EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU
(1
EKİM-31 EKİM 2000)
1.Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler:
Eurostat tarafından yapılan ilk tahminlere göre, Euro
Bölgesi reel GSYİH büyümesi 2000 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 0.9 olmuştur.
Bir önceki yılın aynı dönemine oranla reel GSYİH’nin, 2000 yılının ikinci
çeyreğinde yüzde 3.8 büyüdüğü tahmin edilmektedir.
Eurostat’ın 2000 yılının ikinci yarısı için yaptığı ilk
tahmin, bir önceki çeyreğe oranla dikkate değer değişiklikleri işaret
etmektedir. Reel GSYİH’deki üç aylık büyüme hızları sabit kalırken iç talepte
özellikle sabit sermaye birikiminden ve net ihracattan kaynaklanan bir azalma,
envanterlerdeki değişiklikler nedeniyle yaklaşık yüzde 1 tutarında bir artışla
dengelenmiştir. GSYİH tahminleri ve özellikle envanterlerdeki değişikliklere
yapılan revizyonlar veri olarak kabul edildiğinde büyümeye olan bu katkıların
bu yılın ikinci çeyreğinde dengelerde bazı değişiklikler yaratması
beklenebilir. Bu bağlamda, özel tüketim ve ihracat toplam GSYİH büyümesinin ana
kaynağı olmaya davam etmektedir. Özel tüketim harcamalarındaki yıllık artış,
2000 yılının ikinci yarısında yüzde 3.3 olmuştur. Euro Bölgesi içerisindeki
ticareti de kapsayan ihracat büyümesi ikinci çeyrekte yıllık yüzde 13’ün
üzerinde gerçekleşmiştir. Reel katma değerlerle Euro Bölgesi büyümesine ilişkin
tahminler aynı zamanda 2000 yılının ikinci yarısında sektörel faaliyetler
cinsinden büyümenin güçlü ve sürekli olduğunu göstermektedir. Sanayide inşaat
haricindeki ve hizmetlerde kamu yönetimi haricindeki reel katma değer sırasıyla
üç aylık yaklaşık yüzde 1 ve yıllık yaklaşık yüzde 5 artmıştır. Bayram
tatilleriyle bağlantılı olarak Euro Bölgesi sanayi üretimi Haziran 2000’de bir
önceki aya oranla azaldıktan sonra, Temmuz 2000’de artış kaydetmiştir.
2000 yılının üçüncü çeyreğini kapsayan araştırma verileri
sanayi faaliyetlerindeki büyümenin zirveye ulaştığını göstermektedir. Avrupa
Komisyonu İş ve Tüketici Araştırmalarına göre, Temmuz 2000’de Euro Bölgesi
sanayi güveni bir önceki ay erişilen rekor düzeye oranla biraz düşmüştür.
Ulusal kaynaklardan elde edilen veriler Ağustos 2000’de de bu durumun devam
ettiğini ancak Eylül 2000’de istikrar bulduğunu göstermektedir.
Avrupa Komisyonu İş ve Tüketici Araştırmalarına göre,
Euro Bölgesi tüketici güveni Ağustos 2000’de yükselerek Mayıs 2000’de
kaydedilen rekor düzeyindeki yüksek seviyeyi bulmuştur. Ancak, ulusal
kaynaklardan elde edilen veriler söz konusu güvenin Eylül 2000’de biraz
azaldığını göstermektedir. Tüketici güveni göstergesi tüketicilerin sadece
kendi mali durum değerlendirmelerini ve önemli tutarlarda satın alma işleri
gerçekleştirme konusundaki istekliliklerini değil, aynı zamanda genel ekonomik
durumu da göstermektedir. Söz konusu gösterge Ağustos ve Eylül 2000’de
gerçekleşen petrol fiyatlarındaki yüksek oranlı artış gibi unsurların tüm
ekonomi üzerinde ters bir etki yaratabileceğini de yansıtma eğilimindedir.
