Sayı: 2002-67
5 Ağustos 2002
BASIN DUYURUSU
TEMMUZ AYI ENFLASYONU, İLERİYE YÖNELİK
BEKLEYİŞLER VE FAİZ ORANLARI
1. Temmuz ayında tüketici fiyatları yüzde 1,4 oranında, toptan eşya fiyatları yüzde 2,7 oranında yükselmiştir. Tüketici fiyatlarındaki artış piyasa beklentileri dahilinde gerçekleşmişken, toptan eşya fiyatları beklentilerin bir miktar üzerinde oluşmuştur. Yıllık enflasyon oranları ise düşüş eğilimini korumuş, TÜFE’de yüzde 41,3’e, TEFE’de ise yüzde 45,9’a gerilemiştir.
2. Temmuz ayı enflasyon oranlarına mevsimsel faktörler ayrıştırarak bakıldığında, mevsimsellikten arındırılmış TÜFE ve TEFE’nin sırasıyla yüzde 2,6 ve yüzde 3,4 oranında yükseldiği görülmektedir.
3. Gıda ve giyim fiyatlarında Temmuz ayında gözlenen gerilemeye karşın, dayanıklı tüketim malları ve haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki yüksek artış oranları Temmuz ayında tüketici fiyatlarının seyrinde önemli rol oynamıştır. Tarım fiyatlarındaki geçtiğimiz birkaç ayda gözlenen olumlu gelişmeye karşın, özellikle imalat sanayi fiyat artışlarının, kamu fiyatları ve döviz kurundaki yükselmeden dolayı ivme kazanması sonucu toptan eşya fiyat artışları da hız kazanmıştır. Temmuz ayında gıda dışı TÜFE yüzde 2,2 oranında, tarım dışı TEFE ise yüzde 4,2 oranında artmıştır. Gıda ve tarım fiyatlarının Temmuz ayında da mevsimsel ortalamalardan daha büyük oranda gerilemiş olması, gıda ve tarım dışı endekslerin genel endekslere göre daha yüksek oranda artmasına neden olmuştur.
4. Mevsimsellikten arındırılmış TÜFE ve TEFE’nin üç aylık hareketli ortalamalara göre yıllıklandırılması yoluyla hesaplanan yıllık enflasyon trendi TEFE’de yüzde 33,6, TÜFE’de ise yüzde 30,2 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık, yıllık enflasyon trendi, tarım dışı TEFE’de yüzde 45,4, gıda dışı TÜFE’de ise yüzde 32,8 olmuştur.
Tablo
1: Genel TÜFE, TEFE ve Alt Kalemler
|
|
Yıllık % Değişim |
Aylık % Değişim |
|||
|
|
2001 |
2002 |
2002 |
||
|
|
Temmuz |
Temmuz |
Mayıs |
Haziran |
Temmuz |
TÜFE
|
56,3 |
41,3 |
0,6 |
0,6 |
1,4 |
|
Mallar |
61,4 |
43,9 |
0,1 |
0,2 |
0,6 |
|
Hizmetler |
47,8 |
36,5 |
1,6 |
1,4 |
3,1 |
|
Gıda Dışı |
58,7 |
41,0 |
2,0 |
2,2 |
2,2 |
TEFE
|
65,4 |
45,9 |
0,4 |
1,2 |
2,7 |
|
Kamu |
78,6 |
44,5 |
2,7 |
4,3 |
4,3 |
|
Özel |
60,5 |
46,5 |
-0,4 |
0,0 |
2,0 |
|
Özel İmalat |
69,2 |
45,8 |
1,5 |
2,8 |
4,1 |
|
Tarım Dışı |
72,6 |
45,6 |
1,9 |
3,4 |
4,2 |
|
Tarım ve Enerji Dışı |
71,1 |
45,8 |
2,0 |
3,5 |
4,4 |
5. Mayıs ayından itibaren kamu fiyatlarında görülen artışın ve Türk lirasının değer kaybetmesinin tüketici fiyatları üzerindeki olumsuz etkisi, Temmuz ayında net olarak ortaya çıkmıştır. Gıda ve giyim grubu dışında kalan alt gruplarda, özellikle dayanıklı tüketim malları ve hizmetler grubunda fiyat artışlarının hızlandığı görülmektedir.
6. Gıda ve giyim fiyatlarında gözlenen gerileme Temmuz ayı TÜFE artışını sınırlayan en önemli faktör olmuştur. Buna karşın, elektrikli ve elektriksiz ev aletleri, eğlence kültür araçları ve özel ulaşım araçlarından oluşan dayanıklı tüketim malları grubu son dönemde artan döviz kurlarının etkisiyle yüzde 5,1 oranında artış göstermiştir. Ayrıca, kamu kontrolündeki fiyatlardan olan haberleşme hizmetleri, ulaşım hizmetleri, sağlık hizmetleri ve enerji fiyatlarındaki artışlar tüketici enflasyonunu olumsuz etkilemiştir. Buna karşın, gıda ve giyim fiyatlarında meydana gelen gerileme TÜFE artışının yüzde 1,4 oranında kalmasına neden olmuştur.
