunda Türk lirası kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 55'ten, 1997 yılı Kasım ayında yüzde 51,2'ye inmiş, yabancı para cinsinden kullandırılan kredilerin payı ise, yüzde 45'ten yüzde 48,8'e yükselmiştir. Bu dönemde yabancı para krediler yüzde 118,3 oranında artış göstermiştir.

Kredilerin vade yapısı incelendiğinde, 1997 yılı Kasım ayı itibariyle toplam kredilerin yüzde 83,2'sinin kısa vadeli kredilerden, yüzde 16,8'inin ise orta vadeli kredilerden oluştuğu görülmektedir. Geçen yıl Kasım ayında kısa vadeli kredilerin payı yüzde 82,3, orta vadeli kredilerin payı 17,7 olarak gerçekleşmişti. 1997 yılında, 1996 yılına göre kredilerin vade yapısında önemli bir değişiklik olmamıştır.

III.1.2.B. Yasal ve İdari Düzenlemeler

1997 yılında bankalara ilişkin olarak getirilen düzenlemeler aşağıda özetlenmektedir.

a) Tekdüzen Hesap Planı ve Tekdüzen Raporlama Paketi'ne İlişkin Düzenlemeler

1986 yılında yürürlüğe giren Tek Düzen Hesap Planı (TDHP), zaman içerisinde bankacılık uygulamaları ve teknolojisindeki değişiklik ve yenilikler ile uluslararası platformda ortaya çıkan ihtiyaçlara uyum sağlayamaz duruma gelmiştir. TDHP'nın etkinliğinin arttırılması ve eksikliklerinin tamamlanması amacıyla gözden geçirilmiş, yapılan değişiklikler Bankalar Kanununun vermiş olduğu yetki çerçevesinde, Hazine Müsteşarlığı'nca 1 Ocak 1997'den geçerli olmak üzere yürürlüğe konmuştur.

Bu paralelde yine 1986'dan beri kullanılmakta olan ve Tek Düzen Hesap Planı'nı esas alan TCMB Gözetim Sistemi Raporlama Paketi'nin de revize edilmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu doğrultuda, TCMB Gözetim Sistemi Raporlama paketinin, yeni bankacılık enstrümanlarını, uluslararası muhasebe standartları ve diğer uluslararası bankacılık düzenlemelerini ve Merkez Bankası Gözetim sistemi bünyesinde istenen diğer bilgileri kapsayacak, aynı zamanda zaman ve emek tasarrufu sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmesi gereği doğmuştur. Yeniden düzenlenen Raporlama Paketi 1 Ocak 1997'den itibaren yürürlüğe girmiştir.

b) Özel Finans Kurumlarının cari ve katılma hesapları blokajları

Özel Finans Kurumları hakkındaki muhtelif tarihli tebliğlerimizle değişik 21 Mart 1984 tarih 18348 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 1 No.lu Merkez Bankası tebliğinin "Blokaj" başlığını taşıyan 10'ncu maddesi, 26 Kasım 1997 tarih, 23182 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 28 Kasım 1997 tarihli blokaj cetvelinden başlamak üzere yürürlüğe giren 5 No.lu Merkez Bankası tebliği ile değiştirilmiştir. Buna göre, sabit ve artan fon ayrımı gözetmeksizin, Türk lirası ve yabancı para cari hesaplar için kasa ve bankalarda yüzde 6 oranında nakit ve Merkez Bankası nezdinde yüzde 15 oranında blokaj, Türk lirası ve yabancı para katılma hesapları için ise Merkez Bankası nezdinde yüzde 6 oranında blokaj tesis edilmesi, kasa ve bankalarda bulundurulacak nakit ve Merkez Bankası nezdinde tesis edilecek blokajlar, Türk lirası hesaplar için Türk lirası cinsinden, ABD doları, Alman markı, Fransız frangı, Hollanda florini ve İsviçre frangı cinsi hesaplar için kendi döviz cinslerinden, diğer döviz cinsleri üzerinden açılan hesaplar için de ABD doları olarak yapılması öngörülmüştür.

c) Umumi Disponibilite

Umumi disponibilite uygulamasına ilişkin esas ve şartlar 22 Temmuz 1996 tarih ve 22704 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan umumi disponibilite hakkında 96/1 sıra No.lu tebliğ ile düzenlenmiştir.

26 Kasım 1997 tarih ve 23182 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 97/1 sıra No.lu umumi disponibilite hakkında tebliğ ile; 96/1 sıra No.lu tebliğ'in 2'nci maddesi (b) fıkrasına eklenen 13'ncü bent ile ertelenmiş vergiler disponibiliteye esas taahhütler arasından çıkarılarak, bankaların bu hesaplar için disponibilite bulundurma uygulamasına son verilmiştir. Ayrıca tebliğin disponibil değer olarak kabul edilecek senetler başlıklı 4'ncü maddesi de değiştirilerek, Türk lirası üzerinden düzenlenen senetlerde asgari 1 yıl vade koşulu uygulamasına son verilmiştir. Bu değişiklikle, Kamu Ortaklığı Fonu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Türk lirası üzerinden ihraç edilen tahvillerin disponibil değer olarak sayılması için aranan TEFE koşulu kaldırılmış, daha önce disponibil değer olarak sayılmayan, Türk lirası üzerinden düzenlenmiş ve 1 yıldan kısa vadeli Devlet İç Borçlanma Senetleri ile Kamu Ortaklığı Fonu veya Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından çıkarılan sabit faizli ve TEFE dışındaki diğer değişken faizli Türk lirası üzerinden düzenlenmiş senetler de disponibil değer kapsamına alınmıştır.

d) Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu

12 Ocak 1997 tarih, 22875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 96/9006 sayılı Karar ve bu karara ilişkin 11 Mart 1997 tarih, 22930 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19 No.lu tebliğ ile,

1- Finansman şirketlerinin kullandırdığı kredilerden yüzde 10 oranında Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintisi yapılması,

2- İhracatı teşvik belgesi ile dahilde işleme izin belgesi kapsamında yapılan kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ithalatta belgede öngörülen taahhüdün gerçekleştirilmediğinin veya eksik gerçekleştirildiğinin tesbiti durumunda müeyyide uygulanması sonucu doğan fon kesintilerinin cezai faiziyle birlikte gümrük idarelerince tahsil edilmesi,

3- Fon kesintilerinin zamanında ve tam olarak yatırılmaması halinde, zamanında ve tam olarak yatırılmayan fon kesintileri ile fon kesintisi indirimi uygulanan kredilerde ve ithalat işlemlerinde vergi resim ve harç istisnası paralelinde ihracatın veya taahhüdün gerçekleşmemesi veya kısmen gerçekleşmesi, bankalarca, özel finans kurumlarınca, finansman şirketlerince eksik yatırılan fon kesintileri ile ödenen, ancak, karar ve tebliğlere aykırılığı nedeniyle geri alınan destekleme primleri için fon lehine tahsil edilecek cezai faiz oranının "kanuni faiz oranının 3 katı olarak" yeniden tesbit edilmesi,

hükme bağlanmıştır.

17 Ekim 1997 tarih, 23143 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 97/10043 sayılı Karar ve 5.12.1997 tarih ve, 23191 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20 No.lu Tebliğ ile yapılan değişiklikle, sermaye piyasası borçlanma araçlarının yurt dışında ihracı suretiyle temin olunan fonların da kredi sayılacağına dair hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

20 No.lu Tebliğ ile de kitap ithalatının finansmanı amacıyla kullanılan krediler fon muafiyeti kapsamına alınmıştır.

e) Mevduata İlişkin Düzenlemeler

24 Nisan 1994 tarih, 21914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat Türleri ve Vade Dilimleri Hakkında Tebliğ ile 11 Eylül 1988 tarih, 19926 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat Türlerinin Kapsamına ilişkin Tebliğimiz, 30 Ocak 1997 tarih 22893 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat Türleri ve Kapsamı ile Vade Dilimleri Hakkında 97/1 No.lu Tebliğimizle tek bir tebliğ haline getirilmiş ve söz konusu tebliğlerde mevduat türleri arasında yer alan mevduat sertifikaları tebliğ kapsamından çıkarılmıştır.

Ayrıca, 29 Temmuz 1987 tarih, 19532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan muhtelif sayılı tebliğlerle değişik Mevduat Sertifikaları Hakkında 1 No.lu Tebliğimiz, müşteri kimliğinin belirtilmemesine dayalı bir uygulama niteliği taşıması nedeniyle, 31 Ağustos 1996 tarihinden itibaren yürürlüğe giren müşteri kimliğinin tespitine ilişkin 96/8443 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda 30 Ocak 1997 tarih, 22893 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat Sertifikaları Hakkında 97/1 Sayılı Tebliğimizle yürürlükten kaldırılmıştır.

III.1.2.C. Özel Finans Kurumları

Ekim 1997 tarihi itibariyle altı Özel Finans Kurumu (ÖFK) faaliyet göstermektedir.