Esasen, petrol fiyatlarındaki artışlar ekonominin bütünü için reel gelirin
azaldığını ifade etmektedir. Bununla birlikte, istihdam artışının güçlü bir
şekilde devam etmekte oluşu tüketici güveni ve özel tüketim artışı üzerinde
özellikle petrol fiyatlarındaki artışların etkileri karşısında önemli bir karşı
denge oluşturacaktır.
Mayıs-Temmuz 2000 döneminde perakende satışlar bir önceki
yılın aynı dönemine oranla yüzde 3 artmıştır.
Ağustos 2000’de Euro Bölgesinde işsizlik oranı yüzde 9
düzeyinde gerçekleşmiştir. Temmuz ve Ağustos 2000 arasında işsiz sayısı 45.000
kadar artmıştır. Ocak-Haziran 2000 döneminde ise işsiz sayısında ayda ortalama
125.000 kişilik azalma kaydedilmiştir.
Son üç yılda Euro Bölgesi işsizlik oranı yüzde 2.6
düşmüştür. Temmuz 1997’de işsizlik oranı yüzde 11.6 ile rekor düzeyine
ulaşmıştı. İşsizlikte 2000 yılının ilk yarısında yüzde 0.5’lik bir azalma
gerçekleşmiştir. Söz konusu rakam 1999 yılının ikinci yarısında yüzde 0.3
olarak kaydedilmiştir. Temmuz ve Ağustos 2000 arasında işsiz sayısının 45.000
kişi kadar artış göstermesi işsizlikteki azalma hızında herhangi bir değişiklik
olarak değerlendirilmemekte ve bu durum mevsimsel nedenlere bağlanmaktadır.
Ekonomik faaliyetlerdeki sürdürülebilir büyüme ve müspet istihdam
beklentileriyle aynı paralelde olarak işsizlik oranındaki azalmanın devam
etmesi beklenmektedir.
Ağustos 2000’de 25 yaş altındakilere ilişkin işsizlik
oranı yüzde 17.5 düzeyine yükselmiştir. 25 yaş üzerindekilere ilişkin işsizlik
oranı ise yüzde 7.9 olarak gerçekleşmiştir.
II.Fiyat İstikrarına İlişkin Gelişmeler:
Eylül 2000’de Euro Bölgesi Uyumlaştırılmış Tüketici
Fiyatları Endeksi (HICP), Ağustos ayında yüzde 2.3 düzeyinde gerçekleştikten
sonra, son altı yılda kaydedilen en yüksek seviye olan yüzde 2.8 düzeyine
yükselmiştir. Bu durumun başlıca iki nedeni petrol fiyatlarının yükselmeye ve
euronun değer kaybetmeye devam etmesidir. Mevsimsel bazda gıda ve enerji hariç
tutulduğunda aynı döneme ilişkin olarak çekirdek enflasyondaki yıllık artış
yüzde 1.4 düzeyinde gerçekleşmiştir ki söz konusu rakam son iki yılda
kaydedilen en yüksek rakamdır.
III.Para Politikasına İlişkin Gelişmeler:
ECB, 5 Ekim 2000 tarihli Yönetim Komitesi toplantısında
faiz oranlarını yüzde 0.25 yükselttiğini açıklamıştır. Buna göre, refinansman
işlemlerine ilişkin faiz oranı yüzde 4.75, kredi işlemlerine ilişkin faiz oranı
yüzde 5.75 ve mevduat faiz oranı yüzde 3.75 düzeylerine çıkarılmıştır. ECB, 19
Ekim 2000 tarihinde ise, faiz oranlarını sabit bıraktığını bildirmiştir.
