III
 
 

MALİ PİYASALAR



III.1. BANKACILIK SEKTÖRÜ VE KREDİ POLİTİKASI

III.1.1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Merkez Bankası’nın izlediği kısıtlayıcı para-kredi politikaları gereği 1999 yılı içinde de Merkez Bankasınca Destekleme Kredisi verilmemesi uygulamasına devam edilmiş, banka sistemine kısa vadeli reeskont penceresinden, herhangi bir reeskont kredisi tahsis edilmemiştir. Bu sistem dahilinde önceki yıllarda tahsis edilmiş bulunan ihtisas kredilerinin kullandırımı ise sınırlandırılmış limitler dahilinde sürdürülmüştür.

İhracatçılarımızın vadeli satışlarından doğan alacaklarının finansmanı, ülkemizde banka kabulleri piyasasının gelişmesine katkıda bulunulması amacıyla yurt dışındaki muteber bir bankanın ödeme garantisini içeren kredili veya kabul kredili ihracata ilişkin senetlerle, gayrıkabilirücu vadeli akreditiflerin iskontosuna dayalı olarak ihracatçılara, döviz üzerinden düzenlenmiş, vadelerine en çok 120 gün kalan poliçelerin reeskontu karşılığı sevk sonrası kabul finansmanı kapsamında kullandırılmakta olan kredi uygulamasına, 1999 yılı içinde kredi kullanımına işlerlik ve yaygınlık kazandırılmasına yönelik bazı kolaylıklar getirilmek suretiyle devam edilmiştir.

Diğer taraftan, Banka Meclisi’nin 19 Ağustos 1999 gün, 7825/17424 sayılı kararı ile kabul finansmanı kapsamı daha da genişletilerek, aynı imkanın sevk öncesi ihracatın finansmanında da kullandırılması mümkün hale gelmiştir.

Merkez Bankası Kredilerinde 1999 Yılı Gelişmeleri

Tarımsal Krediler

Tarım sektöründe verimin artırılması, kalitenin iyileştirilmesi ve ürünün işlenmesi yoluyla değerlendirilerek yurt içinde ve dışında rekabet olanağının sağlanması için;Tarım Kredi Kooperatifleri kanalı ile çiftçilere intikal ettirilmek üzere T.C. Ziraat Bankası’na (15 Eylül 1996’da daraltılan limit çerçevesinde) kullandırılan tarımsal reeskont kredisinin 7 147,6 milyar liralık bir önceki yıl bakiyesi 1999 yıl sonu itibariyle de değişmemiştir.

Şekerbank aracılığı ile şeker pancarı alımları dolayısıyla pancar üreticilerine kullandırılmakta olan tarımsal kredinin, 19 Aralık 1991 tarihinde belirlenen limit çerçevesinde bir önceki yıl bakiyesi olan 55 milyar liralık tutar, 1999 yılı sonunda da aynı seviyede kalmıştır.

Sanayici Kredileri

Esnaf ve küçük sanatkarların işletme kredisi ihtiyacını karşılamak amacıyla Türkiye Halk Bankası’na kullandırılan kredinin, 21 Eylül 1993 tarihinde belirlenen limit dahilinde, 1998 yılı sonunda 336,5 milyar lira olan bakiyesi, 1999 yılı sonunda senet değişimine bağlı olarak yüzde 40,4’lük bir artışla 472,5 milyar liraya yükselmiştir.

Banka kabullerine ilişkin reeskont kredisi uygulaması kapsamında 1999 yılı içinde, sevk sonrası ihracatın finansmanı için 27.344 bin ABD doları senet karşılığı 11.436,6 milyar liralık, sevk öncesi ihracatın finansmanı ile ilgili olarak da 1.951 bin ABD doları senet karşılığı 1 milyar liralık finansman olanağı sağlanmış olup, 1999 yıl sonu itibariyle borç bakiyesi 7.085 bin ABD dolarıdır.
 
 



MERKEZ BANKACILIĞINDA YENİ GELİŞMELER

Son yıllarda merkez bankacılığında yeni gelişmeler ortaya çıkmaktadır. Söz konusu gelişmeler, kurumsal ve yasal çerçevenin değişimini de kapsayan geniş bir alana yayılmaktadır. Gelişmeler, merkez bankalarının para politikalarını piyasa kuralları çerçevesinde yürütecek düzeyde özerkliğe sahip olmalarının sağlanması, döviz ve yerli para piyasalarındaki faaliyetler ile bankacılık sektörünün denetlenmesinde modern araçlar ve yöntemlerin uygulamaya konulması, finansal sistemin sağlıklı işleyişinin teşvik edilerek finansal hizmet sunumunun kalitesinin artırılması, finansal kuruluşların gerektiği gibi izlenebilmelerine imkan sağlayacak yasal çerçeve ile kayıt sisteminin ve etkin bir ödemeler ve takas sisteminin oluşturulması gibi temel noktaları kapsamaktadır.

Para politikasının yürütülmesinde gözlemlenen gelişmeler ise temel olarak enflasyonun doğrudan hedeflendiği politikaların yaygınlaşması eğilimini içermektedir. Finansal liberalizasyon uygulamalarının parasal büyüklüklerin hedeflendiği para politikalarının etkinliğini azaltması sonucu, özellikle yapısal sorunlarını çözümlemiş ekonomilerin temel olarak toplumsal uzlaşmaya dayanan enflasyon hedeflemesi politikalarına yönelmesine neden olmaktadır.

Merkez bankacılığındaki bir diğer önemli gelişme ise Avrupa'nın ekonomik ve parasal birliğin sağlanması politikası çerçevesinde ulusal merkez bankacılığından uluslararası merkez bankacılığına geçiştir. Avrupa ülkeleri, para politikasını Avrupa Birliği (AB) içinde merkezileştirmek ve ulusal politikaların uyumunu sağlamaya yönelik olarak Avrupa Merkez Bankası'nı (AMB) organize etmişlerdir. AMB'nın temel görevleri, şunlardır:

- AB'nin para politikasını belirlemek ve yürütmek,

- AB'nde kullanılacak ortak para birimi olarak seçilen Euro'nun dolaşımını sağlamak,

- Yabancı para işlemlerini yapmak,

- AB'nin ödemeler dengesinin sağlanmasına yardımcı olmak,

- Birliğe üye ülkelerin resmi rezervlerini muhafaza etmek ve yönetmek.




III.1.2. Bankalar

III.1.2.A. Bankaların Konsolide Bilançoları ile Konsolide Kâr/Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler

a) Konsolide Bilançodaki Gelişmeler

Bankacılık sektörü, mali yapısı bozulan üç bankanın (Interbank, Türk Ticaret Bankası ve Bank Ekspress) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (Fon) devredilmesiyle 1999 yılına başlamış ve 1999 yılı, bir önceki yılda yaşanan olumsuz gelişmelerin bankaların bilançolarına yansıdığı bir yıl olmuştur.

Fon'a devredilen bankalar(1) da dahil olmak üzere bankacılık sektörünün toplam varlıkları, 1999 Kasım ayı itibariyle bir önceki yıl Kasım ayına göre nominal olarak yüzde 96,3 ve reel olarak yüzde 25,6 büyüyerek 67,7 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Sektörün toplam aktiflerindeki büyüme ABD doları bazında incelendiğinde, 1998 yılı Kasım ayında 114,6 milyar dolar olan toplam aktiflerin yüzde 14,9 artarak Kasım 1999 tarihi itibariyle 131,7 milyar dolara yükseldiği görülmektedir.

Büyümesini 1999 yılında da sürdüren bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin GSMH’ya oranı, 1998 yılı üçüncü çeyrek dönemi itibariyle yüzde 87,5'e, 1999 yılı üçüncü çeyrek dönemi itibariyle ise yüzde 110,4'e yükselmiştir. GSMH'nın 1999 yılında azalması, bankacılık sektörü toplam aktiflerinin GSMH'ya oranında bir önceki yıla oranla görülen artışa katkıda bulunmuştur.

Bankacılık sektörünün toplam aktiflerinde 1999 yılında gerçekleşen reel büyüme, bilanço toplamı içindeki payları yüksek olan menkul değerler cüzdanı, faiz ve gelir tahakkukları reeskontları kalemleri ile diğer aktifler kalemlerindeki artışlardan kaynaklanmıştır.

Bilanço toplamı içindeki payı en yüksek olan toplam krediler, Fon'a devredilen bankalar da dahil edildiğinde 1999 yılında reel olarak yüzde 0,8 daralmıştır. Bu daralma, Fon’a devredilen bankaların portföylerindeki kredilerin önemli bir bölümünün takip hesaplarına alınmasından ve ayrıca ekonomideki daralma süreci nedeniyle kredi talebinin azalmasından kaynaklanmıştır. Toplam kredilerdeki daralmanın sonucu olarak, Kasım 1998'de yüzde 35,8 olan kredilerin toplam aktifler içindeki payı Kasım 1999 tarihi itibariyle yüzde 28,3'e gerilemiştir. Fon’a devredilen bankalar hariç tutulduğunda, sektörün toplam kredilerinin bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 1,4 arttığı görülmektedir.


  1. Fon’a devredilen banka sayısı, Aralık 1999 itibariyle 8’e yükselmiştir. Ancak, Fon’a Aralık 1999 tarihinde devredilen bankalara ilişkin verilen Rapor’un yazılış tarihinde mevcut olmaması nedeniyle, bu bankaların durumundaki değişimin konsolide bilançoya etkisi incelenememiştir.

 
 


BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURULU

Uzak Doğu Asya’da yaşanan finansal kriz sonrasında, özellikle bankacılık sektörünün denetlenmesinde etkinliğin artırılmasına ilişkin görüşler uluslararası alanda yaygınlaşmış, bankacılık sektörünün denetiminde etkinliğin artırılması ve BIS tarafından belirlenen kurallara uyumun sağlanması çalışmaları Türkiye’de de yoğunlaşmıştır.Bu çalışmalar kapsamında, 4389 sayılı yeni Bankalar Kanunu 18.6.1999 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Yeni kanun ile bankacılık sektörünün denetiminden, düzenlenmesinden ve tasarruf sahiplerinin çıkarlarının güvence altına alınmasından sorumlu "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu" ve kamu birimleri bir araya getirilerek idari ve mali özerkliğe sahip yeni bir Kurum oluşturulmuştur. Yeni kanunda 19 Aralık 1999 tarih ve 4491 sayılı Kanun ile yapılan değişikle Kurul’un yetkileri genişletilmiştir. Kurul, bir başkan ve ikinci başkan dahil olmak üzere 7 üyeden oluşacak ve üyeler, gerekli özelliklere sahip olan adaylar arasından ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından atanacaktır. Kurul'un temel görev ve sorumlulukları şunlardır:

- Bankacılık Kanunu'nun uygulanmasını sağlamak, bankaların kurulması ve sistemden çıkarılmasına ilişkin karar almak,

- Uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak,

- Tasarrufların güvence altına alınmasını sağlamaktır.

Oluşturulan Kurum ile özellikle gelişmelerin çok hızlı bir biçimde yaşandığı finansal piyasalarda önemli bir boşluğun doldurulabileceği umudu doğmuştur. Bankacılık piyasasının denetiminin tek ve özerk bir kuruma bırakılmasının sağlayabileceği yararlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

- Bankacılık sisteminin denetlenmesi ve düzenlemesinde yetki karmaşasının yaratabileceği sorunlar en düşük düzeye inebilecektir,

- Finansal piyasalarda ortaya çıkabilecek bir risk durumunda, karar alma sürecinin hızlandırılarak olumsuz gelişmelere daha çabuk müdahale edilebilmesi kolaylaşacaktır,

- Bankacılık sisteminin denetimi ve tasarrufların güvence altına alınmasından sorumlu birimler arasındaki işbirliği ve bilgi akımının artması, sistemin üstlendiği risklerdeki değişimin izlenmesini kolaylaştırabilecektir.

Kurum’un sorumluluk alanının zaman içinde finansal sektörün tümünü kapsayacak şekilde genişletilmesi yararlı olacaktır.




Yıl içinde yaşanan ekonomik daralma süreci sonucu toplam kredi talebinin azalması, aynı zamanda reel faiz oranlarının da yüksek düzeyde seyretmesi krediler portföyündeki daralmanın en belirgin nedeni olmuştur. İncelenen dönemde yaşanan ekonomik durgunluk süreci kredi portföylerinin kalitesinin azalmasına neden olmuş ve kredi açmak riskli bir faaliyet durumuna gelmiştir. Bu gelişmeler sonucu bankalar kredi portföylerinin büyümesini sınırlandırmaya ve kaynaklarını risksiz kamu menkul kıymetlerine plase etmeye yönelmişlerdir.

Aynı dönemde, menkul değerler cüzdanı, reel olarak önemli oranda büyümüştür. Menkul değerler cüzdanı Kasım 1999 tarihi itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 70 artış göstererek Kasım 1999 itibariyle 12,2 katrilyon Türk lirası büyüklüğe ulaşmıştır. Bu gelişmenin sonucu olarak, Kasım 1998 itibariyle yüzde 13,3 olan menkul değerler cüzdanının bilanço toplamı içindeki payı, Kasım 1999 tarihinde yüzde 18'e yükselmiştir.

Sektörün menkul değerler cüzdanındaki büyüme, özellikle devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) portföyündeki artıştan kaynaklanmaktadır. İncelenen dönemde reel faizlerin 1998 yılı son çeyrek dönemine göre azalmış olmakla birlikte yüksek düzeylerde seyretmesi, bankaları riski daha yüksek olan krediler portföyünü daraltmaya ve riski olmayan ve ek olarak reel getirisi artan DİBS portföyünü büyütmeye yöneltmiştir. Aynı dönemde, artan kamu kesimi harcamalarının zorunlu olarak iç borçlanma ile karşılanılmak durumunda kalınması da bankaların DİBS portföyünün büyümesinde etkili olan bir diğer faktör olmuştur.

Menkul değerler cüzdanındaki büyümenin bir başka nedeni ise mevduat ve mevduat dışı pasiflerin artışı sonucu bulundurulması gereken disponibl değer miktarının da artmasıdır. Kasım 1999 tarihi itibariyle toplam mevduatın bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 28 artışı, bulundurulması gereken disponibl değer miktarını da artırmıştır.

