| Sıkça Sorulan Sorular |
|
Terimler
Sözlüğü |
| |
Para Politikası ve Enflasyon Hedeflemesi
Açık Mektup Nedir?
Açık mektup, Merkez Bankası’nın şeffaflık ve hesap
verebilirlik ilkeleri gereğince, enflasyon hedeflerinden sapılması ya da
sapılması olasılığının ortaya çıkması halinde, söz konusu sapmanın
nedenlerinin ve alınması gereken önlemlerin Hükümet’e yazılı olarak
bildirildiği ve kamuoyuna da açıklandığı yazılı bir metindir.Enflasyon
hedefleri, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)’nin yıllık yüzde değişimi ile
hesaplanan yıl sonu enflasyon oranları üzerine konulan "nokta hedefler”
olarak belirlenmektedir. Ayrıca, Merkez Bankası Kanunu’nun 42. maddesinde,
"Banka, belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da
ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması
gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar.”
hükmü yer almaktadır. Ancak burada, hedeften hangi oranda sapılması
durumunda hesap verme mekanizmasının devreye gireceği tanımlanmamıştır.
Merkez Bankası, bu mekanizmayı netleştirmek ve uygulanabilirliğini
sağlamak için, nokta hedef etrafında simetrik bir belirsizlik aralığı
oluşturmaktadır. Böylece, hedeften sapma belirsizlik aralığını aştığında,
sapmanın nedenlerinin ve hedefe tekrar yakınsanması için alınması gereken
önlemlerin Hükümet’e bir "açık mektup” ile bildirilmesi
öngörülmüştür.
Bankaların Merkez Bankasında bulundurmak zorunda oldukları
zorunlu karşılıkların oranı neye göre belirlenmektedir?
Zorunlu karşılıklar bir para politikası aracıdır. 1211
sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 40. maddesi
çerçevesinde, Merkez Bankası nezdinde açılan hesaplarda nakden tesis
edilen zorunlu karşılıkların oranı, zorunlu karşılığa tabi yükümlülüklerin
kapsamı, vb. gibi uygulamaya yönelik her türlü usul ve esaslar Bankamız
tebliğleri ile belirlenmektedir. Yürürlükteki tebliğlere göre,
bankaların yurt içi toplam pasiflerinden, indirilecek kalemler
çıkarıldıktan sonra bulunacak tutarlar ile yurt dışındaki şubeleri adına
Türkiye'den kabul ettikleri mevduat, katılım fonu ve bankalarca temin
edilip yurt dışı şubeleri nezdinde izlenen kredi tutarları bankaların
zorunlu karşılığa tabi Türk parası ve yabancı para yükümlülüklerini
oluşturmaktadır. Bankaların Türk parası ve yabancı para mevduat ile
diğer yükümlülüklerine uygulanan zorunlu karşılık oranlarının
belirlenmesinde esas olarak, uygulanan para politikası doğrultusunda
gerçekleştirilmesi hedeflenen parasal büyüklükler ve piyasanın likidite
durumu belirleyici olmakta, bunun yanında Merkez Bankasının rezerv durumu
ve tasarruf sahiplerinin Türk Lirası ve yabancı para mevduat tercihleri
gibi hususlar da göz önünde bulundurulmaktadır. Zorunlu karşılık
oranlarına İnternet sitemizde "Veriler - Bankacılık Verileri" konuyla
ilgili düzenlemelere ise "Mevzuat - Bankacılık" bölümünden
ulaşılabilmektedir.
Beklenti yönetimi ne demektir? Merkez Bankası politika faiz
kararlarında bekleyişlerin rolü nedir, nasıl ölçülür?
Para politikası çerçevesinde beklenti yönetimi, Merkez
Bankası'nın, ekonomik birimlerin orta ve uzun vadeli enflasyon
beklentilerinin enflasyon hedefleri ve Merkez Bankası'nın enflasyon
tahminleri doğrultusunda şekillenmesini temin etmeye yönelik olarak
uyguladığı stratejiler bütünüdür. Enflasyon hedeflemesi rejiminde Merkez
Bankası'nın kısa vadeli faizleri kullanarak piyasa faizlerini ve varlık
fiyatlarını etkileme gücüne sahip olması kritik önem taşımaktadır. Uzun
dönemli faiz oranları Merkez Bankası'nın ilan etmiş olduğu kısa vadeli
faiz oranlarına ilişkin beklentileri yansıtmaktadır. Ekonomik birimlerin
beklentileri ayrıca, fiyatlama davranışlarını ve dolayısıyla enflasyon
oranlarını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenlerle, para politikası
aktarım mekanizması açısından iktisadi birimlerin beklentilerinin etkin
bir şekilde yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir diğer ifadeyle,
enflasyon hedeflemesi rejiminin başarısı, bir anlamda, Merkez Bankası'nın
kamuoyu nezdinde güvenilirlik kazanarak, iktisadi birimlerin kararlarını
para politikasının hedefleri doğrultusunda şekillendirmelerini
sağlayabilme yetisine dayanmaktadır. Enflasyon beklentileri, Merkez
Bankası'nın para politikası kararlarını alırken yararlandığı geniş veri
seti içinde yer alan ve dolayısıyla, Para Politikası Kurulu'nun faiz
kararlarını etkileyen unsurlardan birisidir. Ancak, enflasyon
beklentilerinin tek başına para politikası kararlarının belirleyicisi
olmadığı, kararların alınmasında kullanılan veri setinde zaman zaman ön
plana çıkabilen göstergelerden birisi olduğu unutulmamalıdır. Enflasyon
beklentileri, Merkez Bankası tarafından her ayın birinci ve üçüncü
haftalarında olmak üzere ayda iki kez düzenlenen ve mali ile reel
sektördeki karar alıcıların, profesyonellerin ve akademisyenlerin tüketici
enflasyonu, faiz oranları, döviz kuru, cari işlemler dengesi ve GSMH
büyüme hızına ilişkin beklentilerini saptamayı amaçlayan Beklenti Anketi
ile ölçülmektedir.
Enflasyon nedir?
Enflasyon terimi bir ekonomideki mal ve hizmetlerin
fiyatlarında gözlenen sürekli ve genel kapsamlı artışı ifade etmektedir.
Bunun sonucu olarak 1 lira ile alınabilecek mal miktarı azalır ve
dolayısıyla Türk lirasının değeri öncekine kıyasla düşmüş olur. Enflasyon
tanımındaki en önemli unsurlardan biri yalnızca tek tek ürünlerin
fiyatlarının artması değil, mal ve hizmetlerin genelinde fiyat artışının
olmasıdır. Burada bahsedilen genel kapsamlı artışı ölçebilmek amacıyla
hanehalklarının yıl boyunca tükettiği mal ve hizmetlerden seçilen alt
kalemler birleştirilerek harcama sepetleri oluşturulur. Her hanehalkının
değişik tercihleri ve harcama kalıpları olduğundan tüm hanehalklarının
ortalama harcama alışkanlıkları tespit edilerek harcama sepetine girecek
mallara ağırlıklar verilir. Yıllık enflasyon oranı, bu yöntemle
oluşturulan sepete (örneğin Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE)) bir ay
içinde yapılan harcamanın önceki yılın aynı ayında yine o sepete yapılan
harcamadan yüzde olarak ne kadar yüksek olduğunu ölçer. Enflasyonun
altında yatan temel neden çoğunlukla aynı miktardaki mal ve hizmetleri
satın almak için daha fazla paranın mevcut olması ya da ekonomi genelinde
talebin arzı aşmasıdır. Bir başka ifadeyle, iktisadi faaliyeti
sürdürebilmek için gerekli kaynakların kıt olması durumunda aynı mal ve
hizmetler için daha yüksek fiyatlar talep edilebilir. Diğer taraftan,
üretimde kullanılan girdilerin fiyatlarının herhangi bir sebepten dolayı
artması da üretilen mal ve hizmetlerin fiyatlarında maliyet yönlü bir
enflasyon yaratabilir. Ayrıca, ithal ürünlerin fiyatlarının artması da
yurt içindeki genel fiyat düzeyinin yükselmesine neden
olabilir. Enflasyon konusunda daha detaylı bilgiye Bankamız yayını Enflasyon
Kitapçığı'ndan
(http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/yayin/kitaplar/enflasyon.pdf)
ulaşılabilmektedir.
Enflasyon hedeflemesi rejimi nedir?
Enflasyon hedeflemesi rejimi, fiyat istikrarına ulaşmak
amacıyla uygulanan para politikası stratejilerinden bir tanesidir. Parasal
büyüklükler ya da döviz kurunun hedeflendiği rejimlerin aksine, enflasyon
hedeflemesi rejimi herhangi bir ara hedef kullanmaksızın, doğrudan
enflasyonun kendisini hedeflemektedir. Bu rejimde merkez bankaları
rakamsal bir hedef ilan ederek bu hedefe ulaşma konusunda güçlü bir
taahhüt oluşturmakta ve hedefe ulaşılamaması durumunda kamuoyuna hesap
vermekle yükümlü olmaktadır. Akademik yazında bir çok farklı tanım bulunsa
da, uygulamalara bakıldığında enflasyon hedeflemesi rejimini diğer
rejimlerden ayıran beş ana unsurun bulunduğu görülmektedir:
- Bir ya da daha fazla dönem için rakamsal enflasyon hedeflerinin ilan
edilmesi,
- Fiyat istikrarına ve bu doğrultuda ilan edilen hedeflere ulaşılma
konusunda açık bir taahhüt içermesi,
- Enflasyon tahminlerine önemli bir rol atfeden ve aynı zamanda da
"enflasyon tahmini hedeflemesi" olarak adlandırılan bir para politikası
stratejisinin izlenmesi,
- Para politikası araçlarına ilişkin kararlar alınırken, yalnızca
parasal büyüklükler ya da döviz kuru gibi değişkenlerin değil, gelecek
dönem enflasyonunu etkileyebilecek her türlü bilginin dikkate alınması,
- Para politikası uygulamaları çerçevesinde kamuoyu ve piyasalarla
iletişimde şeffaflığın esas alınması ve merkez bankasının hedeflerine
ulaşması bağlamında da hesap verebilirliğin sağlanması. Enflasyon
Hedeflemesi Rejimi hakkında daha detaylı bilgiye Bankamız yayınları "Enflasyon
Hedeflemesi Rejimi
(http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/yayin/kitaplar/EnflasyonHedeflemesiRejimi.pdf)"
başlıklı kitapçıktan ve "Enflasyon
Hedeflemesi (http://www.tcmb.gov.tr/yeni/iletisimgm/kara_orak.pdf)"
başlıklı çalışmadan ulaşılabilmektedir.
Enflasyon hedefleri kim tarafından belirlenmektedir?
Enflasyon hedefleri Merkez Bankası ve Hükümet tarafından
birlikte belirlenmektedir. Ancak, söz konusu hedeflere ulaşılmasında
uygulanacak para politikasını ve kullanılacak para politikası araçlarını
belirleme yetkisi yalnızca Merkez Bankası'nın sorumluluğundadır. Bir diğer
deyişle, Merkez Bankası para politikası uygulamalarında araç
bağımsızlığına sahiptir.
Enflasyon hedefleri kaç yıllık bir dönem için ilan edilmektedir?
Enflasyon hedefleri üç yıllık bir dönemi kapsayacak
şekilde ilan edilmektedir. Üç yıllık bütçe uygulamasıyla uyumlu şekilde,
üç yılık bir hedef ufkunun belirlenmesi ile enflasyon hedeflerinin içsel
tutarlılığının ve diğer makroekonomik projeksiyonlarla uyumunun
artırılması amaçlanmaktadır.
Enflasyon hedefleri ne zaman ve nasıl ilan
edilmektedir?
Enflasyon hedefleri, her yılın sonunda yayımlanan ve bir
sonraki yılın para ve kur politikaları çerçevesini belirleyen temel
politika metinleri aracılığıyla ve üç yıllık bir dönemi kapsayacak şekilde
ilan edilmektedir. Bu çerçevede, her yılın sonunda, takip eden iki yıla
ilişkin olarak önceki yıllarda açıklanmış olan enflasyon hedeflerine ek
olarak üç yıl sonrasına ilişkin enflasyon hedefi açıklanmakta ve böylece
üç yıllık hedef ufku korunmaktadır. Son olarak, 2012 yılı sonunda
yayımlanan "2013 Yılında Para ve Kur Politikası" adlı duyuru ile 2015 yıl
sonu hedefi yüzde 5 olarak açıklanmıştır. Bu çerçevede, 2013, 2014 ve 2015
yıllarına ilişkin enflasyon hedefi yüzde 5 olarak belirlenmiştir.
Enflasyon hedefleri değişebilir mi?
Enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde, önceden ilan
edilen bir enflasyon hedefinin, yalnızca para politikasının denetimi
dışındaki unsurlara bağlı olarak hedeflerden çok büyük ve uzun süreli
sapmalar görüleceğinin anlaşılması ve orta vadeli hedeflerin anlamsız
kalması durumunda değiştirilmesi gündeme gelebilmektedir. Böyle bir
durumun gerçekleşmesi ve yeni hedeflerin belirlenmesi ise ancak Merkez
Bankası ile Hükümet tarafından birlikte kararlaştırılabilmektedir. Öte
yandan, geçici şoklar enflasyon hedeflerinin değil enflasyon tahminlerinin
değiştirilmesine yol açmakta ve böyle bir durumda ekonomik birimler için
referans değer olarak kısa vadede enflasyon tahminleri, orta vadede ise
enflasyon hedefi ön plana çıkmaktadır. Merkez Bankası, sık sık hedef
değiştirmenin enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını olumsuz
etkileme potansiyeli taşıdığını ve ilerisi için verilen taahhütlerin
güvenilirliğini azaltabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle, enflasyonun
makul sürelerde hedefe yakınsayacağı öngörüldüğü sürece hedeflerin
değiştirilmemesi esas alınmaktadır.
Enflasyon hedefleri etrafındaki belirsizlik aralığı ne anlama
gelmektedir?
Belirsizlik aralığı, enflasyonun belirlenen nokta
hedeflerden ne büyüklükte bir sapma göstermesi durumunda, Merkez
Bankasının hesap verebilirlik mekanizmasını devreye sokması gerektiğini
gösteren ve nokta hedef etrafında her iki yönde simetrik olarak tanımlanan
bir aralıktır. Enflasyon hedefleri, TÜFE'nin yıllık yüzde değişimi ile
hesaplanan yıl sonu enflasyon oranları üzerine konulan "nokta hedefler"
ile belirlenmektedir. Ancak, para politikasının kontrolü dışındaki
unsurlardan kaynaklanan oynaklıklar ile ekonomideki veri ve model
belirsizliği göz önünde bulundurulduğunda, nokta hedefin tam olarak
tutturulması olasılığı hemen hemen sıfırdır. Bu nedenle, Merkez
Bankasının, enflasyonun belirlenen nokta hedeflerden en ufak bir sapma
dahi göstermeyeceği taahhüdünü vermesi mümkün değildir. Ancak bu durum
hesap vermeme anlamına gelmemelidir. Merkez Bankası Kanunu gereğince,
enflasyon gerçekleşmelerinin hedeften aşırı sapma göstermesi halinde,
Bankanın hedeften sapmanın nedenlerini ve hedefe tekrar yakınsanması için
alınması gereken tedbirleri yazılı olarak Hükümet'e bildirmesi ve bunu
kamuoyu ile de paylaşması gerekmektedir. Bu noktada hedeften aşırı
sapmanın nasıl tanımlanacağı önem arz etmektedir. Bu nedenle Merkez
Bankası, nokta hedef etrafında her iki yönde simetrik olarak tanımlanan
bir belirsizlik aralığı oluşturmaktadır. Ancak, bu aralığın hiç bir
şekilde enflasyon hedefi aralığı olarak algılanmaması gerektiği
unutulmamalıdır. Merkez Bankası, belirlenen nokta hedefe mümkün olduğunca
yakın olmayı amaçlamakta olup, hedeften yukarı ve aşağı yönlü sapmaları
eşit ölçülerde değerlendirmektedir. Açıklanan belirsizlik aralığı hedeften
her iki yönde "aşırı sapma" eşikleri için sadece bir gösterge niteliği
taşımaktadır ve Merkez Bankası iletişim politikasını kolaylaştıran bir
unsur olarak kullanılmaktadır.
Enflasyon hedefleri tutmazsa Merkez Bankası ne yapmaktadır?
Merkez Bankası'nın hesap verebilirlik mekanizması nasıl işler?
Merkez Bankası Kanunu'nun 42. maddesinde, "Banka,
belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama
olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması gereken
önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar." hükmü yer
almaktadır. Merkez Bankası, hesap verme mekanizmasını netleştirmek ve bu
mekanizmanın uygulanabilirliğini sağlamak için, yıl sonları için geçerli
olan nokta hedef etrafında simetrik bir belirsizlik aralığı
oluşturmaktadır. Bu çerçevede, enflasyon belirsizlik aralığının dışına
çıktığında hesap verme yükümlülüğü devreye girmektedir. Enflasyon
hedefleri yıl sonları için tanımlandığından, Merkez Bankası, hesap verme
sorumluluğu gereğince, yıl sonunda enflasyonun hedeften belirgin olarak
sapması durumunda Hükümet'e ayrıntılı bir açık mektup yazmaktadır. Ayrıca,
hesap verme sorumluluğunun pekiştirilmesi açısından, enflasyonun yıl
içinde de üç aylık dönemlerin sonu itibarıyla yıl sonu hedefin etrafında
oluşturulan belirsizlik aralığını aşması durumunda, sapmaya yol açan
nedenler ile hedefe ulaşılması için alınan ve alınması gereken önlemler
Enflasyon Raporu aracılığıyla kamuoyuna açıklanmaktadır. Buna
ilaveten, Başkan tarafından Merkez Bankası'nın faaliyetleri ve para
politikası uygulamaları hakkında Bakanlar Kurulu'na ve TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonu'na yılda iki defa yapılan sunumlar da hesap verebilirlik
mekanizmasi içinde yer almaktadır.
Fiyat istikrarı nedir? Merkez Bankasının temel amacı neden fiyat
istikrarını sağlamak ve sürdürmek olarak belirlenmiştir?
Fiyat istikrarı, genel bir tanım çerçevesinde, insanların
yatırım, tüketim ve tasarrufa yönelik kararlarında dikkate almaya gerek
duymadıkları ölçüde düşük bir enflasyon oranını ifade eder. Fiyat
istikrarı, ekonomik ve sosyal istikrar sağlanabilmesinin olmazsa olmaz bir
koşuludur. Günümüzde yıllık bazda yüzde 1 ile yüzde 3 enflasyona sahip
olan ülkeler, göreceli olarak fiyat istikrarına sahip ülkeler olarak kabul
görmektedir. Fiyat istikrarı sadece düşük enflasyon oranına ulaşmayı
değil, o oranın sürdürülmesini de kapsamaktadır. Ancak düşük enflasyon
oranının belirli bir süre sürdürüldüğü ortamlar, fiyat istikrarının
sağlandığı ortamlar olarak kabul edilirler. Diğer bir deyişle, enflasyonun
yüzde 1 ile yüzde 3 arasındaki düşük seviyelere ulaşıp sonra tekrar
yüksek, örneğin yüzde 10'un üzerindeki seviyelere çıkması fiyat
istikrarının sağlandığı anlamına gelmemektedir. Fiyat istikrarı, ekonomik
ve sosyal istikrar sağlanabilmesinin olmazsa olmaz bir koşuludur. Fiyat
istikrarı sağlanamamasının bir ülkenin ekonomisine, siyasi ve sosyal
yapısına verdiği zararın boyutları, ülkemizin geçmiş yıllarda içinde
bulunduğu durum ve diğer ülkelerin tecrübelerinde net bir şekilde
görülmektedir. Fiyat istikrarına neden bu derece önem verildiğinin
anlaşılması için, fiyat istikrarının sağlanamaması durumunda karşılaşılan
sorunların ortaya konması faydalı olacaktır; a. Fiyat istikrarı
sağlanamadığı ortamlarda, firma ve tüketiciler ya da kısaca ekonomide
karar alan tüm birimler, yatırım ve tüketim kararlarını alırken göreli
fiyat değişmelerini kolaylıkla ayırt edememekte ve sağlıklı karar
verebilmek için gerekli ve yeterli bilgiye sahip olamamaktadırlar. b.
Enflasyon, piyasadaki oyuncuların geleceği öngörememeleri ve gerekli
bilgiye sahip olamamaları nedeniyle finansal piyasaların verimli finansal
aracılık yapma yeteneklerini azaltmaktadır. c. Yüksek ve sürekli
enflasyon yaşanan ortamlarda yatırımcılar, özellikle uzun vadeli
yatırımlarının getiri oranlarında ek olarak enflasyon ortamının yarattığı
belirsizlik nedeniyle risk primi talep etmektedirler ve bunun bir sonucu
olarak, yüksek risk primi içeren reel faiz oranları yüksek
seyretmektedir. d. Fiyat istikrarının sağlanamadığı bir ortam,
uygulanan politikalara güvensizlik yaratmakta ve hükümetlerin kapsamlı ve
uzun soluklu ekonomik programlar uygulayamamasına yol açmaktadır. e.
Enflasyon, uluslararası piyasalarda ekonominin rekabet gücünü azaltmakta
ve sermaye piyasalarına erişimini kısıtlamaktadır. f. Yüksek
enflasyon, işgücü piyasalarının etkin çalışmasını engellediği gibi gelir
dağılımını da bozmaktadır. g. Yüksek enflasyon, bireylerin karar alma
süreçlerinde geleceğe bakmaktan çok geçmişe endeksleme alışkanlıklarının
ortaya çıkmasına yol açmakta ve enflasyonun atalet kazanmasına neden
olmaktadır. Tüm bu unsurlar göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizde de
fiyat istikrarına ulaşmanın neden bu denli önem arz ettiği ortaya
çıkmaktadır. Bu bağlamda, Merkez Bankasının tek ve nihai hedefi fiyat
istikrarı olarak belirlenmiştir.
Fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasında nasıl bir ilişki
vardır?
Finans piyasalarında son dönemlerde ortaya çıkan
gelişmeler ve bu gelişmelerin 90'lı yıllarda giderek ivme kazanması,
merkez bankalarının temel fonksiyonlarını etkilemiş, finansal piyasaların
derinleşmesi, küreselleşmedeki öncülüğü ve gelişen iletişim teknolojisine
bağlı olarak piyasa sistemlerine ağırlık veren uygulamaların artmasıyla
bağımsız merkez bankalarına duyulan gereksinim de artmış, şeffaf, açık ve
hesap verebilir merkez bankalarının fiyat istikrarını sağlamakta başarılı
olacakları gerçeği ön plana çıkmıştır. Bunun yanı sıra küreselleşme,
finansal liberalizasyon ve teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşanan
finansal krizler nedeniyle, fiyat istikrarı hedefinin gerçekleştirilmesi
doğrultusunda "finansal istikrar" konusu merkez bankalarının politika
gündemlerinde en üst sırada yerini almaya başlamıştır. Birçok merkez
bankası para politikasını uygulamada araç bağımsızlığı kazanırken, diğer
taraftan, bankaların gözetim ve denetiminin merkez bankaları dışında diğer
bağımsız kuruluşlara devredilmesi eğilimi de ortaya çıkmıştır. Ancak bu
durum, finansal istikrarın sağlanması amacıyla merkez bankalarının
finansal sistemi değerlendirme çalışmalarına verdiği önemi azaltmamış, tam
tersine, fiyat istikrarı ve finansal istikrar hedeflerinin birbirlerinden
ayrı düşünülemeyeceği görüşü giderek yaygınlaşmıştır. Etkin işleyen güçlü
bir finansal sistem, para politikasının uygulanmasına yardımcı olduğu
gibi, dışsal şokların atlatılması için gerekli esnekliği de
sağlamıştır.
Likidite Senetleri nedir?
Likidite senetleri, piyasadaki likiditenin düzenlenmesi
için ve münhasıran açık piyasa işlemlerinin etkinliğini artırmak amacıyla
kullanılan bir para politikası aracıdır. Likidite senetleri, Merkez
Bankası tarafından kendi nam ve hesabına, 91 günü aşmayan vadelerde,
iskontolu olarak ihraç edilir. Senetler, kıymetli evrak niteliğini haiz
tek bir toplu senet şeklinde çıkarılır. 1211 saylı Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununun 52. maddesinde (25.4.2001 tarih, 4651 sayılı
Kanun ile değiştirilen şekli), "...Banka, açık piyasa işlemleri
çerçevesinde kendi nam ve hesabına vadesi 91 günü aşmayan, ikincil
piyasada alınıp satılabilen likidite senetleri ihraç edebilir. Ancak,
likidite senetlerinin devamlı bir alternatif yatırım aracı olma niteliği
kazanmasının engellenmesi, ihraçların sadece açık piyasa işlemlerinin
etkinliğinin artırılması amacıyla sınırlı tutulması hususları göz önünde
bulundurulur..." denilmektedir. Söz konusu Kanun hükmü esas alınarak
hazırlanan ve 5 Ekim 2006 tarih, 26310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
"Likidite Senetleri Hakkında Tebliğ", konuya ilişkin ayrıntılı
düzenlemeleri içermektedir.
Merkez Bankasının temel politika aracı nedir?
Merkez
Bankasının fiyat istikrarını sağlamak ve makro finansal riskleri kontrol
altında tutmak amaçlarına yönelik olarak uyguladığı para politikası birden
fazla aracın bir arada kullanılmasını gerektirmektedir. Merkez Bankası
araç çeşitliliğini sağlamak amacıyla, bir hafta vadeli repo ihale faiz
oranı, gecelik borç alma ve borç verme faiz oranları arasında oluşan faiz
koridoru ve zorunlu karşılıkların bir arada kullanıldığı bir politika
bileşimini politika aracı olarak kullanmaktadır.
Merkez Bankası politika faizlerini nasıl ve neye göre
belirlemektedir?
Para politikası kararları, Para Politikası Kurulunun
önceden ilan edilmiş bir takvim çerçevesinde yaptığı aylık toplantılarla
oylama yoluyla alınmaktadır. Faiz kararları alınırken, orta vadeli bir
bakış açısıyla, gelecek dönem enflasyon görünümüne odaklanılmaktadır. Buna
paralel olarak, dışsal şokların enflasyon üzerindeki geçici etkilerine
anında tepki verilmemesi ve orta vadeli hedeflere vurgu yapılarak politika
tepkisinin zamana yayılması prensibi benimsenmektedir. Bu çerçevede, Para
Politikası Kurulu faiz kararı alırken, toplam arz-talep dengesi, maliye
politikasına ilişkin göstergeler, parasal göstergeler ve kredi
büyüklükleri, ücret-istihdam-birim maliyet-verimlilik gelişmeleri, kamu ve
özel sektör fiyatlama davranışları, enflasyon beklentileri, döviz kurları
ve bunları etkileyebilecek gelişmeler, olası dışsal şokların analizi ve
Banka bünyesindeki ekonomik tahmin sisteminden elde edilen projeksiyonları
içeren geniş bir bilgi kümesinden yararlanmaktadır.
Merkez Bankası politika faizleri ekonomiyi nasıl ve hangi
kanallardan etkilemektedir?
Merkez Bankası faiz oranında yapılan değişiklik enflasyon
üzerindeki etkisini dört kanaldan göstermektedir: 1. Merkez Bankasının
faiz oranlarında yaptığı bir değişiklik, diğer banka ve finans
kurumlarının uyguladıkları faizler üzerinde etkili olur. 2. Piyasa
faiz oranları aynı zamanda bankalardan alınan kredi miktarının ve hisse
senedi, döviz gibi varlıkların fiyatlarının değişmesine yol açar. 3.
