BİRİNCİ KISIM
2002 YILI BÜYÜME PERFORMANSI;
ETKİLEYEN UNSURLAR VE İLERİYE YÖNELİK
BEKLENTİLER
Sayın
Başkan, size ve bu konferansı bugüne getirenlere teşekkür ediyorum.
Değerli
katılımcılar,
Geçen gün
burada, bize göre hala az anlaşılan bir konu olan kriz sonrası para
politikasından ve operasyonlardan söz ettik.
Bugün ise
önce büyüme ile ilgili elimizde ne bilgiler var ona bakacağız, daha sonra da
fiyat istikrarı ve büyüme ilişkisi konusunda kamuoyuna bu günlerde ne
anlatıyoruz, onu tekrar ele alacağız.
Giriş
:
Türkiye
Ekonomisi, 2001 yılında yaşanan hızlı daralmanın ardından 2002 yılında yeniden
büyüme sürecine girmiştir. Kriz sonrası uygulanan para ve maliye
politikalarının mal ve finans piyasalarında sağladığı istikrar ve olumlu
beklentiler ile yapısal düzenlemeler, başta sanayi sektörü olmak üzere
ekonominin tüm sektörlerinde büyüme sürecinin başlamasına katkıda bulunmuştur.
2002 yılı
programında GSMH büyümesi yüzde 3 olarak öngörülmüştü. Yılbaşında ekonominin öngörülen büyüme
hızına ulaşabileceği konusunda ciddi kuşkular bulunmaktaydı. Ancak, Merkez
Bankası olarak, bu büyüme öngörüsünün ulaşılabilir olduğunu, gerek basın
duyurularımızda gerek Para Politikası Raporlarında kamuoyuna açıklamıştık. Bu
açıklamalarda, büyümeyi olumlu etkileyecek şu unsurlar üzerinde durulmuştu.
Bunlar;
1. 2001 yılında ekonominin kazandığı rekabet gücünün ihracatı ve büyümeyi olumlu etkilemesi,
2.
Ters
para ikamesine yol açan nedenlerin, özellikle de döviz kurunun istikrar
kazanmasının iç talebi uyarması,
3.
Mali
piyasalardaki istikrarın, ertelenmiş yatırım ve tüketim harcamalarını uyarması,
4.
Bankacılık
sisteminin güçlenmesi ve kredi hacminin artması,
5.
2001
yılında hızla azalan stokların tekrar artmaya başlaması,
6.
Tarımsal
üretimdeki artış beklentisi .
olarak
vurgulanmıştı.
Kredi hacmi hariç yukarıda sayılan unsurların, 2002 yılı ilk yarısında gerçekleşen hızlı büyümede etkili olduğu gözlenmektedir.
Üretim
Yönünden 2002 Yılı Büyüme Performansının Değerlendirilmesi:
DİE
tarafından, GSMH büyüme hızının 2002 yılı ilk çeyreğinde yüzde 0.3, ikinci
çeyreğinde ise yüzde 8.8 olduğu açıklanmıştır. Yılın ilk çeyreğinde net dış
alem faktör gelirlerinin GSMH büyümesine katkısı negatif iken ikinci çeyrekte
pozitif olmuştur. Bu nedenle, GSYİH
büyümesi ilk çeyrekte yüzde 1.9, ikinci çeyrekte ise yüzde 8.2 olarak
gerçekleşmiştir.
GRAFİK
1: GSMH BÜYÜME HIZI ( ÖZGÜN SERİ ve MEV.DÜZ.SERİ)

Mevsimlik düzeltilmiş
seriler incelendiğinde, yılın ikinci çeyreğinde GSMH ve GSYİH’nın ilk çeyreğe
göre, sırasıyla, yüzde 2.1 ve yüzde 2.2 oranında büyüdüğü görülmektedir.
Sektörler
itibarıyla bakıldığında, yılın ikinci çeyreğinde de GSYİH büyümesine en önemli
katkı sanayi ve ticaret sektörlerinden gelmiştir. İkinci çeyrekte, sanayi
sektörü yüzde 12.2, ticaret sektörü ise yüzde 10.1 oranında büyüme
göstermiştir.
Mali
piyasalarda istikrarın sağlanması sonucunda döviz kurları ve faiz oranlarındaki
gerileme, firmaların üretim ve talebe ilişkin beklentilerini olumlu
etkileyerek, özellikle Mart ayından itibaren sanayi üretiminde hızlı bir
canlanma sağlamıştır. Buna, kriz nedeniyle geçen yıl üretimde yaşanan
daralmanın yarattığı baz etkisi de katkıda bulunmuştur.

