|
Sn.Horst Köhler
1. Fon ile 3 yıllık bir stand-by düzenlemesi yapılması konusunda talebimizi bildirdiğimiz 9 Aralık 1999 tarihli Niyet Mektubumuzda ve ilk iki gözden geçirmenin tamamlanmasını talep eden 10 Mart ve 22 Haziran 2000 tarihli ek mektuplarımızda iddialı bir şekilde hazırlanan enflasyonla mücadele ve mali uyum programımızın temel unsurlarını açıklayarak 2000-02 yıllarında ekonomi politikalarının izleyeceği yönü çizmiştik. Bu mektupta ikinci gözden geçirmeden sonraki ekonomik gelişmeler konusunda güncel bilgiler verilerek, bu gelişmeler ışığında 2001-2002 yılları için uygulanacak politikaların amaçları değerlendirilip, bu amaçların gerçekleştirilebilmesini teminen alınması gereken tedbirleri ortaya koymaktadır. Bu mektupla programın üçüncü ve dördüncü gözden geçirmelerinin tamamlanmasını ve Ek Rezerv Olanağı altında 5.784 milyar SDR'lık Fon kaynaklarından yararlanmayı da talep etmekteyiz.
2. Programımız kapsamında yer alan ana hedeflerin gerçekleştirilmesi konusunda istikrarlı ilerlemeler kaydedilmiştir. 2000 yılı Aralık ayı itibariyle 12 aylık TÜFE enflasyon oranının yaklaşık %38 olacağını beklemekteyiz. Bu oran, program kapsamında hedeflenen %25'in üzerinde olup, hedeflenenin üzerinde gerçekleşmesinin sebebi kısmen uluslararası enerji fiyatlarındaki büyük ve beklenmedik artıştır. Ancak, bu 1999 yıl sonu enflasyon oranının yarısı olup, 1980'li yılların ortalarından bu yana gerçekleşen en düşük enflasyon oranıdır. 3. Güçlü mali performans sürdürülmüş ve sırasıyla konsolide kamu sektörü faiz dışı fazlası ve genel dengesine yönelik olarak, (Konsolide kamu sektörü, konsolide merkezi bütçe, seçilmiş bütçe dışı fonlar, mali olmayan sekiz kamu iktisadi teşebbüsü ve üç sosyal güvenlik kuruluşunu kapsamaktadır) programın Haziran ayı sonu ve Eylül ayı sonu kamu maliyesi performans kriterleri ve endikatif tabanlar büyük bir payla gerçekleştirilmiştir (Ek A). Bütün bir yıl için konsolide kamu sektörü faiz dışı fazlasının, program hedeflerini GSMH'nın % 1'i kadar aşmasını beklemekteyiz. Faiz oranlarındaki düşüş ve özelleştirme gelirlerinden beklenen yüklü gelir ile birlikte faiz dışı fazladaki bu gelişme, kamu borcu/GSMH oranında bu yıl %3 puanlık bir düşüş kaydedilmesini sağlayacaktır (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan bankaların yeniden sermayelendirilmesi (rekapitilizasyonu) amacıyla ihraç edilen tahviller hariç). 4. Ancak, özelleştirmeden elde edilen toplam gelir, GSM lisansı ile Türk Telekom'un bir bölümünün satışının sonuçlandırılmasında yaşanan gecikmeler dolayısıyla orijinal program hedefinden düşük olacaktır. Şu anda, özelleştirme gelirinin, orijinal olarak 7.5 milyar ABD Doları olarak belirlenen ilk hedefe karşın, 2000 yılında 3.5 milyar ABD Doları'na ulaşacağını öngörmekteyiz. Bu gecikmeyi telafi edecek önlemler halihazırda alınmış veya alınmak üzere olup (aşağıya bakınız), özelleştirme gelirleri dahil konsolide kamu sektörü faiz dışı fazlasına ilişkin 2000 yılı Aralık ayı sonu performans kriterinde değişiklik yapılmasını talep etmekteyiz.(Ek B) 5. Ekonomik faaliyetlerde, 1998-99 yıllarında yaşanan derin resesyon akabinde, bu yıl -tüketim harcamaları, yatırım ve ihracat kaynaklı- güçlü bir toparlanma yaşanmıştır. Bu toparlanma kısmen deprem sonrasında yaşanan bir hızlanmayı temsil etmekte, ancak daha da önemlisi, yurtiçi harcamaların artmasına sebep olan yılın ilk yarısında faiz oranlarındaki büyük düşüşün etkisini ve ekonominin geleceğine olan güvenin yenilenmesini de yansıtmaktadır. Bu gelişmeler ışığında, 2000 yılındaki reel GSMH büyüme oranının, %5- 5½ arasında olan program hedefini aşabilir. 6. Yurtiçi talepteki güçlü toparlanma, uluslararası petrol fiyatlarındaki yükselişle birlikte, ithalatın hızlı bir şekilde artmasına yol açmıştır. İhracat hacmindeki artışın hızlanmasına ve rekor seviyeye ulaşması beklenen turizm gelirlerine rağmen, cari açığın 1999 yılındaki GSMH'nın yaklaşık %1'i olan seviyesinden, 2000 yılında, GSMH'nın %5'ine çıkması beklenmektedir. Sözkonusu artışın en az %2'si beklenmedik dış şoklardan (petrol fiyatlarındaki artış, doların değer kazanması neticesinde Avrupa piyasalarında rekabet gücümüzün olumsuz etkilenmesi ve uluslararası faiz oranlarındaki yükseliş) kaynaklanmaktadır. Makroekonomik politikalarımıza olan güvenin artması sonucunda bu açık yılın büyük bir bölümünde kolaylıkla finanse edilmiştir. Kasım ayının ortasına kadar uluslararası tahvil ihraçları, (2000 yılı için planlanan 6 milyar dolarlık düzeyine karşın) 7.5 milyar ABD Doları'na ulaşmış ve program çapraz kurları üzerinden değerlendirilen brüt uluslararası rezervler 3½ milyar ABD Dolar tutarında yükselmiştir. Net Uluslararası Rezervler (NUR) ve dış borçlara ilişkin Haziran sonu ve Eylül sonu performans kriterleri tutturulmuştur (EK A). Para ve döviz kuru politikaları Kasım ayı ortasına kadar titizlikle sürdürülmüştür. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Net İç Varlıklar (NİV) seviyesi (1999 yılı sonundan itibaren uygulanmaya başlanan sterilizasyon yapılmaması kuralına uygun olarak) belirlenen dar bant içinde tutulmuş, NİV'a ilişkin olarak belirlenen Haziran sonu ve Eylül sonu performans kriterleri gerçekleştirilmiştir (EK A). 7. Kasım ayının son 10 günü ve Aralık ayı başlarında Türk mali piyasalarında çalkantıların yüksek olduğu bir dönem yaşanmıştır. Daha sonra TMSF tarafından devralınan orta ölçekli bir bankanın finansal sorunları ve bu bankanın elinde tuttuğu geniş devlet tahvilleri stoğunu ikincil piyasada satması, başlıca piyasa yapıcılarının devlet kağıtları üzerindeki oranları açıklamalarını askıya almalarına yol açmıştır. Bu durum, faiz oranlarının %100-200'e yükselmesine rağmen büyük çaplı bir sermaye çıkışını başlatmıştır. Aynı zamanda, Merkez Bankası aşırı yüksek faiz oranlarının bankacılık sistemi üzerindeki etkisinden endişe ederek, Net İç Varlıklar arzını program koridorunun çok üstünde arttırmıştır. Bu olaylar, uluslararası piyasaların gelişmekte olan ekonomilere olan olumsuz bakış açısı doğrultusunda döviz rezervlerinde 6 milyar ABD Dolarlık bir kayba yol açmıştır. 30 Kasım'da Merkez Bankası piyasaya likidite sağlamayı durdurduğunu açıklayarak, bu yolla rezerv kaybını durdurmuştur. Ancak, faiz oranları %1000'in üzerine fırlamıştır. Finansal piyasalar üzerindeki baskılar ancak politikaların güçlendirildiğine yönelik bir açıklama ve Ek Rezerv Olanağı'ndan faydalanma talebinin açıklanması ile yumuşatılmıştır. Politika Hedefleri ve 2001-2002 Yılları İçin Genel Makroekonomik Yönetim Stratejisi 8. Mali piyasalardaki son çalkantıya rağmen, 2000 yılında ulaşılan sonuçlar genel olarak olumlu olup, programın temel makroekonomik hedeflerini -enflasyonun 2002 sonu itibariyle tek haneli oranlara indirilmesi, kamu finansmanının güçlü yapısının tesisi ve bu yolla büyümenin sürdürülebilir bir seyre oturtulması- gerçekleştirme konusundaki kararlılığımızı güçlendirmiştir. Bilhassa, 2000 yılı için tahmin edilen cari açığın genişlemesi sonrası iç ekonomik şartlardaki iyileşmenin sağlıklı bir dış pozisyon ile tutarlı olmasını sağlamak gereklidir. Daha açık olarak, 2001 yılı politikalarımız, aşırı iç talep baskılarından kaynaklanabilecek risklerin önüne geçmek, enflasyon performansında daha fazla sapma ihtimalini asgariye indirmek (böylelikle dış rekabet gücünü korumak) ve cari açık düzeyini daha sürdürülebilir bir düzeye indirmek amacıyla şekillenecektir. Bu amaçla, 2001 yılı makroekonomik çerçevemiz, kamu maliyesi politikası da dahil olmak üzere, orijinal program hedeflerine göre önemli ölçüde güçlendirilmiştir. Ayrıca, bankacılık sisteminin şoklara olan hassasiyetinin azaltılması ve yeniden yapılandırılmasının hızlandırılması amacıyla bankacılık alanında kritik tedbirler alınmaktadır. Son olarak, potansiyel olarak büyük miktarda döviz girişi için bir kaynak teşkil eden özelleştirme konusu da dahil olmak üzere, yeni yapısal reform girişimleri başlatılacaktır. 9. 2001-02 yılı programı aşağıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesi üzerine
odaklanmaktadır:
10. Yukarıdaki makroekonomik hedeflerin birbiriyle tutarlı olduğunu düşünmekte olup, 2001 yılı politikalarımızın ana hedefi, enflasyon hedefine ulaşılmasını temin etmek ve dış pozisyonda beklenen düzelmenin gerçekleşmesini sağlamak olacaktır. Türk ekonomisinin orta vadedeki büyüme beklentilerini azamiye çıkarmak için gerekli şart, istikrarlı bir makroekonomik çerçevenin yakalanması ve bunun sürdürülmesidir. Maliye Politikası
13. Kamu sektörü hesaplarında hedeflenen iyileşmeler, sadece konsolide
bütçe seviyesinde değil, aynı zamanda, kamu sektörünün konsolide bütçe
dışında kalan kısımları düzeyinde de koordineli bir çalışma yapılmasını
gerektirecektir. Konsolide bütçeye ilişkin olarak, 2001 yılında özelleştirme
gelirleri, faiz gelirleri ve Merkez Bankası kar transferleri haricindeki
faiz dışı fazlanın en azından 8,735 trilyon TL olmasını beklemekteyiz
(2000 yılında GSMH'nın %4.9'u olan seviyesine kıyasla GSMH'nın %5.7'si).