Faiz oranlarına ilişkin kararlar yurt içi faiz oranları seviyesi ve
uluslararası faiz oranları arasındaki göreli ilişkiyi ve ülkeye gelen
yabancı sermayeyi etkiler. 4. Faiz oranlarına ilişkin kararlar aynı
zamanda beklentileri, beklentiler de ileriye dönük kararları
etkiler. Ancak, ekonominin faiz oranlarında yapılan değişikliğe uyum
sağlaması zaman alır. Kanallardan bazıları etkisini diğerlerinden daha
çabuk gösterebilir. Bu etki, politika değişikliklerinin sözleşmelere ne
kadar zamanda yansıyacağı, bireylerin tüketim alışkanlıklarını ne kadar
zamanda değiştirecekleri gibi unsurlara bağlıdır. Ayrıca, geçmişteki
enflasyon oranına bakarak karar alma alışkanlıklardan kolay vazgeçemeyen
bir ekonomide politika değişikliklerinin etkileri daha zayıf
olmaktadır.
Merkez Bankasının enflasyon ve faiz öngörüleri nasıl
öğrenilebilir?
Güncel enflasyon tahminleri, üç ayda bir yayımlanan ve
para politikasının temel iletişim aracı olan Enflasyon Raporu aracılığı
ile ilan edilmektedir. Ayrıca Rapor'da, enflasyonu etkileyen unsurların
genel değerlendirmesi eşliğinde gelecekte uygulanabilecek faiz
politikasına ilişkin rakam içermeyen ancak nitel olarak tanımlanan
sinyaller de verilmektedir. Geçmişte yayımlanan Enflasyon Raporlarına http://www.tcmb.gov.tr/research/parapol/enfrapor.html
adresinden ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankası politika faizlerine yönelik olarak aldığı
kararları ne zaman ve nasıl duyurmaktadır?
Para Politikası Kurulu toplantılarında faiz oranlarına
ilişkin olarak alınan kararlar, kısa gerekçeleri ile birlikte, toplantı
ile aynı gün saat 14.00' de bir basın duyurusu aracılığıyla Merkez Bankası
İnternet sayfasından açıklanmaktadır. Duyurunun İngilizce çevirisi yine
aynı gün yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası tarafından Hazineye kullandırılan kısa vadeli
avans uygulaması neden kaldırılmıştır?
Hazine'nin finansman ihtiyacını Merkez Bankasından kısa
vadeli avans imkanı kullanarak karşılaması, Merkez Bankasının karşılıksız
para basması anlamına gelmekte olup, enflasyonist baskıları artırarak uzun
vadede ekonomik istikrara zarar veren bir uygulamadır. Bu nedenle, Merkez
Bankasının temel görevi olan fiyat istikrarını sağlamak ve bu doğrultuda
para politikalarını bağımsız olarak yürütebilmek prensibi ile çelişen bu
uygulama, 1994 yılından başlayarak kademeli olarak sınırlandırılmış,
25.04.2001 tarihli Merkez Bankası Kanunu ile yürürlükten tamamen
kaldırılmıştır.
Merkez Bankası faiz oranları neyi ifade etmektedir?
Merkez Bankası, ekonomideki son likidite kaynağı olarak
bankalara ödünç para vermekte, ayrıca ekonominin gerekleri doğrultusunda
ödünç para alabilmektedir. 'Merkez Bankası Faiz Oranları', esas olarak
gecelik ve haftalık vadelerde yoğunlaşan bu işlemlere ilişkin Merkez
Bankasının belirlediği faiz oranlarını ifade etmektedir.
Merkez Bankası, faiz oranlarını belirlerken neleri dikkate
almaktadır?
Merkez Bankasının temel görevi, 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 25 Nisan 2001 tarih ve 4651 sayılı
Kanun ile değişik 4. maddesinde; " Bankanın temel amacı fiyat
istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için
uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını
doğrudan kendisi belirler. Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile
çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını
destekler....." olarak ifade edilmiş, maddenin devamında Bankanın temel
görev ve yetkileri detaylandırılmıştır. Buna göre; Merkez Bankasının temel
amacı fiyat istikrarının sağlanması olarak belirlenmiş, bu temel amaca
ulaşmak için kullanılacak araçların seçimi ve uygulama şartları Merkez
Bankasına bırakılmıştır. Böylece Merkez Bankası araç bağımsızlığına
kavuşmuştur. Para politikası para arzı, kısa vadeli faiz oranları veya
kurlar gibi enflasyon üzerinde belirleyici olan değişkenlerin kontrolüne
dayanır. Ancak, sermaye hareketlerinin serbest olduğu ortamlarda, merkez
bankaları bu değişkenlerden sadece birini kontrol edebilir. Türkiye'de
Merkez Bankası, Şubat 2001 krizi sonrası dalgalı kur rejimine geçişle
birlikte kısa vadeli faiz oranlarını fiyat istikrarı, diğer bir deyişle
enflasyonun düşürülmesi temel amacı çerçevesinde etkin bir para politikası
aracı olarak kullanmaktadır. Merkez Bankası, faiz oranlarına ilişkin
kararlarını tamamen enflasyonun ileride alacağı seyre ve bu seyrin
hedeflenen enflasyon ile uygunluğuna bakarak almakta ve hesap verebilirlik
ile şeffaflık ilkeleri gereği olarak, bu kararının nedenlerini kamuoyuna
açıklamaktadır. Enflasyonu belirleyen temel faktörleri; (i)kurlar,
(ii)üretim açığı, (iii)bekleyişler (iv)uluslararası piyasalardaki petrol
ve diğer mineral fiyatları ile (v)kamu fiyatları olarak sıralamak
mümkündür. Dolayısıyla, Merkez Bankasının faiz oranlarına ilişkin
kararlarında temelde bu faktörlerin mevcut seyri ile gelecek dönemde
alabileceği seyir ve bu seyrin enflasyon üzerindeki etkileri dikkate
alınmaktadır. Bu çerçevede, Merkez Bankası;
toplam arz ve talep,
ücretler, istihdam ve işgücü birim maliyetleri,
kamu fiyatları,
maliye politikası göstergeleri,
parasal göstergeler ve kredi büyüklükleri,
döviz kuru ve ödemeler dengesi gelişmeleri,
uluslararası mal ve finans piyasalarındaki gelişmeler,
enflasyon bekleyişlerinin seyri
gibi enflasyon üzerinde belirleyici olan değişkenlerin mevcut ve
gelecek dönemdeki olası hareketlerini bir bütün olarak dikkate almakta ve
çok titiz bir şekilde değerlendirmektedir.
Merkez Bankasının temel amacı nedir?
Merkez Bankasının temel amacı, 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 25 Nisan 2001 tarih ve 4651 sayılı
Kanun ile değişik 4. maddesinde; "Bankanın temel amacı fiyat istikrarını
sağlamak" olarak ifade edilmiştir.
Reeskont faiz oranı nedir? Nasıl belirlenmektedir?
Merkez Bankası, bankacılık kesiminin geçici likidite
ihtiyaçlarının karşılanması için, muteber saydığı en az üç imzayı taşımak
ve vadelerine en çok 120 gün kalmış olmak şartıyla ve kendi belirleyeceği
esaslar dahilinde bankalar tarafından verilecek ticari senet ve vesikaları
reeskonta kabul edebilir. Reeskonta kabul edilecek ticari senet türleri ve
diğer koşullar Merkez Bankasınca belirlenir. Bu işlemler için Merkez
Bankası tarafından uygulanan faize reeskont oranı denilmektedir. Verilecek
kredilerin en yüksek sınırı ve kredi türlerine göre limitleri, para
politikası ilkeleri göz önünde tutulmak suretiyle belirlenmektedir. Merkez
Bankası reeskonta kabul edebileceği senetler karşılığında avans da
verebilmektedir. Ekonomideki para arzı ve kredi genişlemesi dikkate
alınarak belirlenen reeskont faiz oranı, mevcut durumda uygulanan para
politikası kapsamında bir para politikası aracı olarak önemini
kaybetmiştir.
Para Politikası Kurulu nedir, kimlerden oluşur, nasıl karar
almaktadır?
Para Politikası Kurulu, enflasyon hedeflemesi rejimi
çerçevesinde, para politikası kararlarının alındığı organdır. Para
Politikası Kurulu, Başkanın (Guvernör) başkanlığı altında, Başkan
(Guvernör) Yardımcıları, Banka Meclisi üyeleri arasından seçilecek bir üye
ve Başkanın (Guvernör) önerisi üzerine müşterek kararla atanacak bir
üyeden oluşur. Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı
toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir. Para Politikası Kurulu,
üyelerin en az üçte ikisinin katılmasıyla toplanır ve mevcut üyelerin
çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde, Başkan'ın katıldığı
tarafın teklifi kabul edilmiş sayılır.
Para Politikası Kurulu hangi sıklıkla toplanmaktadır? Toplantı
tarihleri nasıl belirlenmekte ve ne kadar önceden
açıklanmaktadır?
Para Politikası Kurulu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanunu gereği, olağanüstü koşullar hariç, aylık olarak toplanmaktadır.
Toplantı tarihleri yıllık olarak önceden kamuoyuna ilan edilmekte ve bu
tarihler bir önceki yılın sonunda yayımlanan, bir sonraki yıla ait Para ve
Kur Politikası duyurusunda yer almaktadır. Toplantı tarihleri; resmi
tatiller, bayramlar, ay içindeki veri akım süreci ve milli gelir
verilerinin açıklanma tarihleri gibi unsurlar göz önüne alınarak
belirlenmektedir. Geçmişte yapılan ve yıl içinde yapılacak toplantı
tarihlerine http://www.tcmb.gov.tr/yeni/ppyeni/yillar.html
adresinden ulaşılabilmektedir.
Para Politikası Kurulu üyelerinin görüşleri ve değerlendirmeleri
ne şekilde ve ne zaman yayımlanmaktadır?
Para Politikası Kurulu'nun ayrıntılı değerlendirmelerini
ve enflasyon görünümüne yönelik duruşunu özetleyen metin, Para Politikası
Kurulu Toplantı Özeti adıyla, toplantıyı takip eden 5 iş günü içinde
Merkez Bankası İnternet sayfasında İngilizce çevirisiyle birlikte
yayımlanmaktadır.
Enflasyon verilerine nereden ulaşılabilir?
Enflasyon oranlarına ve diğer ekonomik istatistiklere
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) İnternet sitesinin (www.tuik.gov.tr) yanı sıra, Merkez
Bankası İnternet sitesi (www.tcmb.gov.tr) ana sayfasında yer
alan "İstatistiki Veriler" (EVDS) bölümünden de
ulaşılabilmektedir. |
Finansal İstikrar
Finansal istikrar nedir? Neden önemlidir?
Finansal istikrar kavramı, finansal piyasalarda, bu
piyasalarda faaliyet gösteren kurumlarda ve ödeme sistemlerindeki
istikrarı ve şoklara karşı dayanıklılığı ifade etmektedir. Bu alanlardaki
istikrar genelde finansal sistemin sağlıklı ve istikrarlı işlemesini,
dolayısıyla ekonomideki kaynakların üretken bir şekilde tahsisini ve
risklerin uygun bir şekilde yönetim ve dağılımını beraberinde
getirmektedir. Finansal istikrarsızlığın ise ekonomide önemli sorunlar
yaratacağı bilinen bir olgu olup, yaşanan finansal krizlerin yüksek
maliyeti finansal istikrarın önemine işaret etmektedir.
Fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasında nasıl bir ilişki
vardır?
Finans piyasalarında son dönemlerde ortaya çıkan
gelişmeler ve bu gelişmelerin 90'lı yıllarda giderek ivme kazanması,
merkez bankalarının temel fonksiyonlarını etkilemiş, finansal piyasaların
derinleşmesi, küreselleşmedeki öncülüğü ve gelişen iletişim teknolojisine
bağlı olarak piyasa sistemlerine ağırlık veren uygulamaların artmasıyla
bağımsız merkez bankalarına duyulan gereksinim de artmış, şeffaf, açık ve
hesap verebilir merkez bankalarının fiyat istikrarını sağlamakta başarılı
olacakları gerçeği ön plana çıkmıştır. Bunun yanı sıra küreselleşme,
finansal liberalizasyon ve teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşanan
finansal krizler nedeniyle, fiyat istikrarı hedefinin gerçekleştirilmesi
doğrultusunda "finansal istikrar" konusu merkez bankalarının politika
gündemlerinde en üst sırada yerini almaya başlamıştır. Birçok merkez
bankası para politikasını uygulamada araç bağımsızlığı kazanırken, diğer
taraftan, bankaların gözetim ve denetiminin merkez bankaları dışında diğer
bağımsız kuruluşlara devredilmesi eğilimi de ortaya çıkmıştır. Ancak bu
durum, finansal istikrarın sağlanması amacıyla merkez bankalarının
finansal sistemi değerlendirme çalışmalarına verdiği önemi azaltmamış, tam
tersine, fiyat istikrarı ve finansal istikrar hedeflerinin birbirlerinden
ayrı düşünülemeyeceği görüşü giderek yaygınlaşmıştır. Etkin işleyen güçlü
bir finansal sistem, para politikasının uygulanmasına yardımcı olduğu
gibi, dışsal şokların atlatılması için gerekli esnekliği de
sağlamıştır.
Merkez bankaları neden finansal istikrarı izlemektedir ve
sorumlulukları nelerdir?
Merkez bankaları para politikası karar sürecinde bir bütün
olarak finansal sistemin istikrarını gözetmekte ve sistemi tehdit eden ve
sistemik risk yaratıcı çeşitli faktörleri makro bazda değerlendirmektedir.
Finansal sistemin makro düzeyde değerlendirilmesi, finansal istikrarı
bozabilecek unsurların tespiti ve gereken önlemlerin alınması, para
politikası uygulayıcısı, ödeme sistemleri sorumlusu ve son kredi mercii
olan merkez bankalarının görevleri arasındadır. Ayrıca, bankacılık
sisteminin parasal aktarım mekanizmasının bir parçası olması ve finansal
istikrarsızlığın sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı gibi
makroekonomik hedefler açısından tehdit yaratması gibi nedenlerle merkez
bankalarınca finansal istikrara verilen önemi artırmaktadır. Merkez
bankaları, para politikası karar sürecinde finansal sistemin bir bütün
olarak istikrarını gözettiğinden, güçlü ve etkin işleyen bir finansal
sistemin varlığı, esas hedefleri olan fiyat istikrarının sağlanması için
son derece önemlidir.
Merkez Bankasının finansal istikrara ilişkin görevi Kanununda
nasıl tanımlanmıştır?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununa göre; finansal
sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili
düzenleyici tedbirleri almak (Madde.4-I/g), mali piyasaları izlemek
(Madde.4-I/h) ve mali piyasaları izlemek amacıyla, bankalar ve diğer mali
kurumlardan ve bunları düzenlemek ve denetlemekle görevli kurum ve
kuruluşlardan gerekli bilgileri istemek ve istatistiki bilgi toplamak
(Madde.4-II/g) Merkez Bankasının temel görev ve yetkileri arasında yer
almaktadır.
Merkez Bankası neden finansal istikrar raporu
yayımlamaktadır?
Uluslararası alanda da görüldüğü üzere, merkez bankaları
finansal istikrarın doğrudan ve etkin bir biçimde izlenmesi amacıyla
yapılanmakta, yeni analiz teknikleri geliştirme yönünde çalışmalarını
sürdürmekte ve yayımladıkları Finansal İstikrar Raporları ile
değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşmaktadır. Bu raporların
yayımlanmasındaki amaç, tarafların bu konuda gerekli bilgilere ulaşmasının
sağlanması ve bu yolla finansal istikrara katkıda bulunulmasıdır. Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası da, bu anlayışla, finansal sistemin
kırılganlıklarını izlemekte, sistemde istikrarsızlık yaratabilecek
riskleri makro bazda değerlendirmekte ve bunların zamanında ve etkin
yönetilebilmesi ile gerek yurt içi gerek uluslararası platformlarda
finansal sisteme ilişkin daha sağlıklı değerlendirmeler yapılmasını
sağlamak amacıyla görüş ve analizlerini yılda iki kez yayımladığı Finansal
İstikrar Raporu yoluyla kamuoyu ile paylaşmaktadır. Ayrıca, Merkez Bankası
şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve öngörülebilirliğin artırılması
yönünde çaba sarf etmekte ve Finansal İstikrar Raporu da bu kapsamda
Merkez Bankası'nın temel politika metinleri arasında yer
almaktadır.
Merkez Bankası, 2007 yılında başlayan krize karşı alınan küresel
önlemlere yönelik çalışmalara ne şekilde katılım sağlamaktadır?
1999 yılında G-7 inisiyatifiyle yalnızca G-7 ülkelerinin
üye olduğu ve temel misyonu küresel finansal sistemin kırılganlıklarının
tespit edilmesi, finansal istikrara katkı sağlayacak güçlü düzenleyici ve
denetleyici politikalar geliştirilmesi ve bu çerçevede ilgili otoriteler
arasında gerekli eşgüdüm ve bilgi paylaşımının sağlanması olarak
belirlenen "Finansal İstikrar Forumu" (FSF) adlı uluslararası bir platform
oluşturulmuştur. 12 Mart 2009 tarihi itibarıyla, üyeleri tüm G-20
ülkeleri, İspanya ve Avrupa Komisyonunu da içerecek şekilde genişletilen
FSF, 2009 yılı Nisan ayında Londra'da yapılan G-20 liderleri zirvesi
neticesinde yayımlanan finansal sistemin güçlendirilmesine ilişkin bildiri
ile görev tanımı genişletilerek daha kurumsal bir yapıya kavuşturulmuş ve
ismi "Finansal İstikrar Kurulu" (FSB) olarak değiştirilmiştir. FSB'nin
üyeleri ulusal otoriteler, uluslararası kuruluşlar, uluslararası standart
belirleyici kuruluşlar, merkez bankası uzmanları komiteleri, Avrupa
Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası'ndan oluşmaktadır. Ülkemiz 12 Mart 2009
tarihinde FSB üyeliğine kabul edilmiş ve Genel Kurulda bir üye ile temsil
edilmesi öngörülmüş, söz konusu temsil görevi ise Bankamıza verilmiştir.
Bankamızın, Kurul bünyesinde yürütülecek çalışmalara Hazine Müsteşarlığı,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Mali Suçları Araştırma Kurumu ve Türkiye
Muhasebe Standartları Kurumu ile işbirliği ve görüş alışverişi yapmak
suretiyle katkıda bulunması esas olup, FSB çalışmalarının ilgili
otoritelerle paylaşılması ve ülkemizin konuya ilişkin görüşlerinin
oluşturulması çalışmaları, Bankamız Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar
Genel Müdürlüğünce yürütülmektedir. 1974 yılında G-10 ülkelerinin
merkez bankası başkanlarınca kurulmuş olan Komite'nin amacı, en iyi
düzenleyici uygulamalara uyumu teşvik etmek, denetim alanında genel
standartlar belirlemek ve üyesi olan otoritelere yol göstermek üzere
çeşitli konularda referans niteliğinde kararlar almak ve bunları
yayımlamaktır. Küresel krizle birlikte gündeme gelen uluslararası finansal
denetim ve gözetim altyapısının güçlendirilmesi ve bu alandaki oluşumlara
gelişmekte olan ülkelerden daha fazla katılım sağlanması yönündeki
adımlardan biri olarak, G-20 Zirve kararları çerçevesinde Basel Bankacılık
Denetim Komitesi'ne (BCBS) üye ülke sayısı 13'den 27'ye, üye kurum sayısı
ise 25'ten 43'e çıkarılmış, BDDK ve TCMB tarafından temsil edilen ülkemiz
de bu dönemde BCBS'e üye olmuştur. Ayrıca, Bankamız, Uluslararası
Ödemeler Bankası (BIS) nezdinde faaliyet gösteren ve merkez bankalarına
gerek yurtiçi gerekse sınır ötesi ödeme ve mutabakat sistemlerindeki
gelişmeleri takip etme imkanı sağlayan bir forum olan Ödeme ve Mutabakat
Sistemleri Komitesi (CPSS)'nin 13.11.2009 tarihinden itibaren üyesi olup,
çalışmalara aktif olarak katılmaktadır. İlk olarak G10 ülkeleri
tarafından Ödeme Sistemleri Uzmanları Grubu şeklinde 1980 yılında kurulan
CPSS, G10 merkez bankası başkanlarına düzenli olarak raporlama sağlayan
sürekli bir komite olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Güçlü ve etkin
işleyen ödeme ve mutabakat sistemlerini teşvik ederek mali piyasaların
altyapısının güçlendirilmesine katkıda bulunan CPSS; bu kapsamda ülkelerle
işbirliği yaparak ödeme sistemleri altyapısına ilişkin geniş
değerlendirmeler içeren Kırmızı Kitaplar (Redbook) hazırlamaktadır. Yüksek
Tutarlı Fon Transfer Sistemleri, Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Döviz
İşlemleri için Mutabakat Mekanizmaları, Türev Ürünlerin Takası, Perakende
Ödeme Araçları, Elektronik Para gibi konularda yayımlanmış raporları da
bulunan Komite, sistemik öneme sahip ödeme sistemlerine ilişkin temel
prensipler ve menkul kıymet mutabakat sistemleri ve merkezi karşı taraflar
için CPSS/IOSCO tavsiyeleri yayımlayarak standartlar
belirlemektedir.
|
TCMB Döviz Kuru Politikası ve Rezerv Yönetimi
Aylık ortalama döviz kurları verileri Elektronik Veri Dağıtım
Sisteminden (EVDS) nasıl elde edilebilir?
EVDS veri tabanlarında veriler orijinal frekansları ile
tutulmaktadır. Döviz kurlarının orijinal frekansı günlüktür. Aylık
ortalama değerini EVDS'ye hesaplatarak görüntülemek için yapılması gereken
adımlar aşağıda sıralanmıştır;
- Merkez Bankasının "www.tcmb.gov.tr" ana sayfasından,
"Veriler/İstatistikiVeriler(EVDS)" seçeneğine tıklayınız. Ya da "evds.tcmb.gov.tr" adresine giriniz.
- EVDS ana sayfasında, sol mönüde "Genel İstatistikler" seçeneğine
tıklayınız.
- Görüntülenen "Veri Grupları" ekranından da, "Kurlar-Döviz Kurları
(Günlük) (TL dönüşümü yapılmış)" seçeneğine tıklayınız.
- "Zaman Serileri" butonuna basınız. Görüntülenen sayfanın alt
kısmına, yandaki kaydırma çubuğunu kullanarak inerseniz ilgili zaman
serilerini bulursunuz. Burada görüntülemek istediğiniz kurlara tıklayıp,
örneğin ABD doları alış ve ABD doları satış (birden fazla seçmek için
Ctrl tuşuna da basmanız gerekli) seçiminizi yapınız.
- Başlangıç ve bitiş tarihlerini aylık frekansa uygun formatta
veriniz. Örnek: 01-1989 ve 01-2007 gibi.
- Frekans olarak "AYLIK" ve gözlem değerini "ORTALAMA" seçiniz.
Değişim tekniği olarak "KESIKLI" verebilirsiniz ("KESIKLI" basit
ortalama almaktadır, kaç veri varsa toplayıp veri sayısına böler),
- "Rapor" butonuna basınız.
"Rapor" butonuna basmak yerine, e-posta alanına kendi e-posta
adresinizi yazarak ve "e-posta" butonuna basarak verileri e-posta yolu ile
de alabilirsiniz. Veya "Kaydet(.csv)" butonuna tıklayarak, verilere
EXCEL'in içine de sorunsuz bir şekilde alınabilen CSV formatında
erişebilirsiniz. Aynı yöntem seçilebilecek diğer tüm veri grupları için
de geçerlidir.
Merkez Bankası uygulayacağı döviz kuru politikalarını neye göre
belirlemekte ve bu yetkisini nasıl kullanmaktadır?
1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4.
maddesi uyarınca, uygulanacak kur rejimini Hükümet ile birlikte belirlemek
Merkez Bankasının temel görevleri arasında olup, döviz kuru politikası
uygulaması ise Merkez Bankasına aittir. Merkez Bankası uyguladığı kur
politikasını para politikası hedeflerine uygun olarak seçmekte ve
uygulanan para politikalarının değişmesi durumunda kur politikasında da
değişikliğe gidebilmektedir. Merkez Bankası 2001 yılı Şubat ayından bu
yana, fiyat istikrarı temel amacı çerçevesinde, temel para politikası
aracı olan kısa vadeli faizlerin enflasyon hedefine ulaşmak üzere
kullanıldığı bir para politikası yürütmekte ve açık enflasyon
hedeflemesine geçilene kadar örtük enflasyon hedeflemesi stratejisi
sürdürmektedir. Merkez Bankası, uyguladığı dalgalı kur rejimine uygun
olarak kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da
satım işlemleri yapmamakta, sadece kurdaki aşırı dalgalanmaları önlemek
amacıyla müdahale etmektedir.
Merkez Bankası gösterge niteliğindeki kurlar nasıl belirlenmekte
ve ne zaman ilan edilmektedir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her iş günü
saat 15.30'da gösterge niteliğinde kurlar belirlenmektedir. Söz konusu
kurlar Amerikan doları döviz satış fiyatı esas alınarak
hesaplanmaktadır. Gösterge Niteliğindeki Kurların Belirlenme
Esasları: 1 Nisan 2002 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca her iş
günü saat 10.30-15.30 arasında aşağıdaki tabloda gösterilen saatlerde
toplam 6 defa, bankalararası döviz piyasasında 1 ABD doları karşılığında
TL kotasyon veren bankaların alım ve satım fiyatlarının ortalamalarının
ortalaması tespit edilmektedir. Bu şekilde tespit edilen 6 ortalamanın
aritmetik ortalaması Merkez Bankasınca saat 15.30 itibarıyla belirlenen
gösterge niteliğindeki 1 ABD doları döviz satış kuru olmaktadır.
Uluslararası piyasalardaki çapraz kurlar da, aşağıdaki tabloda belirtilen
saatlerde tespit edilerek ve ABD doları dışında Merkez Bankasınca ilan
edilmekte olan diğer döviz kurları söz konusu çapraz kurların aritmetik
ortalamaları esas alınarak hesaplanmaktadır. Döviz alış kurları döviz
satış kurlarının döviz cinslerine göre farklılaşan oranlarda iskonto
edilmesi yöntemi ile hesaplanmaktadır. Efektif alış kurları hesaplanırken
döviz alış kurları belli marjlar dahilinde azaltılmakta, efektif satış
kurları hesaplanırken ise, döviz satış kurları belli marjlar dahilinde
artırılmaktadır. Kur Ortalamaları Hesaplama Saatleri: 10.30 Birinci
Ortalama 11.30 İkinci Ortalama 12.30 Üçüncü Ortalama 13.30
Dördüncü Ortalama 14.30 Beşinci Ortalama 15.30 Altıncı
Ortalama Kamuoyunu bilgilendirmek açısından, yukarıdaki tabloda yer
alan saatlerde belirlenen bankalararası döviz piyasasında 1 ABD doları
karşılığında TL kotasyon veren bankaların alım ve satım fiyatlarının
ortalamalarının ortalamaları ile USD/EUR çapraz kurları, ertesi iş günü
Merkez Bankası İnternet sitesinde "Piyasa Verileri" bölümünde ilan
edilmektedir. Her iş günü saat 15:30 itibarıyla hesaplanan Merkez
Bankası gösterge niteliğindeki döviz ve efektif alış satış kurları gerekli
kontroller yapıldıktan sonra İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr) 16:00-16:30 saatleri
arasında güncellenmekte ve ertesi gün Resmi Gazete'de
yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki
kurlar hangi esasa göre kullanılmalıdır? Söz konusu kurların tatillerde
geçerliliği nedir?
