III
MALİ PİYASALAR
III.1. BANKACILIK SEKTÖRÜ VE KREDİ POLİTİKASI
III.1.1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kamu kesimi ile bankacılık sektörüne açılan krediler olmak üzere iki ana kalemden oluşan Merkez Bankası Toplam kredileri 1998 yılı sonu itibariyle, bir önceki yıl sonuna göre nominal olarak yüzde 97.8 azalışla, 345,2 trilyon Türk lirasından 7,5 trilyon Türk lirasına inmiştir.
Hazine, 1998 yılı başında Merkez Bankası ile yaptığı mutabakata uymuştur. Yılın ilk aylarında avans kullanımına gitmeyen Hazine, yılın son aylarında kullandığı kısa vadeli avansları ise her ayın sonunda geri ödemiştir. Bu nedenle, 1997’de 337,6 trilyon Türk lirası olan yıl sonu avans bakiyesi, 1998 yılı sonunda sıfır olmuştur. Merkez Bankasının izlediği kredi politikaları gereği Destekleme Kredisi açılmaması uygulamasına 1998 yılında da devam edilmiştir.
Diğer taraftan, bankacılık sistemine kısa vadeli reeskont penceresinden reeskont kredisi tahsis edilmemiştir. Önceki yıllarda reeskont penceresinden tahsis edilmiş bulunan ihtisas kredilerinin kullandırımı ise sınırlandırılmış limitler dahilinde sürdürülmüştür.
Merkez Bankası Kredilerinde 1998 Yılı Gelişmeleri
Tarımsal Krediler
T.C. Ziraat Bankasına 1998 yılı içerisinde, 15 Eylül 1996 tarihinde daraltılan limit çerçevesinde kullandırılan tarımsal reeskont kredisinin 7,2 trilyon Türk lirası tutarındaki 1997 yıl sonu bakiyesi, 1998 yıl sonu itibariyle de aynı düzeyde kalmıştır.
Şeker pancarı alımlarının finansmanı amacıyla, Şekerbank aracılığı ile şeker pancarı üreticilerine 19 Aralık 1991 tarihinde belirlenen limit dahilinde kullandırılan kredinin 1997 yılı sonunda 55 milyar Türk lirası olan bakiyesi, 1998 yılı sonunda da değişmemiştir.
Sanayici Kredileri
a) Esnaf ve Küçük Sanatkâr Kredileri
Esnaf ve küçük sanatkârların işletme kredisi ihtiyacını karşılamak amacıyla Türkiye Halk Bankasına kullandırılan kredinin, 21 Eylül 1993 tarihinde belirlenen limiti dahilinde,1997 yılı sonu itibariyle 472,5 milyar Türk lirası olan bakiyesi, 1998 yılı sonunda senet değişimine bağlı olarak yüzde 28,8 azalışla 336,5 milyar Türk lirası düzeyine inmiştir.
b) Orta Vadeli Krediler
Önceki yıllarda Merkez Bankasınca açılan orta vadeli reeskont kredilerinin tasfiyesi işlemine 1998 yılında da devam edilmiş ve bu kapsamda kullandırılan kredilerin, 1997 yılı sonu itibariyle 0,7 milyar Türk lirası olan bakiyesi, 1998 Haziran ayında tamamen ödenerek tasfiye edilmiş ve 1998 yılında bu kapsamda kredi kullandırılmamıştır.
c) Ticari Krediler
Kısa vadeli senet reeskontu sistemi dahilinde bankacılık sektörünün likidite ihtiyacını karşılamak amacıyla önceki yıllarda bankalara kullandırılan krediler, 1995 yılı içerisinde tasfiye edilmiş, 1996 ve 1997 yılında olduğu gibi, 1998 yılında da bu kapsamda kredi kullandırılmamıştır.
d) Kabul Finansmanı Kredileri
İhracatçıların vadeli satışlarından doğan alacaklarının finansmanı amacıyla, Banka kabulüne ilişkin reeskont uygulaması kapsamında 1998 yılı içinde 11,9 milyon ABD doları senet karşılığı 3,2 trilyon Türk lirası tutarında kredi kullandırılmıştır. Bu kredinin borç bakiyesi, 1998 yılı sonu itibariyle 3,2 milyon ABD doları olmuştur.
III.1.2. Bankalar
III.1.2.A. Bankaların Konsolide Bilançoları ile Konsolide Kâr/Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler
a) Konsolide Bilançodaki Gelişmeler
Bankacılık sektörünün toplam varlıkları, 1998 Kasım ayı itibariyle bir önceki yıl Kasım ayına göre nominal olarak yüzde 93,1 ve reel olarakyüzde 21,7 büyüyerek 34452 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Sektörün toplam aktiflerindeki büyüme ABD doları bazında incelendiğinde, 1997 yılı Kasım ayında 92,2 milyar ABD doları olan toplam aktiflerin Kasım 1998 tarihi itibariyle 113,9 milyar dolara yükseldiği görülmektedir.
Büyümesini 1998 yılında da sürdüren bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin GSMH’ya oranı, 1997 yılı sonu itibariyle yüzde 65'e, 1998 yılı Eylül ayı itibariyle ise yüzde 87,5'e yükselmiştir. Bankacılık sektörü toplam aktiflerinin GSMH'ya oranındaki hızlı yükseliş, finansal derinleşmenin devam ettiğinin göstergelerinden biri olarak düşünülebilir.
Bankacılık sektörünün toplam aktiflerinde 1998 yılında gerçekleşen reel büyüme, bilanço toplamı içindeki payları yüksek olan menkul değerler ve krediler portföylerindeki artışlar ile bankalardan alacaklar kalemlerindeki artışlardan kaynaklanmıştır. Bilanço toplamı içindeki payı göreli olarak yüksek olan diğer aktifler kalemindeki yüzde 107,3 oranındaki reel artışın da konsolide bilanço toplamındaki artışa katkıda bulunduğu görülmektedir. Bu kalemdeki artış Ziraat Bankasının Hazineden1,9 katrilyon Türk lirası tutarındaki alacağının Eylül 1998 tarihinden başlanılarak diğer aktifler kalemine aktarılmasından kaynaklanmıştır(1).
Sektörün açtığı kredilerin reel artış hızı 1998 yılında önceki yıla göre yavaşlarken, menkul değerler portföyü önemli oranda büyümüştür. Kasım 1998 tarihi itibariyle krediler ve menkul değerler portföyleri bir önceki yılın Kasım ayına göre reel olarak sırasıyla yüzde 9,8 ve 41,7 artış göstermiştir.
Sektörün açtığı kredilerin reel artış hızındaki yavaşlamanın, 1998 yılının ikinci üç aylık döneminde başlayan genel ekonomik büyüme hızındaki yavaşlama süreci ile ilişkili olduğu söylenebilir. Kredilerin reel artış hızı 1998 yılının ilk altı ayında önceki yıl sonuna göre yüzde 8,8 olmuştur. Sektörün kredilerinde 1998 yılının ilk dokuz ayında önceki yıl sonuna göre meydana gelen reel artış ise Ziraat Bankasının Hazineden alacaklarının önceki paragraflarda ve dipnotta değinilen sınıflandırılması da göz önüne alındığında yüzde 0,1 olmuştur. Ziraat Bankasının toplam kredilerinin hariç tutulması durumunda, sektörün kredilerinde 1998 yılının ilk dokuz ayında gerçekleşen reel artış, yüzde 13,6 olmaktadır. Bu gelişmeler sonucunda, Kasım 1997 itibariyle bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11 artış gösteren toplam kredilerin artış hızı, Kasım 1998 tarihi itibariyle yüzde 9,8'e gerilemiştir.
Kasım 1998 tarihi itibariyle menkul değerler cüzdanı bir önceki yılın Kasım ayına göre reel olarak yüzde 41,7 oranında büyümüştür. Menkul değerler cüzdanındaki büyümenin, özellikle devlet iç borçlanma senetleri portföyündeki yüzde 38,9 düzeyindeki reel artıştan kaynaklandığı görülmektedir. Kasım 1997 itibariyle yüzde 10,2 olan devlet iç borçlanma senetleri portföyünün konsolide bilanço toplamı içindeki payı, Kasım 1998 itibariyle yüzde 11,6'ya yükselmiştir. Aynı dönemde, diğer menkul değerler portföyünde de önemli bir artış görülmüştür. Ancak, Kasım 1997’de yüzde 1,3 olan diğer menkul değerlerin bilanço toplamındaki payı Kasım 1998 tarihinde yüzde 1,7’ye yükselmiştir.
Devlet iç borçlanma senetleri portföyündeki artışın çeşitli nedenleri olduğu söylenebilir. İlk olarak, mevduat dışı pasiflerde meydana gelen artışlar, bankaların pasifleri karşılığında portföylerinde bulundurmaları gereken disponibl değer miktarını artırmıştır. İkinci olarak, kamu finansmanının daha çok yurtiçi piyasalardan borçlanılarak yapılması zorunluluğu söz konusudur. Üçüncü olarak, olumsuz konjonktür bankaları riski göreli olarak daha yüksek olan kredi portföylerinin artış hızını yavaşlatmaya ve risksiz kamu menkul kıymetlerine yöneltmiştir. Ek olarak, sektörün yaptığı repo işlemlerinin ve buna bağlı olarak bilanço dışına çıkarılan menkul değer tutarının azalmasının da menkul değerler portföyündeki artışa katkıda bulunduğu söylenebilir.
Repodaki menkul değerler hariç teminata verilen ve bağlı menkul değerler de dahil olmak üzere, sektörün toplam menkul değerler portföyü Kasım 1998 itibariyle 4872 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Önceki yıl Kasım ayı itibariyle yüzde 12,7 olan menkul değerler cüzdanının bilanço toplamı içindeki payı ise Kasım 1998’de yüzde 14’e yükselmiştir.
Kasım 1998 itibariyle konsolide bilanço toplamı içindeki payı yüzde 12,9 olan bankalardan alacaklar kalemi, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 11,2 oranında büyümüştür. Ancak, bu kalemdeki reel artışın konsolide bilanço toplamındaki reel artışın gerisinde kalması sonucu, bilanço toplamı içindeki payı yüzde 14’e gerilemiştir.
Toplam mevduattaki artışa bağlı olarak mevduat munzam karşılıkları kalemi, Kasım 1998 itibariyle bir önceki yılın Kasım ayına göre reel olarak yüzde 17,8 artış göstermiştir. Bankaların aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan net takipteki alacaklar toplamı, Kasım 1998 itibariyle bir önceki yılın Kasım ayına göre reel olarak yüzde 102,1 artmıştır. Sektörün brüt takipteki alacaklarının reel olarak yüzde 61,6 artmasına karşın bu alacaklar için ayrılan özel karşılıkların reel olarak yüzde 22,4 gibi daha düşük bir düzeyde artması sonucu net takipteki alacaklardaki artış yüksek düzeyde kalmıştır. Takipteki alacaklar için ayrılan özel karşılıkların brüt alacaklardaki artıştan daha düşük düzeyde kalmasında, 1998 yılı başında yürürlüğe giren yeni karşılık kararnamesinin de etkisi olmuştur. Bu Kararname uyarınca bankalar, takipteki alacakları için karşılık ayırırken ilgili alacağın teminat durumunu da dikkate almışlardır. Bu nedenle ayrılan özel karşılıklardaki reel artış, brüt takipteki alacaklardaki artıştan daha düşük düzeyde kalmıştır.
Bilanço toplamı içindeki payı düşük olmakla birlikte net takipteki alacaklar kalemindeki yüksek reel artış, sektörün kredi tahsilatındaki sorunların ağırlaşmakta olduğunu göstermesi açısından önemlidir. 1998 yılının ikinci yarısında kötüleşen dış ekonomik konjoktürün, özellikle ihracatçı firmalarla çalışan bankaların kredi tahsilatlarını olumsuz etkilediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ekonominin büyüme hızındaki yavaşlamanın da yurtiçi piyasalara yönelik çalışan firma satışlarını olumsuz etkilediği ve bu nedenle bankaların kredi geri dönüşlerinde sorunlarla karşılaşmış olabilecekleri anlaşılmaktadır.
Konsolide bilanço toplamı içindeki payı yüksek olan faiz ve gelir tahakkukları ve reeskontları kaleminde, önceki yıla göre reel azalış görülmektedir. Tahakkuk etmiş ancak tahsil edilmemiş faiz gelirleri ile henüz elde edilmemiş, ancak, dönemi ilgilendiren faiz gelirlerine ilişkin faiz reeskontlarının kaydedildiği bu kalem, kredilere yapılan tahakkuk ve reeskontlar ile menkul kıymetlere yapılan reeskontları kapsamaktadır. Kredilerin artış hızındaki yavaşlama nedeniyle kredilere yapılan tahakkuk ve reeskontların azalması sonucu bu kalemde azalma gerçekleşmiştir. Önceki paragraflarda ve dipnotta değinilen, Ziraat Bankasının Hazineden alacaklarının kredilerden ayrılarak diğer aktifler kalemine aktarılması da, bu kalemdeki azalışı belirleyen önemli bir faktör olmuştur.
Konsolide bilançonun pasif tarafında ise aşağıdaki gelişmeler gözlenmiştir. Kasım 1997'de yüzde 57,3 olan toplam mevduatın bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1998 tarihi itibariyle yüzde 58,2'ye yükselmiştir. Bilanço toplamı içindeki payına bakıldığında toplam mevduat büyüklüğünde önemli bir değişim olmadığı izlenimi edinilmektedir. Ancak, toplam mevduattaki reel değişime bakıldığında, Kasım 1998 itibariyle toplam mevduatın bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 23,6 arttığı görülmektedir. Toplam mevduatta 1998 yılında gözlemlenen reel artış, mevduatın reel olarak sabit kaldığı bir önceki yıldan farklı gelişmelerin yaşandığını ortaya koymaktadır.
Yıl içinde yaşanan global kriz, bankacılık kesiminin likidite ihtiyacını artırmıştır. Aynı dönemde, bankaların yurt dışından kredi sağlama olanakları da daralmış ve bankalar zorunlu olarak yurt içi kaynaklara yönelerek, mevduta önerdikleri faizleri yükseltmişlerdir.
Aynı dönemde enflasyon oranının da düşüş eğiliminde olmasının da katkısıyla, pozitif reel mevduat faizleri yükselmiştir. Reel mevduat faizlerinin yılın ikinci yarısından başlayarak yükselmesi, ek olarak bankaların mevduat taleplerini artırmaları sonucu bankalara mevduat akışı hızlanmıştır. Toplam mevduatta yıl sonuna göre meydana gelen birikimli reel değişimlere bakıldığında da aynı yargıya varılmaktadır. Toplam mevduatın reel artışı, faizlerdeki yükseliş eğiliminin başladığı ay olan Ağustos ayından başlayarak hızla yükselmiştir. Bu gelişmeler sonucu, Kasım 1998 sonu itibariyle toplam mevduat bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 23,6 artmıştır. Aynı dönemde döviz tevdiat hesapları ise ABD doları bazında yüzde 16,4 artmıştır.
Yıl içinde mevduatın artışında
etkili olabilecek iki önemli gelişme daha olmuştur. Birinci gelişme, yapılan
vergi düzenlemesi sonucu önceden kayıt dışı olan fonların Mali Milat olarak
adlandırılan
30 Eylül 1998 tarihine kadar
bankalara mevduat olarak yatırılmasıdır. Yatırılan fonların önemli bölümü
kısa bir süre sonra tekrar bankacılık
sistemi dışına çıkmıştır. Bu fonların bir bölümünün sistemde kalması da
mevduatın artışında etkili olmuştur. İkinci gelişme ise özellikle son yıllarda
mevduata ciddi bir alternatif oluşturan repo işlemlerinin 1998 yılı içerisinde
hızla azalmasıdır. Kasım 1998 sonu
itibariyle 2740 trilyon Türk lirası olan repo hacmi, Kasım 1998 itibariyle
2405 trilyon Türk lirasına gerilemiştir. Aynı dönemde repo hacmideki reel
daralma ise yüzde 44,7 olmuştur.
Repo işlemlerinden elde edilen kazancın vergilendirilmesinin, ek olarak 1998 yılının ilk yarısında piyasaların likit olmasının repo işlemlerinde azalmaya neden olduğu söylenebilir.
