|
TERCÜME
Mr. Horst
Köhler
Managing Director
International Monetary Fund
Washington, D.C., 20431, U.S.A.
Sayın Bay
Köhler
- 1990’lı
yıllardan beri süregelen yüksek kronik enflasyonu ve bununla bağlantılı
olarak büyümeyi kısıtlamakta olan makroekonomik istikrarsızlığı yenmek,
Türkiye’nin ekonomik reform programının başından beri en temel iki
hedefi olmuştur. 1999 yılının Aralık ayında uygulamaya konulan
üç yıllık orjinal programın, 2001 yılının Şubat ayında ortaya çıkan
kriz de dahil olmak üzere çeşitli olaylar sebebi ile yeniden gözden
geçirilmesi ve güçlendirilmesi gerekmiş olmakla birlikte, program
kapsamında önemli ilerleme sağlanmıştır. Kamu borcunun sürdürülebilirliğine
yardımcı olmak üzere, çok geniş kapsamlı bir mali uyum gerçekleştirilmiştir.
Kamu bankalarının operasyonel ve finansal yeniden yapılandırmaları
ile özel sektör bankalarının denetlenmesi ve düzenlenmesinin güçlendirilmesini
kapsayan bir bankacılık sektörü reformu yapılmıştır. Aynı zamanda
enflasyonla mücadele, gerek program kapsamında ilk uygulanan bir döviz
sepetine bağlı olarak TL’nin önceden belirlenmiş değerinin esas alındığı
döviz kuru rejimi sırasında, gerekse de Şubat 2001’de geçilen dalgalı
döviz kuru rejimi sırasında sürdürülmüştür. Son olarak, özelleştirmeyi
kolaylaştıracak refomlar da dahil olmak üzere çeşitli vesilelerle
özel sektörün ekonomideki rolü geliştirilmiştir.
- Mayıs
2001’de uygulamaya alınan yenilenmiş program, iki krizle karşı karşıya
kalındıktan sonra zayıflayan yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi
amacını gerçekleştirme yolunda ilerlerken 11 Eylül olaylarının etkisi
ortaya çıkmıştır. Ağustos ayının başlarından itibaren, piyasalardaki
güven arttıkça, faiz oranları düşmeye başlamış ve Türk Lirası istikrar
kazanmıştır. Ülkemizin borçluluk durumu ve coğrafik konumu gözönünde
bulundurulduğunda, 11 Eylül olaylarının Türkiye üzerindeki etkisi
nisbeten daha şiddetli olmuştur. Bu şiddetli dış şok Türk ekonomisini,
sanayileşmiş ülkelerdeki talebin zayıflaması, turizm gelirlerinin
azalması, uluslararası finans piyasalarına erişimin azalması, özelleştirme
ve yabancı doğrudan yatırım imkanlarının zayıflaması gibi bir kaç
kanaldan etkilemektedir. Bu durum, 2002 yılında yaklaşık olarak 10
milyar ABD Doları olarak öngörülen bir dış finansman açığının ortaya
çıkmasına ve ekonominin kısa dönemde büyümeye geçiş imkanlarının zayıflamasına
sebep olmuştur.
- 11
Eylül olaylarının etkileri ve ülkemizin süregelen ekonomik sorunları
karşısında, orta vadeli ekonomik programımız, daha önce hayata geçirilen
reformların üzerine inşa edilmek suretiyle, derinleştirilmiş ve kapsamı
genişletilmiştir. Bugüne kadar gerçekleştirilen reformlar sayesinde
Türk ekonomisi 2002 yılına daha güçlü girmektedir. Ancak, halen çok
önemli zorlu hedeflerle karşı karşıyadır. Bunların başlıcaları, enflasyonun
hedeflenen seviye olan %35 düzeyine indirilmesi, ihracata dayalı olması
gereken büyümenin yeniden başlaması ve büyümenin sağladığı getirilerin
düşük gelir gruplarına daha hızlı yayılmasıdır. Maliye politikalarımızın
başarısı, rekabet gücü sağlayan döviz kuru ve bir çok yapısal reformun
hayata geçirilmesi sayesinde 2001 yılı sonunda ortaya çıkan olumlu
sonuçların artırılması konusunda kararlıyız. Bugüne kadar sağlanan
ilerlemelere rağmen, önemli miktardaki bir borç yükü, yüksek enflasyon,
bankacılık sektörü sorunları ve devletin ekonominin içinde yoğun bir
biçimde yer alması dahil olmak üzere ülkemiz zorlu makroekonomik ve
yapısal politika sorunları ile karşı karşıya kalmaya devam etmektedir.
Bu sorunların aşılabilmesi ve aynı zamanda 11 Eylül olaylarının etkilerinin
giderilmesi için güçlendirilmiş orta vadeli bir ekonomik programının
uygulanmasına karar verilmiştir.
- Bu
Niyet Mektubu, 2002-04 yıllarında uygulanacak ekonomi programımızı
detaylı olarak anlatmakta ve programın desteklenmesini teminen yeni
bir stand-by düzenlenmesini talep etmektedir. Ödemeler Dengesi
ihtiyacımız ve izleyen bölümlerde yer verilen güçlendirilmiş politikalarımız
doğrultusunda, Ocak 2002 – Aralık 2004 dönemini kapsayacak şekilde
ve toplam 12,821.2 milyon SDR tutarında yeni bir stand-by düzenlemesinin
onaylanması talep edilmektedir. Yeni düzenlemenin onaylanmasını mütakiben,
mevcut stand-by düzenlemesi (2000-2002 dönemini kapsayan) iptal edilecektir.
Yeni anlaşma ile onaylanan tutarın 4,916.4 milyon SDR’lık kısmı, Ek
Rezerv Kolaylığı altında temin edilen kaynakların geri ödenmesinde
kullanılacaktır. Program kapsamındaki temel makroekonomik göstergelere
Ek A’da yer verilmiştir.
- Program
düzenli gözden geçirmeler, ön koşullar, kantitatif performans kriterleri
ve gösterge niteliğindeki hedefler ve yapısal performans kriterleri
ile yapısal kriterler vasıtasıyla izlenecektir. Gözden geçirmeler
Mart, Mayıs ve Temmuz 2002’de olmak üzere her iki ayda bir ve izleyen
dönemde de (Ekim 2002’den itibaren) her üç ayda bir gerçekleştirilecektir.
Kantitatif performans kriterleri ve gösterge niteliğindeki hedefler
Ek B’de, yapısal koşullar ise Ek C’de yer almaktadır.
2002-04
Dönemine İlişkin Strateji ve Hedefler
- Programımız,
ekonomiyi olası krizlere karşı güvenceye almayı ve enflasyonist olmayan
sürdürülebilir bir büyümenin temellerini atmayı hedeflemektedir. İlk
olarak, program ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artıracak
ve olası krizlere karşı kırılganlığını azaltacaktır. Bunu sağlamak
için: i) dalgalı döviz kuru rejimi uygulamasına devam edilecek ve
enflasyonda önemli bir düşüş sağlanması için enflasyon hedeflemesi
uygulanacaktır, ii) banka yeniden yapılandırmalarına hız verilecektir,
ve iii) sağlıklı bir kamu borç pozisyonu sağlanacaktır. İkinci olarak,
program, Türkiye’nin büyüme potansiyelini artırmaya yönelik temel
yapısal refomlar içerecektir. Bu amaçları gerçekleştirmek, aynı zamanda
Türkiye’nin AB üyeliği hedefine yaklaşmasına da yardım edecektir.
- 2002
yılı için önceliğimiz, finansal ve makroekonomik istikrarı sağlamak
ve yapısal reformlarda daha da ilerleme kaydetmektir. Bu amaca
yönelik olarak, GSMH’nın %6.5’i düzeyindeki iddialı faiz dışı fazla
hedefine ulaşılması temin edilecektir. Sağlanılacak faiz dışı fazla
ile birlikte, uygulanacak aktif ve esnek borç yönetimi stratejisi,
kamu borcunun çevrilebilmesini kolaylaştıracaktır. Yapısal reformlarda
da bugüne kadarki uygulamalardan alınan önemli sonuçlar üzerine inşa
edilecek daha da kapsamlı uygulamalara geçilecektir. Şubat ayında
Türk Lirası’nın dalgalanmaya bırakılması sonrası 2001 yılında yaşanan
yüksek devalüasyon ve 11 Eylül şoku bu yılki TÜFE enflasyonunu %68.5
seviyesine yükseltmiş olmakla birlikte, 2002 yılında para politikası,
%35 enflasyon hedefi ile uyumlu olacaktır. Reel GSMH’nın 2001 yılında
%8.5 azalacağı tahmin edilmesine rağmen, yılın üçüncü çeyreğinde hafif
bir ekonomik düzelme başlamış olup, bunun 2002 yılında da devam etmesi
beklenmektedir. Son olayların turizm ve ihracat üzerindeki olumsuz
etkisi ve enflasyonla mücadele etmeye olan kararlılığımız doğrultusunda,
2002 yılı için reel GSMH artışının muhafazakar bir tahmin ile % 3
seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Ancak, GSMH artışının potansiyel
olarak daha yüksek gerçekleşme ihtimali olduğu düşünülmektedir. Dış
cari hesaba ilişkin olarak ise, 11 Eylül şokunun, ekonomik toparlanmanın
ve reel döviz kurundaki hafif miktardaki reel bir değerlenmenin, 2001
yılında tahmini 2 milyar ABD Doları civarında bir fazlanın ardından,
2002 yılında aynı seviyede bir açık verilmesine sebep olması beklenmektedir.
- 2003-2004
yılları ve sonraki dönemde, temel hedeflerimiz sürdürülebilir büyüme
ile birlikte enflasyonla mücadele ve sağlıklı bir borç pozisyonudur.
İhtiyatlı finansal ve yapısal refomlara devam edilmesi, 2003 yılında
ve izleyen yıllarda yıllık bazda en az %5 seviyesinde gerçekleşmesi
beklenen yüksek oranlı GSMH artışlarına zemin hazırlayacaktır. Enflasyon
hedeflemesi uygulamasına geçiş, enflasyonla mücadele çabalarımızın
temelini oluşturacaktır. Dünya talebinin toparlanması ve yapısal reformların
ekonomimizin rekabet gücü üzerindeki etkisi cari hesabı destekleyecektir.
Bu kapsamda, kamu borcunun GSMH’ya oranının önemli bir azalış eğilimi
göstermesi ve döviz rezervlerinin güvenli seviyelerde kalması sağlanırken,
dış cari hesabın tamamen finanse edilmesi beklenmektedir.
