II
 
 

TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ
GELİŞMELER VE PARA POLİTİKASI








GİRİŞ

Türkiye ekonomisinde 1995 yılında başlayan hızlı büyüme eğilimi, 1998 yılının Nisan ayına kadar devam etmiştir. Hızlı büyüme eğiliminin sona ermesini hazırlayan başlıca etkenler;

Bu gelişmelerin sonucunda Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) büyüme hızı 1997 yılındaki yüzde 8,3 düzeyinden, 1998 yılının ilk dokuz aylık döneminde yüzde 4,4’e gerilemiştir.

Öngörülen enflasyon doğrultusunda uygulamaya konulan maliye politikalarının temel amacı, yıl sonunda faiz dışı bütçe fazlasının GSMH’ya oranını yüzde 3,9’a yükseltmek olmuştur. Bu oran, Temmuz ayında Uluslararası Para Fonu ile yapılan Yakın İzleme Anlaşması sonucunda yüzde 4,1’e yükseltilmiştir. 1998 yılı sonunda vergi gelirlerinde sağlanan artış ve faiz dışı harcamalarda meydana gelen azalma nedeniyle bu hedefin üzerinde bir gerçekleşmeye ulaşılmıştır. Bunun yanısıra konsolide bütçe açığının GSMH’ye oranında da göreli bir iyileşme söz konusu olmuştur. 1998 yılı içinde Türkiye yurtdışına net borç geri ödemesi gerçekleştirmiştir. Hazine 1997 yılında yapılan ortak protokole uyarak Merkez Bankasından ay içinde kısa vadeli avans kullanmış, aysonlarında geri ödemiştir. Bu nedenle 1998 yılında Hazinenin kullandığı toplam kısa vadeli avans miktarı sıfır olmuştur. Konsolide bütçenin finansmanı bono ağırlıklı iç borçlanma ile sürdürülmüştür. İç borçlanmanın vadesi bir yılın altında gerçekleşmiştir. Bununla birlikte yıl içinde tarımsal üretimin yüksek gerçekleşmesi ve Hükümetin tarımsal destekleme alımlarını kamu bankalarını kullanarak yapması, bu bankaların nakit sıkıntısına düşmesine neden olmuştur.

İç ve dış talep daralmasının yaşandığı 1998 yılında ithalat artış hızının yanısıra ihracat artış hızı da azalmıştır. Buna bağlı olarak ihracatın ithalatı karşılama oranı yükselmiş ve dış ticaret açığının artış hızı yavaşlamıştır. Görünmeyen kalemlerden elde edilen net gelirlerle dış ticaret açığı kapatılmış ve cari işlemler bilançosu fazla vermiştir. Türk lirası’nın reel olarak değer kaybetmesine karşın ihracat hacmindeki azalışın sürmesi, ihracat gelirlerinin reel kur değişimlerine duyarlılığının az olduğunu, dış talep gelişmelerinin ise belirleyici nitelik taşıdığını göstermiştir. Yılın ilk on aylık döneminde, Rusya’daki kriz nedeniyle portföy yatırımlarında net 6,4 milyar ABD doları sermaye çıkışı gözlenmiştir. Bu çıkışla birlikte Hazinenin borçlanma imkanı kısıtlanmıştır. Bu dönemde net uzun vadeli kredi girişi 3,9 milyar ABD doları olmuştur.

Merkez Bankası, 1998 yılı para politikası ile enflasyonla mücadele ve istikrarlı büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesine çalışmıştır. Ancak, ekonomik konjonktürün iç ve dış nedenlerle yılın ilk ve ikinci yarısında farklılıklar göstermiş olması, hedef ve önceliklerin de değişmesine yol açmıştır. Yılın ilk altı ayında açıklanan para programı ile rezerv para büyüklüğü hedeflenmiştir. Bu doğrultuda enflasyonla mücadeleye çalışılmış ve parasal büyüklüklerin artış hızı kontrol altına alınmıştır. Yılın ikinci altı ayında açıklanan para programı ile hedeflerde değişikliğe gidilerek, net iç varlıklar hedef büyüklük olarak seçilmiştir. Öngörülen net iç varlık hedefi ise yıl sonuna doğru yeniden revize edilmiştir. Bu uygulama değişikliği, Rusya krizinin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini giderici istikrar politikalarını ön plana çıkarmıştır. Yılın her iki yarısında da seçilen hedef değişkenler belirlenen üst limitlerin altında kalmıştır.

Merkez Bankası, 1998 yılında kur politikasını enflasyon öngörüsü ile tutarlı bir biçimde yürütmeye çalışmıştır. Yılın genelinde Merkez Bankası, gerek mevcut rezervlerinin yüksek düzeyde seyretmesi, gerek reel sektör döviz talebinin düşük olması nedeniyle kurların ayarıda istikrarı korumuştur. Aynı dönemde kur sepetinin kümülatif artış hızı yüzde 58,5, TEFE artış hızı ise yüzde 54,3 olmuştur.

Tüm para arzları, 1998 yılında reel olarak genişlemiştir. Reel olarak en düşük artış M1’de gözlenirken, M1’i sırasıyla M2Y ve M2 artışları izlemiştir. Yılın ikinci yarısında meydana gelen sermaye çıkışı sonrasında gözlenen likidite sıkışıklığı Türk lirası faizler üzerinde yükseltici bir baskı yaratmıştır. Bu durum para arzlarında reel olarak artışa yol açmıştır.

Yılın ilk yarısında Hazine faiz oranlarında, enflasyon beklentilerindeki düşüş, sermaye girişleri, Uluslararası Para Fonu ile Hükümet arasında yapılan Yakın İzleme Anlaşması ve özelleştirmeden elde edilen gelirler nedeniyle meydana gelen düşüşün ardından, Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren önemli bir artış gözlenmiştir. Temmuz ayının ikinci yarısında memur maaş zamlarının saptanmasında ortaya çıkan belirsizlik, Ağustos ayında ortaya çıkan Rusya krizi ve buna bağlı olarak başlayan sermaye çıkışı, Japon yeninin ABD doları karşısında değer kaybetmesi, Çin’in devalüasyon yapma olasılığının ortaya çıkması ve bankaların menkul kıymet gelirlerinden alınacak vergiye dair mevzuatın piyasalarda belirsizlik yaratması gibi gelişmelere bağlı olarak Hazine ihale faizleri yılın ikinci yarısında da yükselme eğilimini devam ettirmiştir. Yıl içinde kısa dönemde piyasalardaki gelişmelerin mevduat faizleri üzerindeki etkisi, repo ve Hazine ihale faizlerine göre daha geç hissedilmiştir. Aynı zamanda reel faizlerdeki yüksek düzey yılın ikinci yarısında belirginlik kazanmıştır.

TEFE yıllık artış oranı, 1998 yılında Hükümet’in bütçe hedefleri doğrultusunda belirlediği yüzde 50’lik hedefin 4,3 puan üzerinde, yüzde 54,3 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran aynı zamanda TEFE ile ölçülen enflasyonda bir önceki yıla göre 36,7 puanlık bir gerilemeyi ifade etmektedir. Enflasyondaki düşüşü sağlayan başlıca faktörler, bütçede öngörülen faiz dışı fazla hedefine ulaşılması ve aşılması, kamu fiyatlarının denetim altında tutulması, Rusya krizinin ardından başlayan sermaye çıkışının mali sistemi daraltması ve sonrasında reel sektörü etkisi altına alması, döviz kurlarındaki değişmede istikrarın ve başta petrol olmak üzere ithalat fiyatlarındaki düşüklüğün sürdürülmesi ve enflasyon bekleyişlerindeki düşüş olarak sıralanabilir. Enflasyonu düşürmek amacıyla kurların çıpa olarak kullanılmaması ve dolayısıyla dış ticaret dengesinin bozulmasına izin verilmemesi, enflasyonun düşüşünde sağlanan başarının boyutları hakkında fikir vermektedir.

TÜFE artış oranı ise bir önceki yılın sonuna göre 29,4 puan gerileme ile yüzde 69,7 olmuştur. Özellikle ekonominin bazı sektörlerinde yaşanan eksik rekabet, endeksleme ve arz yönünde yaşanan sorunlar eflasyonun aşağı doğru hareketlerinin katılığına neden olmaktadır.

Büyümesini 1998 yılında da sürdüren bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin GSMH’ya oranı, 1997 yılı sonu itibariyle yüzde 65’e, 1998 yılı Eylül ayı itibariyle yüzde 87,5’e yükselmiştir. Sektörün toplam aktiflerinin GSMH’ya oranındaki hızlı yükseliş, finansal derinleşmenin devam ettiğinin bir göstergesi olarak düşünülebilir.

Bankacılık sektörünün açtığı kredilerin reel artış hızı 1998 yılında önceki yıla göre yavaşlarken, menkul değerler portföyü önemli oranda büyümüştür. Sektörün açtığı kredilerin reel artış hızındaki yavaşlamanın, 1998 yılının ikinci üç aylık döneminde başlayan ekonomik büyüme hızındaki yavaşlama süreci ile ilişkili olduğu görülmektedir.

Reel mevduat faizlerinde yılın ikinci yarısında başlayan yükseliş, bankalara mevduat akışını artırmıştır. Özellikle son yıllarda mevduata ciddi bir alternatif oluşturan repo işlemlerinin 1998 yılı içerisinde hızla azalması da toplam mevduatın artışında etkili olan bir diğer gelişme olarak göze çarpmaktadır.

II.1.GENEL DENGE

Büyük ölçüde iç talebe bağlı olarak 1995 yılının ikinci yarısında ortaya çıkan yüksek büyüme eğilimi, 1997 yılının tamamında ve 1998 yılının ilk üç aylık döneminde devam etmiştir. Tarım sektöründeki daralmaya rağmen sanayi ve ticaret sektörleri katma değerlerindeki yüksek oranlı artış, 1997 yılında GSMH’nın yüzde 8,3 oranında büyümesini sağlamıştır. Talep yönünden incelendiğinde ise 1997 yılında hem özel tüketim, hem de yatırım harcamaları yüksek oranlı büyüme kaydetmişlerdir (Tablo II.1.1).
 
 

TABLO II.1.1
TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER

1996
1997
1998
GSMH (Trilyon TL., Cari Fiy.)
14978,1
29393,3
36864,3(6)
BÜYÜME HIZI, GSYİH (Yüzde)
7,0
7,5
3,6(6)
BÜYÜME HIZI, GSMH (Yüzde)
7,1
8,3
4,4(6)
NÜFUS (Milyon Kişi)
62,7
62,9
63,5
İSTİHDAM(1) (Milyon Kişi)
21,7
20,8
22,0
İHRACAT (Milyar ABD Doları, FOB)
23,1
32,6
23,8(7)
İTHALAT (Milyar ABD Doları, CIF)
42,7
48,7
41,7(7)
CARİ İŞLEMLER DENGESİ(2) (Milyar ABD Doları)
-2,4
-2,8
1,8(7)
DIŞ BORÇ STOKU/GSMH(3) (Yüzde)
45,4
46,8
49,5(8)
KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ/GSMH(Yüzde)
8,8
7,6
8,7(8)
İÇ BORÇ STOKU/GSMH (Yüzde)
21,0
21,4
17,8(9)
TOPLAM KAMU BORÇ STOKU/GSMH(4) (Yüzde)
48,7
47,0
40,8(8)
FAİZ DIŞI BÜTÇE FAZLASI/GSMH (Yüzde)
1,7
0,1
4,6(8)
VERGİ GELİRLERİ/GSMH (Yüzde)
14,9
16,1
17,6(8)
TOPTAN EŞYA FİYAT ENDEKSİ(5) (Yıllık Ort. Yüzde Değ.)
76,0
81,8
71,8
TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ(5) (Yıllık Ort. Yüzde Değ.)
80,4
85,7
84,6

Kaynak: DİE, DPT, Hazine Müsteşarlığı, TCMB.
(1) DİE, Ekim ayı.
(2) Bavul ticareti dahil.
(3) Dış borç stoku Türk lirasına dönüştürülürken yıl ortası dolar kuru kullanılmıştır.
(4) Toplam kamu borç stoku, iç borç stoku ile kamunun dış borç stoku toplamından oluşmaktadır. Kamunun kısa vadeli dış borçları, hesaplamaya dahil edilmemiştir.
(5) 1994=100, oniki aylık ortalamalar.
(6) İlk dokuz ay itibariyle.
(7) Ocak-Kasım dönemi geçici rakamlarıdır.
(8) Yıl sonu tahmini.
(9) Eylül ayı sonu itibariyle.
 

GSMH büyüme hızı, 1998 yılının birinci üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde tarım sektörü katma değeri sınırlı oranda artmıştır. Ancak, ulaştırma ve haberleşme sektörünün yüksek oranda büyümesi ile iç ve dış talepte süren canlılığa bağlı olarak sanayi ve ticaret sektörlerinin hızlı büyümeleri, GSMH büyümesinin yılın ilk üç aylık döneminde beklenenin üzerinde gerçekleşmesine neden olmuştur (Tablo II.1.2).

Bu dönemde iç talepteki canlılık nedeniyle özel ve kamu tüketim harcamaları ile toplam yatırım harcamaları yüksek oranlarda artmıştır. 1997 yılının ikinci yarısında Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz ile 1998 yılının Şubat ayında Irak’ta meydana gelen gerginlik gibi dış faktörler, beklenenin aksine yılın ilk üç aylık döneminde ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratmamıştır. 1997 yılının aynı dönemine göre, mal ve hizmet ihracatı ve ithalatı yüksek oranlarda artmıştır. Bir başka ifadeyle, yılın ilk üç aylık döneminde ekonominin hızlı büyümesinde iç taleple birlikte, mal ve hizmet ihracatındaki artış etkili olmuştur (Tablo II.1.2 ve Tablo II.1.4).
 
 

TABLO II.1.2
GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA VE ANA SEKTÖRLERDE YILLIK BÜYÜME (1)
(Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre Yüzde Değişim)

1996
1997
1998
Toplam
I
II
III
IV
Toplam
I
II
III
Toplam(2)
GSMH
7,1
6,5
9,1
8,5
8,7
8,3
9,0
4,0
1,9
4,4
GSYİH
7,0
6,9
8,5
7,0
7,8
7,5
8,3
2,6
1,6
3,6
Tarım
4,4
-6,9
-0,8
0,8
-10,3
-2,3
0,2
1,6
5,7
4,4
Sanayi
7,1
9,5
10,6
11,5
9,9
10,4
7,9
2,7
1,1
3,7
İmalat Sanayii
7,1
10,0
12,3
12,8
10,5
11,4
8,4
2,0
0,0
3,2
Hizmetler
6,6
6,2
8,4
6,9
9,7
7.8
8,7
2,4
0,6
3,4
Ticaret
8,9
9,9
13,5
12,8
9,8
11,7
10,2
2,4
-0,9
2,9
İnşaat Sanayii
5,8
3,2
5,8
2,2
9,3
5,0
4,7
-3,2
-3,5
-1,3
Ulaştırma ve 
Haberleşme
7,6
6,0
6,8
2,1
16,1
7,6
13,9
5,2
4,5
7,4
İthalat Vergisi
21,3
12,2
15,9
23,7
20,9
18,3
13,2
6,2
-6,9
3,4

Kaynak: DİE.
(1) 1987 üretici fiyatlarıyla, ana sektörlerdeki katma değer artışıdır.
(2) İlk dokuz ay itibariyle.
 
 

TABLO II.1.3
FİYATLAR
(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim, 1994=100(1))

1993
1994
1995
1996
1997
1998
Toptan Eşya Fiyat Endeksi
58,4
120,7
86,0
75,9
81,8
71,8
Tarım Fiyatları Endeksi
62,2
97,8
107,8
86,5
86,9
86,8
İmalat Sanayii Fiyatları Endeksi
66,6
129,4
81,0
70,4
80,6
66,7
Çiftçinin Eline Geçen Fiyatlar Endeksi
75,8
88,2
88,2
83,2
88,8
90,7

Kaynak: DİE.
(1) 1995 yılı öncesi için baz yılı 1987 dir.
 
 

Toplam sanayi üretimi 1998 yılının ilk üç ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,7 oranında artmıştır. Metal eşya, makina-teçhizat sanayii üretimindeki hızlı artış, GSMH’daki büyümenin iç ve dış talep tarafından desteklenen tüketim ve yatırım harcamalarının sürmesine bağlı olarak gerçekleştiğini göstermektedir (Tablo II.1.5).

Uygulanan daraltıcı maliye politikalarına rağmen 1998 yılında, kamu tüketim harcamaları artmaya devam etmiştir. Özellikle Mart ayından itibaren dış kaynak girişindeki artış, kamu harcamaları ile ithalatın finansmanını kolaylaştırarak, tüketim ve yatırım harcamalarının artmasına katkıda bulunmuştur. Bu faktörler iç talebin canlılığında etkili olmuşlardır. Kamu tüketim harcamalarındaki artış ücret ve maaş harcamalarından ziyade, personel harcamaları dışında kalan idari harcamalar olarak tanımlanan “diğer cari” harcamalardaki yüksek oranlı artıştan kaynaklanmıştır. İthalat fiyatlarındaki gerilemeye bağlı olarak girdi maliyetlerinin düşmesi ve uygulanan ekonomik program çerçevesinde kamu ürünleri fiyatlarındaki artışın sınırlı kalması, enflasyonun gerilemesine neden olmuştur. Özellikle Mart ayında petrol ürünleri ile kamu ürünlerinin fiyatlarında önemli bir artış yaşanmaması, fiyatların artış hızını yavaşlatmıştır. Bu durumun yarattığı reel gelir artışı az da olsa iç talebi arttırmıştır. Enflasyondaki düşüş, enflasyon beklentilerinde olumlu bir hava yaratmıştır. Ancak, yüksek enflasyon bekleyişlerinin tümüyle ortadan kalkmaması, tüketim harcamalarının enflasyon bekleyişlerine bağlı olarak ertelenmesini engellemiştir.

Yılın ikinci üç aylık döneminde, GSMH büyüme hızı, 1997 yılının aynı dönemine göre yavaşlayarak yüzde 4 oranında gerçekleşmiş ve ekonomi yavaşlama evresine girmiştir. Bu dönemde yüzde 4 olarak gerçekleşen büyüme oranı, 1995 yılının ilk üç aylık döneminden bu yana en düşük büyüme oranı olmuştur. Ekonomide yaklaşık üç yıldan beri süregelen hızlı büyüme dönemi sona ermiş ve ekonomi yavaşlama dönemine girmiştir.
 
 

TABLO II.1.4
BAŞLICA HARCAMA GRUPLARI
(1987 Yılı Fiyatlarıyla,Yıllık Yüzde Değişim)

1996
1997
1998
I
II
III
Toplam(1)
Tüketim Harcamaları
Kamu
8,6
4,1
8,4
10,5
-5,5
3,5
Özel
9,3
8,4
8,0
-0,3
0,7
2,5
Sabit Sermaye Yatırımı
Kamu 
24,4
28,4
30
-2,5
5,1
6,1
Özel
11,4
11,9
5.7
-2,3
-7,7
-2,1
Mal ve Hizmet İhracatı
22,0
19,1
18,0
5,9
-3,1
5,6
Mal ve Hizmet İthalatı
20,5
22,4
12,4
6,7
-4,8
4,2

Kaynak: DİE.
(1) İlk dokuz ay itibariyle.
 

Üretim yönünden bakıldığında, sanayi ve ticaret sektörleri katma değerlerinin büyüme hızındaki yavaşlama ile inşaat sektörü katma değerinde meydana gelen daralma, GSMH büyüme hızının yılın ikinci üç aylık döneminde yavaşlamasına neden olmuştur. Tarım sektörü katma değeri ise bu dönemde yüzde 1,6, yılın ilk altı aylık döneminde ise yüzde 1,1 oranında büyüme kaydetmiştir. İkinci üç aylık dönemde kamu ve özel yatırım harcamalarındaki düşüş inşaat sektörü katma değerinin gerilemesine neden olmuştur. İlk üç aylık dönemde hızlı bir büyüme gösteren ulaştırma ve haberleşme sektörü, yüksek büyüme hızını ikinci üç aylık dönemde koruyamamış ve sektörün katma değerindeki artış yüzde 5,2 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.1.2).

Harcamalar yönünden incelendiğinde ise, 1998 yılının ikinci üç aylık döneminde kamu kesimi tüketim harcamalarının artmasına rağmen, toplam tüketim harcamaları içerisinde büyük bir paya sahip olan özel tüketim harcamalarının gerilemesi, toplam tüketim harcamalarının daralmasına neden olmuştur. Kamu ve özel yatırım harcamalarının gerilemesi sonucunda, toplam yatırım harcamaları büyük ölçüde daralmıştır (Tablo II.1.4).
 
 



TÜRKİYE’DE BÜYÜME DEVRELERİ

Devresel hareketler genel anlamda bir serinin, uzun dönemli büyüme eğilimi etrafındaki dalgalanmasıdır. İş çevrimleri ise bir referans serinin, tarım dışı üretim veya sanayi üretim endeksi gibi, devresel hareketi olarak tanımlanmaktadır. Ekonomilerin genellikle büyüdükleri göz önüne alınarak bu devresel hareketler büyüme devresi olarak da adlandırılmaktadır. Ancak burada sorun uzun dönem eğiliminin belirlenmesidir. Çünkü ekonomideki büyümenin sürdürülebilirliği tezleri, bu eğilimler kullanılarak oluşturulan devreler dikkate alınarak ileri sürülmektedir.

Grafikte DİE Sanayi Üretim Endeksi kullanılarak oluşturulan büyüme devreleri gösterilmektedir. Devresel hareketler belirlenirken Endeks öncelikle X11 Bureau of Census yöntemi kullanılarak mevsimsellikten arındırılmıştır. DİE Sanayi Üretim Endeksinin uzun dönem eğilimleri ise Bry-Boschan Ortalama Devreler Eğilimi (Bry-Boschan Phase Average Trend) yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Grafikte de görüldüğü üzere Türkiye ekonomisi, 1994 krizinin etkilerini 1995 yılının ortalarında gidermiş ve 1996 yılının sonuna kadar uzun dönem eğilimi oranında büyümüştür. 1997 ve 1998 yıllarında ise ekonominin büyüme performansı uzun dönem eğiliminin üzerinde gerçekleşmiş, 1998 yılının ortalarından itibaren, yeniden uzun dönem ortalama büyüme oranına doğru bir iniş başlamıştır.

1998 yılının ortalarında Türkiye ekonomisinde meydana gelen yavaşlama, tüm dünyada yaşanan ekonomik daralmayla çakışmıştır. Dünya ekonomisinde 1980’li yılların başlarından sonra meydana gelen en önemli daralma, 1997 yılının ortalarında ortaya çıkan Güney Doğu Asya krizi ile başlamış, 1998 yılının ortalarında Rusya, 1999 yılının başlarında Brezilya krizleri ile devam etmiştir. Bir başka ifadeyle 1998 yılı ile birlikte Türkiye ve dünya ekonomileri için yeni devresel hareketler başlamıştır.



Ekonomideki yavaşlama sürecininin temelinde iç talepte yaşanan daralma yatmaktadır. 1998 yılının başından itibaren Hükümet tarafından uygulamaya konulan para ve maliye politikaları yılın ikinci üç aylık dönemi ile birlikte etkisini göstermeye başlamıştır. Uygulanan maliye politikası sonucunda vergi gelirlerinde sağlanan yüksek oranlı artış ile faiz dışı bütçe fazlasının hedeflenen düzeyini aşması, özel harcanabilir gelirin ve dolayısıyla özel tüketim ve yatırım harcamalarının azalmasına neden olmuştur.

Asya krizinin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri de bu dönemde görülmeye başlamıştır. Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan kriz nedeni ile ihracat fiyatlarında meydana gelen gerileme, Nisan ayından itibaren ihracat gelirlerinin azalmasına neden olarak iç talep üzerinde olumsuz bir etki yaratmış ve ekonomik büyümeyi yavaşlatan bir etken olmuştur. Bununla birlikte, yılın ikinci üç aylık döneminde ihracat fiyatlarındaki gerilemeye rağmen imalat sanayii ihracatının miktar olarak artması Türkiye ekonomisinin dünya piyasalarında rekabet açısından olumlu bir düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, özel yatırım harcamalarının daralmasında yılın ikinci üç aylık döneminde iç talepte ortaya çıkan daralmanın yanısıra, 1995-1997 döneminde, başta tekstil sektörü olmak üzere bazı sanayi sektörlerinde yatırımların aşırı derecede artması ve fazla kapasite oluşması da önemli bir rol oynamıştır.

Yılın üçüncü üç aylık döneminde GSMH büyüme hızı, bir önceki yılın aynı dönemi ile yılın ikinci üç aylık dönemine göre yavaşlayarak yüzde 1,9 olarak gerçekleşmiştir. İç talep ile mal ithalatında Nisan ayından itibaren meydana gelen daralmaya bağlı olarak, bu dönemde ticaret sektörü katma değeri bir önceki yılın aynı dönemine göre gerilemiştir. Kamu ve özel yatırım harcamalarındaki daralma, inşaat sektörü katma değerinin bir önceki yılın aynı dönemine göre azalmasına neden olmuştur. İç talepte yaşanan daralmanın sonucu olarak sanayi sektörü üretim artış hızı yavaşlamış ve sanayi sektörü katma değeri bu dönemde yüzde 1,1 oranında artış kaydetmiştir. Bununla birlikte tarım sektörü katma değeri olumlu seyreden hava şartları nedeniyle yılın üçüncü üç aylık döneminde 1997 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,7 oranında büyüme kaydetmiştir (Tablo II.1.2).

Harcamalar yönünden bakıldığında ise 1998 yılının üçüncü üç aylık döneminde özel nihai tüketim harcamaları yüzde 0,7 oranında artmıştır. Temmuz ayında kabul edilen yeni vergi yasası nedeniyle ücretlilere yapılan vergi iadesinin özel nihai tüketim harcamalarını bu dönemde az da olsa arttırdığı düşünülmektedir. Ayrıca bu dönemde yapılan tarım destekleme alımları da özel tüketim harcamalarının artmasında etkili olmuştur. Hükümet tarafından Ocak ayından itibaren uygulamaya konulan daraltıcı maliye politikasıyla çelişik olarak yılın ilk altı aylık döneminde yüksek oranda artan kamu nihai tüketim harcamaları, 1998 yılının üçüncü üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre gerilemiştir. Kamu nihai tüketim harcamalarının gerilemesinde en büyük etken, yılın ilk altı aylık döneminde yüksek oranda büyüyen “diğer cari” harcama kaleminin, yılın üçüncü üç aylık döneminde önemli ölçüde gerilemesidir. Kamu nihai tüketim harcamaları içerisinde yaklaşık olarak yüzde 60 oranında paya sahip olan personel harcamaları 1997 yılının aynı dönemine göre, bu dönemde önemsiz bir artış kaydetmiştir. 1998 yılının üçüncü üç aylık döneminde toplam yatırım harcamalarındaki daralma artarak devam etmiş ve 1997 yılının aynı dönemine göre gerek mal ve hizmet ihracatı, gerekse mal ve hizmet ithalatı gerilemiştir.