Ağustos 2000’de M3’ün yıllık artış hızı yüzde 5.6
düzeyine çıkmıştır. Temmuz 2000’de yüzde 5.1 olan M3’ün yıllık artış hızı
Haziran-Ağustos 2000 döneminde yüzde 5.3’e düşmüştür. Oysa, bu rakam,
Mayıs-Temmuz 2000 döneminde yüzde 5.5 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, mevsim
bazında ayarlanmış olarak M3’ün altı aylık büyüme hızı Mart-Ağustos 2000
döneminde yüzde 4.8’e düşmüştür. Şubat-Temmuz 2000 döneminde ise bu rakam yüzde
5.3 olarak gerçekleşmiştir.
Eylül 2000’de ise M3’ün yıllık artış hızı yüzde 5.5
olarak gerçekleşmiştir. Temmuz-Eylül 2000 döneminde M3 yıllık büyümesinin üç
aylık ortalaması yüzde 5.4 olarak gerçekleşmiştir. Haziran-Ağustos 2000
dönemindeki üç aylık ortalama da yüzde 5.4 olarak gerçekleşmiştir. Aylık bazda,
M3 Eylül 2000’de 11 milyar euro artış göstermiştir. Söz konusu artış, kısa
vadeli mevduattaki artıştan kaynaklanmaktadır.
IV.Döviz Kuruna İlişkin Gelişmeler:
Euro, Eylül 2000’de ABD doları karşısında değer
kaybetmeye devam etmiş ve 20 Eylül 2000 tarihinde başlangıcından itibaren en
düşük seviye olan USD 0.848 düzeyine inmiştir. 22 Eylül 2000 tarihinde ECB ile
ABD, Japonya, Kanada ve İngiltere Merkez Bankalarının ortak müdahalesinin
ardından euro ABD doları karşısında yüzde 3.5 değer kazanmış ve daha sonra dar
bir aralıkta dalgalanma göstermiştir. 4 Ekim 2000 tarihinde euro USD 0.87
üzerinden işlem görmüştür.
Euro, Japon yeni karşısında Eylül 2000’in ilk yarısında
değer kaybetmiştir. Bu durumun esas nedeni piyasalarda Japonya ekonomisinin
sürdürülebilir bir büyüme sürecine girmiş olduğuna dair güven oluşmasıdır. 22
Eylül 2000 tarihli müdahalenin ardından, euro yen karşısında yaklaşık olarak
yüzde 2.8 değer kazanmıştır.
4 Ekim 2000 tarihinde euro JPY 95.3 üzerinden işlem görmüştür.
Eylül 2000’de İngiliz sterlini euro ile karşılıklı olarak
nispeten dar bir aralıkta hareket etmiştir.
ABD doları karşısında ise, İngiliz sterlini, geçmişteki
istikrarlı ilişkinin aksine, büyük dalgalanmalar göstermeye devam ederek Ağustos
2000 süresince ve Eylül 2000 başında önemli oranda değer kaybettikten sonra,
Eylül’ün ikinci yarısında değer kazanmıştır. 22 Eylül 2000 tarihli müdahale
euronun İngiliz sterlini karşısındaki değerini çok sınırlı olarak etkilemiştir.
4 Ekim 2000 tarihinde euro GBP 0.60 üzerinden işlem görmüştür.
Euro 26 Ekim 2000 tarihinde dolar karşısında önemli
oranda değer kaybederek USD 0.823 düzeyine inmiştir. Bu durumun nedeni olarak
bazı analistler uzun vadeli yatırımların Euro Bölgesi içerisinde
gerçekleştirilmek yerine Bölge dışına yapılmasının süreklilik kazanmasını
göstermektedirler.
Eylül
2000 ortasından Ekim 2000 ortasına kadar nominal euro kuru yüzde 0.5 değer
kazanmıştır. Söz konusu dönemde, 2000 yılının başı ile karşılaştırıldığında
euronun değer kaybı yüzde 7.5, 1999 yılının ilk çeyreğine oranla değer kaybı
ise yüzde 17 olarak gerçekleşmiştir. Reel olarak, yani, Euro Bölgesi ile
başlıca ticaret ortakları arasında farklılaşan fiyat hareketlerine uyarlanmış
olarak, euro bütün mevcut fiyat deflatörleriyle ölçüldüğünde uzun dönem
ortalamanın altında kalmaya devam etmiştir.