- 2002-04
yıllarında, bu hedefleri destekleyen çok yönlü bir ekonomi politikaları
gündemi hayata geçirilecektir:
- Önemli
miktarlarda kamu sektörü faiz dışı fazlaları sağlanmaya devam edilecektir:
Böylelikle, borç pozisyonu güçlendirilecek ve piyasaların güveninin
yeniden tesis edilmesi mümkün kılınacaktır. 2003 yılında da faiz dışı
fazla, 2002 yılı için hedeflenen GSMH’nın % 6.5’i seviyesinde gerçekleştirilecek
olup, izleyen yıllarda bu faiz dışı fazla hedefi, ancak borç/GSMH
oranında halihazırda öngörülen düşüşten çok daha hızlı bir düşüş sağlanması
halinde azaltılacaktır. Bu hedeflere ulaşılması için, harcama ve vergi
sistemlerinde güçlü temel reformlar uygulamaya konulacak olup, aynı
zamanda sosyal alanlarda yapılacak harcamaların yeterli miktarda kalması
temin edilecektir.
- Dalgalı
döviz kuru rejimi uygulaması altında enflasyon hedeflemesine geçilecektir.
Bu uygulama orta dönemli bir enflasyonu düşürme yolunun önceden ilan
edilmesini içermektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)
para politikasını, enflasyonun 2002 yılında %35, 2003 yılında % 20
ve 2004 yılında %12 seviyesi ile sınırlı tutacak şekilde idare edecektir.
Bu hedeflere ulaşılabilmesini teminen, hükümet program süresinde,
ücret ve fiyatların geçmiş döneme endekslenmesi uygulamasının kaldırılması
için kararlı adımlar atacaktır.
- Bankacılık
sektörünün yeniden yapılandırılması tamamlanacaktır. Böylelikle,
finansal istikrar sağlanacak ve kredilerin en etkin kullanımlara yöneltilmesine
yardımcı olunacaktır. Bu kapsamda, özel bankacılık sektörünün güçlendirilmesi,
müdahale edilen bankaların etkin bir şekilde çözüme kavuşturulması,
kamu bankalarının nihai olarak özelleştirilmelerini teminen operasyonel
yeniden yapılandırılmalarına devam edilmesi ve denetleme ile düzenleme
fonksiyonlarının daha da geliştirilmesi öngörülmektedir.
- Özel
sektörün ekonomideki rolü geliştirilecektir. Bu amaca yönelik
olarak, özelleştirme hızlandırılacak, şirket borçlarının yeniden yapılandırılmaları
kolaylaştırılacak, iş ortamı (Yatırımcı Konseyi’nin de oluşturulması
dahil olmak üzere) geliştirilecek, ve yerli ve doğrudan yabancı yatırım
teşvik edilecektir. Program süreci sonunda, tüm büyük KİT’lerin yeniden
yapılandırmalarının tamamlanması ve bir çoğunun özelleştirilmesi öngörülmektedir.
- Kamu
sektörü reformu tamamlanacaktır. Kamu sektörü reformu, kamu kaynaklarının
idaresinin ve etkinliğinin kalıcı bir şekilde artırılmasını amaçlamaktadır.
Bu alanda odaklanılacak konular, kamu hizmetinin reforma tabi tutulması,
kamu mali hesaplarının birleştirilmesine devam edilmesi, ve mali raporlamaların
ve şeffaflığın geliştirilmesi olacaktır.
- Bütün
bu genel çerçeve içinde, ekonomi politikaları beklenmeyen gelişmelere
esnek bir şekilde cevap verecektir. Ekonomik gelişmeler ve ödemeler
dengesinin durumu, 11 Eylül şokunun etkileri ve süresine, ve yatırımcı
güvenin yeniden tesisine bağlı olacaktır. Ödemeler dengesi beklenenden
daha iyi bir sonuç verirse, ilk etapta döviz rezervlerinin artırılması
ve para politikasının enflasyon hedefini riske atmayacak şekilde uyarlanması
öngörülmektedir. Ödemeler dengesi performansının öngörülenin çok üzerinde
ve uzun vadeli olması ve genel borç pozisyonunun beklenenden iyi olması
halinde de, Fon kaynaklarının öngörülen takvimden daha önce geri ödenmesi
veya Fon kaynaklarından yapılması planlanan kullanımlardan feragat
edilmesi konusunda hazırlıklı olunacaktır. Gelişmelerin beklenenden
daha az elverişli olması halinde ise, program kapsamındaki ihtiyatlı
mali ve para politikası uygulamaları ve güçlü reform gündemi, piyasaların
güvenini tazelemeye yardımcı olacak ve böylelikle de ülkemizin güvende
olmasını temin edecektir. Bununla birlikte, koşullar önemli ölçüde
bozulursa ve piyasa güveninin oluşturulması yavaş olursa, borç durumunun
yönetilebilir kalmasını sağlayabilmek amacıyla mali politikalar daha
da güçlendirilecektir. Bu mektupta açıklanan politika ve tedbirlerin
programın hedeflerini gerçekleştirmek için yeterli olduğuna inanılmaktadır,
ancak gerekirse programın yolunda gitmesi için Fon ile yakın istişare
içinde ek tedbirler almaya hazır bulunulacaktır. Stand-by düzenlemesi
sona erdikten sonra da, tüm kredi dilimlerinin geri ödemeleri sona
erene kadar, Fon ile ödemeler dengesi politikaları konusunda, Fon’un
bu konuya ilişkin uygulamaları doğrultusunda istişarede bulunulmaya
devam edilecektir.
2002
yılı Programı
Kamu
Maliyesi
- 2001
yılı için GSMH’nın %5.5’i olarak hedeflenen kamu sektörü faiz dışı
fazlasını, 2002 yılında GSMH’nın %6.5’ine yükseltmek amacıyla mali
bir çerçeve oluşturulmaktadır. Zor ekonomik koşullar altında bile,
Eylül ayı sonuna kadarki tüm faiz dışı fazla hedefleri, önemli ölçüde
aşılarak gerçekleştirilmiştir ve tüm yıl için belirlenen faiz dışı
fazla hedefinin de gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Borç durumumuzu
daha da sürdürülebilir kılma gereği karşısında, 2002 yılında da bu
politikamızın sıkı bir biçimde uygulanmasına devam edilecektir. Makroekonomik
çerçevede yapılan değişiklikler nedeniyle, 2002 yılı mali çerçevesinde
bir kaç küçük ve gelir kaybı yaratmayan değişiklik gerçekleştirilmiştir.
Programlanandan daha güçlü bir TL’nin ve yine programlanandan daha
düşük petrol fiyatlarının, önemli miktarda enerji ithal eden enerjiyle
ilgili KİT’lerin faiz dışı fazlasını yukarı doğru çekmesi beklenmektedir.
Ancak, konsolide bütçe faiz dışı fazlasının beklenenden düşük olması
beklenmektedir. Zira, beklenenden yüksek fiyat düzeyi, enflasyona
endeksli ücret ve emekli maaşları nedeniyle harcamalara tümüyle yansımakta
ancak, daha düşük büyüme nedeniyle gelirlerde aynı oranda artış yaratmamaktadır.
- 2002
yılı için belirlenen mali hedefimizi desteklemek üzere, GSMH’nın yaklaşık
%2’sine denk gelen yeni tedbirler belirlenmiş (ayrıntıları 20 Kasım
tarihli Niyet Mektubu’nun EK G bölümündedir) ve bunların çoğu halihazırda
uygulamaya konulmuştur. Gelirler açısından belirli maktu vergilerde
artış yapılmasına ilişkin mevzuat yürürlüğe konulmuş, Akaryakıt Tüketim
Vergisi yükseltilmiş ve doğal gazı içerecek şekilde kapsamı genişletilmiş,
büyükşehirlerde emlak vergisi oranları iki katına çıkarılmış, İmar
Kanunu (elektrik sayaç programını yürütmeye imkan vermek amacıyla)
değiştirilmiş; ve temel Kamu İktisadi Teşebbüslerinde fiyat artışları
yapılarak, bedelsiz ve tarife altı fiyat uygulamaları kaldırılmıştır.
Konsolide bütçeye ilişkin çoğu harcama önlemlerini kapsayan Bütçe
Kanunu da kabul edilmiş ve sağlık sektöründe daha sıkı maliyet denetimi
uygulanmasına yönelik genelgeler yayımlanmıştır. Ayrıca, KİT’lere,
Yıllık Yatırım ve Finansman Kararnamesi ve üç genelge ile bütçelerinde
yer alan bütün maliyet tasarrufu sağlayan tedbirleri uygulamaları
talimatı verilmiştir. Hazine Kontrolörleri KİT’lerin sözkonusu tedbirlere
olan uyumunu üçer aylık bazda izleyecektir.
13.
GSMH’nın %6.5’i oranında faiz dışı fazlasına ulaşılmasına katkıda
bulunmak üzere ilave bazı tedbirler önkoşul olarak uygulanacaktır:
Gelirler açısından, Bakanlar Kurulu konsolide bütçe vergi gelirlerinden
büyükşehir belediyelerine ayrılan payın % 4.1 seviyesine düşürülmesine
ilişkin bir karar alacaktır. Harcamalar açısından, kamu kuruluşlarında
istihdam edilen memur, işçi ve sözleşmeli personele yönelik işten
ayrılma kurallarının hayata geçirilmesi amacına yönelik olan bir genelge
yayımlanacak ve Maliye Bakanı küçük ölçekli çiftçilere Doğrudan Gelir
Desteği’ne yeterince kaynak ayrılmasını teminen harcamalara ilişkin
ödenekler arası kaydırma yapmayı onaylayacaktır. Ödenekler arası kaydırma
gereklidir, zira, Meclis’te kabul edilen bütçe, tarımsal primleri
azaltmamış ve doğrudan gelir desteğini öngörülen boyutta artırmamış
olup, Doğrudan Gelir Desteği’ndeki artışları finanse edebilmek için
şeker ve elektrik şirketlerine yapılacak transferlerin azaltılmasını
öngörmektedir.
14.
Diğer bazı tedbirler daha uzun zaman gerektirmeleri sebebiyle uygulamaya
yılın ileri zamanlarında konulacaktır. 2002 yılı Şubat ayı başında
Akaryakıt Tüketim Vergisi (doğalgaz dışındaki kalemler için) reel
olarak % 1 artırılacaktır. Maliye Bakanı, konsolide bütçeye tabi kuruluşların
bölge müdürlüklerinin ve diğer bölge müdürlüklerinin kapatılmasıyla
sağlanacak tasarrufları 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar belirleyecek
(yapısal kriter) ve ilişkili bütçe ödeneklerinin bütçede bloke
edilmesini sağlayacaktır. KİT’ler, maliyet düşürme talimatlarıyla
uyumlu olarak bütçelerini onaylayacaktır. Yıl içerisinde kamu gelirlerini
güvence altında tutmak amacıyla (aşağıda açıklanan) vergi reform planı
kapsamında yer alanların dışında yeni vergi istisna veya teşvikleri
öngörülmeyecektir. Ayrıca, KİT gelirlerinin güvence altında tutulması
bakımından, KİT’ler için KİT’lerin yönetimlerince ticari sebeplerle
kararlaştırılanların dışında yeni bedelsiz veya tarife altı fiyat
uygulamaları öngörülmeyecektir.
