(15
EYLÜL-15 EKİM)
I-
Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler:
IMF'nin
yılda iki kez yayınlanan "World Economic Outlook" isimli yayınının
son sayısında, Avrupa ekonomilerinin belirli bir büyüme trendi içine girdikleri
ve Euro Bölgesinde bu yılın sonuna kadar bir faiz değişiminin olası
görülmediği, Euro Bölgesi ekonomilerinin 1999 yılında yüzde 2.1, 2000 yılında
ise yüzde 2.8'lik büyüme göstereceği ifade edilmiştir. Bunun yanısıra sosyal
güvenlik, kamu harcamaları, vergiler, emek piyasaları gibi alanlarda yapısal
reformların gerçekleştirilemediği, petrol fiyatlarında dikkate değer bir
artışın yaşandığı, buna rağmen yıllık enflasyon oranının yüzde 1-1.2 civarında
tutulduğu bir ortamda gerçekleşen Euro Bölgesindeki söz konusu ekonomik
büyümenin önemli olduğu ve yapısal reformların sürdürülmesi halinde daha yüksek
büyüme oranlarına ulaşılacağı belirtilmektedir. Aynı yayında, ayrıca Avrupa'nın
ve Euro Bölgesinin en büyük ekonomisi olan Almanya'da 1999 yılında yüzde 1.4
olan ekonomik büyümenin, 2000 yılında 2.5, İtalya'da 1999 yılında yüzde 1.2
olan büyümenin 2000 yılında 2.4, Fransa'da ise 1999 yılında yüzde 2.5 olan bu
oranın 2000 yılında yüzde 3 olarak gerçekleşeceği bildirilmektedir. Öte yandan
euronun zayıflığı, 1999 yılı içinde yapılan faiz indirimi, parasal koşulların
ekonomik iyileşmeyi destekleyici yönde olması ve gelecekle ilgili olarak
piyasaların iyimser beklentiler içinde bulunmalarının ekonomik büyümeyi
destekleyen ana unsurlar olduğu ifade edilmektedir.
Sanayi sektörünün artan rekabet koşulları nedeniyle
yeniden yapılanmaya gitmesi, Bölge genelinde serbestleşmenin (deregulation)
giderek artması, sermaye piyasalarının daha dinamik hale gelmesi, hükümetlerin
vergileri azaltmayı planlaması nedenleriyle euronun uygulamaya konduğu tarihe
göre Euro Bölgesinin artık daha da güçlü bir görünüm arz ettiği
belirtilmektedir.
Fransa Ulusal Araştırma Enstitüsü yetkilileri, 1999
yılında yüzde 2.2-2.5
arasında, 2000 yılında ise yüzde 3 olarak gerçekleşmesi beklenen ekonomik
büyümeyi destekleyen en önemli unsurların iç talepteki canlılık ve ihracat
performansındaki artış olduğunu açıklamışlardır.
Temmuz ayında yüzde 5.8 olan 12 aylık M3 para arzı
artış oranı Ağustos ayında 5.7'e düşmüştür. Bu oran ECB tarafından açıklanmış olan
yüzde 4.5'lik referans oranının oldukça üstünde bulunmaktadır. Euro Bölgesinde
M3 para arzındaki söz konusu büyüme, parasal varlıkları (özellikle en fazla
likiditeye sahip olanlar) elde tutmanın fırsat maliyetlerinin oldukça düşük
olması, Euro Bölgesi ekonomilerindeki canlanma ile temel olarak özel sektör
kredi hacmindeki artıştan kaynaklanmaktadır. M3'deki bu artışın ECB'nin Euro
Bölgesi yüzde 2'lik enflasyon hedefine varılmasında bir problem doğurmayacağı
ve eldeki verilere bakıldığında 1999 yılı enflasyonunun yüzde 1-1.2 civarında
gerçekleşeceği, bu nedenle ECB'nin para stratejisini değiştirmeyeceği tahmin
edilmektedir.
Bundesbank Başkanı Ernst Welteke 26 Eylül pazar günü
ABD’nin Washington kentinde uluslararası bir toplantıda yaptığı konuşmada, Euro
Bölgesindeki para arzındaki artışın normal dışı yorumlanmaması gerektiğini ve
bu artışın kısa dönemde Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikasında bir
değişiklik yaratmayacağını açıklamıştır.