7. Gıda ve giyim-ayakkabı sektörlerinde fiyatların sırasıyla yüzde 1,1 ve yüzde 3,5 oranlarında gerilemesi, mal grubunda fiyat artışlarının yüzde 0,6 oranında kalmasına neden olmuştur. Hizmet grubu fiyat artışı ise özellikle yüzde 15,6 oranında artan haberleşme hizmetleri fiyatları, ortalama yüzde 7,5 artan hastane hizmetleri fiyatları ve yüzde 4,8 oranında artan ulaşım hizmetleri fiyatlarının etkisiyle yüzde 3,1 olarak gerçekleşmiştir. Temmuz ayı itibariyle, yıllık fiyat artışı, mal grubunda yüzde 43,9, hizmet grubunda ise yüzde 36,5 olarak gerçekleşmiştir.
Grafik 1: TÜFE ve Gıda Dışı TÜFE
|
Yıllık Yüzde Değişim |
Aylık Yüzde Değişim (Mevsimsellikten
Arındırılmış)* |
|
|
|
Kaynak: TCMB, DİE.
*Mevsimsellikten
arındırma işleminde TRAMO/SEATS yöntemi kullanılmıştır.
Grafik 2: Mal Grubu ve Hizmet Grubu
Fiyatları
|
Yıllık Yüzde Değişim |
Aylık Yüzde Değişim (Mevsimsellikten
Arındırılmış)* |
|
|
|
Kaynak: TCMB,
DİE. *Mevsimsellikten arındırma işleminde TRAMO/SEATS yöntemi
kullanılmıştır.
8. Temmuz ayında imalat sanayi fiyat artışları TEFE artışını belirleyen temel etken olmuştur. Türk lirasının döviz kuru sepeti karşısında Haziran ve Temmuz aylarında sırasıyla bir önceki aya göre ortalama yüzde 11,5 ve yüzde 10,4 oranlarında nominal bazda değer kaybetmesi imalat sanayii fiyat artışlarında belirleyici olmuştur. Kurdaki yükselmenin yanı sıra, geçtiğimiz aylarda kamu imalat sanayii fiyat artış oranlarında gözlenen hızlanmanın da etkisiyle özel imalat sanayi fiyatları yüzde 4,1 oranında artmıştır.
9. Temmuz ayında TEFE artışını sınırlandıran temel unsur, Haziran ayında olduğu gibi mevsimsel hareketlerin ötesinde, yüzde 2,9 oranında gerileyen tarım fiyatları olmuştur. Tarım fiyatlarındaki düşüşü, iç talep yetersizliği ve mevsimsel olarak oluşan arz fazlası belirlemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış TEFE Temmuz ayında yüzde 3,4 oranında artarken, mevsimsellikten arındırılmış tarım dışı TEFE ise yüzde 4,2 oranında artmıştır.
Grafik 3: TEFE ve Tarım Dışı TEFE
|
Yıllık Yüzde Değişim |
Aylık Yüzde Değişim (Mevsimsellikten
Arındırılmış)* |
|
|
|
*Mevsimsellikten
arındırma işleminde TRAMO/SEATS yöntemi kullanılmıştır. Kaynak: TCMB, DİE.
10. Bilindiği üzere, 28 Haziran 2002 tarihli Merkez Bankası Basın Duyurusu’nda;
a)
Geçtiğimiz sonbahar aylarından siyasi belirsizlik
algılamasının ortaya çıktığı döneme kadar olan süreçte, uygulanan ekonomik
programın başarılı sonuçlarının belirgin olarak hissedildiği, programın doğru
ve Türkiye ekonomisine istikrarı getirici bir program olduğunun genel kabul
görmeye başladığı,
b)
Son dönemlerde gerçekleştirilen yapısal
reformların ekonominin belirsizliklere ve dışsal şoklara karşı kırılganlığını
azalttığı,
c)
Türkiye ekonomisine uzun zamandır özlenen
istikrarı getirmekte olan mevcut programın temel ilkelerine sıkı sıkıya bağlı
kalınmasından başka seçenek olmadığı,
d) Uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde öngörülen yapısal ve operasyonel kararların alındığı,
e)
Söz
konusu yapısal reformlar sayesinde, ekonomik istikrarın devamı ile çelişen, seçimlere
odaklı ekonomik uygulamaların en aza indirilmesi yönünde temel kurumsal
düzenlemelerin yapıldığı,
f)
Merkez Bankası’nın ekonomi dışında oluşabilecek
gelişmelerin başarısı açık biçimde görülen bir programı kesintiye uğratmasını
beklemediği,
g)
Mayıs ayının ikinci yarısında ortaya çıkan
belirsizliklerin azalmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde de piyasa
bekleyişlerinin olumlu trendini sürdürmesinin beklendiği,
h)
Bu çerçevede, Merkez Bankası’nın ileriye bakışının
olumlu olmaya devam ettiği
belirtilmiş, ortaya çıkan siyasi belirsizlik
algılamasının, ekonomik bekleyişleri ve dolayısıyla kurları ve faizleri olumsuz
etkilediği ifade edilmiştir.