V.Ödemeler Dengesine İlişkin Gelişmeler:
Ağustos 2000’de Euro Bölgesi cari işlemler açığı 2.2
milyar euro olarak kaydedilmiştir. Ağustos 1999’da ise Euro Bölgesi cari
işlemleri 1.8 milyar euro tutarında bir açık vermiştir. Ağustos 1999 ve Ağustos
2000 rakamları arasındaki bu artış gelirler ve cari transferlerdeki düşük
oranlı artışlardan kaynaklanmaktadır.
2000 yılının ilk sekiz ayında Euro Bölgesi cari işlemleri
18.9 milyar euro tutarında bir açık vermiştir. Oysa 1999 yılının aynı döneminde
söz konusu kalem 3.9 milyar euro tutarında bir fazla vermiştir. Olumsuz yöndeki
bu gelişmenin başlıca nedeni mal ticareti fazlasının 20.6 milyar euro tutarında
azalmasıdır. Diğer taraftan, cari transfer açığında 4.2 milyar euro tutarında
bir artış meydana gelmiştir. Hizmetler ve gelirlerdeki açıkta ise biraz düşme
kaydedilmiştir. Ağustos 2000’de ihracat 75.5 milyar euro, ithalat ise 70.9
milyar euro olarak gerçekleşmiştir.
Ağustos 2000’de, net doğrudan yatırımlar, Euro
Bölgesinden dışarıya 53.7 milyar euro, Euro Bölgesine ise 8 milyar euro
tutarında olmak suretiyle, net 45.7 milyar euroluk çıkış olarak
gerçekleşmiştir.
Ağustos 2000’de net portföy yatırımları ise 15.3 milyar
euro tutarında gerçekleşmiş ancak Bölge dışına hisse senedi çıkışı
kaydedilmemiştir.
2000 yılının ilk sekiz ayında Bölge dışına yapılan toplam
net doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımları 58.6 milyar euro olarak
saptanmıştır. 1999 yılının ilk sekiz ayında Bölge dışına net doğrudan ve
portföy yatırımı toplamı ise 125.1 milyar euro olmuştur.
V1.Borsalar ve Tahvil Piyasalarındaki Gelişmeler:
Eylül 2000’de piyasa katılımcıları petrol fiyatlarındaki
ani artışın tüketici fiyatlarına da yansıması olasılığının güçlü olduğunu
düşünmüşlerdir. Genel olarak, dönem içindeki bazı dalgalanmalara rağmen Euro
Bölgesindeki uzun dönemli devlet tahvili getirileri 4 Ekim 2000’de Ağustos 2000
sonundaki duruma nazaran yüzde 5.4’ün biraz üzerinde kalmıştır. ABD tahvil
piyasasında 10 yıl vadeli devlet tahvili getirisi Ağustos 2000 sonu-4 Ekim 2000
arasında 15 bp artmıştır. Sonuç olarak 10 yıl vadeli ABD tahvil getirileri ile
Euro Bölgesindeki karşılaştırılabilir getiriler arasındaki fark, Eylül boyunca
biraz artarak 4 Ekim 2000 tarihinde 50 bp düzeyine gelmiştir.
Japonya’da Ağustos sonu-Ekim başı arasında uzun dönem
tahvil getirileri çok az değişmiştir. Bu genel istikrar getirilerdeki çelişkili
gelişmelerin sonucudur. Eylül başında Japon tahvil getirileri, Japonya Merkez
Bankasının sıfır faiz oranı politikasından vazgeçmesinin ardından son bir yıl
içinde en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Ancak bu artış, Japon Merkez Bankasının
mevcut ekonomik durumda faizleri artırmak istemeyeceği yönünde gelişen
beklentilerle tersine çevrilmiştir. Getirilerin azalmasındaki diğer bir gelişme
de Japonya’da hisse senedi fiyatlarındaki dalgalanmadır.