Konsolide bilançonun toplam aktiflerindeki büyümeye katkısı olan bir diğer gelişme mevduat munzam karşılıklarındaki artış olmuştur. Mevduat munzam karşılıklarının bilanço toplamı içindeki payı yaklaşık olarak önceki yıl düzeyini korumuştur. Toplam mevduatta görülen reel artış sonucu munzam karşılıklar önceki yıla göre reel olarak yüzde 29 artmıştır.

Daha önce de değinildiği gibi, 1998 yılında özellikle uluslararası piyasalarda yaşanan olumsuz gelişmelerin banka bilançolarına yansıması 1999 yılında gerçekleşmiştir. Fon'a devredilen bankalar da dahil olmak üzere, sektörün net takipteki alacakları Kasım 1999 itibariyle önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 152,7 artarak, 1 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Diğer bir deyişle Kasım 1998 itibariyle yüzde 2,1 olan sektörün net takipteki alacaklarının toplam kredilere oranı, Kasım 1999 itibariyle yüzde 5,4'e yükselmiştir.

Fon'a devredilen bankalar hariç tutulduğunda sektörün takipteki alacakları net olarak 692 trilyon Türk lirasına gerilemektedir. Fon'a devredilen bankalar dışındaki bankaların takipteki alacakları Kasım 1999 itibariyle 1,1 katrilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiş, bu bankaların toplam 424 trilyon Türk lirası tutarında karşılık ayırmaları sonucu, net takipteki alacakları 692 trilyon Türk lirası olmuştur. Fon'a devredilen iki banka hariç tutulduğunda, Kasım 1999 itibariyle net takipteki alacakların toplam kredilere oranı yüzde 5,4 den yüzde 3,6'ya gerilemektedir.

Bankacılık sektörünün toplam aktiflerindeki büyümeye önemli katkısı olan bir diğer kalem, faiz ve gelir tahakkuk ve reeskontlarıdır. Fon'a devredilen bankaları da kapsayan ve konsolide bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1998 tarihinde yüzde 10,2 olan bu kalemin payı Kasım 1999 tarihinde yüzde 12,5'e yükselirken, bu kalemdeki reel artış oranı, yüzde 54,6 olmuştur. Fon'a devredilen bankalar hariç tutulduğunda, bu kalemdeki reel artış oranı yüzde 67,5'e yükselmektedir.

Faiz gelir ve tahakkuk ve reeskontlarındaki artışı belirleyen en önemli faktörler krediler ve menkul değerler için hesaplanan faiz reeskontlarındaki hızlı artıştır. Kredi faiz reeskontlarındaki artış, büyük ölçüde bazı bankaların tasfiye olunacak alacaklara aktarılması gereken ancak canlı kredi portföyünde tutulan problemli kredilere yüksek oranlı faiz reeskontu yapmaları bu kalemde artışta neden olmaktadır. Bu kalemdeki artışı belirleyen bir diğer unsur ise yılın son aylarındaki faiz düşüşü nedeniyle menkul kıymetler portföyünün ve repo konusu edilerek bilanço dışına çıkarılan menkul kıymetlerin piyasa değerinin artışıdır.

Konsolide bilanço toplamındaki büyümeye katkısı olan bir diğer kalem bankalardan alacaklar kalemidir. Bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1998 tarihinde yüzde 12,9 olan bu kalemin payı Kasım 1999 itibariyle yüzde 12'ye gerilemiş, reel artış oranı ise yüzde 17,6 olmuştur.

Konsolide bilanço toplamı içinde önemli bir payı olan diğer aktifler kalemi, Kasım 1999 tarihi itibariyle önceki yıla göre reel olarak yüzde 22,3 artış göstermiştir. Bu artışa karşın, Kasım 1998 tarihinde yüzde 13,6 olan diğer aktifler kaleminin bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1999 tarihinde yaklaşık aynı düzeyde kalmış ve yüzde 13,3 olarak gerçekleşmiştir.

Konsolide bilançonun pasif tarafında ise aşağıdaki gelişmeler gözlenmiştir. Kasım 1998'de yüzde 58,1 olan toplam mevduatın bilanço toplamı içindeki payı Kasım 1999 tarihi itibariyle yüzde 59,2 olarak gerçekleşmiştir. Bilanço toplamı içindeki payının yaklaşık olarak sabit kalmasına karşın, toplam mevduatta önemli düzeyde bir reel artış gerçekleşmiştir. Kasım 1999 itibariyle toplam mevduatın bir önceki yılın aynı ayına göre reel olarak yüzde 27,9 arttığı görülmektedir.

Toplam mevduattaki artışta etkili olduğu düşünülen faktörleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür. İlk olarak, krediler portföyünün ortalama vadesinin maliyetli kaynakların ortalama vadesinden daha uzun olması ve aynı dönemde sektörün tahsili gecikmiş alacaklarında görülen artış sektörün kaynak ihtiyacını artırmıştır. Kaynak ihtiyacının arttığı dönemde yurtdışı piyasalardan fon sağlama imkanlarının da daralması, sektörü mevdut kaynağına yöneltmiştir. Bankacılık sektörünün artan mevduat talebi, mevduata önerilen nominal faiz oranlarının yükselmesine neden olmuştur. Aynı dönemde enflasyonun da ılımlı bir seyir izlemesi sonucu mevduatın reel getirisi, göreli olarak yüksek pozitif düzeylerde kalmıştır.

Toplam Türk lirası mevduat içindeki payı en yüksek mevduat kategorisi olan 3 ay vadeli Türk lirası mevduatın reel getirisi, 1999 yılının ilk sekiz aylık döneminde ortalama yüzde 26 dolayında seyretmiştir. Bu tarihten sonra, nominal mevduat faiz oranlarındaki düşüşe paralel olarak, 3 ay vadeli Türk lirası mevduatın reel getirisi de azalmış ve yüzde 18 düzeyinde kalmıştır.

İkinci olarak, mevduatın önemli alternatifi olan repo işlemlerinin reel getirisi, reel mevduat getirisi ile yaklaşık olarak aynı düzeylerde seyretmiştir. Repo işlem hacmi Aralık 1999 tarihi itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 49 artmıştır. Bu gelişmelere bağlı olarak Aralık 1998 tarihinde yüzde 21 olan repo işlem hacminin toplam Türk lirası mevduata oranı, Aralık 1999 itibariyle yüzde 26 düzeyine yükselmiştir.

Bankacılık kesimince toplanan mevduatın ne kadarının kredi olarak kullandırıldığının bir göstergesi olarak düşünülebilecek toplam krediler/toplam mevduat oranı, Kasım 1998 tarihindeki yüzde 61,5 düzeyinden Kasım 1999 itibariyle yüzde 47,7'ye gerilemiştir.

Konsolide bilançonun pasif tarafındaki ikinci büyük kalem olan bankalara borçlar kaleminin de reel olarak önemli oranda büyüdüğü görülmektedir. Kasım 1999 itibariyle bankalara borçlar kalemi bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 34,6 artmış ve bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 17,5 olan konsolide bilanço içindeki payı yüzde 18,8'e yükselmiştir.

Fon'a devredilen üç banka dahil sektörün toplam özkaynaklarının konsolide bilanço toplamı içindeki payı, Kasım 1999 itibariyle önceki yıla göre azalarak yüzde 10'dan yüzde 8,4 düzeyine inmiştir. Fona devredilen bankalar hariç tutulduğunda, toplam özkaynakların toplam aktiflere oranı Kasım 1999 itibariyle yüzde 9,4'e yükselmektedir.

Bankaların yabancı para net genel pozisyon rasyosu hesabında dikkate alınan ve Aralık 1998'de 2,7 milyar ABD doları olan döviz pozisyon açıkları, Aralık 1999 itibariyle 3,2 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Konsolide bilanço büyüklüğü çerçevesinde bilançonun yabancı para aktif ve pasifleri olarak hesaplanan pozisyon açığı ise Aralık 1998 tarihinde 2,6 milyar ABD doları iken Kasım 1999 itibariyle 6,3 milyar ABD dolarına yükselmiştir.

b) Konsolide Kâr / Zarar Hesaplarındaki Gelişmeler

Fon'a devredilen bankalar da dahil olmak üzere, bankacılık sektörünün 1999 yılı Eylül ayı itibariyle net dönem kâ rı, bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 19,5 artış gösterirken, reel olarak yüzde 22,6 azalmıştır. Fon'a devredilen bankalar hariç tutulduğunda, sektörün kâ rındaki nominal artış yüzde 46,6'ya yükselirken, kâ rdaki reel azalma yüzde 5 olmaktadır.

Önceki yıla göre reel olarak azalan kâ rın büyüklüğünü belirleyen iki temel gelir kalemi, kredilerden alınan faizler ile DİBS'nden alınan faizler olmuştur. Fon'a devredilen bankalar dahil kredilerden ve DİBS'nden alınan faizler Eylül 1999 itibariyle önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak sırasıyla yüzde 12,9 ve yüzde 33 artış göstermiştir. Fon'a devredilen bankalar hariç tutulduğunda, iki gelir kalemindeki reel artış, sırasıyla, yüzde 18,9 ve yüzde 36,6'ya yükselmektedir.

Takipteki alacakların artışına bağlı olarak, takipteki alacaklardan alınan faizler de artış göstermiştir. Fona devredilen bankalar dahil edildiğinde, takipteki alacaklardan alınan faizlerin Eylül 1999 itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 71,3 arttığı görülmektedir. Fon'a devredilen bankalar hariç tutulduğunda, takipteki alacaklardan alınan faizlerin reel artış oranı yüzde 58,2’ye gerilemektedir. Takipteki alacaklardan alınan faizlerin yıllık reel artış oranları yüksek olmakla birlikte, toplam faiz gelirleri içindeki payları düşük düzeylerde görünmektedir. Takipteki alacaklardan alınan faizlerin toplam faiz gelirleri içindeki payı Eylül 1998 itibariyle yüzde 0,34, Eylül 1999 itibariyle yüzde 0,43 olarak gerçekleşmiştir.

Bankalardan alınan faizler kaleminde Eylül 1999 itibariyle önceki yıla göre reel olarak yüzde 23,5 artış görülmüştür. Bankalardan alınan faizler Eylül 1999 itibariyle 1,1 katrilyon Türk lirası büyüklüğe ulaşmıştır.

Diğer faiz ve faiz benzeri gelirler reel olarak yüzde 92,6 artarak, Eylül 1999 itibariyle toplam faiz gelirlerinin yüzde 31,4'ünü oluşturmuştur. Bu gelir kaleminin 4,3 katrilyon Türk lirası tutarındaki bölümü kamu bankalarının gelir tablosunda yer almakta ve T.C. Ziraat Bankası'nın Hazine'den alacaklarından kaynaklanan faiz gelirlerini ifade etmektedir. Bu gelişmeler sonucu sektörün toplam faiz gelirleri, Eylül 1999 itibariyle önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 37 artış göstermiştir.

Mevduata ödenen faizler önceki yıllarda olduğu gibi 1999 yılında da faiz giderlerinin en büyük kalemini oluşturmuştur. Fon'a devredilen bankalar dahil mevduata verilen faizler Eylül 1999 itibariyle, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 54,9 artış göstermiştir. Fon'a devredilen bankalar hariç tutulduğunda, mevduata verilen faizlerdeki reel artış, yüzde 56,7'ye yükselmektedir. Toplam mevduattaki reel artış ve aynı zamanda mevduata verilen reel faizlerin pozitif yüksek düzeylerde seyretmesi, bu kalemdeki yüksek reel artışın belirleyicileri olmuştur.

Toplam faiz giderleri içinde ikinci önemli kalem, bankalara ödenen faizler olmuştur. Eylül 1999 itibariyle bankalara ödenen faizler, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 47,4 artış göstermiş ve 1,9 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir.

Sektörün toplam faiz gelir ve giderlerinde yukarıda özetlenen gelişmelere ek olarak, 262 trilyon Türk lirası tutarında takipteki alacaklar özel provizyonu ayrılmış, provizyon sonrası sektörün net faiz gelirleri 3 619 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Provizyon sonrası net faiz gelirleri, önceki yıla göre reel olarak yüzde 4 azalmıştır.

Sektörün kâ r/zarar durumu banka grupları itibariyle incelendiğinde, yabancı bankalar ile kalkınma ve yatırım bankalarının net dönem kâ rlarının bir önceki yıla göre reel olarak arttığı, kamu bankaları ile Türk özel sektör bankalarının kâ rlarının ise önceki yıla göre reel olarak azaldığı görülmektedir. Yabancı bankalar ile kalkınma ve yatırım bankalarının net dönem kâ rları, Eylül 1999 itibariyle önceki yıla göre sırasıyla yüzde 22,1 ve yüzde 13,4 artış göstermiştir.

Kamu bankaları ile Türk özel sektör bankalarının kâ rında önemli düşüşler görülmektedir. Kamu bankalarının net dönem kâ rı, Eylül 1999 itibariyle bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 82,4 azalmıştır. Aynı dönemde, Türk özel bankalarının net dönem kâ rı, yüzde 16,4 azalmıştır. Kamu bankalarının faiz giderlerinde önemli bir artış görülmektedir. Kamu bankalarının toplam mevduattaki payının yüksekliğine paralel olarak, mevduata verilen faizler kalemi reel olarak yüzde 60,5 artış göstermiştir. Buna bağlı olarak, provizyon sonrası net faiz gelirleri önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,4 azalmıştır. Türk özel sektör bankalarının kâ rlılığının azalmasında belirleyici olan faktör ise, toplam faiz giderlerindeki artış olmuştur. Özel bankaların toplam faiz gelirleri incelenen dönemde reel olarak yüzde 29,8 artarken, toplam faiz giderleri reel olarak yüzde 50 artmıştır.

c) Mevduat

Bankalararası mevduat dışındaki toplam mevduat, 1999 yılı Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 100, reel olarak ise yüzde 28 oranında artarak 40 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Geçen yıla kıyasla, 1999 yılında toplam mevduattaki reel artışta belirgin bir değişme olmamıştır.

