II
 
 

TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ

GELİŞMELER VE PARA POLİTİKASI

GİRİŞ

1998 yılının ikinci üç aylık döneminde ekonomide başlayan daralma süreci, dünyada yaşanan ekonomik durgunlukla çakışarak 1999 yılında derinleşmiştir.

1998 yılının Ağustos ayında yaşanan Rusya Kriziyle birlikte Türkiye ekonomisinden sermaye çıkışı gözlenmiştir. Bunun sonucunda Hazine ihale faizleri ve dolayısıyla faizler genel düzeyi önemli oranda yükselmiştir. Daralan ekonomide, azalan fonların da büyük bölümünün kamu tarafından kullanılması, özellikle yatırımlar üzerinde dışlama (crowding-out) etkisi yaratmıştır. Gerileyen yurtiçi tüketim talebi ve yurtdışı talep, sanayi üretiminde gerilemeye yol açmıştır. Ayrıca olumsuz hava koşulları ve özellikle fındık ve zeytin üretiminde düşük ürün yılı olması nedeniyle tarım üretimi daralmıştır. Ekonominin iç dinamiklerinin yanısıra, 1999 yılı Ağustos ve Kasım aylarında meydana gelen depremler, daralma sürecinin uzamasına neden olmuştur. Tüm bu etkiler sonucunda 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde gayrı safi milli hasıla (GSMH) geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 6,1 küçülmüştür.

Bu çerçevede, iç ve dış talep daralmasının yaşandığı 1999 yılında, ithalattaki azalış ihracattaki azalıştan daha fazla olmuş ve dış ticaret açığı 1999 yılının Ocak-Kasım döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 30,2 oranında azalarak 9,0 milyar ABD doları olmuştur. Görünmeyen kalemlerden ve karşılıksız transferlerden elde edilen gelirlerde de önemli azalışlar olmasına karşın, dış ticaret açığındaki bu yüksek daralmanın etkisiyle cari işlemler dengesi Ocak-Kasım döneminde 0,5 milyar ABD doları açık vermiştir. Aynı dönemde net 6,7 milyar ABD doları sermaye girişi olurken resmi rezerv artışı 4,7 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir

İhracat, 1999 Ocak-Kasım döneminde, yüzde 4,2 oranında gerilemiştir. İhracatın ortalama yüzde 90’ını oluşturan imalat sanayi sektörü ihracatı bu dönemde yüzde 3,5 oranında daralmıştır. Eylül 1998’den itibaren ithalatta yüksek oranlı gerilemeler yaşanmıştır. Bu eğilim, 1999 yılının ilk sekiz aylık döneminde de devam etmiştir. 1999 yılı Eylül ayından itibaren ithalatta göreli bir iyileşme gözlenmesine karşın, 1999 yılının Ocak-Kasım döneminde ithalat yüzde 14,6 oranında gerilemiştir.

Görünmeyen kalem gelirlerinde önemli paya sahip olan turizm gelirleri 1999 yılı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,3 azalarak 5,0 milyar ABD doları düzeyine gerilemiştir.

Rusya krizi ile birlikte, 1998 yılı üçüncü üç aylık döneminden itibaren global nitelik kazanan ekonomik kriz sonucu 1998 yılının ikinci yarısında 6,8 milyar ABD doları sermaye çıkışı olmuş, ancak 1999 yılı başından itibaren yeniden sermaye girişleri yaşanmaya başlamıştır. Böylece, 1999 Ocak-Kasım döneminde 6,7 milyar ABD doları sermaye girişi büyük oranda portföy ve kısa vadeli sermaye girişi olarak gerçekleşmiştir.

1999 yılında kamu kesimi borçlanma gereği önemli oranda artış göstermiş ve GSMH içindeki payının yüzde 13,4’e ulaşması beklenmektedir. Bütçe açığı da 1999 yılında 3,9 puan artış göstererek GSMH'nın yüzde 10,9'una ulaşmıştır Bu durumun meydana gelmesindeki en önemli etken, personel, faiz ödemeleri ve faiz dışı transfer harcamalarındaki yükselmedir. Faiz dışı konsolide bütçe dengesinin ise yüzde 2,0 oranında fazla vereceği tahmin edilmektedir.

1999 yılı boyunca konsolide bütçe nakit açığının finansmanı iç borçlanma ile sürdürülmüştür. Bu çerçevede, 1999 yılında ihale ile iskontolu, sabit kuponlu üç ayda bir ödemeli, değişken faizli üç ayda bir kupon ödemeli ve TÜFE endeksli devlet iç borçlanma senetlerine ek olarak halka arz ve TAP (uzun vadeli kamu menkul kıymetlerininin, piyasanın talebi üzerine küçük bloklar halinde ve önceden belirlenmiş fiyattan doğrudan satışa sunulması) yolu ile de iç borçlanma yapılmıştır. Hazine 1998 yılında bono ile borçlanmaya ağırlık verirken 1999 yılında uzun vadeli tahvil borçlanmasına öncelik vermiştir. Konsolide bütçe nakit açığının finansmanında, son bir kaç yılın aksine 1999 yılında net dış borç kullanılmıştır. Nakit iç borç stokunun GSMH içindeki payı, 1999 yılında 1998'e göre 7 puan yükselerek yüzde 26,1 olmuştur.

İhale ile yapılan iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama vadesi, 1998 yılı sonunda 7,8 ay olarak gerçekleşmiş, ancak Hazine’nin iç borçlanma yaparken uzun dönemli kağıtlar kullanmasıyla 1999 yılının sonuna doğru ortalama vade her ay uzayarak, Kasım ayı sonunda 15,9 ay olmuştur.

Merkez Bankası 1999 yılında uyguladığı para politikasını, 1998 yılında olduğu gibi enflasyonun kontrol altında tutulmasına katkıda bulunma ve mali piyasalarda istikrarı sağlama hedefleri doğrultusunda belirlemiştir.

Ekonomideki belirsizliklerin azaltılması için 1999 yılında enflasyonun kontrol altında tutulmasına öncelik verilerek, kur politikası bu amaca katkıda bulunacak bir biçimde belirlenmiştir. Türk lirasının ilk dokuz ay itibariyle, aylık ortalama kurlar esas alınarak hesaplanan sepet karşısındaki nominal değer kaybı yüzde 40,4 olurken, yıl sonuna doğru sepetteki artış hızlanmış ve yüzde 60,6 olarak gerçekleşmiştir. İstikrar amacına yönelik olarak Merkez Bankası 1999 yılında, finansal kuruluşların kısa dönemli oluşan likidite ihtiyaçlarını açık piyasa işlemleri aracılığıyla karşılamıştır. Yıl genelinde piyasada oluşacak faiz oranlarının net dış varlıklardaki artış eğiliminin sürdürülmesiyle tutarlı olması hedeflenmiş ve ekonominin Türk lirası ihtiyacının karşılanmasında net dış varlık artışı gözetilmiştir.

Rezerv Para(X) kalemi Net Dış Varlıklardaki büyümeye bağlı olarak 1999 yılı genelinde artış eğilimini sürdürmüş ve yıllık ortalama artışı Aralık ayı itibariyle yüzde 75 olarak gerçekleşmiştir. Önceki yıllarla karşılaştırıldığında Rezerv Para(X)'deki yıllık artışın giderek yavaşladığı görülmektedir. Gözlenen bu trendin 1999 yılında en önemli nedeni, yıl genelinde net dış varlık artışının daha düşük seviyelerde kalmasıdır. Net iç varlıklar ise Kasım ve Aralık ayları dışında 1999 yılında azalış eğiliminde olmuştur. Merkez Bankası brüt rezervleri 1999 yılı Aralık ayında, 1998 yılının aynı ayına göre yüzde 17,8 artarak 23.235 milyon ABD doları seviyesine ulaşmıştır.

1999 yılında para arzı büyüklükleri reel olarak artmıştır. En fazla artış yüzde 32,5 ile dar tanımlı para arzı M1’de gerçekleşirken en düşük artış yüzde 23 ile M3Y’de gerçekleşmiştir.

1999 yılında enflasyon bir önceki yıla göre hızlanmıştır. Tarım sektörü fiyat artışlarındaki yavaşlamaya rağmen, imalat sanayii fiyatlarında, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının yükselmesine bağlı olarak bir hızlanma gözlenmiştir. TEFE ile ölçülen enflasyon 1999 yılı sonunda yıllık bazda yüzde 62,9, TÜFE ile ölçülen enflasyon oranı ise yüzde 68,8 olarak gerçekleşmiştir.
 
 

II.1. GENEL DENGE

Türkiye ekonomisi, 1994 yılında yaşanan daralmanın ardından, 1995 yılı ile birlikte ağırlıklı olarak iç talepteki canlılığın etkisiyle yüksek ve istikrarlı bir büyüme trendine girmiş ve bu süreç 1998 yılına kadar devam etmiştir. 1995-1997 döneminde ortalama GSMH büyüme hızı yüzde 7,8 oranında gerçekleşmiştir. Bu dönemde, arz yönünden incelendiğinde, sanayi ve ticaret sektörleri katma değerleri önemli oranlarda artarken, talep yönünden bakıldığında, GSMH’daki büyümenin özel tüketim ve yatırım harcamalarından kaynaklandığı görülmektedir. Özellikle 1996 yılından itibaren reel ücretlerde yaşanan genel yükseliş, yüksek reel faizlere bağlı olarak faiz gelirlerinde meydana gelen artış ve Gümrük Birliği etkisiyle ihracat gelirlerindeki genişleme, iç talepteki canlılığın kaynağını oluşturmuştur.

TABLO II.1.1

TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER


 
1997
1998
1999
GSMH (Trilyon TL., Cari Fiy.)
29.393,3
53.518,3
83.124(1)
BÜYÜME HIZI, GSYİH (Yüzde)
7,5
3,1
-1,5(1)
BÜYÜME HIZI, GSMH (Yüzde)
8,3
3,9
-2,0(1)
NÜFUS(1) (Milyon Kişi)
63,7
63,4
64,3
İSDİHDAM (Milyon Kişi)
21,0
21,6
22,0(6)
İHRACAT (Milyar ABD Doları, FOB)
32,6
31,2
28,4(1,2)
İTHALAT (Milyar ABD Doları, CIF)
48,6
45,9
40,2(1)
CARİ İŞLEMLER DENGESİ(2) (Milyar ABD Doları)
-2,6
1,9
-1,0(1)
DIŞ BORÇ STOKU/GSMH(3) (Yüzde)
47,4
50,8
52,9(7)
KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ/GSMH (Yüzde)
7,6
9,2
13,4(1)
İÇ BORÇ STOKU/GSMH (Yüzde)
21,6
21,8
27,6(1)
TOPLAM KAMU BORÇ STOKU/GSMH(4) (Yüzde)
47,4
46,8
52,9(7)
FAİZ DIŞI BÜTÇE FAZLASI/GSMH (Yüzde)
0,1
4,6
2,0(1)
VERGİ GELİRLERİ/GSMH (Yüzde)
16,1
17,4
17,8(1)
TOPTAN EŞYA FİYAT ENDEKSİ(5) (Yıllık Ort. Yüzde Değ.)
81,8
71,8
53,1
TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ(5) (Yıllık Ort. Yüzde Değ.)
85,7
84,6
64,9

Kaynak: DİE, DPT, Hazine Müsteşarlığı, TCMB.

(1) DPT Tahmini.

(2) Bavul ticareti dahil.

(3) Dış borç stoku Türk lirasına dönüştürülürken yıl ortası dolar kuru kullanılmıştır.

(4) Toplam kamu borç stoku, iç borç stoku ile kamunun dış borç stoku toplamından oluşmaktadır. Kamunun kısa vadeli dış borçları, hesaplamaya dahil edilmemiştir. Kamunun dış borç stoku Türk lirasına dönüştürülürken yıl ortası dolar kuru kullanılmıştır. (5) 1994=100, oniki aylık ortalamalar.

(6) Nisan ayı Hanehalkı işgücü İstatistikleri.

(7) Yıl sonu tahmini.

Ekonomideki yüksek büyüme eğilimi 1998 yılının birinci üç aylık döneminde devam etmiştir. Bu dönemde iç talepteki canlılık nedeniyle özel tüketim harcamaları yüksek oranda artmaya devam ederken özel yatırım harcamalarındaki artış göreli olarak yavaşlamıştır. Ayrıca, 1998 yılının Ocak ayından itibaren uygulamaya konulan daraltıcı maliye politikasına rağmen, kamu tüketim ve yatırım harcamaları yüksek oranlı artışını sürdürmüştür. Ancak, ekonomide yaklaşık üç yıldır süren hızlı büyüme dönemi, 1998 yılının ikinci üç aylık dönemiyle birlikte sona ermiş ve ekonomi bir yavaşlama dönemine girmiştir. Ekonomideki yavaşlama sürecinin temelinde iç talepte yaşanan daralma etkili olmuştur. 1998 yılının başında uygulamaya konulan daraltıcı maliye ve gelirler politikası, yılın ikinci üç aylık dönemiyle birlikte etkisini göstermeye başlamıştır. Bu çerçevede, vergi gelirlerinde sağlanan artış ile faiz dışı bütçe fazlasının hedeflenen düzeyi aşması, özel harcanabilir gelirin ve dolayısıyla özel tüketim harcamalarının azalmasına neden olmuştur. Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle ihracat fiyatlarında meydana gelen gerileme, ihracat gelirlerini azaltarak iç talebi olumsuz yönde etkilemiştir. 1998 yılı Ağustos ayında Rusya Federasyonu’nunda ortaya çıkan ekonomik krize bağlı olarak, Türkiye de dahil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin büyük bir bölümünde sermaye çıkışları yaşanmış ve sermaye girişleri durmuştur. Bu durum risk primini artırarak yatırımlar açısından finansman imkanlarını olumsuz yönde etkilemiş, aynı zamanda reel faizlerin daha da yükselmesine yol açmıştır. Ayrıca, Rusya’ya yönelik ihracat ve bavul ticaretindeki hızlı düşüş sanayi üretiminde gerilemeye yol açmıştır. Daraltıcı gelirler politikası çerçevesinde kamu kesiminde çalışan işçi ve memurların reel ücretleri 1998 yılında gerilemiş ve bu durum özel tüketim harcamalarını olumsuz yönde etkilemiştir. Buna karşın özel sektör işçi ücretlerinde reel artış meydana gelmiş ve bu durum iç talebin önemli ölçüde daraldığı bir ortamda firmaların maliyetlerini arttırmak yoluyla sanayi üretimini azaltıcı bir faktör olmuştur. Ayrıca firmaların 1998 yılına yüksek mal stokları ile girmeleri ve 1995-1997 döneminde bazı sektörlerde yatırımların aşırı derecede artmış olması da, sanayi üretimini ve yatırım harcamalarını olumsuz yönde etkileyen diğer faktörlerdir. Yılın sonlarına doğru seçim ve hükümet tartışmaları da sanayi kesiminde önemli bir belirsizlik yaratmış, sanayi üretimini ve dolayısıyla ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemiştir (Tablo II.1.1, Grafik II.1.1).

Bu gelişmelerin sonucunda, birinci üç aylık dönemdeki yüksek oranlı büyümeye rağmen 1998 yılının tamamında ekonomik büyüme önemli ölçüde yavaşlamış, GSMH ve GSYİH büyüme oranları sırasıyla yüzde 3,9 ve yüzde 3,1 olarak gerçekleşmiştir. Bununla birlikte tarım sektörü katma değeri olumlu giden hava şartları ve bazı ürünlerdeki dönemsellik nedeniyle yılın tamamında yüzde 8,4 gibi yüksek bir artış kaydetmiştir.

1999 yılının ilk üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre GSMH yüzde 8,6, GSYİH ise yüzde 8,9 oranlarında gerilemiştir. Ekonomide 1998 yılı Nisan ayında başlayan ve yılın son üç aylık döneminde hızlanarak devam eden daralma eğilimi 1999 yılında gerileme sürecine dönüşmüştür.

GRAFİK II.1.1

GSYİH’YA KATKILAR


 
 

TABLO II.1.2

GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA VE ANA SEKTÖRLERDE YILLIK BÜYÜME (1)

(Yüzde)


 
1998
1999
1997
I
II
III
IV
Toplam
I
II
III
Toplam(2)
GSMH
8,3
9,5
4,5
2,6
0,6
3,9
-8,6
-3,3
-6,6
-6,1
GSYİH
7,5
9,2
3,3
2,7
-1,2
3,1
-8,9
-1,8
-5,6
-5,3
Tarım
-2,3
5,2
3,9
6,8
18,0
8,4
-6,8
-9,0
-3,8
-5,1
Sanayi
10,4
9,9
2,9
1,9
-5,4
2,0
-9,9
1,2
-8,3
-5,7
İmalat Sanayii
11,4
9,8
2,3
0,9
-6,8
1,2
-10,9
0,7
-9,2
-6,4
Hizmetler
7,8
8,8
3,2
1,7
-1,3
2,7
-7,0
-1,9
-5,2
-4,6
Ticaret
11,7
10,5
2,9
0,1
-5,2
1,4
-13,5
-4,4
-8,0
-8,3
İnşaat Sanayi
5.0
5,2
-1,0
-1,4
1,7
0,7
-2,7
-5,3
-8,9
-6,0
Ulaştırma ve Haber.
7,6
13,7
4,3
4,3
-0,7
4,9
-7,8
0,9
-1,9
-2,8
İthalat Vergisi
18,3
12,9
5,0
-5,5
-14,5
-1.0
-22,2
-5,7
-5,9
-11,3

Kaynak: DİE.

(1) 1987 Üretici Fiyatlarıyla.

(2) İlk dokuz ay.

Üretim yönünden bakıldığında, bir önceki yılın aynı dönemine göre sanayi, ticaret ve ulaştırma-haberleşme sektörlerinde meydana gelen üretim düşüşleri ekonominin hızlı bir şekilde daralmasına öncelikle neden olmuştur. Harcamalar yönünden incelendiğinde, özel tüketim ve yatırım harcamaları yüksek oranda daralmıştır. Mal ve hizmet ihracatı ise 1991 yılından bu yana ilk defa bu yılın ilk üç aylık döneminde gerilemiştir. Bu durum ekonomik büyüme hızının negatif olarak gerçekleşmesinde, dış talepte meydana gelen daralmanın da etkili olduğunu göstermektedir (Tablo II.1.2, Tablo II.1.3).

Ekonomideki gerilemenin temelinde iç ve dış talepteki daralma yatmaktadır. Yılın başından itibaren bütçe açığında meydana gelen artış kamu kesiminin finansman ihtiyacının artmasına neden olmuştur. Bu gelişme dışarıdan borçlanma imkanlarının önemli ölçüde azaldığı bir dönemde, iç borç stokunun mali sistem ve dolayısıyla ekonomi üzerinde yarattığı baskının artmasına ve reel faizlerin yüksek seviyesini korumasına yol açmıştır.

Mal ihracatında yaşanan gerileme doğrudan sanayi üretimi üzerinde azaltıcı bir etki yaratırken, ihracat gelirlerini azaltmak yoluyla özel tüketim ve yatırım harcamalarını olumsuz yönde etkilemiştir.

Yüksek seyreden reel faizler tüketim talebinin ertelenmesine ve dolayısıyla iç talebin daralmasına neden olarak, sanayi üretiminin ve yatırım harcamalarının gerilemesine yol açmaktadır. Reel faizlerin yüksekliği, maliyetleri arttırmak yoluyla da üretim ve yatırım kararlarını olumsuz yönde etkilemiştir.

Bir önceki yıl olduğu gibi 1999 yılında da bazı sektörlerdeki aşırı kapasite ve firmaların ellerindeki yüksek stok düzeyleri, sanayi üretimini ve yatırım harcamalarını olumsuz etkilemiştir. Firmalar geçen yıl eritemedikleri stoklarını, 1999 yılında eritme yönünde önemli bir çaba göstermişlerdir. Ayrıca önemli bir sanayi girdisi olan petrolün dünya piyasalarındaki fiyatlarının hızlı bir şekilde artması da sanayi üretimini olumsuz yönde etkilemiştir.

Başta taş ve toprağa dayalı ürün ve ana metal sanayileri olmak üzere bir çok sanayi dalı ile yakından ilişkili olan inşaat sektöründeki gerileme ekonomideki daralmanın bir diğer önemli nedenidir. DİE tarafından açıklanan inşaat istatistiklerine göre yılın ilk üç aylık döneminde inşaat ruhsatlarının sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre gerileme olmuştur.

Yılın ilk üç aylık döneminde ekonomide yaşanan hızlı daralmaya rağmen, sanayi kesiminde beklentilerin Ocak ayından itibaren aşamalı olarak iyileştiği gözlenmiştir. Özellikle beklentiler Mart ayında büyük ölçüde olumluya dönmüştür. Bir önceki yılın sonlarına doğru yaşanan seçim ve hükümet tartışmalarının yarattığı belirsizlik ortamının 1999 yılı Ocak ayından itibaren ortadan kalkması ve Nisan ayında yapılacak seçimlerden sonra güçlü ve istikrarlı bir hükümetin kurulacağına ilişkin öngörüler, beklentilerin yılın ilk üç aylık döneminde olumlu yönde gelişmesine neden olmuştur.

TABLO II.1.3

BAŞLICA HARCAMA GRUPLARI

(1987 Fiyatlarıyla, Yıllık Yüzde Değişim)


 
1999
1997
1998
I
II
III
Toplam(1)
Tüketim Harcamaları
8,0
1,3
-6,4
-0,4
-1,9
-2,8
Kamu
4,1
7,8
10,2
2,1
9,1
6,9
Özel
8,4
0,6
-7,9
-0,6
-2,9
-3,7
Dayanıklı Tüketim Malı 
33,6
-0,8
-7,4
5,2
-8,6
-4,0
Sabit Sermaye Yatırımı
14,8
-3,9
-16,6
-13,7
-11,9
-13,9
Kamu 
28,4
13,9
2,1
21,8
-8,0
4,2
Özel
11,9
-8,3
-19,1
-21,2
-13,1
-17,8
Makina-Teçhizat
21,2
-12,3
-29,3
-33,9
-21,0
-28,5
İnşaat
0,0
-1,8
-1,3
-0,1
-4,6
-2.3
Mal ve Hizmet İhracatı
19,1
12
-7,7
-11,0
-13,9
-11,1
Mal ve Hizmet İthalatı
22,4
2,3
-16,0
-1,9
-4,6
-7,3
Toplam Yurtiçi Talep
9,0
0,6
-11,9
0,4
-2,9
-4,5
Toplam Nihai Yurtiçi Talep
9,9
-0,2
-9,1
-4,4
-4,6
-5,8

Kaynak:DİE.

(1) İlk dokuz ay.

Ekonomideki gerileme süreci yavaşlamakla birlikte yılın ikinci üç aylık döneminde de devam etmiş ve GSMH ve GSYİH sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 1,8 oranlarında daralmıştır. Bu dönemde sanayi sektörü katma değerinde artışa rağmen inşaat ve ticaret sektörlerinde meydana gelen daralma, GSMH ve GSYİH büyüme hızının bu dönemde gerilemesine neden olmuştur. Ayrıca ihracattaki gerileme süreci bu dönemde hızlanarak devam etmiştir.

Sanayi sektörü katma değerinin bu dönemde artmasında, sanayi üretiminde Nisan ayında meydana gelen artış belirleyici olmuştur. Nisan ayında yapılan seçimlerden sonra ekonomide yapısal değişiklikleri gerçekleştirecek istikrarlı bir hükümetin kurulacağına ilişkin beklentiler ve bunun yanısıra harcamalardaki artış, sanayi üretiminin Nisan ayında artmasına yol açmıştır. Böylece, sanayi kesiminde yılın ikinci üç aylık dönemiyle birlikte iç talebin canlanmaya başlayacağı beklentisi hakim olmuştur. Bu dönemde ticaret sektörü katma değerinin yüksek oranda gerilemesine rağmen, bu sektörün katma değerinin yüzde 85’ini oluşturan toptan ve perakende ticaret katma değerindeki gerilemenin daha az oluşu, Nisan ayı ile birlikte iç talebin canlanmaya başladığını göstermiştir. Nitekim, yılın ilk üç aylık döneminde özel tüketimdeki gerileme yüzde 7,9 iken, ikinci üç aylık dönemde yüzde 0,6 olmuş, dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcamalar ise artmıştır. Ancak, sanayi üretiminin Mayıs ve Haziran aylarında tekrar gerileme sürecine girmesi, beklentilerin gerçekleşmediğini ve tüketici talebinin tekrar ertelendiğini göstermiştir. Nisan seçimlerinden sonra hükümetin geç kurulması Mayıs ve Haziran aylarında beklentilerin olumsuz gelişmesine neden olmuştur.

Yılın üçüncü üç aylık döneminde GSMH yüzde 6,6, GSYİH ise yüzde 5,6 oranlarında gerilemiştir. Ekonominin bir önceki yılın aynı döneminde düşük oranlı büyüme kaydettiği göz önüne alınırsa, ekonomideki daralmanın bu dönemde ciddi boyutlara ulaştığı ortaya çıkmaktadır.

Üretim yönünden incelendiğinde, yılın üçüncü üç aylık döneminde sanayi, ticaret ve inşaat sektörlerinde çok hızlı bir daralma meydana gelmiştir. Harcamalar yönünden bakıldığında ise, özel tüketim ve yatırım harcamalarında daralma devam ederken, mal ve hizmet ihracatındaki gerileme hızlanmıştır. İç talep ve sanayi üretimindeki daralmaya bağlı olarak, mal ve hizmet ithalatı da önemli ölçüde gerilemiştir.

Ağustos ayının ortasında sanayi üretiminin önemli bir kısmının gerçekleştirildiği Marmara Bölgesi’nde meydana gelen deprem ekonomideki belirsizliği arttırmış ve beklentilerin daha da kötüleşmesine yol açmıştır. Marmara Depremi neden olduğu iş gücü ve iş günü kayıplarının yanı sıra, üretim tesislerinde ve altyapıda meydana getirdiği hasarlarla doğrudan sanayi üretimini olumsuz yönde etkilerken, ekonomide yarattığı belirsizlikle de başta tüketim harcamaları olmak üzere iç talebi olumsuz yönde etkilemiştir.

Depremin yarattığı en büyük belirsizlik, inşaat sektöründe meydana gelmiştir. Depremin uzun vadede inşaat sektörünü olumlu yönde etkilemesi beklense de, kısa dönemde sektör üzerindeki etkilerinin olumsuz yönde olacağı beklenmektedir. DİE tarafından açıklanan inşaat istatistikleri sonuçlarına göre, inşaat ruhsatlarının, yılın ikinci üç aylık döneminde meydana gelen göreli artışın ardından, yılın üçüncü üç aylık döneminde tekrar gerilemesi bu beklentiyi desteklemektedir.

Turizm sektöründe yıl boyunca yaşanan durgunluk ekonomideki gerileme sürecinin bir diğer önemli nedenidir. Ocak-Eylül döneminde turizm gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45,0 gibi yüksek bir oranda gerilemiştir. Turizm gelirleri özellikle üçüncü üç aylık dönemde önemli ölçüde azalmış ve büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır.

Hükümetin 2000 yılına ilişkin olarak açıkladığı hedefler ekonomide genel olarak olumlu bir hava yaratmış ve sanayi kesiminde beklentiler Ekim ayı ile birlikte tekrar olumluya dönmüştür. Ancak Kasım ayı başında meydana gelen ikinci büyük deprem bu olumlu havayı kısmen azaltmıştır. Deprem bölgesindeki enkaz kaldırma ve geçici konut sağlama çalışmaları ile faiz oranlarındaki gevşeme ve ertelenen bazı harcamaların yıl sonu etkisiyle gerçekleştirilmesi iç talep ve üretimi olumlu yönde etkilemiş görünmektedir. Bundan dolayı, ekonomideki gerilemenin son üç aylık dönemde önemli ölçüde yavaşlaması beklenmektedir.

1999 yılı genelinde iç talepte meydana gelen daralma sonucu enflasyon oranı gerilemiştir. 1998 yılında ortalama TEFE (Toptan Eşya Fiyatları Endeksi) enflasyonu yüzde 71,8’lik seviyesinden 1999 yılında yüzde 53,1 seviyesine inmiştir. Tarım kesimi katma değerindeki düşüşe rağmen tarım fiyatları endeksindeki artış TEFE’deki artışın altında kalmıştır (Tablo II.1.4).

TABLO II.1.4

FİYATLAR

(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim,1994=100(1))

1994
1995
1996
1997
1998
1999
Toptan Eşya Fiyat Endeksi
120,7
86,0
75,9
81,8
71,8
53,1
Tarım Fiyatları Endeksi
97,8
107,8
86,5
86,9
86,8
41,8
İmalat Sanayii Fiyatları Endeksi
129,4
81,0
70,4
80,6
66,7
57,2
Çiftçinin Eline Geçen Fiyatlar Endeksi
88,2
88,2
80,5
89,5
90,7
52,2

Kaynak: DİE.

(1) 1995 yılı öncesi için baz yılı 1987 dir.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan ‘stand-by’ anlaşması ile hükümetin döviz kuru, enflasyon ve kamu maliyesi konusunda aldığı kararlar 1999'un sonlarında, sürdürülebilecek gibi görünen iyimser bir hava yaratmıştır. Depremin başta konut ve altyapı yatırımları olmak üzere neden olacağı talep artışının üretimi arttırıcı etkisi ekonominin iyileşmesi için ciddi bir beklentinin kaynağı olmuştur. Turizm sektöründe beklenen iyileşmenin de, büyümeyi olumlu yönde etkileyeceği tahmin edilmektedir.

II.1.1. Ekonominin Arz Yönü: Sektörel Üretim Gelişmeleri ve İthalat

II.1.1.A. Sektörel Üretim Gelişmeleri

a. Tarım

Tarım sektörü katma değeri 1998 yılında yüzde 8,4 artış gösterdikten sonra 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 gerilemiştir. Bu gerileme çiftçilik-hayvancılık ve ormancılık sektörlerinin katma değerlerindeki düşüşten kaynaklanmıştır (Tablo II.1.5).

Çiftçilik ve hayvancılık sektörleri içinde özellikle hububat, bakliyat, meyve ve hayvancılık üretimi 1999 yılının ilk dokuz ayında önemli oranda gerilemiştir. 1987 yılı üretici fiyatlarına göre çiftçilik ve hayvancılık sektörü katma değeri 1999 yılının ilk üç çeyreğinde sırasıyla yüzde 5,7, yüzde 10,5 ve yüzde 4,2 gerilemiştir. İlk dokuz aylık dönemdeki toplam düşüş yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. Bunun yanısıra hayvancılık sektörünün önceki yıllardaki, verimlilik düşüşü, azalan hayvan sayısı vb. sorunlarının giderilemediği gözlenmektedir.

Ormancılık sektörü katma değeri de yılın ilk dokuz aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,8 azalmıştır. Balıkçılık sektöründeki üretim artışı 1999 yılında da devam etmiş ve 1999 yılının ilk dokuz ayında balıkçılık sektörü katma değeri yüzde 6,4 oranında artış göstermiştir. Ancak çevre kirliliği ve yanlış avlanma sorunları sürmektedir.