Merkez Bankasınca her iş günü saat 15:30'da gösterge
niteliğinde kurlar belirlenmekte ve ertesi gün Resmi Gazete'de
yayımlanmaktadır. Ancak, bu kurlar hiçbir kişi ve kurumu bağlamamakta,
belirlendikleri günü takip eden iş günü Merkez Bankasının bazı gişe
işlemlerinde ve muhasebe amaçlı olarak kullanılmaktadır. Merkez Bankası
dışındaki gerçek ve tüzel kişiler arasındaki işlemlerde hangi kurun
uygulanacağı hususu ise tamamen bu kişilerin kendi
iradelerindedir. Diğer taraftan resmi tatiller, hafta sonları ve yarım
gün çalışılan günlerde gösterge kur belirlenmemektedir.
Merkez Bankası kur değerlerine (yıllık, üç aylık, aylık...)
nasıl ulaşılır?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her iş günü
saat 15.30'da gösterge niteliğinde kurlar belirlenmekte ve İnternet
sitesinde 'VERİLER-Döviz Kurları' bölümünde ilan edilmektedir. Bu bölümde,
1996 yılından itibaren gösterge niteliğindeki kurlar günlük olarak yer
almaktadır. Ayrıca, söz konusu İnternet sitesinin 'VERİLER -
İstatistiki Veriler (EVDS)' "Genel İstatistikler" bölümünde, 1950
tarihinden itibaren döviz-efektif kurlarına (günlük veya belirli bir zaman
aralığı için) ulaşılabilmektedir. Ancak, bu bölümde yer alan kurlar bir
önceki iş günü belirlenen gösterge niteliğindeki kurlardır. Bu kurlara
ulaşmak için;
- Merkez Bankasının "www.tcmb.gov.tr" ana sayfasından,
"Veriler/İstatistikiVeriler(EVDS)" seçeneğine tıklayınız. Ya da "evds.tcmb.gov.tr" adresine giriniz.
- EVDS ana sayfasında, PİYASA VERİLERİ başlığı altında görüntülenen
"Kurlar-Döviz Kurları (Günlük) (TL dönüşümü yapılmış)" seçeneğine
tıklayınız.
- Gelen sayfada görüntülemek istediğiniz kurlara tıklayıp, örneğin
"ABD doları alış" ve "ABD doları satış" (birden fazla seçmek için Ctrl
tuşuna da basmanız gerekli), seçiminizi yapınız.
- Başlangıç ve bitiş tarihlerini uygun formatta veriniz. Örnek:
02-02-2001.
- "Rapor" butonuna basınız. "Rapor" butonuna basmak yerine, e-posta
alanına kendi e-posta adresinizi yazarak ve "e-posta" butonuna basarak
verileri e-posta yolu ile de alabilirsiniz.
Veya "Kaydet(.csv)" butonuna tıklayarak, verilere EXCEL'in içine de
sorunsuz bir şekilde alınabilen CSV formatında erişebilirsiniz. Ya da
Grafik butonuna basarak verilerin grafiğini görüntülüyebilirsiniz. Aynı
yöntem seçilebilecek diğer tüm veri grupları için de geçerlidir. Daha
detaylı kullanım için ise aşağıdaki adımları takip etmeniz
önerilmektedir.
- Merkez Bankasının "www.tcmb.gov.tr" ana sayfasından,
"Veriler/İstatistikiVeriler(EVDS)" seçeneğine tıklayınız. Ya da "evds.tcmb.gov.tr" adresine giriniz.
- EVDS ana sayfasında, üst mönüde "Genel İstatistikler" seçeneğine
tıklayınız.
- Görüntülenen "Veri Grupları" ekranından, "Kurlar-Döviz Kurları
(Günlük) (TL dönüşümü yapılmış)" seçeneğine tıklayınız.
- "Zaman Serileri" butonuna basınız. Görüntülenen sayfanın alt
kısmına, yandaki kaydırma çubuğunu kullanarak inerseniz ilgili zaman
serilerini bulursunuz. Burada görüntülemek istediğiniz kurlara tıklayıp,
örneğin "ABD doları alış" ve "ABD doları satış" (birden fazla seçmek
için Ctrl tuşuna da basmanız gerekli), seçiminizi yapınız.
- Kurlar için orijinal frekans GÜNLÜK olup, siz de günlük olarak
görüntülemek istiyorsanız frekans seçimini değiştirmenize gerek yoktur.
Ancak istenirse frekans YILLIK, ÜÇAYLIK, AYLIK, HAFTALIK(Cuma), İŞGÜNÜ
olarak değiştirilebilir.
- Başlangıç ve bitiş tarihlerini seçtiğiniz frekansa uygun formatta
veriniz. Örnek: GÜNLÜK frekans için 02-02-2001, AYLIK frekans için
02-2001, ÜÇAYLIK frekans için 1980 yılının son çeyrek dönemi için 1980Q4
gibi.
- Frekans değişimi yapmak istiyorsanız ve seçiminizi ona göre
yaptıysanız gözlem değeri seçimi önemlidir. "ORTALAMA", "BAŞLANGIÇ",
"BİTİŞ", "EN YÜKSEK", "EN DÜŞÜK", "KÜMÜLATİF" seçeneklerinden uygun
olanı seçebilirsiniz.
- Frekanslar arası değişim yapıyorsanız değişim tekniği seçimini
yapınız. Örnek "KESIKLI" verebilirsiniz ("KESIKLI" basit ortalama
almaktadır, kaç veri varsa toplayıp veri sayısına böler). Değişim
teknikleri için ayrıntılı bilgiye "EVDS HAKKINDA" seçeneğinden
erişebilirsiniz.
- "Rapor" butonuna basınız. "Rapor" butonuna basmak yerine, e-posta
alanına kendi e-posta adresinizi yazarak ve "e-posta" butonuna basarak
verileri e-posta yolu ile de alabilirsiniz.
Veya "Kaydet(.csv)" butonuna tıklayarak, verilere EXCEL'in içine de
sorunsuz bir şekilde alınabilen CSV formatında erişebilirsiniz.Ya da
grafik butonuna basarak verilerin grafiğini görüntülüyebilirsiniz. Aynı
yöntem seçilebilecek diğer tüm veri grupları için de
geçerlidir.
Merkez Bankası sisteminden kur bilgilerini otomatik olarak
alabilme imkanı bulunmakta mıdır?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurları günde bir defa
saat 15:30 da belirlenip, gerekli kontroller yapıldıktan sonra 16:00-16:30
arasında İnternet sitesinde yayımlanmaktadır. En son yayımlanan kur
bilgileri http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/today.html
ve http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/today.xml)
adresinde yer almaktadır. Kullanıcılarımız bu dosyalardan tercih ettikleri
birisini, herhangi bir programlama dili ile geliştirecekleri
uygulamalarında veri dosyası olarak kullanmak suretiyle İnternet üzerinden
otomatik olarak alabilirler. Bu adresler ve bu dosyaların formatları özel
düzenleme gereklilikleri dışında (bazı Avrupa para birimlerinin tedavülden
kalkması gibi) değişmemektedir. Örneğin, dolar kuru alış değerinin dosya
içerisinde bulunduğu satır ve sütun koordinatları her gün aynıdır. Bunun
dışında Merkez Bankası kurların otomatik olarak alınması konusunda hazır
kod veya betik (İng. script) sağlamamaktadır.
Merkez Bankası kur listesinde bulunmayan dövizlere ilişkin
bilgilere nasıl ulaşılabilmektedir?
Merkez Bankası'nca alım satıma konu olmayan, dolayısıyla
gösterge niteliğinde Türk Lirası karşılıkları belirlenmeyen bazı
dövizlerin Türk Lirası karşılıklarını gösterir Kur Tablosu'na Bankamız
internet sitesi olan www.tcmb.gov.tr
adresindeki "Veriler/Döviz Kurları/Alım Satıma Konu Olmayan Bilgi Amaçlı
Döviz Kurları" bölümünden ulaşmanız mümkündür. Söz konusu kurlara ilişkin
açıklama 14 Nisan 2009 tarih, 2009-21 sayılı Basın Duyuru'muzda yer
almaktadır. Ayrıca, Financial Times Gazetesi'nin internet sitesinde yer
alan http://markets.ft.com/ft/markets/researchArchive.asp
adresindeki Research Data Archieve bölümünden de bazı ülke paralarının
ABD doları, euro ve İngiliz sterlini karşılıklarına ulaşılabilmektedir.
Söz konusu kurlara ulaşmak için Research Data Archieve bölümündeki "Choose
a Category" seçeneğinden 'Currencies'i, "Choose a Report" seçeneğinden 'FT
Guide to World Currencies'i ve istediğiniz tarihi seçmeniz gerekmektedir.
Merkez Bankası döviz kurlarının bir başka kurumun İnternet
sitesinde yayımlanmasında yasal bir engel bulunmakta mıdır?
Merkez Bankası döviz kurlarının başka sitelerde
yayımlanmasını kısıtlayan hukuki bir engel bulunmamaktadır. Ancak,
kurların yayımlanması esnasında ortaya çıkabilecek yanlışlıkların
doğuracağı zararlarla ilgili Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hukuki
sorumluluk kabul etmemektedir.
Merkez Bankası döviz kurlarının talep edilmesi halinde
elektronik posta adresi aracılığı ile hergün gönderilmesi mümkün
müdür?
Abonelik olanağı ile sürekli aynı verileri izleyen
kullanıcıların e-posta adreslerine seçtikleri sorgu sonucu üretilen
veriler her gün, her hafta veya her ayın birinci günü otomatik olarak
gönderilmektedir. EVDS ile dağıtımı yapılan verilere abone olmak için;
- Merkez Bankasının "www.tcmb.gov.tr" ana sayfasından,
"Veriler/İstatistikiVeriler(EVDS)" seçeneğine tıklayınız. Ya da "evds.tcmb.gov.tr" adresine giriniz.
- EVDS ana sayfasında, üst mönüde "Genel İstatistikler" seçeneğine
tıklayınız.
- Veri grubunu seçip "Zaman Serileri" butonuna tıklayınız. Örn:
"Kurlar-Döviz Kurları (Günlük)(TL dönüşümü yapılmış)"
- Zaman serileri seçimini yapıp, sağ taraftaki opsiyonları
kullanılarak rapor formatını belirleyiniz. e-Posta adresinize
gönderilecek rapor bu seçimlere göre düzenlenecektir.
- "Abone" butonuna basınız. Bu butona basmadan önce "Rapor" butonuna
basarak raporun istediğiniz formatta olup olmadığını kontrol etmeniz
önerilmektedir.
- Gelen sayfanın en alt kısmında ABONE FORMU bulunmaktadır. Bu formu
eksiksiz doldurduktan sonra VERİNİN GÖNDERİLME SIKLIĞI ve ZAMAN ARALIĞI
seçimlerini yapınız ( örn: Her Gün/Son 2 periyod).
- Devam etmek için "Onay" butonuna, abone olmak istemiyorsanız "İptal"
butonuna basınız.
Veriler, seçilen sıklıkta gönderilecektir. Daha sonra aboneliğinizi
iptal etmek istiyorsanız; "evdsoff@evds.tcmb.gov.tr" adresine
SIGNOFF "Abone Numarası" satırı mesaj kısmında yer alacak şekilde ail
göndermeniz yeterlidir. İptal için detaylı bilgiye http://evds.tcmb.gov.tr/fame/webfactory/evdpw/yeni/kilavuz/aboneiptal.html
adresinden erişebilirsiniz.
Merkez Bankasında Alman markını Euroya ya da Yeni Türk Lirasına
çevirmek mümkün müdür?
Bilindiği üzere, 31 Aralık 1998 tarihinde Avrupa Para
Birliğine dahil ülkeler ulusal paralarını kendi aralarında ikili döviz
kurları ile bu ulusal paraların euro karşılıklarını geri dönülmez olarak
sabitlemiş ve 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren euro kaydi para olarak işlem
görmeye başlamıştır. Euro banknotların 1 Ocak 2002 tarihinde tedavüle
çıkması ile birlikte, Avrupa Para Birliğine üye on iki ülkenin ulusal
paraları her ülke tarafından belirlenen tarihlerde yasal para olma
özelliklerini kaybetmişlerdir. Bu çerçevede, Alman markı 28 Şubat 2002
tarihinden itibaren yasal para olma özelliğini kaybetmiş olup, euroya
dönüşümünde 31 Aralık 1998 tarihinde sabitlenen 1.95583 oranı esas
alınmaktadır. Bu nedenle, Merkez Bankasınca 28 Şubat 2002 tarihinden
itibaren Alman markına ilişkin gösterge niteliğindeki kurlar
belirlenmemektedir. Alman markı değerlerinin tespit edilebilmesi için euro
kurlarının 1.95583 oranına bölünmesi gerekmektedir. Diğer taraftan,
Alman markı banknotların euro ile değiştirilmesi uygulaması Merkez
Bankasında 31 Aralık 2003 tarihine kadar gerçekleştirilmiş olup, bugün
itibarıyla mevcut Alman marklarının Merkez Bankasında bozdurulması mümkün
olmamaktadır.
Merkez Bankasından döviz/efektif alınıp, satılabilir
mi?
Merkez Bankası veznelerinden gerçek kişilere döviz/efektif
alış ve satış işlemi yapılmamaktadır.
Merkez Bankasının döviz piyasalarındaki rolü nedir?
Merkez Bankası, 1211 sayılı Kanunun 4. maddesi gereği
uygulanacak kur rejimini Hükümet ile birlikte belirlemektedir. Ancak döviz
kuru politikası uygulaması Merkez Bankasına aittir. Ülkemizde 2001 yılı
Şubat ayından itibaren örtük ve 2006 yılı başından itibaren de açık bir
şekilde uygulamaya başladığı enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde
dalgalı döviz kuru rejimi uygulanmaktadır. Dalgalı kur rejiminde ise döviz
kuru ne bir hedef, ne de bir politika aracıdır. Merkez Bankasının hedef
olarak aldığı tek değişken enflasyon; hedeflerine ulaşmak için kullandığı
temel politika aracı ise kısa vadeli faizlerdir. Bu çerçevede;
- Uygulanmakta olan dalgalı döviz kuru rejiminde döviz kurları
piyasadaki arz ve talep koşulları tarafından belirlenmekte ve Merkez
Bankasının herhangi bir kur hedefi bulunmamaktadır.
- Korunması gereken bir kur seviyesi olmadığından, döviz rezervlerinin
düzeyinin önemi sabit ya da öngörülebilir kur rejimlerindekine kıyasla
oldukça azdır. Ancak, özellikle ülkemiz gibi gelişmekte olan
ekonomilerde, karşılaşılabilecek iç ve dış şokların olumsuz etkilerinin
giderilmesinde ve ülkeye duyulan güvenin artırılmasında, güçlü döviz
rezervi pozisyonu katkı sağlamaktadır. Buna ek olarak, Hazinenin dış
borç ödemeleri ile ülkemize özgü bir durum olan Merkez Bankası
bilançosunda yükümlülükler içinde önemli bir yer tutan yüksek maliyetli
işçi dövizi hesaplarının uzun vadede aşamalı olarak azaltılması
gerekliliği dikkate alınarak, döviz arzının döviz talebine kıyasla
giderek arttığı dönemlerde Merkez Bankasınca rezerv biriktirme amaçlı
döviz alım ihaleleri gerçekleştirilmektedir.
- Ilımlı bir rezerv artırım politikası yürüten Merkez Bankası, döviz
piyasasındaki arz ve talep koşullarını mümkün olduğunca düşük düzeyde
etkileyecek şekilde döviz alım ihaleleri gerçekleştirmekte, döviz
likiditesinde olağanüstü daralmalar görüldüğünde söz konusu ihalelere
ara verebilmektedir.
- Diğer taraftan, Merkez Bankası basın duyurularında belirtildiği
gibi, döviz kurundaki oynaklık Merkez Bankasınca her zaman yakından
takip edilmekte ve kurlarda her iki yönde oluşabilecek aşırı oynaklık
durumunda piyasaya doğrudan müdahale edilebilmektedir. Bu müdahale
kararları ise sadece geçmiş verilere bakılarak değil, oluşan ve
oluşabilecek potansiyel oynaklıkların bütün yönleri değerlendirilerek
alınmaktadır.
Merkez Bankasının döviz rezervleri nasıl
yönetilmektedir?
Ülkenin ekonomik konjonktürü, uygulanan döviz kuru rejimi
ve para politikaları ile uyumlu olacak şekilde belirlenen rezerv yönetim
stratejisi çerçevesinde Merkez Bankası döviz rezervleri sırasıyla güvenli
yatırım, likidite ve getiri öncelikleri dikkate alınarak, uluslararası
piyasalarda günün koşullarına göre değerlendirilmektedir. Döviz
rezervlerinin yönetimi ile ilgili detaylı bilgiye Merkez Bankası İnternet
sitesinde (www.tcmb.gov.tr)
"Duyurular" Basın Duyuruları/2005, 1 Eylül 2005 tarih, 2005-42 sayılı
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Döviz Rezervlerinin Yönetim İlkeleri"
başlıklı duyurudan ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasının döviz rezervi ne kadardır?
Merkez Bankası, haftalık olarak döviz rezervi bilgisini
İnternet sitesinde yayımlamaktadır. Söz konusu veriye "Veriler"
"İstatistiki Veriler" (EVDS) adresinde yer alan "TCMB Bilanço Verileri"
başlığı altındaki "Merkez Bankası Rezervleri" alt başlığından
ulaşabilirsiniz.
Merkez Bankasının altın rezervi bulundurmasının nedeni
nedir?
Stratejik bir rezerv tutma aracı olması ve her an nakde
çevrilebilme özelliği nedeni ile toplam ulusal rezervlerimizin küçük bir
kısmının altın olarak tutulması tercih edilmektedir.
Merkez Bankası altın ve döviz rezervlerini nasıl muhafaza
etmektedir?
Merkez Bankasının döviz rezervleri muhabir bankalar ve
diğer ülke merkez bankalarında açtırılmış olan cari ve senet saklama
hesapları aracılığı ile muhafaza edilmektedir. Ayrıca, rezervinin küçük
bir kısmı, Bankanın gereksinimlerini ve yurt içi piyasalarda oluşan
yabancı para efektif talebini karşılamak amacı ile Banka kasalarında
efektif olarak tutulmaktadır. Altın rezervlerinin yaklaşık yarısı
ülkemiz sınırları içinde muhafaza edilirken, kalan miktarı yurt dışında
diğer ülke merkez bankalarında muhafaza edilmektedir. Bu altın rezervi,
doğrudan yatırım işlemlerinde kullanmak amacı ile merkez bankaları
nezdinde açılmış olan altın saklama hesaplarında
tutulmaktadır.
Merkez Bankasının altın rezervi nasıl
değerlendirilmektedir?
Uluslararası standarda sahip olan Merkez Bankası altın
rezervleri, rezerv yönetim politikası ve uluslararası bankacılık
teamüllerine bağlı kalınarak doğrudan alım/satım, vadeli ve vadesiz altın
deposu, altın swapları, stand-by imkanları ve location swap işlemleri
yapılarak değerlendirilmektedir. Altın rezervlerinin yönetimi ile ilgili
detaylı bilgiye Bankanın İnternet sitesi (www.tcmb.gov.tr) "Duyurular" Basın
Duyuruları/2005, 1 Eylül 2005 tarih, 2005-42 sayılı "Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Döviz Rezervlerinin Yönetim İlkeleri" başlıklı duyurunun
içerisinde yer alan "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Döviz Rezervi
Yönetimi- Ağustos 2005" bağlantısına tıklanarak "Altın Rezervi Yönetimi"
başlığı altındaki ekten ulaşılabilmektedir.
Sabit ve esnek döviz kuru sistemlerinin avantajları ve
dezavantajları nelerdir? Tercih edilirken temelde neler baz
alınmaktadır?
Genel olarak döviz kur sistemleri incelendiğinde bir uçta
sabit diğer uçta da serbest dalgalı kur sistemi, arada ise sabit ve
serbest dalgalı kur sistemlerinin bileşimi olan pek çok değişik kur
sisteminin olduğu görülmektedir. Kur sistemleri esnek sistemlerden sabit
sistemlere doğru sıralandığında; serbest dalgalı kur, yönetimli dalgalı
kur, sürünen parite, sabit ayarlanabilir kur, para kurulu ve tam
dolarizasyon şeklinde genel bir sıralama yapılabilir. Her döviz kuru
sisteminin kendine özgü avantaj ve dezavantajları olup, hiçbir kur
sisteminin bir diğerine tam bir üstünlüğünden söz etmek mümkün değildir.
Herhangi bir ülkede başarılı olmuş bir döviz kuru sisteminin bir başka
ülkede de başarılı sonuçlar vereceğini beklemek de anlamlı olmayıp, kur
sistemlerinin her ülkenin içinde bulunduğu makro ekonomik koşullar içinde
değerlendirilmesi gerekmektedir. Uygulanacak kur sisteminin seçimi
ülke ekonomisinin büyüklüğü, coğrafi konumu, üretim çeşitliliği, dışa
açıklık düzeyi, enflasyon oranı, politik belirsizlik, dış şoklara karşı
kırılganlık düzeyi, dolarizasyon (para ve aktif ikamesi), rezerv
yeterliliği, türev piyasaların gelişmişlik düzeyi gibi birçok kritere
bağlıdır. Ancak ülkelerin kendine özgü koşullarından bağımsız olarak, tüm
ekonomilerde teoride "imkansız üçleme" hipotezinin geçerli olduğu
söylenebilir. Bu hipoteze göre, bir ekonomi aynı anda döviz kuru
istikrarı, bağımsız para politikası ve finansal serbestiyi hedefleyemez.
Bir başka deyişle, dışa açık bir ekonomide hem bağımsız bir para
politikası uygulamak, hem de esnek olmayan bir kur sistemini sürdürmek
mümkün değildir. Dışa açık ekonomilerde, merkez bankalarının parasal
hedefler ya da kur hedefleri arasında bir tercih yapması gerekir. Kur
sisteminin seçimi kredibilite ve esneklik arasında da bir tercihe
dayanmaktadır. Esnek kur sistemleri içsel ve dışsal şokların gerektirdiği
ayarlamaları döviz kurlarına yansıttığından parasal büyüklükler yabancı
sermaye hareketlerinin etkisine maruz kalmamakta ve merkez bankaları
bağımsız para politikası uygulama olanağı bulmaktadır. Ancak bu esneklik
karşılığında merkez bankaları kredibilite kaybına uğrayabilmektedir. Buna
karşılık, sabit kur sistemlerinin esnekliği azaltmakla birlikte daha
yüksek bir kredibilite sağladığı kabul edilmektedir. Esnek kur
sistemleri döviz piyasalarının şeffaf ve verimli çalıştığı varsayımına
göre serbest olarak belirlenen kurların temel ekonomik değişkenlerdeki
gelişmeleri yansıtması ilkesine dayanmaktadır. Bu sistemlerde para
politikası bağımsız olarak belirlenmekte ve döviz kurları uygulanan
politikaların sonuçlarını yansıtmaktadır. Sabit kur sistemleri ise,
döviz kurunun belirlenen başka bir ülke parası ya da birkaç ülke
parasından oluşan bir sepet değerine sabitlenmesi ve döviz kurlarının
değişim oranının söz konusu ülke paralarının değişim oranına bağlanması
olarak tanımlanabilir. Sabit kur sistemleri döviz kurlarının çapa olarak
kullanılmasıyla parasal bir disiplin sağlamaktadır. - Sabit döviz kuru
sistemlerinin avantajları: Sabit kur sistemleri, kurlar sabit olarak
tutulabildiği ya da sabit tutulabileceğine olan güven azalmadığı sürece,
ekonomik birimlere geleceğe dönük olarak planlama ve fiyatlama yapma
olanağı tanımakta ve böylelikle yatırım ve ticaret hacminin genişlemesine
yardımcı olmaktadır. Sabit kur sistemlerinde ekonomik birimler
geleceğe yönelik ücret ve fiyatları beklenen kur artış oranına uygun
olacak şekilde belirleyerek, enflasyonun düşürülmesine yardımcı
olabilirler. Sabit kur sistemleri merkez bankalarına döviz kurlarını
kendi belirlediği denge seviyesinde tutma imkanı tanımaktadır. Finansal
araçların ya da piyasaların esnek bir döviz kuru sistemini uygulamaya
imkan verecek kadar gelişmediği ülkelerde, para politikası uygulamalarına
disiplin getireceğinden sabit kur sistemleri uygulamak tercih
edilebilir. - Sabit döviz kuru sistemlerinin dezavantajları: Sabit
döviz kuru sistemi para politikasına kısıtlar koymaktadır. Uygulanan para
politikası döviz kurunun sabitlendiği ülkenin uyguladığı para politikası
ile çelişmesi ve parasal hedeflerde sapmalar meydana gelmesi durumunda
ortaya çıkacak istenmeyen sermaye hareketleri, merkez bankası
müdahalelerini zorunlu kılabilir. Sermaye girişleri enflasyon üzerinde
baskı yaratabilir, sermaye çıkışları ise rezervlerde erimeye neden
olabilir. Merkez bankasının müdahalelerin likidite üzerindeki olumsuz
etkilerini dengelemek üzere ters taraflı sterilizasyon işlemleri yapması
gerekebilir ve bu işlemler merkez bankalarına ek maliyetler yükler.
Sabit kur sistemleri para otoritesinin kredibilitesinde bir azalma
olması durumunda spekülatif ataklara açık hale gelmektedir. Bu nedenle,
merkez bankalarının spekülatif atakları caydırabilmek için yüksek üzeyde
rezerv bulundurmaları gerekmektedir. Sabit kur sistemlerinde merkez
bankalarınca belirlenen döviz kurunun denge seviyesi olup olmadığını ve
denge kurunu merkez bankasının piyasadan daha iyi belirleyip
belirleyemeyeceğini kesin olarak söylemek mümkün değildir. Sabit kur
sistemlerinde döviz kurları nominal olarak sabit kalsa da önemli bir
gösterge ve hatta kimi zaman hedef olabilen reel kurlar
değişebilmektedir. Dış şoklar döviz kurlarına yansımamakta, etkisini
işsizlik ve ekonomik faaliyetlerdeki değişikliklerle
göstermektedir. -Esnek döviz kuru sistemlerinin avantajları: Döviz
kuru piyasada serbestçe belirlenmekte, mal ve varlık piyasalarında
gerçekleşen ya da beklenen arz-talep değişimleri döviz kuruna
yansımaktadır. Piyasaların tam etkin çalıştığı kabul edilirse, esnek
kur sistemlerinde piyasada fiyat dengesizlikleri oluşması mümkün
olmadığından spekülatif hareketlerle kâr elde edilmesi imkanı da ortadan
kalkmaktadır. Esnek kur sistemleri içsel ve dışsal şokların gerektirdiği
ayarlamaları döviz kurlarına yansıttığından parasal büyüklükler yabancı
sermaye hareketlerinin etkisine maruz kalmamakta ve merkez bankaları
bağımsız para politikası uygulama olanağı bulmaktadır. Döviz arz ve
talebi piyasa tarafından dengelendiğinden merkez bankası müdahaleleri de
en aza indirgenmektedir. -Esnek döviz kuru sistemlerinin
dezavantajları: Döviz kurlarının gelecekteki değerine ilişkin
belirsizlikler ekonomik birimlerin geleceğe ilişkin planlama ve
fiyatlamalarını sağlıklı olarak yapabilmelerini zorlaştırmaktadır. Döviz
kuru belirsizliklerine karşı türev işlemler aracılığıyla korunma sağlamak
mümkün olsa da bu tür sigorta işlemleri maliyetleri artırmaktadır. Döviz
piyasaları nadiren verimli çalıştığından döviz kurları geçici de olsa
dönemsel dengesizlikler gösterebilmekte ve bu durumda spekülatif kâr
olanakları doğabilmektedir. Ayrıca, yüksek nominal ve reel döviz kuru
dalgalanmaları yanlış bir kaynak dağılımına sebep
olabilmektedir.
Madeni yabancı ülke paraları ile alım satım işlemleri
yapılabilir mi?
