(15
Ekim-15 Kasım)
IMF
tarafından hazırlanan “World Economic Outlook” isimli yayınının Ekim-99
sayısında, Euro Bölgesi emek ve ürün piyasalarında serbestleşmenin
(deregulation) hızlı bir şekilde sürdürülmesi, ekonomik entegrasyonun daha
ileri düzeye çıkarılması ve bilgi teknolojilerinin yoğun şekilde adapte
edilmesi halinde Bölgenin halen ABD’nin yaşandığı sürdürülebilir ekonomik
büyümeyi sağlayabileceği belirtilmektedir.
Avrupa’nın 90’lı yıllarda
hayal kırıklığı yaratan yüzde 2’lik büyüme hızından sonra artan bir büyüme
trendini yakalama şansına sahip olduğu belirtilen yayında, işgücü
maliyetlerinin düşmesine yol açacak ve emek piyasalarında geniş esneklik
getirecek emek piyasası reformları ile artan rekabetle birlikte tüketicilere
daha fazla seçim ve daha düşük fiyatları getirecek olan mal piyasalarında tam
liberalizasyonun gerçekleştirilmesi gerektiği, bu sürece euronun nakdi olarak
tedavüle girmesinin destek vereceği vurgulanmaktadır.
Bölge
genelinde emek piyasalarında rekabeti ve elastikiyeti ortadan kaldıran temel
faktörler:
-Mevcut iş yasalarının aşırı koruyucu
olması ve çalışma saatlerini düzenleyen yasaların ABD’de olduğu gibi parttime
çalışma imkanı sağlamaması,
-Sosyal
güvenlik kesinti paylarının çok yüksek oluşu, (örneğin toplam işgücü
maliyetlerinin ABD’de yüzde 7.1’sine tekabül eden sosyal güvenlik kesintileri
Euro Bölgesi ülkesi olan İtalya’da yüzde 32 seviyelerindedir),
-Sendikaların zorlamasıyla asgari
ücretlerin ve işsizlik sigortalarının yüksek belirlenmesi,
olarak gösterilmektedir.
Euro
Bölgesi mal piyasalarında ise çeşitli tarife dışı engeller (teknik, fiziki,
mali) ile anti-subvansiyon, anti-damping, devlet yardımları gibi piyasalara
serbestçe giriş çıkışı engelleyen uygulamaların gerek rekabeti, gerekse
esnekliği ortadan kaldırdığı, yüksek fiyat ve maliyetlere yol açtığı ifade
edilmektedir.
Euro Bölgesi ekonomik büyüme oranının
Mayıs ayından itibaren tedrici olarak artığı, bu oranın 1999 yılı itibariyla yüzde
2.1, 2000 yılı için ise yüzde 2.8 olarak gerçekleşeceği belirtilmektedir.
Gerhard Schröder Başbakanlığındaki
Alman Hükümeti, seçmenlerden ve Sosyal Demokrat Partiden gelen engellemelere
karşı mali disiplin paketini benimsenmiştir. Mali disiplin paketiyle birlikte
kurumlar vergisinin oranlarının yüzde 40’dan yüzde 25’e inmesi beklenmektedir.
Bu paketin uygulamaya sokulmaması halinde ise Almanya’nın yapısal olarak
sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlamasının mümkün olmayacağı belirtilmektedir.
Söz
konusu paketin uygulamaya girmesiyle birlikte 1998 yılında yüzde 1.7 olan,
1999’da ise yüzde 1.4 olacağı tahmin edilen kamu açıkları/GSYİH oranının 2000 yılında yüzde 1.2’ye
ineceği öngörülmektedir.
ECB’nin baş ekonomisti Otmar Issing,
Almanya’nın Avrupa’nın hasta adamı olduğunu ve yüksek işsizlik ile düşük büyüme
sarmalında bulunan Alman ekonomisinin örnek alınmaması gerektiğini
açıklamıştır.
Dolaşımdaki para miktarı, gecelik
repodaki para miktarı, diğer kısa vadeli mevduat ve pazarlanabilir
enstrümanlardan oluşan M3 para arzı artış oranı Eylül ayında yüzde 6.1’e
yükselmiştir. Yıllık bazda M3 artış oranı üç aylık ortalaması ise (Temmuz-
Eylül) yüzde 5.9 a yükselmiştir. Söz konusu artışa dolaşımdaki para miktarı ile
gecelik repo miktarındaki yükselişin neden olduğu belirtilmektedir.