Bu, Kamu Ortaklığı Fonu'nun bütçeye dahil edilmesine ilişkin ayarlama
yapıldıktan sonra, 2000 yılına göre GSMH'nın % 1'i oranında bir iyileşmeyi
temsil etmektedir. 14. Eylül 2000 tarihinde uygulamaya konan ve yıllık bazda GSMH'nın %1/4'ü
kadar tasarruf sağlaması beklenen önlemlere ilaveten 2001 yılı Bütçesi'nin
kabulü öncesinde, 2000 yılı Bütçesinde uygulamaya alınan geçici önlemlerin
kaldırılmasının etkilerinin kısmen bertaraf edilmesi amacıyla, bazı önlemler
alınmaktadır. Daha detaylı olarak aşağıdaki önlemler uygulanmaktadır;
16. Kamu sektörünün konsolide bütçe dışında kalan bölümü konusunda;
17. 14.paragrafta yer verilen önlemlerin hayata geçirilmesi ve daha önce
ifade edilen mali hedefler doğrultusunda hazırlanan 2001 Yılı Bütçesi'nin
Meclis Bütçe ve Plan Komisyonu'nda kabulü, (ve elektrik tüketimi üzerinden
sabit ücret alınmasını sağlayan hükümler dahil) IMF İcra Direktörleri
Kurulu'na Stand-by anlaşması kapsamındaki üçüncü ve dördüncü gözden geçirmelerin
tamamlanması talebimizin sunulması ve Ek Rezerv Olanağı'ndan yararlanılması
için ön koşul teşkil edecektir (bundan böyle "ön koşullar olarak
tabir edilecektir"). 18. 2001 yılı mali hedeflerinin gerçekleştirilmesi bir dizi performans
kriterleri ve endikatif hedefler aracılığıyla izlenecektir.
19. Program hedeflerine ulaşmak için yukarıda belirtilen mali tedbirlerin yeterli olacağını düşünüyoruz. Ancak, başta enflasyon ve dış cari hesaplar olmak üzere, ana makroekonomik hedeflere ulaşılması için gerekli olması halinde, ek mali tedbirlerde yürürlüğe koyabiliriz. Kamu Borç Yönetimi 20. 2000 yılında, kamu borç yönetiminde iç kamu borçlarının ortalama
vadesi genel olarak muhafaza edilirken ( Ekim 2000'de 15 ay kadar idi),
borçlanma maliyetlerinin düşürülmesinde başarı kaydedilmiştir. 1999'un
ikinci yarısında yeni bir enstrüman olarak kullanılmaya başlanılan değişken
faizli tahvillerin piyasası hızla gelişmiştir (Değişken faizli tahviller,
2000 yılında ihalelerle sağlanan iç borç tutarının % 21'i kadardır). Brüt
dış borcun kamunun toplam borcu içindeki yerinin 1999 ve 2000 yılları
arasında genel olarak değişmeden kalacağı tahmin edilmektedir (yaklaşık
%40). Gerekli olması halinde ilave finansman sağlanabilmesini teminen
0.5 milyar ABD Doları olan 2000 Aralık sonu kısa vadeli borç limitinin
1.1 milyar ABD Doları olarak revize edilmesini talep ediyoruz. 21. 2001 yılında, enflasyonun düştüğü bir ortamda, mevcut faiz oranlarına bağlanılmasından kaçınılması ihtiyacı ile, iç borcun vadesinin uzatılması ihtiyacının dengelenmesi politikasını sürdüreceğiz. 2000 yılında, asıl vurgu vadelerin kısalmasından kaçınılması iken, 2001 yılında, kısmen Değişken Faizli Tahvillerin piyasasının daha da gelişimi sayesinde, iç borcun ortalama vadesinin makul şekilde uzatılması hedeflenecektir. Aynı zamanda, toplam borç içerisinde kamu sektörü dış borcunun payının genel olarak sabit kalmasına çalışılacaktır. Bu politika, Ek G ve H'de konsolide kamu sektörünün dış borçlanmasına ve garantilerine ilişkin olarak yer alan üst sınırlarda yansıtılmaktadır. 2000 Aralık sonu için kısa vadeli borç limiti, 2001 yılının son çeyreğinde programın ilk yılında mutabık kalınan (0.5 milyar ABD Dolarlık) seviyesine çevrilene kadar, 2001 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna taşınacaktır. Gelirler Politikası 22. Kamu sektöründe yukarıda memurlar için ifade edilen maaş politikasına
ek olarak, kamu işçilerinin toplu ücret sözleşmeleri önümüzdeki aylarda
tekrar müzakereye açılacaktır. Bu görüşmelerde, programın genel makroekonomik
hedefleri ile birlikte KİT'lerin mali durumunun güçlendirilmesi ihtiyacı
da göz önünde bulunduracaktır. 23. Asgari ücret artışları, Hükümet, sendika ve işveren temsilcilerinden
müteşekkil Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenmektedir. 2000 yılında
da olduğu gibi, Hükümet 2001 yılı için asgari ücret artışlarının hedeflenen
enflasyon ile uyumlu olmasını sağlamak konusunda gayret gösterecektir. 24. Enflasyonun düşmesini kolaylaştırmak amacıyla, hükümet, gerek sosyal
ortaklar arasındaki görüşmelerde, gerekse özel sektörle temaslarında,
ücret anlaşmalarının ve özel sektör fiyatlandırma kararlarının enflasyon
hedefine uygun olmasını sağlamak için daha aktif bir rol oynayacaktır. Para ve döviz kuru politikası 25. 2000 yılının sonlarında yaşanan mali kriz akabinde, para politikasının
amacı, toplam para tabanı arzında aşırı bir artış olmadan döviz rezervlerinin
arttırılmasını kolaylaştırmayı teminen, NİV seviyesini 2000 Kasım ayı
ortasındaki seviyesine doğru kademeli olarak yaklaştırmak olmuştur. Daha
net bir ifadeyle, NİV, 11 Aralık 2001 tarihinde 1,840 trilyon TL seviyesine
indirilmiştir. NİV 11 Ocak 2001'de 1,460 trilyon TL'nin üstüne çıkmayacaktır.