Bilindiği üzere, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32
Sayılı Karar ile T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının 91-32/5 Sayılı
Tebliğine ilişkin Merkez Bankasının I-M Sayılı Genelgesinde, dövize
ilişkin işlemlerin Merkez Bankasınca alım satım konusu yapılan dövizler
üzerinden yapılacağı ve bunlar dışında sayılan döviz ve efektiflerin alım
ve satımına ilişkin işlemlerin uluslararası piyasalardan alınacak verilere
göre bankalar, özel finans kurumları, yetkili müesseseler, PTT ve kıymetli
maden aracı kuruluşlarınca serbestçe tespit edilen kurlar üzerinden
yapılacağı belirlenmiştir. Döviz ve efektif tanımı ise Türk Parası
Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile yapılmaktadır. Buna göre
döviz, efektif dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev'i hesap,
belge ve vasıtaları, efektif ise banknot şeklindeki bütün yabancı ülke
paralarını ifade etmektedir. Söz konusu tanımlardan da görüleceği üzere,
madeni yabancı ülke paraları efektif tanımında kapsam dışı bırakıldığından
alım satıma konu edilmemektedir.
|
Emisyon
Banknot üzerindeki imzanın hukuki niteliği nedir?
Günümüzde borç senedi olma niteliği kalmayan banknotun
geçerlilik unsurları; devletlerin kanunen yetkili kıldığı organlar
tarafından çıkarılması ve paraya (banknota) sınırsız ödeme ve tedavül
kabiliyetinin tanınması şeklinde sıralanabilir. Genel olarak para
(banknot) üzerindeki unsurların belirlenmesi ise parayı kanunen tedavüle
çıkarmaya yetkili makama bırakılmaktadır. İmza, banknotun hukuki
niteliğinin borç senedi olduğu dönemde geçerlilik unsuru iken, günümüzde
-banknotun hukuki niteliğinin gerektirdiği zorunlu bir unsur değil-
paranın yetkili organ tarafından çıkarıldığını gösteren geleneksel bir
simgeden ibarettir. Bir başka ifadeyle uluslararası kamu hukuku kuralları
bakımından, paranın hukuki niteliği gereği üzerinde imza bulunması zorunlu
değildir. Genel olarak dünyadaki tüm banknotlarda iki imza bulunmakla
birlikte, üzerinde tek veya üç imza bulunan banknotlara da
rastlanmaktadır.
Banknotların gerçek olup olmadığı nasıl anlaşılmaktadır?
Banknotlarımızda bulunan güvenlik özelliklerini kontrol
ederek, banknotların gerçek olup olmadığını kolayca anlamak mümkündür.
Banknotlarda bulunan ve kamuoyuna açıklanan güvenlik özellikleri, halka ve
profesyonellere yönelik özellikler olmak üzere 2 gruba ayrılmaktadır.
Halka yönelik güvenlik özelliklerinin tespiti için özel bir cihazın
kullanılmasına gerek bulunmamaktadır. Şu hususu vurgulamak gerekir ki, bir
banknotun gerçekliğini tespit etmek için birden fazla güvenlik özelliğinin
kontrol edilmesi gerekmektedir. Sadece bir özelliğe bakarak gerçekliğe
karar vermek sağlıklı olmayabilir; zira, gelişen teknolojik imkanlarla
artık gelişmiş baskı ekipmanları makul maliyetlerle günlük hayatımıza
girmiş bulunmaktadır.
Banknotun sahte olduğunun tespit edilmesi halinde ne
yapılmalıdır?
Sahte bir banknot ele geçirildiğinde derhal Emniyet
birimlerine bildirilmelidir. Suçu bildirmemek de bir suç unsuru
olduğundan, daha çok kişinin mağdur olmasının önlenebilmesi amacıyla bu
bildirimlerin yapılması önemlidir. Ayrıca, söz konusu bildirimin bir
vatandaşlık görevi olduğunu unutmamak gerekmektedir. (Paralarda
sahteciliğe ilişkin hususlar Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinde
düzenlenmiştir. "Suçu bildirmeme" hususu 278. maddede yer almaktadır.
Ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu 73. ve 158. maddesinde sahtecilikle ilgili
hükümler bulunmaktadır.)
Banknotların tedavül tarihlerine ilişkin bilgilere nasıl
ulaşılabilir?
Dolaşımdan kaldırılan ve zamanaşımı süresini dolduran ancak
koleksiyon değeri olan banknotların alım satımı yapılmakta
mıdır?
Dolaşımdan kaldırılan ve zamanaşımı süresini dolduran TL
banknotların Bankamızca alım, satım, değişim ve değer tespit işlemi
yapılmamakta olup koleksiyon amaçlı banknotlar konusunda numismatik
derneklerinden bilgi edinilebilir.
Emisyon grubu nedir?
Portre dahil belli bir grafik tasarım anlayışı ve boyut
düzeni içinde dolaşıma çıkarılacak banknot serisine emisyon grubu
denir.
E-9 Emisyon Grubu Türk Lirası banknotların güvenlik özellikleri
nelerdir?
I- Halka yönelik güvenlik özellikleri 1- Emniyet
şeridi : Kağıda gömülü olarak üzerinde kupür değeri ve "TL" harfleri
bulunan UV özelliği taşıyan emniyet şeridi banknot ışığa tutulduğunda her
iki yüzden de kesintisiz bir hat şeklinde görülmektedir. 2- Filigran :
Banknotların ön yüzünde bulunan Atatürk portresinin küçüğü ile kupür
değerini gösteren rakamdan oluşan filigran banknot ışığa tutulduğunda her
iki yüzden de görülmektedir. 3- Holografik Şerit Folyo : Banknotların
ön yüzünde banknot tasarımıyla uyumlu görsel elemanlardan oluşan, banknot
hareket ettirildiğinde parlak renkli yansımalar veren holografik şerit
folyo yer almaktadır. Şerit üzerindeki dikdörtgen şekil içindeki "TL"
harfleri kupür değerine dönüşmektedir. 4- Renk Değiştiren (Iridescent)
Şerit : Banknotların arka yüzünde kupür değerini gösteren rakam ve "TL"
harflerinden oluşan şerit farklı açılardan bakıldığında altın sarısına
dönüşmektedir. 5- Kabartma Baskı : Banknotların ön yüzünde parmakla
dokunulduğunda hissedilebilen kabartma baskı uygulanmıştır. Atatürk
portresi, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" ibaresi, orta bölümde kupür
değerini gösteren sayılar ve yazılar ile sol alt ve sağ üst köşelerdeki
kupür değerini gösteren sayılar kabartma baskılıdır. 6- Gizli Görüntü :
Banknota yatay konumda göz hizasında bakıldığında, Atatürk portresinin sağ
alt kenarında yer alan yedigen şekil içerisinde kupür değerinin gizli
görüntü görülmektedir. 7- Bütünleşik Görüntü : Banknotlar ışığa
tutulduğunda, sol üst kenarda yer alan şekiller arka yüzdeki şekillerle
birleşerek kupür değerini oluşturmaktadır. 8- Boyut Farkı :
Banknotların uzun kenarında 6 mm, kısa kenarında ise ikili grup olarak 4
mm fark oluşturulmuştur. 5 TL : 64 x 130 mm 10 TL : 64 x 136
mm 20 TL : 68 x 142 mm 50 TL : 68 x 148 mm 100 TL : 72 x 154
mm 200 TL : 72 x 160 mm 9- Renklendirilmiş Banknot Kağıdı :
Banknotlarda kupürün hakim renginin açık bir tonu kağıdın rengi olarak
uygulanmıştır. 5 TL : Açık kahverengi. 10 TL : Açık kırmızı. 20 TL :
Açık yeşil. 50 TL : Açık oranj. 100 TL : Açık mavi. 200 TL : Açık
mor. 10- Görme Engellilere Yönelik Özellik Banknotların ön yüzünde
filigranın sol üst kenarında Braille alfabesinden yararlanılarak, elle
dokunulduğunda hissedilen "nokta"lar kabartma baskıyla uygulanmıştır. 5
TL'den 200 TL'ye doğru sırasıyla 1'den 6'ya kadar rakamlar Braille
Alfabesi ile yazılmıştır. II- Profesyonellere yönelik güvenlik
özellikleri 1- Mikro Yazılar : Banknotların ön yüzünde ay - yıldız
motifinin içinde kupür değerini gösteren rakam ve "TL" harflerinden oluşan
mikro yazılar yer almaktadır. 2- UV Özellikler : Banknotlarda UV ışık
altında; - Banknot kağıdında parlamama, - Banknot kağıdında bulunan
ve normalde görülmeyen kılcal liflerde mavi ve kırmızı renkte
parlama, - Ön yüzdeki Atatürk portresinin üzerinde beliren kupür
değerini gösteren rakam ve "TL" harflerinde kırmızı parlama, - Emniyet
şeridinde 5 - 10 TL için mavi, 20 - 50 TL için kırmızı ve 100 - 200 TL
için sarı renkte parlama, - Kırmızı seri ve sıra numarasında canlı ve
parlak kırmızı, siyah seri ve sıra numarasında sarımsı yeşil
parlama, özelliği bulunmaktadır. Dolaşımda bulunan banknotlarımızın
güvenlik özelliklerine ilişkin detay bilgi ve görüntülere Bankamız web
sitesinde (www.tcmb.gov.tr) yer alan
"Banknotlar" başlığı altından ulaşabilirsiniz.
Emisyon nedir? Emisyon hacmini belirleyen ekonomik göstergeler
nelerdir?
Kelime anlamı olarak emisyon; çıkarmak, yaymak, ihraç
etmek, dolaşıma sokmak gibi anlamlara gelmektedir. Bir ülkede kağıt para,
tahvil ve bono, hisse senetleri gibi değerlerin ilk kez piyasaya
sürülmesine emisyon denir. Emisyon hacmi ise, Merkez Bankası tarafından
ihraç edilen (piyasaya sürülen) banknotların toplam tutarını ifade
etmekte, "Tedavüldeki Banknotlar" olarak da adlandırılmaktadır. Bu paralar
ya bireylerin elinde, ya da bankaların kasalarında nakit olarak
tutulmaktadır. Emisyon hacmi temel olarak bireylerin para talebi
tarafından belirlenmektedir. Para işlem, ihtiyat ve spekülasyon
amaçlarıyla talep edilmektedir. İşlem güdüsüyle para; ödemelerde
gereksinim duyulduğundan, ihtiyat güdüsüyle para; beklenmedik
gereksinmeler dolayısıyla, spekülasyon güdüsüyle para ise kâr fırsatları
nedeniyle talep edilir. İşlem ve ihtiyat amaçlı para talebi bireylerin
gelir düzeyi tarafından belirlenirken, spekülasyon amaçlı para talebi faiz
oranları tarafından belirlenmektedir. Bu kapsamda, bireylerin
gelirlerindeki artış ve/veya faiz oranlarındaki düşüş para talebini ve
dolayısıyla emisyon hacmini artırmaktadır. Para talebini etkileyen bir
diğer faktör, enflasyonda gerçekleşen veya gerçekleşmesi beklenen
değişmelerdir. Bir ekonomide enflasyon ne kadar yüksekse, para talebi o
kadar düşük gerçekleşecek, bu da emisyon hacminin daralmasına neden
olacaktır. Enflasyon bekleyişlerinde bozulma da, bireylerin ellerinde daha
az para tutmak istemelerine neden olarak emisyon hacmini azaltacaktır.
Bunlara ek olarak, para teknolojisindeki gelişmelere bağlı etmenler de
bireylerin para talebi üzerinde belirleyici olmaktadır. Örneğin, kredi
kartı kullanımının artması para talebini azaltmakta ve bu da emisyon
hacmini daraltmaktadır. Emisyon hacminin bir diğer belirleyicisi ise
emisyon arzıdır. Merkez Bankasının para politikaları uygulamaları
kapsamında gerçekleştirdiği çeşitli işlemler emisyon arzı üzerinde etkili
olmaktadır. Bu kapsamda, Merkez Bankasının açık piyasa işlemleri ile
Devlet İç Borçlanma Senetlerini alıp satması, ihaleler ve/veya doğrudan
müdahaleler yoluyla döviz alıp satması, zorunlu karşılık oranlarını
değiştirmesi gibi işlemler emisyon arzını etkileyerek emisyon hacmi
üzerinde belirleyici olmaktadır.
Emisyon gerektiren kriterler nelerdir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 36. maddesi
uyarınca; - Ticari senet ve vesikaların reeskonta ve avansa kabulü
işlemleri, - Açık piyasa işlemleri, - Altın ve dövizle ilgili
işlemler emisyon gerektiren kriterler arasında yer
almaktadır.
Madeni paralarla ilgili bilgilere nasıl ulaşılabilir?
Madeni paraların üretimi ve satışı T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığı'na bağlı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü
tarafından gerçekleştirildiğinden madeni paralarla ilgili detaylı
bilgilere adı geçen Genel Müdürlüğün İnternet sitesinden (www.darphane.gov.tr) ulaşılabilir.
Para basımının maliyeti nedir ve bu maliyet hangi kriterlere
göre, nasıl değişmektedir?
2011 yılında üretimi tamamlanan banknotların ortalama
birim maliyeti yaklaşık 0,16 TL (16 Kr) olarak gerçekleşmiştir.
Banknot maliyetlerini etkileyen faktörler:
Girdi Maliyetleri
İşgücü, hammadde, diğer gider (amortisman, enerji, su, bakım-onarım,
vb.) gibi üretim girdilerinin fiyatlarındaki değişimler ile ithal
girdilerin kullanımı nedeniyle döviz kurlarındaki değişimler banknot birim
maliyetlerini etkilemektedir.
Üretim Miktarı
Bina, makina, teçhizat ve personel gideri gibi maliyetler göz önünde
bulundurulduğunda, üretim miktarındaki artışlar birim maliyetlerde düşüşe,
azalışlar ise birim maliyetlerde artışa neden olmaktadır.
Basım Özellikleri
Tedavülde olan banknotların basım özellikleri farklı olup teknik ve
güvenlik donanımı gibi faktörler birim maliyetleri
etkilemektedir.
Paranın dolaşım hızı nedir? Nasıl değişmektedir?
Paranın dolaşım hızı, piyasadaki para miktarının ekonomide
üretilen toplam mal ve hizmetleri satın almak için yıllık bazda ortalama
olarak kaç defa el değiştirdiğini gösterir ve ekonomide yaratılan gayri
safi milli hasılanın para miktarına bölünmesiyle elde edilir. Paranın
dolaşım hızı, temel olarak, bireylerin para talebinde değişime neden olan
gelir ve faiz değişimlerinden etkilenmektedir. Merkez Bankası paranın
dolaşım hızını, para talebinde değişikliğe neden olan faiz oranları ve
gelir düzeyini etkilediği ölçüde değiştirebilir. Merkez Bankası, para
basma imtiyazını elinde bulundurduğu için paranın miktarını
belirleyebilir. Ekonomide para miktarındaki değişiklikler, paranın dolaşım
hızında değişiklikle sonuçlanan faiz oranı ve gelir kaymalarına neden
olmaktadır. Kısa dönemde, Merkez Bankasının para arzı miktarında
gerçekleştirdiği bir artış, faiz oranlarını düşürecek, bu da paranın
dolaşım hızının düşmesine neden olacaktır. Paranın dolaşım hızını
etkileyen bir diğer faktör, fiyat düzeyinde gerçekleşen ve gerçekleşmesi
beklenen değişmelerdir. Fiyat artış hızı (enflasyon) yüksek olan bir
ekonomide paranın dolaşım hızı da yüksek olacaktır. Merkez Bankası, para
politikası uygulamaları ile birlikte enflasyon oranını ve enflasyon
bekleyişlerini etkileyerek, dolaylı da olsa, paranın dolaşım hızını
değiştirebilmektedir.
Paranın tedavülden kaldırılması süresi neye göre
belirlenmektedir?
Dolaşımda aynı emisyon grubunda altıdan fazla kupür çeşidi
bulunamaz. Dolaşımdaki kupür çeşidi altı iken yeni bir banknot
çıkarıldığında en küçük kupürlü banknot dolaşımdan
kaldırılmaktadır.
Tertip değişikliği nedir? Nasıl yapılmaktadır?
Dolaşımdaki banknotların grafik, tasarım ve boyutları
dışında; yetkili imzalarında, motif veya renklerinde, kullanılan baskı
tekniklerinde, güvenlik özelliklerinde yapılacak değişiklikler tertip
değişikliği olarak ifade edilir.
Yıpranmış, eskimiş, yırtık, yanık, eksik yabancı para
efektifleri nasıl değiştirilmektedir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gişelerinde gerçek
kişilerle herhangi bir bankacılık işlemi yapılmamaktadır. Bu kapsamda
yırtık, yanık, eskimiş, yanmış ve benzeri nitelikte olan yabancı para
efektiflerin değiştirilmesi yönünde şahıslardan gelen taleplerin
karşılanması mümkün değildir. Ancak, bu nitelikteki efektiflerin değişimi
belirli bir ücret karşılığında ticari bankalar veya döviz büfeleri
aracılığıyla gerçekleştirilebilir.
Cumhuriyet dönemi boyunca tedavüle çıkarılan banknotlarımıza ait
görüntü ve detaylı bilgilere nasıl ulaşılabilir?
Cumhuriyet dönemi boyunca dolaşıma çıkarılmış
banknotlarımıza ait görüntü ve detaylı bilgilere Bankamız İnternet
sitesindeki (www.tcmb.gov.tr)
"Banknotlar" başlığı altından ulaşılması mümkündür.
Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması operasyonu ne zaman
gerçekleştirilmiştir?
Ülkemizde yaklaşık 30 yıl boyunca yaşamış olduğumuz yüksek
enflasyon, bazı ekonomik değerlerin milyarlarla, trilyonlarla ve hatta
katrilyonlarla ifade edilmesine neden olmuş, bol sıfırlı rakamlar başta
kasa işlemlerinde olmak üzere, muhasebe ve istatistik kayıtlarında, bilgi
işlem programlarında ve ödeme sistemlerinde sorunlar yaratmıştır. Bu
süreçte dünyadaki en büyük kupürlü banknot (20.000.000 TL) sadece
ülkemizde kullanılmakta ve bu durum paramızın itibarını olumsuz yönde
etkilemekte idi. Türk Lirası'ndan 6 sıfır atılması hem psikolojik hem de
teknik bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmıştı. Banknot küpür
değerlerinin yüksek olması, yüksek enflasyon olgusunun bir sonucudur. Bu
nedenle paradan sıfır atıldıktan sonra yeniden üst küpürlü banknot ihracı
ve nihayet paradan yeniden sıfır atılması ihtiyacının kısa bir süre sonra
ortaya çıkmaması için enflasyonun kabul edilebilir bir düzeyde istikrar
kazandığı bir dönemin seçilmesi uygun olmaktadır. Bu çerçevede, 31
Ocak 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5083 sayılı "Türkiye
Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun" uyarınca paramızdan
altı sıfır atılarak, Yeni Türk Lirası banknot ve madeni paralar 1 Ocak
2005 tarihinde tedavüle çıkarılmış ve para reformunun ilk aşaması
gerçekleştirilmiştir. Başlangıçtan itibaren iki aşamadan oluşması
planlanan bu tarihi reformun birinci aşamasında, birçok ülke uygulamasında
olduğu gibi, para birimimizin başına geçici bir süre için ve karışıklığı
önlemek amacıyla "Yeni" ibaresi konulmuş; ikinci aşamada ise "Yeni"
ibaresinin kaldırılarak tekrar geleneksel ve asli para birimimiz olan
"Türk Lirası"na dönülmesi öngörülmüştür. Operasyonunun ikinci aşaması
ile ilgili olarak 5 Mayıs 2007 tarih ve 26513 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan 4 Nisan 2007 tarih, 2007/11963 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
ile Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta yer alan "Yeni" ibarelerinin 1 Ocak
2009 tarihinde kaldırılmasına karar verilmiş, yenilenen tasarımları,
değişen boyutları ve gelişmiş güvenlik özellikleri ile "Türk Lirası" ve
"Kuruş" adını alan banknot ve madeni paralar bu tarihten itibaren dolaşıma
çıkarılmıştır.
YTL'den tekrar TL'ye ne zaman geçilmiştir ve değişim oranı
nedir?
1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma verilen Türk Lirası'nda
paramızın değer ölçüsünde bir değişiklik yapılmamış paramızın sadece ismi
değişmiştir. Yeni Türk Lirası değerler Türk Lirası'na dönüştürülürken 1
Yeni Türk Lirası (1 YTL) eşittir 1 Türk Lirası (1 TL) olmuştur.
YTL banknot ve madeni paraların değişimi mümkün müdür?
Yeni Türk Lirası banknotlar 1 Ocak 2010 tarihinden
itibaren 10 yıllık (31 Aralık 2019 mesai bitimine kadar), madeni paralar
ise 1 yıllık (31 Aralık 2010 mesai bitimine kadar) zamanaşımı süresince
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve T.C. Ziraat Bankası şubelerinde
değiştirilebilecektir.
TL banknotlarda ilk kez uygulanan özellikler nelerdir?
E9 Emisyon grubu Türk Lirası banknotlarda uygulanan temel
özellikler şunlardır;
Seri tasarım anlayışı
Konu bütünlüğü
Seri içerisinde sistematik boyut farklılığı
Farklı Atatürk portresi
Tüm güvenlik özelliklerinin özelliklerinin banknotlarda aynı yer ve
şekilde uygulanması
Holografik şerit folyo
Renk değiştiren (iridescent) şerit
Renkli banknot kağıdı
Üzerinde kupür değeri ve "TL" harfleri bulunan UV ışık altında
parlayan emniyet şeridi olarak belirtilebilir.
Banknotlarımızın resim ve görüntülerinin çoğaltılması ile ilgili
bir kural var mıdır?
Banknotların resim ve görüntülerinin çoğaltılması ve
yayınlanması konusunda Bankamız Internet sitesinde (www.tcmb.gov.tr), "Banknotlar" başlığı
altındaki "Banknotların Çoğaltılması" adresinde yer alan "Banknotların
Resim ve Görüntülerinin Çoğaltılması ve Yayınlanması" ile ilgili
duyurumuzda belirtilen kurallara uyulması gerekmektedir.
Banknotlarımızın kupür kompozisyonu neye göre belirlenmektedir?
Banknot ve madeni paraların kupür kompozisyonları
oluşturulurken diğer ülkelerdeki sistemler, geçmiş yıllardaki uygulamalar,
perakende sektörünün fiyatlandırma politikası, madeni para kullanım
alışkanlığı ve enflasyonist sürecin etkisiyle bugüne kadar var olan
yuvarlama etkisi dikkate alınmaktadır.
Merkez Bankasının bir adet hisse senedinin nominal (itibari)
değeri ne kadardır?
1211 sayılı Bankamız Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca 25.000
Türk Lirası olan Banka sermayesi 250.000 hisseye ayrılmış olup her bir
hissenin nominal (itibari) değeri 10 Kuruş (On Kr)'tur.
Kâr payı kuponlarının tamamı ödenmiş olan Merkez Bankası Hisse
Senetleri yeni hisse senetleri ile değiştiriliyor mu?
1931 yılında 30 kuponlu olarak bastırılan Merkez Bankası
hisse senetleri, mevcut kâr payı kuponlarının tamamının ödenmesi nedeniyle
26 Şubat 1962 tarihinden itibaren, söz konusu senetler yerine verilmiş
olan 39 kuponlu hisse senetleri ise aynı gerekçeyle 2 Ocak 2001 tarihinden
itibaren yeni hisse senetleri ile değiştirilmeye başlanmıştır. Gerçek
kişi hissedarların; hisse senetlerinin asılları ve geçerli kimlik belgesi,
tüzel kişi hissedarların ise hisse senetlerinin asılları, yetki belgesi
(tüzel kişiliği temsile yetkili kişi ile yetki kapsamını belirtir belge
aslı), imza sirküleri (yetkilendirenlerin imza örneklerini gösterir belge
aslı veya onaylı örneği) ve yetkilendirilenlere ait geçerli kimlik
belgeleri ile birlikte Merkez Bankası veya Ziraat Bankası şubelerine
başvurmaları halinde hisse senetlerinin değişim işlemi
gerçekleştirilecektir. |
Kurumsal
Bankanın unvanı neden "Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası"dır?
11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun (Mülga) ile
Merkez Bankası "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" unvanı altında özel
hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim
ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle Devletten ayrı ve bağımsız
olduğu hususuna özel bir önem verilmiştir. Bu amaç çerçevesinde, Bankanın
kuruluş kanunu tasarısında adı "Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak
öngörülmüşken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonunda uluslararası
ilişkiler de düşünülerek "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak
değiştirilmesine karar verilmiş; Bankanın bağımsızlığını vurgulama amacı
güdülerek "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresine ve kısaltılmış şekli olan
"T.C."ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından Bankanın
Devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği
endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır. Halen yürürlükte bulunan 1211
sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1. maddesinde de,
Bankanın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı "Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak aynı şekilde korunmuştur.
Merkez Bankasının Kanunla belirlenen temel görev ve yetkileri
nelerdir?
Bankanın temel görevleri:
- Açık piyasa işlemleri yapmak,
- Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için
gerekli tedbirleri almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki
muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejimini belirlemek, Türk
Lirasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesi için döviz
ve efektiflerin vadesiz ve vadeli alım ve satımı ile dövizlerin Türk
Lirası ile değişimi ve diğer türev işlemlerini yapmak,
- Bankaların ve Bankaca uygun görülecek diğer mali kurumların
yükümlülüklerini esas alarak zorunlu karşılıklar ve umumi disponibilite
ile ilgili usul ve esasları belirlemek,
- Reeskont ve avans işlemleri yapmak,
- Ülke altın ve döviz rezervlerini yönetmek,
- Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek, ödeme ve menkul
kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak, kurulmuş ve kurulacak
sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak düzenlemeleri
yapmak, ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere kullanılacak
yöntemleri ve araçları belirlemek,
- Finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları
ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak,
- Mali piyasaları izlemek
- Bankalardaki mevduatın vade ve türleri ile özel finans
kurumlarındaki katılma hesaplarının vadelerini belirlemektir.
Bankanın temel yetkileri:
- Türkiyede banknot ihracı imtiyazı tek elden Bankaya aittir.
- Banka, Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder, buna
uyumlu olarak para politikasını belirler. Banka, para politikasının
uygulanmasında tek yetkili ve sorumludur.
- Banka, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu Kanunda belirtilen
para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacağı diğer para
politikası araçlarını da doğrudan belirlemeye ve uygulamaya yetkilidir.
- Banka, olağanüstü hallerde ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun
kaynaklarının ihtiyacı karşılamaması durumunda, belirleyeceği usul ve
esaslara göre bu Fona avans vermeye yetkilidir.
- Banka, nihai kredi mercii olarak bankalara kredi verme işlerini
yürütür.
- Banka, bankaların ödünç para verme işlemlerinde ve mevduat kabulünde
uygulayacakları faiz oranlarını, belirleyeceği usul ve esaslara göre
bankalardan istemeye yetkilidir.
- Banka, mali piyasaları izlemek amacıyla bankalar ve diğer mali
kurumlardan ve bunları düzenlemek ve denetlemekle görevli kurum ve
kuruluşlardan gerekli bilgileri istemeye ve istatistiki bilgi toplamaya
yetkilidir.
Bankanın başlıca müşavirlik görevleri;
- Banka, Hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve
haznedarıdır. Bankanın Hükümetle ilişkisi Başbakan aracılığı ile
sağlanır.
- Banka, finansal sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda
Hükümete görüş verir.
- Banka, bankalar ve uygun göreceği diğer mali kurumlar hakkındaki
görüş ve tespitlerini Başbakanlık ile bu kurum ve kuruluşları düzenleme
ve denetleme yetkisine sahip kuruluşlara bildirebilir.
