Açık
Mektup nedir?
Avrupa Birliğine girilmesi
durumunda, Merkez Bankasının iç yapısı ve işlevlerinde ne gibi
değişiklikler olması söz konusudur?
Avrupa Birliğine uyum sürecinde
Merkez Bankasına düşen görevler nelerdir?
Avrupa Birliği müzakere
sürecine Merkez Bankası hangi fasıllarda katılmaktadır?
Avrupa Birliği kurumları ile
Merkez Bankasının ilişkileri nelerdir?
Avrupa Birliğine katılım
gerçekleştiği zaman Türkiye’nin para birimi "Euro” mu olacaktır?
Avrupa Döviz Kuru Mekanizması
(ERM-II) nedir? Türkiye ne zaman ERM-II üyesi olacaktır?
Aylık ortalama döviz
kurları verileri Elektronik Veri Dağıtım Sisteminden (EVDS) nasıl elde
edilebilir?
Bankanın unvanı neden
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”dır?
Bankaların Merkez
Bankasında bulundurmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların oranı neye
göre belirlenmektedir?
Bankalarca mevduat
hesaplarına uygulanan hesap işletim ücretleri, havale işlemlerinden alınan
ücret, masraf ve komisyonlar, çek tahsil ücretleri, ferdi kredi
kartı yıllık üyelik ve kullanım ücretleri ve bunlara benzer ücret, masraf
ve komisyon oranları ve tutarları Merkez Bankası tarafından mı
belirlenmektedir?
Banknot üzerindeki
imzanın hukuki niteliği nedir?
Banknotların gerçek olup
olmadığı nasıl anlaşılmaktadır?
Banknotun sahte olduğunun
tespit edilmesi halinde ne yapılmalıdır?
Banknotların
tedavül tarihlerine ilişkin bilgilere nasıl ulaşılabilir?
Beklenti yönetimi ne
demektir? Merkez Bankası politika faiz kararlarında bekleyişlerin rolü
nedir, nasıl ölçülür?
Cumhuriyet dönemi boyunca
tedavüle çıkarılan banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere nasıl
ulaşılabilir?
Çıktı açığı nedir, nasıl
ölçülür?
Dolaşımdan
kaldırılan ve zamanaşımı süresini dolduran ancak koleksiyon değeri olan
banknotların alım satımı yapılmakta mıdır?
Devlet tahvili ve bono
piyasalarının işleyişi nasıldır?
Devlet İç Borçlanma Senedi
(DİBS) ihaleleri ne zaman ya da hangi sıklıkla yapılmaktadır?
Devlet İç Borçlanma
Senedi (DİBS) ihalelerinde Merkez Bankasının rolü nedir?
Devlet İç Borçlanma Senetleri
(DİBS) faiz oranlarına nasıl ulaşılabilir?
Devlet İç
Borçlanma Senedi (DİBS) bireysel yatırımcılar tarafından Merkez
Bankasından alınabilir mi?
Devlet İç
Borçlanma Senedi (DİBS) ihalelerine bireysel yatırımcılar Merkez Bankası
şubelerinden nasıl katılabilir?
Elektronik Fon Transfer
sistemi nedir? Gelişmiş olmasının ekonomiye katkıları nelerdir?
Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB)
girmek için Türkiye’nin hangi kriterleri yerine getirmesi
gerekmektedir?
Emisyon grubu
nedir?
Emisyon nedir? Emisyon
hacmini belirleyen ekonomik göstergeler nelerdir?
Emisyon gerektiren
kriterler nelerdir?
Enflasyon nedir?
Enflasyon verilerine
nereden ulaşılabilir?
Enflasyon
hedeflemesi rejimi nedir?
Enflasyon
hedeflerini sadece Merkez Bankası mı belirlemektedir?
Enflasyon hedeflemesi
rejimleri (örtük hedefleme-açık hedefleme) arasındaki fark nedir?
Enflasyon hedefleri kaç
yıllık bir dönem için ilan edilmektedir?
Enflasyon hedefleri ne
zaman ve nasıl ilan edilmektedir?
Enflasyon hedefleri
değişebilir mi?
Enflasyon hedefleri
etrafındaki belirsizlik aralığı ne anlama gelmektedir?
Enflasyon hedeflemesi
rejimi uygulamasına ülkemiz neden 2006 yılında geçmiştir?
Enflasyon hedefleri
tutmazsa Merkez Bankası ne yapmaktadır?
Fiyat istikrarı
nedir? Merkez Bankasının temel amacı neden fiyat istikrarını sağlamak ve
sürdürmek olarak belirlenmiştir?
Finansal istikrar
nedir? Neden önemlidir?
Fiyat istikrarı ile
finansal istikrar arasında nasıl bir ilişki vardır?
Geçmiş tarihteki /
günümüzdeki belirli bir miktar Yeni Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki
değeri nedir ve nasıl hesaplanmaktadır?
Guvernörler Kulübü nedir? Ne
zaman ve ne amaçla kurulmuştur?
Karşılıksız çeklere
ilişkin yasak süresi nedir?
Kredi Mektuplu Döviz
Tevdiat ve Süper Döviz Hesapları ile ilgili tüm bilgilere nereden
ulaşılabilir?
Libor ve
Euribor faiz oranı nedir ve güncel oran nasıl öğrenilebilir?
Likidite Senetleri
nedir?
Madeni paralarla ilgili
bilgilere nasıl ulaşılabilir?
Madeni yabancı ülke
paraları ile alım satım işlemleri yapılabilir mi?
Merkez Bankasının
Kanunla belirlenen temel görev ve yetkileri nelerdir?
Merkez Bankasında kuruluşundan
bugüne kadar görev yapan başkanlar kimlerdir ve görev tarihleri
nelerdir?
Merkez Bankasının temel
politika aracı nedir?
Merkez Bankası
politika faizlerini nasıl ve neye göre belirlemekte, nasıl ilan
etmektedir?
Merkez Bankası
politika faizleri ekonomiyi nasıl ve hangi kanallardan
etkilemektedir?
Merkez Bankasının
enflasyon ve faiz öngörüleri nasıl öğrenilebilir?
Merkez
Bankası politika faizlerine yönelik olarak aldığı kararları ne zaman ve
nasıl duyurmaktadır?
Merkez Bankasının hukuki
niteliği nedir?
Merkez Bankasının yönetim yapısı nasıldır?
Merkez Bankası hissedarları
kimlerdir?
Merkez Bankasının
sermayesi neden 25.000 YTL gibi düşük sayılabilecek bir
miktardır?
Merkez Bankasında
sermaye artırımına nasıl gidilir?
Merkez Bankası
bağımsızlığı nedir? Niçin önemlidir?
Merkez Bankasının Hazine ile
temel ilişkisi nedir?
Merkez Bankası
tarafından Hazineye kullandırılan kısa vadeli avans uygulaması neden
kaldırılmıştır?
Merkez Bankası karının ne
kadarı Hazineye devredilmektedir?
Merkez Bankası
uygulayacağı döviz kuru politikalarını neye göre belirlemekte ve bu
yetkisini nasıl kullanmaktadır?
Merkez Bankası gösterge
niteliğindeki kurlar nasıl belirlenmekte ve ne zaman ilan
edilmektedir?
Merkez Bankası
tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki kurlar hangi esasa göre
kullanılmalıdır? Söz konusu kurların tatillerde geçerliliği
nedir?
Merkez Bankası kur
değerlerine (yıllık, üç aylık, aylık...) nasıl ulaşılır?
Merkez Bankası
sisteminden kur bilgilerini otomatik olarak alabilme imkanı bulunmakta
mıdır?
Merkez Bankası kur
listesinde bulunmayan dövizlere ilişkin bilgilere nasıl
ulaşılabilmektedir?
Merkez Bankası
döviz kurlarının bir başka kurumun İnternet sitesinde yayımlanmasında
yasal bir engel bulunmakta mıdır?
Merkez Bankası
döviz kurlarının talep edilmesi halinde elektronik posta adresi aracılığı
ile hergün gönderilmesi mümkün müdür?
Merkez Bankası
tarafından icra takibine ilişkin kayıtlar takip edilmekte midir?
Merkez Bankasında Alman
markını Euroya ya da Yeni Türk Lirasına çevirmek mümkün müdür?
Merkez Bankasından
döviz/efektif alınıp, satılabilir mi?
Merkez Bankasının
döviz piyasalarındaki rolü nedir?
Merkez Bankasının
döviz rezervleri nasıl yönetilmektedir?
Merkez Bankasının
döviz rezervi ne kadardır?
Merkez Bankasının altın
rezervi bulundurmasının nedeni nedir?
Merkez Bankası altın
ve döviz rezervlerini nasıl muhafaza etmektedir?
Merkez Bankasının
altın rezervi nasıl değerlendirilmektedir?
Merkez Bankasında kimler
hesap açtırabilmektedir?
Merkez Bankası ticari bir
banka olmamasına rağmen neden işçi dövizlerini toplamaktadır?
Merkez bankaları
neden finansal istikrarı izlemektedir ve sorumlulukları nelerdir?
Merkez
Bankasının finansal istikrara ilişkin görevi Kanununda nasıl
tanımlanmıştır?
Merkez Bankası
neden finansal istikrar raporu yayımlamaktadır?
Merkez
Bankası nezdindeki kayıtlar nedeniyle bankaların ferdi kredi / kredi kartı
vermemesi durumunda ne yapılması gerekmektedir?
Merkez Bankası
ve bankalar tarafından, ödenmemiş kredi kartlarına ve bireysel kredilere,
protestolu senetlere ve karşılıksız çeklere ilişkin kayıtlar
silinebilmekte midir?
Merkez Bankasına
başvuru yaparak (karşılıksız çek, protestolu senetler ile ferdi kredi ve
kredi kartı borçlularına ilişkin) kayıtları sildirmek mümkün
müdür?
Merkez Bankasından
silinen ferdi kredi / kredi kartı ve protestolu senet kayıtları neden
bankaların ekranlarında yer almaya devam etmektedir?
Merkez Bankası
nezdindeki kayıtlar nasıl öğrenilmektedir? Merkez Bankasından borç veya
kayıt olmadığına dair yazı alınması halinde ferdi kredi / kredi kartı
alınabilir mi?
Merkez
Bankasının yayımladığı bankacılık istatistikleri ile Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurumunun (BDDK) yayımladığı istatistikler arasındaki fark
nereden kaynaklanmaktadır?
Merkez Bankası faiz
oranları nedir?
Merkez Bankası
faiz oranlarını belirlerken neleri dikkate almaktadır?
Merkez Bankasının temel
amacı nedir?
Merkez Bankası denetlenmekte
midir? Nasıl?
Merkez Bankası,
üniversiteler ya da kurumlara akademik alanda destek sağlamakta
mıdır?
Merkez Bankasının yurt
dışı temsilcilikleri hangi şehirlerde bulunmaktadır?
Merkez Bankası İnternet
sitesinde yer alan yayınlara nasıl abone olunabilir?
Merkez Bankası, BDDK ile nasıl
bir ilişki içindedir?
Merkez Bankası diğer ülke
merkez bankaları ile nasıl bir ilişki içindedir?
Merkez Bankasının bilançosu
ile bir ticari bankanın bilançosu arasındaki farklar ve benzerlikler
nelerdir?
Merkez Bankası kamu
kurumlarına neden kredi vermemektedir?
Merkez Bankasının
personel alımı duyuruları, sınav takvimi-sonuçları, staj imkanları gibi
konulardaki açıklamalarına nereden ulaşılmaktadır?
Merkez Bankasında
hizmet içi eğitim konusunda nasıl bir politika izlenmektedir?
Miras yolu ile intikal eden
Merkez Bankası hisse senetlerinin devri nasıl olur?
Para basmanın maliyeti
nedir ve bu maliyet hangi kriterlere göre, nasıl değişmektedir?
Paranın dolaşım hızı
nedir? Nasıl değişmektedir?
Paranın tedavülden
kaldırılması süresi neye göre belirlenmektedir?
Para Politikası Kurulu nedir,
kimlerden oluşur, nasıl karar almaktadır?
Para Politikası Kurulu
hangi sıklıkla toplanmaktadır? Toplantı tarihleri nasıl belirlenmekte ve
ne kadar önceden açıklanmaktadır?
Para Politikası Kurulu
üyelerinin görüşleri ve değerlendirmeleri ne şekilde ve ne zaman
yayımlanmaktadır?
Protestolu senetler
kütüğünde alacaklıya ilişkin ne tür bilgiler yer almaktadır?
Protestolu senetlere
ilişkin kaldırı işlemleri Merkez Bankasınca mı yapılmaktadır? Protestolu
senet kaldırı işlemleri, kayıtların silinmesi anlamına mı
gelmektedir?
Reeskont faiz oranı
nedir? Nasıl belirlenmektedir?
Sabit ve esnek döviz
kuru sistemlerinin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Tercih
edilirken temelde neler baz alınmaktadır?
Tertip değişikliği
nedir? Nasıl yapılmaktadır?
"Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası bağımsızdır" denince ne anlamalıyız?
Türk Lirasından 2005
yılında altı sıfır atılmıştır. Bu operasyon için ne gibi koşulların
oluşması beklenmiştir?
Türkiye - IMF
ilişkilerinde Merkez Bankasının rolü nedir?
Türkiye-Dünya Bankası (IBRD)
ilişkilerinde Merkez Bankasının rolü nedir?
Vadeli işlem
sözleşmeleri nedir?
Vadeli işleme konu
olabilecek araçlar nelerdir?
Vadeli işlem neden
yapılmaktadır?
Vadeli işlem
piyasalarındaki pozisyon türleri nelerdir?
Vadeli işlemlerin
sağladığı avantajlar nelerdir?
Vadeli işlem
piyasasında takas merkezinin rolü nedir?
