|
-
TERCÜME -
Ankara,
26 Haziran 2001
Mr.
Horst Köhler
Başkan
Uluslararası Para Fonu
Washington D.C. 20431
ABD
Sayın
Bay Köhler,
- 3
Mayıs 2001 tarihli mektubumuz ekindeki Ekonomik Politikalar Bildirgesi’nde
belirtilen iddialı gündemin uygulamasında önemli ilerlemeler kaydedilmeye
devam edilmiştir. 3 Mayıs tarihli mektubumuzda son krizin üstesinden
gelmeye ve Türkiye’yi sürdürülebilir büyümeye kavuşturmaya yönelik
stratejimiz ortaya koyulmuştu. Bu strateji kuvvetli yapısal reformlar,
dalgalı kur rejimi altında ihtiyatlı bütçe ve para politikaları ve
geliştirilmiş bir sosyal diyalog üzerine kurulmuştur. 15 Mayıs tarihinde
altıncı ve yedinci gözden geçirmelerin tamamlanması sonrasında, programımızı
uygulamak konusunda daha önce de göstermiş olduğumuz iyi performans
devam etmiştir. Mayıs sonu itibarıyla belirlenen kantitatif performans
kriterleri limitlerin üstünde fazlasıyla gerçekleştirilmiş ve bankacılık
ve diğer yapısal alanlarda daha ileri adımlar atılmıştır (Ek A ve
B). Bu çerçevede stand-by düzenlemesinin sekizinci gözden geçirilmesinin
tamamlanması talep olunmaktadır. Bu kapsamda, 14 Haziran tarihinde
Meclis’te kabul edilen ek bütçeye paralel olarak, 2001 yılının geri
kalan kısmında konsolide bütçe kümülatif faiz dışı harcamalarına ilişkin
performans kriterleri üst sınırlarının değiştirilmesi de talep olunmaktadır
(Ek C).
- Programımızın
uygulanması sonucu alınan ilk neticeler umut vericidir. Gösterge
niteliğindeki (benchmark) Hazine bonosunun faiz oranı Nisan ayı ortasından
Haziran ayı ortasına kadar 50 puanın üzerinde düşüş göstermiştir.
Paranın yüksek oranlı değer kaybı sonucu Mart ve Nisan aylarında fiyat
seviyesinde meydana gelen hızlı artışlardan sonra, Mayıs ayındaki
daha ılımlı fiyat artışları TÜFE enflasyonunun ilk enflasyon tahminlerimizle
genel anlamda tutarlı bir yolda kalacağının işaretlerini vermektedir.
Uygun olan en kısa süre içinde uygulamaya koymaya niyetli olduğumuz
resmi enflasyon hedeflemesi sistemine henüz geçilmemekle birlikte,
TÜFE enflasyonunun yılın ikinci yarısında %18 olarak gerçekleşeceği
tahmin edilmektedir. Yılın son çeyreğinde ise aylık enflasyonun %2
(mevsimsel olarak düzeltilmiş) düzeyine çekilmesi hedeflenmektedir.
Ekonomik faaliyetlere ilişkin göstergeler yılın başlarında bir durgunluk
olduğunu teyit etmektedir, ancak güvenin yeniden tesisi, güçlü ihracat
büyümesi ile harcamalardaki değişiklik ve rekor düzeydeki turizm faaliyetlerinin,
yılın ikinci yarısında ekonomide bir toparlanma başlatmaya yardımcı
olarak GSMH’daki azalışı tahmin edilen %3’lük seviyede tutması beklenmektedir.
Yılın ilk üç ayında dış cari hesaptaki gelişmeler yılın tamamı için
cari hesabın genel anlamda dengede olacağı tahmini ile uyumludur.
- Güçlü
dış finansman desteği ve açık bir iletişim politikasının da yardımı
ile programı tavizsiz bir şekilde uygulamak konusundaki taahhüdümüze
sıkı sıkıya bağlı kalınacaktır. 3 Mayıs 2001 tarihli mektubumuz
2001-2002 yıllarındaki politikalarımızı açıklayan ana belge olmaya
devam etmekte olup, bu mektubumuzla bazı alanlarda güncelleştirilmektedir.
Programın finansman ihtiyacının karşılanması için önemli miktarda
resmi ve özel sektör kaynaklı finansman sağlanmıştır. Stand-by düzenlemesi
kapsamında son olarak artırılan IMF desteği ve Dünya Bankası’ndan
Program Amaçlı Mali ve Kamu Sektörü Uyum Kredisi altında gelecek olan
kaynak, resmi finansman paketinin ana unsurlarını oluşturmaktadır.
