Sayı: 2001/52

 

 

4 Eylül 2001

 

 

 

BASIN DUYURUSU

1.                              27 Ağustos 2001 tarihli basın duyurumuz şu çok önemli noktanın altını özenle çiziyordu: “Düşük enflasyon, hızlı ve sürdürülebilir büyüme, daha adil gelir dağılımı gibi toplumca arzu edilen sonuçları almak için iktisadi temellerin düzeltilmesi her ne kadar zorunluysa da, tek başına yeterli değildir. Bekleyişlerin olumlu ya da olumsuz olmasına bağlı olarak aynı iktisadi temeller çok farklı iktisadi sonuçlar doğurabilir. Bekleyişlerin, uluslararası tüm ölçütler açısından son derece başarılı bunca iktisat politikası uygulamasının hak ettiği olumluluk düzeyinde oluşması halinde, toplumca arzu edilebilir sonuçlara kısa sürede ulaşılacağı açıktır.” Hem Ağustos ayı için açıklanan enflasyon değerlerini, hem de gelecek aylarda oluşabilecek enflasyon eğilimini bu çerçevede kısaca değerlendirmek yararlı olacaktır.

2.                              Açıklanan tüketici enflasyonu, artış hızı sabit kur politikasının uygulandığı 2000 yılı bir tarafa bırakılırsa, son altı yılın en düşük Ağustos ayı değeridir. Ayrıca, 1989-1993 ve 1994-1999 ortalamalarının da oldukça altındadır. Buna karşılık, özel imalat sanayi enflasyonu için aynı değerlendirmeyi yapmak mümkün görünmemektedir. Burada kamuoyunun dikkatini çekmek istediğimiz nokta, kamu fiyat artışlarının Ağustos ayında aldığı yüksek değerdir. Toptan eşya fiyat endeksinin kamu alt kaleminde, enerji sektörü ve rafineri ürünleri önemli bir paya sahiptir. Bu ürünlerin fiyatları döviz kuruna oldukça duyarlıdır ve özel yöntemlerle hesaplanmaktadırlar. Hem bu duyarlılık hem de söz konusu yöntemler, Haziran ve Temmuz aylarındaki olumsuz iç ve dış koşulların döviz kurunda yarattığı iktisadi temellerden kopuk yükselişlerin, kamu fiyatlarına yüksek oranda yansımasına yol açmıştır. Kamu fiyatları, şüphesiz, özel sektör fiyatlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Ayrıca, kamu fiyatlarında artışlara yol açan unsurların bir kısmı, özel imalat sanayi fiyatlarında da artışlara yol açmaktadır.  

3.                              Oysa, kamu sektörü ve özel imalat sanayi fiyat artışlarında bu gelişmelere yol açan nedenler, Ağustos ayı ikinci yarısında gündemden düşmüştür. Merkez Bankası müdahalesinin yok denecek kadar az olduğu bir dönemde, döviz piyasalarında dengeler kendi iç dinamikleri ile oluşmaya başlamıştır. Döviz piyasasının daha da sağlıklı işlemesini sağlayacak gelişmeler peşi sıra gerçekleşmektedir. Giderek artan sayıda banka yeni dış kredi anlaşması imzalamaktadır. Cari işlemler fazlamız da sürekli artmaktadır. Bu durumda, enflasyonun öncü göstergelerinden birisi olan döviz kurunda, enflasyonu beklentilerimizin üzerine çıkaracak bir eğilimin oluşmasını beklemediğimizi vurgulamak isteriz.

4.                              Ancak, buraya kadar belirtilenler iktisadi temellerle ilgilidir. Bir diğer önemli nokta bekleyişlerdir. Bir önceki paragrafta yapılan değerlendirmenin geçerliliği, şüphesiz, iktisadi bekleyişlerle yakından ilgilidir. 27 Ağustos 2001 tarihli duyurumuzda, bekleyişlerin olumluya çevrilmesi açısından yaşanan gelişmelere dikkat çekmiştik. Aynı tarihte aldığımız kısa vadeli faiz indirimi kararından sonra gerçekleşen faiz ve kur hareketleri, bekleyişlerin daha da olumluya yönlendirilmesini sağlamıştır. Keza, Hazine Müsteşarlığı başarılı borçlanma ihalelerinin bir yenisini de geride bıraktığımız hafta içerisinde gerçekleştirmiştir. Bu gelişmelerin, iktisadi bekleyişleri, uygulanmakta olan programın hak ettiği olumluluk düzeyine doğru yönlendireceğini düşünmekteyiz.

5.                              Bu vesileyle, bir noktayı daha kamuoyunun dikkatine sunmakta yarar görmekteyiz. Yukarıdaki analizden de anlaşılacağı gibi, Merkez Bankası enflasyona ilişkin değerlendirmeleri, sadece en son ayın ve önceki ayların enflasyon değerlerine bakarak yapmamaktadır. Bunlar, şüphesiz önemlidir, ancak, geçmiş gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadırlar. Oysa, enflasyonun bir de gelecekte izleyeceği eğilim vardır. Bu eğilimi ise, en az geçmişte gerçekleşenler kadar, hatta daha ağırlıklı olarak, öncü enflasyon göstergelerinde bugün ve gelecekte oluşacak hareketler belirlemektedir.

6.                              Yukarıda değinilen unsurlarla birlikte özellikle iç talepteki daralmayı da dikkate aldığımızda, önümüzdeki dönemde enflasyonun beklentilerimize uygun bir düzeyde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Bu değerlendirmelerden yola çıkarak kısa vadeli faiz oranlarını düşürüyoruz. Yeni oranlar şöyledir:

 

Vade                 Eski Faiz Oranı (%)   Yeni Faiz Oranı (%)

              O/N                           60.00                                 59.00

                          1 Hafta                      65.00                                 62.00

              2 Hafta                      66.00                                 58.00

                          1 Ay                             -                                       57.00

Kamuoyunun bilgisine sunulur.