Mevduat sertifikaları dışındaki bütün mevduat türlerinde reel artış olmuştur. 1999 yılı Kasım ayında Türk lirası mevduat, bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 99, reel olarak ise yüzde 27,3 oranında artarak 19,6 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Aynı dönemde Türk lirası cinsinden döviz tevdiat hesapları nominal olarak yüzde 101, reel olarak ise yüzde 28,6 artarak 20,5 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Geçen yılın Kasım ayında dolar cinsinden döviz tevdiat hesaplarının yıllık bazda yüzde 16,4 düzeyinde gerçekleşen artış hızı, 1999 yılının Kasım ayında hızlanarak yüzde 23,5’e yükselmiştir.

Mevduatın vadelere göre dağılımı incelendiğinde, geçen yıla kıyasla vade yapısının bir ölçüde değiştiği ve daha uzun vadelere doğru bir kayış gerçekleştiği görülmektedir. Geçen yıl Kasım ayında yüzde 23 olarak gerçekleşen toplam mevduat içinde vadesiz mevduatın payı, 1999 yılının aynı döneminde yüzde 16,6’ya gerilemiştir. Aynı dönemlerde, 1 ay vadeli mevduatın toplam mevduat içindeki payı da yüzde 18’den yüzde 15,1’e düşmüştür. 3 ay vadeli mevduatın payı yüzde 35’ten yüzde 36’ya yükselirken, en belirgin artış 6 ay vadeli mevduatın payında gerçekleşmiştir. 6 ay vadeli mevduatın payı yüzde 15,6’dan yüzde 22,2’ye yükselmiştir. Aynı dönemlerde 1 yıl vadeli mevduatın payı ise yüzde 8,3'ten yüzde 10,2’ye yükselmiştir (Grafik III.1.1). Böylelikle, geçen yılın Kasım ayında yaklaşık 3,2 ay olarak gerçekleşen toplam mevduatın ortalama vadesi, 1999 yılının aynı döneminde 3,8 aya yükselmiştir.



GRAFİK III.1.1

MEVDUATIN VADELERE GÖRE DAĞILIMI (Yüzde)

Türk lirası mevduatın türlerine göre artış hızları şöyle gerçekleşmiştir: 1999 yılı Kasım ayında, nominal yıllık artış oranları tasarruf mevduatında yüzde 113,6, ticari mevduatta yüzde 69,6, resmi mevduatta yüzde 97,5 ve diğer mevduatta yüzde 87,5 oranında gerçekleşmiştir. Mevduat sertifikası hacmi ise, mevduat sertifikası uygulamasının 30 Ocak 1997 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılması sonucunda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 azalmıştır. Yine Kasım ayı itibariyle yıllık bazda en yüksek reel artış yaklaşık yüzde 36,7’yle, toplam mevduatın üçte birini oluşturan tasarruf mevduatında gerçekleşmiştir. Tasarruf mevduatı ve resmi mevduatın toplam mevduat içindeki payı artarken, diğer tüm mevduat türlerinin payı azalmıştır (Tablo III.1.1).

TABLO III.1.1

MEVDUAT TÜRLERİNİN TOPLAM MEVDUAT İÇİNDEKİ
YÜZDE PAYLARI

(Bankalararası Mevduat Hariç)

           
   
 
 

Döviz Tevdiat Hesabı

 
 
 

Tasarruf Mevduatı

 
 
 

Ticari Mevduat

 
 
 

Resmi Mevduat

 

Diğer Mevduat ve Mevduat Sertifikası

1993 Kasım
45,0
29,0
10,0
4,0
12,0
1994 Kasım
52,1
29,4
8,3
2,7
7,5
1995 Kasım
49,2
32,7
8,0
2,3
7,8
1996 Kasım
50,2
31,7
7,2
3,5
7,4
1997 Kasım
51,5
29,3
5,8
5,0
8,3
1998 Kasım
49,1
31,4
7,6
2,9
8,9
1999 Kasım
49,9
32,8
6,3
2,8
8,2

Kaynak: TCMB.

d) Krediler

Bankacılık sektörünün toplam kredileri, 1999 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre, nominal olarak yüzde 55 artarak 19,1 katrilyon Türk lirasına yükselmiştir. Reel olarak ise toplam kredi hacmi yüzde 0,8 oranında daralmıştır. Mevduatın kredilere kanalize edilen miktarını gösteren kredi/mevduat oranı, 1998 yılının ikinci yarısından itibaren daralan iç ve dış talep nedeniyle ekonominin önce yavaşlaması, 1999 yılında ise resesyona girmesi sonucunda kredi arz ve talebinin azalması nedeniyle, 1998 yılına göre önemli ölçüde gerileyerek yüzde 47,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu olumsuz gelişmeler kredi/toplam varlık oranına da yansımış ve kredi/toplam varlık oranı 1999 yılında yüzde 28,3’e gerilemiştir (Tablo III.1.2).

Bankacılık sektörünün toplam kredileri içinde, 1999 yılı Kasım ayı itibariyle özel bankaların payı yüzde 63,5, kamu bankalarının payı yüzde 26,4, kalkınma ve yatırım bankalarının payı yüzde 6,5 ve yabancı bankaların payı yüzde 3,6 olarak gerçekleşmiştir (Grafik III.1.2). Bir başka deyişle, geçen yıla kıyasla sözü edilen banka gruplarının toplam krediler içindeki payında önemli bir değişiklik olmamıştır. Özel bankaların kredi hacmi, 1999 yılı Kasım ayı verilerine göre, yıllık bazda nominal olarak yüzde 56,6, kamu bankalarının yüzde 46,3, yabancı bankaların yüzde 53,3 ve kalkınma ve yatırım bankalarının yüzde 82,8 oranında artmıştır. Reel olarak bakıldığında, kamu bankalarının kredileri yüzde 6,4, yabancı bankaların kredileri yüzde 1,9 oranında daralırken, özel bankaların kredileri yüzde 0,2, kalkınma ve yatırım bankalarının kredileri ise yüzde 17 oranında artmıştır.



TABLO III.1.2

BANKA KREDİLERİNDEKİ GELİŞMELER

 
Krediler 
(yüzde artış)
Kredi/Mevduat 
(yüzde)
Kredi/Toplam Varlık (yüzde)
1993 Kasım
103,9
88,8
42,6
1994 Kasım
61,2
56,7
35,4
1995 Kasım
118,4
62,0
39,4
1996 Kasım
129,6
61,5
41,8
1997 Kasım
101,3
69,3
39,7
1998 Kasım
74,1
61,5
35,8
1999 Kasım
55,0
47,7
28,3

Kaynak: TCMB.



GRAFİK III.1.2

KREDİLERİN BANKA GRUPLARI İÇİNDEKİ PAYI (Yüzde)

Toplam kredilerin Türk lirası ve yabancı para krediler arasındaki dağılımı incelendiğinde, Türk lirası olarak ifade edilen yabancı para cinsinden kredilerin toplam krediler içindeki payının geçen yılın aynı dönemine göre önemli bir değişiklik göstermediği gözlenmektedir. Kasım ayı itibariyle Türk lirası kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 51,7, yabancı para cinsinden kullandırılan kredilerin payı ise yüzde 48,3 olmuştur. Kasım ayı itibariyle yabancı para krediler yıllık bazda nominal olarak yüzde 54,2 artmıştır.

Kredilerin vade yapısı incelendiğinde, 1999 yılı Ekim ayı itibariyle toplam kredilerin yüzde 77’sinin kısa vadeli kredilerden, yüzde 23’ünün ise orta vadeli kredilerden oluştuğu görülmektedir.

Ekim 1999 itibariyle, kredilerin yüzde 25’i ihracat kredileri, yüzde 9,4’ü ihtisas kredileri, yüzde 8’i fon kaynaklı krediler, yüzde 3,8’i tüketici kredileri, yüzde 39’u ise diğer kredilerden oluşmaktadır.

Kredilerin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde ise, 1999 yılı Eylül ayı itibariyle toplam nakdi ve gayri nakdi kredilerin yüzde 15,3’ünün inşaat sektörüne, yüzde 15’inin tekstil ve testil ürünleri sektörüne, yüzde 8,3’ünün toptan ve perakende ticari motorlu araçlar servis hizmetleri ile kişisel ve hane halkı ürünleri tüketimine, yüzde 7,8’inin finansal aracılık hizmetlerine, yüzde 4,8’inin tarım sektörüne ve yüzde 4,6’sının metal ana sanayi ve işlenmiş madde üreten sektörlere açıldığı görülmektedir.
 
 

III.1.2.B. Yasal ve İdari Düzenlemeler

1999 yılında bankalara ilişkin olarak getirilen düzenlemeler aşağıda özetlenmektedir.

a) Umumi Disponibiliteye İlişkin Düzenlemeler

1) 13.2.1999 tarih ve 23610 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99/1 Sıra No.lu Umumi Disponibilite Hakkında Tebliğ ile 22.7.1996 tarih ve 22704 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Umumi Disponibilite Hakkında 96/1 Sıra No.lu Tebliğ’in 3 üncü maddesinin (a), (b), (d) ve (e) fıkraları değiştirilmiş olup, bu değişiklik ile TL taahhütler için bulundurulması gereken yüzde 6, YP taahhütler için bulundurulması gereken yüzde 3 senet yükümlülüklerinin, bankalarca istenirse, yüzde 2’sinin kasalarında bulundurulan Türk Lirası ve Konvertibl Efektif tutarlarla karşılanabilmesi imkanı getirilmiştir.
 
 

2) 22.7.1996 tarih ve 22704 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Umumi Disponibilite Hakkında 96/1 Sıra No.lu Tebliğ’in 3’üncü maddesi (a) bendi ile 7’nci maddesi birinci fıkrası, 10.12.1999 tarih, 23902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99/2 sayılı Tebliğ ile değiştirilerek, Türk Lirası mevduat için bulundurulacak umumi disponibilite oranı yüzde 6’dan yüzde 8’e yükseltilmiş, artırılan 2 puana tekabül eden disponibl değerlerin Merkez Bankası nezdinde Türk Lirası vadesiz serbest tevdiat olarak bulundurulması ve disponibilite yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmeyen bankalara uygulanacak cezai faizin hesaplanmasında bir gecelik ortalama faiz oranının 1,5 katı yerine azami faiz oranının 1,5 katının uygulanması esası getirilmiştir.

b) Mevduat Munzam Karşılıklarına İlişkin Düzenlemeler

22.7.1996 tarih ve 22704 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mevduat Munzam Karşılıkları Hakkında 96/1 Sayılı Tebliğ’in 3’üncü maddesinin (a) bendi ile 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrası, 10.12.1999 tarih, 23902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99/1 sayılı Tebliğ ile değiştirilerek, Türk Lirası mevduata uygulanan munzam karşılık oranı yüzde 8’den yüzde 6’ya indirilmiş, Türk Lirası mevduat munzam karşılık yükümlülüğünün eksik veya hiç yerine getirilmemesi halinde uygulanacak cezai faiz oranı, Merkez Bankası nezdinde yürütülmekte olan para piyasalarında oluşan bir gecelik ortalama faiz oranının 1,5 katı yerine azami faiz oranının 1,5 katı olarak belirlenmiştir.

c) Yabancı Para Net Genel Pozisyonu/Sermaye Tabanı Standart Rasyosuna İlişkin Düzenlemeler

29.8.1998 tarih ve 23448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı” Standart Rasyosunun Bankalarca Hesaplanmasına ve Uygulamasına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi, 5.8.1999 tarih ve 23777 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile değiştirilmiş olup, yüzde 30 olarak uygulanan “Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Sermaye Tabanı” Standart Rasyosu azami yüzde 20 olarak belirlenmiş ve bu orana uyum sağlanması için bankalara 2 aylık geçiş süresi tanınmıştır. Buna göre, söz konusu rasyo 31.8.1999 tarihine kadar yüzde 30, 31.8.1999-29.9.1999 tarihleri arasında da yüzde 25 olarak uygulanmıştır.

d) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’na İlişkin Düzenlemeler

1) 04.08.1999 tarih ve 23776 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 23 No.lu Tebliğ ile 88/12944 sayılı Karara ilişkin değişik 6 No.lu Tebliğin,

-“Fon’a Yapılacak Kesintiler”e ilişkin 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (A) bendi değiştirilerek, bankalarca ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde fon kesintisi oranı yüzde 8’den yüzde 3’e indirilmiş, böylece bankalarca kullandırılan kredilerde tüketici kredileri-diğer krediler ayırımı kaldırılmış,

-2 nci maddesinin 5 inci fıkrasına eklenen cümle ile, 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun 77/2 nci maddesi çerçevesinde gerçekleştirilen özel müsaadeli ithalat işlemlerinde fon kesintisinin, fiili ithal tarihinden sonra gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yatırılabilmesi imkanı sağlanmış,

-“Fon’a Kesinti Yapılmayacak Krediler”e ilişkin 3 üncü maddesine eklenen 22 numaralı bent ile finansman şirketlerince münhasıran tarıma yönelik mal alımı için tarım kooperatifleri üyesi çiftçilere kullandırılan 2 milyar Türk lirasına kadar olan krediler, bankalarda olduğu gibi, Fon muafiyeti kapsamına alınmıştır.