11. Siyasi belirsizlik algılamasının ortaya çıktığı Mayıs ayından itibaren, faizler ve kurlar yükselmiş, ekonomik bekleyişlerdeki iyileşmede duraklama ve hatta bazılarında hafif kötüleşme sinyalleri alınmaya başlamıştır. İkincil piyasa ölçüt kıymetlerinden olan 9 Nisan 2003 vadeli Devlet İç Borçlanma Senedi’nin bileşik faizi Nisan ayı sonunda yüzde 52 seviyesine inmiş iken, Temmuz ayı başında yüzde 77’ye kadar çıkmış, Temmuz ayı sonuna kadar yüzde 75 civarında dalgalanmıştır. Temmuz ayı sonunda, Nisan ayı sonuna kıyasla ABD doları Türk lirasına karşı yüzde 27, Euro ise yüzde 38 oranında değer kazanmıştır. Bekleyişlerdeki kötüleşme ile birlikte 2001 yılı sonlarından itibaren başlayan ters para ikamesinin durması da kurlardaki artışı desteklemiştir. Ayrıca, Merkez Bankası’nın 4 haftalık Türk lirası depo ihaleleri faiz oranları piyasadaki risk algılaması hakkında önemli bilgiler vermektedir. 8 Mayıs 2002 tarihinde gerçekleştirilen Türk lirası depo ihalesinin ortalama bileşik faizi yüzde 61.00 iken, son dönemde yaşanan olumsuzluklar sonucu 12 Temmuz 2002 tarihli ihalenin ortalama faiz oranı yüzde 67.47’ye kadar çıkmıştır.
12. Nitekim, 2001 yılı son döneminden itibaren hızlı bir gerileme gösteren
ileriye yönelik enflasyon bekleyişleri, TCMB Beklenti Anketinden de izlendiği
üzere, son dönemde yaşanan ve uygulanan ekonomik programla doğrudan ilişkili
olmayan gelişmeler nedeniyle gerileme eğilimini durdurmuştur. Ancak, son
dönemde kurlarda ve faizlerdeki yükselişe rağmen, kısa döneme ilişkin enflasyon
bekleyişleri kötüleşirken, daha uzun döneme ilişkin bekleyişlerde bozulma
görülmemesi, 28 Haziran 2002 tarihli Basın Duyurumuzda belirtilen hususların
çoğunluğunun piyasalarca da benimsendiğini göstermektedir. Temmuz ayının ikinci
yarısına ait anket sonuçları, beklentilerin hâlâ yıl sonu hedefiyle örtüştüğünü
ve hedefe ulaşmada herhangi bir güçlük yaşanmayacağını göstermektedir. Gelecek 12 aylık döneme ilişkin enflasyon
bekleyişleri ise son iki aydır yüzde 32 civarında yatay bir seyir izlemektedir.
13. Başta ekonomik programa olan güvenin sağlanması olmak üzere, döviz ve Türk
lirası piyasalarındaki istikrar, Türk lirasının güçlenmeye başlaması, sıkı para
ve maliye politikalarının programlandığı şekilde yürütülmesi gibi unsurlar
Ocak-Mayıs dönemindeki fiyat gelişmelerinde belirleyici olurken, Mayıs ayının
ikinci yarısından itibaren kurlarda gözlemlenen artışlar, özellikle, döviz
kurundaki gelişmelere göreli olarak daha duyarlı olan sektörlerdeki fiyatları
olumsuz etkilemiştir.
Grafik
4: TCMB Beklenti Anketine Göre Enflasyon Beklentileri

Kaynak: TCMB.,
14. Kurlardaki artışa duyarlı imalat sanayi fiyat artışları ile kamu kontrolünde olan ürünlerin fiyatlarındaki artışlar, diğer kesimlerdeki fiyatları da dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Bundan ötürü, siyasi belirsizlik algılamasının devam etmesi ile döviz ve Türk lirası piyasalarında kısa vadede istikrar sağlanamaması halinde, söz konusu fiyat artışlarının da süreklilik kazanma olasılığının belirmesi enflasyonla mücadele açısından risk oluşturabilecektir.