Özel sektörün katılımı hususunda ise Frankfurt ve New York’ta yabancı
bankalarla görüşmelerde bulunulmuş ve bu bankalardan Türk bankalarına
ilişkin mevcut kredilerini korumaları ve program uygulanmaya devam
ettikçe interbank ve ticari kredi hatlarını artırmak yolunda çaba
göstermeleri hususlarında taahhütler alınmıştır. İletişim politikamız
konusunda ise, ekonomik programı yatırımcılara ve geniş anlamda kamuya
daha iyi anlatmak için yeni girişimlerde bulunmaktayız. 3 Mayıs 2001
tarihli mektubumuz ve Ekonomik Politikalar Bildirgesi kamuya açıklanmış
ve IMF Uzman Raporu’nun yayımlanması ilk defa kabul edilmiştir. Hazine,
yeni dış iletişim personeli işe almış ve basın açıklamalarının içeriğini
ve sıklığını artırmış olup, internet sitesinde programa ilişkin bazı
hususlar hakkında bilgi verecek dökümanlar hazırlamaktadır. Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu (BDDK) programı açıklamak için basın ve bankacılık sektörü
ile toplantılar yapmış ve internet sitelerine programla ilgili bilgiler
koymuştur.
Gelirler
Politikası
- Gelirler
politikası programda önemli bir rol oynamaya devam edecektir. Kamu
sektörü işçilerinin ücret müzakereleri Mayıs sonunda bağıtlanmıştır.
2 yıllık sözleşme uyarınca kamu sektörü işçilerinin ortalama net ücretlerinin
memur maaşlarına oranının, 2000 yılındaki 2.6’lık düzeyinden ilk sözleşme
yılında 2.2’ye düşeceğini ve ikinci sözleşme yılında 2.3’e çıkacağını
tahmin ediyoruz.
Sözleşmeyle, 2001 yılında kamu sektörü işçilerinin göreli ücretleri
önemli bir oranda yeniden ayarlanmış olmakla beraber, elde edilen
sonuç beklentilerimizle tam olarak aynı doğrultuda gerçekleşmemiştir.
Bununla birlikte, sendikalar, toplu iş sözleşmesinin ilk altı ayı
için öngörülen ücret artışları ödemelerinin 2002 yılının başında yapılmasına
rıza göstermiş olup, anlaşma 2001 yılı için reel ücretlerde önemli
ölçüde bir azalışı içermektedir. Bunun 2001 yılında kamu sektörüne
getirdiği GSMH’nın %0.4’ü kadarlık ek yükü telafi etmek ve kamu sektörü
faiz dışı fazlasında hedeflenen artışa ulaşmak amacıyla bir dizi tedbir
alınmıştır (7. paragrafa bakınız). Ayrıca, özel sektörde ılımlı fiyat
ve ücret artışlarını teşvik etmek için sosyal ortaklarla mevcut diyalog
kuvvetlendirilecektir. Bu amaçla, Ekonomik ve Sosyal Konsey her üç
ayda en az bir defa toplanacak ve hukuki statüsünün de kuvvetlendirilmesi
sayesinde diyalog için temel platform olacaktır. Bu toplantılarda
program gelişme ve hedefleri üzerinde durulacak ve özel sektör için
enflasyon hedefiyle tutarlı ücret ve fiyatlandırma ilkeleri de dahil
olmak üzere, programın hedefleri ile uyumlu ileriye yönelik fiyat
ve ücret belirleme davranışı teşvik edilecektir. Ayrıca Ekonomiden
Sorumlu Devlet Bakanı, işçi sendikalarına, sanayicilere, işverenlere
ve bankacılara programı anlatmak ve onların desteğini sağlamak amacıyla
kararlı çabalarını sürdürecektir.
Kamu
Maliyesi Politikası
- 2001
yılında kamu maliyesi alanında önemli çabalar gösterilmiştir. Konsolide
bütçede, 2001 Nisan ayı sonuna kadarki dönemde, yıllık GSMH’nın %
1.8’i olarak gerçekleşen faiz dışı fazla düzeyi (özelleştirme gelirleri,
TCMB’den kar transferleri, faiz gelirleri, ve kamu bankalarının yeniden
sermayelendirilmesinin maliyeti hariç), Nisan ayında faiz gelirlerinden
alınan stopaj gelirlerinde görülen önemli artış sonucu –Mayıs ayına
ilişkin ilk veriler ise, daha yüksek miktarlı ve daha kapsamlı, beklenenin
üzerinde bir performansa işaret etmektedir- projeksiyonlarımızın bir
miktar üzerinde gerçekleşmiştir. Tedbirlere ilişkin olarak ise, Mayıs
ayında, KDV oranları planlandığı gibi artırılmış, sosyal güvenlik
ödemelerine ilişkin minimum katkı payı tabanı %40 artırılırken; katkı
tavanı, minimum katkı payının 4 katından 5 katına yükseltilmiştir.
Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV) daha evvel planlananın da üstüne çıkılarak
Mayıs ayında %20’den fazla, Haziran ayında da %16 oranında artırılmıştır.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri sektöründe ise, 3 Mayıs 2001 tarihli Ekonomik
Politikalar Bildirgesi’nin 32. Paragrafında belirtilen detaylı tedbirlerin
uygulamasında ilerleme kaydedilmektedir. Kamu sektörü işçi sözleşmeleri
ve hububat destekleme fiyatına ilişkin karar (bir sonraki paragrafa
bakınız) haricinde, tüm bu tedbirler planlandığı gibi uygulanmıştır.
-
Bununla birlikte, programın ilk belirlenen şeklinden bazı sapmalar
olmuştur. Kamu sektörü işçi sözleşmeleri, bu yıl için, konsolide
bütçede ücretlere ayrılan bölüme 250 trilyon TL’lik, KİT’lerin ücret
maliyetlerine de 410 trilyon TL’lik bir ek yük getirecektir. Bunun
yanısıra, yılın ilk aylarında tahminlerin biraz üzerinde gerçekleşen
TÜFE artışları sebebiyle, memur maaşları için bütçeden ayrılan tutara
ilaveten 80 trilyon TL’lik bir kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca,
buğday destekleme fiyatında yapılan % 63.4 seviyesindeki ağırlıklı
ortalama artış, hedeflenen enflasyonun üzerinde gerçekleşmiş olup,
kamu sektörüne ek bir 200 trilyon TL’lik maliyet getirmiştir. Son
olarak, Dünya Bankası’nın tavsiyesi ile aynı doğrultuda, çiftçilere
verilecek doğrudan gelir desteği, Mayıs programı ile karşılaştırıldığında
100 trilyon TL artırılmıştır. Tüm bu sapmalar, bu yıl içinde kamu
harcamalarında yaklaşık 1 katrilyon TL (GSMH’nın %0.6’sı) kadar artışa
yol açmıştır.
- 2001
yılı için GSMH’nın %5.5’i olarak belirlediğimiz kamu sektörü faiz
dışı fazlası hedefimizin gerçekleştirilmesi için telafi edici tedbirleri
almış bulunuyoruz. Bu hedefin gerçekleştirilmesi, sürdürülebilir
bir borç seviyesi sağlama stratejimizin önemli bir kısmıdır. Yürürlüğe
konan ilave tedbirler şunlardır: İlk olarak, yukarıda da bahsedildiği
üzere, Akaryakıt Tüketim Vergisi Mayıs ve Haziran aylarında program
kapsamında orijinal olarak belirlenenden daha fazla artırılmış olup,
yılın kalan kısmında da aylık bazda, en az TEFE artışı oranında artırılacaktır.
İkinci olarak, Kamu İktisadi Teşebbüsleri sektöründe ise, elektrik
ve doğal gaz fiyatlarının planlanandan daha fazla artırılmasına karar
verilmiştir. Daha ayrıntılı olarak, TEAŞ tarafından satılan elektriğin
ortalama fiyatı, yıllık ortalama fiyatın 4.5 cent/kwh seviyesinde
tutulmasını teminen, yıl sonuna kadar kademeli olarak 5.1 cent/kwh
seviyesine çıkarılacaktır. TEDAŞ’ın tarifeleri de TEAŞ’ın fiyatları
ile uyumlu olarak artırılacak olup, BOTAŞ’ın ortalama satış fiyatı
da girdi maliyetlerini sıkı sıkıya yansıtacak şekilde belirlenecektir.
Üçüncü olarak, 11 Haziran 2001 tarihinde TEKEL sigara ve alkollü ürün
satış fiyatlarını % 16 ila % 22 oranları arasında artırmıştır. Dördüncü
olarak, Hükümet, hububat piyasasında tüccarların faaliyetlerini artırmak
ve TMO’nun piyasayı en az maliyetle düzenlemesine izin vermek amacıyla
TMO’nun alış ve satış fiyatları arasındaki farkı, geçen yılki %12-20
olan düzeyi ile kıyaslandığında, %18 ila %26 seviyesine getiren bir
kararname yayınlamıştır. Yukarıda bahsedilen tedbirlerin yılın geri
kalan kısmında GSMH’nın %0.3’ü kadar gelir sağlaması beklenmektedir.
Bu tedbirlerin, Nisan ve Mayıs aylarında beklenenin üzerinde gerçekleşen
gelir performansı (tüm yıl için GSMH’nın %0.3’ü) ile birlikte, bir
önceki paragrafta söz edilen sapmaların getirdiği ek mali yükün kalan
kısmını tamamiyle telafi edeceğine inanmaktayız.