15.
2002 yılında kamu sektörünün ilave unsurları da program kapsamında
izlenecektir. Konsolide kamu sektörünün faiz dışı fazlasına ilişkin
performans kriterine ek olarak (Ek D), program, kamu sektörünün diğer
unsurlarının faiz dışı fazlasına ilişkin gösterge niteliğinde altışar
aylık bir hedef içerecektir (Ek E). 2002 yılında, bu yeni hedef, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’nu, 10 KİT’i, eğitim ve sağlık ile ilgili
tüm döner sermayeleri, il özel idarelerini ve İller Bankası’nı kapsayacaktır.
2003 yılında da, program kapsamına 10 ilave kamu iktisadi teşebbüsü
ve nüfusu 50,000’in üzerinde olan belediyeler alınacaktır. Program
aynı zamanda, konsolide kamu sektörünün genel dengesine ilişkin gösterge
niteliğindeki bir hedefi kapsayacaktır (Ek F). Borç verme eksi geri
ödeme büyüklüklerine ilişkin baz senaryo belirlenmiş (Ek G) olup,
bu tutarların altındaki miktarlar, faiz dışı fazlaya ilişkin performans
kriteri hesaplarında dikkate alınmayacaktır. 2003 yılında, tüm borç
verme eksi geri ödeme tutarı, hesaplanan rakamlara dahil edilecektir.
Kamu
borç yönetimi
- Son
bir kaç ay içinde, Hazine, iç borcun vadesini uzatmayı ve yatırımcı
katılımını daha geniş bir tabana yaymayı, dünya piyasalarındaki dalgalı
koşullara rağmen başarmıştır. Hazine tahvillerinin ortalama vadesi
Kasım ayında yaklaşık olarak 6 aya çıkarılmıştır ki bu vade, Mayıs
ayından bu yana en uzun vade olup, artan piyasa güvenini göstermektedir.
Vergi muafiyet sınırının yükseltilmesi ve iç piyasa koşullarının düzelmesi
ile bireysel yatırımcıların elindeki kağıtlar artış göstermiştir.
Sigorta şirketleri ve yabancı yatırımcıların artan talebi ile, bu
durum yatırımcı tabanının genişlemesini sağlamıştır. Aynı zamanda,
Hazine, yılın son çeyreğinde uluslararası piyasalarda 1.5 milyar ABD
doları tutarında tahvil ihraç ederek, uluslararası piyasalardaki zorlu
koşullara rağmen, beklentileri aşmıştır.
-
2002 yılında, ilave dış finansman ve kamu bankalarının güçlü finansal
durumu, özel sektörden sağlanacak iç borç ihtiyacının rahat seviyelerle
sınırlı kalmasını ve kamu borcunun rahatlıkla çevrilebilmesini sağlayacaktır.
Kamu bankaları, mevduatlarındaki 2002 yılında da sürmesi beklenen
istikrarlı artış ile bir yandan kalan kısa vadeli yükümlülüklerini
kapatabilecek, diğer yandan da bütçenin iç piyasalardan karşılanması
öngörülen finansman ihtiyaçlarının giderilmesine, ellerinde bulunan
tahvillerin daha uzun vadeli kağıtlarla takas edilmesi yoluyla katkıda
bulunabileceklerdir. Mevcut dış finansman imkanları, özel sektörden
sağlanacak iç borç miktarının daha da azalmasını sağlayacaktır. Borçlanma
programımız, muhafazakar bir öngörü ile 2002 yılında uluslararası
tahvil ihraçlarının 2 ½ milyar ABD Doları civarında gerçekleşeceği
varsayımına ve bunun dışında da Fon’dan sağlanacak 7 milyar ABD Dolarının
dış destek amaçlı olarak kullanılmasına dayanmaktadır (ihtiyatlı dış
borç limitleri Ek H ve I’da belirtilen performans kriterleri ile izlenecektir).
Kalan finansman ihtiyacının, önemli bir miktarda olsa da, yerli özel
sektörün karşılama kapasitesi dahilinde olacağı tahmin edilmektedir.
Tüm bunlar gözönünde bulundurulduğunda, kamunun özel sektör tarafından
çevrilmesi gereken borcuna ilişkin yeni borçlanma / toplam itfa oranının
% 85 gibi sürdürülebilir bir düzeyde olacağı tahmin edilmektedir.
-
Bunun dışında, 2002 yılında, borçlanma programının piyasa zayıflıklıklarının
ortaya çıktığı dönemlerde daha güçlü kılınması, borcun çevrilebilirliğine
ilişkin diğer piyasa endişelerinin ortadan kaldırılması, ve yatırımcı
tabanının çeşitlendirilmesi amacıyla yeni bazı borç yönetim girişimleri
başlatılacaktır. Hazine’nin bono ihraçlarında ve halka arzlarında,
talep elverdiğince vadenin uzatılmasına ve daha çeşitli bir yelpazede
yatırımcı talebinin teşvik edilmesine devam edilecektir. Bu, piyasadan
sağlanacak brüt finansman ihtiyacını ve dolayısıyla da, özel sektörün
borç çevrim rasyosunu daha da küçültecektir. Aynı zamanda, kamu borcunun
finansmanında bankaların önemli bir rol oynamaya devam etmesini sağlayacak
yeni bir piyasa yapısı ve borç enstrümanları oluşturulacaktır. Buna
uygun olarak, yeni iç borç ihraçlarında, bankaların döviz riski ve
faiz oranı risklerini güvence altına alma ihtiyaçlarına özel önem
verilecektir.
- Daha
ayrıntılı olarak yeni girişimlerimiz aşağıdaki unsurları kapsayacaktır:
- 2002
yılının Ocak ayında, uygulamasına 2000 yılı Kasım ayında ara verilen,
Değişken Faizli Kağıt ihraçları programı tekrar uygulamaya
alınacaktır. Bu program, Hazine borçlarının vadesini uzatmak suretiyle,
Hazine’nin brüt borçlanma gereğini düşürecek, aynı zamanda da, bankaların
faiz oranı riski ve likiditeye ilişkin endişelerine cevap verecek
bir enstrüman sağlayacaktır. İlk ihraç öncesinde, değişken faizli
kağıt piyasasının likiditesinin artırılmasını teminen sözkonusu kağıtların
fiyat ve getiri hesaplamalarında uluslararası uygulamalara uygun revize
standart metodlar, birincil ve ikincil piyasalarda kullanılmak üzere
Hazine tarafından; teminat değerlemeleri sırasında kullanılmak üzere,
Merkez Bankası ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından ilan
edilecektir. Hazine ve Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK)
kendi üzerlerine düştüğü kadarıyla, bankaların uygun faiz oranı riski
değerlemesi yöntemlerini tam olarak anlamalarını temin edeceklerdir.
- İç borç
piyasasındaki likiditenin daha da artırılmasını teminen, 2002 yılı
Eylül ayı sonuna kadar piyasa yapıcıları programı yeniden başlatılmış
olacaktır (yapısal kriter). Aday piyasa yapıcıları ile görüşmeler
halihazırda devam etmektedir. Program kapsamında, piyasa yapıcıları,
ihalelerde asgari seviyede kağıt alımını; ve Hazine bonoları ve devlet
iç borçlanma senetlerinin doğrudan alım-satımı işlemleri ile senetlerin
ödünç verilmesi için piyasa oluşturulmasını taahhüt edecektir. Hazine,
aynı zamanda, piyasada referans kağıt eksikliği olduğunda diğer kağıtların
referans kağıtlarla değiştirilebileceği bir ödünç verme piyasasını
tamamen kendi belirleyeceği koşullarla oluşturacaktır.
- Kamu
kağıtları piyasalarındaki likidite, diğer finansal enstrüman piyasalarındaki
likidite ile desteklenecektir. Böylelikle, bankalararası para
piyasasının derinleştirilmesi ve aşağıda 25inci paragrafta anlatıldığı
şekilde bir Türkiye Bankalararası Fiyat Teklif Oranının (Turkish Interbank
Offer Rate) oluşturulması, borç yönetimini destekleyecektir.
- Piyasa
koşulları elverdikçe, uluslararası piyasalara ihraç edilen tahvillerin
yanısıra, iç piyasaya döviz cinsi veya dövize endeksli kağıt ihraç
edilmesine, bir yandan gerek yatırımcı tabanının gerekse de enstrümanların
çeşitliliğini muhafaza ederken, diğer yandan da brüt iç borçlanma
gereğinin daha da düşürülmesini sağlamak amacıyla, devam edilecektir.
- Hazine
Müsteşarlığı, iç ve dış borçlanmanın daha sıkı bir koordinasyon içerisinde
yapılması da dahil olmak üzere, risk ve borç yönetimini geliştirmek
amacıyla, operasyonel mekanizması, prosedürleri ve yapısına ilişkin
bir çalışma yürütecektir. Bu çalışmanın tavsiyeleri 2002 yılı ortasına
kadar hayata geçirilecektir. Bu uygulama, Hazine’nin toplam borçlanma
ihtiyacını ve yerli ve yabancı yatırımcıların benzer şekilde bu piyasalara
katıldıkları gerçeğini yansıtmak amacıyla, iki piyasada da uygulanacak
borçlanma yaklaşımında ortak kararların alınmasına müsaade edecektir.
- Hazine,
TCMB ile eşgüdümlü hareket ederek nakit yönetim operasyonlarını
da geliştirecektir.
- Hazine,
kurumsal yatırımcılar ve aracılarla ikili irtibatlar ve toplu görüşmelerde
bulunmak ve bireysel yatırımcılarla olan ilişkileri geliştirmek de
dahil olmak üzere, bütün yatırımcılarla diyaloğunu artıracaktır.
Para
Politikası
- Para
politikasının başlıca hedefi enflasyonu 2002 sonuna kadar yüzde 35
seviyesine düşürmek olacaktır. TCMB, sözkonusu amaca, başlangıçta
parasal tabana yönelik hedefler belirleyerek, daha sonra da ön koşulların
oluşmasıyla resmi enflasyon hedeflemesi rejimine geçerek ulaşacaktır.
Bu amaca yönelik olarak, parasal taban seviyesine ilişkin performans
kriterleri ortaya koyan bir para programı oluşturulmuştur. 2002 yılı
süresince, yüzde 3 reel büyüme tahmini ve yüzde 35’lik enflasyon hedefimizle
tutarlı olarak, parasal tabanın yüzde 40 büyümesi hedeflenmiştir.
Ancak, 2001 yılındaki deneyimler, parasal tabana yönelik talebin tahmin
edilmesinin güç olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, program gözden
geçirilmeleri esnasında parasal tabana yönelik talebin değerlendirilmesi
üzerinde önemle durulacak olup, para talebinin program tahminlerinden
belirgin ölçüde saptığına dair sinyaller alınması halinde parasal
taban hedefleri revize edilebilecektir. Sözkonusu değerlendirmeler
esnasında, mevduatların dolarizasyonu, paranın dolaşım hızı ve kur
değişimlerine yönelik göstergeler ve getiri eğrisine ilişkin gelişmeler
yakından takip edilecektir.