TABLO II.1.5

TARIM SEKTÖRÜ ÜRETİM VE KATMA DEĞERLERİ

(Yüzde değişim, 1987 Yılı Üretici Fiyatlarına Göre)


 
Dokuz Aylık
1999(1)
1998
1999
I
II
III
Çiftçilik ve Hayvancılık Üretimi
6,1
-5,0
-4,7
-7,5
-4,1
Hububat
11,6
-13,4
-
-21,3
-10,9
Bakliyat
-4,0
-10,8
-
-24,0
-5,5
Diğer Tarla Ürünleri
1,3
-0,5
-
-9,0
0,3
Meyveler
9,4
-4,8
5,9
-1,0
-6,4
Sebzeler
15,0
4,8
-3,2
8,7
4,9
Hayvancılık
1,0
-5,2
-6,7
-5,4
-3,6
Çiftçilik ve Hay.ve Tar. San.Katma Değeri
6,1
-5,5
-5,7
-10,5
-4,2
Ormancılık Katma Değeri
-0,2
-1,8
-16,1
4,3
11,3
Balıkçılık Katma Değeri
18,5
6,4
4,8
5,9
8,9
Tarım Sektörü Katma Değeri
6,1
-5,1
-6,8
-9,0
-3,8

Kaynak: DİE

(1) Geçici
 
 

b. Sanayi

1998 yılında yavaşlamaya başlayan sanayi üretimi 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde sanayi katma değerinin yüzde 5,7 gerilemesiyle sonuçlanmıştır. Alt sektörler itibariyle incelendiğinde Ocak-Eylül döneminde madencilik sektörü katma değeri yüzde 7,6, imalat sanayii katma değeri yüzde 6,4 azalmış, elektrik-gaz-su sektörü katma değeri yüzde 1,1 artmıştır. Sanayi sektöründe genel olarak gözlenen bu gerilemenin en önemli nedeni, iç talepte yaşanan önemli daralmadır (Tablo II.1.2).

İmalat sanayii alt kollarından tekstil sanayii üretimi 1998 yılında olduğu gibi 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde de önemli oranda gerilemiştir. Bu sektörün ihracat performansındaki kötüleşme üretimindeki daralma konusunda belirleyici olmuştur. Ayrıca 1998 yılının ikinci üç aylık döneminden itibaren yavaşlama eğilimine giren metal eşya ve makina-techizat sanayileri üretimleri 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde gerileme göstermiştir.

Bu gelişmelere paralel olarak DİE aylık sanayi üretim endeksine göre toplam imalat sanayii üretimi 1999 yılında yüzde 5,8 oranında daralmıştır (Tablo II.1.6).



TABLO II.1.6

SANAYİ ÜRETİMİ

(Bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde değişim)


 
1998
1999
1997(1)
III
IV
Toplam(1)
I
II
III
Ocak-Aralık(2)
Aralık(3)
TOPLAM SANAYİ
11,5
0,9
-5,5
1,3
-8,3
0,8
-6,7
-5,1
2,9
MADENCİLİK
4,6
6,1
4,9
11,2
-8,3
-7,5
-13,1
-8,4
-4,5
İMALAT SANAYİİ
12,1
-0,2
-7,1
0,1
-9,6
0,5
-7,3
-5,8
3,3
Gıda 
8,0
7,9
-0,2
0,8
-3,2
6,9
0,3
-2,7
5,7
Tekstil 
8,7
-10,6
-11,3
-6,4
-20,2
-4,8
-10,6
-6,4
12,7
Petrol Ürünleri
4,4
2,1
5,6
2,1
11,1
10,2
-14,1
-3,2
-14,2
Kimyasal Maddeler
14,5
-4.1
-9,1
0,3
-11,2
5,6
-1,5
-1,9
17,2
Ana Metal Sanayii
9,6
9,0
-10,5
0,5
-12,9
3,9
-4,6
-5,6
-6,5
Makina-Teçhizat
22,5
-9,9
-18,6
-2,6
-16,6
-10,9
-8,8
-3,2
9,7
Taşıt Araçları 
24,8
-10,3
-25,1
-3,7
-43,0
-18,4
-15,7
-21,8
22,8
ENERJİ
8,1
9,6
4,7
7,6
1,7
8,9
2,6
4,2
3,5

Kaynak: DİE, 1997 bazlı Aylık ve Üçer Aylık Sanayi Üretim Endeksleri.

(1) Yıllık ortalamalara göre.

(2) Bir önceki yılın aynı dönemine göre.

(3) Bir önceki yılın aynı ayına göre.
 
 

c. Hizmetler

Hizmetler sektörü katma değeri, 1999 yılının ilk üç çeyreğinde yüzde 4,6 daralmıştır. İç talepte 1998 yılının ikinci üç aylık döneminden itibaren gözlenen daralma özellikle inşaat ve ticaret sektörleri katma değerlerinde de gerilemeye yol açmıştır. Turizm sektöründe yaşanan kriz başta otelcilik ve lokantacılık olmak üzere, ulaştırma ve ticaret sektörleri katma değerlerinin düşmesinde etkili olmuştur.
 
 



MARMARA DEPREMİNİN ETKİLERİ

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen, 7,4 Richter büyüklüğündeki Marmara Depremi, ülkemizde yaşanan en büyük depremlerden biridir. Bu depremin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğu ve ekonomik olarak milli gelirin önemli bir kısmının sağlandığı bir bölgede etkili olması depremin yarattığı kayıpların artmasına neden olmuştur. Depremin en çok etkilediği Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bolu, Avcılar ve Bağcılar'da elde edilen katma değerin GSYİH içindeki payı 1997 yılında yüzde 7,7, aynı bölgenin toplam imalat sanayii katma değeri içindeki payı ise yüzde 19,7 olmuştur.

Marmara Depremi büyük bir fiziksel yıkıma neden olurken, sanayi üretiminin önemli bir kısmını sağlayan bölgede ekonomik faaliyetler durmuş, özellikle küçük ve orta büyüklükteki üretim tesisleri önemli ölçüde hasar görmüştür. Depremin sermaye birikimi ve milli gelir üzerindeki maliyeti Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tahminlerine göre 9 ila 13 milyar dolar arasında değişirken, Dünya Bankası bu maliyetin 6 ila 10 milyar dolar arasında gerçekleştiğini öngörmektedir. Bu çerçevede Dünya Bankası verilerine göre depremin başta konut olmak üzere alt yapı, iş yerleri ve kamu binaları üzerinde yarattığı yıkımın maliyeti 3 ila 6 milyar dolar arasında değişmektedir. Devlet İstatistik Enstitüsünün tahminine göre deprem nedeniyle üretimin durması veya yavaşlaması sonucu 1,3 milyar dolar değerinde katma değer kaybı ile 2,4 milyar dolar değerinde üretim kaybı meydana gelmiştir. Üretimin durması veya yavaşlaması küçülme sürecinde olan ekonomiyi daha da daraltmıştır. Bunun, 1999 yılında GSMH büyümesini önemli ölçüde olumsuz etkilediği tahmin edilmektedir.

Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi ile Devlet İstatistik Enstitüsü’nün deprem bölgesinde birlikte gerçekleştirdikleri anket sonuçları depremin imalat sanayi üretimini önemli ölçüde gerilettiğini ortaya çıkarmıştır. Anket uygulanan 10 ve daha fazla personel çalıştıran işyerlerinin yüzde 63’ü deprem nedeniyle hasar görmüştür. En büyük hasarlar sırasıyla makina-teçhizat, bina ve altyapıda meydana gelmiştir. İmalat sanayiinde çalışan 3491 kişi depremden etkilenmiş ve bunların 346’sı ölmüştür. Depremden etkilenen ve ankete cevap veren işyerlerinde imalat sanayii kapasite kullanım oranı depremle birlikte yüzde 87’den yüzde 51’e gerilemiştir. Bu işyerlerin yüzde 59’u normal üretim kapasitesine ancak ortalama 18 haftalık süre içerisinde ulaşabileceklerini belirtmişlerdir. Depremden sonra talep daralmasında en etkili faktörler sırasıyla pazarlama, finansman ve diğer nedenler olarak belirlenmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, büyümenin en önemli itici gücü olan imalat sanayii üretimi Ağustos-Ekim döneminde ortalama yıllık yüzde 11,8 oranında daralmıştır (Grafik ).
 
 

Özellikle işgünü ve işgücü kaybı olmak üzere, üretim tesisleri ile altyapıda meydana gelen hasarlar yılın kalanında üretim kaybına yol açmıştır. Ayrıca, altyapıda meydana gelen hasar ve ulaşım sisteminde yaşanan aksaklıklar ihracatı da olumsuz yönde etkilemiştir. Bölgede özel tüketim ve yatırım harcamalarında ilk aşamada ciddi bir daralma yaşanmıştır. Depremden sonra gerekli harcamaların yaratacağı talep canlanmasının üretimi artırıcı etkisi 2000 yılından itibaren görülebilecektir. Bölgede ortaya çıkan gıda, giyinme ve sağlık ihtiyaçlarının kimya, ilaç, gıda, tekstil ve giyim sanayilerinde, bu sektörlerdeki stoklar eridikten ve üretim organizasyonu normal koşullara ulaştıktan sonra, üretimi artırması beklenmektedir. Özellikle ciddi boyutlardaki konut, bina ve altyapı ihtiyacının, yaklaşık iki yıldır durgunluk yaşayan inşaat sektöründe canlandırıcı bir etki yaratması doğaldır. Başta taş ve toprağa dayalı ürün ve ana metal sanayileri olmak üzere bir çok sektörle yakından ilişkili olan inşaat sektöründeki üretim artışı, böylece ekonominin genelinde de canlandırıcı bir etki yaratabilir. Ayrıca, deprem ile birlikte, konut ve işyerlerinin yanı sıra, bu yapılardaki eşya ve makinaların da hasar görmesi, beyaz eşya ve makina-teçhizat talebini artırabilir.

Sonuç olarak, depremin 1999 yılında ekonomik büyümeyi olumsuz, 2000 yılında ise yeniden inşa faaliyetlerindeki artış nedeniyle olumlu yönde etkilemesi beklenmektedir. DPT, depremin GSMH büyümesini 1999 yılında eksi 1 puan, 2000 yılında ise artı 1,5 puan etkileyeceğini tahmin etmiştir. Dünya Bankası ise, 1999 yılında GSMH büyümesinin 0,6-1,0 puan arasında olumsuz etkileneceği, 2000 yılında da 1 puan olumlu etkileneceğini tahmin etmektedir. Ancak, Kasım ayı başında bölgede ikinci büyük bir depremin meydana gelmesi, Ekim ve Kasım aylarında sanayi üretiminin düşmeye devam etmesi 1999 yılında depremin GSMH büyümesi üzerine olumsuz etkilerinin yukardaki tahminlerin çok üzerinde olacağını göstermektedir.



 
 

II.1.1.B. Mal ve Hizmet İthalatı

1995 yılından itibaren, Gümrük Birliği ve canlı iç taleple birlikte hızlanan ithalat, 1997 yılından itibaren öncelikle Gümrük Birliği anlaşmasının etkisini yitirmesi ile yavaşlamış, 1998 yılında başlayan iç talep daralması sonucunda gerilemiştir.

Toplam mal ve hizmet ithalatı, sabit fiyatlarla, 1998 yılı Ocak-Eylül döneminde yüzde 6,9 oranında artarken, 1999 yılının aynı döneminde yüzde 7,3 oranında gerilemiştir (Tablo II.1.7). Mal ve hizmet ithalatındaki hızlı düşüş 1999 yılının ilk çeyreğinde gözlenmiş, daha sonra düşüş eğilimi yavaşlamıştır.

Ana sektörler itibarıyle toplam ithalatın yüzde 85,4’ünü oluşturan imalat sanayii ithalatı 1999 yılının ilk onbir aylık döneminde yüzde 16,2, tarım-ormancılık ithalatı yüzde 22,8 gerilemiş, madencilik-taşocakçılığı ithalatı yüzde 6,9 artmıştır. Mal ithalatındaki bu gerilemenin yanısıra, turizm ve diğer hizmet giderleri de yılın ilk onbir ayında azalmıştır.

Yıl genelinde daralan iç talep ve gerileyen sanayi üretimi ithalat düşüşünde belirleyici faktörler olmuştur.

TABLO II.1.7

MAL VE HİZMET İTHALATI

(Milyar ABD doları)

1998
1999
1997
1998
11 Aylık 
I
II
III
11 Aylık 
İthalat
48,0
45,6
41,6
7,9
10,0
10,5
35,2
Turizm Giderleri
1,7
1,8
1,7
0,2
0,6
0,4
1,4
Diğer Hizmet Giderleri(1)
6,8
8,1
7,4
1,8
1,9
1,8
6,7
TOPLAM
56,5
55,5
50,7
10,0
12,5
12,6
43,3
Mal ve Hizmet İthalatı(2)
22,4
2,3
6,9
-16,0
-1,9
-4,6
-7,3

Kaynak: TCMB, DİE.

  1. Kâr transferleri hariç.
  2. DİE, 1987 fiyatlarıyla yüzde değişim, Ocak-Eylül dönemi itibariyle.
II.1.2. Ekonominin Talep Yönü: İç Talep ve İhracat

II.1.2.A. İç Talep: Yatırım ve Tüketim

1998 yılının ikinci üç aylık döneminde başlayan iç talepteki daralma süreci 1999 yılının ilk üç aylık döneminde belirginleşerek devam etmiştir. 1999 yılının genel özelliği, bütün yıl boyu değişen beklentiler olmuştur. Yılın ilk üç aylık döneminde Nisan seçimlerinden sonra oluşacak havaya ilişkin olumlu bekleyişler hakim olurken, ikinci üç aylık dönemde IMF ile imzalanması beklenen anlaşma sonrası canlanacak iç talebe dair olumlu bekleyişler önem kazanmıştır. Üçüncü üç aylık dönemde ise Ağustos ayında meydana gelen Marmara depremi beklentileri olumsuza dönüştürürken, sonrasında IMF ile görüşmelerin anlaşmayla sonlanacağına ilişkin beklentiler yine olumlu bir hava oluşmasına yol açmıştır. Tüm bu olumlu beklentilere rağmen yılın ilk dokuz ayında iç talep daralması devam etmiştir.

Kamu tüketim harcamaları 1998 yılında olduğu gibi 1999 yılında da artmaya devam etmiştir. Harcama kompozisyonu da bir önceki yılla paralellik göstermektedir. 1999 yılının ilk üç aylık döneminde, kamu tüketim harcamalarında “maaş ve ücret” yüzde 3 artış gösterirken “diğer cari” harcamalar yüzde 12,7 oranında büyümüştür. Ancak diğer cari harcamaların üçüncü üç aylık dönemindeki gelişmesinde Marmara Depremi dolayısıyla yapılan harcamaların rolü büyüktür (Tablo II.1.8).

Özel nihai tüketim harcamaları ise yıl genelinde daralma göstermiştir. İlk dokuz aylık dönemde yalnızca gıda ve konut sahipliği harcamalarında küçük artışlar gözlenirken, özellikle hizmetler ve yarı dayanıklı mallara olan talepte önemli düşüşler gözlenmiştir. Dayanıklı tüketim mallarında ise ikinci üç aylık dönemde olumlu beklentilere bağlı olarak artış gözlenmesine karşın, yıl genelinde gerileme meydana gelmiştir (Tablo II.1.8).

TABLO II.1.8

TOPLAM TÜKETİM HARCAMALARINDA GELİŞMELER

(1987 Fiyatlarıyla Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre Yüzde Değişim)


 
1999
1997
1998
I
II
III
9 Aylık
Toplam Tüketim Harcamaları
8,0
1,3
-6,4
-0,4
-1,9
-2,8
Devletin Nihai Tüketim Harcamaları
4,1
7,8
10,2
2,1
9,1
6,9
Maaş-Ücret
0,1
5,9
7,8
0,7
0,8
3,0
Diğer Cari
9,2
10,0
16,1
3,9
19,6
12,7
Özel Nihai Tüketim Harcamaları
8,4
0,6
-7,9
-0,6
-2,9
-3,7
Gıda
0,8
-0,1
-5,6
4,9
1,6
0,6
Dayanıklı Tüketim Malları
33,6
-0,8
-7,4
5,2
-8,6
-4,0
Yarı Day.ve Dayanaksız Tük. Mal.
8,7
0,3
-17,7
-8,1
-5,4
-10,8
Enerji, Ulaştırma, Haberleşme
3,5
4,9
-1,9
-0,5
-1,4
-1,3
Hizmetler
15,1
-0,8
-13,2
-15,2
-12,0
-13,4
Konut Sahipliği
2,3
2,1
2,1
2,3
1,1
1,8

Kaynak: DİE.

İç talepteki gerilemenin en belirgin olduğu alan özel yatırım harcamaları olmuştur. 1997 yılında hızlı bir artış gösteren özel sektör yatırım harcamaları 1998 yılının ikinci çeyreğinden itibaren azalan tüketim harcamalarına da bağlı olarak gerilemeye başlamıştır. 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde özel yatırım harcamaları toplam yüzde 17,8 daralırken, kamu yatırım harcamaları yüzde 4,2 oranında artış göstermiştir (Tablo II.1.3).

II.1.2.B. Mal ve Hizmet İhracatı

İhracat 1997 yılında yurtdışı talepteki canlılığa bağlı olarak, Güneydoğu Asya krizine rağmen hızlı bir yükseliş göstermiştir. Ancak, 1998 yılından itibaren Rusya kriziyle birlikte global krizin derinleşmesi sonucunda ihracat yavaşlamaya başlamıştır. 1998 yılının Ocak-Eylül döneminde yüzde 14,4 artış gösteren mal ve hizmet ihracatı 1999 yılının aynı döneminde yüzde 11,1 gerilemiştir (Tablo II.1.9).



TABLO II.1.9

MAL VE HİZMET İHRACATI

(Milyar ABD doları)


 
1998
1999
1997
1998
11 Aylık 
I
II
III
11 Aylık 
İhracat
26,8
27,5
24,7
6,5
6,3
6,3
23,7
Bavul Ticareti
5,8
3,7
3,5
0,4
0,4
0,6
2,0
Turizm Gelirleri
7,0
7,2
6,9
0,6
1,2
2,2
5,0
Diğer Hizmet Gelirleri(1)
9,9
13,6
11,6
2,8
2,6
2,3
7,6
TOPLAM
49,6
52,0
46,7
10,4
0,5
11,4
38,3
Mal ve Hizmet İhracatı(2)
19,1
12,0
14,4
-7,7
-11,0
-13,9
-11,1

Kaynak: TCMB, DİE.

(1) Diğer Faktör Gelirleri Hariç.

(2) DİE, 1987 fiyatlarıyla yüzde değişim, Ocak-Eylül dönemi itibariyle.

İhracatta gözlenen gerilemenin en önemli nedenleri 1999 yılında ihracat pazarlarımızdaki büyümenin yavaşlaması ve ihraç malları fiyatlarındaki düşüştür. DİE dış ticaret fiyat endeksleri incelendiğinde, Ocak-Ekim döneminde ihracat fiyatları ortalama yüzde 7,1 oranında gerilemiştir. Diğer yandan, kayıtlı ticaretin payının artması ve Rusya’da yaşanan daralma sonucu bavul ticaretindeki gerileme ve turizmde yaşanan kriz toplam mal ve hizmet ihracatının düşmesinde etkili olmuştur.
 
 



ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARI

Türkiye ekonomisinde özel sektör yatırım harcamaları, toplam yatırım harcamaları içinde çok büyük bir paya sahiptir. Ayrıca son on yıl içerisinde bu pay artma eğilimindendir. 1987-1998 döneminde özel ve kamu sektörü yatırımlarının toplam yatırımlar içerisindeki payları ortalama olarak sırasıyla yüzde 73 ve yüzde 27 olarak gerçekleşmiştir.

Özel sektör yatırım harcamaları üzerinde bir çok faktör etkili olabilmektedir. Konuyla ilgili olarak yapılan ampirik çalışmalar, iç ve dış talep gelişmelerinin bir ve/veya iki dönem gecikme ile özel yatırım harcamalarını olumlu yönde etkilediği sonucunu vermiştir. Ayrıca, iç ve dış kredi hacmi ile özel yatırım harcamaları arasında aynı yönlü ilişki bulunmuştur. Faiz hadlerinin özel yatırımlar üzerindeki etkisi konusunda, ampirik çalışmalar çelişkili ve istatistiksel olarak anlamsız sonuçlar vermiştir. Ancak konuyla ilgili bazı çalışmalarda yüksek reel kredi faizlerinin özel yatırımları genellikle olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Özel yatırım harcamalarının belirleyicileri ile ilgili olarak son yirmi yılda yapılan teorik çalışmalar, belirsizlik faktörünün söz konusu harcamalar üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu faktörü dikkate alan ampirik çalışmalarda, Türkiye’de belirsizlik olgusunun özel yatırımları olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmalarda, enflasyon ve mali piyasalardaki istikrarsızlıkların yanı sıra, kamu maliyesinin de özellikle 1990’lı yıllarda önemli belirsizlik kaynağı olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Bütçe açığı ile özellikle vergi mevzuatında yapılan değişiklikler ve vergi sistemindeki etkinsizlik olmak üzere devletin izlediği vergi politikası, özel yatırımlar üzerinde önemli bir belirsizlik yaratmaktadır. Ayrıca, kamu kesiminin yüksek borç servisi de kamu yatırımlarının GSMH içindeki payının giderek azalmasına neden olmuştur. Uzun yıllar, özel yatırımları teşvik edici bir karaktere sahip olan kamu yatırımları ile özel yatırımlar arasındaki ilişki 1990'lı yıllarda zayıflamıştır (Grafik).

Özel yatırım harcamalarının kompozisyonu incelendiğinde, makine-teçhizat yatırımlarının zaman içerisinde artma eğiliminde olduğu görülmektedir. 1980 yılında makine teçhizat yatırımlarının toplam özel sektör yatırımları içindeki payı yüzde 25 düzeyinde iken, ekonomik büyümenin önemli ölçüde yavaşladığı 1998 yılında bu rakam yüzde 58 olarak gerçekleşmiştir. 1987-1998 döneminde özel sektör makine-teçhizat yatırımlarının toplam özel sektör yatırımları içerisindeki payı ortalama, yüzde 48’dir. Makine-teçhizat yatırımları niteliği gereği ekonominin uzun dönemli büyüme potansiyeli üzerinde özel sektör bina ve konut yatırımlarına göre daha büyük etkiye sahiptir. Ekonominin hızlı büyüme gösterdiği dönemler, özel sektör makine-teçhizat yatırımlarının hızla arttığı dönemler olmaktadır. Özel yatırım harcamalarının belirleyicileri konusunda yukarıda söylenenler, bütünüyle özel makine-teçhizat yatırımları için de geçerlidir. Bu faktörlere ek olarak özel makine-teçhizat yatırımları, özel sektörün bina ve konut yatırımlarından olumsuz yönde etkilenmektedir. Bir başka deyişle bu iki yatırım kalemi arasında önemli bir ikame etkisi söz konusudur ve özel konut yatırımlarının hızlı bir şekilde arttığı dönemlerde özel makine-teçhizat yatırımları önemli ölçüde gerilemektedir. Genel olarak konut yatırımlarına ilişkin kararlar ve harcamalar daha çok hane halkı sektörü tarafından yapılırken, makine-teçhizat yatırımlarıyla ilgili kararlar ve harcamalar firmalar tarafından yapılmaktadır. Bazı ampirik çalışmalarda, özel konut yatırımları ile finansal varlıkların getirileri arasında ters yönlü, özel tasarruf oranları ile ise aynı yönde bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir.

TÜRKİYE’DE KAMU VE ÖZEL YATIRIM HARCAMALARINDAKİ GELİŞMELER

(GSMH içerisindeki paylar)

Kaynak: DİE.






II.1.3. İstihdam

DİE Hanehalkı İşgücü Anketi (HİA) sonuçlarına göre, 1998 yılında 23 milyon kişi olan toplam sivil işgücü 1999 yılı Nisan ayında yüzde 3,2 artarak 23,8 milyon kişiye ulaşmıştır. Aynı dönemde sivil istihdam yüzde 2,1 artarak 21,6 milyon kişiden yaklaşık 22 milyon kişiye çıkmıştır. İstihdamdaki artışın işgücü arzındaki artışa oranla daha yavaş olması nedeniyle 1998 yılında yüzde 6,3 olan işsizlik oranı 1999 yılı Nisan ayında yüzde 7,3 düzeyine çıkmıştır. Ekonomide yaşanan daralma sürecinin yılın tamamında etkili olması ve depremden dolayı yaşanan istihdam kaybı nedeniyle 1999 yılının tamamı için işsizlik oranının daha yüksek düzeyde gerçekleşmesi beklenmektedir (Tablo II.1.10).

Toplam istihdamın toplam çalışabilir nüfus içerisindeki payı Nisan 1999’da yüzde 45,1 olmuştur. Türkiye’de toplam istihdamın yüzde 59’u kendi hesabına çalışan, işveren ve ücretsiz aile işçilerinden oluşmaktadır. Kadınların gerek toplam istihdam ve gerekse toplam işgücü arzı içersindeki payı Nisan 1999’da 1998 yılına göre artış göstermiştir. Kadınlarda işsizlik oranın bu dönemde yavaş artış göstermesi kadın istihdam payının kadın işgücü payına göre hızlı artmasına sebep olmuştur. Kadınlardaki işsizlik oranı Nisan 1999’da yüzde 7,3 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.1.10).

TABLO II.1.10

İŞGÜCÜ VE İSTİHDAM

(Bin kişi, 12+yaş)


 
1997
1998
1999(1)
İşgücü
22.447
23.048
23.779
Kadın İşg./İşg.(Yüzde)
28,0
28,5
30,9
İstihdam
21.008
21.594
22.049
Kent (Yüzde)
45,9
45,7
44,3
Kır (Yüzde)
54,1
54,3
55,7
Kadın İst./İsth.(Yüzde)
27,7
28,6
31,1
İşsiz Sayısı
1.439,5
1.454
1.730
İşsizlik Oranı (Yüzde)
6,4
6,3
7,3
Kent
9,4
10,0
11,8
Kır
3,7
3,0
3,4
Eksik İst.(Yüzde)
5,6
5,9
6,9
Atıl İşg.(Yüzde)
12,0
12,2
14,2

Kaynak: DİE.

(1) Nisan 1999.

Son iki yılda kentsel istihdamın toplam istihdam içerisindeki payı düşüş göstermiştir. Kentsel istihdamın payı 1998 yılındaki yüzde 45,7 iken, 1999 yılı Nisan ayında yüzde 44,3’e düşmüştür. Kentsel yerlerin istihdam payının düşmesi hızla kentleşen bir ülke olan Türkiye için kentsel yerler işsizlik oranının artması anlamına gelmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kentsel istihdamın payının artması beklenmelidir.

Ekonomideki daralma süreciyle birlikte kentsel yerler istihdamındaki yavaş artış, kentsel yerler işsizlik oranının hızla artmasına neden olmuştur. 1998 yılında yüzde 10 olan kentsel yerler işsizlik oranı 1999 yılı Nisan ayında yüzde 11,8’e çıkmıştır. Nisan 1999 HİA’ne göre eğitimli gençler işsizlik oranı bir miktar düşerek yüzde 25,9 olarak gerçekleşmesiyle birlikte, bu kesimdeki işsizlik oranı önemini korumaktadır. Eğitimli gençler işsizlik oranı kentsel yerlerde yüzde 28,9 düzeyinde gerçekleşmiştir. Diğer yandan, 1998 yılında kırsal yerler işsizlik oranı yüzde 3’iken, Nisan 1999'da yüzde 3,4’e çıkmıştır. Kırsal yerler işsizlik oranının artması ekonomideki daralma ve tarımsal üretimin düşmesiyle açıklanabilir (Tablo II.1.10).

Kamu kesiminin imalat sanayii üretimi içerisindeki payının azalmasına paralel olarak kamu kesimi imalat sanayii istihdamında son yıllarda bir düşüş gözlenmektedir. 1997 ve 1998 yıllarında imalat sanayiinde özel kesimin istihdamı artarken, kamu kesiminin istihdamı düşmüştür. 1999 yılında ekonomideki küçülmeyle birlikte gerek kamu gerek özel kesim istihdamında düşüş gözlenmiştir. 1999 yılının ilk dokuz ayında ise özel kesim istihdamındaki düşüş kamu kesimi istihdamındaki düşüşten fazla olmuştur. Aynı dönemde, özel kesim imalat sanayiinde kimya dışındaki diğer tüm ana sektörlerde istihdam gerilemiştir (Tablo II.1.11).

TABLO II.1.11

İMALAT SANAYİİNDE ÜRETİMDE ÇALIŞANLAR

(Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre Yüzde Değişim)

1997
1998
1999
I
II
III
9 Aylık
İmalat Sanayii
5.3
0.2
-7.7
-8.8
-10.9
-9.2
Kamu 
-6.9
-6.3
-4.5
-2.7
-7.1
-4.8
Özel
8.3
1.6
-8.3
-10.0
-11.7
-10.0
Gıda 
6.6
-0.3
-10.1
-9.3
-9.0
-9.4
Tekstil 
8.1
-0.9
-12.4
-16.0
-16.8
-15.0
Petrol Ürünleri
40.3
-1.0
-3.5
-0.2
0.0
-1.2
Kimyasal Maddeler
1.2
5.1
0.6
1.4
0.6
0.9
Ana Metal Sanayii
6.8
4.8
-0.5
-2.3
-5.0
-2.6
Makina-Teçhizat
12.7
4.1
-6.6
-9.3
-12.8
-9.6
Taşıt Araçları 
10.1
7.8
-9.9
-13.8
-14.1
-12.6

Kaynak: DİE.

İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde tarım sektörü istihdamının toplam istihdam içinde en yüksek paya sahip olduğu görülmektedir. Nisan 1999 anketine göre tarım istihdamının toplam istihdam içerisindeki payı yüzde 45,8, sanayi istihdamının payı yüzde 15,1 ve hizmetler istihdamının payı yüzde 39,1 olarak gerçekleşmiştir. Dikkat çeken önemli bir gelişme 1997-1999 döneminde tarım istihdamının toplam istihdam içerisindeki payı artarken sanayi istihdamının payında düşme olmuştur. Bu dönemde hizmetler istihdamı payında bir miktar düşme gözlenmiştir. Bir yandan 1998 ve 1999 yıllarında tarım katma değerinin GSYİH içerisindeki payı yüzde 14,5 civarında kalırken, diğer yandan tarım istihdamı payında artış olması tarım kesimindeki işgücü arzındaki hızlı artış ve tarımsal işgücü verimliliğindeki düşüşle açıklanabilir. Bu durumun ortaya çıkmasında son yıllarda sanayileşmenin yavaşlaması sonucu sanayi sektörünün istihdam sağlamada yetersiz kalması, ekonomide yaşanan durgunluk ve hizmetler sektöründeki yavaş gelişme etkili olmuştur (Tablo II.1.12).