Ocak ayından itibaren uygulamaya konulan maliye politikası, iç talep üzerindeki daraltıcı etkisini yılın ikinci yarısında giderek artan ölçüde göstermeye başlamış ve iç talepte meydana gelen daralmaya bağlı olarak ekonomide ortaya çıkan yavaşlama eğilimi, hızlanarak devam etmiştir (Tablo II.1.2 ve Tablo II.1.4).

Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik krizden sonra, Ağustos ayında Rusya Federasyonu’nun da ekonomik krize girmesi ve bu krizlerin giderek küresel bir nitelik kazanması, özellikle 1998 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiş ve iç talepte yaşanan daralma, olumsuz dış ekonomik gelişmelerle çakışmıştır. Yılın üçüncü üç aylık döneminde Güneydoğu Asya ülkeleri ile Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat belirgin bir şekilde azalmıştır. Rusya Federasyonu’nda yaşanan kriz Türkiye de dahil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin büyük bir bölümünde sermaye çıkışına ve sermaye girişlerinin durmasına yol açmıştır. Bu durumun sonucu olarak Ağustos ayında meydana gelen kısa vadeli sermaye çıkışı, bir yandan mali sektörün küçülmesine, diğer yandan kamu kesiminin yüksek borçlanma gereğinden dolayı reel faizlerin yükselmesine neden olmuştur. Bir başka deyişle kamu kesimi kaynak ihtiyacını iç piyasadan sağlamak zorunda kalmış ve hem reel faizlerin yükselmesine, hem de özel sektörün kullanabileceği kredi miktarının azalmasına yol açmıştır. Bu nedenle Ağustos ayından itibaren yatırımlar açısından gerek yurtiçi, gerekse yurtdışı finansman imkanları daralırken, finansman maliyetleri de yükselmiştir.

Yılın ikinci yarısından itibaren ara ve yatırım malları ithalatı ile tüketim malı ithalatındaki gerileme iç talepteki daralmayı yansıtmakta, yatırım harcamaları ile sanayi üretimindeki gerilemenin 1998 yılının dördüncü üç aylık dönemi ile 1999 yılının birinci üç aylık döneminde de devam edeceği beklentisini oluşturmaktadır. 1995 ve 1997 yılları arasındaki hızlı büyüme döneminde, ekonomik büyümenin en önemli itici gücü olan ve büyük ölçüde dayanıklı tüketim malları ile yatırım mallarından oluşan makina-teçhizat sanayii üretiminin yılın üçüncü üç aylık döneminde gerilemesi ve bu gelişmenin Kasım ve Aralık aylarında da sürmesi, iç talepteki daralmanın ciddi boyutlara ulaştığını göstermektedir. Ancak, bu gelişmelere rağmen makina-teçhizat sanayii üretimi 1998 yılının ilk dokuz aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 oranında artmış ve en hızlı büyüyen sektör olmuştur. Bu sektörü yüzde 4,4 oranındaki büyüme hızıyla gıda sektörü izlemiştir. Tarımsal üretim ile son derece yakından ilişkili olan gıda sanayii üretiminin artmasında, yılın ilk dokuz aylık döneminde tarım sektörü üretimindeki artış etkili olmuştur (Tablo II.1.5).

İnşaat sektöründeki gerileme iç talepteki daralma sürecinin bir diğer önemli göstergesidir. DİE tarafından açıklanan inşaat istatistikleri sonuçlarına göre, 1998 yılının ilk dokuz ayında yapı ruhsatları ile yapı kullanım izin belgeleri gerek daire sayısı, gerekse yüzölçümü olarak gerilemiştir. Bu dönemde yapı ruhsatlarındaki ve izin belgelerindeki gerileme, sadece konut inşaatı için değil, ticari ve sınai yapılar için de söz konusudur. Başta ana metal ve taş ve toprağa dayalı ürün sanayiileri olmak üzere bir çok sektörle yakından ilişkili olan inşaat sektöründeki bu gelişmeler, ekonomideki durgunluğun ciddi boyutlarda olduğunun bir diğer göstergesidir.
 
 

TABLO II.1.5
SANAYİ ÜRETİMİ
(Bir önceki yılın aynı dönemine göre üretim artışı,(1)Yüzde)

1998
I
II
III
Ocak-Eylül(2)
Aralık(3)
TOPLAM SANAYİ
9,7
3,5
0,1
4,3
-9,1
MADENCİLİK
18,5
15,2
-2.9
8,0
4,5
İMALAT SANAYİİ
9,3
2,8
-0,9
3,3
-11,8
Gıda sanayii
15,3
-5,2
6.5
4,4
-1,3
Tekstil sanayii
-2,8
0,4
-8.0
-3,2
-36,1
Kimya sanayii
5,1
1,9
-1.1
2,1
-0,2
Taş-Top. Dayalı ür.san.
4,0
2,5
0,3
1,2
-1,0
Ana Metal sanayii
2,5
1,0
5,7
3,2
-11,7
Makina-Teçhizat san.
24,8
12,1
-2,6
10,7
-20,2
ENERJİ
10,1
5,4
9,6
10,3
5,4

Kaynak: DİE, 1992 bazlı Aylık ve Üçer Aylık Sanayi Üretim Endeksleri.
(1) Sanayi sektöründeki üretim artışını göstermektedir. Tablo II.1.2’deki rakamlar katma değerdeki artışa göre hesaplandığı için, Tablo II.1.2 ile Tablo II.1.5’ deki rakamlar arasında fark meydana gelmektedir.
(2) Üç Aylık sanayi üretim endeksi geniş kapsamlıdır ve 1051 sanayi maddesi içermektedir.
(3) Bir önceki yılın aynı ayına göre üretim artışı. Aylık Sanayi Üretim Endeksi dar kapsamlıdır ve 112 sanayi maddesi içermektedir.
 
 



METAL EŞYA, MAKİNA-TEÇHİZAT SANAYİİ

Metal eşya, makina-teçhizat sanayii, imalat sanayii içerisinde özel bir öneme sahiptir. Özellikle ileri sanayi ülkelerinde olmak üzere, bütün ülkelerde, makina-teçhizat sanayiinin toplam sanayi içerisindeki payı artmaktadır. Büyük ölçüde yatırım ve dayanıklı tüketim malı niteliğindeki ürünlerin yeraldığı metal eşya, makina-teçhizat sanayii Türkiye ekonomisinin hızla gelişen sektörlerinden birisi olmuştur. Sektör üretiminin yıllık artış oranı, gerek toplam sanayi üretiminin, gerekse imalat sanayii üretiminin yıllık artış oranlarının üzerinde seyretmektedir (Grafik II.1.1). Bu durum makina-teçhizat sanayii üretimindeki artışın, ekonomik büyüme üzerinde büyük bir itici güç oluşturduğunu göstermektedir.

Bu sektördeki dinamizm, ağırlıklı olarak iç talepten kaynaklanmaktadır. Sektör ihracatı henüz çarpıcı boyutlara ulaşmamıştır. Bununla birlikte, son yıllarda ihracattaki gelişme eğilimi gelecek için olumlu beklentiler oluşturmaktadır. İhracat ve ithalat, ağırlıklı olarak, Avrupa Birliği ülkeleriyle yapılmaktadır. 1997 yılında sektör ihracatı ve ithalatının, toplam ihracat ve ithalat içerisindeki payı, sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 19 olarak gerçekleşmiştir.

Son yıllarda sektör üretimindeki artışa rağmen istihdamda azalma gözlenmektedir. Bu durum emek verimliliğindeki artışı yansıtmaktadır. Ancak, sektör halen emek yoğun yapısını korumaktadır. Gelişmiş ülkelerde de emek yoğun bir yapı vardır. Türkiye’de işçilik maliyetlerinin yanısıra mühendislik hizmetlerinin de ucuz olması, sektörün rekabet gücünü arttırmaktadır. Sektördeki kapasite kullanım oranı yaklaşık olarak yüzde 80 civarındadır ve sektörün üretim artışı varolan tesislerin bu yüksek kapasiteyle kullanılması sonucunda gerçekleşmiştir.

Sektörün sorunlarının başında ucuz ve düşük kaliteli mal ihracatı gelmektedir. Ayrıca dış ticaret konusunda yetişmiş eleman ihtiyacı ve tanıtım sorunları vardır. Bu durum prestij kaybına yol açmaktadır. Son derece önemli olan Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerine yeterince önem verilmemektedir. Yüksek teknolojili ve kaliteli ürün üretilmesi, sektörün gelecekteki ihracat performansı açısından büyük öneme sahiptir.



 
 

GRAFİK II.1.1
TOPLAM, İMALAT VE MAKİNA-TEÇHİZAT SANAYİLERİ
YILLIK ÜRETİM DEĞİŞİM ORANLARI(1)


Kaynak: DİE.
(1) DİE tarafından yayınlanan üçer aylık sanayi üretim endeksi verileri kullanılarak, oniki aylık ortalamalara göre hesaplanmıştır. 1998 yılı için ilk dokuz aylık ortalamadan yararlanılmıştır.
 
 

Sanayi sektöründe faaliyet gösteren özel firmaların Aralık, Ocak, Şubat ve Temmuz aylarında mamul mal stokları diğer aylara göre daha yüksektir. Bu durum gerek iç talepteki gelişmelerden, gerekse önceden sipariş alınan mal teslimlerinin zamanında gerçekleştirilmesi amacından kaynaklanmaktadır. TCMB İktisadi Yönelim Anketiverilerine göre, 1997 yılının Aralık ayı ile 1998 yılının tüm aylarında mamul mal stokları ortalama değerlerinin üzerinde seyretmiştir. Bu durum firmaların 1997 yılının sonu ile 1998 yılının başında, 1995 ve 1997 yılları arasındaki hızlı büyüme döneminin 1998 yılında da devam edeceği, diğer bir ifadeyle iç ve dış talepteki canlılığın süreceği beklentisinde olduklarını göstermektedir. İç ve dış talepteki canlılığın 1998 yılının ilk üç aylık döneminde sürmesi, firmaların 1998 yılına ilişkin sözkonusu beklentilerini güçlendirmiştir. İç talepte 1998 yılının ikinci üç aylık döneminde ortaya çıkan yavaşlamaya rağmen, firmaların beklentilerini değiştirmedikleri, bu dönemde mamul mal stoklarının ortalama seviyesinin üzerinde seyretmesinden anlaşılmaktadır. Bu gelişmeler sonucunda firmalar, yılın ikinci yarısına yüksek mal stokları ile girmişlerdir. Ancak, stoklarını eritmek amacıyla üretimlerini daraltmak, fiyat indirimleri, avantajlı satış kampanyaları gibi önlemlere ağırlık vererek satışlarını arttırmak yerine, üretimlerini yavaşlatarak tepki vermişlerdir. Bunun sonucu olarak Temmuz ayında mamul mal stok eğilimi ortalama değerinin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu durum, firmaların yılın üçüncü üç aylık döneminde de iç talebin canlanacağı beklentisini koruduklarını göstermektedir. Ancak, iç pazara satılan mal hacminin en yüksek ve dolayısıyla mamul mal stoklarının en düşük olduğu Eylül ve Ekim aylarında firmaların beklentileri gerçekleşmemiş ve mamul mal stokları hızla yükselmiştir. Bu gelişmeler karşısında iç taleptekidaralma sürecinin boyutlarını firmalar anlamış ve yıl boyunca ilk kez Kasım ayında sanayi üretimi gerilemiştir. Aynı zamanda firmalar satışlarını artırmak amacı ile özellikle Kasım ayından itibaren, fiyat indirimleri, avantajlı satış kampanyaları gibi önlemlere ağırlık vermişlerdir. Mal stoklarının yüksek boyutlara ulaşması, sanayi üretimindeki yavaşlamanın 1999 yılının ilk aylarında da devam edeceğini göstermektedir. Aynı zamanda firmalar stoklarını eritebilmek amacıyla, ihracat olanaklarını da sonuna kadar zorlamaktadır.

Görüldüğü gibi, sanayi üretiminde 1998 yılının ikinci yarısında ortaya çıkan yavaşlama ve daha sonra gerileme süreci temel olarak iç talepteki daralmadan kaynaklanmıştır. Küresel kriz doğrudan sanayi üretimini etkilememiş, ancak ihraç fiyatlarının ve dolayısıyla ihracat gelirlerinin gerilemesine neden olarak ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır.

Daraltıcı maliye politikasının öngörülen şekilde sürdürülmesi, sanayi üretiminin daralması, ara ve sermaye malı ithalatındaki gerileme, artan hükümet ve seçim tartışmalarının yarattığı belirsizlik, küresel kriz nedeni ile sermaye girişinin durması ve reel faizlerdeki yükselme GSMH büyüme hızının, 1998 yılının dördüncü üç aylık döneminde durma noktasına gelebileceği ve ekonomideki yavaşlama eğiliminin 1999 yılında da devam edeceği beklentisini oluşturmaktadır.
 

II.1.1. Ekonominin Arz Yönü: Sektörel Üretim Gelişmeleri ve İthalat

II.1.1.A. Sektörel Üretim Gelişmeleri

a. Tarım

    Tarım sektörü katma değeri 1997 yılında yüzde 2,3 oranında gerilemiş, 1998 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise yüzde 4,4 oranında artmıştır. Bu artış, çiftçilik ve hayvancılık sektörü katma değerindeki artıştan kaynaklanmıştır. Çiftçilik ve hayvancılık sektörü katma değerinin artmasında, hayvancılık üretiminden ziyade meyve ve hububat üretimindeki artış etkili olmuştur. Hayvancılığın tarımsal üretime olan katkısı giderek azalmaktadır. Bu durumun en önemli nedeni hayvan sayısındaki gerileme, mera ve otlak alanlarının giderek azalması ve özellikle teknoloji düzeyindeki gerilik nedeniyle birim hayvan başına verimin düşüklüğüdür.

    Katma değer açısından ormancılık sektörü sınırlı bir oranda artarken, balıkçılık sektörü yüzde 10,6 oranında büyüme kaydetmiştir. Türkiye’de iyi vasıflı ormanların kapladığı alan düşük bir düzeydedir. Ormanların korunması ve geliştirilmesine yönelik önlemlere rağmen 1998 yılında 6743 hektar orman alanı yangınlar sonucu yokolmuş, 9701 hektar orman alanı da çeşitli yasalarla orman rejimi dışına çıkarılmıştır. Balıkçılık üretiminde son yıllarda artış gözlenmektedir. Bununla birlikte, Türkiye’nin sahip olduğu deniz ve su kaynaklarının zenginliğine rağmen aşırı avlanma ve çevre kirliliği gibi nedenlerden ötürü avcılık yoluyla yapılan balıkçılık üretiminde azalma olmuştur.

    b. Sanayi

    Sanayi üretimi artış hızı 1998 yılının ilk dokuz aylık döneminde yavaşlamış ve 1997 yılının aynı dönemine göre, yüzde 4,3 olarak gerçekleşmiştir. Alt sektörler itibariyle sanayi üretimi incelendiğinde, Ocak-Eylül döneminde madencilik sanayii üretimi yüzde 8, enerji sektörü üretimi ise yüzde 10,3 oranlarında artmıştır. Toplam sanayi üretimi içerisinde yaklaşık yüzde 85 oranında bir paya sahip olan imalat sanayii üretimi ise yüzde 3,3 oranında artarak, bir önceki yılın aynı dönemindeki artış oranının gerisinde kalmıştır (Tablo II.1.5). İmalat sanayii üretiminin yavaşlamasında iç talepte yaşanan daralma belirleyici olmuştur.

    İmalat sanayiinin alt kolları içerisinde tekstil sanayii üretimi önemli ölçüde gerilerken, makina-teçhizat sanayii üretimi yüzde 10,7 oranında artarak, gerek imalat gerek toplam sanayi üretimindeki artışın kaynağını oluşturmuştur. Bununla birlikte, büyük ölçüde dayanıklı tüketim ve yatırım mallarından oluşan ve 1995-1997 yılları arasındaki hızlı büyüme döneminde ekonominin itici gücü olan metal eşya, makina-teçhizat sanayii üretimi, 1997 yılının aynı dönemlerine göre yılın ikinci üç aylık döneminde yavaşlamış, üçüncü üç aylık dönemde de gerilemiştir. Tarımsal üretimle yakından ilişkili olan gıda sanayii üretimi, tarım üretimindeki artışa bağlı olarak bu dönemde yüzde 4,4 artmıştır.

    Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle olumsuz bir ihracat performansı gösteren tekstil sanayii üretimi, yılın ilk dokuz aylık döneminde yüzde 3,2 gerilemiştir.

    DİE tarafından açıklanan aylık sanayi üretim endeksi 1998 yılı Aralık ayı sonuçlarına göre sanayi sektöründeki olumsuz gidiş artarak devam etmektedir (Tablo II.1.5).

    c. Hizmetler

Hizmetler sektörü 1998 yılının ilk dokuz aylık döneminde katma değer olarak yüzde 3,4 artış kaydetmiştir. Nisan ayından itibaren iç talepte ortaya çıkan daralmaya bağlı olarak, sektör katma değerindeki büyüme hızı önemli ölçüde yavaşlamıştır. 1998 yılının ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde, inşaat ve ticaret sektörlerinde, katma değer cinsinden meydana gelen yavaşlama ve/veya gerileme, hizmetler sektöründeki büyümenin 1998 yılında yavaşlamasına neden olmuştur (Tablo II.1.2).

II.1.1. B. İthalat

1994 yılında iç talep daralmasıyla birlikte yüzde 20,9 oranında gerileyen ithalat, 1995 yılından itibaren iç piyasanın canlanmasıyla birlikte yeniden artış eğilimine girmiş, 1995 yılında yüzde 53,5, 1996 yılında da yüzde 22,2 oranlarında artış göstermiştir. İthalatın 1995 ve 1996 yıllarında hızlı bir şekilde artmasında, iç talepteki canlılık ile birlikte, 1995 yılında Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği anlaşması sonucunda Avrupa Birliği ile ticaretin serbestleşmesi de etkili olmuştur. Ancak, Gümrük Birliğine giriş ile ortaya çıkan ek ithalat talebi, 1997 yılında etkisini yitirmiş ve ithalat yüzde 11,5 artmıştır. 1998 yılının Ocak-Kasım döneminde ise ithalat iç talepteki daralmayla birlikte, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 gerileyerek 41,7 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.

Ana mal grupları itibariyle toplam ithalat içinde en büyük pay, önceki yıllarda olduğu gibi, 1998 yılında da yüzde 65,1 ile ara malları ithalatınındır. Bu kalemi yüzde 22,5’lik oran ile sermaye malları ithalatı, yüzde 11,6’lık oran ile tüketim malları ithalatı izlemektedir.

Ana sektörler itibariyle toplam ithalatın yüzde 86,9’unu oluşturan imalat sanayii ithalatı, 1998 yılının ilk onbir ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1, tarım, ormancılık ve balıkçılık ithalatı yüzde 14,5 ve madencilik-taşocakcılığı ithalatı yüzde 26,9 oranında daralmıştır.

İthalat artışındaki yavaşlama eğilimi, 1998 yılında da devam etmiştir. Özellikle yılın ikinci yarısında, daralan iç talebin etkisi bu süreçte belirleyici olmuştur. Temmuz ayında ithalat artış hızı sıfır olmuş, izleyen aylarda ise artan oranlarda gerilemiştir.

II.1.2 Ekonominin Talep Yönü: İç Talep ve İhracat

II.1.2. A. İç Talep: Yatırım ve Tüketim

1998 yılının ilk üç aylık döneminde iç talepteki canlılığa bağlı olarak gerek tüketim gerek yatırım harcamaları, 1997 yılının aynı dönemine göre yüksek oranlarda artmıştır. Ancak yılın ikinci üç aylık döneminde iç talepte ortaya çıkan daralma süreci sonucunda, tüketim ve yatırım harcamaları yüksek artış hızını yılın ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde koruyamamıştır. Bu dönemlerde, iç talepte yaşanan daralmanın temelinde daha önce de belirtildiği gibi, Ocak ayından itibaren uygulamaya konulan daraltıcı maliye politikası yatmaktadır.

Kamu tüketim harcamaları, uygulanan maliye politikasıyla çelişik bir şekilde, yılın ilk yarısında 1997 yılının aynı dönemine göre yüzde 9,6 gibi yüksek bir oranda artmıştır. Kamu tüketim harcamalarındaki sözkonusu yüksek oranlı artış, “maaş ve ücret” harcamalarından ziyade, “diğer cari” harcamaların hızlı bir şekilde artmasından kaynaklanmıştır. Bu durum, uygulanmakta olan daraltıcı maliye politikasıyla çelişmektedir. Yılın üçüncü üç aylık döneminde “diğer cari” harcama kalemindeki yüksek oranlı gerilemenin sonucunda, kamu tüketim harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre daralmıştır. Sonuç olarak yılın ilk dokuz aylık döneminde, kamu tüketim harcamaları yüzde 3,5 artmıştır (Tablo II.1.4).

Nisan ayından itibaren iç talepte meydana gelen daralma, özel tüketim harcamalarının yılın ikinci üç aylık döneminde gerilemesine, üçüncü üç aylık dönemde de küçük bir oranda artmasına neden olmuştur. Yeni vergi yasası çerçevesinde Temmuz ayında yapılan vergi iadesi ile özellikle Ağustos ayında olmak üzere yılın üçüncü üç aylık döneminde gerçekleştirilen tarım destekleme alımları, özel tüketim harcamalarının bu dönemde artmasını sağlamıştır. Bu gelişmelerin sonucunda yılın ilk dokuz aylık döneminde özel tüketim harcamalarının artış oranı yüzde 2,5 olmuştur.

Canlı iç talebe bağlı olarak, 1998 yılının ilk üç aylık döneminde yüzde 8,1 gibi yüksek bir oranda artış kaydeden toplam yatırım harcamaları, iç talepteki canlılığın devam etmemesi sonucunda yılın ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde hızlı bir şekilde gerilemiştir. Türkiye ekonomisinde 1993 yılından beri tüketim harcamalarının ve dolayısıyla iç talebin canlı olduğu dönemlerde yatırım harcamaları önemli ölçüde artarken, tüketim harcamalarının azaldığı dönemlerde gerilemektedir. Bir başka ifadeyle yatırım harcamaları, tüketim harcamalarında meydana gelen değişmelere 1995 yılının dördüncü üç aylık dönemi ile 1993 ve 1996 yıllarının üçüncü üç aylık dönemleri dışında, aynı yönde ve anında tepki vermektedir. 1998 yılının ilk dokuz aylık döneminde toplam yatırım harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 oranında gerilemiş ve tüketim harcamalarında Nisan ayından itibaren ortaya çıkan yavaşlama süreci yatırım harcamalarınının gerilemesinde etkili olan faktörlerden biri olmuştur.

II.1.2.B. İhracat

İhracat, 1996 yılında yüzde 7,3, 1997 yılında Asya’da başlayan ekonomik krize rağmen artan yurtdışı talep nedeniyle yüzde 13 oranında artmıştır. 1998 yılında Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan krizin etkilerinin devam etmesi ve yılın ortalarında Rusya’nın da ekonomik krize girmesi ile derinleşen küresel krizin olumsuz etkileri, Nisan ayından itibaren ihracat gelirleri üzerinde görülmeye başlamıştır. 1998 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam ihracat 1997 yılının aynı dönemine göre binde 4 gerileyerek, 23,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

İhracat gelirlerindeki gerileme dış pazar bulmakta yaşanan güçlüklerden ziyade, ihraç mal fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanmaktadır. DİE dış ticaret fiyat ve miktar endeksleri incelendiğinde, miktar endekslerinde artış olurken, fiyat endekslerinde belirgin bir gerileme mevcuttur. Yılın ikinci yarısında, iç talepteki daralmaya bağlı olarak sanayi sektöründeki mamul mal stoklarının yüksek seviyelere ulaştığı gözlenmektedir. Bu durum firmaların artan stoklarını eritebilmek amacıyla 1999 yılında da, dünya piyasalarında fiyat rekabetine girerek, ihracat gelirlerinde meydana gelen gerilemeye rağmen ihracatın miktar cinsinden artacağı beklentisini oluşturmaktadır.

II.1.3. İstihdam

DİE Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre 1997 yılının Ekim ayında 20,8 milyon kişi olan toplam istihdam, 1998 yılının Ekim ayında artarak yaklaşık 22 milyon kişi olmuştur. Toplam istihdamın yüzde 45’i kentsel alanlarda, yüzde 55’i ise kırsal alanlarda gerçekleşmiş ve 1998 yılında kentsel alanların toplam istihdam içerisindeki payı 1997 yılına göre azalmıştır. Diğer taraftan toplam işgücü arzı 1998 yılının Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 1 milyon 56 bin, toplam istihdam ise 1 milyon 143 bin kişilik bir artış göstermiştir. İstihdamın işgücü arzındaki artışa oranla daha hızlı artması nedeniyle, işsizlik oranı 1997 yılı Ekim ayındaki yüzde 6,9 düzeyinden, 1998 yılı Ekim ayında yüzde 6,2 düzeyine gerilemiştir (Tablo II.1.6).

Kentsel yerler işşizlik oranı 1997 yılının Ekim ayında yüzde 9,7 iken, bu oran 1998 yılının aynı ayında yüzde 10 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kırsal yerler işsizlik oranı 1997 yılının Ekim ayında yüzde 4,2 düzeyinden 1998 yılının Ekim ayında yüzde 2,8 düzeyine gerilemiştir. Kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru yaşanan göç süreci, işsizlik oranının kırsal alanlarda gerilemesine, kentsel alanlarda ise artmasına neden olmaktadır. Ancak, 1998 yılında tarım sektöründe gerçekleşen üretim artışı, kırsal yerler işsizlik oranının gerilemesinde en önemli faktör olmuştur. Üretimin tarım sektöründe artması sanayi ve hizmetler sektöründe yavaşlaması nedeniyle, 1998 yılında kırsal alanların toplam istihdam içerisindeki payı artarken, kentsel alanların payı azalmıştır. İstihdamda olup da iş arayanlar ya da mevcut işinde veya bir başka işte daha fazla süre çalışmaya uygun olanlar şeklinde tanımlanan eksik istihdam oranı ise, 1997 yılı Ekim ayında yüzde 6,1 iken, 1998 yılının aynı ayında yüzde 5,7 olmuştur (Tablo II.1.6). Eksik istihdam oranı ile işsizlik oranının toplamından oluşan atıl işgücü oranı da 1998 yılı Ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre azalmıştır. İşgücünün diğer bir önemli göstergesi olan işgücüne katılma oranı, 1988 yılı Ekim ayında yüzde 48,5 olarak gerçekleşmiştir. Geçen yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında işgücüne katılma oranı, erkeklerde gerilerken kadınlarda artmıştır. Bu nedenle kadın işgücünün toplam işgücü içerisindeki payı, 1998 yılının Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre artmıştır.
 