- 2001
yılı Mayıs ayında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na fiyat istikrarı
hedefini sürdürebilmesini teminen tam operasyonel bağımsızlık tanınması
suretiyle, enflasyon hedeflemesine geçilmesinde ilk önemli adım atılmış
bulunmaktadır. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, geçtiğimiz sene
finansal piyasalarda yaşanan çalkantılar süresince, enflasyonun kontrolden
çıkmasını engelleyerek para politikasının istikrara kavuşturulmasına
yardımcı olmuştur. İleriye yönelik olarak, hiçbir yeni Kanun veya
düzenlemenin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’yla temin edilmiş
olan Merkez Bankası bağımsızlığına gölge düşürmesine izin verilmeyecektir.
Programa ilişkin güvenin yeniden tesis edilmeye başlandığına dair
halihazırda alınan sinyallerle birlikte Merkez Bankası’nın bağımsızlığı
enflasyonda belirgin ve sürdürülebilir bir düşüş yaşanmasında önemli
bir rol oynayacaktır.
- Enflasyon
hedeflemesi rejimine başarılı bir geçiş yapılabilmesini teminen, diğer
gerekli koşulları da sağlamak amacıyla önemli adımlar atılmaktadır.
İlk olarak, kamu kesimi faiz dışı fazlasının arttırılması ve borç
yönetiminin iyileştirilmesine yönelik çabalarımız sürdürülmektedir.
Sözkonusu çabalar, kamu maliyesinin, zamanla para politikasına
enflasyonu düşürme yolunda daha fazla bağımsızlık tanıyacak şekilde,
belirgin olarak daha iyi bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. İkinci
olarak, bankacılık sektörünün kuvvetlendirilmesine devam edilecek
olması ilave bir yarar sağlayarak para politikasının karşı karşıya
kaldığı baskıları büyük ölçüde azaltacaktır. Üçüncü olarak, güçlendirilmiş
ekonomik programımızın, son günlerde finansal piyasalardaki koşullarda
gözlenen iyileşmeyi, Türk Lirası’na yönelik olarak artmakta olan güveni
ve döviz kuru istikrarını sürdüreceğine inanılmaktadır. Programın
para arzı hedeflerine olan bağlılığımızla birlikte aylık enflasyonun
önümüzdeki aylarda keskin bir şekilde düşmesi ve buna paralel olarak
yılın kalanına yönelik enflasyon beklentilerinin de aşağı çekilmesi
beklenmektedir. Dördüncü olarak, üçer aylık aralarla yayımlanmaya
başlanacak olan Enflasyon Raporu’nun ön çalışması olan ve Merkez Bankası’nın
başlangıç raporu niteliğindeki Kasım 2001 tarihli Para Politikası
Raporu’nda belirtildiği üzere, geliştirilmiş enflasyon tahmini ve
modellemesi de dahil olmak üzere enflasyon hedeflemesine geçilmesine
yönelik teknik çalışmalarımız devam edecektir. Sözkonusu dört adımın,
enflasyon hedeflemesi rejimine başarılı bir geçiş yapılmasına ilişkin
tüm ön koşulların yıl ortasına kadar sağlanmasında önemli bir rol
oynayacağı düşünülmektedir.
- Enflasyon
hedeflemesi rejimine erken geçilmesini desteklemek amacıyla, gelirler
politikası kuvvetlendirilmekte ve ekonomideki geriye dönük endekslemenin
azaltılmasına yönelik adımlar atılmaktadır. Enflasyon yerine giderek
daha fazla üretkenlik ve karlılığa dayanan bir ücret ve maaş belirlenmesi
sistemine geçilmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Bu amaca yönelik olarak,
bir sonraki kamu işçileri toplu iş sözleşmeleri müzakerelerinde ve
memur maaş ayarlamasında, mevcut sözleşmelerde bulunan geçmiş enflasyona
yönelik endeksleme hükmünün önemli ölçüde azaltılmasına çalışılacak
ve Ekonomik ve Sosyal Konsey, gelirler politikasının özel sektör ile
görüşüldüğü bir forum olarak kullanılacaktır. Aynı zamanda, KİT’lerin
yönetilen fiyatlarının geriye dönük olarak endekslenmesinin, finansal
durumlarını bozmayacak şekilde azaltılması olasılığı dikkate alınacaktır.
- Uygulanan
para politikasında ve enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesinde temel
unsur olan dalgalı kur rejiminin uygulanmasına devam edecektir. Ağustos
ayının başından itibaren Merkez Bankası, ihtiyari döviz kuru müdahelelerinden
neredeyse tamamiyle kaçınarak, döviz satışlarını son aylarda günlük
olarak düzenlenmiş olan önceden duyurulmuş döviz satış ihaleleri ile
sınırlı tutmuştur. Önceden duyurulmuş döviz satış ihalelerinin dışındaki
ihtiyari döviz kuru müdahelelerinin sınırlı tutulması uygulamasına
devam edilecektir. Aralık ayında Merkez Bankası, bu ay içinde satış
yapma gereği olmamasının bir yansıması olarak, döviz ihalesi düzenlememiş
ve bu piyasalar tarafından da kabul görmüştür. Ancak, 2002 yılında
bütçeye belirgin ölçüde dış yardım sağlanmasına devam edilecek olup,
sözkonusu finansmanın iç ödemelerde kullanılmak üzere Türk Lirası’na
çevrilmesi amacıyla, zaman zaman döviz satışlarının devam edilmesine
ihtiyaç duyulacaktır. 2001 yılında olduğu gibi, bütün bu satışlar
(ya da rezervlerin desteklenmesi maksatlı gerek duyulabilecek alımlar)
düzenli ve öngörülebilir bir biçimde düzenlenecek olup, belli bir
döviz kuru seviyesini savunma amacıyla gerçekleştirilmeyecektir. Daha
ayrıntılı olarak, bu tür satışlar önceden duyurulmuş ihaleler ile
gerçekleştirilecektir.
- Aynı
zamanda, para ve döviz kuru piyasalarının işleyişinin geliştirilmesine
yönelik reformlar hayata geçirilmektedir:
- Para
piyasasının geliştirilmesi. Dalgalı kur sistemi altında faiz oranındaki
dalgalanma büyük ölçüde azalmıştır. Sonuç olarak, bankalararası para
piyasasının derinleştirilmesine ve Türkiye Bankalararası Teklif Oranının
hayata geçirilmesine (Turkish Interbank Offer Rate-TIBOR) ilişkin
koşullar halihazırda oluşmuş bulunmaktadır. Bu yenilik, kredilerin
yanı sıra diğer finansal araçların da (takas ve vadeli işlemler de
dahil olmak üzere) fiyatlandırılmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Bankalar arasında yapılan, para piyasasının likiditesinin ve şeffaflığının
arttırılması ve finansal araçlara ilişkin güvenilir referans oranlarının
belirlenmesi amacıyla en az üç ay vadeli Türk Lirası cinsi bankalararası
borçlanma referans faizinin oluşturulmasına yönelik görüşmelerin,
2002 Şubat ayı sonunda kadar başarılı bir şekilde sonuçlandırılması
teşvik edilecektir. Buna ilaveten, TMSF bankalarının çoğunun çözüme
kavuşturulmasıyla ve özel bankacılık sisteminin güçlendirilmesi için
gerekli tedbirlerin alınmasıyla Merkez Bankası 2002 yılında üstlenmiş
olduğu bankalararası işlemlerde tarafsız aracılık (blind broker) rolünü
(örneğin, bankalar adına borçlanma gerçekleştirmesi) aşamalı olarak
sona erdireceğini ilan etmiştir.
- Vadeli
işlem piyasalarının (forward and futures markets) geliştirilmesi.
Vadeli işlem piyasaları, belirsizliği azaltmaları nedeniyle,
başarılı bir dalgalı kur rejiminin önemli unsurlarındandır. Merkez
Bankası’nın başkanlığında Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, BDDK,
Sermaye Piyasaları Kurulu, İMKB ve Türkiye Bankalar Birliği temsilcilerinden
müteşekkil ve sözkonusu piyasaların geliştirilmesinin yanısıra vadeli
faiz oranı piyasasının oluşturulmasını (interest rate futures rate)
amaçlayan bir çalışma grubu oluşturulmuş bulunmaktadır. Sözkonusu
çalışma grubu 2002 yılı Ocak ayı sonuna kadar vergilendirme (açık
pozisyonların günlük değerlemelerinin işlem vergilerinden muaf tutulması
da dahil olmak üzere), muhasebeleştirme ve düzenleme alanlarında somut
adımları belirleyecektir. İlk tedbirler 2002 yılı Şubat ayı sonuna
kadar hayata geçirilecektir. Ek olarak, bankaların vadeli işlem piyasalarında
fiziksel olarak mevcut bulunma zorunluluğunda olmak yerine elektronik
olarak işlem yapmalarına izin verilecektir. Sözkonusu vadeli işlem
piyasalarının (futures and forward markets) oluşturulması ve derinleştirilmesi
yolundaki ilerlemeler program gözden geçirmelerinde yakından izlenecektir.
- Kamu
İktisadi Teşebbüslerinin döviz işlemleri. Dalgalı döviz kurundaki
değişimle tutarlı olarak, Özelleştirme İdaresi, 2002 yılı Ocak ayında
portföyündeki kuruluşlara döviz işlemlerini Merkez Bankası resmi kuru
yerine piyasa döviz kuru üzerinden gerçekleştirme yetkisi verecektir.
Petrol ve doğal gaz şirketleri (TÜPRAŞ ve BOTAŞ) döviz uygulamalarını
geliştirmek ve dolayısıyla döviz piyasasındaki yüklü döviz işlemlerini
en aza indirmek amacıyla kamu bankalarıyla işbirliği yapacaktır. Buna
ilişkin olarak, Hazine Müsteşarlığı halihazırda BOTAŞ’a sözkonusu
talimatı vermiş olup, bu kuruluşdan başlıca piyasa katılımcılarından
piyasa kotasyonu sormasının beklenmesi uygulaması (ve böylelikle,
kurumun döviz ihtiyacını belli etmesi) sona ermiştir.
- Para
politikasının uygulanması, parasal taban ve Net Uluslararası Rezervler
(NUR) üzerindeki performans kriterleri ve Net İç Varlıkları (NIV)
üzerindeki gösterge niteliğindeki sınırlar vasıtasıyla izlenecektir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmesine
kadar para programının başlıca çıpası parasal taban olacaktır. Parasal
tabana ilişkin performans kriterleri ve Net İç Varlıklara (NİV) ilişkin
gösterge niteliğindeki sınırlar Ek J’de belirtilmektedir. Ek olarak,
Net Uluslararası Rezervlere ilişkin performans kriterleri, program
kapsamında temin edilecek 10 milyar ABD Doları tutarındaki dış kaynağın
7 milyar ABD Doları tutarındaki kısmının, finansal piyasalar üzerindeki
baskının azaltılmasına yönelik olarak kullanımına imkan tanıyacak
şekilde tasarlanmıştır (Ek K). Bu alandaki gelişmeler, faiz oranları,
NİV ve NUR’daki hareketler de dahil olmak üzere, program hedeflerine
ulaşabilmesini teminen, gözden geçirmeler esnasında ve arasında Fon
ile yakın işbirliği içerisinde izlenecektir.
