Sayı: 2002-54
28 Haziran
2002
BASIN DUYURUSU
A.
GENEL DEĞERLENDİRME
Son dönemdeki
gelişmeler çerçevesinde oluşan siyasi belirsizlik algılamalarının, geçmişte
olduğu gibi ekonomik bekleyişleri, dolayısı ile kur ve piyasa faizlerini
olumsuz etkilediği bir kere daha görülmüştür. Siyasi belirsizlik algılaması konusundaki değerlendirmelerin
aşağıdaki çerçevede ele alınmasında fayda bulunmaktadır.
1.
Geçtiğimiz sonbahar aylarından siyasi belirsizlik algılamasının ortaya
çıktığı döneme kadar olan süreçte, uygulanan programın başarılı sonuçları
belirgin olarak hissedilmeye başlanmıştır. Aynı zamanda, uygulanmakta olan
programın doğru ve Türkiye ekonomisine uzun süredir özlenen istikrarı getirici
bir program olduğu genel kabul görmeye başlamıştır.
2. Ancak, son zamanlardaki siyasi gelişmeler
sonucunda, mevcut programın önümüzdeki
dönemde de sürdürülüp sürdürülemeyeceği ve uygulanan ekonomik programla elde
edilen kazanımların kaybedilebileceği yönünde kaygılar oluşmaya başladığı gözlemlenmektedir.
Uygulanan program olası ekonomi dışı şoklar dikkate alınarak düzenlenmiştir.
Son dönemlerde gerçekleştirilen yapısal reformlar da ekonominin belirsizliklere
ve dışsal şoklara karşı kırılganlığını azaltmıştır.
3. Söz konusu yapısal reformlar sayesinde, ekonomik istikrarın devamı ile çelişen, seçimlere odaklı ekonomik uygulamaların en aza indirilmesi yönünde temel kurumsal düzenlemeler yapılmıştır. Uygulanan dalgalı kur rejimi de ekonomik istikrarı bozacak nitelikte, ekonomik temellerden uzak ve kısa vadeli politik çıkarlara odaklı uygulamaların piyasalarca anında farkedilmesini sağlayacak niteliktedir. Bu nedenlerle, ekonomik gerekçeler dışında kısa vadeli çıkarları gözeten ekonomik politikaların uygulanması öncelikle rasyonel değildir.
4. Piyasalar, yukarıda sözü edilen yapısal reformlardan
en önemlileri arasında Merkez Bankası Yasası’nda yapılan değişikliklerin ve
yeni Borçlanma Yasası’nın yer aldığına dikkat etmelidir. Merkez Bankası
Yasası’ndaki değişikliklerle birlikte, Banka’nın temel hedefi fiyat
istikrarının sağlanması olarak belirlenmiş ve bu hedefi gerçekleştirmek için
para politikası araçlarının serbestçe kullanılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmıştır. Bu çerçevede,
Merkez Bankası, uzunca bir süredir, para politikasını sadece fiyat istikrarı
amacı doğrultusunda belirlemekte, para politikası uygulamalarını bütün
açıklığıyla kamuoyu ile paylaşmaktadır.
5. Türkiye ekonomisine uzun zamandır özlenen istikrarı getirmekte olan ve sürdürülebilir bir büyüme hızına ulaşılmasının altyapısını sağlam bir biçimde oluşturmaya başlayan bu programdan vazgeçilmesi toplumsal çıkarlarla uyuşmamaktadır. Bu nedenle, mevcut ekonomik program çerçevesinde öngörülen mali disiplinin korunması ve yapısal reformların devamı bir zorunluluktur ve ülkenin gerek kısa vadeli gerekse uzun vadeli çıkarlarıyla uyumludur. Diğer bir ifadeyle, orta vadede de, mevcut programın temel ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalınmasından başka seçenek yoktur.
6. Başarılı sonuçları
giderek belirginleşen bu programın uygulanmasındaki kararlılığın önemli bir
göstergesi de BDDK’nın yürüttüğü Bankacılık Sektörünün Yeniden
Sermayelendirilmesi Programı’nın geldiği aşamadır. Bu operasyon, mali sistemde kalıcı bir iyileşme ve
istikrar sürecine girilmesine katkı sağlanması ve fiyat istikrarına yönelik
para politikalarının etkinliği açısından önemlidir. Merkez Bankası, finansal
istikrarın, fiyat istikrarını
destekleyen en temel unsurlardan biri olduğunu da dikkate alarak,
Yeniden Sermayelendirme Programı kapsamında bulunan bankalara, sermayelendirme
işlemi tamamlanıncaya kadar ihtiyaç duymaları halinde likidite sağlanması
amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmıştır. Söz konusu gelişme ve düzenlemeler,
bankacılık sistemine yönelik belirsizlik algılamalarını kuşkusuz azaltacak
niteliktedir.
7. Aynı zamanda Haziran ayı sonu itibariyle, TBMM ve Hükümet tarafından uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde atılması gereken yapısal ve operasyonel bütün kararlar alınmış bulunmaktadır. Bu çerçevede, Uluslararası Para Fonu İcra Direktörleri Kurulu’nun 28 Haziran 2002 tarihinde toplanarak Türkiye’ye verilmesi öngörülen kredi dilimini ele alması beklenmektedir.