Euro Bölgesinde çıkarılan 10 yıl vadeli devlet tahvili
getirileri Ağustos sonu ve 4 Ekim arasında genelde çok az bir değişiklik
gösterirken, zıt etkilere maruz kalan Euro Bölgesi tahvil piyasalarında bazı
dalgalanmalar oluşmuştur. Euronun Eylül ayının ilk yarısında değer kaybetmesi,
söz konusu etkilerden biridir.
Euro Bölgesi uzun dönem tahvil getirilerinin üzerinde
düşüş yönünde baskı oluşturan faktörlerden biri finans piyasalarında kısmen
petrol fiyatlarındaki mevcut değişmelerin sonucu olan, Euro Bölgesindeki
ekonomik faaliyetlerin hız kestiği (level off) yolunda oluşan bir görüştür. Ek
olarak döviz piyasalarında Eylül’ün ikinci yarısında euroyu desteklemeye
yönelik ortak müdahalenin ardından Euro Bölgesi tahvil getirileri bir ölçüde
azalmıştır.
Belli başlı uluslararası borsalarda Ağustos’taki
artışların aksine Eylül’de ve Ekim başında Dow Jones EURO STOXX endeksiyle
ölçülen hisse senedi fiyatları Ağustos sonu-4 Ekim arasında yüzde 5’e yakın
düzeyde gerilemiştir. ABD’de hisse senedi fiyatları aynı dönemde yüzde 5’den
fazla düşerken, Japonya’da bu düşüş yüzde 4’e yakın seyretmiştir. Piyasa
katılımcıları petrol fiyatlarındaki sürekli artışların küresel ekonomik
faaliyetlerdeki potansiyel geriletici etkisi üzerinde yoğunlaştıkları için söz
konusu fiyat artışları Eylül ayında ve Ekim ayı başında hisse senedi
fiyatlarında düşüş yönünde baskı yaratmıştır. Diğer taraftan, belli başlı
borsalarda Eylül’de ve Ekim başında yaşanan gelişmeler de, euronun değer
kaybının yarattığı, ABD teknoloji hisselerinin fiyatlarında düşüşe neden olan
ve yayılma etkisi göstererek diğer borsaların da düşüşe geçmesine yol açan
endişeyi yansıtmaktadır. Teknoloji hisselerinin fiyatlarındaki söz konusu değer
kaybı Eylül’de ve Ekim başında bu borsalarda yaşanan genel düşüşün ana
nedenidir.
Euro Bölgesi borsalarını etkilemesi açısından,
uluslararası gelişmeler ise şöyledir: ABD’de, Eylül’de ve Ekim başında yaşanan
düşüşler hisse senedi fiyatlarını S&P 500 endeksiyle ölçüldüğü şekliyle 4
Ekim 2000 tarihinde, 1999 sonu düzeylerinin yaklaşık yüzde 2 aşağısına
çekmiştir. Bunun iki temel nedeni vardır: Birincisi, petrol fiyatlarında Eylül
ayı süresince ve Ekim başında yaşanan artışların piyasa katılımcılarında ABD
firmalarının gelir beklentilerine dair iyimserlik azalışına neden olması,
ikincisi, USD’nin özellikle euroya karşı güçlü oluşunun piyasa katılımcılarında
ABD ihraç mallarına olan dış talebin düşmesinin, ihracat işlemleri yapan ABD
şirketlerinin kazanç artış hızlarının düşmesine neden olacağı endişesini
doğurmuş olmasıdır. Bu etki, ağırlıklı olarak ABD teknoloji piyasasındaki bazı
büyük şirketlerde görülmüştür. Bunu gösterir şekilde, daha ziyade teknoloji
şirketlerinden oluşan NASDAQ bileşik endeksi Ağustos sonu-4 Ekim arasında 1999
sonundaki değerinin yüzde 13 aşağısına düşmesine neden olan yüzde 16’lık bir
gerileme yaşamıştır.
