I. Euro Bölgesi Ekonomik
Göstergelerine İlişkin Gelişmeler:
Ekonomik
hareketliliğin son aylarda başta Almanya olmak üzere euro bölgesinde yavaşlamasının,
büyümenin biraz duraklaması dışında
olumsuz etkisi olmayacaktır. Tüketicilerin piyasa güveni halen
oldukça güçlüdür ve iç talebi korumaktadır. Özellikle Ocak ayında yürürlüğe
giren İspanya'daki vergi reformunun
tüketimi canlandırması beklenmektedir. West Deutsche Landes Bank
tarafından yapılan tahminlere göre,
euro bölgesinde ekonomik büyümenin 1999 yılının
üçüncü çeyreğinde artması (yüzde 2.3 civarında) beklenmektedir.
Latin Amerika'daki krizin daha da derinleşmesi durumunda ise euro bölgesinde
büyümedeki artışın biraz daha gerileyebileceği
ancak Brezilya'daki devalüasyonun Asya krizinde olduğu gibi euro bölgesi
için tehdit oluşturmadığı ifade edilmektedir.
AB Komisyonu Başkanı Jacques Santer, EMU'nun 1999 yılında yüzde 2'nin
biraz üzerinde büyüyeceğini söylemiştir. Eğer yüksek işsizlik oranları
azaltılmaya çalışılırsa, euro bölgesinde büyümenin artacağını belirtmiştir.
Avrupa ülkelerinin işsizlik oranları geçen yılki düzeylerinin altındaysa
da halen Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya'da iki haneli oranlardadır.
Euro bölgesi enflasyon oranındaki azalmanın yakın bir gelecekte ECB'nin
yüzde 3 olan benchmark faiz oranlarını muhtemelen düşüreceğinin bir göstergesi
olduğu belirtilmekle beraber ECB, 10
ve 17 Mart tarihli ana finansman işlemlerinde faiz oranını (%3) değiştirmeyeceğini
açıklamıştır.
Avrupa Komisyonunun aylık tüketici ve iş çevreleri araştırmasına göre euro
bölgesinde karmaşık bir ekonomik görünüm vardır. Euro bölgesi
işsizlik oranı Aralık ayı itibariyle yüzde 10.8'dir. Bu veri, işsizlik
oranında bir azalmaya işaret etmektedir. Komisyonun ekonomik duyarlılık
göstergesi, Ocak ayında 104.5'e yükselmiştir ve bu oran bir ay önce 103.9'dur.
Bölgenin endüstriyel güvenilirlik göstergesi 4 aylık bir düşüşün ardından
Ocak ayında değişme göstermemiştir. Tüketici duyarlılık göstergesi ise
en yüksek düzeydedir. Komisyona göre bu göstergedeki artışın nedeni şu
andaki genel ekonomik durumla ilgili iyimser
görüştür. AB için ekonomik duyarlılık
göstergesi, Aralık ayında 103.3 iken Ocak ayında 103.8'e yükselmiştir.
Eurostat, 1998 yılının üçüncü çeyreğinde euro bölgesinde cari
işlemler fazlasının 21.8 milyar euro
olduğunu açıklamıştır. Yılın ikinci çeyreğindeki fazla 21.5 milyar euro
ve birinci çeyreğindeki fazla 25.0 milyar euro idi. AB'nin üçüncü
çeyrekteki cari işlem fazlası ise 25.6
milyar euro olmuştur.
Fiyat istikrarı olumlu olsa da bazı riskler vardır. Gelişmekte olan piyasalardaki
dalgalanmalar ve euro bölgesinde ekonomik hareketlilikte beklenenden
daha fazla olan yavaşlama fiyatlar üzerinde
olumsuz etkiler yaratabilir. Diğer yandan ücret artışları ve mali politikalardaki
rahatlama fiyat istikrarını ters yönde etkileyebilir. Bundan başka döviz
kurundaki gelişmeler ve ticari mal fiyatlarındaki eğilimler de yakından
takip edilmelidir.