TABLO II.1.12

İSTİHDAMIN SEKTÖREL DAĞILIMI

(Yüzde)

1997 1998 1999(1)
Tarım 42,4 43,0 45,8
Sanayi 17,2 16,7 15,1
Hizmetler 40,4 40,3 39,1

Kaynak: DİE

    1. Nisan 1999

II. 1.4. Ücretler ve Maaşlar

Kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinin büyük çoğunluğu 1999 yılından geçerli olmak üzere imzalanmış ve 1997 yılından itibaren uygulanan eşel-mobil sistemine son verilmiştir. 1994-1998 döneminde, kamu kesimi işçilerinin reel ücretlerindeki gerileme, 1999 yılında imzalanan toplu iş sözleşmelerindeki ücret artışının enflasyonun üzerinde olmasında etkili olmuştur. Gelir vergisinde yapılan düzenlemeyle birlikte kamu kesimi işçi ücretlerindeki artışın 1999 yılında reel olarak yüzde 43,6 olması beklenmektedir. Bu artışla birlikte kamu kesimi işçi ücretleri 1994 krizi öncesi reel ücret düzeyinin üzerine çıkmıştır. Kamu kesimindeki sözleşmelerde ücret artışları 1999 yılı ilk altı ayı için yüzde 30 olarak belirlenmiş ve ilave olarak 15 milyon Türk lirası seyyanen ödeme yapılmıştır. Sözleşmenin ikinci altı aylık döneminde ise ilk altı ayda gerçekleşen TÜFE artışına ek olarak oluşan yeni ücret düzeyinden yüzde 5’lik bir artış daha sağlanmıştır.

Toplu iş sözleşmeleri kapsamındaki özel kesim çalışanlarının ücretleri hariç diğer tüm kesimlerin maaş ve ücretleri 1998 yılında reel olarak gerilemiştir. Ancak, 1999 yılında enflasyonun nisbeten düşük düzeyde hedeflenmesi ve gerçekleşmesi geriye doğru endekslemenin gerektirdiği ücret artışlarının enflasyonun üzerinde gerçekleşmesini sağlamıştır. 1999 yılında en yüksek reel artışlar kamu işçileri ücretleri ve asgari ücrette gözlenmiş, memur maaşlarındaki reel artışın yüzde 4,6 ve özel kesim işçi ücretlerindeki artışın ise yüzde 12,2 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir (Tablo II.1.13).

TABLO II.1.13

REEL ÜCRETLERDE GELİŞMELER(1)

(Yıllık Yüzde Değişim)


 
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999(2)
İşgücü Maliyeti(3)
Kamu
12,8
-11,2
-22,7
-21,5
29,6
0,6
37,1
Özel
5,3
-28,0
-14,4
5,2
3,0
16,1
18,2
Net Ele Geçen İşçi Ücreti(3)
Kamu
8,0
-0,0
-17,1
-25,0
19,2
-1,3
43,6
Özel
1,7
-18,2
-8,3
1,9
-3,0
17,0
12,2
Memur Aylık Maliyeti
5,5
-30,6
-2,9
14,0
15,8
3,4
10,7
Memur Net Maaşı 
2,1
-21,9
-4,8
7,6
16,5
-1,3
4,6
Yıllık Ortalama Asgari Ücret 
11,2
-26,6
-2,8
21,9
13,0
-4,3
38,1
Emekli Aylıkları(4)
Emekli Sandığı
-1,7
-22,2
-10,5
22,4
7,6
-6,4
4,8
SSK
-4,5
-22,0
-4,7
20,2
13,2
-7,3
3,3
Bağ-Kur
-3,3
-21,6
-1,4
58,0
27,1
-7,3
3,2

Kaynak: DPT

(1) İş gücü maliyeti hesabında DİE-TEFE (1987=100), net ele geçen ücret ve maaş hesabında DİE-TÜFE (1987=100) kullanılmıştır.

(2) Geçici

(3) Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve Kamu İşveren Sendikaları Konfederasyonu verileri

kullanılarak DPT tarafından hesaplanmıştır.

(4) Ortalama emekli aylığı; memur emeklileri için 3/1, işçi emeklileri için normal gösterge tablosu 1.derece

9.kademe ve Bağ-Kur emeklileri için 6.basamak esas alınmıştır.



GRAFİK II.1.2

ÜCRETLERDE GELİŞMELER (1992=100)
 
 

Kamu işçi ücretleri 1994 krizi öncesi seviyesinin çok üzerine çıkarken, memur maaşları ve özel kesim işçi ücretleri henüz 1993 yılı düzeyine ulaşamamıştır (Grafik II.1.2). Memur maaşları, 1999 yılının ilk altı ayında yüzde 30, ikinci altı ayında yüzde 20 oranında artmıştır. Gelir vergilerindeki düzenlemelerle birlikte memur maaşlarındaki artış nominal olarak yüzde 72,5 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur aylıkları 1998 yılında reel olarak gerilemiştir. Emekli aylıklarının 1999 yılında reel olarak artması beklenirken bu artışlar 1998 yılındaki gerilemeyi telafi edecek düzeyde değildir. Son yıllarda özellikle Emekli Sandığı ve SSK emekli aylıklarındaki artış diğer tüm ücret ve maaş geliri elde eden kesimlerin gelirlerindeki artışın gerisinde kalmıştır. Emekli Sandığı ve SSK emekli aylıkları 1992-1999 döneminde reel olarak sırasıyla yüzde 11,6 ve yüzde 7,5 oranında gerilemiştir (Tablo II.1.13).

1992-1999 döneminde Bağ-Kur aylıkları ve kamu kesimi ücretleri hariç diğer sabit gelirlerde reel artışlar olmamıştır. Bu dönemde, GSMH ortalama olarak yüzde 4 oranında büyürken, istihdamdaki artış kısıtlı düzeyde kalmış ve ortalama olarak yüzde 1,6 olmuştur. Bu dönemde, çalışan başına katma değerin artmasına rağmen reel ücretlerde önemli bir artışın olmaması, ücretlilerin aleyhine gelir dağılımında bir bozulmayı göstermektedir.

TABLO II.1.14

İMALAT SANAYİİNDE SAAT BAŞINA REEL ÜCRET

(Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre Yüzde Değişim)

1999
1997
1998
I
II
III
9 Aylık
İmalat Sanayii
3,1
-0,3
12,2
8,8
14,6
11,9
Kamu 
13,6
4,3
3,5
15,1
32,9
16,8
Özel
1,6
-0,9
14,4
6,5
8,8
9,9
Gıda 
1,7
3,9
21,5
12,2
6,8
11,5
Tekstil 
-0,1
-4,0
12,9
10,6
16,4
13,3
Petrol Ürünleri
4,6
21,3
-19,3
-1,0
5,0
-6,0
Kimyasal Maddeler
10,7
3,5
5,4
-2,2
0,7
1,3
Ana Metal Sanayii
13,5
2,6
16,3
10,4
15,4
14,0
Makina-Teçhizat
-0,5
1,2
19,7
3,6
-1,1
6,9
Taşıt Araçları 
6,7
-0,1
20,4
-2,6
13,8
10,0

Kaynak: DİE.

Özel kesim imalat sanayiinde saat başına reel ücretlerde 1998 yılında yüzde 0,9 oranında gerilerken, 1999 yılının ilk dokuz ayında yüzde 9,9 oranında artış göstermiştir. Sözkonusu dönemlerde kamu kesiminde saat başına reel ücretlerde sırasıyla yüzde 4,3 ve yüzde 16,8 oranlarında artışlar olmuştur. 1999 yılının ilk dokuz ayında, özel kesimde petrol ürünleri sanayii hariç diğer imalat sanayii ana alt sektörlerinde reel ücretler artmıştır (Tablo II.1.14). 1998 yılında saat başına reel ücret kamu kesiminde artarken özel kesimde düşmüş ve dolayısıyla imalat sanayiinin genelindeki düşüş yüzde 0,3 oranında gerçekleşmiştir. Ancak, 1999 yılının ilk dokuz ayında aynı gösterge gerek özel gerekse kamu kesiminde hızlı bir artış göstermiştir. Bu, ekonominin küçüldüğü bir ortamda özel imalat sanayiinde istihdamın daralmasına neden olmuştur.

II.2. KAMU MALİYESİ VE İÇ BORÇLANMA

II.2.1. Kamu Maliyesi

Türkiye’de kamu kesimi, konsolide bütçe, reel ve finansal kesimde faaliyet gösteren Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT’ler), Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Bütçe Dışı Fonları kapsamaktadır. Kamu kesimi toplam harcama ve gelirleri göz önüne alınarak hesaplanan kamu borçlanma gereğinin GSMH içindeki payının, 1999 yılında bir önceki yıla göre 4,2 puan artarak yüzde 13,4 olması beklenmektedir.

Kamu kesimi toplam harcamalarının GSMH’ya oranı 1998 yılında bir önceki yıla göre 3,3 puan artarak yüzde 34,5 düzeyinde gerçekleşmiştir. 1999 yılı için bu oran yüzde 38,4 olarak tahmin edilmektedir. Kamu harcamalarının GSMH'ya oranında 1999 yılında görülen 3,9 puanlık artışın 1,9 puanı cari harcamalardan; 1,2 puanı faiz ödemelerinden olmak üzere 2,3 puanı transfer harcamalarındaki artıştan kaynaklanmıştır. Yatırımların GSMH'ya oranında ise 0,3 puanlık bir azalma olmuştur.

Toplam kamu gelirlerinin GSMH içindeki payının 1998 yılındaki yüzde 25,3’lük düzeyinden, 1999 yılında yüzde 24,1’e düşmesi beklenmektedir. Bu düşüşte 1998’de yüzde 1 olan özelleştirme gelirlerinin GSMH’ya oranının 1999’da yüzde 0,1 olarak gerçekleşmesi etkili olmuştur. Kamu gelirlerinin en büyük bileşeni olan vergi gelirlerinin GSMH’ya oranında ise 0,2 puanlık bir azalma beklenmektedir. Bu azalma, konsolide bütçe ve mahalli idarelerin vergi gelirlerindeki artışa karşın, fonların vergi kaynaklı gelirlerindeki düşmeye bağlıdır.

1996-1998 döneminde, konsolide bütçe açığının GSMH’ ya oranında azalma görülmüş ve bu oran 1998 yılı için yüzde 7,0 olarak gerçekleşmiştir. Ancak, bütçe açığı 1999 yılında yeniden büyük bir artış göstererek GSMH'nın yüzde 10,9'una ulaşmıştır. Konsolide bütçe gelirlerinin GSMH'ya oranı 1998 yılında yüzde 22,0 iken 1999 yılında yüzde 22,5'e yükselmiştir. Bütçe gelirlerindeki bu sınırlı artışa karşın bütçe harcamalarının GSMH'ya oranı 1998 yılında yüzde 29,0 iken 1999 yılında yüzde 33,4'e çıkmıştır. Faiz dışı harcamaların GSMH'ya oranı 3,1 puan artarak yüzde 20,5'e, faiz giderlerinin GSMH'ya oranı ise 1,2 puan artarak yüzde 12,9'a yükselmiştir.

Mali KİT’ler, Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları ve Döner Sermayelerin kapsandığı Diğer Kamu’ nun borçlanma gereğinin GSMH içindeki payının 1999 yılında yüzde 0,5, işletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT’lerin borçlanma gereğinin ise yüzde 1,4 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Fonların finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının ise 1999’da yüzde 0,6 olacağı tahmin edilmektedir (Tablo II.2.1).

TABLO II.2.1

KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİNİN

GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILAYA ORANI(1)

(Yüzde)

 

1994

 

1995

 

1996

 

1997

 

1998

Gerçekleşme Tahmini
1999
Konsolide Bütçe
3,9
3,7
8,5
7,6
7,0
10,9
KİT'ler(2)
1,9
-0,7
0,1
0,7
1,3
1,4
Fonlar
0,9
0,6
0,1
-0,1
0,0
0,6
Diğer Kamu(3)
1,2
1,6
0,2
-0,6
0,9
0,5
Toplam Borçlanma Gereği
7,9
5,2
8,9
7,6
9,2
13,4
Faiz ve Özelleştirme Hariç Borçlanma Gereği
-2,5
-3,8
-2,3
-0,9
-2,5
-0,4

Kaynak: DPT.

(1) (-) işareti fazla anlamındadır.

(2) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.

(3) Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sos. Güv. Kur. kapsamaktadır.



GRAFİK II.2.1

FAİZ DIŞI KAMU DENGESİ VE
KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ / GSMH

 Kaynak: DPT.

(1) GSMH, DPT 1999 yıl sonu tahminidir.



TABLO II.2.2

KAMU KESİMİ AÇIĞI VE FİNANSMANI

(Cari Fiyatlarla, Trilyon Türk lirası)


 
1994
1995
1996
1997
1998
1999(3)
Kamu Kesimi Borç. Gereği
-306,9
-407,6
-1.326,6
-2.246,6
-4.860,7
-11.186,8
Finansman
306,9
407,6
1.326,6
2.246,6
4.860,7
11.186,8
Dış Borçlanma (net)
-65,0
-87,5
-192,7
-305,4
-629,7
972,0
Konsolide Bütçe
-67,2
-81,2
-134,4
-452,6
-1.035,6
459,7
KİT’ler(1)
-4,8
-13,5
-58,9
26,4
339,9
310,1
Fonlar
3,1
13,7
18,8
91,5
65,6
115,9
Diğer Kamu(2)
3,9
-6,5
-18,2
29,3
0,4
86,3
İç Borç/Alacak (net)
371,9
495,1
1.519,3
2.552,0
5.490,3
10.214,8
Konsolide Bütçe
219,2
375,5
1.402,2
2.678,3
4.872,8
8.664,2
Kısa Vadeli Avans
51,9
94,7
229,0
0,0
0,0
0,0
Devlet Tahvili
-70,3
85,7
274,0
1.484,8
1.311,0
12.233,8
Hazine Bonosu
244,2
197,2
792,2
1.020,7
3.293,2
-2.493,3
“Diğer” Finansman
-6,6
-2,1
107,0
172,8
268,6
-1.076,3
KİT’ler(1)
111,6
51,7
71,1
168,0
365,8
815,2
Fonlar
28,4
39,4
37,8
77,1
154,6
349,1
Diğer Kamu(2)
12,7
28,5
8,2
-371,4
97,1
386,3
GSMH İçindeki Payları (%)
Kamu Kesimi Borç. Gereği
-7,9
-5,2
-8,9
-7,6
-9,2
-13,4
Finansman
7,9
5,2
8,9
7,6
9,2
13,4
Dış Borçlanma (net)
-1,7
-1,1
-1,3
-1,0
-1,2
1,2
Konsolide Bütçe
-1,7
-1,0
-0,9
-1,5
-2,0
0,6
KİT’ler(1)
-0,1
-0,2
-0,4
0,1
0,6
0,4
Fonlar
0,1
0,2
0,1
0,3
0,1
0,1
Diğer Kamu(2)
0,1
-0,1
-0,1
0,1
0,0
0,1
İç Borç/Alacak (net)
9,6
6,3
10,1
8,7
10,4
12,3
Konsolide Bütçe
5,6
4,8
9,4
9,1
9,2
10,4
Kısa Vadeli Avans
1,3
1,2
1,5
0,0
0,0
0,0
Devlet Tahvili
-1,8
1,1
1,8
5,1
2,5
14,7
Hazine Bonosu
6,3
2,5
5,3
3,5
6,2
-3,0
“Diğer” Finansman
-0,2
0,0
0,7
0,6
0,5
-1,3
KİT’ler(1)
2,9
0,7
0,5
0,6
0,7
1,0
Fonlar
0,7
0,5
0,3
0,3
0,3
0,4
Diğer Kamu(2)
0,3
0,4
0,1
-1,3
0,2
0,5
Kaynak: DPT, HM.

(1) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.

(2) Mali KİT’ler, mahalli idareler, döner sermayeler ve sosyal güvenlik kuruluşlarını kapsamaktadır.

(3) Konsolide bütçe verileri gerçekleşme, kamuya ait diğer veriler gerçekleşme tahminidir.

Sonuç olarak, toplam kamu kesimi borçlanma gereğinin 1998’e göre yüzde 130,1 oranında artarak 1999 yılında 11,2 katrilyon liraya ulaşarak GSMH'nın yüzde 13,4'ü oranında açık vermesi beklenmektedir. Faiz ve özelleştirme gelirleri hariç, 1998 yılında GSMH'nın yüzde 2,5'i kadar fazla veren kamu kesiminin, 1999 yılında da GSMH'nın yüzde 0,4'ü kadar fazla vereceği tahmin edilmektedir.

1999 yılında, erken seçimler nedeniyle altı aylık dönem için geçici bütçe uygulanmış ve 1999 yılı bütçesi Haziran ayında kanunlaşmıştır. 1998’de olduğu gibi 1999 yılında da ek bütçe uygulamasına gidilmemiştir.

1999 yılında konsolide bütçe vergi gelirlerinin GSMH’ya oranının 1998’deki düzeyine göre 0,4 puan artarak yüzde 17,8 olması beklenmektedir. Konsolide bütçe gelirlerinin GSMH içindeki payının ise 1999 yılında bir önceki yıla göre 0,5 puan artarak yüzde 22,5 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Konsolide bütçe vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı 1998’e göre 1,3 puan artarak yüzde 54,7 olarak gerçekleşmiştir. Konsolide bütçe vergi gelirlerinden dolaysız vergilerin GSMH içindeki payının, bir önceki yıla göre değişmeyerek yüzde 8,1 düzeyinde kalması, dolaylı vergilerin payının ise 0,4 puan artış kaydederek yüzde 9,7’ye ulaşması beklenmektedir (Tablo II.2.3).

Harcamalardaki hızlı artış sonucunda konsolide bütçe vergi gelirlerinin harcamaları karşılama oranı 1998 yılındaki yüzde 60’lık düzeyinden 1999 yılında yüzde 53,4’e düşmüştür. Ayrıca, vergi gelirlerinin faiz dışı bütçe harcamalarını karşılama oranı da 1998 yılında yüzde 100,2 iken, 1999 yılında yüzde 86,9'a gerilemiştir (Tablo II.2.3).

TABLO II.2.3

KONSOLİDE BÜTÇE GELİRLERİ

(Yüzde)

 
1994
1995
1996
1997
1998
1999
Toplam Gelirler/GSMH(1)

Vergi Gelirleri/GSMH(1)

19,2

15,1

17,7

13,8

18,0

15,0

19,6

16,1

22,0

17,4

22,5
17,8
Dolaylı Vergiler/GSMH(1)
7,8
7,9
9,1
9,6
9,3
9,7
Dolaysız Vergiler/GSMH(1)
7,3
5,9
5,9
6,6
8,1
8,1
Vergi Gelirleri/Toplam Harcamalar

Toplam Gelirler/Toplam Harcamalar 

65,5

83,0

63,4

81,5

57,0

68,6

59,4

72,0

60,0

75,8

53,4

67,3

Vergi Gelirleri/Faiz Dışı Bütçe Harcaması
98,1
95,6
91,9
83,1
100,2
86,9
Dolaylı Vergiler/Toplam Vergi Gelirleri
51,7
57,5
60,6
59,3
53,4
54,7
Dolaysız Vergiler/Toplam Vergi Gelirleri
48,3
42,5
39,4
40,7
46,6
45,3

Kaynak: HM.

(1) GSMH, DPT 1999 yıl sonu tahminidir.

1990’lı yıllarda sürekli artma eğiliminde olan konsolide bütçe harcamalarının GSMH içindeki payının 1999 yılında da bir önceki yıla göre 4,4 puan artması ve yüzde 33,4 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Harcamalardaki artış büyük ölçüde faiz ödemeleri, personel harcamaları ve sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferlerdeki artıştan kaynaklanmaktadır.

1999 yılında, faiz dışı bütçe harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı bir önceki yıla göre 1,5 puan artış göstererek yüzde 61,4 olmuştur. Alt harcama kalemleri incelendiğinde bu artışın büyük ölçüde sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferler ve fon ödemelerinden kaynaklandığı görülmektedir. Konsolide bütçe faiz dışı harcamalarının 1995 yılından itibaren girdiği artış trendi 1998 yılında kontrol altına alınmış ve faiz dışı harcamaların GSMH'ya oranı yüzde17,4 düzeyinde gerçekleşmişti. Ancak 1999 yılında bu oranın 3,1 puan artarak yüzde 20,5 olması beklenmektedir. 1999 yılında, 1998 yılına göre personel harcamalarının GSMH içindeki payı 1,0 puan, diğer cari harcamaların payı 0,2 puan, faiz dışı transfer harcamalarının payı 1,9 puan, faiz ödemelerinin payı 1,2 puan artarken, yatırım harcamalarının payı aynı kalmıştır (Tablo II.2.4).

TABLO II.2.4

KONSOLİDE BÜTÇE(1)


 
 
Cari Fiyatlarla (Trilyon TL)
GSMH İçindeki Payları (Yüzde)
 
1994
1995
1996
1997
1998
1999
1994
1995
1996
1997
1998
1999(2)
HARCAMALAR
897
1.711
3.940
7.991
15.396
27.755
23,1
21,8
26,3
27,2
29,0
33,4
Faiz Dışı Harcamalar
599
1.135
2.443
5.713
9.219
17.034
15,4
14,4
16,3
19,4
17,4
20,5
Cari
369
644
1.283
2.779
5.141
9.084
9,5
8,2
8,6
9,5
9,7
10,9
Personel
295
503
974
2.073
3.870
6.908
7,6
6,4
6,5
7,1
7,3
8,3
Diğer Cari
73
142
309
706
1.271
2.175
1,9
1,8
2,1
2,4
2,4
2,6
Yatırım
50
92
238
590
886
1.401
1,3
1,2
1,6
2,0
1,7
1,7
Faiz Dışı Transferler
180
399
922
2.343
3.193
6.550
4,6
5,1
6,2
8,0
6,0
7,9
Sosyal Güv. Kur.
34
108
335
760
1.436
2.750
0,9
1,4
2,2
2,6
2,7
3,3
Diğer Transferler
146
291
587
1.583
1.757
3.800
3,8
3,7
3,9
5,4
3,3
4,6
Faiz Ödemeleri
298
576
1.497
2.278
6.177
10.721
7,7
7,3
10,0
7,7
11,7
12,9
Dış Borç Faizi
65
101
168
300
547
896
1,7
1,3
1,1
1,0
1,0
1,1
İç Borç Faizi
233
475
1.329
1.978
5.630
9.825
6,0
6,0
8,9
6,7
10,6
11,8
GELİRLER
745
1.394
2.702
5.750
11.671
18.683
19,2
17,7
18,0
19,6
22,0
22,5
Genel Bütçe
740
1.382
2.676
5.698
11.617
18.591
19,0
17,6
17,9
19,4
21,9
22,4
Vergi Gelirleri
588
1.084
2.244
4.746
9.233
14.807
15,1
13,8
15,0
16,1
17,4
17,8
Vergi Dışı
Normal Gelirler
46
86
160
405
1.218
1.875
1,2
1,1
1,1
1,4
2,3
2,3
Özel Gelir-Fon
104
211
272
547
1.166
1.909
2,7
2,7
1,8
1,9
2,2
2,3
Katma Bütçe
5
12
26
52
54
92
0,1
0,2
0,2
0,2
0,1
0,1
BÜTÇE DENGESİ
-152
-317
-1.238
-2.241
-3.725
-9.072
-3,9
-4,0
-8,3
-7,6
-7,0
-10,9
FAİZ DIŞI BÜTÇE DENGESİ
146
259
259
37
2.452
1.649
3,8
3,3
1,7
0,1
4,6
2,0

Kaynak: DPT, Hazine Müsteşarlığı.

(1) Özel ödenek açısından düzeltilmiştir.

(2) GSMH, DPT 1999 yıl sonu tahminidir.

Harcamalardan diğer transferler kaleminin en önemli bileşeni olan sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferlerin hem toplam harcamalar hem de GSMH içindeki payı bir önceki yıla göre artmıştır. Buna göre, sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferlerin GSMH içindeki payı 1999 yılında yüzde 3,3'e yükselmiştir.

Konsolide bütçeden KİT’lere yapılan transferlerin GSMH’ya oranının ise 1998 yılına göre 0,2 puan artarak 1999 yılında yüzde 0,5 olması beklenmektedir.

1999 yılında konsolide bütçe açığının GSMH’ya oranı yüzde 10,9 olarak beklenirken, faiz dışı dengenin yüzde 2,0 oranında fazla vermesi tahmin edilmektedir. Cari fiyatlarla, yıl sonunda bütçe açığı 9,1 katrilyon lira, faiz dışı fazla ise 1,7 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir.

GRAFİK II.2.2

BÜTÇE DENGELERİ / GSMH
 
 

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı, DPT, TCMB.



TABLO II.2.5

KONSOLİDE BÜTÇE HARCAMALARI

(Yüzde)

1994
1995
1996
1997
1998
1999
Toplam Harcamalar/GSMH(1)
23,1
21,8
26,3
27,2
29,0
33,4
Faiz Dışı Harcamalar/GSMH(1)
15,4
14,4
16,3
19,4
17,4
20,5
İç Borç Faiz Öd./GSMH(1)

Personel Harcamaları/GSMH(1)

Diğer Transferler/GSMH(1)

6,0

7,6

4,1

6,1

6,4

4,5

8,9

6,5

5,7

6,7

7,1

7,6

10,6

7,3

5,5

11,8

8,3

7,4

Faiz Ödemeleri/Vergi Gelirleri
50,7
53,1
66,7
48,0
66,9
72,4
Faiz Dışı Harcamalar/Toplam Harcamalar 
66,8
66,3
62,0
71,5
59,9
61,4
İç Borç Faiz Öd /Toplam Harcamalar

Personel Harcamaları/Toplam Harcamalar

26,0

30,4

27,8

29,4

33,7

24,6

24,8

25,8

36,6

25,1

35,4

24,9

Diğer Transferler/Toplam Harcamalar
17,7
20,6
22,1
27,8
20,7
23,6

Kaynak: HM.

  1. GSMH, DPT 1999 yıl sonu tahminidir.

 
 


SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİKLER VE
İŞSİZLİK SİGORTASI

Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'dan oluşan Türk sosyal güvenlik sistemi, son on yıldır giderek artan oranlarda açık vermektedir. Sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının bütçeden yapılan transferlerle karşılanması, bütçe açıklarının artmasına önemli katkıda bulunmuştur. 1991 yılında bütçeden sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferlerin GSMH'ya oranı yüzde 0,3 iken, bu oran 1999 yılında yüzde 3,3'e yükselmiştir. Emeklilik yaşının düşük olması, fiilen çalışan nüfusun tamamının sisteme prim öder duruma getirilememesi, toplanan fonların verimli kullanılamaması, emekli aylıklarının ödenen prim miktarlarıyla ilişkilendirilmemesi, sağlık alanında yapılan harcamaların kontrolsüzlüğü gibi sorunlar, sosyal güvenlik sisteminin finansman açığı vermesine neden olan önemli faktörlerdir.

8 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunla, sistemin olumsuzluklarını gidermeye yönelik bir dizi önlem hayata geçirilmiştir. Bunların başında yaşlılık aylığına hak kazanmanın yalnızca çalışma süresine değil, sigortalıların belli bir asgari emeklilik yaşına ulaşmaları koşulunun getirilmesi vardır. Yeni düzenlemeye göre kadınlar 58, erkekler de 60 yaşında emekliliğe hak kazanacaklardır. Sözkonusu kanundan önce sigorta kapsamına girmiş olanlar için, sigortalılık süresine bağlı olarak kademeli geçiş süreleri öngörülmüştür. Yaşlılık aylıklarını ödenmiş olan primlerle ilişkilendiren bir sistem getirilmiştir. Ayrıca, yaşlılık aylıklarının tüketici fiyatlarındaki aylık artışa göre ayarlanması kararlaştırılmıştır(1). Prime esas kazancın alt sınırı tüketici fiyatları endeksindeki artış ile GSYİH büyümesine endekslenmiştir. Prime esas kazancın üst sınırı ise 2001 yılı sonuna kadar prime esas kazancın alt sınırının 3 katı, 2002-2004 yılları arasında 4 katı ve 2005 yılından itibaren 5 katı olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemelerin yanında, Bağ-Kur primlerinin oranı ve gecikme zamları da artırılmıştır. Sigortasız işçi çalıştırmayı önlemek amacıyla, işverenlerin çalıştıracakları kişileri işe başlamadan önce Sosyal Sigortalar Kurumu’na bildirme zorunluluğunun yanısıra işçinin de çalışmaya başladığı işyerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca, çalışanların sigorta durumunu denetleme yetkisi olan kamu görevlilerinin tanımı genişletilerek sayıları artırılmıştır. Sağlık harcamalarında tasarruf sağlamaya yönelik olarak ise, daha önce katkı payı alınmayan bazı harcamalar için gerek sigortalılardan gerek emeklilerden katkı payı alınması zorunluluğu getirilmiş, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için belli bir süre prim yatırmış olma koşulu da hükme bağlanmıştır.

Sözkonusu kanunla getirilen en önemli yeniliklerden birisi de işsizlik sigortası sisteminin oluşturulması ve bunun için “İşsizlik Sigortası Fonu”nun kurulmasıdır. Fonun yönetimi İş ve İşçi Bulma Kurumu’na, işsizlik sigortası primlerini toplama görevi ise Sosyal Sigortalar Kurumu’na verilmiştir. Kanunda, işsizlik sigortası prim oranı brüt ücretin yüzde 7’si olarak belirlenmiş, bunun yüzde 2’sinin sigortalıdan, yüzde 3’ünün işverenden kesilmesi, devletin ise sigorta primine yüzde 2 oranında katkı payı ödemesi hükme bağlanmıştır. İşsizlik sigortası ödeneği, net asgari ücreti aşmamak koşuluyla, işsiz kalan sigortalının son çalıştığı işteki net ücretinin yarısı olarak belirlenmiştir. İşsizlik ödeneği alabilmek için en az 600 gün prim ödemek ve son 120 günün primini kesintisiz ödemek koşulu getirilmiştir. İşsizlik ödeneği alma süresi ise, prim ödeme gün sayısına bağlı olarak 180 gün ile 300 gün arasında belirlenmiştir.

4447 sayılı Kanunla, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine İlişkin Kanun çerçevesinde yapılan tasarruf kesintileri de yürürlükten kaldırılmıştır. İşsizlik sigortası ve fonu ile tasarrufları teşvik kesintilerinin kaldırılmasına ilişkin hükümler 1 Haziran 2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

Sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerin finansman açığı üzerindeki olumlu etkisi ancak orta dönemde hissedilebilecek, uzun dönemde ise açığı büyük ölçüde ortadan kaldırabilecektir. İşsizlik sigortası uygulaması ise, sosyal adalet açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

  1. Emekli Sandığı'ndan emekli olanlar için bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçileri ile ilgili personel kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılmasını izleyen yılbaşından itibaren yürürlüğe girecektir.



 
 

TABLO II.2.6

1999 YILI ÜÇER AYLIK DÖNEMLER İTİBARİYLE

KONSOLİDE BÜTÇE NAKİT AÇIĞI VE FİNANSMANI

(Trilyon TL, üçer aylık)


 
I
II
III
IV
Toplam
Bütçe Dengesi
-2.536
-2.505
-2.257
-1.774
-9.072
Emanet ve Avans(1)
-79
-78
-1
106
-52
Nakit Dengesi
-2.615
-2.583
-2.258
-1.668
-9.124
Finansman
2.615
2.583
2.258
1.668
9.124
Dış Borç (net)
60
-248
-452
1.100
460
Devlet Tahvili (net)
3.629
2.775
3.052
2.778
12.234
Hazine Bonosu (net)
-1.178
-158
-350
-807
-2.493
Kısa V. Avans (net)
0
0
0
0
0
Diğer
105
213
9
-1.403
-1.076

Kaynak: HM.