1996 yıl sonunda 198,7 trilyon Türk lirası olan toplam bilanço büyüklüğü, 1997 Ekim dönemi itibariyle 393,2 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Nominal yüzde 97,9, reel yüzde 15,3 oranında artış gösteren bilanço içerisinde en büyük pay, yüzde 68,6 ile cari ve katılma hesaplarından kullandırılan fonlara aittir. Bunu sırasıyla yüzde 8,6 ile sabit kıymetler ve yüzde 5,9 ile bankalar kalemleri izlemektedir.

Aralık 1996 itibariyle yüzde 73 olan yabancı para varlıkların toplam varlıklar içerisindeki payı, Ekim 1997 itibariyle yüzde 72,3'e gerilerken, aynı dönemde yükümlülüklerin payı, yüzde 72,6'dan yüzde 76,5'e yükselmiştir. Böylece Aralık 1996 döneminde 714 milyar Türk lirası olan yabancı para pozisyon fazlası, Ekim 1997'de 16,3 trilyon Türk lirası pozisyon açığına dönüşmüştür.

Toplam kaynaklarının yüzde 4,4'ünü oluşturan ÖFK'nın toplam özkaynakları, Ekim 1997 itibariyle 1996 yıl sonuna göre yüzde 1,7 oranında reel azalış göstermesine karşın, nominal olarak yüzde 68,8 oranında artarak, 10,2 trilyon Türk lirasından 17,2 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Özkaynaklardaki bu artışın yüzde 65'ini ödenmiş sermaye, yüzde 27,6'sını dönem kârı oluştururken, yüzde 3,7'si sabit kıymet yeniden değerleme fonuna aittir.

ÖFK'nın toplam aktiflerinin yüzde 73'ünü kullandırdıkları fonlar oluşturmaktadır. Aralık 1996-Ekim 1997 döneminde cari ve katılma hesapları ile özkaynaklarından kullandırdıkları fonlar 127 trilyon Türk lirasından, nominal yüzde 112,2, reel yüzde 23,6 oranında artışla 269,7 trilyon Türk lirasına yükselirken, özel proje fonlarından kullandırımlar, nominal olarak yüzde 9,1 ve reel olarak yüzde 47 oranında azalarak, 17,6 trilyon Türk lirasından 15,9 trilyon Türk lirasına düşmüştür.

ÖFK'nın kaynak yapısı incelendiğinde, varlıklarını yüzde 96 oranında yabancı kaynak kullanarak finanse eden kurumların, 1997 Ekim dönemi itibariyle yabancı kaynaklarının yüzde 74,2'sinin özel cari hesaplar ile katılma hesaplarından, yüzde 4,2'sinin ise özel projeler için sağlanan fonlardan oluştuğu görülmektedir. Aralık 1996-Ekim 1997 döneminde özel cari ve katılma hesaplarında toplanan fonlar, nominal yüzde 95,3, reel yüzde 13,8 oranında artarak 149,4 trilyon Türk lirasından 291,7 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Yüzde 88,6 oranında yabancı para, yüzde 11,4 oranında Türk lirası olarak toplanan fonların yüzde 79,3'ünün yabancı para, yüzde 20,7'sinin ise Türk lirası olarak kullandırıldığı görülmektedir.

1996 yıl sonunu 2,5 trilyon Türk lirası kâr ile kapatan ÖFK, 1997 Ekim döneminde 5,2 trilyon Türk lirası kâr elde etmişler ve bir önceki yıl Ekim döneminde 1,8 trilyon Türk lirası olan dönem kâ rına kıyasla kâr rakamında nominal yüzde 193, reel yüzde 56,3 oranında bir artış sağlamışlardır. ÖFK'nın söz konusu dönemlerde aktif kârlılığı yüzde 1,1'den yüzde 1,3'e, özkaynak kâ rlılığı ise yüzde 27,3'den yüzde 30,4'e yükselmiştir.

Ekim 1997 itibariyle, ÖFK konsolide bilançosunun yüzde 34'ünü Al Baraka Türk, yüzde 27'sini İhlas Finans, yüzde 16'sını Kuveyt Türk, yüzde 9'unu Anadolu Finans, yüzde 8'ini Faisal Finans, yüzde 6'sını ise Asya Finans Kurumu oluşturmaktadır. ÖFK'nın konsolide bilançosu bankacılık sektörü ile karşılaştırıldığında, ÖFK'nın toplam aktif büyüklüğü bankacılık sektörü toplam aktif büyüklüğünün yüzde 2,3'ü, toplam kullandırdığı fonlar bankacılık sektörü kredilerinin yüzde 4'ü, cari ve katılma hesapları ile özel projeler için sağlanan fonlar bankacılık sektörü toplam mevduatının yüzde 3'ü düzeyinde olduğu görülmektedir. Bankacılık sektörü özkaynaklarının yüzde 1,2'si oranında toplam özkaynağa sahip olan ÖFK'nın, 1997 Ekim dönemi itibariyle elde ettikleri dönem kârı bankacılık sektörünün yüzde 1,2'si oranındadır.

III.2. PARA PİYASALARI

Merkez Bankası'nın uyguladığı 1997 yılı para politikası, 1996 yılının ikinci çeyreğinden itibaren uygulamaya konulan programın devamı niteliğinde olmuştur. Uygulanan politikada net dış varlıklar ve net iç varlıklar büyüme kompozisyonu gözetilmiştir. Bu bağlamda rezerv para büyüklüğü Merkez Bankası'nın operasyonel hedefi olarak izlenmiştir. Merkez Bankası, rezerv parayı, program limitleri içinde tutmak, bunu yaparken de döviz kurlarındaki ve faiz oranlarındaki dalgalanmayı enaza indirmek ve aynı zamanda piyasanın ihtiyacı olan likidite miktarını, piyasadaki hassas dengeleri ve istikrarı bozmamaya özen gösterecek şekilde ayarlamak amacını gütmüştür. Merkez Bankası, bankalararası para piyasasında, açık piyasa işlemlerinde ve döviz-efektif piyasalarındaki işlemlerinde bu amacı gözetmiştir.

III.2.1. Devlet İç Borçlanma Senetleri Satışları ve Faizleri

Bu yıl Hazine toplam 8 132 trilyon Türk lirası değerinde menkul kıymet ihraç etmiştir. Bunun 7 496 trilyon Türk lirası opsiyon ve ortalama dahil olmak üzere ihale yoluyla satılan iskontolu ve TÜFE'ye endeksli kuponlu DİBS'ler, kalan 636 trilyon Türk lirası ise halka arz, diğer kuponlu ve döviz tahvilleridir. İhale dışı satışlar toplam ihracın yüzde 7,8’ini oluşturmaktadır. Döviz tahvilleri ise çeşitli dövizlerden oluştuğu için değişik faiz oranlarından satılmıştır. Bunların 18,1 milyon dolarlık kısmı yüzde 7,04 faizle, 6,8 milyon dolarlık kısmı yüzde 7,14 faizle, 50 milyon dolarlık kısmı yüzde 2,5 faizle, 30 milyon dolarlık kısmı yüzde 2,65 faizle, 20 milyon dolarlık kısmı yüzde 2,615 faizle, 922,5 milyon Alman markı değerindeki kısmı yüzde 10 faizle, 273,8 milyon Alman marklık kısmı yüzde 11,67 faizle, 15 milyon Alman markı tutarındaki bölümü yüzde 1,415 faizle, 40 milyon Alman marklık bölümü yüzde 4,14 faizle, 200 milyon Fransız frankı değerindeki tahviller yüzde 3,70 faizle, 250 milyon Fransız frankı yüzde 3,81 faizle, 70 milyon Belçika frankı değerindeki tahviller yüzde 3,50 faizle, 100 milyon Belçika frankı değerindeki tahviller yüzde 3,48 faizle, 150 milyon Belçika frankı değerindeki tahviller yüzde 3,97 faizle, 180 milyon Avusturya şilini tutarındaki tahviller yüzde 3,70 faizle, 200 milyon Avusturya şilini tutarındaki tahviller yüzde 3,8 faizle ve 100 milyon Hollanda florini cinsinden olan tahviller ise yüzde 3,55 faizle satılmıştır.

Bir diğer ayırıma göre, toplam ihracın yüzde 59,3’ü kısa vadeli bonolardan, yüzde 40,7’si ise ihalede satılan 1 yıl ve üzeri menkul kıymetlerle, ihale dışı satılan uzun vadeli tahvillerden ve halka arz yöntemiyle satılan tahvillerden oluşmaktadır. İhaleyle satılanların yüzde 62,7’sini bonolar, yüzde 37,3’ünü tahviller oluşturmaktadır. Hazine bu yıl halka arz yolu ile borçlanmayı bir kez Mayıs ayında yapmış, toplam 39,7 trilyon Türk lirası değerinde menkul kıymet satmıştır.

1996 yılında Kasım ayında uygulanmaya başlanan yüzde 10 oranında stopaj kesintisi 29 Aralık 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yazı ile 1997 yılı başından itibaren yüzde 12'ye yükseltilmiştir. Yüzde 12'lik stopaj oranı 1997 yılında da geçerliliğini korumuştur. Diğer taraftan, ilk ihalesi 3 Mart 1997 tarihinde yapılmak üzere, mevcut Hazine ihalelerine ilave olarak 2 yıl vadeli 3 ayda bir faiz ödemeli tüketici fiyat endeksine bağlı devlet iç borçlanma senetlerinin satışına başlanmıştır.