Japonya’da Nikkei 225 endeksiyle ölçülen hisse senedi
fiyatları Ağustos’taki artışların aksine 4 Ekim’de 1999 sonundaki seviyenin
yüzde 15 aşağısına gerilemiştir. Diğer başlıca borsalardaki gibi Japonya
borsasında Eylül’de ve Ekim başında yaşanan zayıflık teknoloji piyasasında
faaliyet gösteren firmaların hisse senetleri fiyatlarında yaşanan düşüşün bir
sonucudur.
Euro Bölgesinde 4 Ekim 2000 itibarıyla hisse senedi
fiyatları 1999 sonundaki düzeylerinin aşağısına düşmüştür. Düşüşler kısmen
uluslararası piyasalardaki daha önce sözü edilen düşüşlerin yayılma
etkilerinden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda, Euro Bölgesindeki faaliyet
düzeyinin düşüp düşmediğine dair belirsizlikler bu düşme yönündeki baskılarda
etkili olmaktadır. Özellikle petrol fiyatlarındaki söz konusu artışlar Euro
Bölgesindeki şirketlerin gelecekteki karlılıklarıyla ilgili beklentileri
kötüleştirmektedir. Bu belirsiz durumda hisse senedi fiyatlarındaki dalgalanma,
Eylül’de ve Ekim başında artmıştır. Özellikle Dow Jones EURO STOXX 50
endeksindeki dalgalanma Ağustos sonundaki yıllık yüzde 19’dan, 4 Ekim günü,
Haziran ortalarından söz konusu tarihe kadar en yüksek seviyesi olan yüzde 23
düzeyine yükselmiştir.
ABD ve Japonya’daki gibi, Eylül’de ve Ekim başında Euro
Bölgesinde hisse senedi fiyatlarında kaydedilen düşüşler esasen teknoloji
sektöründe yaşanmıştır. Bu sektörde hisse senedi fiyatları Ağustos sonu-4 Ekim
arasında yüzde 15’den fazla düşmüştür ki bu, 1999 sonundaki düzeyinin ancak
yüzde 8 üzerindedir.
VII.Diğer
Gelişmeler:
ECB 17 Ekim 2000 tarihinde, Başkan Wim Duisenberg’in
istifa edeceği söylentilerini yalanlamıştır. Söz konusu spekülasyon,
Duisenberg’in euronun dolar karşısında gerilemesine döviz ticareti yapanların
müdahalelerinin neden olduğu yönündeki tartışma yaratan ifadesinden hemen sonra
ortaya çıkmıştır. ECB baş sözcüsü Manfred Koeber, Duisenberg’in istifa etmeye
hiçbir şekilde niyeti olmadığını bildirmiştir. Bilindiği gibi, Duisenberg
resmen 2006’da sona erecek sekiz yıllık bir dönem için hizmet vermektedir.
Ancak 65 yaşındaki ECB Başkanı yaşı dolayısıyla dönemin tamamında hizmet
veremeyeceğini de ifade etmiştir.
İngiltere ve İspanya 27 Ekim 2000 tarihinde AB’yi acilen
ekonomik ve sosyal reformlara hız vermeye ve gaz, elektrik ve telekomünikasyon
sektörlerinin liberalizasyonunu hızlandırmaya çağırmıştır. Tony Blair ve Jose
Maria Aznar Madrid’deki ikili bir zirveden sonra yayımladıkları ortak
bildirgede daha hızlı serbestleştirme, devlet yardımlarında büyük kesintilere
gitme ve reformların gerçekleştirilmesindeki gelişmeyi ölçmek için “benchmark”
uygulamasından daha çok yararlanılması gerekliliğine değinmişlerdir.
HAZIRLAYAN:
ZEYNEP ÜNGÜT