Merkez Bankasında kuruluşundan bugüne kadar görev yapan
başkanlar kimlerdir ve görev tarihleri nelerdir?
Başkanlar (*)
| Adı Soyadı |
Görev Tarihleri (**) |
| Selahattin ÇAM |
1931-1938 |
| A. Kemal Zaim SUNEL |
1938-1949 |
| Mehmet Sadi BEKTER |
1949-1950 |
| Osman Nuri GÖVER |
1951-1953 |
| Mustafa Nail GİDEL |
1953-1960 |
| Memduh AYTÜR |
1960 |
| İbrahim Münir MOSTAR |
1960-1962 |
| Ziyaettin KAYLA |
1963-1966 |
| Mehmet Naim TALU |
1967-1971 |
| Mehduh GÜPGÜPOĞLU |
1972-1975 |
| Cafer Tayyar SADIKLAR |
1976-1978 |
| İ.Hakkı AYDINOĞLU |
1978-1981 |
| Osman ŞIKLAR |
1981-1984 |
| Yavuz CANEVİ |
1984-1986 |
| Dr. Rüşdü SARACOGLU |
1987-1993 |
| Dr. N.Bülent GÜLTEKİN |
1993-1994 |
| Şakir Yaman TÖRÜNER |
1994-1995 |
| Süleyman Gazi ERÇEL |
1996-2001 |
| N.Süreyya SERDENGEÇTİ |
2001-2006 |
| Durmuş YILMAZ |
18 Nisan 2006 - |
(*) 1970 yılına kadar Banka Başkanları'nın ünvanları, sırasıyla Umum
Müdür veya Genel Müdür olarak anılmıştır. (**) Tarih boşlukları,
vekaletle yönetilen dönemlerdir.
Merkez Bankasının hukuki niteliği nedir?
Merkez Bankası, "1211 sayılı Kanunla anonim şirket olarak
kurulmuş ve örgütlenmiş", "merkezi idare veya hizmet yerinden yönetim
kuruluşu ve hatta bağımsız idari otorite olarak nitelendirilmemiş",
"bağlı-ilgili ve ilişkili kuruluş tanımlarının dışında bırakılmış", "idari
hiyerarşi ve vesayetin haricinde tutulmuş", "Bütçe Kanunlarının kapsamına
dahil edilmemiş" ve böylelikle bağımsızlık olarak ifade edilen bütünüyle
kendine özgü bir hukuki statüye sahip kılınmıştır.
Merkez Bankası hissedarları kimlerdir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hisseleri (A), (B), (C)
ve (D) sınıflarına ayrılmıştır. (A) sınıfı hisse senetleri münhasıran
Hazineye ait olup, sermayenin yüzde 51'inden aşağı olamaz. (B) sınıfı
hisse senetleri Türkiye'de faaliyette bulunan milli bankalara tahsis
edilmiştir. Hisse senetlerinin en çok 15 000 adeti, (C) sınıfı hisse
senedi olarak, milli bankalar dışında kalan diğer bankalarla imtiyazlı
şirketlere tahsis edilmiştir. (D) sınıfı hisse senetleri Türk ticaret
müesseselerine ve Türk vatandaşlığını haiz tüzel ve gerçek kişilere tahsis
edilmiştir. Bankamız hisse senetlerine ilişkin genel bilgiler ile (A),
(B), (C) ve belirli oranın üzerinde hisseye sahip olan (D) sınıfı
hissedarlarımıza, hisselerinin tutarlarına ve toplam sermaye içindeki
oranlarına ilişkin bilgilere Bankamız internet sitesinde yer alan (www.tcmb.gov.tr) Yayınlar /Süreli
Yayınlar başlığı altındaki Yıllık Raporlar ile Bağımsız Denetim
Raporlarının ilgili sayfalarından ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasının yönetim yapısı nasıldır?
Merkez Bankasının yönetim yapısı buradangörülebilir.
Merkez Bankasının sermayesi neden 25.000 TL gibi düşük
sayılabilecek bir miktardır?
Merkez Bankası anonim şirket olarak kurulmuş ve
örgütlenmiş olmakla birlikte, kar etmek gibi bir amacı bulunmamaktadır. Bu
durumun sonucu olarak, Merkez Bankasının sermayesi de diğer anonim
şirketlerinkinden farklı biçimde sadece sembolik bir nitelik ve anlam
taşımaktadır. Sermaye büyüklüğü, hisse miktarları ve kar payı ödemeleri
sadece simgesel değerlerle sınırlı kalmaktadır. Benzer şekilde diğer ülke
merkez bankalarının sermayeleri de simgesel özellik taşımaktadır.
Merkez Bankasında sermaye artırımına nasıl gidilir?
1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu ve
Esas Mukavelesi uyarınca, Merkez Bankası sermayesi ancak Genel Kurulda
sağlanacak 2/3 çoğunluk ve Bakanlar Kurulunun tasvibiyle artırılabilir.
Sermaye artırımı Ticaret Siciline tescil ettirilmekte ve Ticaret Sicili
Gazetesinde de yayımlanmaktadır.
Merkez Bankası bağımsızlığı nedir? Niçin önemlidir?
Merkez Bankası bağımsızlığı ile genellikle, merkez
bankasının para politikası ile ilgili kararların alınmasında ve
uygulamasında doğrudan politik baskılardan uzak hareket edebilme yeteneği
ima edilmektedir. Diğer bir değişle, merkez bankası bağımsızlığı, temel
olarak hükümet ile banka ilişkisinin düzeyini ve şeklini ima eden bir
kavram olarak ele alınmaktadır. Genel olarak, merkez bankası bağımsızlığı
"amaç bağımsızlığı" ve "araç bağımsızlığı" şeklinde
sınıflandırılmaktadır. Amaç bağımsızlığı merkez bankasının para
politikasının nihai (birincil) amacını, hükümetin etkisi olmadan, tek
başına belirleyebilmesi anlamına gelmektedir. Öte yandan, nihai amaç
ile ilgili rakamsal hedefi ya da diğer detayları belirleyebilme yetkisini
ifade eden ve amaç bağımsızlığının bir alt sınıfı olarak düşünülebilecek
"hedef bağımsızlığı" kavramı ile de sıkça karşılaşılmaktadır. Araç
bağımsızlığı ise, merkez bankasının para politikasının nihai amacına
ulaşmak için uygulayacağı politikayı ve kullanacağı araçları, hükümetin ya
da başka herhangi bir kurumun müdahale ya da onayı olmaksızın, özgürce
seçebilmesini ifade etmektedir. Merkez bankası bağımsızlığının neden
gerekli olduğunun tam olarak anlaşılabilmesi için fiyat istikrarının bir
toplum için taşıdığı önemin farkında olunması gerekmektedir. Yüksek ve
kronik enflasyonun ekonomileri tahrip ettiği ve sadece ekonomik değerlere
değil toplumsal değerlere de zarar verdiği, gerek ülkemiz gerekse dünya
örnekleri çerçevesinde tarihin önümüze koyduğu bir gerçektir. Tarihsel
olarak yaşanan bu süreç sonrasında fiyat istikrarının; makroekonomik
istikrarın, sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışının olmazsa olmaz bir
ön koşulu olduğu artık tüm dünyada kabul görmektedir. Fiyat istikrarı,
ekonomilerde kendiliğinden gelişen bir sürecin sonunda oluşamamaktadır.
Çeşitli dışsal şoklar bir kenara bırakıldığında, bütün ekonomilerde fiyat
istikrarını tehdit eden başlıca iki unsur bulunmaktadır: Birincisi; siyasi
karar alıcıların, ekonomik aktiviteyi hızlandırmak amacıyla koşulları
oluşmadan kapasitenin üzerinde çalışmaya zorlamasıdır- ki bu uzun süre
sürdürülebilir bir durum değildir. İkincisi ise, hükümetlerin bütçe
açıklarını merkez bankası kaynakları ile finanse etmeye zaaflarının
olmasıdır. Bunun doğal sonucu kısa vadede büyüme ve istihdam artışı olsa
da, uzun vadede yüksek enflasyon, düşük ve oynak büyüme ve işsizliktir.
Dolayısıyla fiyat istikrarı ancak uzun vadeli, istikrarlı ve kararlı
politika uygulamaları sonucu elde edilebilmektedir. Oysa genelde siyasi
otoriteler, siyasetin doğasından kaynaklanan nedenler ile, kısa vadeli bir
bakış açısına sahip olmaya daha yatkın olabilmektedirler. İşte bu noktada
enflasyonu kontrol etmek, fiyat istikrarına, dolayısıyla tam istihdama ve
sürdürülebilir büyümeye ulaşılmasını sağlamak üzere merkez bankaları, daha
uzun vadeyi hedefleyebilmeleri amacıyla, siyasi otoriteden bağımsız olarak
görevlendirilmektedirler. Bu bağımsız yapı; merkez bankalarına, fiyat
istikrarına karşı tehdit oluşturan politikalar uygulamamaları ve gerekli
uyarıları yapabilmeleri için uygun ortamı yaratmaktadır.
Merkez Bankası karının ne kadarı Hazineye devredilmektedir?
Merkez Bankası kârı, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanununun 60. maddesi doğrultusunda dağıtılmaktadır. Buna göre;
Merkez Bankasının yıllık safi kârının yüzde 20'si ihtiyat akçesine, hisse
senetlerinin nominal değerleri üzerinden yüzde 6 oranında ilk kar hissesi
olarak hissedarlara, yukarıdaki yüzdeler tutarının düşürülmesinden sonra
kalan miktarın en çok yüzde 5'i, iki aylık maaş tutarını geçmemek üzere
Banka mensuplarına ve yüzde 10'u fevkalade ihtiyat akçesine, hisse
senetlerinin nominal değerleri üzerinden Genel Kurul kararıyla en çok
yüzde 6 nispetinde ikinci kâr hissesi olarak hissedarlara dağıtılmakta, bu
dağıtımdan sonra kalan bakiye ise Hazineye verilmektedir. Karın dağıtımı
ile ilgili detaylı bilgilere Merkez Bankası İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr) "Yayınlar/Süreli
Yayınlar/Yıllık Rapor" menüsünden ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankası denetlenmekte midir? Nasıl?
Bir anonim şirket olan Merkez Bankasının denetimi, Banka
içi ve dışı denetimler olarak ikiye ayrılmaktadır. Banka İçi
Denetimler Merkez Bankası Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca Genel Kurul,
Banka Meclisi tarafından verilen Yıllık Rapor ile Denetleme Kurulu
Raporunu, Bankanın bilançosunu, kâr ve zarar hesaplarını denetler ve
karara bağlar. Genel Kurul, Bankanın yıllık faaliyetinin denetimini her
yıl Banka Meclisini ve Denetleme Kurulunu ibra konusunda karar almak
suretiyle gerçekleştirir. Denetleme Kurulu ise, Banka Kanunu'nun 24.
maddesi uyarınca, Bankanın bütün muamele ve hesaplarını denetler; yıl
sonunda hazırlayacağı raporu Genel Kurula sunar. Banka Kanunu'nun verdiği
yetki çerçevesinde Denetleme Kurulu, mütalaalarını yazılı olarak Banka
Meclisine bildirir ve bir kopyasını da Başbakanlığa verir. TCMB
Teşkilat ve Görevleri Esas Yönetmeliğinin 49. ve 50. maddeleri ile
Bankanın işlemlerini denetim görev ve yetkisi verilen Denetim Genel
Müdürlüğü; 1211 sayılı Kanun ve diğer mevzuatın tanıdığı yetkiler ve
görevler çerçevesinde, Bankanın birimleri, şubeleri ve temsilcilikleri ile
Banka dışı kurumlar ve kuruluşlar nezdinde denetim yapmak; inceleme ve
araştırmalarda bulunmak; gerektiğinde soruşturma yapmak ve danışmanlık
faaliyetinde bulunmak görev ve yetkisini haizdir. Banka Dışı
Denetimler Banka nezdinde gerçekleştirilen dış denetimin yasal
dayanağı, TCMB Kanunu'nun 42. maddesidir. Buna göre Başbakan, Bankanın
işlem ve hesaplarını denetlettirme yetkisine sahiptir. Banka Kanunu'nun
42. maddesi uyarınca Başkan tarafından, Banka faaliyeti ile uygulanmış ve
uygulanacak olan para politikası hakkında, her yıl nisan ve ekim aylarında
Bakanlar Kuruluna rapor sunulmaktadır. Banka, faaliyetine ilişkin olarak
yılda iki defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunu
bilgilendirmektedir. Banka Kanunu'nun 42. maddesinin 2. paragrafına
göre; Banka, bilanço, kâr ve zarar hesaplarını bağımsız denetim
kuruluşlarına denetlettirebilir. Uluslararası standartlarda faaliyet
gösteren merkez bankalarının temel ilkeleri olan "şeffaflık" ve "hesap
verebilirlik" çerçevesinde en etkin araçlardan biri olarak görülen
bağımsız dış denetim uygulamalarına 2000 yılında başlanmış olup, her yıl
yapılan bağımsız denetimlerin sonucunda hazırlanan raporlar Bankanın
internet sayfası aracılığıyla kamuoyuna duyurulmaktadır. Yukarıda
belirtilen denetimlerin yanı sıra; Hazine Müsteşarlığı, Devlet Denetleme
Kurulu, bazı Bakanlıklar ve yetkili diğer kamu otoriteleri, gerek
görülmesi halinde ve kendi görev alanlarına giren konularda, denetim
elemanları aracılığıyla, Banka'da denetim yapabilirler.
Merkez Bankasının yurt dışı temsilcilikleri hangi şehirlerde
bulunmaktadır?
Merkez Bankasının yurt dışı temsilcilikleri New York,
Londra, Frankfurt ve Tokyo şehirlerindedir.
Merkez Bankasının personel alımı duyuruları, sınav
takvimi-sonuçları, staj imkanları gibi konulardaki açıklamalarına nereden
ulaşılmaktadır?
Bu konularda detaylı bilgiye Bankanın İnternet sitesi (www.tcmb.gov.tr) ana sayfasında yer
alan İnsan Kaynakları başlığından ulaşılmaktadır.
Merkez Bankasında hizmet içi eğitim konusunda nasıl bir politika
izlenmektedir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında faaliyet alanındaki
hızlı değişime koşut olarak Bankanın hedeflerini gerçekleştirmesine
katkıda bulunmak üzere kurumsal ve bireysel gelişim ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla eğitim etkinlikleri düzenlenmektedir. Eğitim ile
hizmet kalitesinin artırılması, personel performansının yükseltilmesi,
personelin Banka içinde ve dışında etkin bireyler olarak yönlendirilmesi
hedeflenmektedir. Eğitim ihtiyacı, periyodik olarak yapılan ihtiyaç
belirleme çalışmalarına ek olarak konjonktürel-teknolojik gelişimler
sonucu ortaya çıkan değişiklikler ve yapısal değişimlere dayalı olarak
belirlenir. Belirlenen ihtiyaçlar, personelin Banka tarafından düzenlenen
eğitim programlarının yanı sıra yurt içi ve yurt dışındaki diğer kurum ve
kuruluşlarca düzenlenen uzun ya da kısa süreli programlara katılımı
sağlanarak ve diğer merkez bankaları ile birlikte ortak programlar
düzenlenerek karşılanır. Banka tarafından düzenlenen eğitim
programlarında içerik çerçevesinde öğretim elemanı olarak Banka personeli,
diğer kurum ve kuruluşlardan yetkililer ve akademisyenler görev
alır. Gelişmekte olan ülke merkez bankaları personeli için ise
Türkiye'de "merkez bankacılığı" eğitim programlarının yanında, talep
edildiğinde "iş başında eğitim" programları da
düzenlenmektedir.
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bağımsızdır" denince ne
anlamalıyız?
"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bağımsızdır"
dendiğinde, Merkez Bankasının "araç bağımsızlığına" sahip olduğu
anlaşılmalıdır. Merkez Bankası Kanununun 4. maddesi Bankanın temel
görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu açıkça belirtmektedir. Para
politikasının birincil amacı fiyat istikrarını sağlamak olarak belirlenmiş
olması nedeniyle TCMB "amaç bağımsızlığına" sahip değildir. Aynı maddenin
devamında "Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para
politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi
belirler" hükmü yer almaktadır. Bir diğer deyişle Merkez Bankası, fiyat
istikrarı amacına ulaşmak için uygulayacağı para politikasını ve
kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan belirleme yetkisine
sahiptir. Bu da Merkez Bankasının, bir çok gelişmiş ülke merkez
bankalarındaki uygulamalara paralel olarak, kanunen araç bağımsızlığına
sahip olduğu anlamına gelmektedir.
Merkez Bankası bilançosunun hem aktifinde hem de pasifinde yer
alan "Değerleme Hesabı" ne anlama gelmektedir?
1211 sayılı TCMB Kanunu'nun 61. maddesi gereğince, Türk
Lirası'nın değerinin yabancı paralar karşısında değişmesi nedeniyle
Bankanın aktif ve pasifinde bulunan altın, efektif ve dövizlerin yeniden
değerlenmesi sonucu ortaya çıkan gerçekleşmemiş gelir ve giderler TCMB
Bilançosunun aktif ve pasifinde Değerleme Hesabı kalemlerinde
izlenmektedir. Gerçekleşmemiş giderler bilançonun aktifinde,
gerçekleşmemiş gelirler ise pasifinde gösterilmektedir. Bu gelir ve
giderlerin gerçekleşmesi halinde, gerçekleşen tutarlar kar ve zarar
hesaplarına aktarılmaktadır. Döviz varlıklarının TL karşılıklarında
meydana gelen artış, döviz yükümlülüklerin TL karşılıklarında meydana
gelen artıştan fazla ise değerleme hesabı lehe dönmüş demektir ve
bilançonun pasif tarafında yer almaktadır. Diğer bir deyişle
gerçekleşmemiş kur farkı kârı ortaya çıkmaktadır. Döviz
yükümlülüklerinin TL karşılıklarında meydana gelen artış, döviz
varlıklarının TL karşılığında meydana gelen artıştan fazla ise değerleme
hesabı aleyhe dönmüş demektir ve bilançonun aktif tarafında yer
almaktadır. Diğer bir deyişle gerçekleşmemiş kur farkı zararı ortaya
çıkmaktadır. T.C Merkez Bankası Bilançosuna ilişkin açıklamalara (www.tcmb.gov.tr) "Yayınlar/
Kitaplar/Çalışmalar" menüsü altında yer alan çalışmalardan ve
"Yayınlar/Süreli Yayınlar" altında yer alan Yıllık Raporlar" menüsünden
ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasının bilançosu ile bir ticari bankanın bilançosu
arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir?
Merkez Bankası bilançosunu, ticari banka bilançolarından
ayıran temel özellikler aşağıda belirtilmiştir. 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4. maddesi ile Türkiye'de banknot
ihraç etme yetkisi sadece Merkez Bankasına verilmiş olup, tedavüle
çıkartılan banknotlar Merkez Bankası Bilançosunun pasifinde yer alan
"Tedavüldeki Banknotlar" kaleminde izlenmektedir. 1211 sayılı Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 41. maddesi ile, Merkez Bankasına
Hükümetin haznedarlığı görevi verilmiş olup, Türkiye'nin 1947 yılından
beri üyesi olduğu Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkiler açısından,
mali ajan Hazine Müsteşarlığı, muhafaza kurumu ise Merkez Bankası olarak
belirlenmiştir. Bu çerçevede, Türkiye'nin IMF'ye üyeliğinden doğan mali
ilişkiler (varlık ve yükümlülüklerimiz) sadece Merkez Bankası bilançosunda
yer almaktadır. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun
61. maddesi gereğince, Türk Lirası değerinin değişmesi nedeniyle Bankanın
aktif ve pasifindeki altın ve dövizlerin yeniden değerlendirilmesi sonucu
oluşan gerçekleşmemiş gelir ve giderler Merkez Bankası bilançosunun aktif
ve pasifinde "Değerleme Hesabı" kalemlerinde izlenmekte olup,
gerçekleşmemiş giderler bilançonun aktifinde, gerçekleşmemiş gelirler ise
pasifinde gösterilmektedir. Bu gelir ve giderlerin gerçekleşmesi halinde,
gerçekleşen tutarlar kar ve zarar hesaplarına aktarılmaktadır. Ticari
bankalarda ise gerçekleşmemiş gelir ve giderler doğrudan kar ve zarar
hesaplarına aktarılmaktadır. ** Merkez Bankası bilanço kalemleri ile
ilgili detaylı bilgilere Banka İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr )
"Yayınlar/SüreliYayınlar/YıllıkRapor" menüsünden ulaşılabilmektedir.
|
Piyasalar
Devlet tahvili ve bono piyasalarının işleyişi
nasıldır?
Devlet tahvili, T.C. Başbakanlık Hazine Müşteşarlığı
tarafından 1 yıldan uzun vadeli olarak ihraç edilen Devlet İç Borçlanma
Senetleridir (DİBS). Hazine bonosu ise yine Hazine tarafından ihraç edilen
vadesi 1 yıla kadar olan DİBS'dir. Ülkemizde borçlanma senetleri piyasası
faiz oranlarının çok yüksek oluşu, vadelerin kısa oluşu ve Hazinenin yoğun
borçlanma ihtiyacı sonucu Hazine borçlanma senetlerinin (diğer bir deyişle
Devlet İç Borçlanma Senetlerinin) hakimiyeti altındadır. Özel kesim
borçlanma senetleri yok denecek durumdadır. Borçlanma senetlerinin
işlem gördüğü piyasalar, birincil ve ikincil piyasalar olmak üzere ikiye
ayrılır. Birincil piyasalar, menkul kıymetlerin ilk defa piyasaya
çıkarıldığı ve ihraç eden kuruma gereksinim duyduğu fonu sağlayan
piyasalardır. Buna göre, Devlet İç Borçlanma Senetleri, Hazine adına
Merkez Bankası tarafından yürütülen ihalelerle ihraç edilir. İkincil
piyasalar ise, menkul kıymetlerin ihraçları sonrası alınıp-satıldığı
piyasalardır. Bu piyasalar, tasarruf sahiplerine ellerindeki menkul
kıymetleri her an nakde çevirebilmelerine olanak tanımalarından dolayı
önem taşımaktadır. Ülkemizde en aktif ve organize DİBS ikincil piyasası
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) bünyesindeki Tahvil ve Bono
Piyasası Kesin Alım-Satım ve Repo-Ters Repo Pazarlarıdır. Bu piyasalara
aracı kurumlar ve bankalar katılabilmekte olup, İMKB'nin kuralları
geçerlidir. Merkez Bankasının da üyesi olduğu İMKB'de katılımcılar talep
ve tekliflerini gerekli tüm detayları ile İMKB sistemine gönderirler. En
iyi talep ve teklif sistemde karşılaştığında belirlenen işletim kuralları
çerçevesinde işlemler gerçekleşir. Ayrıca, Merkez Bankası tarafından
açık piyasa işlemleri kapsamında DİBS kullanılarak gerçekleştirilen kesin
alım-satım ve repo (geri satım vaadi ile alım)-ters repo (geri alım vaadi
ile satım) işlemleri de ikincil piyasa işlemleridir. Merkez Bankası, para
politikası hedefleri çerçevesinde, para arzının ve ekonominin
likiditesinin etkin bir şekilde düzenlenmesi amacıyla açık piyasa
işlemlerini gerçekleştirir. Açık piyasa işlemleri, günümüz merkez
bankacılığının en etkin para politikası aracıdır. Merkez Bankası bu
işlemleri kendi bünyesinde ihale ya da kotasyon yöntemiyle ve/veya
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım-Satım
Pazarı ile Repo-Ters Repo Pazarına katılmak suretiyle gerçekleştirebilir.
Piyasalarda belirsizliğin, fiyat ve faiz oranlarında dalgalanmaların
olduğu dönemlerde yoğun bir şekilde başvurulan kotasyon yönteminde,
işlemlerin gerçekleştirileceği faiz oranı ve/veya fiyat ile alım-satımı
yapılacak menkul kıymetlerin vadesi ya da repo-ters repo işlemi vadeleri
Merkez Bankasınca piyasa koşulları göz önünde bulundurularak belirlenir.
İhale yönteminde ise, Merkez Bankası alım-satımı yapılacak kıymet
vadelerini veya repo-ters repo işlem vadelerini açıkladıktan sonra, faiz
oranları ve fiyatlar bankalar ve aracı kurumlar tarafından serbestçe
belirlenmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, ikincil piyasa
işlemlerinde yaygın olarak DİBS kullanılmaktadır. Bu bağlamda, kesin alım
işlemleri, piyasada likidite ihtiyacının kalıcı olduğu durumlarda DİBS
alımı suretiyle piyasanın fonlanması işlemidir. Likidite ihtiyacının
geçici olduğu durumlarda ise işlem vadesi 91 günü geçmemek üzere repo
işlemi tercih edilir. Öte yandan, piyasada kalıcı likidite fazlası
durumunda kesin satım, geçici likidite fazlası durumunda da yine işlem
vadesi 91 günü geçmemek üzere ters repo işlemi yapılır. Alım yönlü
işlemlerde (kesin alım, repo ilk işlemi ve ters repo dönüş işlemi) kıymet
teslim alınmadan bedelin ödenmesi, satım yönlü işlemlerde (kesin satım,
ters repo ilk işlemi ve repo dönüş işlemi) ise bedelin alınmadan kıymetin
teslim edilmesi söz konusu değildir. Taraflar arasındaki tüm nakit
transferleri Elektronik Fon Transferi (EFT) ve tüm menkul kıymet (diğer
bir deyişle DİBS) transferleri de Elektronik Menkul Kıymet Transferi
(EMKT) sistemleri üzerinden yapılır.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihaleleri ne zaman ya da hangi
sıklıkla yapılmaktadır?
İhaleler genel olarak pazartesi ve/veya salı günleri
düzenlenmektedir. Hangi haftalar ihale düzenleneceği bilgisi, Hazinenin ay
sonları itibarıyla gelecek aya ilişkin olarak yayımladığı İç Borçlanma
Stratejisinde yer almaktadır. İhalelere ilişkin detay bilgiler ise,
ihaleden en az 1 iş günü öncesinde Hazine tarafından kamuoyuna
duyurulmakta olup, söz konusu duyurulara Hazinenin İnternet sitesinden (www.hazine.gov.tr)
ulaşılabilmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihalelerinde Merkez Bankasının
rolü nedir?
Merkez Bankası, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanunu ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde Hazinenin mali ajanı sıfatıyla
Hazine adına, DİBS İhalelerini fiilen gerçekleştirmekle yükümlüdür. İhale
yolu ile ihraç edilecek senetlerin özellikleri ve ihraç koşulları Hazine
tarafından belirlenerek kamuoyuna duyurulmakta, ihale teklifleri ise
Merkez Bankası tarafından toplanmaktadır. Tekliflerin toplanmasını takiben
Merkez Bankası teklif listelerini Hazineye ileterek, ihalede satılacak
senet tutarına ilişkin olarak Hazine'ye görüş bildirmektedir. Hazinenin
nihai satış tutarını belirlemesinin ardından ihale sonuçları Merkez
Bankası tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır. İhale günü teminatların
toplanması ve kazanamayanlara iadesi, ihraç günü ise ihale bedelinin
alınması ve kıymetlerin katılımcılara teslim edilmesi işlemleri de Merkez
Bankası tarafından yürütülmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) faiz oranlarına nasıl
ulaşılabilir?
DİBS'lerin işlem gördüğü piyasalar birincil ve ikincil
piyasalar olmak üzere ikiye ayrılır. DİBS'ler birincil piyasada, Hazine
adına Merkez Bankasınca yürütülen Devlet İç Borçlanma Senedi ihalelerinde
ihraç edilir. Söz konusu ihraçlarda oluşan faiz oranlarına Merkez Bankası
İnternet sitesinde yer alan http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/piyasa.php
bağlantısından ulaşılabilmektedir. DİBS'lerin işlem gördüğü organize
ikincil piyasa ise, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nezdinde faaliyet
göstermekte olan Tahvil ve Bono Piyasası olup, bu piyasada söz konusu
kıymetlere ilişkin olarak gerçekleşen faiz oranlarına ise İMKB'nin www.imkb.gov.tr adresli İnternet
sitesinden ulaşılabilmektedir.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) bireysel yatırımcılar
tarafından Merkez Bankasından alınabilir mi?