Konsolide bilançonun pasif tarafındaki bir diğer büyük kalem olan bankalara borçlar kalemi, Kasım 1998 itibariyle önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2 artmış ve konsolide bilanço içindeki payı yüzde 17,5 olmuştur. Bu kalemin önceki yıl yüzde 18,7 olan bilanço toplamı içindeki payında azalış gerçekleşmiştir. Bu azalış, söz konusu kalemde 1998 yılında gerçekleşen artışın bilanço toplamındaki artıştan daha düşük düzeyde kalmasından kaynaklanmıştır. Yılın ilk yarısında, reel olarak yüzde 19,3 artan yabancı para kullanılan kredilerin global krizin etkisiyle yılın ikinci yarısında yavaşlaması, söz konusu kalemin bilanço toplamı içindeki payında meydana gelen azalışta etkili olmuştur.
Kasım 1998 itibariyle sektörün toplam özkaynakları, ödenmiş sermaye ve dönem kârı ile yedek akçelerdeki reel artışlara bağlı olarak, bir önceki yılın Kasım ayına göre reel olarak yüzde 36,6 artmıştır.
Bankaların yabancı para net genel pozisyon rasyosu hesabında dikkate alınan ve Kasım 1997’de 1,9 milyar ABD doları olan döviz pozisyon açıkları, 25 Aralık 1998 tarihi itibariyle 2,7 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Konsolide bilanço büyüklüğü çerçevesinde bilançonun yabancı para aktif ve pasifleri farkı olarak hesaplanan pozisyon açığı ise Aralık 1997 tarihinde 4,9 milyar ABD doları iken, Kasım 1998 itibariyle 7,8 milyar ABD dolarına yükselmiştir.
b) Konsolide Kâr / Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler
Bankacılık sektörü 1998 yılı Eylül ayı itibariyle net dönem kâ rını bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 161,1 ve reel olarak yüzde 57,2 artırarak 1001 trilyon Türk lirası net kâr sağlamıştır. Sektörün kârının kaynakları incelendiğinde, toplam faiz gelirlerinin Eylül 1998 itibariyle bir önceki yılın aynı ayına göre reel olarak 35,2, toplam faiz giderlerinin ise yüzde 29,8 arttığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, sektörün en önemli gelir kaynağı olan net faiz gelirleri reel olarak yüzde 46,8 artış göstermiş ve 2546 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Net faiz gelirlerinden 102,7 trilyon Türk lirası tutarında karşılık ayrılmış ve sektörün provizyon sonrası net faiz gelirleri 2443,3 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir.
Net faiz gelirlerinin ayrıntıları incelendiğinde, kredilerden alınan faizlerin reel artış hızının önceki yılın aynı dönemine göre önemli ölçüde yavaşladığı görülmektedir. Bu gelişmenin en önemli nedeni, önceki bölümlerde de değinildiği gibi, Ziraat Bankasının Hazineden alacaklarının özel görev hesaplarında tasnif edilmesidir. Bu uygulama, kredilerden alınan faiz gelirlerinin reel ertış hızının önceki yıla göre yavaşlamasına neden olurken, diğer faiz ve faiz benzeri gelirlerin artışında etkili olmuştur.
Aynı dönemde, menkul değerler portföyündeki artış, menkul kıymetlerden alınan faizlerin de artışına neden olmuştur. Sektörün devlet iç borçlanma senetlerinden elde ettiği faiz gelirleri, önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 39,5 artarak, 1587 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bankalararası işlemlerin artışına paralel olarak bankalardan alınan faizler yüzde 20,2 artış göstermiş ve toplam faiz gelirlerinin artışına katkıda bulunmuştur.
Mevduata ödenen faizler, faiz giderlerinin en büyük kalemini oluşturmaya devam etmiştir. Toplam mevduatta görülen artışa paralel olarak, Eylül 1998 itibariyle mevduata ödenen faizler bir önceki yılın aynı ayına göre reel olarak yüzde 28,4 artış göstermiş ve 3811,4 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Toplam faiz giderleri içinde ikinci önemli kalem, bankalara ödenen faizler olmuştur. Eylül 1998 itibariyle bankalara ödenen faizler, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 45,3 artış göstermiş ve 814,7 trilyon Türk lirasına yükselmiştir.
Sektörün net dönem kârının büyüklüğünü etkileyen bir diğer kalem ise net faiz dışı gelirler ya da giderlerdir. Sektörün net faiz dışı giderleri, Eylül 1998 itibariyle 1153 trilyon Türk lirası olmuştur. Bu tutarın 632,1 trilyon Türk lirası kambiyo zararından oluşmuştur.
c) Mevduat
Bankalararası mevduat dışındaki toplam mevduat, 1998 yılı Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 101,5, reel olarak ise yüzde 27 oranında artarak 20 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bir önceki yıla kıyasla toplam mevduatın artış hızı 1998 yılında reel olarak yükselmiştir.
Resmi mevduat ve mevduat sertifikaları dışındaki bütün mevduat türlerinde reel artış olmuştur. 1998 yılı Kasım ayında Türk lirası mevduat, bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 104, reel olarak ise yüzde 29 oranında artarak 9,8 katrilyon Türk lirasına yükselmişir. Aynı dönemde Türk lirası cinsinden döviz tevdiat hesapları nominal olarak yüzde 99, reel olarak ise yüzde 25,5 artarak 10,2 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. 1997 yılının Ocak-Kasım döneminde yüzde 7'ye yakın artan döviz tevdiat hesaplarının dolar cinsinden büyüklüğü, 1998 yılının aynı döneminde yüzde 15 oranında artış göstermiştir.
Mevduatın vadelere göre dağılımı,
1997 yılında olduğu gibi 1998 yılında da tasarruf sahiplerinin kısa vadeyi
tercih ettiklerini göstermektedir. Kasım ayı itibariyle toplam mevduat
içinde vadesiz mevduatın payı yüzde 23, 1 ay vadeli mevduatın payı yüzde
18,1, 3 ay vadeli mevduatın payı yüzde 35, 6 ay vadeli mevduatın payı yüzde
15,6 ve 1 yıl vadeli mevduatın payı yüzde 8,3'tür. Toplam mevduatın dörtte
üçe yakın bir bölümü 3 ay ve daha kısa vadeli mevduatta
yoğunlaşmıştır (Grafik III.1.1).
TABLO III.1.1
MEVDUAT
TÜRLERİNİN TOPLAM MEVDUAT İÇİNDEKİ
YÜZDE
PAYLARI
(Bankalararası
Mevduat Hariç)
|
Hesabı |
Mevduatı |
Mevduat |
Mevduat |
ve Mevduat Sertifikası |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kaynak: TCMB.
Türk lirası mevduatın türlerine
göre artış hızları şöyle gerçekleşmiştir: 1998 yılı Kasım ayında, nominal
yıllık artış oranları tasarruf mevduatında yüzde 104, ticari mevduatta
yüzde 147, resmi mevduatta yüzde 10 ve diğer mevduatta yüzde 104 oranında
gerçekleşmiştir. Mevduat sertifikası hacmi ise, mevduat sertifikası uygulamasının
30 Ocak 1997 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılması sonucunda, 1997
yılının aynı dönemine göre yüzde 97 azalmıştır. Yine Kasım ayı itibariyle
yıllık bazda en yüksek reel artış,
toplam mevduatın yaklaşık yüzde 8’ini oluşturan ticari mevduatta gerçekleşmiştir.
Döviz tevdiat hesapları ve resmi mevduatın toplam mevduat içindeki payları
azalırken tasarruf mevduatı, ticari mevduat ve diğer mevduatın payları
bir miktar artmıştır (Tablo.III.1.1).
GRAFİK
III.1.1
MEVDUATIN
VADELERE GÖRE DAĞILIMI
(Yüzde)

d) Krediler
Bankacılık sektörünün toplam kredileri, 1998 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre, nominal olarak yüzde 74, reel olarak ise yüzde 9,8 oranında artarak 12,3 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Mevduatın kredilere kanalize edilen miktarını gösteren kredi/mevduat oranı, yılın ikinci yarısında daralan iç ve dış talep nedeniyle ekonomik aktivitenin giderek yavaşlaması, dış ve iç konjonktürdeki gelişmelerin belirsizliği artırması, bunlara bağlı olarak da kredi arz ve talebinin azalması nedeniyle, 1997 yılına göre gerileyerek yüzde 61,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu olumsuz gelişmeler kredi/toplam varlık oranını 1998 yılında yüzde 35,8'e düşürmüştür (Tablo III.1.2).
Bankacılık sektörünün toplam kredileri içinde, 1998 yılı Kasım ayı itibariyle özel bankaların payı yüzde 63, kamu bankalarının payı yüzde 28, kalkınma ve yatırım bankalarının payı yüzde 5,5 ve yabancı bankaların payı yüzde 3,6 olarak gerçekleşmiştir. Geçen yıla kıyasla özel bankaların toplam krediler içindeki payı 1998 yılında artarken kamu bankalarının payı azalmıştır. Bu gelişmede, 1998 yılı Eylül ayından itibaren Ziraat Bankasının Hazineden olan bir kısım alacaklarını krediler yerine diğer aktifler hesabında izlemeye başlaması da etkili olmuştur.
Özel bankaların kredi hacmi,
1998 yılı Kasım ayı verilerine göre, yıllık bazda nominal olarak yüzde
82,2, kamu bankalarının yüzde 57,2, yabancı bankaların yüzde 77,7 ve kalkınma
ve yatırım bankalarının yüzde 78,4 oranında artmıştır. Reel olarak bakıldığında,
özel bankaların kredileri yüzde 15,
yabancı bankaların kredileri yüzde 12, kalkınma ve yatırım bankalarının
kredileri yüzde 12,5 oranında artarken, kamu bankalarının kredileri yüzde
1 oranında azalmıştır (Grafik III.1.2).
TABLO III.1.2
BANKA
KREDİLERİNDEKİ GELİŞMELER
|
(yüzde artış) |
(yüzde) |
(yüzde) |
|
| 1992 Kasım |
|
|
|
| 1993 Kasım |
|
|
|
| 1994 Kasım |
|
|
|
| 1995 Kasım |
|
|
|
| 1996 Kasım |
|
|
|
| 1997 Kasım |
|
|
|
| 1998 Kasım |
|
|
|
Kaynak: TCMB.
GRAFİK
III.1.2
KREDİLERİN
BANKA GRUPLARI İÇİNDEKİ PAYI
(Yüzde)

Kasım 1998 dönemi itibariyle kredilerin yüzde 28’i ihracat kredileri, yüzde 10’u ihtisas kredileri, yüzde 6’sı fon kaynaklı krediler, yüzde 5,5’i tüketici kredileri ve yüzde 38’i diğer kredilerden oluşmaktadır.
Toplam kredilerin Türk lirası ve yabancı para krediler arasındaki dağılımı incelendiğinde, Türk lirası olarak ifade edilen yabancı para cinsinden kredilerin toplam krediler içindeki payının 1997 yılının aynı dönemine göre önemli bir değişiklik göstermediği gözlenmektedir. Kasım ayı itibariyle Türk lirası kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 51, yabancı para cinsinden kullandırılan kredilerin payı ise yüzde 49 olmuştur. Kasım ayı itibariyle yabancı para krediler yıllık bazda nominal olarak yüzde 73,5 artmıştır.
Kredilerin vade yapısı incelendiğinde, 1998 yılı Kasım ayı itibariyle toplam kredilerin yüzde 79’unun kısa vadeli kredilerden, yüzde 21'inin ise orta vadeli kredilerden oluştuğu görülmektedir.
III.1.2.B. Yasal ve İdari Düzenlemeler
1998 yılında bankalara ilişkin olarak getirilen düzenlemeler aşağıda özetlenmektedir.
a) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ
Hazine Müsteşarlığınca 30
Haziran 1998 tarih ve 23388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebliğ
ile 9 Şubat 1995 tarih ve
22197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bankalar Kanununa İlişkin 12 numaralı
Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.
Sözkonusu Tebliğ ile ana sermaye hesabında vergi provizyonundan sonraki dönem kârının dikkate alınması konusuna açıklık getirilmiştir. Katkı sermaye hesabına ilk defamuhtemel riskler için ayrılan serbest karşılıklar, menkul değerler değer artış fonu ve genel kredi karşılığı tutarından tasfiye olunacak alacaklar hesabının karşılıklardan sonra kalan net bakiyesinin indirilmesi sonucu kalan kısım dahil edilmiştir. Ek olarak, sermayeden indirilen değerlere şerefiye ve aktifleştirilmiş giderler eklenmiştir. Sadece, konsolide edilmemiş malî iştirakler, bağlı ortaklıklar ile sermayesine katılınan diğer malî ortaklıklara olan sermaye katılımları indirilmeye başlanmıştır. Risk ağırlıklı varlıklar ile sermayeden indirilen değerlerin hesaplanmasında, tükenme ve değer kaybı ile karşı karşıya olan varlıklar, ilgili amortismanlar ve karşılıklar düşüldükten sonra kalan net tutarlar üzerinden hesaplara dahil edilmiştir. Ayrıca, döviz ve faiz haddi ile ilgili işlemlerde kredi riskine esas tutarların hesaplanmasında değişiklik yapılmıştır. Buna göre karşı taraftanalacaklar, ilgili risk grubunun ağırlığı ile ağırlıklandırılmadan önce Tebliğ ekinde belirtilen krediye dönüştürme oranları ile ağırlıklandırılarak gayrî nakdî yükümlülükler arasında ilgili risk grubuna dahil edilmeye başlanmıştır. Bu Tebliğ ile ilk olarak, piyasa riskinin tanımlanması yapılarak, sözkonusu rasyonun hesaplamasına dahil edilmesi ile ilgili usul ve esasların gerektiğinde Hazine Müsteşarlığınca ayrıca belirleneceği belirtilmiştir. Piyasa risklerine bağlı olarak üçüncü kuşak sermaye, yeni bir kavram olarak Tebliğ’de yer almakta ve sermaye benzeri krediler haricindeki niteliği Hazine Müsteşarlığınca tespit edilecek uzun vadeli banka borçları olarak tanımlanmaktadır.
Sermaye yeterliliği rasyosunun banka bazında (konsolide edilmemiş olarak) tutturulmasının yanısıra, Hazine Müsteşarlığının bu konudaki düzenlemeleri yürürlüğe koyması ile başlamak üzere konsolide bazda da tutturulması öngörülmüştür. Sözkonusu rasyoya ilişkin tabloların düzenlendikleri ayı takiben gönderilme süresi 1,5 aydan 1 aya indirilmiş ve Hazine Müsteşarlığının yanısıra, TC Merkez Bankasına da gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Her iki esasa göre (banka ve konsolide bazda hesaplanan) sözkonusu rasyonun yüzde 8’in altında kalması halinde 6 ay içerisinde sermaye tabanının en düşük olan orana göre gerekli miktarda artırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Ayrıca, kamu tüzel kişileri hariç, banka sermayesinin yüzde 10 ve daha fazlasına sahip olan ortaklarına ve bunlarla dolaylı kredi kapsamına giren gerçek ve tüzel kişilere kullandırılan nakdi kredilerin, 1999 ve daha sonraki yıllar için yüzde 100’ünün sermayeden indirilmesi öngörülürken, yeni Tebliğ’de sözkonusu oran 1999 yılı için yüzde 50’ye indirilmiş, 2000 ve sonraki yıllar için yüzde 100 olarak kabul edilmiştir.
b) Banka Kredilerinin Niteliklerine Uygun Olarak Muhasebeleştirilmesi, Değerlendirilmesi ve Kredi Karşılıkları Hakkında Karar
Bakanlar Kurulunca 11 Ocak
1998 tarih ve 23227 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karar ile
4 Mayıs 1988 tarih ve 88/12937
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bankalarca Tesisi Gereken Karşılıklar
Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Bu Karar’a
ilişkin 1 Sayılı Tebliğ ile de 23 Mayıs 1988 tarih ve 19820 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 3182 Sayılı Bankalar Kanunu’na İlişkin 4 numaralı
Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Bu Karar ile, nakdî kredi ile 1 inci
grup teminata bağlı tasfiye olunacak alacaklar toplamının yüzde 1’i ve
teminat mektupları, aval ve kefaletleri ile diğer gayrî nakdî kredileri
toplamının yüzde 0.2’si oranında genel
karşılık ayrılmasına başlanmıştır. Ayrıca, genel kredi karşılıkları hesabında
kayıtlı tutarların, tasfiye olunacak alacaklar hesabının net bakiyesi düşüldükten
sonra kalan kısmı Bankalar Kanunu’nun 56’ıncı maddesine göre tesis olunan
rasyoların hesabında özkaynaklara dahil
edilmektedir.