2) 4.11.1999 tarih, 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 24 No.lu Tebliğ ile 88/12944 sayılı Karara ilişkin değişik 6 No.lu Tebliğe Geçici 3 üncü madde eklenerek, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Bursa, Bolu ve İstanbul İllerinde faaliyette bulunan ve “Deprem Hasar Tespit Raporu” ile üretim tesislerinin 17.8.1999 tarihinde Marmara Bölgesinde meydana gelen depremde zarar gördüğü tespit edilen kişi ve kuruluşların, ithal ettikleri hammadde ve ara malların kendi üretim ihtiyaçları için olduğunu veya ithal edilen makina ve teçhizatın, depremde zarar gören makina ve teçhizatın yerine ithal edildiğini üyesi bulundukları Ticaret Odaları, Sanayi Odaları veya Sanayi ve Ticaret Odalarından alınan belge ile tevsik etmeleri kaydıyla, fiili ithali 17.8.1999 tarihinden bu Tebliğin yayımı tarihi olan 4.11.1999 tarihine kadar yapılmış ve bu tarihten itibaren 6 ay süreyle yapılacak olan kabul kredili, mal mukabili ve vadeli akreditif ödeme şeklindeki bahse konu ithalat işlemlerinde fon kesintisi oranı “yüzde 0” olarak belirlenmiştir.

e) Özel Finans Kurumlarına İlişkin Düzenlemeler

13.02.1999 tarih ve 23610 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Finans Kurumları Hakkında Merkez Bankası 8 No.lu Tebliği ile Merkez Bankası 1 No.lu Tebliği'nin "Blokaj Yükümlülüğü, Oran ve Blokaj Tesisinde Süre" başlıklı 11 inci maddesinin 3 üncü fıkrası değiştirilerek, Euro cinsinden açılan cari ve katılma hesapları için blokaj tesis edilmesi imkanı getirilmiştir. Buna göre, 19.02.1999 tarihli blokaj cetvelinden başlamak üzere blokaj cetvellerinde görülen ABD Doları, İsviçre Frangı hesapları için kendi döviz cinsinden; Euro, Alman Markı, Fransız Frangı, Hollanda Florini, Avusturya Şilini, İtalyan Lireti, Belçika Frangı, Fin Markkası, İspanyol Pezetası, Portekiz Eskudosu, İrlanda Lirası ve Lüksemburg Frangı üzerinden açılan hesaplar için Euro veya Alman Markı veya Fransız Frangı veya Hollanda Florini üzerinden, bunların dışında kalan diğer döviz cinsleri üzerinden açılan hesaplar için de ABD Doları olarak blokaj tesis edilmesi öngörülmüştür.

11.12.1999 tarih, 23903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99/13621 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Finans Kurumları Kurulması Hakkında 16.12.1983 tarih ve 83/7506 sayılı Kararname eki Karar’ın 2. maddesinin (c) ve (d) fıkralarında yer alan cari hesap ve katılma hesaplarının tanımları değiştirilerek kurumların akit düzenleme zorunluluğu kaldırılmış, bunun yerine bankalarda olduğu gibi hesap cüzdanı verilmesi ve bu hesapların nama yazılı olması zorunluluğu getirilmiştir.

f) Zorunlu Döviz Devirlerine İlişkin Düzenlemeler

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar kapsamında yayımlanan I-M Sayılı Merkez Bankası Genelgesi’nin “Çeşitli Hükümler” başlığı altındaki bölümüne 98/1 sayılı Merkez Bankası Genelgesi ile ilave edilen ve 98/2, 98/3 ve 98/6 sayılı genelgelerle değişik Geçici 7 nci maddesinde “7.Döviz Pozisyon Yönetimi ve Bilgi Verme” başlıklı bölümünün “D-Zorunlu Döviz ve Efektif Devirleri ve Satışları” başlıklı kısmında yer alan ve 1998 Haziran – 1999 Ocak ayları için "yüzde 0” olarak belirlenen zorunlu döviz ve efektif devir ve satış oranı, 14.01.1999 tarih, 23538 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 99/1 sayılı genelge ile 1999 Şubat – 1999 Mart ayları için de “yüzde 0” olarak belirlenmiştir.

Merkez Bankasının döviz ihtiyacının bankalararası piyasalarda gerçekleştirilen işlemlerden etkin bir şekilde karşılanabildiği gözönüne alınarak, zorunlu döviz ve efektif devir ve satış mükellefiyetinin kaldırılmasının Geçici Madde değişikliği ile değil, I-M sayılı Genelgenin ilgili maddesinin değiştirilmesi suretiyle yapılmasının uygun olacağı düşünülerek, 25.03.1999 tarih, 23650 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 99/2 sayılı genelgemizle sözkonusu Genelgenin “7.Döviz Pozisyon Yönetimi ve Bilgi Verme” başlıklı bölümünün “D-Zorunlu Döviz ve Efektif Devirleri ve Satışları” başlıklı kısmı değiştirilmiş ve 01.04.1999 tarihinden geçerli olmak üzere zorunlu döviz ve efektif devir ve satış oranı “yüzde 0” olarak belirlenmiştir.

g) Bankaların Kredileri ve Diğer Alacaklarının Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Düzenlemeler

21 Aralık 1999 tarih ve 23913 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan “Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Karar” ile bankacılık sisteminin hem ulusal hem de uluslararası alanda karşılaştırmasının yapılabilmesinin sağlanması amacıyla banka kredilerinin ve diğer alacaklarının risk durumlarına göre 5 grupta (standart nitelikli krediler ve diğer alacaklar, yakın izlemedeki krediler ve diğer alacaklar, tahsil imkanı sınırlı krediler ve diğer alacaklar, tahsili şüpheli krediler ve diğer alacaklar, zarar niteliğindeki krediler ve diğer alacaklar) sınıflandırılması, 1 ve 2’nci gruptaki krediler için eskiden olduğu gibi genel karşılık, 3,4 ve 5’nci gruptaki kredi ve alacaklar için ise teminatlarına göre özel karşılık ayırılması öngörülmüştür. Bu Karar 1.1.2000 tarihinden itibaren kullandırılan veya vadesi yenilenen kredilere uygulanacak olup, bu tarihten önce kullandırılmış olan kredilerde bu Karar ile yürürlükten kaldırılan 30.12.1997 tarih ve 97/10497 sayılı “Banka Kredilerinin Niteliklerine Uygun Olarak Muhasebeleştirilmesi, Değerlendirilmesi ve Kredi Karşılıkları Hakkında Karar” ile buna ilişkin Tebliğ hükümlerine göre işlem yapılacaktır.

h) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine İlişkin Düzenlemeler

21 Aralık 1999 tarih ve 23913 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan “Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Konsolide Mali Tablolar Esas Alınarak Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” ile 30 Haziran 1998 tarihli “Sermaye Tabanı / Risk Ağırlıklı Varlıklar, Gayrinakdi Krediler ve Yükümlülükler” standart rasyosunun konsolide mali tablolar üzerinden hesaplanması ve tutturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

i) Bankalar Kanunu Değişiklikleri

23 Haziran 1999 tarih ve 23734 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ile 3182 sayılı Bankalar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

1) Yeni kanun ile bankaların kuruluş, yönetim, çalışma, devir, birleşme, tasfiye ve denetlenmelerine ilişkin esaslar yeniden düzenlenmiş ve Bankalar Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın, kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulması öngörülmüştür.

2) Kanunda, 4491 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle (19 Aralık 1999 tarih 23911 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) Bakanlar Kurulunda bulunan banka kuruluşuna, birleşme ve tasfiyesine izin, bankaların bankacılık işlemleri yapma ve mevduat toplama yetkisinin kaldırılması, karşılığa tabi kredilerin belirlenmesi gibi yetkiler Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun karar organı olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na devredilmiştir. Bu kanunla ayrıca, kanun ve düzenlemelere aykırı işlemleri bulunan ve/veya mali durumunda kötüleşme görülen bankalarla ilgili olarak alınacak önlemlere ilişkin Bankalar Kanunu’nun 14’ncü maddesinde sözkonusu bankaların gerektiğinde Fon’a devredilerek iyileştirilebilmesine imkan sağlayan, 17’nci maddesinde ise banka hakkında 14’ncü maddenin uygulanmasına neden olan yöneticileri ve hissedarlarına şahsi sorumluluk getiren değişiklikler yapılmıştır.

3) 4491 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi uyarınca, 4389 sayılı Kanun’un 20 nci maddesine ilave edilen 6 ncı fıkra ile özel finans kurumları Bankalar Kanunu kapsamına alınmış, 17 nci maddesi ile de Özel Finans Kurumları Kurulması Hakkında 83/7506 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu Karara istinaden çıkarılmış tüm mevzuat yürürlükten kaldırılmıştır.

4491 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesine göre;

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte faaliyet gösteren özel finans kurumları mevcut durumlarını 4389 sayılı Bankalar Kanununun tabi oldukları maddelerine iki yıl içinde intibak ettirmek zorunda olup, 4389 sayılı Kanunun 7 ve 9 uncu maddeleri hükümlerine bu süre içinde intibak etmeyen özel finans kurumları genel hükümlere göre tasfiye edilecektir.

4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde özel finans kurumlarına ilişkin düzenlemeler yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan düzenlemelerin Bankalar Kanununa aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir.

III.1.2.C. Özel Finans Kurumları

Türk mali sistemine fiilen 1985 yılında giren ve Kasım 1999 itibariyle sektörde sayıları 6 olan özel finans kurumları (ÖFK), 121 şube ve 2611 personel ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

ÖFK sektörünün Kasım 1998 itibariyle 841,2 trilyon Türk lirası olan konsolide bilanço büyüklüğü, yıllık nominal yüzde 89,7, reel yüzde 21,3 oranında artış göstererek 1999 Kasım ayı itibariyle 1.595 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Söz konusu dönem itibariyle, özel finans kurumları bilanço büyüklüğü, bankacılık sektörü bilanço büyüklüğünün yaklaşık yüzde 2,2’si kadardır.

Kasım 1999 itibariyle sektörün toplam özkaynakları, 89 trilyon Türk lirası’dır. Toplam pasiflerin yüzde 5,6’sını oluşturan özkaynakların yüzde 42,7’sini 38 trilyon Türk lirası olan ödenmiş sermaye, yüzde 34,6’sını finansal kiralama konusu sabit kıymetlerin yeniden değerlemesinin ağırlıkta olduğu 30,8 trilyon Türk lirası tutarındaki sabit kıymet yeniden değerleme fonu, yüzde 9’unu yedek akçeler ve yüzde 14,7’sini ise dönem kârı oluşturmaktadır. Kasım 1998’e kıyasla ödenmiş sermaye nominal olarak yüzde 56,5 oranında artış göstererek 24,3 trilyon Türk lirası’ndan 38 trilyon Türk lirası’na yükselmiştir.

ÖFK sektörü 1,3 katrilyon Türk lirası tutarındaki toplanan fonların yüzde 88’ini kullandırılan fonlar şeklinde plase etmiştir. Yüzde 12’si Türk lirası ve yüzde 88’i yabancı para olarak toplanan fonlar, yüzde 69 oranında yabancı para ve yüzde 31 oranında Türk parası fon olarak kullandırılmıştır.

Geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 132,8, reel olarak ise yüzde 48,9 oranında artarak 48,8 trilyon Türk lirası’na ulaşan tahsili gecikmiş alacaklar (brüt) için yüzde 63 oranında 30,8 trilyon Türk lirası karşılık ayrılmıştır. 17,9 trilyon Türk lirası net tahsili gecikmiş alacak toplamı kullandırılan fonların yüzde 1,5’ini kapsamaktadır.

Nakit değerler, bankalar ve menkul değerler cüzdanından oluşan 147,9 trilyon Türk lirası tutarındaki likit değerler, Kasım 1999 itibariyle toplam aktiflerin yüzde 9,2’sini oluşturmaktadır.

Kasım 1999 itibariyle 13,2 trilyon Türk lirası tutarındaki net dönem kârı geçen yılın aynı dönemine göre nominal yüzde 38 artmakla birlikte, reel yüzde 11,6 oranında azalmıştır.

ÖFK sektörünün yabancı para pozisyonu incelendiğinde ÖFK’ların 1997 yılına kadar genelde kapalı pozisyonda oldukları, açık pozisyonda olduklarında ise yabancı para aktifler ve yabancı para pasifler arasındaki farkın yüksek olmadığı görülmektedir. Ancak, 1997 yılından sonra kurumların açık pozisyonda çalışmayı tercih ettikleri görülmektedir. Yabancı para yükümlülüklerdeki artışın yabancı para varlıklardaki artışın üzerinde olması nedeniyle Kasım 1998’de 13 trilyon Türk lirası olan yabancı para pozisyon açığı, Kasım 1999 itibariyle 91 trilyon Türk lirası’na yükselmiştir.
 
 

III.2. MERKEZ BANKASI İŞLEMLERİ

1998 yılı Ağustos ayında Rusya krizinin dünya gündemine girmesiyle birlikte uluslararası yatırımcıların gelişen piyasalara olan güveni sarsılmış, bu durum bu ülkelerden yabancı sermayenin çekilmesine neden olmuştur. Sözkonusu gelişmeler ülkemiz ekonomisini de etkilemiş ve ekonomik politikaların bu gelişmeler çerçevesinde oluşturulmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda 1998 yılının ikinci yarısı, hızlı sermaye çıkışından kaynaklanan likidite ihtiyacı ve yüksek faiz oranları, dış finansman güçlüğü ve içerde yüksek maliyetle borçlanma şeklinde tanımlanabilir. Bu resim, para politikası açısından Merkez Bankası’nın daha önce Uluslararası Para Fonu ile imzalanan Yakın İzleme Anlaşması çerçevesinde belirlenen hedeflerin revize edilmesi ve yıl sonu enflasyon hedefinden bir miktar sapma şeklinde bir sonuç doğurmuştur. Para politikasındaki bu esneklik ve güçlü döviz rezerv yapısı krizin para piyasaları üzerindeki etkilerinin hafif ve geçici olmasının temel kaynağını oluşturmuştur. Nitekim söz konusu etkiler yıl sonuna doğru giderek hafiflemiş, yerini olumlu ekonomik ve siyasi beklentilere bırakmıştır.

1998 yılının ikinci yarısında sermaye çıkışıyla hızlanan ekonomik daralma süreci, kamu kesiminin mali sistem üzerindeki baskısını artırmıştır. Bu durum, 1999 yılı başından itibaren sermaye girişi olmasına ve yeni yıl ile birlikte iyimser beklentilerin artmasına rağmen, genel seçimlerin yarattığı belirsizlik ortamı nedeniyle, Merkez Bankası’nın politika uygulamalarında tutucu olmasını gerektirmiştir. Yılın ilk dört ayı süresince, faiz oranları, düşen bir eğilim göstermekle birlikte, yüksek seviyelerde gerçekleşmiştir.