Buna koşut olarak, NİV'e ilişkin 2000 Aralık sonu performans kriterinin
- ki bu kriter 11 Aralık-11 Ocak tarihleri arasındaki ortalama NİV stoğu
olarak hesaplanmaktadır (2000 yılının sonunda dini bayramlar sebebiyle
para tabanı talebinde görülen dalgalanmaları dikkate almak suretiyle 1,650
trilyon TL olarak revize edilmesini talep ediyoruz (EK
E). Aynı zamanda, yeni program çapraz kurları kullanılarak hesaplanan
Net Uluslararası Rezerv (NUR) tabanının 2000 Aralık sonu için 10.4 milyar
ABD Doları olarak revize edilmesini talep ediyoruz (EK
F). Bu yeni hedef TCMB'nin kriz sonrasındaki daha düşük seviyedeki
rezerv pozisyonunu dikkate almaktadır. 2001 için NUR tabanı Haziran ayına
kadar 12 milyar ABD Dolarına çıkacak şekilde belirlenmiştir. 26. Para tabanına olan talebin ve net uluslararası rezervlerin 11 Aralık
2000 ve 11 Ocak 2001 tarihleri arasında dini bayramlar ve yıl sonunda
hesapların kapatılması nedeniyle büyük mevsimsel dalgalanmalar göstermesi
beklenmektedir. Bu dönemde, NİV ve NUR hareketleri Fon uzmanları ile istişare
edilerek yakından izlenecektir ve para politikası, bu hareketlerde mevsimsel
dalgalanmaları aşan bir seyir tespit edilmesi halinde, derhal sıkılaştırılacaktır. 27. 2001'in ilk yarısında, önceden ilan edilmiş bantsız döviz kuru yolu
para politikasının ana özelliği olmaya devam edecektir. Daha önce ilan
edildiği üzere, 2000 yılının son çeyreğinde aylık %1 olan devalüasyon
oranı, 2001 yılının ilk çeyreğinde ayda %0.9 oranına ve 2001 yılının ikinci
çeyreğinde de ayda %0.85 oranına düşürülecektir. NİV hususunda ise, kriz
sırasında yaratılan NİV fazlasının kademeli olarak azaltılması politikasını
sürdüreceğiz. Bu politika, Ocak, Şubat, Mart ve Haziran 2001 sonu için
NİV tavanları (performans kriteri) (Ek E) belirlenirken
dikkate alınmış olup, bu tavanlar ayrıca 12 Ocak tarihi itibariyle geçerli
olacak munzam karşılık oranlarındaki düşüşü de yansıtmaktadır. Dolayısıyla,
2001 Haziran sonuna kadar kriz sırasında yaratılan NİV fazlasının yaklaşık
%50'si (munzam karşılık oranlarındaki değişiklik için düzeltilmiş) ortadan
kaldırılacaktır. Performans kriterlerine uygunluğun tespiti amacıyla yalnızca
yukarıda ifade edilen tarihler önem taşımaktadır; bununla birlikte, NİV'in
bu tarihler arasında, NİV tavanlarının (dini bayramlardan etkilenen Mart
ayının ikinci ve üçüncü haftasındaki rakamlar hariç tutularak) doğrusal
enterpolasyonunu sistematik olarak veya büyük miktarlarda aşması beklenmemektedir.
Sermaye girişleri halihazırda tahmin edilen tutarlardan daha güçlü olursa,
sermaye girişlerinin programın enflasyon hedeflerinin tutturulması ile
bağdaşmayan bir faiz oranı seviyesine gelmesine ve para arzında aşırı
artış olmasına engel olmak amacıyla, döviz kuru taahhüdümüz imkan verdiği
ölçüde, NİV yukarıda ifade edilen tutarın altında tutulacaktır. Yukarıdaki
iki paragrafta yer verilen NİV tavanlarının uygunluğu, dış hesaplardaki
ve enflasyondaki gelişmeler ışığında önümüzdeki program gözden geçirmeleri
sırasında tekrar değerlendirilecektir. 28. 9 Aralık 1999 tarihli Niyet Mektubumuzda öngörüldüğü üzere, 1 Temmuz
2001'den itibaren fiyat istikrarının doğrudan izlenebilmesine daha fazla
odaklanılmasına imkan veren bir parasal çerçeveye aşamalı olarak geçilmesini
teminen merkezi döviz kuru yolununun etrafında kademeli olarak genişleyen
bir bant uygulamasına geçilecek ve NİV politikasının daha esnek olmasına
izin verilecektir. Bu geçiş, enflasyonla mücadelenin ilk aşamasında uygun
olmasına rağmen, uzun vadede gereksiz katılıklara yol açabilecek bir parasal
çerçeveye sıkışıp kalınmasının önlenmesi için gerekli bulunmaktadır. 29. Daha net bir ifadeyle, 1 Temmuz 2001'den itibaren:
30. Para politikasının idaresinde, 2001 yılının ikinci yarısından itibaren
kademeli olarak kullanılabilecek artan esneklik, Merkez Bankası'nca ana
hedef olan enflasyonla mücadele sürecinin devamını sağlamak amacıyla kullanılacaktır.
Dolayısıyla, döviz kuru merkezli bir parasal çerçeveden yavaş yavaş, başka
birçok ülkede başarıyla uygulamaya alınmış olan resmi enflasyon hedefleme
merkezli bir çerçeveye geçeceğiz. Bu geçişi desteklemek amacıyla gerekli
bir adım olan yeni bir Merkez Bankası Kanunu 2001 Nisan sonuna kadar (8.
Gözden geçirmenin tamamlanması için ön koşul) çıkarılacaktır. Kanun, fiyat
istikrarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın temel politika hedefi
yapmak amacıyla, bu amacın gerçekleştirilmesi esnasında kullanacağı işlevsel
bağımsızlığın geliştirilmesini, para politikası kararlarında hesap verilebilirlik/açıklanabilirlik
seviyesinin arttırılmasını ve para politikasının belirlenmesinde şeffaflığın
sağlanmasını temin edecektir. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne muhtemel katılımı
gözönünde bulundurulduğunda, tüm bunlar, Maastricht Anlaşması ile uyumlu
bir Merkez Bankası mevzuatı oluşturulması açısından da gerekli olacaktır.