Yeni düzenlemede temerrüde düşen alacakların ilk defa “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabına” aktarılması ve bunların yine sözkonusu Kararname ve Tebliğ’de belirtilen teminatlarına göre sınıflandırılarak ve hesapta kaldıkları süreler dikkate alınarak özel karşılığa tabi tutulması öngörülmüştür.
Sözkonusu Karar ile, bir defaya mahsus olarak, yalnızca likidite sıkıntısı nedeniyle temerrüde düşen alacakların tahsiline kolaylık getirilmiştir. Gerekli teminatlar alınmak koşuluyla, gerektiğinde ilave kredi de açılarak, bahsedilen alacakların itfa planına bağlanması ya da yenilenmesi olanağı getirilmiştir. Ayrıca vadesinde veya itfa planına göre tahsil edildiği sürece de özel karşılığa tabi tutulmamasına karar verilmiştir.
c) Banka Kuruluşunda Aranan Asgari Sermaye Tutarı
Bankalar Kanunu’na ilişkin 27 Ocak 1998 tarih ve 23243 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18 Sayılı Tebliğ ile Türkiye’de kurulacak ve şube açacak bankaların asgari ödenmiş sermaye tutarı 3,6 trilyon Türk lirasından 6 trilyon Türk lirasına yükseltilmiştir.
d) Bankaların Şube Açma Esasları
Bankaların şube açma esaslarına ilişkin 17 Haziran 1998 tarih ve 23375 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Yönetmelik ile Bankalar Kanunu’nun 56’ıncı maddesine göre yürürlüğe konulan standart rasyoları tutturan bankaların 10’dan fazla şube açmalarına kısıt getirilmiştir. Buna göre bir takvim yılında açabilecekleri şube sayısı, o takvim yılı içinde nakden gerçekleştirdikleri sermaye artış tutarının 1 milyon ABD doları karşılığı Türk lirasına bölünmesi suretiyle bulunacak sayıyı geçmemek koşuluyla Hazine Müsteşarlığının iznine tabi tutulmuştur. Bankalar Kanunu’nun 56’ıncı maddesine göre yürürlüğe konulan standart rasyoları tutturamayan bankaların şube açmaları da düzenlenmiştir. Buna göre, bir takvim yılında açabilecekleri şube sayısı o takvim yılı içinde nakden gerçekleştirdikleri sermaye artış tutarının 2 milyon ABD doları karşılığı Türk lirasına bölünmesi suretiyle bulunacak sayıyı geçmemek koşuluyla Hazine Müsteşarlığının iznine tabi tutulmuştur.
e) Banka Hissedarları ile ilgili Düzenleme
Bankalar Kanunu’na göre bir kişinin, banka sermayesinin yüzde 5’i ve daha fazlasını temsil eden payları edinmesi veya bir ortağa ait payların banka sermayesinin yüzde 5, yüzde 20, yüzde 33 veya yüzde 50’sini aşması sonucunu doğuran hisse edinimleri ile bir ortağa ait payların sözkonusu oranların altına düşmesi sonucunu doğuran hisse devirleri, Hazine Müsteşarlığının iznine tabidir. Ayrıca, sermayenin yüzde 5 ve daha fazlasına sahip olacak ortakların, kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır ve kurucularda aranan şartlar, gerçek veya tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın tüm ortaklarda aranmaktadır. Bundan dolayı, Bankalar Kanunu’na ilişkin 21 Temmuz 1998 tarih ve 23409 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3182 sayılı 19 sayılı Tebliğ ile tüzel kişilerin banka ortağı olması durumunda bunları yönetim ve denetimleri altında bulunduran kimselerin de kanuni şartları taşıyan muteber kimseler olmaları gerektiği öngörülmüştür. Ek olarak, izne tabi oranlarda pay sahibi olan bu tür ortakların yönetim ve denetiminin el değiştirmesi sonucunu veren hisse edinimleri ve devirlerinde, işlemin hukuken tamamlanmasından önce Hazine Müsteşarlığının iznine tabi tutulmuştur.
f) Mevduat Munzam Karşılıklarına İlişkin Düzenlemeler
Avrupa Birliği’ne üye 11 ülke 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren Ekonomik ve Parasal Birliğe geçmiş ve EURO kaydi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle, 18 Ekim 1998 tarih, 23497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/4 sayılı Bankamız Genelgesi ile "EURO" Bankamızca alım satımı yapılan dövizler kapsamına alınmıştır. Bu uygulamaya paralel olarak, 20 Kasım 1998 tarih, 23529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/1 numaralı Mevduat Munzam Karşılıkları Hakkında Tebliğ ile 96/1 numaralı Tebliğin 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası değiştirilerek, Euro cinsinden açılan döviz tevdiat hesapları için munzam karşılık tesis edilmesi imkanı getirilmiştir.
g) Umumi Disponibiliteye İlişkin Düzenlemeler
Umumi Disponibilite Hakkında 20 Kasım 1998 tarih ve 23529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 98/1 sıra numaralı Tebliğ ile 22 Temmuz 1996 tarih ve 22704 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Umumi Disponibilite Hakkında 96/1 sıra numaralı Tebliğ’in 3 üncü maddesinin (e) fıkrası değiştirilmiştir. Buna göre, mevduat dışı yabancı para pasif hesaplar için bulundurulacak yüzde 11 oranındaki Yabancı Para Serbest Tevdiat hesaplarına, Euro cinsinden Bankamız nezdinde açılacak serbest tevdiat hesapları da dahil edilmiştir.
h) "Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı Standart Rasyosu" ile İlgili Düzenlemelerde Yapılan Değişiklikler
"Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı" ve "Yabancı Para Net Vadeli İşlem Pozisyonu/Sermaye Tabanı" Standart Rasyolarının Bankalarca Hesaplanmasına ve Uygulanmasına İlişkin Esaslar Hakkında 30 Haziran 1998 tarih ve 23388 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı’na ilişkin Tebliğde bazı değişiklikler yapılmıştır. Önceki tebliğe göre yüzde 50 olan Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı Standart Rasyosu azami yüzde 30 olarak belirlenmiştir. Fakat, söz konusu oranın kademeli şekilde indirilerek 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Daha önceki tebliğe göre döviz varlık ve yükümlülüklerin hesabında dövize endeksli menkul kıymetlerin yüzde 100’ü, diğer dövize endeksli varlık ve yükümlülüklerin ise yüzde 50’si dikkate alınırken 30 Haziran 1998 tarihli tebliğ ile dövize endeksli varlık ve yükümlülüklerin tümü döviz varlık ve yükümlülüklerine dahil edilmiştir. Ancak, dövize endeksli kredilerin 6 ay içinde kademeli olarak yüzde 100'ünün hesaplamaya dahil edileceği öngörülmüştür. Ayrıca, bankaların yabancı para vadeli işlemlerine de sınırlama getirilerek "Yabancı Para Net Vadeli İşlem Pozisyonu/Sermaye Tabanı Standart Rasyosu", azami yüzde 15 olarak belirlenmiştir.
29 Ağustos 1998 tarih ve 23448 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Yabancı Para Net Genel Pozisyonu/Sermaye Tabanı” Standart Rasyosunun Bankalarca Hesaplanmasına ve Uygulanmasına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ ile de Yabancı Para Net Vadeli İşlem Pozisyonu/Sermaye Tabanı Standart Rasyosu yürürlükten kaldırılmıştır.
i) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu İle İlgili olarak 1998 yılı İçinde Yapılan Düzenlemeler
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 12.Mayıs.1998 tarih, 88/12944 sayılı Karar'a 26 Ağustos 1998 tarih, 23445 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/11498 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bir madde eklenmiştir. Bu Karar uygulamasında, banka ifadesinin Özel Finans Kurumlarını(ÖFK), kredi ifadesinin ÖFK’nın kullandırdıkları fonları {Kira akdi (Leasing) hariç}, faiz ifadesinin ÖFK’nın kullandırmış oldukları fonla ilgili faaliyetten doğan kârı da kapsadığı hükme bağlanmıştır. Böylelikle, bankalar ve finansman şirketleri yanında ÖFK da Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu uygulaması kapsamına alınmıştır.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 5 Haziran 1998 tarih, 23363 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21 numaralı Tebliğ ile 12 Mayıs 1998 tarih, 88/12944 sayılı Karar'a ilişkin 6 numaralı Tebliğ’in "Fon'a Kesinti Yapılmayacak Krediler"i düzenleyen 3 üncü maddesinin 1 ve 5 inci bendleri değiştirilmiştir. Buna göre TC Ziraat Bankası dışında diğer bankaların tarım kooperatifleri üyesi çiftçilere yalnızca tarıma yönelik olarak kullandırdıkları 2 milyar Türk lirasına kadar olan krediler ile Karşılıklar Kararnamesi’nde yapılan değişik paralelinde idari ve kanuni takipteki krediler yerine Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı’na alınan krediler (1inci Grup Teminatlı krediler hariç) Fon muafiyeti kapsamına alınmıştır.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 17 Aralık 1998 tarih, 23556 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22 numaralı Tebliğ ile 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 12 Mayıs 1998 tarih, 88/12944 sayılı Karar'a ilişkin 6 numaralı Tebliğin "Fon'a Yapılacak Kesintiler"i düzenleyen 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası değiştirilmiştir. Buna göre fon kesintisi oranları bankalarca kullandırılan tüketici kredilerinde yüzde 8, diğer kredilerde yüzde 3, finansman şirketlerince kullandırılan kredilerde yüzde 8, bankalar ve finansman şirketlerinin yurt dışından sağladıkları kredilerde yüzde 0, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları kredilerde ve kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemlerinde yüzde 3 olarak belirlenmiştir. Ek olarak "Fon'a Kesinti Yapılmayacak Krediler"i düzenleyen 3 üncü maddesinin 16 ve 20 nci bentleri değiştirilmiştir. Böylelikle yurt dışındaki ihracat kredi veya ihracat kredisi sigorta kurumları ile bu ülkelerin kredi garanti programları çerçevesinde, yapılacak ithalatın finansmanında kullanılmak üzere bankaların borçlu sıfatıyla sağladıkları kredilerin ithalatçıya kullandırılan kısmı ile Türkiye'de yerleşik kişilerce yurt dışından sağlanan döviz kredilerinin fon muafiyetinden yararlanması için gerekli olan 2 yıllık ortalama vade 1 yıla çekilmiştir.
j) Döviz Pozisyonu Oranına İlişkin Düzenlemeler
Avrupa Birliği’ne üye 11
ülke 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren Ekonomik ve Parasal Birliğe geçmiş
ve Euro kaydi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle, 18 Ekim 1998
tarih, 23497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/4 sayılı Bankamız Genelgesi
ile "EURO" Bankamızca alım satımı yapılan dövizler kapsamına alınmıştır.
Bu uygulamaya paralel olarak, I-M Sayılı Bankamız Genelgesi'nin “Döviz
pozisyon Yönetimine İlişkin Oranlar” başlığını taşıyan 7 nci maddesinin
A-2 nci bölümünün birinci
paragrafı değiştirilerek, Döviz Pozisyon oranının, bankalar ve ÖFK’nın
ABD doları, Euro dahil Avrupa Para Birliği'ne katılan ülke paralarının
Euro karşılıkları toplamı, altın dahil diğer konvertibl paraların ABD dolar
karşılıkları toplamı üzerinden her bir kategori itibariyle ve ayrıca bunların
toplam ABD doları karşılıkları üzerinden
döviz ve altın mevcutları ile döviz ve altın alacakları toplamının, döviz
ve altın borçları toplamına bölünmesi suretiyle bulunması esası getirilmiştir.
k) Zorunlu Döviz Devirlerine İlişkin Düzenlemeler
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar kapsamında yayımlanan I-M Sayılı Bankamız Genelgesi’nin “7. Döviz Pozisyon Yönetimi ve Bilgi Verme” başlıklı bölümünün “D-Zorunlu Döviz ve Efektif Devirleri ve Satışları” başlıklı kısmında yer alan zorunlu döviz ve efektif devir ve satış oranı, 98/1, 98/2, 98/3 ve 98/6 numaralı Bankamız Genelgeleri ile Haziran 1998, Temmuz 1998, Ağustos 1998, Eylül 1998, Ekim 1998, Kasım 1998, Aralık 1998 ve Ocak 1999 aylarında yapılacak döviz ve efektif devir ve satışları için yüzde 0 olarak belirlenmiştir.
l) Risk ve Takas İşlemleri ile ilgili Düzenlemeler
Kredi ve risk bildirimine
esas alınacak asgari tutar Yönetim Komitesi’nin 18 Kasım 1998 tarih ve
44799 sayılı kararı ile 1 Ocak 1999 tarihinden geçerli olmak üzere
1 milyar Türk lirasından
3 milyar Türk lirasına yükseltilmiş olup, durum bankalar ve ÖFK ile Bankamız
şubelerine duyurulmuştur.
Protestolu senetlere ilişkin 1999 yılı için asgari bildirim limiti 400 milyon Türk lirası olarak tespit edildiğinden, 1 Ocak 1999 tarihinden geçerli olmak üzere bu limit ve üzerindeki protestoların senet bazında, söz konusu limitin altında kalan protestolu senetlerin ise global olarak Bankamıza bildirim konusu yapılması banka ve ÖFK’na duyurulmuştur.
m) Özel Finans Kurumları ile İlgili Tekdüzen Raporlama Paketine İlişkin Düzenlemeler
Bankalar için Bankalar Gözetim Sistemi Tek Düzen Raporlama Paketi'nin 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle, ÖFK ile bankalar arasındaki paralelliğin sürdürülmesi ve kurumların denetimlerinin daha etkin bir biçimde yürütülmesi amacıyla, 1986 yılından beri uygulamada olan "ÖFK Gözetim Sistemi" yürürlükten kaldırılmıştır. 1 Temmuz 1998 tarihinde de yeni "ÖFK Gözetim Sistemi Tekdüzen Raporlama Paketi" uygulamaya konulmuştur.
n) Özel Finans Kurumları ile İlgili Mevzuata İlişkin Düzenlemeler
ÖFK hakkındaki muhtelif tarihli tebliğlerimizle değişik 21 Mart 1984 tarih ve 18348 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 numaralı Merkez Bankası Tebliği'nin "Akitlerde Bulunması Gereken Asgari Şartlar" başlığını taşıyan 15inci maddesi ile "Kâr ve Zarara Katılma Hesabı Akdi"nde Bulunması Gereken Hususlara ilişkin Ek:1 ve "Özel Cari Hesap Akdi"nde Bulunması Gereken Hususlara ilişkin Ek:3 ile ilgili 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri 5 Haziran 1998 tarih ve 23363 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6 numaralı Merkez Bankası Tebliği ile değiştirilmiştir. Buna göre, kâr ve zarara katılma hesabı akdi ile özel cari hesap akdinin hamiline düzenlenemeyeceği hükmü getirilmiştir. Ayrıca, bu akitlerde bulunması gereken hususlarda da düzenleme yapılarak, açılan hesaplarda tarafların açık unvanları ve isimlerinin belirtilmesi ve Kurum ile hesap sahiplerinin adres ve imzalarının yer alması zorunluluğu getirilmiştir.
ÖFK’nın Kurulması Hakkında 83/7506 sayılı Kararname Eki Karara İlişkin Tebliğ'in 4 üncü maddesine, 25 Eylül 1998 tarih ve 23474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hazine Müsteşarlığı Tebliği ile yapılan ilavede ÖFK’nın hisse senetlerinin devirlerinin nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Bu bağlamda hisse devirlerinde işlemin hukuken tamamlanmasından önce Müsteşarlık izni alınması zorunluluğu getirilmiştir. Aynı Tebliğ'in 17, 20 ve 29 uncu maddelerinde yapılan değişikliklerle de cari ve katılma hesaplarında biriken fonların hangi oran ve şartlarda bloke edileceği ile kurumun veya ortaklarının katıldıkları işletmelerin tümüne söz konusu hesaplardan kullandırılabilecek fon miktarı konusunda düzenleme yapma yetkisi Merkez Bankasına verilmiştir. Ayrıca, Tebliğ'e ilave edilen ek madde ile ÖFK’nın özkaynaklarından bir gerçek veya tüzel kişiye kullandırabileceği nakdi ve gayrinakdi fon tutarının da Merkez Bankası tarafından belirlenmesi hükmü getirilmiştir.