Ancak seçim sonrası, özellikle Haziran-Temmuz aylarını kapsayan dönemde, ekonomik ajanların iyimser beklentileri artmıştır. Bu durum ilk olarak faiz oranlarının, dönemsel dalgalanmalarla birlikte yıl sonuna kadar devam edecek olan düşüşü şeklinde kendisini göstermiştir (Tablo III.2.1). Enflasyon beklentilerinin düşmesi ve bankalararası para piyasasında Merkez Bankası kotasyonlarının üst sınırının düşürülmesi de bu eğilimi desteklemiştir. Ayrıca, ülkeye sermaye girişinin de etkisiyle, bankaların Merkez Bankası’na yoğun olarak döviz satışına yöneldikleri görülmüştür.

Hazine’nin önceden açıkladığı program çerçevesinde gerçekleştirdiği iç borçlanma stratejisi ve dışarıdan finansman bulabilmesi de bu olumlu havaya katkıda bulunmuştur. Yine Hazine’nin yatırımcıyı riskten korumayı ve borçlanma vadesini uzatmayı amaçlayan, sabit kuponlu ve değişken faizli tahviller gibi yeni araçlarla iç borçlanma stratejisini yönlendirmesi de ekonomideki güven ortamının sağlanmasına katkıda bulunan olumlu gelişmeler olarak gözlenmiştir. Öte yandan yıl içinde meydana gelen bazı gelişmeler bu trendi frenleyerek, ekonomide dalgalanmalara neden olmuştur.



TABLO III.2.1

FAİZ ORANLARI

(Ağırlıklı Ortalama Bileşik Faiz Oranları)


 
İMKB

Tahvil ve Bono Pazarı

İMKB 
Repo-Ters Repo Pazarı (O/N)
 

Hazine İhaleleri(1)

APİ
(repo)

Bankalararası Para Piyasası (O/N)
Ocak
126,17
131,64
128,01
162,22
119,89
Şubat
121,09
125,75
125,24
131,70
116,62
Mart
102,11
125,32
103,41
139,41
114,34
Nisan
97,20
134,72
99,60
145,23
115,71
Mayıs
96,73
136,04
97,57
142,64
115,71
Haziran
107,34
128,37
109,71
141,79
115,61
Temmuz
96,78
104,45
94,07
113,49
103,30
Ağustos
99,31
107,38
96,96
111,55
103,46
Eylül
96,36
103,61
98,66
107,30
96,30
Ekim 
93,24
109,36
100,55
109,78
100,22
Kasım
78,68
106,32
93,32
109,18
100,92
Aralık
60,30
162,38
-
147,08
101,18

Kaynak: TCMB.

(1) Sabit kuponlu, değişken faizli ve TÜFE’ye endeksli ihaleler dahil edilmemiştir.

Geçtiğimiz yıl Rusya kriziyle birlikte başlayan likidite sıkışıklığı 1999 yılı boyunca devam etmiş, piyasalar eksi rezervle açılmıştır. Maaş ve vergi ödemeleri, Hazine’nin itfasının üzerinde borçlanması, dini bayramlar öncesi dönemlerde yaşanan emisyon talebi ve Merkez Bankası fonlamalarının dönüşlerinin altında kalması likidite sıkışıklığını destekleyen temel unsurlar olmuştur. Bununla birlikte Ocak ayında Brezilya’da yaşanan kriz ve uluslararası bir derecelendirme kuruluşunun Türkiye’nin notunu düşürmesi, Nisan ayındaki genel seçimler öncesi belirsizlik, Ağustos ayında Marmara Bölgesi’nde yaşanan deprem ve yıl sonuna doğru, Kasım ve Aralık aylarında, 2000 yılı probleminin yarattığı tedirginliğe bağlı ülkeden sermaye çıkışı likidite sıkışıklığını daha da artırmıştır.

Diğer yandan, Aralık ayında beş bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmesi ve bankaların pozisyon kapatmaya yönelik döviz ve efektif talebi de yine likidite sıkışıklığını artıran unsurlar arasındadır. Söz konusu bu dönemlerde Merkez Bankası, en yoğun döviz efektif satışlarını gerçekleştirmiş, faiz oranları yükselen ve dalgalı bir seyir izlemiştir. Sonuç olarak yatırımcılar yıl boyunca tüm iyimser beklentilerine rağmen temkinli davranmayı tercih etmişlerdir. İMKB’de tahvil ve bono pazarındaki faiz oranlarından da izlenebileceği gibi özellikle yılın ikinci yarısında Uluslararası Para Fonu ile yapılacak anlaşmanın makro dengeleri olumlu etkileyeceği beklentisi ile birlikte, faiz oranları Kasım ayına kadar kademeli bir düşüş göstermiş, son iki ayda ise keskin bir düşüş gözlenmiştir. Yıl süresince bazı kısa süreli dalgalanmalar dışında, mali piyasalarda ve seçim sonrası siyasi yapıdaki istikrar ikincil piyasada, tahvil ve bono faizlerini göreli olarak istikrarlı kılarken, özellikle likiditenin sıkıştığı dönemlerde repo-ters repo piyasasındaki faiz oranları ile arasındaki marjın açılmasına neden olmuştur.

Sıkışan piyasalara Merkez Bankası da APİ ve bankalararası para piyasasından gerçekleştirdiği işlemler yoluyla fon sağlamıştır. Yılın son üç aylık dönemine kadar ikincil piyasa tahvil ve bono faiz oranları bankalararası para piyasasında Merkez Bankası kotasyon aralığı içinde seyretmiştir. Yılın son çeyreğinde ise, özellikle 2000 yılına ilişkin enflasyon bekleyişlerinde gözlenen düşüşler, DİBS ikincil piyasa faiz oranlarının kısa vadeli faiz oranlarının oldukça altına inmesine neden olmuştur.

Repo-ters repo piyasasındaki faiz oranları genel olarak bu koridorun üzerinde seyretse de APİ faiz oranlarının fazla üzerine çıkmamıştır. Öte yandan yılın son ayında açıklanan 2000 yılı para programının piyasalar üzerinde yarattığı olumlu etki, tahvil ve bono faiz oranlarını, koridorun da altına düşecek kadar hızla aşağı çekmiştir. Yılın son iki gününde genel trendi göstermeyen ve yıl sonu nedeniyle aşırı sıkışan likiditeden kaynaklanan bir hızlı yükseliş olmuştur (Grafik III.2.1).



GRAFİK III.2.1

FAİZ ORANLARI

(Ağırlıklı Ortalama Bileşik)

Kaynak: TCMB.

Merkez Bankası son yıllarda enflasyon öngörüsüyle tutarlı bir kur politikasını içeren ve bilançosundan seçtiği kalemlerin büyümesi üzerine sınırlama getiren bir politika izlemektedir. Bu çerçevede bir yandan ekonomideki istikrarın korunması bir yandan da dış dengenin sürdürülebilmesi gözetilmiştir.

Merkez Bankası 1998 yılında Uluslararası Para Fonu ile imzalanan Yakın İzleme Anlaşması ile belirli dönemler için açıkladığı programlarla bilançosunda net iç varlıklar kalemini hedef alan bir politika uygulayacağını bildirmişti. 1999 yılında da bu uygulamaya devam edilmiştir. Buna göre net iç varlıklar kaleminin 5-9 Nisan ortalaması için 800-900 trilyon Türk lirası, Haziran ayı sonunda 1.000 trilyon Türk lirası, Eylül ayı sonu için eksi 1000 yıl sonu için ise eksi 1.100 trilyon Türk lirası olması hedeflenmiştir. Ancak yılın ilk yarısında yaşanan yoğun sermaye girişine bağlı olarak Merkez Bankası’nın APİ ile fonlamalarının azalması bu hedeflerden lehde yönde sapmalara neden olmuştur. Nisan ve Haziran ayı için net iç varlıklar kalemi sırasıyla eksi 369 ve eksi 899 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan Aralık ayında Uluslararası Para Fonu ile imzalanan stand-by anlaşması ile para ve kur politikası yeniden şekillendirilmiştir. Bu çerçevede temel olarak kurların önceden belirlenmesine dayanan ve dış varlık artışı karşılığı para yaratmayı benimseyen bir politika belirlenmiştir. Bu politikada, araç olarak APİ, bankalararası para piyasası, zorunlu karşılıklar ve döviz müdahaleleri kullanımına devam edilecek, ancak Türk lirası işlemler sterilizasyon amaçlı değil, net iç varlıklardaki dalgalanmaları azaltmak amacıyla kullanılacaktır. Yıl sonu net iç varlıklar tavan hedefi de revize edilerek eksi 1200 trilyon Türk lirası olarak değiştirilmiştir. Buna göre 31 Aralık 1999 performans kriteri olarak 10 Aralık 1999 ve 20 Ocak 2000 tarihlerindeki cari kurlardan hesaplanan bilançodaki net iç varlıkların ortalaması, 31 Aralık 1999 tarihine ilişkin performans kriteri olarak belirlenmiştir.

III.2.1.Açık Piyasa İşlemleri

1999 yılı sonu itibariyle APİ portföyünde bulunan menkul kıymetlerin alış fiyatı ile değeri 916,7 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Diğer yıllarda olduğu gibi 1999 yılında da açık piyasa işlemleri, döviz piyasası ve bankalararası para piyasası ile birlikte, ekonomideki likiditenin uygulanan para politikası doğrultusunda düzenlenmesine ve piyasalardaki istikrarın korunmasına yönelik olarak kullanılmıştır.

1999 yılı içerisinde APİ ile piyasaya net olarak toplam 122,5 trilyon Türk lirası verilmiştir. Aylar itibariyle bakıldığında, Merkez Bankası’nın yılın ilk yarısında açık piyasa işlemleri sonucunda piyasadan net olarak para çektiği, ikinci yarısında ise Eylül ayı dışında para verdiği görülmektedir. Yılın ilk yarısında sermaye girişinin etkisiyle APİ ile yapılan fonlamalar dönüşlerin altında kalmıştır. Bir başka deyişle piyasalar likidite ihtiyaçlarını, düşen enflasyon bekleyişlerine paralel olarak devalüasyon oranının da düşeceği beklentisiyle, Merkez Bankası’na döviz satışı yoluyla karşılamışlardır. Açık piyasa işlemleri ağırlıklı olarak repo işlemleri şeklinde ve Merkez Bankası’nın kendi penceresinden 1 hafta vadeli ihaleler yoluyla gerçekleştirilmiştir. Öte yandan özellikle yılın ikinci yarısında gecelik faiz oranlarındaki aşırı düşüşü engellemek amacıyla İMKB’de düşük miktarlarda ters repo işlemleri gerçekleştirilmiştir (Tablo III.2.2).



TABLO III.2.2

AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ


 
 
 

Doğrudan Alım (1)

 

Doğrudan Satım (2)

 

Ters Repo (3)

 

Ters Repo Dönüş (4)

 

Repo 
(5)

 

Repo Dönüş (6)

 

TCMB İtfa (7)

 

Net Etki (8) (*)

Ocak
137,8
0,8
0
0
3.399,0
3.993,9
0
-457,9
Şubat
2,4
58,7
0
0
3.825,2
3.973,6
57,8
-147,0
Mart
0
51,5
0
0
2.940,3
3.002,7
35,8
-78,1
Nisan
17,0
50,1
0
0
3.007,9
3.529,0
26,2
-528,1
Mayıs
0
46,7
0
0
1.860,1
1.926,5
16,3
-96,8
Haziran
3,4
28,8
0,1
0,1
2.342,9
2.337,9
0
-20,4
Temmuz
50,2
5,9
21,0
21,1
1.933,2
1.935,5
0
42,1
Ağustos
31,1
13,3
2,0
2,0
3.491,5
2.923,2
0
586,1
Eylül
39,7
61,3
143,6
143,9
3.335,6
3.930,3
41,3
-574,8
Ekim
0,3
0
1,5
0
3.474,8
3.204,1
0
269,5
Kasım
42,9
2,5
0
1,5
6.213,0
5.451,9
0
803,0
Aralık
68,3
0
0,0
0
7.435,7
7.286,2
107,1
324,9
Toplam
392,9
319,6
168,2
168,6
43.259,2
43.494,9
284,4
122,5

Kaynak: TCMB.

(*) (8)=(1) - (2) - (3) + (4) + (5) - (6) + (7).

Sonuç olarak bankalararası para piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle birlikte bilançoda APİ stoku 1998 yılı sonundaki 1.831 trilyon Türk lirası tutarındaki düzeyinden 1999 yılı sonunda 2.407 trilyon Türk lirası düzeyine yükselmiştir. Bir başka deyişle, sistemin Merkez Bankasına olan borcu yaklaşık yüzde 32 oranında artmıştır. Açık piyasa işlemlerinde gerçekleşen faiz oranları piyasadaki likidite ihtiyacına göre şekillenmiş ve yıl genelinde düşüş yönünde bir trend göstermekle birlikte özellikle Nisan ayında seçimler öncesinde ve yıl sonunda likidite sıkışıklığına ve pozisyon kapamalara bağlı olarak hızlı sıçramalar yapmıştır (Tablo III.2.1).
 
 






PARASAL TAKVİM İLE PİYASALARI YÖNLENDİREN

ÖNEMLİ GELİŞMELER

1 Ocak 1999 : Avrupa para birimi EURO yürürlüğe girdi.

4 Ocak 1999 : Merkez Bankası mevcut kur sepetini 1 ABD Doları + 0,77 EURO olarak izleyeceğini duyurdu.

5 Ocak 1999 : Hazine 2 yıl vadeli sabit faizli ve 3 ayda bir kupon ödemeli tahviller ihraç etmeye başladı.

8 Ocak 1999 : Hazine İnterbank‘ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildiğini açıkladı.

13 Ocak 1999 : Brezilya krizi.

22 Ocak 1999 : S&P Türkiye’nin kredi notunu “pozitif’ten istikrarlı’ya” çevirdi.

12 Şubat 1999 : Merkez Bankası disponibilite oranlarında değişiklik yaptı.

5 Mart 1999 : Merkez Bankası bankalararası para piyasası üst kotasyonunu yüzde 79’dan yüzde 77’e düşürdü.

24 Mart 1999: Bankaların bankalararası para piyasasında Merkez Bankası’ndan kullanabilecekleri kredi limiti artırıldı.

18 Nisan 1999 : Genel ve Yerel seçimler yapıldı.

9 Haziran 1999 : 57. Hükümet güvenoyu aldı.

23 Haziran 1999 : 4389 sayılı Bankalar Kanunu Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

5 Temmuz 1999 : Merkez Bankası, bankaların bankalararası para piyasası üst kotasyonunu üçer puan düşürdü. O/N kotasyonlar yüzde 46 ve yüzde 74 olarak belirlendi.