- 14
Haziran 2001 tarihinde, 2001 yılı için program hedefleriyle uyumlu
bir Ek Bütçe TBMM’ce kabul edilerek 8. Gözden Geçirme’nin tamamlanmasına
ilişkin bir koşul yerine getirilmiştir. Bu bütçe, konsolide bütçe
faiz dışı fazlasını (özelleştirme gelirleri, TCMB’den transferler,
faiz gelirleri, ve kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesinin
maliyeti hariç) GSMH’nın %5.2’si olarak hedeflemekte ve 3 Mayıs 2001
tarihli mektubumuzun ekindeki Ekonomik Politikalar Bildirgesi’nin
30. ve 31. paragraflarında detaylı şekilde anlatılan tüm gelir ve
harcama tedbirlerinin etkisini yansıtmaktadır. Ek bütçe, harcama için
sadece genel bir çerçeve çizmekle beraber, sağlık, eğitim ve sosyal
alanlardaki harcamaların reel değeri korunacaktır. Maliye Bakanlığı,
faiz dışı fazla hedefine ulaşılmasını teminen, gerekli olduğu takdirde,
tasarrufu mümkün ihtiyari faiz dışı harcama kalemlerini, bütçe ödeneklerine
kıyasla azaltmak için yıl içinde genelgeler yayınlamaya hazırdır.
- Kamunun
borçlanma maliyetini düşürmek ve borçlanmasını kolaylaştırmak için
destekleyici tedbirler yürürlüğe konmaktadır. Hazine’nin Haziran
ayı iç borçlanma programı, güçlü bir bütçe faiz dışı fazlasına ve
dış kaynakların kullanılmasına dayanmaktadır. Böylece, Haziran ayı
iç borç döndürme (roll-over) oranı hızla düşerek, %47 olacaktır. Sıkı
bütçe politikası ve ek dış yardım kullanımının, 2001’in ikinci yarısında
Hazine’nin iç borçlanma gereğini, geri ödemelerin oldukça altında
tutması beklenmektedir. Hükümet, iç borçlanma gereğini daha da düşürmek
ve iç borcun vadesini uzatmak için iki uluslararası yatırım bankasından
danışmanların yardımı ile hazırlanan bir gönüllü borç takası gerçekleştirmiştir.
15 Haziran 2001 tarihinde yapılan borç takası başarılı bir şekilde
tamamlanmış ve yaklaşık 8 milyar ABD Dolarlık kısa vadeli TL cinsi
kamu kağıtlarının, daha uzun vadeli TL ve dövize endeksli kamu kağıtlarıyla
takas edilmesi ile sonuçlanmıştır. Aynı zamanda, borç yönetimini geliştirecek
diğer tedbirler de alınmaktadır. Kamu ve özel sektör temsilcilerinden
oluşan bir komite, kuvvetlendirilmiş bir piyasa yapıcılığı sisteminin
Ağustos ayı sonuna kadar kurulmasına ilişkin önerilerini, Temmuz ayı
içinde açıklayacaktır. Yeni Kamu Finansmanı ve Borçlanma Kanunu, borç
yönetimi için hukuki çerçeveyi oluşturacaktır. Taslak kanunun Haziran
ayı sonuna kadar Meclis’e sunulabilmesi için hazırlıklar planlandığı
gibi ilerlemektedir.
Para
ve Döviz Kuru Politikası
- Merkez
Bankası, doğrudan enflasyon hedeflemesi sistemine geçiş sürecinde
uygulanan dalgalı döviz kuru rejimi altında fiyat istikrarını sağlamak
amacıyla parasal büyüklüklerin kontrol altında tutulmasına odaklanmaya
devam edecektir. Mayıs ayı boyunca yaşanan gelişmeler – parasal
tabanın program endikatif üst sınırının altında (ancak yakın) seyretmesi
ve enflasyon ve büyümenin genel olarak tahmin edilen düzeyde olması
– programın parasal parametrelerini bu noktada revize etmeye gerek
olmadığını göstermektedir (1). Bu nedenle, Merkez
Bankası parasal tabanı 3 Mayıs 2001 tarihli Ekonomik Politikalar Bildirgesi
Ek E’de belirtilen endikatif üst sınır ile uyumlu seviyede tutmayı
hedefleyecektir. Sözkonusu parasal taban yolu - enflasyon ve büyüme
tahminlerimizle uyumlu olarak belirlenmiş olup - programın temel nominal
çıpası olmaya devam edecektir. Diğer enflasyon göstergelerinin enflasyonla
mücadele sürecinin tehlikeye girdiğini göstermesi halinde, Merkez
Bankası para piyasası oranlarını, parasal taban hedefine yaklaşılmış
olunsa dahi, artırmaya hazırdır. Net İç Varlıklara ilişkin olarak
programda belirlenen üst sınırlar, 3 Mayıs 2001 tarihli Ekonomik Politikalar
Bildirgesi’nde de ifade edildiği gibi, dış finansmanın önemli bir
kısmının kamunun borçlanma ihtiyacını azaltmak üzere kullanılmasına
izin vermekte ve böylece faiz oranlarının düşmesine ve kamu borç seviyesinin
sürdürülebilir olmasına katkıda bulunmaktadır. Merkez Bankası, Net
İç Varlıkların hedeflenen yol içerisinde tutulması için para piyasası
faiz oranlarını gerektiğinde ayarlayacaktır. Net Uluslararası Rezervlere
ilişkin alt sınırlar, Merkez Bankası’nın, dış finansmanın kullanılması
ile ortaya çıkacak Net İç Varlıklar genişlemesi sonucu serbest kalacak
likiditeyi döviz satarak sterilize etmesine izin verecek biçimde oluşturulmuştur.