Ekonomik hareketlilikte yavaşlama beklentisinin bir sonucu olarak fiyatlar
da aşağıya doğru bir eğilim
tahminiyle 3 Aralık 1998'de ulusal merkez bankaları gösterge niteliğindeki
faiz oranlarını yüzde 3'e indirmiş ve ECB Yönetim Konseyi, 22 Aralık 1998
tarihli toplantısında bu oranı uygun bulmuştur. Ocak 1999 itibariyle üç
aylık nominal faiz oranı yüzde 3.1'e inmiştir. Bu da son 12 ay içinde 1.10
puan düşüşü yansıtmaktadır. Reel faiz oranı olarak bakıldığında ise (nominal
faiz oranı-HICP enflasyon oranı) Ocak 1999'da reel üç aylık faizin yüzde
2.3 olduğu görülür ki bu da bir yıl önceye göre 0.80 puan düşüktür. Aynı
zamanda uzun vadeli nominal faiz oranları geçtiğimiz yıla göre 1.40 puan
azalarak yüzde 3.8 olmuştur. Uzun dönem reel faiz
oranı Ocak 1999 itibariyle yüzde 3'tür. Bu oran da bir önceki yıla göre
1.10 puan daha düşüktür. Kısa ve uzun dönem faiz oranları uluslararası
ve geçmişe dönük oranlar açısından oldukça düşüktür.
1 Şubat 1999 itibariyle euro bölgesi fiyat istikrarı olumludur. Son
üç ayın (Ekim-Aralık) yıllık M3 büyüme oranı, yüzde 4.7 olmuştur.
Bu oran, Yönetim Konseyinin M3 için belirlediği
yüzde 4.5'lik referans değere çok yakındır. M3 büyüme oranı, Ocak ayında
yıllık yüzde 5.7'lik büyüme göstermiştir.
M1 büyüklüğünde son zamanlardaki gelişmeler oldukça canlıdır.
Aynı şekilde özel sektöre verilen kredi büyüklükleri
Aralık 1998'de yüksek olmaya devam etmiştir. Bu gelişmeler, cari faiz oranlarındaki
düşük düzeyleri yansıtmaktadır. Ayrıca kredilerdeki artış, euro bölgesinde
deflasyon riskinin bulunmadığını da göstermektedir.
Böyle bir konjonktür içinde Yönetim Konseyi enflasyon riski görmemesine
karşın kredi büyüklüklerindeki gelişmelerin önümüzdeki aylarda dikkatle
incelenmesi gerekmektedir.
Euro bölgesinde
fiyat istikrarı ve fiyatlardaki gelişmelere
göre mali piyasa göstergeleri, düşük enflasyon beklentisinin sürdüğünü
göstermektedir. Ocak ayı başından bu yana euro bölgesi
uzun dönem faiz oranları düşmeye devam etmekte ve verim eğrisi aşağı doğru
bir eğilim göstermektedir. Euro bölgesinde tahvil getirileri spreadi
enflasyona endeksli tahvil getirileri ile
karşılaştırıldığında daralmıştır. Bu gelişmeler, piyasa katılımcılarının
uzun dönem enflasyon beklentilerinin önümüzdeki aylarda daha da düşeceğini
göstermektedir. Euro bölgesinin ekonomik
durumuna ilişkin göstergeler karmaşıktır. Bir yandan sanayi üretiminin
büyümesi yavaşlamış, imalatta kapasite kullanımı düşmüş ve işsizlik oranındaki
düşme yıl sonundaki oran civarında kalmışken diğer yandan Eurostat'ın 1998
yılının üçüncü çeyreği için euro alanı reel GSYİH büyümesi tahmini bir
çeyrekten diğerine reel GSYİH'ın yüzde 0.7 civarında büyüdüğünü göstermektedir.