5 Temmuz 1999 : Merkez Bankası Gün İçi Limit (GİL) uygulamasına başlanacağı duyurdu.

27 Temmuz 1999 : Hazine ilk kez üç yıllık değişken faizli üç ayda bir kupon ödemeli tahvil ihraç etti .
 
 

11 Ağustos 1999 : Bankalararası para piyasasında bir ve üç aylık vadelerde bankalara verilen limitler çerçevesinde vadeli işlem uygulaması başlatıldı.

13 Ağustos 1999 : Uluslararası tahkimle ilgili Anayasa değişikliği TBMM’de kabul edildi.

14 Ağustos 1999 : Vergi yasasındaki değişiklik resmi gazetede yayımlandı . Yasa ile gelirin tanımı değiştirildi ve Mali Milat 2002 yılına ertelendi.

17 Ağustos 1999 : Marmara depremi.

1 Eylül 1999 : TL mevduat faizi üzerindeki stopaj oranı yüzde 13’e, repo faiz geliri üzerindeki stopaj oranı yüzde 12’ye yükseltildi.

8 Eylül 1999 : Merkez Bankası bankalararası para piyasası üst kotasyonunu dört puan düşürdü. Daha önce yüzde 46-74 olan O/N kotasyonu yüzde 55-70 oldu.

8 Eylül 1999 : Sosyal Güvenlik Kanunu TBMM’de kabul edildi.

26 Eylül 1999 : Türkiye G-20 grubuna dahil edildi.

26 Kasım: Ek Vergi Kanunu yürürlüğe girdi. Bu kapsamda Devlet İç Borçlanma Senetlerine ödenen faizlerden yüzde 4 ile 19 arasında faiz vergisi kesintisi getirildi. Ek Vergi Yasasıyla tahvil ve bono piyasasında kısa süreli hızlı faiz artışı gözlendi.

9 Aralık 1999 : Merkez Bankası 2000 yılından başlamak üzere uygulamaya konulacak üç yıllık para ve kur programını kamuoyuna açıkladı.

10 Aralık 1999 : Merkez Bankası mevduat munzam karşılıkları ve umumi disponibilite oranları ile ilgili değişiklik yaptı.

17 Aralık 1999 : 4389 sayılı Bankalar kanununda değişiklik yapan 4491 sayılı Kanun yürürlüğe girdi.

18 Aralık 1999 : Sermaye Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapan kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.

22 Aralık 1999 : Yurtbank, Egebank, Sümerbank, Yaşarbank ve Esbank Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi.



GRAFİK III.2.2
 
 
 
 

III.2.2.Bankalararası Para Piyasası İşlemleri

Bankalararası para piyasasında 1999 yılında işlem yapan banka sayısı, sekiz yeni bankanın katılımı ve bir bankanın çıkmasıyla 82 olmuştur. Gerçekleşen toplam işlem hacmi 58,2 katrilyon Türk lirası olup, bunun yüzde 98,5’i gecelik işlemlerden, yüzde 1’i T/N (bir iş günü sonrası valörlü, ertesi iş günü vadeli) işlemlerden ve yüzde 0,3’ü 1 ay vadeli işlemlerden oluşmuştur (Tablo III.2.3).

TABLO III.2.3

BANKALARARASI PARA PİYASASI(1)


 
 
Toplam İşlem Hacmi (Trilyon TL)
O/N

Toplam İşlem Hacmi

(Trilyon TL)

O/N

Ortalama Faiz

(Basit )

T/N

Toplam İşlem Hacmi

(Trilyon TL)

T/N

Ortalama Faiz

(Basit)

1 AY

Toplam İşlem Hacmi

(Trilyon TL)

1 AY

Ortalama Faiz

(Basit)

Ocak
3.042,2
2.948,0
78,88
73,0
79,00
-
-
Şubat
2.784,8
2.744,3
77,38
40,4
78,88
-
-
Mart
3.259,3
3.151,3
76,32
96,0
76,94
-
-
Nisan
7.211,5
7.101,4
76,96
110,1
76,98
-
-
Mayıs
7.309,9
7.217,8
76,96
92,1
76,95
-
-
Haziran
6.522,5
6.390,9
76,91
119,6
76,99
-
-
Temmuz
3.788,9
3.761,4
71,02
27,5
75,33
-
-
Ağustos
3.383,2
3.364,2
71,10
2,3
73,72
10,0
72,94
Eylül
3.751,0
3.716,3
67,51
0,2
70,00
34,5
71,92
Ekim
3.600,8
3.562,0
69,49
-
-
26,3
73,05
Kasım
4.566,8
4.524,8
69,84
-
-
39,0
72,80
Aralık
8.996,2
8.840,3
69,97
26,3
69,93
76,2
70,00

Kaynak: TCMB.

(1) İşlem hacmi rakamları tek taraflıdır.

Merkez Bankası bankalararası para piyasasında 1999 yılı boyunca net satıcı konumunda olmuştur. Merkez Bankasının bu piyasadan yaptığı (ağırlıklı olarak bir gecelik olmak üzere) fonlama miktarı özellikle Nisan, Mayıs ve Aralık aylarında belirgin bir sıçrama göstermiştir. 24 Mart’tan itibaren bankaların bankalararası para piyasasında Merkez Bankası’ndan kullanabilecekleri kredi limitinin artırılması bir yandan da bu piyasadan borçlanmanın maliyetinin göreli olarak düşmesi Nisan ve Mayıs aylarındaki sıçramanın temel nedenini oluşturmaktadır. Aralık ayındaki hareket ise yıl sonu nedeniyle yaşanan likidite sıkışıklığına dayanmaktadır (Tablo III.2.4).
 
 


TABLO III.2.4

BANKALARARASI PARA PİYASASINDA

MERKEZ BANKASININ İŞLEMLERİ

(Trilyon TL)


 
 
O/N

Alış

Tutar

O/N Alış

Ort.Faiz

(Basit)

 

O/N Satış

Tutar

O/N Satış

Ort.Faiz

(Basit)

 
 
 

O/N Net(1)

 
 
 

T/N
Net Alış

 
 
 

Toplam Net Alış(2)

Ocak
-
-
1.979,8
79,00
-1.979,8
-73,0
-2.071,2
Şubat
29,9
46,00
1.379,9
79,00
-1.350,0
-23,7
-1.373,8
Mart
10,4
46,00
1.852,9
77,28
-1.842,6
-57,4
-1.912,0
Nisan
-
-
6.175,6
77,00
-6.175,6
-103,0
-6.278,6
Mayıs
-
-
6.224,2
77,00
-6.224,2
-74,0
-6.298,2
Haziran
-
-
4.723,2
77,00
-4.723,2
-114,5
-4.849,7
Temmuz
41,1
46,00
1.085,5
74,39
-1.044,4
-15,0
-1.059,4
Ağustos
33,8
48,04
1.254,6
74,00
-1.220,9
-0,5
-1.221,3
Eylül
122,7
52,61
1.347,4
70,39
-1.224,7
-0,2
-1.224,9
Ekim
26,0
55,00
1.673,1
70,00
-1.647,1
-
-1.647,1
Kasım
-
-
2.899,7
70,00
-2.899,7
-
-2.899,7
Aralık
0,5
55,00
7.995,4
70,00
-7.995,0
-19,3
-8.057,6
TOPLAM
264,3
 
38.591,3
 
-38.327,1
-480,5
-38.893,4
ORTALAMA  
49,81
 
74,59
     

Kaynak: TCMB.

(1) Net alışlar, toplam alışlardan toplam satışlar düşülerek bulunmuştur. Negatif değerler, satışların

alışlardan fazla olduğunu göstermektedir.

(2) O/N, T/N ve 1 AY dışındaki işlemleri de kapsamaktadır.
 
 

Merkez Bankası 1999 yılı içinde Mart, Temmuz ve Eylül aylarında olmak üzere bankalararası para piyasasındaki kotasyonlarında üç kez değişiklik yapmıştır. Mart ve Temmuz aylarında kotasyon üst limitini sırasıyla 2 ve 3 puan düşürerek ekonomideki genel faiz düşüşüne destek vermeyi amaçlamıştır. Özellikle Temmuz ayında gözlenen hızlı sermaye girişi ve net dış varlık artışı Merkez Bankası’nın üst faiz kotasyon indirim kararını etkilemiştir. Öte yandan Eylül ayında kotasyon alt limiti 9 puan yükseltilirken üst limit dört puan düşürülmüştür. Böylece üst kotasyonun indirilmesi ile faizlerdeki düşüşe destek sürdürülürken, alt kotasyonun yukarı çekilmesi ile bir yandan faizlerin dalgalanma aralığının daraltılması bir yandan da likiditenin talep dışı artması durumunda oluşacak döviz talebinin engellenmesi amaçlanmıştır (Tablo III.2.5). Sonuç olarak bankalararası para piyasasında gerçekleşen ortalama bir gecelik faiz oranları yıl boyunca istikrarlı bir düşüş seyri göstermiştir.
 
 

TABLO III.2.5

BANKALARARASI PARA PİYASASINDA

MERKEZ BANKASI KOTASYONLARI

(Yüzde)

 
O/N

Talep

Basit

O/N

Talep

Bileşik

O/N

Teklif

Basit

O/N

Teklif

Bileşik

26 Ağustos 1998-4 Mart 1999
46,00
58,36
79,00
120,15
5 Mart-4 Temmuz
46,00
58,36
77,00
115,80
5 Temmuz-7 Eylül
46,00
58,36
74,00
109,43
8 Eylül-31 Aralık
55,00
73,25
70,00
101,24

Kaynak:TCMB

1999 yılında Merkez Bankası, bankalararası para piyasasında iki yeni uygulama başlatmıştır: İlk olarak, bankacılık sisteminde gün içinde oluşan acil fon ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve ödeme sistemlerindeki tıkanıklıkların giderilebilmesi amacıyla 5 Temmuz tarihi itibariyle Gün İçi Limit (GİL) uygulamasına başlamıştır. Sözkonusu uygulamayla bankalara, borç alabilme limitlerinin serbest tutarı kadar “sıfır faiz” karşılığında GİL kullanma imkanı tanınmıştır. Toplam 54 banka bu uygulamadan yararlanmıştır. İkinci olarak, mevcut işlemlere ek olarak vadeli işlemlere derinlik ve süreklilik kazandırılması amacıyla, bankalara para piyasası işlemleri için tahsis edilen borç alabilme limitleri dışında 1 ve 3 aylık vadelerde ve aynı gün valörlü işlemler için kullanılmak üzere Vadeli İşlem Limiti (VİL) tahsis edilmiş, kırık vadeli işlem uygulaması ise durdurulmuştur. 11 Ağustos tarihinde başlanan VİL uygulaması çerçevesinde Merkez Bankası vadeli işlemlere taraf olmazken, bankalara 1 ve 3 aylık vadelerde kendilerine tahsis edilen VİL ve yaptıkları vadeli satışlar toplamı kadar borçlanabilme imkanı tanınmıştır. Toplam 36 banka VİL çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlere taraf olmuştur.

III.2.3.Döviz ve Efektif İşlemleri

1999 yılında döviz ve efektif piyasalarında en fazla işlem hacmi 57,5 milyar ABD doları ve yüzde 58 pay ile Türk lirası- döviz piyasalarında gerçekleşmiştir. İkinci ve üçüncü sırayı 36,6 milyar ABD doları ve yüzde 37 pay ile döviz depo ile 3,3 milyar ABD doları ve yüzde 3 pay ile döviz-efektif piyasaları almışlardır (Tablo III.2.6).
 
 


TABLO III.2.6

DÖVİZ VE EFEKTİF PİYASALARI İŞLEM HACMİ(1)

(Milyon ABD doları)


 
TL Döviz
TL Efektif
Döviz Efektif
Efektif Efektif
Döviz Depo
Toplam
Ocak
5.964,0
77,6
295,6
0,4
2.069,1
8.406,7
Şubat
3.110,0
294,0
247,9
4,6
2.265,2
5.921,8
Mart
4.036,0
89,9
152,7
1,0
2.705,9
6.985,5
Nisan
5.062,0
182,2
204,3
2,8
2.700,6
8.151,8
Mayıs
3.420,0
29,6
62,3
0
2.700,8
6.212,7
Haziran
5.212,0
8,4
101,3
0
3.518,9
8.840,6
Temmuz
4.292,0
75,2
96,3
10,3
3.351,6
7.825,4
Ağustos
5.764,0
3,0
29,6
1,0
3.124,4
8.922,0
Eylül
5.656,0
26,6
53,2
5,0
3.480,5
9.221,3
Ekim
3.090,0
9,7
137,4
5,4
3.343,2
6.585,7
Kasım
5.968,0
63,5
227,8
15,7
3.693,9
9.968,8
Aralık
5.912,3
837,7
1.713,4
50,0
3.609,5
12.123,6
Toplam
57.486,3
1.697,4
3.321,6
96,1
36.563,6
99.165,8

Kaynak: TCMB.

(1) Tablo çift taraflı olarak hesaplanmıştır.

Döviz ve efektif piyasalarındaki işlemler genel olarak bankaların döviz nakit yönetimleri doğrultusundaki talepleri ve sermaye hareketleri çerçevesinde oluşmaktadır. Öte yandan, bilindiği gibi Merkez Bankası enflasyon öngörüsüyle tutarlı bir kur politikası izlemektedir. Dolayısıyla bu piyasadaki TCMB taraflı alım ve satım işlemleri, temel olarak Merkez Bankasının döviz sepeti kur hedefini tutturmaya yönelik müdahaleleri ile belirlenmektedir. Bu bağlamda 1999 yılına baktığımızda Merkez Bankası, yılın son iki ayı dışında, net alıcı konumda olmuştur. Bankalar yılın ilk aylarıyla birlikte hızlı bir döviz ve efektif satışına başlamıştır. Bunda likidite ihtiyacının döviz satışı yolu ile karşılanmasının göreli olarak düşük maliyetli olması etkili olmuştur. Enflasyon beklentilerinin düşmesi de bu durumu desteklemiştir. Öte yandan Ocak ayında Brezilya’da meydana gelen kriz, uluslararası bir derecelendirme kuruluşunun Türkiye’nin notunu düşürmesi, Nisan ayında genel seçimler öncesi yaşanan tedirginlik, Ağustos ayında meydana gelen Marmara depremi ve yıl sonunda 2000 yılı problemi tedirginliği, yabancı yatırımcıların ellerindeki tahvil ve bonoları satarak dövize yönelmelerine neden olmuştur. Ayrıca yıl sonu nedeniyle bankaların pozisyon kapatmaya yönelik döviz ve efektif talepleri de yoğunlaşmıştır.