Öte
yandan ECB Yönetim Kurulunun 4 Kasım 1999 tarihinde aldığı faiz artırımı kararı
ile parasal varlıkları elde tutmanın fırsat maliyetlerinin yükseltmesi
nedeniyle M3 para arzı artışının frenleneceği ve böylece euro bölgesindeki
enflasyonist baskının azalacağı beklenmektedir.
Yunanistan’da iktidarda bulunan
sosyalist hükümet, 2001 yılında ülkenin Ekonomik ve Parasal Birliğe (EMU)
katılabilmesi amacıyla bu yıl yüzde 2.5 olan enflasyon oranının Euro Bölgesinin
en düşük enflasyonuna sahip üç ülkenin ortalama enflasyon oranı olan yüzde 1.5
seviyesine çekebilmek için son derece ılımlı bir ücret artışına gideceğini
açıklamıştır. Yunanistan’ın EMU’ya girmek için
2000 Mart ayı içinde Avrupa
Komisyonuna resmen başvuruda bulunacağı bu nedenle sıkı bütçe uygulamasına
devam edileceği, bütçe açığının yüzde 2.4 den bu yıl içinde yüzde 1.5 e
çekildiği ve bu durumun Komisyonun kararında etkili olacağı ifade edilmektedir.
Eylül 1999 ayı içinde uyumlaştırılmış
tüketici fiyatları endeksi (HICP) artış oranı Ağustos 1999 ayı seviyesini
koruyarak yüzde 1.2 olarak gerçekleşmiştir. Temmuz 1999’da yüzde 3.2,
Ağustos’ta yüzde 5.0 seviyesinde bulunan enerji fiyatlarındaki artışın Eylül
1999 ayında yüzde 6.4 düzeyine çıkması nedeniyle uyumlaştırılmış tüketici
fiyatları endeksi üzerindeki artış baskısı sürmüştür. 1999 Eylül ayında varil
başına 21.8 Eur olan petrol fiyatlarının 1999 Ekim ayında 20.8 Eur’a düşmesi
HICP üzerindeki baskıyı bir miktar azaltmış olmakla birlikte, önümüzdeki
aylarla petrol fiyatlarındaki yükselme trendinin devam edeceği beklentisi
nedeniyle Euro Bölgesi HICP’si üzerindeki artış baskısının süreceği tahmin
edilmektedir.
Öte
yandan Euro Bölgesi enerji ve telekomünikasyon sektörlerinde serbestleşmeye
(deregulation) gidilmesinin, bilgi teknolojilerinin yoğun şekilde kullanılmaya
başlanmasının ve rekabetin artırılmasının sonucu fiyatlar üzerindeki artış
baskısının hafifleyeceği ve bölge ekonomileri üzerinde olumlu etkiler
yaratacağı belirtilmektedir.
Euro Bölgesinin en büyük ekonomileri
olarak kabul edilen Almanya’da Ağustos ayında yüzde 0.7 olan enflasyon oranı
Eylül ayında yüzde 0.8’e yükselirken Fransa’da aynı oran bir önceki aya göre
yüzde 0.1 artarak Eylül ayında yüzde 0.6 olarak gerçekleşmiştir. İtalya’da ise
yıllık enflasyon oranı 1998 Eylül ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaşarak
yüzde 2.0 olmuştur. 1999 Eylül ayıyla mukayese edildiğinde 1999 Ekim ayında gerçekleşen enflasyon oranı yüzde
0.4’lük bir artışı göstermektedir. İtalya’daki söz konusu artışın ülkenin dünya
ham petrol fiyatlarındaki artıştan en yoğun şekilde etkilenen ülkelerden biri
olmasından kaynaklandığı belirtilmektedir.
Avrupa Merkez Bankası yönetim
konseyinin 4 Kasım 1999 tarihli toplantısında anahtar faiz oranlarının 50 bp
yükseltilmesi kararlaştırılmıştır. ECB’nin kararına göre;
- Repo faiz oranı 10 Kasım 1999 tarihi
itibariyla uygulamaya girmek üzere yüzde 2.50’den yüzde 3’e,
- Kredi faiz oranı 5 Kasım 1999 tarihi
itibarıyla uygulamaya girmek üzere yüzde 3.50’den yüzde 4’e,
- Mevduat faiz oranı ise yine 5 Kasım
1999 tarihi itibariyle uygulamaya girmek üzere yüzde 1.50’den yüzde 2’ye,
yükselmiştir.