  1. Emanetler, nakit, vb. net varlıklardaki değişmelerdir. - işareti varlık artışı, + işareti varlık azalışıdır.
1999 yılında konsolide bütçe açığı, 9,1 katrilyon Türk lirası olmuştur. Hazine bütçe açığına ilave olarak 2,5 katrilyon Türk lirası bonoda net ödeme, 1,1 katrilyon Türk lirası negatif bakiye veren diğer kalemin finansmanı için net 12,2 katrilyon Türk lirası Devlet tahvili ile borçlanma yapmıştır. Ayrıca, 1999 yılında, 1993'den beri ilk kez, 460 trilyon Türk liralık net dış borç kullanımı gerçekleştirilmiştir (Tablo II.2.6, Grafik II.2.3).

GRAFİK II.2.3

KONSOLİDE BÜTÇE FİNANSMANI

(Yıl Başına Göre Kümülatif, Trilyon TL)

Kaynak: HM.

1999 yılı boyunca konsolide bütçe nakit açığının finansmanı ağırlıklı olarak iç borçlanma ile sürdürülmüştür. Bu çerçevede, 1999 yılında ihale ile iskontolu, sabit kuponlu üç ayda bir ödemeli, değişken faizli üç ayda bir kupon ödemeli ve TÜFE endeksli devlet iç borçlanma senetlerine ek olarak halka arz ve TAP yolu ile de iç borçlanma yapılmıştır. Hazine 1998 yılında bono ile borçlanmaya ağırlık verirken 1999 yılında uzun vadeli tahvil borçlanmasına öncelik vermiştir.

1999 yılında, 16,9 katrilyon Türk liralık tahvil ve 6,8 katrilyon Türk liralık bono satışı yapılırken, 4,7 katrilyon Türk liralık tahvil ve 9,3 katrilyon Türk liralık bono geri ödemesi yapılmıştır. Böylece, Hazinenin net tahvil borçlanması 12,2 katrilyon Türk lirası olurken, bonoda net 2,5 katrilyon Türk lirası ödeyici olmuştur.

Hazine'nin kullanabileceği kısa vadeli avans limiti 1997 yılında, geçmiş yıl ve cari yıl genel bütçe ödenekleri farkının yüzde 6'sı iken, bu oran 1998 yılında olduğu gibi 1999 yılı için de yüzde 3 olarak uygulanmıştır. Ancak, 1997 yılında Merkez Bankası ve Hazine arasında imzalanan Protokol’e uygun olarak, 1997 yılının ikinci yarısından itibaren kısa vadeli avans kullanmayan Hazine, bu tutumunu 1999 yılında da devam ettirmiş ve bazı aylarda özellikle maaş ödemeleri zamanında kısa süreli olarak kullanılan kısa vadeli avans hesabı ay içinde sıfırlanmıştır (Tablo II.2.7).

Konsolide bütçe nakit açığının finansmanında, 1993'den beri ilk kez, 1999 yılında net dış borç kullanılmıştır. Özellikle, yılın son çeyreğinde, deprem harcamalarının finansmanı için sağlanan dış kredilerin etkisiyle, 1,1 katrilyon Türk lirası net dış borç kullanımı gerçekleştirilmiştir. Yılın tamamında 2,8 katrilyon Türk lirası borçlanılmış ve 2,3 katrilyon Türk lirası geri ödeme yapılmıştır (Tablo II.2.7, Grafik II.2.3).

TABLO II.2.7

KONSOLİDE BÜTÇE DENGESİ VE FİNANSMAN GÖSTERGELERİ

(Trilyon TL)


 
 
1994
1995
1996
1997
1998
Gerçekleşme tahmini 
1999(2)
Bütçe Dengesi(1)
-152,2
-316,6
-1.238,1
-2.240,7
-3.697,8
-9.071,7
Nakit Dengesi(1)
-151,9
-294,5
-1.267,7
-2.220,4
-3.809,5
-9.123,9
Faiz Dışı Bütçe Dengesi(1)
146,1
259,5
259,3
37,3
2.478,8
1.649,2
Faiz Dışı Nakit Dengesi(1)
146,4
281,7
229,7
57,5
2.367,1
1.597,0
İşlevsel Bütçe Dengesi(3)
155,7
242,4
-161,0
-257,5
583,2
-4.387,0
Bütçe Dengesi/GSMH
-3,9
-4,0
-8,3
-7,6
-7,0
-10,9
Nakit Dengesi/GSMH
-3,9
-3,7
-8,5
-7,6
-7,1
-11,0
Faiz D.Bütçe Deng./GSMH
3.8
3,3
1,7
0,1
4,6
2,0
Faiz D.Nakit Deng./GSMH
3,8
3,6
1,5
0,2
4,5
1,9
İşlevsel Büt. Denk. GSMH
4,0
3,1
-1,1
-0,9
1,1
-5,3
Dış Borçlanma(net)/GSMH
-1,7
-1,0
-0,9
-1,5
-1,9
0,6
Devlet Tahvili(net)/GSMH
-1,8
1,1
1,8
5,1
2,4
14,7
Hazine Bonosu(net)/GSMH
6,3
2,5
5,3
3,5
6,2
-3,0
Kısa V.Avans(net)/GSMH
1,3
1,2
1,5
0,0
0,0
0,0
Diğer Finansman/GSMH
-0,2
0,0
0,6
0,5
0,5
-1,3

(1) - işareti açığı, + işareti fazlayı göstermektedir.

  1. GSMH, DPT yıl sonu tahminidir.
(3) İşlevsel bütçe dengesi hesaplanırken, reel faiz oranı ile yıl içindeki ortalama tahvil vebono stoku toplamı çarpılarak iç borç faiz ödemelerinin reel kısmı hesaplanmıştır. Reel kısım faiz dışı bütçe dengesinden çıkarılarak işlevsel bütçe dengesine ulaşılmıştır. 1998 yılında GSMH’nin yüzde 1,3'ü oranında gerçekleşen KİT’lerin borçlanma gereğinin, 1999 yılında bir miktar artarak GSMH’nın yüzde 1,4’ü olması beklenmektedir. Buna göre KİT’lerin borçlanma gereğinin büyük kısmı özelleştirme kapsamı dışındaki işletmeci KİT’lerden kaynaklanmaktadır. İşletmeci KİT’lerin borçlanma gereğinin artmasına 1998 yılında olduğu gibi 1999 yılında da tarımsal ürün destekleme alımları yapan KİT’ler etkili olmuştur. Özelleştirme kapsamındaki KİTlerin borçlanma gereğinin ise 1999 yılında GSMH’nın yüzde 0,3’ü düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. 1999 yılında yapılan özelleştirmelerden 57,9 trilyon Türk lirası gelir elde edilmiştir.

1999 yılında konsolide bütçeden ve özelleştirme fonundan KİT’lere yapılan transferlerin GSMH içindeki payı yüzde 0,6 olmuştur. Bütçe ve fon transferleri dahil edildiğinde, GSMH’ya oran olarak, yüzde 1,4 olan KİT’lerin borçlanma gereği, bütçe ve fon transferleri hariç tutulduğunda yüzde 2,0’a çıkmaktadır.

Fonlar’ın finansman dengesinin 1999 yılında 523 trilyon Türk lirası tutarında açık vermesi beklenmektedir. Bu açığın GSMH’ya oranı yüzde 0,6 düzeyindedir.

1999 yılında bütçeden sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının kapatılması için yapılan transferlerin GSMH’ya oranının yüzde 3,3’e yükselmesi beklenmektedir.

Mahalli idareler; belediyeler, il özel idareleri, su ve kanalizasyon idareleri ve İller Bankası’nı kapsamaktadır. Mahalli idarelerin finansman açığının ise 1998 yılına göre bir miktar azalarak GSMH’nın yüzde 0,4’ü olması beklenmektedir.

II.2.2. Tarımsal Destekleme

Hububat, şeker pancarı ve tütün dışındaki ürünlerin devlet destekleme alımları kapsamı dışında bırakılmasına 1999 yılında da devam edilmiştir. Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’nin (TSKB) satın aldığı ürünler, devlet destekleme alımları dışında bırakılmış, bu kuruluşların finansman gereksinimi Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan karşılanmaya çalışılmıştır. 1998 yılında yüzde 126 civarında artan destekleme alım bedellerinin 1999 yılında yüzde 12,3 oranında artarak 1,4 katrilyon Türk lirası olarak gerçekleşmesi beklenmektedir (Tablo II.2.10). Destekleme alım bedellerinin GSMH içindeki payı 1998 yılında yüzde 2,4'den, 1999 yılında yüzde 1,7’ye gerilemiştir.

1998 ve 1999 yıllarında destekleme fiyatları genelde hedeflenen enflasyon oranına uygun olarak belirlenmiştir (Tablo II.2.9). Nitekim, 1998 yılında ortalama yüzde 53,3 oranında artırılan tarımsal destekleme alım fiyatlarının 1999 yılında yüzde 47,4 oranında arttığı tahmin edilmektedir. 1998 yılında, küresel krizin etkisiyle dünya fiyatlarındaki hızlı düşüş, olumlu hava koşullarına bağlı üretimdeki artış ve yüksek finansman maliyetlerinin özel kesimin piyasaya girişini sınırlandırması kamu kuruluşlarının alım miktarlarını yükselterek tarımsal destekleme politikalarının kamu finansmanı üzerindeki olumsuz etkisini artırmıştır. 1999 yılında, tarımsal üretimdeki gerilemeye bağlı olarak buğday, arpa, pamuk, şeker pancarı ve fındık alımlarında önemli ölçüde düşüş gözlenmiştir.

1997 yılında 360 trilyon Türk lirası olan TMO, T.Şeker ve Tekel'in borçlanma gereği, 1998 yılında alım ve stoklardaki artışa bağlı olarak yüzde 142,6 oranında artmış ve 873 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. 1999 yılında alımlardaki azalışa paralel olarak, borçlanma gereğindeki artış yavaşlamış ve 1,1 katrilyon Türk lirası olmuştur. Bu üç kuruluşun borçlanma gereğinin GSMH'ya oranı 1998 yılında yüzde 1,6 iken 1999 yılında yüzde 1,4'e gerilemesi beklenmektedir (Tablo II.2.8).

TABLO II.2.8

İŞLETMECİ KİT’LERİN FİNANSAL GÖSTERGELERİ

(Yüzde)


 
 
1997
1998
1999(1)
KİT'lerin Kamu Kesimi Borçlanma Gereği İçindeki Payı
7,4
14,2
7,6
TMO, TŞF ve TEKEL'in Borçlanma Gereği/İşl.KİT Borçlanma Gereği
117,5
126,4
126,6
TMO, TŞF ve TEKEL'in Kamu Kesimi Nakit Finansman Gereksinimi içindeki Pa
16,0
17,9
9,5
GSMH'ya Oranlar       
KİT'lerin Borçlanma Gereği/GSMH 
0,6
1,3
1,1
TMO, TŞF ve TEKEL'in Borçlanma Gereği/GSMH
1,2
1,6
1,4
TMO, TŞF ve TEKEL'e yapılan Bütçe Transferleri/GSMH 
0,07
0,06
0,11
  1. DPT Gerçekleşme Tahmini.
1999 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), TEKEL’e bütçeden transfer yapılmazken, Türk Şeker Fabrikaları’na (TŞF) 100 trilyon Türk lirası, Çaykur'a da 31 trilyon Türk lirası tutarında bütçe transferi yapılmıştır. DFİF'den, TSKB ve destekleme alımı ile görevli KİT'lere 388 trilyon Türk lirası finansman sağlanmıştır. Ayrıca, tarımsal girdilerin sübvansiyonu için bütçeden 218 trilyon Türk lirası transfer yapıldığı tahmin edilmektedir.

TABLO II.2.9

DESTEKLEME ALIM FİYATLARINDAKİ GELİŞMELER

(Ortalama Alım Fiyatları TL/Kg)


 
Ürünler(1)
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999(2)
Buğday
754
1.156
1.843
3.532
7.433
22.093
35.141
53.564
82.320
Arpa
628
988
1.615
2.729
5.423
15.115
25.448
39.112
59.159
Çavdar
601
923
1.517
2.754
5.414
13.460
26.796
41.227
57.788
Mısır
737
1.185
1.600
2.974
6.769
16.862
29.502
45.517
69.616
Yulaf
588
924
1.185
2.744
-
14.094
26.986
42.053
58.181
Pamuk(3)
3.561
6.029
9.096
25.427
40.440
68.142
138.916
180.458
233.091
Tütün
10.870
25.715
32.615
53.093
100.963
188.173
385.621
672.048
1.099.715
Şeker Pancarı
218
356
556
1.032
2.750
4.775
12.128
17.709
29.700
Haşhaş Kapsülü
3.001
4.700
9.000
18.683
24.485
73.718
157.739
295.643
450.000
Fındık
5.639
9.673
19.719
56.284
81.800
206.248
531.435
772.134
1.043.614

Kaynak: DPT.

(1) Destekleme Alımları kapsamındaki ürünler yıllara göre değişiklik göstermekte olup,

1994 yılından itibaren sadece bu ürünler destekleme kapsamındadır.

(2) 1999 yılı tahminidir.

(3) DFİF Primleri hariçtir.

TABLO II.2.11

DESTEKLEME ALIMLARINA BÜTÇEDEN SAĞLANAN FİNANSMAN

(Milyar TL)


 
 
1996
1997
1998
1999
Görev zararı
3.150
421
8.535
92.135
T. Şeker Fabrikaları
2.150
421
8.535
80.000
TMO
1.000
0
0
0
Çaykur
0
0
0
12.135
Sermaye Transferi
2.500
27.830
22.656
39.000
T.Şeker Fabrikaları
1.700
20.830
22.656
20.000
Çaykur
800
7.000
0
19.000
İkraz Tahvili
19.936
19.936
16.736
0
Çaykur
19.936
19.936
16.736
0
DFİF Kredileri(1)
42.218
111.888
238.568
388.400
TSKB
34.218
93.888
151.068
242.900
T.Şeker Fabrikaları
0
18.000
87.500
92.000
TMO
6.000
0
0
50.000
Çaykur
2.000
0
0
3.500
I. Genel Toplam
67.804
160.075
286.495
519.535
II. Alım Bedeli
191.277
566.875
1.280.571
1.437.930
III. (I/II) (%)
35,5
28,2
22,4
36,1

Kaynak: DPT, HM.

(1) Bütçe Ödeneği ve Kredi geri dönüşlerinden kullandırmaların toplamıdır.

II.2.3. İç Borçlanma

Toplam iç borç stoku, 1999 yılında, 1998 yılına göre, nominal yüzde 97,4 oranında artarak 22,9 katrilyon Türk lirası olmuştur. 1999 yılında iç borç stokunun GSMH'ya oranı 5,7 puan artarak yüzde 27,6 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

Tahkim hariç iç borç anapara ve faiz stoku incelendiğinde ise, 1998 yılında 15,9 katrilyon Türk lirası düzeyinden, 1999 yılında 46,5 katrilyon Türk lirasına ulaştığı görülmektedir. Anapara ve faiz stokunun nominal artış hızı 1998 yılında kısa vadeli borçlanma araçlarının kullanılması ve Temmuz ayındaki Rusya krizinden sonra yükselen faiz oranlarındaki artıştan dolayı yüzde 192,7 gibi önemli bir artış hızına ulaşmıştır.

Nakit bono ve tahvillerin toplam iç borç stoku içindeki payı, 1999 yılında, geçen yıl sonuna göre yaklaşık 6,2 puan artarak yüzde 88,1 olarak gerçekleşmiştir. Nakit dışı bono ve tahvillerin toplam iç borç stoku içindeki payı, 1998 yılında yüzde 18,1 iken, 1999 yılında yüzde 11,9’a gerilemiştir. Hazine'nin iç piyasaya olan nakit borcuna ABD doları bazında bakıldığında, bu tutarın 1998 yılı sonunda 30,4 milyar ABD doları düzeyinden, 1999 yılında 38,4 milyar ABD doları düzeyine ulaştığı gözlenmektedir.

Nakit bonoların, iç borç stoku içindeki payı, 1999 yılında, 1998 yılına sonuna göre 34,9 puan azalarak yüzde 14,1’e inmiştir. Tahvillerin iç borç anapara stoku içindeki payı ise, yine aynı dönemde yüzde 32,9’dan yüzde 74,0’a çıkmıştır (Tablo II.2.12).

1998 yılının sonlarında, Hazine 2 yıl vadeli üç ayda bir sabit kupon ödemeli kağıtlar piyasaya sürerek hem borçlanmanın vadesini hem de vadeye kalan gün sayısını uzatmıştır. Bu borçlanma stratejisini cazip kılmak amacıyla vadesi 1 yıldan uzun vadeli kağıtlara vergi avantajı getirilmiştir. 1999 yılında Hazine Müsteşarlığı ağırlıklı olarak üç ayda bir sabit kupon ödemeli ve üç ayda bir ödemeli değişken faizli uzun dönem kağıtlarıyla iç borçlanmaya gitmiştir. Bu araçlarla borçlanmayı cazip kılmanın bir yolu olarak da, bu kağıtların piyasadaki likiditesini artırmak amacıyla aynı tanımlı kağıtlar azalan vadeler itibariyle ihrac edilerek ikinci el piyasasındaki derinliğin artırılmasına çalışılmıştır.

TABLO II.2.12

TAHVİL ve BONO ANAPARA STOKUNUN VADE YAPISI(1)

(Milyar TL)


 
1998
1999 
 

MİKTAR

%

Dağılımı

Vadeye Kalan Gün (AY)
 

MİKTAR

%

Dağılımı

Vadeye Kalan Gün (AY)
NAKDEN SATILAN
9.511.785
81,9
4,6
20.197.511
88,1
11,7
TAHVİL
3.815.843
32,9
5,9
16.960.758
74,0
13,6
Hesaben
130.314
1,1
0,0
0
-
-
1 Yıl
2.447.350
21,1
5,5
589.537
2,6
6,9
Kırık Vade (1 Yıl-2 Yıl)
95.742
0,8
13,5
10.614.780
46,3
6,7
2 Yıl
996.770
8,6
6,4
2.044.517
8,5
18,7
Kırık Vade (2 Yıl-3 Yıl)
0
-
-
1.950.226
31,6
3 Yıl
145.447
1,3
9,7
1.350.648
5,9
31,6
4 Yıl
0
-
-
0
-
-
5 Yıl
220
0,0
15,4
220
0,0
3,3
BONO
5.695.942
49,0
3,7
3.236.753
14,1
1,7
3 Ay
0
-
-
740.000
3,2
1,2
Kırık Vade (3 Ay-6 Ay)
599.154
5,2
1,5
0
-
-
6 Ay
1.642.600
14,1
2,4
1.320.357
5,8
1,5
Kırık Vade (6 Ay-9 Ay)
1.113.665
9,6
5,6
1.176.397
5,1
2,2
9 Ay
1.711.250
14,7
2,4
0
-
-
Kırık Vade (9 Ay-1 Yıl)
629.273
5,4
9,3
0
-
-
NAKİT DIŞI SATILAN
2.101.100
18,1
53,6
2.772.634
11,9
50,2
GENEL TOPLAM
11.612.885
100,0
13,4
22.920.146
100,0
16,3

Kaynak: HM.

(1) Tahvil ve bono anapara stokunda, kur farkları ve kısa vadeli avans hariçtir.
 
 

1998 yılında olduğu gibi 1999 yılında da Hazine, aylık ihale iç borçlanma programı ve üç aylık nakit programı açıklamaya devam etmiştir. Bu açıklamalar piyasaları olumlu yönde etkileyerek, belirsizliği azaltıcı bir rol oynamıştır. Hazine genel olarak ihale programında miktar ve vade üzerinde belirlediği limitler dahilinde kalmıştır. Hazine 1999 yılı Aralık ayında ihale açmamıştır.

1998 yılı ikinci yarısında, ihale yolu ile yapılan, net satış miktarı ile ağırlıklandırılmış stopajsız ortalama bileşik iç borçlanma faiz oranları, Rusya Krizi üzerine yabancı sermaye çıkışının başlaması, vergi reform yasasının kabul edilmesi ile birlikte piyasalarda yaşanan rahatsızlık ve seçimin gündeme gelmesiyle politik belirsizliğin artması sonucunda artış eğilimine girmiş ve bu eğilimini yıl sonuna kadar sürdürmüştür. 1999 yılının başından itibaren iç borçlanma faiz oranları düşme eğilimine girmiştir. Bu azalış eğiliminin arka planında ekonominin daralması kadar uzun döneme ilişkin beklentilerin olumluya dönmesi ile istikrarlı ve kararlı siyasi atmosferin de etkili olduğu söylenebilir. 1998 Aralık sonunda yüzde 145,2 olan ihale faiz oranı 1999 Kasım ayında yüzde 93,3’ e gerilemiştir (Tablo: II.2.13).

TABLO II.2.13

1999 YILI HAZİNE İHALELERİ


 
Net Satış (Trilyon TL)
Toplam İtfa
(Trilyon TL)
Faiz Oranı (Ağırlıklı Ortalama Bileşik Faiz)
Vade (İşlem hacmi ağırlıklı)
Ocak  1996,0 1920,6
128,0
395
Şubat 1836,0 1710,0
125,2
346
Mart 1656,2 1613,8
103,4
370
Nisan 2409,5 2199,8
99,6
359
Mayıs 1870,2 2184,6
97,6
358
Haziran 2422,7 2500,9
109,7
345
Temmuz 2663,0 2541,9
94,1
473
Ağustos 1356,3 1589,4
97,0
697
Eylül 1645,1 1981,2
98,7
676
Ekim 2458,8 2460,8
100,6
641
Kasım 2280,2 2295,1
93,3
693
Aralık - 437,4
-
-

Kaynak: HM, TCMB.

Hazine 1999 yılı başından itibaren 2 yıl vadeli, sabit faizli 3 ayda bir kupon ödemeli tahviller ihraç etmeye başlamıştır. Böylece daha uzun vadeli borçlanmayı ve iç borcun çevirilebilme gücünü artırmayı hedeflemiştir. 27 Temmuz 1999 tarihinden itibaren de değişken faizli, üç ayda bir kupon ödemeli kağıt ihraç edilmeye başlanmıştır. Bu yeni kağıt ihracıyla borçlanmanın vadesini uzatmanın yanında, gelecek dönemlerde faizlerde gerçekleşebilecek olası düşüşlerden yararlanmayı amaçlamıştır. Bu çerçevede, ağırlıklı olarak Temmuz ayı ve sonrasında değişken faizli, üç ayda bir kupon ödemeli bu araç borçlanma için kullanılmıştır.

İhale ile yapılan iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama vadesi, 1998 yılı sonunda 7,8 ay olarak gerçekleşmiş, ancak Hazine’nin iç borçlanma yaparken uzun dönemli kağıtlar kullanmasıyla 1999 yılının sonuna doğru ortalama vade her ay uzayarak, 16,0 ay olmuştur. Böylece, Hazine 1998 yılı sonunda iç borç stokunun vadeye kalan gün sayısı 4,6 ay iken uzun dönemli borçlanmayla borç stokunun vadeye kalan gününü 1999 yılında 11,7 aya yükseltmiştir. Hazine, 1999 yılında ihale yöntemi yanısıra, halka arz, TAP ve doğrudan satış yöntemlerini de iç borçlanmada kullanmıştır (Tablo II.2.14).

TABLO II.2.14

1999 YILINDA HALKA ARZ VE DOĞRUDAN SATIŞ YÖNTEMİYLE GERÇEKLEŞTİRİLEN SATIŞLAR(1)


 
İtfa Tarihi
Halka Arz
Doğrudan Satış
  Satış Miktarı Faiz Oranı  Satış Miktarı Faiz Oranı
23.06.1999 TL 79,1 35%(2)    
18.08.1999 TL 77,0 42,5%(2)    
05.01.2000     USD 146,5 3%(3)
01.02.2000     USD 66,2 3%(3)
14.07.2000 TL 4,0 TÜFE 20%(2)    
14.07.2000 USD 374,4 3%(3)    
25.08.2000     USD 120,0 3%(3)
07.09.2000 USD 652,5 3%(3)    
24.09.2000     USD 575,5 6,25%(3)
20.12.2001     USD 138,4 5,25%(3)

Kaynak: HM.

(1) TL büyüklükler trilyon, döviz büyüklükleri milyon olarak alınmıştır.

(2) Dönemsel faiz oranı.

(3) Kupon faiz oranı.

1999 yılında Hazine, halka arz ve doğrudan satışlar dışında, toplam 36,4 katrilyon Türk lirası tutarında menkul kıymet ihraç etmiştir. İhracın 35,1 katrilyon Türk lirası ihale ile, 1,3 katrilyon Türk lirası ihale dışı yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Toplam ihracın yüzde 25,4’ü bonolardan oluşurken, yüzde 74,6’sı tahvillerden oluşmuştur.

Hazine ihalelerinin seyrine bakıldığında genel olarak daha önceden duyurulan programın gerçekleştirildiği, hedeflenen satış miktarlarına ulaşıldığı görülmüştür. Ayrıca 1999 yılında sabit kuponlu ve değişken faizli yeni borçlanma araçlarının kullanılmaya başlanması ile bir yandan borçlanma vadesinin uzatılması sağlanırken, diğer yandan yatırımcıyı riskten koruyan araçlar olarak finansal piyasalarda güven ortamının sağlanmasına katkıda bulunulmuştur. İhalelerde gerçekleşen faiz oranları ise yüksek seviyesini korumakla birlikte yıl genelinde düşüş yönünde bir trend göstermiştir.



TABLO II.2.15

NAKİT İÇ BORÇ STOKUNUN ÇEŞİTLİ EKONOMİK VE PARASAL BÜYÜKLÜKLERLE KARŞILAŞTIRILMASI

(Yüzde)


 
 
1995
1996
1997
1998
1999
İç Borç Stoku/GSMH(1)
14,6
18,5
17,2
19,1
26,1
İç Borç Stoku /M2
90,0
99,2
89,3
95,9
96,1
İç Borç Stoku /M2Y
43,5
50,5
47,4
50,6
54,1
İç Borç Stoku /TL Pasif(2)
64,5
71,5
57,3
46,4
54,6
İç Borç Stoku /Toplam Pasif(2)
30,3
34,1
28,7
27,8
34,3(3)
İç Borç Stoku +Faiz(4)/GSMH
23,7
32,8
35,7
29,7
56,0
İç Borç Stoku +Faiz/M2
146,6
175,6
185,3
149,1
205,9
İç Borç Stoku +Faiz/M2Y
70,9
89,4
98,3
78,7
116,0
İç Borç Stoku +Faiz/TL Pasif(2)
105.0
126,5
118,8
72,1
117,1(3)
İç Borç Stoku +Faiz/Toplam Pasif(2)
49,8
60,3
59,5
43,2
73,5(3)

Kaynak: HM, TCMB.

(1) GSMH, DPT 1999 yılı için yıl sonu tahminidir.

(2) TL ve toplam pasifler, mevduat bankalarının özkaynakları dışındaki pasifleridir.

(3) Ekim ayı sonundaki pasif değerleri kullanılarak hesaplanmıştır.

(4) Nakit İç Borç Stokunu ve gelecek dönemlerde tahakkuk edecek faiz ödemelerini göstermektedir.

İç borç stokunun ekonomiye göre büyüklüğünün bir göstergesi olan, nakit tahvil ve bono anapara stokunun GSMH içindeki payı, 1999 yılında 1998'e göre 7 puan yükselerek yüzde 26,1 olmuştur. Borç servisi yükünün bir göstergesi olan anapara ve faiz stokunun GSMH içindeki payı ise, 1999 yılında, 1998 yılına göre yaklaşık 26,3 puan artarak yüzde 56,0 olmuştur (Tablo II.2.15). İç borçlanmanın piyasalar üzerinde yarattığı baskıyı gösteren anapara/para arzları ile anapara+faiz/para arzları oranları 1999 yılında bu baskının artığını göstermektedir. 1999 yılında, borç servis yükünün ve iç borçlanmanın piyasalar üzerinde yarattığı baskının artması, 1999 yılı ana para stokunun artan faiz ödemelerinden kaynaklanmıştır.

26 Kasım 1999 tarihinde yürürlüğe giren vergi yasası ile 1 Aralık 1999 tarihinden önce ihraç edilmiş Devlet İç Borçlanma Senetleri faiz gelirlerinden vergi alınmasına karar verilmiştir. Değişik tanım ve vade yapısına tabi olan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden farklı oranlarda vergi alınmasını öngören yasanın 2000 yılında önemli miktarlarda da vergi geliri sağlayacağı tahmin edilmektedir.






MARMARA DEPREMİNİN KAMU MALİYESİ ÜZERİNE ETKİLERİ VE EK VERGİ DÜZENLEMELERİ

Marmara depreminin ekonominin tümüne olduğu gibi kamu maliyesi üzerine de önemli etkileri olmuştur. 17 Ağustos depreminin yoğun olarak etkilediği Kocaeli, Sakarya ve Yalova’nın toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 16 civarında olması nedeniyle, afet durumunun gerektirdiği erteleme ve muafiyetler ile üretimin durması veya yavaşlaması vergi gelirlerini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca, depremin bölgede yol açtığı zararları gidermek için yapılan yardımlar, geçici ve daimi iskan çalışmaları ile ekonomik ve sosyal altyapıda oluşan aksaklıkların giderilmesine yönelik harcamaların kamu maliyesi üzerinde, 1999 yılında ve önümüzdeki yıllarda ciddi yükleri söz konusudur. Depremin kamu maliyesine olan yükünün 1999 yılında GSMH’nın yüzde 0,8’i, 2000 yılında ise GSMH’nın yüzde 1,5’i civarında olması beklenmektedir.

1999 yılında deprem nedeniyle ortaya çıkan ek harcamaları karşılayabilmek için 500 trilyon liralık ek ödenek alınmıştır. Deprem harcamalarını finanse etmek için, uluslararası kuruluşlar ve ülkelerden dış kredi ve yardımlar temin edilmiştir.

26 Kasım 1999 tarihinde, 17 Ağustos ve 12 Kasım’da meydana gelen depremlerin yol açtığı ekonomik kayıpları gidermek ve üç yıllık istikrar programını uygulamaya koymak amacıyla kamuoyunda deprem vergisi olarak bilinen bir dizi ek vergi düzenlemesini içeren 4481 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu kanunla getirilen ilave vergiler şunlardır:

  1. Ek gelir ve kurumlar vergisi: Bu vergiye ilişkin maddeyle gelir ve kurumlar vergisi mükellefleriyle, götürü usulde vergi ödeyen mükelleflerin ve 1998 yılında elde ettikleri ücretlerinin vergi matrahı toplamı on iki milyarı aşan gelir vergisine tabi ücretlilerin 1998 yılı matrahları üzerinden yüzde 5 oranında vergi ödemeleri karara bağlanmıştır.
  2. Ek Emlak Vergisi: Buna göre, emlak vergisi mükellefleri 1999 yılı emlak vergisi matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek emlak vergisi ödeyeceklerdir.
  3. Ek Motorlu Taşıtlar vergisi: Bu düzenlemeyle motorlu taşıtlar vergisine tabi araçlar 1999 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarında ek motorlu taşıtlar vergisine tabi tutulmuştur.
  4. Özel iletişim vergisi: Kanunun bu vergiye ilişkin maddesine göre, 2000 yılı sonuna kadar cep telefonu işletmecileri tarafından verilen tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri yüzde 25 oranında vergiye tabi tutulmuştur.