Para politikasının şeffaflığı ve hesap verilebilirliği hususlarında, Merkez
Bankası halihazırda enflasyon gelişmelerini izleyen üçer aylık enflasyon
raporları yayımlamaya başlamıştır. Aynı zamanda, Merkez Bankası'nın enflasyon
hedeflemesinin gerektirdiği analitik ve istatistiksel yeterliliğinin arttırılması
için gerekli düzenlemelerin yapılmasına başlanılmıştır. 31. Mevduat munzam karşılıklarının bankalar üzerine getirdiği yükün azaltılması
için, 12 Ocak 2001'den itibaren, TL mevduata ilişkin munzam karşılık oranı
%6'dan %4'e düşürülecektir. Disponibilite ve mevduat munzam karşılıklarında
2001 yılı süresince başka değişiklik yapılmayacaktır. Mevduat munzam karşılıklarındaki
bu azalışın getirdiği likidite etkileri, 2001 yılı için NİV tavanı oluşturulurken
dikkate alınmıştır. Yapısal Hususlar 33. Yapısal reformlar ekonomik gündemimizin temel bileşeni olmaya devam
etmektedir. Bu alandaki faaliyetler Dünya Bankası ile yakın işbirliği
içinde formüle edilmiş olup, Banka tarafından sağlanacak kredilerle desteklenecektir. Özelleştirme 35. 2001 yılında özelleştirme sürecini hızlandırmak için, Hükümet kuvvetli
yönetim hakkı devriyle beraber Türk Telekom hisselerinin %33.5'ini stratejik
yatırımcılara satış ihalesini yapacaktır. Bu amaçla;
36. Elektrik sektöründe rekabete dayalı bir piyasa için uygun düzenleyici çerçevenin oluşturulması ve bu sektördeki devlet varlıklarının doğrudan satış yoluyla elden çıkarılması, ekonomik etkinliğin artmasını ve yabancı doğrudan yatırımları çekmeyi hedefleyen reform stratejimizin temel unsurlarıdır. Bu amaçla;
37. 2001 yılında daha fazla ilerleme kaydedilmesi için 20 Aralık 2000
tarihine kadar Özelleştirme İdaresi'ne ilave şirketler devredeceğiz (biraz
gecikmeli de olsa programın yapısal kriterleri arasında yer alan tedbirler
gerçekleştirilmiş olacaktır). Bu şirketlerin arasında tarım şirketlerinin
(aşağıya bkz.) yanısıra MKEK (Makina ve Kimya)'in ve ETİ Holding'in bazı
fabrikaları yeralmaktadır. 38. Toplam olarak ve 2000 yılında gerçekleştirilen işlemlerden 2001 yılında sağlanması beklenen gelirler de dahil olmak üzere, 2001 yılında toplam özelleştirme gelirlerinin 6-7 milyar ABD Doları (GSMH'nın %3-3½'si) seviyesine ulaşmasını beklemekteyiz. Özelleştirme İdaresi'ne işletme maliyetleri ve KİT'lere transferler için kullanılacak 1.1 milyar ABD Doları hariç, tüm bu özelleştirme gelirleri ve bunlara başka herhangi bir kaynaktan eklenebilecek meblağlar, borç azaltılmasında kullanılmak üzere Hazine'ye aktarılacaktır. Sosyal Güvenlik Reformu 39. 1999 yılında kabul edilen kapsamlı sosyal güvenlik reformunun üzerine
inşa ederek, Hükümet sosyal güvenlik fonlarının yönetiminin geliştirilmesini
ve gönüllü özel emeklilik sisteminin uygulanmasını amaçlayan ikinci bir
reform paketi düzenlemiştir. Eylül ayında dört kanun hükmünde kararname
yürürlüğe girmiştir ancak, (geçici olarak yürürlükte olsalar bile) en
son Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak bunların kanun haline gelebilmesi
için Meclis'e sunulmaları gerekmektedir. Bu kanunlar, SSK (başlıca kamu
sosyal güvenlik fonu), Bağ-Kur (serbest meslek sahipleri ve çiftciler
için emeklilik fonu) ve IS-KUR'un (İşsizlik sigortasının idaresinden sorumlu
kurum) faaliyetlerini gözetime tabi tutacak bir sosyal güvenlik kurumunun
tesis edilmesi ve sosyal güvenlik kuruluşlarının idari yeniden yapılandırılmasını
amaçlamaktadır. Meclis'e sunulmuş olan diğer düzenleme ise SSK ve Bağ-Kur'daki
(sağlık primleri ve Bağ-Kur'daki ortak ödemelerin artırılması gibi) bazı
katsayıların ayarlanması ve gönüllü özel emeklilik sisteminin uygulamaya
konmasını öngörmektedir. Kamu Maliyesi Yönetimi ve Şeffaflık 40. Kamu maliyesi yönetimini ve şeffaflığı iyileştirmeye devam etmeye
kararlıyız. Standart ve Kodların Uygulamasının Raporu-Kamu Maliyesi Şeffaflığı
Modül'ü Temmuz ayında yayımlanmıştır. Yılın ilk yarısında 25 bütçe içi
ve 2 bütçe dışı fonu kapattıktan sonra, diğer 21 bütçe içi fonu ve 4 bütçedışı
fonu 2000 Ekim ayı içinde kapatmayı amaçlamıştık (yapısal benchmark).
Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin kararı nedeniyle gerekli kanun hükmünde kararnameler
Bakanlar Kurulunca kabul edilememiştir. Bunlar kanun olarak Parlamentoya
sunulacak ve 2001 yılı Şubat ayı ortasına kadar yürürlüğe girecektir (yapısal
benchmark). Kalan 15 bütçe fonunun (Dünya Bankası'ndan alınan kredileri
kanalize etmek için ihtiyaç duyulan, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu, DFİF,
hariç) ve bir bütçe dışı fonun kapatılmasına ilişkin gerekli kanun 9 Aralık
tarihli Niyet Mektubunda belirtildiği üzere 2001 yılı Haziran ayı sonuna
kadar yürürlüğe konulacaktır (yapısal benkchmark). Sonuç olarak (DFİF
haricinde) tüm bütçe fonları 2002 bütçesinde kaldırılacak, ve bütçe dışı
fonların sayısı 6 ile sınırlandırılacaktır. Bütçe içi veya dışında yeni
fon yaratılmayacaktır. 41. Kamu maliyesi şeffaflığı alanında ise, kamu sektörü için açık borçlanma
kuralları ve limitleri ortaya koyan ve Hazine'nin devirli kredi -on-lending-
ve borç garantilerini de bütçe kapsamına alan kamu finansmanı ve borç
yönetimi kanunu 2001 yılı Haziran ayı sonuna kadar Meclis'e sunmaya niyetliyiz
(yapısal benchmark). Kamunun ihtiyati yükümlülüklerine (contingent liabilities)
ilişkin olarak ise, devlet garantilerinin vade yapısını ve diğer ihtiyati
yükümlülüklerin koşullarını açıklayarak şeffaflığı artırmaya devam ettik.