 

TABLO II.1.6
İŞGÜCÜ VE İSTİHDAM
(Bin kişi, 12+yaş)

1996
1997
1998
İşgücü
23030
22359
23415

Kadın İşg./İşgücü
(Yüzde)
29,6
26,8
29,0
İstihdam
21698
20815
21958
İşsiz Sayısı
1332
1545
1457
İşsizlik Oranı(Yüzde)
5,8
6,9
6,2
Kent
9,3
9,7
10,0
Kır
2,9
4,2
2,8
Eksik İst.(Yüzde)
6,2
6,1
5,7
Atıl İşg. (Yüzde)
12,0
13,0
11,9

Kaynak: DİE, Ekim ayı.

İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde, tarım sektörünün toplam istihdam içerisinde en büyük paya sahip olduğu görülmektedir (Tablo II.1.7). Bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında 1998 yılının Ekim ayında tarım sektörünün payında artış, hizmetler ve sanayi sektörlerinin paylarında ise azalış gözlenmiştir. 1998 yılında sanayi ve hizmetler sektörlerinin üretimlerinde meydana gelen yavaşlama, bu sektörlerin istihdamlarının da azalmasına neden olmuştur.
 
 

TABLO II.1.7
İSTİHDAMIN SEKTÖREL DAĞILIMI
(Yüzde)

1996 1997 1998
Tarım 45,9 39,5 43,4
Sanayi 21,8 25,0 22,4
Hizmetler 32,3 35,5 34,2

Kaynak: DİE, Ekim ayı..

Türkiye’de yaklaşık olarak 9,5 milyon kişi tarım sektöründe istihdam edilmekte ve bu kişilerin yüzde 55’i ücretsiz aile işçilerinden oluşmaktadır. Tarım sektöründeki ücretsiz aile işçilerinin yüzde 73’ü kadın nüfustur. Görüldüğü gibi, tarım sektörünün toplam istihdam içerisindeki payı azalmakla birlikte, yüksek düzeyini korumuştur. Bu durum özellikle sanayi sektörü başta olmak üzere tarım dışı sektörlerin yeterince istihdam olanağı yaratamamasından kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle Türkiye’de istihdam artışı ekonomik büyümenin büyük ölçüde gerisinde kalmaktadır.

II.1.4.Ücret ve Maaşlar

Kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinde 1997 yılında aylık eşel-mobil sistemine geçilmiştir. Bu sisteme göre, toplu iş sözleşmelerinde ücretler 1997 yılının ikinci yarısından itibaren aylık enflasyon oranı kadar arttırılmıştır. Eşel-mobil sistemi uygulamasına 1998 yılında da devam edilmiştir. DPT tarafından yapılan hesaplamalara göre 1997 yılında kamu kesiminde toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilerin ortalama net ücretlerinde reel olarak yüzde 19,2 oranında artış olurken, özel kesimde toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilerin ortalama net ücretleri reel olarak yüzde 3 oranında gerilemiştir. 1998 yılında toplu iş sözleşmesi kapsamında yer alan işçilerin ortalama net ücretlerinde reel olarak kamu kesiminde yüzde 0,4 oranında gerileme, özel kesimde ise yüzde 9,6 oranlarında artış olduğu tahmin edilmektedir (Tablo II.1.8).

Memur maaşları, 1998 yılının ilk yarısı için yüzde 30 oranında artırılmıştır. Bu dönemde, öğretmen maaşlarına yüzde 18 oranında ek iyileştirme ile emniyet görevlilerinin fazla mesai ve özel hizmet tazminatlarına farklı oranlarda ek artışlar getirilmiştir. Yılın ikinci yarısında ise, memur maaşlarına 1 Temmuz-30 Eylül 1998 dönemi için yüzde 20, 1 Ekim-31 Aralık 1998 tarihleri arasındaki dönem için de yüzde 10 oranında zam yapılmıştır. 1997 yılında reel olarak yüzde 16,5 oranında artan ortalama net memur maaşları, DPT tahminlerine göre 1998 yılında, reel olarak yüzde 1,3 oranında gerilemiştir. 1998 yılında net ortalama asgari ücret ile tüm emekli aylıklarının reel olarak gerilediği tahmin edilmektedir.

1988 ve 1998 yılları arsında kalan dönemde net ele geçen ücretler reel olarak incelendiğinde 1988-1993 döneminde gerek memur maaşları gerek kamu ve özel işçi ücretleri sürekli olarak artmıştır. Ancak 1994 yılında memur maaşlarıyla işçi ücretlerinde önemli ölçüde reel gerileme olmuştur. Memur maaşlarında 1996 yılından itibaren tekrar bir reel artış meydana gelirken, işçi ücretleri için aynı durumsözkonusu olmamıştır. Sonuç olarak ücret ve maaşlar 1994 yılından sonra, 1993 yılındaki düzeyinin önemli ölçüde altında kalmış ve en büyük reel kayıp işçi ücretlerinde meydana gelmiştir.

1990’lı yılların tamamı dikkate alındığında, işgücü verimliliğinde genel anlamda bir yükselişten söz etmek mümkündür. İşgücü verimliliğindeki yükselme, ekonomideki büyümeye rağmen istihdamda önemli bir artış olmamasından kaynaklanmıştır. Örneğin 1996-1998 döneminde yıllık GSMH büyümesi ortalama olarak yaklaşık yüzde 6 oranında gerçekleşirken, bu dönemde istihdamda meydana gelen artış yüzde 2,7 olmuştur.
 
 

TABLO II.1.8
REEL ÜCRETLERDEKİ GELİŞMELER
(Yıllık Yüzde Değişim)

1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998(1)
İşgücü Maliyeti(2)
Kamu
9,6
12,8
-11,2
-22,7
-20,9
30,1
0,5
Özel
6,0
5,3
-28,0
-14,4
6,0
3,4
10.4
Net İşçi Ücreti(3)
Kamu
6,0
8,0
0,0
-17,1
-25,0
19,2
-0,4
Özel
6,0
1,7
-18,2
-8,3
1,9
-3,0
9,6
Memur Aylık Maliyeti
12,3
5,5
-30,6
-2,9
14,9
16,3
3,4
Memur Net Maaşı
13,8
2,1
-21,9
-4,7
7,6
16,5
-1,3
Yıllık Ortalama Net Asgari Ücret(4)
9,1
5,8
-16,0
-6,6
18,5
9,7
-7,8
Emekli Aylıkları(5)
Emekli Sandığı
1,6
-1,7
-22,2
-10,5
22,4
7,6
-6,4
SSK
-1,1
-4,5
-22,0
-4,7
20,2
13,2
-7,3
Bağ-Kur
45,3
-3,3
-21,6
-1,4
58,0
27,1
-7,3

Kaynak: DPT.
(1) DPT tahmini.
(2) Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ile Kamu İşveren Sendikalarına ait veriler kullanılarak DPT tarafından hesaplanmıştır. Reel değişimlerin hesaplanmasında 1987 bazlı DİE Toptan Eşya Fiyatları Endeksi kullanılmıştır.
(3) Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ile Kamu İşveren Sendikalarına ait veriler kullanılarak DPT tarafından hesaplanmıştır. Reel değişimlerin hesaplanmasında 1987 bazlı DİE Kentsel Yerler Tüketici Fiyatları Endeksi kullanılmıştır.
(4) 16 ve üstü yaş için sanayi ve hizmetler kesimi yıllık ortalama asgari ücretidir.
(5) Ortalama emekli aylığı, memur emeklileri için 3/1, işçi emeklileri için normal gösterge tablosu 1.derece 9.kademe ve Bağ-Kur emeklileri için 6.basamak esas alınmıştır.
 

II.2. KAMU MALİYESİ VE İÇ BORÇLANMA

II.2.1. Kamu Maliyesi

Türkiye'de kamu kesimi, konsolide bütçe, reel ve finansal kesimde faaliyet gösteren Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT'ler), Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Bütçe Dışı Fonları kapsamaktadır. Kamu kesimi toplam gelir ve harcamaları gözönüne alınarak hesaplanan kamu borçlanma gereğinin GSMH içindeki payının, 1998 yılında geçen yıla kıyasla yüzde 1,2 oranında artarak, yüzde 8,8 oranına ulaşması beklenmektedir (Tablo II.2.1, Grafik II.2.1). Kamu kesimi nakit finansman gereksinimindeki artış, büyük ölçüde konsolide bütçe ve büyük ölçüde de KİT açıklarından kaynaklanmaktadır.

1996 yılında yaklaşık 4,7 puan artış gösteren kamu kesimi toplam harcamalarının GSMH’ya oranı, 1997 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık aynı oranda kalarak, yüzde 30,9 düzeyinde gerçekleşmiştir. 1998 yılında bu oranın yüzde 34,2’ye yükselmesi beklenmektedir. Faiz dışı harcamaların GSMH’ya oranının, son iki yıldır devam eden artış eğilimi 1998 yılında sona ermiştir. Faiz dışı harcamaların GSMH’ya oranının 1997 yılına göre, yaklaşık binde 6 oranında azalması beklenmektedir. Faiz dışı harcamalardaki bu gerileme sonucunda, toplam kamu kesimi dengesinde faiz dışı fazlanın 1997 yılına göre hızla yükselerek yüzde 3 oranına ulaşması beklenmektedir.

Kamu gelirlerinin GSMH içindeki payının 1997 yılına göre 2,2 puan artarak, 1998 yılında yüzde 25,5’e ulaşması beklenmektedir. Kamu gelirlerinde en yüksek paya sahip olan vergi gelirlerinin, vergi reformunun gerçekleştirilmesi, vergi tabanının genişletilmesi gibi etkenler nedeniyle, 1997 yılına göre GSMH’ya oranının 1,5 puanı kadar artarak yüzde 21,1 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. 1998 yılında kamu kesimi gelirlerini artırıcı diğer bir faktör ise özelleştirme gelirleridir. 1997 yılında GSMH’nın binde 3’ü oranında özelleştirme geliri elde edilirken, 1998 yılında bu oranının yüzde 1,3’e ulaşması beklenmektedir.

Konsolide Bütçe nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının 1998 yılında geçen yıla göre binde 4 oranında azalarak, yüzde 7,2 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Diğer Kamu olarak tanımlanan Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları ve Döner Sermayeli Kuruluşların finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının 1998 yılında binde 3, İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT'lerin finansman gereksiminin ise bu kuruluşların finansman dengesindeki açıkların sonucu olarak, yüzde 1,2 açık vereceği tahmin edilmektedir.

Fonların nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının 1998 yılında binde 1 oranında açık vermesi beklenmektedir (Tablo II.2.1).

Sonuç olarak, kamu kesimi finansman gereksiniminin 1998 yılında geçen yıla göre yüzde 108,6 oranında artarak 4,6 katrilyon Türk lirası olması ve reel olarak artması beklenmektedir.
 
 

TABLO II.2.1
KAMU KESİMİ NAKİT FİNANSMAN GEREKSİNİMİNİN
GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILAYA ORANI(1)
(Yüzde)

Program
1994
1995
1996
1997
1998
1998
Konsolide Bütçe
3,9
3,7
8,5
7,6
8,1
7,2
KİT'ler(2)
1,9
-0,7
0,1
0,7
0,6
1,2
Fonlar
0,9
0,6
0,1
-0,1
-0,2
0,1
Diğer Kamu(3)
1,2
1,5
0,3
-0,6
0,1
0,3
Toplam Finansman Gereksinimi
7,9
5,1
9,0
7,6
8,6
8,8

Kaynak: DPT, HM.
(1) (-) işareti fazla anlamındadır.
(2) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.
(3) Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarını kapsamaktadır.
 
 

GRAFİK II.2.1
KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ / GSMH

                       Kaynak: DPT, HM.
 
 

TABLO II.2.2
KAMU KESİMİ AÇIĞI VE FİNANSMANI
(Cari Fiyatlarla, Trilyon Türk lirası)

 
1993
1994
1995
1996
1997
Program
1998
1998(3)
Kamu Kesimi Borçlanma Gereği
-239,8
-306,9
-407,6
-1321,4
-2235,7
-4231,1
-4662,7
Finansman
239,8
306,9
407,6
1321,4
2235,7
4231,1
4662,7
Dış Borçlanma (net)
27,7
-65,0
-87,5
-192,7
-305,4
-201,6
-623,7
Konsolide Bütçe
21,1
-67,2
-79,6
-134,0
-447,1
-57,2
-1035,6
KİT’ler(1)
-1,3
-4,8
-13,5
-58,9
26,5
25,2
140,3
Fonlar
-0,9
3,1
13,7
18,8
91,5
96,0
126,9
Diğer Kamu(2)
8,8
3,9
-8,1
-18,6
23,7
137,6
144,7
İç Borç/Alacak (net)
212,1
371,9
495,1
1514,0
2541,1
4432,6
5286,4
Konsolide Bütçe
104,9
219,2
374,1
1402,2
2664,4
4650,7
4845,1
Kısa Vadeli Avans
53,0
51,9
94,7
229,0
0
0
0
Devlet Tahvili
30,1
-70,3
85,7
274,0
1481,8
5657,7
1297,0
Hazine Bonosu
22,2
244,2
197,2
792,2
1020,7
-1007,0
3293,2
“Diğer” Finansman
-0,4
-6,6
-3,5
107,0
161,9
0
254,9
KİT’ler(1)
79,8
111,6
51,7
215,4
486,1
551,5
850,7
Merkez Bankası
8,4
-11,8
0,2
0
0
0
0
Ticari Banka
19,5
-7,2
7,8
-35,3
195,1
153,70
302,7
Exim Bank
-0,1
1,2
-0,5
0
0
0
0
Devlet Tahvili
14,7
13,9
6,2
19,9
0
0
0
Net Ödeme Ertelemeleri
37,2
115,5
38,0
230,8
291,0
397,8
548,0
Fonlar
22,9
28,4
41,2
39,7
62,4
-190,7
9,1
Diğer Kamu(2)
4,5
12,7
28,1
-143,2
-671,8
-337,3
-418,5

Kaynak: DPT, HM.
(1) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.
(2) Mali KİT’ler, Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları’nı kapsamaktadır.
(3) Yılsonu tahminidir.
 

Bütçe Programına göre, 1998 yılında konsolide bütçe açığının GSMH’ya oranın yüzde 8,1 olarak gerçekleşmesi, faiz dışı bütçenin ise 3,9 oranında fazla vermesi öngörülmüştür. Ancak, Haziran ayı sonunda IMF ile imzalanan Yakın İzleme Anlaşması sonucunda kamu maliyesi göstergeleri revize edilmiştir. Bu anlaşmaya göre, bütçe açığının GSMH’ya oranının yüzde 7,6 düzeyine indirilmesi ve faiz dışı bütçe fazlasının yüzde 4,1’e çıkarılması hedeflenmiştir. Ancak, konsolide bütçe gelirlerinin beklenenin üzerinde gerçekleşmesi ve faiz dışı harcamalardaki kontrollu artış nedeniyle, yıl sonunda bütçe açığı 3,7 katrilyon, faiz dışı fazla 2,5 katrilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Bu büyüklüklerin GSMH’ya oranının sırasıyla yüzde 7,0 ve yüzde 4,7 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

1998 yılında ek bütçe çıkarılmamıştır. Vergi gelirlerinde beklenenin üzerinde gerçekleşen artışlar ile “ödenek tamamlaması” yapılmış, ödeneği kalmayan harcamalar için emanet ve avans hesapları toplamı yıl sonuda 112 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Böylece nakit açığın GSMH içindeki payı 1997 yılına göre binde 4 puan azalarak yüzde 7,2 olmuştur.
 
 

GRAFİK II.2.2
BÜTÇE DENGELERİ / GSMH


      Kaynak: HM, TCMB.
 
 

TABLO II.2.3
KONSOLİDE BÜTÇE GELİRLERİ
(Yüzde)

 
1994
1995
1996
1997
1998
Toplam Gelirler/GSMH(1)

Vergi Gelirleri/GSMH(1)

19,2

15,1

17,7

13,8

18,0

15,0

19,6

16,1

22,4

17,4

Dolaylı Vergiler/GSMH(1)
7,8
7,9
9,1
9,6
9,3
Dolaysız Vergiler/GSMH(1)
7,3
5,9
5,9
6,6
8,1
Vergi Gelirleri/Toplam Harcamalar

Toplam Gelirler/Toplam Harcamalar 

65,5

83,0

63,4

81,4

57,0

68,6

59,4

72,0

59,2

76,3

Vergi Gelirleri/Faiz Dışı Bütçe Harcaması
98,1
95,6
91,9
83,1
98,1
Dolaylı Vergiler/Toplam Vergi Gelirleri
51,7
57,5
60,6
59,3
53,4
Dolaysız Vergiler/Toplam Vergi Gelirleri
48,3
42,5
39,4
40,7
46,6
Kaynak: HM.
(1) GSMH, DPT 1998 yıl sonu tahminidir.


Konsolide bütçe gelirleri 1998 yılında Program öngörüsünün üzerinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmenin nedeni vergi ve özelleştirme gelirlerindeki artıştır. Vergi gelirlerinin GSMH'ya oranı 1997 yılına göre yüzde 1,3 oranında artarak, yüzde 17,4 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.2.3). Vergi reformu ile vergilendirilecek gelir kapsamı genişletilmiş, vergi numarası gibi vergi tabanının genişletilmesine yönelik bazı uygulamalar başlatılmıştır. Vergiden kaçma durumunda uygulanacak cezai yaptırımların artırılması ve diğer önlemlerin de etkisi ile vergi gelirleri önemli oranda artmıştır.

Vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı 1998 yılında geçen yıla göre 5,9 puan azalırken, dolaysız vergilerin payı artmıştır. Dolaysız vergilerdeki hızlı artış, vergilendirilecek gelir tanımının ve vergi tabanının genişletilmesinden ötürü artan gelir vergisinden kaynaklanmış, kurumlar vergisi ise reel olarak azalmıştır.

Dolaysız vergilerin GSMH içindeki payı 1997 yılına göre 1,5 puan artarak yüzde 8,1’e ulaşmıştır. Dolaylı vergilerin GSMH’ya oranı ise binde 3 puan azalarak yüzde 9,3 olarak gerçekleşmiştir.

1997 yılında vergi gelirleri faiz dışı harcamaların yüzde 83,1’ni karşılarken, 1998 yılında bu oran yüzde 98,1’e yükselmiştir. Bu gelişmede faiz dışı harcamalardaki sınırlı artış ile birlikte vergi gelirlerindeki artış etkili olmuştur. Konsolide bütçe toplam gelirlerinin toplam harcamaları karşılama oranı yükselmiş, 1997 yılında yüzde 72,0 olan bu oran, 1998 yılında yüzde 76,3'e çıkmıştır (Tablo II.2.3).



VERGİ REFORMUNUN İLKELERİ VE BAZI ÖNEMLİ NOKTALARI

Vergi reformunun ilkeleri şöyle özetlenebilir;

Vergi reformunun bazı önemli noktaları da şöyle özetlenebilir;

 


TÜRKİYE’DE VERGİ YÜKÜ
1988
1990
1992
1994
1996
1997
1998
(Trilyon Türk Lirası) (1)              
Konsolide Bütçe Vergi Gelirleri (A) 
14,3
45,4
141,8
588,1
2245,3
4748,1
9232,9
Mahalli İdare Vergi ve Payları (B) 
2,4
7,4
22,0
86,1
367,3
773,9
1290,1
I=A+B
16,6
52,9
163,8
674,1
2612,6
5522,0
10523,0
Fonların Vergi Nitelikli Gelirleri (C)
3,3
11,3
33,9
71,0
223,2
555,5
932,4
II=A+B+C
20,0
64,1
197,7
745,1
2835,8
6077,5
11455,4
Parafiskal Gelirler (D) (2)
3,4
16,2
51,1
116,1
458,2
1065,6
2153,7
III=A+B+C+D
23,3
80,4
248,8
861,2
3294,0
7143,1
13609,1
(Yüzde)              
VERGİ YÜKÜ- I
12,87
13,45
14,98
17,43
17,69
18,95
19,86
VERGİ YÜKÜ- II
15,46
16,33
18,08
19,26
19,20
20,86
21,62
VERGİ YÜKÜ- III
18,06
20,46
22,75
22,26
22,30
24,52
25,68

Kaynak: Maliye Bakanlığı, DPT.
(1) 1997 yılı geçici, 1998 yılı tahmin rakamıdır.
(2) 1998 rakamı sadece Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK primlerini kapsamaktadır.
 

Toplam vergi üç şekilde tanımlanabilir: birincisi, konsolide bütçe gelirlerine, mahalli idare vergi ve paylarının eklenmesi; ikinci tanım, birincisine fonların vergi nitelikli gelirlerinin eklenmesi, üçüncüsü ise bir önceki tanıma parafiskal gelirlerin eklenmesiyle elde edilmektedir.

Fonların gelir kaynaklarının en büyük kalemini dolaylı ve dolaysız vergi gelirlerinden alınan paylar oluşturmaktadır. Bu nedenle vergi yükünün hesaplanmasında gözönüne alınması gereken önemli bir kalemdir. Parafiskal gelirler, gerçek anlamda vergi gelirleri olmayıp vergi benzeri şekilde hesaplandığından vergi gelirleri tanımı içine alınabilir. Bu gelir grubu Emekli Sandığı iştirakçileri keseneği, SSK primleri (işçi ve işveren primleri toplamı), Bağ-Kur primleri, Oyak kesintisi, İlksan aidat kesintisi, tasarrufu teşvik kesintileri ve konut edindirme yardımından oluşmaktadır.

Vergi yükü, yukarıda tanımlanan toplam vergi gelirlerinin GSYİH’ya oranlanmasıyla bulunmuştur. Her üç şekilde hesaplanan vergi yükü 1988-1998 yılları arasında artmıştır. Hem fonların vergi nitelikli gelirleri, hem de parafiskal gelirler 1988 yılında vergi yükünü aynı oranda (2,6 puan) artırırken, daha sonra parafiskal gelirlerin etkisi giderek artmıştır. Her iki kalemin de etkisi 1992 yılında en yüksek seviyesine ulaşmış, daha sonra fonların vergi nitelikli gelirlerinin vergi yükünü arttırma oranı, 1998'de 1,8 puana düşmüş, parafiskallerin oranı ise 4,1 puan olarak gerçekleşmiştir. Sonuç olarak, vergi yükündeki artış, fonların vergi nitelikli gelirlerinden çok, parafiskal gelirlerden kaynaklanmaktadır.



 
 

TABLO II.2.4
KONSOLİDE BÜTÇE HARCAMALARI
(Yüzde)

 
1994
1995
1996
1997
1998
Toplam Harcamalar/GSMH(1)
23,1
21,8
26,3
27,2
29,4
Faiz Dışı Harcamalar/GSMH(1)
15,4
14,4
16,3
19,4
17,8
İç Borç Faiz Öd./GSMH(1)

Personel Harcamaları/GSMH(1)

Diğer Transferler/GSMH(1)

6,0

7,6

4,1

6,1

6,4

4,5

8,9

6,5

5,7

6,7

7,1

7,6

10,6
Faiz Dışı Harcamalar/Toplam Harcamalar
66,8
66,3
62,0
71,5
60,4
İç Borç Faiz Öd /Toplam Harcamalar

Personel Harcamaları/Toplam Harcamalar

26,0

30,4

27,8

29,4

33,7

24,6

24,8

25,8

36,1
Diğer Transferler/Toplam Harcamalar
17,7
20,6
22,1
27,8
19,7
Kaynak: HM.
(1) GSMH, DPT 1998 yıl sonu tahminidir.


Konsolide bütçe harcamalarının GSMH'ya oranı, 1998 yılında artmaya devam etmiş ve yüzde 29,4 olarak gerçekleşmiştir. Harcamalardaki bu yüksek artışın nedeni iç borç faiz ödemeleridir. Faiz ödemelerinin toplam harcamalar içindeki payı yüzde 39,6’ya, iç borç faiz ödemelerinin payı ise yüzde 36,1’e ulaşmıştır. 1998 yılı boyunca kamu finansmanının yüksek faizli iç borçlanma ile karşılanması sonucunda, iç borç faiz ödemelerinin GSMH içindeki payı yüzde 10,6’ya yükselmiştir.

Faiz dışı bütçe harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı 1998 yılında önemli ölçüde azalmıştır. 1997 yılında yüzde 71,5 olan bu oran, 1998 yılında yüzde 60,4'e inmiştir (Tablo II.2.4). Bu gelişme, faiz dışı harcamaları oluşturan cari, yatırım ve diğer transfer harcamalarının paylarının 1997 yılına göre azalmasından ve faiz ödemelerinin payının artmasından kaynaklanmıştır. Faiz dışı harcamaların GSMH'ya oranının 1996-1997 yıllarında arttığı, 1998 yılında ise azaldığı görülmektedir.

Cari harcamalar içinde yer alan personel harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı 1997 yılına göre yüzde 1,1, diğer cari harcamaların payı binde 4 oranında azalmıştır. Ancak, GSMH’ya oran olarak her iki kalemde de 1997 yılına göre artış sözkonusudur.

Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına yapılan transferler, konsolide bütçe transfer harcamaları içinde, faiz ödemelerinden sonra en yüksek paya sahip olan, “Diğer Transferler” kalemi altında yer almaktadır. 1997 yılında Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına yapılan transferlerin toplam harcamalar içindeki payı yüzde 9,5 iken, bu oran 1998 yılında binde 3 gerilemiş, ancak, GSMH içindeki payı yüzde 2,5’ten yüzde 2,7’ye çıkmıştır.

Konsolide bütçeden KİT'lere yapılan transferlerin GSMH'ya oranı 1997 yılına göre binde 1 oranında azalmıştır. 1998 yılında tarımsal desteklemeye devam edilmekle beraber, bu transferler bütçe kaynağından değil, kamu bankaları aracılığı ile yapılmıştır. Böylece, tarımsal destekleme transferlerinin hem bütçe harcamaları içindeki payı hem de GSMH’ya oranı azalmıştır.

1998 yılında yatırım harcamalarının GSMH içindeki payı azalmış ve yüzde 1,9 olarak gerçekleşmiştir.

