GÜNEYDOĞU AVRUPA’DA SİYASİ İSTİKRARI SAĞLAMA
Başkan
23
Ekim 1999, Atina
Üçlü
Komisyon XXIII. Avrupa Toplantısı
Her şeyden önce, böylesine saygın bir topluluğa
hitabettiğimdendolayı duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim. Ayrıca böyle iyi
birorganizasyonda yer alan herkese ve ev sahipliğini yapan Yunanlı dostlarımıza
teşekkür ediyorum.
Aslında bu toplantı, bölgesel işbirliğinde atılacak
ilk adımların çok büyük önem kazandığı bir dönemde düzenleniyor.
Bizim açımızdan, bu tür bir işbirliği ve uzlaşma için
verilebilecek en güncel örnek, Ağustos ayında yaşanan deprem felaketi sonrasında
Türkiye’ye sağlanan çok değerli ve hayati yardımlardır. Bizlere insani, tıbbi,
teknik ve mali yardımlarını esirgemeyen tüm ülkelere, bu vesile ile yeniden
teşekkür ediyorum. Özellikle, komşumuz Yunanistan’nın ve YunanMerkez
Bankasından meslekdaşlarımızın sıcak alaka ve ivedi yardımlarınıözellikle
vurgulamak istiyorum.
Teşekkürlerimi yineledikten
sonra, asıl konumuz olan “Balkan Bölgesel Ekonomik İşbirliği” ne dönmek
istiyorum. Balkanların, Türkiye’nin genel politikasının tüm alanlarında
özel bir konumu vardır. Tarihsel olduğu kadar ekonomik temellere de dayalı
olarak, bölge ülkeleri arasındaki işbirliği, ulusal ve uluslararası nedenlerle
kaçınılmaz hale gelmiştir. Bununla birlikte, bu bölgede global düzeyde
tesirleri olan kargaşa ve istikrarsızlık süregelmektedir. Balkanlardaki barış,
refah ve istikrar, bölgedeki ilşkilerine özel bir önem veren Türkiye’nin
öncelikli hedefleridir. Tarih bize, bu hedeflere ulaşmak için yoğun ve değişik
alanlarda bölgesel işbirliğinin gerekliliğini göstermiştir. Hiç şüphe yok ki
ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi, daha önceki aylarda ve yıllarda hepimizin
şahit olduğu gerginliklerin yumuşamasına yol açacaktır.
Son birkaç yıl içinde ekonomik globalleşme bizlere,
ülkelerin nasıl birbirlerine bağımlı hale geldiğini, ayrıca aralarındaki
işbirliğinin ne denli önem taşıdığını göstermiştir. Finans sektörünün öncü
aktörleriolarak bizleringenelde “işbirliği” konusuna bu açıdan yaklaşmaya
yatkın olduğuna inanıyorum. Bu konuyu biraz daha detaylandırmak istiyorum.
İlk olarak; Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankasının
kurulması, mali alandaki işbirliğinin başarılı bir göstergesidir. Haziran
1999’da Selanik’de faaliyete geçen Banka bu bölgedeki yatırım ve ticaretin
geliştirilmesi ve finansmanı amacıyla kurulmuştur. Onbir üyesi bulunmaktadır.
Kuruluşuna ilişkin anlaşma 1997 Ocak ayında yürülüğe girmesine rağmen Banka, ne
yazık ki ancak iki yıl sonra faaliyete geçebilmiştir. Şu anda bunu geliştirecek
ve daha iyi çalışmasını sağlayacak imkanımız olduğu gerçeğinin de altını çizmek
isterim. Kanımca bu Banka aracılığı ile, tüm bölgeyi finanse edebilecek bir
kaynağın sağlanabilmesi mümkün olacaktır. Dolayısıyla, bu girişimi
gerçekleştirme çabalarımızı sürdürmemiz gerekmektedir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası olarak biz sadece uluslararası girişimlere ve organizasyonlara
aktif katılım sağlamakla kalmayıp, son zamanlarda Balkanlar dahil geniş bir
bölgeyi kapsayan “Guvernörler Kulübü” nün kurulması gibi çok özel bir örnekten
de görüleceği üzere işbirliği için yeni forumlar geliştiriyoruz. Balkanlar,
Orta Asya ve Karadeniz’den meslektaşlarımızla birlikte, bu bölgenin Merkez
Bankaları olarak 1998 Mayıs’ında "Merkez Bankaları Guvernörler Kulübü” nü
kurduk. Bu Kulüp, üye ülkeler arasındaki ekonomik, parasal ve bankacılık konularında
işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Kulüp, üyelerin kendi ulusal
deneyimlerini paylaştıkları ve tüm katılımcı ülkelerin ortak konular hakkında
görüş alışverişi imkanı buldukları, açık, doğrudan ve samimi bir ortamı
sağlamaktadır.
Üye ülke sayısı şimdilik 15’e
ulaşmıştır. Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya,
Romanya, Türkiye ve Yugoslavya olmak üzere Balkanlar’dan 8 üyemiz
bulunmaktadır. Kuruluşundan bu yana, üye ülke uzmanlarına yönelik eğitim
programları ve seminerlerin yanısıra, başkan ve başkan yardımcıları düzeyinde 3
toplantı düzenlenmiştir. Uzmanlar arasında yapılan toplantılarda özellikle
teknik konular görüşülmektedir. Kanımca bunlar son derece ümit verici ve
faydalı toplantılar olmaktadır.
