Açık
Mektup nedir?
Avrupa Birliğine girilmesi
durumunda, Merkez Bankasının iç yapısı ve işlevlerinde ne gibi
değişiklikler olması söz konusudur?
Avrupa Birliğine uyum sürecinde
Merkez Bankasına düşen görevler nelerdir?
Avrupa Birliği müzakere
sürecine Merkez Bankası hangi fasıllarda katılmaktadır?
Avrupa Birliği kurumları ile
Merkez Bankasının ilişkileri nelerdir?
Avrupa Birliğine katılım
gerçekleştiği zaman Türkiye’nin para birimi "Euro” mu olacaktır?
Avrupa Döviz Kuru Mekanizması
(ERM-II) nedir? Türkiye ne zaman ERM-II üyesi olacaktır?
Aylık ortalama döviz
kurları verileri Elektronik Veri Dağıtım Sisteminden (EVDS) nasıl elde
edilebilir?
Bankanın unvanı neden
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”dır?
Bankaların Merkez
Bankasında bulundurmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların oranı neye
göre belirlenmektedir?
Bankalarca mevduat
hesaplarına uygulanan hesap işletim ücretleri, havale işlemlerinden alınan
ücret, masraf ve komisyonlar, çek tahsil ücretleri, ferdi kredi
kartı yıllık üyelik ve kullanım ücretleri ve bunlara benzer ücret, masraf
ve komisyon oranları ve tutarları Merkez Bankası tarafından mı
belirlenmektedir?
Banknot üzerindeki
imzanın hukuki niteliği nedir?
Banknotların gerçek olup
olmadığı nasıl anlaşılmaktadır?
Banknotun sahte olduğunun
tespit edilmesi halinde ne yapılmalıdır?
Banknotların
tedavül tarihlerine ilişkin bilgilere nasıl ulaşılabilir?
Beklenti yönetimi ne
demektir? Merkez Bankası politika faiz kararlarında bekleyişlerin rolü
nedir, nasıl ölçülür?
Cumhuriyet dönemi boyunca
tedavüle çıkarılan banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere nasıl
ulaşılabilir?
Çıktı açığı nedir, nasıl
ölçülür?
Dolaşımdan
kaldırılan ve zamanaşımı süresini dolduran ancak koleksiyon değeri olan
banknotların alım satımı yapılmakta mıdır?
Devlet tahvili ve bono
piyasalarının işleyişi nasıldır?
Devlet İç Borçlanma Senedi
(DİBS) ihaleleri ne zaman ya da hangi sıklıkla yapılmaktadır?
Devlet İç Borçlanma
Senedi (DİBS) ihalelerinde Merkez Bankasının rolü nedir?
Devlet İç Borçlanma Senetleri
(DİBS) faiz oranlarına nasıl ulaşılabilir?
Devlet İç
Borçlanma Senedi (DİBS) bireysel yatırımcılar tarafından Merkez
Bankasından alınabilir mi?
Devlet İç
Borçlanma Senedi (DİBS) ihalelerine bireysel yatırımcılar Merkez Bankası
şubelerinden nasıl katılabilir?
Elektronik Fon Transfer
sistemi nedir? Gelişmiş olmasının ekonomiye katkıları nelerdir?
Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB)
girmek için Türkiye’nin hangi kriterleri yerine getirmesi
gerekmektedir?
Emisyon grubu
nedir?
E-9 Emisyon Grubu Türk Lirası banknotların güvenlik özellikleri nelerdir?
E-8 Emisyon Grubu Yeni Türk Lirası banknotların güvenlik özellikleri nelerdir?
Emisyon nedir? Emisyon
hacmini belirleyen ekonomik göstergeler nelerdir?
Emisyon gerektiren
kriterler nelerdir?
Enflasyon nedir?
Enflasyon verilerine
nereden ulaşılabilir?
Enflasyon
hedeflemesi rejimi nedir?
Enflasyon
hedeflerini sadece Merkez Bankası mı belirlemektedir?
Enflasyon hedeflemesi
rejimleri (örtük hedefleme-açık hedefleme) arasındaki fark nedir?
Enflasyon hedefleri kaç
yıllık bir dönem için ilan edilmektedir?
Enflasyon hedefleri ne
zaman ve nasıl ilan edilmektedir?
Enflasyon hedefleri
değişebilir mi?
Enflasyon hedefleri
etrafındaki belirsizlik aralığı ne anlama gelmektedir?
Enflasyon hedeflemesi
rejimi uygulamasına ülkemiz neden 2006 yılında geçmiştir?
Enflasyon hedefleri
tutmazsa Merkez Bankası ne yapmaktadır?
Fiyat istikrarı
nedir? Merkez Bankasının temel amacı neden fiyat istikrarını sağlamak ve
sürdürmek olarak belirlenmiştir?
Finansal istikrar
nedir? Neden önemlidir?
Fiyat istikrarı ile
finansal istikrar arasında nasıl bir ilişki vardır?
Geçmiş tarihteki /
günümüzdeki belirli bir miktar Yeni Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki
değeri nedir ve nasıl hesaplanmaktadır?
Guvernörler Kulübü nedir? Ne
zaman ve ne amaçla kurulmuştur?
Karşılıksız çeklere
ilişkin yasak süresi nedir?
Kredi Mektuplu Döviz
Tevdiat ve Süper Döviz Hesapları ile ilgili tüm bilgilere nereden
ulaşılabilir?
Libor ve
Euribor faiz oranı nedir ve güncel oran nasıl öğrenilebilir?
Likidite Senetleri
nedir?
Madeni paralarla ilgili
bilgilere nasıl ulaşılabilir?
Madeni yabancı ülke
paraları ile alım satım işlemleri yapılabilir mi?
Merkez Bankasının
Kanunla belirlenen temel görev ve yetkileri nelerdir?
Merkez Bankasında kuruluşundan
bugüne kadar görev yapan başkanlar kimlerdir ve görev tarihleri
nelerdir?
Merkez Bankasının temel
politika aracı nedir?
Merkez Bankası
politika faizlerini nasıl ve neye göre belirlemekte, nasıl ilan
etmektedir?
Merkez Bankası
politika faizleri ekonomiyi nasıl ve hangi kanallardan
etkilemektedir?
Merkez Bankasının
enflasyon ve faiz öngörüleri nasıl öğrenilebilir?
Merkez
Bankası politika faizlerine yönelik olarak aldığı kararları ne zaman ve
nasıl duyurmaktadır?
Merkez Bankasının hukuki
niteliği nedir?
Merkez Bankasının yönetim yapısı nasıldır?
Merkez Bankası hissedarları
kimlerdir?
Merkez Bankasının
sermayesi neden 25.000 TL gibi düşük sayılabilecek bir
miktardır?
Merkez Bankasında
sermaye artırımına nasıl gidilir?
Merkez Bankası
bağımsızlığı nedir? Niçin önemlidir?
Merkez Bankasının Hazine ile
temel ilişkisi nedir?
Merkez Bankası
tarafından Hazineye kullandırılan kısa vadeli avans uygulaması neden
kaldırılmıştır?
Merkez Bankası karının ne
kadarı Hazineye devredilmektedir?
Merkez Bankası
uygulayacağı döviz kuru politikalarını neye göre belirlemekte ve bu
yetkisini nasıl kullanmaktadır?
Merkez Bankası gösterge
niteliğindeki kurlar nasıl belirlenmekte ve ne zaman ilan
edilmektedir?
Merkez Bankası
tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki kurlar hangi esasa göre
kullanılmalıdır? Söz konusu kurların tatillerde geçerliliği
nedir?
Merkez Bankası kur
değerlerine (yıllık, üç aylık, aylık...) nasıl ulaşılır?
Merkez Bankası
sisteminden kur bilgilerini otomatik olarak alabilme imkanı bulunmakta
mıdır?
Merkez Bankası kur
listesinde bulunmayan dövizlere ilişkin bilgilere nasıl
ulaşılabilmektedir?
Merkez Bankası
döviz kurlarının bir başka kurumun İnternet sitesinde yayımlanmasında
yasal bir engel bulunmakta mıdır?
Merkez Bankası
döviz kurlarının talep edilmesi halinde elektronik posta adresi aracılığı
ile hergün gönderilmesi mümkün müdür?
Merkez Bankası
tarafından icra takibine ilişkin kayıtlar takip edilmekte midir?
Merkez Bankasında Alman
markını Euroya ya da Yeni Türk Lirasına çevirmek mümkün müdür?
Merkez Bankasından
döviz/efektif alınıp, satılabilir mi?
Merkez Bankasının
döviz piyasalarındaki rolü nedir?
Merkez Bankasının
döviz rezervleri nasıl yönetilmektedir?
Merkez Bankasının
döviz rezervi ne kadardır?
Merkez Bankasının altın
rezervi bulundurmasının nedeni nedir?
Merkez Bankası altın
ve döviz rezervlerini nasıl muhafaza etmektedir?
Merkez Bankasının
altın rezervi nasıl değerlendirilmektedir?
Merkez Bankasında kimler
hesap açtırabilmektedir?
Merkez Bankası ticari bir
banka olmamasına rağmen neden işçi dövizlerini toplamaktadır?
Merkez bankaları
neden finansal istikrarı izlemektedir ve sorumlulukları nelerdir?
Merkez
Bankasının finansal istikrara ilişkin görevi Kanununda nasıl
tanımlanmıştır?
Merkez Bankası
neden finansal istikrar raporu yayımlamaktadır?
Merkez
Bankası nezdindeki kayıtlar nedeniyle bankaların ferdi kredi / kredi kartı
vermemesi durumunda ne yapılması gerekmektedir?
Merkez Bankası
ve bankalar tarafından, ödenmemiş kredi kartlarına ve bireysel kredilere,
protestolu senetlere ve karşılıksız çeklere ilişkin kayıtlar
silinebilmekte midir?
Merkez Bankasına
başvuru yaparak (karşılıksız çek, protestolu senetler ile ferdi kredi ve
kredi kartı borçlularına ilişkin) kayıtları sildirmek mümkün
müdür?
Merkez Bankasından
silinen ferdi kredi / kredi kartı ve protestolu senet kayıtları neden
bankaların ekranlarında yer almaya devam etmektedir?
Merkez Bankası
nezdindeki kayıtlar nasıl öğrenilmektedir? Merkez Bankasından borç veya
kayıt olmadığına dair yazı alınması halinde ferdi kredi / kredi kartı
alınabilir mi?
Merkez
Bankasının yayımladığı bankacılık istatistikleri ile Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurumunun (BDDK) yayımladığı istatistikler arasındaki fark
nereden kaynaklanmaktadır?
Merkez Bankası faiz
oranları nedir?
Merkez Bankası
faiz oranlarını belirlerken neleri dikkate almaktadır?
Merkez Bankasının temel
amacı nedir?
Merkez Bankası denetlenmekte
midir? Nasıl?
Merkez Bankası,
üniversiteler ya da kurumlara akademik alanda destek sağlamakta
mıdır?
Merkez Bankasının yurt
dışı temsilcilikleri hangi şehirlerde bulunmaktadır?
Merkez Bankası İnternet
sitesinde yer alan yayınlara nasıl abone olunabilir?
Merkez Bankası, BDDK ile nasıl
bir ilişki içindedir?
Merkez Bankası diğer ülke
merkez bankaları ile nasıl bir ilişki içindedir?
Merkez Bankasının bilançosu
ile bir ticari bankanın bilançosu arasındaki farklar ve benzerlikler
nelerdir?
Merkez Bankası kamu
kurumlarına neden kredi vermemektedir?
Merkez Bankasının
personel alımı duyuruları, sınav takvimi-sonuçları, staj imkanları gibi
konulardaki açıklamalarına nereden ulaşılmaktadır?
Merkez Bankasında
hizmet içi eğitim konusunda nasıl bir politika izlenmektedir?
Miras yolu ile intikal eden
Merkez Bankası hisse senetlerinin devri nasıl olur?
Para basımının maliyeti
nedir ve bu maliyet hangi kriterlere göre, nasıl değişmektedir?
Paranın dolaşım hızı
nedir? Nasıl değişmektedir?
Paranın tedavülden
kaldırılması süresi neye göre belirlenmektedir?
Para Politikası Kurulu nedir,
kimlerden oluşur, nasıl karar almaktadır?
Para Politikası Kurulu
hangi sıklıkla toplanmaktadır? Toplantı tarihleri nasıl belirlenmekte ve
ne kadar önceden açıklanmaktadır?
Para Politikası Kurulu
üyelerinin görüşleri ve değerlendirmeleri ne şekilde ve ne zaman
yayımlanmaktadır?
Protestolu senetler
kütüğünde alacaklıya ilişkin ne tür bilgiler yer almaktadır?
Protestolu senetlere
ilişkin kaldırı işlemleri Merkez Bankasınca mı yapılmaktadır? Protestolu
senet kaldırı işlemleri, kayıtların silinmesi anlamına mı
gelmektedir?
Reeskont faiz oranı
nedir? Nasıl belirlenmektedir?
Sabit ve esnek döviz
kuru sistemlerinin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Tercih
edilirken temelde neler baz alınmaktadır?
Tertip değişikliği
nedir? Nasıl yapılmaktadır?
Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması operasyonu ne zaman gerçekleştirilmiştir?
"Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası bağımsızdır" denince ne anlamalıyız?
Türkiye - IMF
ilişkilerinde Merkez Bankasının rolü nedir?
Türkiye-Dünya Bankası (IBRD)
ilişkilerinde Merkez Bankasının rolü nedir?
Vadeli işlem
sözleşmeleri nedir?
Vadeli işleme konu
olabilecek araçlar nelerdir?
Vadeli işlem neden
yapılmaktadır?
Vadeli işlem
piyasalarındaki pozisyon türleri nelerdir?
Vadeli işlemlerin
sağladığı avantajlar nelerdir?
Vadeli işlem
piyasasında takas merkezinin rolü nedir?
Vadeli işlem
piyasasında işlem teminatı ne ifade etmektedir?
Yasal Faiz Oranları
nedir?
Yıpranmış, eskimiş,
yırtık, yanık, eksik yabancı para efektifleri nasıl
değiştirilmektedir?
Açık
mektup nedir?
Açık mektup, Merkez Bankasının şeffaflık ve hesap
verebilirlik ilkeleri gereğince, enflasyon hedeflerinden sapılması
ya da sapılması olasılığının ortaya çıkması halinde, söz konusu sapmanın
nedenlerinin ve alınması gereken önlemlerin Hükümet’e yazılı olarak
bildirildiği ve kamuoyuna da açıklandığı yazılı bir metindir.
Enflasyon hedefleri, TÜFE’nin yıllık yüzde değişimi ile hesaplanan yıl
sonu enflasyon oranları üzerine konulan "nokta hedefler” olarak
belirlenmektedir. Ayrıca, Merkez Bankası Kanununun 42. maddesinde, "Banka,
belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama
olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması gereken
önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar.” hükmü yer
almaktadır. Ancak burada, hedeften hangi oranda sapılması durumunda hesap
verme mekanizmasının devreye gireceği tanımlanmamıştır. Merkez Bankası, bu
mekanizmayı netleştirmek ve uygulanabilirliğini sağlamak için, nokta hedef
etrafında simetrik bir belirsizlik aralığı oluşturmaktadır. Böylece,
hedeften sapma belirsizlik aralığını aştığında, sapmanın nedenlerinin ve
hedefe tekrar yakınsanması için alınması gereken önlemlerin Hükümet’e bir
"açık mektup” ile bildirilmesi ve aynı mektubun program şartlılığının bir
gereği olarak IMF’ye de gönderilmesi öngörülmüştür.
Avrupa
Birliğine girilmesi durumunda, Merkez Bankasının iç yapısı ve işlevlerinde
ne gibi değişiklikler olması söz konusudur?
Bir aday ülke AB üyesi olduğunda, ülkenin merkez bankası da
Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) olarak adlandırılan, AB üyesi
ülkeler arasında ortak para politikasının uygulanmasından sorumlu kurumsal
yapının bir parçası haline gelmektedir. AMBS, Avrupa Merkez Bankası (AMB)
ile AB’ye üye ülkelerin merkez bankalarından oluşmaktadır. AMBS’nin
başlıca görevleri "Euro Bölgesi” olarak adlandırılan Ekonomik ve Parasal
Birlik (EPB) üyesi ülkelerde uygulanacak tek para politikasını belirlemek
ve uygulamak, döviz işlemlerini gerçekleştirmek, döviz rezervlerini
tutmak ve yönetmek, ayrıca ödeme sistemlerinin kesintisiz işleyişini
sağlamaktır. AB üyesi olmak otomatik olarak EPB üyesi olmak anlamına
gelmemektedir. Kopenhag kriterlerini yerine getirerek AB üyesi olan bir
ülke, ancak tek parayı kullanmak için gerekli Maastricht Kriterlerini
sağladığı taktirde EPB üyesi olabilmektedir. Ancak bu gerçekleşinceye
kadar AB üyesi ülke EPB’ye üyelik açısından "derogasyonlu” (istisnalı) üye
devlet statüsünde bulunmaktadır. Öte yandan, Maastricht Antlaşması tüm AB
üyesi ülkelerin EPB’ye dahil olmalarını öngörmektedir. Bu nedenle, EPB’ye
dahil olmayan AB ülkeleri EPB’ye dahil ülkelerin merkez bankaları ile
AMB’den oluşan "Eurosistem” dışında kalsalar dahi, AMBS’nin birer
parçasıdırlar. Bununla birlikte, EPB dışında kalan ülkeler, Avrupa
Topluluğunu Kuran Antlaşmanın 122. maddesine göre, AMBS'nin getirdiği hak
ve yükümlülüklere tabi olmamakta ve dolayısıyla, ortak para politikasına
ilişkin kararların alınmasında söz sahibi olamazlarken, AMBS’nin diğer
görevlerinin yerine getirilmesinden sorumlu tutulmaktadırlar. Bu
çerçevede, Türkiye AB üyesi olduğunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası,
Eurosistem’e dahil olmamakla birlikte AMBS’nin bir parçası olacak, ancak
EPB üyeliği henüz gerçekleşmediğinden, para politikasını yine kendisi
belirleyecektir. EPB üyeliği gerçekleştiğinde ise Merkez Bankası,
diğer EPB üyesi ülkelerin merkez bankaları gibi para politikasını
belirleme yetkisini AMB’ye devredecek ve hedefi EPB içinde fiyat
istikrarını sağlamak olan AMB’nin operasyonlarını yürüten bir birim olarak
görev yapacaktır. Merkez Bankası, AMB’nin direktif ve tavsiyelerine göre
hareket edecek olmakla beraber işlerliğini yitirmeyecek, kaynak tahsilatı,
kredi dağıtımı, ödeme sistemleri yönetimi, finansal istikrarın sağlanması
vb. gibi kendi alanında yetkilerini koruyarak etkinliğini sürdürecektir.
AMB’de bugünkü yapı korunduğu takdirde, Merkez Bankası Başkanı aynı
zamanda AMB’nin para politikasını belirleyen üst karar organı olan Yönetim
Konseyinin bir üyesi olarak yerini alacaktır. Merkez Bankası para basma
yetkisi ile beraber, döviz rezervlerinin ve altınlarının bir kısmını da
AMB’ye devredecek ve karşılığında AMB’nin hissedarı olacaktır. Bu
süreçte, AMB standardına uyum konusunda, Merkez Bankasının muhasebe
sistemlerinden, istatistiki raporlama yöntemlerine kadar birçok
değişiklikler yapması gerekecektir. Bu konulardaki çalışmalar hali hazırda
uyum çalışmaları çerçevesinde sürdürülmektedir.
Avrupa
Birliğine uyum sürecinde Merkez Bankasına düşen görevler nelerdir?
Maastricht Anlaşmasının 109. maddesi ve Avrupa Merkez
Bankaları Sistemi (AMBS) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) Statüsünün 14.
maddesinin 1. bendinde, "Her üye ülke, en geç AMB’nin kuruluşuna kadar,
ulusal merkez bankaları kanunları da dahil olmak üzere ulusal kanunlarını
bu Antlaşma ve bu Statü ile uyumlu hale getirilmesini sağlar” hükmü yer
almaktadır. Dolayısıyla, AB’ye girmeden önce Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanununun da AMBS Statüsüne tam uyumlu hale getirilmesi
gerekecektir. Özellikle Merkez Bankasının sorumlu olduğu fasıllarla
ilgili olmak üzere, Bankanın AB’ye üyelik öncesinde yerine getirmesi
gereken çeşitli yükümlülükleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri;
"Fasıl 17: Ekonomik ve Parasal Politika” altında Merkez Bankası
bağımsızlığının (kişisel, kurumsal, operasyonel ve mali açıdan)
güçlendirilmesi ve "Fasıl 18: İstatistiksel” altında Banka tarafından
yayımlanan bir takım istatistiksel verilerin (mali hesaplar, ödemeler
dengesi, para ve maliye) AB ve AMB kriterlerine uygun olarak
yayımlanmasıdır.
Avrupa
Birliği müzakere sürecine Merkez Bankası hangi fasıllarda katılmaktadır?
Türkiye ve AB arasında "katılım müzakereleri”, 17 Aralık
2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi toplantısında alınan karar
doğrultusunda, 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başlamıştır. Katılım
müzakereleri sürecinin ilk aşaması olan "tarama süreci”, yine 3 Ekim
2005 tarihinde gerçekleştirilen Hükümetler Arası Konferans (HAK) ile
başlamış ve 13 Ekim 2006 tarihinde tamamlanmıştır. Tarama çalışmaları
33 fasıl altında gerçekleştirilmiştir. Bunlardan 12 fasılda, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası tarama toplantılarına katılmıştır. Merkez
Bankasını doğrudan ilgilendiren ve tarama toplantılarında sunumlara
katkıda bulunulan 6 fasıl; "4. Sermayenin Serbest Dolaşımı”, "9. Mali
Hizmetler”, "17. Ekonomik ve Parasal Politika”, "18. İstatistik”, "32.
Mali Kontrol” ve "33. Mali ve Bütçesel Hükümler”dir. Merkez Bankasının
doğrudan ilgili olmadığı diğer 6 fasılın ise yalnızca tarama
toplantılarına katılım sağlanmıştır. Söz konusu fasıllar; "2. İşçilerin
Serbest Dolaşımı”, "6. Şirketler Hukuku”, "16. Vergilendirme”, "19.
Sosyal Politika ve İstihdam”, "28. Tüketici ve Sağlığın Korunması” ile
"30. Dış İlişkiler”dir. Tarama çalışmalarının ardından, aday ülke
tarafından her bir fasıl için mevzuatın müktesebata uyum durumu, uyum
takvimi, uygulama için ihtiyaç duyulan geçiş dönemi/istisna talepleri ve
gerekçeleri ile kurumsal yapıya ilişkin bilgileri içeren "Pozisyon
Belgesi” hazırlanmaktadır. Bu çerçevede, Merkez Bankası özellikle doğrudan
ilgili olduğu fasıllarda belirtilen çalışmaya katkı sağlamaktadır.
Pozisyon Belgeleri temelinde, ulusal hukuk sisteminin AB’nin hukuk
sistemine uyum sağlamasına yönelik çalışmaların gerçekleştirildiği "fiili
müzakere” sürecinde de Merkez Bankası görev alacaktır. Bu kapsamda, genel
olarak, AB üyeliği ile birlikte Merkez Bankasının bir parçası haline
geleceği Avrupa Merkez Bankaları Sistemine (AMBS) uyumuna ilişkin
düzenlemeler ve bu kapsamda özellikle Merkez Bankası bağımsızlığını daha
da pekiştirmeye yönelik Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda
yapılacak ek değişiklikler AB’ye üyelik öncesinde
gerçekleştirecektir.
Avrupa
Birliği kurumları ile Merkez Bankasının ilişkileri nelerdir?
Merkez Bankasının başta Avrupa Komisyonu ve Avrupa Merkez
Bankası (AMB) olmak üzere AB kurumları ile yoğun ikili ilişkileri
bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu ile ilişkiler daha çok Komisyonun Genel
Müdürlüklerinden bir tanesi olan Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü
(DG ECFIN) ile yürütülmektedir. Merkez Bankası, her sene kendi konuları
ile ilgili olarak düzenli bir şekilde Komisyon toplantılarına
katılmaktadır. Bunlardan en önemlileri yılda iki kere düzenlenen "Bahar ve
Sonbahar Ekonomik Tahmin” ve yılda bir kez yapılan "Genişletilmiş Ekonomik
Diyalog” toplantılarıdır. Bunun yanı sıra Merkez Bankası, AB içinde
özerk bir yapıya sahip olan, fakat Komisyonla ortaklaşa çalışan Ekonomik
ve Mali Komite (EFC) ile de ilişki içerisindedir. Yılda bir kez Brüksel’de
düzenlenen "Katılım Öncesi Ekonomik Program” ve "EFC Üst Düzey Ekonomik
Diyalog Toplantıları”na katılım sağlanmaktadır. Bununla birlikte, her sene
Brüksel’de düzenlenen "ECOFIN Bakanlar Diyaloğu Toplantısı”na Merkez
Bankası Başkanı ile birlikte AB’ye üye ve aday ülkelerin maliye/ekonomi
bakanları katılmaktadır. Merkez Bankası AMB ile de uzun zamandır ikili
işbirliği içerisindedir. İkili ziyaretler haricinde, Banka her sene AMB
ile Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa düzenlenen Avrupa-Akdeniz
(EuroMed) Merkez Bankaları çalıştaylarına da
katılmaktadır.