Merkez Bankasının 6 Kasım 1998 tarih ve 23515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7 numaralı Tebliği ile 1 numaralı Tebliği'nin "Cari Hesaplardan Kullandırılabilecek Fon'un Tavanı" başlıklı 9 uncu, "Blokaj" başlıklı 10 uncu ve "Katılma Hesaplarından Kullandırılabilecek Azami Fon Tutarı" başlıklı 11 inci maddeleri değiştirilmiştir. Böylece kurumların, gerçek veya tüzel bir kişiye, dolaylı fon tahsisi ilişkisi içinde bulunulan gerçek ve tüzel kişilerin tümüne ve iştiraklerine kullandırılabilecekleri azami nakdi ve gayrinakdi fon tutarlarının ve fon kullandırmada sınırlamaya tabi tutulmayacak işlemlerin belirlenmesi konusunda Bankalar Kanunu'na paralel düzenlemeler yapılmıştır. 27.Kasım.1998 tarihli cetvelden başlamak üzere yürürlüğe giren ÖFK Hakkında 7 numaralı Tebliğin 3 üncü maddesi ile, blokaj açısından cari hesap, katılma hesabı ayrımı kaldırılarak Türk lirası ve yabancı para ayrımı esası getirilmiştir. ÖFK'nın Bankamız nezdinde tuttukları blokajın oranı yurtiçi bankalar ve ÖFK'nca açtırılan hesaplar hariç, Türk lirası cari ve katılma hesapları için yüzde 8, yabancı para cari ve katılma hesapları için ise yüzde 11 olarak tespit edilmiştir. Öte yandan kasa ve bankalarda cari hesaplar için bulundurulacak yüzde 6'lık nakit oranı uygulaması da kaldırılmıştır.
ÖFK’nın Kurulması Hakkında 83/7506 sayılı Kararname Eki Karar'ın "Denetime Yetkili Kamu Mercileri" başlıklı 12 nci maddesi 1 Aralık 1998 tarih ve 23540 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilmiştir. Bu Karar ile yapılan denetlemeler sonunda mevzuat ve işletme amaç ve ilkelerine aykırı durum ve işlemleri tespit edilen kurumlara uygulanacak yaptırımlarla ilgili düzenlemeler getirilmiştir.
III.1.2.C. Özel Finans Kurumları
Eylül 1998 itibariyle 6 ÖFK faaliyet göstermektedir.
Konsolide bilanço büyüklüğü 1997 yılı sonunda 462,1 trilyon Türk lirası iken, 1998 Eylül dönemi itibariyle nominal yüzde 66,7, reel yüzde 19,2 oranında artış göstererek 770,3 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Eylül 1998 itibariyle, ÖFK konsolide bilançosunun yüzde 31'ini Al Baraka Türk, yüzde 30'unu İhlas Finans, yüzde 15'ini Kuveyt Türk, yüzde 9'unu Asya Finans, yüzde 8'ini Anadolu Finans ve yüzde 7'sini Faisal Finans Kurumu oluşturmaktadır.
Bilanço içerisinde en büyük pay yüzde 70,8 ile kullandırılan fonlara aittir. Bunu sırasıyla yüzde 8,9 ile bankalar, yüzde 8,6 ile sabit kıymetler izlemektedir. Kullandırılan fonlar kalemi 1997 yıl sonuna göre nominal yüzde 64,3, reel yüzde 17,5 oranında artış göstererek 332,1 trilyon Türk lirasından 545,5 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Yüzde 80,6'sı döviz olarak kullandırılan fonların yüzde 3,2'si tahsili gecikmiş alacağa dönüşmüştür. Brüt 18 trilyon Türk lirası olan tahsili gecikmiş alacaklar için 10,1 trilyon Türk lirası tutarında karşılık ayrılmıştır.
Toplam kaynakların yüzde 5,4'ünü oluşturan ÖFK’nın özkaynakları, kurumların ödenmiş sermayelerinde gerçekleştirdikleri artışlar nedeniyle, toplam bilanço artışının üzerinde bir büyüme göstererek, 1997 yıl sonuna göre nominal yüzde 72,2, reel yüzde 23,2 oranında artmış ve 24,1 trilyon Türk lirasından 41,5 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Özkaynaklardaki bu artışın yüzde 66,1'i ödenmiş sermayedeki, yüzde 24,6'sı ise sabit kıymet yeniden değerleme fonundaki artıştan kaynaklanmıştır.
Bilanço içerisindeki payı yüzde 79,5 olan özel cari hesaplar ve katılma hesapları ile özel projeler için sağlanan fonlar, Aralık 1997-Eylül 1998 döneminde nominal yüzde 69,5, reel yüzde 21,2 oranında artarak 361,5 trilyon Türk lirasından 612,5 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Yüzde 89,4 oranında yabancı para, yüzde 10,6 oranında Türk lirası olarak toplanan fonların yüzde 80,6'sının yabancı para, yüzde 19,4'ünün ise Türk lirası olarak kullandırıldığı görülmektedir.
Yabancı para varlıkların toplam varlıklar içerisindeki payı Aralık 1997 döneminde yüzde 71,4'den Eylül 1998 döneminde yüzde 74,1'e, yükümlülüklerin payı ise aynı dönemler itibariyle yüzde 76'dan yüzde 76,3'e yükselmiştir. Varlıklardaki artışın yükümlülüklerdeki artışın üzerinde olması nedeniyle Aralık 1997 döneminde 21,5 trilyon Türk lirası olan pozisyon açığı, Eylül 1998'de 16,7 trilyon Türk lirası'na düşmüştür.
1997 yıl sonunu 6,8 trilyon Türk lirası kâr ile kapatan ÖFK, 1998 yılının ilk 9 aylık döneminde 7,4 trilyon Türk lirası kâr elde etmişlerdir. Bir önceki yıl Eylül döneminde 4,5 trilyon Türk lirası olan dönem kârına kıyasla kâr rakamında nominal yüzde 66,1 oranında artış olmasına karşın, reel olarak sadece yüzde 0,1 oranında artmıştır. Böylece, ÖFK'nın söz konusu dönemlerde aktif karlılığı yüzde 1,2'den yüzde 0,96'ya, özkaynak kârlılığı ise yüzde 27,6'dan yüzde 17,8'e düşmüştür.
ÖFK'nın konsolide bilançosu bankacılık sektörü ile karşılaştırıldığında, ÖFK'nın toplam aktif büyüklüğü bankacılık sektörü toplam aktif büyüklüğünün yüzde 2,3'ü, toplam kullandırdığı fonlar bankacılık sektörü kredilerinin yüzde 4,7'si, toplanan fonlar ise bankacılık sektörü toplam mevduatının yüzde 3,1'i düzeyindedir. Bankacılık sektörü özkaynaklarının yüzde 1,3'ü oranında toplam özkaynağa sahip olan ÖFK'nın, 1998 Eylül dönemi itibariyle elde ettikleri dönem kârı ise bankacılık sektörünün yüzde 0,7'si oranındadır.
III.2. PARA PİYASALARI
Güney Doğu Asya’da 1997 yılının ikinci yarısında ortaya çıkan krizin etkileri, 1998 yılına girildiğinde göreli olarak bir miktar yavaşlamıştır. Ancak Ağustos ayında Rusya mali krizinin dünyanın gündemine girmesiyle birlikte, uluslararası yatırımcıların gelişen piyasalara olan güveni daha da azalmış, bu durum bu ülkelerden yabancı sermayenin çekilmesine neden olmuş ve fonların gelişmiş piyasalara yönelmeye başlaması ile sonuçlanmıştır. Sözkonusu gelişmelerden ülkemiz finansal piyasaları da etkilenmiştir. Bu çerçevede, Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerin dış piyasalardan borçlanma imkanları zorlaşmıştır.
Yılın ilk yarısında uygulanan para programı çerçevesinde Merkez Bankası dış varlık artışı karşılığında likidite yaratmaya yönelik bir politika izlemiştir. Bu bağlamda, 1997 yılı ikinci yarısından itibaren yoğun olarak yapılan repo işlemlerinden dolayı yüksek seviyelerde seyreden APİ stoku, net dış varlıkların hızlı artışı sonucu azalan fonlama gereğine paralel olarak düşmüştür. 1998 yılı Mart ayından itibaren ise enflasyonist bekleyişlerdeki azalma, Nisan ve Mayıs aylarında Hazinenin itfasından daha az borçlanması, bütçenin faiz dışı dengesinde gözlenen iyileşme, ve dolayısıyla DİBS faizlerindeki düşmeye paralel olarak, piyasalar, yılın ikinci üç aylık döneminde “artı rezerv” ile açılmıştır. Yılın ikinci üç aylık dönemindeki bu konjonktür, rezerv para büyüklüğü için hedeflenen aralık çerçevesinde, Merkez Bankasının ters repo işlemleri ile piyasalardaki fazla likiditeyi çekmesini gerektirmiştir. Sonuç olarak yılın ilk yarısında “rezerv para” büyüklüğü öngörüldüğü şekilde gerçekleşmiştir.
Temmuz ayına gelindiğinde piyasaları etkileyen önemli gelişmelerden birincisi Uluslararası Para Fonu ile yapılan Yakın İzleme Anlaşmasıdır. Bu anlaşma ile Merkez Bankası 6 aylık bir para programı açıklamıştır. Buna göre, yeni tanımlı “net iç varlıklar” kalemi ön plana çıkarılmıştır. Merkez Bankası da Uluslararası Para Fonunun yayınladığı memorandum paralelinde piyasalara “net dış varlıklar” ve “rezerv para (X)” büyüklükleri ile tutarlı yeni tanımlı “net iç varlıklar” kalemini hedefleyeceğini bildirmiştir. Ek olarak, hızlı net dış varlık artışı hedeflenmediği ve günlük likidite yönetiminde yoğun sterilizasyon yapılmayacağı da açıklanmıştır. Hazinenin programı içerisindeki en önemli konu ise, itfalardan daha az iç borçlanma yapılması ve dış borçlanma ile faiz baskısının azaltılması yönünde olmuştur.
Ancak, Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren, hem günlük likidite gelişmeleri, hem de kamu maaş zamları ve erken seçim tarihi ile ilgili tartışmaların yarattığı belirsizlik ortamı faizlerin yükselmesine neden olmuştur. Ağustos ayında ise piyasaların yönünü, stopajla ilgili tartışmalar, Hazinenin borçlanma programındaki sapmalar ve Rusya krizinin etkisiyle başlayan yoğun sermaye çıkışı belirlemiştir. Bu dönemde, ikincil piyasa faiz oranlarındaki dalgalanmalar Merkez Bankasının tekrar repo-ters repo pazarında bir gecelik vadede kotasyon girişi ile bir miktar yavaşlatılabilmiştir. Diğer taraftan, ikincil piyasadaki yoğun DİBS satışları ve Merkez Bankasının piyasanın döviz talebini karşılaması nedeniyle yaşanan Türk lirası sıkışıklığı zaten yükselmekte olan ikincil piyasa DİBS faiz oranlarını daha da yükseltmiştir. 26 Ağustos’ta bankalararası para piyasasında Merkez Bankası kotasyonları tekrar yükseltilmiş, ve böylece marj bir miktar daraltılarak bir yandan faiz oranlarındaki dalgalanmanın azaltılması, bir yandan da döviz satışlarındaki yoğunluğun hafifletilmesi amaçlanmıştır. Merkez Bankası yılın en yüksek döviz satış müdahalelerini bu ay içerisinde yapmıştır. Temmuz ayının başından itibaren Merkez Bankasını piyasaya borçlu konumda gösteren APİ stoku ise, hızla azalmış ve 25 Ağustos itibariyle piyasa, Merkez Bankasına borçlu konuma gelmiş ve stok tekrar bu yönde hızlı artışını devam ettirmiştir.
Süren likidite sıkışıklığının yanısıra, Hazinenin Temmuz ayından itibaren dış piyasalardaki olumsuz konjonktüre paralel olarak dış borçlanma açısından hedeflenenleri gerçekleştirememesi, faiz oranlarındaki yüksek seviyelerin Eylül ve Ekim ayları süresince de devam etmesine neden olmuştur. Merkez Bankasının Eylül ve Ekim aylarında kademeli olarak döviz satış müdahaleleri azalmış ve özellikle Eylül ayının üçüncü haftasından sonra alış müdahaleleri artmaya başlamıştır.
Ekim ayında bir yandan uluslararası piyasalardaki olumsuz gelişmelerin sermaye çıkışı olarak ülkemiz mali piyasalarına yansıması ile birlikte hem Türk lirası hem de döviz piyasalarında yaşanan sıkışıklığı gidermek üzere Merkez Bankasının yaptığı yoğun döviz ve Türk lirası satışları ve diğer yandan Temmuz ayından itibaren, Uluslararası Para Fonu ile varılan “Yakın İzleme Anlaşması” sonucunda planlanan dış borçlanmanın gerçekleştirilememesi “net iç varlıklar” hedefinin revize edilmesini gerektirmiştir. Temmuz-Aralık döneminde, dış borç servisinin yüklü bölümünün Merkez Bankası rezervlerinden yapılmış olması da bu kararın doğruluğunu göstermektedir.
Yılın son iki ayında ise,
Merkez Bankasının günlük kısa vadeli olarak yaptığı fonlamaların dönüşleri
ile birlikte Hazinenin itfalarından fazla borçlanması, piyasalarda likidite
sıkışıklığının devam etmesine neden olmuştur. Özellikle Aralık ayının ikinci
yarısında bankaların döviz açık pozisyonlarını kapatmaya yönelik döviz
talepleri bu sıkışıklığı daha da artırmıştır. Kasım ayı başında, Ekim ayı
enflasyon oranının beklenenin altında gerçekleşmesi, dış piyasalardan krizle
ilgili olumlu haberlerin gündeme yerleşmesi ve Hazinenin iç borçlanmayı
devam ettirebilmesi, bekleyişleri bir miktar olumluya çevirse de, 11 Kasım’da
başlayan süreçte siyasi belirsizliğin artması APİ repo ve ikincil piyasalardaki
faiz oranlarındaki artışı beraberinde
getirmiştir. Aralık ayında Hazine ihalelerindeki ağırlıklı ortalama bileşik
faiz oranı ise, Kasım ayına göre önemli bir değişme göstermemiştir. Yine
Aralık ayında Hazinenin bir miktar dış borçlanma gerçekleştirmesi, piyasalarda
ayın bazı dönemlerinde olumlu bir ortamın oluşmasına ve bankaların bir
miktar döviz satmalarına da neden olmuştur. Bu gelişmeler de Merkez Bankasının
yıl sonu “net iç varlıklar” hedefini tutturmasını kolaylaştıran bazı faktörler
olarak belirtilebilir.
III.2.1. Devlet İç Borçlanma Senetleri Satışları ve Faizleri
1998 yılında Hazine toplam 17,4 katrilyon Türk lirası tutarında menkul kıymet ihraç etmiştir. İhracın 17,3 katrilyon Türk lirası ihale ile gerçekleştirilmiştir. İhaleler dışındaki diğer satışlar ise 98 trilyon Türk lirası tutarında olmuştur. Toplam ihraç ağırlıklı olarak bonolardan oluşmuştur (Tablo III.2.1).
TABLO III.2.1
TOPLAM
İHRACIN DAĞILIMI
(Yüzde)
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(1) Türk lirası cinsinden halka arz ve doğrudan satışları içermektedir.
Hazine ihalelerinin seyrine bakıldığında, genel olarak hedeflenen satış miktarlarının gerçekleşmekle birlikte, zaman zaman faizlerdeki hızlı yükselmenin önlenmesi amacıyla satışların programlananın altında kesildiği gözlenmiştir. 11 Ağustos, ve 25 Eylül tarihlerindeki ihaleler bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Rusya krizinin piyasada yarattığı olumsuz hava üzerine 18 Ağustos’taki 1 yıl vadeli ihalenin vadesi de 3 ay olarak kısaltılmıştır. Yine aynı amaçla hükümetin aldığı kararlar çerçevesinde, 1 Ekim 1998 tarihinden itibaren ihraç edilecek hazine bonosu ve devlet tahvillerinden elde edilecek faiz gelirleri üzerindeki stopaj kesintisi kaldırılmıştır. Bu çerçevede Hazine Ekim ayından itibaren ihalelerde çoklu fiyat sistemini uygulamaya başlamıştır.