Bu kararın altında yatan temel
faktörün, yaz başından beri M3 para
arzı artış oranındaki yükselişten kaynaklanan euro bölgesi fiyat istikrarı
üzerindeki tehdidin ortadan kaldırılması olduğu bildirilmektedir. 1999 Ağustos ayında yüzde 5.9 olan M3 para
arzı artış oranı Eylül ayında yüzde 6.1 düzeyine yükselmiş ve ECB referans değeri
yüzde 4.5 seviyesini önemli ölçüde aşmıştır.
ECB Yönetim Konseyi kararını takiben
İngiltere ve Danimarka Merkez Bankaları da ECB ile eşanlı olarak anahtar faiz
oranlarını artırmıştardır. İngiltere Merkez Bankası üç ay içinde ikinci kez
faiz artırımına giderek anahtar faiz oranını yüzde 5.25’den yüzde 5.5’e
yükseltmiştir. Danimarka Merkez Bankası ise anahtar menkul kıymet borçlanma
oranını 45 bp yükselterek yüzde 3.30 düzeyine, iskonto oranını ise 25 bp
yükselterek yüzde 3 düzeyine çıkarmıştır.
İngiltere’de 1999 yılının üçüncü üç
aylık döneminde beklenenden daha yüksek bir ekonomik büyüme hızının
gerçekleşmesi, ücretlerde meydana gelen artışlar ve İngiliz konut piyasalarında
oluşan canlanma, İngiltere Merkez Bankası’nın anahtar faiz oranlarını yükseltmesinin
temel nedenleri olarak belirtilmektedir.
Danimarka Merkez Bankasının faiz
artırımına gitmesinin ise Danimarka ile ECB’nin anahtar faiz oranları
arasındaki spread’nın daraltılarak Danimarka kronunun euro karşısında
istikrarının sağlanması amacından kaynaklandığı ifade edilmektedir.
Öte
yandan ekonominin büyümesinden ve emek piyasaların esnekliğini kaybetme
endişesinden kaynaklanan enflasyon riskini ortadan kaldırmak amacıyla Amerikan
Merkez Bankası FED Yönetim Kurulu 16 Kasım 1999 tarihli toplantısında faiz
oranlarını artırdığını duyurmuştur. Buna göre bu yıl içinde üçüncü kez artmış
olan kısa dönem faiz oranları yüzde 5 den yüzde 5.50 seviyesine yükselmiştir.
1999
Ekim ayı içinde döviz piyasalarında temel para birimlerinin kurlarında sürekli
olmamakla birlikte bazı olağan dışı dalgalanmalar meydana gelmiştir. Gelişmekte
olan piyasalarda döviz kuru hareketleri kısıtlı kalmakla birlikte piyasalar
güçlenmeye devam etmiştir.
EURO/USD
paritesi Ekim ayı ortalarında kısa süre için 1.09 gibi zirve bir seviye
yükselmiş, ayın sonlarına doğru ABD ekonomisindeki olumlu gelişmeleri gösteren
verilerin açıklanmasına ve Euro Bölgesinde süren enflasyonist baskının artışına
bağlı olarak 3 Kasım 1999 tarihi itibarıyla 1.05 seviyesine gerilemiştir. Euro
Bölgesinde görülen ekonomik iyileşmenin yeterliliği konusunda ve özellikle
Fransa ve Almanya’nın 1999 yılı büyüme tahminlerine ulaşamayacağı yönündeki
kuşkular euronun baskı altında kalmasına neden olmuştur. 1999 Ekim ayı boyunca
ECB’nin faiz artırımı yapıp yapmayacağı tartışmaları da USD’nin kısa dönemde
değer kazanmasına yardımcı olmuştur.
4
Kasım 1999 tarihinde ECB’nin yaptığı faiz artırımına karşın euronun dolara
karşı değer kaybetmeye devam etmesinin nedeni olarak Euro Bölgesi faiz oranları
ile ABD’de faiz oranları arasındaki farkın halen fazla olması gösterilmektedir.