1998 yılında 3,8 katrilyon Türk lirası nakit açık ve 1 katrilyon Türk lirası net dış borç geri ödemesi, 4,6 katrilyon Türk lirası tutarında iç borçlanma ve 254,9 trilyon Türk lirası tutarında diğer finansman ile sağlanmıştır (Tablo II.2.6 ve Grafik II.2.3).

1998 yılı boyunca konsolide bütçenin finansmanı iç borçlanma ile sürdürülmüştür. Bütçe Programında tahvil ile borçlanmaya ağırlık verilmesi öngörülmekle beraber, bono ile net borçlanma tahvil ile net borçlanmanın üzerinde gerçekleşmiştir. İhale ile iskontolu ve TÜFE endeksli devlet iç borçlanma senetlerine ek olarak, halka arz yolu ile iç borçlanma sağlanmıştır. 1998 yılında devlet tahvili ile 2,8 katrilyon Türk lirası iç borçlanma yapılmış, 1,5 katrilyon Türk lirası geri ödenmiştir. Böylece, tahvil yolu ile net olarak 1,3 katrilyon Türk lirası borçlanılmıştır. 1997 yılında yüzde 5,1 olan devlet tahvillerinin GSMH'ya oranı, 1998 yılında yüzde 2,5'e gerilemiştir (Tablo II.2.6).
 
 

TABLO II.2.5
1998 YILI ÜÇER AYLIK DÖNEMLER İTİBARİYLE
KONSOLİDE BÜTÇE NAKİT AÇIĞI VE FİNANSMANI
(Trilyon Türk lirası, kümülatif)

 
1998
 
Program
I
II
III
IV
Bütçe Dengesi
-3 993,5
-961,3
-1 885,7
-3 032,9
-3697,8
Emanet ve Avans
- 600,0
-143,9
-135,9
-89,3
-111,6
Nakit Dengesi
-4 593,5
-1 105,2
-2 021,6
-3 122,2
-3 809,5
Finansman
4 593,5
1 105,2
2 021,6
3 122,2
3 809,5
Dış Borç (net)
-57,2
-44,3
-94,3
-666,8
-1035,6
Devlet Tahvili (net)
5 657,7
-226,7
417,8
1 147,0
1297,0
Hazine Bonosu (net)
-1 007,0
1 396,6
1 499,5
2 130,2
3293,2
Kısa V. Avans (net)
0,0
0,0
0,0
0,0
0,0
Diğer(1)
0,0
-20,4
198,6
511,8
254,9

Kaynak: HM.
(1) Emanetler, nakit, vb. net varlıklardaki değişmelerdir. - işareti varlık artışı, + işareti varlık azalışıdır.
 

1998 yılında hazine bonosu ile net iç borçlanma miktarı 3,3 katrilyon olarak gerçekleşmiştir. Hazine bonosu kullanılarak iç piyasalardan 9,2 katrilyon Türk lirası borçlanılmış, 5,9 katrilyon Türk lirası geri ödemede bulunulmuştur (Tablo II.2.5 ve Grafik II.2.3). 1998 yılında bono ile iç borçlanmaya ağırlık verilmiş ve bono ile iç borçlanmanın GSMH'ya oranı geçen yıla göre artarak, yüzde 3,5 oranından, yüzde 6,2’ye yükselmiştir.

Hazinenin kullanabileceği kısa vadeli avans limiti 1997 yılında, geçmiş yıl ve cari yıl genel bütçe ödenekleri farkının yüzde 6'sı iken, bu oran 1998 yılı için yüzde 3’e inmiştir. 1997 yılında Merkez Bankası ve Hazine arasında imzalanan Protokol’e uygun olarak, Hazine 1997 yılının ikinci yarısından itibaren kısa vadeli avans kullanmamış ve biriken hesabı geri ödemiştir. 1998 yılında, Hazine, Merkez Bankası’ndan 200 trilyon Türk lirası kısa vadeli avans hakkına sahip olmakla beraber, bu kaynağı bütçe finansmanı amacı ile kullanmamıştır. Hazine 1998 yılının Eylül, Ekim ve Aralık aylarında, özellikle maaş ödemeleri zamanında, kısa süreli olarak bu hesaba başvurmuş ve ay içinde kısa vadeli avans hesabı sıfırlanmıştır (Tablo II.2.6).

1998 yılında 723 trilyon Türk lirası kullanım ve 79,5 trilyon Türk lirası devirli krediler olmak üzere dış borç sağlanmış ve son üç yılda olduğu gibi net geri ödeme yapılmıştır. Bu miktar 1 katrilyon Türk lirası olup, GSMH'nın yüzde 2'si oranındadır (Tablo II.2.6 ve Grafik II.2.3).
 
 

GRAFİK II.2.3
KONSOLİDE BÜTÇE FİNANSMANI
(Yıl Başına Göre Kümülatif)

Kaynak: HM.
 
 

TABLO II.2.6
KONSOLİDE BÜTÇE DENGELERİ VE FİNANSMAN GÖSTERGELERİ

Program
1994
1995
1996
1997
1998
1998
(Trilyon Türk lirası)
Bütçe Dengesi(1)
-152,2
-316,6
-1 238,1
-2 240,7
-3 993,5
-3 697,8
Nakit Dengesi(1)
-151,9
-294,5
-1 267,7
-2 220,4
3 993,5
-3 809,5
Faiz Dışı Bütçe Dengesi(1)
146,1
259,5
259,3
37,3
1 907,0
2 478,8
Faiz Dışı Nakit Dengesi(1)
146,4
281,7
229,7
57,5
1 907,0
2 367,1
İşlevsel Bütçe Dengesi (1)
106,0
160,6
-258,8
-756,9
666,4
(Yüzde)(2)
Bütçe Dengesi/GSMH
-3,9
-4,0
-8,3
-7,6
-8,1
-7,0
Nakit Dengesi/GSMH
-3,9
-3,7
-8,5
-7,6
-8,1
-7,2
Faiz D.Bütçe Deng./GSMH
3.8
3,3
1,7
0,1
3,9
4,7
Faiz D.Nakit Deng./GSMH
3,8
3,6
1,5
0,2
3,9
4,5
İşlevsel Büt. Deng./GSMH
2,7
2,0
-1,7
-2,6
1,3
Dış Borçlanma(net)/GSMH
-1,7
-1,0
-0,9
-1,5
-0,9
-2,0
Devlet Tahvili(net)/GSMH
-1,8
1,1
1,8
5,1
11,2
2,5
Hazine Bonosu(net)/GSMH
6,3
2,5
5,3
3,5
-2,6
6,2
Kısa V.Avans(net)/GSMH
1,3
1,2
1,5
0
0
0
Diğer Finansman/GSMH
-0,2
-0,03
0,6
0,5
0
0,5

(1) (-) işareti açığı, (+) işareti fazlayı göstermektedir. İşlevsel bütçe dengesi, faiz dışı dengeye reel faiz ödemelerinin eklenmesi ile bulunmaktadır.
(2) GSMH, DPT 1998 yıl sonu tahminidir.
 
 

TABLO II.2.7
İŞLETMECİ KİT’LERİN FİNANSAL GÖSTERGELERİ
(Yüzde)

1996
1997
1998(1)
İşletmeci KİT'lerin Kamu Kesimi Nakit Finansman Gereksinimi İçindeki Payı
0,9
8,7
13,9
TMO, TŞF ve TEKEL'in Nakit Finansman Gereksinimi / İşl.KİT Nakit Finansman Durumu (2)
7,3
1,9
1,1
TMO, TŞF ve TEKEL'in Kamu Kesimi Nakit Finansman Gereksinimi İçindeki Payı
6,7
-16,1
-15,9
GSMH'ya Oranlar       
İşletmeci KİT'lerin Nakit Finansman Gereksinimi/GSMH 
0,1
0,7
1,2
TMO, TŞF ve TEKEL'in Nakit Finansman Gereksinimi/GSMH
0,6
-1,2
-1,4
TMO, TŞF ve TEKEL'e yapılan Bütçe Transferleri/GSMH 
0,03
0,07
0,06

(1) DPT gerçekleşme tahmini.
(2) Özelleştirme Kapsamındaki Kuruluşlar dahil.
 

KİT'lerin finansman dengesinde, GSMH’ya oran olarak, 1995 yılından beri binde 2 ile binde 5 arasında verilen fazla, 1998 yılında yüzde 1,3 oranında açığa dönmüştür.

KİT’lerin finansman dengesindeki bu açık İşletmeci KİT'lerden kaynaklanmaktadır. 1997 yılında binde 6 oranında gerçekleşen özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar hariç İşletmeci KİT’lerin finansman gereksiniminin, 1998 yılında yüzde 1,3’e çıkması beklenmektedir. İşletmeci KİT’lerin finansman gereksiniminin artmasına tarımsal ürün destekleme alımı yapan KİT’ler neden olmuştur. İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT’ler dahil olmak üzere, görev zararlarının artması, personel harcamaları ve işletme zararları KİT borçlanma gereğini arttıran faktörlerdir.

1998 yılında İşletmeci KİT’lerin borçlanma gereği finansmanının, GSMH’ya oran olarak, yüzde 1,5’lik kısmının net iç borçlanma, binde 2’lik kısmının ise dış borçlanma ile sağlanması beklenmektedir. Özelleştirme kapsamındaki KİT’lerin 1998 yılında binde 1 oranında finansman fazlası vermesi beklenmektedir.

1998 yılında İşletmeci ve Mali KİT’ler, blok satış, halka arz, uluslararası halka arz, tesis ve varlık satışı veya devri ile özelleştirilmiş, GSM Lisans devri ile birlikte toplam 3,1 milyar ABD doları tahsilat yapılmıştır.

1998 yılı konsolide bütçesinden İşletmeci KİT’lere yapılan transferlerin, GSMH’ya oranı binde 3 olarak gerçekleşmiştir. Bütçe transferleri dahil edildiğinde, GSMH’ya oran olarak, yüzde 1,3 olan İşletmeci KİT’lerin finansman açığı, bütçe transferleri hariç tutulduğunda yüzde 1,7’ye çıkmaktadır.

Fonlar'ın finansman dengesinin 1998 yılında 76 trilyon Türk lirası açık vererek, GSMH’ya oranının binde 1 düzeyinde olması beklenmektedir.

1998 yılında Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nın gelir–gider farkının GSMH’ya oranı artarken, bütçeden bu kuruluşlara yapılan transferlerin GSMH’ya oranının yüzde 2,2’ye yükselmesi beklenmektedir. Bütçeden SSK’na, GSMH’ya oran olarak, binde 9, Bağ-Kur’a binde 8, Emekli Sandığı’na ise binde 5 transfer yapılmış, bu şekilde finansman açığı kapatılmıştır.

Mahalli idareler; belediyeler, il özel idareleri, su ve kanalizasyon idareleri ve İller Bankasını kapsamaktadır. Mahalli idarelerin finansman açığı 1997 yılında olduğu gibi GSMH’nın binde 3’ü kadardır.

II.2.2. Tarımsal Destekleme

Hububat, şeker pancarı ve tütün dışındaki ürünlerin devlet destekleme alımları kapsamı dışında bırakılmasına 1998 yılında da devam edilmiştir. Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin (TSKB) satın aldığı ürünler destekleme alımları dışında bırakılmış, bu kuruluşların finansman gereksinimi Destekleme Fiyat İstikrar Fonu’ndan karşılanmaya çalışılmıştır. Destekleme alımları kapsamındaki ürünler için üreticilere yapılan ödemelerin, 1997 yılına göre, yüzde 146 oranında artarak, 1998 yılında 785 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. TSKB’nin yaptığı alımlar da gözönüne alındığında üreticilere yapılan ödemelerin 1,2 katrilyon Türk lirasına ulaşacağı tahmin edilmektedir. Destekleme alımları için yapılan ödemelerin GSMH içindeki payı 1997 yılında yüzde 1’den, 1998 yılında yüzde 1,4’e çıkmıştır. Bu oran TSKB alımları ile birlikte GSMH’nın yüzde 2,3’ne ulaşmaktadır.

Tarımsal destekleme alım fiyatları, 1998 yılında ortalama olarak enflasyon oranı kadar artmıştır. Tarımsal destekleme alım miktarları, tarımsal üretimdeki artış nedeniyle program düzeyinin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu durum, tarımsal destekleme alımları yapan İşletmeci KİT’lerde stokların artmasına neden olmuştur.

1998 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve TEKEL’e bütçeden transfer yapılmazken, Türkiye Şeker Fabrikalarına (TŞF) 31 trilyon Türk lirası tutarında transfer yapılmıştır. Tarımsal destekleme amacıyla bütçeden gerçekleştirilen transferlerin toplam olarak 193 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. 1998 yılında tarımsal destekleme alım ödemeleri bütçeden transferler yerine, kamu bankaları aracılığı ile sağlanmıştır.

İşletmeci KİT finansman gereksiniminin 1998 yılında 713 trilyon Türk lirası olması beklenirken, TMO, TŞF ve TEKEL'in toplam finansman gereksiniminin 736 trilyon Türk lirasına ulaşması beklenmektedir. Böylece, bu üç KİT’in toplam İşletmeci KİT nakit finansman gereksinimine oranının yüzde 1,1 olması beklenmektedir (Tablo II.2.7). 1998 yılında İşletmeci KİT’ler içinde, özellikle tarımsal desteklemeden sorumlu KİT’lerin finansman gereksiniminin GSMH’ya oranı artmaktadır.
 
 

TABLO II.2.8
MERKEZ BANKASI TARIMSAL KREDİLERİ
(Milyar Türk lirası)

 
1996
% Değ.
1997
% Değ.
1998
% Değ.
Kamu Sektörü            
TMO
0,0
-
0,0
-
0,0
-
TŞF
0,0
-
0,0
-
0,0
-
Kamu Sek.Kredi. İçindeki Payı
-
-
-
-
-
-
Özel Sektör            
Tarım Kredi Kooperatifleri
7 147,6
-38,6
7 147,6
0,0
7 147,6
0,0
Diğer
55,0
0,0
55,0
0,0
55.0
0,0
Özel Sek. Kredi. İçindeki Payı
93,7
0,0
93,8
0,0
95,5
0,0
Genel Toplam
7 202,6
-38,5
7 202,6
0,0
7 202,6
0,0
TCMB İç Kredileri İçindeki Payı
1,9
-
2,1
-
95,5
-

Kaynak: TCMB.
 

Merkez Bankasının sağladığı tarımsal kredilerin, Merkez Bankası toplam iç kredileri içindeki payı, 1996 yılında yüzde 1,9, 1997 yılında ise yüzde 2,1 olarak gerçekleşmiştir. 1998 yılında Merkez Bankası kamuya kredi açmamış, toplam iç krediler ise özel sektöre Tarım Kredi Kooperatifleri yolu ile açılan kredilerle sınırlı kalmıştır. 1998 yılında Merkez Bankası TMO ve TŞF'na tarımsal kredi sağlamamıştır. Merkez Bankası'nın, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla özel sektöre sağladığı tarımsal krediler, 1998 yılında, 1997 yılına göre değişmeyerek 7,1 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Merkez Bankasının özel sektöre açtığı diğer krediler çerçevesinde, Şekerbank aracılığıyla kullandırılan kredilerin 1996 yılı sonundaki 55 milyar Türk liralık bakiyesi, 1998 yılı sonunda da aynı düzeyde kalmıştır (Tablo II.2.8).

II.2.3. İç Borçlanma

Toplam iç borç stoku, 1998 yılında 1997 yılına göre, yüzde 84,8 oranında artarak 11,6 katrilyon Türk lirası olmuştur. 1998 yılında iç borç stokunun GSMH'ya oranı, 1997 yıl sonuna göre binde 2 puan artarak yüzde 21,5 olarak gerçekleşmiştir.

Tahkim hariç iç borç anapara ve faiz stoku ise, 1997 yılında 10,5 katrilyon Türk lirası düzeyinden, 1998 yılında 15,9 katrilyon Türk lirasına ulaştığı görülmektedir. Anapara ve faiz stokunun 1997 yılında yüzde 35,7 olan GSMH’ya oranı, 1998 yılında, faiz stokunun hesaplanmasında endeksli devlet iç borçlanma senetleri faizlerinin gözönüne alınmaması nedeniyle yüzde 30’a gerilemiştir.

Nakit bono ve tahvillerin toplam iç borç stoku içindeki payı, 1998 yılında, geçen yıla göre 8 puan artarak yüzde 81,9 olarak gerçekleşmiştir. Nakit dışı bono ve tahvillerin toplam iç borç stoku içindeki payı, 1997 yılında yüzde 20,7 iken, 1998 yılında yüzde 18,1’e gerilemiştir. Hazinenin iç piyasaya olan nakit borcuna ABD doları bazında bakıldığında, bu tutarın 1997 yılı sonundaki 22,7 milyar ABD doları düzeyinden, 1998 yılında 30,4 milyar ABD doları düzeyine ulaştığı gözlenmektedir.

Bonoların, iç borç stoku içindeki payı, 1998 yılında 1997 yılına göre 12,5 puan artarak yüzde 50,3’e çıkmıştır. Tahvillerin iç borç anapara stoku içindeki payı ise, yine aynı dönemde yüzde 56,8’den yüzde 49,7’ye gerilemiştir (Tablo II.2.9). İhraç edilen bono ve tahvillerin 1998 yılı itibariyle yüzde 86,8’ini bankalar, yüzde 8'ini resmi kurumlar, yüzde 3,9'unu da özel sektör satın almıştır.

 

TABLO II.2.9
NAKİT TAHVİL ve BONO ANAPARA STOKUNUN VADE YAPISI
(Trilyon Türk lirası)

   
Yüzde
 
Yüzde
 
1997
Dağılım
1998
Dağılım
Bono Toplamı
2375,0
39,9
5695,9
49,0
3 Ay Vadeli
0,0
0,0
0,0
0,0
6 Ay Vadeli
237,0
4,0
1642,6
14,1
9 Ay Vadeli
171,0
2,9
1711,3
14,7
Halka Satılan
0,0
0,0
0,0
0,0
(3,6 ve 9 Ay Vadeli)
       
Kırık Vade
1966,0
33,1
2342,2
20,2
Tahvil Toplamı
2267,9
38,1
3815,8
32,9
1 Yıl Vadeli(1)
298,0
5,0
2447,4
21,1
Kırık Vade
748,0
12,6
95,7
0,8
1,5-5 Yıl Vadeli
1382,0
19,5
1362,2
9,9
Toplam Stok(2)
5945,8
100,0
11612,9
100,0

Kaynak: HM
(1) Halka satılan 1 yıl vadeli senetleri de kapsamaktadır.
(2) Toplam stok; bono, tahvil, konsiye satış, özel amaçlı tahviller, tahkim tahvilleri, ikraz tahvilleri, hesaben tahviller ve döviz büfeleri hesabını kapsamaktadır.
 

1998 yılı başından itibaren Hazine, aylık ihale iç borçlanma programı ve üç aylık nakit programı açıklamaya başlamıştır. Bu açıklamalar piyasaları olumlu yönde etkileyerek belirsizliği azaltıcı bir rol oynamıştır. Hazine genel olarak ihale programında miktar ve vade üzerinde belirlediği limitler dahilinde kalmış, ancak küresel krizin meydana geldiği günlere rastlayan ihalede yüksek faiz talebi gelmesi nedeniyle öngörülen miktarın altında borçlanmış, 18 Ağustos tarihli 1 yıl vadeli ihalenin vadesini kısaltarak 3 aya indirmiştir.

1997 yıl sonuna göre, ihale yoluyla yapılan, net satış miktarı ile ağırlıklandırılmış stopajsız ortalama bileşik iç borç faiz oranları, 1998 yılının Ocak ayından itibaren düşme eğilimine girmiştir. Mayıs ayında bu eğilim hızlanmış, Temmuz ayında ise en düşük faiz oranı yüzde 77 olarak gerçekleşmiştir. Ancak, küresel krizin ortaya çıkması ile yabancı sermaye çıkışı başlamış, vergi reform yasasının kabul edilmesi ile birlikte piyasalarda tedirginlik yaşanmıştır. Ayrıca, seçimin gündeme gelmesiyle birlikte politik belirsizliğin de artması faiz oranlarının Ağustos ayından itibaren hızla yükselmesine neden olmuştur.

1996 yılı Kasım ayından itibaren yüzde 12 olarak hazine bonosu ve devlet tahvillerine uygulanan stopaj oranı, 1 Ocak 1998'den geçerli olmak üzere yüzde 6'ya indirilmiş, repo gelirlerine de yüzde 6 oranında stopaj konulmuştur. Ancak, 1 Ekim 1998 tarihinden itibaren bu kamu kağıtları üzerindeki stopaj vergisi uygulaması kaldırılmıştır. Bununla beraber, tekli fiyat sistemi uygulamasından çoklu fiyat sistemi ile ihale uygulamasına geçilmiştir. Hazine, ayrıca, piyasaları derinleştirmek için yılın son aylarında azalan vadeli, aynı gün itfalı senet satışı gerçekleştirmiştir.

İhale ile yapılan iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama vadesi, 1998 yılının ilk üç ayında yaklaşık 5,5 ay olarak gerçekleşmiştir. Enflasyonun yavaşlaması, Hazinenin açıkladığı program ile uyumlu olarak iç borçlanmayı sürdürmesi, IMF ile yapılacak anlaşmanın ön hazırlıklarının yapılması gibi faktörler nedeniyle Nisan-Temmuz ayları arasında vadeler yaklaşık 10 aya kadar uzamıştır. Ayrıca, TÜFE endeksli kağıtlarda risk primi azalarak yüzde 19 ile yüzde 25 arasında gerçekleşmiştir. Ağustos ayından itibaren, Rusya krizi ile başlayan küresel kriz nedeniyle likidite talebi artmış ve vadeler kısalmaya başlamıştır. Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleştirilen ihalelerde ortalama vade 6,3 aya inmiş, TÜFE endeksli senetlerin risk primi yüzde 30’a yükselmiştir. Ekim ayından itibaren iç borçlanmanın vadesi uzamış ve Aralık ayında 8,9 ay olarak gerçekleşmiştir.

Hazine, 1998 yılında ihalenin yanısıra, halka arz ve doğrudan satış yöntemlerini de iç borçlanmada kullanmıştır. Halka arzlar, TÜFEX yüzde 20, üç ayda bir yüzde 21 dönem faizi ödemeli, ve ABD doları cinsinden dönemsel faizi yüzde 3 olan 1 yıl vadeli tahvil satışı olarak gerçekleştirilmiş, doğrudan satışlarda ise TÜFE ve dövize endeksli borçlanma yapılmıştır.

İç borç stokunun ekonomiye göre büyüklüğünün bir göstergesi olan, tahkim hariç tahvil ve bono anapara stokunun GSMH içindeki payı, 1998 yılında geçen yıla göre 2 puan yükselerek yüzde 19,3 olmuştur. İç borç stokunun piyasalar üzerindeki baskısını yansıtan göstergeler olarak incelenen stokun para arzları ve banka pasiflerine oranı 1998 yılında 1997 yılına göre artmaktadır (Tablo II.2.10).
 
 

TABLO II.2.10
TAHVİL VE BONO ANAPARA STOKUNUN(1) ÇEŞİTLİ EKONOMİK VE PARASAL BÜYÜKLÜKLERLE KARŞILAŞTIRILMASI
(Yüzde)

1994
1995
1996
1997
1998
Anapara/GSMH(2)
14,0
14,6
18,5
17,3
19,3
Anapara/M2
84,6
90,0
99,2
89,3
94,2
Anapara/M2Y
42,8
43,5
50,5
47,4
52,6
Anapara/TL Pasif(3)
60,1
64,5
71,5
54,9(4)
56,7(5)
Anapara/Toplam Pasif(3)
29,4
30,3
34,1
25,5(4)
30,8(5)
Anapara+Faiz/GSMH(2)
22,2
23,7
32,8
35,7
30,0
Anapara+Faiz/M2
134,6
146,6
175,6
185,3
146,4
Anapara+Faiz/M2Y
68,0
70,9
89,4
98,3
81,8
Anapara+Faiz/TLPasif(3)
95,6
105,0
126,5
106,5(4)
87,1(5)
Anapara+Faiz/ToplamPasif(3)
46,7
49,8
60,3
49,4(4)
47,3(5)

Kaynak: HM, TCMB.
(1) Tahkim hariç. Endeksli DİBS’lerinin faizleri yer almamaktadır.
(2) GSMH, DPT 1998 yılsonu tahminidir.
(3)TL ve toplam pasifler, bankacılık sisteminin özkaynakları dışındaki pasifleridir.
(4) 1997 yılı Ekim ayı sonundaki pasif değerleri kullanılarak hesaplanmıştır.
(5) 1998 yılı Ekim ayı sonundaki pasif değerleri kullanılarak hesaplanmıştır.


İSKONTOLU DEVLET İÇ BORÇLANMA SENETLERİ İÇİN HAZİNE İHALE PROGRAMI VE GERÇEKLEŞMELERİ
    PROGRAMLANAN   GERÇEKLEŞEN  
  TARİHİ VADE MİKTAR SATILAN(1) SATILAN(2)
OCAK 13.01.1998 6 ay 280-340 298,6
370,9
  20.01.1998     Gerçekleşmedi  
ŞUBAT 10.02.1998 98 gün 370-420 411,7
413,7
  17.02.1998 182 gün 340-370 366,2
374,7
  20.02.1998 364 gün 120-160 Gerçekleşmedi  
MART 03.03.1998 182 gün 310-360 272,0
419,7
  10.03.1998 238 gün 180-230 191,0
245,4
  17.03.1998 91 gün 480-530 512,4
533,8
  20.03.1998 1 yıl 0-100 Gerçekleşmedi  
NİSAN 31.03.1998 6 ay 220-280 255,5
311,4
  17.04.1998 1 yıl 0-160 Gerçekleşmedi  
  28.04.1998 9 ay 340-410 352,1
363,2
MAYIS 12.05.1998 1 yıl 180-250 198,0
244,5
  10.11.1998 9 ay 420-490 435,3
435,3
  22.05.1998 1 yıl 0-300 Gerçekleşmedi  
HAZİRAN 02.06.1998 6 ay 360-440 422,1
444,9
  09.06.1998 9 ay 260-350 303,5
403,7
  16.06.1998 1 yıl 500-600 233,8
277,2
TEMMUZ 07.07.1998 6 ay 150-300 239,9
273,4
  14.07.1998 9 ay 200-350 251,6
355,6
  28.07.1998 1 yıl 250-400 125,1
291,2
AĞUSTOS 04.08.1998 6 ay 200-400 352,4
394,1
  11.08.1998 9 ay 200-350 29,6
29,6
  18.08.1998 3 ay olarak değiştirilmiştir. 200-450 260,6
260,6
EYLÜL 01.09.1998 4 ay 250-450 179,7
424,5
  15.09.1998 6 ay 250-400 377,8
377,8
  29.09.1998 7 ay 250-400 396,4
396,4
EKİM 06.10.1998 7 ay 0-100 33,1
71,5
  20.10.1998 9 ay 0-100 98.3
98,3
KASIM 03.11.1998 6 ay 370-470 375,4
505,9
  10.11.1998 10 ay 0-100 78,3
84,7
  17.11.1998 8 ay 330-430 325,7
332,6
ARALIK 01.12.1998 308 gün 400-550 461,9
544,6
  08.12.1998 224 gün 250-400 313,2
313,2
  15.12.1998 420 gün 0-100 92,3
95,7
  22.12.1998 133 gün 100-200 174,0
174,7
(1) Net satılan, trilyon Türk lirası.
(2) Ortalamadan satışlar dahil edilmiştir, trilyon Türk lirası.

