Sayı: 2002-14
20 Şubat 2002
BASIN DUYURUSU
1. Türkiye’deki enflasyonist süreci kısaca
değerlendiren ve Merkez Bankası’nın ileriye yönelik bekleyişlerini açıklayan
ilk aylık raporumuz 6 Şubat 2002 tarihli basın duyurumuz ile kamuoyunun
dikkatine sunulmuştur. Söz konusu duyuruda daha ayrıntılı biçimde açıklanan ve
aşağıda özetlenen nedenler ile enflasyonla mücadelede temel politika aracımız
olan kısa vadeli faiz oranlarımızın düşürülmesine karar verilmiştir.
2. 2001 yılında enflasyon oranının artışında
temel etken olan döviz kurlarındaki köpüğün Ekim 2001’de patlaması sonrasında
Türk Lirası nominal olarak değer kazanmıştır. Bu gelişmenin enflasyonist
baskıları önemli ölçüde azalttığı düşünülmektedir.
3. Kasım 2001’den
itibaren gerek toptan gerekse tüketici enflasyonu, olumsuz mevsimsel koşulların
da etkisi sonucu tarımsal ürün fiyatlarında oluşan yüksek oranlı artışlardan
arındırıldığında, belirgin bir düşüş eğilimine girmiştir. Nitekim, kamuoyunun
çekirdek enflasyon olarak da kabul ettiği özel imalat sanayi fiyatlarındaki
artış Kasım ayından itibaren önemli oranda azalmaya başlamıştır.
4. Gerçekleşen enflasyon oranlarındaki düşüşe
paralel olarak, hala hedeflenen düzeyin üzerinde seyretmesine karşın, bir
ölçüde İktisadi Yönelim Anketi sonuçlarına göre, özellikle de mali sektöre
yönelik gerçekleştirilen anketlerde,
ileriye dönük enflasyon beklentilerinde belirgin bir düşüş eğilimi
mevcuttur.
5. Mevcut iç talep düzeyinin enflasyonist
baskı yaratmadığı, döviz
kurundaki hareketlerin enflasyondaki hareketleri belirlemede önemli bir rol
oynadığı ve kötü hava koşullarının olumsuz etkilerinin geçici olduğu dikkate
alındığında, önümüzdeki dönemde gerek toptan eşya, gerekse tüketici
fiyatlarındaki artışlarda belirgin bir iyileşme beklenmektedir.
6. Ayrıca, son dönemde, algılanan riskleri azaltarak enflasyon
bekleyişlerini olumlu yönde etkileyecek bir dizi gelişme gerçekleşmiştir. 2002
yılı başında yayımlanan Bankamız duyurusunda, para ve kur politikasının
anahatları çizilirken ekonomik ortama ilişkin bazı varsayımlar yapılmıştı. Bu
gelişmeler sözkonusu varsayımların gerçekleşme olasılığını yükseltmiştir. 4743
sayılı “Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 2002 yılı için planlanan faiz dışı
bütçe fazlasının gerçekleştirilmesine yönelik önlemlerin alınmasını
kolaylaştıran 4736 sayılı “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve
Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”
yürürlüğe girmiş ve yeni kredi anlaşması IMF tarafından onaylanmıştır. Bu arada
kredi notumuz olumlu yönde değiştirilmiştir.
7. Diğer yandan, Ocak ayı bütçe
gerçekleşmelerine ilişkin geçici veriler olumludur. Ayrıca, performans kriteri
olan para tabanı, 2002 yılının şimdiye kadar olan döneminde öngörülerimiz çerçevesinde hareket etmiştir.
8. Bu çerçevede, Merkez Bankası’nın, gelecek
dönem enflasyonu açısından temkinli
iyimserliği devam etmektedir. Bu değerlendirmeler ışığında Bankamız
bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
Repo – Ters Repo Pazarı’nda uygulamakta olduğumuz kısa vadeli faiz
oranlarının 20 Şubat 2002 tarihinden
itibaren aşağıdaki gibi düşürülmesine karar verilmiştir:
a)
Gecelik Faiz
Oranları: Borçlanma faiz oranımız yüzde 59’dan yüzde 57’ye
düşürülürken, yüzde 62 olan borç verme faiz oranımız değiştirilmemiştir.
b)
Diğer Vadeler: 1 haftalık
borçlanma faiz oranımız yüzde 62’den yüzde 59’a düşürülmüştür. Diğer yandan,
asıl politika aracımızın gecelik vadedeki faiz oranları olması ve 1 haftadan
uzun vadelerdeki faiz oranlarının piyasa şartlarında oluşmasını teşvik etmek
amacıyla, 2 hafta ve 1 aylık vadelerdeki kotasyonlarımız kaldırılmıştır.
9.
Bu vesileyle bir kere daha belirtmek isteriz ki, Yasası gereği nihai
hedefi fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez Bankası kısa vadeli faiz
oranlarına ilişkin kararlarını sadece ve sadece enflasyonun gelecekte alacağı
eğilime bakarak almaktadır. Fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikalar
kararlı bir biçimde uygulandığı sürece döviz kuru da iktisadi temeller ile
uyumlu bir biçimde hareket edecek ve cari işlemler hesabımız sürdürülebilir
büyüme açısından sorun teşkil etmeyecek bir düzeyde oluşacaktır. Şüphesiz ki
böyle bir sonuca ulaşılması sadece Merkez Bankası politikaları ile değil, aynı
zamanda mali disiplinin sağlanması ve yapısal reformların tavizsiz
gerçekleştirilmesi ile mümkün olacaktır.
Kamuoyunun
bilgisine sunulur.