Bireysel yatırımcılar, Merkez Bankası şubelerinden sadece
Hazine adına Merkez Bankasınca gerçekleştirilen DİBS ihaleleri kapsamında
DİBS alabilirler.
Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihalelerine bireysel
yatırımcılar Merkez Bankası şubelerinden nasıl katılabilir?
İhale günü teklif verme süresinin sonuna kadar (mevcut
durumda saat 12.00'ye kadar) Merkez Bankası şubelerine T.C kimlik
numaraları ve kimlik belgeleriyle birlikte başvuran bireysel yatırımcılar
ihaleye doğrudan teklif verebilmektedir. İhale tekliflerinde, katılımcının
hangi fiyattan ne kadar nominal tutarda senet almak istediğini belirtmesi
gerekmektedir. İhalelere teklif vermek isteyen katılımcılar, Merkez
Bankasının İnternet sitesinde "hesaplama araçları", "menkul kıymet
matematiği" bölümünde yer alan menkul kıymet faiz ve fiyat hesaplama
formüllerinden yararlanabilirler. İhale tekliflerinde minimum tutar Türk
Lirası (TL) cinsi DİBS ihalelerinde nominal 100 TL iken, döviz cinsi DİBS
ihalelerinde nominal 10.000 ABD Doları ya da 10.000 Euro'dur. İhaleye
teklif veren bireysel yatırımcıların, teklif ya da tekliflerinin toplam
nominal tutarı üzerinden hesaplanan yüzde 1'lik teminat tutarını Merkez
Bankası hesaplarına yatırmaları gerekmektedir. - TL cinsi ve dövize
endeksli DİBS ihalelerinde, ihaleyi kazanan katılımcının fark bedelini
(ödemesi gereken toplam tutar-toplam teminat tutarı) valör (ihraç) günü
ilgili hesaba yatırması gerekmektedir. İhaleyi kazanamayan yatırımcıya
yatırdığı teminat tutarı ihale günü iade edilmektedir. - Döviz cinsi
DİBS ihalelerinde ise, teminat, Merkez Bankasının açıkladığı döviz alış
kuru üzerinden TL olarak yatırılmaktadır. Katılımcının ihaleyi kazanması
durumunda, daha önce yatırmış olduğu TL cinsi teminat tutarının tamamı
kendisine valör günü iade edilirken, kazandığı döviz cinsinden tutarın
tamamını yatırması gerekmektedir. Katılımcının ihaleyi kazanamaması
durumunda ise TL cinsinden yatırmış olduğu teminat tutarı, ihale
sonuçlandırıldıktan sonra aynı gün içinde iade edilmektedir. İhaleyi
kazandığı halde, ihale yükümlülüğünü yerine getirmeyen katılımcıların
teminatları Hazineye irat kaydedilir. Teminatı Hazineye irat olarak
kaydedilen yatırımcı en az 4 ihaleye yüzde 20 teminatla katılmak
zorundadır. yüzde 20 teminatla ihaleye giren katılımcı, kazandığı ihalenin
ardından teminatın üzerine yatırması gereken tutarı yatırmadığı taktirde,
sonraki ihalelere yüzde 100 teminatla katılmak zorundadır. Tekrar yüzde
1'lik teminat oranı ile ihalelere katılabilmek, yükseltilmiş teminatla en
az 4 ihaleye katılımın ardından Hazinenin uygun görüşü ile mümkün
olabilmektedir. İhale katılımcılarının, ihalesi yapılan DİBS ile ilgili
damga veya pul parası türünden yerine getirmeleri gereken herhangi bir
yükümlülükleri bulunmamaktadır. Hazinenin nihai satış tutarını
belirlemesinin ardından ihale sonuçları Merkez Bankası tarafından
kamuoyuna duyurulmaktadır. İhaleye ilişkin tüm işlemler tamamlanınca da
Merkez Bankası İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr) ilgili veriler
açıklanmaktadır.
Vadeli işlem sözleşmeleri nedir?
Vadeli işlem sözleşmeleri, belirli bir vadede, önceden
belirlenen fiyat, miktar ve nitelikteki malı, kıymetli madeni, finansal
göstergeyi, sermaye piyasası aracını ya da dövizi alma ya da satma
yükümlülüğü veren sözleşmelerdir.
Vadeli işleme konu olabilecek araçlar nelerdir?
Vadeli işlem sözleşmeleri genellikle mallara (tarımsal
ürün, enerji ürünleri, metaller gibi…), hisse senetlerine, hisse senedi
endekslerine, faiz oranlarına, dövize dayalı olarak düzenlenirken hızla
gelişen günümüz mali piyasalarında değişen yatırımcı ihtiyaçlarına paralel
olarak hava durumu gibi birçok farklı değişkene dayalı olarak düzenlenen
vadeli işlem sözleşmeleri de işlem görmeye başlamıştır.
Vadeli işlem neden yapılmaktadır?
Vadeli işlem piyasalarında korunma, spekülasyon ve
arbitraj amaçlı işlem yapılabilmektedir: Korunma Amaçlı İşlemler: Spot
piyasada pozisyonu olup fiyat riskinden korunmak isteyen yatırımcılar
gelecekteki fiyatı sabitlemek amacıyla vadeli işlem piyasasında işlem
yaparlar. Spekülasyon Amaçlı İşlemler: Spekülasyon amaçlı işlem yapan
yatırımcılar fiyat hareketlerinden kazanç sağlamak üzere risk alırlar.
Spekülatörler bu suretle piyasaların likit olmasını sağlarlar. Arbitraj
Amaçlı İşlemler: Aynı anda, aynı vadeli işlem sözleşmelerinin işlem
gördüğü piyasalar arasındaki fiyat farklarından veya spot piyasa ile
vadeli piyasa arasındaki fiyat farklılıklarından faydalanarak kar elde
etmek amacıyla yapılan işlemlerdir. Aynı anda bir piyasada alım, diğer
piyasada da satım yapıldığı için açık pozisyon taşınmamakta, yani herhangi
bir risk alınmamaktadır.
Vadeli işlem piyasalarındaki pozisyon türleri nelerdir?
Vadeli işlem piyasalarında alınan pozisyon türleri
şunlardır: Uzun Pozisyon: Vadeli işlem sözleşmesi satın alarak uzun
pozisyon alan taraf, sözleşmenin vadesi geldiğinde sözleşmeye konu teşkil
eden varlığı sözleşmede belirtilen fiyattan ve miktarda satın almak ya da
nakdi uzlaşmayı sağlamakla yükümlüdür. Kısa Pozisyon: Vadeli işlem
sözleşmesi satarak kısa pozisyon alan taraf, sözleşmenin vadesi geldiğinde
sözleşmeye konu teşkil eden varlığı sözleşmede belirtilen fiyat ve
miktarda satmak ya da nakdi uzlaşmayı sağlamakla yükümlüdür. Uzun veya
kısa pozisyon sahibi olan taraflar pozisyonlarını kapatmak istediklerinde,
kısa pozisyon sahibi iseler aynı sözleşmede alım, uzun pozisyon sahibi
iseler aynı sözleşmede satım yaparak sahip oldukları pozisyonu
kapatabilirler.
Vadeli işlemlerin sağladığı avantajlar nelerdir?
Vadeli işlem piyasaları, spot piyasada ortaya çıkan
risklerin ortadan kaldırılması ya da yönetilmesi, gelecekteki fiyat
değişimlerine karşı bugünden alım-satım satım yapılması sonucu tarafların
olası fiyat dalgalanmalarına karşı korunmalarını sağlar. Bu piyasalar
üreticilere, ithalat ve ihracatçılara, portföy yöneticilerine, bankacılara
ve yatırımcılara fiyatların gelecekteki seyirleri hakkında fikir vererek
risk ve stok yönetiminde yol gösterici olurlar. Vadeli işlem piyasalarında
yatırımcılar, spot piyasalara oranla daha düşük miktarlarda sermaye ile
işlem yapabilme şansına sahiptirler. Spot piyasalarda işlem tutarının
tamamı tahsil edilirken, vadeli piyasalarda "marjin" adı verilen işlem
tutarına oranla daha düşük miktardaki teminat tutarı ile işlem
yapılabilmektedir.
Vadeli işlem piyasasında takas merkezinin rolü nedir?
Vadeli işlem piyasasında takas merkezi, alıcı karşısında
satıcı, satıcı karşısında alıcı konumuna geçerek katılımcıların hak ve
yükümlülüklerini teminat altına alır. Başka bir deyişle karşı taraf
riskini ortadan kaldırır. Takas merkezi ayrıca, işlem teminatları ile
oluşan kar ve zararı günlük olarak ilgili hesaplara aktarır.
Libor ve Euribor faiz oranı nedir ve güncel oran nasıl
öğrenilebilir?
Londra bankalar arası piyasasında bankaların teminatsız
borç verme karşılığında talep etmiş oldukları faiz oranı olan Libor
(London Interbank Offer Rate) her gün British Bankers' Association (BBA)
tarafından belirlenmekte ve söz konusu faiz oranları BBA'nın İnternet
sitesinde bir hafta gecikmeli olarak yayımlanmaktadır. Uluslararası
piyasalarda borç alıp vermede ve türev enstrümanların fiyatlandırılmasında
referans faiz oranı olarak kullanılan libor faiz oranları ile ilgili
detaylı bilgiye ve geçmişe dönük verilere BBA'nın İnternet sitesindeki (http://www.bba.org.uk) "Historic BBA
Libor Rates" alt başlığından ulaşılabilmektedir. 1999 yılında Eurounun
Avrupa Birliğinin resmi para birimi olması sonucunda AB içerisindeki para
piyasalarında gösterge niteliğinde faiz oranı olarak kullanılmaya başlanan
Euribor (Euro Interbank Offered Rate) faiz oranları ile ilgili bilgilere
ve geçmişe dönük verilere (http://www.euribor.org.default.htm)
adresinden ulaşılabilmektedir.
Vadeli işlem piyasasında işlem teminatı ne ifade
etmektedir?
Vadeli işlemler piyasasının güvenlik mekanizmasıdır.
Yatırımcılar, pozisyon açılırken öncelikle işlem yapılacak kontrat için
öngörülen azami günlük fiyat hareket limitine yakın başlangıç teminatı
yatırmak durumunda olup, teminatlar piyasadaki günlük fiyat hareketleri
karşısında güncelleştirilen ve sürdürme teminatı adı verilen, korunması
gereken alt düzeyin altına düşmemelidir.
Merkez Bankası uluslararası para transferlerini nasıl
gerçekleştirmektedir?
Merkez Bankası, 1989 yılından itibaren SWIFT (Society for
Worldwide Interbank Financial Telecommunication) üyesi olup, uluslararası
para transferlerini söz konusu sistem aracılığıyla muhabirlerine
gönderdiği ödeme mesajları kanalıyla gerçekleştirmektedir (Muhabir
bankacılığı). Merkez Bankası'nın Türkiye'den yapılan uluslararası para
transferlerindeki konumu, Türkiye'deki diğer SWIFT üyesi bankaların
konumundan farksızdır. Merkez Bankası, yabancı para ödemeleri için,
Türkiye'deki ticari bankalarca gerçekleştirilen yurt dışı para
transferlerinde merkez konumunda değildir.
TCMB bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası'nın işlevi nedir?
TCMB bünyesinde faaliyet gösteren Bankalararası Para
Piyasası (Interbank), bankalar arasındaki rezerv hareketlerini teşvik
etmek, bankacılık sisteminde kaynakların daha verimli kullanılmasını
sağlamak ve kısa vadede nakit fazlası olup bunu plase etmek isteyen
bankalar ile kısa vadeli nakit ihtiyacı bulunup bu ihtiyacını uzun dönemli
varlıklarını elden çıkarmadan karşılamak isteyen bankaların birbirleriyle
karşılaşmasını sağlamak amacıyla, 2 Nisan 1986 tarihinde kurulmuştur. Söz
konusu piyasada bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde,
önceden belirlenen vadelerde TL depo alım-satım işlemi
gerçekleştirmektedirler. TCMB, 2 Aralık 2002 tarihine kadar bu piyasada
aracı (blind broker) rolü üstlenmekte ve işlem yapan bankalar birbirlerini
bilmeden TCMB üzerinden (TCMB'yi taraf kabul ederek) işlemlerini
gerçekleştirmekteydiler. 1 Temmuz 2002 tarihinde başlayan TCMB'nin
Bankalararası Para Piyasası'ndaki aracılık işlemlerinden aşamalı çekilme
süreci, 2 Aralık 2002 tarihinde tamamlanmıştır. Bu tarihten itibaren TCMB,
uygulanan para politikası çerçevesinde bu piyasada, TCMB faiz oranlarından
TL depo borç almak ve borç vermek suretiyle bir çeşit açık piyasa işlemi
gerçekleştirmektedir.
TCMB bünyesinde faaliyet gösteren Bankalararası Para
Piyasası'nda gerçekleşen faiz oranlarına nasıl ulaşılır?
Bankaların TCMB bünyesindeki Bankalararası Para
Piyasası'nda gerçekleştirdikleri işlemlere ait en düşük, en yüksek ve
ağırlıklı ortalama basit faiz oranları ile işlem verilerine ulaşmak için
yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır; Merkez Bankasının "www.tcmb.gov.tr" ana sayfasından
"Veriler-İstatistiki Veriler (EVDS)" seçeneğine tıklayınız. "Piyasa
Verileri" bölümünden Bankalararası Para Piyasası İşlem Özetleri'ni
tıklayınız. Zaman Serileri içerisinde yer alan istediğiniz gözlem
değerlerini seçerek Rapor'u tıklayınız. Söz konusu sayfayı 'text file'
olarak kaydediniz. Sonra bu dosyayı Excel ortamında açınız ve
kaydediniz. Rakamların diğer hücrelere kaymadığından emin
olunuz.
Geç Likidite Penceresi (GLP) nedir?
Geç likidite penceresi TCMB'nin "borç veren son merci"
fonksiyonu çerçevesinde, bünyesinde faaliyet gösteren Bankalararası Para
Piyasası'nda bankalara TL depo borç verme ve bankalardan TL depo borç alma
işlemidir. Geç likidite penceresinde işlemler gecelik vadede ve
16:00-17:00 saatleri arasında, zorunlu karşılıkların tesis süresinin son
iş gününde ise 16:00-17:15 saatleri arasında gerçekleştirilmektedir. Geç
likidite penceresinden faydalanmak isteyen bankalar teminatları
karşılığında limitsiz olarak, TCMB kotasyonlarından TCMB'ye TL depo borç
verebilmekte veya TCMB'den TL depo borç alabilmektedirler. TCMB'nin geç
likidite penceresi TL depo alış kotasyonu, gün içi işlemler için
10:00-16:00 saatleri arasında ilan ettiği alış kotasyonundan daha düşük,
satış kotasyonu ise daha yüksek olarak Para Politikası Kurulu tarafından
belirlenmektedir.
Hangi döviz havaleleri (yurt içi ve yurt dışı kaynaklı)
alıcılarına T.C. Merkez Bankası aracılığı ile ödenmektedir?
1)T.C. Merkez Bankası nezdinde hesabı bulunan kişilere
(işçi dövizi hesaplarına) ve kuruluşlara yurt dışındaki muhabirlerimiz
aracılığı ile gelen havaleler , 2)Yurt dışındaki sosyal güvenlik
kurumlarınca muhabirimiz olan diğer merkez bankaları aracılığı ile
gönderilen maaş havaleleri , T.C. Merkez Bankası aracılığı ile
ödenmektedir. |
Bankacılık
Elektronik Fon Transfer sistemi nedir? Gelişmiş olmasının
ekonomiye katkıları nelerdir?
Elektronik Fon Transfer (EFT) Sistemi Türk parası
üzerinden ödeme işlemlerinin, bankalar arasında elektronik ortamda, gerçek
zamanlı olarak yapılmasını ve gerçek zamanlı mutabakatını sağlayan ödeme
sistemidir. Bankalararası işlem hacim ve tutarlarının yüksekliği,
elektronik bankacılık hizmetlerinin yaygınlığı, EFT Sistemini ve ülke
çapında yaygın elektronik bankacılık alt yapısını vazgeçilmez bir unsur
haline getirmiştir. EFT Sisteminde bankalar arasındaki Türk parası fon
akışları hızlı ve güvenilir biçimde gerçekleşmekte, kayıtların düzenli ve
sağlıklı tutulması sağlanabilmektedir. Bu sayede bankalar arası yüksek
tutarlı ödemelerde ve piyasa işlemlerinde kullanılır duruma gelen EFT
Sistemi, zamanla bankaların müşteri hizmetlerinin çeşitlenmesine de yol
açmıştır. Günümüzde banka müşterileri de bankalarının sunmakta olduğu
elektronik bankacılık servislerini kullanarak, İnternet üzerinden başka
bankalara anında fon transferi yapabilir hale gelmiştir. Etkin bir
ödeme sistemi, gerek finansal piyasalarda gerek mal piyasasında kıt kaynak
olan sermayenin en hızlı şekilde kullanılmasına yardımcı olup ekonomideki
verimliliğin artmasına katkıda bulunabilir. Sistemle ilgili detaylı
bilgiye http://eft.tcmb.gov.tr adresinden ulaşılabilir.
Elektronik Menkul Kıymet Transfer (EMKT) Sistemi nedir?
Elektronik Menkul Kıymet Transfer (EMKT) Sistemi bankalar
arasında devlet tahvili ve hazine bonosu gibi menkul kıymetlerin
elektronik ortamda, gerçek zamanlı olarak aktarılmasını sağlayan
sistemdir. EMKT Sistemi EFT Sistemi ile bütünleşik olarak
çalışır.
EFT-EMKT Sisteminde ödemeler nasıl gerçekleşmektedir?
EFT Sistemi gerçek zamanlı bire bir mutabakat esasına
dayalı olarak çalışmaktadır. Merkez Bankası tarafından kurulmuş ve
işletilmekte olan EFT-EMKT Sisteminde ödemeler, bankalarca gönderilen EFT
mesajlarına istinaden Merkez Bankası'nda bekletilmeksizin
gerçekleşmektedir. Diğer bir ifadeyle, bankaların EFT ödemelerinin
gerçekleşmesi Merkez Bankası onayına tabi değildir. Sistemin çalışmasına
ilişkin detaylı bilgiye
http://eft.tcmb.gov.tr/EFT-tanitim.htm#_Nasıl_çalışır? adresinden
ulaşılabilir.
Karşılıksız çeklere ilişkin yasak süresi nedir?
Mahkemelerce verilen yasak dışında, bankaların listesinde
isim bulunması nedeniyle herhangi bir yasak bulunmamaktadır.
Merkez Bankası nezdindeki kayıtlar nedeniyle bankaların ferdi
kredi / kredi kartı vermemesi durumunda ne yapılması
gerekmektedir?
Bankalar ile Merkez Bankası arasında sürdürülmekte olan
karşılıksız çek ve protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı
borçlularına ilişkin uygulamada, borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle
kimlik bilgileri Merkez Bankasına bildirilen banka müşterileri ile bu
müşterilerden daha sonra borcunu ödeyenlerin bilgileri Merkez Bankasınca
birleştirilerek periyodik dönemler halinde bankalara aktarılmaktadır.
Sistem içinde Merkez Bankasının işlevi, bankalar tarafından bildirilen
kredi borçlularına ait kimlik bilgilerinin bankalara iletilmesi ile
sınırlıdır. Merkez Bankasının, bankaların kendilerine yapılan başvuruların
kabulü veya reddi hususunda yasal olarak bir yetkisi
bulunmamaktadır. Bankacılık Kanunu ve bu Kanuna istinaden çıkarılan
yönetmeliklerin bankalara, kredi verilmesi ve risklerin etkin bir şekilde
izlenmesi ve yönetilmesi ile ilgili yüklediği sorumluluklar göz önüne
alındığında, bilgi değişimi kapsamında bankalara gönderilen söz konusu
bilgiler, ferdi kredi ve kredi kartı taleplerinin değerlendirilmesinde
başvurulan referans kaynaklardan sadece birisidir ve bankalar yaptıkları
risk analizlerinde bunlar dışındaki diğer verileri de dikkate alarak karar
vermektedirler. Dolayısıyla, ticari esaslara göre çalışan bankalara,
Merkez Bankasının ferdi kredi veya kredi kartı başvurularının kabulü veya
reddi hususunda yasal olarak müdahalesi söz konusu olmamakta, anılan
kurumlara yapılan başvuruların değerlendirilmesi, mevcut yasal
düzenlemelere göre tamamen bankaların yetki ve sorumluluğunda
bulunmaktadır. Diğer taraftan, bankalarca ismi Merkez Bankası kayıtları
arasında yer almayan bireylere ferdi kredi / kredi kartı verilmeyebileceği
gibi, ismi yer alan bireylere ise gerekli teminatlar alınarak ve risk
üstlenerek ferdi kredi / kredi kartı verilmesi de mümkün
bulunmaktadır. Merkez Bankasında "kara liste" diye tabir edilen bir
liste bulunmamaktadır. Ancak, Merkez Bankası ile bankalar arasında bilgi
değişimine tabi tutulan karşılıksız çeklere, protestolu senetlere ve ferdi
kredi ile kredi kartı borçlularına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır.
Merkez Bankası ve bankalar tarafından, ödenmemiş kredi
kartlarına ve bireysel kredilere, protestolu senetlere ve karşılıksız
çeklere ilişkin kayıtlar silinebilmekte midir?
5834 sayılı Kanun uyarınca, ödenmesi gereken tarihi
28.01.2009 (hariç)'den öncesine ait olan, 28.07.2009 (dahil) tarihine
kadar ödenen ve ödeme bildirimi bankalarca, Merkez Bankasına iletilen
karşılıksız çek ve protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı
kayıtlarının tamamı, Merkez Bankası kayıtlarından silinmiştir. Söz konusu
yasa kapsamında yeniden yapılandırılarak ödeme planına bağlanan borçlardan
ödemeleri tamamlanan kredi veya kredi kartı borçları ile ilgili olarak
bankalarca tahsil bildirimi Bankamıza yapılmış kayıtlar da borçlarının
bittiğinin ilgili bankaca Bankamıza bildirildiği dönemin son iş günü
nezdimizdeki kütükten silinecektir. Ayrıca, protestolu senetler ile
ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına ilişkin ödenen kayıtlarda 3 takvim
yılını, ödenmeyen kayıtlarda ise 5 takvim yılını doldurmuş olanlar, Merkez
Bankası nezdindeki protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı
borçlularına ilişkin kayıtlardan silinmektedir. Bu uygulama karşılıksız
çekler için geçerli bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Merkez Bankası
kayıtlarında protestolu senetlere ve ferdi kredi / kredi kartlarına
ilişkin 5 yıldan daha eski herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Kredi
başvurularında şahısların karşısına bankalar tarafından çıkartılan
kayıtlar ise doğrudan Merkez Bankası kayıtları değildir. Bankalar,
kendilerine Merkez Bankası tarafından gönderilen ve genel
müdürlüklerindeki veri tabanlarında tutulan listelere bakarak
değerlendirme yapmaktadır. Bankaların bu kayıtları kütüklerinden silme
zorunlulukları bulunmamaktadır. Bankaların, Merkez Bankasının yapmış
olduğu silme işlemlerini yapma zorunluluğu olmadığından, Merkez Bankası
tarafından silinmiş olan kayıtlar, şahısların bankalara yapmış oldukları
başvurularda karşılarına çıkabilmektedir.
Yasal Faiz Oranı nedir?
Merkez Bankasının, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt
Faizine İlişkin Kanun'da yer alan kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarını
belirleme konusunda herhangi bir yetkisi bulunmamakta, konunun Merkez
Bankasıyla bağlantısı, 3095 sayılı Kanunun Merkez Bankası reeskont ve
avans faiz oranlarına yaptığı atıftan kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan,
3095 sayılı Kanunun 1. maddesinde yapılan değişiklikle Merkez Bankası
reeskont faiz oranlarına yapılan atıf 1 Mayıs 2005 tarihi itibarıyla
kaldırılmış olup, kanuni faiz oranı 1 Mayıs 2005 tarihinden geçerli olmak
üzere yıllık yüzde 12 olarak belirlenmiştir. Bakanlar Kurulunun 19 Aralık
2005 tarih ve 2005/9831 sayılı Kararıyla kanuni faiz oranı 1 Ocak 2006
tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 9'a indirilmiştir. Güncel yasal faiz
oranına, T.C. Maliye Bakanlığı'na ait internet sitesi "www.muhasebat.gov.tr" adresi
"Mevzuat-Tebliğ-Parasal Sınırlar ve Oranlar Hakkında Genel Tebliği"
bölümünde yer alan "Tablo V-Kanuni Faiz ve Temerrüt Faiz Oranları"ndan
ulaşılması mümkündür. 3095 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası ile
Merkez Bankası avans faiz oranlarına yapılan atıf ise halen yürürlüktedir.
3095 sayılı Kanun ve konuyu düzenleyen ilgili Kanun maddelerinin
uygulaması ise T.C. Adalet Bakanlığı'nın görev alanına girmektedir. Merkez
Bankasınca vadesine en çok üç ay kalan senetler karşılığında yapılan
reeskont işlemlerinde uygulanan yıllık iskonto oranları ile avans
işlemlerinde uygulanan yıllık faiz oranlarına Merkez Bankası internet
sitesi "www.tcmb.gov.tr" adresi
"Hızlı Erişim" bölümünde yer alan "Reeskont ve Avans Faiz Oranları"ndan
ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankasından silinen ferdi kredi / kredi kartı ve
protestolu senet kayıtları neden bankaların ekranlarında yer almaya devam
etmektedir?
Merkez Bankasınca silinen karşılıksız çek, ferdi kredi ve
kredi kartı ve protestolu senet borçlularına ilişkin kayıtların bankalarca
da silinmesine yönelik yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla,
bu kayıtların ilgili bankanın kendi bilgi işlem sisteminden silinip
silinmemesi tamamen kendi kararıdır. Bankalar dilerlerse bu kayıtları
silebilmekte ya da (her türlü) kredi başvuruları sırasında istihbarat
kaynaklarından birisi olarak kendi bilgisayar sistemlerinde tutmaya devam
etmektedir.
Merkez Bankası nezdindeki kayıtlar nasıl öğrenilmektedir? Merkez
Bankasından borç veya kayıt olmadığına dair yazı alınması halinde ferdi
kredi / kredi kartı alınabilir mi?
Merkez Bankası nezdinde yer alan; karşılıksız çek ve
protestolu senetler ile ferdi kredi ve kredi kartı borçlularına ilişkin
verilerle ilgili olarak, sadece kişilerin kendilerine ait bilgi talepleri
karşılanmaktadır. İlgililerin bilgi istemesi halinde bu taleplerinin
karşılanabilmesi için yazılı bir dilekçe ile bulunduğunuz ildeki T.C. Merkez
Bankası A.Ş. Şubesi'ne, bulunduğunuz ilde Şubemizin olmaması halinde
en yakın
şubemize veya İdare Merkezi'ne başvuruda bulunulması (elden veya posta
yoluyla) gerekmektedir. Söz konusu dilekçede, - Talebin açıkça
belirtilmesi, - Şahıslarda dilekçe sahibinin kendisinin, yetkili kanuni
temsilcilerinin veya açıkça yetkili kıldığı vekillerinin adı soyadı,
imzası ve yazışma adresinin yer alması, - Tüzel kişilerde yetkili kişi
/ kişilerin imzası ve imza sirkülerleri fotokopisinin eklenmesi, -
İlgiliye ait geçerli bir kimlik belgesi (nüfus cüzdanı, sürücü belgesi,
pasaport gibi) fotokopisinin ilavesi, - Negatif Nitelikli Ferdi Kredi
ve Kredi Kartlarına ilişkin başvurular için Anne Kızlık Soyadı bulunması,
- Vergi kimlik numarasının belirtilmesi (Her vatandaşa T.C. Kimlik
numarası verilmeden önceki sorgulamalar için gerekmektedir.), - T.C.