Bu yılın başlarında yüzde 94 dolaylarında olan aylık ağırlıklı bileşik ihale faiz oranları, Şubat ayında düşmüş ve bazı ihalelerde düşmekle birlikte, aylık ağırlıklı bileşik bazda incelediğimizde Ağustos ayına kadar artarak yüzde 119,5 düzeylerine ulaşmıştır. İhale bazında incelendiğinde, yılın ilk çeyreğinde, vadenin kısaldığı Şubat ayındaki ilk ihalede bileşik faiz oranı düşerken, aradaki ihalelerde artmakla birlikte, vadenin tekrar uzadığı Mart ayındaki ilk ihalede tekrar azalmıştır. Hazine Nisan ayı hariç, yılın ilk altı ayında, genel olarak aylık itfa tutarı dolaylarında veya biraz altında borçlanmayı tercih ederek, yılın ikinci yarısına göre piyasalarda daha az Türk lirası sıkışıklığına neden olmuştur (Tablo III.2.1).

Hazine yılın en uzun vadeli iskontolu ihalelerini Ocak ve Mart aylarında gerçekleştirmiş, Nisan ve Mayıs aylarında ise Hazine iskontolu ihale yapmamış, bunu yerine TÜFE'ye endeksli ihaleleri tercih etmiş ve ek olarak Mayıs ayında halka arz yöntemi ile piyasadan borçlanmıştır.

Mart-Haziran döneminde yoğun olarak yapılan TÜFE'ye endeksli ihalelerde, reel getiri oranı 13 Mayıs tarihindeki ihaleye kadar yüzde 22-25 aralığında oluşmuş, daha sonra artarak yüzde 32'ye kadar ulaşmıştır (Tablo III.2.2).

Ek olarak, bu yıl Hazine, Aralık ayındaki yoğun itfasını hafifletmek amacıyla, yıl içindeki itfasının en az olduğu Ağustos ayında, bir erken itfa ihalesi yaparak ortalama brüt yüzde 121,8 bileşik faiz oranından 45,5 trilyon Türk lirası tutarında geri alım yapmıştır. Eylül ayında yapılan erken itfa ihalesini ise iptal etmiştir.

Hazine Ağustos ayına kadar, özellikle yılın ilk dört ayında kısa vadeli avans hesabını kullanmıştır. Ağustos ayında kullanılan miktar 337,6 trilyon Türk lirasında sabitlenmiştir. Hazine ve Merkez Bankası arasında Temmuz ayında yapılan protokol gereği yıl sonuna kadar avans kullanılmamıştır.

Hazine yılın ikinci yarısında, son iki ay hariç aylık toplam itfa miktarlarından fazla borçlanmış ve nakit yönetimi stratejisinin bir parçası olarak, itfanın üzerindeki tutarları mevduatında tutmayı tercih etmiştir. Aylık ağırlıklı bazda Eylül ve Ekim aylarında azalan iskontolu ihale faiz oranları, yılın son iki ayında, öncelikle Hazine'nin yüklü geri ödemeleri ve dış borç girişi olmaması nedeniyle tekrar yükselmiş ve Aralık ayında yüzde 122,5 olarak gerçekleşmiştir (Tablo III.2.1). Diğer taraftan yılın son iki ayında gerçekleştirilen TÜFE'ye endeksli ihalelerde, reel getiri oranı sırasıyla yüzde 26 ve yüzde 32 olmuştur. (Tablo III.2.2).

TABLO III.2.1
İSKONTOLU İHALELER
 
 
Ağırlıklı Ortalama Bileşik Faiz(1)
Nominal Satılan Miktar 
(Milyar TL)
Ortalama Vade
(Ay olarak)(2)
Ocak
94,15
601 156,1
9,0
Şubat
91,73 
. 720 144,7
9,4
Mart
96,35 
965 957,5 
10,8
Nisan
11,7
Mayıs
13,9
Haziran
100,99 
76 233,2 
15,5
Temmuz
106,07 
824 770,2 
14,6
Ağustos
119,52 
984 835,9 
14,3
Eylül
116,36 
580 172,2 
13,8
Ekim
109,34 
753 358,3 
12,7
Kasım
114,68 
429 838,4 
12,8
Aralık
122,53 
584 227,1 
12,4
Kaynak: TCMB (1) Tablo ihale tarihlerine göre hazırlanmış olup, bir ay içinde birden fazla ihalenin gerçekleşmesi durumunda, ihalede gerçekleşen bileşik faizler satış miktarıyla ağırlıklandırılarak hesaplanmıştır.

(2) Ortalama vade, iskontolu ve TÜFE'ye endeksli ihalelerin net geliri ile ağırlıklandırılarak hesaplanmıştır.

 

TABLO III.2.2
TÜFE ENDEKSLİ İHALELER

İhale Tarihleri

Toplam Satılan Miktar 
(Milyar TL)
Reel Getiri Oranı (%)
Değerleme Oranı
4 Mart 1997 18 608,0
25,00
1,155
1 Nisan 1997 127 040,5 
24,00 
1,155 
8 Nisan 1997 143 681,8 
22,00 
1,154
1 Mayıs 1997 10 486,0
22,00 
1,154
6 Mayıs. 1997 53 742,0 
25,00 
1,154
13 Mayıs 1997 62 987,1 
29,95 
1,154 
3 Haziran 1997 269 059,0 
32,00 
1,154 
17 Haziran 1997 3 050,0 
32,00 
1,154 
25 Kasım 1997 140 151,9 
26,00 
1,179 
23 Aralık 1997 146 431,6 
32,00 
1,183 
  Kaynak: TCMB

 

 

 
TÜFE'YE ENDEKSLİ DEVLET İÇ BORÇLANMA SENETLERİ

Enflasyona endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin satışlarında, katılımcılar talep ettikleri yıllık reel getiri oranını ve nominal tutarı bildirmektedirler.

İhale değerlendirilmesinde, teklifler en düşük reel getiri oranından en yüksek reel getiri oranına doğru sıralanmakta, ihalenin kesildiği yerdeki reel getiri oranı tüm tekliflere uygulanmaktadır.

İlk kupon faiz oranı için değerlemeye esas alınacak enflasyon değerleme oranı, kupon vade başlangıç tarihinden önce DİE tarafından açıklanan yıllık TÜFE oranının dördüncü kökü alınmak suretiyle üç aylık döneme indirgenmesi ile hesaplanmaktadır.

Formülde kullanılan değişkenler aşağıda belirtildiği gibidir.

R0 = İhale faiz oranı, yıllık, basit, reel

P = Yıllık enflasyon oranı

p = Enflasyon değerleme oranı

k=Kupon ödeme tutarı

KA=Kupon ödeme tarihinde yapılan anapara enflasyon değerleme fark ödemesi

K=Kupon tarihindeki toplam ödeme

Formül:

Hazine'nin 1 Nisan 1997 tarihinde yapmış olduğu ihaleyi örnek olarak ele alırsak:

İhraç tarihi = 2 Nisan 1997

İhraç fiyatı = 100 000TL

Yıllık reel faiz = R0 = %24

Şubat 1996 geçen yılın aynı ayına göre TÜFE değişim oranı = P = %77,7

Değerleme oranı = p = (1+0.777)1/4 = 1,155

2 Temmuz 1997 tarihi itibariyle kupon ödeme tutarı = k = 100 000 x (%24/4) x 1,155= 6 930TL

2 Temmuz 1997 tarihi itibariyle enflasyon değerleme fark ödemesi = KA = (100 000 x 1,155)-100 000=15 500TL

Toplam ödeme = K= 6 930 + 15 500=22 430TL

Aynı şekilde daha sonraki kupon ödemeleri hesaplanabilir.

III.2.2. Açık Piyasa İşlemleri

Mart 1996 tarihinde 650 trilyon Türk lirasına yükseltilen açık piyasa işlemleri portföy limiti 1997 yılında değiştirilmemiştir. Diğer yıllarda olduğu gibi 1997 yılında da açık piyasa işlemleri, zaman zaman tek başına, zaman zaman da döviz piyasası ve bankalararası para piyasası ile birlikte, ekonomideki likiditenin uygulanan para politikası doğrultusunda düzenlenmesine ve piyasalardaki istikrarın korunmasına yönelik olarak kullanılmıştır.

Yılın ilk aylarında göreceli olarak piyasalarda fazla olan likidite miktarı, Hazine'nin kısa vadeli avans kullanımının ve uzun bayram tatillerinin de etkisiyle dalgalı bir seyir izlemiştir. Bu dalgalanmaları önlemek amacıyla, genellikle İMKB Repo-Ters Repo piyasasında bir gecelik repo ve ters repo işlemleri yapılmıştır. Ancak, Temmuz ayında Merkez Bankası ve Hazine arasında imzalanan protokol çerçevesinde Hazine'nin kısa vadeli avans kullanmamaya ve itfalardan daha fazla borçlanmaya başlamasıyla birlikte piyasalarda likidite sıkışıklığı başlamıştır. Bu sıkışıklık 7 günlük repo ihaleleri ve İMKB Repo-Ters Repo piyasasında yapılan repo işlemleriyle giderilmeye çalışılmıştır.