Hazine Müsteşarlığı 1998 yılı başından itibaren aylık olarak ihale programı ilan etmeye başlamıştır. Yılın ilk beş ayında programlanan ihalelerden beşini gerçekleştirmemiştir. Hazine Müsteşarlığı yıl genelinde ortalamadan yapılan satışlar hariç olarak belirlediği miktar hedeflerine uymuştur.

Küresel krizin hazine ihalelerine yansıması 11 Ağustos 1998 tarihinde yapılan ihalede görülmektedir. Krizden dolayı artan risk primi, hızlı yabancı sermaye çıkışı, beraberinde yüksek faizi getirmiş ve Hazine ihale miktarını programlananın altında kesmiştir. Krizin etkileşimleriyle beraber, yürürlüğe giren vergi reformunun piyasalar üzerinde yarattığı baskıdan ötürü, Ağustos ayına kadar yüzde 80’ler civarında gerçekleşen iç borçlanma faizlerinin yüzde 140’lar seviyesine çıktığı görülmektedir. Ağustos ayından sonra Hazine yine önceden ilan edilen limitler dahilinde, ancak daha yüksek faizle borçlanmıştır.


II.3. ÖDEMELER DENGESİ VE DIŞ BORÇLANMA

II.3.1. Ödemeler Dengesi (1)

GSMH, 1995 ve 1997 yılları arasında kalan dönemde potansiyel üretim düzeyinin üzerinde bir büyüme kaydetmiş ve yatırımlar hızla artmıştır. Bu eğilim, 1998 yılının ilk üç aylık döneminde devam etmiştir. Ancak, 1997 yılı sonunda Asya krizinin olumsuz etkilerinin ortaya çıkması ile birlikte Nisan ayından itibaren ihracat performansında gerileme ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan, yıl başından itibaren uygulamaya konulan ekonomik politikalarla birlikte vergi gelirleri artmış, dolayısıyla özel harcanabilir gelir düşerek özel tüketim ve yatırım harcamalarının daralmasına neden olmuştur. Bu dönemde, kamunun yüksek borçlanma gereği ve Rusya krizine bağlı olarak Ağustos ayında yaşanan sermaye çıkışı faiz oranlarını artırarak özel kesimin yatırım eğiliminin gerilemesine neden olmuştur.

İç ve dış talep daralmasının yaşandığı bu dönemde ithalat ve ihracat artış hızları yavaşlamış, ancak gerçekleşen dış ticaret açığı görünmeyen kalemlerden elde edilen net gelirler ile büyük ölçüde kapanmıştır. 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde cari işlemler dengesi 1,8 milyar ABD doları düzeyinde fazla vermiştir. Bu dönemde sermaye hareketlerinde 925 milyon ABD doları net giriş olmuş ve resmi rezerv artışı 811 milyon ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir (Tablo II.3.1).
 
 

TABLO II.3.1
ÖDEMELER DENGESİ
(Milyon ABD doları)

 
1996
1997(1)
1998(1)
Cari İşlemler
-2 437
-1 919
1 844
Dış Ticaret Dengesi
-10 582
-13 563
-13 516
(Bavul Ticareti)
(8 842)
(5 358)
(3 517)
Görünmeyen Hizmetler ve
Karşılıksız Transferler
8 145
11 644
15 360
Sermaye Hareketleri       
(Rezerv hariç)
 8 763
8 935
925
Net Hata ve Noksan
-1 781
-2 779
-1 958
Resmi Rezerv (Değişim)
-4 545
-4 237
-811

                          Kaynak: TCMB
                          (1) Ocak-Kasım dönemini kapsamaktadır.



(1) İncelemeler Ocak-Kasım dönemini kapsayan ödemeler dengesi tablosuna dayanmaktadır.
 

II.3.1.A. Cari İşlemler

İthalat harcamaları (CIF) 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 oranında azalarak 41,7 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. İhracat gelirleri ise aynı dönemde, bavul ticaretindeki gerileme nedeniyle yüzde 6,5 oranında azalarak 27,8 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Dış ticaret kalemlerindeki bu gelişmeler sonucunda dış ticaret açığı aynı seviyede kalmıştır.

GSMH artış hızının yılın ikinci üç ayından itibaren azalması, buna bağlı olarak üretim ve yatırım artışının gerilemesi ithalat harcamalarındaki nominal gerilemenin temel nedenleri olarak gösterilebilir. İthalat harcamalarının ana mal gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, sermaye ve ara malları ithalatının sözkonusu dönemde sırasıyla yüzde 3,1 ve yüzde 6,2 gerilediği, tüketim malları ithalatının ise yüzde 1,8 arttığı görülmektedir. İthalat harcamalarındaki gerileme Ağustos ayından itibaren yüksek oranlara ulaşmıştır (Tablo II.3.2).

Türkiye’nin dış ticaret hacminin yaklaşık yarısını Avrupa Birliği üyesi ülkeler oluşturmaktadır. Bu nedenle, bu ülkelerle yaptığımız ticaret toplam dış ticaretin yönünü belirlemektedir. 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde AB'ne yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 oranında artarken, bu ülkelerden yapılan ithalat yüzde 2,1 azalmıştır. Diğer taraftan, Asya ülkeleri ve Rusya'da yaşanan mali krizler bu ülkelere olan ihracatımızın önemli oranda daralmasına sebep olmuştur. Aynı dönemde OECD üyesi olmayan Asya ülkelerine yapılan ihracat yüzde 48,7 daralırken, Rusya Federasyonu'na yapılan ihracat yüzde 35,3 azalmıştır. Bağımsız Devletler Topluluğu'na yapılan ihracatta da yüzde 26,6 gerileme izlenmektedir. 1998 yılında Türk lirasının reel olarak değer kaybetmesine karşın ihracat hacmindeki azalışın sürmesi, ihracat gelirlerinin reel kur değişimlerine duyarlılığının az olduğunu, dış talep gelişmelerinin ise belirleyici faktör olduğunu göstermektedir (Tablo II.3.3 ve Tablo II.3.4).
 
 

TABLO II.3.2
İTHALATIN ANA MAL GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI
(Milyon ABD doları)

   
Yüzde
 
Yüzde
Yüzde
 
1997(1)
Pay
1998(1)
Pay
Değişim
Toplam İthalat (CIF)
43 618
100,0
41 660
100,0
-4,5
Sermaye Malları
9 697
22,2
9 392
22,5
-3,1
Ara Malları
28 888
66,2
27 105
65,1
-6,2
Tüketim Malları
4 742
10,9
4 826
11,6
1,8
Diğerleri
291
0,7
337
0,8
15,8

Kaynak: DİE
(1) Ocak-Kasım dönemini kapsamaktadır.
 
 

TABLO II.3.3
REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU(1)

(1987=100)
(1990=100)
1987
97,8
118,2
1988
105,6
127,4
1989
86,8
104,6
1990
80,4
97,1
1991
86,9
105,1
1992
89,4
108,0
1993
90,9
109,7
1994
103,1
124,5
1995
100,9
122,0
1996
99,8
120,5
1997Q1
96,7
116,6
Q2
97,1
117,1
Q3
95,1
114,6
Q4
93,6
112,9
1998Q1
94,2
113,6
Q2
96,7
116,6
Q3
94,3
113,7
Q4 (tahmin)
96,4
116,4

Kaynak: TCMB, DİE ve IFS
(1) Dönem sonu verileridir. Hesaplamalarda ABD doları ve Alman markı TCMB döviz alış kurlarının aylık ortalama değerleri ve Türkiye ile yabancı ülkelerin toptan eşya fiyat endeksleri kullanılmıştır. Endeks hesaplamasında ağırlıklar ABD doları için bir, Alman markı için bir buçuk olarak belirlenmiştir. Endeks değerinin düşmesi Türk lirasının söz konusu paralar karşısında reel olarak değer kazandığını göstermektedir.
 
 

Türkiye'de toplam ihracat gelirlerinin önemli bir alt kalemi de bavul ticaretidir. Yabancı ziyaretçilerce yurt dışında satmak üzere Türkiye’den mal satın alınması olarak tanımlanan ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra başlayan bavul ticareti son iki yılda azalma eğilimine girmiştir. Bu ticaretin boyutunu saptamak amacıyla yapılan anket çalışması sonucunda, 1997 yılı Ocak-Kasım döneminde 5,4 milyar ABD doları olarak belirlenen bavul ticareti geliri, 1998 yılı aynı döneminde 3,5 milyar ABD doları olarak saptanmıştır.

Bavul ticaretini de kapsayan dış ticaret açığı 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde 13,5 milyar ABD doları düzeyindedir. Bu dönemde görünmeyen kalem ve karşılıksız transfer işlemlerinden net 15,4 milyar ABD doları düzeyinde cari gelir elde edilmiş, bunun sonucunda cari işlem dengesi 1,8 milyar ABD doları fazla vermiştir. Görünmeyen kalem gelirleri içinde yer alan turizm gelirleri 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde 7 milyar ABD doları düzeyini korumuştur. Bu dönemde kişi başı ortalama harcamada artış gerçekleşirken gelen turist sayısında azalış olmuştur. Faiz gelirleri yüzde 30,2, navlun, taşımacılık ve müteahhitlik hizmet gelirleri ile özel ve resmi hizmet gelirlerini içeren “diğer” gelirler yüzde 33,7 artmıştır. Gider kalemlerinden dış borç faiz ödemeleri yüzde 8,7, turizm giderleri yüzde 3,1 artarken, navlun, diğer taşımacılık, kâr transferleri ile resmi ve özel hizmet giderlerini içeren “diğer” giderler yüzde 16,4 artmıştır.

Karşılıksız transferlerden elde edilen net gelirler 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde 1997 yılının aynı dönemine göre yüzde 18,8 artmıştır. Bu artışın en önemli nedeni işçi gelirlerinin yüzde 28,9 artarak 4,9 milyar ABD dolarına yükselmesidir.
 
 

TABLO II.3.4
İTHALAT VE İHRACATIN ÜLKE GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI
(Milyon ABD doları)

   
Yüzde
 
Yüzde
Yüzde
 
1997(1)
Pay
1998(1)
Pay
Değişim
Toplam İthalat
43 618
100,0
41 660
100,0
-4,5
OECD Ülkeleri
31 180
71,5
30 241
72,6
-3,0
(AB Ülkeleri)
(22 204)
(50,9)
(21 746)
(52,2)
(-2,1)
Avrupa ve BDT Ülkeleri
4 220
9,7
4 249
10,2
0,7
Afrika Ülkeleri
1 922
4,4
1 623
3,9
-15,6
Amerika Ülkeleri
728
1,6
683
1,6
-6,2
Orta Doğu Ülkeleri
2 447
5,6
1 778
4,3
-27,3
Diğer Asya Ülkeleri
2 297
5,3
2 416
5,8
5,2
Diğer Ülkeler
824
1,9
670
1,6
-18,7
           
Toplam İhracat
23 852
100,0
23 754
100,0
-0,4
OECD Ülkeleri
14 216
59,6
15 010
63,2
5,6
(AB Ülkeleri)
(11 173)
(46,8)
(11 873)
(50,0)
(6,3)
Avrupa ve BDT Ülkeleri
4 270
17,9
3 477
14,6
-18,6
Afrika Ülkeleri

Amerika Ülkeleri

1 110

188

4,6

0,8

1 570

203

6,6

0,9

41,5

8,0

Orta Doğu Ülkeleri
2 077
8,7
1 948
8,2
-6,2
Diğer Asya Ülkeleri
1 062
4,5
544
2,3
-48,7
Diğer Ülkeler
929
3,9
1 002
4,2
7,9

Kaynak: DİE.
(1) Ocak-Kasım dönemini kapsamaktadır.
 
 



GÜNEYDOĞU ASYA VE RUSYA KRİZLERİNİN TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİNE ETKİLERİ

Güneydoğu Asya ülkelerinde 1997 yılının ikinci yarısında ve Rusya’da 1998 yılı Ağustos ayında ortaya çıkan ve global nitelik kazanan mali kriz Türkiye’yi olumsuz etkilemiştir.

Güneydoğu Asya krizinin üçüncü ülkeler üzerindeki etkileri doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki yönden incelenebilir. Asya ülkelerinin devalüasyon sonrasında rekabet avantajı kazanarak ihracatlarını artırması doğrudan etki olarak tanımlanırken, özellikle ticari rakip oldukları ülkelerin ihracatlarını daraltmaları dolaylı etki olarak görülmektedir. Bu çerçevede, 1998 yılı gelişmeleri incelendiğinde, Güneydoğu Asya ülkelerindeki devalüasyonun Türkiye’nin bu ülkelere olan ihracatını azaltıcı, bu ülkelerden olan ithalatını ise artırıcı yönde etkilediği izlenmektedir. 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde OECD üyesi olmayan Asya ülkelerine yapılan ihracat yüzde 48,7 azalırken bu bölgeden yapılan ithalat yüzde 5,2 artmıştır. Diğer taraftan, Güneydoğu Asya krizinin dolaylı etkisi değerlendirilirken Türkiye’nin dış ticaretinde olumsuz bir gelişme izlenmemektedir. Nitekim, Asya ülkelerinin ve Türkiye’nin önemli ticaret pazarı olan OECD bölgesine Türkiye’nin ihracatı 1998 yılının ilk onbir ayında yüzde 5,6 artmıştır.

Ağustos ayında Rusya’da yaşanan mali kriz 1998 yılında Türkiye’nin dış ticaretini olumsuz etkileyen ikinci önemli olaydır. Rusya Federasyonu 1997 yılında Almanya’dan sonra en çok ihracat yaptığımız ikinci ülkedir. Ancak, 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat yüzde 35,3 azalmıştır. Bu ülkeye yapılan ihracatın dağılımı incelendiğinde, Türkiye’nin büyük ölçüde tüketim malları sattığı görülmektedir. Tüketim malları arasında ise en çok yarı dayanıklı tüketim malları, dayanıksız tüketim malları ve esası yiyecek ve içecek olan işlenmiş tüketim malları ilk sıraları almaktadır. Diğer taraftan, Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan yaptığı ithalat 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemindeki düzeyini korumuştur. Rusya Federasyonu’ndan satın alınan mallar büyük ölçüde aramallarından oluşmaktadır.

Rusya Federasyonu’nda yaşanan mali kriz Türkiye’nin bavul ticaretini etkilemiştir. Mali kriz bavul ticareti üzerinde gelir ve ikame etkisi yaratmıştır. Rusya’da gerçekleşen devalüasyon sonrası halkın gelir düzeyinin düşmesi alım gücünü düşürürken tüketimin de daha ucuz mallara kaymasına yolaçmıştır. Yapılan anket sonuçları 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde bavul ticaretinin yüzde 34,4 azaldığını, dolayısıyla gelir etkisinin ikame etkisinden baskın olduğunu göstermektedir.


II.3.1.B. Sermaye Hareketleri

Enflasyonun düşüş eğilimi içerisinde olması ve reel kurların istikrarlı seyri 1998 yılının ilk altı ayında olumlu beklentilerin oluşmasına ve sermaye girişlerinin yaşanmasına sebep olmuştur. Ancak, Ağustos ayı başında Rusya’da yaşanan mali kriz ile birlikte yabancı yatırımcıların yükselen piyasalardan çıkışı başlamış ve bu gelişme Türkiye’yi sermaye girişi açısından olumsuz etkilemiştir. İlk altı ayda 7,8 milyar ABD doları net sermaye girişi gerçekleşirken, Temmuz-Kasım döneminde 6,9 milyar ABD doları sermaye çıkışı olmuştur.

Net sermaye girişleri 1998 yılının ilk onbir ayında 925 milyon ABD doları olarak gerçekleşirken, resmi rezerv artışı 811 milyon ABD doları olmuştur. Kısa vadeli sermaye hareketlerinde net 2,9 milyar ABD doları giriş gerçekleşmiş, buna karşın doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve uzun vadeli sermaye hareketlerinde 1,9 milyar ABD doları çıkış görülmüştür.

Uzun vadeli sermaye girişleri, daha çok, uzun vadeli kredilerden kaynaklanmıştır. Doğrudan yatırımlar kaynaklı 442 milyon ABD doları sermaye girerken, portföy yatırımlarında net 6,2 milyar ABD doları sermaye çıkışı olmuştur. Portföy yatırımlarındaki çıkış daha çok yılın ikinci yarısında Rusya’daki mali krizle birlikte Hazinenin yurtdışı piyasalardan tahvil ihracı yoluyla borçlanma imkanının kısıtlanması ve yabancı yatırımcıların menkul kıymet piyasalarından çıkmalarından kaynaklanmıştır. Buna karşın, sağlanan uzun vadeli krediler net 3,8 milyar ABD dolarıdır.

Kısa vadeli sermaye hareketlerinde 1998 yılının ilk onbir ayında 2,9 milyar ABD doları net artış gözlenmiştir. Bu dönemde kısa vadeli sermaye hareketlerinin varlıklar kalemi net 682 milyon ABD doları artmıştır. Kısa vadeli sermaye hareketleri varlıklar bölümünde yer alan bankaların döviz varlıkları kalemi, Eylül ayında gerçekleşen Mali Milat uygulamasından önemli ölçüde etkilenmiştir. Bu uygulama nedeniyle artan bankaların döviz rezervleri, ödemeler dengesinde bankalar döviz varlıklarında artışa sebep olmuştur. Ancak, bu artışın önemli ölçüde yurtiçi yerleşiklerin mevduat kaleminden kaynaklanması kısa vadeli varlıklar kalemindeki artışın karşılık kalemi olarak net hata ve noksan kaleminin artı bakiye vermesine neden olmuştur. Ekim ayı ile birlikte bankaların döviz rezervlerinin azalması ve eski düzeyine dönmesi bankalar döviz varlıklarını azaltmış ve bu durum net hata noksan kaleminde eksi bakiye olarak yansımıştır. Kısa vadeli yükümlülükler incelendiğinde ise, sağlanan krediler 1997 yılının aynı dönemine göre net olarak 3,2 milyar ABD dolarından 2,1 milyar ABD dolarına azalmış ve mevduatlar önemli oranda artmıştır. Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları bir önceki yıldaki seviyesini korurken ticari bankaların ve kişilerin döviz hesaplarını kapsayan diğer Döviz Tevdiat Hesabı kalemi 1,6 milyar ABD doları artmıştır.

II.3.2. Dış Borçlar

Hazine Müsteşarlığı 1998 yılı içinde, 1996 yılı ve sonrası için yeni bir dış borç serisi yayınlamaya başlamıştır.

Dış borç stoku Eylül 1998’de 1997’nin sonuna göre nominal olarak yüzde 10,9 artarak 101 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Kısa vadeli dış borçlar yüzde 20,1 artarak 27,2 milyar ABD dolarına yükselirken orta ve uzun vadeli dış borçlar yüzde 7,9 artarak 73,8 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Kısa vadeli dış borçların payı bu dönemde artış kaydederek yüzde 26,9 seviyesine ulaşmıştır.

Çapraz kurlardaki gelişmeler 1998’in ilk dokuz ayında dış borç stokunu artırıcı yönde etkilemiştir. Bu dönemde, dış borç stokunda önemli paya sahip ABD dolarının genel olarak diğer yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi dış borç stokunda 2,4 milyar ABD doları artırıcı kur etkisi yaratmıştır (Tablo II.3.5).

Dış borç stokunda en büyük paya, dış borcun yaklaşık yarısını oluşturan, ABD dolarının sahip olduğu görülmektedir. Alman markı ise yüzde 34,2 ile ABD dolarından sonra gelen en önemli yabancı para konumundadır. Üçüncü en büyük pay ise, son dönemde azalma eğiliminde olan Japon yenine aittir. Japon yeninin payı 1998’in Eylül ayında dış borçların yüzde 8,7’ini oluşturmuştur (Tablo II.3.6).
 
 

GRAFİK II.3.1
DIŞ BORÇ STOKU VE VADE AYIRIMI

Kaynak: TCMB.
(1) Eylül 1998 itibariyle.
 
 

TABLO II.3.5
YIL SONLARI İTİBARİYLE DIŞ BORÇ STOKUNA KUR ETKİSİ(1)
(Milyon ABD Doları)

 
DIŞ BORÇ STOKU(3)
     
 
Dönem Sonu
Önceki Yıl
Kur
Nominal
Reel
 
Kuru ile
Sonu Kuru ile
Farkı(A)
Hareket(B)
Hareket(C)
1996(2)
83 996
-
-
-
-
1997
91 002
97 389
-6 387
7 006
13 393
1998Q1
93 159
-
-
-
-
1998Q2
96 658
-
-
-
-
1998Q3
100 954
98 563
2 391
9 952
7 561

Kaynak: TCMB, HM
(1) (A) Borç stokunun ilgili dönem sonu kuru ile hesaplanan tutarı ile bir önceki yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır, (B) Yıl sonu kuru ile hesaplanan dış borç stokunun bir önceki döneme göre artış miktarı, (C) Nominal hareket - Kur farkı.
(2) 1996 yılında yeni dış borç serisi hesaplanmaya başlandığından, dış borcun 1996 yılı için nominal ve reel hareketi hesaplanmamıştır.
(3) Geçici.
 
 

TABLO II.3.6
DÖVİZ KOMPOZİSYONU İTİBARİYLE
DIŞ BORÇ STOKUNA KUR ETKİSİ(1)
(Milyon ABD doları)

 
1997
1998Q3(2)
     
 
Yıl Sonu Kuru ile(A)
Önceki Yıl Kuru ile(B)
Dönem Sonu Kuru ile(C)
Kur Farkı
(C-B=D)
Nominal Hareket
(C-A=E)
Reel Hareket
(E-D=F)
ABD Doları
42 728
48 635
48 635
0
5 906
5 906
Alman Markı
29 538
32 265
34 554
2 289
5 016
2 727
Ö. Çekme Hakları
603
457
466
9
-137
-146
İsviçre Frangı
1 347
1 299
1 361
63
14
-49
İngiliz Sterlini
1 000
1 063
1 098
35
98
63
Japon Yeni
10 189
9 093
8 775
-318
-1 414
-1 096
Fransız Frangı
1 337
1 403
1 499
96
162
66
Hollanda Florini
883
938
1 004
66
121
55
Diğer(ABD)
3 377
3 411
3 563
152
186
34
TOPLAM
91 002
98 563
100 954
2 391
9 952
7 561

Kaynak: TCMB, HM
(1) (A) 1997 yıl sonu dış borç stoku, 1997 yıl sonu kuru ile hesaplanması; (B) 1998 yılı Eylül ayı dış borç stoku, 1997 yıl sonu kuru ile hesaplanması; (C) 1998 yılı Eylül ayı dış borç stoku, 1998 yılı Eylül ayı kuru ile hesaplanması; (D) Borç stokunun 1998 yılı dönem sonu kuru ile hesaplanan tutarı ile, 1997 yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır; (E) 1997 yılı borç stoku rakamıyla 1998 yılı dönem sonu borç stoku rakamları arasındaki farktır; (F) Nominal hareket - Kur farkı.
(2) Geçici.
 

Dış borç anapara ve faiz ödemelerinin döviz gelirlerine oranı olarak hesaplanan dış borç servis oranı 1998 yılının ilk onbir ayında geçen yılın aynı dönemine göre dört puan artarak yüzde 25 olarak gerçekleşmiştir. Döviz gelirlerinin 56,5 milyar ABD dolarına yükselmesine karşın, dış borç anapara geri ödemelerinin 10 milyar ABD dolarına yükselmesi dış borç servis oranını artırmıştır. (Tablo II.3.7).
 
 

TABLO II.3.7
                    DIŞ BORÇ SERVİS ORANI

 
   1997(1)
 1998(1)
Anapara geri ödemeleri 
7 085
9 956
Faiz ödemeleri 
4 026
4 375
Toplam Dış Borç Servisi 
       11 111 
14 331
İhracat(2)
 29 685 
 27 767
Diğer hizmet gelirleri 
   19 329 
 23 675
Karşılıksız transferler (özel) 
    4 103 
  5 050
Gelirler Toplamı 
53 117 
56 492
Dış borç servis oranı 
       21 
      25

Kaynak : TCMB
(1) Ocak-Kasım dönemi (Geçici).
(2) Bavul ticareti dahil.


II.3.2.A. Orta ve Uzun Vadeli Borçlar

Orta ve uzun vadeli borçlar, Genel Hükümet, Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Merkez Bankası ve özel sektör kuruluşlarının borçlarını kapsamaktadır. Alacaklılara göre dış borç stoku dağılımı ise resmi finansman kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve özel alacaklılardan oluşmaktadır.

Orta ve uzun vadeli dış borçların 1998’in ilk dokuz ayında 1997 yılının sonuna göre artış hızı yüzde 7,9 oranında gerçekleşmiştir. Kısa vadeli dış borçların 1998’in ilk yarısında orta ve uzun vadeli dış borçlara göre daha hızlı arttığı, bunun da orta ve uzun vadeli dış borçların toplam içindeki payının yüzde 73,1’e gerilemesine neden olduğu anlaşılmaktadır.

Kamu sektörü orta ve uzun vadeli dış borcunda 1998 Eylül ayında, 1997 yılına göre önemli bir değişiklik olmazken, bu dönemde KİT’lerin dış borcunun yüzde 14 azaldığı görülmektedir. Hemen hepsi Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları’ndan oluşan Merkez Bankasının orta ve uzun vadeli dış borçları ise aynı dönemde yüzde 12,5 artmıştır. Özel sektörün orta ve uzun vadeli dış borçlarında aynı dönemde görülen yüzde 22,1 oranındaki artış ise daha çok finansal olmayan özel sektör borçlanmaları kaynaklıdır.

II.3.2.B. Kısa Vadeli Borçlar

Kısa vadeli borçlar, ticari bankalar, özel ve kamu kuruluşları ile Merkez Bankasının kısa vadeli borçlarını kapsamaktadır. Merkez Bankası kısa vadeli dış borcunu muhabir açıkları ve Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları oluşturmaktadır. Ticari bankaların dış borçlarında sağlanan döviz kredileri, Döviz Tevdiat Hesapları ve yurtdışı depolar yer almaktadır. Diğer sektörlerin borçlarında ise daha çok, dış ticaretin finansmanında kullanılan ticari krediler bulunmaktadır.