ABD
ekonomisine ilişkin sanayi üretimi, verimlilik, kapasite kullanımı, harcamalar
ve konut sektöründe yaşanan olumlu gelişmeler ile bunlara ait verilerin
açıklanması, buna karşın Euro Bölgesinde ekonomiye ilişkin belirsizlikler ile
ekonomi politikaları konusunda süre gelen tartışmalar EURO/USD paritesindeki
yükselişi sınırlamaktadır.
Öte
yandan 1 Ekim -3 Kasım 1999 tarihleri arasında ticaret ağırlıklı nominal
efektif kur, Euro Bölgesinin en önemli 13 ticari partnerinin paraları
karşısında, euronun yüzde 2 değer kaybettiğini göstermektedir. Ekim ayı içinde
ortalama endeks, Eylül ayına göre büyük ölçüde değişmeyerek 94.4 düzeyinde
kalmıştır. Bu rakam, euronun yürürlüğe girdiği ilk üç aylık döneme göre yüzde
5.6’lık düşük bir seviyeyi
göstermektedir.
1999
Ağustos ayında Euro Bölgesi cari işlemler fazlası 1,5 milyar euro olarak
gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın aynı ayında bu rakkam 4,3 milyar euro olarak
gerçekleşmişti. Cari işlemler fazlasındaki bu düşüşün, dış ticaret dengesindeki
fazlanın erimesinden ve hizmet ticaretindeki fazlanın açığa dönüşmesinden
kaynaklandığı ifade edilmektedir.
Euro
bölgesinde 1999 yılının ilk sekiz ayındaki cari işlemler fazlası 36,4 milyar
euro olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın aynı dönemiyle mukayese
edildiğinde bu rakkam 9,1 milyar euroluk bir azalışı göstermektedir. Yılın
büyük bölümünde düşüş trendi gösteren mal ihracatı 1999 Ağustos ayında önceki
yılın aynı ayı ile mukayese edildiğinde yüzde 2.9 artmıştır. Yükselen dış talep
ile artan rekabetin fiyatlar üzerindeki olumlu etkisi, mal ihracatındaki bu
artışın nedenleri olarak gösterilmektedir.
İhracat
performansındaki yükselişe rağmen bir önceki yılın aynı ayı ile mukayese
edildiğinde 1999 Ağustos ayında ithalatın yüzde 7.7 artması sonucu dış ticaret
dengesi fazlası azalış eğilimini sürdürmüştür. Sözkonusu azalış trendinin,
euronun değer kaybetmesinden ve dünya petrol fiyatların artması sonucu ithal
fiyatlarının yükselmesinden kaynaklandığı belirtilmektedir.
1999
yılının ilk dokuz ayı sonunda Euro Bölgesi cari işlemler fazlası bir önceki
yılın aynı dönemiyle mukayese edildiğinde yüzde 20’lik bir azalış göstermiştir.
Bu azalışın, esas itibariyla, ihracat fiyatlarının düşmesine karşın ithalat
fiyatlarının aynı kalmasından kaynaklandığı ifade edilmektedir.
VI- BORSA VE TAHVİL PİYASALARINA İLİŞKİN GELİŞMELER
ECB
ilk kez Euro Alanı menkul kıymetlerine ait istatistikleri yayımlamıştır. Buna
göre 1999 Temmuz ayı itibarıyla Euro Alanı menkul kıymet stoğunun, 545,8 milyar
euroluk bölümü bir yıldan kısa vadeli, 5.056,4 milyar euroluk bölümü ise bir
yıldan uzun vadeli olmak üzere toplam 5.602,2 milyar euroya ulaştığı
açıklanmıştır. 1999 Ocak-Temmuz aylarını kapsayan yedi aylık dönemde ise
1.278,4 euroluk kısmı bir yıldan uzun vadeli 717,2 euroluk kısmı ise bir yıldan
kısa vadeli olmak üzere toplam 1.995,6 euro tutarında menkul kıymet ihraç
edilmiştir. 1999 yılında ihraç edilen menkul kıymet toplamının yüzde 94’ünün
bir yıldan uzun vadeli olduğunu göstermektedir. Dünya genelinde 1999 Haziran
ayı sonu itibariyla altı aylık dönem içinde euro cinsinden işlem gören menkul
kıymet tutarı 5.901,1 milyar euroya ulaşmıştır. Bu miktarın yüzde 91’i Euro
Bölgesi yerleşik kurum ve kuruluşlara ait menkul kıymetler olduğu yüzde 9’unun
ise Euro Bölgesi dışındaki ihraççılara ait olduğu açıklanmıştır.