Vadeli işlem
piyasasında işlem teminatı ne ifade etmektedir?
Yasal Faiz Oranları
nedir?
Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta
yer alan "Yeni" ibareleri ne zaman kaldırılacaktır?
Yıpranmış, eskimiş,
yırtık, yanık, eksik yabancı para efektifleri nasıl
değiştirilmektedir?
Açık
mektup nedir? Açık mektup, Merkez Bankasının şeffaflık ve hesap
verebilirlik ilkeleri gereğince, enflasyon hedeflerinden sapılması
ya da sapılması olasılığının ortaya çıkması halinde, söz konusu sapmanın
nedenlerinin ve alınması gereken önlemlerin Hükümet’e yazılı olarak
bildirildiği ve kamuoyuna da açıklandığı yazılı bir metindir.
Enflasyon hedefleri, TÜFE’nin yıllık yüzde değişimi ile hesaplanan yıl
sonu enflasyon oranları üzerine konulan "nokta hedefler” olarak
belirlenmektedir. Ayrıca, Merkez Bankası Kanununun 42. maddesinde, "Banka,
belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama
olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması gereken
önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar.” hükmü yer
almaktadır. Ancak burada, hedeften hangi oranda sapılması durumunda hesap
verme mekanizmasının devreye gireceği tanımlanmamıştır. Merkez Bankası, bu
mekanizmayı netleştirmek ve uygulanabilirliğini sağlamak için, nokta hedef
etrafında simetrik bir belirsizlik aralığı oluşturmaktadır. Böylece,
hedeften sapma belirsizlik aralığını aştığında, sapmanın nedenlerinin ve
hedefe tekrar yakınsanması için alınması gereken önlemlerin Hükümet’e bir
"açık mektup” ile bildirilmesi ve aynı mektubun program şartlılığının bir
gereği olarak IMF’ye de gönderilmesi öngörülmüştür.
Avrupa
Birliğine girilmesi durumunda, Merkez Bankasının iç yapısı ve işlevlerinde
ne gibi değişiklikler olması söz konusudur? Bir aday ülke AB üyesi olduğunda, ülkenin merkez bankası da
Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) olarak adlandırılan, AB üyesi
ülkeler arasında ortak para politikasının uygulanmasından sorumlu kurumsal
yapının bir parçası haline gelmektedir. AMBS, Avrupa Merkez Bankası (AMB)
ile AB’ye üye ülkelerin merkez bankalarından oluşmaktadır. AMBS’nin
başlıca görevleri "Euro Bölgesi” olarak adlandırılan Ekonomik ve Parasal
Birlik (EPB) üyesi ülkelerde uygulanacak tek para politikasını belirlemek
ve uygulamak, döviz işlemlerini gerçekleştirmek, döviz rezervlerini
tutmak ve yönetmek, ayrıca ödeme sistemlerinin kesintisiz işleyişini
sağlamaktır. AB üyesi olmak otomatik olarak EPB üyesi olmak anlamına
gelmemektedir. Kopenhag kriterlerini yerine getirerek AB üyesi olan bir
ülke, ancak tek parayı kullanmak için gerekli Maastricht Kriterlerini
sağladığı taktirde EPB üyesi olabilmektedir. Ancak bu gerçekleşinceye
kadar AB üyesi ülke EPB’ye üyelik açısından "derogasyonlu” (istisnalı) üye
devlet statüsünde bulunmaktadır. Öte yandan, Maastricht Antlaşması tüm AB
üyesi ülkelerin EPB’ye dahil olmalarını öngörmektedir. Bu nedenle, EPB’ye
dahil olmayan AB ülkeleri EPB’ye dahil ülkelerin merkez bankaları ile
AMB’den oluşan "Eurosistem” dışında kalsalar dahi, AMBS’nin birer
parçasıdırlar. Bununla birlikte, EPB dışında kalan ülkeler, Avrupa
Topluluğunu Kuran Antlaşmanın 122. maddesine göre, AMBS'nin getirdiği hak
ve yükümlülüklere tabi olmamakta ve dolayısıyla, ortak para politikasına
ilişkin kararların alınmasında söz sahibi olamazlarken, AMBS’nin diğer
görevlerinin yerine getirilmesinden sorumlu tutulmaktadırlar. Bu
çerçevede, Türkiye AB üyesi olduğunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası,
Eurosistem’e dahil olmamakla birlikte AMBS’nin bir parçası olacak, ancak
EPB üyeliği henüz gerçekleşmediğinden, para politikasını yine kendisi
belirleyecektir. EPB üyeliği gerçekleştiğinde ise Merkez Bankası,
diğer EPB üyesi ülkelerin merkez bankaları gibi para politikasını
belirleme yetkisini AMB’ye devredecek ve hedefi EPB içinde fiyat
istikrarını sağlamak olan AMB’nin operasyonlarını yürüten bir birim olarak
görev yapacaktır. Merkez Bankası, AMB’nin direktif ve tavsiyelerine göre
hareket edecek olmakla beraber işlerliğini yitirmeyecek, kaynak tahsilatı,
kredi dağıtımı, ödeme sistemleri yönetimi, finansal istikrarın sağlanması
vb. gibi kendi alanında yetkilerini koruyarak etkinliğini sürdürecektir.
AMB’de bugünkü yapı korunduğu takdirde, Merkez Bankası Başkanı aynı
zamanda AMB’nin para politikasını belirleyen üst karar organı olan Yönetim
Konseyinin bir üyesi olarak yerini alacaktır. Merkez Bankası para basma
yetkisi ile beraber, döviz rezervlerinin ve altınlarının bir kısmını da
AMB’ye devredecek ve karşılığında AMB’nin hissedarı olacaktır. Bu
süreçte, AMB standardına uyum konusunda, Merkez Bankasının muhasebe
sistemlerinden, istatistiki raporlama yöntemlerine kadar birçok
değişiklikler yapması gerekecektir. Bu konulardaki çalışmalar hali hazırda
uyum çalışmaları çerçevesinde sürdürülmektedir.
Avrupa
Birliğine uyum sürecinde Merkez Bankasına düşen görevler nelerdir? Maastricht Anlaşmasının 109. maddesi ve Avrupa Merkez
Bankaları Sistemi (AMBS) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) Statüsünün 14.
maddesinin 1. bendinde, "Her üye ülke, en geç AMB’nin kuruluşuna kadar,
ulusal merkez bankaları kanunları da dahil olmak üzere ulusal kanunlarını
bu Antlaşma ve bu Statü ile uyumlu hale getirilmesini sağlar” hükmü yer
almaktadır. Dolayısıyla, AB’ye girmeden önce Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanununun da AMBS Statüsüne tam uyumlu hale getirilmesi
gerekecektir. Özellikle Merkez Bankasının sorumlu olduğu fasıllarla
ilgili olmak üzere, Bankanın AB’ye üyelik öncesinde yerine getirmesi
gereken çeşitli yükümlülükleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri;
"Fasıl 17: Ekonomik ve Parasal Politika” altında Merkez Bankası
bağımsızlığının (kişisel, kurumsal, operasyonel ve mali açıdan)
güçlendirilmesi ve "Fasıl 18: İstatistiksel” altında Banka tarafından
yayımlanan bir takım istatistiksel verilerin (mali hesaplar, ödemeler
dengesi, para ve maliye) AB ve AMB kriterlerine uygun olarak
yayımlanmasıdır.
Avrupa
Birliği müzakere sürecine Merkez Bankası hangi fasıllarda katılmaktadır? Türkiye ve AB arasında "katılım müzakereleri”, 17 Aralık
2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi toplantısında alınan karar
doğrultusunda, 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başlamıştır. Katılım
müzakereleri sürecinin ilk aşaması olan "tarama süreci”, yine 3 Ekim
2005 tarihinde gerçekleştirilen Hükümetler Arası Konferans (HAK) ile
başlamış ve 13 Ekim 2006 tarihinde tamamlanmıştır. Tarama çalışmaları
33 fasıl altında gerçekleştirilmiştir. Bunlardan 12 fasılda, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası tarama toplantılarına katılmıştır. Merkez
Bankasını doğrudan ilgilendiren ve tarama toplantılarında sunumlara
katkıda bulunulan 6 fasıl; "4. Sermayenin Serbest Dolaşımı”, "9. Mali
Hizmetler”, "17. Ekonomik ve Parasal Politika”, "18. İstatistik”, "32.
Mali Kontrol” ve "33. Mali ve Bütçesel Hükümler”dir. Merkez Bankasının
doğrudan ilgili olmadığı diğer 6 fasılın ise yalnızca tarama
toplantılarına katılım sağlanmıştır. Söz konusu fasıllar; "2. İşçilerin
Serbest Dolaşımı”, "6. Şirketler Hukuku”, "16. Vergilendirme”, "19.
Sosyal Politika ve İstihdam”, "28. Tüketici ve Sağlığın Korunması” ile
"30. Dış İlişkiler”dir. Tarama çalışmalarının ardından, aday ülke
tarafından her bir fasıl için mevzuatın müktesebata uyum durumu, uyum
takvimi, uygulama için ihtiyaç duyulan geçiş dönemi/istisna talepleri ve
gerekçeleri ile kurumsal yapıya ilişkin bilgileri içeren "Pozisyon
Belgesi” hazırlanmaktadır. Bu çerçevede, Merkez Bankası özellikle doğrudan
ilgili olduğu fasıllarda belirtilen çalışmaya katkı sağlamaktadır.
Pozisyon Belgeleri temelinde, ulusal hukuk sisteminin AB’nin hukuk
sistemine uyum sağlamasına yönelik çalışmaların gerçekleştirildiği "fiili
müzakere” sürecinde de Merkez Bankası görev alacaktır. Bu kapsamda, genel
olarak, AB üyeliği ile birlikte Merkez Bankasının bir parçası haline
geleceği Avrupa Merkez Bankaları Sistemine (AMBS) uyumuna ilişkin
düzenlemeler ve bu kapsamda özellikle Merkez Bankası bağımsızlığını daha
da pekiştirmeye yönelik Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda
yapılacak ek değişiklikler AB’ye üyelik öncesinde
gerçekleştirecektir.
Avrupa
Birliği kurumları ile Merkez Bankasının ilişkileri nelerdir? Merkez Bankasının başta Avrupa Komisyonu ve Avrupa Merkez
Bankası (AMB) olmak üzere AB kurumları ile yoğun ikili ilişkileri
bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu ile ilişkiler daha çok Komisyonun Genel
Müdürlüklerinden bir tanesi olan Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü
(DG ECFIN) ile yürütülmektedir. Merkez Bankası, her sene kendi konuları
ile ilgili olarak düzenli bir şekilde Komisyon toplantılarına
katılmaktadır. Bunlardan en önemlileri yılda iki kere düzenlenen "Bahar ve
Sonbahar Ekonomik Tahmin” ve yılda bir kez yapılan "Genişletilmiş Ekonomik
Diyalog” toplantılarıdır. Bunun yanı sıra Merkez Bankası, AB içinde
özerk bir yapıya sahip olan, fakat Komisyonla ortaklaşa çalışan Ekonomik
ve Mali Komite (EFC) ile de ilişki içerisindedir. Yılda bir kez Brüksel’de
düzenlenen "Katılım Öncesi Ekonomik Program” ve "EFC Üst Düzey Ekonomik
Diyalog Toplantıları”na katılım sağlanmaktadır. Bununla birlikte, her sene
Brüksel’de düzenlenen "ECOFIN Bakanlar Diyaloğu Toplantısı”na Merkez
Bankası Başkanı ile birlikte AB’ye üye ve aday ülkelerin maliye/ekonomi
bakanları katılmaktadır. Merkez Bankası AMB ile de uzun zamandır ikili
işbirliği içerisindedir. İkili ziyaretler haricinde, Banka her sene AMB
ile Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa düzenlenen Avrupa-Akdeniz
(EuroMed) Merkez Bankaları çalıştaylarına da
katılmaktadır.
Avrupa
Birliğine katılım gerçekleştiği zaman Türkiye’nin para birimi "Euro” mu
olacaktır? AB’ye üye olmamız durumunda para birimimiz yine Türk
Lirası olacaktır. Euro, AB’ye
değil Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) katılan ülkelerin ortak parasıdır.
Bir ülke AB’ye girdikten sonra Maastricht Kriterlerini yerine getirinceye
kadar kendi ulusal parasını kullanmaktadır. Bu kriterleri yerine getiren
ülke ise EPB’ye katılmakta ve kendi ulusal parasını bırakıp euroya
geçmektedir.
Avrupa
Döviz Kuru Mekanizması (ERM-II) nedir? Türkiye ne zaman ERM-II üyesi
olacaktır? ERM-II, ulusal paranın euroya karşı, belirlenen bir merkezi
parite etrafında (+/-) yüzde 15 aralığında dalgalanmasını öngören, sabit
fakat ayarlanabilir bir döviz kuru rejimidir. ERM II, Ekonomik ve Parasal
Birliğe (EPB) katılmak isteyen ülkenin kur istikrarını test etmeye yönelik
bir bekleme odası niteliğindedir. EBP’ye giriş kriterleri olan
Maastricht Kriterlerine göre, bir ülkenin EPB üyesi olabilmesi için döviz
kurunun en az iki yıl devalüasyona uğramadan euroya karşı belirlenen
merkezi parite etrafında (+/-) yüzde 15 aralığında dalgalanması
gerekmektedir. Standart dalgalanma bandı (+/-) yüzde 15 olmakla birlikte
uygun görüldüğü takdirde daha dar bir bant da belirlenebilmektedir (Örnek:
Danimarka - yüzde ±2.25). Merkezi parite ve dalgalanma bantları, üye
ülkelerin maliye bakanları, AMB’nin ve ulusal merkez bankalarının
başkanları ve Avrupa Komisyonu ile birlikte belirlenmektedir. Türkiye,
ancak AB üyeliği ile birlikte veya AB üyeliği sonrasında ERM-II’ye dahil
olabilecektir. ERM-II’de en az iki yıl kalınması gerekmekte ve döviz
kurunda bir devalüasyon olması durumunda iki yıllık süre yeniden
başlatılmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin ERM-II’ye giriş öncesinde,
makroekonomik istikrarı kalıcı şekilde sağlamış ve yapısal reformları
gerçekleştirmiş olması, ERM-II‘de geçecek iki yılın sorunsuz şekilde
atlatılmasına katkıda bulunacaktır.