  5.  

     

  6. Özel İşlem Vergisi: 31 Aralık 2000 tarihine kadar uygulanmak üzere, 4306 sayılı kanunda belirtilen işlem ve kağıtlar için ödenen eğitime katkı payı tutarı kadar özel işlem vergisi verilecektir.
  7. Faiz vergisi: Kanunun 16. maddesiyle 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 1 Aralık 1999 tarihinden önce ihraç edilmiş bulunan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden, (özel tertip devlet tahvilleri ve döviz cinsinden tahviller hariç) aşağıda belirtilen oranlarda ek faiz vergisi kesilecektir:
  1. 31 Aralık 2000 tarihine kadar uygulanmak üzere RTÜK, SPK, İMKB ve Rekabet Kurulu gelirlerinden daha sonra belirlenecek oranlarda kesinti yapılması kararlaştırılmıştır.
  2. Akaryakıt Tüketim Vergisi üst sınırı yüzde 300’den yüzde 500’e çıkartılmıştır.
Deprem bölgelerinden Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Bolu illerinde vergi mükellefi olanlar yukarıdaki ilk beş maddede bahsedilen vergilerden muaf tutulmuşlardır.

Bu önlemlere ilave olarak, bedelli askerlik uygulamasının başlatılması, mevduat faizi ve repo stopajının 2 puan artırılması, gayrimenkul sermaye iradı ve serbest meslek kazancı stopajının 5 puan artırılması, gelir vergisi dilimleri ile özel indirim miktarındaki artışın yüzde 25 ile sınırlandırılması, KDV oranının 2 puan artırılması, yüzde 25’lik harç artışı gibi önlemlerle ek gelir artışı amaçlanmıştır. Deprem sonrasında istikrar programı çerçevesinde alınan bu önlemlerin GSMH’nın yüzde 5’i oranında bir gelir artışı sağlaması beklenmektedir.
 
 






II.3. ÖDEMELER DENGESİ VE DIŞ BORÇLANMA

II.3.1. Ödemeler Dengesi

Türkiye ekonomisinde, 1994 yılında yaşanan kriz sonrası 1995-97 döneminde, artan özel tüketim ve yatırımlara paralel olarak yüksek büyüme oranları gerçekleşmiştir. Ancak bu eğilim, 1998 yılının ilk üç aylık döneminden sonra sürdürülememiştir. Kronik yüksek enflasyon, kamu maliyesindeki bozulmayı önlemek için 1998 yılı başında uygulamaya konulan daraltıcı maliye ve gelirler politikasının etkisiyle, 1998’in ikinci çeyreğinden itibaren yatırımlar ile özel tüketim harcamalarında daralma yaşanmıştır. Bunun yanında, 1997 yılında yaşanan Asya krizi ve 1998 yılı Ağustos’undaki Rusya krizi dış talepte bir daralma yaratırken özellikle Rusya krizi sonrasında Türkiye ekonomisinden hızlı sermaye çıkışı reel faizleri yükseltmiştir. 1999 yılında ekonomideki daralma hızlanarak devam etmiş, Ağustos ve Kasım aylarında yaşanan depremler ekonominin olumsuz gidişini hızlandırmıştır. 1999 yılında dış kaynak girişinin sınırlı olması sonucunda, kamunun yurtiçi mali piyasalar üzerindeki baskısı artmış, özel yatırımlar durma noktasına gelmiştir.

Bu çerçevede, iç ve dış talep daralmasının yaşandığı 1999 yılında, ithalattaki azalış ihracattaki azalıştan daha fazla olmuş ve dış ticaret açığı önceki döneme göre yüzde 30,2 oranında azalarak 9 milyar ABD doları olmuştur. Bu nedenle, görünmeyen kalemlerden ve karşılıksız transferlerden elde edilen gelirlerde önemli azalışlar olmasına karşın dış ticaret açığındaki bu yüksek daralmanın etkisiyle cari işlemler dengesi 0,5 milyar ABD doları açık vermiştir. Aynı dönemde net 6,7 milyar ABD doları sermaye girişi olurken resmi rezerv artışı 4,7 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir (Tablo II.3.1).

TABLO II.3.1

ÖDEMELER DENGESİ

(Milyon ABD doları)


 
1997
1998
1998(1)
1999(1)
Cari İşlemler
-2.638
1.871
1.777
-507
Dış Ticaret Dengesi
-15.358
-14.332
-12.913
-9.007
Bavul Ticareti
5.849
3.689
3.518
2.023
Görünmeyen Hizmetler Dengesi
7.854
10.476
9.553
3.741
Turizm Gelirleri
7.002
7.177
6.938
4.977
Diğer Özel Resmi Hizmet Gelirleri
7.723
10.520
9.314
6.525
Karşılıksız Transferler
4.866
5.727
5.137
4.759
Sermaye Hareketleri (Rezerv hariç)
8.737
773
905
6.700
Net Hata ve Noksan
-2.755
-2.197
-1.871
-1.464
Resmi Rezerv (Değişim)
-3.344
-447
-811
-4.729

Kaynak: TCMB.

(1) Ocak-Kasım.

II.3.1.A. Cari İşlemler

Rusya krizi sonrası özellikle Eylül 1998’den itibaren ithalatta ciddi gerilemeler yaşanmıştır. Gerilemeler yılın geri kalan kısmında ve 1999 yılının ilk sekiz aylık döneminde de devam etmiştir. Eylül 1999’da başlayan ve Ekim ve Kasım aylarında da devam eden göreli iyileşmeye rağmen 1999 yılının ilk onbir ayında ithalat yüzde 14,6 gerilemiştir. 1998 yılının ikinci çeyreğinden itibaren başlayan özel tüketim ve yatırım harcamalarındaki azalış eğiliminin 1999 yılının ilk üç çeyreğinde de devam etmesi ve GSMH’nın da söz konusu dönemde gerilemesi ithalattaki azalışın en önemli nedenleri arasında sayılabilir. Ayrıca, Ocak-Ekim döneminde ithalat fiyatlarındaki yüzde 7,1 oranındaki azalış da ithalattaki gerilemeye katkıda bulunmuştur.

Tüketim talebindeki azalmaya paralel olarak tüketim malı ithalatı, 1999 yılının ilk onbir aylık döneminde gerilemeye devam etmiştir. Aynı dönemde, toplam ithalatın, sırasıyla, yüzde 66,1 ve yüzde 20,8’ini oluşturan ara malı ve sermaye malı ithalatlarında da sanayi üretimi ve özel yatırımlardaki düşüşe paralel yüksek oranlı gerilemeler gerçekleşmiştir (Tablo II.3.2). Bu gelişmelere karşın bahsedilen dönemde, özellikle uluslararası petrol fiyatlarında görülen büyük yükselişler nedeniyle ham petrol ithalatı yüzde 22,2 oranında artış kaydetmiştir.

TABLO II.3.2

İTHALAT VE İHRACATIN ANA MAL GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI

(Milyon ABD doları)


 
Yüzde
Yüzde
Yüzde
1998(1)
Pay
1999(1)
Pay
Değişim
Toplam İthalat (CIF)
42.051
100,0
35.893
100,0
-14,6
Sermaye Malları
9.576
22,8
7.483
20,8
-21,9
Ara Malları
27.284
64,9
23.733
66,1
-13,0
Tüketim Malları
4.850
11,5
4.405
12,3
-9,2
Diğer
341
0,8
272
0,8
-20,3
Toplam İhracat
24.735
100,0
23.704
100,0
-4,2
Tarım ve Ormancılık
2.435
9,8
2.151
9,1
-11,7
Balıkçılık
16
0,1
35 
0,1
116,1
Madencilik ve Taşocakçılığı
334
1,3
331
1,4
-0,8
İmalat
21.932
88,7
21.173
89,3
-3,5
Diğer
18
0,1
14
0,1
-25,3

Kaynak: DİE.

  1. Ocak-Kasım.
İhracat 1999 Ocak-Kasım döneminde yüzde 4,2 oranında gerilemiştir. İhracatın ortalama yüzde 90’ını oluşturan imalat sektörü ihracatı bu dönemde yüzde 3,5 oranında daralmıştır. İmalat sanayiinde önemli paya sahip tekstil-giyim ürünleri ile demir çelik ürünleri ihracatlarında da, 1999 yılı ilk onbir aylık döneminde gerilemeler devam etmiştir. Ancak, yıl boyunca, kara taşıtları ve bunların aksam ve parçalarının ihracatı yüksek oranlı artışını sürdürmüş ve aynı dönemde yüzde 76,4 oranında yükselmiştir Bu dönemde özellikle dış talepteki durgunluk ihracatı olumsuz etkilemiştir. Ayrıca, yılın ikinci yarısında kurlarda görülen reel değerlenme ve ihracat fiyatlarının, özellikle tekstil ve demir-çelik sektörlerinde, gerilemesi ihracattaki düşüşe neden olan önemli etkenler olmuştur (Tablo II.3.3).

TABLO II.3.3

REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU(1)


 
(1987=100)
(1990=100)
1987
97,8
118,2
1988
105,6
127,4
1989
86,8
104,6
1990
80,4
97,1
1991
86,9
105,1
1992
89,4
108,0
1993
90,9
109,7
1994
103,1
124,5
1995
100,9
122,0
1996
99,8
120,5
1997
93,6
112,9
1998 I
94,2
113,6
II
96,7
116,6
III
94,1
113,5
IV
95,3
115,0
1999 I
97,7
117,7
II
98,4
118,5
III(2)
95,3
114,8
IV(2)
93,2
112,2

Kaynak: TCMB, DİE ve IFS.

  1. Dönem sonu verileridir. Hesaplamalarda ABD doları ve Alman markı TCMB döviz alış kurlarının aylık ortalama değerleri ve Türkiye ile yabancı ülkelerin toptan eşya fiyat endeksleri kullanılmıştır. Endeks hesaplamasında ağırlıklar ABD doları için bir, Alman markı için bir buçuk olarak belirlenmiştir. Endeks değerinin düşmesi Türk lirasının söz konusu paralar karşısında reel olarak değer kazandığını göstermektedir.
  2. Üçüncü ve dördüncü çeyrekler için ABD ve Almanya enflasyonları tahminleri kullanılmıştır.
Avrupa Birliği ülkeleriyle yapılan ticaret, toplam dış ticaret hacminin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracat, 1999’un ilk onbir ayında yüzde 3,2 oranında artış gösterirken ithalat aynı dönemde yüzde 13,9 düşüş kaydetmiştir. Aynı dönemde, genelde Asya ülkelerine yapılan ihracatta ise yüzde 9,1 artış görülmüştür (Tablo II.3.4).

Rusya krizi sonrasında, Eylül 1998’de, bu ülkeye yapılan ihracatta önemli bir düşüş gözlenmiştir. Bu eğilim 1998 yılının geri kalan kısmında ve 1999 yılının ilk onbir aylık döneminde de devam etmiştir. 1999 yılı Ocak-Kasım döneminde Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59,8 azalmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte başlayan ve hızlı bir artış gösteren bavul ticareti, ihracat gelirleri içinde önemli bir pay sahibi olmuştur. Ancak, bavul ticareti, Rusyaya yapılan kayıtlı ticarete paralel olarak 1999 yılı Ocak-Kasım döneminde yüzde 42,5 oranında gerilemiştir.

Görünmeyen kalem gelirlerinde önemli paya sahip olan turizm gelirleri 1999 yılı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,3 azalarak 5 milyar ABD doları düzeyine gerilemiştir. 1999 yılında ülkemize gelen turist sayısının önemli ölçüde gerilemesi de gelirdeki azalışı destekler niteliktedir. Turizm gelirlerinin azalmasının önemli nedenleri arasında, 1999 yılı başındaki olumsuz dış politik ortam ve Ağustos ayındaki deprem felaketi sayılabilir. Görünmeyen kalem gelirlerinde önemli paya sahip olan, özel ve resmi hizmet gelirlerini içeren “diğer” gelirler ise 1999 yılı Ocak-Kasım döneminde yüzde 29,9 oranında gerilemiştir. Bu gerilemenin bir diğer nedeni de, diğer özel resmi hizmet gelirleri hesaplamasında yapılan değişiklik olarak gösterilebilir.

TABLO II.3.4

İTHALAT VE İHRACATIN ÜLKE GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI

(Milyon ABD doları)


 
Yüzde
Yüzde
Yüzde
1998(2)
Pay
1999(2)
Pay
Değişim
Toplam İthalat
42.051
100,0
35.893
100,0
-14,6
OECD Ülkeleri
30.530
72,6
25.048
69,8
-18,0
(AB Ülkeleri)
(21.912)
(52,1)
(18.875)
(52,6)
(-13,9)
Avrupa ve BDT(1) Ülkeleri
4.294
10,2
4.096
11,4
-4,6
Afrika Ülkeleri
1.629
3,9
1.470
4,1
-9,8
Amerika Ülkeleri
683
1,6
458
1,3
-32,9
Orta Doğu Ülkeleri
1.802
4,3
1.714
4,8
-4,9
Diğer Asya Ülkeleri
2.429
5,8
2.122
5,9
-12,7
Diğer Ülkeler
294
0,7
569
1,6
93,5
Toplam İhracat
24.735
100,0
23.704
100,0
-4,2
OECD Ülkeleri
15.578
63,0
16.129
68,0
3,5
(AB Ülkeleri)
(12.356)
(50,0)
(12.756)
(53,8)
(3,2)
Avrupa ve BDT(1) Ülkeleri
3.715
15,0
2.396
10,1
-35,5
Afrika Ülkeleri
1.606
6,5
1.519
6,4
-5,4
Amerika Ülkeleri
214
0,9
225
1,0
5,5
Orta Doğu Ülkeleri
2.005
8,1
1.963
8,3
-2,1
Diğer Asya Ülkeleri
578
2,3
629
2,7
9,1
Diğer Ülkeler
288
1,2
185
0,8
-35,9

Kaynak: DİE.

  1. Bağımsız Devletler Topluluğu.
  2. Ocak-Kasım.
Görünmeyen kalem gelirlerinde görülen azalışa karşın giderlerinde de gerileme olması diğer mal ve hizmetler dengesinin fazla vermesine neden olmuştur. Ancak, 1998 Ocak-Kasım döneminde 9,6 milyar ABD doları fazla veren diğer mal ve hizmetler dengesi 1999 yılının aynı döneminde 3,7 milyar ABD doları fazla vermiştir. Ayrıca, 1999 yılının ilk onbir ayında karşılıksız transferlerden elde edilen net gelirlerde işçi gelirlerindeki azalışın etkisiyle, 4,8 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Cari işlemler dengesindeki açık, dış ticaret açığının daralmasının etkisiyle, sınırlı ölçüde kalmıştır.
 
 


ALTERNATİF REEL KUR GÖSTERGELERİ

Reel döviz kuru ülkeler arasındaki enflasyon farklılıklarını gözönüne alacak şekilde hesaplanan döviz kurudur. Reel döviz kuru bir ülkenin dış ticaretinde rekabet edebilme gücüne ilişkin gösterge niteliği taşıması bakımından önemlidir. Reel kur hesaplamalarında nominal döviz kurlarının yanı sıra çeşitli yurtiçi ve yurtdışı enflasyon tanımları kullanılmaktadır. Yurtdışı enflasyonu ve döviz kuru için tek bir ülke seçilebileceği gibi birden fazla ülke de ağırlıklandırılarak kullanılabilir. Örneğin ağırlık olarak, yabancı ülkelerin, ülkenin dış ticareti içindeki payı ya da ödemelerde kullanılan para cinslerinin toplam içindeki payı verilebilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından beş farklı şekilde reel kur hesaplanmaktadır. Bu hesaplamalarda nominal kur olarak 1 ABD doları ve 1,5 Alman markından oluşan kur sepeti kullanılmaktadır. Yurtiçi enflasyon olarak, sırasıyla, özel imalat sanayi fiyatları, toptan eşya fiyatları (TEFE), tüketici fiyatları (TÜFE) ve birim ücret artışları kullanılmaktadır. Yurtdışı enflasyon olarak da en önemli iki ticari ortağımız olan ABD ve Almanya’nın toptan eşya ve tüketici fiyatları, kur sepetindeki para birimlerinin paylarına göre ağırlıklandırılarak kullanılmaktadır.

Yukarıdaki grafikte, reel kur endekslerindeki azalışlar kurdaki reel değer kazancını göstermektedir. Buna göre birim ücret (yurtdışı tüketici fiyatları ile) ve özel imalat sanayi fiyatlarıyla hesaplanan reel kur endekslerinde, Türk lirası 1987 yılı sonuna göre reel değer kaybına uğramıştır. Ancak, birim ücret (yurtdışı toptan eşya fiyatları ile), TÜFE ve TEFE fiyatlarıyla hesaplanan reel kur endeksinde Türk lirasının 1987 yılı sonuna göre reel olarak değerlendiği görülmektedir.
 
 



 
 


TÜRKİYE’DE İTHALAT VE İHRACATI BELİRLEYEN FAKTÖRLER

Geleneksel yaklaşımlarda reel ithalat talebi, ülkenin reel geliri ve reel döviz kuruna bağlı kabul edilir. Hem reel gelir artışı hem de reel kurda yaşanan aşırı değerlenmeler, reel ithalat talebini artırıcı yönde rol oynamaktadır. Bunun yanında, uluslararası rezervler ithalata finansman kaynağı olması açısından açıklayıcı değişken olarak görülebilir. Ayrıca, özellikle ithalatın büyük bir kısmının ara malı ithalatından oluştuğu Türkiye gibi ülkelerde, ihracat büyümesi de ithalat talebini etkileyici bir unsur olmaktadır. Bunun en önemli nedeni, ithal edilen ara malının ihracata konu olan ürünlerin üretiminde girdi olarak kullanılması ve ithalat talebi oluşturmasıdır.

İthalat talebinden farklı olarak reel ihracat iki şekilde incelenebilir: ihracat arzı ve ihracat talebi. İhracat arz ve talebi reel kur değişimlerinden etkilenirken, ihracat arzı reel milli gelirin ihracat talebi ise reel yabancı gelirin bir fonksiyonu olarak tanımlanmaktadır. Reel kurdaki aşırı değerlenme ihracatı azaltıcı yönde rol oynamaktadır. Buna karşın, yabancı gelirin artması ihraç mallarına olan talebi artırırken, milli gelirdeki artış, bir yandan üretim artışı yoluyla ihracata konu olan mal arzını artırırken diğer yandan iç talepteki artış nedeniyle sözkonusu malların iç piyasaya yönelmesine neden olabilecektir. Özellikle bahsedilen son etkiden dolayı, reel kurun ne yönde hareket edeceği ve ihracatçıları hangi piyasaya doğru yönlendireceği önemlidir. Ayrıca, sanayi üretiminin büyük bir kısmı ara ve/veya sermaye malı ithalatına dayandığı ülkelerde ara malı ithalatının da ihracatı açıklayıcı bir değişken olduğu düşünülmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından ihracat talebi ve arzı modelleme çalışmalarında, ihracat talebi reel gelir (talep için G7 ülkelerinin gelirleri toplamı, arz için reel milli gelir) ve reel kur tarafından açıklanmaktadır. Reel ihracat talep ve arz fonksiyonları için gelir ve kur esneklikleri birin altında bulunmuştur. Hem uzun dönem hem kısa dönem analizinde reel ihracat talebinin gelir esnekliği kur esnekliğinden düşük çıkmıştır. Buna göre, ihracat talebindeki artış, yabancı gelirdeki artıştan çok reel kurdaki değer kaybına bağlıdır. Reel ihracat arzı kısa dönem analizinde de gelir esnekliği kur esnekliğinden düşük çıkmıştır. Bu nedenle, Türkiye’nin kısa dönemde ihracatının hem arz hem talep yönünden önemli ölçüde reel kurlardaki değişmelere duyarlı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Buna karşılık, uzun dönem analizinde milli gelirin değişmesi ihracat arzının temel belirleyicisidir. Ancak Türkiye’deki ihracat arzı esnek bir yapıya sahiptir. 1998 yılı Ağustos ayında yaşanan Rusya kriziyle beraber bu ülkeye ve Bağımsız Devletler Topluluğu’na yapılan ihracatta önemli düşüşler olmasına karşın ihracat yeni piyasalara, özellikle Kuzey Afrika Ülkelerine doğru kaymıştır.
 
 

İthalat talebi modelinde açıklayıcı değişken olarak, milli gelir ile ihracat büyümeleri, enflasyon, rezervler ve nominal kur kullanılmıştır. Modelde, reel kur, nominal kur ve enflasyon olarak ayrıştırılmıştır. Milli gelir büyümesi ithalat talebini artırıcı yönde rol oynamaktadır. Milli gelirin özellikle kısa dönem analizinde ithalatın gelir esnekliği bire oldukça yaklaşmış ve ithalatın en önemli açıklayıcısı olarak bulunmuştur. Yine kısa dönem analizinde, nominal kur değişimi gelirden sonra ithalat talebini açıklayan en önemli değişken olmuştur. Kurlardaki artış, yani aşırı değer kaybı, ithalatı azaltıcı etki yapmaktadır. Uzun dönemde hem enflasyon hem de rezervlerdeki artış ithalat talebini artırmakta, ancak, bu değişkenler kısa dönem analizinde etkilerini yitirmektedirler.

Kaynak: Şahinbeyoğlu, G. ve Ulaşan, B., 1999 "An Empirical Examination of the Structural Stability of Export Function: The Case of Turkey", TCMB Tartışma Tebliği No:9907.

Kotan, Z. ve Saygılı, M., 1999 "Estimating an Import Function for Turkey", TCMB Tartışma Tebliği No: 9909.




II.3.1.B. Sermaye Hareketleri

Rusya krizi ile birlikte, 1998 yılı üçüncü çeyreğinden itibaren global nitelik kazanan ekonomik kriz sonucu 1998 yılının ikinci yarısında Türkiye ekonomisinden 6,8 milyar ABD doları sermaye çıkışı olmuş, ancak 1999 yılı başından itibaren yeniden sermaye girişleri yaşanmaya başlamıştır. Böylece, 1999 Ocak-Kasım döneminde 6,7 milyar ABD doları sermaye girişi büyük oranda portföy ve kısa vadeli sermaye olarak gerçekleşmiştir.

Bu dönemde, portföy yatırımlarında gerçekleşen artış önemli ölçüde genel hükümetin tahvil ihraçlarından kaynaklanmıştır. 1999 yılının ilk onbir aylık döneminde, genel hükümet ve bankalar tarafından toplam 2,1 milyar ABD doları tahvil ihracı gerçekleştirilmiştir (Tablo II.3.5).

1999 yılı başında kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisinin kaldırılması sonucu uzun vadeli kredinin vergi kaynaklı cazibesini kaybetmesi dış borçlanmada orta ve uzun vadeliden kısa vadeliye bir geçiş olmasına neden olmuştur. 1999 Ocak-Kasım döneminde genel hükümet 1998’in aynı döneminde olduğu gibi yine net uzun vadeli kredi geri ödeyicisi olurken, bankalar ve KİT’lerin de içinde bulunduğu diğer sektörler ise net uzun vadeli kredi kullanıcısı konumlarını korumuşlar ancak net kredi kullanımı 4,5 milyar ABD dolarından 2 milyar ABD dolarına gerilemiştir (Tablo II.3.5).
 
 

TABLO II.3.5

SERMAYE HAREKETLERİ

(Milyon ABD doları)


 
1997
1998(1)
1999(1)
Sermaye Hareketleri
8.737
905
6.700
Doğrudan Yatırımlar
554
442
30
Portföy Yatırımları
1.634
-6.104
2.453
Menkul Değer Varlıkları
-710
-1.125
-496
Tahvil İhracı
1.774
-276
2.108
Uzun Vadeli Sermaye Hareketleri
4.788
3.661
-93
Kullanımlar
9.905
10.372
9.326
Genel Hükümet
1.062
1.016
763
Bankalar
2.478
2.692
2.033
Diğer Sektörler
6.365
6.664
6.530
Ödemeler
-6.095
-7.318
-9.279
Genel Hükümet
-2.518
-2.503
-2.619
Bankalar
-818
-2.146
-2.023
Diğer Sektörler
-2.757
-2.666
-4.633
Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri
1.761
2.906
4.310
Varlıklar
-1.750
-567
-1.072
Yükümlülükler
3.511
3.473
5.382
Ticari Krediler
2.084
1.239
3.578
Kredi Mektuplu DTH (Net)
49
-74
-96
Diğer DTH (Net)
-152
1.553
57

Kaynak: TCMB.

  1. Ocak-Kasım.
1999 yılının ilk onbir ayında 4,3 milyar dolar kısa vadeli sermaye girişi olmuştur. Bu dönemde, mevduatlar önemli oranda azalmıştır. Kredi mektuplu döviz tevdiat hesaplarında (DTH) 1998 yılının aynı dönemine göre bir değişiklik yaşanmazken, kişilerin ve ticari bankaların döviz hesaplarını kapsayan diğer DTH’larda 1998’in ilk onbir ayındaki 1,6 milyar ABD doları giriş, 1999’un aynı döneminde sadece 0,1 milyar ABD doları giriş olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, diğer sektör ticari kredilerinde geçen yılın aynı dönemine göre önemli artışlar gözlenmektedir (Tablo II.3.5).

II.3.2. Dış Borçlar

Hazine Müsteşarlığı tarafından 1998 yılından itibaren yeni dış borç istatistikleri serisi yayımlanmaktadır. Yeni seri 1996 yılı ve sonrasını kapsamaktadır. Dış borç stoku 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle 104,4 milyar ABD doları düzeyindedir. 1998 yıl sonu ile karşılaştırıldığında kısa vadeli dış borçlar 1999 yılı üçüncü üç ayında yüzde 10,9 oranında artarken, orta ve uzun vadeli dış borçlar yüzde 3,2 oranında azalmıştır. Kısa vadeli dış borçların toplam dış borç stoku içerisindeki payı sözkonusu dönemde yüzde 26,2'den yüzde 28,9'a yükselmiştir (Grafik II.3.1).



GRAFİK II.3.1
DIŞ BORÇ STOKU VE VADE AYIRIMI
 
 

Kaynak: TCMB, HM.



TABLO II.3.6

YIL SONLARI İTİBARİYLE DIŞ BORÇ STOKUNA KUR ETKİSİ(1)

(Milyon ABD doları)


 
 
DIŞ BORÇ STOKU(3)
     
 
Dönem Sonu
Önceki Yıl
Kur
Nominal
Reel
 
Kuru ile
Sonu Kuru ile
Farkı (A)
Hareket (B)
Hareket (C)
1996(2)
84.076
88.637
-4.561
-
-
1997
91.262
95.852
-4.590
7.186
11.776
1998
103.861
101.441
2.420
12.599
10.179
1999 III
104.380
105.530
-1.150
519
1.669

Kaynak: TCMB, HM.

  1. (A) Borç stokunun ilgili dönem sonu kuru ile hesaplanan tutarı ile bir önceki yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır, (B) Dönem sonu kuru ile hesaplanan dış borç stokunun bir önceki döneme göre artış miktarı, (C) Nominal hareket - Kur farkı.
  2. 1996 yılında yeni dış borç serisi hesaplanmaya başlandığından, dış borcun 1996 yılı için nominal ve reel hareketi hesaplanmamıştır.
  3. Geçici.

GRAFİK II.3.2

DIŞ BORÇ STOKU DÖVİZ KOMPOZİSYONU

Kaynak: TCMB, HM.

TABLO II.3.7

DÖVİZ KOMPOZİSYONU İTİBARİYLE
DIŞ BORÇ STOKUNA KUR ETKİSİ(1)

(Milyon ABD doları)


 
 
1998
1999 III
     
 
Yıl Sonu Kuru ile (A)
Önceki Yıl Sonu Kuru ile (B)
Dönem Sonu Kuru ile (C)
Kur Farkı
(C-B=D)
Nominal Hareket
(C-A=E)
Reel Hareket
(E-D=F)
ABD Doları
51.309
53.984
53.984
0
2.675
2.675
Alman Markı
35.357
34.067
30.700
-3.368
-4.657
-1.290
Ö. Çekme Hakları
394
232
228
-4
-166
-162
İsviçre Frangı
1.338
1.242
1.120
-122
-218
-96
İngiliz Sterlini
974
940
922
-18
-52
-34
Japon Yeni
8.358
7.869
8.477
608
119
-489
Fransız Frangı
1.491
1.617
1.457
-160
-34
126
Hollanda Florini
1.046
973
876
-97
-170
-73
Diğer(ABD)
3.595
4.604
6.615
2.011
3.020
1.009
TOPLAM
103.861
105.530
104.380
-1.150
519
1.669

Kaynak: TCMB, HM

(1) (A) 1998 yıl sonu dış borç stoku, 1998 yıl sonu kuru ile ABD doları karşılığı; (B) 1999 yılı Eylül ayı dış borç stoku, 1998 yıl sonu kuru ile ABD doları karşılığı; (C) 1999 yılı Eylül ayı dış borç stoku, 1999 yılı Eylül ayı kuru ile ABD doları karşılığı; (D) Borç stokunun 1999 yılı dönem sonu kuru ile hesaplanan tutarı ile, 1998 yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır; (E) 1998 yılı borç stoku rakamıyla 1999 yılı dönem sonu borç stoku rakamları arasındaki farktır; (F) Nominal hareket - Kur farkı.

1999 yılı başından itibaren euronun kaydi olarak kullanılmaya başlanması ve çapraz kurlardaki değişimler dış borç stokundaki gelişmeleri önemli ölçüde etkilemiştir. Dış borç stokunun döviz kompozisyonu kısa ve orta-uzun vadeli ayırımda farklılıklar göstermektedir. Kısa vadeli dış borçların önemli bölümünü ABD doları cinsinden borçlar oluştururken, orta-uzun vadeli borçlarda euro cinsinden borçlanmalar ağırlıktadır. 1999 yılı Eylül ayı sonunda euronun ABD doları karşısında yüzde 9,4 oranında değer kaybetmesi, dış borç stokunun ABD doları karşılığını azaltıcı yönde etkilemiştir. Benzer şekilde, Japon yeni dışında diğer tüm döviz cinslerinde çapraz kur değişimleri dış borç stokunun ABD dolar karşılığını azaltıcı yönde gelişmiştir. Bu etki, döviz kompozisyonlarına bağlı olarak orta-uzun vadeli borçlanmalarda daha fazladır. 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle çapraz kurlardaki değişimlerin toplam dış borç stokunun ABD dolar karşılığını 1,2 milyar ABD doları azaltıcı yönde etkilediği hesaplanmıştır. Kur etkisinden arındırıldığında, dış borç stokundaki reel değişimin 1,7 milyar ABD doları artış yönünde olduğu görülmektedir (Grafik II.3.2, Tablo II.3.6 ve Tablo II.3.7).

Dış borç anapara ve faiz ödemelerinin döviz gelirlerine oranı olarak hesaplanan dış borç servis oranı 1999 yılı Eylül ayı sonunda 1998 yıl sonuna göre 10 puan artarak yüzde 36,6 olarak gerçekleşmiştir. Dış borç servis oranı ülkenin borç ödeme kapasitesine ilişkin göstergedir ve 1999 yılı Eylül ayına kadar artan dışborç anapara ve faiz ödemeleri ve ihracat ve diğer mal ve hizmet gelirlerinde gerçekleşen önemli orandaki azalış dış borç servis oranının artmasına neden olmuştur (Tablo II.3.8).

