Sayı:2003-22
25 Nisan 2003
MERKEZ BANKASI FAİZ ORANLARININ DÜŞÜRÜLMESİNE İLİŞKİN
BASIN DUYURUSU
1.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası,
Kasım 2002’den başlayarak, basın duyurularında, 2003 yılında enflasyonu
olumsuz etkileyebilecek üç önemli risk unsurunun altını çizmiş ve faiz
oranlarını belirlerken söz konusu riskleri de dikkate alarak temkinli bir
strateji izlemiştir. Bu riskler; (i) bekleyişlerdeki iyileşmeye paralel olarak
iç talebin öngörülerin üzerinde artması, (ii) mevsimsel koşullara bağlı olarak
tarım ve gıda ürünleri fiyatlarının artması, (iii) Irak savaşının petrol
fiyatları ile kurlar üzerinde baskı yaratması nedeniyle üretim maliyetlerinin
artması olasılıkları olarak sıralanmış, mali disiplinin ve yapısal reformların
ödün verilmeden sürdürülmesi halinde Irak sorununun yaratacağı dışsal şokların
enflasyonda geçici yükselişlere neden olabileceği belirtilmiştir.
2.
Merkez Bankası özellikle 11 Mart 2003 tarihinde yaptığı duyuruda,
enflasyonun ileride nasıl bir seyir izleyeceğinin temelde iki unsura bağlı
olduğunu vurgulamıştır. Bunlardan birincisi, iktisadi temeller, ikincisi ise
Irak’la ilgili gelişmelerin ülkemizi nasıl etkileyeceği idi. Ayrıca, duyurunun
yapıldığı tarihten Irak sorununun “biteceği” ana kadar olan dönem “olağanüstü
dönem” olarak adlandırılmıştı.
3.
Söz konusu duyuruda, 2003 yılı bütçesinde alınan ek önlemler ve süren
parasal disiplinle iktisadi temellerin daha da sağlamlaştırıldığı ve bu
önlemlerin kararlılıkla hayata geçirilmesi halinde, “olağanüstü dönem”den
sonraki dönemde de enflasyonun düşüş eğilimini sürdürmesinin doğal olduğunun
altı özenle çizilmiştir.
4.
“Olağanüstü dönem” içinde Irak sorununun nasıl çözümleneceğine bağlı
olarak bu temel eğilimden sapmalar olabileceği, ancak eğer sapma olacaksa bu
sapmanın geçici bir nitelik kazanacağı özenle vurgulanmıştır. Zira,
enflasyondaki temel eğilimin belirleyicisi, parasal ve mali disiplin ile
birlikte, bu disiplinin yaratacağı güven ortamı ve oluşturacağı olumlu
bekleyişlerdir. Ayrıca, alınan önlemlerin sıkı bir disiplin anlamına geldiği,
güven ortamının ise kararlı uygulamalara bağlı olarak yaygınlaşacağı ve bu
durumda, Irak sorunu gibi dışsal bir şokun
yaratacağı etkilerin, bu temel eğilimden geçici sapma olarak kalmasının
kuvvetle muhtemel olduğu belirtilmiştir.
5.
Irak sorununun yukarıda yapılan enflasyon analizi açısından artık
bittiğini vurgulamak yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla, olağanüstü dönem sona
ermiştir. Bu dönem sırasında özellikle ham petrol fiyatlarında ve döviz
kurlarındaki hareketlere bağlı olarak oluşan maliyet unsurlarının yarattığı
enflasyonist baskı bir süredir ortadan kalkmıştır. Bu hareketlerin fiyatlar
üzerinde bir miktar da olsa gecikmeli etkileri olabilir. Ancak, bunların önemli
bir düzeyde olacağı düşünülmemektedir. Diğer yandan, mevcut göstergelere göre,
iç talebin en azından kısa vadede enflasyon üzerinde önemli bir baskı yaratması
beklenmemektedir.
6.