Bankacılık
Reformu
- Program,
bankacılık sektörünün ve 1999 yılından beri devam etmekte olan gözetim
sisteminin güçlendirilmesine devam edilmesini amaçlamaktadır. Sektöre
ilişkin başlıca odak noktaları; özel bankaların kuvvetlendirilmesi,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından devralınan bankaların
çözüme kavuşturulması, kamu bankalarının verimliliğinin daha da artırılması
(nihai hedef olarak özelleştirilmesi), tahsil edilemeyen banka kredilerinin
çözümüne yönelik çerçevenin hayata geçirilmesi, ve ihtiyatlı düzenlemelerin
ve denetimin daha da geliştirilmesidir.
- 2001
yılında kamu bankalarının finansal olarak yeniden yapılandırılmaları
tamamlanmıştır ve 2002 yılına yönelik hedefimiz, sözkonusu bankaların
operasyonel yeniden yapılandırılmalarının sonuçlandırılmasıdır. Ziraat
ve Halk Bankası yeni bir profesyonel yönetim altında yeniden sermayelendirilmiş
ve organize edilmiştir. 2002 yılında her iki bankanın da reel sektöre
olağan kredi verme faaliyetlerine tekrar başlaması ve kara geçmesi
beklenmektedir. Aynı zamanda, halihazırda devam etmekte olan operasyonel
yeniden yapılandırma kapsamında çalışanların sayılarının azaltılmasına
yönelik bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi yayımlanacak ve gerekli yasal
değişiklikler yapılacaktır. (ön koşullar). 2002 yılı Haziran
ayı sonuna kadar, sözkonusu bankaların şube sayısı 800 adet azaltılacaktır
(yapısal performans kriteri). Çalışanların sayısı da bu doğrultuda
azaltılacaktır. Vakıf Bank’a ilişkin olarak bir özelleştirme danışmanı
hesapların incelenmesi ve analizini sürdürmekte olup, potansiyel yatırımcılar
bankaya yönelik ilgilerini sunmaya ve Mayıs ayında teklif vermeye
davet edilmiştir.
- Özel
bankacılık sisteminin, daha da güçlendirilerek reel sektöre mali aracılık
yapma konusundaki hayati rolünü yerine getirebilmesini teminen, kapsamlı
bir plan hayata geçirilmektedir. Birinci aşamada, sistemdeki en
zayıf bankalar devralınmıştır. Ancak, geçtiğimiz yılda yaşanan mali
dalgalanmalar piyasa kayıplarına yol açmış olup, kötüleşen ekonomik
şartlar geri ödenmeyen kredilerin zarara dönüşmesine yol açmakta ve
bir çok bankanın mali durumunun kötüleşmesine neden olmaktadır. 2001
yılında uygulanan sermaye güçlendirme planları önemli miktarda özel
sermayenin sisteme girmesine neden olmuştur ancak, bu yeterli olmayacaktır.
Bu nedenle, Türk bankacılık sistemini sağlıklı ve güçlü bir yapıya
kavuşturmayı teminen, bankaların ekonomiye olağan kredi verme faaliyetlerine
tekrar başlamalarının bir ön koşulu olarak değerlendirdiğimiz bir
stratejiyi başlatmış bulunuyoruz. Bu strateji, bankaların kredi portföyleri
ve diğer karşı taraf risklerinin özenli ve hedefli bir biçimde değerlendirilmesi
ile başlayacaktır. Bu stratejiye, banka sahiplerinin belli sermayelendirme
hedeflerini kendileri karşılaması halinde TMSF’nin sağlıklı bankalara
sermaye ve sermaye benzeri kredi vermesine imkan veren bir kamu destek
programı eşlik edecektir. Sözkonusu program özel sermaye katkılarını
azamileştirmeyi, kamuya maliyeti en aza indirmeyi ve bankacılık sektörünün
daha da rasyonelleştirilmesini hedeflemektedir. Bankacılık sektörü
sağlıklı hale geldiğinde genel garanti önceden bilgi verilmek suretiyle
kaldırılabilir.
- Bankaların
kredi portföylerinin özenli bir biçimde değerlendirilmesi yeni destek
programının önemli bir unsuru olup, yatırımcıların ve Hükümetin gerekli
yeni sermayeyi bankacılık sistemine enjekte etmeleri imkanını verecek
açık bir temel sağlayacaktır. BDDK değerlendirmelere esas olacak
ilkeleri, standart kriterlerin kullanılmasını da içerecek bir şekilde,
2002 yılının Ocak ayında belirlemiş olacaktır (ön koşul). Kredi
portföylerinin, teminatların ve diğer bazı risklerin hedefe yönelik
olarak değerlendirilmeye tabi tutulması bankaların mevcut dış denetçileri
tarafından gerçekleştirilecek olup, 2002 yılının Mart ayı sonuna kadar
tamamlanacaktır. Belirlenen ilkelerin uygulandığını teyid etmek ve
sürecin doğru işlemesini sağlamak amacıyla üçüncü taraf olarak denetim
firmaları BDDK tarafından 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar atanacaktır
(yapısal kriter). BDDK, denetleme sonuçlarının nihai değerlendirmelerini
2002 yılı Nisan ayı sonuna kadar tamamlayacak ve bu değerlendirme
sonuçlarının ışığında bankalara yapılması gereken işlemleri yazılı
olarak 15 Mayıs 2002 tarihine kadar bildirecektir (bahsedilen ikinci
husus ikinci gözden geçirme için ön koşuldur). Denetlemeler sonucunda
herhangi bir zarar ortaya çıkması halinde, bu zararlar tamamen mevcut
hisselere yansıtılacaktır. Denetleme sonuçları bankaların 2002 Haziran
sonu bilançolarına yansıtılacaktır.
- Kamu
sermaye desteği, banka sahiplerinin sermayelerini belirli seviyeye
yükseltmeye hazır olduğu sıhhatli özel bankalara sağlanacaktır.
Sözkonusu destek bir defaya mahsus olarak sağlanacaktır. TMSF, sıhhatli
bankalara, banka sahiplerinin ana sermaye katkıları oranında sermaye
sağlayabilecektir. 2001 yılında nakit olarak sağlanan sermaye katkıları,
negatif net değeri ortadan kaldırmak için konulan tutarlar dışında
banka sahipleri tarafından konulan sermaye olarak kabul edilecektir.
TMSF sermaye katkısı, bu bankaların çoğunluk hissedarları tarafından
rehne konulacak hisseler karşılığında yapılacaktır. Ayrıca, bu programa
katılan bankalar, TMSF’ye, TMSF’nin hissedar olduğu süre zarfında,
kurulda temsil hakkı ve veto hakları verecek; ve kar dağıtımına ilişkin
kısıtlamalara uyacaktır. TMSF desteğini haiz olabilmek için bir banka
ya da birleştirilecek bankalar grubu toplam bankacılık varlıklarının
en az %1 oranında piyasa payına sahip olmak zorundadır. Mali bünyesi
sağlıksız ya da sermayesi büyük ölçüde yetersiz durumda olup da sözkonusu
programa katılmak için yeterli sermaye artışı yapamayan bankaların
olması halinde bunlar BDDK ve TMSF tarafından devralınacak ve çözüme
kavuşturulacaktır. Sermaye desteğine ek olarak, ana sermayesi en az
%5 olacak şekilde sermaye yeterlilik oranına sahip bankalar sermaye
yeterliliği standart rasyosu % 9’a çıkarılana kadar TMSF tarafından
yapılabilecek hisse senedine çevrilebilir sermaye benzeri krediye
(katkı sermaye) hak kazanabileceklerdir. Program, BDDK tarafından
TMSF ile ortak olarak yürütülecek olup, programa dahil olma başvuruları
2002 yılı Mayıs ayı sonuna kadar yapılmalıdır. Bankalar sözkonusu
programa katılmak için hazırlıklarını, değerleme incelemeleri sürmekteyken
yapacak olup, program 2002 yılı Haziran ayı sonuna kadar tamamlanacaktır.
- Yukarıda
anlatılan programın yasal çerçevesi ve ilgili düzenlemeler Ocak 2002’de
yürürlüğe girecektir (ön koşul). 10 Ocak 2002 tarihinde
ilgili yasal değişiklikler Meclis tarafından kabul edilmiştir. Yasal
değişiklikler yürürlüğe girdiğinde, ortakların genel kurul toplantısına
çağrılmasına, mevcut sermayenin zararlar tutarında azaltılmasına ve
yeni sermaye konmasına ilişkin süratlendirilmiş prosedürler ile destek
programına ilişkin tüm hususlarla ilgilenmek için özel bir mahkemenin
yetkili kılınması ve ortakların ve diğer tarafların programın uygulanmasını
engelleme olanaklarının sınırlandırılmasını içerecektir. Sözkonusu
değişiklikler aynı zamanda, kamuya olan maliyeti en aza indirecek
çözümlere ulaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla, kronik olarak ve ciddi
boyutta sermaye yetersizliği içerisinde olan bankalara, mali bünyesi
sağlıksız hale gelmeden önce BDDK’nın müdahale etme ve TMSF’nin kontrolü
ele alma şartlarını da daha kesin hale getirecektir. TMSF’nin ortaklık
hakları ve TMSF’nin programdan çıkma koşulları da dahil olmak üzere
programın ayrıntıları, BDDK tarafından düzenlenecek ve 2002 yılı Ocak
ayında ilan edilecektir. Hukuki işlemlerin karmaşıklığı gözönüne alındığında
BDDK, gerekli gördüğü takdirde kamu sermaye desteği planının tasarlandığı
doğrultuda uygulanmasını teminen hukuki danışmanlık hizmetlerine başvuracaktır.
- TMSF
tarafından devralınan bankaların süratli bir biçimde çözüme kavuşturulmasına
yönelik taahhüdümüz devam etmektedir. Tasfiye edilmeleri mahkemelerce
durdurulmuş olan 2 banka dışında 2001 Kasım ayından önce devralınan
tüm TMSF bankaları 2001 yılı sonuna kadar çözüme kavuşturulmuştur
(böylelikle bu ön koşul yerine getirilmiştir). Sözkonusu bankaların
mevduatlarının ve buna karşılık gelen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin
diğer bankalara ihale yöntemi ile satılması başarıyla gerçekleştirilmiştir.