2001 yılında, Hazine hesaplarına ilişkin aylık raporlara IMF'in Kamu Finansmanı
İstatistikleri standartları doğrultusunda "borç verme eksi geri ödeme"
kalemi eklenecek ve böylelikle bütçe dengesi kapsamı garantili borca ilişkin
net Hazine ödemesini içerecek şekilde genişletilecektir. 1999 Aralık'taki
Niyet Mektubu'nda bahsedildiği üzere, 2001 Bütçe Kanunu, 2001'de verilecek
yeni garantiler için açık limitler koymaktadır. (böylelikle bir yapısal
kriter gerçekleştirilmiştir.) 42. Harcama yönetimini iyileştirmek için 2001 ortasına kadar devlet birimlerindeki
harcama ve maliyetlerin daha iyi takip edilmesini sağlayacak bilgisayarlı
muhasebe sistemi uygulamasını tamamlayacağız. Ayrıca, 2002 yılı bütçesi
kapsamında pilot uygulama için (Dünya Bankası'nın Kamu Mali Yönetimi Projesi
desteği ile gerçekleştirilecek) 2001 Haziran ayına kadar uluslararası
standartlara uygun yeni bir bütçe sınıflandırması tamamlanacaktır. 2001
yılında ayrıca, 2002 bütçesi ile pilot uygulamayı başlatmak amacıyla tahakkuk
bazlı muhasebe sistemine geçilmesine ilişkin gerekli çalışmaları başlatmak
niyetindeyiz. Vergi İdaresi: 43. 2000 ve 2001'de, vergi sisteminin etkinliğini ve adaletini sağlamanın
gerekli koşulu olan, tüm mükelleflerin vergi mevzuatına tam olarak uymalarını
artırmak amacıyla vergi idaresinin kuvvetlendirilmesi çalışmalarına devam
edeceğiz. Bu amaçla, planlandığı üzere tüm önemli vergi dairelerinde (vergi
gelirlerinin %90'ından fazlasını tahsil eden) bilgisayar ortamına geçilmesi
tamamlanmış olup, 2001'de hemen hemen kalan tüm diğer vergi dairelerinde
de bilgisayar ortamına geçilecektir. Vergi mükellefine ait verilerin (üçüncü
kişilere ilişkin bilgiler de dahil olmak üzere) işlenmesini ve paylaşılmasını,
üç veri işleme merkezini birleştirip, yeniden organize ederek iyileştireceğiz
ve vergi mükelleflerine vergi kimlik numarası verilmesi uygulamasını zamanla
daha da geniş bir tabana yayacağız. Vergi numaralarına ilişkin spesifik
adımlar Ocak ayı gözden geçirmesi sırasında belirlenecektir. Bu iyileştirmelere
dayanarak, vergi mükelleflerinin denetim ve tasdik kapsam ve boyutunu
genişleterek, vergi kanunlarının ve düzenlemelerinin uygulanmasını kuvvetlendireceğiz.
Bu tedbirler, vergi tahsilatını artıracak ve herhangi bir vergi affı olmadan
gecikmiş vergi borçlarının azalmasına yol açacaktır. Tarım Politikaları
45. İleriye baktığımızda, 2001 yılında buğday destek alım fiyatları hedeflenen
enflasyon seviyesini aşmayacak bir oranda artırılacak ve dünya fiyatları
ile arasındaki fark en fazla %20 olacaktır. 2001 bütçesinde ödenek ayrılmış
bulunan doğrudan gelir desteği, ulusal düzeye yaygınlaştırılacaktır. Ödemeler
yılda iki taksitle yapılacaktır. 2001 Temmuz ayına kadar çiftçi kayıtlarının
büyük ölçüde tamamlanması beklenmekte olup, kayıtlı çiftçiler için ilk
taksit ödemesi 2001'in ikinci yarısında yapılacaktır. Bu reformun Dünya
Bankası tarafından Tarım Reformu Yatırım Projesi (ARIP) ile desteklenmesini
bekliyoruz. 46. Dolaylı destek politikalarının kaldırılması devletin tarımsal ürünlerin
üretim ve pazarlanmasındaki payının daha azaltılmasına neden olacaktır.
Bu da, bu alanda çalışan KİT'lerin hızla özelleştirilmesini sağlayacaktır.