İlaveten, Ocak 1999'da ihracatta ve tüketici
güveninde 1990 yılında saptanan en yüksek düzeyi aşan bir artış vardır.
Euro bölgesi dışındaki ekonomik gelişmeler
de karmaşıktır. Bir yandan Brezilya'da finans piyasalarının dalgalanması
ve belirsizliğin artması, öte yandan ABD ekonomisinin devam eden toparlanması
söz konusudur.
Uyumlaştırılmış tüketici fiyat endeksinde (HICP) Aralık 1998'de yıllık
artış yüzde 0.8, Kasım ayında % 0.9,
Ekim ayında % 1 olmuştur. Endeksdeki düşüşün
en önemli nedeni; enerji fiyatlarındaki düşme ve Aralık ayındaki
enerji dışı endüstri fiyatlarındaki artış hızının azalmasıdır. Petrol
fiyatları, Temmuz-Aralık 1998 döneminde ECU bazında yüzde 25 azalmıştır.
Birim işgücü maliyetlerinde 1998 yılının üçüncü çeyreğinde başlayan düşüş
de enflasyon oranının düşmesine katkıda bulunmaktadır. Kısa dönemde fiyatlar
üzerinde aşağı ya da yukarı bir baskı olacağına dair gösterge yoktur. Dolayısıyla
fiyat istikrarı riski değişmeyecektir.
Harmonize
edilmiş fiyat endeksine göre son
üç aylık faiz oranlarının reel bir değerlendirmesi yapıldığında,
Ocak ayında yüzde 2.3 olduğu görülür
ki bu da bir yıl öncekine göre 0.80 puan daha düşüktür. Uzun vadeli
reel faiz oranlarının ölçümünden ise yüzde
3.0 gibi bir oran çıkmaktadır ki bu da 1998 yılının ilk aylarına göre 1.10
puan düşüktür. Bu oranlar diğer ülkeler ve euro bölgesinin
önceki verileri ile kıyaslandığında oldukça düşüktür. Parasal ve mali şartlar,
euro bölgesinde fiyat istikrarı ile
ilişkili bir ekonomik büyümenin devam ettiğini desteklemektedir.
II.Alman Ekonomisindeki
Gelişmeler:
Bundesbank'ın
tahminlerine göre Alman ekonomisi 1998 yılının son çeyreğinde yüzde 0.4
küçülmüştür. Bunun nedeni de gelişmekte olan piyasalardaki (emerging markets)
mali krizin ihracat üzerindeki etkisidir. Analistlere göre Alman ekonomisi,
1999 yılına kötü bir giriş yapmıştır ve büyümesi öngörülenden (% 2) daha
az (% 1.5) olacaktır. Bundesbank'ın verilerine göre Alman ekonomisi global
krizden diğer Avrupa ülkelerine oranla
daha fazla etkilenmiş görülmektedir.
Alman hükümeti ile ECB arasında ekonomi politikalarının uygulanmasına ilişkin
olarak yaşanan gerginlik, 18 Şubat 1999 tarihinde Alman Maliye bakanı
Oscar Lafontaine'in "bugünkü ortamda hükümetin harcamaları kısması tamamen
yanlıştır" değerlendirmesiyle iyice tırmanmıştır. Euro bölgesinde
maliye bakanları ve ECB ekonomideki yavaşlamadan birbirlerini sorumlu tutmaktadırlar.
Lafontaine, ECB'nin faiz oranlarını indirmesi gerektiğini sürekli
vurgularken ECB, euro bölgesi hükümetlerini
bütçe açıklarını ve borçlarını azaltmaları yönünde uyarmaktadır. ECB,
fiyat istikrarında enflasyonist ya da deflasyonist bir baskı görmediğini
belirterek benchmark faiz oranlarını yüzde 3'te tutmaya devam ederken Oscar
Lafontaine, euro bölgesi ekonomisindeki yavaşlamayı uyaracak en uygun
enstrümanın parasal politika olduğunu vurgulamaktadır.