Geçmiş
trendler incelendiğinde, sanayi sektörü hem doğrudan hem dolaylı olarak ticaret
ve ulaştırma sektörlerine yaptığı katkılar nedeniyle GSMH büyümesinin temel
belirleyicisidir. Sanayi sektörü, doğrudan ve dolaylı olarak GSMH’nın yüzde
60’ını aşan bir bölümünün belirleyicisi olmaktadır.

Aylık ve üç aylık sanayi üretim endeksi, kapasite kullanım oranları, ithalat ve diğer göstergeler yılın ikinci çeyreğinde de ekonomideki canlanmayı destekleyici yönde bir seyir izlemiştir. Ayrıca, tarım dışı istihdamdaki yükseliş, açılan firma sayısındaki artış, EFT dolaşım hızındaki yükselme, protesto edilen senetlerdeki azalış ekonomideki canlanmaya işaret etmektedir.

Kredi
hacmindeki gelişmeler ekonomideki canlanma eğilimi ile uyumlu görülmemektedir.
Bilindiği gibi, bankacılık sektörüne yönelik düzenlemeler bazı büyüklüklerin
karşılaştırılabilir olma özelliğini de ortadan kaldırmıştır. Bazı bankaların
TMSF’ye devredilmesi, tahsili gecikmiş kredilere ilişkin daha sıkı
düzenlemelerin yürürlüğe girmesi, denetimler sonucunda bazı bankalarda daha
önce kredi olarak takip edilen bir bölüm alacakların diğer hesaplara
nakledilmesi, bankacılık sistemi kredi büyüklüğünü 2002 yılında önemli ölçüde
etkilemiştir. Bu durum, kredilerle ilgili sağlıklı bir karşılaştırma yapma
olanağını da ortadan kaldırmıştır.
Kriz
nedeniyle 2001 yılı ilk yarısında 9.4 milyar dolarlık sermaye çıkışı ekonominin
finansman imkanlarını önemli ölçüde
daraltmıştı. Bu yılın ilk yarısında ise sermaye hareketleri dengesinde olumlu
bir gelişme gözlenmiş ve 611 milyon dolarlık sermaye girişi gerçekleşmiştir.
Özellikle, firmaların kullandığı dış kredilerde 2002 yılında bir canlanma
gözlenmektedir. 2001 yılı ilk yarısında, 915 milyon dolarlık net dış borç
ödeyici pozisyonunda olan firmalar, 2002 ilk yarısında 1.3 milyar dolarlık net
kredi kullanıcı pozisyonunda olmuşlardır. Bu gelişme, firmaların finansman
imkanlarını artırarak üretim ve büyümeyi destekleyici bir unsur olmuştur.
Tablo
2: Firmaların Dış Kredi Kullanımı ( Milyon Dolar )