Bu kapsamda, TŞFAŞ'nin (Şeker pancarı alım ve işlenmesi ile ilgili KİT)
en az altı şeker fabrikasının özelleştirilmelerinin 2001 sonuna kadar
tamamlanması amacıyla 20 Aralık 2000'e kadar Özelleştirme İdaresinin portföyüne
transfer edilecektir (ön koşul). Geriye kalan şeker fabrikaları, 2002
sonuna kadar özelleştirilmeleri tamamlanmak amacıyla 2001 yılı içinde
Özelleştirme İdaresi portföyüne transfer edilecektir. Şeker piyasasının
reformunu sağlayacak olan Şeker Kanunu 15 Şubat 2001'e kadar Parlamento'ya
sunulacak ve 15 Mart 2001'e kadar onaylanacaktır. TEKEL'in yeniden yapılandırılması
ve tütün sektörünün reformu konusunda;
Bankacılık 47. Hükümet bankacılık sektörünü, sektördeki disiplini kuvvetlendirmek ve bankalara olan güveni devam ettirmek amaçlı iki yönlü bir strateji ile güçlendirmek kararlılığındadır. Bu stratejinin kilometre taşları bağımsız Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun kurulması ve Sn. Başbakan'ın, (ikinci bir açıklamaya kadar) Hükümetin mevduat kabul eden yerel bankalardaki mevduat sahiplerini ve bu bankaların diğer kreditörlerini tamamen garanti altına aldığını açıklamasıdır. İzleyen paragrafda: (i) BDDK'nın başladığından bu yana yaptığı faaliyetler, (ii) mevduat sahipleri ve kreditörlere ilişkin garantinin uygulanmasında atılan adımlar, (iii) TMSF tarafından halihazırda devralınmış bankaların çözüme kavuşturulması ve varlıklarının değerlerinin bir kısmının tahsiline ilişkin strateji, (iv) bankacılık sisteminin geri kalanının sıhhatinin korunması için strateji (v) kamu bankalarına yönelik tedbirlere ilişkin bilgi (vi) bankacılık gözetimine ilişkin diğer hususlar, üzerinde odaklanmaktadır. 48. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Haziran 1999'da kabul edilen Bankalar Kanunu ile kendisine verilen tüm sorumlulukları hukuken üstlenmiş ve bir yapısal performans kriterini yerine getirerek 2000 yılının Ağustos ayı sonu itibariyle tamamen faaliyete geçmiştir. Hazine ve Merkez Bankası'ndaki bankacılık gözetim bölümleri kapatılmış, bu birimlerin personeli şimdi BDDK içinde BDDK tarafından yönetilen bir tüzel kişilik haline getirilen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu personeli ile birlikte BDDK'ya transfer edilmiştir. Gereken ek personelin büyük bir kısmı halihazırda işe alınmıştır. TMSF tarafından devralınan bankaların alacaklarının tahsiliyle görevli bir Varlık Yönetim Birimi (VYB) de kurulmuş olup kendisine devredilen varlıkların etkin yönetimini sağlamak için personel alınmaktadır. 49. BDDK tüm bankaların durumlarını bilançolarının ve gelir tablolarının uzaktan incelenmesi ve bankalarda yerinde denetimler yapılması yoluyla dikkatli bir biçimde izlemektedir. Kredi sınıflandırması ve karşılık ayrılması kuralları önemli oranda güçlendirilmiştir. BDDK, bankacılık sektörünün düzenli bir biçimde güçlendirilmesini sağlamak ve banka başarısızlıklarının devlete ve TMSF'na olan maliyetini asgariye indirmek amacıyla, ve kanunun gerektirdiği gibi, ödeme kabiliyetini (solvabilitesini) yitiren herhangi bir bankaya anında müdahale etmeye kararlıdır. Bunlara uygun olarak, Türkiye'de bir ofisi bulunan yabancı bir banka şubesinin ruhsatı Eylül ayında iptal edilmiş olup, şube şu an tasfiye edilmektedir. Solvabilitesini yitirmiş iki banka daha 27 Ekim tarihi itibariyle ve bir banka da 6 Aralık tarihinde TMSF tarafından devralınarak, halen TMSF kontrolu altındaki 8 bankaya katılmıştır. Bu üç banka faaliyetlerine devam etmektedirler ve TMSF tarafından risk ağırlıklı varlıkların en az % 8'ine kadar tam anlamıyla yeniden sermayelendirilecektir. Ayrıca, 6 Aralık tarihinde solvabilitesini yitirmiş bir yatırım bankasının lisansı iptal edilmiş olup, söz konusu banka tasfiye edilecektir. 50. Hükümet, 6 Aralık 2000 tarihinde, tüm mevduatların ve diğer kreditörlerin geçici olarak tam güvenceye alındığını ilan etmiştir (banka sahiplerinin mevduatları, suç teşkil eden fiillerle ilgili mevduatlar, bağlı krediler ve ortakların özsermayeleri hariç). Sözkonusu garanti, Bankacılık Kanunu'na göre TMSF tarafından yönetilecek olup, mevduat toplayan tüm yerel bankaları kapsamaktadır (yerel bankaların BDDK'ya konsolide hesaplarını sunmak zorunda olduğu yabancı ülkelerdeki şubeleri dahil). Garanti, solvabilitesini yitirmiş (insolvent) veya diğer türlü taahhütlerini yerine getiremeyen bankalara BDDK'nın müdahalesi ile işlerlik kazanacaktır. Buna benzer şekilde, geçtiğimiz yıllar içinde sekiz bankaya müdahale edilmiş ve böylece hem mevduat sahiplerinin, hem de diğer kreditörlerin varlıklarına sürekli şekilde ulaşabilmeleri sağlanmıştır. Garanti için varolan hukuki çerçeveyi anlatmak üzere teknik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucu mevdut sahiplerini ve diğer kreditörleritam güvence altına alan garantinin kapsamı ve içeriği hakkında kamuya bilgi veren bir açıklama yapılacak (yasal yönlerine ve işleyişine ilişkin hususlar da dahil olmak üzere) ve yine bu çalışmalar sonucu garantinin işleyişinin finansmanını idare edecek yöntemlere ilişkin Hazine ile TMSF arasında bir protokol yapılacaktır. Bu açıklama 15 Ocak 2001'e kadar yapılacaktır (5inci gözden geçirmenin tamamlanması için koşul). 51. TMSF'nin mali ihtiyaçları, Hazine'nin TMSF'na açacağı krediler ile karşılanmaya devam edilecektir. TMSF'na açılan kredilerin faiz oranları, faiz ödeme ve anapara geri ödeme planı, Fon'un, yeterli likit rezerv biriktirme ihtiyacı dahil, finansal ihtiyaçları ile uyumlu olacaktır. TMSF'nin mevduat sahiplerine ve kreditörlere herhangi bir rahatsızlık vermeden müdahale edilen bankaların asgari maliyetle çözüme kavuşturulmasını (tasfiye etmek veya yeniden sermayelendirip satmak) sağlamak için, Hazine'den ihtiyaç oldukça borçlanma yetkisi vardır. 52. BDDK kontrolu altındaki 10 bankanın çözüme kavuşturulması konusuna ilişkin olarak 16 Kasım'da stratejisini ilan etmiştir. BDDK stratejisini belirlerken Temmuz ayında Merkez Bankası'na bu konuda tavsiyede bulunmak üzere tutulan müşavirlerin önerileri de Kurumun bilgisine sunulmuştur. Ekim ayından önce TMSF'nda bulunan sekiz banka için sözkonusu strateji şu adımlardan oluşmaktadır:
53. Bu adımları müteakiben, TMSF daha önceden duyurmuş olduğu, kontrolünde
bulunan tüm bankaların satışına ilişkin takvimi izleyecektir.