Avrupa
Birliğine katılım gerçekleştiği zaman Türkiye’nin para birimi "Euro” mu
olacaktır? AB’ye üye olmamız durumunda para birimimiz yine Türk
Lirası olacaktır. Euro, AB’ye
değil Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) katılan ülkelerin ortak parasıdır.
Bir ülke AB’ye girdikten sonra Maastricht Kriterlerini yerine getirinceye
kadar kendi ulusal parasını kullanmaktadır. Bu kriterleri yerine getiren
ülke ise EPB’ye katılmakta ve kendi ulusal parasını bırakıp euroya
geçmektedir.
Avrupa
Döviz Kuru Mekanizması (ERM-II) nedir? Türkiye ne zaman ERM-II üyesi
olacaktır?
ERM-II, ulusal paranın euroya karşı, belirlenen bir merkezi
parite etrafında (+/-) yüzde 15 aralığında dalgalanmasını öngören, sabit
fakat ayarlanabilir bir döviz kuru rejimidir. ERM II, Ekonomik ve Parasal
Birliğe (EPB) katılmak isteyen ülkenin kur istikrarını test etmeye yönelik
bir bekleme odası niteliğindedir. EBP’ye giriş kriterleri olan
Maastricht Kriterlerine göre, bir ülkenin EPB üyesi olabilmesi için döviz
kurunun en az iki yıl devalüasyona uğramadan euroya karşı belirlenen
merkezi parite etrafında (+/-) yüzde 15 aralığında dalgalanması
gerekmektedir. Standart dalgalanma bandı (+/-) yüzde 15 olmakla birlikte
uygun görüldüğü takdirde daha dar bir bant da belirlenebilmektedir (Örnek:
Danimarka - yüzde ±2.25). Merkezi parite ve dalgalanma bantları, üye
ülkelerin maliye bakanları, AMB’nin ve ulusal merkez bankalarının
başkanları ve Avrupa Komisyonu ile birlikte belirlenmektedir. Türkiye,
ancak AB üyeliği ile birlikte veya AB üyeliği sonrasında ERM-II’ye dahil
olabilecektir. ERM-II’de en az iki yıl kalınması gerekmekte ve döviz
kurunda bir devalüasyon olması durumunda iki yıllık süre yeniden
başlatılmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin ERM-II’ye giriş öncesinde,
makroekonomik istikrarı kalıcı şekilde sağlamış ve yapısal reformları
gerçekleştirmiş olması, ERM-II‘de geçecek iki yılın sorunsuz şekilde
atlatılmasına katkıda bulunacaktır.
Aylık
ortalama döviz kurları verileri Elektronik Veri Dağıtım Sisteminden (EVDS)
nasıl elde edilebilir?
EVDS veri tabanlarında veriler
orijinal frekansları ile tutulmaktadır. Döviz kurlarının orijinal frekansı
günlüktür. Aylık ortalama değerini EVDS’ye hesaplatarak görüntülemek için
yapılması gereken adımlar aşağıda sıralanmıştır; 1. Merkez Bankasının
"www.tcmb.gov.tr” ana sayfasından, "Veriler/İstatistikiVeriler(EVDS)”
seçeneğine tıklayınız. Ya da "tcmbf40.tcmb.gov.tr/cbt.html” adresine
giriniz. 2. EVDS ana sayfasında, sol mönüde "Genel İstatistikler"
seçeneğine tıklayınız. 3. Görüntülenen "Veri Grupları” ekranından da,
"Kurlar-Döviz Kurları (Günlük) (TL dönüşümü yapılmış)"
seçeneğine tıklayınız. 4. "Zaman Serileri" butonuna basınız.
Görüntülenen sayfanın alt kısmına, yandaki kaydırma çubuğunu kullanarak
inerseniz ilgili zaman serilerini bulursunuz. Burada görüntülemek
istediğiniz kurlara tıklayıp, örneğin ABD doları alış ve ABD doları satış
(birden fazla seçmek için Ctrl tuşuna da basmanız gerekli) seçiminizi
yapınız. 5. Başlangıç ve bitiş tarihlerini aylık frekansa uygun
formatta veriniz. Örnek: 01-1989 ve 01-2007 gibi. 6. Frekans olarak
"AYLIK” ve gözlem değerini "ORTALAMA” seçiniz. Değişim tekniği olarak
"KESIKLI” verebilirsiniz ("KESIKLI” basit ortalama almaktadır, kaç veri
varsa toplayıp veri sayısına böler), 7. "Rapor” butonuna
basınız. "Rapor” butonuna basmak yerine, e-posta alanına kendi e-posta
adresinizi yazarak ve "e-posta” butonuna basarak verileri e-posta yolu ile
de alabilirsiniz. Veya "Kaydet(.csv)” butonuna tıklayarak, verilere
EXCEL'in içine de sorunsuz bir şekilde alınabilen CSV formatında
erişebilirsiniz. Aynı yöntem seçilebilecek diğer tüm veri grupları için
de geçerlidir.
Bankanın
unvanı neden "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”dır? 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun (Mülga) ile
Merkez Bankası "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" unvanı altında özel
hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim
ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle Devletten ayrı ve bağımsız
olduğu hususuna özel bir önem verilmiştir. Bu amaç çerçevesinde, Bankanın
kuruluş kanunu tasarısında adı "Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak
öngörülmüşken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonunda uluslararası
ilişkiler de düşünülerek "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak
değiştirilmesine karar verilmiş; Bankanın bağımsızlığını vurgulama amacı
güdülerek "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresine ve kısaltılmış şekli olan
"T.C."ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından Bankanın
Devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği
endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır. Halen yürürlükte bulunan 1211
sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1. maddesinde de,
Bankanın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı "Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak aynı şekilde
korunmuştur.
Bankaların
Merkez Bankasında bulundurmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların
oranı neye göre belirlenmektedir?
Zorunlu karşılıklar bir para
politikası aracıdır. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanununun 40. maddesi çerçevesinde, Merkez Bankası nezdinde açılan
hesaplarda nakden tesis edilen zorunlu karşılıkların oranı, zorunlu
karşılığa tabi yükümlülüklerin kapsamı, vb. gibi uygulamaya yönelik her
türlü usul ve esaslar banka tebliğleri ile
belirlenmektedir. Yürürlükteki tebliğlere göre, bankaların yurt içi
toplam pasiflerinden, indirilecek kalemler çıkarıldıktan sonra bulunacak
tutarlar ile yurt dışındaki şubeleri adına Türkiye’den kabul ettikleri
mevduat ile katılım fonu toplamı, bankaların zorunlu karşılığa tabi Türk
parası ve yabancı para yükümlülüklerini oluşturmaktadır. Bankaların
Türk parası ve yabancı para mevduat ile diğer yükümlülüklerine uygulanan
zorunlu karşılık oranlarının belirlenmesinde esas olarak, uygulanan para
politikası doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve hedeflenen parasal
büyüklükler ve piyasanın likidite durumu belirleyici olmakta, bunun
yanında Merkez Bankasının rezerv durumu ve tasarruf sahiplerinin Yeni Türk
Lirası ve yabancı para mevduat tercihleri gibi hususlar da göz önünde
bulundurulmaktadır. Zorunlu karşılık oranlarına İnternet sitemizde
"Veriler – Bankacılık Verileri” bölümünden
ulaşılabilmektedir.
Bankalarca mevduat hesaplarına uygulanan hesap
işletim ücretleri, havale işlemlerinden alınan ücret, masraf ve
komisyonlar, çek tahsil ücretleri, ferdi kredi kartı yıllık üyelik ve
kullanım ücretleri ve bunlara benzer ücret, masraf ve komisyon oranları ve
tutarları Merkez Bankası tarafından mı belirlenmektedir? Merkez Bankasının bu tür ücret,
masraf ve komisyonların düzenlenmesi ve belirlenmesi konusunda bir görevi
bulunmamaktadır. 09 Aralık 2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve
Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak
Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Merkez Bankası Tebliğinin Kredi
Faiz Oranları ve Sağlanacak Diğer Menfaatler başlıklı 4. maddesi ile
düzenleme altına alınan husus sadece bankalarca kredi işlemlerinde faiz
dışında sağlanacak diğer menfaatlere ve tahsil olunacak masraflara ilişkin
olup, bunun dışında kalan ücret, komisyon ve masraflarla ilişkisi
bulunmamaktadır.
Banknot
üzerindeki imzanın hukuki niteliği nedir?
Günümüzde borç senedi olma niteliği kalmayan banknotun
geçerlilik unsurları; devletlerin kanunen yetkili kıldığı organlar
tarafından çıkarılması ve paraya (banknota) sınırsız ödeme ve tedavül
kabiliyetinin tanınması şeklinde sıralanabilir. Genel olarak para
(banknot) üzerindeki unsurların belirlenmesi ise parayı kanunen tedavüle
çıkarmaya yetkili makama bırakılmaktadır. İmza, banknotun hukuki
niteliğinin borç senedi olduğu dönemde geçerlilik unsuru iken, günümüzde
-banknotun hukuki niteliğinin gerektirdiği zorunlu bir unsur değil-
paranın yetkili organ tarafından çıkarıldığını gösteren geleneksel bir
simgeden ibarettir. Bir başka ifadeyle uluslararası kamu hukuku kuralları
bakımından, paranın hukuki niteliği gereği üzerinde imza bulunması zorunlu
değildir. Genel olarak dünyadaki tüm banknotlarda iki imza bulunmakla
birlikte, üzerinde tek veya üç imza bulunan banknotlara da
rastlanmaktadır. Belarus ve Hırvatistan’da ise banknotlar üzerinde imza
bulunmamaktadır.
Banknotların
gerçek olup olmadığı nasıl anlaşılmaktadır?
Banknotlarımızda bulunan güvenlik özelliklerini kontrol ederek, banknotların gerçek olup olmadığını kolayca anlamak mümkündür. Banknotlarda bulunan ve kamuoyuna açıklanan güvenlik özellikleri, halka ve profesyonellere yönelik özellikler olmak üzere 2 gruba ayrılmaktadır. Halka yönelik güvenlik özelliklerinin tespiti için özel bir cihazın kullanılmasına gerek bulunmamaktadır. Şu hususu vurgulamak gerekir ki, bir banknotun gerçekliğini tespit etmek için birden fazla güvenlik özelliğinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Sadece bir özelliğe bakarak gerçekliğe karar vermek sağlıklı olmayabilir; zira, gelişen teknolojik imkanlarla artık gelişmiş baskı ekipmanları makul maliyetlerle günlük hayatımıza girmiş bulunmaktadır.
Banknotun
sahte olduğunun tespit edilmesi halinde ne yapılmalıdır?
Sahte bir banknot ele geçirildiğinde derhal Emniyet
birimlerine bildirilmelidir. Suçu bildirmemek de bir suç unsuru
olduğundan, daha çok kişinin mağdur olmasının önlenebilmesi amacıyla bu
bildirimlerin yapılması önemlidir. Ayrıca, söz konusu bildirimin bir
vatandaşlık görevi olduğunu unutmamak gerekmektedir. (Paralarda
sahteciliğe ilişkin hususlar Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinde
düzenlenmiştir. "Suçu bildirmeme" hususu 278. maddede yer almaktadır.
Ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu 73. ve 158. maddesinde sahtecilikle ilgili
hükümler bulunmaktadır.)
Beklenti
yönetimi ne demektir? Merkez Bankası politika faiz kararlarında
bekleyişlerin rolü nedir, nasıl ölçülür?
Para politikası çerçevesinde beklenti yönetimi, Merkez
Bankasının, ekonomik birimlerin orta ve uzun vadeli enflasyon
bekleyişlerinin enflasyon hedefleri doğrultusunda şekillenmesini temin
etmeye yönelik olarak uyguladığı politikalar bütünüdür. Enflasyon
hedeflemesinin en önemli unsurlarından birisi beklentileri iyi
yönetebilmektir. Enflasyon hedeflemesi rejiminin başarısı, bir anlamda,
Merkez Bankasının kamuoyu nezdinde inandırıcılık kazanarak, ekonomik
birimlerin kararlarını geçmiş dönem enflasyonundan ziyade para
politikasının hedefleri doğrultusunda şekillendirmelerini sağlayabilme
yeteneğine bağlıdır. Merkez Bankası, para politikası kararlarını
alırken geniş bir veri setinden yararlanmaktadır. Enflasyon bekleyişleri
de söz konusu veri seti içinde yer almakta olup, Para Politikası Kurulunun
faiz kararlarını etkileyen unsurlardan birisidir. Örneğin, bekleyişlerin
hedeflerin belirgin olarak üzerinde seyretmesi, para politikasının
sıkılaştırılması ya da sıkı duruşunu koruması yönünde sinyal
verebilmektedir. Dolayısıyla, enflasyon bekleyişleri tek başına para
politikası kararlarının belirleyicisi olmasa da, kararların alınmasında
kullanılan veri setinde zaman zaman önemli bir yer alabilmektedir.
Enflasyon bekleyişleri, on beş günde bir yayımlanan Beklenti Anketi
sonuçlarına göre ölçülmektedir.
Cumhuriyet dönemi boyunca tedavüle çıkarılan
banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere nasıl ulaşılabilir? Cumhuriyet dönemi boyunca dolaşıma çıkarılmış
banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere Bankamız İnternet
sitesindeki (www.tcmb.gov.tr) "Banknotlar" başlığı altından ulaşılması
mümkündür.
Çıktı açığı nedir, nasıl ölçülür? Çıktı açığı bir ekonomide gerçekleşen çıktının potansiyel
seviyesinden sapması olarak tanımlanmakta, genellikle potansiyel çıktı
seviyesinin yüzdesi olarak belirtilmektedir. Gerçekleşen çıktının
gözlenebilen bir değişken olması, potansiyel çıktının tanımına
odaklanmamıza neden olmaktadır. Potansiyel çıktı ekonomide mevcut iş gücü,
sermaye ve üretim teknolojisi ile enflasyon üzerinde bir baskı yaratmadan
ulaşılabilecek çıktı düzeyini ifade etmektedir. Bu anlamda, çıktı açığı
(gerçekleşen ile potansiyel çıktı arasındaki fark) belli bir zamanda
ekonomideki talep yönlü enflasyonist baskının derecesinin belirlenmesinde
bir gösterge olarak merkez bankaları tarafından yakından takip
edilmektedir. Gerçekleşen çıktı ekonominin potansiyel düzeyini aştığında
pozitif çıktı açığı, potansiyel düzeyin altına indiğinde ise negatif çıktı
açığı oluşmaktadır. Pozitif bir çıktı açığı merkez bankalarınca artan
talep yönlü enflasyonist baskıya yönelik bir sinyal olarak
değerlendirilmektedir. Çıktı açığı politika yapıcılar tarafından bir
yol gösterici olarak yoğun bir şekilde kullanılmasına karşılık, doğrudan
gözlenebilen bir değişken değildir. Bu yüzden, belirli yöntem ve modeller
altında tahmin edilmesi gerekmekte, bu durum ise ölçümlerde zorluk ve
belirsizlik yaratmaktadır. Çıktı açığının ölçülmesinde kullanılan
yöntemler tek değişkenli istatistiksel filtrelerden, çok değişkenli
yapısal modellere kadar çeşitlilik gösterebilmektedir. Literatürde çıktı
açığının ölçümünde, üretim fonksiyonu tahmini, çok değişkenli HP ve Kalman
Filtresi’ne dayanan yaklaşımların sıkça kullanıldığı gözlenmekle birlikte,
son dönemde dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan çalışmalara
da rastlanmaktadır.
Dolaşımdan kaldırılan ve zamanaşımı süresini
dolduran ancak koleksiyon değeri olan banknotların alım satımı yapılmakta
mıdır? Dolaşımdan kaldırılan ve
zamanaşımı süresini dolduran TL banknotların Bankamızca alım, satım,
değişim ve değer tespit işlemi yapılmamakta olup koleksiyon amaçlı
banknotlar konusunda numismatik derneklerinden bilgi edinilebilir.
Devlet tahvili ve bono piyasalarının işleyişi
nasıldır? Devlet tahvili, T.C. Başbakanlık
Hazine Müşteşarlığı tarafından 1 yıldan uzun vadeli olarak ihraç edilen
Devlet İç Borçlanma Senetleridir (DİBS). Hazine bonosu ise yine Hazine
tarafından ihraç edilen vadesi 1 yıla kadar olan DİBS’dir. Ülkemizde
borçlanma senetleri piyasası faiz oranlarının çok yüksek oluşu, vadelerin
kısa oluşu ve Hazinenin yoğun borçlanma ihtiyacı sonucu Hazine borçlanma
senetlerinin (diğer bir deyişle Devlet İç Borçlanma Senetlerinin)
hakimiyeti altındadır. Özel kesim borçlanma senetleri yok denecek
durumdadır. Borçlanma senetlerinin işlem gördüğü piyasalar, birincil
ve ikincil piyasalar olmak üzere ikiye ayrılır. Birincil piyasalar, menkul
kıymetlerin ilk defa piyasaya çıkarıldığı ve ihraç eden kuruma gereksinim
duyduğu fonu sağlayan piyasalardır. Buna göre, Devlet İç Borçlanma
Senetleri, Hazine adına Merkez Bankası tarafından yürütülen ihalelerle
ihraç edilir. İkincil piyasalar ise, menkul kıymetlerin ihraçları
sonrası alınıp-satıldığı piyasalardır. Bu piyasalar, tasarruf sahiplerine
ellerindeki menkul kıymetleri her an nakde çevirebilmelerine olanak
tanımalarından dolayı önem taşımaktadır. Ülkemizde en aktif ve organize
DİBS ikincil piyasası İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)
bünyesindeki Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım-Satım ve Repo-Ters Repo
Pazarlarıdır. Bu piyasalara aracı kurumlar ve bankalar katılabilmekte
olup, İMKB’nin kuralları geçerlidir. Merkez Bankasının da üyesi olduğu
İMKB’de katılımcılar talep ve tekliflerini gerekli tüm detayları ile İMKB
sistemine gönderirler. En iyi talep ve teklif sistemde karşılaştığında
belirlenen işletim kuralları çerçevesinde işlemler gerçekleşir.
Ayrıca, Merkez Bankası tarafından açık piyasa işlemleri kapsamında
DİBS kullanılarak gerçekleştirilen kesin alım-satım ve repo (geri satım
vaadi ile alım)-ters repo (geri alım vaadi ile satım) işlemleri de ikincil
piyasa işlemleridir. Merkez Bankası, para politikası hedefleri
çerçevesinde, para arzının ve ekonominin likiditesinin etkin bir şekilde
düzenlenmesi amacıyla açık piyasa işlemlerini gerçekleştirir. Açık piyasa
işlemleri, günümüz merkez bankacılığının en etkin para politikası
aracıdır. Merkez Bankası bu işlemleri kendi bünyesinde ihale ya
da kotasyon yöntemiyle ve/veya İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve
Bono Piyasası Kesin Alım-Satım Pazarı ile Repo-Ters Repo Pazarına katılmak
suretiyle gerçekleştirebilir. Piyasalarda belirsizliğin, fiyat ve faiz
oranlarında dalgalanmaların olduğu dönemlerde yoğun bir şekilde başvurulan
kotasyon yönteminde, işlemlerin gerçekleştirileceği faiz oranı ve/veya
fiyat ile alım-satımı yapılacak menkul kıymetlerin vadesi ya da repo-ters
repo işlemi vadeleri Merkez Bankasınca piyasa koşulları göz önünde
bulundurularak belirlenir. İhale yönteminde ise, Merkez Bankası
alım-satımı yapılacak kıymet vadelerini veya repo-ters repo işlem
vadelerini açıkladıktan sonra, faiz oranları ve fiyatlar bankalar ve aracı
kurumlar tarafından serbestçe belirlenmektedir. Daha önce de
belirtildiği gibi, ikincil piyasa işlemlerinde yaygın olarak DİBS
kullanılmaktadır. Bu bağlamda, kesin alım işlemleri, piyasada likidite
ihtiyacının kalıcı olduğu durumlarda DİBS alımı suretiyle piyasanın
fonlanması işlemidir. Likidite ihtiyacının geçici olduğu durumlarda ise
işlem vadesi 91 günü geçmemek üzere repo işlemi tercih edilir. Öte yandan,
piyasada kalıcı likidite fazlası durumunda kesin satım, geçici likidite
fazlası durumunda da yine işlem vadesi 91 günü geçmemek üzere ters repo
işlemi yapılır. Alım yönlü işlemlerde (kesin alım, repo ilk işlemi ve
ters repo dönüş işlemi) kıymet teslim alınmadan bedelin ödenmesi, satım
yönlü işlemlerde (kesin satım, ters repo ilk işlemi ve repo dönüş işlemi)
ise bedelin alınmadan kıymetin teslim edilmesi söz konusu değildir.
Taraflar arasındaki tüm nakit transferleri Elektronik Fon Transferi (EFT)
ve tüm menkul kıymet (diğer bir deyişle DİBS) transferleri de Elektronik
Menkul Kıymet Transferi (EMKT) sistemleri üzerinden yapılır.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihaleleri ne
zaman ya da hangi sıklıkla yapılmaktadır? İhaleler genel olarak pazartesi ve/veya salı günleri
düzenlenmektedir. Hangi haftalar ihale düzenleneceği bilgisi, Hazinenin ay
sonları itibarıyla gelecek aya ilişkin olarak yayımladığı İç Borçlanma
Stratejisinde yer almaktadır. İhalelere ilişkin detay bilgiler ise,
ihaleden en az 1 iş günü öncesinde Hazine tarafından kamuoyuna
duyurulmakta olup, söz konusu duyurulara Hazinenin İnternet
sitesinden (www.hazine.gov.tr
)
ulaşılabilmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS)
ihalelerinde Merkez Bankasının rolü nedir? Merkez Bankası, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanunu ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde Hazinenin mali ajanı sıfatıyla
Hazine adına, DİBS İhalelerini fiilen gerçekleştirmekle yükümlüdür. İhale
yolu ile ihraç edilecek senetlerin özellikleri ve ihraç koşulları Hazine
tarafından belirlenerek kamuoyuna duyurulmakta, ihale teklifleri ise
Merkez Bankası tarafından toplanmaktadır. Tekliflerin toplanmasını takiben
Merkez Bankası teklif listelerini Hazineye ileterek, ihalede satılacak
senet tutarına ilişkin olarak Hazine’ye görüş bildirmektedir. Hazinenin
nihai satış tutarını belirlemesinin ardından ihale sonuçları Merkez
Bankası tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır. İhale günü teminatların
toplanması ve kazanamayanlara iadesi, ihraç günü ise ihale bedelinin
alınması ve kıymetlerin katılımcılara teslim edilmesi işlemleri de Merkez
Bankası tarafından yürütülmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) faiz
oranlarına nasıl ulaşılabilir? DİBS’lerin işlem gördüğü
piyasalar birincil ve ikincil piyasalar olmak üzere ikiye
ayrılır. DİBS’ler birincil piyasada, Hazine adına Merkez Bankasınca
yürütülen Devlet İç Borçlanma Senedi ihalelerinde ihraç edilir. Söz konusu
ihraçlarda oluşan faiz oranlarına Merkez Bankası İnternet sitesinde
yer alan http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/piyasa.php bağlantısından
ulaşılabilmektedir. DİBS’lerin işlem gördüğü organize ikincil piyasa
ise, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nezdinde faaliyet göstermekte olan
Tahvil ve Bono Piyasası olup, bu piyasada söz konusu kıymetlere ilişkin
olarak gerçekleşen faiz oranlarına ise İMKB’nin www.imkb.gov.tr adresli İnternet sitesinden
ulaşılabilmektedir.
Devlet
İç Borçlanma Senedi (DİBS) bireysel yatırımcılar tarafından Merkez
Bankasından alınabilir mi? Bireysel yatırımcılar, Merkez
Bankası şubelerinden sadece Hazine adına Merkez Bankasınca
gerçekleştirilen DİBS ihaleleri kapsamında DİBS
alabilirler.
Devlet
İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihalelerine bireysel yatırımcılar Merkez
Bankası şubelerinden nasıl katılabilir? İhale günü teklif verme süresinin sonuna kadar (mevcut
durumda saat 12.00’ye kadar) Merkez Bankası şubelerine T.C kimlik
numaraları ve kimlik belgeleriyle birlikte başvuran bireysel yatırımcılar
ihaleye doğrudan teklif verebilmektedir.
İhale tekliflerinde,
katılımcının hangi fiyattan ne kadar nominal tutarda senet almak
istediğini belirtmesi gerekmektedir. İhalelere teklif vermek isteyen
katılımcılar, Merkez Bankasının İnternet sitesinde "hesaplama araçları”,
"menkul kıymet matematiği” bölümünde yer alan menkul kıymet faiz ve fiyat
hesaplama formüllerinden yararlanabilirler. İhale tekliflerinde minimum
tutar Türk Lirası (TL) cinsi DİBS ihalelerinde nominal 100 TL iken,
döviz cinsi DİBS ihalelerinde nominal 10.000 ABD Doları ya da 10.000
Euro’dur.