Çoğu bankalararası piyasa yükümlülükler ve buna karşılık gelen Devlet
İç Borçlanma Senetleri Ziraat Bankası’na transfer edilmiştir. Ancak,
TMSF, işlemleri varlık yönetimi amaçlı olarak sınırlandırılmış, az
sayıda şube ağı ve çalışana sahip, mevduat kabul etmeyecek küçük bir
geçiş bankası barındıracaktır. Sözkonusu banka, TMSF vasıtasıyla sermayelendirilecektir.
TMSF bankalarının kalan varlıkları ve yükümlülükleri ise TMSF’nin
Tahsilat Birimine aktarılmış bulunmaktadır. 2001 yılı Kasım ayında
devralınan orta büyüklükteki banka ise şu anda satışa çıkarılmış olup,
nihai olarak çözüme kavuşturulmasına ilişkin yöntem 2002 Şubat ayına
kadar belirlenecek ve uygulanmaya başlanacaktır.
- TMSF,
tahsil edilemeyen kredileri ve teminatları çözüme kavuşturmak amacıyla
büyük gayret gösterecektir. TMSF, bir danışman firmanın yardımı
ile sözkonusu varlıkların çözüme kavuşturulmasına ilişkin bir strateji
ve prosedürler geliştirmekte olup, büyük miktarlardaki sorunlu varlıkların
çözümlenmesi amacıyla ilave personel işe almaktadır. İşlemlerinin
karmaşıklığı ve Hazine’den temin etmekte olduğu büyük miktardaki fonlar
gözönüne alındığında, TMSF işlemlerinin şeffaf olması büyük önem arz
etmektedir. Bu nedenle TMSF, 2002 Mart ayı sonundan başlamak üzere
aylık bilanço hazırlayacak ve senelik periyodlarla dış denetime tabi
olacaktır. 2001 yılına ilişkin dış denetim, 2002 Nisan ayı sonuna
kadar tamamlanacaktır. (yapısal kriter)
- Yasal
çerçeve ve düzenlemenin daha da kuvvetlendirilmesine yönelik bir dizi
tedbir alınacaktır:
- Kredi
sınıflandırılması, tahsil edilemeyen kredi karşılıkları ve teminatların
değerlendirilmesine ilişkin yasalar ve düzenlemeler, 2002 yılı Haziran
ayı sonuna kadar portföylerin gözden geçirilmesinin ardından gerektiği
şekilde değiştirilecektir. İlk adım olarak, tahsil edilemeyen kredi
karşılıklarına ilişkin halihazırda yürürlükte bulunan dört yıllık
geçiş kuralını derhal ortadan kaldıracak yasal değişiklik ön koşul
olarak, 2002 Ocak ayında Meclis’ten geçirilecektir.
- 1 Ocak
2002 itibariyle sermaye yeterlilik oranının hesaplanması dahil piyasa
risklerine ilişkin banka bazında sermaye ihtiyaçları ile iç kontrol
ve risk yönetimi sistemlerinin izlenmesine ilişkin iki önemli düzenleme
yürürlüğe girmiştir. Dahası, Uluslararası Muhasebe Standartları (IAS)
ile uyumlu, yeni bir muhasebe sisteminin deneme mahiyetinde uygulanmasına
2002 yılı Ocak ayında başlanılacaktır (ön koşul). Bilanço-dışı
repo işlemlerinin bankaların bilançolarına dahil edilmesi 2001 yılı
Aralık ayında ilan edilmiş olup, 1 Şubat 2002 tarihi itibariyle yürürlüğe
girecektir. 1 Temmuz 2002 tarihinde yürürlükte olacak şekilde, piyasa
risklerine ilişkin sermaye ihtiyaçları, sermaye yeterlilik oranı hesaplanırken
konsolide bazda dahil edilecektir. Buna ilaveten, deneme uygulamasının
ardından BDDK uygulama sonuçlarını değerlendirecek ve bankaların 2002
sonu bilançolarını Uluslararası Muhasebe Standartları’yla uyumlu olarak
oluşturabilmelerini teminen, 2002 Haziran sonuna kadar yeni muhasebe
standartlarına ilişkin gözden geçirilmiş bir düzenleme yayımlayacaktır.
(2002 yılı Haziran sonuna ilişkin yapısal performans kriteri)
.
- Raporlama
yükümlülükleri, bağımsız değerlendirmelerin bulguları doğrultusunda
geliştirilecek olup, 2002 Haziran sonu itibariyle raporlamanın kaliteli
ve zamanında yapılması sıkı bir şekilde takip edilecektir.
Şirket
Borçlarının Yeniden Yapılandırması
- Şirket
borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin çerçeve, bankacılık
sektöründeki yeniden yapılandırmaları tamamlamak amacıyla güçlendirilmektedir.
Mevcut yasal, yargısal ve kurumsal çerçeve gerekli yapılandırmaların
boyutlarına göre yetersiz kalmaktadır. İlk adım olarak, şirketlerin
birden çok sayıdaki orta ve büyük ölçekli kreditörlere olan yükümlülüklerinin,
her bir şirket için ayrı ayrı değerlendirilmesi için Ocak 2002’de
serbest piyasa temelli gönüllü bir yaklaşım (“İstanbul Yaklaşımı”)
uygulanmaya başlanılacaktır. Bankalar Birliği çatısı altında, bu konudaki
ilerlemeleri takip etmek üzere bir Teknik Sekreterya ve anlaşmazlıkları
çözmek amacıyla da bir Tahkim Paneli oluşturulmuştur. Halk Bankası,
kendi sorumluluk alanındaki kredileri, piyasa koşulları üzerinden,
yeniden müzakere etmekte ve yine piyasa koşulları üzerinden küçük
ve orta ölçekli şirketlere kredi sağlamaktadır. Borçların yeniden
yapılandırılması sürecinin hızlandırılması gereği karşısında, 2002
yılı başında, Hazine’nin çatısı altında birden çok kurumun üyeliği
ve özel sektörün de katılımı ile bir Koordinasyon Komitesi oluşturulacaktır.
Bu Komite, şirket borçlarının yeniden yapılandırılması sürecini kolaylaştırmak
ve izlemek ile sorumlu olmanın yanısıra, bu süreçteki olası engelleri
saptayarak, engellerin ortadan kaldırılması için teklifler getirecektir.
- Şirket
borçlarının yeniden yapılandırılmalarının kolaylaştırılması için iflas
ve tasfiye çerçevesi kapsamlı biçimde gözden geçirilmekte olup, gerektiği
gibi yeniden düzenlenecektir. Bu çalışma halihazırda devam eden,
Medeni Kanun ve Ticaret Hukuku mevzuatının AB kural ve direktifleri
ile uyumlandırılmak üzere modernize edilmesi çalışmalarını tamamlayacaktır.
Türkiye’de uygulanan iflasa ilişkin çerçeve üzerinde Dünya Bankası
tarafından hazırlanmakta olan Standart ve Kuralların Karşılanması
Raporu’nun Ocak 2002’de tamamlanması beklenmektedir. Adalet Bakanlığı
bu raporun bulgularına ve mevcut reform tekliflerine dayanarak bir
hareket planı hazırlayacak olup, İcra ve İflas Kanunu’nda yapılması
gerekecek değişiklikleri belirlemek üzere bir Komisyon oluşturacaktır.
Mahkemelerin kapasitelerinin artırılması için yargı sistemine ilişkin
idari prosedürlerin iyileştirilmesi hususunda gereken destek de sağlanacaktır.
- Şirketlerin,
özellikle de büyük şirket gruplarının, mali raporlamaları iyileştirilecek
ve şirket yönetişim standartları güçlendirilecektir. Sermaye Piyasası
Kurulu (SPK) enflasyon muhasebesine ilişkin hükümler de dahil olmak
üzere uluslararası muhasebe standartlarını 1 Ocak 2003 tarihine kadar
uygulamaya koyacaktır. SPK, 2002 yılı Mart ayı sonundan itibaren şirket
gruplarının konsolide mali raporlarını sunmalarını zorunlu kılacak
olup, bu grupların mali durumlarını takip etmek üzere bu konuya odaklanacak
bir birim oluşturacaktır. Aynı tarihten itibaren, SPK ayrıca, finansal
iştirakleri olan şirket gruplarının konsolide grup raporlarını sunmalarını
da zorunlu kılacak olup, bu raporları BDDK’ya iletecektir.
Kamu
Sektörü Reformu
- Konsolide
bütçenin mali yapısı iddialı kamu sektörü reform programımızın uygulanmasıyla
önemli ölçüde güçlendirilecektir. Özellikle, harcamaların etkinliğinin
artırılması hedeflenecek (daha az kaynakla daha fazla iş yapılmasına
imkan sağlanacaktır), vergi sistemi (vergi tabanını genişletmek ve
daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla) ve kamu hizmetleri (etkinliği
artırmak ve kamu hizmetinin kalitesini iyileştirmek amacıyla) reforma
tabi tutulacaktır. Bu adımların toplumun en fakir kesimi üzerindeki
etkilerini gidermek amacıyla sosyal harcamalar artırılacak ve hedeflere
daha iyi yönlendirilmeleri sağlanacaktır (43 sayılı paragrafa bakınız).
- Konsolide
bütçeye ilişkin temel reform çabaları şu hususları içerecektir:
- Harcamaların
etkinliğini artırmak amacıyla, satın alma yöntemleri geliştirilecek
ve kamu yatırım programı rasyonelleştirilecektir. Birleşmiş Milletler
standartları (UNCITRAL) ile uyumlu Kamu İhale Kanunu 4 Ocak 2002 tarihinde
Meclis tarafından kabul edilmiştir (böylelikle bu ön koşul yerine
getirilmiştir). Müteakiben sözkonusu Kanun’un 1 Ocak 2003 tarihinden
itibaren yürürlüğe girebilmesini teminen, bağımsız bir ihale kurumunun
2002 yılı Mart sonuna kadar oluşturulması (yapısal kriter)
ve ilgili kanun ve düzenlemelerin yeni çerçeveyle uyumlu hale getirilmesi
amacıyla değiştirilmesi de dahil olmak üzere, gerekli çalışmalara
derhal başlanacaktır. Kamu ihalelerinde rekabeti ve şeffaflığı daha
da artırmak amacıyla, Kamu İhale Kanunu’nda yapılacak değişikliğin
Meclis tarafından 2002 yılı Mayıs ayı sonuna kadar onaylanması beklenmektedir.
Bu suretle, (i) Kanun’da öngörülen eşik değerlerin reel olarak uluslararası
en iyi uygulamalar ile uyumunun sağlanması ve (ii) eşik değerlerin
altındaki seviyeler için asgari tedarik süresinin uzatılması öngörülmektedir
(ikinci gözden geçirme için ön koşullar). Kamu yatırımları
2002 yılı mali çerçevesi içerisinde, (5,047 proje içerisinden) 353
ana projenin ve 649 yan projenin listeden çıkarılması ve hem tahmin
edilen maliyetlerin hem de tamamlanma sürecinin %20 oranında kısaltılmasıyla
rasyonel hale getirilmiştir. Kaydedilen bu gelişmenin devamında, aşamalı
olarak kaldırılacak projelerin kapsamlı bir listesi, 2003 bütçesinde
gerekli kararların verilebilmesine imkan verecek bir zaman dilimi
içerisinde hazırlanacaktır.