Bir sonraki uzmanlar
toplantısının konusu ödeme sistemleri olacaktır. Ödeme sistemlerinin, mali
kurumlar, yatırımcılar ve çeşitli kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen ve
büyük meblağlara ulaşan sınır ticaretinin daha da artırılması ve
hızlandırılmasında çok önemli bir rol oynadığı ise hepimiz tarafından gayet iyi
bilinmektedir. RTGS (Gerçek Zamanlı Bire Bir Mutabakatlı Ödeme) sisteminin,
yurtiçi olduğu kadar sınır ötesi fon akışına da güven, emniyet, hız ve minimum
risk sağlayacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Bu çerçevede, "Guvernörler
Kulübü" platformunu, ödeme sistemlerinin Kulüp üyesi ülkeler yanında, üye
olmayan diğer Balkan ülkeleri arasında da yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi
amacına da yönlendireceğiz.
Kişisel olarak, bunun üzerinde
daha da çalışılması gerektiğine inanıyor ve bir Merkez Bankası Başkanı olarak,
ödeme sistemleri konusundaki deneyimlerimizi diğer Balkan ülkeleri ile
paylaşmaya hazır olduğumuzu belirtmekten mutluluk duyuyorum.
Diğer yandan, Balkanlarda bir
finans merkezine duyulan ihtiyaç konusuna da değinmek istiyorum. Bir bölgede
ekonomik kalkınmayı hızlandırmak için çok iyi donanımlı, örneğin Frankfurt,
Tokyo veya New York gibi bir finans merkezine ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Bu
konuda yoğun çaba harcayacağımıza ve Balkanlarda bir finans merkezi kurulması
için çalışacağımıza inanıyorum. Bir öneri getirmem gerekirse,endüstri,
teknoloji ve vasıflı işgücü alanlarında kaydetmekte olduğu hızlı gelişmelerle
İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olarakiyi bir aday olduğu
kanısındayım.
Tarih boyunca İstanbul üç büyük
İmparatorluğa, Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarınabaşkentlik
yapmıştır. İstanbul şehri 2500 yıllık bir ticari geleneğe sahiptir. Bugün
İstanbul Türkiye’nin ticaret ve finans merkezidir.
Ayrıca, Türk bankacılık sistemi
uluslararası piyasalarlaentegrasyonda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bugün
Türk bankaları müşterilerine son derece kaliteli hizmet ve ürünler
sunmaktadırlar. Hizmetlerinin büyük kısmı bilgisayarlaşmıştır.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) İstanbul’un
uluslararası bir finans merkezi olması yolunda çok önemli adımlar atmıştır.
İMKB bölgenin en gelişmiş borsasıdır.
Türkiye’nin bu özellikleri, özellikle teknik, ticari
ve mali açılardan İstanbul’un Balkanların finans merkezi olmaya hazır olduğunu
kanıtlamaktadır.
Türkiye için olduğu kadar diğer
Balkan ülkeleri için de, global ekonomi içindeki bu işbirliğinden sonraatılması
gereken bir sonraki adım Avrupa’daki entegrasyon sürecine katılma arzusu
olmalıdır. Maastricht’le getirilen parasal hedeflere uyum süreci içinde en
büyük sorumluluk merkez bankalarının omuzlarına yüklenmektedir. Bizler, temel
kriteri uygulayarak ve ekonomiyi yeniden şekillendirerek entegrasyona giden
yolda öncülük yapmalıyız. Sağduyu bize; bir yandan global düzeyde istikrar ve
işbirliğine katkıda bulunurken, diğer yandan da bölgedenin refahına büyük katkı
sağlayacak işbirliği ortamını yaratmada başarılı olacağımızı söylemektedir.
Gelecek binyıla hazırlanırken
Balkanlar, iki kıta arasında bir köprü oluşturarak açıkça tanımlanmış çok
önemli bir rolü üstlenmek zorundadırlar. Genelde, önümüzdeki binyılda
Avrasya’da önemli gelişmeler olacağı beklenmektedir. Tüm Balkan ülkeleri gerek
bölgede gerek civarında refah ve kalkınmayı sağlamak için ekonomik işbirliğine
yoğun bir biçimde katkıda bulunmalıdır.
Sözlerimi bitirirken, bölgede,
sürekli bir işbirliği ortamını sağlamanın önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Konuşmamda belirttiğim gibi bu hedefi gerçekleştirmenin bir yolu Karadeniz
Ticaret ve Kalkınma Bankası’nın imkanlarını geliştirmek ve bunlardan daha yoğun
bir biçimde yararlanmak suretiyle var olan projeyi yeniden hayata geçirmektir.
Bu bakımdan, Guvernörler Kulübü’nün, bizi daha ileri bir işbirliğine götürecek,
destekleyici bir girişim olacağınıumuyorum. Bu arada, İstanbul’un da bölgenin
finans merkezi olma rolünü üstleneceğini öngörebiliriz.
Bu üç alan karşılıklı olarak
arzu edilen işbirliği ve anlayış ortamının oluşturulmasına ve ilişkilerimizin
geliştirmesine çok önemli katkılar sağlayabilir.
Balkanlarda kalıcı bir barış ve istikrarın, bölgesel
işbirliği ile sağlanabileceğine inanıyoruz. Artık, kıtanın bu bölgesinde,
güçlendirilmiş ve çeşitlendirilmiş bir işbirliğinin, sadece bölgedeki
gerginliği azaltıp, istikrar ve barışın sağlanmasına katkıda bulunmakla
kalmayıp, aynı zamanda tüm Avrupa’nın entegrasyon sürecini de hızlandıracağına
inanmaktayım. Bu bağlamda, Balkan İşbirliği süreci, bölgenin ortak geçmişini,
karşılıklı paylaşılan ortak bir kadere dönüştürmek imkanını sunmaktadır.
Beni dinlediğiniz için teşekkür
ederim.