TABLO II.3.8

DIŞ BORÇ SERVİS ORANI

(Milyon ABD doları)

 
1996
1997
1998
1999 I
1999 II
1999 III
Dış borç servisi
11.418
12.418
16.513
3.597
9.479
14.178
-Anapara
7.218
7.830
11.690
2.389
6.757
10.189
-Faiz
4.200
4.588
4.823
1.208
2.722
3.989
             
Toplam döviz gelirleri
50.966
58.472
62.590
12.514
25.206
38.770
-İhracat(1)
32.446
32.647
31.220
6.963
13.658
20.591
-Diğer mal ve hizmet 

gelirleri

14.628
21.273
25.802
4.343
9.095
14.341
-Karşılıksız

transferler (özel)

3.892
4.552
5.568
1.208
2.453
3.838
Dış borç servis oranı
22,40
21,24
26,38
28,74
37,61
36,57
Kaynak : TCMB, HM.

(1) Bavul ticareti ve transit ticaret dahil.

II.3.2.A. Orta ve Uzun Vadeli Borçlar

Dış borç stokunun 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle yüzde 71,1'ini oluşturan orta ve uzun vadeli borçlar borçlulara göre sınıflandırıldığında, kamu sektörü, Merkez Bankası ve özel sektör borçlanmalarından oluşmaktadır. Alacaklılara göre sınıflandırmada dış borç stoku resmi alacaklılar ve özel alacaklılar olarak iki ana alt kalemde toplanmakta, resmi alacaklılar, ikili anlaşmalar ve uluslararası kuruluşlar olarak detaylandırılmaktadır.

Borçlulara göre orta ve uzun vadeli dış borç stoku incelendiğinde, bu vadedeki toplam borcun yüzde 53'ünün genel hükümet ve KİT'lerin borçlanmalarından oluştuğu, özel sektör borçlanmalarının payının ise sürekli artarak yüzde 33 düzeyine ulaştığı görülmektedir. Hemen hepsinin kredi mektuplu döviz tevdiat hesaplarının oluşturduğu Merkez Bankası borçlanmasının toplam orta ve uzun vadeli dış borçlar içindeki payı ise yüzde 14'tür.

Orta ve uzun vadeli dış borçlar alacaklılara göre sınıflandırıldığında, bu vadedeki toplam borcun yüzde 79'unu özel alacaklıların oluşturduğu görülmektedir. Özel alacaklılar içinde ticari banka kredileri ve Dresdner hesabı gelişmeleri belirleyicidir. 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle genelde çapraz kur gelişmelerine bağlı olarak azalma kaydeden bu kalemlere karşılık, tahvil olarak borçlanmalarda yüzde 4 oranında artış kaydedilmiştir. Alacaklılara göre orta ve uzun vadeli dış borçların yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan resmi alacaklılarda uluslararası kuruluşlardan sağlanan krediler 1999 yılı Eylül ayı itibariyle yüzde 11,2 oranında azalmıştır.

II.3.2.B. Kısa Vadeli Borçlar

Borçlulara göre kısa vadeli krediler Merkez Bankası, ticari bankalar ve diğer sektörler olarak sınıflandırılmakta, alacaklılara göre ise ticari banka kredileri ve özel kesim kredileri olarak ayrılmaktadır. Merkez Bankası'nın kısa vadeli dış borcunun hemen hepsini kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları oluşturmaktadır. Ticari bankaların kısa vadeli dış borçlarında sağlanan döviz kredileri, döviz tevdiat hesapları ve yurtdışı depolar bulunmaktadır. Diğer sektörlerin borçlarında ise ağırlıklı olarak dış ticaretin finansmanında kullanılan ticari krediler bulunmaktadır.

Kısa vadeli dış borçlar 1999 Eylül ayı sonunda 1998 yıl sonuna göre yüzde 10,9 oranında artmıştır. 1999 yılı başından itibaren kısa vadeli borçlanmalarda kaynak kullanım destekleme fonu uygulamasının kaldırılması bu vadede borçlanmayı artırmış, orta ve uzun vadeliden kısa vadeli borçlanmaya geçişe neden olmuştur. Bu artış çoğunluğunu ticari kredilerin oluşturduğu diğer sektör kredilerinin yükselmesinden kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, sözkonusu dönemde Merkez Bankası kısa vadeli borçları yüzde 17,3 oranında azalmış, ticari banka kredileri ise yüzde 8,3 oranında artmıştır.

TABLO II.3.9

BRÜT REZERVLER İLE KISA VADELİ BORÇLAR (KVB) FARKI(1)

(Milyon ABD doları)

1996
1997
1998
1999 I
1999 II
1999 III
Brüt Döviz Rez.-KVB
3.108
3.410
1.258
2.322
1.802
1.828
Merkez Bankası
15.289
17.530
18.816
20.600
20.743
22.607
Bankalar
-1.067
-878
-2.386
-3.108
-2.690
-3.416
Diğer Sektörler(2)
-11.114
-13.242
-15.172
-15.170
-16.251
-17.363
Brüt Rez(3)-KVB
4.449
4.504
2.263
3.321
2.801
2.827

Kaynak: TCMB.

(1) (-) işareti açığı göstermektedir.

(2) Diğer sektörlerin yurtdışı döviz mevcut ve alacaklarına ilişkin veri olmadığından tutarlar bu
sektörlerin yurtdışına olan borçlarını yansıtmaktadır.

(3) Brüt rezervler, altın ve döviz rezervlerinin toplamıdır.



GRAFİK II.3.3

BRÜT REZERVLER VE KISA VADELİ BORÇLAR FARKI

Kaynak: HM, TCMB

Brüt döviz rezervleri ve kısa vadeli borçlar farkı ülkenin likidite durumu açısından fikir veren bir göstergedir ve bu fark 1999 yılı Eylül ayı itibariyle artmıştır (Grafik II.3.3). Bu artış sermaye girişlerine paralel olarak artan Merkez Bankası döviz rezervlerine bağlı olarak gelişmektedir ve yılın ilk çeyreğinde daha belirgindir. Merkez Bankası döviz rezervleri kısa vadeli borçlar farkı 1998 yıl sonu 18,8 milyar ABD doları düzeyinden 1999 Eylül ayı sonunda 22,6 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Diğer taraftan, ticari bankaların kısa vadeli borçlanmaları döviz rezervlerinden 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle 3,4 milyar ABD doları fazladır ve diğer sektör kısa vadeli borçlanmaları 1999 yılının üçüncü üç ayında yüzde 14,4 oranında artmıştır. Benzer şekilde, altın rezervlerini de kapsayan brüt rezervler ve toplam kısa vadeli borçlar farkı, Merkez Bankası döviz rezervlerindeki artışa paralel olarak 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle artmıştır. Bu artış yılın ilk çeyreğinde daha belirgindir (Tablo II.3.9).
 
 


TÜRKİYE'DE TURİZM GELİRLERİNİN YAPISI

DİE tarafından uygulanan “Yabancı Ziyaretçi Anketi” ile 1996 yılından itibaren turizm faaliyetlerinin ekonomik boyutları belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu yeni uygulamada turizm gelirleri “bir ülkeye gelen yabancı ziyaretçilerin, yabancı döviz kaynakları ile tüketim harcamaları olarak mal ve hizmetlere yaptıkları ödemelerden elde edilen gelirler” olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizi ziyaret eden yabancı sayısı, yaptıkları toplam harcama miktarı ve turizm sektörüne yönelik hizmetler, ülke ekonomisi açısından önem taşımaktadır. Yılın her ayında yabancı ziyaretçi çeken Türkiye’ye en çok giriş yapılan dönem Temmuz-Ekim dönemi, en çok giriş yapılan ay ise Ağustos ayıdır.

Ülkemize gelen yabancı ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 60'ı tatil amaçlıdır. Bu ziyaretçilerin üçte ikisinden fazlası paket turları tercih etmekte ve bir turizm şirketi aracılığıyla Türkiye’ye gelmektedir. Yabancı ziyaretçiler ülkemizde bulundukları süre içerisinde çeşitli mal ve hizmetleri tüketmektedirler. Turizm gelirlerinin yüzde 31,5’i paket turlara yapılan ödemelerden oluşurken, yüzde 68,5’i de kişisel harcamalardan meydana gelmektedir. Yabancı ziyaretçilerin mal ve hizmetlere yapmış oldukları kişisel harcamaların yüzde 51’i otel, pansiyon, lokanta hizmetleri, yüzde 12,6’sı giyecek-ayakkabı ve yüzde 12,4’ü de hediyelik eşya alımlarına aittir. Ayrıca, yabancı ziyaretçilerin beraberlerinde götürdükleri malların yüzde 3,6’sı gıda, yüzde 33,2’si giyim eşyası ve yüzde 63’ü diğer mallardan oluşmaktadır.

1999 yılı başında Avrupa Ülkelerinde başlatılan Türkiye karşıtı kampanyaların Kosova'daki NATO harekatının ve Avrupa Birliği'nin bölge dışı ülkelere yapılacak seyahatları caydırmaya yönelik politikalarının etkisiyle yılbaşında potansiyel yabancı ziyaretçiler tarafından veya onlar adına yapılan rezervasyonlar iptal edilmiştir. Ayrıca, normal koşullarda turizmin en canlı olduğu dönem olan Ağustos ayında yaşanan deprem felaketi de bu dönem ve sonrasını olumsuz etkilemiştir. Bu etkilerle OECD ülkelerinden gelen turist sayısında önemli düşüşler olmuş, ancak özellikle Rusya Federasyonu'ndan gelen turist sayısında 1999 yılında artış görülmüştür. Turizm sektörünün genel yapısına bakıldığı zaman bahsedilen gelişmelerin belli sektörleri olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. Gelen toplam ziyaretçi sayısının yarısının turlarla geldiği gözönüne alındığında iptal edilen rezervasyonların turizm şirketlerinin gelirlerinde önemli oranda gerileme yarattığı açıktır. Bunun yanında, toplam turizm gelirlerinin yarısından fazlasını elde eden konaklama, lokantacılık, ulaşım ve eğlence hizmetleri gelirlerinde önemli azalışlar gözlenmiştir. Nitekim, 1999 yılı Ocak-Eylül döneminde otel ve lokanta hizmetleri katma değeri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15,6 oranında gerilemiştir.

2000 yılında, turizm sektöründe 1999 yılında karşılaşılan olumsuzlukların ortadan kalkmasıyla birlikte turizmin yeniden canlanması, yabancı ziyaretçi sayısının yeniden eski seviyesine çıkması ve turizm gelirlerinin 1998 seviyesine yükselmesi beklenmektedir.




II.4. PARA POLİTİKASI

Gerek iç piyasalarda, gerek dış piyasalarda gözlenen olumsuz ekonomik konjonktür ve ülkenin içinde bulunduğu siyasi belirsizlikler karşısında, Merkez Bankası 1996 ve 1997 yıllarında mali piyasalarda istikrarı sağlama hedefini gözeterek para politikasını bu yönde belirlemiştir. 1998 yılına girildiğinde, kronik yüksek enflasyonun yol açtığı ekonomik maliyetlerin giderek toplumun bütün kesimleri tarafından hissedilmeye başlanması, para politikasının belirlenmesinde istikrar hedefi ile birlikte enflasyonun kontrol altına alınarak bir program dahilinde düşürülmesini de önemli bir amaç haline getirmiştir. Ancak ekonominin bu yıllarda içinde bulunduğu durum gözönüne alındığında, yalnız para politikası dahilindeki uygulamalar ile hem piyasalarda istikrarın sağlanması, hem de enflasyonun düşürülmesi gibi bir olanağın kalmadığı görülmektedir. Bu nedenle yüksek enflasyonla mücadele toplumun ve ekonominin bütün kesimlerini ilgilendiren öncelikli bir problem halini almıştır. Oluşan bu şartların etkisiyle, 1998 yılında enflasyonla mücadele için bir istikrar programı hazırlanmış ve bu program Uluslarası Para Fonu ile Türk hükümeti arasında imzalanan Yakın İzleme Anlaşması çerçevesinde uygulanmıştır. Programın 1998 yılı uygulamasına bakıldığında, Rusya krizinden sonra yılın son çeyreğinde başlayan iç talepteki daralmanın da etkisiyle enflasyonun kontrol altına alınarak düşme eğilimine girdiği görülmektedir. TEFE baz alınarak hesaplanan enflasyon 1998 yılı sonunda yüzde 54,3 oranında gerçekleşerek, hedeflenen yüzde 50 oranının bir miktar üstünde kalmıştır.

Merkez Bankası 1999 yılında uyguladığı para politikasını, 1998 yılında olduğu gibi enflasyonun kontrol altında tutulmasına katkıda bulunma ve mali piyasalarda istikrarı sağlama hedefleri doğrultusunda belirlemiştir. Para politikasının belirlenmesinde 1999 yılını farklı kılan, bu yılın ekonomik ve siyasi belirsizliklerle başlamasıdır. Belirsizliklerin yaz aylarından sonra azalmaya başlaması para politikası uygulamalarını da etkilemiştir.

Gözlenen ekonomik belirsizliklerin temelinde 1998 yılı Ağustos ayında Rusya’da yaşanan ekonomik krizin Türkiye’ye yansıması vardır. Bu krizle beraber yaşanan sermaye çıkışı ve daha sonrasında sermaye girişinin yeterli olmaması, Hazine’nin borçlanma imkanlarının yurtiçi kaynaklarla sınırlı kalmasına neden olmuştur. Hazine’nin yurtiçi kaynaklara yönelmesi zaten yüksek olan nominal ve reel faizlerin artmasına yol açarak, bütçe finansmanı üzerinde yarattığı ek baskı sonucu ekonomideki belirsizlikleri daha da artırmıştır. Para politikasının belirlenmesinde etkili olan diğer belirsizlikler, 1999 yılının seçim yılı olmasından kaynaklanan siyasal belirsizliklerdir. Enflasyonun düşürülmesine yönelik uygulanacak olan programın toplumun bir çok kesimini ilgilendiren bazı yapısal ekonomik kararları içermesi ve bu kararların yürürlüğe konulabilmesinin güçlü bir hükümet oluşumuna bağlı olması, seçim sonuçlarını daha da önemli hale getirmiştir.

Seçim sonrası geniş tabanlı bir hükümetin kurulmasıyla birlikte IMF ile sürdürülmekte olan görüşmelere hız verilerek, yürürlükteki Yakın İzleme Anlaşmasının bir Stand-By anlaşması ile sonuçlandırılmasına çalışılmıştır. Böyle bir olasılığın kuvvetlenmesi yıl sonuna doğru para politikası stratejisinde değişikliğe yol açmıştır. Bu kapsamda ileride imzalanacak bir Stand-By anlaşması sonrası ekonominin bütün kesimlerini kapsayacak olan bir programla enflasyonun düşürülmesi amacına yönelik uygulamalar önem kazanmıştır.

Ekonomideki belirsizliklerin azaltılması için 1999 yılında enflasyonun kontrol altında tutulmasına öncelik verilerek, kur politikası bu amaca katkıda bulunacak bir biçimde belirlenmiştir. Bu nedenle, kur politikasının hedeflenen enflasyonla tutarlı olmasına özen gösterilmiştir. Ancak Merkez Bankası açısından belirsizliklerin yaz aylarından sonra azalması ile birlikte kur politikası yıl sonu için hedeflenen enflasyona göre değil de, gerçekleşen enflasyon dikkate alınarak yürütülmüş ve önceki aylarla karşılaştırıldığında Türk lirasının nominal değer kaybı son aylarda bir miktar hızlanmıştır. 1 ABD doları + 0,77 Euro’dan oluşan sepetteki ilk dokuz aylık gelişime bakıldığında, 1999 yılında Türk lirasında oluşan değer kaybının 1998 yılındaki oranla aynı seviyede gerçekleştiği görülmektedir. Bu oran sözkonusu dönem için 1999 yılında yüzde 40,4, 1998 yılında yüzde 40,2 olmuştur. Fakat sepetteki gelişim 12 aya göre hesaplandığında, Türk lirasındaki değer kaybının 1998 yılında yüzde 57,7 olmasına karşılık 1999 yılının aynı dönemi için yüzde 60,6 olmuştur. 1999 yılında TEFE’deki artış ise yüzde 62,9 olarak gerçekleşmiştir.

TABLO II.4.1

TEFE VE VE KUR SEPETİNDE GÖZLENEN DÖNEMSEL ARTIŞLAR

(Yüzde)


 
 
1998
1999
Dönemler
SEPET(1)
TEFE(2)
SEPET(1)
TEFE(2)
Aralık-Ocak (Aylık)
4,9
6,5
4,3
3,6
Aralık-Mart (3 Aylık)
16,6
15,9
13,5
11,3
Aralık-Haziran (6 Aylık)
30,1
26,4
27,1
23,2
Aralık-Eylül (9 Aylık)
40,2
39,8
40,4
40,0
Aralık-Aralık (12 Aylık)
57,7
54,3
60,6
62,9

(1) Sepet: 1 ABD Doları + 0,77 Euro

(2) TEFE: 1994=100

İstikrar amacına yönelik olarak Merkez Bankası 1999 yılında, finansal kuruluşların kısa dönemli oluşan likidite ihtiyaçlarını açık piyasa işlemleri aracılığıyla karşılamıştır. Kur politikası veri kabul edilerek yıl genelinde piyasada oluşacak faiz oranlarının net dış varlıklardaki artış eğiliminin sürdürülmesiyle tutarlı olması hedeflenmiş ve ekonominin ihtiyacı olan Türk lirası net dış varlık artışı karşılığı verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca oluşan dışsal şoklar karşısında faiz oranları serbest bırakılarak, sistemin ihtiyacı olan likidite sağlanmış ve Türk lirasının değerinin belirlenen kur politikası çerçevesinde oluşmasına çalışılmıştır. Diğer yandan uygulanacak olan enflasyonu düşürme programı öncesinde finansal sistemin sağlıklı temele oturtulabilmesi yılın sonlarına doğru daha da önem kazanmış ve piyasanın likiditesi ayarlanırken finansal yapı üzerinde alınacak tedbirler de göz önünde bulundurulmaya başlanmıştır.

GRAFİK II.4.1

NET DIŞ VARLIKLAR, NET İÇ VARLIKLAR VE REZERV PARA (X)’DEKİ GELİŞMELER

(Milyar TL)

Yıla girerken gözlenen belirsizliklerin yılın ortasına doğru azalmasına karşın, 17 Ağustos tarihinde yaşanan deprem şokundan sonra belirsizlikler yeniden artmıştır. Ancak bu belirsizlik ortamı Merkez Bankası para politikasının belirlendiği şekilde yürütülmesini engellememiştir. Diğer bir ifadeyle uygulanacak bir para programı dahilinde enflasyonun düşürülmesi amacı, yılın son aylarında para politikası uygulamalarını yönlendirici olmaya devam etmiştir. Deprem sonrası oluşan kısa dönemli Türk lirası talebi Açık Piyasa İşlemleriyle (APİ) karşılanmış, döviz talebi ise sınırlı düzeyde kalmıştır.
 
 



 DÖVİZ KURUNA DAYALI İSTİKRAR PROGRAMLARI VE ÜLKE DENEYİMLERİ

Ekonomik istikrarın sağlanması için nominal çıpalar bireysel olarak ya da çoklu olarak kullanılmaktadır. Enflasyonist ataleti ortadan kaldırmak ve programın kredibilitesini arttırmak için en çok kullanılan çıpalar; döviz kuru, ücretler ile fiyatlar ve parasal hedeflerdir. Döviz kurunun çıpa olarak seçilmesiyle, kurun sabitlenmesi ya da yönetilmesinin yurt içi enflasyonun yurtdışındaki enflasyon oranına doğru yaklaşmasına yol açacağı düşünülmektedir. Bu nedenle döviz kuruna dayalı istikrar politikası birçok ülkede uygulanmıştır. Aşağıda Şili, İsrail ve Meksika ülke deneyimlerine kısaca değinilmiştir.

ŞİLİ: TABLİTA PLANI

Şili 1978 yılı Şubat ayında, küçük tablo anlamına gelen tablita veya diğer bir ifadeyle peso devalüasyonlarını daha önceden sunan bir model çerçevesinde, döviz kuruna dayalı bir istikrar politikası uygulamaya başlamıştır. Enflasyondaki düşüş uluslararası seviyeye hemen yakınlaşmasa da, 1977’de yüzde 84 iken 1978’de yüzde 37’ye düşmüştür. Döviz çıpasının bu cesaret verici performansı üzerine, 1979 Haziran ayında Şili; 39 peso’yu 1 ABD doları olarak sabitlemiştir. Tablita’nın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte reel ücretlerin artması ve reel faiz oranlarının düşmesi nedenleriyle, tüketim yüzde 26 oranında artmıştır. 1977 ile 1980 yılları arasında yaşanan bu tüketim patlamasının etkisiyle, üç yılda ortalama yüzde 8,5 oranında ekonomik büyüme sağlanmıştır. 1978 ile 1980 yılları arasında cari işlemler hesabındaki açığın bir kısmı, sermaye hesabındaki fazla ile karşılanırken, yaklaşık olarak sermaye girişinin yarısı ise rezerv olarak biriktirilmiştir. Rezervlerdeki bu artış sonucu, parasal taban genişlemiş ve bu genişleme sterilize edilmemiştir.

Bu dönemde mali dengede iyileşme gözlenmiştir. Ancak mali dengenin kur çıpasını desteklemesine rağmen, hükümet ücretlerdeki endekslemeyi kaldıramamıştır. Döviz kurunun sabit tutulması ve enflasyonun yüzde 31 ile 39 aralığında dalgalanması Peso’nun aşırı değerlenmesine yol açmıştır. Şili rekabet gücünü kaybetmiştir. 1981 yılı sonunda cari işlemler açığı/GSYİH oranı yüzde 14,5’e ulaşmış ve program başarısız olmuştur. Hükümet döviz çıpası uygulamasına 1982 Haziran ayında son vermiştir.

İSRAİL İSTİKRAR PROGRAMI:1985-1986

İsrail Hükümeti enflasyonu düşürmek için 1 Temmuz 1985 yılında bir istikrar programı ilan etmiştir. Bu programla birlikte kamu sübvansiyonları kaldırılmış ve vergi gelirleri arttırılmaya çalışılmıştır. Bunlara ek olarak, yerli para devalüe edilerek ABD dolarına sabitlenmiş ve kısa dönemli döviz cinsinden hesaplar kaldırılmıştır. Ayrıca, hükümet, işçi temsilcileri ve işveren temsilcileri arasında programla tutarlı ücret anlaşması yapılmış, endeksleme kaldırılmış, ücretler dondurulmuş ve fiyat kontrolleri başlatılmıştır. Merkez Bankası hedef olarak döviz kurunu, nominal gösterge olarak da kredileri seçmiştir. Programda enflasyonist ataletin ve enflasyonist bekleyişlerin kısa sürede ortadan kaldırabilmesi için birçok nominal çıpanın da kullanıldığı görülmektedir. Bu sayede, herhangi bir çıpanın aşırı kullanım sonucu sürdürülemez bir durum almaması hedeflenmiştir. Bu tedbirler ise programın kredibilitesini arttırmıştır. Programın sonuçları etkileyicidir. Aylık enflasyon oranının ilk üç ay içinde yüzde 1-2 'ye düşmesiyle birlikte fiyat kontrolleri kaldırılmıştır. Bütçe açığı büyük ölçüde düşürülmüştür. 1984 yılında bütçe açığı GSMH'nın yüzde 15'i olmuşken, istikrar programı öncesi Ocak-Haziran döneminde yüzde 12'ye düşmüştür. İstikrar programını takip eden Temmuz-Aralık döneminde ise bu oran yüzde 4 olmuştur. İlk on ay sonunda, krediler reel anlamda azalmış, M2 parasal büyüklüğü artmış, döviz cinsinden mevduat hesapları azalmıştır. Bu, yerli paraya güvenin başladığının göstergesi olarak algılanmıştır. Reel ücretler 1986 yazında artarak istikrar öncesi seviyesine ulaşmıştır. İlk iki yıl içinde ortalama ekonomik büyüme yüzde 3,5 olmuştur.

MEKSİKA:1987-1994 PACTO

Hükümet enflasyonu düşürmek için hazırladığı kapsamlı bir program (PACTO Planı) ile 1987 yılının Aralık ayından itibaren döviz kuru çıpasını da içeren çoklu çıpalar kullanmaya başlamıştır. Programın hedefi enflasyonu bir yıl içinde aylık yüzde 2 oranına düşürmekti. Buna ek olarak, Meksika ilk kez ücret ve fiyatların dondurulması şeklinde bir gelirler politikası uygulamıştır. Hükümet bütçe açığını, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 6'sı olacak kadar faiz dışı bütçe fazlasına çevirmeyi amaçlamıştır. Bunun için kamu harcamalarında tasarrufa gidilmiş ve vergi reformu gerçekleştirilmiştir. Kamu harcamalarının GSYİH'ya oranı yüzde 43,2'den yüzde 33,2'ye düşürülmüştür. Kamu kesimi borçlanma gereği/GSYİH oranı ise 1987'de yüzde 16'dan, 1989'da yüzde 5,6'ya indirilmiştir.

Pacto Planı'nın uygulanmasıyla 1987 yılında yüzde 159 olan yıllık enflasyon oranı 1993 yılında yüzde 8,3'e düşmüştür. Sabit kur uygulanırken; enflasyon oranındaki yetersiz düşüş aşırı değerlenmiş peso'ya sebep olmuş, 1990'lı yıllardan itibaren ağırlıklı olarak kısa vadeli sermaye girişi ile finanse edilen cari işlemler açığı, 1992-1994 döneminde ortalama olarak Meksika'nın GSYİH'sının yüzde 7'sine ulaşmış ve sürdürülemez bir seviyeye gelmiştir. Ayrıca, 1994 yılına girildiğinde politik ve ekonomik belirsizliklerin yoğunlaşmasıyla artan yurt içi faiz oranları, hükümeti daha önce de kullanılmakta olan dolar cinsinden bono ihracına yöneltmiştir. Buna ek olarak peso cinsinden bonolarla dolar cinsinden bonolar değiştirilmiştir. 1994 yılı Ağustos ayında ekonomideki kısa vadeli döviz borcu toplamı ülkenin uluslararası rezerv düzeyine eşitlenmiştir. Bütün bu negatif gelişmeler 1994 yılı Meksika krizinin sebeplerini oluşturmuştur.




II.4.1 TCMB Analitik Bilançosu

Rezerv Para(X) kalemi Net Dış Varlıklardaki büyümeye bağlı olarak 1999 yılı genelinde artış eğilimini sürdürmüştür. Bu kalemin yıllık ortalama artışı Aralık ayı itibariyle yüzde 75 olarak gerçekleşmiştir. Önceki yıllarla karşılaştırıldığında Rezerv Para(X)'deki yıllık artışın giderek azaldığı görülmektedir. Gözlenen bu trendin 1999 yılında en önemli nedeni, yıl genelindeki net dış varlık artışının daha düşük seviyelerde kalmasıdır. Net iç varlıklar ise Kasım ve Aralık ayları dışında 1999 yılında azalış eğiliminde olmuştur.

GRAFİK II.4.2

REZERV PARA(X) VE NET DIŞ VARLIKLARDAKİ
YILLIK ORTALAMA ARTIŞLAR

(Yüzde)

Analitik bilançonun pasif tarafında bulunan Rezerv Para(X), 1999 yılında ortalama olarak yüzde 75 oranında artmış olmasına karşılık, 1999 yıl sonu bir önceki yıl sonu ile karşılaştırıldığında artışın yüzde 90,9 olduğu görülmektedir. Rezerv Para(X)’de yıl sonu itibariyle gözlenen bu gelişim alt kalemler itibariyle incelendiğinde, ilk alt kalem olan Bankaların Döviz Mevduatının yüzde 112,3 arttığı anlaşılmaktadır. Rezerv Para(X)’deki yıllık değişime yüzde 49,9 ile en yüksek katkıyı sağlayan Bankalar Döviz Mevduatı, bankaların döviz cinsinden yükümlülüklerinin artmasına paralel olarak artmıştır. Diğer bir alt kalem olan Emisyonun 1999 yılındaki artış hızı, bu yılda ekonomik aktivitede gözlenen daralma ve yüksek seyreden reel faizlerin işlem amacına yönelik Türk lirası talebini olumsuz etkilemesi nedeniyle yavaşlamıştır. Bu kalem 1999 yılında yüzde 60,5 artarak Rezerv Para(X)’de gözlenen yıllık değişim içindeki payı yüzde 25 olarak gerçekleşmiştir. Aynı analiz 1998 yılı için yapıldığında, emisyondaki yıllık artışın yüzde 74,6, yıllık değişim içindeki payının ise yüzde 36,6 olduğu anlaşılmaktadır. Rezerv Para(X)’in altında yer alan üçüncü kalem Zorunlu Karşılıklar Hesabı ise 1999 yılında Türk lirası cinsinden yatırım araçlarının diğer yatırım araçlarına göre karlı bulunması nedeniyle, Türk lirası mevduatlarında gözlenen yükselmeye paralel olarak Kasım ayı sonuna kadar artmıştır. Ancak Aralık ayında zorunlu karşılık oranlarının yüzde 8’den yüzde 6’ya düşürülmesinin bilançoya yansımasıyla önemli miktarda azalış kaydetmiştir. Bu hesapta 1999 yılında gözlenen artış oranının Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında yüzde 101,3 olmasına rağmen, Aralık ayı esas alınarak hesaplandığında yüzde 87,7’ye düştüğü görülmektedir. Son alt kalem olan Bankaların Serbest Mevduatı, yıl genelinde artış eğilimini korumakla birlikte Rezerv Para(X) içindeki payının düşük olması nedeniyle yıllık değişime etkisi küçük oranlarda kalmıştır. Zorunlu karşılık oranlarında yapılan değişimle eşanlı olarak bankalara mevduatlarının yüzde 2’si oranında serbest mevduat bulundurma zorunluluğu getirilmesi, bu hesabı Aralık ayında önemli miktarda artırmıştır. Bankalar Serbest Mevduatının 1999 yılı Aralık ayında önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında yüzde 278,2 oranında arttığı görülmektedir.