- Vergi
sistemini reforma tabi tutmak amacıyla Bakanlar Kurulu’nca 2002
Ocak ayında onaylanacak olan üç yıllık iddialı bir plan hazırlanacaktır
(ön koşul). Sözkonusu plan, vergi reformunun 2002 yılında hayata
geçirilmesine yönelik iki aşamadan oluşacaktır. İlk aşama, gelirleri
etkilemeksizin 2002 Nisan sonunda yasalaşacak şekilde (yapısal
kriter) dolaylı vergi sisteminin basitleştirilmesi, ve nominal
faiz geliri üzerinden alınan vergilerin bozucu etkilerinin azaltılması
üzerinde yoğunlaşacaktır. Vergi reformunun ikinci aşaması ise (1 Ocak
2003 tarihinde yürürlüğe girmek üzere) dolaysız vergi sisteminin reformundan
oluşacaktır. Sözkonusu reformun ikinci aşamasına ilişkin yasal düzenleme,
2002 Ekim ayı sonuna kadar Meclis’e sunulacaktır (yapısal kriter).
Dolaysız vergilere yönelik önceliklerimiz şunlar olacaktır : (i) yatırım
gelirleri üzerindeki vergilerin uyumlulaştırılması; (ii) vergi sistemindeki
dışsal enflasyon ayarlamalarının rasyonelleştirilmesi; (iii) yatırım
teşvik sisteminin rasyonel hale getirilmesi; ve (iv) gelir vergisi
karşılığında vergi kredisi uygulamasında reforma gidilmesi. Sözkonusu
plan aynı zamanda vergi idaresinin (teknik yardım ihtiyacı da dahil
olmak üzere) reforma tabi tutulmasını içermektedir. Planın daha etkin
uygulanabilmesini teminen vergi idaresi Dünya Bankası ile ortak yürütülen
çalışma doğrultusunda yeniden organize edilecektir. Sözkonusu uygulamaya
ilişkin koşulsallık programın birinci gözden geçirilmesi esnasında
belirlenecektir.
- Kamu
hizmetlerini reforma tabi tutmak amacıyla 2002 sonuna kadar Bakanlar
Kurulu bir kamu hizmetleri reform stratejisini kabul edecektir. Hazırlık
çalışmalarının bir parçası olarak, kamu işlevlerinin gözden geçirilmesi
amacıyla 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar bir Bakanlar komitesi oluşturulacak
olup, sözkonusu gözden geçirme 2002 yılı Eylül ayı sonuna kadar tamamlanacaktır.
Bu tarihe kadar, genel kamu sektörü ve KİT istihdam düzeyini üçer
aylık bazda izleyecek bir entegre sistem hayata geçirilecektir (yapısal
kriter).
- Kamu
kaynaklarının kullanımında ve mali durumunda en büyük iyileşmenin,
başta etkin işlemeyen KİTlerde olmak üzere, aşırı istihdam düzeyinin
aşağı çekilmesinden kaynaklanması beklenmektedir. Sözkonusu durum,
kamu kesimindeki fiyatların büyük ölçüde artırılması ihtiyacını azaltarak
enflasyonu düşürmeye yardımcı olacak, kamu teşebbüslerinin etkinliğini
artıracak, ve birçok durumda özelleştirmeye yönelik zeminin oluşturulmasına
katkı sağlayacaktır. 3 Aralık 2001 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile
de desteklendiği üzere, kamu işçileri için gönüllü emeklilik planı
halihazırda başlatılmış bulunmaktadır. 15,000 çalışan 2002 Ocak ayı
ortasına kadar emekli edilmiş ya da emekli edilecekleri tebliğ edilmiş
olacaktır (ön koşul). Ayrıca, (Dünya Bankası’nın yardımı aracılığıyla)
Türk Telekom A.Ş.’deki ve Özelleştirme İdaresi portföyünde yer alan
şirketlerdeki fazla istihdam belirlenmiş olup, sözkonusu işçilere
gönüllü emeklilik teklifi sunulacaktır. Sözkonusu teklifi kabul eden
işçilerin en geç 2002 Mart ayı sonuna kadar emekli edilmeleri sağlanacak
ve gerekli ödemeler gerçekleştirilecektir. Aynı zamanda 2002 Ocak
sonuna kadar; (i) KİT’lerdeki tüm fazla istihdam ve kadrolar (önceki
analizlerimiz gözden geçirilerek ve kapsamı genişletilerek) saptanacak
ve (ii) tüm açık, doldurulmamış, atıl kadrolar ortadan kaldırılacaktır
(Birinci Gözden Geçirmeye ilişkin ön koşullar). Gönüllü
emeklilik teklifleri ve sadece gerekli görüldüğü takdirde işten çıkarmalar
vasıtasıyla, Haziran sonuna kadar fazla işçi sayısı üçte bir oranında
ve 2002 Ekim sonuna kadar kümülatif olarak üçte iki oranında (ikinci
hüküm bir yapısal performans kriteridir) azaltılacaktır. 2003
Haziran sonuna kadar, kalan fazla istihdam aşamalı olarak azaltılacaktır.
Fazla istihdamı azaltmaya yönelik bu hedef uyarınca hiçbir yeni işe
alıma izin verilmeyecek ve boşalan ilgili kadrolar süratli bir biçimde
iptal edilecektir. KİT’lerin sözkonusu programa bağlı kalmaları üçer
aylık periyodlar halinde denetime tabi olacaktır. Sözkonusu hedeflere
ulaşmaya yönelik ilerlemeler, aynı zamanda programın ilk gözden geçirmeleri
esnasında değerlendirilecek başlıca hususlardan biri olacaktır. Sözkonusu
eylem ile uzun dönemli finansal tasarruf sağlanacak olması nedeniyle
bu hareket planının net maliyeti (ödenecek kıdem tazminatlarından
ücret ödemelerinin sona ermesiyle elde edilecek tasarrufun çıkarılması),
1,25 katrilyon TL’ye kadar, 2002 yılına ilişkin faiz dışı fazla hedefimiz
kapsamında değerlendirilmeyecektir.
- Tüm
mali kontrol mekanizması, maliye politikasının yasal çerçevesinin
güçlendirilmesi, kamu mali hesapların birleştirilmesi ve mali şeffaflık
reformlarının derinleştirilmesi yoluyla geliştirilecektir:
- Maliye
politikasının yasal çerçevesinin güçlendirilmesi amacıyla (i) Kamu
Borçlanma Kanunu kabul edilecek ve bu Kanunu destekler nitelikte iki
genelge yayımlanacaktır (Birinci Gözden Geçirmeye ilişkin ön koşullar)
ve (ii) 2002 yılı Haziran ayı sonuna kadar uluslararası standartlarla
uyumlu nitelikleri haiz Mali Yönetim ve İç Kontrol Kanunu Meclis’e
sunulacaktır (yapısal kriter). Mali Yönetim ve İç Kontrol Kanunu
bütçeleme, muhasebeleştirme, şeffaflık ve iç ve dış kontrolü kapsayacaktır.
- Kamu
mali hesapların birleştirilmesi sürecine devam edilmesi amacıyla,
2001 yılı sonu için orijinal olarak belirlenmiş hedefe ulaşılmasını
teminen 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar (yapısal kriter) 548
döner sermaye daha (kalan 1981 döner sermaye arasından) kapatılacaktır.
Aynı zamanda, 3418 sayılı Kanun kapsamında yer alan harcama ve gelirler
Meclis’e sunulacak ve 2003 yılı Bütçe Taslağı’na dahil edilecektir.
(17 Ekim 2002 tarihi itibariyle yapılması yapısal kriter). Bu
kanun ve 4306 sayılı Kanun kapsamındaki tahsisli gelirler de benzer
şekilde kaldırılacaktır. Aynı zamanda kalan 4 bütçe dışı fonun (Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, Savunma Sanayii Destekleme
Fonu, Tanıtma Fonu ve Özelleştirme Fonu) işlemlerine yönelik şeffaflık
artırılacaktır. 2002 Temmuz ayı itibariyle sözkonusu fonları düzenleyen
kanuni hükümler bütçelerinin Meclis tarafından onaylanmasına, hesaplarının
dış denetime tabi olmasına (ve Meclis’e raporlanmasına), ve sözkonusu
fonların hesaplarının konsolide bazda, konsolide bütçe hesaplarıyla
birlikte aylık raporlanmasına olanak verecek şekilde değiştirilecektir
(yapısal kriter). İleriye yönelik olarak, kalan tek bütçe fonu
(Destekleme Fiyat İstikrar Fonu) üç yıl içerisinde Dünya Bankası’nın
Tarım Reformu Uygulama Projesi sonuçlandığı zaman kapatılacaktır.
- Mali
şeffaflığı artırmak amacıyla Meclis’e sunulacak 2003 yılı Bütçe Taslağı’na
(i) garantili borçlara ilişkin borç verme eksi geri ödeme ödeneği
konulacak ve (ii) muhasebeleştirme ve kodlama reformları tüm konsolide
bütçeli kuruluşları kapsayacak ve diğer genel kamu kesimi birimlerinde
pilot bazda uygulanacak biçimde genişletilecektir (17 Ekim 2002
tarihi itibariyle yapılmaları yapısal kriter). Ayrıca, 2002 yılı
Mart ayı sonuna kadar 2001 yılı sonu itibariyle ödeneklerin üstündeki
taahhütlere ilişkin bir anket tamamlanacaktır (yapısal kriter).
- Sosyal
harcamalar artırılacak ve sosyal harcamaların hedefini daha iyi bulması
sağlanacaktır. 2002 yılında sosyal harcamalar reel bazda zaten
ciddi biçimde artırılmaktadır. Ek olarak, kamu sektöründeki istihdam
azaltılmasının etkisi, (Dünya Bankası’nca desteklenen Özelleştirme
Sosyal Destek Projesi altında yer alan) iş gücünün istihdam alanlarının
daha verimli olacak biçimde değiştirilmesi ve yeniden istihdam edilmesi
programı vasıtasıyla ve ödemeleri 2002 yılında başlayacak olan işsizlik
sigortasıyla (böylece yeterli kıdem tazminatına hak kazanamayan işçiler
korunmuş olacaktır) giderilmeye çalışılacaktır. Diğer temel öncelikler:
(i) çiftçilere verilen doğrudan gelir desteğine ayrılan kaynakların
artırılması (bunu desteklemek için 2003 yılında tüm tarımsal prim
ödemeleri kaldırılacaktır) ve (ii) Dünya Bankası’nca desteklenen ve
en fakir hane halkına giden sosyal güvenlik ağı kaynaklarının artırılmasını
amaçlayan Sosyal Riskin Azaltılması Projesi’nin bütünüyle uygulanabilmesi
olacaktır.