Kısa vadeli dış borçlar 1998 yılının Eylül ayında 1997 yılı sonuna göre yüzde 20,1 artarak 27,2 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Bu artışta, ticari bankaların borçlarının 2,5 milyar ABD doları yükselerek 11 milyar ABD dolarına ulaşması da etkili olmuştur.

Diğer sektörlerin, ithalatın finansmanı için kullandıkları kısa vadeli ithalat borçlarında da bu dönemde önemli artışlar olmuştur. Kısa vadeli ithalat borçları bu dönemde yaklaşık 1,5 milyar ABD doları yükselerek 11,1 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.
 
 

GRAFİK II.3.2
BRÜT DÖVİZ REZERVLERİ VE KISA VADELİ BORÇLAR FARKI

Kaynak: TCMB.
(1) Kasım 1998 itibariyle.

GRAFİK II.3.3
BRÜT REZERVLER VE KISA VADELİ BORÇLAR FARKI

Kaynak: TCMB.
(1) Kasım 1998 itibariyle.
 

Brüt döviz rezervleri ve kısa vadeli dış borçlar farkı 1998’in ilk onbir ayında azalmıştır. Merkez Bankası döviz rezervleri kısa vadeli borçlar farkı 1997’deki 17,5 milyar ABD doları seviyesinden 1998 yılının Kasım ayında 18,9 milyar ABD doları düzeyine yükselmiştir. 1997 yılında ticari bankaların kısa vadeli dış borçları brüt döviz rezervlerinden 0,9 milyar ABD doları daha fazladır. 1998’in ilk onbir ayında ise ticari bankaların rezervleri ile kısa vadeli borçlarının farkı -2,8 milyar ABD doları olmuştur. Aynı dönemde, Merkez Bankası, ticari bankalar ve diğer sektörlerin rezervlerini kapsayan brüt uluslararası rezervler ve kısa vadeli dış borçlar farkı 2,2 milyar ABD doları olmuştur. Altın rezervlerinin stok değeri de 1998 yılının başında yeniden hesaplanmış ve 1,1 milyar ABD doları olarak tespit edilmiştir (Tablo II.3.8).
 
 

TABLO II.3.8
BRÜT REZERVLER İLE KISA VADELİ BORÇLAR (KVB) FARKI(1)
(Milyon ABD doları)

1993
1994
1995
1996
1997
1998(2)
Brüt Döviz Rez.-KVB
-2 259
3 799
6 253
3 108
3 410
1 037
Merkez Bankası
5 546
6 284
11 398
15 289
17 530
18 914
Bankalar
-1 066
3 313
2 904
-1 067
-878
-2 775
Diğer Sektörler(3)
-6 739
-5 798
-8 049
-11 114
-13 242
-15 102
Brüt Rez.(4)-KVB
-771
5 209
7 636
4 491
4 534
2 162

Kaynak: TCMB
(1) (-) işareti açığı göstermektedir.
(2) Kasım 1998 (Geçici)
(3) Diğer sektörlerin yurtdışı döviz mevcut ve alacaklarına ilişkin veri olmadığından tutarlar bu sektörlerin yurtdışına olan borçlarını yansıtmaktadır.
(4) Brüt rezervler, altın ve döviz rezervlerinin toplamıdır.
 

II.4. PARA POLİTİKASI

Merkez Bankasının son iki yıldaki para politikası uygulamaları, mali piyasalarda istikrarı sağlamaya yönelik olmuştur. Bu yıllarda gözlenen olumsuz ekonomik ve siyasi konjonktür karşısında piyasalar önemli denebilecek dalgalanmalar yaşamamıştır. Merkez Bankası 1998 yılı para politikası ile önceki yıllarda olduğu gibi hem mali piyasalarda istikrarı gözetmiş, hem de enflasyon ile mücadele kararlılığına katkıda bulunmayı hedeflemiştir.

1998 yılının bir özelliği maliye politikası uygulamalarında değişikliğe gidilmiş olmasıdır. Bu doğrultuda hazırlanan 1998 yılı bütçesi, özellikle faiz dışı dengede önemli bir iyileşme öngörmüştür. Bütçe dengelerinden başlayan böyle bir iyileşmenin para politikası uygulamasında ve enflasyon öngörüsünün gerçekleşmesindeki yansımaları olumludur.

Merkez Bankası 1998 yılı para politikası ile enflasyon mücadelesi ve istikrar hedeflerinin gerçekleştirilmesi kapsamında yılın ilk üç ayı, ikinci üç ayı ve ikinci altı ayı için para programları açıklamıştır. Bu programlarda içsel ve dışsal ekonomik değişkenler dikkate alınmış ve bu değişkenlerdeki gelişmelere paralel olarak 1998 yılı para programı uygulama sürecinde hedef ve öncelikler de değiştirilmiştir.

Yılın ilk üç ayı için Ocak ayı başında açıklanan para programında, rezerv para büyüklüğü hedeflenmiştir. Bu doğrultuda bir hedef aralığı oluşturulmuş ve rezerv paranın Mart ayı sonunda, Aralık 1997 tarihine göre yüzde 18-20 bandında artması öngörülmüştür. Bu artış bandı hesaplanırken, rezerv para artış hızının enflasyon ve büyüme oranı ile tutarlı olmasına çalışılmıştır. Aynı zamanda bu program ile rezerv para artışının kaynağının dış varlık artışı olması amaçlanmıştır. Sözkonusu dönem sonunda rezerv para 31 Mart 1998 tarihi itibariyle, Aralık 1997 sonuna göre yüzde 17,3 artarak para programında öngörülen aralığın altında gerçekleşmiştir. Diğer yandan, ilk üç ay boyunca, rezerv para artışının arz tarafından kaynağı Merkez Bankasının net dış varlıklarındaki artış olmuştur. Aynı dönemde, Merkez Bankası analitik bilançosunun iç varlık kaleminden banka dışı kesimin mevduatı, döviz olarak takip olunan mevduat, açık piyasa işlemleri ve fon hesaplarının çıkarılması ile bulunan net iç varlıklar kalemi azalışını sürdürmüştür. Hazinenin dönem boyunca Merkez Bankasından kısa vadeli avans kullanmaması, Merkez Bankasının diğer kamu kuruluşlarına kredi kullandırmaması ve açık piyasa işlemleri (APİ) yoluyla piyasalara verilen likiditedeki azalma, net iç varlıklardaki azalışı belirleyen faktörler olmuştur.

Nisan ayı başında açıklanan ve yılın ikinci üç ayını kapsayan para programı, genel hatlarıyla Ocak ayında açıklanan para programı ile benzerlik göstermektedir. Yılın ikinci üç ayında rezerv para artış hızı hedefi, ilk üç ay hedefinin altında kalmış ve yüzde 14-16 aralığı olarak öngörülmüştür. Diğer taraftan rezerv paradaki artışın kaynağının, ilk üç aylık uygulamada olduğu gibi Merkez Bankası dış varlıklarındaki artış olması amaçlanmıştır. Rezerv para büyüklüğü,30 Haziran 1998 tarihi itibariyle Mart ayı sonuna göre yüzde 13,1 oranında artarak hedef aralığının altında kalmıştır. Bu dönemde de rezerv para artışının kaynağını dış varlıklardaki artış oluşturmuştur. Net iç varlıklarda gözlenen azalış trendi Mart-Haziran dönemi içinde devam etmiştir. Net iç varlıklarda gözlenen bu azalış trendinin nedenleri ise Hazine-Merkez Bankası ilişkilerinin önceki uygulama dönemindeki gibi sürdürülmüş olması, hızlı net dış varlık artışı sonucu değerleme hesabındaki artış ve APİ yoluyla etkin sterilizasyon yapılması olmuştur.

Uluslarası Para Fonu ile 26 Haziran 1998 tarihinde bir ‘Yakın İzleme Anlaşması’ imzalanmış ve bu çerçevede Merkez Bankası 2 Temmuz 1998 tarihinde yılın ikinci altı aylık dönemi için para programı ilan etmiştir. Sözkonusu dönem için açıklanan ve Ekim ayında revize edilen para programı ile hedeflerde değişikliğe gidilmiş ve yeni türetilen analitik bilançodaki “Net İç Varlıklar” büyüklüğü yeni bir hedef değişken olarak belirlenmiştir. Bu değişikliğin nedeni ise enflasyonun düşüş trendine girmesi sonucu Türk lirası talebinde tahmin edilemeyecek kayma olasılıklarıdır. Başka bir ifade ile enflasyonun düşüş trendine girdiği süreçlerde, ekonomik aktivitenin gereği olan rezerv para büyüklüğünün tahmini, bilinen para talebindeki fonksiyonel ilişkinin değişmesi sonucu güçleşmektedir. Bu hedef değişikliği ile Merkez Bankası ekonomik aktivitenin gereği olan rezerv para büyüklüğünün tahminindeki sözkonusu güçlükleri aşmaya çalışmış ve piyasaların fon talebini ekonomik aktivitenin gereği doğrultusunda gidermeyi amaçlamıştır. Aynı zamanda Merkez Bankası belirlenen hedef ile net iç varlıklar kalemini sıkı bir şekilde kontrol ederek, enflasyonla mücadeleye devam edilmesi doğrultusundaki kararlılığını sürdürmüştür. Bu kapsamda Temmuz ayında açıklanan para programında net iç varlıklar hedefinin yıl sonu büyüklüğü eksi 1514 trilyon Türk lirası olarak belirlenmiştir. Ancak, Ağustos ayının ortalarında yaşanan Rusya krizi, Hazinenin uluslararası piyasalardan borçlanamaması ve giderek fon ihtiyacını iç piyasalardan karşılaması Türk lirasına olan talep artışını da beraberinde getirmiştir. Bu olumsuz gelişmeler üzerine sözkonusu net iç varlık hedefi Ekim ayında revize edilerek yıl sonu için 700 trilyon Türk lirası olarak açıklanmıştır. Net iç varlıklar büyüklüğü Aralık ayı sonu değeri 579,4 trilyon Türk lirası seviyesinde gerçekleşerek revize edilen hedefin altında kalmıştır.
 
 



1998 YILI PARA POLİTİKASI

Merkez Bankası 1998 yılı para politikası ile enflasyon mücadelesi ve istikrar hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu hedefleri gerçekleştirmek için açıklanan hedefler ve rakamları enflasyonun düşüş trendine girmesi ve dışsal krizlerin ülke ekonomisi üzerinde hissedilmeye başlaması ile birlikte yeni açıklanan para promramlarında değiştirilmiştir. Yılın ilk yarısında enflasyon mücadelesi ağırlık kazanırken, yılın ikinci yarısında enflasyon mücadelesi yanında istikrar politikası da ağırlık kazanmıştır. Ayrıca 1998 yılında para politikası, enflasyonla mücadelede en önemli rolü alan maliyepolikasının uygulamalarını destekler niteliktedir.

Yılın genelinde Merkez Bankası enflasyonist süreç doğurabilecek müdahalelerden kaçınmıştır. Böylelikle enflasyonla mücadelede önceki yıllardan beri yaratılmaya çalışılan ve beklentilerin kırılmasını amaçlayan güven ortamı sürdürülmüştür. Bu doğrultuda kur politikasından taviz verilmemiş ve kur sepetinin artış hızının enflasyon öngörüsü ile tutarlı bir şekilde artmasına özen gösterilmiştir. Diğer yandan dış ekonomik krizlerin ülke ekonomisine yansımaması için faiz oranları politika değişkeni olarak kullanılmıştır. Bunun sonucunda gerek nominal faizlerin gerek reel faizlerin Rusya krizi ile birlikte yılın ikinci yarısında arttığı görülmektedir.
 
 
PARA PROGRAMI HEDEFLERİ VE 
GERÇEKLEŞME RAKAMLARI
31 Mart

(Artış Hızı)

30 Haziran

(Artış Hızı)

31 Aralık (1)

(Trilyon Türk lirası)

Hedef
Gerçekleşen
Hedef
Gerçekleşen
Hedef
Gerçekleşen
Rezerv Para
18-20
17,3
14-16
13,1
-
-
Net İç Varlıklar
-
-
-
-
700
579,4
(1) Ekim ayında revize edilen değer.



 
 

GRAFİK II.4.1
NET İÇ VARLIKLAR VE NET DIŞ VARLIKLAR
(Trilyon Türk Lirası)

Kaynak: TCMB.
 

Merkez Bankası, 1998 yılında kur politikasını enflasyon hedefi ile tutarlı bir biçimde yürütmeye çalışmıştır. Yılın ilk altı ayında döviz sepetindeki gelişmelere bakıldığında kurun kümülatif artış hızının yüzde 30,2 aynı dönemde TEFE’deki kümülatif artış oranının ise yüzde 26,3 olduğu görülmektedir. Kur sepetinde yaşanan bu gelişme yılın ilk altı ayında enflasyonun düşüş trendine girmesi ve derinleşmekte olan global krize rağmen cari işlemler dengesindeki olumlu gelişmeleri desteklemiştir. Yılın ikinci yarısında ülke ekonomisi üzerinde de etkisini hissettirmeye başlayan dış olumsuzluklar, Merkez Bankasının döviz piyasasına satış yönünde müdahale etmesine neden olmuştur. Gerek mevcut rezervlerin yüksek seviyede seyretmesi, gerek reel sektörün döviz talebinin zayıf oluşu bu dönemde Merkez Bankasının kurlar üzerindeki hakimiyetini devam ettirmesine olanak tanımıştır. Yılın genelinde kur sepetinin kümülatif artış hızı yüzde 58,5, TEFE artışı ise yüzde 54,3 olarak gerçekleşmiştir.

Bütçenin faiz dışı dengesinde 1998 yılında gözlenen iyileşmeye paralel olarak, ilk altı ayda enflasyonist bekleyişlerdeki azalma ile Hazinenin itfasından daha az borçlanmasının da etkisiyle Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ikincil piyasa faizleri düşme eğilimine girmiştir. Ancak, yılın ikinci yarısında Rusya krizi nedeniyle yaşanan sermaye çıkışı ve dünya piyasalarındaki olumsuz gelişmeler nedeniyle Hazinenin borçlanma yoluna gidememesi, buna ek olarak söz konusu olumsuz konjonktürün yılın sonlarına doğru yaşanan siyasi belirsizlikle artması, Hazine bono ve tahvillerinin işlem gördüğü piyasalarda nominal ve reel faiz oranlarının yükselmesine neden olmuştur. Merkez Bankası 1998 yılının genelinde kendi kontrolü altındaki interbank piyasasında oluşan faiz oranlarının ikincil piyasalarla tutarlı bir şekilde oluşmasını amaçlamış ve bu doğrultuda yılın ikinci yarısı için interbank faiz oranlarını artırmıştır.
 


EKONOMİK POLİTİKALAR BİLDİRGESİ VE
YAKIN İZLEME ANLAŞMASI

Son yirmi yıldır ülke gündeminde bulunan kronik yüksek enflasyon, ekonominin istikrarsız dengeler üzerine oturmasına, gelir dağılımının bozulmasına, sosyal gerilimin artmasına ve belirsizliklere neden olarak ileriye dönük yatırım planlarının olumsuz etkilenmesine yol açmıştır. Bu nedenle, 1998 yılı başında enflasyon ile mücadele konusu öncelikli hedef haline gelmiştir. Ekonomik dengeleri yeniden kurmak ve enflasyonu kalıcı bir şekilde aşağıya çekmek için 3 yıllık bir program uygulamaya konulmuştur. Enflasyonun önemli bir kaynağını oluşturan bütçe açıklarının finansman yönteminin hem ekonomik değişkenlerin uyarlanması, hem de enflasyonist beklentileri artırması kanalı ile enflasyonu beslemesi, bu programı temelde bütçe açıklarının enflasyonist olmayan yollarla finansmanı imkanlarının öngörüldüğü bir program şekline dönüştürmüştür. Bu program kapsamında enflasyon hedefleri 1998 yılı için yüzde 50, 1999 yılı için yüzde 20 ve 2000 yılı için tek haneli rakamlar olarak öngörülmüştür. 1998 yılının ilk altı ayında açıklanan hedeflere ulaşılması, programın başarısı için umut verici gelişmeler olarak değerlendirilmiş ve bu süreci bir adım daha ileri götürmek amacıyla Uluslararası Para Fonu ile enflasyon hedeflerinin gelecek yıla ilişkin öngörüsünü de içeren bir “Yakın İzleme Anlaşması” imzalanmıştır.

Uluslararası Para Fonuyla yapılan anlaşmada ana hatlarıyla;


II.4.1 TCMB Analitik Bilançosu

Tablo II.4.1.1’de sunulan Merkez Bankası bilançosunun aktif büyüklüğünü oluşturan dış ve iç varlık kalemlerine bakıldığında, dış varlıkların yılın ilk yarısında artış trendinde olduğu, yılın ikinci yarısında bu artış trendinin tersine döndüğü, buna karşılık iç varlıkların ise yıl boyunca azalış trendinde olduğu görülmektedir. Merkez Bankası bilançosu 1998 yılında bir önceki yıla göre Türk lirası cinsinden yüzde 45,2 büyümüş olmasına rağmen, ABD doları cinsinden yüzde 5 oranında küçülmüştür.
 
 

GRAFİK II.4.1.1
İÇ VE DIŞ VARLIK GELİŞMELERİ
(Trilyon Türk lirası)

Kaynak: TCMB.
 

Merkez Bankası dış varlıkları Haziran ayı sonunda bir önceki yıla göre yüzde 77,2 oranında artarak 7999 trilyon Türk lirası olmuştur. Bu artış ABD doları cinsinden yüzde 36,4 olarak gerçekleşmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ekonomik krize rağmen, Haziran’a kadar Türk mali piyasalarının bundan olumsuz etkilenmemesi ve cari işlemler dengesinde gözlenen iyileşme sonuçta net sermaye girişine neden olmuştur. Böylelikle dış varlıklarda gözlenen artışın en önemli kaynağını teşkil etmiştir. Diğer yandan enflasyonist beklentilerdeki düşme eğilimi sermaye girişini destekler niteliktedir. Fakat yılın ikinci yarısından itibaren Rusya'da yaşanan ekonomik krizin olumsuz etkilerinin yavaş yavaş gerek mali piyasalar, gerek reel sektör üzerinde hissedilmeye başlaması, yılın ilk yarısındaki olumlu gidişin yerini Temmuz ayında duraksamaya bırakmasıyla sonuçlanmıştır. Oluşan karamsar havanın Ağustos ayında artmasıyla birlikte Merkez Bankası 3,8 milyar ABD doları rezerv kaybı yaşamıştır. Sözkonusu rezerv çıkışı Merkez Bankasının net rezervlerinin Ağustos ayı sonu itibariyle 21,5 milyar ABD dolarına gerilemesine neden olmuştur.
 
 

TABLO II.4.1.1
MERKEZ BANKASI, ANALİTİK BİLANÇO
(Ayın Son Cuma Günü Değerleri, Trilyon Türk Lirası)

1997
1998
Mart
1998
Haziran
1998
Eylül
1998
Aralık
AKTİFLER
4,737.7
5,903.2
7,999.3
6,763.1
6,880.3
1-Dış Varlıklar
4,407.5
5,716.3
7,813.9
6,730.8
7,173.0
2-İç Varlılar
330.2
186.8
185.5
32.3
-292.7
a-Nakit İşlemler
572.0
188.3
364.4
323.8
119.1
aa- Kamuya Açılan Nakit Krediler
814.6
654.1
691.5
776.6
753.7
ab- Bankalara Açılan Nakit Krediler
7.6
7.6
7.6
7.6
7.6
ac- Diğer Kalemler
-250.2
-473.5
-334.8
-460.4
-642.3
b- Değerleme Hesabı
-241.8
-1.4
-178.9
-291.6
-411.8
PASİFLER
4,737.7
5,903.2
7,999.3
6,763.1
6,880.3
1- Toplam Döviz Yükümlülükleri
4,087.9
4,479.6
5,126.7
5,441.8
6,289.1
a- Dış Yükümlülükler
2,592.6
2,992.2
3,389.6
3,758.1
4,267.0
b- İç Yükümlülükler
1,495.3
1,487.5
1,737.0
1,683.8
2,022.1
ba-Döviz Olarak Takip Olunan Mevduat
701.1
528.1
651.0
463.7
662.2
bb- Bankaların Döviz Mevduatı
794.2
959.4
1,086.0
1,220.1
1,359.8
2- Merkez Bankası Parası
649.8
1,423.5
2,872.6
1,321.1
591.2
A- Rezerv Para
1,142.1
1,325.0
1,575.7
1,896.8
2,040.9
a- Emisyon
719.3
844.7
981.2
1,215.6
1,232.3
b- Bankalar Mevduatı
379.3
419.2
556.1
654.7
741.0
ba- Bankaların Zorunlu Karşılıkları
336.5
390.4
526.3
599.8
691.7
bb- Bankalar Serbest İmkanı
42.8
28.9
29.7
54.9
49.2
c-Fon Hesapları
38.4
55.1
28.7
16.4
48.9
d- Banka Dışı Kesimin Mevduatı
5.1
6.0
9.7
10.1
18.7
B- Diğer Merkez Bankası Parası
-492.3
98.5
1,296.9
-575.7
-1,449.7
a-Açık Piyasa İşlemleri ( Net)
-741.3
-178.2
1,104.2
-815.7
-1,846.3
b- Kamu Mevduatı
248.9
276.7
192.7
240.0
396.6
TOPLAM İÇ YÜKÜMLÜLÜKLER
(Merkez Bankası Parası + İç Döviz Yükümlülükleri)
2,145.1
2,911
4,609.6
3,004.9
2,613.3

Kaynak: TCMB.
 

Merkez Bankasının yüksek seviyedeki rezervleri ile bu dönemde ortaya çıkan döviz talebindeki artışı karşılaması kur politikasının sürdürülülebilirliği yönündeki beklentilerigüçlendirmiştir. Böylelikle Merkez Bankası sonraki aylarda kurlar üzerindeki hakimiyetini, rezervlerinde büyük miktarlarda dalgalanmalar yaşanmadan devam ettirebilmiştir. 1998 yılı genelindedış varlıklar yüzde 62,7 oranında artarak 6888 trilyon Türk lirası olmuş, toplam döviz yükümlülükleri de yüzde 53,8 oranında artarak 6289 Türk lirası olmuştur. Dış varlıkların toplam döviz yükümlüklerine bölünmesiyle bulunan kur riskine bakıldığında, yılın ikinci yarısında yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen iyileşme gösterdiği, bir önceki yıla göre 5,8 puan artarak yüzde 113,6 olarak gerçekleştiği görülmektedir.

İç varlıklar 1998 yılında, 1997 yılındaki nominal azalışından sonra bu trendini devam ettirmiş ve eksi değere dönmüştür. İç varlıklar 1998 yılında bir önceki yıl sonundaki seviyesi olan 330 trilyon Türk lirasından eksi 293 trilyon Türk lirasına gerilemiştir.

İç varlıkları etkileyen, diğer ve değerleme kalemleri dışında kalan hesaplar 1998 yılında 1997 yılı sonuna göre önemli bir değişiklik göstermemiştir. Bunun en önemli nedeni ise, Hazinenin 1997 yılında Merkez Bankası ile yapmış olduğu protokol hükümlerine uyarak, 1998 yılında kısa vadeli avans kullanmaması ve aynı zamanda diğer kamu kuruluşlarına da kredi kullandırılmaması olmuştur.

1997 yılında değerleme hesabında gözlenen negatif yönde azalış (artış), 1998 yılının ilk altı ayında tersine dönmüş, yılın ikinci altı ayında yerini tekrar azalışa bırakmıştır. Değerleme hesabı bilançoda döviz pozisyonunun pozitif olması durumunda aktife eksi olarak yansımaktadır. 1998 yılında değerleme hesabı bir önceki yıl sonuna göre yüzde 70,3 oranında azalmıştır.

İç varlıklar kalemi içinde yer alan ve 1998 yılı içinde azalış eğilimi gösteren sonuncu kalem ise “diğer” kalemlerdir. “Diğer” kalemlerin en önemli unsurunu Merkez Bankasının kâr-zararı oluşturmaktadır. 1998 yılında Merkez Bankasının APİ yoluyla piyasaları fonlamasına paralel olarak artan APİ stoku sonucu Merkez Bankasının kârı da bu dönemde artmıştır. Bu doğrultuda 1998 yılı genelinde diğer hesabı 1997 yılı sonuna göre yüzde 156,7 oranında azalmıştır.

Merkez Bankası bilançosunun yükümlülükler kısmında yer alan dış yükümlülükler 1998 yılı genelinde yüzde 64,6 oranında artmıştır. Dış yükümlülüklerin önemli bir kısmını yurt dışında döviz geliri elde eden Türk vatandaşlarının Merkez Bankası nezdinde açtırdıkları ve büyük çoğunluğunu Alman Markı kayıtlı kredi mektuplu döviz hesapları oluşturduğundan, artış Alman Markı cinsinden hesaplandığında ancak yüzde 1,5 oranında olduğu görülmektedir. Buna karşın toplam döviz yükümlülüklerinin diğer ana kalemi olan iç yükümlülükler Türk lirası cinsinden 1998 yılı genelinde bir önceki yıla göre yüzde 35,2 oranında artmıştır. ABD doları bazında bakılırsa iç yükümlülüklerin yüzde 11,8 oranında gerilediği görülmektedir. İç yükümlülüklerdeki bu azalışın kaynağını, ağırlıklı olarak kamunun döviz mevduatının takip edildiği, döviz olarak takip olunan mevduat kalemi oluşturmuştur. Bankacılık dışı kesimin mevduatının takip edildiği hesap 1998 yılında ABD doları cinsinden yüzde 38,4 oranında gerilemiştir. Kamunun döviz mevduatındaki azalışın en önemli nedeni ise, yaşanan Rusya krizinin olumsuz etkisiyle Hazinenin uluslararası piyasalardan borçlanma imkanının azalmasıdır. 1998 yılında bankacılık kesiminin döviz mevduatına bakıldığında, bu kalemin dolar bazında yüzde 11,7 oranında arttığı gözlenmektedir.