İhaleye teklif veren bireysel yatırımcıların, teklif ya da
tekliflerinin toplam nominal tutarı üzerinden hesaplanan
yüzde 1’lik teminat tutarını Merkez
Bankası hesaplarına yatırmaları gerekmektedir. - TL cinsi ve dövize
endeksli DİBS ihalelerinde, ihaleyi kazanan katılımcının fark bedelini
(ödemesi gereken toplam tutar-toplam teminat tutarı) valör (ihraç) günü
ilgili hesaba yatırması gerekmektedir. İhaleyi kazanamayan yatırımcıya
yatırdığı teminat tutarı ihale günü iade edilmektedir. - Döviz cinsi
DİBS ihalelerinde ise, teminat, Merkez Bankasının açıkladığı döviz alış
kuru üzerinden TL olarak yatırılmaktadır. Katılımcının ihaleyi kazanması
durumunda, daha önce yatırmış olduğu TL cinsi teminat tutarının tamamı
kendisine valör günü iade edilirken, kazandığı döviz cinsinden tutarın
tamamını yatırması gerekmektedir. Katılımcının ihaleyi kazanamaması
durumunda ise TL cinsinden yatırmış olduğu teminat tutarı, ihale
sonuçlandırıldıktan sonra aynı gün içinde iade edilmektedir. İhaleyi
kazandığı halde, ihale yükümlülüğünü yerine getirmeyen katılımcıların
teminatları Hazineye irat kaydedilir. Teminatı Hazineye irat olarak
kaydedilen yatırımcı en az 4 ihaleye yüzde 20 teminatla katılmak
zorundadır. yüzde 20 teminatla ihaleye giren
katılımcı, kazandığı ihalenin ardından teminatın üzerine yatırması gereken
tutarı yatırmadığı taktirde, sonraki ihalelere yüzde 100 teminatla katılmak
zorundadır. Tekrar yüzde 1’lik teminat oranı ile
ihalelere katılabilmek, yükseltilmiş teminatla en az 4 ihaleye katılımın
ardından Hazinenin uygun görüşü ile mümkün olabilmektedir. İhale
katılımcılarının, ihalesi yapılan DİBS ile ilgili damga veya pul parası
türünden yerine getirmeleri gereken herhangi bir yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Hazinenin nihai satış tutarını belirlemesinin ardından
ihale sonuçları Merkez Bankası tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır.
İhaleye ilişkin tüm işlemler tamamlanınca da Merkez Bankası İnternet
sitesinde (www.tcmb.gov.tr ) ilgili veriler
açıklanmaktadır.
Elektronik Fon Transfer sistemi nedir? Gelişmiş
olmasının ekonomiye katkıları nelerdir? Elektronik Fon Transfer (EFT) sistemi Türk parası üzerinden
ödeme işlemlerinin, bankalar arasında elektronik ortamda, gerçek zamanlı
olarak yapılmasını ve gerçek zamanlı mutabakatını sağlayan ödeme
sistemidir. Bankacılık sektörü ve bilişim teknolojisindeki gelişmeler,
bankalararası işlem hacim ve miktarının önemli ölçüde artması, elektronik
bankacılık hizmetlerinin yaygınlaşması, ülke çapında elektronik bankacılık
alt yapısının kurulmasını ve bankalararası elektronik fon transferini
gündeme getirmiştir. Bu sistemde bankalar arasındaki Türk parası fon
akışları hızlı ve düzenli bir şekilde gerçekleşebilmekte, kayıtların
düzenli ve sağlıklı tutulması sağlanabilmektedir. Bu sayede bankalararası
yüksek tutarlı ödemelerde ve piyasa işlemlerinde kullanılır duruma gelen
EFT sistemi, ödeme sistemindeki etkinlik derecesini artırmıştır. Etkin bir
ödeme sistemi, gerek finansal piyasalarda gerek mal piyasasında kıt kaynak
olan sermayenin en hızlı şekilde kullanılmasına yardımcı olup ekonomideki
verimliliğin artmasına katkıda bulunabilir. Günümüzde banka müşterileri de
bankalarının sunmakta olduğu elektronik bankacılık servislerini
kullanarak, İnternet üzerinden başka bankalara anında fon transferi
yapabilir hale gelmiştir.
Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) girmek için
Türkiye’nin hangi kriterleri yerine getirmesi gerekmektedir? EPB’ye giriş için ön koşul niteliği taşıyan Maastricht
kriterleri, 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanan Maastricht Antlaşmasının 109.
maddesinde tanımlanmıştır. Bu kriterler, enflasyon oranının, Birlik içinde
en düşük enflasyona sahip üç ülkenin enflasyon ortalamalarından en fazla
1.5 puan üzerinde olması; uzun vadeli faiz oranının, Birlik içinde en
düşük enflasyona sahip üç ülkenin uzun vadeli faiz oranlarının
ortalamasının en fazla 2.0 puan üzerinde olması; kamu borcunun gayri safi
yurt içi hasılaya oranının yüzde 60’ın altında olması; bütçe açığının
gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3’ün altında olması ve döviz
kurunun en az iki yıl devalüasyona uğramadan Avrupa Döviz Kuru
Mekanizmasında belirlenen bir aralıkta dalgalanması olarak
sıralanmaktadır.
Emisyon grubu nedir? Portre dahil belli bir grafik tasarım anlayışı ve boyut
düzeni içinde dolaşıma çıkarılacak banknot serisine emisyon grubu
denir.
E-9 Emisyon Grubu Türk Lirası banknotların güvenlik özellikleri nelerdir?
I- Halka yönelik güvenlik özellikleri
1- Emniyet şeridi : Kağıda gömülü olarak üzerinde kupür değeri ve "TL" harfleri bulunan UV özelliği taşıyan emniyet şeridi banknot ışığa tutulduğunda her iki yüzden de kesintisiz bir hat şeklinde görülmektedir.
2- Filigran : Banknotların ön yüzünde bulunan Atatürk portresinin küçüğü ile kupür değerini gösteren rakamdan oluşan filigran banknot ışığa tutulduğunda her iki yüzden de görülmektedir.
3- Holografik Şerit Folyo : Banknotların ön yüzünde banknot tasarımıyla uyumlu görsel elemanlardan oluşan, banknot hareket ettirildiğinde parlak renkli yansımalar veren holografik şerit folyo yer almaktadır. Şerit üzerindeki dikdörtgen şekil içindeki "TL" harfleri kupür değerine dönüşmektedir.
4- Renk Değiştiren (Iridescent) Şerit : Banknotların arka yüzünde kupür değerini gösteren rakam ve "TL" harflerinden oluşan şerit farklı açılardan bakıldığında altın sarısına dönüşmektedir.
5- Kabartma Baskı : Banknotların ön yüzünde parmakla dokunulduğunda hissedilebilen kabartma baskı uygulanmıştır. Atatürk portresi, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" ibaresi, orta bölümde kupür değerini gösteren sayılar ve yazılar ile sol alt ve sağ üst köşelerdeki kupür değerini gösteren sayılar kabartma baskılıdır.
6- Gizli Görüntü : Banknota yatay konumda göz hizasında bakıldığında, Atatürk portresinin sağ alt kenarında yer alan yedigen şekil içerisinde kupür değerinin gizli görüntü görülmektedir.
7- Bütünleşik Görüntü : Banknotlar ışığa tutulduğunda, sol üst kenarda yer alan şekiller arka yüzdeki şekillerle birleşerek kupür değerini oluşturmaktadır.
8- Boyut Farkı : Banknotların uzun kenarında 6 mm, kısa kenarında ise ikili grup olarak 4 mm fark oluşturulmuştur.
5 TL : 64 x 130 mm
10 TL : 64 x 136 mm 20 TL : 68 x 142 mm
50 TL : 68 x 148 mm
100 TL : 72 x 154 mm
200 TL : 72 x 160 mm
9- Renklendirilmiş Banknot Kağıdı : Banknotlarda kupürün hakim renginin açık bir tonu kağıdın rengi olarak uygulanmıştır.
5 TL : Açık kahverengi.
10 TL : Açık kırmızı.
20 TL : Açık yeşil.
50 TL : Açık oranj.
100 TL : Açık mavi.
200 TL : Açık mor. 10- Görme Engellilere Yönelik Özellik Banknotların ön yüzünde filigranın sol üst kenarında Braille alfabesinden yararlanılarak, elle dokunulduğunda hissedilen "nokta"lar kabartma baskıyla uygulanmıştır. 5 TL'den 200 TL'ye doğru sırasıyla 1'den 6'ya kadar rakamlar Braille Alfabesi ile yazılmıştır.
II- Profesyonellere yönelik güvenlik özellikleri
1- Mikro Yazılar :
Banknotların ön yüzünde ay - yıldız motifinin içinde kupür değerini gösteren rakam ve "TL" harflerinden oluşan mikro yazılar yer almaktadır.
2- UV Özellikler : Banknotlarda UV ışık altında;
- Banknot kağıdında parlamama,
- Banknot kağıdında bulunan ve normalde görülmeyen kılcal liflerde mavi ve kırmızı renkte parlama,
- Ön yüzdeki Atatürk portresinin üzerinde beliren kupür değerini gösteren rakam ve "TL" harflerinde kırmızı parlama,
- Emniyet şeridinde 5 - 10 TL için mavi, 20 - 50 TL için kırmızı ve 100 - 200 TL için sarı renkte parlama,
- Kırmızı seri ve sıra numarasında canlı ve parlak kırmızı, siyah seri ve sıra numarasında sarımsı yeşil parlama,
özelliği bulunmaktadır.
Dolaşımda bulunan banknotlarımızın güvenlik özelliklerine ilişkin detay bilgi ve görüntülere Bankamız web sitesinde (www.tcmb.gov.tr) yer alan "Banknotlar" başlığı altından ulaşabilirsiniz.
E-8 Emisyon Grubu Yeni Türk Lirası (YTL) banknotların güvenlik özellikleri nelerdir?
I - Halka yönelik güvenlik özellikleri
1- Emniyet şeridi : Banknotun arka yüzünde kesik gümüşi çizgilerden oluşan pencereli emniyet şeridi yer almakta olup, üzerinde her iki taraftan okunabilen "TCMB" harfleri tekrarlanarak mini yazılıdır. Banknot ışığa tutulduğunda emniyet şeridi düz bir hat şeklinde görülmektedir.
2- Filigran : Banknotların ön yüzünde bulunan Atatürk portresinin küçüğü ile kupür değerini gösteren rakamdan oluşan filigran bulunmaktadır.
3- Kabartma Baskı : Banknotların ön yüzünde parmakla dokunulduğunda hissedilebilen kabartma baskı uygulanmıştır.
4- Renk Değiştiren Mürekkep : 1 YTL hariç, diğer banknotların ön yüzünde sağ tarafta yer alan motif, banknota değişik açılardan bakıldığında altın sarısından yeşile doğru renk değiştirmektedir.
5- Gizli Görüntü : Farklı kupürlerde farklı yerlerde yer almaktadır. Banknotun ön yüzü yatay konumda göz hizasında ışığa tutulduğunda;
- 1 YTL'de; Atatürk portresinin altındaki bant üzerinde "TC" harfleri,
- 5 YTL'de; sol üst köşedeki Türkiye haritasının üzerinde "ay-yıldız" şekli,
- 10 YTL'de; sol alt köşedeki motifin üzerinde "TC" harfleri,
- 20 YTL'de; sağ alt köşedeki motifin üzerinde "TC" harfleri,
- 50 YTL'de; sol alt taraftaki koyu turuncu zemin üzerinde "TC" harfleri,
- 100 YTL'de; sağ alt köşedeki motifin üzerinde "TC" harfleri
görülmektedir.
6- Bütünleşik Görüntü : Banknotlar ışığa tutulduğunda, ön ve arka yüzde yer alan şekiller birleşerek 1 ve 20 YTL'de TCMB amblemini, 5 YTL'de topaç, 10 YTL'de lale motifini 50 ve 100 YTL'de ise "TC" harflerini oluşturmaktadır.
II- Profesyonellere yönelik güvenlik özellikleri
1- Mikro Yazı :
- 1 YTL'de; Atatürk portresinin altındaki yatay şeridin altında "BİR" yazısı,
- 5 YTL'de; Atatürk portresinin altındaki yatay şeritte "TCMB" harfleri,
- 10 YTL'de; portrenin sol alt tarafında "TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI" ibaresi, portrenin sol üst tarafında, sol alt köşedeki mor motifin etrafında, alt kenar bandın altında "TCMB" ibaresi ve 10 sayılarının içinde "ONYTL" harfleri,
- 20 YTL'de; ön yüzde 20 sayılarının içinde ve sağ üst köşedeki 20 sayısının zeminindeki bantta "YİRMİYTL", dünya haritasının enlem ve boylamlarında "TCMB", alt bandın sol üstündeki alanda "TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI" ibareleri,
- 50 YTL'de; ön yüzde 50 sayılarının içinde "TC" ve giyoş bandın altında "TCMB" ibareleri,
- 100 YTL'de; ön yüzde 100 sayılarının içinde "YÜZYTL" ve giyoş bandın altında "TCMB" ibareleri
mikro yazılıdır.
2- UV Özellikler : Tüm kupürlerde UV ışık altında;
- Banknot kağıdında parlamama,
- Banknot kağıdında bulunan kılcal liflerde mavi ve kırmızı parlama,
- Kırmızı seri ve sıra numarasında kırmızı, siyah seri ve sıra numarasında sarımsı yeşil parlama,
özellikleri bulunmakata,
- Ön yüzde 5 YTL'de yer alan pembe renkli çizgiler ile 10, 20, 50 ve 100 YTL'de beliren meşale desenleri ve Atatürk'ün imzası yansıma vermeketdir.
Dolaşımda bulunan banknotlarımızın güvenlik özelliklerine ilişkin detay bilgi ve görüntülere Bankamız web sitesinde (www.tcmb.gov.tr) yer alan "Banknotlar" başlığı altından ulaşabilirsiniz.
Emisyon nedir? Emisyon hacmini belirleyen ekonomik
göstergeler nelerdir?
Kelime anlamı olarak emisyon;
çıkarmak, yaymak, ihraç etmek, dolaşıma sokmak gibi anlamlara gelmektedir.
Bir ülkede kağıt para, tahvil ve bono, hisse senetleri gibi
değerlerin ilk kez piyasaya sürülmesine emisyon denir.
Emisyon hacmi
ise, Merkez Bankası tarafından ihraç edilen (piyasaya sürülen)
banknotların toplam tutarını ifade etmekte, "Tedavüldeki Banknotlar”
olarak da adlandırılmaktadır. Bu paralar ya bireylerin elinde, ya da
bankaların kasalarında nakit olarak tutulmaktadır. Emisyon hacmi temel
olarak bireylerin para talebi tarafından belirlenmektedir. Para işlem,
ihtiyat ve spekülasyon amaçlarıyla talep edilmektedir. İşlem güdüsüyle
para; ödemelerde gereksinim duyulduğundan, ihtiyat güdüsüyle para;
beklenmedik gereksinmeler dolayısıyla, spekülasyon güdüsüyle para ise kâr
fırsatları nedeniyle talep edilir. İşlem ve ihtiyat amaçlı para talebi
bireylerin gelir düzeyi tarafından belirlenirken, spekülasyon amaçlı para
talebi faiz oranları tarafından belirlenmektedir. Bu kapsamda, bireylerin
gelirlerindeki artış ve/veya faiz oranlarındaki düşüş para talebini ve
dolayısıyla emisyon hacmini artırmaktadır. Para talebini etkileyen bir
diğer faktör, enflasyonda gerçekleşen veya gerçekleşmesi beklenen
değişmelerdir. Bir ekonomide enflasyon ne kadar yüksekse, para talebi o
kadar düşük gerçekleşecek, bu da emisyon hacminin daralmasına neden
olacaktır. Enflasyon bekleyişlerinde bozulma da, bireylerin ellerinde daha
az para tutmak istemelerine neden olarak emisyon hacmini azaltacaktır.
Bunlara ek olarak, para teknolojisindeki gelişmelere bağlı etmenler de
bireylerin para talebi üzerinde belirleyici olmaktadır. Örneğin, kredi
kartı kullanımının artması para talebini azaltmakta ve bu da emisyon
hacmini daraltmaktadır.
Emisyon hacminin bir diğer belirleyicisi ise
emisyon arzıdır. Merkez Bankasının para politikaları uygulamaları
kapsamında gerçekleştirdiği çeşitli işlemler emisyon arzı üzerinde etkili
olmaktadır. Bu kapsamda, Merkez Bankasının açık piyasa işlemleri ile
Devlet İç Borçlanma Senetlerini alıp satması, ihaleler ve/veya doğrudan
müdahaleler yoluyla döviz alıp satması, zorunlu karşılık oranlarını
değiştirmesi gibi işlemler emisyon arzını etkileyerek emisyon hacmi
üzerinde belirleyici olmaktadır.
Emisyon gerektiren kriterler nelerdir? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 36. maddesi
uyarınca; - Ticari senet ve vesikaların reeskonta ve avansa kabulü
işlemleri, - Açık piyasa işlemleri, - Altın ve dövizle ilgili
işlemler emisyon gerektiren kriterler arasında yer
almaktadır.
Enflasyon nedir? Enflasyon genel olarak mal ve hizmetlerin fiyatlarının
artması olarak tanımlanabilir. Ancak enflasyon sadece belli bir malın veya
hizmetin fiyatının tek başına artması değil, fiyatların genel düzeyinin
sürekli bir artış göstermesidir. Diğer bir deyişle, sadece bazı malların
fiyatlarının sürekli artması ya da tüm malların fiyatlarının bir sefer
artması enflasyon değildir. Enflasyon konusunda daha detaylı bilgiye
Bankamız yayını Enflasyon
Kitapçığı'ndan ulaşılabilmektedir.
Enflasyon verilerine nereden ulaşılabilir? Enflasyon oranlarına ve diğer ekonomik istatistiklere
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) İnternet sitesinin (www.tuik.gov.tr ) yanı sıra, Merkez Bankası İnternet sitesi (www.tcmb.gov.tr ) ana sayfasında yer alan "İstatistiki Veriler” (EVDS)
bölümünden de ulaşılabilmektedir.
Enflasyon hedeflemesi rejimi nedir? Enflasyon hedeflemesi rejimi,
fiyat istikrarına ulaşılabilmesi amacıyla uygulanan ve giderek yaygınlaşan
bir para politikası stratejisidir. Akademik yazında bir çok farklı tanım
bulunsa da, uygulamalara bakıldığında enflasyon hedeflemesi rejimini diğer
rejimlerden ayıran iki ana unsurun bulunduğu görülmektedir: i.
Enflasyon hedeflemesi rejimi uygulayan merkez bankaları, enflasyon
hedeflerini rakamsal olarak açıklamakta, bu hedeflere ulaşmayı taahhüt
etmekte ve açıklanan hedeflere ulaşılamaması durumunda kamuoyuna hesap
vermekle yükümlü olmaktadırlar. ii. Para politikası kararlarının
ekonomiyi etkilemesi belli bir süre gerektirdiğinden, merkez bankaları
bugünkü enflasyonu değil gelecekteki enflasyonu kontrol edebilmekte, bu
amaçla belirli zaman aralıklarıyla enflasyon tahminleri oluşturmakta ve bu
tahminleri kamuoyu ile paylaşmaktadırlar. Bu nedenle, enflasyon
hedeflemesi rejimi çoğu zaman "enflasyon tahmini hedeflemesi” olarak da
adlandırılabilmektedir. Bu doğrultuda, öngörülerin enflasyon hedefi ile
tutarlılığı ve hedeften sapma konusundaki riskler kamuoyuna
anlatılmaktadır. Enflasyon Hedeflemesi Rejimi hakkında daha detaylı
bilgiye Bankamız yayını Enflasyon
Hedeflemesi Rejimi Kitapçığı'ndan ulaşılabilmektedir.
Enflasyon hedeflerini sadece Merkez Bankası mı
belirlemektedir? Enflasyon hedefleri Merkez
Bankası ve Hükümet tarafından birlikte belirlenmektedir. Ancak, söz konusu
hedeflere ulaşılmasında uygulanacak para politikasını ve kullanılacak para
politikası araçlarını belirleme yetkisi yalnızca Merkez Bankasının
sorumluluğundadır. Bir diğer deyişle, Merkez Bankası araç bağımsızlığına
sahiptir.
Enflasyon hedeflemesi rejimleri (örtük
hedefleme-açık hedefleme) arasındaki fark nedir? Türkiye deneyimleri ışığında, örtük enflasyon hedeflemesi
ile açık enflasyon hedeflemesi rejimleri karşılaştırıldığında, her ne
kadar her iki rejimin operasyonel çerçeveleri zamanla birbirine benzemiş
görünse ve temel politika araçları kısa vadeli faiz oranları olsa da
önemli farklılıklar görülmektedir. Örtük enflasyon hedeflemesi
rejimini açık enflasyon hedeflemesi rejiminden ayıran en önemli fark,
örtük enflasyon hedeflemesi rejiminde ilan edilen hedeflerden bir sapma
görülmesi durumunda devreye giren bir hesap verme mekanizmasının
oluşturulmamış olmasıdır. Bu rejimin uygulandığı 2002-2005 yılları
boyunca, açıklanan yıl sonu enflasyon hedefleri örtük bir şekilde "üst
sınır” olarak algılanmış ve enflasyon sürekli belirlenen hedeflerin
altında gerçekleşmiş olmasına rağmen bu durum olumlu olarak algılanmıştır.
Dolayısıyla, söz konusu dönemde enflasyonun hedeflerin altında kalması,
üzerinde kalmasına oranla daha kabul edilebilir bir durum olarak
değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu dönemde, enflasyonun hedeflerin üzerinde
gerçekleşmiş olması durumunda dahi Merkez Bankasının hesap vermesini
gerektirecek bir mekanizma bulunmamaktaydı. Diğer taraftan, açık enflasyon
hedeflemesi rejimine geçilmesiyle birlikte, gerçekleşen enflasyon
rakamının sistematik olarak hedefin altında kalmasının olumsuz bir durum
olarak değerlendirileceği ve enflasyonun hedefin belirgin olarak üzerinde
kalması ya da belirgin olarak altında kalması halinde Merkez Bankasının
Hükümete ve kamuoyuna yazılı olarak hesap vereceği ilan edilmiştir. Bir
diğer ifadeyle, açık enflasyon hedeflemesi rejiminde, hedeften aşağı ya da
yukarı yönlü sapmalar aynı şekilde değerlendirilmektedir. Açık
enflasyon hedeflemesi rejimini örtük enflasyon hedeflemesinden ayıran bir
diğer husus ise, açık enflasyon hedeflemesinde karar alma mekanizmasının
kurumsallaşmış olmasıdır. Örtük enflasyon hedeflemesi rejimi döneminde
para politikası kararları Başkan tarafından alınırken, Para Politikası
Kurulunun bir danışma organı olarak görev yaptığı gözlemlenmektedir.
Ancak, açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmesiyle birlikte, para
politikası kararları, olağan dışı bir durum yaşanmadığı sürece, önceden
ilan edilen tarihlerde ve Para Politikası Kurulu tarafından oylama
yöntemiyle alınmaya başlamıştır. Örtük enflasyon hedeflemesi döneminin
açık enflasyon hedeflemesi rejiminden bir diğer farkı ise para politikası
uygulamalarının yeterince şeffaf olmamasıdır. Söz konusu dönemde, Para
Politikası Kurulunun toplantı takvimi önceden ilan edilmemiş ve alınan
kararların gerekçeleri toplantı sonrasında hemen açıklanmamıştır. Buna
paralel olarak, bu dönemde iletişim araçlarının da açık enflasyon
hedeflemesi rejimindeki kadar çeşitlenmediği görülmektedir. Kısa
vadeli faiz oranları her iki rejimde de temel politika aracı olarak
kullanılmaktadır. Ancak, örtük enflasyon hedeflemesi rejimi dönemi
boyunca, ilave bir nominal çapa kullanılmış ve para tabanı için dönemler
itibarıyla, enflasyon hedefi ile tutarlı hedefler konulmuştur. Buna
rağmen, para politikası kararlarında para tabanı gelişmelerinden ziyade,
asıl olarak gelecek dönem enflasyonuna ilişkin gelişmeler belirleyici
olmuştur. Bu dönemde, parasal hedefleme ile birlikte gelecek dönem
enflasyonuna odaklanan bir para politikası uygulandığı göz önünde
bulundurulduğunda, "örtük bir enflasyon hedeflemesi” kavramının karşılığı
daha iyi anlaşılacaktır. Bu noktada, burada yapılan karşılaştırmaların
Türkiye deneyimleri ışığında yapıldığını ve gerek örtük enflasyon
hedeflemesi rejimi gerek açık enflasyon hedeflemesi rejimi uygulamalarının
ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösterebileceğini belirtmekte fayda
bulunmaktadır.
Enflasyon hedefleri kaç yıllık bir dönem için ilan
edilmektedir? Enflasyon hedefleri üç yıllık
bir dönemi kapsayacak şekilde ilan edilmektedir. 2006 yılından
itibaren üç yıllık bütçe uygulamasına geçildiği de göz önünde
bulundurulduğunda, üç yılık bir hedef ufkunun belirlenmesi ile,
enflasyon hedeflerinin içsel tutarlılığının ve diğer makroekonomik
projeksiyonlarla uyumunun artırılması amaçlanmaktadır.