Merkez Bankası 1999 yılında da kur sepetindeki aylık nominal devalüasyon oranını öngörülen enflasyon oranına paralel olacak şekilde belirlemeye devam etmiştir. Böylece bir taraftan dış ticaret dengesinin olumsuz etkilenmemesi sağlanırken, diğer yandan enflasyonun düşürülmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, Merkez Bankası, Ocak ayı başında 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren EURO’nun kullanımına başlanması nedeni ile kur sepetini değiştirdiğini açıklamıştır. Buna göre 1 EURO yaklaşık 1,96 Alman markı olarak sabitlendiği için mevcut kur sepeti
1 ABD doları + 0,77EUR olarak izlenmeye başlanmıştır. Yıl içindeki gelişmeler incelendiğinde ise ortalama kur sepetindeki aylık artışların Nisan, Temmuz Ağustos, Eylül, Ekim ve Aralık ayları dışında TEFE’deki artış oranlarının üzerinde seyrettiği görülmektedir. Aylık ortalama kur sepetindeki en düşük artış yüzde 3,2 ile Temmuz ayında gerçekleşirken, en yüksek artış yüzde 5,1 ile Aralık ayında gerçekleşmiştir. Ay sonu değerlerine göre hesaplanan kur sepetinde ise en düşük artış yüzde 3,1 ile Haziran ayında, en yüksek artış yüzde 5,6 ile yine Kasım ayında gerçekleşmiştir.



GRAFİK III.2.3

KUR SEPETİ VE TEFE

(Aylık Yüzde Değişim)


Ay ortalamalarına göre 1998 yılında Türk lirasının kur sepetinde yer alan para birimlerinden ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 53,7 iken 1999 yılında yüzde 71,7 olmuştur. Yıl sonu itibariyle, aylık ortalama kur sepetindeki artış yüzde 60,8 olarak gerçekleşmiş, TEFE’deki yıllık artış ise yüzde 62,9 olmuştur (Grafik III.2.3).
 
 
 
 

III.3. MENKUL KIYMET PİYASALARI

Sermaye Piyasası Kurulu kayıtlarına 1999 yılı Ekim ayı itibariyle alınan menkul kıymetler ihracı bir önceki seneye göre yüzde 23,8 düşüşle 641,3 trilyon Türk lirası olmuştur. Bu değer 1998 yılı Aralık ayı itibariyle 841,8 trilyon Türk lirasıydı. Sabit fiyatlarla Kurul kaydına alınan toplam menkul kıymet ihracı 1999 yılı aynı dönemi itibariyle 1,2 trilyon Türk lirasıdır.

Toplam menkul kıymetler stoku 1999 yılında ilk on aylık döneminde 25.690,6 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bunun yüzde 85,7 si kamu kesimi menkul kıymetleri, geri kalan yüzde 14,3 ü ise özel sektör menkul kıymetlerinden oluşmaktadır. Toplam özel sektör menkul kıymet stokları 3.684,3 trilyon Türk lirasıdır.

III.3.1.Birincil Piyasalar

III.3.1.A.Kamu Kesimi

Toplam kamu kesimi menkul kıymet stoku 22.006,2 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. 1998 yılına göre yüzde 86,7 oranında artmıştır. Kamu kesimi menkul kıymetler stok miktarının 17.824,3 trilyon Türk lirası devlet tahvilinden oluşmuştur. Bu stoklar içinde 1999 yılı ilk on aylık döneminde ihraç edilen devlet tahvili senetleri 2,6 katı yükselmiştir. İç borç servisinin yüksekliği yanısıra kamu harcamalarının kısıtlanamaması ve 17 Ağustos tarihinde meydana gelen depremin sonucu olarak harcamaların daha fazla artmış olması nedenleriyle borçlanma ihtiyacı devam etmiştir.

İlk on aylık dönem itibariyle 1999 yılında 16.885,0 trilyon Türk liralık devlet tahvili satışı gerçekleştirilerek son beş yıl içinde en fazla artış kaydetmiştir. Devlet tahvili satışları piyasanın yüzde 71’ini oluşturarak ağırlığını sürdürmüştür. Hazine bonosu stokları ikinci sırada yeralmış ancak önceki seneye göre yüzde 34,6 oranında azalmıştır. 1999 yılında geçen seneye göre yüzde 32,4 daha az ihracı yapılan hazine bonosu ve yoğun itfa sebepleri ile hazine bonosu stoklarında azalma meydana getirmiştir. Ocak-Ekim 1999 döneminde 8.478,2 trilyon Türk liralık hazine bonosu geri ödemesi yapılmıştır. Böylece hazine bonosu stokları 5.840,9 trilyon Türk lirası’ndan 3.817,1 trilyon Türk lirasına inmiştir. Gelir ortaklığı ve dövize endeksli senetler ihracı son üç yıldır yapılmamıştır. 1996 yılından beri ihraç edilmeye başlanılan özelleştirme tahvilleri stokunun önemli derecede artarak 364,8 trilyon Türk lirasına yükseldiği gözlemlenmiştir. Artış oranı 1999 yılı Ekim ayı itibariyle geçen yıl sonuna göre yüzde 106,4 olmuştur. 1999 Ekim ayı itibariyle en yüksek stok seviyesine ulaşan bu senetlerin stok artışındaki nedenlerin başında özelleştirme fonuna gelir sağlamak amacıyla bankalardan borçlanma karşılığında yapılan ihraçlar ile geçmiş beş yıl içinde çıkarılmış ve 1999 yılında vadesi dolmuş özelleştirme tahvillerinin ana para ve faiz ödemeleri karşılığında Ekim 1999 da yapılan yoğun ihraçlar gelmektedir.

Yüksek borçlanma gereği nedeniyle kamu kesimi sermaye piyasasındaki fonların büyük bir bölümünü kullanmaya devam etmiştir.



GRAFİK III.3.1
YILLAR İTİBARİYLE ÖZELLEŞTİRME İŞLEMLERİ

Özelleştirme alanındaki uygulamalar ile bir yandan mali piyasalara yönelmeyen yerli ve yabancı tasarrufları bu piyasalara yönlendirerek yeni kaynaklar yaratılması, diğer yandan da kamu kesiminin fonlar üzerindeki talebi nedeniyle sıkışan mali piyasa üzerindeki baskının hafifletilmesi amaçlanmış olmakla birlikte 1999 yılında da bu alanda fazla bir gelişme kaydedilememiştir. Gerçekleştirilen özelleştirme işlemleri özelleştirme faaliyetlerinin başlamış olduğu 1985 yılından bu yana 1999 yılında en düşük seviyesine inmiş ve sadece 22,9 milyon ABD dolarına ulaşmıştır. Özelleştirme programı ülkemizde yaşanan deprem felaketi ve son ekonomik gelişmelerde gözönüne alınarak 1999 yılı içinde revize edilmiş 1999 yılının son yarısı ile 2000 yılının ilk yarısını kapsayan dönem için tahmini ihale ve gerçekleşme takvimleri düzenlenmiştir. Bu takvim ile Deniz Nakliyat, Ankara Sigorta ve Güven Sigorta’nın blok satış yöntemiyle;TURBAN ve ORÜS’ün varlık ve tesislerinin satış veya devri suretiyle 1999 yılının 3 üncü çeyreğinde, Petrol Ofisi’nin yüzde 51’inin, ETAĞ, TAKSAN, İSDEMİR ve ASİL ÇELİK‘in blok satış, EBK, Türkiye Zirai Donatım A.Ş.nin varlık ve tesis satış veya devri suretiyle 1999 yılının 4 üncü çeyreğinde özelleştirilmesi şeklinde değiştirilmiştir. Bunlardan EBK, TZD, TÜGSAŞ, Sümer Holding ve ORÜS’e ait taşınmaz ve tesislerin özelleştirme işlemleri tesis ve varlık satış veya devri suretiyle 1999 yılının Şubat, Nisan, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında gerçekleştirilmiştir. 1999 yılı içinde blok satış, halka arz, uluslararası arz ve İMKB’de satış yöntemleriyle satış yapılmamıştır. Tesis ve varlık satış veya devir işlemlerinden 18,3 milyon ABD doları, Yarım kalmış tesis devirlerinden 0,5 milyon ABD doları ve bedelli devir işlemlerinden 4,0 milyon ABD doları olmak üzere toplam 22,9 milyon ABD doları elde edilmiştir. Bunun 21,1 milyon doları tahsil edilmiştir.

Yıllar itibariyle dalgalanmalar göstermekle birlikte 1990 yılından buyana,1991 ve 1996 yılları hariç, her yıl yaklaşık ortalama 450 milyon ABD dolarlık özelleştirme işlemi gerçekleştirilmiştir.

1986-1999 döneminde 4,6 milyar ABD doları özelleştirme işlemi yapılmıştır (Tablo III.3.1). Aynı dönemde 113 kuruluş hiç kamu payı kalmayacak şekilde özelleştirilmiş, geriye 76 kuruluş özelleştirme kapsamı ve programında kalmıştır.



TABLO III.3.1

1986-1999 DÖNEMİ GERÇEKLEŞTİRİLEN ÖZELLEŞTİRME İŞLEMLERİ

(Milyon ABD doları)


 
Toplam içindeki yüzde pay
1986-1998
1999
1986-1998
1999
Blok Satış
2.031,7
0
44,3
-
Tesis/Varlık Satışı
589,7
18.3
12,9
80,2
Halka arz
673,9
0
14,7
-
Uluslararası Kurumsal arz
721,9
0
14,7
-
İMKB’de satış
526,6
0
15,8
-
Yarım Kalmış Tesis satışı
3.847,2
0,5
0,08
02,2
Bedelli devirler
33,9
4,0
0,7
17,5
TOPLAM
4.581,6
22.9
100,0
100,0

Kaynak: T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı.

III.3.1.B.Özel Kesim

Sermaye Piyasası Kurulunun kayda almış olduğu menkul kıymet ihraçları toplamı 1999 Ocak-Ekim döneminde 641,3 trilyon Türk lirası olmuştur. Bu meblağın yüzde 78,1 ini hisse senetleri oluşturmaktadır. Bu dönemde 140,1 trilyon Türk liralık Menkul Kıymet Yatırım Fonu Katılma Belgesi (MKYF-KB) kurul kaydına alınmıştır. Kayda alınan toplam menkul kıymetler içinde yüzde 21,9 oranında bir paya sahiptir. Sabit fiyatlarla bu değerler 911,6 milyar Türk lirası hisse senetleri ve 251,2 Türk lirası MKYF-KB dir.

Toplam özel sektör menkul kıymet stokları 1999 yılı ilk on aylık döneminde 3.684,3 trilyon Türk lirasına yükselerek geçen yıla göre yüzde 94 artış göstermiştir. Bu artışın hemen tamamı hisse senetleri ihracındaki gelişmenin sonucudur. 1999 yılında özel sektör tahvili, finansman bonosu, varlığa dayalı menkul kıymet (VDMK), gayrimenkul sertifikası (GS), kâr-zarar ortaklığı belgesi (KZOB) gibi menkul kıymetlerin satışı yapılmamıştır.

Finansman bonosu, gayrimenkul sertifikası ve kâr-zarar ortaklığı belgelerinin stok miktarları sıfırlanmıştır. Özel sektör tahvili 1999 yılında ihraç edilmemiş, bu tahvil alacaklılarına 465,4 milyar Türk liralık itfa yapılarak stoklar yüzde 8,5 oranında azaltılmış, ve 5.028,2 milyar Türk lirası düzeyine indirilmiştir. Geçen seneden devrolan 7.305,0 milyar Türk lirası tutarındaki stokların tamamının itfası da gerçekleştirilerek VDMK stokları da tamamen eritilmiştir.

Yatırım fonları,Yatırım ortaklıkları, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları

Bireysel yatırımcıların fonlarını giderek artan bir şekilde kurumsal yatırımcılar aracılığı ile değerlendirmeye çalışmaları yatırım fonları, yatırım ortaklıkları ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarının önemini artırmıştır. Portföy yatırımlarının kurumsallaşması demek olan bu gelişme gittikçe önemi artan bir şekilde devam etmektedir.

Portföyünde tutması gereken hisse senedi oranına göre farklılık gösteren A ve B tipi yatırım fonları toplam portföy değerleri 867,7 trilyon Türk lirasıdır. Bunun 771,6 trilyon Türk lirası B tipi yatırım fonu portföy değeridir. B tipi yatırım fonlarının portföy dağılımına bakıldığında, portföylerinin yüzde 70,8 inin ters repo, yüzde 20 sinin devlet tahvili, yüzde 8,7 si hazine bonosu, yüzde 0,3 ü hisse senedi, ve yüzde 0,3 de yabancı devlet tahvili, yabancı hazine bonosu, yabancı hisse senedi ve diğer menkul kıymetlerden oluştuğu görülmektedir. Fonların hazine bonosu ve devlet tahvillerine portföylerinde hisse senetlerine göre daha fazla yer vermeleri geçmiş yıllarda olduğu gibi 1999 yılında da devam etmiştir. Repo, devlet tahvili ve hazine bonosunun getirilerinin 1999 yılının büyük bölümünde yüksek seyretmesi nedeniyle portföylerde bu kalemlere ağırlık verilmesine neden olmuştur.

Türkiye’de halka arz edilen yabancı yatırım fonlarının sayısı 13 dür. Bunların Kurul kaydına alınan pay sayısı 854458 olup bunun 313053 payı dolaşımdadır. Dolaşımda bulunan payların toplam değeri 4.337,8 bin ABD dolarıdır.