Aylık
ortalama döviz kurları verileri Elektronik Veri Dağıtım Sisteminden (EVDS)
nasıl elde edilebilir? EVDS veri tabanlarında veriler
orijinal frekansları ile tutulmaktadır. Döviz kurlarının orijinal frekansı
günlüktür. Aylık ortalama değerini EVDS’ye hesaplatarak görüntülemek için
yapılması gereken adımlar aşağıda sıralanmıştır; 1. Merkez Bankasının
"www.tcmb.gov.tr” ana sayfasından, "Veriler/İstatistikiVeriler(EVDS)”
seçeneğine tıklayınız. Ya da "tcmbf40.tcmb.gov.tr/cbt.html” adresine
giriniz. 2. EVDS ana sayfasında, sol mönüde "Genel İstatistikler"
seçeneğine tıklayınız. 3. Görüntülenen "Veri Grupları” ekranından da,
"Kurlar-Döviz Kurları (Günlük) (YTL dönüşümü yapılmış)"
seçeneğine tıklayınız. 4. "Zaman Serileri" butonuna basınız.
Görüntülenen sayfanın alt kısmına, yandaki kaydırma çubuğunu kullanarak
inerseniz ilgili zaman serilerini bulursunuz. Burada görüntülemek
istediğiniz kurlara tıklayıp, örneğin ABD doları alış ve ABD doları satış
(birden fazla seçmek için Ctrl tuşuna da basmanız gerekli) seçiminizi
yapınız. 5. Başlangıç ve bitiş tarihlerini aylık frekansa uygun
formatta veriniz. Örnek: 01-1989 ve 01-2007 gibi. 6. Frekans olarak
"AYLIK” ve gözlem değerini "ORTALAMA” seçiniz. Değişim tekniği olarak
"KESIKLI” verebilirsiniz ("KESIKLI” basit ortalama almaktadır, kaç veri
varsa toplayıp veri sayısına böler), 7. "Rapor” butonuna
basınız. "Rapor” butonuna basmak yerine, e-posta alanına kendi e-posta
adresinizi yazarak ve "e-posta” butonuna basarak verileri e-posta yolu ile
de alabilirsiniz. Veya "Kaydet(.csv)” butonuna tıklayarak, verilere
EXCEL'in içine de sorunsuz bir şekilde alınabilen CSV formatında
erişebilirsiniz. Aynı yöntem seçilebilecek diğer tüm veri grupları için
de geçerlidir.
Bankanın
unvanı neden "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”dır? 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun (Mülga) ile
Merkez Bankası "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" unvanı altında özel
hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim
ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle Devletten ayrı ve bağımsız
olduğu hususuna özel bir önem verilmiştir. Bu amaç çerçevesinde, Bankanın
kuruluş kanunu tasarısında adı "Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak
öngörülmüşken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonunda uluslararası
ilişkiler de düşünülerek "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak
değiştirilmesine karar verilmiş; Bankanın bağımsızlığını vurgulama amacı
güdülerek "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresine ve kısaltılmış şekli olan
"T.C."ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından Bankanın
Devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği
endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır. Halen yürürlükte bulunan 1211
sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1. maddesinde de,
Bankanın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı "Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak aynı şekilde
korunmuştur.
Bankaların
Merkez Bankasında bulundurmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların
oranı neye göre belirlenmektedir? Zorunlu karşılıklar bir para
politikası aracıdır. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanununun 40. maddesi çerçevesinde, Merkez Bankası nezdinde açılan
hesaplarda nakden tesis edilen zorunlu karşılıkların oranı, zorunlu
karşılığa tabi yükümlülüklerin kapsamı, vb. gibi uygulamaya yönelik her
türlü usul ve esaslar banka tebliğleri ile
belirlenmektedir. Yürürlükteki tebliğlere göre, bankaların yurt içi
toplam pasiflerinden, indirilecek kalemler çıkarıldıktan sonra bulunacak
tutarlar ile yurt dışındaki şubeleri adına Türkiye’den kabul ettikleri
mevduat ile katılım fonu toplamı, bankaların zorunlu karşılığa tabi Türk
parası ve yabancı para yükümlülüklerini oluşturmaktadır. Bankaların
Türk parası ve yabancı para mevduat ile diğer yükümlülüklerine uygulanan
zorunlu karşılık oranlarının belirlenmesinde esas olarak, uygulanan para
politikası doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve hedeflenen parasal
büyüklükler ve piyasanın likidite durumu belirleyici olmakta, bunun
yanında Merkez Bankasının rezerv durumu ve tasarruf sahiplerinin Yeni Türk
Lirası ve yabancı para mevduat tercihleri gibi hususlar da göz önünde
bulundurulmaktadır. Zorunlu karşılık oranlarına İnternet sitemizde
"Veriler – Bankacılık Verileri” bölümünden
ulaşılabilmektedir.
Bankalarca mevduat hesaplarına uygulanan hesap
işletim ücretleri, havale işlemlerinden alınan ücret, masraf ve
komisyonlar, çek tahsil ücretleri, ferdi kredi kartı yıllık üyelik ve
kullanım ücretleri ve bunlara benzer ücret, masraf ve komisyon oranları ve
tutarları Merkez Bankası tarafından mı belirlenmektedir? Merkez Bankasının bu tür ücret,
masraf ve komisyonların düzenlenmesi ve belirlenmesi konusunda bir görevi
bulunmamaktadır. 09 Aralık 2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve
Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak
Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Merkez Bankası Tebliğinin Kredi
Faiz Oranları ve Sağlanacak Diğer Menfaatler başlıklı 4. maddesi ile
düzenleme altına alınan husus sadece bankalarca kredi işlemlerinde faiz
dışında sağlanacak diğer menfaatlere ve tahsil olunacak masraflara ilişkin
olup, bunun dışında kalan ücret, komisyon ve masraflarla ilişkisi
bulunmamaktadır.
Banknot
üzerindeki imzanın hukuki niteliği nedir? Günümüzde borç senedi olma niteliği kalmayan banknotun
geçerlilik unsurları; devletlerin kanunen yetkili kıldığı organlar
tarafından çıkarılması ve paraya (banknota) sınırsız ödeme ve tedavül
kabiliyetinin tanınması şeklinde sıralanabilir. Genel olarak para
(banknot) üzerindeki unsurların belirlenmesi ise parayı kanunen tedavüle
çıkarmaya yetkili makama bırakılmaktadır. İmza, banknotun hukuki
niteliğinin borç senedi olduğu dönemde geçerlilik unsuru iken, günümüzde
-banknotun hukuki niteliğinin gerektirdiği zorunlu bir unsur değil-
paranın yetkili organ tarafından çıkarıldığını gösteren geleneksel bir
simgeden ibarettir. Bir başka ifadeyle uluslararası kamu hukuku kuralları
bakımından, paranın hukuki niteliği gereği üzerinde imza bulunması zorunlu
değildir. Genel olarak dünyadaki tüm banknotlarda iki imza bulunmakla
birlikte, üzerinde tek veya üç imza bulunan banknotlara da
rastlanmaktadır. Belarus ve Hırvatistan’da ise banknotlar üzerinde imza
bulunmamaktadır.
Banknotların
gerçek olup olmadığı nasıl anlaşılmaktadır?
Banknotlarımızda
bulunan güvenlik özelliklerini kontrol ederek, banknotların gerçek olup
olmadığını kolayca anlamak mümkündür. Banknotlarda bulunan güvenlik
özellikleri, halka ve profesyonellere yönelik özellikler olmak üzere iki
gruba ayrılmaktadır. Halka yönelik güvenlik özellikleri;
- Filigran (banknot ışığa
tutulduğunda görünen portre ve kupür değeri) - Kabartma Baskı (parmak
uçlarımızla banknot üzerinde portre, kupür değeri ve muhtelif yerlerde
hissedilebilir) - Renk Değiştiren Mürekkep (1 YTL hariç tüm
banknotlarda bulunmaktadır. Değişik açılardan bakıldığında altın
sarısından yeşile dönüşen renk geçişi verir, banknotların sağ kenarına
yakın kısımda yer alır). - Emniyet Şeridi (YTL banknotların arka
yüzünde "pencereli" tip dediğimiz, banknot kağıdına örülü şekilde, kesikli
çizgi gibi görünen emniyet şeridi bulunur. Banknot ışığa doğru
tutulduğunda şerit devamlı çizgi halini alır. Dikkatli bakıldığında şerit
boyunca, TCMB harflerinin bir düz bir ters şekilde yazılı olduğu görülür).
- Bütünleşik Görüntü (bu özellik de tıpkı filigran ve emniyet şeridi
gibi banknotlar ışığa tutulduğunda görülebilir. Farklı kupürlerde farklı
desenler kullanılmıştır. Örneğin 20 YTL'de TCMB logosu, 50 ve 100 YTL'de
"TC" harfleri, 10 YTL'de lale motifi ve 5 YTL'de beşgen bir desen
filigranın hemen yanında yer alır. 1 YTL'de ise TCMB logosu bu kez
banknotun sağındadır.) - Gizli Görüntü (özel baskı tekniği ile
üretilen bu desenler, yine farklı kupürlerde farklı yerlerde yer alır.
Banknot neredeyse yatay konumda göz hizasında ışığa tutulduğunda
görülebilir. Bankamız İnternet sitesinde detay bilgi yer almaktadır.)
- Halka yönelik bu güvenlik özelliklerinin tespiti için özel bir
cihazın kullanılmasına gerek bulunmamaktadır. Şu hususu vurgulamak gerekir
ki, bir banknotun gerçekliğini tespit etmek için birden fazla güvenlik
özelliğinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Sadece bir özelliğe bakarak
gerçekliğe karar vermek sağlıklı olmayabilir; zira, gelişen teknolojik
imkanlarla artık gelişmiş baskı ekipmanları makul maliyetlerle günlük
hayatımıza girmiş bulunmaktadır.
Banknotun
sahte olduğunun tespit edilmesi halinde ne yapılmalıdır? Sahte bir banknot ele geçirildiğinde derhal Emniyet
birimlerine bildirilmelidir. Suçu bildirmemek de bir suç unsuru
olduğundan, daha çok kişinin mağdur olmasının önlenebilmesi amacıyla bu
bildirimlerin yapılması önemlidir. Ayrıca, söz konusu bildirimin bir
vatandaşlık görevi olduğunu unutmamak gerekmektedir. (Paralarda
sahteciliğe ilişkin hususlar Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinde
düzenlenmiştir. "Suçu bildirmeme" hususu 278. maddede yer almaktadır.
Ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu 73. ve 158. maddesinde sahtecilikle ilgili
hükümler bulunmaktadır.)
Beklenti
yönetimi ne demektir? Merkez Bankası politika faiz kararlarında
bekleyişlerin rolü nedir, nasıl ölçülür? Para politikası çerçevesinde beklenti yönetimi, Merkez
Bankasının, ekonomik birimlerin orta ve uzun vadeli enflasyon
bekleyişlerinin enflasyon hedefleri doğrultusunda şekillenmesini temin
etmeye yönelik olarak uyguladığı politikalar bütünüdür. Enflasyon
hedeflemesinin en önemli unsurlarından birisi beklentileri iyi
yönetebilmektir. Enflasyon hedeflemesi rejiminin başarısı, bir anlamda,
Merkez Bankasının kamuoyu nezdinde inandırıcılık kazanarak, ekonomik
birimlerin kararlarını geçmiş dönem enflasyonundan ziyade para
politikasının hedefleri doğrultusunda şekillendirmelerini sağlayabilme
yeteneğine bağlıdır. Merkez Bankası, para politikası kararlarını
alırken geniş bir veri setinden yararlanmaktadır. Enflasyon bekleyişleri
de söz konusu veri seti içinde yer almakta olup, Para Politikası Kurulunun
faiz kararlarını etkileyen unsurlardan birisidir. Örneğin, bekleyişlerin
hedeflerin belirgin olarak üzerinde seyretmesi, para politikasının
sıkılaştırılması ya da sıkı duruşunu koruması yönünde sinyal
verebilmektedir. Dolayısıyla, enflasyon bekleyişleri tek başına para
politikası kararlarının belirleyicisi olmasa da, kararların alınmasında
kullanılan veri setinde zaman zaman önemli bir yer alabilmektedir.
Enflasyon bekleyişleri, on beş günde bir yayımlanan Beklenti Anketi
sonuçlarına göre ölçülmektedir.
Cumhuriyet dönemi boyunca tedavüle çıkarılan
banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere nasıl ulaşılabilir? Cumhuriyet dönemi boyunca dolaşıma çıkarılmış
banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere Bankamız İnternet
sitesindeki (www.tcmb.gov.tr) "Banknotlar" başlığı altından ulaşılması
mümkündür.