Yükselen faizler ve olumlu ekonomik beklentilerle birlikte Ağustos ayı sonları ve Eylül ayında yoğun yabancı sermaye girişleri olmuştur. Merkez Bankası'nın döviz alışları sonucu likiditede artış meydana gelmiş, Banka'nın piyasayı fonlama gereği azalmıştır. Eylül ayı sonlarında ve Ekim ayı başlarında piyasadaki likiditenin artması üzerine, fazla likidite İMKB Repo-Ters Repo piyasasında yapılan ters repo işlemleri ile çekilmiştir.

Ekim ayının ikinci yarısından başlayarak, Güney Doğu Asya ülkelerinde başgösteren finansal krizlerin Türkiye piyasalarına yansıması, yabancı sermaye çıkışına neden olmuştur. Bu durum Merkez Bankası'nın yoğun döviz satışı yapmasına yol açmıştır. Yoğun döviz müdahaleleri sonucu piyasalarda oluşan likidite sıkışıklığı yıl sonuna kadar sürmüştür. Artan likidite sıkışıklığını azaltabilmek amacıyla son iki ayda sık sık repo işlemleri yapılmıştır.

Bu bağlamda repo işlemleri yılın tümünde sürmekle birlikte, yoğun olarak Temmuz-Ekim döneminde Hazine'nin itfadan daha fazla borçlanmasının, Kasım ve Aralık aylarında ise döviz müdahalelerinin piyasada yarattığı Türk lirası sıkışıklığını gidermek üzere yapılmıştır. Yıl sonuna kadar yapılan kısa vadeli repo ihalelerinin yanısıra vergi ve maaş ödemeleri gibi nedenlerle ortaya çıkan çok kısa dönemli likidite sıkışıklığının önlenilmesine yönelik olarak da İMKB’de bir gecelik vadeli repo işlemleri yapılmıştır.

Ters repo işlemlerine ise yoğun olarak kamu maaş zamları nedeniyle likit olan Ocak ayında, önceden yapılan ters repoların dönüşlerinin fazla olduğu Haziran ayı ile yabancı sermaye girişlerinin yoğun olduğu Ekim ayının ilk döneminde başvurulmuştur.

Toplam açık piyasa işlemleri yolu ile yapılan fonlama likidite sıkışıklığının en yoğun olduğu yılın son üç ayında artmış, en yoğun çekilişler ise, Ocak ve Eylül aylarında gerçekleşmiştir. Yıl içinde yapılan repo işlemlerinin yıllık ortalama faizi yüzde 77,3 dolaylarında gerçekleşirken, ters repo işlemlerinin ortalama faizi yüzde 69,4 olmuştur.

TABLO III.2.3
AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ
(Trilyon Türk lirası)
 
 
Doğrudan 
Alım
(1)
Doğrudan Satım
(2)
Ters Repo
(3)
Ters Repo Dönüş
(4)
 
Repo
(5)
Repo Dönüş
(6)
TCMB İtfa
(7)
Net
Etki (*)
(8) (**)
Ocak
0,0
39,8 
193,4 
88,2 
39,1 
57,4
39,2 
(124,0)
Şubat
26,5
58,8 
91,1
103,5 
280,5 
273,7 
44,2 
31,1 
Mart
26,5 
95,5 
75,2 
98,5
46,2 
40,5 
65,9 
25,9 
Nisan
0,0 
20,8 
77,2 
112,0 
462,8 
399,2 
18,9 
96,5 
Mayıs
0,3 
15,9 
82,3 
162,8 
377,5 
458,7 
14,1 
(2,1 )
Haziran
37,0 
41,8 
107,4 
147,4 
159,1 
159,9 
2,9 
37,4 
Temmuz
0,01 
3,0 
75,4 
81,5 
734,1 
678,6 
0,0 
58,6 
Ağustos
0,0 
0,4 
0,4 
0,4 
1 033,1 
947,9 
0,0 
84,8 
Eylül
0,0 
9,6 
69,4 
69,6 
532,1 
645,5 
0,0 
(122,8)
Ekim
3,6 
0,02
211,4 
212 
970,1 
749,9 
1,0 
225,3 
Kasım
2,3 
28,0
0,0 
0,0 
3 906,1 
3 690,4 
39,3 
229,2 
Aralık
6,5 
10,7 
0,0 
0,0 
6 499,1 
6 332,6 
24,2 
186,6 
Toplam
102,6 
324,3 
983 
1 075,8 
15 039,6 
14 434,2 
249,7 
726,3 
Kaynak: TCMB

(*) Parantez içindeki rakamlar piyasadan para çekildiğini göstermektedir.

(**) (8)=(1) - (2) - (3) + (4) + (5) - (6) + (7)

 

III.2.3. Bankalararası Para Piyasası

Bankalararası para piyasasında 1997 yılında işlem yapan banka sayısı, 4 yeni banka katılımıyla, 73 olmuştur. Bu piyasada 1997 yılında gerçekleşen toplam tek taraflı işlem hacmi 15 638,9 trilyon Türk lirası değerinde olup, bu rakam GSMH yıllık tahmininin yüzde 54'ünü oluşturmaktadır. Bu oran 1996 yılında yüzde 61,2 olarak gerçekleşmiştir. Bir gecelik işlemler toplam işlem hacminin yüzde 60,7’sini oluşturmuştur. Toplam işlem hacmi yılın ilk yarısında Mayıs ayında yoğunlaşırken, yılın ikinci yarısında bu yoğunluk giderek artmış ve yıl genelinde en yoğun işlem hacmi Hazine'nin itfadan daha fazla borçlanıp likidite sıkışıklığına neden olduğu Ağustos ve döviz talebinin yoğun olduğu Kasım ve Aralık aylarında gerçekleşmiştir.

Merkez Bankası hem para politikası uygulamasına hem de son kredi mercii politikasına paralel olarak, özellikle yılın ikinci yarısında, kısa vadeli faiz oranlarının Temmuz ayının ikinci yarısından Eylül ayının ikinci yarısına kadar olan dönem hariç, ikincil piyasa faiz oranlarının üzerinde olmasını sağlamaya çalışmıştır. Bu politika gereği Merkez Bankası gün sonunda piyasaları fonlamayı tercih etmiştir.

Merkez Bankası likiditeyi düzenlemek için Ocak ayı hariç, yılın tümünde net satıcı konumunda olmuş ve piyasaların likidite ihtiyacını gidermiştir. Bir gecelik işlemlerde en yoğun satışlar sırasıyla Aralık, Kasım ve Ağustos aylarında gerçekleşmiştir. Tablo III.2.4'ten izlenebileceği gibi, Merkez Bankası'nın satışlarının yoğun olduğu son iki ayda faiz oranları gitgide yükselen düzeylerde seyretmiştir.

Bankalararası para piyasasında, 1996 yılı Aralık ayında başlanan bir iş günü sonrası valörlü, ertesi iş günü vadeli T/N, bir iş günü sonrası valörlü, bir hafta sonrası vadeli T/W işlemler 1997 yılı içinde de bankalar tarafından, nakit akımları planlamaları çerçevesinde kullanılmıştır. Bu bağlamda, T/N ve T/W işlemler sırasıyla yüzde 96 ve yüzde 98 ağırlığında Merkez Bankası taraflı olarak gerçekleşmiştir. Merkez Bankası'nın tüm yıl süresince net satıcı konumunda olduğu T/N işlemlerde, toplam işlem hacmi 5 247,2 trilyon Türk lirası, T/W işlemlerde ise 907 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. T/N işlem hacmi toplam işlem hacminin yüzde 33,6'sını oluştururken, T/W işlem hacmi yüzde 5,8'ini oluşturmuştur. Tüm yıl süresince T/N işlemlerin faiz oranlarında Ekim ve Şubat ayındaki düşüşler hariç, artış eğilimi egemen olmuş ve yıllık ortalama basit faiz oranı yüzde 71,52 olarak gerçekleşmiştir. Ocak ayında hiç işlem gerçekleşmeyen T/W vadede ise yıllık ortalama basit faiz oranı yüzde 72,57 olmuştur.