1991 yılından beri faaliyetlerini sürdürmekte olan A tipi yatırım ortaklıklarının sayısı 1999 yılı Ekim ayı itibariyle 21 dir. Bunların toplam piyasa değerleri Ekim ayı için 27,4 trilyon Türk lirasıdır. Portföy yapılarının çoğunluğu hisse senetleri yüzde 53,7, hazine bonosu yüzde 18,5, ters-repo yüzde 17,2, ve devlet tahvili yüzde 6,3 ve diğer menkul kıymetlerden yüzde 4,3 oluşmaktadır.

III.3.2.İkincil Piyasalar

İkincil piyasada gerçekleştirilen toplam işlem hacmi 1999 Ocak–Ekim döneminde 637,7 katrilyon Türk lirasına çıkmıştır. İkincil piyasalarda da en çok işlem gören senetler yine kamu kesimi menkul kıymetleri olmuş ve piyasanın işlem hacminin yüzde 96,7 si bu senetlerin alım satımından oluşmuştur.

Kamu sektörü menkul kıymet işlem hacmi 1998 yılı Aralık ayına göre 1999 Ekim döneminde yüzde 119,9 artarak 616,5 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bunun yüzde 66,4 ünü devlet tahvili ve yüzde 33,6 sını hazine bonosu alım-satımları oluşturmaktadır. Bir önceki seneye göre ikincil piyasada devlet tahvili işlem hacmi yüzde 272,4 oranında artarak 409,4 katrilyon Türk lirasına ve hazine bonosu işlem hacmi de yüzde 21,5 oranında artarak 207,1 katrilyon Türk lirasına yükselmişlerdir. Dövize endeksli senet ve konut sertifikası işlemleri ikincil piyasalarda 1999 yılında yer almamıştır. İkincil piyasalarda gelir ortaklığı senetleri de son dört yıldır işlem görmemektedir. Devlet harcamalarının azaltılamamasının ve yüksek getirisinin bir sonucu olarak kamu kesimi menkul kıymetleri ağırlığını ikincil piyasalarda da korumaktadır.

Özel sektör menkul kıymetleri hisse senetleri, banka bonosu ve finansman bonosu,özel sektör tahvili, VDMK’lerden oluşmaktadır. İkincil piyasalarda işlem gören özel sektör menkul kıymetleri toplamı 21,2 katrilyon Türk lirasıdır. Bunun yüzde 99,8’i hisse senetlerinden ve yüzde 0,2 si banka bonosundan oluşmaktadır. 1996 yılından beri ikincil piyasada işlem görmeyen finansman bonosu ilk defa 1999 yılında 199,8 milyar Türk lirası düzeyinde işlem hacmine ulaşmıştır. Özel sektör tahvili ve VDMK ikincil piyasada 1999 yılında işlem görmemiştir.

III.3.2.A.Hisse Senedi Piyasası

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal pazarında hisse senetleri işlem hacmi 1999 Ocak-Kasım dönemi itibariyle 26,5 katrilyon Türk lirası olmuş, bölgesel pazarlar, yeni şirketler pazarında işlem gören hisse senedi oldukça düşük düzeyde kalmıştır. Hisse senetleri piyasasında günlük ortalama işlem hacmi dalgalanmalar göstermişsede Kasım ayında Ocak ayına göre 3,1 katı artarak rekor kırmıştır. Bunda Ağustos ayında meydana gelen depremden sonra alınan ekonomik tedbirler ile IMF ile yapılması beklenilen anlaşmanın gerçekleşeceğine olan inanç ve Türkiye’nin Avrupa Birliği aday ülkeleri arasında yer alması beklentisi önemli rol oynamıştır. Hisse senetleri piyasası borsa pazarlarına 6 yeni şirket girmiş 2 şirketin ise çıkışı yapılmıştır. Böylece 1999 yılı Kasım ayı itibariyle Ulusal pazarda 253, bölgesel pazarda 10, yeni şirketler pazarında 1, gözaltı pazarında 17 olmak üzere toplam 281(1) şirket bulunmaktadır.
 
 

III.3.2.B.Tahvil ve Bono Piyasası

Kesin Alım Satım Pazarı

Kesin alım satım pazarında 1999 yılı Kasım ayı itibariyle işlem hacmi 32.7 katrilyon Türk lirası olmuştur. Bu bir önceki yıla göre yüzde 81.7 oranında bir artışı ifade etmektedir. Piyasada işlem gören menkul kıymetlerin tamamı kamuya aittir. Özel sektör menkul kıymetleri üzerinde hiç işlem yapılmamıştır. İşlem hacmi bu pazarda Ağustos ayı hariç küçük dalgalanmalar göstermekle beraber genellikle yükseliş yönünde gelişme göstermiş ve Eylül ayından itibaren kayda değer şekilde yükselmiştir. Bunda hükümetin uygulayacağı enflasyonu düşürme politikasında depreme rağmen kararlı olduğu izlemini vermesi, faizlerdeki düşüş ile IMF anlaşmasının yapılacağına kesin gözüyle bakılmasının ve AB ye üyelik adaylığının gerçekleşeceği beklentileri önemli rol oynamıştır.

Repo-Ters Repo Pazarı

Repo-ters repo pazarında işlem hacmi bir önceki yıla göre yüzde 122,6 oranında artarak 216,6 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır. 1998 yılında sözkonusu pazardaki işlem hacmi 97,3 katrilyon Türk lirasıydı. 1999 yılı Ocak ayından itibaren hızlı bir yükselişle Mayıs ayında 21,8 katrilyon Türk lirasına ulaşan işlem hacmi Haziran ayından itibaren daha istikrarlı gelişme göstermiş küçük dalgalanmalarla beraber Ekim ayında 21,5 katrilyona düşmüş Kasım ayında tekrar yükselerek 27,2 katrilyon Türk lirası olmuştur. Günlük ortalama işlem hacmi Kasım ayında 1,5 katrilyon Türk lirasına ulaşmıştır.

III.3.3. Aracı Kurumlar

Menkul kıymetler piyasasında faaliyet gösteren aracı kurumların sayısı, 49 tanesi bankaların kurdukları ve ayrı bir anonim şirket halinde faaliyet gösteren kurumlar olmak üzere toplam 139 tanedir.

Aracı kurum bazında menkul kıymet satışlarının dağılımına bakıldığında toplam 637,7 katrilyon menkul kıymetin Ocak-Ekim döneminde yüzde 92’sini bankaların kurdukları aracı kurumlar, geri kalan yüzde 8’ini de diğer aracı kurumlar gerçekleştirmişlerdir.

SPK’nın “Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”i, Resmi Gazete’de Temmuz ayında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tebliğ ile mali kuruluşların tanımı yeniden yapılmış, müşteri adına işlemlerin nasıl yürütüleceği ve getirilen kısıtlamalar açıklanmıştır. Ayrıca, Bankalar tarafından kurulan veya devralınan aracı kurumların bankalarla tesis edecekleri acentalıklar hariç olmak üzere, aracı kurumlar ile acentaları arasında yapılan sözleşmelerin fesh edilmesi ve bu tebliğin yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir yıl içinde ilgili aracı kurumlar feshedilen acentaların bulundukları yerde şube ve irtibat bürosu açmak istediklerinde SPK’ya başvuruda bulunmalarını hükme bağlamıştır.

III.3.4. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) bileşik endeksi 1999 yılı sonunda bir önceki yıl sonuna göre nominal olarak yüzde 485,4 artmıştır (Tablo III.3.2). 1999 yılında toplam 236 işlem gününün yüzde 56,4’ünü oluşturan 133 günde bileşik endeks getirileri pozitiftir. Yarısı yüzde 2,5’ten büyük olan pozitif getirilerin ortalaması yüzde 3, standart sapması yüzde 2,5’tir. Kalan 103 günde bileşik endeks getirileri negatiftir. Yarısı yüzde 1,5’tan küçük olan negatif getirilerin ortalaması yüzde -2,5 ve standart sapması yüzde 2’dir. En düşük ve en yüksek dörtte birlik gözlemler atılarak oluşturulan yüzde 50’lik ara dilimde, günlük getiriler yüzde –1,9 ile yüzde 2,9 arasındadır.



GRAFİK III.3.2
BİLEŞİK ENDEKS BİRİKİMLİ YÜZDE GETİRİLER

4 OCAK 1999 - 28 ARALIK 1999


 
 
 
 

İMKB’de 1999 yılındaki gelişmeler, birikimli getirelere göre üç ana dönemde incelenebilir: I. dönem (4 Ocak-7 Nisan), II. dönem (8 Nisan-11 Ekim) ve III. dönem (12 Ekim-28 Aralık). Toplam 236 işlem gününün 58 günü I. dönemde, 123 günü II. dönemde ve 55 günü III. dönemdedir. Grafik III.3.2 1999 yılında bileşik endeks getirilerini birikimli olarak göstermektedir. I. dönemde bileşik endeksin yılbaşına göre birikimli getirisi yüzde 89,6’dır (Grafik III.3.3).

GRAFİK III.3.3
BİLEŞİK ENDEKS BİRİKİMLİ YÜZDE GETİRİLER
I. DÖNEM (4 OCAK 1999 - 7 NİSAN 1999)


 
 


GRAFİK III.3.4
BİLEŞİK ENDEKS BİRİKİMLİ YÜZDE GETİRİLER
II. DÖNEM (8 NİSAN 1999 - 11 EKİM 1999)


 
 
 
 

25 Ocak’ta yılbaşına göre yüzde 7,3 gerileyen birikimli getiri, 19 Şubat’ta yüzde 43,1’e çıkmış ve dönem sonuna kadar yükselme eğilimi göstermiştir. Yaklaşık altı ay süren II. dönemde, yüksek dalgalanma gösteren bileşik endeks birikimli getirileri, yılbaşına göre yüzde 53,4 ile yüzde 137,8 arasındadır (Grafik III.3.4). III. dönemde bileşik endeks sürekli artış eğlimi göstererek, dönem sonunda yılbaşına göre yüzde 485,4 birikimli getiri sağlamıştır (Grafik III.3.5).





GRAFİK III.3.5
BİLEŞİK ENDEKS BİRİKİMLİ YÜZDE GETİRİLER
III. DÖNEM (12 EKİM 1999 - 28 ARALIK 1999)


 
 




GRAFİK III.3.6
BİLEŞİK ENDEKS 20 GÜNLÜK HAREKETLİ ORTALAMA GETİRİ VE RİSK (Yüzde) 4 OCAK 1999 - 28 ARALIK 1999


 
 
 
 
 
 

Grafik III.3.6 1999 yılında İMKB bileşik endeksine ilişkin 20-günlük hareketli ortalama getirileri ve riski göstermektedir. Hem getiriler hem de risk yıl boyunca yüksek değişkenlik göstermiştir. Getiri ve risk arasındaki ilişki de yıl boyunca dalgalanmıştır. Yılın tamamında getiri-risk arasındaki korelasyon katsayısı 0,29’dur. Ancak getiri-risk ilişkisi dönemler arası farklılık göstermektedir. Getiri-risk arasındaki korelasyon katsayısı, I. dönem için –0,42; II. dönem için 0,44; ve III. dönem için de 0,81’dir. I. dönemdeki negatif getiri-risk ilişkisi, yatırımcıların artan dalgalanmaya karşı, elde edilen getirinin azaldığını göstermektedir. III. dönemde getiri-risk arasında güçlü bir pozitif ilişki gözlenmektedir. Yatırımcılar, bu dönemde elde edilen yüksek getirilere yüksek risk alarak ulaşabilmiştir.

Grafik III.3.7 Ocak 1992-Aralık 1999 döneminde bileşik endeks için ay içi günlük ortalama getiri ve risk değerlerini göstermektedir. 1999 yılında ortalama günlük getiri yüzde 0,8; ortalama günlük dalgalanma yüzde 3,4’tür.



GRAFİK III.3.7
BİLEŞİK ENDEKS AY İÇİ ORTALAMA GÜNLÜK GETİRİ VE DALGALANMA (Yüzde)
 
 

Grafik III.3.8 1999 yılında bileşik endeks getirileri için Riske Maruz Değer (RMD) tahminleri ile gerçekleşen getirileri karşılaştırmaktadır. RMD, normal piyasa koşullarında, belirlenen bir güven düzeyinde belli bir dönem boyunca karşılaşabilinecek en çok kaybı özetleyen bir ölçüttür. Örneğin, 1999 yılında yüzde 95 güven düzeyinde ve 236 işlem gününde, bileşik endeks getirileri, 12 günden daha fazla tahmin edilen RMD’den düşük olmamalıdır. Gerçekleşen bileşik endeks günlük getirileri, 1999 yılı için 20-günlük hareketli ortalama tekniği kullanılarak tahmin edilen ortalama günlük getiri ve dalgalanma değerlerine göre oluşturulan geleceğe yönelik RMD’den yalnızca 13 gün daha düşük kalmıştır.



GRAFİK III.3.8
RİSKE MARUZ DEĞER YÜZDE 5 GÜVEN DÜZEYİ


 
 


TABLO III.3.2

İMKB ENDEKSLERİ


 
 
Bileşik
Mali
Sınai
1988
3,74(1)
   
 
120(2)
   
1989
22,18
   
 
561
   
1990
32,56
2,56
32,56
 
643
643
643
1991
43,69
33,55
49,63
 
501
385
570
1992
40,04
24,34
49,15
 
273
166
335
1993
206,83
191,90
222,88
 
833
773
898
1994
272,57
229,64
304,74
 
413
348
462
1995
400,25
300,04
462,47
 
383
287
442
1996
975,89
914,47
1.045,91
 
534
500
572
1997
3.451
4.522
2.660
 
982
1.287
757
1998
2.598
3.270
1.944
 
484
609
362
1999
15.209
21.181
9.945
 
1.663
2.315
1.087

Kaynak: İMKB Aylık Bültenleri.

(1) Kapanış fiyatlarına göre ve Türk lirası bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 1.

(2) Kapanış fiyatlarına göre ve ABD doları bazında. Bileşik endeks Ocak 1986 = 100. Tüm veriler yıl sonuna aittir.