Çıktı açığı nedir, nasıl ölçülür? Çıktı açığı bir ekonomide gerçekleşen çıktının potansiyel
seviyesinden sapması olarak tanımlanmakta, genellikle potansiyel çıktı
seviyesinin yüzdesi olarak belirtilmektedir. Gerçekleşen çıktının
gözlenebilen bir değişken olması, potansiyel çıktının tanımına
odaklanmamıza neden olmaktadır. Potansiyel çıktı ekonomide mevcut iş gücü,
sermaye ve üretim teknolojisi ile enflasyon üzerinde bir baskı yaratmadan
ulaşılabilecek çıktı düzeyini ifade etmektedir. Bu anlamda, çıktı açığı
(gerçekleşen ile potansiyel çıktı arasındaki fark) belli bir zamanda
ekonomideki talep yönlü enflasyonist baskının derecesinin belirlenmesinde
bir gösterge olarak merkez bankaları tarafından yakından takip
edilmektedir. Gerçekleşen çıktı ekonominin potansiyel düzeyini aştığında
pozitif çıktı açığı, potansiyel düzeyin altına indiğinde ise negatif çıktı
açığı oluşmaktadır. Pozitif bir çıktı açığı merkez bankalarınca artan
talep yönlü enflasyonist baskıya yönelik bir sinyal olarak
değerlendirilmektedir. Çıktı açığı politika yapıcılar tarafından bir
yol gösterici olarak yoğun bir şekilde kullanılmasına karşılık, doğrudan
gözlenebilen bir değişken değildir. Bu yüzden, belirli yöntem ve modeller
altında tahmin edilmesi gerekmekte, bu durum ise ölçümlerde zorluk ve
belirsizlik yaratmaktadır. Çıktı açığının ölçülmesinde kullanılan
yöntemler tek değişkenli istatistiksel filtrelerden, çok değişkenli
yapısal modellere kadar çeşitlilik gösterebilmektedir. Literatürde çıktı
açığının ölçümünde, üretim fonksiyonu tahmini, çok değişkenli HP ve Kalman
Filtresi’ne dayanan yaklaşımların sıkça kullanıldığı gözlenmekle birlikte,
son dönemde dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan çalışmalara
da rastlanmaktadır.
Dolaşımdan kaldırılan ve zamanaşımı süresini
dolduran ancak koleksiyon değeri olan banknotların alım satımı yapılmakta
mıdır? Dolaşımdan kaldırılan ve
zamanaşımı süresini dolduran TL banknotların Bankamızca alım, satım,
değişim ve değer tespit işlemi yapılmamakta olup koleksiyon amaçlı
banknotlar konusunda numismatik derneklerinden bilgi edinilebilir.
Devlet tahvili ve bono piyasalarının işleyişi
nasıldır? Devlet tahvili, T.C. Başbakanlık
Hazine Müşteşarlığı tarafından 1 yıldan uzun vadeli olarak ihraç edilen
Devlet İç Borçlanma Senetleridir (DİBS). Hazine bonosu ise yine Hazine
tarafından ihraç edilen vadesi 1 yıla kadar olan DİBS’dir. Ülkemizde
borçlanma senetleri piyasası faiz oranlarının çok yüksek oluşu, vadelerin
kısa oluşu ve Hazinenin yoğun borçlanma ihtiyacı sonucu Hazine borçlanma
senetlerinin (diğer bir deyişle Devlet İç Borçlanma Senetlerinin)
hakimiyeti altındadır. Özel kesim borçlanma senetleri yok denecek
durumdadır. Borçlanma senetlerinin işlem gördüğü piyasalar, birincil
ve ikincil piyasalar olmak üzere ikiye ayrılır. Birincil piyasalar, menkul
kıymetlerin ilk defa piyasaya çıkarıldığı ve ihraç eden kuruma gereksinim
duyduğu fonu sağlayan piyasalardır. Buna göre, Devlet İç Borçlanma
Senetleri, Hazine adına Merkez Bankası tarafından yürütülen ihalelerle
ihraç edilir. İkincil piyasalar ise, menkul kıymetlerin ihraçları
sonrası alınıp-satıldığı piyasalardır. Bu piyasalar, tasarruf sahiplerine
ellerindeki menkul kıymetleri her an nakde çevirebilmelerine olanak
tanımalarından dolayı önem taşımaktadır. Ülkemizde en aktif ve organize
DİBS ikincil piyasası İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)
bünyesindeki Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım-Satım ve Repo-Ters Repo
Pazarlarıdır. Bu piyasalara aracı kurumlar ve bankalar katılabilmekte
olup, İMKB’nin kuralları geçerlidir. Merkez Bankasının da üyesi olduğu
İMKB’de katılımcılar talep ve tekliflerini gerekli tüm detayları ile İMKB
sistemine gönderirler. En iyi talep ve teklif sistemde karşılaştığında
belirlenen işletim kuralları çerçevesinde işlemler gerçekleşir.
Ayrıca, Merkez Bankası tarafından açık piyasa işlemleri kapsamında
DİBS kullanılarak gerçekleştirilen kesin alım-satım ve repo (geri satım
vaadi ile alım)-ters repo (geri alım vaadi ile satım) işlemleri de ikincil
piyasa işlemleridir. Merkez Bankası, para politikası hedefleri
çerçevesinde, para arzının ve ekonominin likiditesinin etkin bir şekilde
düzenlenmesi amacıyla açık piyasa işlemlerini gerçekleştirir. Açık piyasa
işlemleri, günümüz merkez bankacılığının en etkin para politikası
aracıdır. Merkez Bankası bu işlemleri kendi bünyesinde ihale ya
da kotasyon yöntemiyle ve/veya İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve
Bono Piyasası Kesin Alım-Satım Pazarı ile Repo-Ters Repo Pazarına katılmak
suretiyle gerçekleştirebilir. Piyasalarda belirsizliğin, fiyat ve faiz
oranlarında dalgalanmaların olduğu dönemlerde yoğun bir şekilde başvurulan
kotasyon yönteminde, işlemlerin gerçekleştirileceği faiz oranı ve/veya
fiyat ile alım-satımı yapılacak menkul kıymetlerin vadesi ya da repo-ters
repo işlemi vadeleri Merkez Bankasınca piyasa koşulları göz önünde
bulundurularak belirlenir. İhale yönteminde ise, Merkez Bankası
alım-satımı yapılacak kıymet vadelerini veya repo-ters repo işlem
vadelerini açıkladıktan sonra, faiz oranları ve fiyatlar bankalar ve aracı
kurumlar tarafından serbestçe belirlenmektedir. Daha önce de
belirtildiği gibi, ikincil piyasa işlemlerinde yaygın olarak DİBS
kullanılmaktadır. Bu bağlamda, kesin alım işlemleri, piyasada likidite
ihtiyacının kalıcı olduğu durumlarda DİBS alımı suretiyle piyasanın
fonlanması işlemidir. Likidite ihtiyacının geçici olduğu durumlarda ise
işlem vadesi 91 günü geçmemek üzere repo işlemi tercih edilir. Öte yandan,
piyasada kalıcı likidite fazlası durumunda kesin satım, geçici likidite
fazlası durumunda da yine işlem vadesi 91 günü geçmemek üzere ters repo
işlemi yapılır. Alım yönlü işlemlerde (kesin alım, repo ilk işlemi ve
ters repo dönüş işlemi) kıymet teslim alınmadan bedelin ödenmesi, satım
yönlü işlemlerde (kesin satım, ters repo ilk işlemi ve repo dönüş işlemi)
ise bedelin alınmadan kıymetin teslim edilmesi söz konusu değildir.
Taraflar arasındaki tüm nakit transferleri Elektronik Fon Transferi (EFT)
ve tüm menkul kıymet (diğer bir deyişle DİBS) transferleri de Elektronik
Menkul Kıymet Transferi (EMKT) sistemleri üzerinden yapılır.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihaleleri ne
zaman ya da hangi sıklıkla yapılmaktadır? İhaleler genel olarak pazartesi ve/veya salı günleri
düzenlenmektedir. Hangi haftalar ihale düzenleneceği bilgisi, Hazinenin ay
sonları itibarıyla gelecek aya ilişkin olarak yayımladığı İç Borçlanma
Stratejisinde yer almaktadır. İhalelere ilişkin detay bilgiler ise,
ihaleden en az 1 iş günü öncesinde Hazine tarafından kamuoyuna
duyurulmakta olup, söz konusu duyurulara Hazinenin İnternet
sitesinden (www.hazine.gov.tr
)
ulaşılabilmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS)
ihalelerinde Merkez Bankasının rolü nedir? Merkez Bankası, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanunu ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde Hazinenin mali ajanı sıfatıyla
Hazine adına, DİBS İhalelerini fiilen gerçekleştirmekle yükümlüdür. İhale
yolu ile ihraç edilecek senetlerin özellikleri ve ihraç koşulları Hazine
tarafından belirlenerek kamuoyuna duyurulmakta, ihale teklifleri ise
Merkez Bankası tarafından toplanmaktadır. Tekliflerin toplanmasını takiben
Merkez Bankası teklif listelerini Hazineye ileterek, ihalede satılacak
senet tutarına ilişkin olarak Hazine’ye görüş bildirmektedir. Hazinenin
nihai satış tutarını belirlemesinin ardından ihale sonuçları Merkez
Bankası tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır. İhale günü teminatların
toplanması ve kazanamayanlara iadesi, ihraç günü ise ihale bedelinin
alınması ve kıymetlerin katılımcılara teslim edilmesi işlemleri de Merkez
Bankası tarafından yürütülmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) faiz
oranlarına nasıl ulaşılabilir? DİBS’lerin işlem gördüğü
piyasalar birincil ve ikincil piyasalar olmak üzere ikiye
ayrılır. DİBS’ler birincil piyasada, Hazine adına Merkez Bankasınca
yürütülen Devlet İç Borçlanma Senedi ihalelerinde ihraç edilir. Söz konusu
ihraçlarda oluşan faiz oranlarına Merkez Bankası İnternet sitesinde
yer alan http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/piyasa.php bağlantısından
ulaşılabilmektedir. DİBS’lerin işlem gördüğü organize ikincil piyasa
ise, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nezdinde faaliyet göstermekte olan
Tahvil ve Bono Piyasası olup, bu piyasada söz konusu kıymetlere ilişkin
olarak gerçekleşen faiz oranlarına ise İMKB’nin www.imkb.gov.tr adresli İnternet sitesinden
ulaşılabilmektedir.
Devlet
İç Borçlanma Senedi (DİBS) bireysel yatırımcılar tarafından Merkez
Bankasından alınabilir mi? Bireysel yatırımcılar, Merkez
Bankası şubelerinden sadece Hazine adına Merkez Bankasınca
gerçekleştirilen DİBS ihaleleri kapsamında DİBS
alabilirler.
Devlet
İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihalelerine bireysel yatırımcılar Merkez
Bankası şubelerinden nasıl katılabilir? İhale günü teklif verme süresinin sonuna kadar (mevcut
durumda saat 12.00’ye kadar) Merkez Bankası şubelerine T.C kimlik
numaraları ve kimlik belgeleriyle birlikte başvuran bireysel yatırımcılar
ihaleye doğrudan teklif verebilmektedir. İhale tekliflerinde,
katılımcının hangi fiyattan ne kadar nominal tutarda senet almak
istediğini belirtmesi gerekmektedir. İhalelere teklif vermek isteyen
katılımcılar, Merkez Bankasının İnternet sitesinde "hesaplama araçları”,
"menkul kıymet matematiği” bölümünde yer alan menkul kıymet faiz ve fiyat
hesaplama formüllerinden yararlanabilirler. İhale tekliflerinde minimum
tutar Yeni Türk Lirası (YTL) cinsi DİBS ihalelerinde nominal 100 YTL iken,
döviz cinsi DİBS ihalelerinde nominal 10.000 ABD Doları ya da 10.000
Euro’dur. İhaleye teklif veren bireysel yatırımcıların, teklif ya da
tekliflerinin toplam nominal tutarı üzerinden hesaplanan
yüzde 1’lik teminat tutarını Merkez
Bankası hesaplarına yatırmaları gerekmektedir. - YTL cinsi ve dövize
endeksli DİBS ihalelerinde, ihaleyi kazanan katılımcının fark bedelini
(ödemesi gereken toplam tutar-toplam teminat tutarı) valör (ihraç) günü
ilgili hesaba yatırması gerekmektedir. İhaleyi kazanamayan yatırımcıya
yatırdığı teminat tutarı ihale günü iade edilmektedir. - Döviz cinsi
DİBS ihalelerinde ise, teminat, Merkez Bankasının açıkladığı döviz alış
kuru üzerinden YTL olarak yatırılmaktadır. Katılımcının ihaleyi kazanması
durumunda, daha önce yatırmış olduğu YTL cinsi teminat tutarının tamamı
kendisine valör günü iade edilirken, kazandığı döviz cinsinden tutarın
tamamını yatırması gerekmektedir. Katılımcının ihaleyi kazanamaması
durumunda ise YTL cinsinden yatırmış olduğu teminat tutarı, ihale
sonuçlandırıldıktan sonra aynı gün içinde iade edilmektedir. İhaleyi
kazandığı halde, ihale yükümlülüğünü yerine getirmeyen katılımcıların
teminatları Hazineye irat kaydedilir. Teminatı Hazineye irat olarak
kaydedilen yatırımcı en az 4 ihaleye yüzde 20 teminatla katılmak
zorundadır. yüzde 20 teminatla ihaleye giren
katılımcı, kazandığı ihalenin ardından teminatın üzerine yatırması gereken
tutarı yatırmadığı taktirde, sonraki ihalelere yüzde 100 teminatla katılmak
zorundadır. Tekrar yüzde 1’lik teminat oranı ile
ihalelere katılabilmek, yükseltilmiş teminatla en az 4 ihaleye katılımın
ardından Hazinenin uygun görüşü ile mümkün olabilmektedir. İhale
katılımcılarının, ihalesi yapılan DİBS ile ilgili damga veya pul parası
türünden yerine getirmeleri gereken herhangi bir yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Hazinenin nihai satış tutarını belirlemesinin ardından
ihale sonuçları Merkez Bankası tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır.