İspanya'nın merkez sağ hükümeti kamu sektörü açığını
kapamak ve enflasyonu daha sıkı kontrol altına almak amacıyla hazırlanmış olan
taslak bütçeyi onaylamıştır. İspanyol Hükümeti, daha önce hazırlanmış olan
istikrar programı dahilinde planlanmış olan yüzde 1'lik bütçe açığı hedefini
yüzde 0,8 olarak yeniden belirlemiştir. Ayrıca söz konusu program 2002 yılında
bütçe açığını tamamen ortadan kaldırmayı, petrol ürünleri fiyatlarından
kaynaklanan fiyat artışlarını, vergi reformunu gerçekleştirmek ve rekabeti
güçlendirmek yoluyla düşürmeyi amaçlamaktadır.
İspanya'daki sıkı bütçe uygulamasına benzer şekilde
İtalya'da da kısa dönem kamu açıklarını azaltmak üzere hazırlanan yeni bütçe
Başbakan Massimo D'Alema tarafından açıklanmıştır. Ancak söz konusu bütçe kamu
harcamalarında yapısal reformlar içermemektedir. Yeni bütçe ile getirilecek
kamu harcamalarındaki sıkılık sonucu, halihazırda yüzde 2.4 olan kamu
açığı/GSYİH oranının yüzde 0.6'ya inmesi hedeflenmektedir. Ancak İtalyan
hükümeti önemli bir açmaz içinde bulunmaktadır. Bir yandan mali sıkılık ile
bütçe açıklarını indirmeyi amaçlarken diğer taraftan yıllardır Avrupadaki ana
rakip ekonomiler karşısında zayıf kalmış olan İtalya ekonomisine canlılık
sağlamayı ve rekabet düzeyinin yükselmesini amaçlamaktadır. Bu iki hedef
birbirleriyle çelişmektedir. Ayrıca faiz oranlarının ECB tarafından
belirlenmesi ve euronun kabulü ile, liret üzerinde devalüasyon yapılabilme
imkanının kaybolmasıyla birlikte hükümetin elinde ekonomiye müdahale aracı
olarak sadece maliye politikası araçları kalmıştır. İtalya'nın büyümeyi
artırabilmesi, aynı zamanda da bütçe hedeflerine varabilmesi için bugün devlete
çok pahalıya mal olan emeklilik sisteminde mutlak surette reforma gitmesi ve bu
alanda yapılan harcamalarını kısması gerekmektedir. Öte yandan güçlü durumda
olan sendikaların bu reformlara şiddetle karşı çıkması hükümetin söz konusu
reformları gerçekleştirmesini zorlaştırmaktadır.
II. Fiyat İstikrarı ile İlgili Gelişmeler:
Avrupa Birliği resmi İstatistik Ofisi (Eurostat)
Euro Bölgesindeki 11 ülkenin Temmuz ayında yüzde 1.1 olan harmonize edilmiş enflasyon
oranının Ağustos ayında yüzde 1.2 düzeyine çıktığını açıklamıştır. Yapılan
açıklamada Haziran ayında bu oranın yüzde 0.9 olduğu göz önüne alındığında
aylık bazda söz konusu artışın dikkate değer olduğu vurgulanmakta ve 15 üyeli
AB bütününe bakıldığında yine Temmuz ayında yüzde 1.1 düzeyinde bulunan
ortalama enflasyon oranının Ağustos ayında Euro Bölgesiyle benzerlik gözlenerek
yüzde 1.2 ye yükseldiği belirtilmektedir. Ayrıca 1999 yılının önceki aylarıyla
mukayese edildiğinde Ağustos ayındaki söz konusu yükselişin, petrol fiyatları,
özel vergiler ve yaz dönemi harcamalarındaki artış ile dönemsel olarak yapılan
toplu sözleşmeler sonucunda meydana gelen ücret artışlarından kaynaklandığı
ifade edilmektedir. Eurostat Analizcileri bir önceki yıl ile mukayese
edildiğinde Euro Bölgesi ile AB bütünündeki enflasyon oranının bu artışa rağmen
bir istikrar içinde olduğunu belirtmişlerdir. 1998 yılı Ağustos ayı Euro
Bölgesi enflasyon oranı yüzde 1.1, AB bütünündeki enflasyon oranı ise yüzde 1.3
olarak gerçekleşmişti.