Kimlik numarasının belirtilmesi, - Vekaleten bilgi talep edilmesi
halinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 27/3 maddesi gereğince pul
yapıştırılmış bir vekaletnamenin aslı veya tasdikli bir örneğinin ibrazı
gerekmektedir. Elektronik posta mesajı veya faks yoluyla yapılan
başvurularda başvuru sahiplerinin Merkez Bankasında bulunan kayıtlarına
ilişkin bilgi verilmez. Merkez Bankasına yapılan başvuru neticesinde
alınacak kaydı / borcu yoktur yazısı, yapılan ferdi kredi / kredi kartı
başvurusu için hiçbir bağlayıcılık teşkil etmez. Şahıslara ferdi kredi /
kredi kartı verip vermeme kararı tamamen bankanın kendi inisiyatifindedir.
Bankalar; karşılıksız çek, protestolu senet, ferdi kredi ve kredi kartı
borçlularına ilişkin kayıtları bulunanlara ferdi kredi / kredi kartı
verebilecekleri gibi hiçbir kaydı bulunmayan başvuru sahiplerinin
başvurularına da olumsuz yanıt verebilirler. Bu konuda Merkez Bankasının
herhangi bir yetkisi ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Başvuru yapılan bazı
banka çalışanlarının dile getirdiğinin aksine, Merkez Bankasının kredi
başvurularını onaylaması veya onaylamaması gibi bir uygulama olmayıp,
başvurusu kabul edilmeyen şahısların başvurularının kabul edilmesi için
Merkez Bankasından onay alması veya Merkez Bankasından yazı getirmesi gibi
bir uygulama da söz konusu değildir.
Merkez Bankasının yayımladığı para ve banka istatistikleri ile
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) yayımladığı
istatistikler arasındaki fark nereden kaynaklanmaktadır?
Merkez Bankası para ve banka istatisklerini, uluslararası
istatistik standartlarda (Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi
2008, Uluslararası Para Fonu Parasal ve Finansal İstatistikler El Kitabı
2000) yer alan yerleşiklik tanımı gereği bankaların sadece yurtiçi
şubelerini kapsayacak şekilde hazırlamaktadır. BDDK ise bankaların
yurtdışı şubelerini de istatistiklerine dahil etmektedir.
Protestolu senetler kütüğünde bilgi değişimine esas alınan
bilgiler nelerdir?
Protestolu senet bilgi değişimi sisteminde değişime esas
bilgiler, senet borçlusunun adı soyadı veya unvanı, adresi, senet tutarı,
protestoyu keşide eden banka, protesto yılı ve döneminden ibarettir. Senet
borçlusunun T.C. kimlik numarası ile senet alacaklısı hakkında Merkez
Bankası nezdinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Protestolu senetlere ilişkin kaldırı işlemleri Merkez Bankasınca
mı yapılmaktadır? Protestolu senet kaldırı işlemleri, kayıtların silinmesi
anlamına mı gelmektedir?
Protesto kaldırı işlemleri için, protestoyu keşide eden
banka şubelerine müracaat edilmesi gerekmektedir. Kaldırı bildirimi ilgili
bankanın genel müdürlüğünce Merkez Bankasına bildirildiğinde, Merkez
Bankasınca sistemdeki diğer bankalara duyurulmaktadır. Banka şubeleri ve
kişisel başvurularla, Merkez Bankasında bu konuda herhangi bir işlem
yapmak mümkün değildir. Kaldırı işlemi, sadece senet protestosunun
kaldırıldığı anlamına gelmektedir. Bu suretle senedin protesto edildiğini
gösteren bildiri kaydı, protestolu senedin borcunun ödenip protestonun
kaldırısı işleminin yapıldığını gösteren kaldırı kaydına dönüşerek
sistemdeki kayıtların içinde bulunmaya devam etmektedir.
Bankalarca mevduat hesaplarına uygulanan hesap işletim
ücretleri, havale işlemlerinden alınan ücret, masraf ve komisyonlar, çek
tahsil ücretleri, ferdi kredi kartı yıllık üyelik ve kullanım ücretleri ve
bunlara benzer ücret, masraf ve komisyon oranları ve tutarları Merkez
Bankası tarafından mı belirlenmektedir?
Merkez Bankasının bu tür ücret, masraf ve komisyonların
düzenlenmesi ve belirlenmesi konusunda bir görevi bulunmamaktadır. 09
Aralık 2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat ve
Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları
ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında
2006/1 sayılı Merkez Bankası Tebliğinin Kredi Faiz Oranları ve Sağlanacak
Diğer Menfaatler başlıklı 4. maddesi ile düzenleme altına alınan husus
sadece bankalarca kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer
menfaatlere ve tahsil olunacak masraflara ilişkin olup, bunun dışında
kalan ücret, komisyon ve masraflarla ilişkisi
bulunmamaktadır. Dolayısıyla banka ile hesap sahibi arasında Borçlar
Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılacak
sözleşmeler çerçevesinde ele alınması gereken bu tür ücretlere ilişkin
anlaşmazlıklarla ilgili başvuruların, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'ne ve/veya Türkiye
Bankalar Birliği Genel Sekreterliği Müşteri Şikayetleri Hakem Heyetine
yapılması gerekmektedir.
Zamanaşımı nedeniyle bankalarca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
(TMSF)'nun hesaplarına devredilen tutarlar için nereye başvurulmalıdır?
Yürürlükteki 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve bu Kanun'dan
önce yürürlükte bulunan 25.4.1985 tarih, 3182 sayılı ve 18.6.1999 tarih,
4389 sayılı bankalar kanunlarının zamanaşımına ilişkin hükümleri uyarınca,
bankalar nezdindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve
alacaklardan hak sahibinin en son talep, işlem veya herhangi bir şekilde
yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar
zamanaşımına tabi olup, zamanaşımına uğrayan tutarlar Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu'na (TMSF) gelir kaydedilmek üzere bankalarca Fonun Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesaplarına devredilmektedir. Ancak,
ergin (reşit) olmayanlar adına ve yalnızca bunlara ödeme yapılmak kaydıyla
açtırılan hesaplarda zamanaşımı süresi, kişinin ergin olduğu tarihte
işlemeye başlamaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun zamanaşımı
maddesinin uygulamasına ilişkin Yönetmelik gereğince bankalar, bir takvim
yılı içinde zamanaşımına uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki
her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini,
başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği
hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli taahhütlü
mektupla uyarmak zorundadır. Söz konusu mevduat, katılım fonu, emanet ve
alacaklar ile tutarı 50 Türk Lirasının altındaki her türlü mevduat,
katılım fonu, emanet ve alacaklar Şubat ayının başından itibaren bankanın
kendi internet sitesinde liste halinde üç ay müddetle ilan edilir. Banka,
söz konusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu,
Şubat ayının on beşinci gününe kadar ülke genelinde yayım yapan tirajı en
yüksek iki gazetede iki gün süreyle ilan eder. İnternet sitelerinde ilan
edilen listeler, bankalar tarafından eşzamanlı olarak ayrıca Fona
gönderilir. Fon bu listeleri Nisan ayının sonuna kadar konsolide edilmiş
olarak kendi internet sitesinde yayımlar. İlan edilen zamanaşımına
uğramış her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan Mayıs
ayının on beşinci gününe kadar hak sahibi veya mirasçıları tarafından
aranmayanlar, faiz ve kar payları ile birlikte Mayıs ayı sonuna kadar
Fonun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesaplarına devredilir.
Bankalar, bu durumu, hak sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri ve
haklarının faiz ve kar payları ile birlikte ulaştıkları tutarlar
gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir liste ile devir tarihinden itibaren
bir hafta içerisinde Fona bildirmekle yükümlüdür. Devir listeleri Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası'na gönderilmediğinden ve yetkili kurum TMSF
olduğundan zamanaşımına ilişkin yapılacak başvuruların anılan Fon'a
yapılması gerekmektedir.
IBAN Nedir? Ülkemizde kullanılması zorunlu mudur?
IBAN, bankalardaki mevcut müşteri hesaplarının yerine
kullanılacak olan ve para transferlerinin hızlı, hatasız ve az maliyetle
gerçekleştirilmesi amacıyla belirli bir standarda göre oluşturulan
uluslararası banka hesap numarasıdır. Ülkemizde 01.01.2010 tarihinden
itibaren yurt içi ve yurt dışı para transferinin IBAN kullanılarak
yapılması gerekmektedir. Konu hakkında tüm bilgilere Bankamız ana
sayfasında (http://www.tcmb.gov.tr/iban/) yer
alan IBAN bölümünden ulaşılabilmektedir.
Mevduat faiz oranlarına nasıl ulaşabilirim?
Bankaların azami mevduat faiz oranlarına Bankamızın web
sitesinde veriler/bankacılık verileri/azami mevduat faiz oranları
adresinden ulaşılabilir. Kıdem tazminatlarının hesaplanmasında da söz
konusu linkten ulaşılan azami TL mevduat faiz oranları kullanılmaktadır.
Bankalarca, Bankamıza bildirilen azami mevduat faiz oranları
bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami ( en yüksek )
oranlar olup, şubelerinde veya internet aracılığı ile ilan ettikleri ve
fiilen uyguladıkları faiz oranları ile farklılık gösterebilmektedir.
Dolayısıyla, bankalar Bankamıza bildirdikleri söz konusu azami faiz
oranlarını geçmemek kaydıyla, farklı tutar ve vadedeki mevduat hesaplarına
müşteri bazında farklı faiz oranları uygulayabilmektedirler. Bankalarca
Türk Lirası, Amerikan Doları ve Euro cinsinden açılan vadeli hesaplara
uygulanan faizlerin ağırlıklı ortalamaları ise Merkez Bankası internet
sitesinde yer alan Veriler-Bankacılık Verileri altında "Ağırlıklı Ortalama
Mevduat Faiz Oranları" adıyla yayınlanmaktadır. Faiz oranları sektörün
ağırlıklı ortalama faiz oranları olup, ilgili ay sonuna kadar açılmış olan
(stok) mevduat tutarlarının müşteri bazında her bir mevduata uygulanan
faiz oranları ile ilişkilendirilmesi ve yıl bazına getirilmesiyle
hesaplanmaktadır.
Yabancı para cinsinden (döviz) borçları ödemelerinin gecikmesi
halinde uygulanacak faiz oranlarına nasıl ulaşabilirim?
3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin
Kanun'un 4/a maddesi hükmü uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya
gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde
Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat
hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması düzenlenmiş olup, söz
konusu faiz verilerine Bankamızın web sitesinde veriler/bankacılık
verileri/azami mevduat faiz oranları adresinden
ulaşılabilir.
Kredi faiz oranlarına nasıl ulaşabilirim?
Bankalarca TL üzerinden açılan tüketici kredisi alt
kalemlerinden nakit, taşıt ve konut kredisi ile ticari kredi ağırlıklı
ortalama faiz oranları Merkez Bankası internet sitesi Elektronik Veri
Dağıtım Sistemi'nde (EVDS) (http://evds.tcmb.gov.tr) yer alan
Para-Banka Verileri altında "Bankalarca TL Üzerinden Açılan Kredilere
Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları" adıyla yayınlanmaktadır. Faiz
oranları sektörün ağırlıklı ortalama faiz oranları olup, ilgili hafta
içinde banka bazında fiilen kullandırılan kredi tutarlarının kredi türleri
itibarıyla müşteri bazında her bir krediye uygulanan faiz oranları ile
ilişkilendirilmesi ve yıl bazına getirilmesiyle
hesaplanmaktadır.
Kredi Kartı Kanunu çerçevesinde Merkez Bankası'nın görevi
nedir?
1 Mart 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka
Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi ile, kredi kartı
işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranlarının Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası'nca belirlenmesi ve belirlenen oranların üç ayda
bir açıklanması hükmü getirilmiştir. Merkez Bankası'na verilen yetki ile
bankaların kredi kartlarına uyguladıkları faiz oranlarının büyük
farklılıklar göstermelerinin ve bazı bankaların sektör ortalamalarının
oldukça üzerinde faiz uygulamalarının önüne geçilmesi ve makul düzeylerde
faiz oluşumuna ortam hazırlanması amaçlanmıştır. Bu itibarla Bankamız,
bankalarca kredi kartlarına uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz
oranlarını 2 Nisan 2006 tarihinden itibaren üç aylık dönemler itibarıyla
belirlemekte olup, bankalar bu oranları geçmemek üzere kredi kartlarına
uygulayacakları faiz oranlarını serbestçe
belirlemektedirler.
Bankalarca kredi kartı işlemlerinde uygulanacağı bildirilen en
yüksek akdi faiz ve gecikme faiz oranlarına nasıl ulaşabilirim?
Kredi kartı piyasasında rekabetin ve şeffaflığın
arttırılması ve kredi kartı kullanıcılarının bilgilendirilmesi amacıyla,
nakit çekilişler de dahil olmak üzere, bankalarca kredi kartı işlemlerinde
uygulanacağı bildirilen en yüksek akdi faiz ve gecikme faiz oranları,
05.04.2006 tarihinden itibaren Bankamız internet sitesinde
veriler/bankacılık verileri bölümünde banka bazında
yayınlanmaktadır. |
Kurum, Kuruluş ve Avrupa Birliği ile İlişkiler
Avrupa Birliğine girilmesi durumunda, Merkez Bankasının iç
yapısı ve işlevlerinde ne gibi değişiklikler olması söz
konusudur?
Bir aday ülke AB üyesi olduğunda, ülkenin merkez bankası
da Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) olarak adlandırılan, AB üyesi
ülkeler arasında ortak para politikasının uygulanmasından sorumlu kurumsal
yapının bir parçası haline gelmektedir. AMBS, Avrupa Merkez Bankası (AMB)
ile AB'ye üye ülkelerin merkez bankalarından oluşmaktadır. AMBS'nin
başlıca görevleri "Euro Bölgesi" olarak adlandırılan Ekonomik ve Parasal
Birlik (EPB) üyesi ülkelerde uygulanacak tek para politikasını belirlemek
ve uygulamak, döviz işlemlerini gerçekleştirmek, döviz rezervlerini tutmak
ve yönetmek, ayrıca ödeme sistemlerinin kesintisiz işleyişini sağlamaktır.
AB üyesi olmak otomatik olarak EPB üyesi olmak anlamına gelmemektedir.
Kopenhag kriterlerini yerine getirerek AB üyesi olan bir ülke, ancak tek
parayı kullanmak için gerekli Maastricht Kriterlerini sağladığı taktirde
EPB üyesi olabilmektedir. Ancak bu gerçekleşinceye kadar AB üyesi ülke
EPB'ye üyelik açısından "derogasyonlu" (istisnalı) üye devlet statüsünde
bulunmaktadır. Öte yandan, Maastricht Antlaşması tüm AB üyesi ülkelerin
EPB'ye dahil olmalarını öngörmektedir. Bu nedenle, EPB'ye dahil olmayan AB
ülkeleri EPB'ye dahil ülkelerin merkez bankaları ile AMB'den oluşan
"Eurosistem" dışında kalsalar dahi, AMBS'nin birer parçasıdırlar. Bununla
birlikte, EPB dışında kalan ülkeler, Avrupa Topluluğunu Kuran Antlaşmanın
122. maddesine göre, AMBS'nin getirdiği hak ve yükümlülüklere tabi
olmamakta ve dolayısıyla, ortak para politikasına ilişkin kararların
alınmasında söz sahibi olamazlarken, AMBS'nin diğer görevlerinin yerine
getirilmesinden sorumlu tutulmaktadırlar. Bu çerçevede, Türkiye AB
üyesi olduğunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Eurosistem'e dahil
olmamakla birlikte AMBS'nin bir parçası olacak, ancak EPB üyeliği henüz
gerçekleşmediğinden, para politikasını yine kendisi belirleyecektir.
EPB üyeliği gerçekleştiğinde ise Merkez Bankası, diğer EPB üyesi
ülkelerin merkez bankaları gibi para politikasını belirleme yetkisini
AMB'ye devredecek ve hedefi EPB içinde fiyat istikrarını sağlamak olan
AMB'nin operasyonlarını yürüten bir birim olarak görev yapacaktır. Merkez
Bankası, AMB'nin direktif ve tavsiyelerine göre hareket edecek olmakla
beraber işlerliğini yitirmeyecek, kaynak tahsilatı, kredi dağıtımı, ödeme
sistemleri yönetimi, finansal istikrarın sağlanması vb. gibi kendi
alanında yetkilerini koruyarak etkinliğini sürdürecektir. AMB'de
bugünkü yapı korunduğu takdirde, Merkez Bankası Başkanı aynı zamanda
AMB'nin para politikasını belirleyen üst karar organı olan Yönetim
Konseyinin bir üyesi olarak yerini alacaktır. Merkez Bankası para basma
yetkisi ile beraber, döviz rezervlerinin ve altınlarının bir kısmını da
AMB'ye devredecek ve karşılığında AMB'nin hissedarı olacaktır. Bu
süreçte, AMB standardına uyum konusunda, Merkez Bankasının muhasebe
sistemlerinden, istatistiki raporlama yöntemlerine kadar birçok
değişiklikler yapması gerekecektir. Bu konulardaki çalışmalar hali hazırda
uyum çalışmaları çerçevesinde sürdürülmektedir.
Avrupa Birliğine uyum sürecinde Merkez Bankasına düşen görevler
nelerdir?
Maastricht Anlaşmasının 109. maddesi ve Avrupa Merkez
Bankaları Sistemi (AMBS) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) Statüsünün 14.
maddesinin 1. bendinde, "Her üye ülke, en geç AMB'nin kuruluşuna kadar,
ulusal merkez bankaları kanunları da dahil olmak üzere ulusal kanunlarını
bu Antlaşma ve bu Statü ile uyumlu hale getirilmesini sağlar" hükmü yer
almaktadır. Dolayısıyla, AB'ye girmeden önce Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanununun da AMBS Statüsüne tam uyumlu hale getirilmesi
gerekecektir. Özellikle Merkez Bankasının sorumlu olduğu fasıllarla ilgili
olmak üzere, Bankanın AB'ye üyelik öncesinde yerine getirmesi gereken
çeşitli yükümlülükleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri; "Fasıl 17:
Ekonomik ve Parasal Politika" altında Merkez Bankası bağımsızlığının
(kişisel, kurumsal, operasyonel ve mali açıdan) güçlendirilmesi ve "Fasıl
18: İstatistiksel" altında Banka tarafından yayımlanan bir takım
istatistiksel verilerin (mali hesaplar, ödemeler dengesi, para ve maliye)
AB ve AMB kriterlerine uygun olarak yayımlanmasıdır. Ayrıca, 31.12.2008
tarihli Resmi Gazete'de AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye
Ulusal Programı ile AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye
Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair
2008/14481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmış olup, AB
Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programında,
Sermayenin Serbest Dolaşımı ve Mali Hizmetler Faslı kapsamında ödeme
sistemleri ve hizmetleri ile elektronik para kuruluşları alanında
2009-2011 döneminde çıkarılmak üzere "Ödeme Sistemleri Kanunu"
hazırlanması sorumluluğu Bankamıza verilmiştir.
Avrupa Birliği müzakere sürecine Merkez Bankası hangi fasıllarda
katılmaktadır?
Türkiye ve AB arasında "katılım müzakereleri", 17 Aralık
2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi toplantısında alınan karar
doğrultusunda, 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başlamıştır. Katılım
müzakereleri sürecinin ilk aşaması olan "tarama süreci", yine 3 Ekim 2005
tarihinde gerçekleştirilen Hükümetler Arası Konferans (HAK) ile başlamış
ve 13 Ekim 2006 tarihinde tamamlanmıştır. Tarama çalışmaları 33 fasıl
altında gerçekleştirilmiştir. Bunlardan 12 fasılda, Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası tarama toplantılarına katılmıştır. Merkez Bankasını
doğrudan ilgilendiren ve tarama toplantılarında sunumlara katkıda
bulunulan 6 fasıl; "4. Sermayenin Serbest Dolaşımı", "9. Mali Hizmetler",
"17. Ekonomik ve Parasal Politika", "18. İstatistik", "32. Mali Kontrol"
ve "33. Mali ve Bütçesel Hükümler"dir. Merkez Bankasının doğrudan ilgili
olmadığı diğer 6 fasılın ise yalnızca tarama toplantılarına katılım
sağlanmıştır. Söz konusu fasıllar; "2. İşçilerin Serbest Dolaşımı", "6.
Şirketler Hukuku", "16. Vergilendirme", "19. Sosyal Politika ve İstihdam",
"28. Tüketici ve Sağlığın Korunması" ile "30. Dış İlişkiler"dir. Tarama
çalışmalarının ardından, aday ülke tarafından her bir fasıl için mevzuatın
müktesebata uyum durumu, uyum takvimi, uygulama için ihtiyaç duyulan geçiş
dönemi/istisna talepleri ve gerekçeleri ile kurumsal yapıya ilişkin
bilgileri içeren "Pozisyon Belgesi" hazırlanmaktadır. Bu çerçevede, Merkez
Bankası özellikle doğrudan ilgili olduğu fasıllarda belirtilen çalışmaya
katkı sağlamaktadır. Pozisyon Belgeleri temelinde, ulusal hukuk
sisteminin AB'nin hukuk sistemine uyum sağlamasına yönelik çalışmaların
gerçekleştirildiği "fiili müzakere" sürecinde de Merkez Bankası görev
alacaktır. Bu kapsamda, genel olarak, AB üyeliği ile birlikte Merkez
Bankasının bir parçası haline geleceği Avrupa Merkez Bankaları Sistemine
(AMBS) uyumuna ilişkin düzenlemeler ve bu kapsamda özellikle Merkez
Bankası bağımsızlığını daha da pekiştirmeye yönelik Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Kanununda yapılacak ek değişiklikler AB'ye üyelik öncesinde
gerçekleştirecektir.
Avrupa Birliği kurumları ile Merkez Bankasının ilişkileri
nelerdir?
TCMB'nin başta Avrupa Komisyonu ve AMB olmak üzere AB
kurumları ile yoğun ikili ilişkileri bulunmaktadır. TCMB, her sene
kendi konuları ile ilgili olarak düzenli bir şekilde Komisyon
toplantılarına katılmaktadır. Komisyon tarafından, biri baharda, diğeri
sonbaharda olmak üzere senede iki defa Brüksel'de uzmanlar seviyesinde
düzenlenen ve aday ülkelere ilişkin olarak her sene periyodik yayımlanan
rapor ve istatistiklere temel oluşturmak üzere "Aday Ülkeler Ekonomik
Tahmin" toplantılarına katılım sağlanmaktadır. TCMB, AB içinde özerk
bir yapıya sahip olan, fakat Komisyonla ortaklaşa çalışan Ekonomik ve Mali
Komite (EFC) ile de ilişki içerisindedir. Bu kapsamda, EFC tarafından her
sene Brüksel'de uzman düzeyinde yapılan toplantılara katılım
sağlanmaktadır. Söz konusu toplantılarda, aday ülkelerin Katılım Öncesi
Ekonomik Programları (KEP) değerlendirilmekte ve ECOFIN Bakanlar Diyaloğu
toplantısında kabul edilmek üzere hazırlanan sonuç bildirgesi
şekillendirilmektedir. Takip eden süreçte yine Brüksel'de düzenlenen "EFC
Üst Düzey Ekonomik Diyalog" toplantılarına katılım sağlanarak, uzman
düzeyinde şekillendirilen sonuç bildirgesine son hali verilmektedir. Son
olarak, AB ve Aday Ülke Ekonomi ve Maliye Bakanlarının bir araya geldiği
ECOFIN Bakanlar Diyaloğu toplantısı gerçekleştirilmektedir. Söz konusu
toplantılara 2004 yılından itibaren ekonomi/maliye bakanlarının yanı sıra
merkez bankası başkanları da katılmaktadır. TCMB, AMB ile de uzun
zamandır ikili ilişkiler içerisindedir. Bu kapsamda 2002 yılından bu yana
düzenli olarak "üst Düzey Politika Diyaloğu" toplantıları
gerçekleştirilmektedir. İkili ziyaretler haricinde, TCMB her sene AMB ile
Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa düzenlenen Avrupa-Akdeniz (EuroMed)
Merkez Bankaları çalıştaylarına da katılım sağlamaktadır.
TCMB AB'ye üyelik sürecinde hangi platformlar dahilinde
faaliyetlere katılmaktadır?
TCMB'nin katılım sağladığı platformlardan, ilki uzman
düzeyinde çalıştaylar, ikincisi ise merkez bankası başkanlarının katıldığı
toplantılar olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilen "Avrupa-Akdeniz
Ortaklığı Toplantıları"dır. Söz konusu toplantılar, AB' ye üye ülkeler ve
Akdeniz ülkeleri Dışişleri Bakanları tarafından 1995 yılında Barselona'da
düzenlenen bir konferansta, AB ve Akdeniz ülkeleri arasında ikili ve çok
taraflı işbirliğinin başlatılmasını öngören ve Cezayir, Fas, Filistin,
İsrail, Lübnan, Mısır, Suriye, Tunus, Türkiye ile Ürdün'ün dahil olduğu
"Barselona Süreci"nden ayrı, ancak "Süreç"e dahil ülkeler ile Avro
Bölgesinin ortak ilgi alanlarını kapsayan bir platformdur. TCMB'nin
katılım sağladığı diğer bir platform, Frankfurt Belediyesi, Deutsche Bank,
Commerzbank ve Dresdner Bank tarafından düzenlenen ve politika yapıcılar,
işadamları ve bankacılar tarafından Avrupa gündeminin tartışılmasını
amaçlayan "Avrupa Bankacılık Kongresi"dir.
TCMB'nin Türkiye-AB Mali İşbirliği süreci çerçevesinde
yararlandığı AB Katılım Öncesi Mali Yardım Programları
nelerdir?
TCMB, AB'ye aday aday ülke kurumları tarafından
gerçekleştirilecek mevzuat uyumu, uygulaması ve idari altyapının
oluşturulması çalışmalarındaki kısa dönemli teknik destek ihtiyaçlarını,
Teknik Destek Bilgi Değişim Ofisi TAIEX projeleri ile karşılamaktadır.
Buna ek olarak TCMB, müktesebat uyumu ve kurumların proje hazırlamaları
için kısa dönemli teknik destek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla
gerçekleştirilen AB Entegrasyon Sürecinin Desteklenmesi Faaliyetlerinden
(Support Activities to Strengten the European Integration-SEI) de
yararlanmaktadır. Ayrıca, Hollanda'nın AB müktesebatının uygulanması
konusunda geliştirdiği ikili işbirliği projeleri vasıtasıyla aday ülkelere
yardımcı olmayı amaçladığı bir program olan MATRA kapsamında da teknik
yardım almaktadır.
Avrupa Birliğine katılım gerçekleştiği zaman Türkiye'nin para
birimi "Euro" mu olacaktır?
AB'ye üye olmamız durumunda para birimimiz yine Türk
Lirası olacaktır. Euro, AB'ye değil Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB)
katılan ülkelerin ortak parasıdır. Bir ülke AB'ye girdikten sonra
Maastricht Kriterlerini yerine getirinceye kadar kendi ulusal parasını
kullanmaktadır. Bu kriterleri yerine getiren ülke ise EPB'ye katılmakta ve
kendi ulusal parasını bırakıp euroya geçmektedir.