Yılın ilk yarısında rezerv para bir önceki yıl sonuna göre, enflasyon hedefine paralel bir şekilde yüzde 33,1 oranında artmıştır. Bu dönemde rezerv paranın alt kalemi olan emisyon ise bir önceki yıl sonuna göre yüzde 36,4 büyümüştür. Dış varlıktan kaynaklı emisyondaki bu artış rezerv para artışının nedeni oluşturmuştur. Bu dönemde Merkez Bankası Parası’na bakıldığında; 1997 yılı sonunda Merkez Bankası açık piyasa işlemleri nedeniyle piyasadan alacaklı durumdayken, 1998 yılı Haziran ayı sonu itibariyle borçlu duruma gelmiş ve APİ stoğu 1104 trilyon Türk lirası olmuştur. Bu nedenle sözkonusu gelişme bilançoya artı olarak yansımış ve Merkez Bankası parası yılın ilk altı ayında artış eğilimi göstermiştir. Nitekim Merkez Bankası parası Haziran ayı sonunda bir önceki yıl sonuna göre yüzde 342,1 oranında artmıştır. Fakat yılın ikinci yarısında Rusya'daki ekonomik krizin derinleşmesi Türk mali piyasalarına da yansımıştır. Bu doğrultuda artan Türk lirası talebini, Merkez Bankası piyasayı APİ yoluyla fonlayarak gidermeye çalışmıştır. Bu gelişme ise yılın ikinci yarısında emisyon artışının kaynağı olmuş ve sistemin Merkez Bankasına olan borcunu artırmış ve yıl sonu itibariyle APİ stoğu eksi 1846 trilyon Türk lirası olmuştur. Yıl sonunda Merkez Bankası Parası altıncı aya göre yüzde 79,4 oranında gerilerken aynı dönemde emisyon yüzde 25,6 oranında artmıştır. Yıl sonu itibariyle Merkez Bankası Parası yüzde 9 oranına gerilemiş, emisyon ise yüzde 71,3 oranında artmıştır. Emisyondaki bu artış yılın ilk yarısında olduğu gibi rezerv para artışının en önemli nedeni olmuştur. Rezerv para 1998 yılında, 1997 yılına göre Türk lirası cinsinden yüzde 72,3 oranında artmıştır.

Tablo II.4.1.2’ye bakıldığında, yukarıdaki gelişmelerin analitik bilanço büyüklüğünü oluşturan kalemlere, bilanço içindeki payları itibariyle nasıl yansıdığı görülmektedir. Dış varlıklar 1997 yılı sonunda bilanço büyüklüğünün yüzde 93’ünü oluşturmakta iken, bu oran 1998 yılı sonunda iç varlıkların negatif duruma geçmesi nedeniyle yüzün üzerine çıkarak yüzde 104,3 olmuştur. Bilançonun pasifinde ise toplam döviz yükümlülüklerinin payı 1997 yılı sonunda yüzde 86,3 iken, dış yükümlülüklerde gözlenen artışa paralel olarak 1998 yılı sonunda yüzde 91,4 oranına çıkmıştır. Diğer yandan Merkez Bankası Parası bilanço payının, açık piyasa işlemlerinin yılın sonuna doğru negatif yönde artması nedeniyle 1998 yılı sonunda gerileyerek yüzde 8,6’ya geldiği görülmekdetir. Rezerv paranın bilanço büyüklüğü içindeki payı ise, emisyon ve bankalar mevduatının bilanço içindeki payının artmasına bağlı olarak 1997 yılı sonunda yüzde 24,1’den 1998 yılı sonunda yüzde 29,7’ye çıkmıştır.
 
 

TABLO II.4.1.2
MERKEZ BANKASI, ANALİTİK BİLANÇO
(Toplam İçindeki Paylar)

 
1997
1998
Mart
1998
Haziran
1998
Eylül
1998
Aralık
AKTİFLER
100,0
100,0
100,0
100,0
100,0
1-Dış Varlıklar
93,0
96,8
97,7
99,5
104,3
2-İç Varlılar
7,0
3,2
2,3
0,5
-4,3
a-Nakit İşlemler
12,1
3,2
4,6
4,8
1,7
aa- Kamuya Açılan Nakit Krediler
17,2
11,1
8,6
11,5
11,0
ab- Bankalara Açılan Nakit Krediler
0,2
0,1
0,1
0,1
0,1
ac- Diğer Kalemler
-5,3
-8,0
-4,2
-6,8
-9,3
b- Değerleme Hesabı
-5,1
-0,1
-2,2
-4,3
-6,0
PASİFLER
100,0
100,0
100,0
100,0
100,0
1- Toplam Döviz Yükümlülükleri
86,3
75,9
64,1
80,5
91,4
a- Dış Yükümlülükler
54,7
50,7
42,4
55,6
62,0
b- İç Yükümlülükler
31,6
25,2
21,7
24,9
29,4
ba-Döviz Olarak Takip Olunan Mevduat
14,8
9,0
8,1
6,9
9,6
bb- Bankaların Döviz Mevduatı
16,8
16,3
13,6
18,0
19,8
2- Merkez Bankası Parası
13,7
24,1
35,9
19,5
8,6
A- Rezerv Para
24,1
22,5
19,7
28,1
29,7
a- Emisyon
15,2
14,3
12,3
18,0
17,9
b- Bankalar Mevduatı
8,0
7,1
7,0
9,7
10,8
ba- Bankaların Zorunlu Karşılıkları
7,1
6,6
6,6
8,9
10,1
bb- Bankalar Serbest İmkanı
0,9
0,5
0,4
0,8
0,7
c-Fon Hesapları
0,8
0,9
0,4
0,2
0,7
d- Banka Dışı Kesimin Mevduatı
0,1
1,1
1,5
2,2
2,8
B- Diğer Merkez Bankası Parası
-10,4
1,7
16,2
-8,5
-21,1
a-Açık Piyasa İşlemleri ( Net)
-15,7
-3,0
13,8
-12,1
-26,8
b- Kamu Mevduatı
5,3
4,7
2,4
3,6
5,8
TOPLAM İÇ YÜKÜMLÜLÜKLER
(Merkez Bankası Parası + İç Döviz Yükümlülükleri)
45,3
49,3
57,6
44,4
38,0

Kaynak: TCMB.
 
 



T.C. MERKEZ BANKASI ANALİTİK BİLANÇOSUNA
YENİ BİR BAKIŞ

T.C. Merkez Bankası 1998 yılında, analitik bilançodan türetilen yeni bir tür bilanço kullanımına da başlamıştır. Bu bilançonun en önemli özelliği, aktif büyüklüğünü oluşturan dış ve iç varlıkların netleştirilerek gösterilmesidir. Aktifte yer alan bu büyüklüklerin netleştirilerek gösterilmesi Merkez Bankasının mali sektörle olan kredi ilişkisinin kolaylıkla izlenmesine olanak tanımaktadır.

Aşağıda şematik olarak, analitik bilanço kalemleri kullanılarak yeni bilanço büyüklüklerinin türetilmesi gösterilmektedir. Net dış varlıklar, analitik bilançonun dış varlık kaleminden dış yükümlülüklerin çıkarılması ile bulunmaktadır. Net iç varlıklar ise iç varlık kaleminden banka dışı kesimin mevduatı, döviz olarak takip olunan mevduat, açık piyasa işlemleri ve fon hesabının çıkarılması ile elde edilmektedir. Yeni bilançonun pasif tarafı ise Rezerv Para(X) büyüklüğünü oluşturan emisyon, zorunlu karşılıklar, bankalar serbest imkanı ve bankacılık sektörünün döviz mevduatından meydana gelmektedir.

TC.MERKEZ BANKASI ANALİTİK BİLANÇOSU

 
Aralık-97
Aralık-98
Dönem Sonu Verileri (Trilyon TL.)
AKTİFLER (1+2)
1,934
3,486
1.Net Dış Varlıklar (a-b)
1,791
2,907
a.Dış Varlıklar
4,337
7,204.1
b.Dış Yükümlülükler
2,546
-4,297.1
2.Net İç Varlıklar (a+b+c+d-e+f+g)
143
579.4
a.Kamuya açılan net nakit krediler (aa+ab+ac)
6
-108.5
aa.Kamuya açılan nakit krediler
892
771.9
ab.Kamu Mevduatı
-182
-212.2
ac.Döviz Olarak Takip Olunan Mevduat
-704
-668.3
b.Fon Hesapları
-50
-16.7
c.Banka Dışı Kesimin Mevduatı
-7
-17.9
d.Bankalara Açılan Nakit Krediler
8
7.5
e.Açık Piyasa İşlemleri
720
1,830.6
f.Diğer Kalemler
-342
-698.8
g.Değerleme Hesabı
-190
-416.8
PASİFLER (1)
1,934
3,486.4
1.Rezerv Para (x) (a+b+c+d)
1,934
3,486.4
a.Emisyon
759
1,328.5
b.Bankalar Zorunlu Karşılıkları
336
694.3
c.Bankalar Serbest İmkanı
34
88.3
d.Bankaların Döviz Mevduatı
804
1,375.3

II.4.2. Para-Kredi Gelişmeleri

Tüm para arzlarında 1998 yılında reel olarak genişleme gözlenmiştir. Reel olarak en az artış yüzde 7,4 oranı ile dar tanımlı para arzı olan M1’de olurken, en büyük artış yüzde 34 oranı ile geniş tanımlı para arzı olan M2’de gerçekleşmiştir. Döviz tevdiat hesaplarını (DTH) da içeren geniş tanımlı parasal büyüklük olan M2Y’deki reel artış 1997 yılının tersine M2’deki reel artışın altında kalmıştır. Vadeli mevduatlarda 1998 yılının özellikle ikinci yarısında gözlenen yüksek oranlı reel artışın böyle bir gelişmeye yol açtığı söylenebilir. Dar tanımlı para arzı olan M1, 1998 yılının ilk yarısında vadesiz mevduatlarda yaşanan reel gerileme nedeniyle reel olarak daralırken bu eğilim 1998 yılının ikinci yarısında tersine dönmüş ve M1’de yıl sonu itibariyle reel olarak artış gözlenmiştir (Grafik II.4.2) ve (Tablo II.4.2). Özellikle yılın ikinci yarısında daralan iç ve dış talebin ekonomik aktiviteleri yavaşlatması, iç ve dış konjonktürdeki gelişmelerin belirsizliği artırması ve bunlara bağlı olarak kredi arz ve talebinin azalması sonucu toplam kredilerdeki artış oranı yıla göre yavaşlayarak, 1998 yılında toplam mevduatın artış oranının altında gerçekleşmiştir (Tablo II.4.2).
 
 

GRAFİK II.4.2
REEL PARA ARZLARI
(Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: TCMB.
 

Merkez Bankası, 1998 yılı para politikası uygulamasında enflasyonla mücadele ve istikrarın gerçekleştirilmesine çalışmıştır. Ancak dünya ekonomisindeki konjonktüre paralel olarak yılın birinci ve ikinci yarısı farklılıklar göstermiş ve bu dönemlerdeki önceliklerde de değişiklikler olmuştur. Yılın ilk altı ayında para politikası hedef değişkeni rezerv para olmuş ve bu büyüklükteki değişim oranları hedeflenen aralık içinde kalmıştır. Yılın ikinci yarısında ise net iç varlıklar kalemi hedef değişken olarak seçilmiştir. Özellikle Ağustos ayının ortalarından itibaren, Rusya krizinin etkisiyle Hazinenin uluslararası piyasalardan borçlanamaması ve giderek artan sermaye çıkışına bağlı olarak artan Türk lirası sıkışıklığı sonucunda Merkez Bankası APİ işlemleri yoluyla piyasayı fonlamış ve bu durum APİ işlem hacmini yıl sonu itibariyle artmıştır. Bunun sonucunda, rezerv paraya APİ’nin eklenmesi ile elde edilen parasal taban kalemi nominal olarak yüzde 51,4 daralmıştır. Parasal tabana kamu mevduatının eklenmesiyle elde edilen ve Merkez Bankası’nın toplam Türk lirası yükümlülüğünü gösteren Merkez Bankası Parası (MBP) kaleminde 1998 yılı sonunda, bir önceki yıla göre yüzde 9 oranında artış gerçekleşmiştir (Tablo II.4.2).
 
 

TABLO II.4.2
TEMEL PARASAL GÖSTERGELER(1)
(Yüzde Değişim)(2)

 
1994
1995
1996
1997
1998(3)
Rezerv Para
82,6
84.9
80.0
84.7
78.7
Parasal Taban
51.2
92.3
72.8
-35.4
-51.4
Merkez Bankası Parası
50.8
93.0
72.2
1.2
-9.0
Toplam İç Yükümlülükler (TİY)
73.4
113.1
94.5
70.9
21.8
Bilanço
142.5
105.1
88.5
76.9
45.2
M1
80.6
65.7
109.9
65.8
65.7
M2
120.0
97.7
120.5
87.9
106.2
M2Y
120.6
101.7
109.6
99.3
91.8
M3Y
120.8
102.9
111.2
107.7
87.0
Mevduat
122.0
100..9
132.7
97.6
101.4
Krediler
85.3
149.9
114.0
130.0
62.7
TİY/GSMH(2)
0.078
0.082
0.084
0.074
0.083
TİY/M2Y(2)
0.25
0.27
0.25
0.21
0.18
Net İç Varlıklar(2)
302,7
377,2
343,3
798,1
614,1
Net Dış Varlıklar(2)
-213,8
136,1
625,3
215,7
290,7
Toptan Eşya Fiyatları İndeksi(4)
149.5(5)
65.6
84.9
91.0
54.3

Kaynak: TCMB, ay sonu cuma günü verileri kullanılmıştır.
(1) Rezerv Para = Emisyon + Bankalar Zorunlu Karşılıkları + Bankalar Serbest İmkanı + Fon Hesapları + Banka Dışı Kesimin Mevduatı
Parasal Taban = Rezerv Para + Açık Piyasa İşlemlerinden Borçlar
Merkez Bankası Parası = Parasal Taban + Kamu Mevduatı
Toplam İç Yük. = MB Parası + Döviz Olarak Takip Olunan Mev. + Bankaların Döviz Mevd.
M1 = Dolaşımdaki Para + Mevduat Bankalarındaki V.siz Mev. + Merkez Bankasındaki Mev.
M2 = M1 + Mevduat Bankalarındaki Vadeli Mevduat
M2Y = M2 + Döviz Tevdiat Hesabı (TL)
M3Y = M2 + Resmi Mev.+ Merkez Bankasındaki Diğer Mev. + Döviz Tevdiat Hesapları (TL).
(2) TİY/GSMH, TİY/M2Y için tabloda verilen değerler yüzde değişim değil, orandır. TİY/GSMH oranı Eylül sonu itibariyledir.Net iç varlıklar ve Net dış varlıklar eski tanımlı olup trilyon Türk lirası değerindedir.
(3) 26 Aralık 1997-25 Aralık 1998; geçici.
(4) DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1994 = 100), yıl sonu.
(5) DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1987 = 100), yıl sonu.
 

Dolaşımdaki para yılın ilk yarısında önemli artış göstermezken, yılın ikinci yarısında söz konusu artış hızı yükselmiş ve yıl sonu itibariyle dolaşımdaki para artış hızı enflasyon rakamının üzerinde gerçekleşmiştir. Vadesiz mevduatlarda ise yılın ilk yarısında reel olarak azalma eğilimi gözlenirken, bu eğilim yılın ikinci yarısında tersine dönmüştür. Vadeli mevduatların artış hızı reel olarak 1997 yılına göre özellikle yılın ikinci yarısında hızlanmıştır. 1998 yılının ikinci yarısında enflasyondaki azalma eğilimine paralel olarak reel mevduat faizlerinin artması ve 30 Eylül’de yaşanan “Mali Milat” olgusu bu gelişmeye neden olarak gösterilebilir. Yıl sonu itibariyle vadeli mevduatların bir önceki yıla göre artış hızının yüzde 120,6 oranı ile enflasyonun üzerinde gerçekleştiği gözlenmektedir. (Tablo II.4.3). Vadeli mevduatlardaki bu artış ile bankalar menkul kıymet portföylerindeki artışın para arzlarındaki reel artışın kaynağını oluşturduğu söylenebilir.

DTH'larında ABD doları cinsinden 1997 yılında yüzde 12,3 olarak gerçekleşen artış oranı 1998 yılında yüzde 14,9 olmuştur. Döviz kuru artış hızının yıl olduğu gibi 1998 yılında da kontrol altında tutularak enflasyon oranına paralel bir artış göstermesi ve DTH’lardaki getirinin Türk liarası yatırım araçlarının altında kalmasının böyle bir sonuca neden olduğu söylenebilir.
 
 

TABLO II.4.3.
TEMEL PARASAL BÜYÜKLÜKLERİN AYLIK GELİŞMELERİ
(Yüzde Kümülatif Değişim)

28
27
27
24
29
26
31
28
25
30
27
25
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haz.
Tem.
Ağu.
Eylül.
Ekim
Kasım
Ara.
1998
1998
1998
1998
1998
1998
1998
1998
1998
1998
1998
1998
M1
20.5
13.8
6.8
16.4
24.2
28.5
59.7
57.0
61.5
70.3
58.3
65.7
Dolaşımdaki
Para
28.9
5.8
17.4
26.1
23.4
36.7
49.1
64.5
71.7
70.1
65.5
72.4
Vadesiz
Mevduat
13.1
20.8
-2.4
7.7
25.0
21.4
68.9
50.5
52.6
70.5
51.9
59.9
M2
12.4
10.1
13.7
22.3
35.2
47.8
64.7
62.8
71.2
84.2
93.0
106.2
Vadeli Mevduat
9.6
8.8
16.1
24.4
39.2
54.6
66.4
64.9
74.7
89.2
105.4
120.6
M2Y
10.2
13.2
17.9
24.4
33.4
42.3
54.5
56.9
65.9
75.1
81.8
91.7
DTH (TL)
7.7
16.5
22.3
26.7
31.5
36.3
43.5
50.5
60.2
65.2
69.7
76.2
M3
6.6
4.6
11.1
15.8
28.1
39.6
55.7
53.4
60.8
69.8
80.7
95.7
M3Y
7.1
9.9
16.1
20.6
29.6
38.1
50.3
52.1
60.5
67.8
75.8
87.0

Kaynak: TCMB.
 

M2’nin rezerv paraya oranı şeklinde tanımlanan rezerv para çarpanı, 1995 yılının son iki aylık döneminde ve 1996 yılı Ocak ayında yükselme eğilimi göstermiş ve emisyonda meydana gelen değişmelere paralel olarak 1996 yılında dalgalı bir seyir izlemiştir. Rezerv para çarpanı, 1997 yılında rezerv para artışının kontrol altında tutulması ve vadeli mevduatlarda artış gözlenmemesi nedeni ile 4 dolaylarında istikrarlı bir seyir izlemiş ve fazla dalgalanma göstermemiştir. Çarpanın eğilimi 1998 yılında da değişmemiş ve M2’deki yüksek oranlı artış nedeniyle 1997 yıl sonuna göre biraz yükselerek 5,3 dolayında gerçekleşmiştir (Grafik II.4.3) ve Grafik (II.4.4).
 
 

GRAFİK II.4.3
PARA ÇARPANI

Kaynak: TCMB.
 

Diğer taraftan, Merkez Bankasının yarattığı toplam Türk lirasının M2 ile ölçülen parasal genişlemeye katkısını gösteren ve M2/MBP şeklinde tanımlanan Merkez Bankası Parası çarpanı, açık piyasa işlemlerindeki değişikliklere paralel olarak dalgalı bir seyir izlemiştir. Çarpan, 1997 yılının ilk sekiz ayında vadeli mevduatlardaki artışa paralel olarak büyümüş, Eylül ve Ekim aylarında küçülmüştür. Yılın son iki ayında Merkez Bankasının APİ aracılığıyla piyasayı yoğun bir şekilde fonlaması nedeniyle MBP daralırken, çarpan da yükselmiştir. Merkez Bankası 1998 yılının ilk altı ayında uyguladığı para politikası çerçevesinde APİ yoluyla etkin sterilizasyon yapması MBP’nı artırmış ve çarpanın sözkonusu dönemde azalmasına yol açmıştır. Yılın ikinci yarısında özellikle Ağustos ayından sonra ortaya çıkan likidite sıkışıklığını gidermek için APİ yoluyla piyasayı fonlaması sonucu MBP azalmış ve buna bağlı olarak çarpan da hızlı bir şekilde yükselmiştir (Grafik II.4.3).
 
 

GRAFİK II.4.4
REZERV PARA ÇARPANININ BİLEŞENLERİ

Kaynak: TCMB.
 

II.4.3. Faiz Oranları

Hazinenin 1997 yılında ağırlıklı olarak iç piyasalardan borçlanmasına bağlı olarak artış eğilimine giren faiz oranları 1997 yılının Ağustos ve Aralık aylarında en yüksek noktasına ulaşmıştır. 1998 yılının ilk yarısında DİBS faizlerinde genel olarak bir düşüş eğilimi gözlenmiştir. Enflasyon beklentilerindeki düşüş, sermaye girişleri, Uluslararası Para Fonu ile Hükümet arasında yapılan yakın izleme anlaşması ve özelleştirmeden elde edilen gelirler bu gerilemedeki en önemli nedenler arasında sayılabilir. Temmuz ayının ikinci yarısında memur zamlarının belirsizliği ve erken seçim tartışmaları sonucunda tekrar yükseliş trendine geçen faizler, Ağustos ayında ortaya çıkan Rusya krizi, Japon yeninin dolar karşısında değer kaybetmesiyle Çin'in devalüasyon yapması olasılığının ortaya çıkması ve bankaların menkul kıymet gelirlerinden alınacak vergiye dair mevzuatın piyasalarda belirsizlik yaratması gibi gelişmelere bağlı olarak yılın ikinci yarısında yükseliş eğilimini devam ettirmiştir. Kasım ve Aralık aylarında likidite sıkışıklığının devam etmesi ve ortaya çıkan siyasi belirsizlikle 1998 yılı sonunda DİBS faizleri yüksek seviyelere ulaşmıştır.

Mevduat faiz oranlarında 1998 yılının ilk yarısında önemli bir değişiklik olmamıştır. Haziran ayından itibaren enflasyondaki düşüşe ve piyasalarda oluşan iyimser havaya bağlı olarak mevduat faizlerinde bir gerileme gözlenmiştir. Ağustos ayında ortaya çıkan olumsuz gelişmelerin etkisi mevduat faizlerinde ancak Eylül ayından itibaren görülmeye başlamıştır. Mevduat faizlerinin kısa dönemde, piyasalarda oluşan gelişmelerden etkilenmemesi buna neden olarak gösterilebilir. Yılın son üç aylık döneminde likidite sıkışıklığının devam etmesine ve Hazine bonosu faizlerindeki yükselişe paralel olarak mevduat faizleri yüksek seyrini devam ettirmiştir. 1998 yılında Ocak ayından Haziran ayının ortalarına kadar geçen sürede Hazine bonosu ve üç aylık mevduat faizleri arasındaki marj gittikçe kapanmış, hatta reel getirilere bakıldığında Temmuz ayında mevduat faizlerinin reel getirisi Hazine bonosunun reel getirisinin üzerinde gerçekleşmiştir. Temmuz ayında, 1995 yılı Mart ayından beri ilk defa Hazine bonosunun reel getirisi negatif olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişmenin en önemli nedeni Hazine bonosu faiz oranlarının enflasyonun, piyasalarda oluşan iyimser havaya bağlı olarak düşmesine karşın mevduat faizlerinde önemli bir değişikliğin olmamasıdır. Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren Hazine bonosunun reel getirisi yıl sonuna kadar hızlı bir şekilde artmış ve mevduat faizi aleyhine marj gittikçe açılmıştır.

Mevduata alternatif yatırım araçlarından biri olan üç ay vadeli repo faiz oranlarında yılın ilk iki ayında önemli bir değişme görülmemiştir. Hazine bonosu faizlerindeki gerilemeye bağlı olarak Mart ayından itibaren düşüş trendine giren repo faizleri Ağustos ayında ortaya çıkan olumsuz gelişmelere ve Hazine bonosu faizlerindeki yükselmeye bağlı olarak yılın sekizinci ayından itibaren tekrar artış eğilimine girmiştir. Repo faizleri Eylül, Ekim ve Kasım aylarında piyasalardaki likidite sıkışıklığı ve yüksek seyreden Hazine bonosu faizlerine bağlı olarak yükseliş trendini sürdürmüştür. 1998 yılında Hazine bonosu faizlerindeki gelişmelerin repo faizleri üzerindeki etkisinin mevduat faizleri üzerindeki etkisine göre daha hissedilebilir bir şekilde olduğu söylenebilir. Bu dönemde repo faizlerinin reel getirisinin genellikle Hazine bonosu reel getirisiyle paralel bir seyir izlediği gözlenmektedir (Grafik II.4.5). Yılın ilk yarısında Hazine bonosu reel getirisi ve repo reel getirisi arasındaki marj geçmiş yıllara göre azalmış, Ağustos ayından itibaren Hazine bonosu faizlerindeki yükselmeye bağlı olarak bu iki yatırım aracının reel getirileri arasındaki marj açılmıştır. Repo ve mevduat faizleri arasındaki marj ise 1997 Şubat ayından 1998 Şubat ayına kadar yüksek bir seyir izlemiş, Şubat ayından Mayıs ayına kadar bu marj gittikçe kapanmıştır. Haziran ve Temmuz aylarında mevduatın reel getirisi reponun reel getirisinden daha yüksek olmuş, ancak Ağustos ayından itibaren repo faizlerindeki yükselmeye paralel olarak mevduat faizleri ve repo arasındaki marj repo lehine bir hareket izlemiştir.

II.4.4. Döviz Kurları

Merkez Bankası 1997 yılında finansal piyasalarda istikrarın sağlanmasına ve sürdürülmesine yönelik, reel kur endeksindeki dalgalanmaları en aza indirme amaçlı ve enflasyon oranına paralel artış içeren bir kur politikası izlemiştir. Merkez Bankası, 1998 yılında da kur politikasını enflasyon hedefi ile tutarlı bir biçimde yürütmeye çalışmıştır. 1995 yılı başında Uluslararası Para Fonu ile yapılan "Stand-by" anlaşması doğrultusunda 1,5 Alman markı ve 1 ABD doları şeklinde tanımlanan kur sepetindeki artış 1998 yılında aylık enflasyon oranı ile paralel gerçekleşmiştir. Kurlar ile enflasyon arasındaki paralellik hedefinin gerçekleştirilmesinde 1998 yılında bir önceki yıla göre daha başarılı olunmuştur. Buna göre Türk lirasının yıl sonu itibariyle ABD doları karşısında nominal değer kaybı yüzde 52,7 olurken, Alman markı karşısındaki nominal değer kaybı yüzde 63,9 olarak gerçekleşmiştir. Kur sepetindeki yıllık artış oranı ise yüzde 58,6 olmuştur.

Sonuç olarak enflasyona paralel bir seyir izlemesi öngörülen kurların 1998 yılı içinde dar bir aralık içinde dalgalanması, uygulanan kur politikasının piyasalar tarafından gerçekçi bulunduğuna dair bir gösterge olarak nitelendirilebilir.
 