Ağustos ayında Euro Bölgesinde en yüksek enflasyon
oranı yüzde 2.5 ile Hollanda ile yüzde 2.4 ile İrlanda'da ve İspanya'da; en
düşük enflasyon oranı ise yüzde 0.5 ile Fransa ve Avusturya'da gerçekleşmiştir.
Avrupa Komisyonu ile Eurostat yetkilileri önümüzdeki
1999 yılı Eylül ayında enflasyon oranının yüzde 1.3 olacağını, bu oranın Ekim
ayında yüzde 1.4, Kasım ayında yüzde 1.5, Aralık ayında ise yüzde 1.6 olarak
gerçekleşeceğini tahmin etmektedirler. Bu beklenen tedrici artışın altında
yatan temel etmenler arasında, para arzının ana göstergesi M3'ün önümüzdeki
aylarda da yüzde 5.8 gibi yüksek bir düzeyde kalacağı ve 1999 Eylül ayında
dünya petrol fiyatlarındaki artışın (varil başına 21.8 euro) önümüzdeki aylarda
üretim malları fiyatlarının yükselmesi yönünde direkt olarak etkide bulunacak
olması gösterilmektedir (Petrol fiyatları Ağustos ayında varil başına 19.2
euro, Eylül ayında 21.8 Euro, 6 Ekim 1999 tarihi itibarıyla 21,3 euro
seviyelerinde seyretmiştir).
Varil başına 1996 yılında 15.9 euro, 1997 yılında
17.1 euro, 1998 yılında 12.0 euro ve 1999 yılı başında 14.4 euro civarında
bulunan dünya petrol fiyatlarının 1999 Ağustos ayında 19.2 euro, 1999
Eylül ayında ise 21.8 euroya yükselmesi
Euro Bölgesinde önümüzdeki aylarda da sürmesi beklenen fiyat artışının temel
nedeni olarak gösterilmektedir.
Bütün bu gelişmelere karşın bu yılın sonunda yüzde
1-1.2 arasında, 2000 yılında ise yüzde 1.5 civarında gerçekleşmesi beklenen
yıllık enflasyon oranlarının ECB'nin hedeflediği yüzde 2 oranının altında
kalmasının enflasyonun kontrol altında tutulduğunun göstergesi olduğu
belirtilmektedir.
III. Faiz Oranları ile İlgili Gelişmeler:
ECB 11 ülkeli Euro Bölgesinde orta dönem fiyat
istikrarı hedefini güvence altına almak amacıyla 2000 yılı başından itibaren
faiz artırımına gidilmek zorunda kalınabileceğinin ilk sinyallerini vermiştir.
ECB Başkan Yardımcısı Christian Noyer, Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Parasal
İşlemler Komitesine yaptığı açıklamada, özel sektör kredi hacminde Temmuz,
Ağustos, Eylül ayları içinde yüzde 10'luk bir artış olduğunu, M3 para arzının
Ağustos ayında yüzde 5.7 düzeyinde bulunduğunu (ECB referans değeri yüzde 4.5)
ve ayrıca dünya petrol fiyatlarının yükseldiğini vurgulayarak, bu gelişmelerin
ECB'nin kısa dönemde olmamakla birlikte orta dönemde yüzde 2'lik fiyat
istikrarı hedefini sarsabileceğini, bu nedenle ECB'nin faiz artırımı da dahil
olmak üzere bazı önlemler almak zorunda kalabileceğini belirtmiştir.
Ayrıca ECB Başkan Yardımcısı, dünya petrol
fiyatlarının yükselmesi ve euronun zayıflığının Euro Bölgesine yapılan ithalatı
önemli ölçüde pahalandırması neticesinde iç pazarın canlanması ile mal ve
hizmet piyasalarında son dönemlerde serbestleştirmenin daha ileri düzeye
çekilmesi ve artan rekabet sonucu 1999 yılı içinde Euro Bölgesi fiyat artışlarının
belirlenen yüzde 2'lik referans değerinin altında kaldığını, bu itibarla kısa
dönemde (1999 yılı sonuna kadar) bir faiz artırımına gidilmesinin söz konusu
olmayacağını da vurgulamıştır.
ECB'nin 23 Eylül ve 7 Ekim 1999 tarihli Yönetim
Konseyi toplantılarında Bankanın faiz oranlarının mevcut şekilde sürdürülmesi
kararlaştırılmıştır. Buna bağlı olarak Eylül-Ekim'99 Euro Bölgesi ana
refinansman (repo) faiz oranları yüzde 2.5, marjinal borçlanma kolaylıklarına
ve mevduat kolaylıklarına uyguladığı faiz oranları ise yüzde 1.5 ile yüzde 3.5
düzeyinde kalmıştır.