TABLO III.2.4
BANKALARARASI PARA PİYASASI(1)
TOPLAM
O/N
T/N
T/W
AYLAR
Ortalama İşlem Hacmi
(Milyar TL)
Ortalama İşlem Hacmi 
(Milyar TL)
Ortalama Faiz
Ortalama İşlem Hacmi
(Milyar TL)
Ortalama Faiz
Ortalama İşlem Hacmi
(Milyar TL)
Ortalama Faiz
Ocak
42 082,8
36 217,8
61,48
5 865,0
70,71
-
-
Şubat
50 153,9
35 041,7
66,29
12 528,9
66,91
2 583,3
67,94
Mart
54 220,3
29 633,9
65,12
21 485,0
67,00
3 101,4
68,00
Nisan
63 098,7
32 485,3
68,52
25 443,2
67,00
5 169,7
68,00
Mayıs
65 739,6
28 038,0
66,30
31 743,4
67,00
5 958,3
68,00
Haziran
56 298,3
28 996,0
70,53
21 178,9
68,74
6 123,4
70,10
Temmuz
60 557,1
40 527,3
69,00
15 768,9
72,06
4 260,9
72,28
Ağustos
72 319,0
39 347,2
73,93
26 621,1
73,53
6 350,7
74,50
Eylül
63 705,5
32 421,5
75,23
25 399,0
75,00
5 885,0
76,00
Ekim
59 612,3
48 442,4
71,57
10 195,0
74,98
9 74,9
76,03
Kasım
73 394,8
48 333,6
77,87
23 688,5
76,99
1 372,8
78,00
Aralık
81 772,3
49 926,0
78,04
30 155,9
78,34
1 690,4
79,40
TOPLAM
61 912,9
37 450,9
70,32
20 839,4
71,52
3 622,6
72,57
Kaynak: TCMB

(1) İşlem hacmi rakamları tek taraflıdır.

TABLO III.2.5
BANKALARARASI PARA PİYASASINDA
MERKEZ BANKASI'NIN İŞLEMLERİ
(Trilyon Türk Lirası)
 
O/N
T/N
T/W
AYLAR
Alış
Satış
Net (1)
Net
Net
 
Tutar
Ort.Faiz
Tutar
Ort.Faiz
     
Ocak
168,2
55,12
52,6
75,67
115,6
(86,5)
-
Şubat
24,9
52,00
102,9
72,00
(77,9)
(157,1)
(41,5)
Mart
59,1
52,00
116,7
72,00
(57,7)
(446,2)
(65,1)
Nisan
39,1
52,00
227,3
72,00
(188,2)
(457,5)
(93,1)
Mayıs
68,7
52,00
206,4
72,00
(137,7)
(659,6)
(125,1)
Haziran
16,2
52,00
254,1
72,00
(237,9)
(444,8)
(128,6)
Temmuz
65,0
52,00
397,8
72,82
(332,8)
(357,9)
(84,6)
Ağustos
13,9
54,00
594,0
74,41
(580,1)
(559,0)
(133,4)
Eylül
1,7
56,00
392,0
76,00
(390,3)
(548,5)
(129,5)
Ekim
70.3
56,26
358,4
76,00
(288,2)
(176,4)
(21,2)
Kasım
-
-
657,3
78,00
(657,3)
(447,1)
(27,5)
Aralık
38,7
60,00
781,6
78,96
(742,9)
(683,6)
(38,9)
TOPLAM
565,7
53,94
4 141,1
74,32
(3 575,4)
(5 024,3)
(888,2)
  (1) Net alışlar, toplam alışlardan toplam satışlar düşülerek bulunmuştur. Parantez içindeki rakamlar negatif değerleri, bir diğer deyişle satışların alışlardan fazla olduğunu göstermektedir.

 

III.3. DÖVİZ VE EFEKTİF PİYASALARI

Geçen yıl olduğu gibi 1997 yılında da döviz ve efektif piyasalarındaki en fazla işlem hacmi 19,6 milyar ABD doları ve yüzde 66,2 pay ile Türk lirası-döviz piyasasında gerçekleşmiştir. İkinci ve üçüncü sırayı ise 6,9 milyar ABD doları ve yüzde 23,3 pay ile döviz depo ve 2,7 milyar ABD doları ve yüzde 9 pay ile Türk lirası-efektif piyasaları almışlardır. Türk lirası-döviz piyasalarındaki işlem hacmi Ocak-Haziran döneminde, Şubat ayındaki yükselme hariç dengeli bir seyir izlemiştir. Mevsimsel olarak Temmuz-Eylül döneminde işlem hacmi düşmüştür. Eylül ayında yılın en düşük işlem hacmi gerçekleşmiştir. Ekim ayının son haftasında Güney Doğu Asya ülkelerinde meydana gelen krizin, iç döviz piyasalarında döviz talebi olarak yansıması sonucunda, işlem hacmi çok hızlı bir şekilde yükselmiş ve 4,95 milyar ABD doları ile yılın en yüksek işlem hacmi gerçekleşmiştir. Kasım ve Aralık aylarında ise işlem hacimleri bankaların her yıl olduğu gibi döviz taleplerinin artması sonucunda yüksek düzeylerde seyretmekle birlikte giderek düşmüştür.

TABLO III.3.1
DÖVİZ VE EFEKTİF PİYASALARI İŞLEM HACMİ(1)
(Milyon ABD Doları)
 
 
TL 
Döviz
TL
Efektif
Döviz Efektif
Döviz Döviz
Efektif Efektif
Döviz Depo
Toplam
Ocak
1 041,4
266
44,1
0,0
0,2
392,8
1744,50
Şubat
1 701,1
565,4
35,8
0,0
0,0
489,7
2792,00
Mart
1 045,8
235,8
21,8
0,0
0,8
528,7
1832,90
Nisan
1 338,0
268,3
24,3
0,0
0,5
537,6
2168,78
Mayıs
822,5
201,1
9,5
0,0
0,0
465,9
1499,08
Haziran
1 044,9
212,6
14,0
0,0
0,5
611,1
1883,18
Temmuz
686,2
170,8
6,4
0,0
1,0
854,6
1719,04
Ağustos
806,9
128,7
17,2
0,0
6,3
540,8
1499,88
Eylül
307,8
120,1
2,2
0,0
0,4
674,8
1105,26
Ekim
4 954,1
123,4
29,7
0,0
0,7
568,6
5676,46
Kasım
3 157,4
154,7
88,9
0,0
0,5
515,6
3917,12
Aralık
2 720,6
211,0
167,8
0,0
0,5
726,7
3826,58
               
Toplam
19 626,8
2 657,9
461,7
0,0
11,3
6 907,0
29 664,8
Kaynak: TCMB

(1) Tablo çift taraflı olarak hesaplanmıştır.

 

Merkez Bankası, Türk lirası karşılığı döviz ve efektif piyasalarında Ağustos ve Eylül ayları hariç, tüm yıl boyunca net satıcı konumunda olmuştur. Bu piyasada Merkez Bankası, Ağustos ayına kadar hızlı parite yükselişlerinden kaynaklanan spekülatif hareketleri önlemeye yönelik döviz satışı şeklinde müdahalelerde bulunmuştur. Temmuz ayında dolar-mark paritesi 1,87 ile son 7-8 yılın en yüksek düzeyine çıkmıştır. Hazine'nin itfadan daha fazla borçlanması ve vergiler nedeniyle Türk lirasına sıkışan piyasalarda, Merkez Bankası'nın döviz satışları düşük düzeylerde gerçekleşmiş ve yoğun döviz devirleri gözlenmiştir. Ağustos ve Eylül aylarında, artan sermaye girişleri nedeniyle, yılın en yoğun döviz devirleri gerçekleşmiştir. Ekim ayının son haftasında bu gelişmeler tersine dönmüştür. Ekim ayında döviz-efektif piyasalarında yılın müdahale amaçlı en yüksek döviz satış ve alışları gerçekleşmiştir. Özellikle Ekim ayının son haftasından itibaren, bankaların yabancı yatırımcılara döviz ödemelerini gerçekleştirmek amacıyla, yoğun döviz talepleri olmuştur. Kasım ve Aralık aylarında bu gelişmelere bazı bankaların açık pozisyonlarını kapatmak amacıyla yoğun döviz talepleri de eklenmiştir.

1996 yılında kurlardaki gelişmeler incelendiğinde, Mayıs-Temmuz ve Kasım-Aralık dönemleri dışında, ortalama kur sepetindeki aylık artışların TEFE’deki aylık artışların altında seyrettiği gözlenmektedir. Aylık ortalama kur sepetindeki en düşük artış yüzde 3,5 ile Ağustos ayında, en yüksek artış ise yüzde 6,3 ile Mart ayında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, ay sonu değerlerine göre hesaplanan kur sepetindeki en düşük artış yüzde 3 ile Ocak ayında, en yüksek artış ise yüzde 7 ile yine Mart ayında gerçekleşmiştir. Ay ortalamalarına göre, 1996 yılında Türk lirasının kur sepetinde yer alan para birimlerinden ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 84,1’e, Alman markı karşısındaki değer kaybı ise yüzde 70,8’e ulaşmıştır. Yıl sonu itibariyle, aylık ortalama kur sepetindeki artış yüzde 77,3 olarak gerçekleşmiş, TEFE’deki yıllık ortalama artış ise yüzde 75,9’a ulaşmıştır.