İhaleye ilişkin tüm işlemler tamamlanınca da Merkez Bankası İnternet
sitesinde (www.tcmb.gov.tr ) ilgili veriler
açıklanmaktadır.
Elektronik Fon Transfer sistemi nedir? Gelişmiş
olmasının ekonomiye katkıları nelerdir? Elektronik Fon Transfer (EFT) sistemi Türk parası üzerinden
ödeme işlemlerinin, bankalar arasında elektronik ortamda, gerçek zamanlı
olarak yapılmasını ve gerçek zamanlı mutabakatını sağlayan ödeme
sistemidir. Bankacılık sektörü ve bilişim teknolojisindeki gelişmeler,
bankalararası işlem hacim ve miktarının önemli ölçüde artması, elektronik
bankacılık hizmetlerinin yaygınlaşması, ülke çapında elektronik bankacılık
alt yapısının kurulmasını ve bankalararası elektronik fon transferini
gündeme getirmiştir. Bu sistemde bankalar arasındaki Türk parası fon
akışları hızlı ve düzenli bir şekilde gerçekleşebilmekte, kayıtların
düzenli ve sağlıklı tutulması sağlanabilmektedir. Bu sayede bankalararası
yüksek tutarlı ödemelerde ve piyasa işlemlerinde kullanılır duruma gelen
EFT sistemi, ödeme sistemindeki etkinlik derecesini artırmıştır. Etkin bir
ödeme sistemi, gerek finansal piyasalarda gerek mal piyasasında kıt kaynak
olan sermayenin en hızlı şekilde kullanılmasına yardımcı olup ekonomideki
verimliliğin artmasına katkıda bulunabilir. Günümüzde banka müşterileri de
bankalarının sunmakta olduğu elektronik bankacılık servislerini
kullanarak, İnternet üzerinden başka bankalara anında fon transferi
yapabilir hale gelmiştir.
Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) girmek için
Türkiye’nin hangi kriterleri yerine getirmesi gerekmektedir? EPB’ye giriş için ön koşul niteliği taşıyan Maastricht
kriterleri, 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanan Maastricht Antlaşmasının 109.
maddesinde tanımlanmıştır. Bu kriterler, enflasyon oranının, Birlik içinde
en düşük enflasyona sahip üç ülkenin enflasyon ortalamalarından en fazla
1.5 puan üzerinde olması; uzun vadeli faiz oranının, Birlik içinde en
düşük enflasyona sahip üç ülkenin uzun vadeli faiz oranlarının
ortalamasının en fazla 2.0 puan üzerinde olması; kamu borcunun gayri safi
yurt içi hasılaya oranının yüzde 60’ın altında olması; bütçe açığının
gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3’ün altında olması ve döviz
kurunun en az iki yıl devalüasyona uğramadan Avrupa Döviz Kuru
Mekanizmasında belirlenen bir aralıkta dalgalanması olarak
sıralanmaktadır.
Emisyon grubu nedir? Portre dahil belli bir grafik tasarım anlayışı ve boyut
düzeni içinde dolaşıma çıkarılacak banknot serisine emisyon grubu
denir.
Emisyon nedir? Emisyon hacmini belirleyen ekonomik
göstergeler nelerdir? Kelime anlamı olarak emisyon;
çıkarmak, yaymak, ihraç etmek, dolaşıma sokmak gibi anlamlara gelmektedir.
Bir ülkede kağıt para, tahvil ve bono, hisse senetleri gibi
değerlerin ilk kez piyasaya sürülmesine emisyon denir. Emisyon hacmi
ise, Merkez Bankası tarafından ihraç edilen (piyasaya sürülen)
banknotların toplam tutarını ifade etmekte, "Tedavüldeki Banknotlar”
olarak da adlandırılmaktadır. Bu paralar ya bireylerin elinde, ya da
bankaların kasalarında nakit olarak tutulmaktadır. Emisyon hacmi temel
olarak bireylerin para talebi tarafından belirlenmektedir. Para işlem,
ihtiyat ve spekülasyon amaçlarıyla talep edilmektedir. İşlem güdüsüyle
para; ödemelerde gereksinim duyulduğundan, ihtiyat güdüsüyle para;
beklenmedik gereksinmeler dolayısıyla, spekülasyon güdüsüyle para ise kâr
fırsatları nedeniyle talep edilir. İşlem ve ihtiyat amaçlı para talebi
bireylerin gelir düzeyi tarafından belirlenirken, spekülasyon amaçlı para
talebi faiz oranları tarafından belirlenmektedir. Bu kapsamda, bireylerin
gelirlerindeki artış ve/veya faiz oranlarındaki düşüş para talebini ve
dolayısıyla emisyon hacmini artırmaktadır. Para talebini etkileyen bir
diğer faktör, enflasyonda gerçekleşen veya gerçekleşmesi beklenen
değişmelerdir. Bir ekonomide enflasyon ne kadar yüksekse, para talebi o
kadar düşük gerçekleşecek, bu da emisyon hacminin daralmasına neden
olacaktır. Enflasyon bekleyişlerinde bozulma da, bireylerin ellerinde daha
az para tutmak istemelerine neden olarak emisyon hacmini azaltacaktır.
Bunlara ek olarak, para teknolojisindeki gelişmelere bağlı etmenler de
bireylerin para talebi üzerinde belirleyici olmaktadır. Örneğin, kredi
kartı kullanımının artması para talebini azaltmakta ve bu da emisyon
hacmini daraltmaktadır. Emisyon hacminin bir diğer belirleyicisi ise
emisyon arzıdır. Merkez Bankasının para politikaları uygulamaları
kapsamında gerçekleştirdiği çeşitli işlemler emisyon arzı üzerinde etkili
olmaktadır. Bu kapsamda, Merkez Bankasının açık piyasa işlemleri ile
Devlet İç Borçlanma Senetlerini alıp satması, ihaleler ve/veya doğrudan
müdahaleler yoluyla döviz alıp satması, zorunlu karşılık oranlarını
değiştirmesi gibi işlemler emisyon arzını etkileyerek emisyon hacmi
üzerinde belirleyici olmaktadır.
Emisyon gerektiren kriterler nelerdir? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 36. maddesi
uyarınca; - Ticari senet ve vesikaların reeskonta ve avansa kabulü
işlemleri, - Açık piyasa işlemleri, - Altın ve dövizle ilgili
işlemler emisyon gerektiren kriterler arasında yer
almaktadır.
Enflasyon nedir? Enflasyon genel olarak mal ve hizmetlerin fiyatlarının
artması olarak tanımlanabilir. Ancak enflasyon sadece belli bir malın veya
hizmetin fiyatının tek başına artması değil, fiyatların genel düzeyinin
sürekli bir artış göstermesidir. Diğer bir deyişle, sadece bazı malların
fiyatlarının sürekli artması ya da tüm malların fiyatlarının bir sefer
artması enflasyon değildir. Enflasyon konusunda daha detaylı bilgiye
Bankamız yayını Enflasyon
Kitapçığı'ndan ulaşılabilmektedir.
Enflasyon verilerine nereden ulaşılabilir? Enflasyon oranlarına ve diğer ekonomik istatistiklere
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) İnternet sitesinin (www.tuik.gov.tr ) yanı sıra, Merkez Bankası İnternet sitesi (www.tcmb.gov.tr ) ana sayfasında yer alan "İstatistiki Veriler” (EVDS)
bölümünden de ulaşılabilmektedir.
Enflasyon hedeflemesi rejimi nedir? Enflasyon hedeflemesi rejimi,
fiyat istikrarına ulaşılabilmesi amacıyla uygulanan ve giderek yaygınlaşan
bir para politikası stratejisidir. Akademik yazında bir çok farklı tanım
bulunsa da, uygulamalara bakıldığında enflasyon hedeflemesi rejimini diğer
rejimlerden ayıran iki ana unsurun bulunduğu görülmektedir: i.
Enflasyon hedeflemesi rejimi uygulayan merkez bankaları, enflasyon
hedeflerini rakamsal olarak açıklamakta, bu hedeflere ulaşmayı taahhüt
etmekte ve açıklanan hedeflere ulaşılamaması durumunda kamuoyuna hesap
vermekle yükümlü olmaktadırlar. ii. Para politikası kararlarının
ekonomiyi etkilemesi belli bir süre gerektirdiğinden, merkez bankaları
bugünkü enflasyonu değil gelecekteki enflasyonu kontrol edebilmekte, bu
amaçla belirli zaman aralıklarıyla enflasyon tahminleri oluşturmakta ve bu
tahminleri kamuoyu ile paylaşmaktadırlar. Bu nedenle, enflasyon
hedeflemesi rejimi çoğu zaman "enflasyon tahmini hedeflemesi” olarak da
adlandırılabilmektedir. Bu doğrultuda, öngörülerin enflasyon hedefi ile
tutarlılığı ve hedeften sapma konusundaki riskler kamuoyuna
anlatılmaktadır. Enflasyon Hedeflemesi Rejimi hakkında daha detaylı
bilgiye Bankamız yayını Enflasyon
Hedeflemesi Rejimi Kitapçığı'ndan ulaşılabilmektedir.
Enflasyon hedeflerini sadece Merkez Bankası mı
belirlemektedir? Enflasyon hedefleri Merkez
Bankası ve Hükümet tarafından birlikte belirlenmektedir. Ancak, söz konusu
hedeflere ulaşılmasında uygulanacak para politikasını ve kullanılacak para
politikası araçlarını belirleme yetkisi yalnızca Merkez Bankasının
sorumluluğundadır. Bir diğer deyişle, Merkez Bankası araç bağımsızlığına
sahiptir.
Enflasyon hedeflemesi rejimleri (örtük
hedefleme-açık hedefleme) arasındaki fark nedir? Türkiye deneyimleri ışığında, örtük enflasyon hedeflemesi
ile açık enflasyon hedeflemesi rejimleri karşılaştırıldığında, her ne
kadar her iki rejimin operasyonel çerçeveleri zamanla birbirine benzemiş
görünse ve temel politika araçları kısa vadeli faiz oranları olsa da
önemli farklılıklar görülmektedir. Örtük enflasyon hedeflemesi
rejimini açık enflasyon hedeflemesi rejiminden ayıran en önemli fark,
örtük enflasyon hedeflemesi rejiminde ilan edilen hedeflerden bir sapma
görülmesi durumunda devreye giren bir hesap verme mekanizmasının
oluşturulmamış olmasıdır. Bu rejimin uygulandığı 2002-2005 yılları
boyunca, açıklanan yıl sonu enflasyon hedefleri örtük bir şekilde "üst
sınır” olarak algılanmış ve enflasyon sürekli belirlenen hedeflerin
altında gerçekleşmiş olmasına rağmen bu durum olumlu olarak algılanmıştır.
Dolayısıyla, söz konusu dönemde enflasyonun hedeflerin altında kalması,
üzerinde kalmasına oranla daha kabul edilebilir bir durum olarak
değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu dönemde, enflasyonun hedeflerin üzerinde
gerçekleşmiş olması durumunda dahi Merkez Bankasının hesap vermesini
gerektirecek bir mekanizma bulunmamaktaydı. Diğer taraftan, açık enflasyon
hedeflemesi rejimine geçilmesiyle birlikte, gerçekleşen enflasyon
rakamının sistematik olarak hedefin altında kalmasının olumsuz bir durum
olarak değerlendirileceği ve enflasyonun hedefin belirgin olarak üzerinde
kalması ya da belirgin olarak altında kalması halinde Merkez Bankasının
Hükümete ve kamuoyuna yazılı olarak hesap vereceği ilan edilmiştir. Bir
diğer ifadeyle, açık enflasyon hedeflemesi rejiminde, hedeften aşağı ya da
yukarı yönlü sapmalar aynı şekilde değerlendirilmektedir. Açık
enflasyon hedeflemesi rejimini örtük enflasyon hedeflemesinden ayıran bir
diğer husus ise, açık enflasyon hedeflemesinde karar alma mekanizmasının
kurumsallaşmış olmasıdır. Örtük enflasyon hedeflemesi rejimi döneminde
para politikası kararları Başkan tarafından alınırken, Para Politikası
Kurulunun bir danışma organı olarak görev yaptığı gözlemlenmektedir.
Ancak, açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmesiyle birlikte, para
politikası kararları, olağan dışı bir durum yaşanmadığı sürece, önceden
ilan edilen tarihlerde ve Para Politikası Kurulu tarafından oylama
yöntemiyle alınmaya başlamıştır. Örtük enflasyon hedeflemesi döneminin
açık enflasyon hedeflemesi rejiminden bir diğer farkı ise para politikası
uygulamalarının yeterince şeffaf olmamasıdır. Söz konusu dönemde, Para
Politikası Kurulunun toplantı takvimi önceden ilan edilmemiş ve alınan
kararların gerekçeleri toplantı sonrasında hemen açıklanmamıştır. Buna
paralel olarak, bu dönemde iletişim araçlarının da açık enflasyon
hedeflemesi rejimindeki kadar çeşitlenmediği görülmektedir. Kısa
vadeli faiz oranları her iki rejimde de temel politika aracı olarak
kullanılmaktadır. Ancak, örtük enflasyon hedeflemesi rejimi dönemi
boyunca, ilave bir nominal çapa kullanılmış ve para tabanı için dönemler
itibarıyla, enflasyon hedefi ile tutarlı hedefler konulmuştur. Buna
rağmen, para politikası kararlarında para tabanı gelişmelerinden ziyade,
asıl olarak gelecek dönem enflasyonuna ilişkin gelişmeler belirleyici
olmuştur. Bu dönemde, parasal hedefleme ile birlikte gelecek dönem
enflasyonuna odaklanan bir para politikası uygulandığı göz önünde
bulundurulduğunda, "örtük bir enflasyon hedeflemesi” kavramının karşılığı
daha iyi anlaşılacaktır. Bu noktada, burada yapılan karşılaştırmaların
Türkiye deneyimleri ışığında yapıldığını ve gerek örtük enflasyon
hedeflemesi rejimi gerek açık enflasyon hedeflemesi rejimi uygulamalarının
ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösterebileceğini belirtmekte fayda
bulunmaktadır.