 

GRAFİK II.4.5
ÜÇ AYLIK REEL FAİZ ORANLARI

Kaynak: TCMB, HM.
 

II.5. FİYATLAR

TEFE’deki artış, 1998 yılında Hükümetin bütçe hedefleri doğrultusunda belirlediği yüzde 50’lik hedefin 4,3 puan üzerinde yüzde 54,3 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.5.2). Bu oran aynı zamanda TEFE ile ölçülen enflasyon düzeyinde bir önceki yıla göre 36,7 puanlık bir gerilemeyi ifade etmektedir.

Enflasyondaki düşüşü sağlayan faktörler, bütçede öngörülen faiz dışı fazla hedefine ulaşılması, ve aşılması; kamu fiyatlarının denetim altında tutulması; Rusya krizi ardından başlayan sermaye çıkışının önce mali sistemi daraltması; sonrasında reel sektörü etkisi altına alması; döviz kurlarında sağlanan istikrar, ithalat fiyatlarında ve enflasyon bekleyişlerindeki düşüş olarak sıralanabilir.

1997 yılı sonunda enflasyonun yüzde 100 seviyelerine ulaşması, hükümetin 1998 yılı için yüzde 50’lik öngörüsünün kredibilitesini azaltmıştır. Ocak ayında enflasyon oranının bir önceki yıldan daha yüksek çıkması enflasyon bekleyişlerini olumsuz etkilemiş ve enflasyon bekleyişleri ilk üç ayda az da olsa yükselmiştir (Grafik II.5.2).
 
 

TABLO II.5.1
TEFE VE TÜFE ALT KALEMLERİNİN AĞIRLIKLARI VE FİYAT ARTIŞLARINA KATKILARI

   
1997
 
1998
 
 
Ağırlık (%) (A)
Fiyat Artışı (B)
Katkı (A*B)
Fiyat Artışı (B)
Katkı (A*B)
TÜFE
100
99,1
--
69,7
--
Gıda
31,09
117,3
36,5
60,6
18,8
Giyim
9,71
80,5
7,8
68,7
6,7
Konut
25,8
88,0
22,7
86,8
22,4
Eşya
9,35
84,4
7,9
67,8
6,3
Sağlık
2,76
85,0
2,3
99,6
2,7
Ulaşım
9,3
105,3
9,8
53,4
5,0
Eğlence
2,95
107,2
3,1
63,6
1,9
Eğitim
1,59
99,6
1,5
94,6
1,5
Lokanta
3,07
101,2
3,0
79,8
2,3
Diğer
4,38
104,3
4,5
49,3
2,1
TEFE
100
91,0
--
54,3
--
Tarım
22,23
96,5
21,5
71,9
16,1
Madencilik
2,48
72,6
1,9
34,0
0,9
Enerji
4,19
64,1
2,8
69,9
3,0
İmalat Sanayii          
Özel İmalat San.
54,6
85,4
46,7
53,6
29,3
Kamu İmalat San.
16,5
108,5
18,1
29,8
5,0

Kaynak: DİE.
 
 



TOPTAN EŞYA VE TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSLERİNİN ARTIŞ ORANLARININ FARKLILIKLARININ NEDENLERİ

1998 yılı, Hükümetin enflasyonla mücadele programını uygulamaya koyduğu ve bu çerçevede politikalar ürettiği bir yıl olarak ön plana çıkmaktadır. Enflasyon oranlarında gözlenen düşüş (Tablo II.5.2), enflasyonla mücadele programının başarısını göstermektedir. Ancak, yaşanan süreçte dikkati çeken bir unsur, 1996 yılının ortalarından beri birbirine çok yakın bir seyir izleyen TEFE ve TÜFE artış oranları arasındaki farkın enflasyonla mücadele programının başladığı 1997 yılının ikinci yarısından sonra açılmaya başlamasıdır. 1997 yılı sonunda TÜFE ve TEFE artış oranları farkı yüzde 8,1 iken 1998 yılı sonuna gelindiğinde 15,4 olmuştur. TÜFE’nin TEFE’den daha yavaş düşmesinin ardında TÜFE endeksinin konut, eğitim ve sağlık alt sektörlerindeki (Tablo II.5.1) geriye doğru endeksleme (backward indexation), oligopolcü piyasa yapıları ve arz eksikliği gibi yapısal sorunların varlığıdır.

TÜFE’de TEFE’ye göre aşağı doğru katılık yaratan unsurların başında konut alt sektörü gelmektedir. 1998 yılı içinde TÜFE artışına en önemli katkıyı yapan (Tablo II.5.1) konut sektöründe fiyatların önemli ölçüde genel fiyat artışlarının üzerinde gerçekleşmesinin iki nedeni göze çarpmaktadır. Bunlardan ilki, inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni alan konut sayısının seyrinden de görülebileceği gibi konut yatırımlarının gerek genel, gerek iç göçten kaynaklanan kentsel nüfus artışına oranla önemli ölçüde geride kalmasıdır (Tablo A). Konut sayısının yetersizliği bu sektörde bir arz-talep dengesizliği yaratmakta ve bu da fiyatların genel fiyat artışlarının üzerinde olması sonucunu doğurmaktadır. İkinci olarak, bu sektörde, genel fiyat seviyesinin geçmiş değerlerini bu dönem fiyatlarını artırmada bir enformasyon olarak kullanma davranışı yaygın olduğundan, bu sektörde fiyat düşüşleri en iyi ihtimalle gecikmeli (1 yıl ya da daha az) olarak gerçekleşebilmekte, bu da TÜFE ile ölçülen fiyatlar genel seviyesinde katılıklara yol açmaktadır.
 
Tablo A: İnşaat Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzni Alan Konut Sayıları
Yıllar
İnşaat Ruhsatı Alan Konut Sayısı
Yapı Kullanma İzni Alan Konut Sayısı
1990
381 408
232 018
1991
392 943
227 471
1992
467 024
268 804
1993
548 129
269 695
1994
523 791
245 610
1995
518 236
248 946
1996
454 295
267 306
1997
464 117
277 056
1998*
400 000
250 000

* Tahmin
   
Kaynak: DİE, DPT    

TÜFE’de katılık yaratan bir başka sektör de eğitimdir. Ağustos ayında aylık bazda yüzde 61,1 oranında artan eğitim sektörü fiyatları, bu artışla birlikte 1998 yılının tamamında yıllık bazda yüzde 94,6 oranında artış kaydetmiştir. Eğitim sektöründeki bu yükselmenin nedenlerinden biri, devlet okullarının yetersizliği ve üniversiteye girişte önemli bir yol olarak görülen özel okul ve dersanelerin oligopolcü fiyatlama davranışlarıdır. Eğitim sisteminde varolan sorunlar, özel okul ve dersanelere istedikleri fiyatı empoze etme olanağı sağlamakta, bu da fiyatların katılığında önemli bir etken olmaktadır.

Sağlık sektörü de TÜFE artışına katkısı fazla olmamakla birlikte, geçmişe dönük fiyatlama davranışlarına ve fiyat tekeli olmanın yarattığı sorunlara örnek olması açısından önemlidir. Bir yandan özel hastanelerin devlet hastanelerinin sunamadığı hizmetleri sunmalarının kendilerine istedikleri fiyatları uygulama olanağı sağlaması ve diğer yandan da Türk Tabipler Birliği’nin bu sektörde fiyatları belirlemede önemli bir rol oynaması bu sektörde fiyatların aşağı doğru hareketini güçleştirmektedir.

Bu noktada çeşitli meslek örgütlerinin kendi alanlarında tek fiyat belirleyici olmalarının fiyatlara taban oluşturduğunu belirtmek gerekir. Başka ülkelerde rastlandığı gibi Türkiye’de de meslek örgütlerinin fiyat artışı kararları göreli fiyat yapısını etkileyip değiştirmektedir. Meslek örgütlerinin maliyet yapıları birbirinden çok farklı olabilen üyelerini aynı fiyatlarla karşı karşıya bırakması rekabetçi piyasa yapısının oluşmasını da engellemektedir.

Bu gibi etkilerle bozulan göreli fiyat yapısı, sürekli ve düzenli olarak fiyatların artmasına ve dolayısıyla enflasyonda aşağı doğru katılığa yol açmakta, enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran bir unsur olarak görünmektedir. Göreli fiyat yapılarının bozulması, fiyatlarını sıklıkla ve göreli fiyat yapısı aleyhine bozulduğu anda ayarlayamayan ücretliler gibi toplum kesimlerinin aleyhine gelir dağılımını bozan bir etki yaratmaktadır. Sonuç olarak, rekabet koşullarını bozucu etkilere karşı tedbirler almak, enflasyonla mücadeleprogramlarının olmazsa olmaz koşullarından biri olarak kabul edilmelidir.



 

İlk üç ayda enflasyonun beklenilenden yavaş düşmesinin ardında yatan temel neden, mevsimsel ve diğer nedenlerle tarım sektöründe gözlenen fiyat artışlarıdır. İlk üç ayda tarım sektöründeki fiyatlar yüzde 30,6 oranında yükselmiştir (Tablo II.5.2). Bunun yanısıra hükümet hedeflenen enflasyon doğrultusunda kamu fiyatlarını kontrol altına tutmuş ve kamu imalat sanayii fiyatları bu dönemde yalnızca yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çekirdek enflasyon olarak nitelendirilen özel imalat sanayii fiyatları ise mevsimsel olarak Ocak ayında yükselmiş fakat bu yükseliş kalıcı olamamış ve ilk üç ayda bu sektördeki fiyat artışı yüzde 13,4 olmuştur. Sonuç olarak ilk üç ayın sonunda TEFE ile ölçülen enflasyon 1997 yılı sonuna göre sadece 5 puan gerilemiş ve yüzde 86 olmuştur.

Yılın başında, üç ay için açıklanan para ve maliye progamlarının hedeflerine ulaşması, 1998 ekonomik programının kredibilitesini artırmış, buna paralel olarak enflasyon bekleyişlerini de düşüş trendine sokmuştur (Grafik II.5.2). Bütçede öngörülen faiz dışı fazla hedefine ulaşılması özel haracanabilir gelirde düşmeye ve bununla birlikte iç talepte gerilemeye neden olmuştur. Özellikle özel nihai tüketim harcamaları ve yatırımlarda bir önceki yılın aynı dönemine göre daralma gözlenmiştir. Para ve maliye programlarının başarılı olması, iç talepte gözlenen gerileme, enflasyon bekleyişlerini ve enflasyonu aşağı doğru çekmeye başlamıştır. Özel imalat sanayii fiyatları ilk çeyreğe göre gerilemiş ve artış oranı yüzde 11,6 olmuştur. Bununla birlikte kamu fiyatlarının denetim altında tutulmasına devam edilmiş ve kamu imalat sanayii fiyatları yüzde 7 oranında artmıştır. Tarım sektörü fiyatlarının artış oranı ise mevsimsel etkilerle ilk üç aya göre önemli ölçüde gerilemiş ve yüzde 5,5 artmıştır. Enflasyon yılın ilk yarısının sonunda, bir önceki üç aya göre 9,3 puan daha gerilemiş ve yüzde 76,7 olmuştur.
 
 

TABLO II.5.2
FİYATLAR(1)
(Yıllık Yüzde Değişim)

1995
1996
1997
1998
TÜFE
76,0
79,8
99,1
69,7
TEFE
65,6
84,9
91,0
54,3
Özel
70,8
80,5
89,0
60,1
Kamu
48,6
101,4
97,5
35,6
Tarım
86,6
89,9
96,5
71,9
Maden.
75,4
93,7
72,6
34,0
Enerji
40,8
129,9
64,1
69,9
İmalat
60,0
80,6
91,2
47,1
Özel
64,2
75,7
85,4
53,6
Kamu
47,5
96,7
108,5
29,8

Kaynak: DİE.
(1)TÜFE ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.
 

Yılın üçüncü üç aylık dönemine hükümet Uluslararası Para Fonu ile “Yakın İzleme Anlaşması” yaparak girmiştir. Bunun yanısıra erken seçim kararının alınması ve yeni vergi yasası tasarısı siyasi alandaki belirsizliği ekonomiye taşımıştır. Nisan ayında başlayan enflasyon bekleyişlerindeki gerileme yerini Temmuz ayında hafif yükselmeye terketmiş ve enflasyon bekleyişleri yılın üçüncü üç ayında Temmuz ayında ulaştığı düzeyini korumuştur. Temmuz ayında yaşanan bir diğer gelişme de kur sepeti artış hızının önemli ölçüde yavaşlatılmasıdır. Yılın üçüncü üç aylık döneminde kur sepeti artış hızı diğer aylara oranla daha düşük seyretmiştir. Ağustos ayı ise yurtiçinde yaşanan belirsizliklere yurtdışında yaşanan belirsizliklerin eklendiği ay olmuştur. Rusya’da başlayan mali krizin, Türkiye ekonomisine de yayılacağı beklentisiyle başlayan sermaye çıkışı devlet iç borçlanma ihalelerinde vadelerin kısalıp, faizlerin yükselmesine neden olmuştur. Sermaye çıkışından dolayı bankacılık sektörünün döviz talebinde görülen yüksek artış, Merkez Bankasının yoğun döviz satışlarıyla karşılanmış, bir süre sonra döviz talebinin yanısıra Türk Lirası talebinde de artış gözlenmiştir. Yoğun sermaye çıkışına rağmen döviz kurlarında dalgalanma yaşanmamış, kurlardaki istikrar sürdürülerek devalüasyon beklentileri aşılmaya çalışılmıştır. Yaşanan likidite sıkışıklığını gidermek amacıyla bankaların açtıkları kredileri geri istemeleri ve yeni açtıkları kredilerde görülen yavaşlama zaten gerilemekte olan iç talebi daha da daraltmıştır. Enflasyon beklentilerindeki yükselişe rağmen, iç talepte gözlenen gerileme dolayısıyla enflasyondaki düşüş eğilimi etkilenmemiştir. Mevsimsel olarak artış beklenen özel imalat sanayii fiyatlarının artış hızı yavaşlamış yılın üçüncü üç ayında yüzde 10,3 artmıştır. Bu dönemde kamu imalat sanayii fiyatları, Eylül ayında kamu mallarına yapılan yüksek zamla, yüzde 13 artmıştır. Bu artış üç aylık dönemler itibariyle bakıldığında kamu imalat sanayii fiyatlarında yılın en yüksek artışı olmuştur. Her türlü olumsuz koşula rağmen enflasyon ilk dokuz ayın sonunda 10,3 puan daha gerilemiş ve yüzde 65,9 olmuştur.

Yılın son üç ayına girildiğinde Temmuz ayından itibaren yatay bir seyir izleyen enflasyon bekleyişleri bir miktar düşmüş, fakat Kasım ayında başlayan hükümet krizi bekleyişlerin yönünü tekrar yukarı çevirmiştir. Reel sektörde yaşanan daralma Kasım ayında iyice belirginleşmiş ve sanayi üretimi ilk kez bu ay gerilemiştir. Yüksek reel faizler ve firmaların ellerinde oluşan stoklar özel imalat sanayii fiyatlarında aşağı doğru bir baskı oluşturmuştur. Bunun belirgin kanıtı, Ekim ayından itibaren hızlanan kur sepeti artış oranlarına, özel imalat sanayiinde bulunan firmaların fiyatlarını artırma yönünde tepki gösterememesidir. Aralık ayında ise özel imalat sanayii fiyatları 1993 yılı Nisan ayından sonra yüzde 2,7 artışla aylık bazda en düşük seviyesine gerilemiştir. TEFE’deki artış yılın son üç ayında 11,6 puanlık düşüşle yıllık bazda yüzde 54,3’e gerilemiştir.
 
 

TABLO II.5.3
FİYATLAR
(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)

 
1993(1)
1994(1)
1995(2)
1996(2)
1997(2)
1998(2)
TÜFE
66,1
106,3
89,0
80,4
85,7
84,6
Gıda
63,5
110,0
92,3
72,2
92,5
82,3
Giyim
66,4
104,8
100,7
82,6
74,9
79,6
Eşya
66,8
122,2
82,6
65,1
71,8
81,6
Sağlık
68,4
113,1
75,5
94,0
87,3
102,7
Ulaşım
56,8
108,0
84,7
97,2
93,6
76,4
Kültür
73,5
102,9
86,0
84,5
76,0
93,4
Konut
71,8
91,0
86,8
85,4
82,2
90,3
TEFE
58,4
120,7
86,0
75,9
81,8
71,8
Tarım
62,2
97,8
107,8
86,5
86,9
86,8
Madencilik
57,9
132,8
85,6
89,3
76,2
48,6
Enerji
67,8
102,3
56,4
101,7
71,8
71,8
İmalat
56,6
129,4
81,0
70,4
80,6
66,7
Özel
59,3
130,5
81,1
68,2
77,6
70,0
Kamu
50,7
126,9
80,7
77,1
89,7
57,2

Kaynak: DİE.
(1)TÜFE ve TEFE için 1987 yılı baz alınmıştır.
(2)TÜFE ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.
 
 

TABLO II.5.4
FİYATLAR(1)
(Yıllık Yüzde Değişim)

 
1996
1997
1998
Yıllık
I
II
III
IV
Yıllık
I
II
III
IV
Yıllık
TÜFE
79,8
77,3
78,0
89,9
99,1
99,1
97,2
90,6
80,4
69,7
69,7
TEFE
84,9
77,0
75,7
85,5
91,0
91,0
86,0
76,7
65,9
54,3
54,3
Özel
80,5
77,2
76,9
82,5
89,0
89,0
87,9
78,8
71,6
60,1
60,1
Kamu
101,4
76,0
71,6
95,0
97,5
97,5
79,4
69,5
48,2
35,6
35,6
Tarım
89,9
84,4
86,9
85,3
96,5
96,5
98,6
82,8
85,4
71,9
71,9
Maden.
93,7
82,7
72,9
78,7
72,6
72,6
58,2
54,2
41,0
34,0
34,0
Enerji
129,9
83,8
66,9
63,9
64,1
64,1
68,9
74,7
76,9
69,9
69,9
İmalat
80,6
73,3
71,9
87,1
91,2
91,2
82,7
75,1
58,9
47,1
47,1
Özel
75,7
73,2
71,7
81,4
85,4
85,4
81,9
76,5
64,5
53,6
53,6
Kamu
96,7
73,6
72,5
103,9
108,5
108,5
84,9
70,9
44,2
29,8
29,8

Kaynak: DİE.
(1)TÜFE ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.
 

Gerek mali sistemin daralması, gerekse bütçe performansında gözlenen iyileşme sonucu ortaya çıkan iç talep daralması, kamu fiyatlarının denetlenmesi, döviz kurlarında sağlanan istikrar, enflasyonu yıl sonunda yüzde 54,3 oranına geriletmiştir. Enflasyon düşerken kurların çıpa olarak kullanılmaması ve dolayısıyla dış ticaret dengesinin bozulmasına izin verilmemesi, enflasyonun düşüşünde alınan mesafeler hakkında fikir vermektedir (Grafik II.5.1).

TÜFE artış oranı ise bir önceki yıla göre 29,4 puan gerileme ile yüzde 69,7 olmuştur. Özellikle ekonominin bazı sektörlerinde yaşanan eksik rekabet, endeksleme ve arz yönünde yaşanan sorunlar fiyat katılıklarına neden olmaktadır. TÜFE’nin alt kalemleri olan konut, sağlık ve eğitim sektörü bu sorunları en yoğun yaşayan sektörler olarak göze çarpmaktadır.
 
 

GRAFİK II.5.1
DİE-TOPTAN EŞYA VE ÖZEL SEKTÖR İMALAT SANAYİ FİYATLARI
(1994=100, Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: DİE.
(1) Özel imalat sanayii fiyatları ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.
 
 

GRAFİK II.5.2
BEKLENEN ENFLASYON
( Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: TCMB İktisadi Yönelim Anketi.
 
 



REEL DÖVİZ KURU ENDEKSLERİNİN HESAPLANMASINDA
GÖZÖNÜNE ALINAN KRİTERLER

Enflasyonla mücadele programının uygulamaya konulduğu 1998 yılında kamuoyunun dikkatle izlediği değişkenlerden biri de reel döviz kuru olmuştur. Basitçe ülkeler arasındaki enflasyon farklarını gözönüne alacak şekilde hesaplanan döviz kuru endeksi olarak tanımlanabilecek olan reel döviz kuru tanımlanması ve hesaplanması üzerinde önemli tartışmalar olan bir değişkendir. Hesaplamada kullanılacak fiyat endekslerinin, nominal döviz kurlarının ve/veya seçilen baz yılının farklılığına göre farklı sonuçlara ulaşılabilmektedir. Bu endeksler bir ülkenin dış ticaretinde rekabet gücüne ilişkin bir gösterge olarak kullanıldığından, özellikle enflasyonla mücadele programlarının uygulandığı dönemlerde önemleri daha da artmaktadır. Bu çerçevede, reel döviz kurunun ekonomiyi izlemede kullanılması ve iktisat politikalarını uygularken kullanılmasında hangi yöntemle hesaplandığı ve baz yılının hangi ölçütün kullanıldığı önem kazanmaktadır.

Merkez Bankası Araştırma Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan reel kur endekslerinde yurt içi fiyatlar için TEFE ve Özel İmalat Sanayii Fiyatları Endeksi kullanılırken, baz yılı olarak 1987 yılı kullanılmaktadır1. Bu endekslerin ve baz yılının kullanılmasının ardında yatan temel nedenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

i) Tüketici Fiyatları Endeksini (TÜFE) oluşturan alt kalemlerin bir çoğu (konut, eğitim, sağlık vb.) dış ticarete konu olmayan mallardan oluşmaktadır. Dolayısıyla, ülkenin rekabet gücünün iyi bir göstergesi olmaktan uzaktır.

ii) Özel İmalat Sanayii Fiyatlarının kullanılması, tarım sektörü gibi fiyat hareketleri büyük ölçüde mevsimsel etkilere bağlı olan, ya da kamu fiyatları gibi devlet tarafından kontrol edildiği için rekabetçi ortamla ilişkisi zayıf olan fiyat endekslerinin yaratacağı çarpıklıkların önüne geçmek amacını taşımaktadır.

iii) Baz yılı olarak kullanılacak olan yılın genellikle ekonominin iç ve dış dengelerinin tutturulduğu bir yıl olması literatürde reel kur endeksleri oluşturulurken üzerinde durulan bir varsayımdır. Bu çerçevede diğer yıllarla kıyaslandığında istikrarlı bir yıl olan 1987 yılı Türkiye açısından uygun bir baz yılıdır.



1 Temel olarak izlenen endeksler bunlar olmakla birlikte gösterge olması açısından farklı reel kur endeksleri de hazırlanmaktadır.
 
 

GRAFİK II.5.3
TEFE ve ÖZEL İMALAT SANAYİ FİYATLARI KULLANILARAK HESAPLANAN REEL KUR ENDEKSLERİ(1)
(1987=100)

Kaynak: TCMB Araştırma Genel Müdürlüğü.
(1) Özel imalat sanayii fiyatları ve TEFE için 1987 yılı baz alınmıştır. Hesaplamalarda 1,5 Alman markı ve 1 ABD dolarından oluşan kur sepeti ve ABD ve Almanya için 1990=100 bazlı TEFE kullanılmıştır. Endeksin artması reel kurlarda değer kaybını ifade etmektedir.
 
 

GRAFİK II.5.4
DİE-TOPTAN EŞYA VE TÜKETİCİ FİYATLARI
(1994=100, Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: DİE.
 
 

TABLO II.5.5
TEFE’DE SEKTÖREL FİYAT ARTIŞLARI(1)
(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)

 
TOPLAM
KAMU
ÖZEL
SEKTÖRLER
1996
1997
1998
1996
1997
1998
1996
1997
1998
GENEL
75,9
81,8
71,8
81,9
85,5
58,4
74,3
80,7
75,9
TARIM
86,5
86,9
86,8
--
--
--
86,5
86,9
86,8
Tarım, Avcılık
84,5
90,2
87,0
--
--
--
84,5
90,2
87,0
Ormancılık
105,5
52,4
87,2
--
--
--
105,5
52,4
87,2
Balıkçılık
119,3
47,8
79,0
--
--
--
119,3
47,8
79,0
MADENCİLİK
89,3
76,2
48,6
88,1
77,8
42,2
92,4
72,0
66,5
Kömür Madenleri
89,2
76,6
54,3
86,9
79,9
52,2
95,6
67,5
60,1
Ham Petrol, Doğalgaz
93,3
67,7
10,7
93,4
68,1
10,7
92,1
63,6
10,6
Metal Cevheri
78,1
88,8
93,5
77,2
84,8
77,5
81,8
105,1
149,2
Taşocakçılığı
90,1
83,6
66,4
91,3
120,9
65,1
89,8
72,7
66,9
İMALAT
70,4
80,6
66,7
77,1
89,7
57,2
68,2
77,6
70,0
Gıda
81,9
86,6
81,0
96,6
79,7
96,3
79,2
87,0
78,0
Tekstil
53,5
49,9
59,0
52,4
77,6
54,6
53,5
72,4
59,2
Giyim
69,6
73,2
77,9
56,7
79,1
90,4
70,0
62,3
77,6
Deri
84,6
81,1
61,1
51,4
64,7
54,0
97,4
85,9
62,9
Kağıt
28,1
58,0
70,1
38,9
47,6
80,6
24,3
62,1
66,3
Petrol Ürünleri
96,5
93,8
54,0
92,1
93,5
49,8
95,5
94,6
67,9
Kimyasal Ürünler
57,2
78,7
64,1
33,6
75,5
42,3
64,8
79,6
69,7
Plastik ve Kauçuk
60,9
68,3
58,0
--
--
--
60,9
68,3
58,0
Metalik Olm. Madenler
76,4
87,1
71,0
70,6
84,3
46,3
77,0
82,2
73,6
Metal Ana Sanayii
57,8
88,3
52,1
56,5
87,5
49,4
58,9
89,0
54,3
Metal Eşya
58,1
73,6
74,2
49,1
89,0
70,9
58,2
73,5
74,3
Makina-Teçhizat
70,7
71,8
63,4
59,0
62,0
63,4
70,9
72,0
63,4
Elektrikli Cihazlar
55,7
67,6
71,1
78,7
51,6
51,5
55,0
68,1
71,7
Motorlu Kara Taşıtı
71,5
72,2
70,7
--
--
--
71,5
72,2
70,7
ENERJİ
101,7
71,8
71,8
101,7
71,8
71,8
--
--
--
Elektrik
104,0
68,8
69,6
104,1
68,8
69,6
--
--
--
Su
90,9
86,2
81,2
91,1
86,2
81,2
--
--
--

Kaynak: DİE.
(1) 1994 yılı baz alınmıştır.