Merkez Bankası 1997 yılı süresince kurlardaki aylık nominal devalüasyon oranını öngörülen enflasyon oranına paralel olacak şekilde belirlemeye devam etmiştir. Bu politika çerçevesinde Merkez Bankası bir taraftan dış ticaret dengesinin olumsuz etkilenmemesi amacını güderken bir taraftan da kurlardaki aylık değişimlerin tahmin edilebilirliğini arttırmaya özen göstermiştir. Yıl içindeki gelişmeler incelendiğinde ise Haziran ve Kasım ayları dışında bütün yıl boyunca, ortalama kur sepetindeki aylık artışların TEFE'deki aylık artışların altında seyrettiği gözlenmektedir. Aylık ortalama kur sepetindeki en düşük artış yüzde 4,1 ile Mart ayında, en yüksek artış ise yüzde 6,07 ile Kasım ayında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, ay sonu değerlerine göre hesaplanan kur sepetindeki en düşük artış yüzde 4 ile Şubat ayında, en yüksek artış yüzde 5,7 ile Ekim ve Kasım aylarında gerçekleşmiştir. Ay ortalamalarına göre, 1997 yılında Türk lirasının kur sepetinde yer alan para birimlerinden ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 90,8'e ulaşmıştır. Yıl sonu itibariyle, aylık ortalama kur sepetindeki artış yüzde 78,9 olarak gerçekleşmiş, TEFE'deki yıllık ortalama artış ise yüzde 81,8'e ulaşmıştır.

GRAFİK III.3.1
DÖVİZ KURU SEPETİ VE TEFE
(1994=100) (Aylık yüzde değişim)
 
 

III.4. MENKUL KIYMET PİYASALARI

Menkul kıymet stokları kamu kesimi ağırlıklı olarak 1997 Ocak-Ekim döneminde de artmaya devam etmiş ve toplam 6223 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bu sabit fiyatlarla 1996 yılına göre yüzde 12,9 oranında bir artışı ifade etmektedir. Bunun sadece yüzde 13,5'i özel sektör menkul kıymet stoku yüzde 86,5'i kamuya ait menkul stoklarından oluşmuştur. Kamu kesimi stokları içinde devlet tahvili (yüzde 57,5) önemini 1997 yılında da devam ettirmiştir. Hazine bonosu stokları yüzde 39,5 ile ikinci durumunu korumuştur. Dövize endeksli senetler stoku yüzde 69,7'lik bir artışla 23,2 trilyona ulaşmıştır. Sözkonusu senetler stoku 1996 yılında 13,7 trilyon Türk lirası olmuştu. Özel sektör menkul kıymet stokları içinde yüzde 97,3 ile hisse senedi önemli olmuş ve özel sektör tahvili, finansman bonosu, varlığa dayalı menkul kıymet, banka bonosu, kâ r-zarar ortaklığı belgesi, gayrimenkul sertifikası toplam içinde yüzde 2,7 oranında küçük bir paya sahip olmuştur.

III.4.1. Birincil Piyasalar

III.4.1.A. Kamu Kesimi

Kamu kesimi menkul kıymet ihracı uygulanan borçlanma politikalarının bir sonucu olarak geçen yıla göre yüzde 4,8 azalarak gelir ortaklığı senetleri ve dövize endeksli senetler hariç toplam 4969,9 trilyon Türk lirasından Ocak-Ekim 1997 döneminde 4732,2 Türk lirasına düşmüştür. Bu düşüşte yüzde 37,9 oranında bir düşme ile hazine bonosu ihracındaki azalma önemli bir rol oynamıştır. Buna karşılık devlet tahvili satışları yüzde 93,9'luk bir artış kaydetmiştir. Yüksek borçlanma gereği nedeniyle kamu kesimi sermaye piyasasındaki fonların büyük bir bölümünü kullanmaya devam etmiştir. Bu durum faizler üzerinde baskı yaratmakta ve özel kesimce yatırımlar için kullanılabilecek imkâ nları sınırlandırmaktadır. Gelir ortaklığı senedi ihracı 1997 yılında yapılmamıştır. İlk defa 1995 yılında ihracına başlanan özelleştirme tahvili ihracı devam etmiş ve stoklar 25 trilyon Türk lirasından 1996 yılında yüzde 15,6 artışla 28,9 trilyon Türk lirasına ve 1997 yılında 3,8 katı artarak 137,5 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.

Özelleştirme alanında 1997 yılında da fazla bir gelişme kaydedilememiştir. Özelleştirme uygulamalarının yapıldığı geçen 11 yıllık dönemde, özelleştirmenin sosyal boyutuna ilişkin sorunların çözümlenememesi, kurumsal düzenlemelerin yeterince yapılamaması ile yasal alt yapının yeterince hızlı bir şekilde oluşturulamaması ve Anayasa Mahkemesince özelleştirme yasasının bazı temel hükümlerinin iptali ile 1994 yılında yürürlüğe konulan 4046 sayılı özelleştirme yasasına uygun olarak gerekli diğer düzenlemelerin yeterince gerçekleştirilememesi sonucunda özelleştirmeye zaten hazır olmayan toplumda kamuoyu desteği sağlanamamış ve özelleştirme hedeflerine ulaşılamamıştır. Aralarında THY, TELEKOM, PETKİM, ERDEMİR gibi kuruluşların da bulunduğu 13 kuruluşda kamunun sahip olduğu hisseler ile TÜPRAŞ’a ait bazı rafinerilerin, 4 termik santrali, 2 çimento ve 4 toprak grubu şirketin ve diğer bazı taşınmazların 1997 yılı içinde ihale hazırlıklarının tamamlanması ve kısmen veya tümüyle özelleştirilmeleri hedeflenmiştir. Bu çerçevede 1 milyar doları TELEKOM GSM lisansı olmak üzere 5,9 milyar dolar özelleştirme geliri hedeflenmiştir. Ancak, 1995 yılında özelleştirme kapsamına alınan Hamitabat, Kemerköy, Soma ve Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. 1997 Ağustos ayında Enerji Bakanlığına iade edilmiştir. Yem Sanayii A.Ş. ve SEK Süt Ürünleri A.Ş.'nin tüm üretim birimleri ve işletmeleri özelleştirilmiş olup tüzel kişilikleri Ticaret Sicilinden silinmiş, EBK Et ve Balık Ürünleri A.Ş. bünyesinde birleştirilerek Kasım 1997'de tasfiye edilmiştir. Bu çabalara rağmen özelleştirme gelirleri hedeflenenin çok altında kalarak 31 Aralık 1997 itibariyle 463,4 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

TABLO III.4.1
1986-1997 DÖNEMİ GERÇEKLEŞTİRİLEN ÖZELLEŞTİRME İŞLEMLERİ (Milyon ABD $)
 
        Toplam İçindeki
        yüzde Pay
 
1986-1996
1997(*)
1986-1996
1997
Blok Satış
1492,9
251,1
48,8
54,2
Tesis/Varlık Satışı
275,3
210,5
9,0
45,4
Halka arz
433,2
-
14,2
-
Uluslararası Kurumsal arz
330,0
-
10,8
-
İMKB'de Satış
524,5
-
17,2
-
Yarım Kalmış Tesis Satış
2,3
1,8
0,07
0,4
TOPLAM
3058,3
463,4
100,0
100,0
Kaynak: T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 27 Ocak 1998 Bülteni

(*) 31 Aralık 1997 itibariyle

 

 

Tablo III.4.1'de özelleştirme gelirleri ve yöntemlerine göre dağılımı gösterilmiştir. Özelleştirme uygulamalarının başlangıcından 1996 yılı sonuna kadar toplam 4,2 milyar dolar tutarında özelleştirme gerçekleştirilmiştir. Bu meblağa temettü gelirleri ile diğer gelirler dahildir. Özelleştirme giderleri aynı dönem itibariyle 3,9 milyar dolara ulaşmıştır.

III.4.1.B. Özel Kesim

Toplam özel sektör menkul kıymet ihracı yüzde 116,9 artarak Ocak-Kasım 1997 döneminde 351,3 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır.

Sabit fiyatlarla bu artış yüzde 29,4'dür. Toplam içinde hisse senedi ihracı 294,1 trilyon Türk lirası ile en önemli kalemi oluşturmuş ve 1996 yılına göre yüzde 187,8 oranında bir artış kaydetmiştir. Şirketler borçlanma yerine sağlam bir kaynak olarak hisse senedi çıkarmayı tercih etmişler ve halka açılmaları 1997 yılında da devam etmiştir. Buna paralel olarak özel kesim tahvil ihracı yüzde 41,4 düşmüştür. Finansman bonosu ve varlığa dayalı menkul kıymet ihracı da sırasıyla yüzde 23,6 ve yüzde 44,7 oranlarında azalmıştır. Sabit fiyatlarla bu düşüşler tahvilde yüzde 51 varlığa dayalı menkul kıymetlerde yüzde 71,5 ve finansman bonosunda yüzde 56.8 olmuştur. Varlığa dayalı menkul kıymet itfası 1996 yılında 100,4 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiş ve 1997 yılında Ekim ayı itibariyle sadece 23 trilyon Türk liralık ihracın yapılmış olmasına rağmen varlığa dayalı menkul kıymet stoklarında bu yıl yüzde 78,9 oranında bir yükselme görülmüştür. Menkul kıymet yatırım fonu katılma belgesi ihracı ise artışını sürdürerek 29,5 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. 1996 yılında söz konusu meblağ 8,9 trilyon lira idi. İhraç artışı bir önceki yıla göre yüzde 230,2'dir. Öte yandan, ihracı ilk defa yapılmak üzere yabancı yatırım fonu katılma belgeleri 1997 Temmuz ayında 1,8 trilyon Türk lirası olarak Kurul kaydına alınmıştır.