Alman Sosyal
Demokratlar, ECB'yi euro bölgesinde faiz oranlarını azaltarak büyümeyi
canlandırmaya yönelmedikleri için suçlarken,
ECB ve Bundesbank'dan ECB'yi destekleyenler, işgücü piyasasında reformları
gerçekleştirmedikleri ve mali disiplini sağlamaya yönelmedikleri için hükümeti
eleştirmektedirler.
Alman ekonomisini son dönemde zor duruma sokan konulardan biri de IG Metal
endüstrisi işçilerinin yüzde 6 civarındaki zam talepleri olmuş, sonuçta
zam yüzde 3.6 olarak karara bağlanmıştır.
Genel olarak bakıldığında Alman ekonomisinin son dönemdeki durumu, 1989
ylındaki birleşmeden ve hatta 1973 petrol krizinden beri ilk kez bu kadar
karmaşıktır.
1998 yılının son iki çeyreğinde GSYİH'ın sürekli düşüş göstermesinin bir
durgunluk getirmesi en önemli risklerden biridir. Birçok ekonomist
1999 yılının ilk yarısında
orta düzeyde bir canlanma öngörse de hükümetin 1999 yılı GSYİH büyümesi
tahmini olan yüzde 2'lik hedefin aşılması pek beklenmemektedir.
1998 yılının sonlarında GSYİH'ın azalmasının esas nedeni, Almanyanın
ihracatındaki azalıştır ki bunun da asıl nedeni Japonya'daki durgunluk,
güney Asya'daki mali ve ekonomik dalgalanmalar
ile Rus ekonomisinin içinde bulunduğu durumdur. Eğer Brezilya'daki son
devalüasyon Latin Amerika'nın diğer ülkelerine de zarar verirse
Almanya'nın ihracatındaki azalma devam edebilir. Bunun yanısıra eğer ABD
ekonomisindeki güçlü büyüme, Alman ürünlerine olan talebin 1998 yılındaki
gibi canlı kalmasına yardımcı olmazsa, GSYİH daha hızlı azalabilir.
Euro bölgesinde
giderek artan ekonomik zayıflama işaretleri
ve ABD'de tüketici talebi kaynaklı büyümenin azalması riski sonucu Almanya,
büyüme ve işgücü için farklı yollar aramak zorunda kalacaktır.
Alman Maliye Bakanı Lafontaine, ECB'nin faiz oranlarını azaltmasını, yapılacak
vergi reformlarıyla tüketici talebinin canlandırılmasını, özel sektörde
ücretlerin artırılmasını ve hükümet harcamalarının artmasını istemektedir.
Bu tür önlemlerin son 20 ayda global krizden kaynaklanan şoklarla mücadele
etmek için yeterli olacağını belirtmektedir.
Lafontaine,
Şubat ayı içinde euro alanı üyelerine sunduğu raporda "para politikasının
şoklara cevap vermek için tercih edilebilir bir enstrüman olduğunu, eğer
bu araç kullanılmazsa mali önlemlerin de uygulanmayacağını, böylece hiçbirşey
yapmamanın gelecekteki maliyetinin daha yüksek olacağını" belirtmiştir.
ECB'nin konuya yaklaşımı ise tamamen farklıdır.
Duisenberg, işsizliğin ana nedeninin iç talepteki eksiklik olmadığını,
yapısal bir işsizliğin var olduğunu, para politikasının ve talebe yönelik
politikaların bu konuda faydalı olmayacağını, işgücü ve mal piyasalarının
ABD'deki gibi daha esnek bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söylemektedir.
Birçok ekonomist ise her iki görüşe de dayanarak faiz
oranlarını azaltmanın ve işgücü piyasasında reformlar yapmanın Almanya'nın
sorunlarına çare olacağını belirtmektedir.
