11 Ekim 2001
BASIN DUYURUSU
Son günlerde medyamızın bir bölümünde, bir banka görevlisinin Ülkemiz döviz
piyasalarında birtakım spekülatif işlemler gerçekleştirildiğine ilişkin
açıklamaları yer almıştır. Bu haberler bazı gerçeklerin tekrar hatırlanması
gereğini ortaya çıkarmaktadır. Öncelikle, Merkez Bankası' nın kur politikası son derece açıktır ve
defalarca yazılı veya sözlü olarak Bankamız yetkilileri tarafından kamuoyuna
duyurulmuştur. Bu politika herhangi bir kuruluş zorladığı için değil, mevcut
konjonktürde diğer iktisadi politikalarla birarada ele alındığında Türkiye' nin
koşullarına en uygun ve teorik temelleri sağlam bir politika olduğu için
uygulanmaktadır.
Kur politikası da dahil
olmak üzere, mevcut programın hem amacı hem de bugüne kadarki uygulama biçimine
ilişkin detaylı bilgiler ve açıklamalar Bankamız Internet sitesinde
(tcmb.gov.tr) ayrıntılı bir biçimde yer almakta ve sürekli güncellenmektedir.
Mevcut program
çerçevesinde dalgalı kur rejiminin seçimi, daha evvel uygulanmakta olan artış
hızı sabit kura dayalı istikrar programının çöküşü neticesinde bir
zorunluluktan kaynaklanmıştır. Bu noktada vurgulanması gereken en önemli husus,
güven bunalımı ile çökmüş bir artış hızı sabit kur rejiminin yerine aynısının
konarak güven sağlanmasının mümkün
olmadığıdır. Ekonomik ajanların bir öncekine güvenleri kalmamışsa, hemen
sonrasında benzer bir rejime güvenmeleri içinde bir nedenleri yoktur.
Bir kez daha belirtmek
gerekirse, yeni program ile birlikte dalgalı kur sistemi benimsenmiş ve döviz
kurunun piyasa koşulları altında belirlenmesi esası kabul edilmiştir. Bu
çerçevede, Merkez Bankası, kurun uzun dönemli denge değerine karışmayacağını,
buna karşın, IMF’den sağlanan kredinin Hazine’ye kullandırılması ile ortaya
çıkan likiditeyi çekmek için döviz satabileceğini, ya da döviz kurunda zaman
zaman meydana gelen aşırı oynaklığın giderilmesine yönelik döviz müdahalesi
yapabileceğini her fırsatta belirtmiştir. Nihai hedefi döviz kurunun kendi iç
dinamikleri ile ve mümkün olduğu kadar az Merkez Bankası müdahalesi ile denge
değerini bulması olunca, tüm çalışmalar da bu amaca yönelik olmuştur. Nitekim
daha evvel kamuoyuna açıklandığı gibi, Merkez Bankası müdahalelerinin devamlı
ve yoğun olduğu bir ortamda piyasalar kurun denge değerini bulduğuna doğal
olarak inanmamaktadırlar.
Böyle bir sistemde, Ülke
içinde ya da dışında yaşanan bazı olumsuz gelişmeler (örneğin, istikrar
programının sürdürüleceğine dair şüphelerin birdenbire artması veya Afganistan
çatışmaları) Türk Lirası’nın değer kaybetmesine neden olmaktadır. Ekonomideki
beklentilerin olumsuza döndüğü ve güven kaybının yaşandığı bir ortamda döviz
kurlarını hiç bir şey olmamış gibi belli bir seviyede tutmaya yönelik müdahaleler sadece anlamsız bir çabadan
ibaret kalacaktır.
Özellikle program uygulamasının başladığı ilk aylarda sıkça dile
getirilen ve bugünde aynı derecede olmasa da zaman zaman yoğun bir şekilde
ortaya çıkan Merkez Bankası’nın piyasalara belli bir seviye için müdahale
etmesi gerektiğini savunan görüşlerin, yıllardır uygulanagelen ve piyasada
alışkanlık oluşturan eski kur rejiminin radikal bir şekilde terk edilip yeni
bir rejimin uygulanmasından kaynaklanan bir geçiş dönemi sıkıntısından
kaynaklandığı düşünülmektedir. Dalgalı kur rejiminde kişi ve kurumların önceki
kur rejimleri dönemlerinde
oluşturdukları döviz varlık ve yükümlülüklerini yeni rejimin başlangıcında ve
uzunca bir süre yönetemedikleri diğer ülke tecrübelerinden de bilinmektedir.
Diğer bir deyişle, bugünkü sıkıntıların önemli bir bölümü kişi ve kurumların
geçmişte yoğun olarak döviz borçlanmalarından kaynaklanmaktadır.
Merkez Bankası olarak kur politikasına yönelik kullandığımız
ifadelerin, kullandığımız şekilde algılanması, bu ifadelerde bunun ötesinde bir
anlam aranmaması gerekmektedir. Piyasanın açıklamalarımızı doğru algılaması
ancak politikalarımızda tutarlı olduğumuz
takdirde mümkün olabilecektir. Kısaca söylemek gerekirse, “kur
taahhüdümüz yoktur” açıklamamıza rağmen belli bir kur seviyesini hedefleyen
müdahalelerde bulunmamız sözkonusu bile olamaz ve beklenmemelidir.
Ancak, Merkez Bankası,
kura yönelik spekülatif hareketlere hiçbir şekilde izin verilmeyeceğini ve
gerekirse piyasalara müdahale edeceğini de uygulamanın başlangıcından itibaren
kamuoyuna duyurmuştur. Döviz piyasalarına zaman zaman bu amaçla müdahale
edildiği de herkes tarafından bilinmektedir. Bununla birlikte Merkez Bankası
kanunla kendisine verilen yetki ile mali piyasaları dikkatle izlemekte ve işlem
hacmi düşük, sığ piyasalarda spekülasyona yeltenen banka bulunması halinde
gerekli önlemleri süratle almakta veya alınmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla,
son günlerde ortaya çıkan Merkez Bankası’nın piyasalardaki spekülatif
hareketlere seyirci kaldığı yönündeki iddialar, üslup ve içerik açısından, bazı
kişi ve kurumların rejime henüz uyum sağlayamadıklarını ve dalgalı kur
rejiminde döviz kurunun neden değil sonuç olduğunu anlayamadıklarını
göstermekte ve herhangi bir ekonomik temelden yoksun bulunmaktadır.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.