Avrupa Döviz Kuru Mekanizması (ERM-II) nedir? Türkiye ne zaman
ERM-II üyesi olacaktır?
ERM-II, ulusal paranın euroya karşı, belirlenen bir
merkezi parite etrafında (+/-) yüzde 15 aralığında dalgalanmasını öngören,
sabit fakat ayarlanabilir bir döviz kuru rejimidir. ERM II, Ekonomik ve
Parasal Birliğe (EPB) katılmak isteyen ülkenin kur istikrarını test etmeye
yönelik bir bekleme odası niteliğindedir. EBP'ye giriş kriterleri olan
Maastricht Kriterlerine göre, bir ülkenin EPB üyesi olabilmesi için döviz
kurunun en az iki yıl devalüasyona uğramadan euroya karşı belirlenen
merkezi parite etrafında (+/-) yüzde 15 aralığında dalgalanması
gerekmektedir. Standart dalgalanma bandı (+/-) yüzde 15 olmakla birlikte
uygun görüldüğü takdirde daha dar bir bant da belirlenebilmektedir (Örnek:
Danimarka - yüzde ±2.25). Merkezi parite ve dalgalanma bantları, üye
ülkelerin maliye bakanları, AMB'nin ve ulusal merkez bankalarının
başkanları ve Avrupa Komisyonu ile birlikte belirlenmektedir. Türkiye,
ancak AB üyeliği ile birlikte veya AB üyeliği sonrasında ERM-II'ye dahil
olabilecektir. ERM-II'de en az iki yıl kalınması gerekmekte ve döviz
kurunda bir devalüasyon olması durumunda iki yıllık süre yeniden
başlatılmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin ERM-II'ye giriş öncesinde,
makroekonomik istikrarı kalıcı şekilde sağlamış ve yapısal reformları
gerçekleştirmiş olması, ERM-II'de geçecek iki yılın sorunsuz şekilde
atlatılmasına katkıda bulunacaktır.
Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) girmek için Türkiye'nin hangi
kriterleri yerine getirmesi gerekmektedir?
EPB'ye giriş için ön koşul niteliği taşıyan Maastricht
kriterleri, 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanan Maastricht Antlaşmasının 109.
maddesinde tanımlanmıştır. Bu kriterler, enflasyon oranının, Birlik içinde
en düşük enflasyona sahip üç ülkenin enflasyon ortalamalarından en fazla
1.5 puan üzerinde olması; uzun vadeli faiz oranının, Birlik içinde en
düşük enflasyona sahip üç ülkenin uzun vadeli faiz oranlarının
ortalamasının en fazla 2.0 puan üzerinde olması; kamu borcunun gayri safi
yurt içi hasılaya oranının yüzde 60'ın altında olması; bütçe açığının
gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3'ün altında olması ve döviz
kurunun en az iki yıl devalüasyona uğramadan Avrupa Döviz Kuru
Mekanizmasında belirlenen bir aralıkta dalgalanması olarak
sıralanmaktadır.
Guvernörler Kulübü nedir? Ne zaman ve ne amaçla
kurulmuştur?
Guvernörler Kulübü, Orta Asya, Karadeniz ve Balkanlar'daki
üye ülke merkez bankaları ile ikili ilişkileri geliştirmek, bankacılık ve
mali alanlarda teknik işbirliği olanaklarını araştırmak, finans ve merkez
bankacılığı konularında bilgi alış verişini, eğitim koordinasyonunu ve
işbirliğini gerçekleştirmek üzere kurulan bir oluşumdur. İlk kez 1997
yılında Merkez Bankasının girişimleriyle gündeme gelen Guvernörler Kulübü
fikri, 1 Mayıs 1998 tarihinde Türkiye dahil 10 üye merkez bankası
başkanlarının imzaladıkları protokol ile vücut bulmuş ve resmi bir
hüviyete bürünmüştür. Halihazırda Kulübün üyesi olan 21 ülke: Arnavutluk,
Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Çin, Ermenistan, Gürcistan, İsrail,
Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Moldova, Polonya, Romanya, Rusya
Federasyonu, Sırbistan, Karadağ, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna ve
Yunanistan'dır. 9 Nisan 2011 tarihinde, Kulübe en son Çin Merkez Bankası
katılmıştır. Yukarıda bahsi geçen amaçları gerçekleştirmek üzere üye
ülke merkez bankaları yılda iki kez başkanlar düzeyinde toplanmakta ve bu
toplantılarda üye ülkelerde uygulanan para politikaları ve karşılaşılan
sorunlar tartışılmakta, istatistiki bilgi alış verişinde bulunulmaktadır.
Ayrıca, yılda bir kez uzmanlar düzeyinde bir toplantı
gerçekleştirilmektedir. Söz konusu uzmanlar toplantılarında, merkez
bankacılığı, para ve kur politikaları, bankacılık, enflasyon hedeflemesi
gibi konular tartışılmaktadır. 1998-2000 yılları arasında Kulüp
Başkanlığını ve ev sahipliğini yürüten Merkez Bankası, 2001-2002 yılları
için bu görevini Yunanistan'a devretmiştir. Sekreterya görevini, 2003-2004
yıllarında Romanya, 2005-2006 yıllarında Rusya Federasyonu, 2007-2008
yıllarında Sırbistan ve Karadağ ortaklaşa olarak, 2009–2010 yıllarında
Kazakistan yerine getirmiştir. 2011 yılı için Kulüp Sekreteryası tekrar
ülkemize geçmiş olup yılın ilk toplantısı 9 Nisan 2011 tarihinde
İstanbul’da yapılmıştır. İkinci toplantının ise Ekim ayı içinde yapılması
planlanmaktadır.
Merkez Bankasının Hazine ile temel ilişkisi nedir?
1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun
41. maddesi uyarınca , Hükümetin mali ajanı sıfatı ile Hazine adına Devlet
İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) mali servisini yapmaktadır. Bu çerçevede
Merkez Bankası, DİBS'lerin birincil piyasada ihracına aracılık etmekte,
vadesi gelen senetlerin geri ödemelerini gerçekleştirmektedir. Ayrıca
Merkez Bankası, Hükümetin haznedarı sıfatı ile gerek yurt içinde gerek
yurt dışında Devletin tüm tahsilat ve ödemelerini, her türlü para nakil ve
havale işlerini ücretsiz olarak yürütmekle görevlidir. Bunun yanı sıra
Hükümetin mali ve ekonomik müşavirliğini yapma görevi çerçevesinde Merkez
Bankası, iç borç yönetimi başta olmak üzere mali ve ekonomik konularda
Hazineye danışmanlık yapmaktadır.
Merkez Bankası tarafından Hazineye kullandırılan kısa vadeli
avans uygulaması neden kaldırılmıştır?
Hazine'nin finansman ihtiyacını Merkez Bankasından kısa
vadeli avans imkanı kullanarak karşılaması, Merkez Bankasının karşılıksız
para basması anlamına gelmekte olup, enflasyonist baskıları artırarak uzun
vadede ekonomik istikrara zarar veren bir uygulamadır. Bu nedenle, Merkez
Bankasının temel görevi olan fiyat istikrarını sağlamak ve bu doğrultuda
para politikalarını bağımsız olarak yürütebilmek prensibi ile çelişen bu
uygulama, 1994 yılından başlayarak kademeli olarak sınırlandırılmış,
25.04.2001 tarihli Merkez Bankası Kanunu ile yürürlükten tamamen
kaldırılmıştır.
Merkez Bankası karının ne kadarı Hazineye devredilmektedir?
Merkez Bankası kârı, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanununun 60. maddesi doğrultusunda dağıtılmaktadır. Buna göre;
Merkez Bankasının yıllık safi kârının yüzde 20'si ihtiyat akçesine, hisse
senetlerinin nominal değerleri üzerinden yüzde 6 oranında ilk kar hissesi
olarak hissedarlara, yukarıdaki yüzdeler tutarının düşürülmesinden sonra
kalan miktarın en çok yüzde 5'i, iki aylık maaş tutarını geçmemek üzere
Banka mensuplarına ve yüzde 10'u fevkalade ihtiyat akçesine, hisse
senetlerinin nominal değerleri üzerinden Genel Kurul kararıyla en çok
yüzde 6 nispetinde ikinci kâr hissesi olarak hissedarlara dağıtılmakta, bu
dağıtımdan sonra kalan bakiye ise Hazineye verilmektedir. Karın dağıtımı
ile ilgili detaylı bilgilere Merkez Bankası İnternet sitesinde (www.tcmb.gov.tr) "Yayınlar/Süreli
Yayınlar/Yıllık Rapor" menüsünden ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankası, BDDK ile nasıl bir ilişki içindedir?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Bankalar
Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde
düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı
denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını
temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri
kullanmak üzere kurulmuş bulunmaktadır. BDDK'nın faaliyete geçmesinden
önce, 31.8.2000 tarihinde, mali piyasalardaki güven ve istikrarın teminine
yönelik olarak Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı ve BDDK arasında bu
kuruluşların kendi görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yapılacak
işbirliği ve politika uyumunu sağlamak amacıyla bir İşbirliği Protokolü
imzalanmıştır. Mali piyasaların ve finansal sistemin izlenmesine
ilişkin olarak Kanununun verdiği görevlerle ilgili olarak Merkez Bankası,
bankalar ve özel finans kurumlarının denetim ve düzenlenmesinden sorumlu
BDDK ve Hazine Müsteşarlığı arasındaki işbirliği ve bilgi paylaşımı,
mevcut Protokol ve ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenen ek Protokoller ile
sürdürülmektedir.
Merkez Bankası diğer ülke merkez bankaları ile nasıl bir ilişki
içindedir?
Türkiye, içinde bulunduğu coğrafi konum itibariyle, bölge
ülkeleri ile yakın ilişkiler sürdürürken, Merkez Bankasının da diğer
merkez bankaları ile olan ilişkileri yoğunlaşmakta ve yakınlaşmaktadır.
Ülkemizin Avrupa Birliğine ve Euro Bölgesine üyelik stratejisi
çerçevesinde başta Avrupa Merkez Bankası ve AB üyesi ülke merkez bankaları
ile olan teknik işbirliği çalışmaları sürerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası, merkez bankacılığı konusunda Orta Asya, Karadeniz ve Balkan
ülkeleri arasındaki görece tecrübesi çerçevesinde de söz konusu ülke
merkez bankaları ile teknik konularda destek, eğitim ve bilgi alışverişini
de sürdürmektedir. Ayrıca, küreselleşmenin dünya ekonomilerini
birbirine yakınlaştırması ve bağlaması, diğer ülkelerdeki gelişmelerin
dikkatle takip edilmesi zorunluluğunu doğurmaktadır. Bu çerçevede dünya
ekonomilerindeki gelişmeleri yakından takip eden Merkez Bankası,
gerektiğinde sadece bölge ülkeleri ile değil, dünyanın her tarafındaki
ülke merkez bankaları ile bilgi alışverişinde
bulunabilmektedir.
Merkez Bankası kamu kurumlarına neden kredi
vermemektedir?
Modern merkez bankacılığı ilkeleri çerçevesinde, merkez
bankalarının temel görevi kamu açıklarını finanse etmek değil, fiyat
istikrarını sağlamak olduğu yönünde fikir birliği bulunmaktadır. Bu
eğilim, özellikle 1980'lerden sonra yaygınlaşmış, tüm dünyada merkez
bankaları kanunları değiştirilerek, merkez bankalarının kamuya kredi
vermeleri sınırlandırılmıştır. Buradaki temel amaç, merkez bankası
kaynaklarının kamu açıklarının finanse edilmesi yolunda kullanılmasının
önüne geçilerek, fiyat istikrarı temel amacı üzerinde yoğunlaşmasına imkan
tanımaktır. Zira, kamu açıklarını finanse eden bir merkez bankasının fiyat
istikrarını sağlaması çok güçtür. Avrupa Birliği'nin ekonomik kriterleri
olan Maastricht Kriterlerine de uygun olan bu ilke, karşılıksız para
basımını önleme açısından da son derece önemli bir bağımsızlık ilkesidir.
Bu çerçevede, 25 Nisan 2001 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanunu'nda yapılan değişiklikle Merkez Bankası'nın temel amacı fiyat
istikrarını sağlamak olarak netleşmiş, Hazineye ve kamu kurum ve
kuruluşlarına avans vermesi, kredi açması ve bu kuruluşların ihraç ettiği
borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın alması yasaklanmıştır.
Böylece, Merkez Bankası'nın araç bağımsızlığı da
kuvvetlendirilmiştir.
Türkiye - IMF ilişkilerinde Merkez Bankasının rolü
nedir?
Türkiye, Uluslararası Para Fonuna (IMF) 1947 yılında üye
olmuştur. IMF Ana sözleşmesi hükümleri uyarınca, her üye ülke Fon ile
ilişkilerini Hazine, Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası aracılığı ile
sürdürmek zorundadır. Türkiye'nin IMF ile ilişkilerinde "mali ajan"
görevini Hazine Müsteşarlığı yerine getirmektedir. Merkez Bankası ise;
IMF varlıklarının, nezdindeki I ve II no.lu hesaplar ile "Menkul Kıymet"
hesaplarında yer almasının temininden (muhafaza kurumu)
sorumludur. Merkez Bankası Başkanı IMF'nin en yetkili organı olan
Guvernörler Kurulu'nda, Türkiye'yi Guvernör Vekili sıfatıyla temsil
etmektedir. Stand-by düzenlemeleri IMF tarafından üye ülkeye, Genel
Kaynaklar Hesabından belirlenmiş bir tutarı belirli bir sürede kullanma
imkanı sağlar. Bu kapsamda verilen niyet mektupları, ülke adına Ekonomiden
Sorumlu Bakan ile Merkez Bankası Başkanı'nın imzasını taşımaktadır. Söz
konusu niyet mektubu, ülkenin IMF ile uygulayacağı program çerçevesinde
takip edeceği politikaları, bu politikaları uygularken kullanacağı
araçları ve ulaşacağı hedefleri ortaya koyan ve IMF Başkanı'na hitaben
yazılan bir belgedir.
Türkiye-Dünya Bankası (IBRD) ilişkilerinde Merkez Bankasının
rolü nedir?
Dünya Bankası (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası -
IBRD - The International Bank for Reconstruction and Development) Ana
Sözleşmesi uyarınca, üye ülkeler Banka ile ilişkilerini Hazine veya Merkez
Bankası benzeri bir "mali ajan" aracılığıyla yürütmek zorundadır. Bu
bağlamda, Türkiye'yi Dünya Bankası ile ilişkilerinde Hazine Müsteşarlığı
temsil etmektedir. Merkez Bankası da Dünya Bankası varlıklarının,
nezdindeki hesaplar ile "Menkul Kıymet" hesaplarında yer almasının
temininden (muhafaza kurumu) sorumludur. Dünya Bankası'ndan Hazine
Müsteşarlığınca sağlanan kredi ve hibelerin, devir/tahsis edildiği
kuruluşlar tarafından yapılan çekim ve kullanımlarının, büyük bir kısmı
Hazine Müsteşarlığı adına Merkez Bankası nezdinde tesis edilen özel döviz
hesaplarında izlenmektedir. Söz konusu kredilerin geri ödemeleri ise,
karşılığı Türk Liraları Hazine Müsteşarlığı tarafından ödendikten sonra,
Merkez Bankası tarafından yapılmaktadır. Türkiye'nin Dünya Bankası'nın
yan kuruluşları olan IDA (International Development Association), MIGA
(Multilateral Investment Guarantee Agency) ve GEF'e (Global Environment
Facility) olan taahhütleri ile ilgili nakit ödemeler, bonoların muhafazası
ve bonolardan nakte çevirme işlemleri, Hükümetin mali ajan ve haznedarı
sıfatları ile Merkez Bankasınca gerçekleştirilmektedir.
G-20 platformu nasıl ve hangi amaçla oluşturulmuştur? Hangi
ülkeler G-20 üyesidir?
G-20'nin temelleri, 1976 yılında yedi sanayileşmiş ülkenin
(Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, A.B.D, İngiltere ve Kanada) ulusal
politikalarını oluştururken uluslararası istikrarı da gözetmek amacıyla
bir araya gelmelerine ve Yediler Grubunu (G-7) oluşturmalarına
dayanmaktadır. Günümüze kadar ülkelerarası ekonomik ve politik dinamikler
çerçevesinde çeşitli G-x oluşumları ortaya çıkmıştır (G-8, G-10, G-22,
G-33). G-20'ye giden süreci şekillendiren ve belki de hızlandıran
etkenlerden biri Asya ve bunu takiben Rusya ve Brezilya'da yaşanan
krizlerdir. G-7'ler artan küreselleşmenin kaçınılmaz bir sonucu olarak
kendilerini ilgilendiren sorunlara çözümün yalnızca kendi içlerinde
bulunamayacağını ve yükselmekte olan ekonomilerle işbirliğinin
zorunluluğunu bu dönemde kavramışlardır. İşte bu çerçevede, 1999 yılında
sistemik öneme sahip sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir araya
gelmesiyle G-20 oluşturulmuştur. Ülkemizin de aralarında bulunduğu 19
ülkenin (Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa,Almanya,
Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan,
Güney Afrika, Güney Kore, Türkiye, İngiltere ve A.B.D.) yanı sıra Avrupa
Birliği, Avrupa Konseyi dönem başkanı ve Avrupa Merkez Bankası tarafından
temsil edilerek Gruba 20. üye olarak iştirak etmektedir. Ayrıca, IMF ve
Dünya Bankası da üst yönetimi ile G-20 toplantılarında hazır
bulunmaktadır. Resmi niteliği bulunmayan bir platform olan G-20, üye
ülkeler arasında açık ve yapıcı bir fikir alışveriş ortamı sağlayarak,
küresel anlamda büyüme ve kalkınmaya destek
vermektedir. |
Diğer
Çıktı açığı nedir, nasıl ölçülür?
Çıktı açığı bir ekonomide gerçekleşen çıktının potansiyel
seviyesinden sapması olarak tanımlanmakta, genellikle potansiyel çıktı
seviyesinin yüzdesi olarak belirtilmektedir. Gerçekleşen çıktının
gözlenebilen bir değişken olması, potansiyel çıktının tanımına
odaklanmamıza neden olmaktadır. Potansiyel çıktı ekonomide mevcut iş gücü,
sermaye ve üretim teknolojisi ile enflasyon üzerinde bir baskı yaratmadan
ulaşılabilecek çıktı düzeyini ifade etmektedir. Bu anlamda, çıktı açığı
(gerçekleşen ile potansiyel çıktı arasındaki fark) belli bir zamanda
ekonomideki talep yönlü enflasyonist baskının derecesinin belirlenmesinde
bir gösterge olarak merkez bankaları tarafından yakından takip
edilmektedir. Gerçekleşen çıktı ekonominin potansiyel düzeyini aştığında
pozitif çıktı açığı, potansiyel düzeyin altına indiğinde ise negatif çıktı
açığı oluşmaktadır. Pozitif bir çıktı açığı merkez bankalarınca artan
talep yönlü enflasyonist baskıya yönelik bir sinyal olarak
değerlendirilmektedir. Çıktı açığı politika yapıcılar tarafından bir
yol gösterici olarak yoğun bir şekilde kullanılmasına karşılık, doğrudan
gözlenebilen bir değişken değildir. Bu yüzden, belirli yöntem ve modeller
altında tahmin edilmesi gerekmekte, bu durum ise ölçümlerde zorluk ve
belirsizlik yaratmaktadır. Çıktı açığının ölçülmesinde kullanılan
yöntemler tek değişkenli istatistiksel filtrelerden, çok değişkenli
yapısal modellere kadar çeşitlilik gösterebilmektedir. Literatürde çıktı
açığının ölçümünde, üretim fonksiyonu tahmini, çok değişkenli HP ve Kalman
Filtresi'ne dayanan yaklaşımların sıkça kullanıldığı gözlenmekle birlikte,
son dönemde dinamik stokastik genel denge modellerine dayanan çalışmalara
da rastlanmaktadır.
Geçmiş tarihteki / günümüzdeki belirli bir miktar Yeni Türk
Lirasının bugünkü / geçmişteki değeri nedir ve nasıl
hesaplanmaktadır?
"Geçmiş tarihteki / günümüzdeki belirli bir miktar Yeni
Türk Lirasının bugünkü / geçmişteki değeri Bankamız İnternet sitesi
"Hesaplama Araçları" bölümünde yer alan "Enflasyon
Hesaplayıcısı" kullanılarak hesaplanabilmektedir. Enflasyon
Hesaplayıcısı, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) hesapladığı tüketici
fiyat endeksine (TÜFE) göre oluşturulmuştur. Söz konusu hesaplayıcı,
verilen aralıktaki en yeni mal ve hizmet sepetlerini kullanarak, oranlama
ile hesaplama yapmaktadır.
Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz Hesapları ile ilgili
tüm bilgilere nereden ulaşılabilir?
Söz konusu bilgilere Merkez Bankası İnternet sitesinde yer
alan "İşçi Dövizi Hesapları" bölümünden ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankası tarafından icra takibine ilişkin kayıtlar takip
edilmekte midir?
İcra kayıtlarına ilişkin Merkez Bankası tarafından
herhangi bir işlem yapılmamakta, Merkez Bankasında icra kayıtlarına
ilişkin veri bulunmamaktadır. Ticari banka yetkililerinin bankalarına
ferdi kredi / kredi kartı başvurusu yapan şahısları icra kayıtlarını
gerekçe göstererek Merkez Bankasına yönlendirmesi doğru bir uygulama
değildir.
Merkez Bankasında kimler hesap açtırabilmektedir?
Merkez Bankasında, sadece yurt dışında ikamet eden, oturma
veya çalışma izni ya da hakkı bulunan; Türkiye Cumhuriyeti Pasaportu ya da
Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı olmak üzere geçerli Türkiye Cumhuriyeti
kimliğine sahip Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları veya 5203 Sayılı Kanunla
Tanınan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge'ye sahip gerçek kişiler
Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz Hesabı
açtırabilmektedir.
Merkez Bankası ticari bir banka olmamasına rağmen neden işçi
dövizlerini toplamaktadır?
İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa'nın batı ve kuzeyinde
bulunan gelişmiş ülkelere yoğun bir iş gücü akımı olmuş, bu süreçte
Türkiye'den de binlerce vatandaşımız çalışmak amacıyla başta Almanya olmak
üzere Avrupa ülkelerine gitmiştir. 1974 yılındaki Kıbrıs Barış
Harekatının ardından Türkiye'ye uygulanan ekonomik ambargo ve küresel
petrol krizi döviz darboğazı yaratmış ve bu darboğazın aşılmasında yurt
dışında çalışan vatandaşlarımızın tasarruflarının ülke ekonomisine
kazandırılmasının önemli bir katkı yapacağı düşünülmüştür. Bu amaçla,
1976 yılında Merkez Bankası nezdinde yurt dışındaki vatandaşlarımıza
yönelik olarak Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları açılmaya
başlanmıştır. 1994 yılında ortaya çıkan ekonomik krizin ardından dış
borçlanmada yaşanan zorlukların aşılması amacıyla aynı yıl Süper Döviz
Hesapları açılmaya başlanmıştır. Söz konusu hesaplar, uygun faiz getirisi,
Merkez Bankasına duyulan güven, para yatırma ve çekme işlemlerinde
sağlanan kolaylıklar gibi nedenlerle ülke ekonomisine katkıda bulunmak
isteyen yurt dışındaki vatandaşlarımızın yoğun ilgisiyle karşılaşmıştır.
Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları ve Süper Döviz Hesapları
başlangıçta, döviz darboğazının aşılması için toplanmışsa da, daha sonra
uygulanan kur rejimleri kapsamında rezerv birikimi amacıyla
kullanılmıştır. 2001 yılından itibaren uygulanan dalgalı kur rejimi
çerçevesinde söz konusu hesapların rezerv birikimine katkısı azalmış
olmakla birlikte, ülke ekonomisine yönelik güvenin korunması ve ekonomik
istikrarın sürdürülebilirliği açılarından Merkez Bankasının sahip olduğu
döviz rezerv miktarı önemini tamamen yitirmiş değildir. Ancak, uygulanan
faiz oranlarının ekonomideki gelişmelere paralel olarak düşürülmesi ile
işçi dövizi hesaplarının hacmi azalmaya başlamıştır.
Merkez Bankası, üniversiteler ya da kurumlara akademik alanda
destek sağlamakta mıdır?
Merkez Bankası, konferans, akademik ve politika üretici
çalışmalara mali destek sağlanması amacı ile, "Akademik Çalışmalar İçin
Mali Destek Programı (AÇMDP)" adı altında bir program yürütmektedir.
Konu ile ilgili detaylı bilgiye Merkez Bankası İnternet sitesi
"Duyurular" başlığı altında yer alan "Akademik Çalışmalar İçin Mali
Destek" alt başlığından ulaşılabilmektedir.
Merkez Bankası İnternet sitesinde yer alan yayınlara nasıl abone
olunabilir?
Merkez Bankası İnternet sitesi "İnternet Yayın Abonelik
Sistemi" aracılığıyla siteye abone olmak kaydıyla, Merkez Bankasının
yayımlamış olduğu duyuru, yayın ve haberler elektronik posta adresinize
gönderilmektedir. Abonelik, İnternet sitesi ana sayfada sağ üst köşede
yer alan "Siteye Üyelik" butonunu tıkladıktan sonra açılan sayfada "Yeni
Abone" seçeneği aracılığıyla "Yeni Abone Kayıt" formunu doldurmak
suretiyle gerçekleşmektedir. Aboneliğin etkinleşmesi için kayıt sırasında
verilen elektronik posta adresine gelen elektronik posta mesajı içinde yer
alan aktivasyon linkinin tıklanması ile tamamlanmaktadır.
Miras yolu ile intikal eden Merkez Bankası hisse senetlerinin
devri nasıl olur?
Hissedarın vefatı halinde, Bankamız hisse senedinin
varislere intikal işlemlerinin yapılabilmesi için varislerin veya yasal
vekillerinin;
- Hisse senetlerinin aslı,
- Veraset ilamının aslı veya onaylı örneği,
- Hisse senetlerinin veraset ve intikal vergisi ile ilişiği
bulunmadığına dair vergi dairesinden alınacak yazı ve
- Geçerli kimlik belgeleri
ile birlikte Mekez Bankası veya T.C. Ziraat Bankası şubelerine
başvurmaları gerekmektedir.
Sektör rasyolarına nasıl ulaşabilirim?
Ana ve alt sektörler bazında sektör rasyoları,
Yayınlar/Süreli Yayınlar / Sektör Bilançoları adresinde
yayınlanmaktadır.
Firmanın Sektör İçindeki Yeri Dosyası nedir? Nasıl
Edinebilirim?
"Firmanın Sektör İçindeki Yeri Dosyası", son üç yıla ait
bilanço, gelir tablosu ve kimlik bilgileri tarafımıza ulaşan ve veri
tabanımıza kaydedilen firmalara talepleri üzerine özel olarak hazırlanarak
ücretsiz olarak gönderilmektedir. Bu dosyada firmaların faaliyet sonuçları
sektörün geneli ile karşılaştırmalı olarak verilmektedir Veri tabanında
yer almayan ancak Firmanın Sektör İçindeki Yeri Dosyası'ndan yararlanmak
isteyen firmalar son üç yıla ait mali tablo ve kimlik bilgilerini
göndermek suretiyle bu çalışmadan yararlanabilmektedirler. Firmanın Sektör
İçindeki Yeri dosyasını edinmek için, firma bilgilerinin gizliliği ilkesi
gereği Beyanname/Taahhütname'nin imzalanarak, imza sirküleri ile birlikte
faks veya posta ile tarafımıza ulaştırılması gerekmektedir. "Firmanın
Sektör İçindeki Yeri Dosyası" ilgili formlara Yayınlar/Süreli Yayınlar/
Sektör Bilançoları bölümünden
erişilebilmektedir. |