III. ECB İle İlgili Gelişmeler:
ECB
Başkanı Duisenberg, BBC televizyonuna verdiği bir demeçte, tek para
bölgesinde faiz oranlarının tarihsel olarak en düşük seviyelerinde
olduğunu ve bundan sonra yapılacak faiz oranı indirimlerinin ekonomik büyümeyi
canlandırmaya yardımcı olmayacağını söylemiştir.
ECB Yürütme
Kurulu üyesi Sirkka Hamalainen, önümüzdeki
on yılda ECB'nin büyük miktarda altın satışı yapmasının söz konusu olmadığını,
altının rezerv olma gücünü yitirmesine karşın çok uzun vadede böyle bir
satış yapılmayacağını ifade etmiştir.
ECB, Euro
bölgesinde orta ve uzun dönemde bankacılık sektörüne euronun etkilerini
konu alan ve ayrıca ödeme sistemlerini kapsayan birer
rapor yayımlamıştır.
4 Şubat 1999 Tarihli
ECB Yönetim Konseyi Toplantısı
Yönetim Konseyi 4 Şubat'ta yaptığı toplantıda en son parasal, mali ve ekonomik
gelişmeleri gözden geçirmiştir. Fiyat istikrarının para politikası stratejisi
içinde oldukça iyi olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, 10-17 Şubat 1999 tarihlerinde
repo işlemlerine Ocak ayında uygulanan şartların aynen
uygulanması kararı alınmıştır. Buna göre, sabit oranlı ihalenin faiz oranı
yüzde 3 olmuştur. Marjinal borçlanma
olanağının oranı, yüzde 4.5 ve mevduat kolaylıkları faiz oranı ise
yüzde 2 olarak kalmıştır.
8 Şubat 1999 tarihinde Robert Raymond,
ECB Başkanı tarafından gözlemci statüsüyle, IMF nezdinde ECB
daimi temsilcisi olarak atanmıştır. Raymond,
Avrupa Para Estitüsünde Ocak 1994-Mayıs 1998 arasında genel direktör olarak
görev yapmıştır. Raymond aşağıda belirtilen
konularda IMF yönetim kurulu toplantılarına gözlemci olarak katılacaktır:
-ABD dolarının Japon yenine
karşı zayıflaması ve Japon tahvil getirilerinin
artması,
Asyalı ve özellikle Japon yatırımcıların dolar cinsinden varlıklarını satıp
euro cinsinden varlıklara yönelmeleri,
dir.
Fransız futures ve options piyasası Matif ile
Alman-İsveç futures ve options piyasası Eurex arasında işbirliği
önümüzdeki günlerde gerçekleşecektir.
İşbirliğinin yakınlık düzeyi, ilk altı ayda üyeler arasında oluşacak aktivitenin
düzeyine bağlı olacaktır.
VIII. Euro-Dolar Paritesindeki Gelişmeler:
Almanya'nın
1999 yılı için daha önce yüzde 2.8 olarak öngörülen GSYİH büyümesinin yüzde
2 olacağı beklentisi ile euro, dolar karşısında değer kaybetmiştir. Bazı
analistler bu durumu euronun zayıflamasından çok doların güçlendiği şeklinde
yorumlamaktadırlar.
Euro, dolar
karşısında değer kaybetmeye devam etmektedir. Euro bölgesinde yapılan bir
araştırmaya göre, hem Almanya'da hem de İtalya'da imalatta azalış vardır.
Bunun tersine, ABD'de artış görülmektedir. ABD'de National Association
of Purchasing Management Index, Aralık
ayında 45.3 iken Ocak ayında 49.5'e yükselmiştir. Euro da dolara karşı
Londra borsalarında 0.50 cent değer kaybederek 1.131 dolara kadar gerilemiştir.
Euro, 1 Ocak
1999'dan itibaren yüzde 7 değer kaybetmiştir.
Euronun dolara karşı zayıflaması, Avrupalı ihracatçıları olumlu etkilemiştir.