1999
Mayıs ayı ile Ekim ayının ilk haftalarına kadar geçen süreç içinde Euro Bölgesi
uzun dönem devlet tahvilerinin getirilerindeki artış trendi devam etmiştir.
1999 Ekim ayında Euro Bölgesi M3 para arzına ait verilerin açıklanmasıyla
birlikte söz konusu artış trendinin ayın sonlarına doğru bir miktar azaldığı
gözlemlenmiştir.
3
Ekim 1999 tarihi itibariyle 10 yıllık devlet tahvillerinin getiri oranı yüzde
5.3 olarak gerçekleşmiştir. 1999 Ekim ayının geniş bölümünde Euro Bölgesi
devlet tahvilleri getirilerindeki gelişmeler uluslararası tahvil
piyasalarındaki getiri dalgalanmalarının yanısıra, Euro Bölgesindeki ekonomik
gelişmeye ait beklentilerdeki değişmelerden kaynaklandığı belirtilmektedir.
8
Kasım 1999 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen AB Maliye Bakanları (Ecofin)
toplantısında 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren euro banknot ve madeni paralara
geçiş sürecini hızlandırmak üzere bazı kararlar alınmıştır. Buna göre;
1)
Üye ülkeler, 1 Ocak 2002 tarihinin ilk iki
haftasından itibaren, tüm nakit ödemelerinin euro cinsinden yapılmasının
sağlanması için gerekli tüm çabayı sarfedeceklerdir.
2) Üye ülkeler, yeni ve eski banknot ve madeni
paraların birlikte dolaşımda bulunacakları sürenin 4 hafta ile 2 aylık bir süre
aralığını kapsamasına karar vermişlerdir. Üye ülkeler bu tarihten sonra da eski
banknot ve madeni paraların değişimine olanak tanıyacaklardır.
3) 2002 yılının ilk günlerinde yeterli para
miktarının tedavülünün temini amacıyla, 1 Ocak 2002 tarihinden önce bankalara
ve diğer bazı finansal kuruluşlara euro banknot ve madeni paraları temin
edilecektir.
4) Üye ülke yurttaşlarının, yeni madeni
paralara aşina olabilmeleri ve ulusal paralardan euroya dönüşümün olanaklı
kılınabilmesi amacıyla, üye ülkeler, 2001 yılının ikinci yarısından önce
olmamak kaydıyla sınırlı miktarda madeni parayı nüfusun belli bir bölümüne
temin edeceklerdir.
Euro
Bölgesi işsizlik oranının 1999 yılında Japonya ve ABD’den iki kat daha yüksek
olarak gerçekleşeceği belirtilmektedir. Euro Bölgesindeki işsizlik
oranlarındaki tedrici düşüşün nedeni olarak bölgesel farklılıklar
gösterilmektedir. Hollanda’da yüzde 3.1 düzeyinde bulunan işsizlik oranı İspanya’da
yüzde 15.4 civarındadır.
AB
İstatistik ofisi Eurostat, 1997 Eylül ayında yüzde 11.7, bir önceki yılın aynı
ayında ise yüzde 10.7 olan Euro Bölgesi işsizlik oranının Eylül ayı itibariyle
yüzde 10 seviyesinde gerçekleştiğini açıklamıştır. Böylece 1999 Ağustos ayında
yüzde 10 olan işsizlik oranı Eylül ayında da değişmemiştir. Eurostat daha önce
1999 Ağustos ayı işsizlik oranının yüzde 10.2 olacağı tahmininde bulunmuştu.
Ekonomistler, Euro Bölgesindeki ekonomik iyileşmeye bağlı olarak önümüzdeki
yılda da işsizlik oranlarında düşme meydana geleceği tahmininde bulunmakta ve
ekonomik iyileşmenin yanısıra emek ve mal piyasalarında yapısal reformların
gerçekleştirilmesi halinde işsizlik oranlarındaki düşüşün hız kazanacağını
ileri sürmektedir.