Enflasyon hedefleri ne zaman ve nasıl ilan
edilmektedir? İlk olarak, 2005 yılı sonunda
açıklanan "Enflasyon Hedeflemesi Rejiminin Genel Çerçevesi ve 2006 Yılında
Para ve Kur Politikası” adlı politika metni ile, takip eden üç yıla
ilişkin hedefler açıklanmıştır. Bu çerçevede, 2006 yılı enflasyon hedefi
yüzde 5, 2007 ve 2008 yılı sonu hedefleri ise yüzde 4 olarak ilan
edilmiştir. 2006 yılı sonunda ise "2007 Yılında Para ve Kur Politikası”
adlı duyuru ile 2009 yıl sonu hedefi yüzde 4 olarak açıklanmış ve böylece
üç yıllık hedef ufku korunmuştur. Özetle, her yılın sonunda bir sonraki
yılın para ve kur politikasına ilişkin olarak ilan edilen politika metni
ile, takip eden üç yılın enflasyon hedefleri de ilan edilmektedir.
Enflasyon hedefleri değişebilir mi? Merkez Bankası, enflasyon hedeflemesi rejimine geçilirken,
önceden ilan edilen bir enflasyon hedefinin, sadece para politikasının
denetimi dışındaki unsurlara bağlı olarak hedeflerden çok büyük ve uzun
süreli sapmalar görüleceğinin anlaşılması ve orta vadeli hedeflerin
anlamsız kalması durumunda değiştirileceğini duyurmuştur. Böyle bir
durumun gerçekleşmesi ve yeni hedeflerin belirlenmesinin ise ancak Merkez
Bankası ile Hükümet tarafından birlikte kararlaştırılabileceği
belirtilmiştir. Öte yandan, geçici şokların enflasyon hedeflerinin değil
enflasyon tahminlerinin değiştirilmesine yol açacağı ve böyle bir durumda
ekonomik birimler için referans değerin kısa vadede enflasyon tahminleri,
orta vadede ise enflasyon hedefi olacağı vurgulanmıştır. Merkez
Bankasının daha önce duyurmuş olduğu bu yaklaşım, 2006 yılı sonunda somut
olarak hayata geçirilmiştir. Merkez Bankası, 2006 yılı sonuna ilişkin
yüzde 5 hedefinin aşılacağını Temmuz ayından itibaren öngörülebilmiş
olmasına rağmen enflasyon hedefi değiştirilmemiştir. Ancak, Merkez Bankası
enflasyon tahminlerini güncelleyerek ekonomik birimlerin de 2006 yıl sonu
hedefini değil Merkez Bankasının 2006 sonu için açıkladığı tahminlerini
referans olarak almasını sağlamıştır. Merkez Bankası enflasyon hedeflerini
değiştirmek yerine iletişim politikasının bir pekiştirici unsuru olarak
hesap vermeyi tercih etmiştir. Bu çerçevede Merkez Bankası Hükümet’e
yazmış olduğu açık mektuplar aracılığıyla, hedeften sapmanın nedenlerini
açıkça izah etmiş ve hedefe tekrar yakınsanması için gereken tedbirleri
alarak yakınsama süresiyle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmiştir.
Sonuç olarak, Merkez Bankası, sık sık hedef değiştirmenin enflasyon
bekleyişlerini ve fiyatlama davranışlarını olumsuz etkileme potansiyeli
taşıdığını ve ilerisi için verilen taahhütlerin güvenilirliğini
azaltabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle, enflasyonun makul sürelerde
hedefe yakınsayacağı öngörüldüğü sürece hedeflerin değiştirilmemesi esas
alınacaktır.
Enflasyon hedefleri etrafındaki belirsizlik aralığı
ne anlama gelmektedir? Belirsizlik aralığı, enflasyonun
belirlenen nokta hedeflerden ne büyüklükte bir sapma göstermesi
durumunda, Merkez Bankasının hesap verebilirlik mekanizmasını devreye
sokması gerektiğini gösteren ve nokta hedef etrafında her iki yönde
simetrik olarak tanımlanan bir aralıktır. Enflasyon hedefleri,
TÜFE’nin yıllık yüzde değişimi ile hesaplanan yıl sonu enflasyon oranları
üzerine konulan "nokta hedefler” ile belirlenmektedir. Ancak, para
politikasının kontrolü dışındaki unsurlardan kaynaklanan oynaklıklar ile
ekonomideki veri ve model belirsizliği göz önünde bulundurulduğunda, nokta
hedefin tam olarak tutturulması olasılığı hemen hemen sıfırdır. Bu
nedenle, Merkez Bankasının, enflasyonun belirlenen nokta hedeflerden en
ufak bir sapma dahi göstermeyeceği taahhüdünü vermesi mümkün değildir.
Ancak bu durum hesap vermeme anlamına gelmemelidir. Merkez Bankası
Kanunu gereğince, enflasyon gerçekleşmelerinin hedeften aşırı sapma
göstermesi halinde, Bankanın hedeften sapmanın nedenlerini ve hedefe
tekrar yakınsanması için alınması gereken tedbirleri yazılı olarak
Hükümet’e bildirmesi ve bunu kamuoyu ile de paylaşması gerekmektedir. Bu
noktada hedeften aşırı sapmanın nasıl tanımlanacağı önem arz etmektedir.
Bu nedenle Merkez Bankası, nokta hedef etrafında her iki yönde simetrik
olarak tanımlanan bir belirsizlik aralığı oluşturmaktadır. Ancak, bu
aralığın hiç bir şekilde enflasyon hedefi aralığı olarak algılanmaması
gerektiği unutulmamalıdır. Merkez Bankası, belirlenen nokta hedefe mümkün
olduğunca yakın olmayı amaçlamakta olup, hedeften yukarı ve aşağı yönlü
sapmaları eşit ölçülerde değerlendirmektedir. Açıklanan belirsizlik
aralığı hedeften her iki yönde "aşırı sapma” eşikleri için sadece bir
gösterge niteliği taşımaktadır ve Merkez Bankası iletişim politikasını
kolaylaştıran bir unsur olarak kullanılmaktadır.
Enflasyon hedeflemesi rejimi uygulamasına ülkemiz
neden 2006 yılında geçmiştir? Döviz kuruna dayalı istikrar programının, Türkiye tarihinin
en derin finansal krizi olan Şubat 2001 krizi ile çökmesinin
ardından alternatif bir rejim arayışına girilmiştir. Bu dönemde,
Türkiye’de daha önce hiç denenmemiş, dünyada giderek artan sayıda ülkede
uygulanmaya başlanan ve başarısı kanıtlanmış olan enflasyon hedeflemesi
rejimine geçilmesi ilk kez gündeme gelmiştir. Ancak, kriz sonrası dönemde,
başarılı bir enflasyon hedeflemesi rejimi için gerekli olan ön koşulların
büyük bir çoğunluğu sağlanmamaktaydı. Böyle bir ortamda enflasyon
hedeflemesi rejimine geçilmesi halinde, rejimin güvenilirliğinin daha
başlamadan sarsılacağı düşünülmüştür. Bu nedenle, "Güçlü Ekonomiye
Geçiş Programı” yürürlüğe konulmuş ve bu çerçevede, 2002 yılından itibaren
"örtük enflasyon hedeflemesi” olarak nitelendirilen bir para politikası
rejimi izlenmesi ve gerekli koşulların sağlanmasına bağlı olarak "açık
enflasyon hedeflemesine” geçilmesi öngörülmüştür. 2006 yılına kadar süren
bu dönemde, bir yandan kurumsal ve teknik altyapı açık enflasyon
hedeflemesinin uygulanmasına yönelik olarak geliştirilirken, diğer yandan
da mali disiplinin ve finansal istikrarın sağlanması ön koşulları yerine
getirilmiştir. Örtük enflasyon hedeflemesi döneminde fiyat istikrarı
yolunda önemi yadsınamaz kazanımlar sağlanmıştır. Öncelikle, belirlenen
enflasyon hedeflerinin tümüne ulaşılmıştır. Hedefler paralelinde, 2002
yılı başında yüzde 70’lerde seyreden tüketici enflasyon oranı 2005 yılı
sonunda yüzde 8’in altına düşmüştür. Bütün bu olumlu gelişmelere paralel
olarak enflasyon beklentileri hedefe yakınsamıştır. Bunun yanı sıra, mali
disiplinden taviz verilmemiş ve borç yükünün çevrilebilirliğine ilişkin
kaygılar büyük ölçüde hafiflemiştir. Mali disiplinin sağlanması ve
enflasyondaki dalgalanmanın azalmasıyla risk primi düşmüş, nominal ve reel
faiz oranları gerilemiş, borçlanma vadeleri ise uzamaya başlamıştır. Bu
süreçte, finansal piyasaların derinliği artarken kırılganlığı azalmıştır.
Ayrıca, dalgalı döviz kuru rejimine uyum artmış ve döviz kuru geçişkenliği
azalmıştır. Sağlanan istikrar ortamına bağlı olarak, Türk Lirasına olan
güven artmış ve ekonomide ters dolarizasyon süreci başlamıştır.
Gerekli ön koşulların büyük ölçüde sağlanmış olmasına rağmen, 2005
yılında enflasyon hedeflemesine geçilmemiş ve 2005 yılı, enflasyon
hedeflemesi rejimine geçiş için son hazırlıkların tamamlanacağı "geçiş
yılı” olarak ilan edilmiştir. Bu durumun başlıca iki önemli sebebi vardır:
İlki, TL’den altı sıfır atılmasıyla gerçekleştirilen para reformudur. Bu
reform, Merkez Bankasının örtük enflasyon hedeflemesi sürecinde elde
ettiği kazanımlara ve bu kazanımların kalıcılığına duyduğu güvenin
göstergesi olmuş ve para politikalarının kredibilitesini daha fazla
artırmıştır. İkincisi ise, TÜİK tarafından yeni fiyat endekslerinin
oluşturulmasıdır. Geçiş yılında ayrıca, Merkez Bankasının teknik
kapasitesi güçlendirilmiş, organizasyon yapısı yenilenmiş, kurum içi görev
tanımları netleştirilmiş ve faiz kararlarında dikkate alınacak veri seti
genişletilmiştir. Faiz kararlarının zamanlaması ve yönünün daha şeffaf ve
tahmin edilebilir olmasını temin etmek amacıyla, Para Politikası Kurulu
önceden ilan edilen tarihlerde toplanmaya başlamıştır. Son olarak,
şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamuoyu ile iletişim yönünde önemli
adımlar atılarak, Para Politikası Kurulu kararlarının gerekçelerinin
toplantı sonrasında hemen yayımlanmasına başlanmıştır. Bütün bu
gelişmeler, enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmesi için ön koşulların
büyük oranda sağlandığına ve kurumsal ve teknik alt yapının
oluşturulduğuna işaret etmiş ve böylece Merkez Bankası, öngörüldüğü gibi
2006 yılı başında açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçmiştir.
Enflasyon hedefleri tutmazsa Merkez Bankası ne
yapmaktadır? Merkez Bankası Kanununun 42.
maddesinde, "Banka, belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde
ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde,
nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir
ve kamuoyuna açıklar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, enflasyon
hedeflerinin tutmaması durumunda hesap verme mekanizması devreye
girmektedir. Enflasyonun, belirlenen nokta hedef etrafında
oluşturulan simetrik belirsizlik aralığını aşması durumunda,
sapmanın nedenlerinin ve hedefe tekrar yakınsanması için alınması gereken
önlemlerin Hükümet’e bir "açık mektup” ile bildirilerek kamuoyuna
açıklanması ve aynı mektubun program şartlılığının bir gereği olarak
IMF’ye de gönderilmesi gerekmektedir.
Fiyat istikrarı nedir? Merkez Bankasının temel
amacı neden fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olarak
belirlenmiştir? Fiyat istikrarı, genel bir tanım
çerçevesinde, insanların yatırım, tüketim ve tasarrufa yönelik
kararlarında dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük bir enflasyon
oranını ifade eder. Fiyat istikrarı, ekonomik ve sosyal istikrar
sağlanabilmesinin olmazsa olmaz bir koşuludur. Günümüzde yıllık bazda
yüzde 1 ile yüzde 3 enflasyona sahip olan ülkeler, göreceli olarak fiyat
istikrarına sahip ülkeler olarak kabul görmektedir. Fiyat istikrarı sadece
düşük enflasyon oranına ulaşmayı değil, o oranın sürdürülmesini de
kapsamaktadır. Ancak düşük enflasyon oranının belirli bir süre
sürdürüldüğü ortamlar, fiyat istikrarının sağlandığı ortamlar olarak kabul
edilirler. Diğer bir deyişle, enflasyonun yüzde 1 ile yüzde 3 arasındaki
düşük seviyelere ulaşıp sonra tekrar yüksek, örneğin yüzde 10’un
üzerindeki seviyelere çıkması fiyat istikrarının sağlandığı anlamına
gelmemektedir. Fiyat istikrarı, ekonomik ve sosyal istikrar
sağlanabilmesinin olmazsa olmaz bir koşuludur. Fiyat istikrarı
sağlanamamasının bir ülkenin ekonomisine, siyasi ve sosyal yapısına
verdiği zararın boyutları, ülkemizin geçmiş yıllarda içinde bulunduğu
durum ve diğer ülkelerin tecrübelerinde net bir şekilde görülmektedir.
Fiyat istikrarına neden bu derece önem verildiğinin anlaşılması için,
fiyat istikrarının sağlanamaması durumunda karşılaşılan sorunların ortaya
konması faydalı olacaktır; a. Fiyat istikrarı sağlanamadığı
ortamlarda, firma ve tüketiciler ya da kısaca ekonomide karar alan tüm
birimler, yatırım ve tüketim kararlarını alırken göreli fiyat
değişmelerini kolaylıkla ayırt edememekte ve sağlıklı karar verebilmek
için gerekli ve yeterli bilgiye sahip olamamaktadırlar.
b. Enflasyon, piyasadaki oyuncuların geleceği öngörememeleri ve
gerekli bilgiye sahip olamamaları nedeniyle finansal piyasaların verimli
finansal aracılık yapma yeteneklerini azaltmaktadır. c. Yüksek ve
sürekli enflasyon yaşanan ortamlarda yatırımcılar, özellikle uzun vadeli
yatırımlarının getiri oranlarında ek olarak enflasyon ortamının yarattığı
belirsizlik nedeniyle risk primi talep etmektedirler ve bunun bir sonucu
olarak, yüksek risk primi içeren reel faiz oranları yüksek
seyretmektedir. d. Fiyat istikrarının sağlanamadığı bir ortam,
uygulanan politikalara güvensizlik yaratmakta ve hükümetlerin kapsamlı ve
uzun soluklu ekonomik programlar uygulayamamasına yol açmaktadır.
e. Enflasyon, uluslararası piyasalarda ekonominin rekabet gücünü
azaltmakta ve sermaye piyasalarına erişimini kısıtlamaktadır.
f. Yüksek enflasyon, işgücü piyasalarının etkin çalışmasını
engellediği gibi gelir dağılımını da bozmaktadır. g. Yüksek
enflasyon, bireylerin karar alma süreçlerinde geleceğe bakmaktan çok
geçmişe endeksleme alışkanlıklarının ortaya çıkmasına yol açmakta ve
enflasyonun atalet kazanmasına neden olmaktadır. Tüm bu unsurlar göz
önünde bulundurulduğunda, ülkemizde de fiyat istikrarına ulaşmanın neden
bu denli önem arz ettiği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, Merkez
Bankasının tek ve nihai hedefi fiyat istikrarı olarak
belirlenmiştir.
Finansal istikrar nedir? Neden önemlidir? Finansal istikrar kavramı, finansal piyasalarda, bu
piyasalarda faaliyet gösteren kurumlarda ve ödeme sistemlerindeki
istikrarı ve şoklara karşı dayanıklılığı ifade etmektedir. Bu alanlardaki
istikrar genelde finansal sistemin sağlıklı ve istikrarlı işlemesini,
dolayısıyla ekonomideki kaynakların üretken bir şekilde tahsisini ve
risklerin uygun bir şekilde yönetim ve dağılımını beraberinde
getirmektedir. Finansal istikrarsızlığın ise ekonomide önemli sorunlar
yaratacağı bilinen bir olgu olup, yaşanan finansal krizlerin yüksek
maliyeti finansal istikrarın önemine işaret etmektedir.
Fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasında
nasıl bir ilişki vardır? Finans piyasalarında son
dönemlerde ortaya çıkan gelişmeler ve bu gelişmelerin 90'lı yıllarda
giderek ivme kazanması, merkez bankalarının temel fonksiyonlarını
etkilemiş, finansal piyasaların derinleşmesi, küreselleşmedeki öncülüğü ve
gelişen iletişim teknolojisine bağlı olarak piyasa sistemlerine ağırlık
veren uygulamaların artmasıyla bağımsız merkez bankalarına duyulan
gereksinim de artmış, şeffaf, açık ve hesap verebilir merkez bankalarının
fiyat istikrarını sağlamakta başarılı olacakları gerçeği ön plana
çıkmıştır. Bunun yanı sıra küreselleşme, finansal liberalizasyon ve
teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşanan finansal krizler nedeniyle,
fiyat istikrarı hedefinin gerçekleştirilmesi doğrultusunda "finansal
istikrar” konusu merkez bankalarının politika gündemlerinde en üst sırada
yerini almaya başlamıştır. Birçok merkez bankası para politikasını
uygulamada araç bağımsızlığı kazanırken, diğer taraftan, bankaların
gözetim ve denetiminin merkez bankaları dışında diğer bağımsız kuruluşlara
devredilmesi eğilimi de ortaya çıkmıştır. Ancak bu durum, finansal
istikrarın sağlanması amacıyla merkez bankalarının finansal sistemi
değerlendirme çalışmalarına verdiği önemi azaltmamış, tam tersine, fiyat
istikrarı ve finansal istikrar hedeflerinin birbirlerinden ayrı
düşünülemeyeceği görüşü giderek yaygınlaşmıştır. Etkin işleyen güçlü bir
finansal sistem, para politikasının uygulanmasına yardımcı olduğu gibi,
dışsal şokların atlatılması için gerekli esnekliği de sağlamıştır.
Geçmiş tarihteki / günümüzdeki belirli bir miktar
Yeni Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki değeri nedir ve nasıl
hesaplanmaktadır? "Geçmiş tarihteki / günümüzdeki
belirli bir miktar Yeni Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki değeri
Bankamız İnternet sitesi "Hesaplama Araçları” bölümünde yer alan
"Enflasyon Hesaplayıcısı” kullanılarak hesaplanabilmektedir. Enflasyon
Hesaplayıcısı, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) hesapladığı tüketici
fiyat endeksine (TÜFE) göre oluşturulmuştur. Söz konusu hesaplayıcı,
verilen aralıktaki en yeni mal ve hizmet sepetlerini kullanarak, oranlama
ile hesaplama yapmaktadır.
Guvernörler Kulübü nedir? Ne zaman ve ne amaçla
kurulmuştur? Guvernörler Kulübü, Orta Asya,
Karadeniz ve Balkanlar’daki üye ülke merkez bankaları ile ikili ilişkileri
geliştirmek, bankacılık ve mali alanlarda teknik işbirliği olanaklarını
araştırmak, finans ve merkez bankacılığı konularında bilgi alış verişini,
eğitim koordinasyonunu ve işbirliğini gerçekleştirmek üzere kurulan bir
oluşumdur. İlk kez 1997 yılında Merkez Bankasının girişimleriyle gündeme
gelen Guvernörler Kulübü fikri, 01 Mayıs 1999 tarihinde Türkiye dahil 14
üye merkez bankası başkanlarının imzaladıkları protokol ile vücut bulmuş
ve resmi bir hüviyete bürünmüştür. Halihazırda Kulübün üyesi olan 18 ülke:
Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan,
Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Moldova, Romanya, Rusya Federasyonu,
Sırbistan, Karadağ, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan’dır.
Yukarıda bahsi geçen amaçları gerçekleştirmek üzere üye ülke merkez
bankaları yılda iki kez başkanlar düzeyinde toplanmakta ve bu
toplantılarda üye ülkelerde uygulanan para politikaları ve karşılaşılan
sorunlar tartışılmakta, istatistiki bilgi alış verişinde bulunulmaktadır.
Ayrıca, yılda bir kez uzmanlar düzeyinde bir toplantı
gerçekleştirilmektedir. Söz konusu uzmanlar toplantılarında, merkez
bankacılığı, para ve kur politikaları, bankacılık, enflasyon hedeflemesi
gibi konular tartışılmaktadır. 1998-2000 yılları arasında Kulüp
Başkanlığını ve ev sahipliğini yürüten Merkez Bankası, 2001-2002 yılları
için bu görevlerini Yunanistan’a devretmiştir. 2003-2004 yıllarında ise
Romanya, 2005-2006 yıllarında ise Rusya Federasyonu Dönem Başkanlığı ve ev
sahipliği görevini üstlenmiş ve bu bağlamda son olarak 2 Eylül 2006
tarihinde Irkutsk’ta Başkanlar düzeyinde bir toplantı
düzenlenmiştir. 2007-2008 yılları için Dönem Başkanlığı ve ev sahipliği
görevlerini Sırbistan devralmıştır. Sırbistan Merkez Bankasının ev
sahipliğindeki ilk toplantının ise 2007 Mayıs ayı içerisinde Belgrad’da
yapılması planlanmaktadır.
Karşılıksız çeklere ilişkin yasak süresi
nedir? Mahkemelerce verilen yasak
dışında, bankaların listesinde isim bulunması nedeniyle herhangi bir yasak
bulunmamaktadır.
Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz
Hesapları ile ilgili tüm bilgilere nereden ulaşılabilir ? Söz konusu bilgilere Merkez Bankası İnternet sitesinde yer
alan "İşçi Dövizi Hesapları” bölümünden ulaşılabilmektedir.
Libor ve Euribor faiz oranı nedir ve güncel oran
nasıl öğrenilebilir? Londra bankalar arası
piyasasında bankaların teminatsız borç verme karşılığında talep etmiş
oldukları faiz oranı olan Libor (London Interbank Offer Rate) her gün
British Bankers’ Association (BBA) tarafından belirlenmekte ve söz konusu
faiz oranları BBA’nın İnternet sitesinde bir hafta gecikmeli olarak
yayımlanmaktadır. Uluslararası piyasalarda borç alıp vermede ve türev
enstrümanların fiyatlandırılmasında referans faiz oranı olarak kullanılan
libor faiz oranları ile ilgili detaylı bilgiye ve geçmişe dönük verilere
BBA’nın İnternet sitesindeki (http://www.bba.org.uk ) "Historic BBA Libor Rates” alt
başlığından ulaşılabilmektedir. 1999 yılında Eurounun Avrupa Birliğinin
resmi para birimi olması sonucunda AB içerisindeki para piyasalarında
gösterge niteliğinde faiz oranı olarak kullanılmaya başlanan Euribor (Euro
Interbank Offered Rate) faiz oranları ile ilgili bilgilere ve geçmişe
dönük verilere (http://www.euribor.org.default.htm)
adresinden ulaşılabilmektedir.
Likidite Senetleri nedir? Likidite senetleri, piyasadaki likiditenin düzenlenmesi için
ve münhasıran açık piyasa işlemlerinin etkinliğini artırmak amacıyla
kullanılan bir para politikası aracıdır. Likidite senetleri, Merkez
Bankası tarafından kendi nam ve hesabına, 91 günü aşmayan vadelerde,
iskontolu olarak ihraç edilir. Senetler, kıymetli evrak niteliğini haiz
tek bir toplu senet şeklinde çıkarılır. 1211 saylı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 52. maddesinde (25.4.2001 tarih, 4651 sayılı
Kanun ile değiştirilen şekli), "...Banka, açık piyasa işlemleri
çerçevesinde kendi nam ve hesabına vadesi 91 günü aşmayan, ikincil
piyasada alınıp satılabilen likidite senetleri ihraç edebilir. Ancak,
likidite senetlerinin devamlı bir alternatif yatırım aracı olma niteliği
kazanmasının engellenmesi, ihraçların sadece açık piyasa işlemlerinin
etkinliğinin artırılması amacıyla sınırlı tutulması hususları göz önünde
bulundurulur...” denilmektedir. Söz konusu Kanun hükmü esas alınarak
hazırlanan ve 5 Ekim 2006 tarih, 26310 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
"Likidite Senetleri Hakkında Tebliğ”, konuya ilişkin ayrıntılı
düzenlemeleri içermektedir.
Madeni paralarla ilgili bilgilere nasıl
ulaşılabilir? Madeni paraların üretimi ve
satışı T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na bağlı Darphane ve Damga
Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden madeni
paralarla ilgili detaylı bilgilere adı geçen Genel Müdürlüğün İnternet
sitesinden (www.darphane.gov.tr) ulaşılabilir.
Madeni yabancı ülke paraları ile alım satım
işlemleri yapılabilir mi? Bilindiği üzere, Türk Parası
Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığının 91-32/5 Sayılı Tebliğine ilişkin Merkez Bankasının
I-M Sayılı Genelgesinde, dövize ilişkin işlemlerin Merkez Bankasınca alım
satım konusu yapılan dövizler üzerinden yapılacağı ve bunlar dışında
sayılan döviz ve efektiflerin alım ve satımına ilişkin işlemlerin
uluslararası piyasalardan alınacak verilere göre bankalar, özel finans
kurumları, yetkili müesseseler, PTT ve kıymetli maden aracı kuruluşlarınca
serbestçe tespit edilen kurlar üzerinden yapılacağı belirlenmiştir. Döviz
ve efektif tanımı ise Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı
Karar ile yapılmaktadır. Buna göre döviz, efektif dahil yabancı parayla
ödemeyi sağlayan her nev’i hesap, belge ve vasıtaları, efektif ise
banknot şeklindeki bütün yabancı ülke
paralarını ifade etmektedir. Söz konusu
tanımlardan da görüleceği üzere, madeni yabancı ülke paraları efektif
tanımında kapsam dışı bırakıldığından alım satıma konu
edilmemektedir.