Merkez Bankası, Temmuz ayından itibaren kamunun borçlanma ihtiyacını
hafifletmek amacıyla kamuya borç verilen dış kaynakların kullanımına
bağlı olarak döviz satış ihalelerinin zamanlama ve miktarlarını piyasalara
ilan edecektir. Sözkonusu döviz satışları,
mümkün olduğu ölçüde, TCMB’ce kamuya borç verilen kaynakların kamunun
yurt içindeki faaliyetlerinin finansmanında kullanılması sonucu ortaya
çıkacak likidite fazlasıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir.
Döviz piyasasına herhangi diğer müdahaleler katiyetle kısa vadeli
dalgalanmaların yumuşatılması ile sınırlı olacak ve temel olarak ihaleler
vasıtasıyla gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda, Merkez Bankası bankalararası
piyasada döviz borçlanmaktan ya da borç vermekten kaçınacaktır.
(1) 3 Mayıs 2001 tarihli
Ekonomik Politikalar Bildirgesi EK E'nin yenilenmiş hali olan Ek D
programın Net İç Varlıklar (NİV) tanımını netleştirmektedir. NİV üst
sınırlarında tanım netleştirmesi sonucunda bir değişiklik yapılmamıştır.
Açıklık kazandırmak amacıyla yapılan yenilik 3 Mayıs 2001 tarihli
Ekonomik Politikalar Bildirgesi Ek E'nin 4. Paragrafının iki yeni
cümle ile değiştirilmesini içermektedir.
-
Merkez Bankası şartlar elverdiğinde doğrudan enflasyon hedeflemesine
geçmek yönündeki hazırlık çalışmalarında ilerlemeler kaydetmektedir.
Merkez Bankası, yapısal ve kısa vadeli modellerini geliştirmek
ve 2001 yılı Eylül ayına kadar başlatılmak üzere mali piyasaların
enflasyon ve diğer makroekonomik göstergelere ilişkin beklentilerini
yansıtan yeni anketler hazırlamak da dahil olmak üzere, çeşitli yollarla
bilgi tabanını genişletmektedir. Merkez Bankası, hazırlık sürecinde,
enflasyon hedeflemesini, sözkonusu para politikası çerçevesini uygulamakta
olan diğer ülke yetkilileri ile görüşmeye devam edecek ve gerektiğinde
ek teknik yardım talep edecektir. Merkez Bankası, para politikasının
enflasyon hedeflemesine geçiş sürecinde nasıl yönetildiğini ve geçiş
tamamlandığında nasıl yönetileceğini açıklamak amacıyla iletişim stratejisini
bu alanda da ilerletmektedir.
Yapısal
Politikalar
Bankacılık
- Bankacılık
reformunu planlandığı şekilde ilerletmek için her türlü gayret gösterilecektir:
- Kamu
bankalarının güçlendirilmesi konusunda olumlu gelişmeler kaydedilmiştir.
Negatif net değeri olan üç kamu bankası (T.C. Ziraat Bankası, T.
Halk Bankası ve Emlak Bankası) mevzuatta öngörülen sermaye seviyesine
ulaşacak şekilde yeniden sermayelendirilmiştir. Bu bankalar ile
Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) bünyesindeki bankaların gecelik
pozisyonları Haziran ortası itibariyle ortadan kaldırılmış olup,
kamu bankaları ile TMSF bünyesindeki bankaların Merkez Bankası ile
olan repo anlaşmaları stoğu Mayıs ayı sonu itibariyle 7 katrilyon
TL’nin altına çekilmiştir (her iki konu da sekizinci gözden geçirmenin
tamamlanması için koşuldur). Emlak Bankası’nın kapatılmasının
(lisansının iptal edilmesinin) kolaylaştırılmasına ve tüm yükümlülükleri
ile finansal varlıklarının bir kısmının T.C. Ziraat Bankası ve T.
Halk Bankası’na devrine ilişkin bir kanun (aşağıda açıklanmaktadır)
TBMM’ce kabul edilmiştir (sekizinci gözden geçirmenin tamamlanmasına
ilişkin bir diğer koşul). Ayrıca, kamu bankalarının kar/zarar,
likidite ve faiz marjlarını izlemeye yönelik bir raporlama sistemi
oluşturulmuştur. Bu sistemden alınan raporlara göre, T.C. Ziraat
Bankası ve T. Halk Bankası halihazırda pozitif marjlara ulaşmış
durumda olup, şu ana kadar mevduat çekişleri sınırlı kalmıştır.