Hazine Ocak-Eylül döneminde Ocak ve Mart ayları dışında iç borç itfasının altında borçlanmıştır. Ekim, Kasım ve Aralık aylarında ise iç borç itfasının üzerinde borçlanarak Ağustos ayından beri yaşanmakta olan likidite sıkışıklığının artmasında etkili olmuştur.
1998 yılında Hazine, Eylül ayına kadar her ay bir adet TÜFE’ye endeksli tahvil ihalesi açmıştır. 1997 yılından farklı olarak bu yeni tahviller 1 yıl vadeli olup, vade sonu kupon ödemeli olarak belirlenmiştir. Ek olarak, ödemeye esas olacak değerleme oranı, yatırımcıların enflasyon riskinden tam korunabilmesi amacıyla ödeme dönemi itibariyle gerçekleşen TÜFE değişim oranı olarak belirlenmiştir. TÜFE’ye endeksli ihalelerde reel getiri oranı Ocak ayında enflasyonda olumlu bekleyişlerin ardından 13puan düşmüş, Şubat ayında vergi reformuna ilişkin tartışmalara ve Irak krizine bağlı olarak hızla yükseldikten sonra, enflasyonist bekleyişlerdeki azalmaya bağlı olarak Mart ayından itibaren bir düşme trendine girmiştir. Ancak Ağustos ve Eylül aylarında uluslararası piyasalardaki ekonomik ve içerideki siyasi olumsuz havaya bağlı olarak gerçekleşen reel getiri oranı yükselmiştir (Grafik III.2.2).
İskontolu ihalelerde gerçekleşen
faiz oranları ise yıl başından itibaren küçük dalgalanmalarla birlikte,
Temmuz ayında yüzde 70’ler seviyesine kadar düşmüş; bu tarihten sonra memur
maaş zamlarına ve erken seçim tartışmalarına bağlı belirsizlik, vergi yasası
ile ilgili tartışmaların yarattığı siyasi gerginliğin etkisiyle yüzde 140’lar
seviyesine yükselmiştir. Ağustos ayındaki Rusya krizi ise bu artışa ivme
kazandırmıştır (Tablo III.2.2).
GRAFİK
III.2.2
TÜFE’YE
ENDEKSLİ İHALELERDE GERÇEKLEŞEN
REEL
GETİRİ ORANI
(Yüzde)
TABLO III.2.2
İSKONTOLU
İHALELER
|
Bileşik Faiz(1) |
(Trilyon TL) |
(Ay olarak)(2) |
|
| Ocak |
|
|
|
| Şubat |
|
|
|
| Mart |
|
|
|
| Nisan |
|
|
|
| Mayıs |
|
|
|
| Haziran |
|
|
|
| Temmuz |
|
|
|
| Ağustos |
|
|
|
| Eylül |
|
|
|
| Ekim |
|
|
|
| Kasım |
|
|
|
| Aralık |
|
|
|
Kaynak: TCMB.
(1) Tablo ihale tarihlerine
göre hazırlanmış olup, bir ay içinde birden fazla ihalenin gerçekleşmesi
durumunda, ihalede gerçekleşen bileşik faizler satış miktarıyla ağırlıklandırılarak
hesaplanmıştır.
(2) Ortalama vade, iskontolu
ihalelerdeki net satılan miktar ile ağırlıklandırılarak hesaplanmıştır.
Hazine, ihaleler dışında halka arz ve doğrudan satış yöntemleri ile de borçlanmıştır. İlk olarak 6 Ağustos'ta yüzde 20 reel faizli 1 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli devlet tahvilleri halka arz yolu ile satılmış, net 81,3 trilyon Türk lirası borçlanılmıştır. 28 Ağustos’ta ise 3 ayda bir kupon ödemeli, yüzde 5,5 dönem faizli, TÜFE’ye endeksli 1 yıl vadeli devlet tahvilleri ile 3 ayda bir kupon ödemeli, yüzde 3 dönem faizli ABD doları cinsinden 1 yıl vadeli devlet tahvilleri doğrudan satışa sunulmuştur. Bu yolla net olarak sözkonusu tarihli kur ile toplam 89,8 trilyon Türk lirası borçlanılmıştır. 10 Eylül’de halka arz yolu ile satışa sunulan 1 yıl vadeli ABD doları cinsinden 3 ayda birkupon ödemeli, yüzde 3 kupon faizli devlet tahvillerinden 202,8 milyon ABD doları tutarında, 3 ay vadeli yüzde 21 dönem faizli hazine bonosundan ise 11,5 trilyon Türk lirası tutarında ihraç gerçekleştirilmiştir. Son olarak 27 Ekim’de halka arz yolu ile 1 yıl vadeli, yıllık yüzde 12 faizli ABD doları cinsinden 161 milyon ABD doları tutarında tahvil satılmıştır.
III.2.1.A. İkincil Piyasa
İMKB tahvil ve bono pazarı ve repo-ters repo pazarındaki gelişmeler ise yıl boyunca dış ve iç ekonomik gelişmelere ve bunların dolaylı bir yansıması olan likidite durumuna göre şekillenmiştir. Bu bağlamda faiz oranları likidite durumuyla paralel bir şekilde, Mart ayına kadar yükselme trendi göstermiş daha sonra düşmeye başlamıştır. Mayıs’ta Merkez Bankasının İMKB repo-ters repo pazarında zorunlu durumlar dışında bir gecelik kotasyon açıklamayacağını bildirmesinden sonra bu piyasadaki gecelik faiz oranlarında dalgalanmalar gözlenmiş ve bu piyasadaki faiz oranlarının likiditeye duyarlılığı göreli olarak artmıştır.
Öte yandan Haziran ayında sterilizasyon sonrası piyasalarda likidite kalması, düşen enflasyon ile birlikte devalüasyon hızının yavaşlayacağı beklentisi ve bankalararası para piyasası kotasyonlarının aşağı çekilmesi, ikincil piyasa faiz oranlarının aşağı yönlü hareketini desteklemiş ve her iki pazar arasındaki faiz marjı daralmaya başlamıştır. Böylece Haziran ayında faizlerin yönünü Hazinenin ihaleleri ile birlikte Merkez Bankasının likiditeye ilişkin politikası etkilemiştir. Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren, likiditeyle ilgili gelişmeler yanında, enflasyon bekleyişlerindeki yükselme, kamu maaş zamları ve erken seçim tarihi ile ilgili tartışmaların yarattığı belirsizlik ve bankaların maliyet unsurlarını etkileyecek stopaja ilişkin kararlar nedeniyle faiz oranları yükselme trendine girmiştir. Faiz oranlarındaki bu yükselme dış piyasalardaki gelişmeler ve döviz talebi ile DİBS satışlarından kaynaklanan likidite sıkışıklığının etkisiyle yıl sonuna kadar devam etmiştir. Ekim ayında Suriye ile yaşanan gerginlik ve Aralık ayında ABD ve İngiltere’nin Irak’da gerçekleştirdikleri hava harekatı faiz oranlarındaki yükselişi desteklemiştir (Grafik III.2.3).

III.2.2. Açık Piyasa İşlemleri
Açık piyasa işlemleri portföy limiti Ocak 1998’de 650 trilyon Türk lirası’ndan 1500 trilyon Türk lirası’na çıkarılmıştır. 1998 yılı sonu itibariyle APİ portföyünde bulunan kıymetlerin alış fiyatı ile değeri 828 trilyon Türk lirası olmuştur. Diğer yıllarda olduğu gibi 1998 yılında da açık piyasa işlemleri, döviz piyasası ve bankalararası para piyasası ile birlikte, ekonomideki likiditenin uygulanan para politikası doğrultusunda düzenlenmesine ve piyasalardaki istikrarın korunmasına yönelik olarak kullanılmıştır.
Yılın ilk yarısında Ocak ve Şubat aylarında yaşanan sıkışıklık dışında genel olarak piyasalar artı rezervle açılmıştır. Mart ayından itibaren, enflasyonist bekleyişlerdeki azalma, Nisan ve Mayıs aylarında Hazinenin itfasından daha az borçlanması, bütçenin faiz dışı dengesinde görülen iyileşme ve dolayısıyla DİBS faizlerindeki düşme ve yoğun döviz devirleri nedeniyle likidite sıkışıklığı yaşanmamıştır. Ancak 17 Ağustos’ta tepe noktasına çıkan Rusya krizi ve buna bağlı olarak dış piyasalardaki gelişmeler özellikle yabancı yatırımcıların tedirginliğini artırmış, ellerindeki varlıkları satıp döviz alımına yönelmelerine neden olmuştur. Bir yandan yoğun bono satışları diğer yandan da Merkez Bankasının döviz taleplerini karşılaması likidite sıkışıklığı yaratmıştır. Bu sıkışıklık, Rusya’daki krizin büyüyerek global hale gelmesi, Hazinenin Ekim’den itibaren itfasının üzerinde borçlanması ve Merkez Bankasının piyasaları APİve bankalararası para piyasası aracılığı ile fonlamasına bağlı dönüşlerin yer alması nedeniyle, artarak yıl sonuna kadar devam etmiştir.
Bu gelişmeler çerçevesinde Merkez Bankası likiditenin göreli olarak bol olduğu Nisan-Temmuz döneminde ters repo işlemleri ile ve daha sonra repo işlemleri ile piyasadaki likidite durumunu ayarlamaya çalışmıştır (Tablo III.2.3). İMKB’de gerçekleştirilen işlemler genellikle bir gecelik olurken ihale ile yapılan repo işlemlerinde vade genellikle 1 hafta, ters repo işlemlerinde ise 2 ile 3 ay arasında olmuştur.
Yoğun olarak Nisan-Temmuz
döneminde yapılan ters repo ihalelerinde bileşik faiz oranları ortalama
yüzde 107,5 düzeyinde seyrederken, Temmuz ayında, piyasalardaki likidite
fazlası nedeniyle yüzde 74’e kadar düşmüştür. Repo ihalelerindeki bileşik
faiz oranları ise Ocak ayı başında yüzde 129 olan seviyesini hafif dalgalanmalarla
Kasım ayına kadar korumuş, daha sonra likidite sıkışıklığına bağlı olarak
kademeli bir şekilde yükselmiştir. Yılın son haftasında bu seviye yüzde
200’e yaklaşmıştır.
TABLO III.2.3
AÇIK
PİYASA İŞLEMLERİ
(Trilyon
Türk lirası)
|
Doğrudan
Alım (1) |
Doğrudan Satım
(2) |
Ters
Repo (3) |
Ters Repo
Dönüş (4) |
Repo
(5) |
Dönüş (6) |
TCMB
İtfa (7) |
Net
Etki (8) (*) |
|
| Ocak |
0,0
|
0,0
|
1,9
|
0,0
|
3064,0
|
3243,4
|
0,0
|
-181,3
|
| Şubat |
0,0
|
0,0
|
0,0
|
1,9
|
3571,3
|
3646,8
|
0,0
|
-73,6
|
| Mart |
0,0
|
93,5
|
29,0
|
29,1
|
2008,0
|
2386,0
|
97,2
|
-374,2
|
| Nisan |
0,0
|
27,0
|
984,8
|
691,1
|
133,1
|
292,3
|
46,5
|
-433,5
|
| Mayıs |
0,0
|
16,8
|
217,2
|
0,0
|
0,1
|
6,5
|
16,3
|
-224,1
|
| Haziran |
16,2
|
24,6
|
191,3
|
0,0
|
0,0
|
0,0
|
23,6
|
-176,1
|
| Temmuz |
0,2
|
1,8
|
214,2
|
459,4
|
0,0
|
0,0
|
0,0
|
243.6
|
| Ağustos |
0,0
|
3,4
|
34,6
|
391,0
|
2454,6
|
1785,6
|
0,0
|
1022,0
|
| Eylül |
0,0
|
34,9
|
1,5
|
235,7
|
4384,3
|
4344,7
|
26,5
|
265,5
|
| Ekim |
30,0
|
0,1
|
0,0
|
0,0
|
3521,2
|
3387,2
|
0,0
|
164,0
|
| Kasım |
0,0
|
55,9
|
0,0
|
0,0
|
4971,0
|
4738,1
|
52,0
|
229,0
|
| Aralık |
0,0
|
69,7
|
0,0
|
0,0
|
6607,4
|
6400,1
|
37,5
|
175,1
|
| Toplam |
46,4
|
327,6
|
1674.5
|
1808,1
|
30715,0
|
30230,5
|
299,6
|
636,5
|
Kaynak: TCMB.
(*) (8)=(1) - (2) - (3) + (4) + (5) - (6) + (7)
Ağustos ayından itibaren Merkez Bankasının sürekli ve artan şekilde piyasaları fonlamasına bağlı olarak APİ stoku bir başka deyişlesistemin Merkez Bankasına olan borcu giderek artmıştır. Bu durum Temmuz ayında Uluslararası Para Fonu ile yapılan yakın izleme anlaşması çerçevesinde belirlenen net iç varlık hedefinin Ekim ayı sonunda revize edilmesini gerektirmiştir (Grafik III.2.4).
GRAFİK
III.2.4
AÇIK
PİYASA İŞLEMLERİ(1)

(1) Artı büyüklükler Merkez
Bankasının piyasalara fon sağladığını ve sistemin Merkez Bankasına
borçlu olduğunu göstermektedir.
III.2.3. Bankalararası Para Piyasası
Bankalararası para piyasasında
1998 yılında işlem yapan banka sayısı, iki yeni bankanın katılımıyla 75
olmuştur. Gerçekleşen toplam işlem hacmi 32,4 katrilyon Türk lirası olup,
bunun yüzde 91,3’ü O/N işlemlerden oluşmuştur. Toplam işlem hacminin yüzde
5,3’ünü T/N (bir iş günü sonrası valörlü, ertesi iş günü vadeli) işlemler
ve yüzde 2,6’sını Merkez Bankası tarafından yapılan 2 hafta vadeli mevduat
alım ihale işlemleri oluşturmuştur (Tablo III.2.4).
TABLO III.2.4
BANKALARARASI
PARA PİYASASI(1)
|
|
|
|
T/W(2) | ||||
|
AYLAR |
(Trilyon TL) |
(Trilyon TL) |
|
(Trilyon TL) |
|
(Trilyon TL) |
|
| Ocak |
|
|
|
|
|
|
|
| Şubat |
|
|
|
|
|
|
|
| Mart |
|
|
|
|
|
|
|
| Nisan |
|
|
|
|
|
|
|
| Mayıs |
|
|
|
|
|
|
|
| Haziran |
|
|
|
|
|
|
|
| Temmuz |
|
|
|
|
|
|
|
| Ağustos |
|
|
|
|
|
|
|
| Eylül |
|
|
|
|
|
|
|
| Ekim |
|
|
|
|
|
|
|
| Kasım |
|
|
|
|
|
|
|
| Aralık |
|
|
|
|
|
|
|
Kaynak: TCMB.
(1) İşlem hacmi rakamları
tek taraflıdır.
(2) Bir iş günü sonrası
valörlü, 1 hafta vadeli işlemler.
Merkez Bankası bankalararası para piyasasında Haziran ve Temmuz ayları dışında yıl boyunca net satıcı konumunda olmuştur. Merkez Bankasının bu piyasadan yaptığı (ağırlıklı olarak bir gecelik olmak üzere) fonlama miktarı Ağustos ayından itibaren hızla artmıştır (Tablo III.2.5).
Toplam işlem hacmi içinde
Merkez Bankasının yaptığı alış işlemleri Ocak-Temmuz döneminde yüzde 16,7
ve satış işlemleri yüzde 23 paya sahipken, Ağustos-Aralık döneminde alış
işlemleri yüzde 0,2, satış işlemleri ise dikkat çekici bir şekilde artarak
yüzde 78,4 paya sahip olmuştur.