Merkez Bankasının Kanunla belirlenen temel görev ve
yetkileri nelerdir? Bankanın temel
görevleri: a) Açık piyasa işlemleri yapmak, b) Hükümetle
birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri
almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye
yönelik kur rejimini belirlemek, Türk Lirasının yabancı paralar
karşısındaki değerinin belirlenmesi için döviz ve efektiflerin vadesiz ve
vadeli alım ve satımı ile dövizlerin Türk Lirası ile değişimi ve diğer
türev işlemlerini yapmak, c) Bankaların ve Bankaca uygun görülecek
diğer mali kurumların yükümlülüklerini esas alarak zorunlu karşılıklar ve
umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek, d)
Reeskont ve avans işlemleri yapmak, e) Ülke altın ve döviz rezervlerini
yönetmek, f) Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek, ödeme ve
menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak, kurulmuş ve
kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak
düzenlemeleri yapmak, ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere
kullanılacak yöntemleri ve araçları belirlemek, g) Finansal sistemde
istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici
tedbirleri almak, h) Mali piyasaları izlemek, ı) Bankalardaki
mevduatın vade ve türleri ile özel finans kurumlarındaki katılma
hesaplarının vadelerini belirlemektir.
Bankanın temel yetkileri: a) Türkiyede banknot
ihracı imtiyazı tek elden Bankaya aittir. b) Banka, Hükümetle birlikte
enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını
belirler. Banka, para politikasının uygulanmasında tek yetkili ve
sorumludur. c) Banka, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu Kanunda
belirtilen para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacağı diğer
para politikası araçlarını da doğrudan belirlemeye ve uygulamaya
yetkilidir. d) Banka, olağanüstü hallerde ve Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonunun kaynaklarının ihtiyacı karşılamaması durumunda, belirleyeceği usul
ve esaslara göre bu Fona avans vermeye yetkilidir. e) Banka, nihai
kredi mercii olarak bankalara kredi verme işlerini yürütür. f) Banka,
bankaların ödünç para verme işlemlerinde ve mevduat kabulünde
uygulayacakları faiz oranlarını, belirleyeceği usul ve esaslara göre
bankalardan istemeye yetkilidir. g) Banka, mali piyasaları izlemek
amacıyla bankalar ve diğer mali kurumlardan ve bunları düzenlemek ve
denetlemekle görevli kurum ve kuruluşlardan gerekli bilgileri istemeye ve
istatistiki bilgi toplamaya yetkilidir.
Bankanın başlıca müşavirlik görevleri; a) Banka,
Hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve haznedarıdır. Bankanın
Hükümetle ilişkisi Başbakan aracılığı ile sağlanır. b) Banka, finansal
sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda Hükümete görüş verir. c)
Banka, bankalar ve uygun göreceği diğer mali kurumlar hakkındaki görüş ve
tespitlerini Başbakanlık ile bu kurum ve kuruluşları düzenleme ve
denetleme yetkisine sahip kuruluşlara bildirebilir.
Merkez Bankasında kuruluşundan bugüne kadar görev
yapan başkanlar kimlerdir ve görev tarihleri nelerdir? Başkanlar (*)
|
Adı Soyadı |
Görev Tarihleri (**) |
|
Selahattin ÇAM |
1931-1938 |
|
A. Kemal Zaim SUNEL |
1938-1949 |
|
Mehmet Sadi BEKTER |
1949-1950 |
|
Osman Nuri GÖVER |
1951-1953 |
|
Mustafa Nail GİDEL |
1953-1960 |
|
Memduh AYTÜR |
1960 |
|
İbrahim Münir MOSTAR |
1960-1962 |
|
Ziyaettin KAYLA |
1963-1966 |
|
Mehmet Naim TALU |
1967-1971 |
|
Mehduh GÜPGÜPOĞLU |
1972-1975 |
|
Cafer Tayyar SADIKLAR |
1976-1978 |
|
İ.Hakkı AYDINOĞLU |
1978-1981 |
|
Osman ŞIKLAR |
1981-1984 |
|
Yavuz CANEVİ |
1984-1986 |
|
Dr. Rüşdü SARACOGLU |
1987-1993 |
|
Dr. N.Bülent GÜLTEKİN |
1993-1994 |
|
Şakir Yaman TÖRÜNER |
1994-1995 |
|
Süleyman Gazi ERÇEL |
1996-2001 |
|
N.Süreyya SERDENGEÇTİ |
2001-2006 |
|
Durmuş YILMAZ |
18 Nisan 2006 - |
(*) 1970 yılına kadar
Banka Başkanları'nın ünvanları, sırasıyla Umum Müdür veya Genel Müdür
olarak anılmıştır. (**) Tarih boşlukları, vekaletle yönetilen dönemlerdir.
Merkez Bankasının temel politika aracı nedir? Merkez Bankasının temel politika aracı Bankalararası Para
Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarında
uygulanmakta olan kısa vadeli faiz oranlarıdır.
Merkez Bankası politika faizlerini
nasıl ve neye göre belirlemekte, nasıl ilan etmektedir? Para politikası kararları, Para Politikası Kurulunun önceden
ilan edilmiş bir takvim çerçevesinde yaptığı aylık toplantılarla oylama
yoluyla alınmaktadır. Para Politikası Kurulu, faiz kararlarını alırken,
kararların gecikmeli olarak etkisini göstereceğini göz önüne alarak ve
dolayısıyla orta vadeli bir bakış açısıyla, gelecek dönem enflasyonundaki
olası gelişmeleri değerlendirmektedir. Buna paralel olarak, dışsal
şokların enflasyon üzerindeki geçici etkilerine anında tepki verilmemesi
ve orta vadeli hedeflere vurgu yapılarak politika tepkisinin zamana
yayılması prensibi benimsenmiştir. Bu çerçevede, Para Politikası Kurulu
faiz kararı alırken, toplam arz-talep dengesi, maliye politikasına ilişkin
göstergeler, parasal göstergeler ve kredi büyüklükleri,
ücret-istihdam-birim maliyet-verimlilik gelişmeleri, kamu ve özel sektör
fiyatlama davranışları, enflasyon bekleyişleri, döviz kurları ve onları
etkileyebilecek gelişmeler, olası dışsal şokların analizi ve Banka içinde
üretilen projeksiyonları içeren geniş bir bilgi setini incelemektedir.
Para Politikası Kurulu toplantılarında faiz oranlarına ilişkin alınan
kararlar gerekçesi ile birlikte, toplantı ile aynı günde açıklanmakta,
toplantıdaki tartışmaların özeti de 8 iş günü içinde
yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası politika faizleri
ekonomiyi nasıl ve hangi kanallardan etkilemektedir? Merkez Bankası faiz oranında yapılan değişiklik enflasyon
üzerindeki etkisini dört kanaldan göstermektedir: 1. Merkez
Bankasının faiz oranlarında yaptığı bir değişiklik, diğer banka ve finans
kurumlarının uyguladıkları faizler üzerinde etkili olur.
2. Piyasa faiz oranları aynı zamanda bankalardan alınan kredi
miktarının ve hisse senedi, döviz gibi varlıkların fiyatlarının
değişmesine yol açar. 3. Faiz oranlarına ilişkin kararlar yurt
içi faiz oranları seviyesi ve uluslararası faiz oranları arasındaki göreli
ilişkiyi ve ülkeye gelen yabancı sermayeyi etkiler. 4. Faiz
oranlarına ilişkin kararlar aynı zamanda beklentileri, beklentiler de
ileriye dönük kararları etkiler. Ancak, ekonominin faiz oranlarında
yapılan değişikliğe uyum sağlaması zaman alır. Kanallardan bazıları
etkisini diğerlerinden daha çabuk gösterebilir. Bu etki, politika
değişikliklerinin sözleşmelere ne kadar zamanda yansıyacağı, bireylerin
tüketim alışkanlıklarını ne kadar zamanda değiştirecekleri gibi unsurlara
bağlıdır. Ayrıca, geçmişteki enflasyon oranına bakarak karar alma
alışkanlıklardan kolay vazgeçemeyen bir ekonomide politika
değişikliklerinin etkileri daha zayıf olmaktadır.
Merkez Bankasının enflasyon ve faiz
öngörüleri nasıl öğrenilebilir? Para politikasının temel iletişim aracı olan Enflasyon
Raporunda, mevcut veri seti kullanılarak oluşturulan enflasyon tahminleri
yer almaktadır. Ayrıca Rapor’da, enflasyonu etkileyen unsurların genel
değerlendirmesi eşliğinde gelecekte uygulanabilecek faiz politikasına
ilişkin rakam içermeyen ancak sözel olarak tanımlanan sinyaller de
verilmektedir.
Merkez Bankası politika faizlerine
yönelik olarak aldığı kararları ne zaman ve nasıl duyurmaktadır? Para Politikası Kurulu toplantılarında faiz oranlarına
ilişkin olarak alınan kararlar, toplantı ile aynı günde, karar ile
birlikte kararın gerekçesini özetleyen kısa bir metin aracılığıyla
kamuoyuna duyurulmaktadır.
Merkez Bankasının hukuki niteliği
nedir? Merkez Bankası, "1211 sayılı Kanunla anonim şirket olarak
kurulmuş ve örgütlenmiş”, "merkezi idare veya hizmet yerinden yönetim
kuruluşu ve hatta bağımsız idari otorite olarak nitelendirilmemiş”,
"bağlı-ilgili ve ilişkili kuruluş tanımlarının dışında bırakılmış”, "idari
hiyerarşi ve vesayetin haricinde tutulmuş”, "Bütçe Kanunlarının kapsamına
dahil edilmemiş” ve böylelikle bağımsızlık olarak ifade edilen bütünüyle
kendine özgü bir hukuki statüye sahip kılınmıştır.
Merkez Bankası hissedarları
kimlerdir? Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası hisseleri (A), (B), (C) ve (D) sınıflarına ayrılmıştır. (A)
sınıfı hisse senetleri münhasıran Hazineye ait olup, sermayenin yüzde
51'inden aşağı olamaz. (B) sınıfı hisse senetleri Türkiye’de faaliyette
bulunan milli bankalara tahsis edilmiştir. Hisse senetlerinin en çok 15
000 adeti, (C) sınıfı hisse senedi olarak, milli bankalar dışında kalan
diğer bankalarla imtiyazlı şirketlere tahsis edilmiştir. (D) sınıfı
hisse senetleri Türk ticaret müesseselerine ve Türk vatandaşlığını haiz
tüzel ve gerçek kişilere tahsis edilmiştir.
Merkez Bankasının sermayesi neden
25.000 TL gibi düşük sayılabilecek bir miktardır? Merkez Bankası anonim şirket olarak kurulmuş ve örgütlenmiş
olmakla birlikte, kar etmek gibi bir amacı bulunmamaktadır. Bu durumun
sonucu olarak, Merkez Bankasının sermayesi de diğer anonim
şirketlerinkinden farklı biçimde sadece sembolik bir nitelik ve anlam
taşımaktadır. Sermaye büyüklüğü, hisse miktarları ve kar payı ödemeleri
sadece simgesel değerlerle sınırlı kalmaktadır. Benzer şekilde diğer ülke
merkez bankalarının sermayeleri de simgesel özellik
taşımaktadır.
Merkez Bankasında sermaye artırımına
nasıl gidilir? 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanunu ve Esas Mukavelesi uyarınca, Merkez Bankası
sermayesi ancak Genel Kurulda sağlanacak 2/3 çoğunluk ve Bakanlar
Kurulunun tasvibiyle artırılabilir. Sermaye artırımı Ticaret Siciline
tescil ettirilmekte ve Ticaret Sicili Gazetesinde de
yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası bağımsızlığı nedir?
Niçin önemlidir? Merkez Bankası bağımsızlığı ile
genellikle, merkez bankasının para politikası ile ilgili kararların
alınmasında ve uygulamasında doğrudan politik baskılardan uzak hareket
edebilme yeteneği ima edilmektedir. Diğer bir değişle, merkez bankası
bağımsızlığı, temel olarak hükümet ile banka ilişkisinin düzeyini ve
şeklini ima eden bir kavram olarak ele alınmaktadır. Genel olarak, merkez
bankası bağımsızlığı "amaç bağımsızlığı” ve "araç bağımsızlığı” şeklinde
sınıflandırılmaktadır. Amaç bağımsızlığı merkez bankasının para
politikasının nihai (birincil) amacını, hükümetin etkisi olmadan, tek
başına belirleyebilmesi anlamına gelmektedir. Öte yandan, nihai amaç
ile ilgili rakamsal hedefi ya da diğer detayları belirleyebilme yetkisini
ifade eden ve amaç bağımsızlığının bir alt sınıfı olarak düşünülebilecek
"hedef bağımsızlığı” kavramı ile de sıkça karşılaşılmaktadır. Araç
bağımsızlığı ise, merkez bankasının para politikasının nihai amacına
ulaşmak için uygulayacağı politikayı ve kullanacağı araçları, hükümetin ya
da başka herhangi bir kurumun müdahale ya da onayı olmaksızın, özgürce
seçebilmesini ifade etmektedir. Merkez bankası bağımsızlığının neden
gerekli olduğunun tam olarak anlaşılabilmesi için fiyat istikrarının bir
toplum için taşıdığı önemin farkında olunması gerekmektedir. Yüksek ve
kronik enflasyonun ekonomileri tahrip ettiği ve sadece ekonomik değerlere
değil toplumsal değerlere de zarar verdiği, gerek ülkemiz gerekse dünya
örnekleri çerçevesinde tarihin önümüze koyduğu bir gerçektir. Tarihsel
olarak yaşanan bu süreç sonrasında fiyat istikrarının; makroekonomik
istikrarın, sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışının olmazsa olmaz bir
ön koşulu olduğu artık tüm dünyada kabul görmektedir. Fiyat istikrarı,
ekonomilerde kendiliğinden gelişen bir sürecin sonunda oluşamamaktadır.
Çeşitli dışsal şoklar bir kenara bırakıldığında, bütün ekonomilerde fiyat
istikrarını tehdit eden başlıca iki unsur bulunmaktadır: Birincisi; siyasi
karar alıcıların, ekonomik aktiviteyi hızlandırmak amacıyla koşulları
oluşmadan kapasitenin üzerinde çalışmaya zorlamasıdır- ki bu uzun süre
sürdürülebilir bir durum değildir. İkincisi ise, hükümetlerin bütçe
açıklarını merkez bankası kaynakları ile finanse etmeye zaaflarının
olmasıdır. Bunun doğal sonucu kısa vadede büyüme ve istihdam artışı olsa
da, uzun vadede yüksek enflasyon, düşük ve oynak büyüme ve işsizliktir.
Dolayısıyla fiyat istikrarı ancak uzun vadeli, istikrarlı ve kararlı
politika uygulamaları sonucu elde edilebilmektedir. Oysa genelde siyasi
otoriteler, siyasetin doğasından kaynaklanan nedenler ile, kısa vadeli bir
bakış açısına sahip olmaya daha yatkın olabilmektedirler. İşte bu noktada
enflasyonu kontrol etmek, fiyat istikrarına, dolayısıyla tam istihdama ve
sürdürülebilir büyümeye ulaşılmasını sağlamak üzere merkez bankaları, daha
uzun vadeyi hedefleyebilmeleri amacıyla, siyasi otoriteden bağımsız olarak
görevlendirilmektedirler. Bu bağımsız yapı; merkez bankalarına, fiyat
istikrarına karşı tehdit oluşturan politikalar uygulamamaları ve
gerekli uyarıları yapabilmeleri için uygun ortamı
yaratmaktadır.
Merkez Bankasının Hazine ile temel
ilişkisi nedir? 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 41. maddesi uyarınca , Hükümetin mali ajanı
sıfatı ile Hazine adına Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) mali
servisini yapmaktadır. Bu çerçevede Merkez Bankası, DİBS’lerin birincil
piyasada ihracına aracılık etmekte, vadesi gelen senetlerin geri
ödemelerini gerçekleştirmektedir. Ayrıca Merkez Bankası, Hükümetin
haznedarı sıfatı ile gerek yurt içinde gerek yurt dışında Devletin tüm
tahsilat ve ödemelerini, her türlü para nakil ve havale işlerini ücretsiz
olarak yürütmekle görevlidir. Bunun yanı sıra Hükümetin mali ve ekonomik
müşavirliğini yapma görevi çerçevesinde Merkez Bankası, iç borç yönetimi
başta olmak üzere mali ve ekonomik konularda Hazineye danışmanlık
yapmaktadır.
Merkez Bankası tarafından Hazineye
kullandırılan kısa vadeli avans uygulaması neden kaldırılmıştır? Hazine’nin finansman ihtiyacını Merkez Bankasından kısa
vadeli avans imkanı kullanarak karşılaması, Merkez Bankasının karşılıksız
para basması anlamına gelmekte olup, enflasyonist baskıları artırarak uzun
vadede ekonomik istikrara zarar veren bir uygulamadır. Bu nedenle, Merkez
Bankasının temel görevi olan fiyat istikrarını sağlamak ve bu doğrultuda
para politikalarını bağımsız olarak yürütebilmek prensibi ile çelişen bu
uygulama, 1994 yılından başlayarak kademeli olarak sınırlandırılmış,
25.04.2001 tarihli Merkez Bankası Kanunu ile yürürlükten tamamen
kaldırılmıştır.
Merkez Bankası karının ne kadarı
Hazineye devredilmektedir? Merkez Bankası kârı, 1211 sayılı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 60. maddesi doğrultusunda
dağıtılmaktadır. Buna göre; Merkez Bankasının yıllık safi kârının yüzde
20’si ihtiyat akçesine, hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden
yüzde 6 oranında ilk kar hissesi olarak hissedarlara, yukarıdaki yüzdeler
tutarının düşürülmesinden sonra kalan miktarın en çok yüzde 5’i, iki aylık
maaş tutarını geçmemek üzere Banka mensuplarına ve yüzde 10’u fevkalade
ihtiyat akçesine, hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden Genel
Kurul kararıyla en çok yüzde 6 nispetinde ikinci kâr hissesi olarak
hissedarlara dağıtılmakta, bu dağıtımdan sonra kalan bakiye ise Hazineye
verilmektedir. Karın dağıtımı ile ilgili detaylı bilgilere Merkez Bankası
İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr)
"Yayınlar/Süreli Yayınlar/Yıllık Rapor” menüsünden
ulaşılabilmektedir
Merkez Bankası uygulayacağı döviz kuru
politikalarını neye göre belirlemekte ve bu yetkisini nasıl
kullanmaktadır? 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 4. maddesi uyarınca, uygulanacak kur rejimini
Hükümet ile birlikte belirlemek Merkez Bankasının temel görevleri arasında
olup, döviz kuru politikası uygulaması ise Merkez Bankasına
aittir. Merkez Bankası uyguladığı kur politikasını para politikası
hedeflerine uygun olarak seçmekte ve uygulanan para politikalarının
değişmesi durumunda kur politikasında da değişikliğe gidebilmektedir.
Merkez Bankası 2001 yılı Şubat ayından bu yana, fiyat istikrarı temel
amacı çerçevesinde, temel para politikası aracı olan kısa vadeli faizlerin
enflasyon hedefine ulaşmak üzere kullanıldığı bir para politikası
yürütmekte ve açık enflasyon hedeflemesine geçilene kadar örtük enflasyon
hedeflemesi stratejisi sürdürmektedir. Merkez Bankası, uyguladığı dalgalı
kur rejimine uygun olarak kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı
döviz alım ya da satım işlemleri yapmamakta, sadece kurdaki aşırı
dalgalanmaları önlemek amacıyla müdahale etmektedir.
Merkez Bankası gösterge niteliğindeki
kurlar nasıl belirlenmekte ve ne zaman ilan edilmektedir? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her iş günü
saat 15.30’da gösterge niteliğinde kurlar belirlenmektedir. Söz konusu
kurlar Amerikan doları döviz satış fiyatı esas alınarak
hesaplanmaktadır. Gösterge Niteliğindeki Kurların Belirlenme
Esasları: 1 Nisan 2002 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca her iş
günü saat 10.30-15.30 arasında aşağıdaki tabloda gösterilen saatlerde
toplam 6 defa, bankalararası döviz piyasasında 1 ABD doları karşılığında
TL kotasyon veren bankaların alım ve satım fiyatlarının ortalamalarının
ortalaması tespit edilmektedir. Bu şekilde tespit edilen 6 ortalamanın
aritmetik ortalaması Merkez Bankasınca saat 15.30 itibarıyla belirlenen
gösterge niteliğindeki 1 ABD doları döviz satış kuru olmaktadır.
Uluslararası piyasalardaki çapraz kurlar da, aşağıdaki tabloda belirtilen
saatlerde tespit edilerek ve ABD doları dışında Merkez Bankasınca ilan
edilmekte olan diğer döviz kurları söz konusu çapraz kurların aritmetik
ortalamaları esas alınarak hesaplanmaktadır. Döviz alış kurları döviz
satış kurlarının döviz cinslerine göre farklılaşan oranlarda iskonto
edilmesi yöntemi ile hesaplanmaktadır. Efektif alış kurları hesaplanırken
döviz alış kurları belli marjlar dahilinde azaltılmakta, efektif satış
kurları hesaplanırken ise, döviz satış kurları belli marjlar dahilinde
artırılmaktadır. Kur Ortalamaları Hesaplama Saatleri: 10.30 Birinci
Ortalama 11.30 İkinci Ortalama 12.30 Üçüncü Ortalama 13.30
Dördüncü Ortalama 14.30 Beşinci Ortalama 15.30 Altıncı
Ortalama Kamuoyunu bilgilendirmek açısından, yukarıdaki tabloda yer
alan saatlerde belirlenen bankalararası döviz piyasasında 1 ABD doları
karşılığında TL kotasyon veren bankaların alım ve satım fiyatlarının
ortalamalarının ortalamaları ile USD/EUR çapraz kurları, ertesi iş günü
Merkez Bankası İnternet sitesinde "Piyasa Verileri” bölümünde ilan
edilmektedir. Her iş günü saat 15:30 itibarıyla hesaplanan Merkez Bankası
gösterge niteliğindeki döviz ve efektif alış satış kurları gerekli
kontroller yapıldıktan sonra İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr ) 16:00-16:30 saatleri arasında
güncellenmekte ve ertesi gün Resmi Gazete’de yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası tarafından ilan edilen
gösterge niteliğindeki kurlar hangi esasa göre kullanılmalıdır? Söz konusu
kurların tatillerde geçerliliği nedir? Merkez Bankasınca her iş günü saat 15:30’da gösterge
niteliğinde kurlar belirlenmekte ve ertesi gün Resmi Gazete'de
yayımlanmaktadır. Ancak, bu kurlar hiçbir kişi ve kurumu bağlamamakta,
belirlendikleri günü takip eden iş günü Merkez Bankasının bazı gişe
işlemlerinde ve muhasebe amaçlı olarak kullanılmaktadır. Merkez Bankası
dışındaki gerçek ve tüzel kişiler arasındaki işlemlerde hangi kurun
uygulanacağı hususu ise tamamen bu kişilerin kendi
iradelerindedir.
Diğer taraftan resmi tatiller, hafta sonları ve yarım
gün çalışılan günlerde gösterge kur belirlenmemektedir.
Merkez Bankası kur değerlerine (yıllık, üç aylık,
aylık...) nasıl ulaşılır? Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası tarafından her iş günü saat 15.30'da gösterge niteliğinde kurlar
belirlenmekte ve İnternet sitesinde 'VERİLER-Döviz Kurları'
bölümünde ilan edilmektedir. Bu bölümde, 1996 yılından itibaren gösterge
niteliğindeki kurlar günlük olarak yer almaktadır. Ayrıca, söz konusu
İnternet sitesinin ‘VERİLER – İstatistiki Veriler (EVDS)’ "Genel
İstatistikler” bölümünde, 1950 tarihinden itibaren döviz-efektif kurlarına
(günlük veya belirli bir zaman aralığı için) ulaşılabilmektedir. Ancak, bu
bölümde yer alan kurlar bir önceki iş günü belirlenen gösterge
niteliğindeki kurlardır. Bu kurlara ulaşmak için; - www.tcmb.gov.tr sayfasında ‘VERİLER –
İstatistiki Veriler (EVDS)’ "Genel İstatistikler” bölümünde Kurlar-
Efektif ya da Dövizi seçiniz. - Zaman serilerini
tıklayınız. - İstediğiniz para birimleri ile frekans
ve gözlem değerlerini seçiniz. - Rapor’u
tıklayınız. - Söz konusu sayfayı ‘text file’ olarak
kaydediniz. - Sonra bu dosyayı excel ortamında açınız
ve kaydediniz. - Rakamların diğer hücrelere kaymadığından
emin olunuz. Listelerin altında uyarı niteliğinde ‘Bir önceki iş günü
belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
kurlarıdır. Veriler 01.01.2005 tarihi ve sonrasında Yeni Türk Lirası
olarak yer almaktadır’ notu bulunmaktadır.