Her bir banka için bağımsız dış denetçiler atanmış bulunmaktadır.
Son olarak, kamu bankalarında bazı önemli tedbirlerin uygulamaya
konulmasını temin etmeye yönelik bir kanun TBMM’ce kabul edilmiştir.
Sözkonusu kanun; (i) Emlak Bankası’nın kapatılmasının kolaylaştırılması,
(ii) kamu bankalarının operasyonel yeniden yapılandırılmalarının
teşvik edilmesi ve (iii) Hükümetin ileride görev zararı yaratabilecek
yetki kullanımının ortadan kaldırılmasına ilişkin hükümler içermektedir.
- TMSF
bünyesindeki bankaların çözüme kavuşturulması hususunda önemli gelişmeler
kaydedilmiştir. TMSF bünyesindeki bankalar özkaynak yapılarının
düzeltilmesi amacıyla yeniden sermayelendirilmiştir. Halihazırda
üç bankanın satış süreci tamamlanmak üzeredir : Demirbank, Bank
Ekspres ve ilk geçiş bankası olan Sümerbank. Ulusalbank’ın kapatılması
tamamlanmış olup, sözkonusu bankanın varlık ve yükümlülükleri çözüme
kavuşturulmak üzere Sümerbank’a devredilmiştir. İktisat Bankası’nın
satış süreci, Bankalar Yeminli Murakıpları’nın bankanın finansal
durumuna ilişkin değerlendirmeleri tamamlanır tamamlanmaz başlayacaktır.
BDDK 15 Haziran 2001 tarihinde kalan dört Fon bankasından üçünün
(Etibank, Interbank ve Esbank) ikinci bir geçiş bankası altında
(Etibank) birleştirilmesi ve dördüncü bankanın (Türk Ticaret Bankası)
2 Temmuz 2001 tarihinde kapatılması yönündeki kararını ilan etmiştir.
Sözkonusu bankaların bir geçiş bankası altında birleştirilmesi ya
da tasfiyesine gidilmesi sekizinci gözden geçirmenin tamamlanması
için bir koşuldur.
- Özel
bankaların sermaye yapıları güçlendirilmektedir. BDDK toplam
sayısı 27 olan tüm yerli özel mevduat bankalarının finansal durumlarını
incelemiş olup, finansal durumunun zayıf ya da sermaye yapısının
yetersiz olduğu belirlenen tüm bankalarla taahhüt mektupları imzalanacaktır
(sekizinci gözden geçirmenin tamamlanması için bir koşul). Sözkonusu
taahhüt mektuplarıyla, bahsekonu bankaların yönetimlerinin, belirli
bir takvim dahilinde bankalarının mali durumunu güçlendirmek ve
sermaye düzeyinin yeterli seviyeye ulaşmasını temin etmek üzere
adımlar atmayı taahhüt etmeleri zorunlu kılınacaktır. Sözkonusu
bankaların yeniden sermayelendirilmesi yönündeki ilk adımlar ivedilikle
atılacak olup, 2001 yılı Haziran ayı sonuna kadar bir miktar sermaye
artışı sağlanmış olacaktır. Sözkonusu bankaların sermayelendirilmesi
süreci tüm bankaların bütün ihtiyati düzenlemelere tam olarak uymalarının
gerekeceği 2001 yılı sonuna kadar devam edecektir. BDDK taahhüt
mektubuna tam anlamıyla uymayan tüm bankalara, Bankalar Kanunu’nda
tanımlanan yaptırımları ivedilikle uygulayacaktır. Sözkonusu yaptırımlar,
daha az ciddi ihlallerde banka yöneticilerinin ve yönetim kurulu
üyelerinin değiştirilmesinden, daha ciddi ihlallerde bankaya müdahale
edilmesine kadar, farklı derecelerde olabilmektedir. Taahhüt mektuplarına
gösterilecek uyumun değerlendirilmesi, müteakip program gözden geçirmelerinin
odak noktası olacaktır.
- Merkez
Bankası, her bir banka tarafından uygulanan mevduat faiz oranlarına
ilişkin haftalık veri sağlamak üzere yoğunlaştırılmış bir gözetim
sistemini Mayıs ayında hayata geçirmiştir. Sözkonusu veriler,
bankalararası işlemlere ilişkin her bir bankaya ait günlük veriler
ile birleştirildiğinde, likidite sıkışıklıklarına ilişkin erken
uyarı sağlamakta ve sorunlu bankalara gecikilmeden müdahele edilmesine
imkan tanımaktadır.
- Son
yasal değişiklikler ve yeni atanan profesyonel BDDK Kurulu bankacılık
reformlarının uygulanmasının güçlendirilmesine yardımcı olacaktır.