8. Merkez Bankası,
ekonomik ortam dışında oluşabilecek değişikliklerin yukarıda tartışılan
nedenlerle başarısı açık biçimde görülen bir programı kesintiye uğratmasını
beklememektedir. Bu nokta her kesimce ne kadar çabuk anlaşılırsa, piyasada
oluşan olumsuz yöndeki dalgalanmalar da o kadar hızlı biçimde ortadan
kalkacaktır. Programın önceden
planlandığı biçimde uygulanması halinde ve programın tasarlanması sırasında
öngörülmeyen çok önemli şoklar oluşmadıkça, yıl sonu enflasyon hedefi olan
yüzde 35 oranına ulaşılmaması için bir neden olmadığı düşünülmektedir. Mayıs
ayının ikinci yarısında ortaya çıkan politik belirsizliklerin azalmasıyla
birlikte önümüzdeki dönemde piyasa bekleyişlerinin olumlu trendini sürdürmesi
beklenmektedir. Bu çerçevede, Merkez Bankası’nın ileriye bakışı olumlu olmaya
devam etmektedir.
B. TEMMUZ AYI DÖVİZ ALIM İHALE PROGRAMI
9. Merkez Bankası, ters para ikamesi
ve 2002 yılı programında öngörülenden daha olumlu gelişen ödemeler dengesini
dikkate alarak, döviz arz fazlasının döviz kurlarında ilave bir oynaklık
yaratmayacak şekilde Merkez Bankası rezervlerinde birikmesini sağlamak
amacıyla, Nisan ayından bu yana programlı döviz alım ihaleleri gerçekleştirmektedir.
Son dönemdeki siyasi belirsizlik algılamaları nedeniyle, ters para ikamesi
sürecinde geçici olduğu düşünülen bir duraklama gözlemlenmekte, ödemeler
dengesinde ise olumlu gelişmelerin devam etmesi öngörülmektedir. Bu çerçevede,
önümüzdeki haftalarda programlı döviz alım ihalelerine devam edilebileceği
düşünülmekle birlikte, döviz piyasası işlem hacminde son dönemde zaman zaman
gözlemlenen daralma ve buna bağlı olarak döviz fiyatlarının sağlıksız oluşması
dikkate alınarak, Temmuz ayı başından itibaren programlı döviz alım ihalelerine
geçici bir süre için ara verilmiştir. Programlı döviz alım ihalelerine tekrar
başlanması durumunda önceden kamuoyuna duyurulacaktır.
C. Temmuz
Ayı Türk Lirası Depo Alım İhale Programı
10.
Merkez Bankası’nın Türk lirası fazlalığını sterilize etme işlemlerindeki
etkinliğinin artırılması amacıyla, Nisan 2002’de Bankalararası Para
Piyasası’ndaki mevcut işlem çeşitlerine ek olarak başlatılan 4 hafta standart
vadeli Türk lirası depo alım ihaleleri Temmuz ayında da sürdürülecektir. Bu
çerçevede, Temmuz ayında Türk lirası depo alım ihaleleri her hafta Çarşamba ve
Cuma günleri düzenlenecek ve her ihalede alınacak toplam tutar en fazla 200
trilyon Türk lirası olacaktır.
11. Ekonomik program
çerçevesinde mevcut kazanımlarımızın korunması, fiyat istikrarı hedefinden
sapılmaması ve finansal sistemin sağlıklı işleyişinin desteklenmesi amacıyla
para politikası araçları etkin olarak kullanılmaya devam edilecektir.
Piyasalardaki Türk lirası likidite yönetimi, mevcut para piyasası enstrümanları
kullanılarak sürdürülecektir. Ancak bu enstrümanların etkin kullanımlarında bir
güçlüğün ortaya çıkması halinde, Niyet Mektubu’nda da açıklandığı üzere,
programlı döviz satışları yolu ile likiditenin sterilize edilmesi yoluna da
gidilebilecektir.
d. Geç Likidite
Penceresi Uygulaması
12. 2 Ocak 2002 tarih ve 2002-1 Sayılı “2002 Yılında Para ve Kur Politikası ve Muhtemel Gelişmeler” başlıklı Basın Duyurusu’nda da belirtildiği üzere, Merkez Bankası 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren, finansal piyasaların istikrarı bakımından önemli bulunan yeni bir Türk lirası likidite imkanı olarak, Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası’nda 16:00-16:30 saatleri arasında “borç veren son merci” fonksiyonu çerçevesinde gecelik (O/N) vadede “geç likidite penceresi” uygulamasına başlayacaktır. Bankalar “geç likidite penceresi”nden, Merkez Bankası satış kotasyonundan teminatları karşılığında limitsiz olarak borç alabilecekler veya Merkez Bankası alış kotasyonundan Merkez Bankası’na borç verebileceklerdir.
13. 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren, saat 16:00-16:30 saatleri arasında “geç likidite penceresi”nden Merkez Bankası’nın borç verme kotasyonu yüzde 65 olarak belirlenmiş olup, yüzde 5 olan Merkez Bankası borçlanma kotasyonunda bir değişiklik yapılmamıştır. 10:00-16:00 saatleri arasında ilan edilen Merkez Bankası gecelik (O/N) borçlanma faiz oranı olan yüzde 48, haftalık borçlanma faiz oranı olan yüzde 49 ve gecelik (O/N) borç verme faiz oranı olan yüzde 55 değiştirilmemiştir.
14. Ayrıca, daha önceki duyurularımızda da belirtildiği üzere, uzun süre piyasaların artı Türk lirası rezervi ile açılması beklenmekle birlikte, önümüzdeki dönemde, piyasa gelişmeleri çerçevesinde Türk lirası likidite ihtiyacının ortaya çıkması halinde, gerekli likidite, gün içi repo ihalelerine başlamak suretiyle sağlanacaktır.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.