TABLO III.2.5
BANKALARARASI
PARA PİYASASINDA
MERKEZ
BANKASININ İŞLEMLERİ
(Trilyon
Türk Lirası)
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
Satış
|
O/N Net (1)
|
|
Alış |
|||||
|
|
|
|
Ort.Faiz | |||||||
| Ocak |
109,5
|
60,0
|
95,0
|
|
14,5
|
-25,9
|
-0,5
|
-11,9
|
||
| Şubat |
12,1
|
65,0
|
531,5
|
|
-519,4
|
-174,7
|
-16,1
|
-710,6
|
||
| Mart |
26,5
|
62,0
|
502,5
|
|
-476,0
|
-62,9
|
-7,1
|
-545,9
|
||
| Nisan |
119,3
|
62,0
|
197,1
|
|
-77,8
|
-11,5
|
-3,2
|
-92,5
|
||
| Mayıs |
193,1
|
64,0
|
602,5
|
|
-409,4
|
-3,7
|
-
|
-258,8
|
||
| Haziran |
410,4
|
54,9
|
441,1
|
|
-30,7
|
-3,6
|
-
|
529,3
|
||
| Temmuz |
246,4
|
41.0
|
132,9
|
|
113,5
|
-
|
-
|
337,3
|
||
| Ağustos |
-
|
-
|
2778,4
|
|
-2778,4
|
-58,1
|
-6,0
|
-2847,5
|
||
| Eylül |
8,0
|
46,0
|
2933,0
|
|
-2925,0
|
-55,1
|
-9,3
|
-3004,0
|
||
| Ekim |
20,5
|
46,0
|
1985,3
|
|
-1964,8
|
-20,7
|
-
|
-1985,6
|
||
| Kasım |
-
|
-
|
2887,9
|
|
-2887,9
|
-152,7
|
-18,9
|
-3079,2
|
||
| Aralık |
-
|
-
|
4521,6
|
|
-4521,6
|
-213,8
|
-4,6
|
-4756,6
|
||
| TOPLAM |
1145,8
|
55,7
|
17608,8
|
|
-16463,0
|
-782,5
|
-65,6
|
-16426,0
|
||
Bu çerçevede bankalararası
para piyasasında gerçekleşen ortalama bir gecelik faiz oranları Şubat ayında
hızla yükseldikten sonra Temmuz ayına kadar aşağı yönlü bir seyir izlemiştir.
İkinci kez hızla yükseldiği Ağustos ayından itibaren ise bir miktar dalgalanma
ile birlikte önemli bir değişme göstermemiştir. Bankalararası para piyasasında
kotasyonların son kez değiştirildiği 26 Ağustos tarihinden itibaren kesin
alım satım pazarı bileşik faiz oranları bankalararası para piyasası satış
kotasyonlarının üzerinde seyretmiştir (Grafik III.2.3). Ancak APİ ile yapılan
repo işlemlerinde oluşan faiz oranı bankalararası para piyasasındaki faiz
oranının üzerinde seyretmiştir.
TABLO III.2.6
BANKALARARASI
PARA PİYASASINDA
MERKEZ BANKASI KOTASYONLARI
(Yüzde)
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
| 2 Ocak-4 Şubat |
|
|
|
|
| 5 Şubat-10 Şubat |
|
|
|
|
| 11 Şubat- 3 Mart |
|
|
|
|
| 4 Mart- 1 Mayıs |
|
|
|
|
| 4 Mayıs-1 Haziran |
|
|
|
|
| 2 Haziran- 5 Haziran |
|
|
|
|
| 8 Haziran- 30 Haziran |
|
|
|
|
| 1 Temmuz-25 Ağustos |
|
|
|
|
| 26 Ağustos-31 Aralık |
|
|
|
|
TABLO III.2.7
FAİZ
ORANLARI
(Ağırlıklı
Ortalama Bileşik Faiz Oranları)
|
|
|
(O/N) |
||
|
|
|
|||
| Ocak |
|
|
|
|
| Şubat |
|
|
|
|
| Mart |
|
|
|
|
| Nisan |
|
|
|
|
| Mayıs |
|
|
|
|
| Haziran |
|
|
|
|
| Temmuz |
|
|
|
|
| Ağustos |
|
|
|
|
| Eylül |
|
|
|
|
| Ekim |
|
|
|
|
| Kasım |
|
|
|
|
| Aralık |
|
|
|
|
III.3. DÖVİZ VE EFEKTİF PİYASALARI
1998 yılında döviz ve efektif
piyasalarında en fazla işlem hacmi 46 milyar ABD doları ve yüzde 72,5 pay
ile Türk lirası- döviz piyasalarında gerçekleşmiştir. İkinci ve üçüncü
sırayı 14,4 milyar ABD doları ve yüzde 22,9 pay ile döviz depo ile 1,5
milyar ABD doları ve yüzde 2,5 pay ile Türk lirası-efektif piyasaları almışlardır.
Türk lirası-döviz piyasasındaki işlem hacmi Ocak-Ağustos döneminde genelde
dengeli bir seyir izlerken Ağustos
ayında dış piyasalardaki gelişmeler doğrultusunda hızlı bir şekilde artmış,
bu tarihten sonra yıl sonuna kadar Aralık ayı hariç, giderek azalmakla
birlikte yüksek hacimde seyretmiştir (Tablo III.3.1).
TABLO III.3.1
DÖVİZ
VE EFEKTİF PİYASALARI İŞLEM HACMİ(1)
(Milyon
ABD Doları)
|
TL
Döviz |
TL
Efektif |
Döviz Efektif
|
Döviz Depo
TL Depo |
Efektif Efektif
|
Döviz Depo
|
Toplam
|
|
| Ocak |
1005,5
|
146,7
|
0,9
|
0,0
|
0,0
|
628,5
|
1781,5
|
| Şubat |
3770,6
|
634,1
|
459,2
|
0,0
|
0,0
|
654,6
|
5518,5
|
| Mart |
2841,9
|
166,4
|
7,6
|
0,0
|
0,0
|
675,2
|
3691,1
|
| Nisan |
2129,0
|
150,7
|
13,3
|
0,0
|
1,1
|
807,2
|
3101,3
|
| Mayıs |
1753,4
|
131,2
|
6,0
|
0,0
|
0,0
|
1105,2
|
2995,7
|
| Haziran |
3166,7
|
78,2
|
12,2
|
0,0
|
0,4
|
1239,3
|
4496,9
|
| Temmuz |
3982,2
|
37,9
|
7,7
|
0,0
|
0,0
|
1179,1
|
5206,9
|
| Ağustos |
10020,9
|
20,7
|
9,6
|
0,0
|
0,0
|
963,6
|
11014,8
|
| Eylül |
5552,1
|
25,4
|
47,0
|
11,6
|
0,0
|
1165,5
|
6801,6
|
| Ekim |
3266,7
|
2,2
|
440,2
|
7,3
|
13,3
|
1457,1
|
5186,8
|
| Kasım |
5456,4
|
96,7
|
216,2
|
0,0
|
4,3
|
2116,0
|
7889,7
|
| Aralık |
2716,2
|
54,1
|
63,7
|
0,0
|
0,0
|
2423,8
|
5257,9
|
| Toplam |
45661,6
|
1544,2
|
1283,6
|
18,9
|
19,2
|
14415,1
|
62942,6
|
Kaynak: TCMB.
(1) Tablo çift taraflı olarak
hesaplanmıştır.
Merkez Bankası, yılın ilk
yarısında Irak krizi ve vergi reformu ile ilgili gelişmelere bağlı yoğun
döviz talebi nedeniyle yaptığı satışlar dışında, Türk lirası karşılığı
döviz ve efektif piyasasında net alıcı konumunda olmuştur. Bu durum, enflasyon
beklentilerinin düşmesiyle birlikte devalüasyon oranının da daha düşük
olacağının düşünülmesinden ve dolayısıyla daha ucuz bir fonlama şekli olarak
görülmesinden dolayı bankaların yoğun döviz devirlerinde
bulunmalarından kaynaklanmıştır.
1 Haziran’da zorunlu döviz-efektif
devir ve satışlarının kaldırılmasının ardından, kısa süreli bir belirsizlik
ortaya çıkmış, döviz kuru sepetinin gün içi değişimindeki dalgalanma artmış,
sepet devalüasyonu eksiye düşmeye başlamıştır.
Dolayısıyla Haziran ayının ilk haftasında Merkez Bankası göreli olarak
fazla alış müdahalesi yapmak zorunda kalmıştır. Ancak Haziran ayının kalan
döneminde ve Temmuz ayında döviz alım satım müdahalelerinin dengeli bir
şekilde gerçekleştiği gözlenmektedir.
Yılın ikinci yarısında bu piyasadaki alım ve satım işlemlerinde, Merkez
Bankasının döviz sepeti kur hedefini tutturmaya yönelik müdahaleleri, bankaların
döviz nakit yönetimleri ve likidite ihtiyaçları doğrultusundaki talepleri
ile yıl sonuna doğru döviz pozisyonlarını
ayarlamaya yönelik döviz alım-satımları etkili olmuştur. Bu bağlamda, Rusya’da
moratoryum ilan edilmesine bağlı olarak yabancı yatırımcıların ellerindeki
varlıkları satarak dövize yönelmeleri sonucu, Ağustos ayında yılın en
fazla döviz satışı gerçekleştirilmiştir. Öte yandan 30 Eylül’de kamuoyunda
“Mali Milat” olarak bilinen ve vergi reformunun bir parçası olan uygulama
nedeniyle Ekim ayının ilk yarısında bankaların döviz tevdiat hesaplarındaki
artışın bir kısmını Merkez Bankasına
aktardığı görülmüştür. Ağustos ayında başlayan süreçte ise giderek artan
likidite sıkışıklığı karşısında, yıl sonuna doğru özellikle Aralık ayında,
bankaların bir miktar döviz satarak da likidite sağladıkları görülmüştür.
Merkez Bankası 1998 yılı süresince kur sepetindeki aylık nominal devalüasyon oranını öngörülen enflasyon oranına paralel olacak şekilde belirlemeye devam etmiştir. Bu politika çerçevesinde Merkez Bankası bir taraftan dış ticaret dengesinin olumsuz etkilenmemesi amacını güderken bir taraftan da enflasyonu gözetmiştir. Yıl içindeki gelişmeler incelendiğinde ise ortalama kur sepetindeki aylık artışların Ocak, Ağustos, Eylül ve Ekim ayları dışında TEFE’deki artış oranlarının üzerinde seyrettiği görülmektedir. Aylık ortalama kur sepetindeki en düşük artış yüzde 2,4 ile Ağustos ayında gerçekleşirken, en yüksek artış yüzde 5,7 ile Şubat ayında gerçekleşmiştir. Ay sonu değerlerine göre hesaplanan kur sepetinde ise en düşük artış yüzde 2,4 ile Temmuz ayında, en yüksek artış yüzde 6,0 ile yine Şubat ayında gerçekleşmiştir (Grafik III.3.1).
Ay ortalamalarına göre 1997 yılında Türk lirasının kur sepetinde yer alan para birimlerinden ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 90,8 iken 1998 yılında yüzde 53,7 olmuştur. Yıl sonu itibariyle, aylık ortalama kur sepetindeki artış yüzde 58,2 olarak gerçekleşmiş, TEFE’deki yıllık artış ise yüzde 54,2 olmuştur.
GRAFİK
III.3.1
KUR
SEPETİ VE TEFE
(Aylık
Yüzde Değişim)

Kaynak: TCMB, DİE.
III.4. MENKUL KIYMET PİYASALARI
Fon arz ve talep edenler arasında denge kurulması yoluyla kaynakların ekonomik birimler arasında optimum dağılımının sağlanarak etkin biçimde kullanılmasında mali kesim önemli işlevler yüklenmiştir.
Türkiye’de mali kesim gelişmektedir ve menkul kıymet stoklarının milli gelire oranı 1998 yılı Ocak-Eylül dönemi için yüzde 38,9 dur. Bu oran 1997 yıl sonu itibariyle yüzde 23,6 idi. Menkul kıymetler stokunun GSMH içindeki payı 1994 yılında kriz nedeniyle düşmekle birlikte, yıllar itibariyle artan bir seyir izlemiştir. Bununla beraber gelişmiş mali piyasalara sahip ülkeler düzeyine henüz ulaşılamamıştır. Çünkü, gelişmiş piyasalara sahip birçok ülkede toplam menkul stoklar o ülkelerin GSMH’sını aşmıştır. Mali sektörün sığlığı nedeniyle kamu sektörü açığını piyasadan karşılamaya çalıştığında Türkiye’de özel kuruluşlar için kaynak bulmak zorlaşmakta ve faizler de yükselmektedir. Toplam menkul kıymet stokları içinde kamu sektörüne ait pay 1998 yılında yüzde 87,0 olmuş, özel sektörün payı azalarak yüzde 13 olmuştur. Bu oran 1991 yılında kamu kesimi için yüzde 56,1, özel sektör için yüzde 43,9 idi. Bu oran yıllar itibariyle kamu kesimi lehine artış göstermiştir. (Tablo III.4.1).
III.4.1. Birincil Piyasalar
III.4.1.A. Kamu Kesimi
Kamu menkul kıymetleri satışları Ocak-Eylül 1998 itibariyle toplam 10,9 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Hazine bonosu ihracı 7,3 katrilyon Türk lirası ve devlet tahvili ihracı 3,6 katrilyon Türk lirası olmuştur. Devlet tahvili ihracında 1997 yıl sonuna göre yüzde 11,5, hazine bonosu ihracında ise yüzde 111,8 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Gelir ortaklığı senetleri ile dövize endeksli senet ihracı 1998 yılında yapılmamıştır.
Görüldüğü üzere kamu kesimi
ihraçları yıllar itibariyle artmaya devam etmiştir. Devlet tahvili ihracı
1995 yılında bir önceki seneye göre yüzde 84, 1996 yılında 1995 e göre
2,6 katına çıkmış, 1997 yılında ise 1996 yılına göre 1,5 katı artarak 3,1
katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Aynı şekilde hazine bonosu ihraçları
da 1997 yılı dışında devamlı şekilde artma eğilimi içinde olmuştur. Bu
da göstermektedir ki kamu kesimi borçlanma
ihtiyacı devam etmektedir. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH’ya oranı
1990-1995 döneminde ortalama 12,2 olarak gerçekleşmiştir. 1998 yılı için
tahmin edilen KKBG/GSMH oranı yüzde 8,8’dir. Bu oran Avrupa Birliği normları
ile karşılaştırılırsa oldukça yüksektir.
TABLO III.4.1
MENKUL
KIYMET STOKLARININ TOPLAM İÇİNDEKİ PAYLARI
(Yüzde)
|
|
|
|
1994
|
1995
|
|
|
1998/09 | ||
| Özel Sektör |
43,9
|
31,0
|
29,3
|
18,0
|
19,7
|
13,4
|
13,3
|
|
|
| Hisse Senedi |
40,6
|
25,1
|
18,7
|
15,0
|
14,9
|
12,9
|
12,9
|
|
|
| Tahvil |
2,0
|
0,9
|
0,4
|
0,2
|
0,2
|
0,1
|
0,1
|
|
|
| Finans.Bon. |
0,7
|
0,4
|
0,3
|
0,0
|
0,1
|
0,1
|
0,0
|
|
|
| VDMK |
-
|
4,6
|
9,6
|
2,7
|
4,5
|
0,2
|
0,2
|
|
|
| Bank.Bonosu |
0,6
|
0,0
|
0,3
|
0,0
|
0,1
|
0,0
|
0,0
|
|
|
| Kâr-Zar.B. |
-
|
-
|
-
|
-
|
-
|
-
|
-
|
|
|
| Gayri Man.Ser. |
-
|
-
|
-
|
-
|
-
|
0,1
|
0,0
|
|
|
| Kamu Kesimi |
56,1
|
69,0
|
70,7
|
82,0
|
80,3
|
86,6
|
86,7
|
|
|
|
|
31,0
|
44,2
|
49,6
|
31,9
|
34,2
|
38,0
|
50,8
|
|
|
| Hazine Bonosu |
22,9
|
21,6
|
16,9
|
41,7
|
42,1
|
46,4
|
33,8
|
|
|
| Gelir Ort.Sen. |
0,1
|
-
|
-
|
2,8
|
0,8
|
0,1
|
0,0
|
|
|
| Döv.End.Sen. |
2,1
|
3,2
|
4,2
|
5,6
|
1,5
|
0,4
|
0,0
|
|
|
| Özel.Tahvili |
-
|
-
|
-
|
-
|
1,7
|
1,6
|
2,1
|
|
|
|
|
100,0
|
100,0
|
100,0
|
100,0
|
100,0
|
100,0
|
100,0
|
|
|
Kaynak:SPK.