Sanayi
üretimine paralel olarak, tarımsal üretimdeki artışta 2002 yılı ikinci
çeyreğinde büyümeyi olumlu yönde etkilemiştir. Geçen yılın ikinci çeyreğinde
yüzde 2.9 oranında gerileyen tarım katma değeri, bu yılın aynı döneminde
hububat ve bakliyat üretimindeki yükselme nedeniyle yüzde 2.3 oranında artış
göstermiştir.
Talep
Yönünden 2002 Yılı Büyüme Performansının Değerlendirilmesi :
Bilindiği
gibi, DİE sektörel üretim gerçekleşme ve tahminlerinden yararlanarak GSMH ve
GSYİH serisini hesaplamaktadır. Üretim yönünden hesaplanan GSYİH serisi
kullanılarak talep unsurları elde edilmektedir. 2002 yılında talep
unsurlarındaki gelişmeler incelendiğinde, her iki çeyrekte de büyümeye en
yüksek katkının stok birikiminden geldiği görülmektedir. 2001 yılında, iç ve
dış talebin büyük ölçüde stoklardan karşılanması üretimi ve GSYİH büyümesini
olumsuz etkilemiştir. Bu durum dikkate alınarak, 2002 yılında stok birikiminin
büyümeye pozitif katkısının olacağı beklenmekteydi.
Stok
birikiminin GSYİH büyümesine katkısı yılın ilk çeyreğinde 5.9 puan, ikinci çeyreğinde ise 10.9 puan
olmuştur. Bu gelişmede, 2001 yılında stok birikiminin GSYİH büyümesine katkısının
negatif olması da belirleyici olmuştur. Stok birikiminin GSYİH büyümesine
katkısı, 2001 yılı ilk çeyreğinde negatif 5.3 puan, ikinci çeyreğinde ise
negatif 8.6 puandır.
Geçmiş kriz dönemlerinde de benzer eğilimler gözlenmiştir. Nitekim, 1994 ve 1995 yılı ilk yarısında da aynı durum yaşanmıştır. 1994 yılı ikinci döneminde stokların GSYİH büyümesine katkısı negatif 7.5 puan iken 1995 yılı aynı dönemindeki katkısı pozitif 6.5 puana yükselmiştir.
Tablo
3: Stokların GSYİH Büyümesine Katkısı ( Yüzde Puan )
TCMB
İktisadi Yönelim Anketi incelendiğinde, 2002 ilk çeyreğinde stok artışının
genelde mamul mal stokundaki artıştan kaynaklandığı tahmin edilmektedir.
Sanayideki nispi canlanmaya karşılık iç talebin yetersiz olması ve ithalattaki
gerilemenin sürmesi mamul mal stoklarında artışa neden olmuştur. Ancak, yılın
ikinci çeyreğinde, sanayi üretimindeki hızlı artışla birlikte özellikle petrol
dışı ara malı ithalatındaki yükseliş hammadde stoklarının yükseldiğine işaret
etmektedir. Haziran ayından itibaren ithalattaki yavaşlama da dikkate
alındığında ithal hammadde stoklarının ikinci çeyrekteki stok artışında etkili
olduğu tahmin edilmektedir.
Talep
yönünden büyümeye önemli bir katkı da mal ve hizmet ihracatındaki artıştan
kaynaklanmaktadır. Mal ve hizmet ihracatı yılın ilk çeyreğinde yüzde 9.1 ikinci
çeyreğinde ise yüzde 4.2 oranında artmıştır. Diğer görünmeyen gelirlerdeki
gerilemenin sürmesi ve turizm gelirlerindeki yavaşlama mal ve hizmet
ihracatındaki artışı sınırlandırmıştır. Mal ihracatı nominal olarak yılın ilk
çeyreğinde yüzde 4.6, yılın ikinci çeyreğinde ise yüzde 2.3 oranında artmıştır.
Aynı dönemlerde mal ihracatındaki miktar artışı ise, sırasıyla yüzde 20.1 ve
yüzde 10.8 olmuştur.
Tablo 4
: Talebi Etkileyen Faktörler

2002 yılı
ikinci çeyreğinde kamu tüketim ve yatırım harcamalarının GSYİH büyümesine
katkısı 0.4 puan iken, özel tüketim ve yatırım harcamalarının katkısı ise 1.9
puan olarak gerçekleşmiştir.
Özellikle, tarım dışı istihdamda gözlenen artış, tüketici kredileri-kredi kartları kullanımındaki yükselme, faiz oranlarındaki hızlı gerilemenin yarattığı servet etkisi ve enflasyondaki düşüşün reel gelirleri olumlu etkilemesi, yılın ikinci çeyreğinde özel harcamalardaki artışa katkıda bulunmuştur.
Tablo
5: Talep Unsurlarının GSYİH Büyümesine Katkısı ( Yüzde Puan )
GSYİH
büyümesinin yüksek olmasına karşın, özel tüketim ve toplam nihai yurtiçi
talepteki artışın sınırlı olması büyüme konusunda kamuoyunda bazı kuşkular
yaratmıştır. Stok birikiminin büyümenin belirleyicisi olması, bu durumda etkili
olmaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi, kriz sürecinden çıkılırken bu tür
bir eğilimin gözlenmesi normal görülmektedir.
2002 yılı
ikinci çeyreğinde ekonomide hızlı bir canlanma gözlenmekle birlikte, GSYİH ve
talep unsurlarının ulaştığı seviye geçmiş dönemlerin altında bulunmaktadır.
Yıllıklandırılmış seriler kullanıldığında bu eğilim daha rahatlıkla
gözlenmektedir. GSYİH, özel tüketim ve toplam nihai talebin yıllıklandırılmış
değerleri, 2002 yılı ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı döneminin altında
bulunmaktadır. Bu durum, toplam nihai yurtiçi talep açısından daha belirgindir.
Benzer eğilim, 1994 krizi sonrasında 1995 yılında da gözlenmiştir.