Merkez Bankası sisteminden kur bilgilerini otomatik
olarak alabilme imkanı bulunmakta mıdır? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurları günde bir defa
saat 15:30 da belirlenip, gerekli kontroller yapıldıktan sonra 16:00-16:30
arasında İnternet sitesinde yayımlanmaktadır. En son yayımlanan kur
bilgileri http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/today.html ve
http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/today.xml)
adresinde yer almaktadır. Kullanıcılarımız bu dosyalardan tercih ettikleri
birisini, herhangi bir programlama dili ile geliştirecekleri
uygulamalarında veri dosyası olarak kullanmak suretiyle İnternet
üzerinden otomatik olarak alabilirler. Bu adresler ve bu dosyaların
formatları özel düzenleme gereklilikleri dışında (bazı Avrupa para
birimlerinin tedavülden kalkması gibi) değişmemektedir. Örneğin,
dolar kuru alış değerinin dosya içerisinde bulunduğu satır ve sütun
koordinatları her gün aynıdır. Bunun dışında Merkez Bankası kurların
otomatik olarak alınması konusunda hazır kod veya betik (İng. script)
sağlamamaktadır.
Merkez Bankası kur listesinde bulunmayan dövizlere
ilişkin bilgilere nasıl ulaşılabilmektedir?
Merkez Bankası’nca alım satıma konu olmayan, dolayısıyla gösterge niteliğinde Türk Lirası karşılıkları belirlenmeyen bazı dövizlerin Türk Lirası karşılıklarını gösterir Kur Tablosu’na Bankamız internet sitesi olan www.tcmb.gov.tr adresindeki “Veriler/Döviz Kurları/Alım Satıma Konu Olmayan Bilgi Amaçlı Döviz Kurları” bölümünden ulaşmanız mümkündür. Söz konusu kurlara ilişkin açıklama 14 Nisan 2009 tarih, 2009-21 sayılı Basın Duyuru’muzda yer almaktadır. Ayrıca, Financial Times Gazetesi’nin internet sitesinde yer alan
http://markets.ft.com/ft/markets/researchArchive.asp
adresindeki Research Data Archieve bölümünden de bazı ülke paralarının ABD doları, euro ve İngiliz sterlini karşılıklarına ulaşılabilmektedir. Söz konusu kurlara ulaşmak için Research Data Archieve bölümündeki “Choose a Category” seçeneğinden 'Currencies'i, “Choose a Report” seçeneğinden 'FT Guide to World Currencies'i ve istediğiniz tarihi seçmeniz gerekmektedir.
Merkez Bankası döviz kurlarının bir başka kurumun
İnternet sitesinde yayımlanmasında yasal bir engel bulunmakta
mıdır? Merkez Bankası döviz kurlarının
başka sitelerde yayımlanmasını kısıtlayan hukuki bir engel
bulunmamaktadır. Ancak, kurların yayımlanması esnasında ortaya çıkabilecek
yanlışlıkların doğuracağı zararlarla ilgili Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası hukuki sorumluluk kabul etmemektedir.
Merkez Bankası döviz kurlarının talep edilmesi
halinde elektronik posta adresi aracılığı ile hergün gönderilmesi mümkün
müdür? Merkez Bankasının böyle
bir hizmeti bulunmamaktadır.
Merkez Bankası tarafından icra
takibine ilişkin kayıtlar takip edilmekte midir? İcra kayıtlarına ilişkin Merkez Bankası tarafından herhangi
bir işlem yapılmamakta, Merkez Bankasında icra kayıtlarına ilişkin veri
bulunmamaktadır. Ticari banka yetkililerinin bankalarına ferdi kredi /
kredi kartı başvurusu yapan şahısları icra kayıtlarını gerekçe göstererek
Merkez Bankasına yönlendirmesi doğru bir uygulama
değildir. Merkez Bankasında Alman
markını Euroya ya da Yeni Türk Lirasına çevirmek mümkün müdür? Bilindiği üzere, 31 Aralık 1998 tarihinde Avrupa Para
Birliğine dahil ülkeler ulusal paralarını kendi aralarında ikili döviz
kurları ile bu ulusal paraların euro karşılıklarını geri dönülmez olarak
sabitlemiş ve 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren euro kaydi para olarak işlem
görmeye başlamıştır. Euro banknotların 1 Ocak 2002 tarihinde tedavüle
çıkması ile birlikte, Avrupa Para Birliğine üye on iki ülkenin ulusal
paraları her ülke tarafından belirlenen tarihlerde yasal para olma
özelliklerini kaybetmişlerdir. Bu çerçevede, Alman markı 28 Şubat 2002
tarihinden itibaren yasal para olma özelliğini kaybetmiş olup, euroya
dönüşümünde 31 Aralık 1998 tarihinde sabitlenen 1.95583 oranı esas
alınmaktadır. Bu nedenle, Merkez Bankasınca 28 Şubat 2002 tarihinden
itibaren Alman markına ilişkin gösterge niteliğindeki kurlar
belirlenmemektedir. Alman markı değerlerinin tespit edilebilmesi için euro
kurlarının 1.95583 oranına bölünmesi gerekmektedir. Diğer taraftan,
Alman markı banknotların euro ile değiştirilmesi uygulaması Merkez
Bankasında 31 Aralık 2003 tarihine kadar gerçekleştirilmiş olup, bugün
itibarıyla mevcut Alman marklarının Merkez Bankasında bozdurulması mümkün
olmamaktadır.
Merkez Bankasından döviz/efektif
alınıp, satılabilir mi? Merkez Bankası veznelerinden
gerçek kişilere döviz/efektif alış ve satış işlemi
yapılmamaktadır.
Merkez Bankasının döviz
piyasalarındaki rolü nedir? Merkez Bankası, 1211 sayılı
Kanunun 4. maddesi gereği uygulanacak kur rejimini Hükümet ile birlikte
belirlemektedir. Ancak döviz kuru politikası uygulaması Merkez Bankasına
aittir. Ülkemizde 2001 yılı Şubat ayından itibaren örtük ve 2006 yılı
başından itibaren de açık bir şekilde uygulamaya başladığı enflasyon
hedeflemesi rejimi çerçevesinde dalgalı döviz kuru rejimi uygulanmaktadır.
Dalgalı kur rejiminde ise döviz kuru ne bir hedef, ne de bir politika
aracıdır. Merkez Bankasının hedef olarak aldığı tek değişken enflasyon;
hedeflerine ulaşmak için kullandığı temel politika aracı ise kısa vadeli
faizlerdir. Bu çerçevede; i. Uygulanmakta olan dalgalı döviz
kuru rejiminde döviz kurları piyasadaki arz ve talep koşulları tarafından
belirlenmekte ve Merkez Bankasının herhangi bir kur hedefi
bulunmamaktadır. ii. Korunması gereken bir kur seviyesi
olmadığından, döviz rezervlerinin düzeyinin önemi sabit ya da
öngörülebilir kur rejimlerindekine kıyasla oldukça azdır. Ancak, özellikle
ülkemiz gibi gelişmekte olan ekonomilerde, karşılaşılabilecek iç ve dış
şokların olumsuz etkilerinin giderilmesinde ve ülkeye duyulan güvenin
artırılmasında, güçlü döviz rezervi pozisyonu katkı sağlamaktadır. Buna ek
olarak, Hazinenin dış borç ödemeleri ile ülkemize özgü bir durum olan
Merkez Bankası bilançosunda yükümlülükler içinde önemli bir yer tutan
yüksek maliyetli işçi dövizi hesaplarının uzun vadede aşamalı olarak
azaltılması gerekliliği dikkate alınarak, döviz arzının döviz talebine
kıyasla giderek arttığı dönemlerde Merkez Bankasınca rezerv biriktirme
amaçlı döviz alım ihaleleri gerçekleştirilmektedir. iii. Ilımlı
bir rezerv artırım politikası yürüten Merkez Bankası, döviz piyasasındaki
arz ve talep koşullarını mümkün olduğunca düşük düzeyde etkileyecek
şekilde döviz alım ihaleleri gerçekleştirmekte, döviz likiditesinde
olağanüstü daralmalar görüldüğünde söz konusu ihalelere ara
verebilmektedir. iv. Diğer taraftan, Merkez Bankası basın
duyurularında belirtildiği gibi, döviz kurundaki oynaklık Merkez
Bankasınca her zaman yakından takip edilmekte ve kurlarda her iki yönde
oluşabilecek aşırı oynaklık durumunda piyasaya doğrudan müdahale
edilebilmektedir. Bu müdahale kararları ise sadece geçmiş verilere
bakılarak değil, oluşan ve oluşabilecek potansiyel oynaklıkların bütün
yönleri değerlendirilerek alınmaktadır.
Merkez Bankasının döviz rezervleri nasıl
yönetilmektedir? Ülkenin ekonomik konjonktürü,
uygulanan döviz kuru rejimi ve para politikaları ile uyumlu olacak şekilde
belirlenen rezerv yönetim stratejisi çerçevesinde Merkez Bankası döviz
rezervleri sırasıyla güvenli yatırım, likidite ve getiri öncelikleri
dikkate alınarak, uluslararası piyasalarda günün koşullarına göre
değerlendirilmektedir. Döviz rezervlerinin yönetimi ile ilgili detaylı
bilgiye Merkez Bankası İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr ) "Duyurular” Basın
Duyuruları/2005, 1 Eylül 2005 tarih, 2005-42 sayılı "Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Döviz Rezervlerinin Yönetim İlkeleri” başlıklı duyurudan
ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasının döviz rezervi ne kadardır? Merkez Bankası, haftalık olarak
döviz rezervi bilgisini İnternet sitesinde yayımlamaktadır. Söz konusu
veriye "Veriler” "İstatistiki Veriler” (EVDS) adresinde yer alan "TCMB
Bilanço Verileri” başlığı altındaki "Merkez Bankası Rezervleri” alt
başlığından ulaşabilirsiniz.
Merkez Bankasının altın rezervi bulundurmasının
nedeni nedir? Stratejik bir rezerv tutma aracı
olması ve her an nakde çevrilebilme özelliği nedeni ile toplam ulusal
rezervlerimizin küçük bir kısmının altın olarak tutulması tercih
edilmektedir.
Merkez Bankası altın ve döviz rezervlerini nasıl
muhafaza etmektedir? Merkez Bankasının döviz
rezervleri muhabir bankalar ve diğer ülke merkez bankalarında açtırılmış
olan cari ve senet saklama hesapları aracılığı ile muhafaza edilmektedir.
Ayrıca, rezervinin küçük bir kısmı, Bankanın gereksinimlerini ve yurt içi
piyasalarda oluşan yabancı para efektif talebini karşılamak amacı ile
Banka kasalarında efektif olarak tutulmaktadır. Altın rezervlerinin
yaklaşık yarısı ülkemiz sınırları içinde muhafaza edilirken, kalan miktarı
yurt dışında diğer ülke merkez bankalarında muhafaza edilmektedir. Bu
altın rezervi, doğrudan yatırım işlemlerinde kullanmak amacı ile merkez
bankaları nezdinde açılmış olan altın saklama hesaplarında
tutulmaktadır.
Merkez Bankasının altın rezervi nasıl
değerlendirilmektedir? Uluslararası standarda sahip
olan Merkez Bankası altın rezervleri, rezerv yönetim politikası ve
uluslararası bankacılık teamüllerine bağlı kalınarak doğrudan alım/satım,
vadeli ve vadesiz altın deposu, altın swapları, stand-by imkanları ve
location swap işlemleri yapılarak değerlendirilmektedir. Altın
rezervlerinin yönetimi ile ilgili detaylı bilgiye Bankanın İnternet sitesi
(www.tcmb.gov.tr ) "Duyurular” Basın
Duyuruları/2005, 1 Eylül 2005 tarih, 2005-42 sayılı "Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Döviz Rezervlerinin Yönetim İlkeleri” başlıklı duyurunun
içerisinde yer alan "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Döviz Rezervi
Yönetimi- Ağustos 2005” bağlantısına tıklanarak "Altın Rezervi Yönetimi”
başlığı altındaki ekten ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasında kimler hesap
açtırabilmektedir? Merkez Bankasında, sadece yurt
dışında oturma veya çalışma izni ya da hakkı bulunan, geçerli T.C.
kimliğine sahip gerçek kişiler Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz
Hesabı açtırabilmektedir.
Merkez Bankası ticari bir banka olmamasına rağmen
neden işçi dövizlerini toplamaktadır? İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’nın batı ve kuzeyinde
bulunan gelişmiş ülkelere yoğun bir işçi akımı oluşmuştur. Bu bağlamda
Türkiye’den de çalışmak amacıyla başta Almanya olmak üzere Avrupa
ülkelerine binlerce vatandaşımız gitmiştir. 1974 yılındaki Kıbrıs
Barış Harekatı, bunun sonucu Türkiye’ye uygulanan ekonomik ambargo ve
petrol krizinin etkisiyle içinde bulunulan döviz darboğazının aşılabilmesi
için, yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın tasarruflarının Ülke
ekonomisine kazandırılması amacıyla yurt dışındaki vatandaşlarımıza Merkez
Bankası nezdinde 1976 yılında Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları, 1994
yılında da Süper Döviz Hesapları açılmasına olanak sağlanmıştır. Söz
konusu hesaplar, uygun faiz getirisi, Merkez Bankasına duyulan güven, para
yatırma ve çekme işlemlerinde sağlanan kolaylıklar gibi nedenlerle ülke
ekonomisine katkıda bulunmak isteyen vatandaşlarımızın yoğun ilgisiyle
karşılaşmıştır. Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları ve Süper Döviz
Hesapları 1976 yılından itibaren, önce döviz darboğazının aşılması, daha
sonra uygulanan kur rejimleri kapsamında rezerv birikimi açısından önemli
rol oynamıştır. 2001 yılından itibaren uygulanan dalgalı kur rejimi
çerçevesinde söz konusu hesapların rezerv birikimine ilişkin
belirleyiciliği azalmakla birlikte, Ülke ekonomisine yönelik güvenin ve
ekonomik istikrarın sürdürülebilir bir şekilde sağlanması için Merkez
Bankasının sahip olduğu döviz rezerv miktarı halen önemini korumaktadır.
Bu nedenle de söz konusu hesapların varlığı Merkez Bankasının likidite
riski yönetimi açısından önemlidir. Ancak uygulanan faiz oranlarının
ekonomideki gelişmelere paralel olarak düşürülmesi ile söz konusu
hesapların hacmi azalmaya başlamıştır.
Merkez bankaları neden finansal istikrarı
izlemektedir ve sorumlulukları nelerdir? Merkez bankaları para politikası karar sürecinde bir bütün
olarak finansal sistemin istikrarını gözetmekte ve sistemi tehdit eden ve
sistemik risk yaratıcı çeşitli faktörleri makro bazda değerlendirmektedir.
Finansal sistemin makro düzeyde değerlendirilmesi, finansal istikrarı
bozabilecek unsurların tespiti ve gereken önlemlerin alınması, para
politikası uygulayıcısı, ödeme sistemleri sorumlusu ve son kredi mercii
olan merkez bankalarının görevleri arasındadır. Ayrıca, bankacılık
sisteminin parasal aktarım mekanizmasının bir parçası olması ve finansal
istikrarsızlığın sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı gibi
makroekonomik hedefler açısından tehdit yaratması gibi nedenlerle merkez
bankalarınca finansal istikrara verilen önemi artırmaktadır. Merkez
bankaları, para politikası karar sürecinde finansal sistemin bir bütün
olarak istikrarını gözettiğinden, güçlü ve etkin işleyen bir finansal
sistemin varlığı, esas hedefleri olan fiyat istikrarının sağlanması için
son derece önemlidir.
Merkez Bankasının finansal istikrara ilişkin görevi
Kanununda nasıl tanımlanmıştır? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununa göre; finansal
sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili
düzenleyici tedbirleri almak (Madde.4-I/g), mali piyasaları izlemek
(Madde.4-I/h) ve mali piyasaları izlemek amacıyla, bankalar ve diğer mali
kurumlardan ve bunları düzenlemek ve denetlemekle görevli kurum ve
kuruluşlardan gerekli bilgileri istemek ve istatistiki bilgi toplamak
(Madde.4-II/g) Merkez Bankasının temel görev ve yetkileri arasında yer
almaktadır.
Merkez Bankası neden finansal istikrar raporu
yayımlamaktadır? Uluslararası alanda da görüldüğü
üzere, merkez bankaları finansal istikrarın doğrudan ve etkin bir biçimde
izlenmesi amacıyla yapılanmakta ve yeni analiz teknikleri geliştirme
yönünde çalışmalarını sürdürmekte ve yayımladıkları Finansal İstikrar
Raporları ile değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşmaktadır. Bu
raporların yayımlanmasındaki amaç, tarafların bu konuda gerekli bilgilere
ulaşmasının sağlanması ve bu yolla finansal istikrara katkıda
bulunulmasıdır. Merkez Bankası da, bu anlayışla, finansal sistemi tehdit
eden risk unsurlarını ve sistemin kırılganlıklarını izlemekte ve
değerlendirmelerini yılda iki kez yayımladığı Finansal İstikrar Raporu
yoluyla kamuoyu ile paylaşmaktadır. Merkez Bankası, bu raporla mali
piyasalarda istikrarsızlık yaratabilecek riskleri makro bazda
değerlendirmekte ve bunların zamanında ve etkin yönetilebilmesi ile gerek
yurt içi gerek uluslararası platformlarda finansal sisteme ilişkin daha
sağlıklı değerlendirmeler yapılmasını sağlamak amacıyla görüş ve
analizlerini kamuoyu ile paylaşmaktadır. Ayrıca, Merkez Bankası 2006 yılı
başından itibaren açık enflasyon hedeflemesine geçmiştir. Bu rejimde
kamuoyu ile karşılıklı etkileşimin ve bilgi paylaşımının artmasının rejimi
daha işlevsel ve etkin kıldığı bilinmektedir. Benzer şekilde, dünyada bu
rejimi uygulayan 23 merkez bankasının 20’si finansal istikrar raporu
yayımlamakta, diğerleri de enflasyon ya da yıllık raporları içinde bir
bölüm olarak finansal istikrar değerlendirmesi yapmaktadır. Bu doğrultuda,
Merkez Bankası da şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve öngörülebilirliğin
artırılması yönünde çaba sarf etmektedir. Finansal İstikrar Raporu Merkez
Bankasının temel politika metinleri arasında yer almaktadır.
Merkez Bankası nezdindeki kayıtlar nedeniyle
bankaların ferdi kredi / kredi kartı vermemesi durumunda ne yapılması
gerekmektedir? Bankalar ile Merkez Bankası
arasında sürdürülmekte olan karşılıksız çek ve protestolu senetler ile
ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına ilişkin uygulamada, borcunu
vadesinde ödememesi nedeniyle kimlik bilgileri Merkez Bankasına bildirilen
banka müşterileri ile bu müşterilerden daha sonra borcunu ödeyenlerin
bilgileri Merkez Bankasınca birleştirilerek periyodik dönemler halinde
bankalara aktarılmaktadır. Sistem içinde Merkez Bankasının işlevi,
bankalar tarafından bildirilen kredi borçlularına ait kimlik bilgilerinin
bankalara iletilmesi ile sınırlıdır. Merkez Bankasının, bankaların
kendilerine yapılan başvuruların kabulü veya reddi hususunda yasal olarak
bir yetkisi bulunmamaktadır. Bankacılık Kanunu ve bu Kanuna istinaden
çıkarılan yönetmeliklerin bankalara, kredi verilmesi ve risklerin etkin
bir şekilde izlenmesi ve yönetilmesi ile ilgili yüklediği sorumluluklar
göz önüne alındığında, bilgi değişimi kapsamında bankalara gönderilen söz
konusu bilgiler, ferdi kredi ve kredi kartı taleplerinin
değerlendirilmesinde başvurulan referans kaynaklardan sadece birisidir ve
bankalar yaptıkları risk analizlerinde bunlar dışındaki diğer verileri de
dikkate alarak karar vermektedirler. Dolayısıyla, ticari esaslara göre
çalışan bankalara, Merkez Bankasının ferdi kredi veya kredi kartı
başvurularının kabulü veya reddi hususunda yasal olarak müdahalesi söz
konusu olmamakta, anılan kurumlara yapılan başvuruların değerlendirilmesi,
mevcut yasal düzenlemelere göre tamamen bankaların yetki ve sorumluluğunda
bulunmaktadır. Diğer taraftan, bankalarca ismi Merkez Bankası kayıtları
arasında yer almayan bireylere ferdi kredi / kredi kartı verilmeyebileceği
gibi, ismi yer alan bireylere ise gerekli teminatlar alınarak ve risk
üstlenerek ferdi kredi / kredi kartı verilmesi de mümkün
bulunmaktadır. Merkez Bankasında "kara liste” diye
tabir edilen bir liste bulunmamaktadır. Ancak, Merkez Bankası ile bankalar
arasında bilgi değişimine tabi tutulan karşılıksız çeklere, protestolu
senetlere ve ferdi kredi ile kredi kartı borçlularına ilişkin
kayıtlar bulunmaktadır. .
Merkez Bankası ve bankalar tarafından, ödenmemiş
kredi kartlarına ve bireysel kredilere, protestolu senetlere ve
karşılıksız çeklere ilişkin kayıtlar silinebilmekte midir? Ödenmesi gereken tarihi 23.12.2003 (hariç)’den öncesine ait
olan, 31.03.2004 tarihine kadar ödenen ve ödeme bildirimi bankalarca,
Merkez Bankasına iletilen karşılıksız çek ve protestolu senetler ile ferdi
kredi ve kredi kartı kayıtlarının tamamı, Merkez Bankası kayıtlarından
silinmiştir. Ayrıca, protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi
kartı borçlularına ilişkin ödenen kayıtlarda 3 takvim yılını, ödenmeyen
kayıtlarda ise 5 takvim yılını doldurmuş olanlar, Merkez Bankası
nezdindeki protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına
ilişkin kayıtlardan silinmektedir. Bu uygulama karşılıksız çekler için
geçerli bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Merkez Bankası kayıtlarında
protestolu senetlere ve ferdi kredi / kredi kartlarına ilişkin 5 yıldan
daha eski herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Kredi başvurularında
şahısların karşısına bankalar tarafından çıkartılan kayıtlar ise doğrudan
Merkez Bankası kayıtları değildir. Bankalar, kendilerine Merkez Bankası
tarafından gönderilen ve genel müdürlüklerindeki veri tabanlarında tutulan
listelere bakarak değerlendirme yapmaktadır. Bankaların bu kayıtları
kütüklerinden silme zorunlulukları bulunmamaktadır. Bankaların,
Merkez Bankasının yapmış olduğu silme işlemlerini yapma zorunluluğu
olmadığından, Merkez Bankası tarafından silinmiş olan kayıtlar, şahısların
bankalara yapmış oldukları başvurularda karşılarına çıkabilmektedir.
Merkez Bankasına başvuru yaparak (karşılıksız çek,
protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına ilişkin)
kayıtları sildirmek mümkün müdür? Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile ferdi kredi ve
kredi kartı borçlularına ilişkin kayıtların Merkez Bankasına yapılacak bir
başvuru ile sildirilmesi mümkün değildir. Merkez Bankası kayıtlarının
silinmesi ile ilgili yukarıda anlatılanların dışında bir işlem
yapılmamaktadır. Herhangi bir hata sonucu bildirilen kayıtların silinmesi
işlemi sadece bu kaydı, Merkez Bankasına gönderen bankanın genel
müdürlüğünün Merkez Bankasına başvurusuyla yapılmaktadır. Şahısların veya
banka şubelerinin istemi ile Merkez Bankası tarafından yapılacak herhangi
bir işlem bulunmamaktadır. Yapılacak işlemler sadece sisteme dahil olan
bankaların genel müdürlüklerinin başvurusu ile
gerçekleşmektedir.
Merkez Bankasından silinen ferdi kredi / kredi
kartı ve protestolu senet kayıtları neden bankaların ekranlarında yer
almaya devam etmektedir? Merkez Bankasınca silinen
protestolu senet ve ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına ilişkin
kayıtların bankalarca da silinmesine yönelik yasal bir düzenleme
bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu kayıtların ilgili bankanın kendi bilgi
işlem sisteminden silinip silinmemesi tamamen kendi kararıdır. Bankalar
dilerlerse bu kayıtları silebilmekte ya da ferdi kredi / kredi kartı
başvuruları sırasında istihbarat kaynaklarından birisi olarak kendi
bilgisayar sistemlerinde tutmaya devam etmektedir.