III.4.1.B.Özelleştirme
Değer tesbiti ve ihale işlemlerine ilişkin olarak 3 Nisan 1997 tarih ve 4232 sayılı Yasa ile 4046 sayılı Özelleştirme yasasının hükümleri yeniden belirlenerek özelleştirme işlemlerinde karşılaşılan teknik aksaklıklar ortadan kaldırılmış ve özelleştirmenin şeffaflık ilkesi güçlendirilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede 1998 yılı Mayıs ayında İş Bankasındaki yüzde 12,3 oranındaki kamu hissesinin yüzde 4,9 luk bölümü yurt içinde halka arz, yüzde 7,4 lük kısmı ise uluslararası kurumsal arz yöntemiyle satılmıştır. Bu satıştan toplam 625,5 milyon ABD doları gelir elde edilmiştir.
Ayrıca, POAŞ hisselerinin
yüzde 51’inin 1160 milyon ABD doları karşılığı satışına ilişkin ihale
29 Haziran 1998 tarihinde
yapılmıştır. Türk Telekomünikasyon A.Ş. nın özelleştirme çalışmaları da
5 Ağustos 1996 tarihinde yürürlüğe giren 4161 sayılı yasa çerçevesinde
yürütülmektedir. Sözkonusu yasanın
4.cü maddesi uyarınca Ulaştırma Bakanlığı tarafından her biri 500 milyon
ABD doları bedelle devredilmek üzere hazırlanan lisans sözleşmeleri, Bakanlar
Kurulu ve Danıştay tarafından da onaylandıktan sonra Turkcell ve Telsim
ile 28 Nisan 1998 tarihinde imzalanmıştır. Bu kapsamda, blok satışın ve
toplam iki adet GSM 1800 lisansının daha 1999 yılı içinde satılması planlanmıştır.
TEAŞ’ın bazı şirketlerinde iştirak payı olan AKTAŞ, NURTEK, TGT ve SOYTEK Elektrik Santral Tesisleri İşletmeleri ve Tic.A.Ş., ETİTAŞ Elektrik Teçhizatları İmalatı Tesisat A.Ş., MİTAŞ Madeni İnş. İşl A.Ş. ile Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞ Mart 1998 de özelleştirme kapsamı ve programından çıkarılmış, eski statülerine iade edilmişlerdir.
Özelleştirme kapsamına Eylül 1997 de alınan Başak Sigorta ve Oyak Sigorta Şirketleri Ekim 1998 tarihinde kapsamdan çıkarılarak eski statülerine iade edilmiştir.
Ocak-Ekim 1998 döneminde GSM lisans gelirleri dahil 2,1 milyar ABD doları tutarında özelleştirme gerçekleştirilmiştir. Halen özelleştirme kapsamında 76 kuruluş ile bazı taşınmazlar bulunmaktadır. Bu kuruluşların 35 tanesinde yüzde 50’nin üzerinde kamu payı vardır.
III.4.1.C. Özel Kesim
Sermaye Piyasası Kurulunun kayda almış olduğu menkul kıymet ihraçları toplamı Ocak-Ekim 1998 döneminde yüzde 86,3 artışla 705 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bu ihraçlara sermaye artırımı nedeniyle yapılan ihraçlar da dahildir. İhraçların piyasaya arz edilme fiyatıyla toplama katılması meblağı yükseltmektedir. Hisse senetlerinin özel sektör ihraçları içindeki payı yüzde 92 olmuştur. Bu pay 1997 yılında yüzde 80,8 idi. Bu artışta yıl içinde yoğun sermaye artırımlarına bağlı ihraçların rol oynadığını söylemek mümkündür. Uzak Doğu ülkelerinde ve Rusya’da 1998 yılında meydana gelen krizlerin dünya piyasalarında yarattığı belirsizlik hisse senedi piyasasını da olumsuz etkilemiş ve hisse senetleri fiyatları yıl boyunca dalgalı bir seyir izlemiştir.
Söz konusu dönemde finansman bonosu, kâr-zarar ortaklığı belgesi, banka bonosu, yabancı yatırım fonu katılma belgeleri, gayrimenkul sertifikası ihraçları yapılmamıştır.
Menkul kıymetler yatırım fonları katılma belgeleri ihracı da 1997 yıl sonuna göre yüzde 44,5 lik bir artışla ikinci sırada yer almış ve 49,6 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Tasarrufların etkin bir şekilde değerlendirilmesi, alternatif yatırım alanlarına yönelik bilgilerin toplanarak analiz yapılmasını gerektirdiğinden bireysel yatırımcıların fonlarını giderek artan bir şekilde kurumsal yatırımcılar aracılığı ile değerlendirmeye çalışmalarına yol açmaktadır. Sermaye piyasasında kurumsal düzeyde elde edilen getiriler, genellikle küçük tasarruf sahiplerinin bireysel çabalarıyla birikimlerine kazandırabileceklerinin üzerinde olmaktadır. Portföy oluşumunun kurumsallaşması daha çok yatırım fonları aracılığı ile olmaktadır. Bunun önemi gittikçe daha iyi anlaşılmakta ve yatırım fonu katılma belgelerine olan talep artmaktadır. Bu bağlamda, A ve B tipi yatırım fonları toplam fon portföy değeri 1998 yılı ilk on aylık döneminde geçen yıl sonuna göre yüzde 108,8 bir artışla 397 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Portföy değerinin yüzde 59,5’i ters repo, yüzde 27,0 i hazine bonosu , yüzde 7,7 si hisse senedi, yüzde 4,9 u devlet tahvili ve yüzde 0,8’i de yabancı devlet tahvili, yabancı hazine bonosu, altın, yabancı hisse senedi ile diğer kıymetli evraktan oluşmaktadır. Fonların portföylerinde hazine bonosuna hisse senetlerinden daha fazla yer verdikleri görülmektedir. Hazine bonolarının getirilerinin yüksek oluşu ile hisse senetleri üzerinde genel ekonomik koşullar çerçevesinde piyasada güven unsurunun yükseltilememesi bunun önemli bir nedenini oluşturmaktadır.
Öteyandan, 29 Temmuz 1998 tarihinde 4369 sayılı “Vergi Kanunu” Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu yasa ile Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikle hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgelerinin alış bedeliyle, bunlar dışında kalan hazine bonosu ve devlet tahvili gibi her türlü menkul kıymetin ise rayiç bedelle değerlendirilmesi esası getirilmiştir. A tipi yatırım fonlarının vergi istisnasından yararlanabilmesi için gerekli olan elde tutma süresinin 1 yıldan 3 aya indirilmesi ve A tipi fonların portföyünde tutması gereken hisse senedi oranının yüzde 51’den yüzde 25’e indirilmesine ilişkin düzenleme yapılması kararlaştırılmıştır.
III.4.2. İkincil Piyasalar
İkincil piyasada gerçekleştirilen toplam işlem hacmi 1998 yılı Ocak–Eylül döneminde 197,5 katrilyon Türk lirasına çıkmıştır.
Kamu sektörü menkul kıymet işlem hacmi hafif bir düşüşle 1997 yılına göre yüzde 92,6 paya sahip olmuş, geri kalan yüzde 7,4 de özel sektör menkul kıymetlerinden oluşmuştur. Toplam 182,8 katrilyon Türk lirası olan kamu menkul kıymetleri işlem hacmi içinde 116,8 katrilyon Türk lirası ile hazine bonosu ağırlığını sürdürmektedir. Bunu 66 katrilyon Türk lirası ile devlet tahvili izlemekte ve toplam kamu menkul kıymetleri içinde yüzde 36,1’lik bir paya ulaşmış bulunmaktadır.
Özel sektör menkul kıymetleri en büyük payla hisse senetleri, özel sektör tahvilleri ve banka bonosundan oluşmaktadır. Hisse senetleri Ocak-Eylül 1998 itibariyle 14,6 katrilyon Türk lirasına yükselmiş ve 46,6 trilyon Türk lirası ile banka bonosu onu izlemiştir. Finansman bonosu ve varlığa dayalı menkul kıymetler 1998 yılı içinde ikincil piyasada işlem görmemiştir.
Borsa likiditesinin uzun dönemde ekonomik büyümeye etkisi olup olmadığı konusunda literatürde farklı görüşler vardır.
Bir kısım analistler, borsaların likidite yaratarak ekonomik aktiviteleri etkileyeceği görüşündedirler. Çünkü birçok kârlı yatırım sermayenin uzun dönem için bağlanmasını gerektirir. Öte yandan, genellikle yatırımcıların uzun dönemler için tasarruflarını yatırmak istemedikleri de bilinen bir eğilimdir. Likit bir borsa yoluyla daha kârlı yatırımlar yapılabilir, sermayenin dağılımı geliştirilebilir ve yatırımı daha az riskli ve daha kârlı kılarak daha fazla yatırım yapılması sağlanabilir. Böylece, uzun dönemde daha yüksek bir ekonomik büyüme hızı gerçekleştirilebilir.
Uzun dönemde likit borsanın büyüme üzerinde olumsuz bir etkisinin olacağını söyleyenler ise likit piyasanın yatırımcılarda “miyopluk” yaratacağını ileri sürerler. Çünkü, likit piyasa memnun olmayan yatırımcıların satışlarını kolaylaştırır, yatırımcıların taahhütlerini zayıflatır, şirketin performans ve potansiyelini yönlendirecek yöneticilerle işbirliğinden yararlanmasına olan yatırımcı ilgisini azaltır. Bu sebeplerle de likit borsa ekonomik büyümeye olumsuz etki yapar.
Piyasa likiditesi denilen “senet alım-satım işlemleri kolaylığı”nı ölçmede üç ölçüt kullanılmaktadır:
1. Borsada alım-satımı yapılan
senetlerin toplam değerinin GSYİH’ye oranı. Bu oran alım-satım maliyetini
doğrudan ölçmez. Ancak, ticaret maliyetli ve riskli ise fazla alım-satım
olmayacaktır. Bu oran işlemlerin kolaylaşmasına bağlı olarak artacaktır.
38 ülke için yapılan bir araştırmada, göreceli olarak likit piyasaya sahip
ülkelerin piyasa likiditesi daha az olan ülkelere göre daha yüksek büyüme
hızlarına sahip oldukları gözlenmiştir.
2. Alım-satımı yapılan senetlerin
değerinin toplam piyasa kapitalizasyonuna oranı. Bu dönüşüm oranı piyasa
büyüklüğüne nisbetle alım-satım hacmini ölçer. Daha hızlı dönüşüm oranı
daha yüksek büyüme hızını öngörür.
3. Alım-satımı yapılan hisselerin
değerinin piyasada senet fiyatlarındaki dalgalanmalara oranı. Likit olan
piyasa fazla fiyat dalgalanmalarına yol açmadan yoğun alım-satımları da
taşıyabilecektir. Bu oranın büyük olduğu ülkelerin büyüme hızlarının da
yüksek olduğu ifade edilmektedir.
Ekonomik büyümeyi etkileyen
çeşitli faktörler arasında farklı ülke örnekleri, farklı dönemler kullanılması,
diğer ekonomik, sosyal ve politik faktörlerin dikkate alınması halinde
de piyasanın likit olması ile ekonomik büyüme arasındaki kuvvetli ilişki
bulunduğu geçerli görünmektedir. Burada
büyümeye etki yapan unsur piyasanın büyüklüğü veya volatilitesi değil fakat
senetlerin ticaretindeki kolaylıktır.
III.4.2.A.Hisse Senedi Piyasası
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında, ulusal pazarda işlem gören hisse senetleri işlem hacmi Ocak–Kasım 1998 itibariyle 16,8 katrilyona Türk lirasına ulaşmıştır. Bu 1997 yılına göre yüzde 88,6 oranında bir artışı ifade etmektedir. Hisse senetleri en yoğun işlemi ulusal pazarda görmüş, bölgesel pazarlarda ve yeni şirketler pazarında işlem gören hisse senetleri hacmi göreceli olarak düşük kalmıştır. Hisse senetleri işlem hacmi bölgesel pazarda 104 trilyon Türk lirası ve yeni şirketler pazarında 55 trilyon Türk lirası olmuştur. Bununla beraber kısa bir geçmişi olan bu iki pazar da işlem hacmi artış yönlü gelişme göstermektedir. 1998 yılı Ocak-Kasım döneminde hisse senedi pazarlarında günlük işlem hacmi 1997 yıl sonuna göre yüzde 110 luk bir artışla 35,9 trilyon Türk lirasından 75,4 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Sözkonusu dönemde Nisan ayı içinde günlük işlem hacmi 116 trilyon Türk lirası ile en yüksek değerine ulaşmış ve Ağustos ayından itibaren Rusya krizi ile iç siyasi belirsizlikler günlük işlem hacminin Kasım ayı itibariyle 65,5 trilyon Türk lirasına kadar düşmesine yol açmıştır.
III.4.2.B.Tahvil ve Bono Piyasası
Kesin alım satım pazarı
Kesin alım-satım piyasasında, kamu menkul kıymetleri işlem hacmi 1998 yılı Kasım ayı itibariyle 15,6 katrilyon Türk lirası olmuştur. Önceki yıla göre yüzde 182,8 oranında artarak önemli bir gelişme göstermiştir.
Kamu menkul kıymet işlem hacmi yılın ilk üç ayında artış göstermiş, Nisan ayında düşmüş ve Haziran ayına kadar artmaya devam etmiştir. Haziran ayında 2387 trilyon Türk lirası olan kamu menkul kıymetleri kesin alım-satım piyasası işlem hacmi, Temmuz ayında yüzde 14 azalarak 2054 trilyon Türk lirasına düşmüştür. Rusya mali piyasasında yaşanan krizin Türkiye’ye yansıması sonucu kamu menkul kıymetleri kesin alım satım piyasası işlem hacmi, Temmuz ayına göre yüzde 56,7 oranında gerileyerek Ağustos ayında 1164,8 trilyon Türk lirası olmuştur. Ağustos sonrası dönemde dalgalı bir seyir izlemiştir.
Kamu menkul kıymetleri pazarında faiz oranları Temmuz ayına kadar dalgalı bir seyir izlemiştir. Bunda piyasanın likit olması, enflasyon oranının düşme göstermesi, iç ve dış ekonomik gelişmeler etkili olmuştur. Ağustos ayından itibaren maaş zamları, erken seçim yapılmasına ilişkin tartışmaların Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine girmesi ile yaratılan belirsizlik ortamı ve stopaja ilişkin alınan kararların etkisiyle faiz oranları yıl sonuna kadar artışını sürdürmüştür (Tablo III.4.2).
Repo-ters repo pazarı:
Repo ters repo piyasasında
1997 yılında 58,2 katrilyon Türk lirası olan yıllık işlem hacmi, 1998 yılının
ilk 11 aylık döneminde yüzde 50 artışla 87,3 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir.
(Tablo III.4.2)
Repo ters repo piyasasında
işlem hacmi Ağustos ayına kadar Nisan ayı dışında artış göstermiş ve Ağustos
ayında da kamu menkul kıymetler piyasasının aksine repo ters repo pazarında
işlem hacmi, 11,1 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Bunda faizdeki
yükselme etkili olmuştur.
TABLO III.4.2
TAHVİL
VE BONO PİYASASI
| Kamu Menkul Kıymetleri Pazarı | Repo-Ters Repo | Repo Piyasası | ||
| İşlem Hacmi | Faiz Oranı (1) | İşlem Hacmi | Faiz Oranı (1) | |
|
|
|
(Trilyon TL) |
|
|
| 1997 |
|
|
||
| 1998 |
|
|
||
| Ocak |
|
|
|
|
| Şubat |
|
|
|
|
| Mart |
|
|
|
|
| Nisan |
|
|
|
|
| Mayıs |
|
|
|
|
| Haziran |
|
|
|
|
| Temmuz |
|
|
|
|
| Ağustos |
|
|
|
|
| Eylül |
|
|
|
|
| Ekim |
|
|
|
|
| Kasım |
|
|
|
|
Kaynak: IMKB.