28 Mayıs 2001 tarihinde yürürlüğe giren Bankalar Kanunu değişiklikleri:
(i) BDDK çalışanlarına görevlerini ifa ederken uğrayabilecekleri
kovuşturmalardan muafiyet; (ii) spesifik kredi karşılıklarının vergiden
düşülebilmesine imkan; (iii) AB standartları ile uyumlu bir bağlı
kredilendirme düzenlemesinin 28 Haziran 2001’e kadar yayımlanması
(yapısal kriter) ve (iv) TMSF Tahsilat Birimi’ne kredi tahsillerinde
ek yetkiler sağlamıştır. Ayrıca, Tahsilat Birimi’ne gerekli tüm
elemanların alınması ve kredi tahsili için faaliyet ilkeleri hazırlanması
süreci devam etmektedir. Ek olarak, Sümerbank’ın 75 milyar TL’nin
üzerindeki tüm geri dönmeyen kredileri (yaklaşık 1.200 kredi dosyası)
Temmuz ayı sonuna kadar Tahsilat Birimi’ne devredilecektir. Son
olarak, mali sektör de dahil olmak üzere, birleşmelerin önündeki
kalan vergi engellerini ortadan kaldıracak bir kanun TBMM tarafından
kabul edilmiştir.
Ekonomide
Özel Sektörün Rolünün Artırılması
- Özelleştirme
çalışmaları, büyük kamu varlıklarının satışına ilişkin hazırlıklar
da dahil olmak üzere hızla ilerlemektedir. Kısa zaman içerisinde
Türk Telekom’a yeni profesyonel bir Yönetim Kurulu ve üst yönetim
atanması beklenmekte olup, böylece sekizinci gözden geçirmenin
koşullarından biri yerine getirilmiş olacaktır. Yeni Yönetim Kurulu
için en öncelikli husus, Türk Telekom’un şirketleşmesi için bir plan
oluşturulması olacaktır. Özelleştirme İdaresi, yeni Kanun uyarınca
Türk Telekom’un özelleştirilmesi için bir plan hazırlamakta olup,
sözkonusu özelleştirme planı tamamlanır tamamlanmaz Ulaştırma Bakanlığı
tarafından Bakanlar Kurulu’na sunulacaktır. Her bir kuruluşun satışının
zamanlaması piyasa koşullarına (piyasa koşulları da ekonomik programı
uygulama ve finansal istikrarı sağlama hususunda kaydedeceğimiz başarıya)
bağlı olmakla birlikte, Özelleştirme İdaresi, portföyündeki varlıkların
özelleştirilmeye hazırlanması çalışmalarını ilerletmektedir. Daha
ayrıntılı olarak, TÜPRAŞ ve POAŞ’taki kamu hisselerinin satışı için
danışmanlar tutulmuş olup, sözkonusu iki şirketin halka arzının bu
yılın son çeyreğinde gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Türk Hava
Yolları’nın iç hat tarifeleri serbest bırakılmış olup, şirketin halka
arzının bu yılın son çeyreğinde gerçekleştirilmesi beklenmektedir.
Şeker Kanunu’nun Nisan ayında ve yeni Tütün Kanunu’nun Haziran ayında
(ikincisi sekizinci gözden geçirmenin tamamlanması için koşuldur)
yürürlüğe girmesini takiben, Dünya Bankası’nca desteklenen tarımsal
reform programı kapsamında, şeker ve tütün fabrikalarının özelleştirmesini
başlatılacaktır. Demir-çelik sektöründe, ERDEMİR’in İSDEMİR ile birleştirilerek
nihai olarak özelleştirilmesini teminen, işgücünün azaltılmasını da
kapsayan büyük çaplı bir operasyonel yeniden yapılandırma gerçekleştirilmektedir.
Kamu arazilerinin satışına ilişkin engellerin incelenmesinin ardından,
bu satışları kolaylaştıracak gerekli yasal düzenlemeler Meclis yaz
tatiline girmeden önce TBMM’ye sevk edilecektir. Sonuç olarak, yılın
kalan kısmı için belirlenen toplam 1 milyar dolarlık özelleştirme
geliri hedefinin gerçekçi olduğuna inanıyoruz.
- Aynı
zamanda yatırım ortamının iyileştirilmesi hususundaki çalışmalarda
da ilerlemeler kaydedilmektedir. Uluslararası tahkim konusundaki
anayasal değişikliğin uygulanmasına ilişkin kanun TBMM tarafından
kabul edilmiş olup, böylece bir yapısal kriter karşılanmıştır.
Dünya Bankası’nın Yabancı Yatırımlar Danışmanlık Hizmetleri Birimi’nce
gerçekleştirilmekte olan yatırımların önündeki idari engellere ilişkin
çalışmanın, Haziran sonunda tamamlanması beklenmektedir. İlgili tüm
kuruluşların görüşlerinin yansıtılması gereği karşısında, bu çalışmanın
sonuçlarının değerlendirilmesi için gerçekleştirilecek konferans en
erken Eylül ayı başında yapılabilecek ve akabinde oluşturulacak bir
hareket planı kısa sürede Bakanlar Kurulu’na sunulacaktır.