Merkez Bankası nezdindeki kayıtlar nasıl
öğrenilmektedir? Merkez Bankasından borç veya kayıt olmadığına dair yazı
alınması halinde ferdi kredi / kredi kartı alınabilir mi? Merkez Bankası nezdinde yer alan; karşılıksız çek ve
protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına ilişkin
verilerle ilgili olarak, sadece kişilerin kendilerine ait bilgi talepleri
karşılanmaktadır. İlgililerin bilgi istemesi halinde bu taleplerinin
karşılanabilmesi için yazılı bir dilekçe ile başvuruda bulunulması (elden
veya posta yoluyla) gerekmektedir. Söz konusu dilekçede, -
Talebin açıkça belirtilmesi, - Dilekçe sahibinin kendisinin, yetkili
kanuni temsilcilerinin veya açıkça yetkili kıldığı vekillerinin adı
soyadı, imzası ve yazışma adresinin yer alması, - Tüzel kişilerde
yetkili kişi / kişilerin imzası ve imza sirkülerleri fotokopisinin
eklenmesi, - İlgiliye ait geçerli bir kimlik belgesi (nüfus
cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport gibi) fotokopisinin ilavesi, -
Dilekçe sahibinin anne kızlık soyadı, vatandaşlık numarasının yer
alması, - Vekaleten bilgi talep edilmesi halinde 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 27/3 maddesi gereğince pul yapıştırılmış bir vekaletnamenin
aslı veya tasdikli bir örneğinin ibrazı, gerekmektedir. Elektronik
posta mesajı veya faks yoluyla yapılan başvurularda başvuru sahiplerinin
Merkez Bankasında bulunan kayıtlarına ilişkin bilgi verilmez. Merkez
Bankasına yapılan başvuru neticesinde alınacak kaydı / borcu yoktur
yazısı, yapılan ferdi kredi / kredi kartı başvurusu için hiçbir
bağlayıcılık teşkil etmez. Şahıslara ferdi kredi / kredi kartı verip
vermeme kararı tamamen bankanın kendi inisiyatifindedir. Bankalar;
karşılıksız çek, protestolu senet, ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına
ilişkin kayıtları bulunanlara ferdi kredi / kredi kartı verebilecekleri
gibi hiçbir kaydı bulunmayan başvuru sahiplerinin başvurularına da olumsuz
yanıt verebilirler. Bu konuda Merkez Bankasının herhangi bir yetkisi ve
sorumluluğu bulunmamaktadır. Başvuru yapılan bazı banka çalışanlarının
dile getirdiğinin aksine, Merkez Bankasının kredi başvurularını onaylaması
veya onaylamaması gibi bir uygulama olmayıp, başvurusu kabul edilmeyen
şahısların başvurularının kabul edilmesi için Merkez Bankasından onay
alması veya Merkez Bankasından yazı getirmesi gibi bir uygulama da söz
konusu değildir.
Merkez Bankasının yayımladığı bankacılık
istatistikleri ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK)
yayımladığı istatistikler arasındaki fark nereden
kaynaklanmaktadır? Merkez Bankası, bankacılık
istatistiklerini Uluslararası istatistiklerini Uluslararası Para Fonu
(IMF)’nun Parasal ve Finansal İstatistikler El Kitabı 2000’de yer alan
yerleşik tanımı gereği bankaların sadece yurt içi şubelerini kapsayacak
şekilde hazırlamaktadır. BDDK ise bankaların yurt dışı şubelerini de
istatistiklerine dahil etmektedir.
Merkez Bankası faiz oranları nedir? Merkez Bankası, ekonomideki son likidite kaynağı olarak
bankalara ödünç para vermekte, ayrıca ekonominin gerekleri doğrultusunda
ödünç para alabilmektedir. ‘Merkez Bankası Faiz Oranları’, esas olarak
gecelik ve haftalık vadelerde yoğunlaşan bu işlemlere ilişkin Merkez
Bankasının belirlediği faiz oranlarını ifade etmektedir.
Merkez Bankası, faiz oranlarını belirlerken neleri
dikkate almaktadır? Merkez Bankasının temel görevi,
1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 25 Nisan 2001
tarih ve 4651 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ; " Bankanın temel
amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak
için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası
araçlarını doğrudan kendisi belirler. Banka, fiyat istikrarını sağlama
amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını
destekler.....” olarak ifade edilmiş, maddenin devamında Bankanın temel
görev ve yetkileri detaylandırılmıştır. Buna göre; Merkez Bankasının
temel amacı fiyat istikrarının sağlanması olarak belirlenmiş, bu temel
amaca ulaşmak için kullanılacak araçların seçimi ve uygulama şartları
Merkez Bankasına bırakılmıştır. Böylece Merkez Bankası araç bağımsızlığına
kavuşmuştur. Para politikası para arzı, kısa vadeli faiz oranları veya
kurlar gibi enflasyon üzerinde belirleyici olan değişkenlerin kontrolüne
dayanır. Ancak, sermaye hareketlerinin serbest olduğu ortamlarda, merkez
bankaları bu değişkenlerden sadece birini kontrol edebilir.
Türkiye’de Merkez Bankası, Şubat 2001 krizi sonrası dalgalı kur rejimine
geçişle birlikte kısa vadeli faiz oranlarını fiyat istikrarı, diğer bir
deyişle enflasyonun düşürülmesi temel amacı çerçevesinde etkin bir para
politikası aracı olarak kullanmaktadır. Merkez Bankası, faiz
oranlarına ilişkin kararlarını tamamen enflasyonun ileride alacağı seyre
ve bu seyrin hedeflenen enflasyon ile uygunluğuna bakarak almakta ve hesap
verebilirlik ile şeffaflık ilkeleri gereği olarak, bu kararının
nedenlerini kamuoyuna açıklamaktadır. Enflasyonu belirleyen temel
faktörleri; (i)kurlar, (ii)üretim açığı, (iii)bekleyişler (iv)uluslararası
piyasalardaki petrol ve diğer mineral fiyatları ile (v)kamu fiyatları
olarak sıralamak mümkündür. Dolayısıyla, Merkez Bankasının faiz oranlarına
ilişkin kararlarında temelde bu faktörlerin mevcut seyri ile gelecek
dönemde alabileceği seyir ve bu seyrin enflasyon üzerindeki etkileri
dikkate alınmaktadır. Bu çerçevede, Merkez Bankası; - toplam arz ve
talep, - ücretler, istihdam ve işgücü birim maliyetleri, - kamu
fiyatları, - maliye politikası göstergeleri, - parasal göstergeler
ve kredi büyüklükleri, - döviz kuru ve ödemeler dengesi
gelişmeleri, - uluslararası mal ve finans piyasalarındaki
gelişmeler, - enflasyon bekleyişlerinin seyri gibi enflasyon
üzerinde belirleyici olan değişkenlerin mevcut ve gelecek dönemdeki olası
hareketlerini bir bütün olarak dikkate almakta ve çok titiz bir şekilde
değerlendirmektedir.
Merkez Bankasının temel amacı nedir? Merkez Bankasının temel amacı, 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 25 Nisan 2001 tarih ve 4651 sayılı
Kanun ile değişik 4. maddesinde; "Bankanın temel amacı fiyat istikrarını
sağlamak” olarak ifade edilmiştir.
Merkez Bankası denetlenmekte midir? Nasıl? Merkez Bankası gerek kurum içi organlar gerek dış denetim
kurumları tarafından denetlenmektedir. 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 23. ve 24. maddelerinde yer aldığı
şekliyle (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının anonim şirket olması
nedeniyle Türk Ticaret Kanununda yer aldığı şekliyle) Merkez Bankası
Denetleme Kurulu tarafından denetlenmektedir. Bir üyesi (A) sınıfı
hissedarlarca, bir üyesi (B) ve (C) sınıfı hissedarlarca, bir üyesi de (D)
sınıfı hissedarlarca 3 yıllığına Genel Kurul tarafından atanan Denetleme
Kurulu’nun sorumlulukları şu şekildedir: "Denetleme Kurulu, Bankanın
bütün muamele ve hesaplarını denetler. Başkanlık (Guvernörlük), Denetleme
Kurulunun talep edeceği bütün malümat ve vesikaları vermekle yükümlüdür.
Denetleme Kurulunun yönetme yetkisi olmayıp, mütalaalarını yazılı olarak
Banka Meclisine bildirir ve bir kopyasını da Başbakanlığa verir. Kurul yıl
nihayetinde muamele ve hesaplar hakkında hazırlayacağı raporu Genel Kurula
arz eder.......” Bankanın geçmiş faaliyetleri mevzuata uyum ve
soruşturma temeline dayalı olarak Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından
teftiş edilmektedir. 2002 yılında Merkez Bankası iç denetim
fonksiyonunun güçlendirilmesi amacıyla Merkez Bankasının finansal ve
operasyonel her türlü etkinliğini denetlemek, geliştirmek, iyileştirmek,
güvence ve danışmanlık hizmeti vermek, Bankanın iç denetim etkinliklerini
uluslararası denetim standartları ve en başarılı denetim uygulamaları
paralelinde geliştirmek üzere İç Denetim Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Söz
konusu birim Merkez Bankasının tüm faaliyetlerinin risk odaklı bir şekilde
denetlenmesi amacıyla geleceğe yönelik muhtemel risklerin izlenerek
elimine edilmesi ve iç kontrol sistemlerinin güçlendirilmesine dayalı bir
yöntemle denetim faaliyetleri gerçekleştirmektedir. İç Denetim Genel
Müdürlüğüne bağlı olarak İdare Merkezi’nde ve şubelerde görev yapan
kontrol elemanları aracılığı ile Bankanın günlük müşterek muhafaza
işlemleri dahil tüm işlemleri kontrol edilmektedir. 2000 yılından
itibaren Merkez Bankasının bilançosu ve gelir gider tabloları bağımsız
denetimden geçirilmekte ve sonuçları kamuoyuna açıklanmaktadır. Tüm
bunların yanı sıra 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun
42. maddesinde; "Başbakan, Bankanın işlem ve hesaplarını
denetlettirebilir. Başbakanlık bu hususta her türlü bilgiyi Bankadan
isteyebilir. ......... Başkan (Guvernör) tarafından, Banka faaliyetleri
ile uygulanmış ve uygulanacak olan para politikası hakkında her yıl Nisan
ve Ekim aylarında Bakanlar Kuruluna rapor sunulur. Banka faaliyetlerine
ilişkin olarak, yılda iki defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe
Komisyonunu bilgilendirir. Banka, para politikası ve hedefleri ve
uygulamalarına ilişkin dönemsel raporlar hazırlar ve kamuoyuna duyurur.
Raporların hangi dönemler itibariyle hazırlanacağı, kapsamı ve açıklanma
usülü Bankaca belirlenir. Banka belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde
ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde,
nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak
bildirir ve kamuoyuna açıklar.” hükmü yer almaktadır.
Merkez Bankası, üniversiteler ya da kurumlara
akademik alanda destek sağlamakta mıdır? Merkez Bankası, konferans, akademik ve politika üretici
çalışmalara mali destek sağlanması amacı ile, "Akademik Çalışmalar İçin
Mali Destek Programı (AÇMDP)” adı altında bir program yürütmektedir.
Konu ile ilgili detaylı bilgiye Merkez Bankası İnternet sitesi
"Duyurular” başlığı altında yer alan "Akademik Çalışmalar İçin Mali
Destek” alt başlığından ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasının yurt dışı temsilcilikleri hangi
şehirlerde bulunmaktadır? Merkez Bankasının yurt dışı
temsilcilikleri New York, Londra, Frankfurt ve Tokyo şehirlerindedir.
Ayrıca Berlin’de de irtibat bürosu bulunmaktadır.
Merkez Bankası İnternet sitesinde yer alan
yayınlara nasıl abone olunabilir?
Merkez Bankası
İnternet sitesi "İnternet Yayın Abonelik Sistemi” aracılığıyla siteye
abone olmak kaydıyla, Merkez Bankasının yayımlamış olduğu duyuru, yayın ve
haberler elektronik posta adresinize gönderilmektedir. Abonelik,
İnternet sitesi ana sayfada sağ üst köşede yer alan "Siteye Üyelik"
butonunu tıkladıktan sonra açılan sayfada "Yeni Abone" seçeneği
aracılığıyla "Yeni Abone Kayıt” formunu doldurmak suretiyle
gerçekleşmektedir. Aboneliğin etkinleşmesi için kayıt sırasında verilen
elektronik posta adresine gelen elektronik posta mesajı içinde yer alan
aktivasyon linkinin tıklanması ile tamamlanmaktadır.
Merkez Bankası, BDDK ile nasıl bir ilişki
içindedir? Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Bankalar
Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde
düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı
denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını
temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri
kullanmak üzere kurulmuş bulunmaktadır. BDDK’nın faaliyete geçmesinden
önce, 31.8.2000 tarihinde, mali piyasalardaki güven ve istikrarın teminine
yönelik olarak Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı ve BDDK arasında bu
kuruluşların kendi görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yapılacak
işbirliği ve politika uyumunu sağlamak amacıyla bir İşbirliği Protokolü
imzalanmıştır. Mali piyasaların ve finansal sistemin izlenmesine
ilişkin olarak Kanununun verdiği görevlerle ilgili olarak Merkez Bankası,
bankalar ve özel finans kurumlarının denetim ve düzenlenmesinden sorumlu
BDDK ve Hazine Müsteşarlığı arasındaki işbirliği ve bilgi paylaşımı,
mevcut Protokol ve ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenen ek Protokoller ile
sürdürülmektedir.
Merkez Bankası diğer ülke merkez bankaları ile
nasıl bir ilişki içindedir? Türkiye, içinde bulunduğu
coğrafi konum itibariyle, bölge ülkeleri ile yakın ilişkiler sürdürürken,
Merkez Bankasının da diğer merkez bankaları ile olan ilişkileri
yoğunlaşmakta ve yakınlaşmaktadır. Ülkemizin Avrupa Birliğine ve Euro
Bölgesine üyelik stratejisi çerçevesinde başta Avrupa Merkez Bankası ve AB
üyesi ülke merkez bankaları ile olan teknik işbirliği çalışmaları
sürerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, merkez bankacılığı konusunda
Orta Asya, Karadeniz ve Balkan ülkeleri arasındaki görece tecrübesi
çerçevesinde de söz konusu ülke merkez bankaları ile teknik konularda
destek, eğitim ve bilgi alışverişini de sürdürmektedir. Ayrıca,
küreselleşmenin dünya ekonomilerini birbirine yakınlaştırması ve
bağlaması, diğer ülkelerdeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesi
zorunluluğunu doğurmaktadır. Bu çerçevede dünya ekonomilerindeki
gelişmeleri yakından takip eden Merkez Bankası, gerektiğinde sadece bölge
ülkeleri ile değil, dünyanın her tarafındaki ülke merkez bankaları ile
bilgi alışverişinde bulunabilmektedir.
Merkez Bankasının bilançosu ile bir ticari bankanın
bilançosu arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir? Merkez Bankası bilançosunu, ticari banka bilançolarından
ayıran temel özellikler aşağıda belirtilmiştir. - 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4. maddesi ile Türkiye’de
banknot ihraç etme yetkisi sadece Merkez Bankasına verilmiş olup, tedavüle
çıkartılan banknotlar Merkez Bankası Bilançosunun pasifinde yer alan
"Tedavüldeki Banknotlar” kaleminde izlenmektedir. - 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 41. maddesi ile, Merkez Bankasına
Hükümetin haznedarlığı görevi verilmiş olup, Türkiye’nin 1947 yılından
beri üyesi olduğu Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkiler açısından,
mali ajan Hazine Müsteşarlığı, muhafaza kurumu ise Merkez Bankası olarak
belirlenmiştir. Bu çerçevede, Türkiye’nin IMF’ye üyeliğinden doğan mali
ilişkiler (varlık ve yükümlülüklerimiz) sadece Merkez Bankası bilançosunda
yer almaktadır. - 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanununun 61. maddesi gereğince, Türk Lirası değerinin değişmesi nedeniyle
Bankanın aktif ve pasifindeki altın ve dövizlerin yeniden
değerlendirilmesi sonucu oluşan gerçekleşmemiş gelir ve giderler Merkez
Bankası bilançosunun aktif ve pasifinde "Değerleme Hesabı” kalemlerinde
izlenmekte olup, gerçekleşmemiş giderler bilançonun aktifinde,
gerçekleşmemiş gelirler ise pasifinde gösterilmektedir. Bu gelir ve
giderlerin gerçekleşmesi halinde, gerçekleşen tutarlar kar ve zarar
hesaplarına aktarılmaktadır. Ticari bankalarda ise gerçekleşmemiş gelir ve
giderler doğrudan kar ve zarar hesaplarına aktarılmaktadır. ** Merkez
Bankası bilanço kalemleri ile ilgili detaylı bilgilere Banka İnternet
sitesinde (www.tcmb.gov.tr
)
"Yayınlar/SüreliYayınlar/YıllıkRapor” menüsünden
ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankası kamu kurumlarına neden kredi
vermemektedir? Modern merkez bankacılığı
anlayışında merkez bankalarının temel görevi kamu açıklarını finanse etmek
değil, fiyat istikrarını sağlamaktır. Özellikle 1980’lerden sonra gittikçe
artan bir oranda bu yönde eğilim ortaya çıkmış, tüm dünyada merkez
bankaları kanunları değiştirilerek, merkez bankalarının kamuya kredi
vermeleri sınırlandırılmıştır. Buradaki temel amaç, merkez bankası
kaynaklarının kamu açıklarının finanse edilmesi yolunda kullanılmasının
önüne geçilerek, fiyat istikrarı temel amacı üzerinde yoğunlaşmasına imkan
tanımaktır. Zira, kamu açıklarını finanse eden bir merkez bankasının fiyat
istikrarını sağlaması çok güçtür. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterleri
olan Maastricht Kriterlerine de uygun olan bu ilke, karşılıksız para
basımını önleme açısından da son derece önemli bir bağımsızlık ilkesidir.
Bu çerçevede, 25 Nisan 2001 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanununda yapılan değişiklikle Merkez Bankasının temel amacı fiyat
istikrarını sağlamak olarak netleşmiş, Hazineye ve kamu kurum ve
kuruluşlarına avans vermesi, kredi açması ve bu kuruluşların ihraç ettiği
borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın alması yasaklanmıştır.
Böylece, Merkez Bankasının araç bağımsızlığı da
kuvvetlendirilmiştir.
Merkez Bankasının personel alımı duyuruları, sınav
takvimi-sonuçları, staj imkanları gibi konulardaki açıklamalarına nereden
ulaşılmaktadır? Bu konularda detaylı bilgiye
Bankanın İnternet sitesi (www.tcmb.gov.tr ) ana sayfasında yer alan İnsan
Kaynakları başlığından ulaşılmaktadır.
Merkez Bankasında hizmet içi eğitim konusunda nasıl
bir politika izlenmektedir? Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasında faaliyet alanındaki hızlı değişime koşut olarak Bankanın
hedeflerini gerçekleştirmesine katkıda bulunmak üzere kurumsal ve bireysel
gelişim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eğitim etkinlikleri
düzenlenmektedir. Eğitim ile hizmet kalitesinin artırılması, personel
performansının yükseltilmesi, personelin Banka içinde ve dışında etkin
bireyler olarak yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Eğitim ihtiyacı,
periyodik olarak yapılan ihtiyaç belirleme çalışmalarına ek olarak
konjonktürel-teknolojik gelişimler sonucu ortaya çıkan değişiklikler ve
yapısal değişimlere dayalı olarak belirlenir. Belirlenen ihtiyaçlar,
personelin Banka tarafından düzenlenen eğitim programlarının yanı sıra
yurt içi ve yurt dışındaki diğer kurum ve kuruluşlarca düzenlenen uzun ya
da kısa süreli programlara katılımı sağlanarak ve diğer merkez bankaları
ile birlikte ortak programlar düzenlenerek karşılanır. Banka
tarafından düzenlenen eğitim programlarında içerik çerçevesinde öğretim
elemanı olarak Banka personeli, diğer kurum ve kuruluşlardan yetkililer ve
akademisyenler görev alır. Gelişmekte olan ülke merkez bankaları
personeli için ise Türkiye’de "merkez bankacılığı” eğitim programlarının
yanında, talep edildiğinde "iş başında eğitim” programları da
düzenlenmektedir.
Miras yolu ile intikal eden Merkez Bankası hisse
senetlerinin devri nasıl olur? Merkez Bankası hisse
senetlerinin veraset yolu ile intikalinde; -Hisse senetlerinin aslı,
-Veraset ilamının aslı, -Hisse senetlerinin veraset ve intikal
vergisi ile ilişiği bulunmadığına dair vergi dairesinden alınacak yazı ile
birlikte, tüm varisler veya yetkili vekillerinin Merkez Bankası
şubelerine, Merkez Bankası şubelerinin bulunmadığı yerlerde ise T.C.
Ziraat Bankası şubelerine başvurmaları gerekmektedir.
Para basımının maliyeti nedir ve bu maliyet hangi
kriterlere göre, nasıl değişmektedir?
2009 yılında üretimi tamamlanan banknotların ortalama birim
maliyeti yaklaşık 0,12 TL (12 Kr) olarak gerçekleşmiştir.
Banknot
maliyetlerini etkileyen faktörler: - Girdi Maliyetleri İşgücü,
hammadde, diğer gider (amortisman, enerji, su, bakım-onarım, vb.) gibi
üretim girdilerinin fiyatlarındaki değişimler ile ithal girdilerin
kullanımı nedeniyle döviz kurlarındaki değişimler banknot birim
maliyetlerini etkilemektedir. - Üretim Miktarı Bina, makina,
teçhizat ve personel gideri gibi maliyetler göz önünde bulundurulduğunda,
üretim miktarındaki artışlar birim maliyetlerde düşüşe, azalışlar ise
birim maliyetlerde artışa neden olmaktadır. - Basım
Özellikleri Tedavülde olan banknotların basım özellikleri farklı olup
teknik ve güvenlik donanımı gibi faktörler birim maliyetleri
etkilemektedir.
Paranın dolaşım hızı nedir? Nasıl
değişmektedir? Paranın dolaşım hızı, piyasadaki
para miktarının ekonomide üretilen toplam mal ve hizmetleri satın almak
için yıllık bazda ortalama olarak kaç defa el değiştirdiğini gösterir ve
ekonomide yaratılan gayri safi milli hasılanın para miktarına bölünmesiyle
elde edilir. Paranın dolaşım hızı, temel olarak, bireylerin para talebinde
değişime neden olan gelir ve faiz değişimlerinden etkilenmektedir. Merkez
Bankası paranın dolaşım hızını, para talebinde değişikliğe neden olan faiz
oranları ve gelir düzeyini etkilediği ölçüde değiştirebilir. Merkez
Bankası, para basma imtiyazını elinde bulundurduğu için paranın miktarını
belirleyebilir. Ekonomide para miktarındaki değişiklikler, paranın dolaşım
hızında değişiklikle sonuçlanan faiz oranı ve gelir kaymalarına neden
olmaktadır. Kısa dönemde, Merkez Bankasının para arzı miktarında
gerçekleştirdiği bir artış, faiz oranlarını düşürecek, bu da paranın
dolaşım hızının düşmesine neden olacaktır. Paranın dolaşım hızını
etkileyen bir diğer faktör, fiyat düzeyinde gerçekleşen ve gerçekleşmesi
beklenen değişmelerdir. Fiyat artış hızı (enflasyon) yüksek olan bir
ekonomide paranın dolaşım hızı da yüksek olacaktır. Merkez Bankası, para
politikası uygulamaları ile birlikte enflasyon oranını ve enflasyon
bekleyişlerini etkileyerek, dolaylı da olsa, paranın dolaşım hızını
değiştirebilmektedir.
Paranın tedavülden kaldırılması süresi neye göre
belirlenmektedir? Dolaşımda aynı emisyon grubunda
altıdan fazla kupür çeşidi bulunamaz. Dolaşımdaki kupür çeşidi altı iken
yeni bir banknot çıkarıldığında en küçük kupürlü banknot dolaşımdan
kaldırılmaktadır.
Para Politikası Kurulu nedir, kimlerden oluşur,
nasıl karar almaktadır? Para Politikası Kurulu,
enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde, para politikası kararlarının
alındığı organdır. Para Politikası Kurulu, Başkanın (Guvernör) başkanlığı
altında, Başkan (Guvernör) Yardımcıları, Banka Meclisi üyeleri arasından
seçilecek bir üye ve Başkanın (Guvernör) önerisi üzerine müşterek kararla
atanacak bir üyeden oluşur. Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar
Yardımcısı toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir. Para Politikası
Kurulu, üyelerin en az üçte ikisinin katılmasıyla toplanır ve mevcut
üyelerin çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde, Başkan'ın
katıldığı tarafın teklifi kabul edilmiş sayılır.
Para Politikası Kurulu hangi sıklıkla
toplanmaktadır? Toplantı tarihleri nasıl belirlenmekte ve ne kadar önceden
açıklanmaktadır? Para Politikası Kurulu, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu gereği, olağanüstü koşullar hariç, aylık
olarak toplanmaktadır. Toplantı tarihleri yıllık olarak önceden kamuoyuna
ilan edilmekte ve bu tarihler bir önceki yılın sonunda yayımlanan, bir
sonraki yıla ait Para ve Kur Politikası duyurusunda yer almaktadır.
Toplantı tarihleri; resmi tatiller, bayramlar, ay içindeki veri akım
süreci ve milli gelir verilerinin açıklanma tarihleri gibi unsurlar göz
önüne alınarak belirlenmektedir.
Para Politikası Kurulu üyelerinin görüşleri ve
değerlendirmeleri ne şekilde ve ne zaman yayımlanmaktadır? Para Politikası Kurulu’nun değerlendirmelerini ve enflasyon
görünümüne yönelik duruşunu özetleyen metin, Para Politikası Kurulu
Toplantı Özeti adıyla, toplantı tarihinden sonra 8 iş günü içinde
yayımlanmaktadır.
Protestolu senetler kütüğünde alacaklıya ilişkin ne
tür bilgiler yer almaktadır? Protestolu senet bilgi değişimi
sisteminde değişime esas bilgiler, senet borçlusunun adı soyadı veya
unvanı, adresi, senet tutarı, protestoyu keşide eden banka, protesto yılı
ve döneminden ibaret olup, alacaklı veya alacaklıların isim, unvan ve
adresleri hakkında Merkez Bankası nezdinde herhangi bir bilgi
bulunmamaktadır.