Özel
Sektörün Rolünün Artırılması
44.
Program, özel sektör gelişiminin teşvik edilmesine özel önem vermektedir.
Bu kapsamda, Dünya Bankası’nın yakın işbirliği ile geliştirilen ana
öğeler, şirketlerin özelleştirilmesini, yerli ve yabancı yatırımların
teşvik edilmesini, iyi yönetişimin ve şeffaflığın geliştirilmesini
kapsamaktadır. Kamuoyuna ve yatırımcılara ekonominin gerçek anlamda
yeni bir yapıya kavuşma sürecinde olduğunun vurgulanması amacıyla
iletişim politikası da geliştirilecektir.
45.
Özelleştirme stratejisi, özelleştirme kapsamındaki tüm büyük şirketlerin
satılmasına ilişkin hazırlık çalışmalarının 2002 yılında tamamlanmasını
amaçlamaktadır. Özelleştirilmeleri için teknik hazırlıkları halihazırda
tamamlanmış olan TÜPRAŞ ve POAŞ’ın özelleştirilmesinin yanısıra, 2002
yılında Türk Telekom, Tekel, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş., THY,
ERDEMİR, EUAŞ, TEDAŞ, BOTAŞ ve kamuya ait arazilerin özelleştirilmesine
ilişkin tüm hazırlık çalışmalarının tamamlanmasını taahhüt etmekteyiz.
Ayrıntılı olarak;
- Kesin
zamanlaması piyasa koşullarına bağlı olmakla birlikte, Özelleştirme
İdaresi’nin POAŞ’ın halka arzının 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar,
TÜPRAŞ’ın halka arzının 2002 yılı Haziran ayı sonuna kadar gerçekleştirmesi
beklenmektedir. Bu, TÜPRAŞ’ın devlete ait hisselerini %50’nin altına
düşürecektir. Özelleştirme İdaresi ayrıca, piyasa koşulları elverdiği
anda, THY’nın birincil halka arzını gerçekleştirmeye hazırdır.
- Hükümet,
Aralık 2001’de Türk Telekom için Özelleştirme İhale Komisyonu atamıştır.
Komisyon’un orijinal olarak belirlenen 2001 yıl sonuna kadar revize
edilmiş bir özelleştirme planı hazırlaması mümkün olmamasına rağmen,
Nisan 2002’de böyle bir planın Bakanlar Kurulu tarafından
kabul edilmesi sağlanacaktır (İkinci Gözden Geçirme için ön koşul).
Halihazırda uluslararası danışmanların yardımı ile hazırlanmakta olan
şirketleşme planı, özelleştirme planı için altyapı sağlayacaktır.
- Tütün
Kanunu 3 Ocak 2002 tarihinde Meclis tarafından kabul edilmiştir (böylelikle
bu ön koşul yerine getirilmiştir). Bir sonraki aşama olarak, TEKEL
için bir özelleştirme planı hazırlanacak ve Eylül ayı sonuna kadar
Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilecektir. (Dördüncü Gözden
Geçirmeye ilişkin ön koşul)
- Türkiye
Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin özelleştirilme çalışmaları, ilk adım olarak
2002 Mayıs ayına kadar bir özelleştirme planının kabulü suretiyle
sürdürülecektir. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ve TEKEL’in başarılı
bir şekilde özelleştirilmesinin öncesinde büyük çaplı operasyonel
yeniden yapılandırma gereklidir, bu kapsamda, Dünya Bankası ile yakın
işbirliği içinde çalışılarak operasyonel yeniden yapılandırmalar hayata
geçirilecektir.
- Elektrik
sektöründe, mevzuatın açıklığa kavuşturulmasına bağlı olarak, işletme
devir hakkı sözleşmeleri askıya alınmış tüm projelerin derhal feshedilmesini
sağlayacak bir Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2002 yılı Ocak ayında kabul
edilmesi beklenmektedir. 2002 yılı Mart ayına kadar, Enerji Bakanlığı,
hangi elektrik varlıklarının özelleştirileceğini Özelleştirme İdaresi’ne
bildirecektir ve 2002 yılı Nisan ayına kadar dağıtım şirketleri için
ön yeterlilik ihalesi yapılacaktır.
- Doğal
gaz dağıtım şirketlerinin, Özelleştirme İdaresi’ne devrinin 2002 yılı
Mart ayına kadar tamamlanması beklenmektedir.
- Özelleştirme
İdaresi, lisansları ETİ Holding’den devralınır alınmaz, portföyünde
bulunan ETI Krom A.Ş., ETI Elektrometalurji A.Ş., ETI Gümüs A.Ş.’nin
satış çalışmalarını başlatmaya hazırdır.
- Özelleştirme
İdaresi, portfoyündeki ERDEMİR ile turizm ve gübre üretim varlıklarının
satış çalışmalarına devam edecektir. Özelleştirme idaresi portföyündeki
küçük ve orta ölçekli şirketlerin satış çalışmalarına da devam edecektir.
- Son
olarak, 2001 yılında kamu arazi satışlarının artırılması amacıyla
gösterilen çabalar (yasal değişiklikler ve basitleştirilmiş prosedürler
de dahil olmak üzere) artırılarak sürdürülecektir. Anayasal sorunların
yapılan yasal değişiklikleri öngörülenden daha az etkili kılması nedeniyle,
kamu arazi satışlarının önündeki kalan engellerin en iyi hangi şekilde
kaldırılabileceğini değerlendirmek üzere bir çalışma başlatmış bulunuyoruz.
- Türkiye’nin
yerli ve yabancı yatırımcılar için çok daha cazip bir ülke olması
amaçlanmaktadır. 2001 yılının ortasında son şekli verilen Yabancı
Yatırımlar Danışmanlık Hizmetleri (FIAS) raporunda belirlenen adımların
takibi kapsamında yapılacakların listesi, Bakanlar Kurulu’na gönderilmiştir
ve Ocak 2002’de kabul edilmesi beklenmektedir (ön koşul). Sözkonusu
eylem planı kapsamında tasarlandığı gibi:
- Yabancı
Yatırımlar Danışmanlık Hizmetleri Biriminin bulguları ile uyumlu olarak
hazırlanan doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin yeni bir yasa tasarısı
2002 yılı Mayıs ayı sonuna kadar Meclis’e sunulacaktır (yapısal
kriter);
- Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan çalışma izinlerine
ilişkin yasa tasarısı 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar Meclis’e sunulacak
ve yeni Kanun Meclis tarafından onaylanır onaylanmaz, yabancı sermayeli
şirketler tarafından yabancı personel istihdam edilmesine ilişkin
uygulama prosedürleri ile ilgili bir genelge 2002 yılı Nisan ayı sonuna
kadar yayımlanacaktır;
- Yatırım
teşviği almak için gerekli belgelerin sayısının azaltılmasına ilişkin
mevzuat 2002 yılı Şubat ayı sonuna kadar tamamlanacaktır;
- Gümrüklerdeki
işlemlere ilişkin olarak, çalışanların ahlaki görev ve uygulama esasları
2002 yılı Şubat ayı sonuna kadar oluşturulacak ve uygulamaya konulacaktır;
ve
- Türk
Patent Enstitüsü’nü güçlendirecek yasal değişiklikler 2002 yılı Ocak
ayı sonuna kadar Bakanlar Kurulu’na sunulacaktır.
- İyi
yönetişimin ve şeffaflığın geliştirilmesine büyük önem verilmektedir.
Bu amaçla, Bakanlar Kurulu, 2002 yılı Ocak ayı sonuna kadar şeffaflığı
artıracak ve haksız kazanç sağlamaya yönelik faaliyetlerle mücadele
edilmesini sağlayacak bir strateji kabul edecektir (yapısal kriter).
2002-2004 program süresinin geri kalanı için daha ileri somut
adımlar bu planı baz alarak belirlenecek ve sonraki program gözden
geçirmelerine program koşulu olarak dahil edilecektir.
- Son
olarak, programın hedef ve politikalarının anlatılmasına ilişkin strateji
daha da geliştirilecektir. Bu amaçla, Şubat ayına kadar bir Yatırımcı
İlişkileri Ofisi kurulacaktır. Bu ofis, Türk yetkilileri ile yerli
ve uluslararası yatırımcı toplulukları arasında iki taraflı iletişimin
merkez noktası olarak görev yapacak ve Hazine Müsteşarlığı’nın kalıcı
nitelikteki bir birimi olacak şekilde kurulacaktır. Buna ilaveten,
Türkiye ve yurtdışındaki iş dünyasının önemli temsilcilerinden oluşan
bir Yatırım Konseyi kurulacaktır. İlk toplantısını 2002 yılının ortalarında
gerçekleştirmesi beklenen bu Konsey, Türkiye’nin yatırım yapılacak
cazip bir ülke olmasının sağlanması konusunda tavsiyelerde bulunacak
ve düzenli aralıklarla toplanacaktır. Ek olarak, Hazine’nin, Merkez
Bankası’nın ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun son zamanlarda
ekonomik program kapsamında kendi alanlarına ilişkin politikaları
anlatmak amacıyla gösterdikleri yoğun çabalar, Hazine tarafından düzenli
olarak (iki ayda bir) basın toplantıları düzenlenmesi yolu da dahil
olmak üzere, daha da güçlendirilecektir.
İyi
dileklerimizle,
Kemal
DERVİŞ
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı |
Süreyya
SERDENGEÇTİ
Merkez Bankası Başkanı |
Yeni
Stand-by Düzenlemesi 2002-2004 18 Ocak 2002 tarihli Niyet Mektubu (.pdf)
Ekler
A. SEÇİLMİŞ GÖSTERGELER, 1999-2004 (.xls)
B. 2002 YILI KANTİTATİF PERFORMANS KRİTERLERİ ve
GÖSTERGE NİTELİĞİNDEKİ HEDEFLER (.pdf)
C. YAPISAL KOŞULLAR (.pdf)
D. KONSOLİDE KAMU SEKTÖRÜ FAİZ DIŞI DENGESİ
(.pdf)
E. DİĞER KAMU KURULUŞLARININ FAİZ DIŞI DENGESİ
(.pdf)
F. KONSOLİDE KAMU SEKTÖRÜ GENEL DENGESİ (.pdf)
G. HAZİNE BORÇ VERME EKSİ GERİ ÖDEME KALEMİ İÇİN
TEMEL PROGRAM (.pdf)
H. KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOĞUNA İLİŞKİN ÜST SINIRLAR
(.pdf)
I. ORTA VE UZUN VADELİ DIŞ BORÇ STOĞUNA İLİŞKİN
ÜST SINIRLAR (.pdf)
J. PARASAL HEDEFLER (.pdf)
K.NET ULUSLARARASI REZERV HEDEFLERİ (.pdf)
L. PROGRAM DÖVİZ KURLARI (.pdf)
|