Enflasyon hedefleri kaç yıllık bir dönem için ilan
edilmektedir? Enflasyon hedefleri üç yıllık
bir dönemi kapsayacak şekilde ilan edilmektedir. 2006 yılından
itibaren üç yıllık bütçe uygulamasına geçildiği de göz önünde
bulundurulduğunda, üç yılık bir hedef ufkunun belirlenmesi ile,
enflasyon hedeflerinin içsel tutarlılığının ve diğer makroekonomik
projeksiyonlarla uyumunun artırılması amaçlanmaktadır.
Enflasyon hedefleri ne zaman ve nasıl ilan
edilmektedir? İlk olarak, 2005 yılı sonunda
açıklanan "Enflasyon Hedeflemesi Rejiminin Genel Çerçevesi ve 2006 Yılında
Para ve Kur Politikası” adlı politika metni ile, takip eden üç yıla
ilişkin hedefler açıklanmıştır. Bu çerçevede, 2006 yılı enflasyon hedefi
yüzde 5, 2007 ve 2008 yılı sonu hedefleri ise yüzde 4 olarak ilan
edilmiştir. 2006 yılı sonunda ise "2007 Yılında Para ve Kur Politikası”
adlı duyuru ile 2009 yıl sonu hedefi yüzde 4 olarak açıklanmış ve böylece
üç yıllık hedef ufku korunmuştur. Özetle, her yılın sonunda bir sonraki
yılın para ve kur politikasına ilişkin olarak ilan edilen politika metni
ile, takip eden üç yılın enflasyon hedefleri de ilan edilmektedir.
Enflasyon hedefleri değişebilir mi? Merkez Bankası, enflasyon hedeflemesi rejimine geçilirken,
önceden ilan edilen bir enflasyon hedefinin, sadece para politikasının
denetimi dışındaki unsurlara bağlı olarak hedeflerden çok büyük ve uzun
süreli sapmalar görüleceğinin anlaşılması ve orta vadeli hedeflerin
anlamsız kalması durumunda değiştirileceğini duyurmuştur. Böyle bir
durumun gerçekleşmesi ve yeni hedeflerin belirlenmesinin ise ancak Merkez
Bankası ile Hükümet tarafından birlikte kararlaştırılabileceği
belirtilmiştir. Öte yandan, geçici şokların enflasyon hedeflerinin değil
enflasyon tahminlerinin değiştirilmesine yol açacağı ve böyle bir durumda
ekonomik birimler için referans değerin kısa vadede enflasyon tahminleri,
orta vadede ise enflasyon hedefi olacağı vurgulanmıştır. Merkez
Bankasının daha önce duyurmuş olduğu bu yaklaşım, 2006 yılı sonunda somut
olarak hayata geçirilmiştir. Merkez Bankası, 2006 yılı sonuna ilişkin
yüzde 5 hedefinin aşılacağını Temmuz ayından itibaren öngörülebilmiş
olmasına rağmen enflasyon hedefi değiştirilmemiştir. Ancak, Merkez Bankası
enflasyon tahminlerini güncelleyerek ekonomik birimlerin de 2006 yıl sonu
hedefini değil Merkez Bankasının 2006 sonu için açıkladığı tahminlerini
referans olarak almasını sağlamıştır. Merkez Bankası enflasyon hedeflerini
değiştirmek yerine iletişim politikasının bir pekiştirici unsuru olarak
hesap vermeyi tercih etmiştir. Bu çerçevede Merkez Bankası Hükümet’e
yazmış olduğu açık mektuplar aracılığıyla, hedeften sapmanın nedenlerini
açıkça izah etmiş ve hedefe tekrar yakınsanması için gereken tedbirleri
alarak yakınsama süresiyle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmiştir.
Sonuç olarak, Merkez Bankası, sık sık hedef değiştirmenin enflasyon
bekleyişlerini ve fiyatlama davranışlarını olumsuz etkileme potansiyeli
taşıdığını ve ilerisi için verilen taahhütlerin güvenilirliğini
azaltabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle, enflasyonun makul sürelerde
hedefe yakınsayacağı öngörüldüğü sürece hedeflerin değiştirilmemesi esas
alınacaktır.
Enflasyon hedefleri etrafındaki belirsizlik aralığı
ne anlama gelmektedir? Belirsizlik aralığı, enflasyonun
belirlenen nokta hedeflerden ne büyüklükte bir sapma göstermesi
durumunda, Merkez Bankasının hesap verebilirlik mekanizmasını devreye
sokması gerektiğini gösteren ve nokta hedef etrafında her iki yönde
simetrik olarak tanımlanan bir aralıktır. Enflasyon hedefleri,
TÜFE’nin yıllık yüzde değişimi ile hesaplanan yıl sonu enflasyon oranları
üzerine konulan "nokta hedefler” ile belirlenmektedir. Ancak, para
politikasının kontrolü dışındaki unsurlardan kaynaklanan oynaklıklar ile
ekonomideki veri ve model belirsizliği göz önünde bulundurulduğunda, nokta
hedefin tam olarak tutturulması olasılığı hemen hemen sıfırdır. Bu
nedenle, Merkez Bankasının, enflasyonun belirlenen nokta hedeflerden en
ufak bir sapma dahi göstermeyeceği taahhüdünü vermesi mümkün değildir.
Ancak bu durum hesap vermeme anlamına gelmemelidir. Merkez Bankası
Kanunu gereğince, enflasyon gerçekleşmelerinin hedeften aşırı sapma
göstermesi halinde, Bankanın hedeften sapmanın nedenlerini ve hedefe
tekrar yakınsanması için alınması gereken tedbirleri yazılı olarak
Hükümet’e bildirmesi ve bunu kamuoyu ile de paylaşması gerekmektedir. Bu
noktada hedeften aşırı sapmanın nasıl tanımlanacağı önem arz etmektedir.
Bu nedenle Merkez Bankası, nokta hedef etrafında her iki yönde simetrik
olarak tanımlanan bir belirsizlik aralığı oluşturmaktadır. Ancak, bu
aralığın hiç bir şekilde enflasyon hedefi aralığı olarak algılanmaması
gerektiği unutulmamalıdır. Merkez Bankası, belirlenen nokta hedefe mümkün
olduğunca yakın olmayı amaçlamakta olup, hedeften yukarı ve aşağı yönlü
sapmaları eşit ölçülerde değerlendirmektedir. Açıklanan belirsizlik
aralığı hedeften her iki yönde "aşırı sapma” eşikleri için sadece bir
gösterge niteliği taşımaktadır ve Merkez Bankası iletişim politikasını
kolaylaştıran bir unsur olarak kullanılmaktadır.
Enflasyon hedeflemesi rejimi uygulamasına ülkemiz
neden 2006 yılında geçmiştir? Döviz kuruna dayalı istikrar programının, Türkiye tarihinin
en derin finansal krizi olan Şubat 2001 krizi ile çökmesinin
ardından alternatif bir rejim arayışına girilmiştir. Bu dönemde,
Türkiye’de daha önce hiç denenmemiş, dünyada giderek artan sayıda ülkede
uygulanmaya başlanan ve başarısı kanıtlanmış olan enflasyon hedeflemesi
rejimine geçilmesi ilk kez gündeme gelmiştir. Ancak, kriz sonrası dönemde,
başarılı bir enflasyon hedeflemesi rejimi için gerekli olan ön koşulların
büyük bir çoğunluğu sağlanmamaktaydı. Böyle bir ortamda enflasyon
hedeflemesi rejimine geçilmesi halinde, rejimin güvenilirliğinin daha
başlamadan sarsılacağı düşünülmüştür. Bu nedenle, "Güçlü Ekonomiye
Geçiş Programı” yürürlüğe konulmuş ve bu çerçevede, 2002 yılından itibaren
"örtük enflasyon hedeflemesi” olarak nitelendirilen bir para politikası
rejimi izlenmesi ve gerekli koşulların sağlanmasına bağlı olarak "açık
enflasyon hedeflemesine” geçilmesi öngörülmüştür. 2006 yılına kadar süren
bu dönemde, bir yandan kurumsal ve teknik altyapı açık enflasyon
hedeflemesinin uygulanmasına yönelik olarak geliştirilirken, diğer yandan
da mali disiplinin ve finansal istikrarın sağlanması ön koşulları yerine
getirilmiştir. Örtük enflasyon hedeflemesi döneminde fiyat istikrarı
yolunda önemi yadsınamaz kazanımlar sağlanmıştır. Öncelikle, belirlenen
enflasyon hedeflerinin tümüne ulaşılmıştır. Hedefler paralelinde, 2002
yılı başında yüzde 70’lerde seyreden tüketici enflasyon oranı 2005 yılı
sonunda yüzde 8’in altına düşmüştür. Bütün bu olumlu gelişmelere paralel
olarak enflasyon beklentileri hedefe yakınsamıştır. Bunun yanı sıra, mali
disiplinden taviz verilmemiş ve borç yükünün çevrilebilirliğine ilişkin
kaygılar büyük ölçüde hafiflemiştir. Mali disiplinin sağlanması ve
enflasyondaki dalgalanmanın azalmasıyla risk primi düşmüş, nominal ve reel
faiz oranları gerilemiş, borçlanma vadeleri ise uzamaya başlamıştır. Bu
süreçte, finansal piyasaların derinliği artarken kırılganlığı azalmıştır.
Ayrıca, dalgalı döviz kuru rejimine uyum artmış ve döviz kuru geçişkenliği
azalmıştır. Sağlanan istikrar ortamına bağlı olarak, Türk Lirasına olan
güven artmış ve ekonomide ters dolarizasyon süreci başlamıştır.
Gerekli ön koşulların büyük ölçüde sağlanmış olmasına rağmen, 2005
yılında enflasyon hedeflemesine geçilmemiş ve 2005 yılı, enflasyon
hedeflemesi rejimine geçiş için son hazırlıkların tamamlanacağı "geçiş
yılı” olarak ilan edilmiştir. Bu durumun başlıca iki önemli sebebi vardır:
İlki, TL’den altı sıfır atılmasıyla gerçekleştirilen para reformudur. Bu
reform, Merkez Bankasının örtük enflasyon hedeflemesi sürecinde elde
ettiği kazanımlara ve bu kazanımların kalıcılığına duyduğu güvenin
göstergesi olmuş ve para politikalarının kredibilitesini daha fazla
artırmıştır. İkincisi ise, TÜİK tarafından yeni fiyat endekslerinin
oluşturulmasıdır. Geçiş yılında ayrıca, Merkez Bankasının teknik
kapasitesi güçlendirilmiş, organizasyon yapısı yenilenmiş, kurum içi görev
tanımları netleştirilmiş ve faiz kararlarında dikkate alınacak veri seti
genişletilmiştir. Faiz kararlarının zamanlaması ve yönünün daha şeffaf ve
tahmin edilebilir olmasını temin etmek amacıyla, Para Politikası Kurulu
önceden ilan edilen tarihlerde toplanmaya başlamıştır. Son olarak,
şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamuoyu ile iletişim yönünde önemli
adımlar atılarak, Para Politikası Kurulu kararlarının gerekçelerinin
toplantı sonrasında hemen yayımlanmasına başlanmıştır. Bütün bu
gelişmeler, enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmesi için ön koşulların
büyük oranda sağlandığına ve kurumsal ve teknik alt yapının
oluşturulduğuna işaret etmiş ve böylece Merkez Bankası, öngörüldüğü gibi
2006 yılı başında açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçmiştir.
Enflasyon hedefleri tutmazsa Merkez Bankası ne
yapmaktadır? Merkez Bankası Kanununun 42.
maddesinde, "Banka, belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde
ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde,
nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir
ve kamuoyuna açıklar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, enflasyon
hedeflerinin tutmaması durumunda hesap verme mekanizması devreye
girmektedir. Enflasyonun, belirlenen nokta hedef etrafında
oluşturulan simetrik belirsizlik aralığını aşması durumunda,
sapmanın nedenlerinin ve hedefe tekrar yakınsanması için alınması gereken
önlemlerin Hükümet’e bir "açık mektup” ile bildirilerek kamuoyuna
açıklanması ve aynı mektubun program şartlılığının bir gereği olarak
IMF’ye de gönderilmesi gerekmektedir.
Fiyat istikrarı nedir? Merkez Bankasının temel
amacı neden fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olarak
belirlenmiştir? Fiyat istikrarı, genel bir tanım
çerçevesinde, insanların yatırım, tüketim ve tasarrufa yönelik
kararlarında dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük bir enflasyon
oranını ifade eder. Fiyat istikrarı, ekonomik ve sosyal istikrar
sağlanabilmesinin olmazsa olmaz bir koşuludur. Günümüzde yıllık bazda
yüzde 1 ile yüzde 3 enflasyona sahip olan ülkeler, göreceli olarak fiyat
istikrarına sahip ülkeler olarak kabul görmektedir. Fiyat istikrarı sadece
düşük enflasyon oranına ulaşmayı değil, o oranın sürdürülmesini de
kapsamaktadır. Ancak düşük enflasyon oranının belirli bir süre
sürdürüldüğü ortamlar, fiyat istikrarının sağlandığı ortamlar olarak kabul
edilirler. Diğer bir deyişle, enflasyonun yüzde 1 ile yüzde 3 arasındaki
düşük seviyelere ulaşıp sonra tekrar yüksek, örneğin yüzde 10’un
üzerindeki seviyelere çıkması fiyat istikrarının sağlandığı anlamına
gelmemektedir. Fiyat istikrarı, ekonomik ve sosyal istikrar
sağlanabilmesinin olmazsa olmaz bir koşuludur. Fiyat istikrarı
sağlanamamasının bir ülkenin ekonomisine, siyasi ve sosyal yapısına
verdiği zararın boyutları, ülkemizin geçmiş yıllarda içinde bulunduğu
durum ve diğer ülkelerin tecrübelerinde net bir şekilde görülmektedir.