1) Faiz oranları İşlem hacimleri
ile ağırlandırılarak İMKB aylık Bültenlerinden hesaplanmışlardır.
Sonraki üç ay içinde düşmeye başlayan işlem hacmi Ağustos-Kasım döneminde yüzde 24,5 oranında azalmıştır. Eylül ayından itibaren daha hızlı bir düşüş gözlenmiştir. Bunda Ekim ayında Suriye ile yaşanan Öcalan krizi, Kasım ayında Türk Ticaret Bankası satışıyla ilgili olarak yaşanan gensoru görüşmeleri ve Aralık ayında ABD ve İngiltere’nin Irak’a saldırmalarının yarattığı savaş ortamı da önemli rol oynamıştır.
lll.4.2.C.Uluslararası Pazar
Depo Sertifikaları (1)Piyasası
IMKB Uluslararası Menkul Kıymetler Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren Uluslararası Pazar Depo Sertifikaları piyasası Kazakistan’da kurulu “Kazkommertsbank” hisse senetlerinin 25 Temmuz 1997 tarihinde depo sertifikası olarak işlem görmeye başlaması ile faaliyete geçmiştir. Piyasada işlemler sürekli müzayede içinde “piyasa yapıcılık” sistemi kullanılarak gerçekleştirilmektedir.
1998 yılı Ocak-Kasım döneminde Uluslararası Pazar Depo Sertifikaları piyasasında gerçekleştirilen toplam işlem hacmi 2,9 milyon ABD dolarıdır. Ocak ayından itibaren piyasada işlem hacmi düşme eğiliminde olmuştur. Yıl içinde bazı aylarda hiç işlem yapılmamıştır.
Uluslararası Pazar
Tahvil ve Bono Piyasası
Uluslararası Pazar Tahvil ve Bono piyasasında kesin alım-satım işlemlerine 24 Şubat 1997 tarihinde başlanmıştır. Bu piyasada kesin alım satım işlemi olarak Ocak 1998 de gerçekleşen bir sözleşmede yıllık getirisi yüzde 8,085 olan Eurobondlar üzerinden 2,0 milyon ABD doları tutarında işlem yapılmıştır. Yılın diğer aylarında gerçekleşen bir işlem olmamıştır.
lll.4.3.Aracı Kurumlar
Borsanın kuruluş yıllarında komisyoncu olarak zorunlu olarak aracı kurumlara dönüştürülmüştür. Ayrıca, borsa üyelerinin çoğunluğunu bankalar oluşturmuştur. 1997 yılı sonu itibariyle iki bankanın istisnai durumu dışında bankaların aracı kurum faaliyetlerini ayrı bir “anonim şirket” haline dönüştürmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bugün 139 aracı kurum piyasada faaliyet göstermektedir. Menkul kıymetler işlemlerinin aracı kurum bazında dağılımına bakılırsa Ocak-Eylül 1998 döneminde, toplam işlemlerin 165,9 katrilyon Türk liralık bölümü bankalar tarafından ve 31,6 katrilyon Türk liralık bölümü de banka–dışı aracı kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Buna göre işlemlerin yüzde 16’sı banka-dışı kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
III.4.4. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) bileşik endeksi 1998 yılı sonunda bir önceki yıl sonuna göre nominal olarak yüzde 25 oranında gerileyerek 2598 puana düşmüştür (Tablo III.4.3). Aynı dönemde mali endeks yüzde 28 ve sınai endeks de yüzde 27 oranında gerilemiştir.
Bileşik endeks, mali endeks ve sınai endeks 1998 yılında ABD doları bazında sırasıyla yüzde 51, yüzde 53 ve yüzde 52 oranında daralmıştır. Reel olarak incelendiğinde ise bileşik endeks yüzde 51 oranında daralırken, mali endeks ve sınai endeks yüzde 53 oranında daralmıştır.
Bileşik endeks ay sonu verilerine göre en yüksek artışlarını Nisan ve Kasım aylarında gerçekleştirirken, en yüksek düşüşünü de Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleştirmiştir.
Ocak ayında İMKB bileşik endeksi yüzde 3 artmıştır. Şubat ayında ise bileşik endeks yüzde 8 düşmüştür. Ayın başında Irak ile ABD arasında Körfezde ortaya çıkan gerginlik bileşik endeksin hızla düşmesine sebep olmuştur. Ayın son haftasında ise Birleşmiş Milletler ve Irak arasında anlaşma sağlanmasıyla İMKB bileşik endeksi artmıştır.
Mart ayında bileşik endeks herhangi bir beklenti olmadığı için değişmemiştir. Ocak–Mart döneminde günlük ortalama işlem hacmi 64 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir.
Nisan ayında ise uygulanmakta olan para programına duyulan güvenin artması ile enflasyon bekleyişlerinin düşmesi, sermaye girişleri ve faiz oranlarındaki gerileme sonucu bileşik endeks yüzde 29 artmıştır. Nisan ayında günlük ortalama işlem hacmi olumlu bekleyişlerin etkisiyle 1998 yılı ilk üç aylık dönemine göre önemli ölçüde artarak 116 trilyon Türk lirası olmuştur.
Mayıs ayında bileşik endeks ayın sonuna doğru Rusya ve Japonya ekonomisi ile ilgili olumsuz gelişmeler sonucu yüzde 11 oranında gerilemiştir. Ancak, günlük ortalama işlem hacmi bir önceki aydaki yüksek seyrini koruyarak 111 trilyon Türk lirası olmuştur.
Haziran ve Temmuz aylarında ise bileşik endeks faizlerdeki gerilemeye paralel olarak sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 5 artmıştır. Bu aylarda günlük ortalama işlem hacimleri ise kısmen gerileyerek sırasıyla 88 ve 87 trilyon Türk lirası olmuştur. 16 Temmuz tarihinde İMKB bileşik endeksi tarihinin en yüksek seviyesine çıktıktan sonra memur zamları konusunda ortaya çıkan anlaşmazlığın yarattığı siyasi belirsizliğin etkisiyle düşüş eğilimine girmiştir.
Ağustos ayında Rusya ile Güney Doğu Asya bölgesinde ortaya çıkan mali kriz ve ülkemizde yeni vergi kanunu ile ilgili belirsizlikler bileşik endeksin aylık bazda yüzde 39 oranında gerilemesine sebep olmuştur. Bu mali krizden bütün dünya borsaları gibi İMKB de olumsuz etkilenmiştir. Ağustos ayında günlük ortalama işlem hacmi de Nisan ve Mayıs aylarına göre önemli ölçüde gerileyerek 65 trilyon Türk lirasına gerilemiştir.
Uluslararası mali krizin Eylül ayında Latin Amerika'ya da yayılarak global bir nitelik kazanması dünyada bütün borsaların değer kaybetmeye devam etmesine yol açmıştır. Bu gelişmeye paralel olarak İMKB bileşik endeksi mali piyasalarda ortaya çıkan likidite sıkışıklığı ve reel faizlerdeki artış sonucu aylık bazda yüzde 14 değer kaybetmiştir.
Bileşik endeks, Ekim ayında
da yüzde 2 oranında değer kaybetmiştir. Ekim ayının ilk yarısında Türkiye-Suriye
gerginliği dolayısıyla yüzde 12 değer kaybeden bileşik endeks, Suriye ile
yapılan anlaşma ile krizin çözülmesi, gelişmiş ülke merkez bankalarının
faiz indirimine gitmeleri ve 30 Ekim tarihinde açıklanan G-7 bildirisinde
başta Brezilya olmak üzere krize açık ülkelere mali yardım yapılacağının
açıklanması sonucu toparlanmıştır. Eylül ve Ekim aylarında da günlük ortalama
işlem hacmi düşmeye devam ederek 57
trilyon Türk lirası olmuştur.
TABLO III.4.3
İMKB
ENDEKSLERİ
|
Bileşik
|
Mali
|
Sınai
|
|
| 1988 |
3,74(1)
|
||
|
120(2)
|
|||
| 1989 |
22,18
|
||
|
561
|
|||
| 1990 |
32,56
|
2,56
|
32,56
|
|
643
|
643
|
643
|
|
| 1991 |
43,69
|
33,55
|
49,63
|
|
501
|
385
|
570
|
|
| 1992 |
40,04
|
24,34
|
49,15
|
|
273
|
166
|
335
|
|
| 1993 |
206,83
|
191,90
|
222,88
|
|
833
|
773
|
898
|
|
| 1994 |
272,57
|
229,64
|
304,74
|
|
413
|
348
|
462
|
|
| 1995 |
400,25
|
300,04
|
462,47
|
|
383
|
287
|
442
|
|
| 1996 |
975,89
|
914,47
|
1 045,91
|
|
534
|
500
|
572
|
|
| 1997 |
3 451
|
4 522
|
2 660
|
|
982
|
1 287
|
757
|
|
| 1998 |
2 598
|
3 270
|
1 944
|
|
484
|
609
|
362
|
Kaynak: İMKB Aylık Bültenleri.
(1) Kapanış fiyatlarına
göre ve Türk lirası bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 1.
(2) Kapanış fiyatlarına
göre ve ABD doları bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 100. Tüm veriler
yıl sonuna aittir.
Kasım ayında global krize karşı alınan önlemler dünya borsaları gibi İMKB’yi de olumlu etkilemiş ve İMKB bileşik endeksi yüzde 16 oranında artmıştır. Günlük ortalama işlem hacmi de bir önceki aya göre kısmen artarak 66 trilyon Türk lirası olmuştur. Aralık ayında ise dünya borsaları yükselmeye devam ederken, siyasi belirsizliklerin etkisiyle İMKB'de önemli bir değişiklik olmamış ve yüzde 1 oranında artmıştır. Bu ayda artan likidite sıkışıklığının da etkisiyle günlük ortalama işlem hacmi gerileyerek 46 trilyon Türk lirası olmuştur.
Ağustos ayından itibaren
riskin önemli ölçüde yükseldiği görülmektedir (Tablo III.4.4). Tabloda
risk günlük getirilerin standart sapması olarak hesaplanmıştır. Riskin
en yüksek olduğu ay Eylül olurken, bu ayda getiri de negatif olarak gerçekleşmiştir.
Ağustos ve Eylül aylarında risk ve
getiri ters yönlü olarak ortaya çıkmıştır. Bu aylarda risk yüksek çıkarken,
getiri de negatif olarak gerçekleşmiştir. Birim getiri başına riskin en
yüksek olduğu ay Mart ve Ekim ayları olmuştur.
TABLO III.4.4
1998
YILINDA AYLAR İTİBARİYLE İMKB BİLEŞİK ENDEKSİ
|
Aylar |
|
|
|
|
|
| Ocak |
3 547
|
2,8
|
0,23
|
4,01
|
17,4
|
| Şubat |
3 272
|
-7,8
|
-0,31
|
4,35
|
-13,9
|
| Mart |
3 259
|
-0,4
|
-0,01
|
1,60
|
-262,3
|
| Nisan |
4 195
|
28,7
|
1,65
|
3,46
|
2,1
|
| Mayıs |
3 728
|
-11,1
|
-0,56
|
2,57
|
-4,6
|
| Haziran |
4 100
|
10,0
|
0,47
|
2,82
|
6,0
|
| Temmuz |
4 322
|
5,4
|
0,25
|
2,02
|
8,1
|
| Ağustos |
2 672
|
-39,0
|
-2,22
|
4,61
|
-2,1
|
| Eylül |
2 266
|
-14,0
|
-0,48
|
6,63
|
-13,8
|
| Ekim |
2 219
|
-2,1
|
0,00
|
4,83
|
-4 225,5
|
| Kasım |
2 578
|
16,2
|
0,88
|
5,82
|
6,6
|
| Aralık |
2 598
|
0,8
|
0,07
|
2,75
|
39,6
|
| Tüm aylar |
3 230
|
-0,9
|
0,00
|
3,79
|
-370,2
|
TABLO III.4.5
İMKB
VERİLERİ
| Piyasa | Fiyat/Kazanç | Temettü | |||
| İşlem Hacmi(1) | Değeri(2) | Şirket Sayısı(3) |
|
Verimi(5) | |
| 1986 |
9
|
709
|
80
|
5,1
|
9,2
|
|
13
|
938
|
3,7
|
13,1
|
||
| 1987 |
105
|
3 182
|
82
|
15,9
|
2,8
|
|
118
|
3 125
|
13,4
|
4,9
|
||
| 1988 |
149
|
2 048
|
79
|
5,0
|
10,5
|
|
115
|
1 128
|
6,4
|
8,4
|
||
| 1989 |
1 736
|
15 553
|
76
|
15,7
|
3,4
|
|
773
|
6 756
|
6,6
|
10,8
|
||
| 1990 |
15 313
|
55 238
|
110
|
24,0
|
2,6
|
|
5 854
|
18 737
|
23,3
|
2,6
|
||
| 1991 |
35 487
|
78 907
|
134
|
15,9
|
4,0
|
|
8 502
|
15 564
|
13,6
|
4,7
|
||
| 1992 |
56 339
|
84 809
|
145
|
11,4
|
6,4
|
|
8 567
|
9 922
|
10,7
|
5,8
|
||
| 1993 |
255 222
|
546 316
|
160
|
25,8
|
1,7
|
|
21 770
|
37 824
|
15,4
|
4,2
|
||
| 1994 |
650 864
|
836 118
|
176
|
24,8
|
2,8
|
|
23 203
|
21 785
|
18,2
|
4,3
|
||
| 1995 |
2 371
832
|
1 251
797
|
193
|
9,2
|
3,6
|
|
52 311
|
20 565
|
13,1
|
3,6
|
||
| 1996 |
2 940
865
|
3 225
269
|
213
|
12,2
|
2,9
|
|
36 698
|
30 329
|
10,7
|
3,9
|
||
| 1997 |
8 907
402
|
12 545
684
|
244
|
24,4
|
1,6
|
|
57 178
|
61 348
|
16,7
|
2,8
|
||
| 1998 |
17 851
368
|
10 454
834
|
262
|
8,8
|
3,4
|
|
69 696
|
33 473
|
13,2
|
2,9
|
III.4.5.
İMKB’de Dalgalanma
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının 1988 - 1998 dönemi verileri kullanılarak ortalama günlük dalgalanması bulunmuştur (Tablo III.4.6). Dalgalanma günlük getirilerin mutlak değeri olarak hesaplanmıştır. İMKB Bileşik endeksi bu dönemde diğer gelişmekte olan ülke borsalarında olduğu gibi günlük bazda yüksek dalgalanma göstermiştir.
İMKB’de ortalama günlük dalgalanma yıllar itibariyle değişmektedir (Tablo III.4.6). İMKB bileşik endeksi en yüksek dalgalanmayı global mali krizin olduğu 1998 yılında yaşamıştır. 1998 yılının ilk yarısında uygulanan para ve maliye politikaları ile piyasalarda kısmi bir istikrar sağlanmasına rağmen, yılın ikinci yarısında yeni vergi kanunu ile ilgili belirsizlikler, erken seçim tartışmaları ve en önemlisi Ağustos ayında ortaya çıkan ve takip eden aylarda piyasalar üzerinde etkisini gösteren uluslararası mali kriz ortalama günlük dalgalanmanın yüksek olmasına neden olmuştur. Daha sonra ortalama günlük dalgalanmanın yüksek olduğu yıllar Güney Doğu Asya krizinin olduğu 1997 yılı, Türkiye'de mali krizin yaşandığı 1994 yılı ve Körfez Krizi'nin patlak verdiği 1990 ve 1991 yılları gelmektedir.
TABLO III.4.6
İMKB’DE
DALGALANMA
|
Ortalama(1)
|
Risk(2)
|
Değişim Katsayısı(3)
|
|
| 1988 |
1,76
|
1,69
|
0,96
|
| 1989 |
2,22
|
2,02
|
0,91
|
| 1990 |
2,68
|
2,28
|
0,85
|
| 1991 |
2,54
|
2,36
|
0,93
|
| 1992 |
1,68
|
1,48
|
0,88
|
| 1993 |
2,13
|
1,69
|
0,79
|
| 1994 |
2,81
|
2,36
|
0,84
|
| 1995 |
1,98
|
1,71
|
0,86
|
| 1996 |
1,59
|
1,37
|
0,86
|
| 1997 |
2,22
|
2,13
|
0,96
|
| 1998 |
2,93
|
2,80
|
0,95
|