IV-Döviz Kuru ile İlgili Gelişmeler:
1999 Eylül ayının ilk yarısında gerek Euro Bölgesi
dahilinde gerek diğer para piyasalarında yaşanan en dikkate değer gelişme Japon
yeninin euro ve dolara karşı değer kazanması olmuştur. Aynı dönem içinde yen
diğer para birimleri karşısında da değer kazanmıştır. Bu gelişmeye neden olan
temel faktörlerin Japonya'da yaşanan ekonomik canlanmanın ve Japon
piyasalarında iyimser beklentilerin giderek artması olduğu ileri sürülmektedir.
Eylül ayı sonlarına doğru Euro Bölgesindeki ekonomik canlılığı gösteren
verilerin açıklanması, ABD borsalarında faiz artışı endişelerinden kaynaklanan
düşüş trendi ve ABD dış ticaret açığındaki artışı gösteren verilerin
açıklanması ile birlikte euro gerek dolara gerekse yene karşı değer
kazanmıştır.
Ayrıca 7 Ekim 1999 tarihli ECB Yönetim Kurulu
toplantısında yapılan açıklamaya kadar Euro Bölgesinde faiz oranlarının
artırılabileceği beklentisi ile AB yetkililerinin Bölgede ekonomik gelişmenin
devam edeceği yönündeki açıklamaları euroya destek olmuştur. Yukarıda
belirtilen gelişmeler neticesinde Eylül ayında EUR/USD paritesi 1.0355-1.0689
aralığında oldukça dalgalı bir seyir izlemiş, Ekim ayı başında 1.0700
seviyesini aşmış, ancak 7 Ekim 1999 tarihli ECB Yönetim Kurulu toplantısında
faiz oranlarında bir değişikliğe gidilmeyeceği yönündeki açıklama üzerine Ekim
ayının ilk haftası sonunda 1.0700 seviyesine oturmuştur.
Öte yandan ERM II Sistemine dahil ülke (Yunanistan,
Danimarka) paraları euro karşısında önemli bir değişim göstermemişlerdir.
Sadece Yunan drahmisi Atina borsasında kar realizasyonu nedeniyle yapılan
satışlar sonucu yaşanan düşüşe bağlı olarak euro karşısında yüzde 0.5 değer
kaybetmiştir.
V-Dış Ticaret Verilerine İlişkin Gelişmeler:
1999 Temmuz ayında Euro Bölgesi cari işlemler
fazlası 8,2 milyar euro olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın aynı ayı ile
mukayese edildiğinde bu rakam 4,1 milyar euro tutarında bir azalışı
göstermektedir. 1998 yılı Temmuz ayı cari işlemler fazlası 12,3 milyar euro
olarak gerçekleşmişti. Cari işlemler fazlasındaki bu düşüş dış ticaret
dengesindeki fazlanın azalışından ve cari transferlerdeki açığın artışından
kaynaklanmaktadır.
Euro Bölgesindeki 1999 yılının ilk yedi ayındaki
cari işlemler fazlası 34,6 milyar euro olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın
aynı dönemiyle mukayese edildiğinde bu rakam cari işlemler fazlasında 7,5
milyar euroluk bir azalışı ifade etmektedir.
Euro Bölgesinde 1999 Temmuz ayı itibarıyla dış
ticaret dengesi 13,3 milyar euro fazla vermiştir. Bir önceki yılın aynı ayında
bu rakam 15,3 milyar euro olarak gerçekleşmişti.
1999 yılının ilk yedi ayı sonunda dış ticaret
dengesi 58,9 euroluk fazla ile bir önceki yılın aynı döneminden 11,2 milyar
euroluk bir düşüş göstermiştir. 1998 yılının ilk yedi ayında dış ticaret
dengesi fazlası 70,1 milyar euro olarak gerçekleşmişti.
Cari işlemler dengesi fazlasında meydana gelen bu
azalış esas itibarıyla ithalat tarafında yaşanan gelişmelerden
kaynaklanmaktadır. Euro Bölgesinde 1999 yılının başından itibaren ithalat
fiyatlarındaki artışla birlikte ithalat hacmi de genişlemiştir. Özellikle ithal
mal fiyatlarındaki keskin artış, dünya petrol fiyatlarındaki yükselmeden ve
dolar ile diğer paraların euro karşısında değer kazanmasından
kaynaklanmaktadır.