15. Ancak, özellikle son bir haftalık süreçte, belirsizlikleri önemli ölçüde
azaltacak gelişmeler olmuştur. Öncelikle, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş
sürecini hızlandıracak olan Avrupa Birliği Uyum Yasalarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul
edilmesi Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına ivme kazandıracak, piyasalardaki
bekleyişleri olumlu etkileyecek bir gelişmedir. Ayrıca, erken seçim tarihinin 3
Kasım 2002 olarak belirlenmesinin, olası siyasi belirsizlik algılamasını
azalttığı görülmektedir. Nitekim, piyasalarca çok olumlu karşılanan söz konusu
iki gelişme sonrası, gerek DİBS faizleri, gerekse kurlar dikkate değer biçimde
düşmüştür. Temmuz ayı sonunda yüzde 76 civarında olan 9 Nisan 2003 vadeli
DİBS’in bileşik faizi, 2 Ağustos 2002 günü 5 Ağustos 2002 valörlü
işlemlerde yüzde 68’e düşmüştür. Benzer
şekilde, 1 ABD doları Türk lirası karşılığı da Temmuz ayı sonunda 1,690,000
civarında iken, 2 Ağustos 2002 günü 1,650,000 civarına gerilemiştir.
16. Yine piyasalardaki risk algılamasının bir ölçüsü olan Merkez Bankası 4
haftalık Türk lirası depo ihaleleri ortalama bileşik faiz oranı 12 Temmuz 2002
tarihinde yüzde 67.47 iken, 2 Ağustos 2002 tarihinde yüzde 64.56’ya
gerilemiştir. Bu olumlu gelişmelerin,
ekonominin geleceğine ilişkin bekleyişleri iyileştirmesi ve gelecek dönem
enflasyonuna olumlu yansıması beklenmektedir.
17. Diğer yandan, maliye ve para politikaları ile yapısal reformlar ve
düzenlemeler ekonomik programda öngörüldüğü gibi herhangi bir aksaklığa yer
vermeden devam etmektedir. Nitekim, Uluslararası Para Fonu İcra Direktörleri
Kurulu’nun 7 Ağustos 2002 tarihinde toplanarak Türkiye’ye verilmesi öngörülen
kredi dilimini ele alması beklenmektedir.
18. Sonuç olarak, 28 Haziran 2002 tarihli Basın Duyurumuzda da belirtildiği
üzere, şimdiye kadar gerçekleştirilen yapısal reformların Türk ekonomisinin
belirsizliklere ve dışsal şoklara karşı kırılganlığını azalttığı açıktır.
Ayrıca, seçim tarihinin belirlenmiş olmasının siyasi belirsizlik algılamasını
azaltacağı, Avrupa Birliği’ne katılım
sürecinde önemli adımlar atılmasının piyasalarca çok olumlu karşılanacağı, son
dönemdeki enflasyondaki artış trendinin geçici olduğu ve Bankamızın
tahminlerine paralel olarak, piyasalardaki enflasyon bekleyişlerinin kısa
vadeler için bozulsa da uzun vadede değişmediği, kamunun ürettiği mal ve hizmetlerin önemli
bir kısmına son aylarda yapılan büyük oranlı zamların bu ayarlamalara neden
olan KİT açıkları sorununu bir ölçüde çözdüğü ve
enflasyondaki mevcut gelişmeler ile geleceğe ilişkin bekleyişler dikkate
alındığında, yıl sonu yüzde 35’lik TÜFE enflasyonu hedefinin tutturulmasında
önemli bir sorunla karşılaşılmayacağı düşünülmektedir. Bu çerçevede, Merkez
Bankası’nın 28 Haziran 2002 tarihli Basın Duyurusunda belirtilen hususlara
ilişkin düşünceleri ve ileriye dönük bakışı olumlu olmaya devam etmektedir.
III. MERKEZ BANKASI FAİZ ORANLARI
19. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, Bankamız bünyesindeki Bankalararası
Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo - Ters Repo Pazarı’nda
uygulamakta olduğumuz kısa vadeli faiz oranlarının 5 Ağustos 2002 tarihinden
itibaren aşağıdaki gibi düşürülmesine karar verilmiştir:
a)
Gecelik Faiz Oranları: Borçlanma faiz oranımız yüzde
48’den yüzde 46’ya düşürülürken, borç verme faiz oranımız yüzde 55’den yüzde
53’e düşürülmüştür.
b)
Diğer Vadeler: 1 haftalık borçlanma faiz oranımız yüzde 49’dan
yüzde 46’ya düşürülmüştür.
c)
Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Geç
Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde,
Bankalararası Para Piyasası’nda Saat 16:00 - 16:30 arası gecelik vadede
uygulanan Bankamız borç verme faiz oranı yüzde 65’ten yüzde 63’e düşürülürken,
yüzde 5 olan borçlanma faiz oranımız değiştirilmemiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.