Fiyat istikrarına neden bu derece önem verildiğinin anlaşılması için,
fiyat istikrarının sağlanamaması durumunda karşılaşılan sorunların ortaya
konması faydalı olacaktır; a. Fiyat istikrarı sağlanamadığı
ortamlarda, firma ve tüketiciler ya da kısaca ekonomide karar alan tüm
birimler, yatırım ve tüketim kararlarını alırken göreli fiyat
değişmelerini kolaylıkla ayırt edememekte ve sağlıklı karar verebilmek
için gerekli ve yeterli bilgiye sahip olamamaktadırlar.
b. Enflasyon, piyasadaki oyuncuların geleceği öngörememeleri ve
gerekli bilgiye sahip olamamaları nedeniyle finansal piyasaların verimli
finansal aracılık yapma yeteneklerini azaltmaktadır. c. Yüksek ve
sürekli enflasyon yaşanan ortamlarda yatırımcılar, özellikle uzun vadeli
yatırımlarının getiri oranlarında ek olarak enflasyon ortamının yarattığı
belirsizlik nedeniyle risk primi talep etmektedirler ve bunun bir sonucu
olarak, yüksek risk primi içeren reel faiz oranları yüksek
seyretmektedir. d. Fiyat istikrarının sağlanamadığı bir ortam,
uygulanan politikalara güvensizlik yaratmakta ve hükümetlerin kapsamlı ve
uzun soluklu ekonomik programlar uygulayamamasına yol açmaktadır.
e. Enflasyon, uluslararası piyasalarda ekonominin rekabet gücünü
azaltmakta ve sermaye piyasalarına erişimini kısıtlamaktadır.
f. Yüksek enflasyon, işgücü piyasalarının etkin çalışmasını
engellediği gibi gelir dağılımını da bozmaktadır. g. Yüksek
enflasyon, bireylerin karar alma süreçlerinde geleceğe bakmaktan çok
geçmişe endeksleme alışkanlıklarının ortaya çıkmasına yol açmakta ve
enflasyonun atalet kazanmasına neden olmaktadır. Tüm bu unsurlar göz
önünde bulundurulduğunda, ülkemizde de fiyat istikrarına ulaşmanın neden
bu denli önem arz ettiği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, Merkez
Bankasının tek ve nihai hedefi fiyat istikrarı olarak
belirlenmiştir.
Finansal istikrar nedir? Neden önemlidir? Finansal istikrar kavramı, finansal piyasalarda, bu
piyasalarda faaliyet gösteren kurumlarda ve ödeme sistemlerindeki
istikrarı ve şoklara karşı dayanıklılığı ifade etmektedir. Bu alanlardaki
istikrar genelde finansal sistemin sağlıklı ve istikrarlı işlemesini,
dolayısıyla ekonomideki kaynakların üretken bir şekilde tahsisini ve
risklerin uygun bir şekilde yönetim ve dağılımını beraberinde
getirmektedir. Finansal istikrarsızlığın ise ekonomide önemli sorunlar
yaratacağı bilinen bir olgu olup, yaşanan finansal krizlerin yüksek
maliyeti finansal istikrarın önemine işaret etmektedir.
Fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasında
nasıl bir ilişki vardır? Finans piyasalarında son
dönemlerde ortaya çıkan gelişmeler ve bu gelişmelerin 90'lı yıllarda
giderek ivme kazanması, merkez bankalarının temel fonksiyonlarını
etkilemiş, finansal piyasaların derinleşmesi, küreselleşmedeki öncülüğü ve
gelişen iletişim teknolojisine bağlı olarak piyasa sistemlerine ağırlık
veren uygulamaların artmasıyla bağımsız merkez bankalarına duyulan
gereksinim de artmış, şeffaf, açık ve hesap verebilir merkez bankalarının
fiyat istikrarını sağlamakta başarılı olacakları gerçeği ön plana
çıkmıştır. Bunun yanı sıra küreselleşme, finansal liberalizasyon ve
teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşanan finansal krizler nedeniyle,
fiyat istikrarı hedefinin gerçekleştirilmesi doğrultusunda "finansal
istikrar” konusu merkez bankalarının politika gündemlerinde en üst sırada
yerini almaya başlamıştır. Birçok merkez bankası para politikasını
uygulamada araç bağımsızlığı kazanırken, diğer taraftan, bankaların
gözetim ve denetiminin merkez bankaları dışında diğer bağımsız kuruluşlara
devredilmesi eğilimi de ortaya çıkmıştır. Ancak bu durum, finansal
istikrarın sağlanması amacıyla merkez bankalarının finansal sistemi
değerlendirme çalışmalarına verdiği önemi azaltmamış, tam tersine, fiyat
istikrarı ve finansal istikrar hedeflerinin birbirlerinden ayrı
düşünülemeyeceği görüşü giderek yaygınlaşmıştır. Etkin işleyen güçlü bir
finansal sistem, para politikasının uygulanmasına yardımcı olduğu gibi,
dışsal şokların atlatılması için gerekli esnekliği de sağlamıştır.
Geçmiş tarihteki / günümüzdeki belirli bir miktar
Yeni Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki değeri nedir ve nasıl
hesaplanmaktadır? "Geçmiş tarihteki / günümüzdeki
belirli bir miktar Yeni Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki değeri
Bankamız İnternet sitesi "Hesaplama Araçları” bölümünde yer alan
"Enflasyon Hesaplayıcısı” kullanılarak hesaplanabilmektedir. Enflasyon
Hesaplayıcısı, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) hesapladığı tüketici
fiyat endeksine (TÜFE) göre oluşturulmuştur. Söz konusu hesaplayıcı,
verilen aralıktaki en yeni mal ve hizmet sepetlerini kullanarak, oranlama
ile hesaplama yapmaktadır.
Guvernörler Kulübü nedir? Ne zaman ve ne amaçla
kurulmuştur? Guvernörler Kulübü, Orta Asya,
Karadeniz ve Balkanlar’daki üye ülke merkez bankaları ile ikili ilişkileri
geliştirmek, bankacılık ve mali alanlarda teknik işbirliği olanaklarını
araştırmak, finans ve merkez bankacılığı konularında bilgi alış verişini,
eğitim koordinasyonunu ve işbirliğini gerçekleştirmek üzere kurulan bir
oluşumdur. İlk kez 1997 yılında Merkez Bankasının girişimleriyle gündeme
gelen Guvernörler Kulübü fikri, 01 Mayıs 1999 tarihinde Türkiye dahil 14
üye merkez bankası başkanlarının imzaladıkları protokol ile vücut bulmuş
ve resmi bir hüviyete bürünmüştür. Halihazırda Kulübün üyesi olan 18 ülke:
Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan,
Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Moldova, Romanya, Rusya Federasyonu,
Sırbistan, Karadağ, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan’dır.
Yukarıda bahsi geçen amaçları gerçekleştirmek üzere üye ülke merkez
bankaları yılda iki kez başkanlar düzeyinde toplanmakta ve bu
toplantılarda üye ülkelerde uygulanan para politikaları ve karşılaşılan
sorunlar tartışılmakta, istatistiki bilgi alış verişinde bulunulmaktadır.
Ayrıca, yılda bir kez uzmanlar düzeyinde bir toplantı
gerçekleştirilmektedir. Söz konusu uzmanlar toplantılarında, merkez
bankacılığı, para ve kur politikaları, bankacılık, enflasyon hedeflemesi
gibi konular tartışılmaktadır. 1998-2000 yılları arasında Kulüp
Başkanlığını ve ev sahipliğini yürüten Merkez Bankası, 2001-2002 yılları
için bu görevlerini Yunanistan’a devretmiştir. 2003-2004 yıllarında ise
Romanya, 2005-2006 yıllarında ise Rusya Federasyonu Dönem Başkanlığı ve ev
sahipliği görevini üstlenmiş ve bu bağlamda son olarak 2 Eylül 2006
tarihinde Irkutsk’ta Başkanlar düzeyinde bir toplantı
düzenlenmiştir. 2007-2008 yılları için Dönem Başkanlığı ve ev sahipliği
görevlerini Sırbistan devralmıştır. Sırbistan Merkez Bankasının ev
sahipliğindeki ilk toplantının ise 2007 Mayıs ayı içerisinde Belgrad’da
yapılması planlanmaktadır.
Karşılıksız çeklere ilişkin yasak süresi
nedir? Mahkemelerce verilen yasak
dışında, bankaların listesinde isim bulunması nedeniyle herhangi bir yasak
bulunmamaktadır.
Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz
Hesapları ile ilgili tüm bilgilere nereden ulaşılabilir ? Söz konusu bilgilere Merkez Bankası İnternet sitesinde yer
alan "İşçi Dövizi Hesapları” bölümünden ulaşılabilmektedir.
Libor ve Euribor faiz oranı nedir ve güncel oran
nasıl öğrenilebilir? Londra bankalar arası
piyasasında bankaların teminatsız borç verme karşılığında talep etmiş
oldukları faiz oranı olan Libor (London Interbank Offer Rate) her gün
British Bankers’ Association (BBA) tarafından belirlenmekte ve söz konusu
faiz oranları BBA’nın İnternet sitesinde bir hafta gecikmeli olarak
yayımlanmaktadır. Uluslararası piyasalarda borç alıp vermede ve türev
enstrümanların fiyatlandırılmasında referans faiz oranı olarak kullanılan
libor faiz oranları ile ilgili detaylı bilgiye ve geçmişe dönük verilere
BBA’nın İnternet sitesindeki (http://www.bba.org.uk ) "Historic BBA Libor Rates” alt
başlığından ulaşılabilmektedir. 1999 yılında Eurounun Avrupa Birliğinin
resmi para birimi olması sonucunda AB içerisindeki para piyasalarında
gösterge niteliğinde faiz oranı olarak kullanılmaya başlanan Euribor (Euro
Interbank Offered Rate) faiz oranları ile ilgili bilgilere ve geçmişe
dönük verilere (http://www.euribor.org.default.htm)
adresinden ulaşılabilmektedir.
Likidite Senetleri nedir? Likidite senetleri, piyasadaki likiditenin düzenlenmesi için
ve münhasıran açık piyasa işlemlerinin etkinliğini artırmak amacıyla
kullanılan bir para politikası aracıdır. Likidite senetleri, Merkez
Bankası tarafından kendi nam ve hesabına, 91 günü aşmayan vadelerde,
iskontolu olarak ihraç edilir. Senetler, kıymetli evrak niteliğini haiz
tek bir toplu senet şeklinde çıkarılır. 1211 saylı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 52. maddesinde (25.4.2001 tarih, 4651 sayılı
Kanun ile değiştirilen şekli), "...Banka, açık piyasa işlemleri
çerçevesinde kendi nam ve hesabına vadesi 91 günü aşmayan, ikincil
piyasada alınıp satılabilen likidite senetleri ihraç edebilir. Ancak,
likidite senetlerinin devamlı bir alternatif yatırım aracı olma niteliği
kazanmasının engellenmesi, ihraçların sadece açık piyasa işlemlerinin
etkinliğinin artırılması amacıyla sınırlı tutulması hususları göz önünde
bulundurulur...” denilmektedir. Söz konusu Kanun hükmü esas alınarak
hazırlanan ve 5 Ekim 2006 tarih, 26310 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
"Likidite Senetleri Hakkında Tebliğ”, konuya ilişkin ayrıntılı
düzenlemeleri içermektedir.
Madeni paralarla ilgili bilgilere nasıl
ulaşılabilir? Madeni paraların üretimi ve
satışı T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na bağlı Darphane ve Damga
Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden madeni
paralarla ilgili detaylı bilgilere adı geçen Genel Müdürlüğün İnternet
sitesinden (www.darphane.gov.tr) ulaşılabilir.
Madeni yabancı ülke paraları ile alım satım
işlemleri yapılabilir mi? Bilindiği üzere, Türk Parası
Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığının 91-32/5 Sayılı Tebliğine ilişkin Merkez Bankasının
I-M Sayılı Genelgesinde, dövize ilişkin işlemlerin Merkez Bankasınca alım
satım konusu yapılan dövizler üzerinden yapılacağı ve bunlar dışında
sayılan döviz ve efektiflerin alım ve satımına ilişkin işlemlerin
uluslararası piyasalardan alınacak verilere göre bankalar, özel finans
kurumları, yetkili müesseseler, PTT ve kıymetli maden aracı kuruluşlarınca
serbestçe tespit edilen kurlar üzerinden yapılacağı belirlenmiştir. Döviz
ve efektif tanımı ise Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı
Karar ile yapılmaktadır. Buna göre döviz, efektif dahil yabancı parayla
ödemeyi sağlayan her nev’i hesap, belge ve vasıtaları, efektif ise
banknot şeklindeki bütün yabancı ülke
paralarını ifade etmektedir. Söz konusu
tanımlardan da görüleceği üzere, madeni yabancı ülke paraları efektif
tanımında kapsam dışı bırakıldığından alım satıma konu
edilmemektedir.