Yılın ilk üç ayında, enflasyonun temel eğiliminden az da olsa
uzaklaşmasına yol açan tek faktör Irak sorunu değildir. Doğa koşullarına da
bağlı olarak oldukça yüksek düzeylerde seyreden tarım ve gıda sektörü fiyat
artışları ile seçim döneminde geciktirilen kamu fiyat ayarlamaları da bu
gelişmede şüphesiz rol oynamışlardır. Aynı yönde bir diğer etki, yine 11 Mart
2003 tarihli duyurumuzda vurgulanan “baz” etkisidir. Bilindiği gibi
enflasyondaki temel düşme eğiliminin etrafında 2002 yılında iki ayrı hareket
gözlenmişti. Haziran ayına kadar mevsimsel hareketlerinden arındırılmış
enflasyon oranları daha düşük düzeylerde seyretmiş, yılın kalan bölümünde ise
tersi bir hareket gözlenmişti. Dolayısıyla, sayılan geçici faktörler
gerçekleşmeseydi bile, bu yılın ilk yarısında bu “baz” etkisi nedeniyle yıllık
enflasyon oranlarında belirgin bir azalma Merkez Bankası’nca beklenmemekteydi.
7. Şüphesiz ki, temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez
Bankası kısa dönemli faiz kararlarını, dışsal şoklara ya da doğa koşullarına
bağlı olarak enflasyonda oluşabilecek geçici hareketlere göre almamaktadır.
Politikalarımız açısından asıl önemli olan, enflasyonun ileride ne tür bir
eğilim alacağı ve bu eğilim çerçevesinde oluşacak enflasyon oranları ile
enflasyon hedefine ulaşılıp ulaşılamayacağıdır.
8. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce
kabul edilen ve uygulanmaya başlanan 2003 yılı bütçesi, mali disiplinin
sürdürülmesi kararlılığının gösterilmesi yolunda atılmış önemli bir adımdır.
Bir süredir Uluslararası Para Fonu ile yürütülen ve sürüncemede kalan dördüncü
gözden geçirmenin sonuçlandırılması, ekonomik birimlerde programın hangi
kararlılıkla uygulanmakta olduğuna dair son aylarda oluşmuş bulunan
tereddütleri giderici bir diğer gelişme olmuştur. Ayrıca, son aylardaki bütçe
performansı ve mali disiplini sağlamak üzere alınan bazı önlemlere ilişkin
gerçekleşmeler de olumludur.
9.
Uygulanmakta olan programın 2002 yılında enflasyonu önemli ölçüde
düşürdüğü dikkate alındığında ve yukarıda sayılan gelişmelerin başarısı
kanıtlanmış bu programa kararlılıkla devam edileceği yolunda hem bir niyet
beyanı olduğu, hem de bu niyetin hayata geçirilmesi yolunda önemli adımlar
atıldığı anlamına geldiğini dikkate alarak Merkez Bankası, gelecek dönem
enflasyonu açısından temkinli bir iyimserliğe sahiptir. Bu iyimserliğin
süreklilik kazanması ve temkinli sıfatından uzaklaşması şüphesiz programın aynı
kararlılıkla uygulanmasına bağlıdır.
II.
MERKEZ BANKASI FAİZ ORANLARI
10. Yukarıdaki değerlendirmeler
ışığında, Bankamız bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul
Kıymetler Borsası Repo–Ters Repo Pazarı’nda uygulamakta olduğumuz kısa vadeli
faiz oranlarının 25 Nisan 2003 tarihinden itibaren aşağıdaki gibi düşürülmesine
karar verilmiştir:
a)
Gecelik
Faiz Oranları:
Borçlanma faiz oranımız yüzde 44’ten yüzde 41’e düşürülürken, borç verme faiz
oranımız yüzde 51’den yüzde 48’e düşürülmüştür.
b)
Diğer
Vadeler: 1
haftalık borçlanma faiz oranımız yüzde 44’ten yüzde 41’e düşürülmüştür.
c)
Geç
Likidite Penceresi Faiz Oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde,
Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16:00 – 16:30 arası gecelik vadede
uygulanan Bankamız borç verme faiz oranı yüzde 56’dan yüzde 53’e düşürülürken,
yüzde 5 olan borçlanma faiz oranımız değiştirilmemiştir.
Ayrıca, açık piyasa işlemleri
çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir
haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanının faiz oranları yüzde 47’den yüzde
44’e düşürülmüştür
Kamuoyunun bilgisine sunulur.