Banka bonosu, kâr-zarar ortaklığı belgesi ve gayrimenkul sertifikası ihracı 1997 yılında yapılmamıştır.

 

 
ÖZELLEŞTİRME

Özelleştirme 1980'li yılların sonlarına doğru gelişmiş ülkelerden daha fazla gelişmekte olan ülke hükümetlerince benimsenmiş ve genellikle istikrar programları ve yapısal değişim programlarının bir parçası olarak uygulamaya konulmuştur. Bu programlar IMF ve Dünya Bankası'nca desteklenmiştir. Sözkonusu politikaların kabulünde birçok faktör rol oynamıştır. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür.

1. Politikacılar ve akademisyenler yavaş yavaş üretim piyasasında firma içi etkinliklerinin (internal efficiency) düşük olmasını firmaların devlet mülkiyeti altında bulunuşuna bağlamaya başlamışlardır.

2. Küreselleşmenin genel gelişimi içinde ülkeler arası ekonomik ve stratejik ittifaklar oluşmaya başlamış, özellikle bazı sektörlerde uluslararası rekabete açılma önem kazanmıştır. Böylece, özelleştirilmiş bir kuruluş bütçe kısıtlamalarından sıyrılarak yeni yatırımları için sermaye piyasasını rahatça kullanmaya yönelebilecek ve “ortak girişim”(Joint ventures) imkanlarından yararlanabilecektir.

3. Özelleştirme programlarının amaçlarından birisinin de hisse sahipliğini yaygınlaştırmak ve “hisse sahipliği” kültürünü nüfus içinde geniş bir kesime yaymak olduğu vurgulanmıştır. Bu sermaye piyasasının gelişmesi ile özdeş sayılmıştır. Özellikle geniş çaplı bir özelleştirme uygulamasının kapitalizasyonu artıracağı, daha likit bir sermaye piyasası yaratacağı ve şirketlerin sermaye piyasası tarafından daha yakın bir incelemeye alınması sonucunu doğuracağı düşünülmüştür.

4. Hükümetler gittikçe artan bir şekilde bütçe kısıtları ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu açıdan kamu şirketlerinin özelleştirilmesi, zararda olan kuruluşlara kaynak transferi yapma gereksinimini ortadan kaldıracağı ve şirket satışlarından gelir elde edilebileceği için hükümetlere de cazip gelmiştir. Özelleştirme programı 1985 yılından itibaren Türkiye'de de uygulamaya konulmuş ve bu program çerçevesinde 164 kuruluş özelleştirme kapsamına alınmış, bunlardan 15 tanesi daha sonra çeşitli nedenlerle kapsam dışı bırakılmış ve 102 kuruluş blok satış, halka arz veya IMKB da hisse senedi satışı yoluyla tamamen özelleştirilmiştir. Halen özelleştirme kapsamında 45 kuruluş ile bazı taşınmazlar bulunmaktadır. Bu kuruluşların 27 tanesinde yüzde 50'nin üzerinde kamu payı vardır.

 

 

III.4.2. İkincil Piyasalar

İkincil piyasa toplam işlem hacmi geçen yıla göre yüzde 66,2 artarak Ocak-Ekim 1997 döneminde
123 katrilyon Türk lirası olmuştur. Kamu kesiminin ikincil piyasada da ağırlığı devam etmiş ve toplam piyasa hacminin yüzde 94,4'ünü oluşturmuştur. Devlet tahvili ve hazine bonosu satışları en büyük payı teşkil etmiş ve sırasıyla 58,9 ve 57,1 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Dövize endeksli senetler 112,8 trilyon düzeyinde kalmıştır. İşlem hacmi devlet tahvilinde yüzde 356,7 artarken hazine bonosunda binde 2 ve dövize endeksli senetlerde yüzde 74,4 azalmıştır.

Özel sektör menkul kıymet işlem hacmi içinde hisse senetleri 6 717,6 trilyon ile önemini korumuş bunu 176,6 trilyon Türk lirası ile tahvil işlemleri izlemiştir. Varlığa dayalı menkul kıymet işlem hacmi 3,2 milyar Türk lirası düzeyine inmiştir. Söz konusu senetler için toplam işlem hacmi 1997 yılında 6,9 katrilyon Türk lirasıdır. Meblağ bir önceki yıl sonuna göre yüzde 99,5 artışı ifade etmektedir. Bu oranlar tablo III.4.2'de 1996 yılı Ocak-Ekim dönemi ile karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir.

İkincil piyasa işlemlerinin yüzde 11,1'i banka dışı aracı kurumlar tarafından, yüzde 88,9'u ise bankalar tarafından gerçekleştirilmiştir. Geçen yıl bu oran bankalar için yüzde 93,6 idi.

TABLO III.4.2
İKİNCİL PİYASA İŞLEM HACMİNDEKİ GELİŞMELER
(Trilyon TL)
 
         
Toplam İçindeki
       
Yüzde
yüzde Pay
 
1996
1996(1)
1997(2)
Değişme
1996(1)
1997(2)
ÖZEL SEKTÖR
3 456,4
2 639,6
6 894,3
161,2
5,0
5,6
Hisse Senedi
3 039,6
2 268,5
6 717,6
196,1
4,3
5,5
Tahvil
152,8
120,8
176,6
46,2
0,2
0,1
Banka Bonosu
25,1
25,1
-
-
-
-
Finansman Bonosu
-
0,0
-
-
-
-
Var. Day.Men.Kıy.
238,8
225,2
0,003
-
0,6
-
KAMU SEKTÖRÜ
70 523,7
50 317,7
116 079,9
130,7
95,0
94,4
Devlet Tahvili
12 889,8
7 275,3
58 863,4
709,0
13,7
47,9
Hazine Bonosu
57 193,0
42 716,1
57 103,7
33,7
80,7
46,4
GOS
-
0,0
-
-
-
-
Döv. End. Sen.
440,9
326,2
112,8
-65,4
0,6
0,1
Konut Sertifikası
0,1
0,1
-
-
-
-
TOPLAM
73 980,1
52 957,3
122 974,1
132,2
100,0
100,0
Kaynak: SPK Kasım 1997 Aylık Bülteni

(1) ve (2) Ekim ayı itibariyle.

 

 

III.4.3. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) bileşik endeksi 1997 yılı sonunda bir önceki yıl sonuna göre nominal olarak yüzde 254 oranında artarak 3 451 puana yükselmiştir (Tablo III.4.3). Aynı dönemde mali endeks yüzde 394 ve sınai endeks de yüzde 154 oranında artış göstermiştir.

Bileşik endeks, mali endeks ve sınai endeks 1997 yılında reel olarak sırasıyla yüzde 85, yüzde 159 ve yüzde 33 oranında artmıştır. Üç endeksin ABD doları bazında artışları sırasıyla yüzde 84, yüzde 157 ve yüzde 32 olarak gerçekleşmiştir.

Ay sonu verilerine göre bileşik endeks en yüksek artışları Ocak, Eylül ve Aralık aylarında gerçekleştirmiştir. Ocak ayında Devlet İç Borçlanma Senetleri'nin faizlerinin düşmesi ve döviz kurlarının durgun seyretmesi sonucu olarak İMKB bileşik endeksi yüzde 64 artmıştır. Bu dönemden sonra siyasi ve ekonomik belirsizliklerin yükselmesi sonucu Şubat ve Mart aylarında bileşik endeks değişmemiştir. Nisan ayında bileşik endeks yüzde 12 oranında düştükten sonra, Mayıs ve Haziran aylarında yüzde 10'un üstünde artmıştır. Temmuz ve Ağustos aylarını küçük artışlarla geçirdikten sonra Eylül ayında yabancı yatırımcıların da İMKB'ye gelmesiyle bileşik endeks yüzde 31 oranında artmıştır. Bileşik endeks Ekim ayına hızlı bir yükseliş ile başlamıştır. Ancak ayın ikinci yarısında Güney Doğu Asya finansal krizinden, bütün dünya borsaları gibi İMKB de olumsuz yönde etkilenmiş ve bileşik endeks keskin bir düşüş yaşamıştır. Kasım ayında önemli bir değişim göstermeyen bileşik endeks, Aralık ayında ay sonu verilerine göre yüzde 20 oranında bir artış göstermiştir.

Hisse senedi fiyatları 1996 yılında aylık ortalama yüzde 11 artmıştır. Ocak ve Ekim ayları en yüksek getirilerin elde edildiği aylar olmuştur (Tablo III.4.4). Tabloda risk günlük getirilerin standart sapması olarak hesaplanmıştır. Aynı aylar riskin de en yüksek olduğu aylardır. Mart ve Kasım ayları ise, risk ve getirinin ters yönlü olarak ortaya çıktığı aylardır. Bu aylarda risk yüksek çıkarken, getiri de negatif olarak gerçekleşmiştir. Birim getiri başına riskin en yüksek olduğu ay 1996 yılında Ağustos olurken, 1997 yılında Şubat ve Mart ayları olmuştur.