Merkez Bankasının Kanunla belirlenen temel görev ve
yetkileri nelerdir? Bankanın temel
görevleri: a) Açık piyasa işlemleri yapmak, b) Hükümetle
birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri
almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye
yönelik kur rejimini belirlemek, Türk Lirasının yabancı paralar
karşısındaki değerinin belirlenmesi için döviz ve efektiflerin vadesiz ve
vadeli alım ve satımı ile dövizlerin Türk Lirası ile değişimi ve diğer
türev işlemlerini yapmak, c) Bankaların ve Bankaca uygun görülecek
diğer mali kurumların yükümlülüklerini esas alarak zorunlu karşılıklar ve
umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek, d)
Reeskont ve avans işlemleri yapmak, e) Ülke altın ve döviz rezervlerini
yönetmek, f) Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek, ödeme ve
menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak, kurulmuş ve
kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak
düzenlemeleri yapmak, ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere
kullanılacak yöntemleri ve araçları belirlemek, g) Finansal sistemde
istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici
tedbirleri almak, h) Mali piyasaları izlemek, ı) Bankalardaki
mevduatın vade ve türleri ile özel finans kurumlarındaki katılma
hesaplarının vadelerini belirlemektir.
Bankanın temel yetkileri: a) Türkiyede banknot
ihracı imtiyazı tek elden Bankaya aittir. b) Banka, Hükümetle birlikte
enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını
belirler. Banka, para politikasının uygulanmasında tek yetkili ve
sorumludur. c) Banka, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu Kanunda
belirtilen para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacağı diğer
para politikası araçlarını da doğrudan belirlemeye ve uygulamaya
yetkilidir. d) Banka, olağanüstü hallerde ve Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonunun kaynaklarının ihtiyacı karşılamaması durumunda, belirleyeceği usul
ve esaslara göre bu Fona avans vermeye yetkilidir. e) Banka, nihai
kredi mercii olarak bankalara kredi verme işlerini yürütür. f) Banka,
bankaların ödünç para verme işlemlerinde ve mevduat kabulünde
uygulayacakları faiz oranlarını, belirleyeceği usul ve esaslara göre
bankalardan istemeye yetkilidir. g) Banka, mali piyasaları izlemek
amacıyla bankalar ve diğer mali kurumlardan ve bunları düzenlemek ve
denetlemekle görevli kurum ve kuruluşlardan gerekli bilgileri istemeye ve
istatistiki bilgi toplamaya yetkilidir.
Bankanın başlıca müşavirlik görevleri; a) Banka,
Hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve haznedarıdır. Bankanın
Hükümetle ilişkisi Başbakan aracılığı ile sağlanır. b) Banka, finansal
sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda Hükümete görüş verir. c)
Banka, bankalar ve uygun göreceği diğer mali kurumlar hakkındaki görüş ve
tespitlerini Başbakanlık ile bu kurum ve kuruluşları düzenleme ve
denetleme yetkisine sahip kuruluşlara bildirebilir.
Merkez Bankasında kuruluşundan bugüne kadar görev
yapan başkanlar kimlerdir ve görev tarihleri nelerdir? Başkanlar (*)
|
Adı Soyadı |
Görev Tarihleri (**) |
|
Selahattin ÇAM |
1931-1938 |
|
A. Kemal Zaim SUNEL |
1938-1949 |
|
Mehmet Sadi BEKTER |
1949-1950 |
|
Osman Nuri GÖVER |
1951-1953 |
|
Mustafa Nail GİDEL |
1953-1960 |
|
Memduh AYTÜR |
1960 |
|
İbrahim Münir MOSTAR |
1960-1962 |
|
Ziyaettin KAYLA |
1963-1966 |
|
Mehmet Naim TALU |
1967-1971 |
|
Mehduh GÜPGÜPOĞLU |
1972-1975 |
|
Cafer Tayyar SADIKLAR |
1976-1978 |
|
İ.Hakkı AYDINOĞLU |
1978-1981 |
|
Osman ŞIKLAR |
1981-1984 |
|
Yavuz CANEVİ |
1984-1986 |
|
Dr. Rüşdü SARACOGLU |
1987-1993 |
|
Dr. N.Bülent GÜLTEKİN |
1993-1994 |
|
Şakir Yaman TÖRÜNER |
1994-1995 |
|
Süleyman Gazi ERÇEL |
1996-2001 |
|
N.Süreyya SERDENGEÇTİ |
2001-2006 |
|
Durmuş YILMAZ |
18 Nisan 2006 -
|
(*) 1970 yılına kadar
Banka Başkanları'nın ünvanları, sırasıyla Umum Müdür veya Genel Müdür
olarak anılmıştır. (**) Tarih boşlukları, vekaletle yönetilen dönemlerdir.
Merkez Bankasının temel politika aracı nedir? Merkez Bankasının temel politika aracı Bankalararası Para
Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarında
uygulanmakta olan kısa vadeli faiz oranlarıdır.
Merkez Bankası politika faizlerini
nasıl ve neye göre belirlemekte, nasıl ilan etmektedir? Para politikası kararları, Para Politikası Kurulunun önceden
ilan edilmiş bir takvim çerçevesinde yaptığı aylık toplantılarla oylama
yoluyla alınmaktadır. Para Politikası Kurulu, faiz kararlarını alırken,
kararların gecikmeli olarak etkisini göstereceğini göz önüne alarak ve
dolayısıyla orta vadeli bir bakış açısıyla, gelecek dönem enflasyonundaki
olası gelişmeleri değerlendirmektedir. Buna paralel olarak, dışsal
şokların enflasyon üzerindeki geçici etkilerine anında tepki verilmemesi
ve orta vadeli hedeflere vurgu yapılarak politika tepkisinin zamana
yayılması prensibi benimsenmiştir. Bu çerçevede, Para Politikası Kurulu
faiz kararı alırken, toplam arz-talep dengesi, maliye politikasına ilişkin
göstergeler, parasal göstergeler ve kredi büyüklükleri,
ücret-istihdam-birim maliyet-verimlilik gelişmeleri, kamu ve özel sektör
fiyatlama davranışları, enflasyon bekleyişleri, döviz kurları ve onları
etkileyebilecek gelişmeler, olası dışsal şokların analizi ve Banka içinde
üretilen projeksiyonları içeren geniş bir bilgi setini incelemektedir.
Para Politikası Kurulu toplantılarında faiz oranlarına ilişkin alınan
kararlar gerekçesi ile birlikte, toplantı ile aynı günde açıklanmakta,
toplantıdaki tartışmaların özeti de 8 iş günü içinde
yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası politika faizleri
ekonomiyi nasıl ve hangi kanallardan etkilemektedir? Merkez Bankası faiz oranında yapılan değişiklik enflasyon
üzerindeki etkisini dört kanaldan göstermektedir: 1. Merkez
Bankasının faiz oranlarında yaptığı bir değişiklik, diğer banka ve finans
kurumlarının uyguladıkları faizler üzerinde etkili olur.
2. Piyasa faiz oranları aynı zamanda bankalardan alınan kredi
miktarının ve hisse senedi, döviz gibi varlıkların fiyatlarının
değişmesine yol açar. 3. Faiz oranlarına ilişkin kararlar yurt
içi faiz oranları seviyesi ve uluslararası faiz oranları arasındaki göreli
ilişkiyi ve ülkeye gelen yabancı sermayeyi etkiler. 4. Faiz
oranlarına ilişkin kararlar aynı zamanda beklentileri, beklentiler de
ileriye dönük kararları etkiler. Ancak, ekonominin faiz oranlarında
yapılan değişikliğe uyum sağlaması zaman alır. Kanallardan bazıları
etkisini diğerlerinden daha çabuk gösterebilir. Bu etki, politika
değişikliklerinin sözleşmelere ne kadar zamanda yansıyacağı, bireylerin
tüketim alışkanlıklarını ne kadar zamanda değiştirecekleri gibi unsurlara
bağlıdır. Ayrıca, geçmişteki enflasyon oranına bakarak karar alma
alışkanlıklardan kolay vazgeçemeyen bir ekonomide politika
değişikliklerinin etkileri daha zayıf olmaktadır.
Merkez Bankasının enflasyon ve faiz
öngörüleri nasıl öğrenilebilir? Para politikasının temel iletişim aracı olan Enflasyon
Raporunda, mevcut veri seti kullanılarak oluşturulan enflasyon tahminleri
yer almaktadır. Ayrıca Rapor’da, enflasyonu etkileyen unsurların genel
değerlendirmesi eşliğinde gelecekte uygulanabilecek faiz politikasına
ilişkin rakam içermeyen ancak sözel olarak tanımlanan sinyaller de
verilmektedir.
Merkez Bankası politika faizlerine
yönelik olarak aldığı kararları ne zaman ve nasıl duyurmaktadır? Para Politikası Kurulu toplantılarında faiz oranlarına
ilişkin olarak alınan kararlar, toplantı ile aynı günde, karar ile
birlikte kararın gerekçesini özetleyen kısa bir metin aracılığıyla
kamuoyuna duyurulmaktadır.
Merkez Bankasının hukuki niteliği
nedir? Merkez Bankası, "1211 sayılı Kanunla anonim şirket olarak
kurulmuş ve örgütlenmiş”, "merkezi idare veya hizmet yerinden yönetim
kuruluşu ve hatta bağımsız idari otorite olarak nitelendirilmemiş”,
"bağlı-ilgili ve ilişkili kuruluş tanımlarının dışında bırakılmış”, "idari
hiyerarşi ve vesayetin haricinde tutulmuş”, "Bütçe Kanunlarının kapsamına
dahil edilmemiş” ve böylelikle bağımsızlık olarak ifade edilen bütünüyle
kendine özgü bir hukuki statüye sahip kılınmıştır.
Merkez Bankası hissedarları
kimlerdir? Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası hisseleri (A), (B), (C) ve (D) sınıflarına ayrılmıştır. (A)
sınıfı hisse senetleri münhasıran Hazineye ait olup, sermayenin yüzde
51'inden aşağı olamaz. (B) sınıfı hisse senetleri Türkiye’de faaliyette
bulunan milli bankalara tahsis edilmiştir. Hisse senetlerinin en çok 15
000 adeti, (C) sınıfı hisse senedi olarak, milli bankalar dışında kalan
diğer bankalarla imtiyazlı şirketlere tahsis edilmiştir. (D) sınıfı
hisse senetleri Türk ticaret müesseselerine ve Türk vatandaşlığını haiz
tüzel ve gerçek kişilere tahsis edilmiştir.
Merkez Bankasının sermayesi neden
25.000 YTL gibi düşük sayılabilecek bir miktardır? Merkez Bankası anonim şirket olarak kurulmuş ve örgütlenmiş
olmakla birlikte, kar etmek gibi bir amacı bulunmamaktadır. Bu durumun
sonucu olarak, Merkez Bankasının sermayesi de diğer anonim
şirketlerinkinden farklı biçimde sadece sembolik bir nitelik ve anlam
taşımaktadır. Sermaye büyüklüğü, hisse miktarları ve kar payı ödemeleri
sadece simgesel değerlerle sınırlı kalmaktadır. Benzer şekilde diğer ülke
merkez bankalarının sermayeleri de simgesel özellik
taşımaktadır.
Merkez Bankasında sermaye artırımına
nasıl gidilir? 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanunu ve Esas Mukavelesi uyarınca, Merkez Bankası
sermayesi ancak Genel Kurulda sağlanacak 2/3 çoğunluk ve Bakanlar
Kurulunun tasvibiyle artırılabilir. Sermaye artırımı Ticaret Siciline
tescil ettirilmekte ve Ticaret Sicili Gazetesinde de
yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası bağımsızlığı nedir?
Niçin önemlidir? Merkez Bankası bağımsızlığı ile
genellikle, merkez bankasının para politikası ile ilgili kararların
alınmasında ve uygulamasında doğrudan politik baskılardan uzak hareket
edebilme yeteneği ima edilmektedir. Diğer bir değişle, merkez bankası
bağımsızlığı, temel olarak hükümet ile banka ilişkisinin düzeyini ve
şeklini ima eden bir kavram olarak ele alınmaktadır. Genel olarak, merkez
bankası bağımsızlığı "amaç bağımsızlığı” ve "araç bağımsızlığı” şeklinde
sınıflandırılmaktadır. Amaç bağımsızlığı merkez bankasının para
politikasının nihai (birincil) amacını, hükümetin etkisi olmadan, tek
başına belirleyebilmesi anlamına gelmektedir. Öte yandan, nihai amaç
ile ilgili rakamsal hedefi ya da diğer detayları belirleyebilme yetkisini
ifade eden ve amaç bağımsızlığının bir alt sınıfı olarak düşünülebilecek
"hedef bağımsızlığı” kavramı ile de sıkça karşılaşılmaktadır. Araç
bağımsızlığı ise, merkez bankasının para politikasının nihai amacına
ulaşmak için uygulayacağı politikayı ve kullanacağı araçları, hükümetin ya
da başka herhangi bir kurumun müdahale ya da onayı olmaksızın, özgürce
seçebilmesini ifade etmektedir. Merkez bankası bağımsızlığının neden
gerekli olduğunun tam olarak anlaşılabilmesi için fiyat istikrarının bir
toplum için taşıdığı önemin farkında olunması gerekmektedir. Yüksek ve
kronik enflasyonun ekonomileri tahrip ettiği ve sadece ekonomik değerlere
değil toplumsal değerlere de zarar verdiği, gerek ülkemiz gerekse dünya
örnekleri çerçevesinde tarihin önümüze koyduğu bir gerçektir. Tarihsel
olarak yaşanan bu süreç sonrasında fiyat istikrarının; makroekonomik
istikrarın, sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışının olmazsa olmaz bir
ön koşulu olduğu artık tüm dünyada kabul görmektedir. Fiyat istikrarı,
ekonomilerde kendiliğinden gelişen bir sürecin sonunda oluşamamaktadır.
Çeşitli dışsal şoklar bir kenara |