Şeffaflık
- Kamu
idaresinde şeffaflığın ve etkinliğin artırılması için yürütülen çalışmalarda
ilerleme kaydedilmiştir. Daha ayrıntılı olarak, vergi kimlik numaralarının
(VKN) kullanımının 2001 yılı Eylül ayından itibaren finansal sektör
işlemlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören bir vergi
düzenlemesi, Haziran ayında yürürlüğe girmiş olup, böylece sekizinci
gözden geçirmenin tamamlanması için bir koşul yerine getirilmiştir.
Vergi idaresi, VKN kullanımından sağlanan bilgileri bütünüyle kullanarak
vergi tabanını genişletecek ve mükelleflerin vergi mevzuatına olan
uyumlarını artıracaktır. Aynı zamanda, kamu hesapları muhasebesi ve
raporlamasını iyileştirmek yönündeki kararlılığımız sürmektedir. Mayıs
ayında Hazine ve IMF uzmanları bütçe sınıflandırması ve muhasebesi
konusunda iki gün süren bir seminer düzenlemiş ve tahakkuk bazlı muhasebe
sistemine nasıl geçileceğine ilişkin teknik toplantılar gerçekleştirmiştir.
Bu tarihten itibaren, Hazine’nin aylık raporlarında, Hazine Müsteşarlığı’nın
garantili borçlar kapsamındaki ödemeleri ve yapılan bu ödemeler kapsamında
ilgili idarelerce Hazine Müsteşarlığı’na yapılan geri ödemeleri izlemek
üzere “borç verme eksi geri ödeme” kalemine yer verilmiştir. Uluslararası
standartlarla uyumlu yeni bir bütçe kodlama sistemi tamamlanmış olup,
2002 yılı bütçesinde 6 pilot bütçe kuruluşunda uygulanacaktır.
Kalan
15 bütçe içi fon (Destekleme Fiyat İstikrar Fonu - DFIF hariç) ve
iki bütçe dışı fonun kapatılmasına ilişkin kanun 19 Haziran 2001 tarihinde
TBMM’ce kabul edilmiştir (bu fonların kapatılması Haziran sonu
için bir yapısal kriterdir).
- Kamu
sektöründe etkin yönetimi geliştirmek ve etkin bir devlet işleyişini
teşvik etmek amacıyla üç ayaklı bir plan doğrultusunda ilerlenmektedir.
İlk olarak, bir Kamu Harcamaları ve Kurumsal Gözden Geçirme çalışması,
Mayıs ayında Ankara’da Dünya Bankası’nın da desteğiyle kamu kurumları
arasında yapılan bir dizi seminerle gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın
sonuçlarını değerlendirmek ve duyurmak amacıyla Kasım ayında uluslararası
bir konferans düzenlenecektir. İkinci olarak, Türkiye’de Etkin
Yönetim ve Yolsuzlukla Mücadelenin Geliştirilmesi isimli uluslararası
konferans, Dünya Bankası ile işbirliği halinde sorunun ne olduğunun
irdelenmesi, hareket planının belirlenmesi ve siyasi desteğin harekete
geçirilmesi amaçlarıyla Eylül ayı başlarında gerçekleştirilecektir.
Son olarak, kamu görevlilerinin görev ve uygulama esaslarının (code
of conduct) güçlendirilmesi üzerindeki çalışmalarımız kapsamında kamu
görevlileri hakkındaki kovuşturmaların kolaylaştırılmasına ilişkin
bir kanun tasarısı TBMM’ye sevk edilmiştir.
- Geçen
sene tamamlanan mali şeffaflık raporunun devamı olarak, IMF’in Standart
ve Kuralların İzlenmesi Raporlarından biri olan veri modülünün hazırlamasını
talep ediyoruz. 2000 yılı yazında mali şeffaflık modülüne ilişkin
olarak hazırlanan Standart ve Kuralların İzlenmesi Raporu çok olumlu
karşılanmıştır. Verilere ilişkin modülün, ekonomik verilerimizin ve
yayımlama uygulamalarımızın değerlendirilmesi yönünde faydalı bir
çalışma olacağına ve ekonomik veri ve politikalarımızın kredibilite
ve şeffaflığının böylelikle daha da artacağına inanmaktayız. Bu raporun
hazırlanmasında bizimle birlikte çalışmak üzere Ekim ayında Ankara’ya
bir IMF ekibinin gelmesini beklemekteyiz.
İyi
dileklerimizle,
|
Kemal
Derviş
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı
|
Süreyya
Serdengeçti
Türkiye Cumhuriyet Merkez BankasıBaşkanı |
Ek
A, Tablo 1
Ek
B, Tablo 2
Ek
C, Tablo 3
Ek
D, Tablo 4
|