İMKB'de toplam işlem hacmi, 1997 yılında yüzde 203 ve işlem gören şirketlerin piyasa değeri de yüzde 289 oranında artmıştır (Tablo III.4.5). Aynı dönemde işlem hacmi ABD doları cinsinden yüzde 56 ve şirketlerin piyasa değeri de yüzde 102 oranında artış göstermiş, işlem gören şirket sayısı 213'ten 244'e yükselmiştir. Aynı dönemde ortalama fiyat/kazanç oranı yüzde 56 artarken, ortalama temettü verimi oranı yüzde 28 azalmıştır.

TABLO III.4.3
İMKB ENDEKSLERİ
 
 
Bileşik
Mali
Sınai
1988
3,74(1)
   
 
120(2)
   
1989
22,18
   
 
561
   
1990
32,56
2,56
32,56
 
643
643
643
1991
43,69
33,55
49,63
 
501
385
570
1992
40,04
24,34
49,15
 
273
166
335
1993
206,83
191,90
222,88
 
833
773
898
1994
272,57
229,64
304,74
 
413
348
462
1995
400,25
300,04
462,47
 
383
287
442
1996
975,89
914,47
1 045,91
 

1997

534
3 451
982
500
4 522
1 287
572
2 660
757
Kaynak: İMKB Aylık Bültenleri.

(1) Kapanış fiyatlarına göre ve Türk lirası bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 1.

(2) Kapanış fiyatlarına göre ve ABD doları bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 100. Tüm veriler yıl sonuna aittir.
TABLO III.4.4
1997 YILINDA AYLAR İTİBARİYLE İMKB BİLEŞİK ENDEKSİ
 
 

Aylar

 
Endeks(1)
Aylık Değişim(2)
Günlük Değişim(3)
Günlük Risk(4)
Değişim Katsayısı(5)
Ocak
1 277
37,2
2,38
4,45
1,87
Şubat
1 583
24,0
0,05
2,49
46,12
Mart
1 536
-3,0
0,07
3,78
53,50
Nisan
1 514
-1,4
-0,71
1,46
-2,07
Mayıs
1 476
-2,5
0,56
2,63
4,66
Haziran
1 663
12,7
0,90
3,18
3,56
Temmuz
1 943
16,8
0,23
1,72
7,38
Ağustos
1 988
2,3
0,08
1,45
19,21
Eylül
2 327
17,0
1,24
1,33
1,07
Ekim
3 077
32,2
0,51
4,23
8,25
Kasım
2 916
-5,2
0,14
4,09
29,63
Aralık
3 057
4,8
0,82
2,51
3,06
Tüm aylar
2 030
11,2
0,52
2,78
14,69
  (1) İMKB bileşik endeksi günlük gözlemlerinin ay ortalaması; (2) Ay ortalaması verilerine göre aylık değişim (yüzde); (3) Ortalama günlük değişim (yüzde); (4) Ortalama günlük değişim gözlemlerinin standart sapması (yüzde); (5) Günlük standart sapmanın ortalama günlük değişime bölünmesiyle elde edilen değişim katsayısı, birim getiri başına riski göstermektedir.
HİSSE SENEDİ PİYASALARI VE BANKACILIK SEKTÖRÜ

Dünya Bankası tarafından 1996'da yapılan bir çalışmada, hisse senedi piyasası ile bankacılık sektörünün birbirlerini ikame eden kurumlar olmadıkları, aksine birbirlerinin gelişmesini olumlu yönde etkileyen kurumlar oldukları dile getirilmiştir. Daha gelişmiş bir hisse senedi piyasasına sahip olan ülkelerin aynı zamanda daha gelişmiş bir bankacılık sektörüne de sahip oldukları, hisse senedi piyasaları zayıf olan ülkelerin bankacılık sektörünün de zayıf olduğu ortaya çıkmıştır.

Aynı çalışmada hisse senedi piyasasındaki gelişmeler ile firmaların finansman tercihleri de araştırılmıştır. Burada hisse senedi piyasası geliştikçe firmaların daha yüksek bir borç/özsermaye oranına sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Hisse senedi ihracı yoluyla sermaye arttırımına giden firmaların aynı zamanda bankacılık sektöründen kullandıkları kredi miktarını da arttırdıkları ve borç/özsermaye oranlarının yükseldiği görülmektedir.

Böylece firmaların finansman tercihleri açısından hisse senedi piyasası ile bankacılık sektörünün ikame kurumlar olmadıkları gözlenebilmektedir. Hisse senedi piyasası geliştikçe, bankacılık sektöründen kullanılan kredilerin miktarı da artmaktadır.

TABLO III.4.5
İMKB VERİLERİ
 
 
 
İşlem Hacmi(1)
Piyasa Değeri(2)
 
Şirket Sayısı(3)
Fiyat/Kazanç Oranı(4)
Temettü Verimi(5)
1986
9
709
80
5,1
9,2
 
13
938
 
3,7
13,1
1987
105
3 182
82
15,9
2,8
 
118
3 125
 
13,4
4,9
1988
149
2 048
79
5,0
10,5
 
115
1 128
 
6,4
8,4
1989
1 736
15 553
76
15,7
3,4
 
773
6 756
 
6,6
10,8
1990
15 313
55 238
110
24,0
2,6
 
5 854
18 737
 
23,3
2,6
1991
35 487
78 907
134
15,9
4,0
 
8 502
15 564
 
13,6
4,7
1992
56 339
84 809
145
11,4
6,4
 
8 567
9 922
 
10,7
5,8
1993
255 222
546 316
160
25,8
1,7
 
21 770
37 824
 
15,4
4,2
1994
650 864
836 118
176
24,8
2,8
 
23 203
21 785
 
18,2
4,3
1995
2 371 832
1 251 797
193
9,2
3,6
 
52 311
20 565
 
13,1
3,6
1996
2 940 865
3 225 269
213
12,2
2,9
 
36 698
30 329
 
10,7
3,9
1997
8 907 402
12 545 684
244
24,4
1,6
 
57 178
61 348
 
16,7
2,8
  Kaynak: İMKB Aylık Bültenleri.

(1) Toplam işlem hacmi. Üstteki rakam milyar Türk lirası bazında, alttaki rakam milyon ABD doları bazındadır.

(2) Hisse senetleri Borsa'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri. Üstteki rakam milyar Türk lirası bazında, alttaki rakam milyon ABD doları bazındadır.

(3) Hisse senetleri Borsa'da işlem gören şirketlerin sayısı (yıl sonu).

(4) Fiyat/kazanç oranı. Üstteki rakam yıl sonu değerini, alttaki rakam aylık ortalama değeri gösterir.

(5) Temettü verimi oranı (yüzde). Üstteki rakam yıl sonu değerini, alttaki rakam aylık ortalama değeri gösterir.

 

III.4.4. İMKB’de Dalgalanma

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının 1988 - 1997 dönemi verileri kullanılarak ortalama günlük dalgalanma bulunmuştur. Dalgalanma günlük getirilerin mutlak değeri olarak hesaplanmıştır. İMKB Bileşik endeksi bu dönemde günlük bazda yüksek dalgalanma göstermiştir (Tablo III.4.6).

TABLO III.4.6
İMKB’DE DALGALANMA
 
 
Ortalama(1)
Risk(2)
Değişim Katsayısı(3)
1988
1,76
1,69
0,96
1989
2,22
2,02
0,91
1990
2,68
2,28
0,85
1991
2,54
2,36
0,93
1992
1,68
1,48
0,88
1993
2,13
1,69
0,79
1994
2,81
2,36
0,84
1995
1,98
1,71
0,86
1996

1997

1,59
2,22
1,37
2,13
0,86
0,96
  (1) İMKB bileşik endeksinin ortalama günlük dalgalanması (yüzde). Dalgalanma, günlük getirilerin mutlak değeri olarak tanımlanmıştır.

(2) İMKB bileşik endeksine ait günlük dalgalanma gözlemlerinin standart sapması (yüzde).

(3) Riskin ortalamaya bölünmesiyle elde edilen değişim katsayısı, birim dalgalanma başına riski göstermektedir.

 

İMKB’de ortalama günlük dalgalanma yıllar itibariyle değişmektedir (Tablo III.4.6). Ortalama günlük dalgalanmanın en yüksek olduğu yıl Türkiye'de mali krizin yaşandığı ve ekonominin reel olarak daraldığı 1994 yılıdır. Dalgalanma bakımından, daha sonra dünyada resesyonun yaşandığı ve Körfez Krizi'nin patlak verdiği 1990 ve 1991 yılları gelmektedir. İç piyasada ekonominin büyüdüğü 1997 yılında ise Güney Doğu Asya

piyasalarında mali krizlerin yaşanması İMKB'de de dalgalanmanın yüksek olmasına sebep olmuştur.

Günlük dalgalanmaların standart sapmaları alınarak hesaplanan dalgalanmanın riskinin en yüksek olduğu yıllar yine 1990, 1991, 1994 ve 1997 yıllarıdır. Burada, ortalama günlük dalgalanma ile dalgalanmanın riski arasında aynı yönlü bir ilişki olduğu ortaya çıkmaktadır.