Protestolu senetlere ilişkin kaldırı işlemleri
Merkez Bankasınca mı yapılmaktadır? Protestolu senet kaldırı işlemleri,
kayıtların silinmesi anlamına mı gelmektedir? Protesto kaldırı işlemleri için, protestoyu keşide eden
banka şubelerine müracaat edilmesi gerekmektedir. Kaldırı bildirimi ilgili
bankanın genel müdürlüğünce Merkez Bankasına bildirildiğinde, Merkez
Bankasınca sistemdeki diğer bankalara duyurulmaktadır. Banka şubeleri ve
kişisel başvurularla, Merkez Bankasında bu konuda herhangi bir işlem
yapmak mümkün değildir. Kaldırı işlemi, sadece senet protestosunun
kaldırıldığı anlamına gelmektedir. Bu suretle senedin protesto edildiğini
gösteren bildiri kaydı, protestolu senedin borcunun ödenip protestonun
kaldırısı işleminin yapıldığını gösteren kaldırı kaydına dönüşerek
sistemdeki kayıtların içinde bulunmaya devam etmektedir.
Reeskont faiz oranı nedir? Nasıl
belirlenmektedir? Merkez Bankası, bankacılık
kesiminin geçici likidite ihtiyaçlarının karşılanması için, muteber
saydığı en az üç imzayı taşımak ve vadelerine en çok 120 gün kalmış olmak
şartıyla ve kendi belirleyeceği esaslar dahilinde bankalar tarafından
verilecek ticari senet ve vesikaları reeskonta kabul edebilir. Reeskonta
kabul edilecek ticari senet türleri ve diğer koşullar Merkez Bankasınca
belirlenir. Bu işlemler için Merkez Bankası tarafından uygulanan faize
reeskont oranı denilmektedir. Verilecek kredilerin en yüksek sınırı ve
kredi türlerine göre limitleri, para politikası ilkeleri göz önünde
tutulmak suretiyle belirlenmektedir. Merkez Bankası reeskonta kabul
edebileceği senetler karşılığında avans da verebilmektedir. Ekonomideki
para arzı ve kredi genişlemesi dikkate alınarak belirlenen reeskont faiz
oranı, mevcut durumda uygulanan para politikası kapsamında bir para
politikası aracı olarak önemini kaybetmiştir.
Sabit ve esnek döviz kuru sistemlerinin avantajları
ve dezavantajları nelerdir? Tercih edilirken temelde neler baz
alınmaktadır? Genel olarak döviz kur
sistemleri incelendiğinde bir uçta sabit diğer uçta da serbest dalgalı kur
sistemi, arada ise sabit ve serbest dalgalı kur sistemlerinin bileşimi
olan pek çok değişik kur sisteminin olduğu görülmektedir. Kur sistemleri
esnek sistemlerden sabit sistemlere doğru sıralandığında; serbest dalgalı
kur, yönetimli dalgalı kur, sürünen parite, sabit ayarlanabilir kur, para
kurulu ve tam dolarizasyon şeklinde genel bir sıralama yapılabilir. Her
döviz kuru sisteminin kendine özgü avantaj ve dezavantajları olup, hiçbir
kur sisteminin bir diğerine tam bir üstünlüğünden söz etmek mümkün
değildir. Herhangi bir ülkede başarılı olmuş bir döviz kuru sisteminin bir
başka ülkede de başarılı sonuçlar vereceğini beklemek de anlamlı olmayıp,
kur sistemlerinin her ülkenin içinde bulunduğu makro ekonomik koşullar
içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Uygulanacak kur sisteminin
seçimi ülke ekonomisinin büyüklüğü, coğrafi konumu, üretim çeşitliliği,
dışa açıklık düzeyi, enflasyon oranı, politik belirsizlik, dış
şoklara karşı kırılganlık düzeyi, dolarizasyon (para ve aktif ikamesi),
rezerv yeterliliği, türev piyasaların gelişmişlik düzeyi gibi birçok
kritere bağlıdır. Ancak ülkelerin kendine özgü koşullarından bağımsız
olarak, tüm ekonomilerde teoride "imkansız üçleme” hipotezinin geçerli
olduğu söylenebilir. Bu hipoteze göre, bir ekonomi aynı anda döviz kuru
istikrarı, bağımsız para politikası ve finansal serbestiyi hedefleyemez.
Bir başka deyişle, dışa açık bir ekonomide hem bağımsız bir para
politikası uygulamak, hem de esnek olmayan bir kur sistemini sürdürmek
mümkün değildir. Dışa açık ekonomilerde, merkez bankalarının parasal
hedefler ya da kur hedefleri arasında bir tercih yapması gerekir. Kur
sisteminin seçimi kredibilite ve esneklik arasında da bir tercihe
dayanmaktadır. Esnek kur sistemleri içsel ve dışsal şokların
gerektirdiği ayarlamaları döviz kurlarına yansıttığından parasal
büyüklükler yabancı sermaye hareketlerinin etkisine maruz kalmamakta ve
merkez bankaları bağımsız para politikası uygulama olanağı bulmaktadır.
Ancak bu esneklik karşılığında merkez bankaları kredibilite kaybına
uğrayabilmektedir. Buna karşılık, sabit kur sistemlerinin esnekliği
azaltmakla birlikte daha yüksek bir kredibilite sağladığı kabul
edilmektedir. Esnek kur sistemleri döviz piyasalarının şeffaf ve
verimli çalıştığı varsayımına göre serbest olarak belirlenen kurların
temel ekonomik değişkenlerdeki gelişmeleri yansıtması ilkesine
dayanmaktadır. Bu sistemlerde para politikası bağımsız olarak
belirlenmekte ve döviz kurları uygulanan politikaların sonuçlarını
yansıtmaktadır. Sabit kur sistemleri ise, döviz kurunun belirlenen
başka bir ülke parası ya da birkaç ülke parasından oluşan bir sepet
değerine sabitlenmesi ve döviz kurlarının değişim oranının söz konusu ülke
paralarının değişim oranına bağlanması olarak tanımlanabilir. Sabit kur
sistemleri döviz kurlarının çapa olarak kullanılmasıyla parasal bir
disiplin sağlamaktadır. - Sabit döviz kuru sistemlerinin
avantajları: Sabit kur sistemleri, kurlar sabit olarak tutulabildiği ya
da sabit tutulabileceğine olan güven azalmadığı sürece, ekonomik birimlere
geleceğe dönük olarak planlama ve fiyatlama yapma olanağı tanımakta ve
böylelikle yatırım ve ticaret hacminin genişlemesine yardımcı olmaktadır.
Sabit kur sistemlerinde ekonomik birimler geleceğe yönelik ücret ve
fiyatları beklenen kur artış oranına uygun olacak şekilde belirleyerek,
enflasyonun düşürülmesine yardımcı olabilirler. Sabit kur sistemleri
merkez bankalarına döviz kurlarını kendi belirlediği denge seviyesinde
tutma imkanı tanımaktadır. Finansal araçların ya da piyasaların esnek
bir döviz kuru sistemini uygulamaya imkan verecek kadar gelişmediği
ülkelerde, para politikası uygulamalarına disiplin getireceğinden sabit
kur sistemleri uygulamak tercih edilebilir. - Sabit döviz kuru
sistemlerinin dezavantajları: Sabit döviz kuru sistemi para
politikasına kısıtlar koymaktadır. Uygulanan para politikası döviz kurunun
sabitlendiği ülkenin uyguladığı para politikası ile çelişmesi ve parasal
hedeflerde sapmalar meydana gelmesi durumunda ortaya çıkacak istenmeyen
sermaye hareketleri, merkez bankası müdahalelerini zorunlu kılabilir.
Sermaye girişleri enflasyon üzerinde baskı yaratabilir, sermaye çıkışları
ise rezervlerde erimeye neden olabilir. Merkez bankasının müdahalelerin
likidite üzerindeki olumsuz etkilerini dengelemek üzere ters taraflı
sterilizasyon işlemleri yapması gerekebilir ve bu işlemler merkez
bankalarına ek maliyetler yükler. Sabit kur sistemleri para
otoritesinin kredibilitesinde bir azalma olması durumunda spekülatif
ataklara açık hale gelmektedir. Bu nedenle, merkez bankalarının spekülatif
atakları caydırabilmek için yüksek düzeyde rezerv bulundurmaları
gerekmektedir. Sabit kur sistemlerinde merkez bankalarınca belirlenen
döviz kurunun denge seviyesi olup olmadığını ve denge kurunu merkez
bankasının piyasadan daha iyi belirleyip belirleyemeyeceğini kesin olarak
söylemek mümkün değildir. Sabit kur sistemlerinde döviz kurları nominal
olarak sabit kalsa da önemli bir gösterge ve hatta kimi zaman hedef
olabilen reel kurlar değişebilmektedir. Dış şoklar döviz kurlarına
yansımamakta, etkisini işsizlik ve ekonomik faaliyetlerdeki
değişikliklerle göstermektedir. - Esnek döviz kuru sistemlerinin
avantajları: Döviz kuru piyasada serbestçe belirlenmekte, mal ve varlık
piyasalarında gerçekleşen ya da beklenen arz-talep değişimleri döviz
kuruna yansımaktadır. Piyasaların tam etkin çalıştığı kabul edilirse,
esnek kur sistemlerinde piyasada fiyat dengesizlikleri oluşması mümkün
olmadığından spekülatif hareketlerle kâr elde edilmesi imkanı da ortadan
kalkmaktadır. Esnek kur sistemleri içsel ve dışsal şokların
gerektirdiği ayarlamaları döviz kurlarına yansıttığından parasal
büyüklükler yabancı sermaye hareketlerinin etkisine maruz kalmamakta ve
merkez bankaları bağımsız para politikası uygulama olanağı bulmaktadır.
Döviz arz ve talebi piyasa tarafından dengelendiğinden merkez bankası
müdahaleleri de en aza indirgenmektedir. - Esnek döviz kuru
sistemlerinin dezavantajları: Döviz kurlarının gelecekteki değerine
ilişkin belirsizlikler ekonomik birimlerin geleceğe ilişkin planlama ve
fiyatlamalarını sağlıklı olarak yapabilmelerini zorlaştırmaktadır.
Döviz kuru belirsizliklerine karşı türev işlemler aracılığıyla korunma
sağlamak mümkün olsa da bu tür sigorta işlemleri maliyetleri
artırmaktadır. Döviz piyasaları nadiren verimli çalıştığından döviz
kurları geçici de olsa dönemsel dengesizlikler gösterebilmekte ve bu
durumda spekülatif kâr olanakları doğabilmektedir. Ayrıca, yüksek
nominal ve reel döviz kuru dalgalanmaları yanlış bir kaynak dağılımına
sebep olabilmektedir.
Tertip değişikliği nedir? Nasıl
yapılmaktadır? Dolaşımdaki banknotların grafik,
tasarım ve boyutları dışında; yetkili imzalarında, motif veya renklerinde,
kullanılan baskı tekniklerinde, güvenlik özelliklerinde yapılacak
değişiklikler tertip değişikliği olarak ifade edilir.
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bağımsızdır"
denince ne anlamalıyız? "Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası bağımsızdır" dendiğinde, Merkez Bankasının "araç bağımsızlığına”
sahip olduğu anlaşılmalıdır. Merkez Bankası Kanununun 4. maddesi Bankanın
temel görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu açıkça belirtmektedir.
Para politikasının birincil amacı fiyat istikrarını sağlamak olarak
belirlenmiş olması nedeniyle TCMB "amaç bağımsızlığına” sahip değildir.
Aynı maddenin devamında "Banka, fiyat istikrarını sağlamak için
uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını
doğrudan kendisi belirler” hükmü yer almaktadır. Bir diğer deyişle Merkez
Bankası, fiyat istikrarı amacına ulaşmak için uygulayacağı para
politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan belirleme
yetkisine sahiptir. Bu da Merkez Bankasının, bir çok gelişmiş
ülke merkez bankalarındaki uygulamalara paralel olarak, kanunen araç
bağımsızlığına sahip olduğu anlamına gelmektedir.
Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması operasyonu ne zaman gerçekleştirilmiştir?
Ülkemizde yaklaşık 30 yıl boyunca yaşamış olduğumuz yüksek enflasyon, bazı ekonomik değerlerin milyarlarla, trilyonlarla ve hatta katrilyonlarla ifade edilmesine neden olmuş, bol sıfırlı rakamlar başta kasa işlemlerinde olmak üzere, muhasebe ve istatistik kayıtlarında, bilgi işlem programlarında ve ödeme sistemlerinde sorunlar yaratmıştır.
Bu süreçte dünyadaki en büyük kupürlü banknot (20.000.000 TL) sadece ülkemizde kullanılmakta ve bu durum paramızın itibarını olumsuz yönde etkilemekte idi. Türk Lirası'ndan 6 sıfır atılması hem psikolojik hem de teknik bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmıştı.
Banknot küpür değerlerinin yüksek olması, yüksek enflasyon olgusunun bir sonucudur. Bu nedenle paradan sıfır atıldıktan sonra yeniden üst küpürlü banknot ihracı ve nihayet paradan yeniden sıfır atılması ihtiyacının kısa bir süre sonra ortaya çıkmaması için enflasyonun kabul edilebilir bir düzeyde istikrar kazandığı bir dönemin seçilmesi uygun olmaktadır.
Bu çerçevede, 31 Ocak 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5083 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun" uyarınca paramızdan altı sıfır atılarak, Yeni Türk Lirası banknot ve madeni paralar
1 Ocak 2005 tarihinde tedavüle çıkarılmış ve para reformunun ilk aşaması gerçekleştirilmiştir.
Başlangıçtan itibaren iki aşamadan oluşması planlanan bu tarihi reformun birinci aşamasında, birçok ülke uygulamasında olduğu gibi, para birimimizin başına geçici bir süre için ve karışıklığı önlemek amacıyla "Yeni" ibaresi konulmuş; ikinci aşamada ise "Yeni" ibaresinin kaldırılarak tekrar geleneksel ve asli para birimimiz olan "Türk Lirası"na dönülmesi öngörülmüştür.
Operasyonunun ikinci aşaması ile ilgili olarak 5 Mayıs 2007 tarih ve 26513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Nisan 2007 tarih, 2007/11963 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta yer alan "Yeni" ibarelerinin
1 Ocak 2009 tarihinde kaldırılmasına karar verilmiş, yenilenen tasarımları, değişen boyutları ve gelişmiş güvenlik özellikleri ile "Türk Lirası" ve "Kuruş" adını alan banknot ve madeni paralar bu tarihten itibaren dolaşıma çıkarılmıştır.
Türkiye - IMF ilişkilerinde Merkez Bankasının rolü
nedir? Türkiye, Uluslararası Para
Fonuna (IMF) 1947 yılında üye olmuştur. IMF Ana sözleşmesi hükümleri
uyarınca, her üye ülke Fon ile ilişkilerini Hazine, Maliye Bakanlığı ve
Merkez Bankası aracılığı ile sürdürmek zorundadır. Türkiye’nin IMF ile
ilişkilerinde "mali ajan” görevini Hazine Müsteşarlığı yerine
getirmektedir. Merkez Bankası ise; IMF varlıklarının, nezdindeki I ve
II no.lu hesaplar ile "Menkul Kıymet” hesaplarında yer almasının
temininden (muhafaza kurumu) sorumludur. Merkez Bankası Başkanı IMF’nin
en yetkili organı olan Guvernörler Kurulu’nda, Türkiye’yi Guvernör Vekili
sıfatıyla temsil etmektedir. Stand-by düzenlemeleri IMF tarafından üye
ülkeye, Genel Kaynaklar Hesabından belirlenmiş bir tutarı belirli bir
sürede kullanma imkanı sağlar. Bu kapsamda verilen niyet mektupları, ülke
adına Ekonomiden Sorumlu Bakan ile Merkez Bankası Başkanı’nın imzasını
taşımaktadır. Söz konusu niyet mektubu, ülkenin IMF ile uygulayacağı
program çerçevesinde takip edeceği politikaları, bu politikaları
uygularken kullanacağı araçları ve ulaşacağı hedefleri ortaya koyan ve IMF
Başkanı’na hitaben yazılan bir belgedir.
Türkiye-Dünya Bankası (IBRD) ilişkilerinde Merkez
Bankasının rolü nedir? Dünya Bankası (Uluslararası İmar
ve Kalkınma Bankası – IBRD - The International Bank for Reconstruction and
Development) Ana Sözleşmesi uyarınca, üye ülkeler Banka ile ilişkilerini
Hazine veya Merkez Bankası benzeri bir "mali ajan” aracılığıyla yürütmek
zorundadır. Bu bağlamda, Türkiye’yi Dünya Bankası ile ilişkilerinde Hazine
Müsteşarlığı temsil etmektedir. Merkez Bankası da Dünya Bankası
varlıklarının, nezdindeki hesaplar ile "Menkul Kıymet” hesaplarında yer
almasının temininden (muhafaza kurumu) sorumludur. Dünya Bankası’ndan
Hazine Müsteşarlığınca sağlanan kredi ve hibelerin, devir/tahsis edildiği
kuruluşlar tarafından yapılan çekim ve kullanımlarının, büyük bir kısmı
Hazine Müsteşarlığı adına Merkez Bankası nezdinde tesis edilen özel döviz
hesaplarında izlenmektedir. Söz konusu kredilerin geri ödemeleri ise,
karşılığı Türk Liraları Hazine Müsteşarlığı tarafından ödendikten sonra,
Merkez Bankası tarafından yapılmaktadır. Türkiye’nin Dünya Bankası’nın
yan kuruluşları olan IDA (International Development Association), MIGA
(Multilateral Investment Guarantee Agency) ve GEF’e (Global Environment
Facility) olan taahhütleri ile ilgili nakit ödemeler, bonoların muhafazası
ve bonolardan nakte çevirme işlemleri, Hükümetin mali ajan ve haznedarı
sıfatları ile Merkez Bankasınca gerçekleştirilmektedir.
Vadeli işlem sözleşmeleri nedir? Vadeli işlem sözleşmeleri, belirli bir vadede, önceden
belirlenen fiyat, miktar ve nitelikteki malı, kıymetli madeni, finansal
göstergeyi, sermaye piyasası aracını ya da dövizi alma ya da satma
yükümlülüğü veren sözleşmelerdir.
Vadeli işleme konu olabilecek araçlar
nelerdir? Vadeli işlem sözleşmeleri
genellikle mallara (tarımsal ürün, enerji ürünleri, metaller gibi…), hisse
senetlerine, hisse senedi endekslerine, faiz oranlarına, dövize dayalı
olarak düzenlenirken hızla gelişen günümüz mali piyasalarında değişen
yatırımcı ihtiyaçlarına paralel olarak hava durumu gibi birçok farklı
değişkene dayalı olarak düzenlenen vadeli işlem sözleşmeleri de işlem
görmeye başlamıştır.
Vadeli işlem neden yapılmaktadır? Vadeli işlem piyasalarında korunma, spekülasyon ve arbitraj
amaçlı işlem yapılabilmektedir: Korunma Amaçlı İşlemler: Spot piyasada
pozisyonu olup fiyat riskinden korunmak isteyen yatırımcılar gelecekteki
fiyatı sabitlemek amacıyla vadeli işlem piyasasında işlem
yaparlar. Spekülasyon Amaçlı İşlemler: Spekülasyon amaçlı işlem yapan
yatırımcılar fiyat hareketlerinden kazanç sağlamak üzere risk alırlar.
Spekülatörler bu suretle piyasaların likit olmasını sağlarlar. Arbitraj
Amaçlı İşlemler: Aynı anda, aynı vadeli işlem sözleşmelerinin işlem
gördüğü piyasalar arasındaki fiyat farklarından veya spot piyasa ile
vadeli piyasa arasındaki fiyat farklılıklarından faydalanarak kar elde
etmek amacıyla yapılan işlemlerdir. Aynı anda bir piyasada alım, diğer
piyasada da satım yapıldığı için açık pozisyon taşınmamakta, yani herhangi
bir risk alınmamaktadır.
Vadeli işlem piyasalarındaki pozisyon türleri
nelerdir? Vadeli işlem piyasalarında
alınan pozisyon türleri şunlardır: Uzun Pozisyon: Vadeli işlem
sözleşmesi satın alarak uzun pozisyon alan taraf, sözleşmenin vadesi
geldiğinde sözleşmeye konu teşkil eden varlığı sözleşmede belirtilen
fiyattan ve miktarda satın almak ya da nakdi uzlaşmayı sağlamakla
yükümlüdür. Kısa Pozisyon: Vadeli işlem sözleşmesi satarak kısa
pozisyon alan taraf, sözleşmenin vadesi geldiğinde sözleşmeye konu teşkil
eden varlığı sözleşmede belirtilen fiyat ve miktarda satmak ya da nakdi
uzlaşmayı sağlamakla yükümlüdür. Uzun veya kısa pozisyon sahibi olan
taraflar pozisyonlarını kapatmak istediklerinde, kısa pozisyon sahibi
iseler aynı sözleşmede alım, uzun pozisyon sahibi iseler aynı sözleşmede
satım yaparak sahip oldukları pozisyonu kapatabilirler.
Vadeli işlemlerin sağladığı avantajlar
nelerdir? Vadeli işlem piyasaları, spot
piyasada ortaya çıkan risklerin ortadan kaldırılması ya da yönetilmesi,
gelecekteki fiyat değişimlerine karşı bugünden alım-satım satım yapılması
sonucu tarafların olası fiyat dalgalanmalarına karşı korunmalarını sağlar.
Bu piyasalar üreticilere, ithalat ve ihracatçılara, portföy
yöneticilerine, bankacılara ve yatırımcılara fiyatların gelecekteki
seyirleri hakkında fikir vererek risk ve stok yönetiminde yol gösterici
olurlar. Vadeli işlem piyasalarında yatırımcılar, spot piyasalara oranla
daha düşük miktarlarda sermaye ile işlem yapabilme şansına sahiptirler.
Spot piyasalarda işlem tutarının tamamı tahsil edilirken, vadeli
piyasalarda "marjin” adı verilen işlem tutarına oranla daha düşük
miktardaki teminat tutarı ile işlem yapılabilmektedir.
Vadeli işlem piyasasında takas merkezinin rolü
nedir? Vadeli işlem piyasasında takas
merkezi, alıcı karşısında satıcı, satıcı karşısında alıcı konumuna geçerek
katılımcıların hak ve yükümlülüklerini teminat altına alır. Başka bir
deyişle karşı taraf riskini ortadan kaldırır. Takas merkezi ayrıca, işlem
teminatları ile oluşan kar ve zararı günlük olarak ilgili hesaplara
aktarır.
Vadeli işlem piyasasında işlem teminatı ne ifade
etmektedir? Vadeli işlemler piyasasının
güvenlik mekanizmasıdır. Yatırımcılar, pozisyon açılırken öncelikle işlem
yapılacak kontrat için öngörülen azami günlük fiyat hareket limitine yakın
başlangıç teminatı yatırmak durumunda olup, teminatlar piyasadaki günlük
fiyat hareketleri karşısında güncelleştirilen ve sürdürme teminatı adı
verilen, korunması gereken alt düzeyin altına düşmemelidir.
Yasal Faiz Oranları nedir? Merkez Bankasının 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt
Faizine İlişkin Kanun'da yer alan kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarını
belirleme konusunda herhangi bir yetkisi bulunmamakta, konunun Merkez
Bankasıyla bağlantısı, 3095 sayılı Kanunun Merkez Bankası reeskont ve
avans faiz oranlarına yaptığı atıftan kaynaklanmaktadır. Diğer
taraftan, 3095 sayılı Kanunun 1. maddesinde yapılan değişiklikle Merkez
Bankası reeskont faiz oranlarına yapılan atıf 01 Mayıs 2005 tarihi
itibarıyla kaldırılmış olup kanuni faiz oranı 01 Mayıs 2005 tarihinden
geçerli olmak üzere yıllık yüzde 12 olarak belirlenmiştir. Bakanlar
Kurulunun 19 Aralık 2005 tarih ve 2005/9831 sayılı Kararıyla kanuni faiz
oranı 01 Ocak 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 9'a
indirilmiştir. 3095 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası ile
Merkez Bankası avans faiz oranlarına yapılan atıf ise halen
yürürlüktedir. 3095 sayılı Kanun ve konuyu düzenleyen ilgili Kanun
maddelerinin uygulaması ise T.C. Adalet Bakanlığı'nın görev alanına
girmektedir. Merkez Bankasınca vadesine en çok üç ay kalan senetler
karşılığında yapılan reeskont işlemlerinde uygulanan yıllık iskonto
oranları ile avans işlemlerinde uygulanan yıllık faiz oranlarına
"tcmb.gov.tr" adresli Banka İnternet sitesinin "Hızlı Erişim" bölümünden
ulaşılabilmektedir.
Yıpranmış, eskimiş, yırtık, yanık, eksik yabancı
para efektifleri nasıl değiştirilmektedir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gişelerinde gerçek
kişilerle herhangi bir bankacılık işlemi yapılmamaktadır. Bu kapsamda
yırtık, yanık, eskimiş, yanmış ve benzeri nitelikte olan yabancı para
efektiflerin değiştirilmesi yönünde şahıslardan gelen taleplerin
karşılanması mümkün değildir. Ancak, bu nitelikteki efektiflerin değişimi
belirli bir ücret karşılığında ticari bankalar veya döviz büfeleri
aracılığıyla gerçekleştirilebilir.
|