GRAFİK II.4.3

REZERV PARA(X)’İN YILLIK DEĞİŞİMİ İÇİNDEKİ PAYLAR

(yüzde)

Analitik bilançonun aktifinde izlenen Net Dış Varlıklar kalemi 1999 yılı genelinde artış trendini sürdürmüştür. 1999 yılı Aralık ayı geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, bu hesabın Türk lirası cinsinden yüzde 165,5, ABD doları cinsinden ise yüzde 54,8 oranında arttığı anlaşılmaktadır. Net Dış Varlıklarda gözlenen artış, Merkez Bankasının ekonominin ihtiyaç duyduğu likiditeyi döviz karşılığı sağlama politikasının bir sonucu olarak Merkez Bankası rezervlerindeki artıştan kaynaklanmıştır. Merkez Bankası brüt rezervleri 1999 yılı Aralık ayında, 1998 yılının aynı ayına göre yüzde 17,8 artarak 23.235 milyon ABD doları seviyesine gelmiştir. Ancak Net Dış Varlıklar hesabı 12’şer aylık kümülatif değerler şeklinde incelendiğinde, artış hızında gerek Türk lirası cinsinden gerekse ABD doları cinsinden bir yavaşlama olduğu gözlenmektedir. Net Dış Varlıkların yıllık ortalama artış hızı, 1999 yılı Aralık ayında geçen yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında Türk lirası cinsinden yüzde 75,8, ABD doları cinsinden ise yüzde 7,8 olarak gerçekleşmiştir. Bu oranlara 1998 dönemi için bakıldığında, Türk lirası cinsinden yüzde 157,8, ABD doları cinsinden yüzde 55,3 olduğu görülmektedir. Net Dış Varlıkların kümülatif artış hızında gözlenen yavaşlamanın bir nedeni olarak, 1998 yılı Ağustos ayında Rusya’da yaşanan ekonomik krizden sonra 1999 yılında yabancı sermaye girişinin sınırlı düzeyde gerçekleşmesi gösterilebilir. Ayrıca Merkez Bankası rezervlerinin zaten yüksek seviyelere gelmiş olması da artış hızındaki yavaşlamanın diğer bir nedenidir. Merkez Bankasının kur riski üzerinde etkisi olan Dış Varlık ve Dış Yükümlülüklerdeki gelişmelere bakıldığında, öncelikle Dış Varlıklar hesabının 1999 yılının Aralık ayında 1998 yılının aynı ayı ile karşılaştırıldığında Türk lirası cinsinden yüzde 97, ABD doları cinsinden yüzde 14,8 oranında arttığı görülmektedir. Dış Yükümlülükler ise, aynı dönemde Türk lirası cinsinden yüzde 50,5 artmış olmasına rağmen ABD doları cinsinden yüzde 12,3 oranında gerilemiştir. Dış Varlıklar ve Dış Yükümlülüklerde 1999 yılında gözlenen bu gelişmeler sonucunda, dış varlıkların toplam döviz yükümlülüklerine oranı olan kur riski 1998 yılına göre 13,5 puan artarak Aralık ayı sonu itibariyle yüzde 127,1 olarak gerçekleşmiştir.

GRAFİK II.4.4

MERKEZ BANKASI BRÜT REZERVLERİ VE NET DIŞ VARLIKLARDAKİ GELİŞMELER

(Milyon ABD doları)

Analitik bilançonun diğer bir aktif kalemi olan Net İç Varlıklar kalemi 1999 yılında Kasım ayına kadar azalış eğilimini sürdürmüştür. Ancak bu kalem 2000 yılında uygulanacak olan Para Programı hedefleriyle tutarlı bir düzeye gelecek şekilde Kasım ve Aralık aylarında artmış ve yıl sonu itibariyle eksi 932 trilyon Türk lirası olmuştur. Net İç Varlıklarda Kasım ayına kadar gözlenen azalışın nedenleri ise yıl boyunca kamunun Merkez Bankasında bulundurduğu mevduatta gözlenen artış ile Diğer ve Değerleme hesaplarının mutlak değer olarak artmasıdır.

Merkez Bankası önceki yıllarda olduğu gibi, 1999 yılında da mali piyasalarda istikrarın sağlanması amacına yönelik olarak APİ’ni kullanmıştır. Merkez Bankası APİ ile bankaların likidite ihtiyaçlarını karşılamış ve yıl boyunca finansal sistemden alacaklı konumda kalmıştır. Ancak 1999 yılında APİ stokundaki gelişmelere bakıldığında, seçim, bayram ve deprem gibi dışsal şokların ters yönde etkisi olmakla birlikte Kasım ayına kadar azalış eğiliminde olduğu görülmektedir. Kasım ayından sonra, bazı bankaların Merkez Bankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınması, yıl sonlarında oluşan likidite talebi ve 2000 yılı sorunu nedenleriyle APİ stoku artmış ve Aralık ayı ortalaması 1.981 trilyon Türk lirası seviyesine gelmiştir. Yılın sonuna doğru gözlenen bu gelişmeler neticesinde, APİ stoku 1999 yılı Aralık ayında 1998 yılı Aralık ayı ile karşılaştırıldığında yüzde 25,8 oranında artmıştır.

GRAFİK II.4.5

KAMUYA AÇILAN NET NAKİT KRD. VE KAMUNUN DÖVİZ MEVDUATINDAKİ GELİŞMELER

(Milyar TL)

Net İç Varlıklar ana kaleminin altında yer alan diğer bir kalem ise Kamuya Açılan Nakit Krediler (Net) hesabıdır. Bu hesap Merkez Bankası ile Kamu arasındaki net nakit kredi ilişkisini göstermektedir. Hazine ile 1997 yılında imzalanan protokol gereğince, Hazinenin kısa vadeli avans kullanımının ay sonlarında bakiyesi kapatılmak üzere ay içinde oluşan nakit ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı kalması ve 1999 yılı genelinde Kamunun Merkez Bankasında bulundurduğu döviz mevduatının artması nedenleriyle Kamuya Açılan Nakit Krediler(Net) hesabı döviz mevduatındaki hareketliliğe bağlı olarak azalış trendinde olmuştur. Bu hesabın 1999 yılı Aralık ayı ortalaması geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık 11 kat azalarak eksi 1.061 trilyon Türk lirası seviyesine gelmiştir. Kamunun Döviz Mevduatı aynı dönemde yüzde 163.4 oranında artmıştır.

Ağırlıklı olarak Merkez Bankasının Kâr-Zarar hesabını içeren Diğer hesabı, 1999 yılının Nisan ayında Hazine’ye devredilen miktar ayrı tutulduğunda yıl genelinde azalış eğilimini sürdürmüştür. Gözlenen bu azalış, Merkez Bankasının yıl boyunca Açık Piyasa İşlemlerinden dolayı alacaklı durumda olması sonucu oluşan sermaye kazançları ile Merkez Bankasının net faiz gelirlerindeki artıştan kaynaklanmıştır. 1998 yılı Aralık ayında eksi 619 trilyon Türk lirası olan Diğer hesabı 1999 yılı Aralık ayında ortalama eksi 1.129 trilyon Türk lirasına gerilemiştir.

TABLO II.4.2

MERKEZ BANKASI, ANALİTİK BİLANÇO

(Ayın Ortalaması Değerleri, Trilyon Türk Lirası)


 
1998
Aralık
1999
Mart
1999
Haziran
1999
Eylül
1999
Aralık
AKTIFLER
3.312,1
3.917,2
4.440,2
5.314,6
6.322,1
1- NET DIS VARLIKLAR
2.878,0
4.154,2
5.337,7
6.808,8
7.641,3
A-Dış Varlıklar
7.127,3
8.798,3
10.407,9
12.327,0
14.037,3
B-Dış Yükümlülükler
-4.249,3
-4.644,2
-5.070,3
-5.518,2
-6.396,0
2-NET İÇ VARLIKLAR
434,1
-237,0
-897,4
-1.494,2
-1.319,2
A-Kamuya Açı. Nakit Kre.(Net)
-86,9
9,4
-142,0
-464,2
-1.060,9
a-Kamuya Açılan Nakit Krediler
762,5
697,9
604,6
657,3
851,0
b-Kamu Mevduatı
-204,2
-131,3
-157,8
-210,2
-213,0
c-Döviz Olarak Tak.Ed.Mv.
-645,1
-557,1
-588,8
-911,4
-1.698,9
B- Fon Hesabı
-23,9
-16,2
-15,2
-23,7
-33,8
C-Banka Dışı Kes.Mevduatı
-17,3
-14,1
-13,1
-11,6
-18,6
D-Bankalara Açılan.Nakit Kre.
7,4
7,5
7,6
7,6
7,5
E-Açık Piyasa İşlemleri
1.575,1
835,8
637,6
703,6
1.981,3
F-Diğer Kalemler
-618,7
-870,8
-879,8
-902,8
-1.129,5
G- Değerleme Hesabı
-401,7
-188,6
-492,5
-803,1
-1.255,8
H-IMF Acil Yardım Hesabı
0,0
0,0
0,0
0,0
190,6
PASİFLER
1-REZ.PARA (X)
3.312,1
3.917,2
4.440,2
5.314,6
6.322,1
A-Emisyon
1.241,2
1.467,9
1.539,6
1.894,2
1.992,3
B-Bank.Zor.Karşılıklar
672,8
789,6
931,3
1,155,4
1,263,0
C-Bank.Serb.Mevduatı
59,5
89,2
99,4
109,6
224,9
D-Bank Döv.Mevduatı
1.338,7
1.570,5
1.869,8
2.155,3
2.842,0

Kaynak: TCMB.

Net İç Varlıklar kalemi içinde yer alan Değerleme Hesabı 1999 yılında azalış eğilimini sürdürmüştür. Merkez Bankasının yükümlülüklerinin ağırlıklı olarak euro ve Türk lirası cinsinden, buna karşın varlıklarının ise ABD doları cinsinden olması yıl içinde gözlenen kur gelişmelerindeki farklılıkları önemli hale getirmektedir. Bu farklılıkların bilanço üzerindeki etkisi ise Değerleme hesabı aracılığıyla giderilmektedir. Bu nedenle 1999 yılında Değerleme hesabında gözlenen azalışın nedenleri incelendiğinde, Aralık ayı sonu itibariyle ortalama alış-satış kuru dikkate alındığında, Türk lirasının ABD doları karşısında yüzde 71,7, euro karşısında yüzde 48,4 değer kaybetmesi ve ABD doları/ euro paritesinin 1998 yılı Aralık ayında 1,1753 iken 1999 Aralık ayı sonu itibariyle 1,011’e gerilemesinden kaynaklanan lehte kur farkından oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu dönemde Değerleme hesabı 854 trilyon Türk lirası azalarak 1999 yılı Aralık ayı ortalaması eksi 1.256 trilyon Türk lirası olmuştur.

Analitik bilançodan da görüleceği üzere, Ekim 1999 tarihi itibariyle Net İç Varlıklar kaleminin altına yeni bir kalem eklenmiştir. Bu hesaba IMF tarafından depremle ilgili olarak Hazine’ye sağlanan kredi miktarı kaydedilmiş ve bilanço bütünlüğü içinde bakıldığında Net Dış Varlıklar ve Net İç Varlıklar üzerinde doğrudan etki yapmayacak şekilde muhasebeleştirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, Net Dış Varlıklar tarafında Merkez Bankası rezervlerine kaydedilen sözkonusu miktar IMF’e olan borçlar hesabının bakiyesini aynı tutarda artırmıştır. Bu nedenle eşit miktarlarda artan Dış Varlıklar ve Dış Yükümlülükler kalemlerinin bir yansıması olarak Net Dış Varlıklar kalemi etkilenmemiştir. Net İç Varlıklar tarafında ise aynı tutar Hazine’nin döviz mevduatı olarak kaydedilmiş ve bunun karşısında yeni açılan bir hesap olan IMF acil yardım kredisi hesabına borç yazılarak bir kredi işlemi şeklinde gösterilmiştir. Bu işlem sonucunda da Merkez Bankası iç yükümlülükleri ve iç varlıkları eşit miktarlarda artmış olup, Net İç Varlıklar kalemi bu işlemden Net Dış varlıklarda olduğu gibi etkilenmemiştir.

II.4.2. Para Kredi Gelişmeleri

1999 yılında para arzları reel olarak artmıştır. En fazla artış yüzde 32,5 ile dar tanımlı para arzı M1’de gerçekleşirken en az artış yüzde 23 ile M3Y’de gerçekleşmiştir. Vadeli Mevduatlardaki ve Döviz Tevdiat Hesaplarındaki nominal artış oranlarının sırasıyla yüzde 106 ve yüzde 105 olarak birbirine yakın oranlarda artmasının etkisiyle, M2 ve M2Yde yıl içinde gözlenen gelişmeler birbirine paralel seyir izlemiştir. 1999 yılında M2 para arzının reel olarak yüzde 27,8, M2Y para arzının ise yüzde 26,8 oranında arttığı anlaşılmaktadır. M2 para arzındaki artışın en önemli nedeni, reel faiz oranlarının yüksek seviyelerde gerçekleşmesidir. Dar tanımlı para arzı olan M1’deki artış, yıl sonu olması nedeniyle vadesiz ticari mevduat ve vadesiz diğer mevduat kalemindeki artıştan kaynaklanmıştır. 1999 yılında, ekonominin büyüme hızındaki düşmeye paralel olarak kredi arz ve talebinin kısıtlanması sonucu toplam kredilerdeki artış oranı geçen yıla göre düşerek, 1999 yılı mevduat artış oranının oldukça altında gerçekleşmiştir (Tablo II.4.3). Bankalar, kredi ve mevduat arasındaki bu farkı 1999 yılında önemli oranda artan devlet iç borçlanma senetlerinin finansmanında kullanmışlardır.






ENFLASYONU DÜŞÜRME PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE
PARA VE KUR POLİTİKALARI

1999 yılı Haziran ayında IMF ile yapılan görüşmelerde Yakın İzleme Anlaşmasının programa bağlı ve mali destekli bir stand-by anlaşmasına dönüştürülmesi benimsenmiş ve 2000-2002 döneminde uygulanacak makroekonomik politikaların çerçevesi çizilmiştir. 9 Aralık 1999 tarihinde Türk hükümeti tarafından verilen niyet mektubu, 22 Aralık 1999 tarihinde IMF İcra Kurulu tarafından onaylanmıştır. Üç yıllık bir dönemi kapsayan enflasyonu düşürme programı, maliye, gelirler, kur ve para politikalarının yanısıra yapısal düzenlemeleri de kapsamaktadır. Programın temel amaçları; tüketici enflasyonunu, 2000 yılı sonunda yüzde 25'e, 2001 yılı sonunda yüzde 12'ye ve 2002 yılında yüzde 7’ye indirmek, reel faiz oranlarını makul düzeylere düşürmek, ekonominin büyüme potansiyelini artırmak ve ekonomideki kaynakların daha etkin ve adil dağılımını sağlamaktır.

Enflasyonu düşürme programının üç temel unsuru bulunmaktadır. Bunlar; a) Sıkı maliye politikası uygulayarak faiz dışı fazlanın artırılması, yapısal reformların gerçekleştirilmesi ve özelleştirmenin hızlandırılması, b) Enflasyon hedefleriyle uyumlu gelirler politikası ve c) Ekonomik birimlere uzun vadeli bir bakış açısı kazandırmak için enflasyonun düşürülmesine odaklanmış kur ve para politikalarıdır. Bu çerçevede yürütülecek para ve kur politikalarının ana hatları aşağıda verilmektedir.



 
 

TABLO II.4.3

TEMEL PARASAL GÖSTERGELER

(Yüzde Değişim)

1994 1995 1996 1997 1998 1999
Rezerv Para 82,6 84,9 80,0 84,7 78,7 92,7
Parasal Taban 51,2 92,3 72,8 -35,4 -51,4 683,6
Merkez Bankası Parası 50,8 93,0 72,2 1,2 -9,0 168,4
Toplam İç Yükümlülükler (TİY) 73,4 113,1 94,5 70,9 21,8 140,9
Bilanço 142,5 105,1 88,5 76,9 45,2 88,7
M1 80,6 65,7 109,9 65,8 65,7 115,9
M2 120,0 97,7 120,5 87,9 106,2 108,1
M2Y 120,6 101,7 109,6 99,3 91,8 106,5
M3Y 120,8 102,9 111,2 107,7 87,0 100,4
Mevduat 122,0 100,9 132,7 97,6 101,4 92,5
Krediler 85,3 149,9 114,0 130,0 62,7 55,1
TİY/GSMH(2) 0,078 0,082 0,084 0,074 0,049 0,076
TİY/M2Y(2) 0,25 0,27 0,25 0,21 0,18 0,15
Net İç Varlıklar(2) 300,8 371,4 332,5 7.787,4 427,1 -932,2
Net Dış Varlıklar(2) -21,4 136,2 625,4 1.815,0 2.906,1 7.803,1
Toptan Eşya Fiyatları İndeksi(3) 149,5(4) 65,6 84,9 91,0 54,3 62,9

Kaynak: TCMB, ay sonu cuma günü verileri kullanılmıştır.

(1) Rezerv Para = Emisyon + Bankalar Zorunlu Karşılıkları + Bankalar Serbest İmkanı + Fon Hesapları + Banka Dışı Kesimin Mevduatı
Parasal Taban = Rezerv Para + Açık Piyasa İşlemlerinden Borçlar
Merkez Bankası Parası = Parasal Taban + Kamu Mevduatı
Toplam İç Yük. = MB Parası + Döviz Olarak Takip Olunan Mev. + Bankaların Döviz Mevd.
M1 = Dolaşımdaki Para + Mevduat Bankalarındaki V.siz Mev. + Merkez Bankasındaki Mev.
M2 = M1 + Mevduat Bankalarındaki Vadeli Mevduat
M2Y = M2 + Döviz Tevdiat Hesabı (TL)
M3Y = M2 + Resmi Mev.+ Merkez Bankasındaki Diğer Mev. + Döviz Tevdiat Hesapları (TL).

(2) TİY/GSMH, TİY/M2Y için tabloda verilen değerler yüzde değişim değil, orandır. .Net iç varlıklar ve Net dış varlıklar yeni tanımlı olup trilyon Türk lirası değerindedir.

(3) DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1994 = 100), yıl sonu.

(4) DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1987 = 100), yıl sonu.



GRAFİK II.4.6

REEL PARA ARZLARI

(Yıllık Yüzde Değişim)


 
 

1999 yılı para politikası, geçen birkaç yılda olduğu gibi temel olarak finansal istikrarın ve fiyat istikrarının sağlanması yönünde şekillenmiştir. Merkez Bankası, yeni tanımlı analitik bilançoda yer alan Net İç Varlıklar kalemini 1999 yılında kontrol etmeye devam etmiştir. Ayrıca, 1999 yılı başından itibaren Türkiye ekonomisine ilişkin olumlu beklentilerin oluşmasının ve uluslararası finansal piyasalarda istikrarın kısmen sağlanmasına paralel olarak Net Dış Varlık kalemi 1998 yılı Aralık ayı sonuna göre yüzde 169 oranında artmıştır (Tablo.II.4.3).

Dolaşımdaki para Mart ayı dışında yılın ilk yedi ayında genellikle enflasyon oranının altında artış gösterirken yılın ikinci yarısında sözkonusu artış hızı yükselmiş ve yıl sonu itibariyle dolaşımdaki para yüzde 81,1 oranında artmıştır. M1 para arzının diğer alt kalemi olan vadesiz mevduat ise yıl boyunca reel olarak artış göstermiştir. Vadesiz mevduat artış oranı 1998 yılına göre yüzde 148,5 olmuştur. Vadeli mevduat artış hızı 1998 yılında olduğu gibi yine yılın ikinci yarısında hızlanmıştır. Yıl sonu itibariyle vadeli mevduatların bir önceki yıla göre artış hızının yüzde 106,1 olduğu, böylece yüzde 62,9 olarak gerçekleşen enflasyonun üzerinde olduğu görülmektedir (Tablo.II.4.4). Vadeli mevduat artışıyla birlikte bankaların menkul kıymet porföylerinin 1999 yılında da önemli oranda artmış olmasının reel para arzlarındaki artışın kaynağını oluşturduğu söylenebilir.



TABLO II.4.4

TEMEL PARASAL BÜYÜKLÜKLERİN AYLIK GELİŞMELERİ

(Yüzde Kümülatif Değişim)


 
29
Ocak
1999
26
Şubat
1999
26
Mart
1999
30
Nisan
1999
28
Mayıs
1999
25
Haz.
1999
30
Tem.
1999
27
Ağu.
1999
24
Eylül
1999
29
Ekim
1999
26
Kasım
1999
30
Ara.
1999
M1
15,4
10,0
39,3
40,5
25,5
28,6
46,6
54,0
51,8
70,3
57,3
115,9
Dolaş. Para
-1,0
4,1
51,1
22,4
14,7
23,7
23,6
47,9
54,6
59,8
47,1
81,1
Vadesiz Mev.
30,9
15,5
28,3
57,5
35,6
33,2
68,2
61,2
49,2
80,2
66,8
148,5
M2
10,8
13,7
22,1
26,4
29,8
37,4
53,0
60,7
69,0
80,7
82,5
108,1
Vadeli Mev.
9,5
14,7
17,5
22,6
30,9
39,8
54,7
62,3
73,5
83,4
89,2
106,1
M2Y
7,1
10,9
18,6
26,2
28,9
35,7
48,9
56,3
65,8
78,5
87,0
106,5
DTH (TL)
2,4
7,4
14,2
26,0
27,8
33,5
43,6
50,8
61,9
75,7
92,8
104,5
M3
5,1
9,3
17,8
22,7
29,1
33,5
46,9
55,3
62,5
73,4
77,4
97,5
M3Y
3,9
8,5
16,3
22,7
28,5
33,5
45,5
53,4
62,2
74,4
83,8
100,4
TEFE (1994=100)
3,6
7,1
11,3
17,2
21,0
23,2
28,1
32,2
40,0
46,5
52,5
62,9

Kaynak: TCMB


M2 para arzının rezerv paraya oranı şeklinde tanımlanan rezerv para çarpanı, önceki yıllardan beri sürdürmekte olduğu artış eğilimini 1999 yılı genelinde de devam ettirmiş, yıl içinde de özellikle bayram tatillerinin etkisiyle emisyonda meydana gelen değişmelere paralel olarak geçici dalgalanmalar sergilemiştir. 1999 yılı sonunda sözkonusu çarpan 5,8 dolayında gerçekleşmiştir (Grafik.II.4.7).



GRAFİK II.4.7

PARA ÇARPANI


 
 

GRAFİK II.4.8
REZERV PARA ÇARPANININ BİLEŞENLERİ

II.4.3.Faiz Oranları

1998 yılının ilk yarısında temel olarak enflasyon beklentilerindeki düşüş ve sermaye girişleri nedeniyle gerileyen faiz oranları, Ağustos ayında ortaya çıkan Rusya krizi ve piyasalardaki belirsizliklerle tekrar yükseliş eğilimine girmiştir. 1999 yılı genelinde faiz oranlarının düşüş eğiliminde olduğu gözlenmektedir.

Faiz oranları, Ocak ayının ilk yarısında olumlu siyasi beklentilerin bir sonucu olarak düşüş trendine girmiştir. Ancak ay ortasında Brezilya’da yaşanan kriz ve bir ticari bankanın tasarruf mevduatı sigorta fonuna devri, faizleri arttırıcı etkide bulunmuştur. Şubat ayında seçimlerden önce IMF ile bir anlaşma yapılacağı beklentisi ve enflasyonun düşüş trendinde olması, faiz oranlarındaki düşüş eğiliminin devamını sağlamıştır. Azalan likidite sıkışıklığı ile birlikte Mart ayında Merkez Bankasının bankalararası para piyasasında uyguladığı kotasyon limitlerini iki puan aşağıya çekmesi faiz oranlarındaki düşüş eğilimini destekleyen diğer bir faktör olmuştur. Nisan ayı seçimlerin etkisiyle faiz oranlarındaki düşüş eğiliminin yavaşladığı ay olmuştur. Mayıs ayında ise Nisan ayı enflasyon oranının beklentilerin üzerinde çıkması faiz oranlarını yükseltici etkide bulunmuştur. Haziran ayında bankaların yeni sendikasyon kredilerini yenilemeleri piyasadaki likidite ihtiyacını bir miktar azaltmıştır. Temmuz ayında IMF’nin Türkiye ziyareti ve siyasi gelişmelerden kaynaklanan olumlu beklentiler faiz oranlarının düşüş trendini devam ettirmelerini sağlamıştır. Ayrıca Merkez Bankasının kotasyon oranlarını 3 puan daha düşürmesi bu durumu desteklemiştir. Ağustos ayının ilk günlerinde enflasyon oranlarının yüksek çıkması ve sosyal güvenlik reformu konusundaki belirsizlik sebebiyle faiz oranlarında yükselme olmuştur. 17 Ağustos depremi ekonominin tümünde olduğu gibi piyasalar açısından da en etkili olay olmuştur. Deprem, faiz oranlarının yükseliş trendine girmesine neden olmuştur. Merkez Bankası piyasa araçlarını etkin bir şekilde kullanarak likidite sıkışıklığını gidermiştir. Eylül ayında deprem sonrası oluşan belirsizliklerin mali piyasalarda da etkisi geçici olmuş ve piyasada oluşan Türk lirası talebi Merkez Bankası tarafından karşılanmıştır. Merkez Bankasının Eylül ayı başında üst kotasyon limitlerini düşürmesi faiz oranlarını etkileyen diğer önemli bir faktör olmuştur. Yılın son üç ayında istikrar programının şekillenmesinin etkisiyle düşüş eğilimini devam ettiren faiz oranları, 2000 yılına ilişkin olumlu ekonomik beklentilerin oluştuğunu göstermektedir.



GRAFİK II.4.9

3 AYLIK REEL FAİZ ORANLARI


 
 

II.4.4 Döviz Kurları

Merkez Bankası 1999 yılında uygulayacağı kur politikasını belirlerken hedeflenen enflasyonu esas almıştır. Bu doğrultuda Merkez Bankası 1 ABD doları ve 0,77 eurodan oluşan sepette oluşacak değer kaybının, enflasyon hedefiyle tutarlı bir biçimde gerçekleşmesine çalışmıştır. Ancak Merkez Bankası açısından belirsizliklerin yaz aylarından sonra azalması ile birlikte kur politikası hedeflenen enflasyondan çok gerçekleşen enflasyon dikkate alınarak yürütülmüştür. Bu kapsamda 1999 yılının son aylarında gerçekleşen enflasyon da dikkate alınarak Türk lirasının sepet karşısındaki değer kaybı bir miktar hızlanmıştır.

Türk lirasının ilk dokuz ay itibariyle, aylık ortalama kurlar esas alınarak hesaplanan sepet karşısındaki nominal değer kaybı yüzde 40,4 olurken, yıl sonuna doğru sepetteki artış hızlanmış ve yüzde 60,6 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca ABD doları/euro paritesinin 1998 yılı sonunda 1.1753 iken 1999 yılı sonunda 1.011’e gerilemesi, ABD doları/Türk lirası ve euro/Türk lirası kurlarındaki gelişmeleride etkilemiştir. Buna nedenle Türk lirasının ABD doları karşısında nominal değer kaybı yıl sonu itibariyle yüzde 71,7 olurken, euro karşısındaki nominal değer kaybı yüzde 48,4 olarak gerçekleşmiştir.
 
 

II.5. FİYATLAR

1999 yılındaki fiyat gelişmeleri incelenirken, öncelikle ekonomide 1998 yılının ikinci çeyreğinde başlayan daralma sürecinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. 1997 yılının Temmuz ayında Güneydoğu Asya ülkelerinde bankacılık sektöründe yaşanan sorunlar ile başlayan ekonomik kriz bu ülkelerde başlayan hızlı yabancı sermaye kaçışıyla derinleşmiştir. Hızlı sermaye çıkışı sonucunda birçok Güneydoğu Asya ülkesi paralarını devalüe etmek zorunda kalmışlardır. Bu ülkelerin dünya ticaretinde ve özellikle ihracatında önemli yer tutması, dünya fiyatlarında gerilemeye neden olmuştur (Grafik II.5.2).



GRAFİK II.5.1

TOPTAN EŞYA VE ÖZEL SEKTÖR İMALAT SANAYİİ FİYATLARI

(1994=100, Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: DİE.

  1. Özel imalat sanayii fiyatları ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.
1998 yılında yıl sonu yüzde 50 TEFE enflasyon hedefinin ilan edilmesi, özel sektör firmaları tarafından inandırıcı bulunmamıştır. Ücret ve fiyat artışlarını ve üretim kararlarını hükümetin hedeflerinin ötesinde tutan özel sektör firmaları ilk üç ay sonunda para ve maliye politikası hedeflerinin tutturulmasıyla, enflasyon bekleyişlerini bir miktar aşağı çekmişlerdir (Grafik II.5.3). Özellikle Haziran ayına değin enflasyon ve enflasyon bekleyişlerindeki gerileme belirgin bir hal almıştır.





GRAFİK II.5.2 (1)

DÜNYA ÜRÜN FİYATLARI ENDEKSİ(Petrol Hariç)

(1995=100)

Kaynak: IFS.

(1) 1999 yılı verileri 11 aylıktır.

Rusya’da 1998 yılı Ağustos ayında başlayan ekonomik kriz, tüm gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açarken, Türkiye ekonomisi de bu sermaye kaçışından önemli ölçüde etkilenmiştir. Ağustos ayında başlayan sermaye çıkışı bir yandan yılın ikinci üç ayında başlayan daralma sürecini hızlandırırken, diğer yandan ellerinde önemli ölçüde mamul mal stoklarıyla yakalanan özel sektör firmalarını zor duruma sokmuştur. Reel faizlerin tarihsel yüksek düzeye ulaşması bir yandan stok maliyetlerini yükseltirken, öte yandan özel tüketimin ertelenmesine ve iç talebin daha da daralmasına neden olmuştur. Daralan iç ve dış talep, Dünya birincil ürün ve petrol fiyatlarının düşmesi sonucu ithalat fiyatlarının gerilemesi ve kamu sektörü fiyatlarının denetlenmesi, hükümetin yüzde 50 enflasyon hedefine yaklaşmasını kolaylaştırmış ve TEFE enflasyonu yıllık bazda yüzde 54,3 olarak gerçekleşmiştir.

1999 yılının başlangıcı da 1998 yılının devamı niteliğinde olmuştur. 1998 yılının son aylarında yüksek maliyetli borçlanma borç stokunu önemli ölçüde yükseltmiş, bu da vadesi zaten kısa olan borç stokunun mali sisteme yükünü daha da artırmıştır. Kamu kesiminin mali sistem üzerindeki baskısını daha da artırması, özel sektörün gerek tüketim, gerekse yatırım davranışını önemli ölçüde etkilemiştir. Özel kesim tüketim ve yatırımlarını erteleyerek tasarruf yapma yolunu tercih etmiştir. Tüketimin ertelenmesi, özel sektör firmalarının fiyatlama davranışını önemli ölçüde etkilemiştir. Özel imalat firmaları Ocak ayında mevsimsel olarak yaptıkları fiyat artışını, 1999 yılının ilk aylarında gerçekleştirememişlerdir. Enflasyon yılın ilk üç ayında da gerilemesini sürdürmüştür.



TABLO II.5.1

TEFE VE TÜFE ALT KALEMLERİNİN AĞIRLIKLARI VE FİYAT ARTIŞLARINA KATKILARI


 
   
1998
 
1999
 
 
Ağırlık (%) (A)
Fiyat Artışı (B)
Katkı (A*B)
Fiyat Artışı (B)
Katkı (A*B)
TÜFE
100
69,7
--
68,8
--
Gıda
31,09
60,6
18,8
55,0
17,1
Giyim
9,71
68,7
6,7
44,7
4,3
Konut
25,8
86,8
22,4
89,3
23,0
Eşya
9,35
67,8
6,3
57,1
5,3
Sağlık
2,76
99,6
2,7
71,1
2,0
Ulaşım
9,3
53,4
5,0
93,9
8,7
Eğlence
2,95
63,6
1,9
58,5
1,7
Eğitim
1,59
94,6
1,5
79,7
1,3
Lokanta
3,07
79,8
2,3
58,8
1,8
Diğer
4,38
49,3
2,1
60,7
2,7
TEFE
100
54,3
--
62,9
-
Tarım
22,23
71,9
16,1
30,0
6,7
Madencilik
2,48
34,0
0,9
94,1
2,3
Enerji
4,19
69,9
3,0
71,3
3,0
İmalat Sanayii          
Özel İmalat San.
54,6
53,6
29,3
59,7
32,6
Kamu İmalat San.
16,5
29,8
5,0
130,0
21,4

Kaynak: DİE.