Bu değer kaybının ekonomiye etkisi, ECB'nin faiz oranında yüzde 1'lik indirim
yapmasıyla eşdeğer olup ECB'nin bundan sonraki faiz indirimine daha geç
gidebileceği beklentilerini artırmaktadır.
IX. Diğer Gelişmeler:
Euronun kullanıma
girmesinin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesiyle Avrupa
bankaları arasında birleşmeler başlamıştır. İspanya'da Banco Stander
ve Banco Central Hispano'nun Ocak ayında
birleşmesinin ardından Societe Generale ve Paribas
da birleşmeye gitmiştir. Her iki birleşme için de yeni Avrupa parasının
oyunun kurallarını değiştirdiği ve birleşmelerin Avrupa'da banka paylarında
genel artışa katkıda bulunacağı yorumu yapılmaktadır.
Brüksel tabanlı takas ve ödeme bankası, Euroclear'ın 27 Eylülde gerçek
zamanlı ödeme sistemine geçeçeğini açıklamıştır. Ödeme sisteminin planı
daha önce açıklanmıştır. Gerçek zamanlı ödeme, bankanın tarafları arasında
takas ve ödemenin hızla yapılmasını sağlayacaktır.
Avrupa Parlamentosundan
geçen stopaj vergisi taslağı,
Londra bankacılık çevrelerinde şaşkınlık yaratmıştır.
Avrupa Parlamentosu, Ekonomik ve Parasal İşler Komitesinin önerisi % 15
olmasına rağmen faiz gelirlerinden alınacak stopajın minimum oranının %
20 olmasını kabul etti. Ayrıca, eurobondların stopajdan muaf olması
önerisi de kabul edilmedi. Bu öneri, Mayıs ayında Avrupa Konseyi Maliye
Bakanları (Ecofin) toplantısında görüşülecektir. Eğer öneri, Ecofin'de
oybirliği ile kabul edilmezse yasallaşamayacaktır. Özellikle İngiltere'nin
kabul edilmemesi yönünde baskı yapması
beklenmektedir.
20 Şubat 1999 tarihinde yapılan G7'ler toplantısında Bundesbank Başkanı
Hans Tietmeyer, euronun dolara karşı değer kaybetmesinin ECB'yi endişelendirebileceğini
ve Avrupa'nın büyümesi konusunda baskı yapabileceğini söylemiştir.Tietmeyer,
G7 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankacılarının yaptığı toplantıda
euronun şu anda aşırı değerlenmiş olmadığını, uzun dönemde kazanacağı güvenin
önemli olduğunu belirtmiştir.
Toplantıda bir 'Mali İstikrar
Forumu' düzenlenmesi kararı da alınmıştır.
Forumun amacı, belli başlı paralar arasındaki döviz kurlarının istikrarını
ve uluslararası para sistemindeki istikrarı sürdürebilmek için güçlü bir
işbirliği yapmaktır. Bu forumda merkez bankaları, maliye bakanlıkları ve
düzenleyici otoriteler düzenli olarak bir araya geleceklerdir.
Toplantıda ayrıca, ABD'de 1998 yılında ticaret açığının yıllık yüzde 53'e
çıktığı (169 milyar dolar) ve ekonomistlerin açığın bu yıl daha da artacağı
beklentisinde oldukları, buna karşın Almanya'da 1998 yılının dördüncü çeyreğinde
verimlilik 0.4 azalırken Fransa'da Aralık ayında endüstriyel üretimin yüzde
1.6 azaldığı açıklanmıştır.
G7'ler toplantısında doların tek kazançlı para olduğu, yen ve euronun ise
değer kaybetmeye devam ettiği belirtilmiştir.
Amerika'nın, Avrupa ve Japonya'da büyümenin artmasını istediği ve G7'lerin
liderlerinin büyüme için önlem almaları gereği de dile getirilmiştir.