İleriye Yönelik Bekleyişler :
2002
yılının ikinci yarısında da büyüme eğiliminin sürmesi beklenmektedir. Mayıs
ayından itibaren siyasi belirsizlik algılamasının etkisiyle, faiz oranları ve
döviz kurlarında yükselme gözlenmiştir. Bunun, tarım dışı sektörlerin büyümesi
üzerinde olumsuz etkide bulunacağı tahmin edilmektedir. Nitekim, Haziran
ayından itibaren ithalatta bir yavaşlama gözlenirken, Ağustos ayı üretim
beklentileri de imalat sanayi üretiminin bir miktar hız kaybedeceğine işaret
etmektedir. Mali piyasalardaki belirsizlikler, yatırım ve tüketim talebinde de
kısmen yavaşlamaya neden olacaktır. TCMB İktisadi Yönelim Anketinin gelecek üç
aya ilişkin verileri de talep ve üretimdeki canlılığın hız kaybedeceğini
göstermektedir.
Ancak,
tarımsal üretimde beklenen artış, yılın ikinci yarısında üretim ve talep
açısından büyümeyi olumlu etkileyecek temel bir unsur olarak görülmektedir.
Ayrıca, İhracatçı Birlikleri kayıtlarına göre Temmuz ayından itibaren ihracatın
kazanmış olduğu ivmede büyümeyi olumlu etkileyecek bir unsur olarak
değerlendirilmektedir. Keza, bankacılık sisteminin yeniden sermayelendirilme
sürecinin tamamlanması da sonuçta büyümeyi destekleyici bir faktör olacaktır.
Sonuç:
Değerli
katılımcılar,
Büyüme ile
ilgili bilgiler ve bekleyişler böyle. Olumlu ve olumsuz yönleri var. Bu konuda
fikir oluştururken bilgileri bir bütün olarak ele almanın yararı var. Bu
birincisi.
İkincisi;
yılbaşından bu yana Merkez Bankası’nda elde edilen veriler ve yapılan
tahminler, Programın öngördüğü % 3’lük büyümeye ulaşılamayacağını hiç bir zaman
göstermemiştir. Bugün de göstermemektedir. Bu durum yılbaşından beri Meclis,
Hükümet ve kamuoyuna yaptığımız sunumlarda defalarca teyit edilmiştir.
Üçüncüsü;
yılbaşından beri, sık sık görsel ve yazılı basına yansıyan ‘’bu programda
büyüme olmaz, büyüme olmadan da program yürümez’’ söyleminin hangi bilgilere
dayandığı tarafımızca merak konusudur. Ama elimizde ipuçları vardır. Diğer
ülkelerin tecrübelerinden biliyoruz ki, bir yolsuzluk biçimi olan enflasyonla ciddi
bir şekilde mücadelenin başlamış olması, toplumda bazı kesimleri rahatsız
edebilmektedir.
Dördüncüsü;
Büyüme ve enflasyon rakamları ve hesaplama yöntemleri her zaman tartışılabilir.
Bu doğru. Biz de tartışabiliriz. Şaşırtıcı olan, bu tartışmaların büyüme – 8 ve
enflasyon 70’lerin üzerinde iken yapılmamış olmasıdır. Oysa yöntemler aynı idi.
Nihayet beşincisi; Programın ve Merkez Bankası’nın fiyat istikrarına ciddi bir şekilde yönelmiş olmasının toplumda güveni artırdığı bir gerçektir. Ekonomideki toparlanmada bunun da çok önemli payı vardır.
İKİNCİ KISIM