VI-
Borsa ve Tahvil Piyasaları ile İlgili Gelişmeler:
Euro Bölgesinde uzun dönem devlet tahvillerinin
getirisi 1999 Eylül ayı içinde artmaya devam etmiştir. Uzun dönem devlet
tahvilleri getirilerindeki bu artış tedrici olarak 1999 Mayıs ayı başından beri
sürmektedir. 5 Ekim 1999 tarihi itibariyle 10 yıllık tahvillerin getirilerinin
oranı yüzde 5.34 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran Ağustos ayına göre 25 bp'lik,
1998 yılı sonuna göre ise 130 bp'lık bir artışı göstermektedir. Devlet
tahvilleri getirisindeki yukarı doğru baskı uluslararası faktörlerden çok, Euro
Bölgesi dahilindeki ekonomik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Özellikle Euro
Bölgesindeki ekonomik canlanmanın gelecekte de süreceği yolundaki beklentiler,
Euro Bölgesindeki tahvillere destek vermektedir. Tahvil piyasalarındaki olumlu
gelişmelerin, Euro Bölgesi içindeki faktörlerden (ekonomik canlanma)
kaynaklandığı açıklamalarıyla tutarlı olarak, Euro Bölgesi 10 yıllık devlet
tahvili getirileri ile ABD'deki devlet tahvili getirileri arasındaki fark 20
pb'ye gerilemiştir. Bu oran 1999 Ağustos ayı sonunda 70 bp, 1998 yılı sonu
itibariyle ise 90 bp olarak gerçekleşmişti.
1999 Ağustos ayında Euro Bölgesi borsa fiyatlarında
yaşanan önemli artışları takiben, Eylül ayında önemli bir değişiklik meydana
gelmemiştir. Dow Jones Euro Stoxx endeksi Eylül-Ekim'99 tarihi itibariyle 1999
Ağustos ayı düzeyinde kalmıştır. 5 Ekim 1999 tarihi itibariyle Euro Bölgesi
borsa endeksi önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8'lik bir artış
göstermiştir. Gerek Euro Bölgesinde ekonomik canlanmanın gelişerek süreceği
beklentileri, gerekse uzun dönem devlet tahvilleri getirilerinde yaşanan
artışlar Euro Bölgesi borsalarına destek vermiştir.
VII- Diğer Gelişmeler:
1999
Eylül ayında ABD'nin Washington kentinde Avrupalı ve diğer ülkelerin Maliye
Bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen IMF'nin yıllık toplantısında, bu
yılın sonunda AB işsizlik oranının yüzde 9.1 olacağı, bu rakamın ABD'de yüzde
4.3 olan işsizlik oranının yaklaşık iki katı olduğu açıklanmıştır.
Bugün AB dahilinde 16 milyon kişinin iş aradığı
ancak herhangi bir işte istihdam edilemediği, bu durumun AB'nin bir global süper ekonomik güç olma
iddialarını tehdit ettiği belirtilerek kıtanın işsizlik problemini çözmedikçe
ABD gibi bir süper ekonomik güç olma imkanının zayıf olduğu ifade edilmiştir.
Geçtiğimiz beş yıl içinde ABD'de ekonomik
genişlemeyle birlikte 11.5 milyon kişiye iş imkanı yaratılırken aynı dönem
içinde AB'de sadece 3.6 milyon kişi istihdam edilebilmiştir. Öte yandan AB'deki
bu istihdam olanağının önemli bölümü sadece iki ülkede (İngiltere ve Hollanda)
gerçekleşmiştir. Bu olgunun nedenleri, yeni istihdam olanakları yaratmanın
maliyetinin çok yüksek ve mevcut iş yasalarının aşırı koruyucu olması sonucu iş
adamlarının yeni işçi alma konusunda isteksiz davranmaları olarak açıklanmaktadır.
Euro Alanında ise en son açıklanan verilere göre
işsizlik oranı 1999 Temmuz ayı
itibarıyla yüzde 10.2 olarak gerçekleşmiştir.Bu rakam önceki dört ay ile
mukayese edildiğinde yüzde 0.1'lik bir düşüşü göstermektedir.