TABLO II.5.2

FİYATLAR(1)

(Yıllık Yüzde Değişim)


 
1996
1997
1998
1999
TÜFE
79,8
99,1
69,7
68,8
TEFE
84,9
91,0
54,3
62,9
Özel
80,5
89,0
60,1
48,4
Kamu
101,4
97,5
35,6
117,7
Tarım
89,9
96,5
71,9
30,0
Maden.
93,7
72,6
34,0
94,1
Enerji
129,9
64,1
69,9
71,3
İmalat
80,6
91,2
47,1
76,7
Özel
75,7
85,4
53,6
59,7
Kamu
96,7
108,5
29,8
130,0

Kaynak: DİE.

(1)TÜFE ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.
 
 
 

GRAFİK II.5.3
 
 
 

Kamu fiyatlarının elektrik fiyatları dışında 1998 yılı boyunca denetlenmesi, Dünya petrol fiyatlarının gerilemesi nedeniyle zor olmamıştı. 1999 yılının ilk aylarından başlayarak petrol fiyatlarının artmaya başlaması kamu fiyatlarının denetlenmesini zorlaştırmıştır (Grafik II.5.4). Mart ayında kamu mal ve hizmetlerine yapılan yüksek oranlı fiyat ayarlaması, özel sektörün de fiyatlarını bir ay sonra yükseltmesine neden olmuştur. Böylece, 1998 yılı Şubat ayından itibaren düşme eğilimine giren ve yüzde 48,2 ile dip noktasına ulaşan TEFE enflasyonunun bu trendi değişmiş ve enflasyon hafif oranda yükselerek yüzde 50 platosuna yerleşmiştir.

GRAFİK II.5.4

ORTALAMA HAM PETROL FİYATLARI (ABD $/varil)

(1995=100)

Kaynak: IFS.

(1) 1999 yılı verileri 11 aylık verilerdir.

Yılın ikinci üç ayında da kamu zamları artışını sürdürmesine rağmen gerek tarım sektörü fiyatlarında beklenenin üzerindeki gerileme, gerek iç talep daralması kamu fiyatlarındaki artış hızını dengelemiştir. Temmuz ayında kamu mal ve hizmetlerine yılın o dönemine kadar geçen süredeki en yüksek oranlı fiyat artışı yapılmıştır. Bu fiyat artışı özel sektörün fiyat artış hızını da yükseltmiş ve enflasyon yatay seyrinden, yükselme eğilimine girmiştir.

Ağustos ayında yaşanan deprem kamu imalat sanayii fiyat artış hızını yavaşlatmamış, fakat özel imalat sanayii fiyatları bir önceki aya göre önemli ölçüde yavaşlamıştır. Depremin nüfus yoğunluğunun fazla olduğu geniş bir alanı etkilemesi 1998 yılının sonlarından beri gerilemekte olan iç tüketim ve yatırımı daha da zayıflatmış ve ekonomi yılın üçüncü üç ayında beklentilerin ötesinde daralmıştır. Depremden etkilenen bölgenin, sanayi katma değeri açısından ülke ekonomisine katkısının yüksek olması, sanayi üretimini geçici de olsa olumsuz etkilemiştir. Depremin iç talebi de olumsuz etkilemesi, özel imalat sanayinde üretim yapan firmaların fiyatlama davranışını değiştirmiş ve özel sektör imalat sanayii fiyatları Ağustos’ta enflasyon bekleyişlerinde gözlenen artışın gerisinde kalmıştır. Deprem sonrasında yaşanan refah kaybı, iç talebin daralmasını hızlandırmıştır.

Kasım ve Aralık aylarında tarım fiyatlarında gözlenen gerilemeye rağmen enflasyon özellikle Aralık ayında önemli bir sıçrama yapmıştır. Gerek 2000 yılında yürürlüğe gireceği beklenen enflasyonu düşürme programının hedeflediği yıl sonu yüzde 20 TEFE hedefinin başarılması amacıyla bazı kamu ve özel sektör zamlarının Aralık ayına çekilmesi, gerekse KDV oranlarının yükseltilmesi Aralık ayı TEFE artışını rekor bir düzeye çıkarmıştır. 1998 yılı Aralık ayı enflasyonunun düşük olması, enflasyon oranında yarattığı baz etkisiyle, 12 aylık fiyat artışı 1999 Kasım ayına göre 6,6 puan artmış ve 1999 Aralık ayında TEFE'deki yıllık artış yüzde 62,9 olarak gerçekleşmiştir.



TABLO II.5.3

FİYATLAR

(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)


 
 
1994(1)
1995(2)
1996(2)
1997(2)
1998(2)
1999(2)
TÜFE
106,3
89,0
80,4
85,7
84,6
64,9
Gıda
110,0
92,3
72,2
92,5
82,3
48,6
Giyim
104,8
100,7
82,6
74,9
79,6
52,2
Eşya
122,2
82,6
65,1
71,8
81,6
58,4
Sağlık
113,1
75,5
94,0
87,3
102,7
78,7
Ulaşım
108,0
84,7
97,2
93,6
76,4
70,6
Kültür
102,9
86,0
84,5
76,0
93,4
60,6
Konut
91,0
86,8
85,4
82,2
90,3
86,4
TEFE
120,7
86,0
75,9
81,8
71,8
53,1
Tarım
97,8
107,8
86,5
86,9
86,8
41,8
Madencilik
132,8
85,6
89,3
76,2
48,6
62,4
Enerji
102,3
56,4
101,7
71,8
71,8
64,7
İmalat
129,4
81,0
70,4
80,6
66,7
57,2
Özel
130,5
81,1
68,2
77,6
70,0
52,0
Kamu
126,9
80,7
77,1
89,7
57,2
72,8

Kaynak: DİE.

(1)TÜFE ve TEFE için 1987 yılı baz alınmıştır.

(2)TÜFE ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.

Kamu sektörü fiyat artışları, 1999 yılı fiyat gelişmelerini belirleyen en önemli faktör olmuştur. Kamu imalat sanayiinde gözlenen yüzde 130 oranındaki 12 aylık fiyat artışı, endeks içinde önemli payı olan petrol ürünleri, tütün mamulleri ve kimyasal ürün fiyatlarında gözlenen yüksek oranlı artışlardan etkilenmiştir. Tarım sektöründe yaşanan üretim gerilemesine rağmen fiyat artışlarının sınırlı düzeyde kalması, iç ve dış talep gerilemesinden bu sektörün diğer sektörlere kıyasla daha çok etkilendiğini göstermektedir. Tarımsal destekleme fiyatlarındaki artışın geçen yıla göre düşük tutulmasının yanısıra Rusya ile bavul ticaretinin azalması ve turizm sektöründe yaşanan durgunluğun da tarım sektörü fiyatlama davranışını önemli ölçüde etkilediği düşünülmektedir.

TABLO II.5.4

FİYATLAR(1)

(Yıllık Yüzde Değişim)


 
 
1997
1998
1999
Yıllık
I
II
III
IV
Yıllık
I
II
III
IV
Yıllık
TÜFE
99,1
97,2
90,6
80,4
69,7
69,7
63,5
64,3
64,3
68,8
68,8
TEFE
91,0
86,0
76,7
65,9
54,3
54,3
48,2
50,3
54,4
62,9
62,9
Özel
89,0
87,9
78,8
71,6
60,1
60,1
48,9
47,1
47,1
48,4
48,4
Kamu
97,5
79,4
69,5
48,2
35,6
35,6
45,9
62,3
81,0
117,7
117,7
Tarım
96,5
98,6
82,8
85,4
71,9
71,9
49,4
43,1
37,0
30,0
30,0
Maden.
72,6
58,2
54,2
41,0
34,0
34,0
41,0
58,7
71,9
94,1
94,1
Enerji
64,1
68,9
74,7
76,9
69,9
69,9
63,3
63,6
62,7
71,3
71,3
İmalat
91,2
82,7
75,1
58,9
47,1
47,1
47,1
52,5
61,1
76,7
76,7
Özel
85,4
81,9
76,5
64,5
53,6
53,6
48,6
49,6
53,0
59,7
59,7
Kamu
108,5
84,9
70,9
44,2
29,8
29,8
42,5
61,6
85,1
130,0
130,0

Kaynak: DİE.

(1)TÜFE ve TEFE için 1994 yılı baz alınmıştır.



GRAFİK II.5.5

TEFE ve ÖZEL İMALAT SANAYİ FİYATLARI KULLANILARAK HESAPLANAN REEL KUR ENDEKSLERİ(1)

(1987=100)

Kaynak: TCMB Araştırma Genel Müdürlüğü.

(1) Özel imalat sanayii fiyatları ve TEFE için 1987 yılı baz alınmıştır. Hesaplamalarda 1,5 Alman markı ve 1 ABD dolarından oluşan kur sepeti ve ABD ve Almanya için 1990=100 bazlı TEFE kullanılmıştır. Endeksin artması reel kurlarda değer kaybını ifade etmektedir.


Ekonomide yaşanan ciddi daralmaya rağmen özel sektör firmaları kamu kesimi kaynaklı maliyet baskısı gerekçesiyle beklentilerin ötesinde fiyatlarını artırma yoluna gitmişlerdir. Bunun en somut örneği ise Ekim ve Kasım aylarında enflasyon beklentilerindeki önemli gerilemeye rağmen Aralık ayında özel sektör firmaları tarafından gerçekleştirilen yüksek oranlı fiyat ayarlamasıdır.

TÜFE enflasyonu 1999 yılında bir önceki yıla göre 0,9 puanlık gerileme ile yüzde 68,8 olarak gerçekleşmiştir. TEFE ile TÜFE arasında 1998 yılında oluşan 15,4 puanlık fark, 1999 yılında 5,9 puana gerilemiştir. Kamu zamlarının TEFE’yi yukarı çekici etkisinin, TEFE ve TÜFE arasındaki farkın kapanmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Diğer taraftan, konut sektöründe yaşanan yapısal sorunlar ve petrol fiyatlarındaki artışlar TÜFE’yi yukarı çeken faktörler olurken, gıda sektöründe gerçekleşen düşük fiyat artışları ve turizm sektöründe gözlenen durgunluk TÜFE’yi dengelemiş ve TÜFE enflasyonu geçen yılın çok az altında gerçekleşmiştir.



GRAFİK II.5.6

TOPTAN EŞYA VE TÜKETİCİ FİYATLARI

(1994=100, Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: DİE.

TÜFE’de en büyük paya sahip olan gıda, içki ve tütün sektörü fiyat artışında 27,3 puanlık bir gerileme gözlenmiştir. Bu gerilemenin en önemli kaynağı mamul gıda malları fiyat artış hızında 1999 yılında gözlenen ciddi yavaşlamadır. Tarım sektöründe gözlenen düşük fiyat artışı, perakende satış fiyatlarını da etkilemiş ve gıda fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 47,1 artmıştır. TEKEL tarafından sigara ve alkollü içkilere yapılan yüksek oranlı zamlara rağmen gıda, içki ve tütün sektöründe fiyat artışları, yüzde 55 olarak gerçekleşmiştir. İç talep daralmasının yanısıra gıda mamulleri ihracatındaki gerileme ve Rusya ile gerçekleştirilen bavul ticaretindeki azalmanın gıda fiyatlarındaki artışı aşağı çektiği gözlenmektedir.

1997 yılında Güneydoğu Asya ülkelerinde başlayan kriz ve 1998 Ağustos'undaki Rusya krizi Türkiye ekonomisinde özellikle tekstil sektörünü derinden etkilemiştir. Tekstil sektörünü etkilemesinin temel nedenleri ise Gümrük Birliği’nin yaratacağı talep fazlası beklentisi sonucunda, tekstil sektöründe gerçekleştirilen yatırımların aşırı artması ve beklenen dış satımın gerçekleşmemesi sonucu oluşan aşırı kapasite ve Rusya krizi ile başlayan sermaye kaçışının yarattığı ekonomide yaşanan iç talep daralmasıdır. Tekstil sektöründe gözlenen yapısal sorunlar bu sektörün iç piyasa satış fiyatlarını etkilemiştir. 1998 yılında yüzde 79,6 artan giyim ve ayakkabı sektörü fiyatları, 1999 yılında 34,9 puan gerileyerek yüzde 44,7 oranında artmıştır.

Konut sektörü TÜFE içinde en yüksek ikinci paya sahip olmasına rağmen 1998 yılında olduğu gibi 1999 yılında da TÜFE artışına en yüksek katkıyı yapan sektör olmuştur. Özellikle konut kiralarında 1999 yılındaki artış yüzde 92,3 ile genel TÜFE artışının 23,5 puan üzerinde gerçekleşmiştir. Konut arz ve talebindeki dengesizliğin yol açtığı bu durum, 1999 yılında meydana gelen Marmara Depremi ile daha da karmaşık bir hal almıştır. Kısa dönemde ülkenin konut açığını azaltacak bir çözümün olmaması konut fiyatlarındaki katılığın başka önlemler ile giderilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Kira kontratlarına uygulanacak artış oranının geçmiş enflasyonla ilişkisinin kesilmesi ve yıl içinde uygulanacak gelir politikası ile uyumlulaştırılmasına yönelik yasal düzenlemelerin enflasyondaki katılığın giderilmesine önemli katkısı olacaktır.

Sağlık sektöründe oligopolistik fiyatlama davranışı 1999 yılında da gözlenmiştir. Ocak ve Temmuz aylarında herhangi bir maliyet değişkenine bağlı olmaksızın alınan fiyat artış kararları 1999 yılında da sürdürülmüştür. Sağlık sektöründeki fiyatlama davranışının 1999 yılı sonlarında Rekabet Kurulu’nun araştırma konusu olması, bu sektördeki fiyatlama yapısının ileride çok daha fazla sorgulanacağı izlenimini vermektedir.

Petrol fiyatlarındaki artış, 1999 yılında ulaştırma sektöründe maliyetleri önemli derecede yükseltmiştir. Ulaştırma sektöründe fiyatlar, TÜFE’nin 25,1 puan üzerinde yüzde 93,9 olarak gerçekleşmiştir.

Lokanta, pastane ve otel hizmetleri ise turizm sektöründe yaşanan durgunluk nedeniyle TÜFE’nin 10 puan aşağısında gerçekleşmiştir.
 
 


ÇEKİRDEK ENFLASYON VE PARASAL BÜYÜKLÜKLERLE İLİŞKİSİ

Kısa dönem fiyat değişimleri uzun dönem enflasyon trendiyle birlikte geçici fiyat dalgalanmalarının etkilerini de yansıtmaktadır. Geçici olarak görülen bu etkiler genellikle arz şoklarından kaynaklanmaktadır. Kısa dönemli maliyet kaynaklı fiyat şokları, sektörel şoklar ya da mevsimsel nedenlerle düşen fiyatlar kısa dönem fiyat hareketlerini uzun dönem eğiliminden saptırmakta ve uzun dönem fiyat hareketlerinin yanlış değerlendirilmesine yol açabilmektedir. Merkez bankalarının para politikalarını kısa dönemdeki geçici değişimleri içeren enflasyon oranlarına dayandırmaları uzun dönemde sakıncalar doğurmaktadır. Merkez bankalarının kısa dönemdeki geçici fiyat değişimlerinden arındırılmış yeni fiyat endeksleri arayışına girmeleri sonucu ortaya çıkan çekirdek enflasyon kavramı günümüzde oldukça tartışılan bir konudur. Üstünde anlaşılmış ortak bir tanım olmamakla birlikte, genel olarak çekirdek enflasyon kavramı iki şekilde ele alınmaktadır. Birinci tanıma göre çekirdek enflasyon, ölçülen enflasyonun kalıcı kısmı olarak tanımlanabilir. İkinci tanım ise çekirdek enflasyonu ölçülen enflasyonun genel öğesi olarak almaktadır. Bu tanıma göre enflasyon genel ve göreli fiyat değişimleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Genel fiyatlar beklenen enflasyon ve parasal genişlemeyi yansıtırken, göreli fiyatlar arz hareketlerini göstermektedir.

Çekirdek enflasyonun tanımında olduğu gibi ölçümünde de tek bir yöntem bulunmamaktadır. Genel olarak bunları istatistiksel ve ekonomi teorisine dayanan yöntemler olarak ikiye ayırmak mümkündür. İstatistiksel yöntemlerin içinde en çok kullanılan yöntem dalgalanması yüksek olan gıda ve enerji fiyatlarının tamamen fiyat endekslerinden çıkarılmasıdır. Bir diğer yöntem ise limitli etki tahmin edicileridir. Bu yöntem her ay en yüksek ve en düşük fiyat artışlarının belirli bir oranda endeksten çıkartılmasıyla oluşturulan ortalamaları (trimmed means) ve medyanı kapsamaktadır. Ekonomi teorisine dayanan yöntemlerin başında Quah ve Vahey’in yöntemi gelmektedir. Quah ve Vahey çekirdek enflasyonun uzun ve orta dönemde reel üretim üzerinde etkisi olmadığından yola çıkarak yapısal bir vektör otoregresyon modeli oluşturmuşlardır. Sık kullanılan bu yöntemlerin dışında da hesaplamalar mevcuttur.

T.C. Merkez Bankası’nda çekirdek enflasyonu hesaplamak üzere iki çalışma yapılmıştır. Birinci çalışmada, 1994 bazlı TÜFE için, geleneksel dışlama yöntemlerini kullanarak iki yeni endeks oluşturulmuştur. İlk endeks TÜFE’den kamu tarafından belirlenen ve dışsal faktörlerden etkilenen fiyatların çıkartılmasıyla elde edilmiştir. Toplam 103 alt kalemden yüzde 29,7 ağırlığa sahip 14 kalem endeksten çıkartılmıştır. Yıllık değişimlere bakıldığında, yeni endeksin Mart 1996 ile Şubat 1998 arasında TÜFE’nin altında kaldığı, Şubat 1998’den sonra ise TÜFE’den daha yüksek yıllık değişimler sergilediği görülmektedir. İkinci endeks ise katılık olduğu düşünülen fiyatların endeksten çıkartılmasıyla elde edilmiştir. Toplam 103 alt kalemden yüzde 22,5 ağırlığa sahip 14 kalem endeksten çıkartılmıştır. Özellikle 1997 yılının ilk aylarından itibaren yıllık TÜFE değişimi yeni oluşturulan endekteki yıllık değişimlerin üstünde seyretmektedir.

İkinci çalışmada 1987 bazlı fiyat endeksleri için, her ay en yüksek ve en düşük fiyat artışlarının belirli bir oranda endeksten çıkartılmasıyla oluşturulan ortalamalar (trimmed means), medyan, gıda ve enerji fiyatlarının çıkartılmasıyla oluşturulan üç yeni çekirdek enflasyon tanımlanmıştır. Aralarından her ay en yüksek ve en düşük fiyat artışlarının belirli bir oranda endeksten çıkartılmasıyla oluşturulan ortalamalar, en verimli seri olarak bulunmuştur. Türkiye'de fiyatların endeksten çıkartılacağı oranlar TÜFE’de yüzde 19, TEFE’de yüzde 12 olarak belirlenmiştir. Diğer bir deyişle her ay en yüksek ve en düşük fiyat artışları belirtilen oranlarda hesaplamalardan çıkartılmaktadır. Hesaplamalar aylık değişimler için yapılmıştır. Yeni endeks TÜFE ve TEFE değişimlerindeki dalgalanmayı hafifletmiştir. Orijinal endeksteki değişim oranları bazı aylarda yüksek olurken diğer aylarda altta kalmaktadır.


 
 


 
 

Not: En yüksek ve en düşük artışların çıkartılmasıyla oluşturulan endeks verileri TEFE için Şubat 1999 dönemine, TÜFE için ise Aralık 1998 dönemine kadar gelmektedir.

Tüketici fiyatlarından elde edilen üç adet çekirdek enflasyon ile parasal büyüklükler arasındaki ilişki incelenmiştir. Çekirdek 1, TÜFE’den kamu tarafından belirlenen ve dışsal faktörlerden etkilenen fiyatların çıkartılmasıyla oluşturulmuştur. Çekirdek 2, katılık olduğu düşünülen fiyatların endeksten çıkartılmasıyla, çekirdek 3 ise, en düşük ve en yüksek fiyat artışlarını belirli bir oranda çıkartarak geri kalanların ortalamasının alınmasıyla hesaplanmıştır (trimmed means). TÜFE’nin, Çekirdek 1’in, Çekirdek 2 ve Çekirdek 3’ün dar para arzları; M1, M1Y ve M1Y+repo, geniş para arzları; M2 ve M2Y, ile döviz sepeti, ihale faiz oranları ve bankalararası para piyasası gecelik faiz oranları ile ilişkisi teker teker incelenmiştir. İncelemede Engle-Granger iki aşamalı eşbütünleşme yöntemi kullanılmıştır. Bir diğer deyişle önce değişkenlerin uzun dönemli ilişkileri saptanmış, sonra kısa dönemde herhangi bir sapmanın uzun dönem ilişkisine dönüp dönmediği kontrol edilmiştir.

Sonuçlara göre TÜFE ile yalnızca M1Y+repo, döviz sepeti ve ihale faiz oranları arasında uzun ve kısa dönemde ilişki saptanmıştır. Bunların arasında hem uzun, hem kısa dönemde en kuvvetli ilişki döviz sepetine aittir. İhale faiz oranlarının ve M1Y+reponun katsayıları oldukça küçük çıkmaktadır. Diğer bir deyişle, hizmet sektörünün ağırlık kazandığı TÜFE ile para arzları ve faiz oranları arasında sıkı bir ilişki bulunmamaktadır. Kısa dönemde uzun dönem dengesinden sapma bir sonraki dönemde en çabuk ihale faiz oranlarında düzelmektedir.

Çekirdek 1 ile yalnızca M1Y+repo ve döviz sepeti arasında bir ilişki bulunmuştur. M1Y+reponun uzun dönemdeki ilişkisi, TÜFE ile ilişkisine göre daha zayıftır. Ama kısa dönemde uzun dönem dengesine daha çabuk ulaşmaktadır. Döviz sepetinde uzun dönemde bir ilişki saptanmasına rağmen kısa dönemde bir ilişki bulunamamıştır. Dolayısıyla, TÜFE’den kamu tarafından belirlenen, subvanse edilen ve dışsal faktörlerden etkilenen fiyatların çıkartılması faiz oranları ile olan ilişkinin kaybolmasına, döviz sepeti ve para arzlarıyla olan ilişkinin de zayıflamasına yol açmıştır.

Çekirdek 2 ile yalnızca döviz sepeti ve ihale faiz oranları arasında ilişki bulunmuştur. Döviz sepeti ile Çekirdek 2 arasındaki ilişki hem uzun dönemde hem kısa dönemde TÜFE’ye nazaran daha kuvvetlidir. İhale faiz oranlarıyla olan ilişki ise bir miktar düşüktür. Kısaca, katılık yarattığı düşünülen fiyatların endeksten çıkartılması para arzları ile TÜFE arasındaki ilişkinin kaybolmasına yol açarken, döviz sepetiyle olan ilişkiyi kuvvetlendirmiştir.

Çekirdek 3’ün, TÜFE'de olduğu gibi M1Y+repo, döviz sepeti ve ihale faiz oranları ile ilişkisi olduğu saptanmıştır. M1Y+reponun uzun dönem katsayısı TÜFE’dekine göre bir miktar daha yüksektir. Kısa dönemde de uzun dönemdeki dengeye daha hızlı ulaşmaktadır. Döviz sepeti ile çekirdek 3 arasındaki ilişki TÜFE’ye göre oldukça kuvvetlidir. Uzun ve kısa dönem katsayılarının daha yüksek olmasının yanı sıra, kısa dönemde uzun dönemden bir sapma bir sonraki dönemde daha hızlı bir şekilde düzelmektedir. İhale faiz oranlarıyla çekirdek 3 arasındaki ilişki de TÜFE’ye göre bir miktar daha güçlüdür. Sonuç olarak uç noktaların çıkartılmasıyla hesaplanan endeksin dar para arzı, faiz oranı ve döviz sepeti ile olan ilişkiyi kuvvetlendirdiğini söyleyebiliriz.




ENFLASYONLA MÜCADELEDE HETEREDOKS ÖNLEMLER

1970’li ve 1980’li yıllarda yaşanan kronik enflasyon deneyimleri uygulanan istikrar politikalarının yetersizliğini oraya koyarak yeni yöntemlere başvurulmasına yol açmıştır. Heteredoks istikrar programları olarak adlandırılan yaklaşımda, bugünkü enflasyonu geçmiş enflasyonla bağlantılandırma olarak da tanımlanabilen enflasyonist ataleti kırma, enflasyonla mücadelede büyük önem taşımaktadır. Ücretlerin ve fiyatların geçmiş dönem enflasyonuna endekslenmesi, enflasyon ile para arzları ve maliye politikası arasındaki ilişkiyi zayıflattığından heteredoks programlarda gelirler politikasına da ağırlık verilmektedir. Heteredoks programlarda kamu maliyesini düzeltici tedbirler, gelirler politikası ve kur kontrolleri ile de desteklenmektedir.

1998 yılında, maliye politikası, özellikle bütçe politikası, ağırlıklı enflasyonla mücadele programı yürürlüğe konulmuştur. 1997 yılında yüzde 0,1 olan faiz dışı bütçe fazlasının GSMH’ya oranı 1998 yılında yüzde 4,6’ya yükseltilmiş, 12 aylık TEFE artışı ise yüzde 91’den yüzde 54,3’e indirilmiştir. Ancak enflasyondaki bu hızlı düşüş, kısmen yılın ilk altı ayında kamu fiyat ayarlamalarının sınırlandırılmasından kısmen de başta petrol olmak üzere ithal fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanmıştır. Yılın başından itibaren özel sektör enflasyonun düşeceğine inanmamış, fiyatlama ve ücret belirleme davranışlarında bir değişikliğe gitmemiştir. Dolayısıyla 1998 yılı için yüzde 54,3 olarak gerçekleşen TEFE enflasyonuna karşılık özel sektör enflasyonu yüzde 60,1 olarak gerçekleşirken kamu sektörü fiyat artış oranı yüzde 35,6 düzeyinde kalmıştır. Üretim maliyetlerini önemli ölçüde etkileyen kamu fiyatlarının kontrolünün yanısıra, petrol fiyatlarındaki düşüş gibi dışsal faktörlerin 1998 yılında gerçekleşmemesi durumunda, özel sektörün fiyatlama davranışının çok daha yüksek enflasyon oranlarına yol açacağı açıktır. Benzer şekilde özel kesim ücret belirleme davranışında da programa inanmamış ve 1998 yılında özel kesimde reel işgücü maliyeti yüzde 16,1 oranında artış göstermiştir. Bu durum, yılın ikinci yarısında imalat sanayii istihdamını olumsuz etkilemiştir.

Enflasyonla mücadelede önemli olan bir diğer nokta ise fiyatlarda görülen katılığı kırmaktır. Türkiye’de TÜFE’nin altındaki konut, sağlık ve eğitim sektörleri geriye endekslemenin en fazla görüldüğü sektörlerdir. Bu sektörlerin fiyatlama yapılarında görülen katılık TEFE ve TÜFE arasındaki farkın da en büyük sebebini oluşturmaktadır. 1998 yılında TÜFE’de 12 aylık artış yüzde 69,7 olarak gerçekleşirken, konutta yüzde 86,8, eğitimde yüzde 94,6 ve sağlık grubunda yüzde 99,6 oranında fiyat artışı gerçekleşmiştir.

1998 yılında yaşananlar enflasyonla mücadelenin daha kapsamlı programları gerektirdiğini ve özel sektör bekleyişlerinin önemli bir unsur olduğunu göstermiştir. Ayrıca bazı sektörlerde enflasyonist katılığı kırmak için ek tedbirler alınmasının enflasyonun düşürülmesinde önemli bir rol oynayacağı da anlaşılmıştır.



 
 

TABLO II.5.5

TEFE’DE SEKTÖREL FİYAT ARTIŞLARI(1)

(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)


 
 
TOPLAM
KAMU
ÖZEL
SEKTÖRLER
1997
1998
1999
1997
1998
1999
1997
1998
1999
GENEL
81,8
71,8
53,1
85,5
58,4
71,2
80,7
75,9
48,1
TARIM
86,9
86,8
41,8
--
--
--
86,9
86,8
41,8
Tarım, Avcılık
90,2
87,0
42,0
--
--
--
90,2
87,0
42,0
Ormancılık
52,4
87,2
41,1
--
--
--
52,4
87,2
41,1
Balıkçılık
47,8
79,0
36,8
--
--
--
47,8
79,0
36,8
MADENCİLİK
76,2
48,6
62,4
77,8
42,2
70,3
72,0
66,5
43,9
Kömür Madenleri
76,6
54,3
48,4
79,9
52,2
49,3
67,5
60,1
45,9
Ham Petrol, Doğalgaz
67,7
10,7
124,3
68,1
10,7
124,9
63,6
10,6
115,5
Metal Cevheri
88,8
93,5
58,2
84,8
77,5
69,2
105,1
149,2
31,0
Taşocakçılığı
83,6
66,4
38,2
120,9
65,1
42,7
72,7
66,9
36,6
İMALAT
80,6
66,7
57,2
89,7
57,2
72,8
77,6
70,0
52,0
Gıda
86,6
81,0
47,3
79,7
96,3
43,3
87,0
78,0
48,2
Tekstil
49,9
59,0
43,1
77,6
54,6
38,8
72,4
59,2
43,3
Giyim
73,2
77,9
64,3
79,1
90,4
45,7
62,3
77,6
64,7
Deri
81,1
61,1
39,8
64,7
54,0
13,0
85,9
62,9
46,4
Kağıt
58,0
70,1
50,8
47,6
80,6
56,1
62,1
66,3
48,7
Petrol Ürünleri
93,8
54,0
101,1
93,5
49,8
100,2
94,6
67,9
103,5
Kimyasal Ürünler
78,7
64,1
57,8
75,5
42,3
52,2
79,6
69,7
59,1
Plastik ve Kauçuk
68,3
58,0
53,5
--
--
--
68,3
58,0
53,5
Metalik Olm. Madenler
87,1
71,0
53,4
84,3
46,3
44,1
82,2
73,6
54,2
Metal Ana Sanayii
88,3
52,1
46,3
87,5
49,4
49,0
89,0
54,3
44,0
Metal Eşya
73,6
74,2
47,5
89,0
70,9
8,3
73,5
74,3
47,7
Makina-Teçhizat
71,8
63,4
49,9
62,0
63,4
43,7
72,0
63,4
49,9
Elektrikli Cihazlar
67,6
71,1
56,3
51,6
51,5
36,9
68,1
71,7
56,8
Motorlu Kara Taşıtı
72,2
70,7
48,4
--
--
--
72,2
70,7
48,4
ENERJİ
71,8
71,8
64,7
71,8
71,8
64,7
--
--
--
Elektrik
68,8
69,6
68,9
68,8
69,6
68,9
--
--
--
Su
86,2
81,2
47,3
86,2
81,2
47,3
--
--
--

Kaynak: DİE.

(1) 1994 yılı baz alınmıştır.
 
 
 

TABLO II.5.6