54. TMSF tarafından Ekim 2000'de devralınan iki bankanın finansal yeniden yapılandırılması gerçekleştirilecek ve Ocak 2001 sonuna kadar çözümlerine ilişkin detaylı planlar kamuya açıklanacaktır. TMSF'nun sahibi olduğu diğer sekiz bankadakine benzer bir yol izlenecek ancak her aşamada iki aya kadar bir gecikme olabilecektir. 2000 Aralık ayında devralınan bankanın çözümüne ilişkin zaman çizelgesi Ocak 2001 gözden geçirmesi sırasında ele alınacaktır. 55. Yukarıda ifade edilen stratejinin bir parçası olarak, çözüme kavuşturulacak bankaların takipteki alacakları Varlık Yönetim Birimi'ne devredilecektir. Açıklık politikasına uygun olarak ve tahsil miktarlarını azamiye çıkarmak için TMSF, VYB'nin faaliyetine ilişkin olarak kabul edilen prosedürleri kamuya açıklayacaktır. Açıklama, (i) varlık transferi prosedürleri, (ii) kredilerin geri dönüşünü azamiye çıkaran prosedürler, (iii) VYB'nin performansının izlenmesi ve değerlendirilmesi yöntem ve dayanakları dahil VYB'nin faaliyet prensipleri hakkında bilgi ihtiva edecektir. Bu açıklama VYB'ne kötü varlıkların devrinden önce yapılacaktır. 56. Bankacılık Kanunu'nun öngördüğü üzere, gelecekte müdahale edilebilecek herhangi bir bankanın çözüme kavuşturulması da yukarıdaki paragraflarda tanımlanan prosedüre benzer prosedürleri takip ederek yapılacaktır. 57. Kamu bankalarına ilişkin olarak, Halk Bank'ın ve Ziraat Bankası görev zararları stoğu, bu bankalara ilişkin yeniden yapılandırma planlarında kaydedilen ilerlemeye uygun olarak piyasa faizi taşıyan devlet kağıtlarına dönüştürülecektir. Görev zarar stoğu üzerine 2001'de tahakkuk edecek faiz, Ziraat Bankası için aylık ağırlıklı ortalama Hazine bonosu ve iskontolu tahvil faizi çarpı 1.33 ve Halk Bankası için ise çarpı 1.60 olacaktır. Kamu bankalarının özelleştirilme stratejisi 2000 yılı Kasım ayı içinde kabul edilen kanun temel alınarak ilerletilecektir. 58. Bankacılık camiası ile iç risk yönetim sistemleri ve sermaye yeterlilik koşullarının piyasa riskini yansıtacak şekilde ayarlamasına ilişkin yeni düzenlemeler taslağı üzerinde olan istişare devam etmekte olup, bu istişare sözkonusu düzenlemelerin en başta planlandığı gibi Ağustos ayı sonunda kabul edilmelerini geciktirmiştir. Düzenlemeler, Ocak 2001 sonuna kadar kabul edilecek (yapısal benchmark) ve 1 Ocak 2002'den itibaren geçerli olacaktır. 59. Haziran 1999'da onaylanan Bankalar Kanunu'nun gerektirdiği gibi BDDK, 2001 Ocak ayı sonuna kadar hissedarlara dolaylı kredi verilmesini yeniden tanımlayan bir düzenleme çıkaracaktır (bağlı kredilendirme). 60. Kredi karşılıklarının vergiden düşürülebilmesi konusunda, banka denetim düzenlemeleri gereği bankaların ayırmak zorunda oldukları karşılıkların tümüyle vergiden düşürülmesine izin veren bir vergi düzenlemesi kabul edilecektir. Aynı zamanda, genel karşılıkların vergiden düşürülmesi uygulamadan kaldırılacaktır. Bu düzenleme 2001 Mart ayı sonuna kadar kabul edilecek ve 1 Nisan 2001'den itibaren uygulanmak üzere geçerli olacaktır (yapısal benchmark). İstatistiksel Hususlar 61. Ekonomik politika için istatistik veri tabanını iyileştirme son yıllarda süre gelen bir çabadır. Bu amaçla, Merkez Bankası banka kredi oranları hususunda yakın zamanda yeni raporlama zorunlulukları getirmiştir. Önümüzdeki dönemde, son yıllarda bu alanda karşılaşılan güçlükler dikkate alındığında (özellikle dış hizmet hesaplarında), ödemeler dengesi istatistiklerinin derlenmesindeki kurumsal kapasitenin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, Merkez Bankası Kanunu'nda yapılacak değişiklik Merkez Bankası'na açıkça ödemeler dengesi istatistiklerini derleme görevini verecek ve banka dışı kurumlardan da bu amaçla gerekli bilgiyi (bankalar dahil) talep etme yetkisi olacaktır. Merkez Bankası, dış hizmetler gelirlerinin ölçülmesini iyileştirme yönündeki çabalarını devam ettirmek niyetindedir. * * * 62. Bu mektupta söz edilen politika ve önlemlerin programın amaçlarının gerçekleştirilmesinde yeterli olacağına inanılmaktadır, fakat gerekli olduğu takdirde programı istenen seyrinde devam ettirmek üzere Fon'la düzenli istişareler sürdürülerek ilave önlemler alınmasına da hazır bulunulmaktadır. Düzenleme kapsamında yapılacak kullanımlar, 2001 yılının ilk çeyreğinde aylık gözden geçirmelerle ondan sonra da programın sonuna kadar üçer aylık gözden geçirmelere tabi olacaktır.En iyi dileklerimizle,
|
|
Recep ÖNAL |
Gazi ERÇEL
Merkez Bankası Başkanı |
|
|
|